11. Sınıf Dil Ve Anlatım Kitabı Cevapları

ankara belli estetik olay veya ya yani yazar yere zaman zamana 11. Sınıf Dil Ve Anlatım Kitabı Cevapları 11.sınıf Dil Anlatım Kitabı Cevapları 11.sınıf dil ve anlatım kitabı cevapları 11. sınıf..

11.sınıf Dil Ve Anlatım Kitabı Cevapları

Devamını buldukça ekleyeceğim.

sayfa 3
1. Soru : Bilimde sınıflandırmaya niçin ihtiyaç duyulmuştur?
Cevap : Bilgi alanının genişlemesi ile bilimde sınıflandırmaya ihtiyaç duyulmuştur. Bu sınıflandırmayla konuların birbirine bağlanması ve anlaşılması kolaylaşmıştır.
2. Soru : Sınıflandırma yapılırken nelere dikkat edilir?
Cevap : Sınıflandırma yapılırken amaç konuları birbirine bağlamak olduğu için konuların çeşitli yönlerden benzer özelliklerine ve ilişkilerine dikkat etmek gerekir.
3. Soru : Edebiyattaki “kurmaca” ve “gerçeklik”ten ne anlıyorsunuz?
Cevap : Edebiyatta gerçeklik; somut olarak var olan bir durumun hiçbir müdahaleye uğramadan ifade edilmesidir. Kurmaca ise, bu ifadeye duygu ve hayallerin katılmasıdır.
4. Soru : “Göstermeye bağlı türler” ve “anlatmaya bağlı türler” ifadeleri size neleri çağrıştırıyor?
Cevap : Göstermeye bağlı türler, bir olay veya durumun sahnede canlandırılmasına, anlatmaya bağlı türler de bu olay veya durumun yer, zaman, kişiler ve olay örgüsüne bağlanılarak anlatılmasına dayanır.
5. Soru : Dil, günlük hayatta daha çok hangi işlevde kullanılır?
Cevap : Dil günlük hayatta daha çok göndergesel işlevde kullanılır.

sayfa 5

1. Yukarıdaki metin “estetik zevk vermek” ya da “heyecan uyandırmak” için mi yoksa “bilgi vermek” için mi yazılmıştır? Açıklayınız.
Cevap : Verilen metin, yazarın lise yıllarında bulunduğu Ankara ve çevresi hakkında bilgi vermek amacıyla yazılmıştır. Yani yazar yaşadığı anılarını anlatmıştır.
2. Metinde verilen bilgilerin doğruluğunun yada yanlışlığının kanıtlanabilirliğini açıklayınız.
Cevap : Yazarın verdiği bilgileri belli bir yere ve zamana bağlaması bilgilerin kanıtlanabilirliğini ortaya koymuştur.
3. Metinde anlatım türlerinden hangilerinin kullanıldığını örnekle açıklayınız.
Cevap : Metinde yazar, yaşadıklarını anlatırken, öyküleyici anlatımdan, yaşadığı çevreyi anlatırken betimleyici anlatımdan yararlanmıştır.
“Yozgat’tan ayrıldıktan 5 gün sonra kimi yerlerde kala kala… Pencereleri, yapının genişliğine oranla küçük ve…” gibi cümleler bunlara örnek olabilir.

sayfa 8

1. Yazar, “Miras Keçe” hikayesini okuyucuya bilgi fermek amacıyla mı yoksa okuyucuyu kendi kurduğu dünyaya çekmek amacıyla mı yazmıştır?
Cevap : Yazari hikayeyi okuyucuyu kendi kurduğu dünyaya çekmek amacıyla yazmıştır.
2. “Eski Ankara” ile “Miras Keçe” metinlerini öğreticilik ve sanatsal işlevi yönünden karşılaştırınız.
Cevap : “Eski Ankara” metni bilgi vermek amacıyla yazılmış öğretici bir metin, “Miras Keçe” metni ise sanatsal işlevi olan kurmaca bir metindir.
3. “Eski Ankara” ve “Miras Keçe” metinlerinde kişi, zaman, mekan ve olaylarda değişiklik yapılıp yapılamayacağını belirleyiniz. Belirlediğiniz sonuçlar sizi öğretici ve sanatsal metinlerin hangi özelliğine götürmektedir?
Cevap : Öğretici metinler gerçekliği olduğu gibi, değiştirmeden verdiği için kişi, zaman, mekan ve olaylarda değişiklik yapılamaz. Kurmaca metinler ise var olan gerçekliğe sanatçının duygu ve hayallerini katmasıyla oluştuğu için bu unsurlarda değişiklik yapılabilir.
4. “Eski Ankara” ve “Miras Keçe” metinlerinden hangisinde üslup kaygısı söz konusudur?
Cevap : “Miras Keçe” metni sanatsal bir metin olduğu için üslup kaygısı ön plandadır.
5. Dil, “Miras Keçe” metninde ağırlıklı olarak hangi işlevinde kullanılmıştır?
Cevap : “Miras Keçe” metninde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevinde kullanılmıştır.
6. “Miras Keçe” metninde hangi anlatım türleri kullanılmıştır? Bu türlere örnekler veriniz.
Cevap : “Miras Keçe” metninde öyküleyici anlatım, coşku ve heyecana bağlı anlatım türleri kullanılmıştır.
“Sonra bir gün mutfakta çamaşırcının küçük iskemlesi üzerinde gördüm. Orada dört kat edilip bırakılmıştı… Adeta bacak bak üstüne atmıştı, gururlu bir hali vardı…” cümleleri bu türlere örnek verilebilir.
7. “Eski Ankara” ve “Miras Keçe” metinlerinin sorularına verdiğiniz cevaplardan hareketle öğretici ve sanatsal metinlerin özelliklerini maddeler halinde yazınız.
Cevap :
* Öğretici metinlerde amaç, okuyucuya bilgi vermektir.
* Sanatsal metinlerde amaç, yazarın okuyucuya kendi dünyasını yansıtmak istemesidir.
* Öğretici metinlerde üslup kaygı ön planda değildir.
* Sanatsal metinlerde üslup kaygısı ön plandadır.
* Öğretici metinlerde dil göndergesel işlevinde kullanılır.
* Sanatsal metinlerde de dil göndergesel işlevinde kullanılır.

10.Sayfanın Cevabı

1.soru…..anlatmaya ve ve göstermeye bağlı metinlerin ortak yönleri;metinlerin yapısının zaman,mekan,olay örgüsü ve kişiler unsurları üzerinde kurulması hem anlatmaya hem de göstermeye bağlı metinlerin birer edebi eser olmasıdır….farklı yönleri ise;anlatmaya dayalı metinlerin bir olayı ve durumu anlatmak göstermeye dayalı metinlerin göz önünde canladırmak yani göstermek amacıyla yazılmalarıdır.anlatmaya dayalı metinlerde tasvirlerine yer verilirken,göstermeye dayalı metinlerde parantez içi ifadelere yer verilir

2.soru…..göstermeye bağlı metinlerdekiparantez içi açıklamalar anlatmaya bağlı metinlerde kullanılmaz.bunların yerini tasvirler ve tahliller alır

3.soru…..metinde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.

sayfa 11

3. Etkinlik Tablo
Sözlü Anlatım : Söylev, Konferans, Açık Oturum, Sempozyum, Forum, Münazara, Röportaj, Mülakat
Öğretici Metin : Mektup, günlük, anı, biyografi, gezi yazısı, sohbet, deneme, makale, eleştiri, roman, hikaye
Göstermeye Bağlı Metin : Tiyatro
Anlatmaya Bağlı Metin : Hikaye, masal, fabl, fıkra

Sayfa 12 Hazırlık bölümünü siz kendinize göre yapıyorsunuz.

Sayfa 2o / 2.Etkinlik

Anlatmaya bağlı metinler : Çocuklar, Okyanuslarda yaşam ve Küçük Kızım Su’ya
Göstermeye bağlı metinler : Oyunculuk Sınavı

3.Etkinlik

Metinleri anlatımına göre sınıflandırdım . .

Anlatmaya ve göstermeye bağlı metinlerin Ortak özellikleri :

- İnsana özgü bir gerçekliğin kurmacanın imkanlarıyla yorumlanması, dönüştürülmesi
- Bir olay örgüsünde birleşip bütünleşerek bir araya gelen kişi, mekan, zaman gibi ögeler yardımıyla insana özgü soyut gerçekliğin somutlaştırılmasıdır.

Anlatmaya ve göstermeye bağlı metinlerin Farklı özellikleri :

Anlatma ve gösterme kelimeleriyle ifade edilen anlatma biçimlerindedir.

Çocuklar:

Yazılış Amacı : Okuyucuyu kendi kurduğu dünyaya çekmek.

Gerçekliği: Kurmaca

İşlevleri: Sanatsal

Okyanuslarda Yaşam:

Yazılış Amacı: Bilgi vermek amacıyla yazılmıştır.

Gerçekliği: Gerçek

İşlevleri: Bilimsel

Oyunculuk Sınavı:

Yazılış Amacı : Sahnelemek.

Gerçekliği: Kurmaca

İşlevleri: Sanatsal

Sayfa 20: 2.Etkinlik

Anlatmaya Bağlı Metinler: Küçük kızım Su’ya, Çocuklar, Okyanusda yaşam

Göstermeye bağlı metinler: Oyunculuk sınavı

2010 Yılı 11.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Ekoyay Yayınları) (Yeni Kitap)

Sayfa 21: 3.Etkinlik

Anlatmaya bağlı eserler ile göstermeye bağlı eserlerin benzerlik ve farklılıkları:

Benzerlikleri:
1. Her iki tür de bir olay çevresinde gelişir. Bu temel olayın etrafında daha küçük çapta gelişen olaylar yer alır.
2. Her iki türde de insanların başlarından geçen ya da geçebilecek nitelikteki olaylar gösterilir.
3. Olaylar belirli bir zaman diliminde geçer.
4. Anlatılan olaylardan etkilenen insanlar ya da varlıklar vardır. Bunlara eserin kahramanları denir. En çok etkilenen varlığa eserin başkahramanı (başkişisi) denir.
5. Olayın serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunur. Yani olayın bir başlangıcı, gelişmesi ve sonunda da çözümlenişi vardır.
6. Ele alınan olayların anlaşılması için tasvirlere ya da dekorlara yer verilir.
7. Metinlerin bir yazarı vardır.

Farklılıkları:
1. Anlatmaya bağlı türlerde olayın mutlaka bir anlatıcısı vardır. Bu anlatıcı olayı ilahî bakış açısıyla, kahramanın bakış açısıyla ya da gözlemci bakış açısıyla anlatır.
2. Göstermeye bağlı eserlerde, sosyal hayatta karşılaşabileceğimiz olaylar sahnede gösterilir.
3. Eserdeki olaylar aktör (erkek oyuncu), aktris (bayan oyuncu) adı verilen oyuncular tarafından canlandırılır. Sosyal yaşamın ve insan karakterinin eleştirisi yapılır.
4. Bu iki tür arasında kullanılan dil ve anlatım biçimi de birbirinden farklıdır. Anlatmaya bağlı eserlerde uzun ve kurallı cümleler kullanılırken göstermeye bağlı eserlerde günlük konuşma dili kullanılır. Cümleler daha açık ve kısadır. Söylenen sözün izleyici tarafından anlaşılması beklenir, bunun için daha açık ve kısa cümleler kullanılır. Konuşma dilinin canlılığı sahnede yansıtılır.

2010 Yılı 11.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Ekoyay Yayınları) (Yeni Kitap) Sayfa 21 (4.Etkinlik) Cevapları

4.ETkinlik Küçük kızım Su’ya adlı parça lirik anlatım ile anlatılmıştır.

COŞKU VE HEYECANA BAĞLI (LİRİK) ANLATIM

Özellikleri:
1.Lirik anlatımda dil “heyecana bağlı işlev”de kullanılır.
2.Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir, roman, hikâye, tiyatro türlerinde kullanılır.
3.Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.
4. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
5.Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.

Çocuklar adlı parça Mizahi Anlatım ile anlatılmıştır.

MİZAHİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Okuyucuda uyandırılmak istenen etkiye göre düzenlenir.
2.Ses, taklit, hareket ve konuşma önemlidir.
3.Mizahi unsurlarda gerçekten sapma vardır.
4.Mizahi unsurları oluşturmada karşılaştırmalar, durumlar, hareketler, kelime ve kelime gruplarından yararlanılabilir.
5.Amaç okuyucuyu düşündürmek ve eğlendirmektir.
6. Roman, hikâye, tiyatro, şiir, deneme gibi türlerde kullanılır.
7.Mizahi anlatımlarda dil bir olayı anlatmak için kullanılır.(sanatsal, edebi işlevlerde kull.)

Okyanuslarda Yaşam adlı parça ÖĞRETİCİ ANLATIM türüyle yazılmıştır.

ÖĞRETİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
2.Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
3.Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
4.Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
5.Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
6.Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
7.İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
8.Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
9.Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
10.Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
11.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
12.Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
13.Tarihi metinler, Felsefi metinler, Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.

Oyunculuk sınavı Söyleşmeye Bağlı Anlatımla anlatılmıştır.

SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIMLA OLUŞTURULMUŞ METİNLERİN ÖZELLİKLERİ

1.Jest ve mimikler anlatımın gücünü arttırır.
2.Sohbet, mülakat ve diyalog, monolog metinleri söyleşmeye bağlıdır.
3.Karşılıklı konuşmalar, bağlama ve konuşulan kişiye göre değişebilir.
4.Görme ve işitmeyle kurulan iletişim önemlidir.Kaynakwh: Anlatım Türleri
5.Vurgu ve tonlama önemlidir.
6.Hikâye Roman Tiyatro, Mülakat, Röportaj, Monolog söyleşmeye bağlı anlatımın kullanıldığı metin türleridir.
7.Roman, hikâye ve tiyatrolardaki karşılıklı konuşmalara diyalog, iç konuşmalara ise monolog denir.
8.Tekrarlar söyleşmeye bağlı anlatımlarda ifadeyi kuvvetlendirir.
9.Söyleşmeye bağlı metinlerde anlatımın süresi sınırlandırılmalıdır.

SayFa 27

7. etkinlik:

8 etKinLik:

selçuktan öte :Gezi yazısı- gönderqesel metin türüdür.

beş kanqal sucuk:Öykü-heycana baglı metin türüdür.

fahriye abla:Şiir- şiirsel metin türü.

eski zamanlarda ramazan hazırlıqı:Anı-heycana baglı metin türüdür.

9. etkinlik :

Roman, hikaye ve masalların anlatımı öyküleyici ve betimleyici anlatım biçimindedir.

Sayfa 29
11 etkinlik
küçük ünlü uyum adlı metin türünün dili qönderqeseldir çünkü bir konu hakkında okuyucuya bir bilgi vermektedir.

12.Etkinlik
kelimeler gerçek anlamda kullanılır.
dil göndergesel işlemde kullanılır.,
amaç bilgi vermektir.
nesnel ifadeler kullanılır.
kurgular degil gerçekler dile getirilir.
kanıtlanabilirdir.
sade ve açık bir dil kullanılır.

13.Etkinlik
Öğretici Metinler
-Amaç,okuyucuya bilgi vermektir.
-Gerçekler dile getirilir.Nesnel tutum vardır.
-Acıklayıcı anlatım ön plandadır.
-Dil açık,sade ve anlaşılırdır.
-Dil göndergesel işlevde kullanılır.

Sanat Metinleri
-Estetik zevk vermek amacıyla yazılmıştır.
-İleti metnin içinde eritilerek verilir.
-Olaylar kurmacadır.Düş gücümüze yeni açılımlar kanzandırır.Öznel tutum vardır.
-Öyküleyici ve betimleyici anlatım vardır.
-Hayal ve mecaz anlatım vardır.
-Dil sanasal(şiirsel) işlevde kullanılır.

30. sayfa
14.etkinlik
Sanatsal metinler : Öykü,roman,deneme,anı,gezi yazısı ,şiir,masal,fıkra,mektup,tiyat ro,destan.
Öğretici metinler : söyleşi,eleştiri,makale,haber, biyografi

Sayfa 32
-heycana bağlı
-öğretici ve sanatsal
-öyküleyici ve betimleyici
-öğretici

2)
-D
-Y
-D
-D
-D
-D
-Y

3)
1-
2-
3-D
4-A
5-D
6-C
7-B
8-D
9-C

Sayfa 34
1-Edebi
2-C
3-D
4-B
5-C
6-A
7-A
8-C
9-C
10-B
11-C
12-B
13-B
14-D
15-
16-

Sayfa 37
anlama ve yorumlama

1>yazma aliskanligi gelisir kendini dah iyi tanir.
2>
3>eksik yönlerini görür rahatlar

8.Etkinlik
gerçek anlamli:ekmek,süt,köfte
metne kazandirdiklarI: Olayin gerçekten yasandigi

mecaz anlamli:bayilmak,atmak,ismarla mak, hava yapmak

metne kazandirdiklari:farkli kavramlari ve durumlari karsilayabilmek için kullanilmistir

Sayfa 38
1.}bosluk doldurma
.günlük
.duygu ve düsüncelerin

2.} dogru-yanlis
.y
.d
.y
3.} nurullah ataç
4.}gözlemin pek öneminn olmamasi

9.eTKINLIK
ses düsmesi:kayboldu, resmi, kahvalti

sebebi:ünlüyle basalyan ek almasi

ses türemesi:evde-y-im

hava-y-i

masa-y-i
radyo-s-u

sebebi:yardimci sese ihtiyaç olmasi

Sayfa 40-49 Arası

Hazirlik

2- Insanlar eski fotograflarina baktiklarinda genelde hüzünlenirler

3- Insanlar yasadiklari önemli anilari unutmamak, daha sonra hatirlamak amaciyla kayit altina alirlar

Inceleme

1- Ani metninin ortak özellikleri açik, sade, abartisiz, objektif anlatim

2- Incelenen anida anlatici ile yazar aynidir Çünkü ani yazarin kendi hayatidir

3- Incelenen anida anlatici konuyu birinici agizdan almistir Yani metinde kahraman anlatici vardir “Kus çalisti ben seyrettimAramamya basladim,”gibi cümleler

4-Anilarin sade, açik vede içten bir anlatimi vardir Olaylar abartilmadan yansitilir Ayrica anilar ögretici bir nitelik tasidiklari için objektif eserlerdir

4 Etkinlik

Ani yazarin anlattiklarini kanitlayabilmek için anlkattigi zamnala ilgili her türlü kaynaktan yararlanabilir

5 Etkinlik

Incelenenanida yazar çocuklugunda dogadaki bazi hayvanlar hakkinda ki gözlem ve izlenimlerini anlatmistir Yazar bunu yaparken kendi bilgi ve gözelemlerinden yararlanmistir Anilar bu yüzden objeektif oldukalri için yazildiklari dönemle ilgili belge niteligi tasir

5-Yazarin bilgi ve izlenimlerini dogrudan dogruya anlatmasi metne objektif ve inandiricilik katmistir

7- Metinde dil agirlikli olarak göndergesel islevde kullanilmistir

6 Etikinlik

Metinde geçen geçinmeki, yüregi vurmak, çekistirmek gibi mecaz nallmali sözcükler farkl durumlari karsilayabilmek için keullanilmistir

7 Etkinlik

Çagrisim ve duygu degeri insandan insana degistigi için bazi insanlara ormanyesili,

degirmen-bereketi,

yuva-aileyi,

agustos böcegi-tembelligi,

ses-dogayi,

agaç oksijeni çagiristirabilecegi gibi bazi insanlarda farkli farkli seyleri çagiristirabilir

8 Etkinlik

Verilen anida anlatici ilke aynidir Çünkü ani yazarin kendi hayatidir ve”ben” etrafinda anlatilir

9 Etkinlik

Ani türününü özellikleri

*anilarin ögretici yanlari vardir

*anilar ilgi çakici bilinir nitelikte olmalidir

*anlatici yazarin kendisidir

*objektif eserlerdir ve dönemle ilgili belge niteligi tasir

*yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir

10 Etkinlik

Metinde geçen birgün ertesi yaz, biraz sonra, buraya gibi sözcükler yer-yön zaman zarfi olarak kullanilmistir Bu zarf metinde kanitlama ve amaçli kullanilmistir

12 Etkinlik

Ses Düsmesi

seyrettim

kivrilip

agzi

Ses türemesi olan kelimeler

baktikça

büyükçe

yüksekçe

Ses Benzesmesi olan kelimeler

vuruyor

birisi

anlamadim

Ses Düsemesinin sebebi: Iki heceden dar ünlü(i,i,u,ü)bulunan bazi sözcüklerünlü ile baslayan bir ek aldiginda iki ünlüde bu dar ünlü düser

Ses benzesmesinin Sebebi: Sonunda p,ç,t,k,f,h,s,s sert ünsüzleri bulunan bazi sözcükleri; c,d,g(g) yumusak ünsüzleriyle baslayan bir ek ladiginda bu c,d,g(g) sesleri sertleserek ç,t,k olur

13 Etkinlik

Günlükler yasanan olaylarin tarihi atilarak, günü gününe yazildigi bir türdür Anilar ise görünenelerin ve izlenimlerin arada zamna geçtikten sonra kaleme alindigi bir türdür Iki türde de içten samimi bir anlatim vardir Tema olrak yasanan olaylar islenir Objektif bir nalatimlario vardir Anilarin ögretici bir yazi varken günlükler okuyucu için yazilmaz

14 Etkinlik

Okunan ani metninde Atatürk’ün sanat ve sanatçi sevgisi dile getirilmeye çalisilmistir

17Etkinlik

Cümleleri hazirlarken anlamlarin ilghi çakici, ögretici bir tür oldugunu, yazarin ani yazarken objektif abartisiz olamasi gerektigini unutulmamalidir

Ölçme ve Degerlendirme

1) D-D_Y

2) A sikki

3) Magosa HatiralariNamik Kemal

Sehir MektuplariAhmet Rasim

Türk’ün atesle imtihaniHalide Edip Adivar

Bogaziçi Yalilari Abdülhak Sinasi Hisar

Edebiyatçilar Geçiyor Halit Fahri Ozansoy

Hac Yolunda Cenap Sehabeddin

Saray ve Ötesi Halit Ziya Usakligil

4) D sikki

5) D sikki

6) E sikki

Sayfa 51

Hazirlik Çalismalari

Soru 5 : Tv , Gazete, Dergi, Internet

Soru 6: Bir hayat hikayesi yazmanin zorlugu ve yazarlara **rdigi önem.(bu yanlis olabilr

1.Etkinlik:

Insanlarin arastirma, ögrenme istekleri,ihtiyaçlarindan kaynaklanmaktadir.

3.Etkinlik:
Biyografi Ve Tarihsel gelisimi
Kendi alanlarinda ünlü olmus, siyaset adami, edebiyatçi, sporcu, bilim adami, ses, sinema, tiyatro sanatçisi, gazeteci, ticaret adami gibi kisilerin hayatlarini, neler yap-tiklarini, ülke ve dünya insanligina neler kazandirdiklarini, hayatlarinin önemli basarilarini ve dönüm noktalarini bütünüyle anlatan yazi ve kitaplara biyografi (yasamöyküsü) denir.

Bir kisinin hayatini ayrintili olarak veren kisisel biyografi kitaplari oldugu gibi, birden çok kisinin hayat hikâyelerini bir araya getiren genel biyografi eserleri de var-dir.

Örnegin antolojilerde, ansiklopedilerde, yilliklarda birden çok kisinin biyografileri çok kisa olarak ana hatlariyla verilir. Bu eserlerde ya da yazarin kitabinin arka kapaginda veya iç sayfasinda yer alan biyografiler genellikle kisadir. Ayrintilari atilmis daha çok dogum ölüm tarihleri, dogum yerleri, bitirdikleri okullar, çalistiklari isler, yazdiklari eserler ve önemli basarilari anilmakla yetinilir.

Her döneme, her meslege ve her millete ait kisilerin biyografilerini veren eserlere evrensel biyografi, bir millete ait kisilerin biyografilerini verenlere ulusal biyografi, bir bölgeye mensup kisilerin biyografilerinin toplandigi eserlere bölgesel biyografi, belli bir meslege mensup kisilerin yer aldigi eserlere meslekî biyografi, belli bir dönemde yasayanlarin hayat hikâyelerinin verildigi eserlere de dönem biyografisi denir. Dönem biyografisine çagdas insanlarin yer aldigi Who’s Who? (Kim Kimdir?) adli eseri gösterebiliriz.

Biyografiler yazim teknigine göre de farkliliklar arz etmektedir. Bunlari kisaca söyle siniflandirabiliriz:
a. Bilimsel biyografi
Biyografik bilgileri kronolojik bir sira içerisinde, alt basliklar halinde, onun dönemi içindeki konumunu, getirdigi yenilikleri, gösterdigi basarilari, eserlerini, eserlerinin degisik özelliklerini elestirel bir tutumla, belgelere, arastirma ve incelemelere dayali olarak veren çalismalara bilimsel biyografi ya da biyografik monografi denir. Bu tür eserlerde kisinin dogumu, yetismesi, ögrenimi, çalisma hayati, türlerine göre eserleri, eserlerinin önemi, sekil ve muhteva özellikleri, basarilari, ödülleri ve baska özellikleri bölümler halinde verilir. Bilimsel biyografi türüne su örnekler verilebilir: Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret Devir-Sahsiyet-Eser (1971); Ismail Parlatir, Recaizade Mahmut Ekrem (1995); Ö.Faruk Huyugüzel, Hüseyin Cahit Yalçin’in Hayati ve Edebî Eserleri Üzerinde Bir Arastirma (1984).

b. Biyografik roman
Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlatimi üslûbuyla kisiyi bir roman kahramani gibi olaylarin içindeki konumlariyla sunan eserlere de edebî biyografi ya da biyografik roman denir. Biyografik romanlarda kisinin ruhsal ve fiziksel özellikleri, davranislari, duygulari, düsünceleri, tepkileri, tavir alislari, giyinisi gibi pek çok degisik özellikleri ayrintili olarak verilip bir anlamda onun portresi çizilir. Hayati içerisinde canli, yasayan bir kisilik olarak sergilenir. Buna örnek olarak M. Emin Erisirgil’in Mehmet Akif /Islâmci Bir Sairin Romani (1956); Tahir Alangu’nun Ömer Seyfettin (1968) adli eserleri verilebilir. Ayrica Oguz Atay’in Bir Bilim Adamın Romani (1975) adli romani da bu türün en iyi örneklerindendir. Yazar bu romaninda hocasi Mustafa Inan’i merkez alarak bir dönemin idealist neslinin hayatini yansitmistir.

c. Nekroloji
Ölen ünlü bir kisinin hemen ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde yakin çevresinde yer alan kisiler tarafindan onun üstün niteliklerinin, erdemlerinin, çalismalarinin ve diger özelliklerinin ani üslûbuyla anlatildigi yazilara denir. Bu yazilar bir anlamda öleni çok seven birinin agitlari, duygusal, öznel açiklamalaridir. Bu tür yazilara örnek olarak Yahya Kemal’in ölümü dolayisiyla kaleme alinmis su yazilari verebiliriz: Vehbi Cem Askun, “Istanbul Asigini Kaybetti” (Dünya, 5 Kasim 1958); Nimet Behsuz, “Büyük Sairin Arkasindan” (Yeni Gün, 3 Kasim 1958); Cenap Gedikoglu, “Bir Dev Sair Göçtü” (Yeni Gün, 5 Kasim 1958).

Oto-biyografi: Bazi ünlü kisiler hayattayken kendi hayat hikâyelerini yazmislar-dir. Bunlara da oto-biyografi (özyasamöyküsü) denir.

Önceleri biyografiler, genellikle krallarin, büyük din adamlarinin ya da olaganüstü kahramanliklar göstermis ki silerin hayatiyla sinirliydi. Bunlarin biyografilerinde genellikle onlarin gerçek özelliklerinin ve niteliklerinin yaninda efsanevî, menkibevî özellikleri de vurgulanirdi. Kahramanlarin yüceltilmis kisilikleri o topluma bir özgüven asiliyor, ayrica model kisilikleri sunularak onlar gibi olunmasi salik veriliyor ve bazi hikmetli davranislariyla da ibretli dersler verilmesi amaçlaniyordu. Örnegin Tanzimattan önce klâsik Türk edebiyatinda yazilan menakib-nameler, tarikat büyüklerinin kerametlerle dolu olaganüstü hayatlari verilir.

Türk edebiyatinda ilk biyografik eser, Malik Bahsi’nin Feridüddin-i Attar’dan çevirmis oldugu Tezkiretü’l-Evliya’dir.
Daha çok mesleklerine göre düzenlenmis ve birden fazla kisinin biyografisinin yer aldigi tezkire, menakib, vefeyat, devha, sefine, tuhfe, hadika, fihrist, silsilename, sa-irname, gazavatname, sicil gibi adlar altinda birçok eser kaleme alinmistir.

Menakipname ya da velâyetname denilen eserlerde tarikat büyüklerinin, evliyalarin, pir ve seyhlerin olaganüstü halleri, kerâmetleri ve diger kisisel özellikleri anlatilir. Yayimlanmis bazi menakipnamelere su örnekler gösterilebilir: Hacimsultan Velâyetnamesi (Rudolp Tschudi); Haci Bektas Velâyetnamesi (Erich Gross).

Vakayinamelerde de birçok devlet adamın biyografilerine ait malzemeler bulmak mümkündür.
Suara Tezkireleri: Sairlerin biyografilerine, eserlerine yer veren, siirleri hakkinda degerlendirmelerin bulundugu eserlere suara tezkiresi denir.

Türk sairlerinin biyografilerinin toplandigi ilk Türkçe suara tezkiresi XV. yüz-yilda kaleme alinan Ali Sir Nevayî (ö.1501/907) ‘nin Mecâlisü’n-Nefâis (1491/896) adli eseridir.

Tanzimattan günümüze kadar yazilmis biyografilere su örnekleri verebiliriz: Re-caizade Mahmut Ekrem, Kudemadan Birkaç Sair (1885); Muallim Naci, Osmanli Sair-leri (1890); Besir Fuad, Viktor Hugo (1886); Süleyman Nazif, Mehmet Akif (1924); Kenan Akyüz, Tevfik Fikret (1947); Mehmet Kaplan, Namik Kemal Hayati ve Eserleri (1948); Olcay Önertoy, Halit Ziya Usakligil, Romanciligi ve Romanimizdaki Yeri (1965); Birol Emil, Mizanci Murad Bey, Hayati ve Eserleri (1979); Nurullah Çetin, Behçet Necatigil, Hayati, Sanati ve Eserleri (1998).

Sayfa 57
1. Hiç bir fikir katilmamistir içine nesneldir.Kisiler hakkinda bilgi **rir.
2.Bütün hayati anlatilmistir. Askeri Siyasi,Aile , yazar ve sair hayati ele alinmistir

3.Ailesinin bilgili olmasi erkenden okula baslatmalari, siire olan ilgisi,etrafinda yazmaya müsait konularin çok olmasi.

4.Bir çok kaynaktan yararlanilmis. Hayati anlatilmis. Bu yazilar nesnel oldugundan bilgi ve belgeler kaçinilmazdir.
5.Süphe uyandirdi ve yazar kendi görüslerini katardi insanlarin aklinda bir soru birakirdi yani eger belgelere dayandirilmasaydi.
7. Ayni

SayFa 58
8.Çok önemlidir. Bize bizim degerlerimizi kültürümüzü gösterir.
9.Biyografide ise tarihten izler tasiyan ani ve günlügü yazan olaylari yasayandir.kisilerin hayatlarini anlatir.
10. Ögretici anlatim türüyle yazilmistir.

Sayfa 60
Hayatim Metni sorusu:
Ömer Seyfettinde bütün hayati bir baskasi tarafindan yazilmistir bunda ise Hasan Ali Uücel kendisi belirli bir yere kadar yasadigi zamani yazmistir
Anlama ve Yorumlama
1.Kronolojim önemli olaylarim, kisisel özelliklerim , düsünce hayatimi ve ilgi alanlarimi yazardim

1893: Askeri Rüstiye’ye girdi ve Kemal adini aldi.

1895: Selanik Askeri Rüstiyesi’ni bitirdi, Manastir Askeri Idadisi’ne girdi.

1899 Mart 13: Istanbul Harp Okulu Piyade sinifina girdi.

1902: Harp Akademisi’ne girdi ve burada gazete çikardi.

1905 Ocak 11: Harp Akademisi’ni Yüzbasi olarak bitirdi, Sam’a 5. Ordu’nun 30. Süvari Alayi’nda staj yapmak için atandi.

1906 Ekim: Sam’da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu. Sam’da topçu stajini yapti ve Kolagasi oldu

1908 Temmuz 23: Mesrutiyet’in ilan edilmesi için çalismalari.

1909 Mart 31: 31 Mart ihtilalinde Hareket Ordusu Kurmay Subayi olarak çalisti.

1911 Eylül 13: Mustafa Kemal, Istanbul’a Genelkurmay’a naklen atandi.

1911 Kasim 27: Mustafa Kemal, Binbasiliga yükseldi.

1912 Ocak 9: Mustafa Kemal, Trablusgarp’ta Tobruk saldirisini yönetti.

1913 Ekim 27: Mustafa Kemal, Sofya Atesemiliterligi’ne atandi.

1914 Mart 1: Mustafa Kemal, Yarbayliga yükseltildi.

1915 Subat 2: Mustafa Kemal, Tekirdagi’nda 19. Tümeni kurdu.

1915 Subat 25: Mustafa Kemal’in Maydos’a gidisi.

1915 Nisan 25: Mustafa Kemal, Ariburnu’nda Itilaf Devletleri’ne karsi koydu.

1915 Haziran 1: Mustafa Kemal’in Albayliga yükselisi.

1915 Agustos 9: Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanligi’na atandi.

1915 Agustos 10: Mustafa Kemal, Anafartalar’dan düsmani geri atti.

1916 Nisan 1: Mustafa Kemal’in Tuggenerallige yükselisi.

1916 Agustos 6: Mustafa Kemal, Bitlis ve Mus’u düsman elinden kurtardi.

1917 Eylül 20: Mustafa Kemal, memleketin ve ordunun durumunu açiklayan raporunu yazdi.

1917 Ekim: Mustafa Kemal, Istanbul’a döndü.

1918 Ekim 26: Mustafa Kemal, Halep’in kuzeyinde bugünkü sinirlarimiz üzerinde düsman saldirilarini durdurdu.

1918 Ekim 30: Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasi.

1918 Ekim 31: Mustafa Kemal’in Yildirim Ordulari Grup Komutanligi’na atanmasi.

1918 Kasim 13: Yildirim Ordulari Grup Komutanligi’nin kaldirilmasi ve Mustafa Kemal’in Istanbul’a dönüsü.

1919 Nisan 30: Mustafa Kemal’in Erzurum’da bulunan 9. Ordu Müfettisligi’ne atanmasi.

1919 Mayis 15: Izmir’e Yunan’lilarin asker çikarmasi.

1919 Mayis 16: Mustafa Kemal, Bandirma vapuruyla Istanbul’dan ayrildi.

1919 Mayis 19: Mustafa Kemal, Samsun’a çikti.

1919 Haziran 15: Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettisi ünvanini aldi.

1919 Haziran 21: Mustafa Kemal, Ulusal Güçleri Sivas Kongresi’ne çagirdi.

1919 Temmuz 8 / 9: Mustafa Kemal, askerlikten çekildi. (Saat: 20:50)

1919 Temmuz 23: Mustafa Kemal’in baskanligi altinda Erzurum Kongresi’nin toplanmasi ve bir Temsil Kurulu seçerek dagilmasi. (7 Agustos 1919)

1919 Eylül 4: Mustafa Kemal’in baskanligi altinda Sivas Kongresi’nin toplanmasi ve 11 Eylül’de sona ermesi.

1919 Eylül 11: Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaayi Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Baskanligi’na saçildi.

1919 Ekim 22: Amasya Protokolü’nün imzalanmasi.

1919 Kasim 7: Mustafa Kemal, Erzurum’dan milletvekili seçildi.

1919 Aralik 27: Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye’yle birlikte Ankara’ya geldi.

1920 Mart 20: Istanbul’un Itilaf Devletleri tarafindan ele geçirilmesi, Mustafa Kemal’in protestosu, Ankara’da yeni bir Millet Meclisi toplama girisimi.

1920 Mart 18: Istanbul’da Meclis-i Mebusan’in son toplantisi.

1920 Mart 19: Mustafa Kemal tarafindan Ankara’da üstün yetkiyi tasiyan bir Millet Meclisi toplanmasi hakkinda illere duyuruda bulunulmasi.

1920 Nisan 23: Mustafa Kemal, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açti.

1920 Nisan 24: Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Baskani seçildi.

1920 Mayis 5: Mustafa Kemal’in baskanliginda ilk Hükümet’in toplantisi.

1920 Mayis 11: Mustafa Kemal, Istanbul Hükümeti tarafindan ölüm cezasina çarptirildi.

1920 Mayis 24: Mustafa Kemal’in cezasi Padisah tarafindan onaylandi.

1920 Agustos 10: Osmanli Imparatorlugu delegeleriyle Itilaf Devletleri arasinda Sevr Antlasmasi’nin imzalanmasi.

1920 Ocak 9 / 10: Birinci Inönü Savasi.

1921 Ocak 20: Ilk Teskilat-i Esasiye (Anayasa) Kanunu’nun esas maddelerinin kabulü.

1921 Mart 30 / Nisan 1: Ikinci Inönü Savasi.

1921 Mayis 10: Mustafa Kemal tarafindan Büyük Millet Meclisi’nde Anadola ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu’nun kurulmasi ve Mustafa Kemal’in Grup Baskanligi’na seçilmesi.

1921 Agustos 5: Mustafa Kemal’e Baskumandanlik görevinin verilmesi.

1921 Agustus 22: Mustafa Kemal’in yönetiminde Sakarya Meydan Savasi’nin baslamasi.

1921 Eylül 13: Sakarya Meydan Savasi’nin kazanilmasi.

1921 Eylül 19: Mustafa Kemal’e Maresallik rütbesinin verilmesi ve Mustafa Kemal’in Gazi ünvanini almasi.

1922 Agustos 26: Gazi Mustafa Kemal’in Kocatepe’den Büyük Taarruz’u yönetmesi.

1922 Agustos 30: Gazi Mustafa Kemal’in Dumlupinar Baskumandanlik Meydan Savasi’ni kazanmasi.

1922 Eylül 1: Gazi Mustafa Kemal’in: “Ordular! Ilk hedefiniz Akdeniz’dir, Ileri !” emrini vermesi.

1922 Eylül 9: Türk Ordusu’nun Izmir’e girmesi.

1922 Eylül 10: Gazi Mustafa Kemal’in Izmir’e gelisi.

1922 Ekim 11: Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasi.

1922 Kasim 1: Gazi Mustafa Kemal’in önerisi üzerine saltanatin kaldirilmasi.

1922 Kasim 17: Vahdettin’in bir Ingiliz harp gemisiyle Istanbul’dan kaçmasi.

1923 Ocak 29: Gazi Mustafa Kemal’in Latife Hanim’la evlenmesi.

1923 Temmuz 24: Lozan Antlasmasi’nin imzalanmasi.

1923 Agustos 9: Gazi Mustafa Kemal’in Halk Firkasi’ni kurmasi.

1923 Agustos 11: Gazi Mustafa Kemal’in 2. Büyük Millet Meclisi Baskanligi’na seçilmesi.

1923 Ekim 29: Cumhuriyet’in ilan edilmesi.

1923 Ekim 29: Gazi Mustafa Kemal’in ilk Cumhurbaskani olmasi.

1924 Mart 1: Gazi Mustafa Kemal’in Büyük Millet Meclisi’nde Halifeligi kaldirmasi ve ögretimin birlestirilmesi hakkinda açis nutkunu söylemesi.

1924 Mart 3: Hilafetin kaldirilmasi, ögrenimin birlestirilmesi, Ser’iyeve Evkaf Vekaletiyle (Bakanligiyla), Erkaniharbiyei Umumiye Vekaletinin kaldirilmasi hakkindaki yasalarin Büyük Millet Meclisi’nce kabul edilmesi.

1924 Nisan 20: Türkiye Cumhuriyeti Teskilati Esasiye (Anayasa) Kanunu’nun kabul edilmesi.

1925 Subat 17: Asarin kaldirilmasi.

1925 Agustos 24: Gazi Mustafa Kemal’in ilk defa Kastamonu’da sapka giymesi.

1925 Kasim 25: Sapka Kanunu’nun Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmesi.

1925 Kasim 30: Tekkelerin kapatilmasi hakkindaki kanunun kabulü.

1925 Aralik 26: Uluslararasi takvim ve saatin kabulü.

1926 Subat 17: Türk Medeni Kanunu’nun kabulü.

1927 Temmuz 1: Gazi Mustafa Kemal’in Cumhurbaskani sifati ile ilk kez Istanbul’a gitmesi.

1927 Ekim 15 / 20: Gazi Mustafa Kemal’in Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayi’nda tarihi Büyük Nutku’nu söylemesi.

1927 Kasim 1: Gazi Mustafa Kemal’in 2. Kez Cumhurbaskanligi’na seçilmesi.

1928 Agustos 9: Gazi Mustafa Kemal’in Sarayburnu’nda Türk harfleri hakkindaki nutkunu söylemesi.

1928 Kasim 3: Türk Harfleri Kanunu’nun Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmesi.

1931 Nisan 15: Gazi Mustafa Kemal tarafindan Türk Tarih Kurumu’nun kurulmasi.

1931 Mayis 4: Gazi Mustafa Kemal’in 3.kez Cumhurbaskanligi’na seçilmesi.

1932 Temmuz 12: Gazi Mustafa Kemal tarafindan Türk Dil Kurumu’nun kurulmasi.

1933 Ekim 29: Gazi Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’in 10. Yildönümünde tarihi nutkunu söylemesi.

1934 Kasim 24: Gazi Mustafa Kemal’e Büyük Millet Meclisi tarafindan ATATÜRK soyadinin verilmesi kanununun kabul edilmesi.

1935 Mart 1: Atatürk’ün 4. kez Cumhurbaskanligi’na seçilmesi.

1937 Mayis 1: Atatürk’ün çiftliklerini Hazine’ye ve tasinamaz mallarini da Ankara Belediyesi’ne bagislamasi.

1938 Mart 31: Atatürk’ün hastaligi hakkinda Cumhurbaskanligi Genel Sekreterligi’nin ilk resmi duyurusu.

1938 Eylül 15: Atatürk’ün vasiyetnamesini yazmasi.

1938 Ekim 16: Atatürk’ün hastalik durumu hakkinda günlük resmi duyurularin yayinina baslanmasi.

1938 Kasim 10: Atatürk’ün ölümü. (Persembe, saat: 09.05)

1938 Kasim 11: Istanbul Sehir Meclisi’nin olaganüstü toplanti yapmasi. Saraydaki Cumhurbaskanligi forsunun indirilerek yerine yariya kadar indirilmis Türk Bayragi’nin çekilmesi.

1938 Kasim 12: Atatürk’ün ölümü dolayisiyla, Yüksek Ögretim gençliginin Üniversite Konferans Salonu’nda toplanmasi.

1938 Kasim 13: Gençligin Taksim Cumhuriyet Aniti önünde toplanarak Atatürk’ün kurdugu Cumhuriyet’i koruyacaklarina ant içmeleri.

1938 Kasim 14: Büyük Millet Meclisi çok hazin bir toplanti yapti.

1938 Kasim 15: Hükümet Atatürk’ün Ankara’da ebedi istirahat yerine konulacagi 21 Kasim 1938 tarihini ulusal yas günü olarak duyurdu.

1938 Kasim 16: Istanbul’lular Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayi Muayede Salonu’ndaki katafalki önünde sabahin ilk saatlerinden gecenin son saatlerine kadar saygi ve üzüntü içinde son görevlerini yaptilar.

1938 Kasim 19: Büyük bir törenle, Atatürk’ün Dolmabahçe’den alinan yüce cenazesi, önce Sarayburnu’na, oradan Zafer torpidosuyla Yavuz zirhlisina götürüldü.Yavuz zirhlisiyla Izmit’e kadar götürülen tabut, oradan Ankara’ya yolcu edildi.

1938 Kasim 20: Atatürk’ün sevgilinasi Ankara’ya ulasti ve Ankara’da Büyük Millet Meclisi önündeki katafalka konuldu. Ankara’lilar da son görevlerini saygiyla yaptilar.

1938 Kasim 21: Atatürk’ün cenazesinin Etnografya Müzesi’ndeki Geçici Kabre konulmasi.

1938 Kasim 25: Atatürk’ün vasiyetnamesinin açilmasi.

1938 Aralik 26: Atatürk’ün “Ebedi Sef” saniyla anilmasinin kabul edilmesi.

1953 Kasim 4: Atatürk’ün Geçici Kabri’nin açilmasi.

1953 Kasim 10: Atatürk’ün cenazesinin Anit-Kabir’e nakledilmesi.

BUNLARDAN BIR KAÇINI YAZABILIRSINIZ…

ÖNEMLI OLAYLAR
Dogumu
Savastigi Cepheler
Kahramanliklari
Türkiye Cumhuriyetini Kurmasi
Devrimleri ve Yenilikleri
KISISEL ÖZELLIKLERI
Dürüst
Kisilikli
Önder ve Kahraman Nitelikli
Sadik
Çaliskan
Azimli
Ve Daha Bir Çok sey…
ATATÜRK’ÜN TÜRK MILLETI ÜZERINDE BIRAKTIGI ETKI
Türk milletinin çalisinca herseyi basarabilecegini gösteren Kahramanliklari Anlatilmasi güç olan bir önder olarak zihinlere kazinmistir…

SAYFA 62
13. ETKINLIK
1.Kim Bu?= Sait Faik Abasiyanik
2.Kim Bu?=Faruk Nafiz Çamlibel
3.Kim Bu?=Peyami Safa

BU SAYFADA KI DGER ETKINLIKLER KISISEL…

SAYFA 63
1.BOSLUK DOLDURMA
cvp: otobiyografi
2. Dogru Yanlis
1.y
2.y
3.d
4.d
Test Sorulari
3.E
4.A
5.C

Sayfa 65
HAZIRLIK
1-)Seyahatname:Bir yazarin gezip gördügü yerlerden edindigi bilgi ve izlenimlerini anlattigi eser.
Seyyah:Gezgin,turist

2-)Bu söz insanlarin farkli yerler görüp ögrenme istegini vurgulayan bir sözdür.Insanlar tarih boyunca görmedigi,gitmedigi yerleri hep merak etmis, bu yerler hakkinda bilgi edinmeye çalismistir.

3-)Günümüzde essiz bir bilgi kaynagidir.Daha önce görülmemis yerler hakkinda internetten bilgi alinabilir.Ayrica bu yerler için hazirlanmis dergi,brosür gibi kaynaklardan da bilgi edinilebilir.

4-)Insan merak ettigi için veya daha çok bilgi edinmek istedigi için bir yeri görmek isteyebilir.

5-)Diger insanlara aktarmak,anlatmak için yazilabilir.

6-)Seyahat etmek,insanin farkli kültürleri,farkli cografyalari görmesini,farkli insanlarla tanismasini saglayarak kültür açisindan büyük faydalar saglar,insanin ufkunu açar.

Sayfa 69

1-)Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi ve gözlemlerin anlatildigi yazilara gezi yazisi denir.Gezi yazilarinda yerin tarihi,cografi özellikleri,sosyal,ekonomik,kü ltürel yasantisi;din,ahlak,gelenek ve görenekleri anlatilir.Anlatilanlar mutlaka gerçek olmalidir.Açik,sade,canli bir anlatim yapilmalidir.

2-)Japon halkinin azmi,çaliskanligi,teknolojisi yazarin ilgisini çeken unsurlardir.

3-)Gezi yazilarinda görülen hersey degil sadece yazarin dikkatini çeken kültür ve tabiat zenginlikleri,tarihi özellikler ve yasama biçimi hakkinda bilgi verilir.

5-)Metinde bütünlük paragraflarin birbirine baglanmasiyla saglanmistir.Paragraflarin yapi unsurlari olan cümleler birbirlerine baglanmis,baska konulara atifta bulunarak paragraflar arasinda geçisler saglanilarak bütünlük saglanmistir.

7-)Gezi yazilarinda görülen yerin cografi ve tarihi özellikleri,kültür ve tabiat zengnlikleri,gelenek ve görenekleri hakkinda okuyucuya bilgi verilir.

8-)Göndergesel islevde kullanilmistir.

3.ETKINLIK Sayfa 69

-Metinde paragraflar,Japonya hakkinda bilgi vermek amaci etrafinda yapi unsurlariyla olusturulmus ve bu amaçla birbirlerine baglanmistir.

alıntıdır…

10.sınıf Dil Ve Anlatım Kitabı Tüm Cevapları (zambak) (2011-2012)

14. sayfa
A bölümü
*Sunum
*İletişim
*kısa
*takip etmelidir
*dinleyicileri
*sunum
B bölümü
D
D
D
Y
D
D
D
Y
D
D
D
D

c bölümü

sunum hazırlık aşaması
2-planlama
3-bilgi toplama
4-hedef kitleleri belirleme

sunum planlaması
2-taslak üzerinde çalışma
3-sunum yöntemini belirleme
4-araçları hazırlama

sayfa 14;
A.Boşluk doldurma:
1-sunum
2-uyum(eşgüdü)
3-görsel/kısa
4-dinlemelidir.
5-dinleyiciyi
6-Sunum

B.Doğru/Yanlış
1-D, 2-D, 3-D ,4-Y, 5-D, 6-D, 7-D, 8-Y, 9-D, 10-D, 11-D, 12-D

Sayfa-15
1-b
2-e
3-b
4-a

Sayfa 19
1- Türkçemize giren yabancı kökenli kelimeler üzerinedir. Bu kelimeleri ayırmamız gerektiği söylenmektedir.
2-Bu tartışmada sadece tek bir taraftan bakılmıştır. Yani zıt düşünceler söz konusu değildir. Tartışma bence amacına tam anlamıyla ulaşamamıştır.
3-Tartışmalarda zıt düşünceye sahip insanlar birbirlerini kıracak, küçük düşürecek şeyler yapmamalıdırlar.Hakaret etmemelidirler.Eğer yapılırsa bu hem tartışmanın kalitesi açısından hem de bu tartışmaya katılan, izleyen, dinleyenler açısından da hiç iyi olmayacaktır.
4- Evet ben düşünüyorum; çünkü insanlar önyargılı davranıp, karşısındaki kişinin görüşüne aldırmayıp benim dediğim doğru diye diretirse tartışmanın kalitesi düşer ve ortaya büyük bir gerginlik çıkabilir.
5- Güncel konular yer alır, tartışmaya katılanlar örneklerle beraber kendi düşüncelerini başkalarıyla paylaşırlar ve bu düşüncelere karşı zıt düşünceler tartışmada yer alır.
Bu kadar yapabildim arkadaşlar.
7-Öğreticilik. Göndergesel işlev. bunu şurdan anlıyoruz dille ilgili açıklamalar yaptığından.

Sayfa 20
2. etkinlik
1-tartışma problemlerinin seçimi
2-tartışmayı yönlendirecek soruların belirlenmesi
3-araç ve tekniklerin belirlenmesi
4-tartışmanın yapılacağı fiziksel ortamın düzenlenmesi
5-değerlendirme

sayfa 21
3.etkinlik
topluma açık tartışmalar
-herkese açık olarak olarak gerçekleştirilir
-bilgilendirme yönlendirme amçlıdır
-basın ve halk önünde gerçekleştirilir
-sonuçlar ayrıca duyurulmaz
-tartışmaya dinleyicilerde katılır

topluma kapalı tartışmalar
-sonuçları yalnızca basın aracılığıyla verilir
-kamuoyu oluşturmak amaçlanır
-sonuç bildirisi yayınlanır
-basına ve topluma kapalıdır
-konuları günceldir

sayfa 22 BOŞLUK DOLDURMA

1.başkan
2.tartışma
3.panel
4.münazara

DOĞRU-YANLIŞ
Y D D D

Sayfa 23 – ÇOKTAN SEÇMELİ
1.A
2.E
3.E
4.E
5.B
6.C
7.D
8.A

sayfa 29
boşluk doldurma
1-başkanın
2-panel
3-katılımcılar

y
d
d
d

1-e
2-b
3-d

sayfa 30
1-fikirlerin
2-paneli
3-amaç
b bölümü
d
d
d
y
c bölümü
1-a
2-d
3-d

Sayfa 30
panelde seçilen konu üzerinde farklı ‘düşüncelerin dile getirilmesi sağlanır.
tartışmayı yoneten başkan knouyu yonlendirecek şekilde…
B:
D
Y
Y
D
C:1.C 2.D 3.B

Sayfa 34
1.) Vardır .Tema, hazırlık , sözcükler etkiler.
2.) Gerçekçilik kazandırır.
3.) Evet Belirtmiştir. Giriş , Gelişme, Sonuç

Sayfa 35
1. Etkinlik

3. Soru) Önemlidir. Çünkü hazırlıksız olursak anlatımımızı çok iyi yapamayız, karışıklık olur ama eğer hazırlanırsak çok iyi bir şekilde yaparız.

Sayfa 36
3. Soru) Önemlidir. Çünkü ön hazırlık yapınca konuyu nasıl anlatacağımızı planlarız ve düzgün bir şekidle anlatırız.
4.Soru) Yazıya ve konuşmaya öznel düşünce eklemek, Toplanan bilgileri deneyimlerle zenginleştirmek, Yazma ve Kobuşması öncesi bilgi toplamak.

Sayfa 37
Ölçme ve Değerlendirme

D
D
D
D
D
D
D
D
C.
3. C
4. E

Sayfa 41
A)1.boşluk konu
2.boşluk tema
3.boşluk içerik
4.boşluk kişiler
5.boşluk olay örgüsü

B)1,4,5,7,9.boşluk-bireysel tema
2,3,6,8. boşluk -sosyal tema
C)1-b
2-d
3-d

Sayfa 50 – Hazırlık
1.Bu hikayeyle verilmek istenen mesaj nedir? Düsüncelerin kisiden kisiye değistiği.
Ayrıca Bacon’ın sözünde sıradan şeyleri gözümüzde büyüterek mucizevi şeylere dönüştüreceğimize mucizevi şeyleri sıradan şeylere dönüştürün böylece başarıya ulaşırsınız
Sadi Şirazi’nin sözünde ise Bazı güzellikleri herkes aynı gözle göremeyebilir.Bakışa göre karşı tarafın güzelliği,iyiliği veya kötülüğü değişebilir. bunlar anlatılmakta..

Metin İnceleme
1-Yazarın hayata bakış açısıyla ilgilidir.
3-Kişiselerin bireysel düşünceleri,yaşam biçimleri,hayat şartları..
5-Çirkinlik-somut Romantizm-soyut İyi-soyut Oy deposu-soyut Binalar-somut vb..

Sayfa 51 – 1.Etkinlik
1.Metin Somut 2.Metin Soyut
Tablodaki görme işitme tatma koklama dokunma bunlar 1.metine aittir.

2.Etkinlik
Öznel-kişinin kendi duygularıyla ifade ettiği düşünceler
Nesnel-herkes tarafından değişmeyen kesin ifadeler. (bunu açıklamama gerek yoktu sanırım neyse )

1.Metin Nesnel 2.Metin Öznel

Sayfa 52
Tablodaki özelliklerden
1- 1.Metin
2- 1.Metin
3- 2.Metin
4- 2.Metin
5-6-7 – 1.Metin
8-9 – 2.Metin
10-11 -1.Metin sadece bu kadar yaptık 3.Etkinlik ve 53.sayfa benimde ödevim umarım yardımcı olmuşumdur..

52. sayfadaki tablo şöyle

Doğrudan Anlatım 1.Metin hepsi. İç taraflarında ağaçların yüksekliği elli,altmış metreyi bulur. buradaki bulur doğrudan anlatım olduğumu gösterir vb..
Dolaylı Anlatım 2.Metin. Annesini tanımıyormuş burdaki -muş dolaylı anlatım oldugunu gösterir. vb..

53. sayfadaki 4.etkinlik
Şiir aynı olduğu halde değişen nedir? örneğin çocuk gibi okunduğunda daha bir masumluk,şirinlik vardır. Şiir tamamen konu başlığımızda olduğu gibi anlatıcının tavrıyla ilgilidir.

6.Etkinlik
kişisel düşünceler- hiç görmediğim bir güzellikteydi. hiç kimse görmüyor bu güzelliği.. vb
günlük olduğu için tamamen kişisel düşüncelere yer verilmiştir diyebiliriz..

Sayfa 54 – 8.Etkinlik
1.cümle- öznel soyut doğrudan
2.cümle-öznel soyut doğrudan
3.cümle-nesnel somut dolaylı
4.cümle-öznel soyut doğrudan
5.cümle-nesnel somut dolaylı

Ölçme Değerlendirme
1-Somut 2-Öznel 3-Nesnel 4-Soyut 5-Doğrudan Anlatım 6-Dolaylı Anlatım.

Sayfa 55 (D/Y)
1-D 2-Y 3-Y 4-Y 5-Y

Çoktan seçmeli sorular
1-D 2-D 3-D 4-E 5-C

Sayfa 56 ile Sayfa 60 Arası Cevaplar
6. Anlatımın Özellikleri

Metin İnceleme

1.)Açık bir anlatımda fikirler, duygular açık ve net şekilde anlatılmalıdır. Buna göre yukarıdaki metinlerden hangisinin açık anlatıma sahip olduğunu belirtiniz.

CEVAP:Birinci metin açık anlatıma sahiptir.

2.) Açık anlatımlarda, anlatılacak hâlin ve olayın, betimlenecek görünüşün, sezginin, dile getirilecek duygunun ve düşüncenin anlatıcının zihninde açık ve net biçimde belirlenmesi gerekir. Anlatılacak, dile getirilecek, betimlenecek hususların dilin bilinen ve kabul edilen kurallarına uyularak düzenlenmesi zorunludur. Buna göre yukarıdaki metinlerden hangisi açık bir anlatıma sahip değildir? Niçin? Sözlü olarak ifade ediniz.
CEVAP:İkinci metin açık anlatıma sahip değildir. Çünkü bu metinde çok sayıda anlatım bozukluğu yapılmış ve metnin anlaşılırlığı zayıflamıştır.

3.) Güzel bir anlatım için sözlü veya yazılı ifadenin hiçbir engele uğramadan akıp gitmesi; ses akışını bozan, söylenmesi güç seslere ve kelimelere yer verilmemesi; gereksiz söz tekrarından kaçınılması gerekir. Buna göre yukarıdaki metinlerden hangisinin güzel anlatıma örnek olamayacağını açıklayınız.
CEVAP:İkinci metin güzel anlatıma sahip değildir. Çünkü bu metinde ses akışını bozan, söylenmesi güç seslere ve kelimelere yer verilmiş, dilbilgisi kurallarına uymamaktan kaynaklanan “ifadenin hiçbir engele uğramadan akıp gitmesi” kuralına da uyulmamıştır.

Anlama ve Yorumlama
1.etkinlik

İncelediğiniz metinleri tablodaki özelliklere göre değerlendiriniz.
CEVAP:

Açık, duru anlatım ile kapalı anlatımın özellikleri nelerdir? Tablodan ve metinlerden hare*ketle tartışınız. Sonuçları maddeler hâlinde defterinize yazınız.

CEVAP:
Açık ve duru anlatım anlatımın özellikleri:
ü Fikirler, duygular açık ve net biçimde anlatılır.
ü Anlatılanları okuyucu net şekilde anlar.
ü Anlatılanlar bilinen dil kurallarına uyularak aktarılır.
ü Gereksiz ses ve kelime tekrarlarına yer verilmez.
ü Dil ve ifade gayet sade, gösterişsiz ve süssüzdür.
ü Söylenmek istenenler kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
Kapalı anlatımın özellikleri:
ü Anlaşılmayan ifadelere yer verilir.
ü Ses akışını bozan, söylenmesi güç ses ve kelimelere yer verilir.
ü Fikirler ve duygular anlatılırken muğlâk ifadeler kullanılır.
ü Kelime ve cümle düzeyinde gereksiz ifadeler kullanılır.
ü Karmaşık ve anlaşılması güç cümleler kullanılır.
ü Gereksiz deyim ve terimlere yer verilir.
ü Kullanılmayan söz ve söz öbeklerine yer verilir.

Yukarıdaki tablodan yararlanarak aşağıdaki şemaya açık bir anlatımın özelliklerini yazınız.

CEVAP: Akıcı Bir Anlatımın Özellikleri :
Akıcı : Söyleyişin pürüzsüz olması, bir yazının kolayca ve zevkle okunmasıdır. Uzun cümlelerde aynı hece ve eklerin tekrar edilmesi akıcılığı bozar.
Duru : Parçada veya cümlede gereksiz sözcük kullanılmamasıdır.
Yalın : Sanatlı söyleyişlerden, süsten uzak durmaktır. Gereksiz ayrıntılara, sanatsal söylemlere girilmemesidir.

Ç. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

1. Aşağıdaki yargılardan hangisi akıcı bir metnin özelliği olamaz?
A) Devrik ve uzun cümlelere yer verilir.

2. Aşağıdakilerden hangisi sözlü ve yazılı ifadenin hiçbir engele uğramadan akıp gitmesini sağlayan unsurlardan değildir?
E) Yabancı dillerden dilimize geçmiş kelimelerin kullanılması

3. Aşağıdakilerden hangisi yazılı ve sözlü bir metinde akıcılığı sağlayan unsurlardan de*ğildir?
A) Metindeki dil ve ifadenin süslü olması

4. “Dilimizde Arapça ve Farsça dillerinden geçmiş birçok sözcük vardır.” cümlesinde akıcılığı bozan neden aşağıdakilerden hangisidir?
A)Fazla kelime kullanılması

Sayfa 60 ve Sayfa 70 Arası Cevaplar
7. Anlatımın Oluşumu

Hazırlık

Dizelerinin sırası karıştırılmış aşağıdaki şiiri ve cümlelerinin yeri karıştırılmış nesir parçalarını anlamlı birer metin hâline getiriniz.

CEVAP:
Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!
De ki: Odur sarsan pencereleri,

v Evrende gördüğümüz, binlerce ışık yılı yarıçapında dev galaksileri bile atomun oluşturduğunu biliyor musunuz?
v Biliyorsunuz da hiç düşündünüz mü?
v Düşündüğünüzde ve evreni “tümevarım” metoduyla incelediğinizde en küçük parçaların en büyük yapıları oluşturduğunu görürsünüz.
v İnsan da böyle değil midir?
v Gözümüzle göremediğimiz atomlar hücreleri, hücreler dokuları, dokular organları, organlar sistemleri oluşturmaz mı?
v Peki dil için aynı şeyleri düşünebilir miyiz?

Cümleler arasındaki bütünlüğü oluşturan öğeleri belirleyiniz.

CEVAP:
· Her cümlenin kendinden önceki cümleye dil ve düşünce yönlerinden iyice bağlanması
· Önce verilen bilgilerle sonrakiler arasında bir ilişki ve bir bütünlüğün olması
· Cümleler arasında doğal geçişlerin kurulması
· Boşlukların bırakılmaması
· Bağdaşıklık kurallarına uyulması
· Bağlaşıklık kurallarına uyulması

Metin İnceleme

1.)İlk metinde dil bilgisi kurallarına ve sözcüklerin anlam bağlantısına uyulmuş mudur? Metinden hareketle açıklayınız.
CEVAP:Uyulmamıştır. Çünkü metinde dilbilgisi kuralları adeta yok sayılmış, Türkçe ve yabancı kelimeler uyumsuz bir şekilde bir arada kullanılmış, anlamsız kelimeler kullanılmış, kelimelerin büyük bir çoğunluğu yanlış telaffuz edilmiş, cümlelerde bağlaşıklık ve bağdaşıklık kurallarına uyulmamış, bağdaştırmalar yanlış ve anlamsız yapılmış…

2. )İlk metinde ifade edilenler hâlin gereğine uygun mudur? Niçin?
CEVAP:Uygun değildir. Çünkü bir olay veya durum karşısında insanların tavır, düşünce ve hislerini dile getirme tarzları her dilde bellidir. Ancak bu metinde ifade edilenler, doğru ve güzel bir dile ait değildir. Dolayısıyla metinde alışılmamış bağdaştırmalar bir hayli fazla yapılmıştır.

3.)İlk metindeki anlatım bozuklukları metni nasıl etkilemiştir? Tartışarak belirtiniz.
CEVAP:Anlatım bozuklukları metni elbette olumsuz etkilemiştir. Çünkü metni oluşturan söz ve söz öbekleri arasındaki anlam ve mantık bağıntısına uyulmamış, metni oluşturan söz öbekleri arasındaki dil bilgisiyle ilgili unsurlar göze ve kulağa rahatsızlık verecek şekilde yanlış kullanılmıştır.

4.)İlk metindeki konuşmalar dilimize zarar vermekte midir? Dilimizi korumanın, doğru ve güzel konuşmanın önemini düşünerek tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.
CEVAP:İlk metindeki konuşmalar dilimize hem de çok zarar vermektedir.

5.)Yazar, ikinci metinde bağdaştırma ve bağlaşıklık kavramlarını nasıl tanımlıyor? Örneklerle açıklayınız.
CEVAP:Sözcüklerin yeni bir anlam ifade etmek için bir araya gelerek oluşturduğu söz gruplarına bağdaştırma denir. Bağdaştırmalar, yaygın olarak kullanılan sözcüklerle oluşturulabildiği gibi birbiriyle anlamca pek uyuşmayan sözcüklerle de oluşturulabilir. Bağdaştırma, sanatsal metinlerde çok sık rastlanan bir özelliktir. Örneğin; “şehrin kalesi” ifadesi alışılmış bağdaştırma iken “aşkın kalesi” ifadesi alışılmamış bağdaştırmadır.
Metni oluşturan söz öbekleri arasındaki dil bilgisiyle ilgili unsurların göze ve kulağa seslenmesine ise bağlaşıklık denir. Buna göre; adıllar, belirteçler, ön adlar, tamlamalar, durum ekleri, fiil çatısı, cümle öğeleri ve vurgusu vb. bağlaşıklık unsurlarıdır. Örneğin; dilbilgisiyle ilgili anlatım bozuklukları bağlaşıklığa uymayan anlatım bozukluklarıdır.

6.)İkinci metinden hareketle bağdaştırmaların kaça ayrıldığını ve işlevlerini örnekler vererek açıklayınız.
CEVAP:Alışılmış ve alışılmamış olmak üzere iki tür bağdaştırma vardır. Aşağıdaki tabloda bir şiir üzerinde alışılmış ve alışılmamış bağdaştırma örnekleri görülmektedir:

Sayfa 60 ve Sayfa 65 Arası Cevaplar


6. etkinlik

Gruplara ayrılarak aşağıdaki metinleri inceleyiniz. Bütün cümlelerin bir tema etrafında birleşmesi gerekirken bu birleşmeyi bozan cümleleri gösteriniz.
CEVAP:
I. Bu kitap, sanat yaşamımın değişik dönemlerinden seçilmiş ürünlerden oluşuyor.
II. Ağırlık, 1970′lerden önce yazdığım şiirlerde.
III.Son beş yılda dergilerde birçok şiir yayımladım ancak bu şiirleri kitaba almadım.
IV. Anılarımda da belirttiğim gibi bunlar kendimle uzun bir hesaplaşmadan sonra oluşan şiirler.
V. Dolayısıyla beni bütün yönlerimle okurlarıma tanıtacaktır.

I. Okuduğunuz bir eserin nitelikli olup olmadığını mı anlamak istiyorsunuz?
II. Bu, seçici bir okurun yanıtlaması gereken ilk sorudur.
III.Onu birkaç ay sonra tekrar ele alın.
IV. Kötüyse okumaya değmez; iyi ise değişik bir tatla karşınıza çıkar.
V. Size yepyeni ufuklar açar.

7. etkinlik

Aşağıdaki metinde yazarın amacı nedir?
CEVAP:Yazarın amacı; insan hayatında kaderin önemli olduğunu ve insanların karşılaştıkları zorluk ve sıkıntıları göğüsleyebileceğini okuyucuya anlatmaktır.

Bu amaç onu bağdaştırma yaparken “alışılmış” ve “alışılmamış” tercihinde hangi bağdaş*tırma türüne yöneltmiştir?
CEVAP:Metinde alışılmamış bağdaştırma örnekleri çok fazla dikkat çekmektedir. Alışılmamış bağdaştırmalar, metin üzerinde renkli harflerle belirginleştirilmiştir.

Akla aykırı olduğu için inanıyorum.” diyen Latin şairinin herhalde bir bildiği vardı. Gerçekte çevre*mizde olup bitenlerin kahir ekseriyeti önceden tahmin edilemeyen, hesaba geçirilemeyen, mantığa ve düz muhakemeye aykırı şeylerdir. Muhabbetin şirazesi, nefretin endazesi, aşkın hendesesi yoktur. İvazsız samimiyetin sıkletini çekecek terazi, huzurlu bir “fakirhane”nin sıcaklığını ölçecek bir termometre, kahır ve mihnetli geçirilmiş bir ömre sunulan fedakârlığın genişliğini tespit edecek bir mikâp icat edilmemiştir. İnsanlar, hayatın önceden kestirilemeyen, hendese ve matematiğe vurulamayan sürprizlerini yine hesaba ve endazeye sığmaz aykırılıklarla göğüsleyebilirler. Bilinmeyen her şey gibi kader de hesap haricidir. Hayata egemen olan rakamlar ve semboller değil kaderdir.

Ahmet Turan ALKAN

Ölçme ve Değerlendirme
A. Aşağıdaki boş bırakılan yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.

v Bir metnin ve metin parçasında dil öğelerinin dil bilgisi kurallarına uyularak yan yana getirilmesi*ne bağlaşıklık denir.

v Bir metnin ve metin parçasında dil öğelerinin ifade ettikleri husus ve durumlar arasındaki anlam bağlantısına bağdaşıklık denir.

v Bağdaştırma bağlaşıklık ve bağdaşıklık ile sağlanır.

v Dil birimlerini birbirine bağlayan dil kurallarının birbirine ifade ettikleri husus ve durumlar arasındaki anlam bağlantısı yazarın Türkçeyi doğru kullanması ile ilgilidir.

v Bağdaştırma alışılmış ve alışılmamış olmak üzere ikiye ayrılır.

B. Aşağıdaki şemayı doldurunuz.

Doğru Bir “Bağdaştırma” Yapmak İçin Gereken Kurallar
1 Bağlaşıklığa dikkat edilmesi
2 Bağdaşıklığa dikkat edilmesi
3 Birden fazla kelimenin bir araya getirilmesi
4 Bir araya getirilen kelimelerin anlamlı olması
5 Deyim, tamlama ya da kalıplaşmış söz grubu oluşturulması

C. Aşağıdaki çoktan seçmeli sorulan cevaplayınız.

1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağlaşıklıkla ilgili bir dil hatası vardır?
A) Dün akşam Taksim meydanından gelen haber hepimizi üzdü.
B) Yirmi beş kişiden oluşan üniversitenin genç araştırmacılar topluluğu çalışmalarına başladı.
C) Konuğumuzla yapacağımız söyleşiyi canlı olarak yayınlıyoruz.
D) Tabelasız durak yerlerine tabela takılacak.
E) Kar yağışı aralıksız olarak sürüyor.

2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bağdaşıklıkla ilgili bir dil hatası yoktur?
A) Hocam beni ben de kendisini tanırım.
B) Uzun uğraşlar sonucu hurdaya dönen araçtan cesetler çıkarıldı.
C) Görevlilerin mavi ceket ve kravat takması gerekiyor.
D) Yolda çok sayıda askeri ve polis aracı vardı.
E) Bırakın yemek yapmayı patates bile soyamaz.

3. Aşağıdakilerden hangisi “bağdaşıklık” kavramıyla ilgili değildir?
A) Gereksiz sözcük kullanılması
B) Sözcüğün yanlış yerde kullanılması
C) Tamlama yanlışlığı
D) Anlam belirsizliği
E) Sözcüğün yanlış anlamda kullanılması

4. I. Bir metnin ve metin parçasında dil öğelerinin dil bilgisi kurallarına uyularak yan yana getirilmesine “bağlaşıklık” denir.
II. Bir metnin ve metin parçasında dil öğelerinin ifade ettikleri husus ve durumlar arasındaki anlam bağlantısına “bağdaştırma” denir.
III.Bağdaştırma, yalnızca gerçek anlamlı sözcüklerin kullanımıyla oluşturulur.
IV.Bağdaştırma “bağlaşıklık” ve “bağdaşıklık” ile sağlanır.
V. Dil birimlerini birbirine bağlayan dil kurallarının birbirine ifade ettikleri husus ve durumlar arasındaki anlam bağlantısı, konuşmacı ya da yazarın Türkçeyi doğru kullanması ile ilgilidir.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir bilgi yanlışı vardır?
A) I. B) II. C)III. D) IV. E)V.

Sayfa 65 ve Sayfa 70 Arası Cevaplar
8. Anlatım Türlerinin Sınıflandırılması
Hazırlık

İnsanlar birikimlerini niçin farklı türlerle anlatıyorlar?
CEVAP:Çünkü insanlar bir konu hakkında yazmak ya da konuşmak istediklerinde farklı farklı amaçlar taşırlar. Bir anlatımda amacımız heyecanlandırmak ise o şeyi olay veya olaylar yoluyla okuyanları adeta olayı yaşayacak bir şekilde hikâye ederiz. Okuyanları bir hayal vasıtasıyla ilişkilendirmek, o şeyi gözleri önünde canlandırmak istiyorsak, sanatlı ifadeler kullanarak onu bir tablo gibi canlandırarak betimleriz. Amacımız okuyanlara heyecan vermek, bilgi veya haber vermek ise sanatsız ve açık bir ifadeyle doğrudan doğruya anlatma yolunu tercih ederiz. Verilen bilgi ve haberler konusunda okuyanları inandırmak istiyorsak amacımızı ispat ve delillerle ifade ederiz.

Metin İnceleme

1.) Her anlatım: gerçekleştiği bağlam içinde ayrı bir bütündür. Anlatım, dil bilgisi kuralları ve anlam ilişkisi ile birbirine bağlanan cümle ve paragraf adlı birimlerden oluşur. Buna göre okuduğunuz metnin kendi içinde bir bütünlük ve birim değeri taşıyıp taşımadığını belirtiniz.
CEVAP:Metin, kendi içinde cümleler ve paragraflar vasıtasıyla bir bütünlük ve birim değeri taşımaktadır. Bu bütünlük neticesinde ortaya hikâye çıkmıştır.

2.)Edebî türler veya metin türlerinde farklı anlatım birlikleri bir araya gelir. Bir hikâyede betimleme, açıklama, tanıtma amacıyla yazılmış parçalar öyküleme (hikâye etme) çevresinde birleşir. Makalede; açıklama, tanımlama, tartışma, öğretme, anlatım biçimleri birlikte kullanılabilir. Buna göre okuduğunuz metinde hangi anlatım türleri kullanılmıştır? Örneklerle açıklayınız.

CEVAP:Bu metinde daha çok betimleme ve öyküleme anlatım türleri kullanılmıştır. Örneğin; “Bir sonbahar günü baktı ki küçük çam ağaçları filizi, körpe diken yapraklarıyla, üç beş kocayemiş çıngıl çıngıl yemişleriyle yer yer esmer pembe, kül rengi toprağa saye salar.” cümlesinde sıfatlar ve ayrıntı bildiren sözcükler yardımıyla adeta bir resim çizilmekte, yani betimleyici anlatım türü kullanılmaktadır.
“Bir sabah her zamanki çamın altına vardım ki bir köylü kadın, üç yarı çıplak çocuk garip birtakım taşlar, tahtalar, saçlarla bir şeyler yaparlar. Bu, her tarafından poyraz, lodos, gün doğusu, keşişleme, yıldız, karayel rüzgârı giren bir evdi. Mustafa arkasına yeşiller giymiş güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu.” paragrafında ise betimlemeyle birlikte bir olayın anlatılması söz konusu olmakta, yani öyküleyici anlatımdan yararlanılmaktadır.

3.)Anlatımın gerçekleşmesinde iletişime katılan öğeler, anlatımın amacı, alıcıda uyandırılmak istenilen etki ve anlatıcının anlatılan husus veya obje karşısındaki tavrı anlatım türünü belirler. Buna göre okuduğunuz metinde anlatım türünün belirlenmesinde hangi unsurların etkili olduğunu tartışarak açıklayınız.

CEVAP:İletişime katılan öğeler (gönderici, alıcı, ileti, kanal, bağlam), anlatımın amacı (bir olayı veya durumu hikâye etme), alıcıda uyandırılmak istenen etki (konu, tema) ve anlatıcının anlatılan husus veya obje karşısındaki tavrı (üslup, anlatım) bu metnin anlatım türünün belirlenmesinde ayrı ayrı etkili olmuştur.

4.) Sizce bu metinde yazarın amacı nedir?
CEVAP:Yazarın amacı, bir olayı ve durumu hikâye etmek suretiyle okuyucuda tabiata ve nesnelere karşı duyarlılık hissi uyandırmaktır.

5.)Yazar, görmediğimiz şeyleri zihnimizde canlandırıyor mu? Bunun için nelere başvuruyor? Sözlü olarak ifade ediniz.
CEVAP:Evet, yazar, görmediğimiz şeyleri zihnimizde canlandırıyor. Bunun için betimleyici anlatım öğelerine (sıfatlara, renk ve ayrıntı bildiren sözcüklere) başvuruyor.

Anlama ve Yorumlama
1.etkinlik

Aşağıdaki cümlelerden anlamlı bir paragraf oluşturunuz.
CEVAP:Vatanıma yararlı ama insanlığa zararlı bir şey bilseydim bir cinayet gözüyle bakardım ona, diyor Montesquieu (Montesku). Ünlü yazarın bu sözünü duyunca kendimi hep bu açıdan kontrol ederim. Ne var ki her zaman bu söze uygun davranmadığımı görüyorum. Bana yararlı ama aileme zararlı bir şey bilseydim unutmaya çalışırdım onu. Aileme yararlı ama vatanıma zararlı bir şey bilseydim aklımdan atardım onu.

Her anlatımın kendi içinde bir birim değeri taşıdığını düşünüyor musunuz? Niçin?
CEVAP:Elbette her anlatım kendi içinde bir birim değeri taşımaktadır. Cümlelerin oluşturduğu paragraflar hikâye, deneme, makale, vs. düzyazı metin türlerini; mısralar ise beyitleri, dörtlükleri, onlar da metin türü olarak şiiri oluşturmaktadır.

2.etkinlik
Aşağıda yazma amaçlarıyla anlatım türleri verilmiştir. Yazarın amacına uygun anlatım türlerini boş bırakılan yerlere yazınız.

CEVAP:
v Bu tekniği kullanan yazarın amacı okuyucuya bilgi vermektir. Genelde öğretici/didaktik metinler de kullanılır. Onun için makale, eleştiri gibi yazılarda, tarih, coğrafya gibi ders kitaplarında kullanılır. Yazar, okuyucunun bilmediğini düşündüğü bilgileri aktarır. Bu tekniğe açıklama denir.
v Bu tekniği uygulayan yazarın amacı, okuyucunun görmediği bir görüntüyü, olayı, yeri okuyucunun kafasında canlandırmaktır. Yazar özellikle görme duyusundan yararlanarak okuyucunun hayalinde sanki sözcüklerle resim yapar. Okuyucuya böylece izlenim kazandırır. Bu tekniğe betimleme denir.
v Bu teknikte yazarın amacı, okuyucuyu bir olay içinde yaşatmaktır. Olay akışı vardır. Olaylar birbiri üzerine gelişir ve zaman durmadan geçer. Genellikle haber kipleriyle çekimlenmiş fiiller kullanılır. Bu tekniğin en önemli iki özelliği; zaman akışı ve bir romandan alınmış izlenimi vermesidir. Bu tekniğe öyküleme denir.
v Bu tekniği kullanan yazarın amacı, okuyucunun herhangi bir konudaki fikrini değiştirmektir. Bu teknikle yazılmış metinlerde iki görüş vardır. Bunlardan biri yazarın görüşü diğeri de başkalarının görüşüdür. Yazar değişik yöntemler kullanır, deliller getirir, ispatlar yapar, metnin sonunda kendi görüşünü haklı çıkarır. Metinde genellikle karşılıklı konuşma havası vardır. Bu tekniğe tartışma denir.

3.etkinlik
Öyküleyici anlatım, betimleyici anlatım, öğretici anlatım, açıklayıcı anlatım, kanıtlayıcı anlatım, tartışmacı anlatım, coşku ve heyecana bağlı anlatım, destansı anlatım, düşsel anlatım, mizahi anlatım, emredici anlatım, söyleşmeye bağlı anlatım, gelecekten söz eden anlatım vb. anlatım türleri vardır.

(Not: Bu bilginin yer aldığı 68.sayfada -sehven- “göstermeye bağlı anlatım” ve “acı ve hüzünlendirici anlatım” şeklinde müfredatta olmayan anlatım türleri de yazılmıştır. Düzeltiriz…)

Aşağıdaki metinlerde yazarların hangi anlatım türlerini kullandığını söyleyiniz.
CEVAP:Yahya Kemal tıpkı son zamanlardaki resimlerde göründüğü gibi: orta boylu, şişman, çok şişman, göğsüne kadar çıkan yarım küre şekline bir göbek… Bu muazzam gövdeyi başa bağlayan kalın ve kısa bir boyun, yuvarlak, buğday renginde kansız bir yüz… Ama cildi yaşına göre taze ve pürüzsüz. Kapıdan girince hemen solda banyo ve tuvalet… Onun her tarafı gömme gardırop… Gardırobun yanında üst üste konmuş bavullar. En üsttekinin üzerinde kitaplar, gazeteler, pasta kutuları… Orta yerde, baş tarafı duvar kenarında olan ve üzerinde, içeri girdiğinde Yahya Kemal’in oturduğu karyola…
(BU METİNDE BETİMLEYİCİ ANLATIM TÜRÜ KULLANILMIŞTIR.)

İşçi arıların vücutları, hayatları boyunca bazı değişikliğe uğrar ve bu değişikliklere göre kalanı içerisinde görev alır. İşçi arıların ilk üç günü kovanları temizleme ile geçer. Sonraki bir hafta boyunca genç kovanlar için gerekli besini salgılamaya başlarlar. Artık temizlikten larva bakıcılığına geçmiştirler. Onuncu günden itibaren ise karın bölgelerinde mum üreten bezler gelişir. Bu bezler petek yapımı ve onarımında kullanılacaktır. Artık arılarımız birer kovan işçisidir. Yirminci günlerinde ise mum bezleri işlevini yitirir ve artık iğne bezleri gelişir; zehir üretmeye başlarlar. İşçilikten askerliğe terfi etmişlerdir. Askerlik sonrasında ise hayatlarının geri kalanına çiçek özü toplayıcısı olarak devam ederler.
(BU METİNDE ÖĞRETİCİ ANLATIM TÜRÜ KULLANILMIŞTIR.)

Yeşil pencerenden bir gül at bana,
Işıklarla dolsun kalbimin içi
Geldim işte mevsim gibi kapına
Gözlerimde bulut saçlarımda çiğ
Ahmet Muhip DIRANAS
(BU METİNDE COŞKU VE HEYECANA BAĞLI ANLATIM TÜRÜ KULLANILMIŞTIR.)

Ölçme ve Değerlendirme
A. Aşağıda boş bırakılan yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.
v Yazarın amacının okuyucuyu bilgilendirmek olduğu anlatım türüne öğretici ya da açıklayıcı anlatım denir.
v Yazarın amacının okuyucunun herhangi bir konuda fikrini değiştirmek olduğu anlatım türüne tartışmacı anlatım denir.
v Sözcüklerin yeni bir anlam ifade etmek için bir araya gelerek oluşturduğu söz gruplarına bağdaştırma denir. Alışılmış ve alışılmamış olarak iki çeşidi vardır.
v Bir metni oluşturan söz ve söz öbekleri arasındaki anlam ve mantık bağıntısına bağdaşıklık adı verilir.
v Metni oluşturan söz öbekleri arasındaki dil bilgisiyle ilgili unsurlar göze ve kulağa seslenir. Buna göre; adıllar, belirteçler, ön adlar, bağlaçlar, durum ekleri, fiil çatısı, cümle öğeleri ve vurgusu vb. bağlaşıklık unsurlarıdır.

B. Aşağıdaki anlatıma hazırlıkla ilgili yargıları doğru-yanlış (D/Y) olarak değerlendiriniz.
(Y) Öyküleyici, betimleyici, göstermeye bağlı anlatım, anlatım türlerinden bazılarıdır. (Çünkü göstermeye bağlı anlatım diye bir anlatım türü yoktur.)
(D) Makalelerde açıklama, tanımlama, tartışma, öğretme anlatım biçimleri kullanılır.
(D ) Açıklayıcı anlatımlarda genellikle haber kipleriyle çekimlenmiş fiiller kullanılır.

C. Aşağıdaki çoktan seçmeli sorulan cevaplayınız.
1. Aşağıdakilerden hangisi bir anlatım türüdür?
A) Nesnellik B) İlişki kurma C) Benzetme D) Tartışma E) Öğretme

2. Aşağıdakilerden hangisi metni oluşturan birimlerden değildir?
A) Ses B)Kelime C) Cümle D) Paragraf E)Anlam

Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme

A. Aşağıdaki boş bırakılan yerlere gelebilecek uygun sözcükleri yazınız.
v Yazarın amacının okuyucuyu bir olay içinde yaşatmak olduğu anlatım türüne öyküleyici anlatım denir.
v Yazarın amacının okuyucunun görmediği bir yeri zihninde canlandırmak olduğu anlatım türüne betimleyici anlatım denir.
v Yazar anlattığı kavramı daha belirgin hâle getirmek için tanımlar kullanır.
v Yazar soyut düşünceyi daha görünür hâle getirip somutlaştırmak için örnekler kullanır.

B. Aşağıdaki tabloda verilen temaları, istenen unsurlara göre sınırlandırınız.

Yer, Kişi, Zaman ve Bağlam

Ayrılık Soğuk bir kış günü küçük çocuğun evinden ayrılması
Hoşgörü Toplumda zaman zaman hata yapan çocuklara karşı büyüklerin hoşgörüsü

C. Aşağıdaki anlatıma hazırlıkla ilgili yargıları doğru-yanlış (D/Y) olarak değerlendiriniz.
( D ) “Romanda, fakir köylünün hayat mücadelesi zengin benzetme ve mecazlarla süslenerek aktarılmış.” cümlesinde eserin hem konusundan hem de üslubundan söz edilmiştir.
( Y ) Akıcılık; hiç kimseye benzememek, farklı olmak, taklit ve kopyadan uzak durmak, basmakalıp ifadelerden vazgeçerek kendine has bir anlatım oluşturmaktır.
( D ) Duruluk, metinde veya cümlede gereksiz sözcük kullanılmamasıdır.
( Y ) Özgünlük; söyleyişin pürüzsüz olması, bir yazının kolayca ve zevkle okunmasıdır.
( D ) Konuşmada ve yazmada yerel ağızların, söyleyişlerin yerine kültür dilini kullanmaya özen göstermeliyiz.
( D ) Sözcüklerin doğru seçilmesi, cümlelerin gereği gibi kurulması ve birbirine mantıksal bir ilgi ile bağlanması, konuda birliğin sağlanıp sürdürülmesi, bilgilerin doğruluğu bağdaşıklıktır.
( Y ) “Çiçeklerin ağlaması” söz grubunda alışılmış bağdaştırma vardır.
( D ) “Renk kuşağı” söz grubunda alışılmamış bağdaştırma vardır.

(Not: 69.sayfadaki bu tabloda -sehven- 13 sütun yerine 7 sütuna yer verilmiştir. Düzeltiriz…)
Anlatım Türleri
Öyküleyici anlatım, Betimleyici anlatım, Coşku ve heyecana bağlı anlatım, Destansı anlatım , Emredici anlatım, Öğretici anlatım, Açıklayıcı anlatım, Tartışmacı anlatım, Kanıtlayıcı anlatım, Düşsel anlatım, Gelecekten söz eden anlatım, Söyleşmeye bağlı anlatım, Mizahi anlatım

E. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Aşağıdakilerden hangisi anlatımın türünü belirleyen özelliklerden değildir?
A) İletişime katılan öğeler
B) Anlatımın amacı
C) Alıcıda uyandırılmak istenen etki
D) Anlatıcının obje karşındaki tavrı
E) Anlatımda izlenecek yolun belirlenmesi

2. Aşağıdakilerden hangisi makalede kullanılabilecek anlatım türlerinden değildir?
A) Açıklama B) Tartışma C) Öyküleme D) Tanımlama E) Tanık gösterme

3. Aşağıdakilerden hangisi düşünceyi geliştirme yollarından değildir?
A) Sayısal verilerden yararlanma
B) Benzetme
C) Betimleme
D) Tanımlama
E) Örneklendirme

4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bilgi yanlışı vardır?
A) Edebî eserlerde dil ve anlatım biçimlerinin tümüne konu denir.
B) Metinlerde olayların düzenlenişi, sıralanışı Ve akışı olay örgüsüyle ilgilidir.
C) Metin düzeyinde gözlenebilen her türlü anlam ve dil malzemesine içerik denir.
D) Metinlerde yazarın dili kullanma biçimine üslup denir.
E) Sanat eserlerinde işlenen temel düşünce ya da duyguya tema denir.

5. I.Bilgiler kesin verilere dayanır.
II. Kişisel yorumlama yapılmaz.
III. Sübjektiflik bulunmaz.
IV. Bilgilerin doğruluğu kanıtlanmaz.
V. Herkes aynı şeyleri anlar.
Yukarıdaki numaralanmış yargılardan hangisi nesnel cümlelerin özelliklerinden değildir?
A) I. B)II. C) III. D) IV. E) V.

6. Aşağıdaki temalardan hangisi daha geniş kapsamlıdır?
A) Türk romanı
B) 19. yüzyıl Türk romanı
C) Reşat Nuri’nin roman anlayışı
D) Toplumcu roman yazarlarının görüşleri
E) Türk romanının en önemli özellikleri

7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
A) Tatilimizin en hareketli günlerinden biri daha sona erdi.
B) Hafif hafif esen rüzgârın hışırtısı, kuşların cıvıltısı hâlâ kulağımda sanki.
C) Piknik yerlerini kirleten ve ağaçlara yazı yazanlar medeniyetsiz insanlardır.
D) Tatilden dönünce kendimi çok yalnız hissettim.
E) Dağ eteklerinde yaptığımız bu çalışmanın amacı çevreye güzel bir görünüm oluşturmaktı.

8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu yoktur?
A) Bu iki durum arasında, çok küçük bir nüans farkı vardır.
B) Dün akşam Forsa diye bir hikâye okudum.
C) Birçok öğrenciler, dünkü deneme sınavın giremediler.
D) Takımımız yine son saniye golüyle maçı kazandı.
E) Filmde gördüğüm o acı feryatlar ve bu son sahne, bugün bile gözümün önünde
ve kulaklarımda çınlıyor.

72-87 ARASI CEVAPLAR
A.ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM(HİKAYE ETME)İSİM-AD
HAZIRLIK
Masalın olayı: Oduncu ve ayı arasında geçen kurmaca bir olay
Mekan: Dağ
Kişiler: Oduncu ile ayı
Masaldaki olay kurmaca bir kişi tarafından anlatılmaktadır.
Masaldaki kişileri,zamanı, mekanı değiştirip tekrar yazınız.

SAYFA 73
İsim olmalarıdır,isimler metinlerde varlık ve kavramları tanıtmak için kullanılır.
Bu sözcükleri çıkarınca anlamlı bütün olmaz.Çünkü bu isimler varlık ve kavramları belirtmektedir.
Heeeeey!
Ne duruyorsun be, at kendini denize;
Geride bekleyenin varmış, aldırma;
Görmüyor musun, her yanda hürriyet;
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol
Git gidebildiğin yere

SAYFA 76
Metin İnceleme
1. Olaya dayalı anlatım vardır.Bu metinlerin ortak özellikleri şunlardır:
Bir olay çevresinde gelişir. Bu temel olayın etrafında daha küçük çapta gelişen olaylar yer alır.
İnsanların başlarından geçen ya da geçebilecek nitelikteki olaylar gösterilir.
Olaylar belirli bir zaman diliminde geçer.
Anlatılan olaylardan etkilenen insanlar ya da varlıklar vardır. Bunlara eserin kahramanları denir. En çok etkilenen varlığa eserin başkahramanı (başkişisi) denir.
Olayın serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunur. Yani olayın bir başlangıcı, gelişmesi ve sonunda da çözümlenişi vardır.
Ele alınan olayların anlaşılması için tasvirlere yer verilir.
Metinlerin bir yazarı vardır.
Edebi dil kullanılır.
2.Ortak ögeler olay örgüsü, kişiler, yer ve zaman ögeleridir.
HAYAT NE TATLI:Hafız Nuri Efendi amaçsızca evden dışarı çıkar.Yolda Şükrü’yü görür.Şükrü’yle Kumkapı’ya gitmek için yürürler fakat Şükrü ortadan kaybolur.Sonra mahallenin kömürcüsü Halil Efendi’yle karşılaşırlar,tekrar mahalleye dönerler.Nuri Efendi evine gider, hayatın yaşanılacak kadar güzel olduğunu düşünür.
BİNLERCE GÜVERCİN:Ömer, Zeki’den satın alacağı güvercinler için babasının cebinden 20 lira çalar.Annesi ve babası durumu anlayınca evlerinde misafirliğe gelen teyzesinin oğlu Mustafa’dan şüphelenir.Mustafa kendisinin hırsız sanılmasına çok üzülür ve evine dönmek ister.Ömer suçunu itiraf eder ;Mustafa sevinir; ama bir daha teyzesine gelmez.
FATİH-HARBİYE:Faiz Bey geç olmasına rağmen eve gelmeyen kızını merak etmektedir.Şinasi kızın nerede olduğunu bildiği halde arkadaşı Fahriye’de olabileceğini söyler.
3.Öyküleyici anlatımın ayırıcı özellikleri:
Olay, kişi, mekân ve zaman ortak ögeleridir.
Bu anlatımda amaç;olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak,anlatmak istenileni bir olay içerisinde vermektir
Olaylar birinci şahsın ağzından anlatılabilir.(Anlatıcı olay kahramanlarından biridir)Sanat metinleri öyküleyici anlatımla yazılır.
Olaylar ilahi bakış açısıyla anlatılabilir.
Olaylar 3.şahsın ağzından anlatılabilir.
(Olan biten bir kamera sessizliğiyle izlenip anlatılabilir.
Kişi, mekân ve zaman olay ve olay örgüsünü oluşturmak için kullanılan ögelerdir.
Öyküleyici anlatım hikâye, roman, anı, söyleşi, görüşme(mülakat) gibi metin türlerinde kullanılır.
Öyküleyici anlatımda bir olayın olması şarttır.
3.Şahıs anlatımda anlatıcı her şeyi bilir.
Öyküleyici anlatım sanat metinlerinde ve öğretici metinlerde kullanılır.
Kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
4) “Binlerce Güvercin” metninin olayı Ömer’in satın almak istediği güvercinler için babasının cebinden 20 lira çalması”
Olay zinciri:
Ömer’in yaptığı hırsızlıktan pişmanlık duymaya başlaması
Ömer’in babasına yemek götürmek için Mustafa’ya yola çıkması ve korkudan parayı taşın altına saklaması
Babasının paranın kaybolduğunu anlaması
Ömer’in anne ve babasının misafir olan Mustafa’dan şüphelenmeleri
Mustafa’nın hırsız sanılmasına çok üzülmesi ve bu yüzden evine dönmek istemesi
Ömer’in suçu Mustafa’ya yıkmasından çok pişmanlık duyması ve üzülmesi
Ömer’in parayı kendisinin aldığını itiraf etmesi
Mustafa’nın suçsuz olduğunun anlaşılmasına sevinmesi
Mustafa’nın bu olaydan sonra bir daha teyzesine gelmemesi
Ömer’in bu durumdan dolayı binlerce güvercini olsa bile sevinememesi
Olay ve olay zinciri arasındaki fark:Olay , kişiler arasında bir sebebe bağlı olarak gelişen ve bir sonuç meydana getiren eylemken olay zinciri belli bir konu çevresinde var olan birden fazla olayın sebep-sonuç ilişkisine bağlı biçimde oluşturdukları bütündür.
5.Belli bir konu çevresinde var olan birden fazla olayın, sebep-sonuç ilişkisine bağlı bir biçimde oluşturdukları organik bütündür. Olay örgüsünü: “eserde nakledilen hadise veya hadiseler zinciri” veya “bir oyunun, hikayenin yahut romanın içinde olan biten her şey” biçiminde de tanımlamak mümkündür.
Olay örgüsü, birbiriyle hiç ilgisi olmayan olayların rast gele veya peş peşe sıralanması değil, birden fazla olayın sebep-sonuç içinde organik bir bütün oluşturmasıdır.
‘Kral öldü, kraliçe de öldü.’ dersek hikaye olur.
‘Kral öldü, arkasından kraliçe de öldü.’ dersek olay örgüsü olur.(Neden sonuç ilgisi var.)
Metinlerin olay örgüleri yukarıda verilmiştir.
6.Metinlerde olaylar kişiler etrafında şekillenmektedir.Kişiler olayın akışında yönlendirilmesinde doğrudan veya dolaylı olarak etkin rol işlevine sahiptir.
7)”Hayat Ne Tatlı” metninde : “kapı, şemsiye, sokak, işi, ayakları,yol, İstanbul,Edirne, köşeye,depo”
“Binlerce Güvercin” metninde: “güvercinler, gaz lambası, babam, elbiseler, ceket, vücudum, ateş, parçası,
“Fatih-Harbiye” metninde: “Şinasi, masa, sandalyeye, başını, yüzüne,gencin,sual, zemin , kitabı, gözlerini”
Bu kelimeler metinlerden çıkarıldığın anlam bozulur.İsimler varlıkları ve kavramları tanıtmak, belirtmek için kullanılır.
8) “Hayat Ne Tatlı” metninde “vagonlar,ayaklar, bastonlar,marullar salatalar,iskemleler,takunyalar…”
“Binlerce Güvercin” metninde “güvercinler, elbiseler,gözler, yiyecekler,kötülükler”
“Fatih-Harbiye” metninde “şeyler” sözcükleri çoğuldur.Çoğul isimler birden fazla varlığı karşılamak için kullanılır.
9) İfade edebilir.Örneğin “ordu, sürü, orman, sınıf, okul, millet” gibi sözcükler…
EK BİLGİ:Şekil yönüyle çoğul olmadığı, çokluk eki almadığı hâlde anlamca çoğul olan kelimeler vardır.
Seçmen, tercihini yarın ortaya koyacak.
Asker, sınırları bekliyor.
Genç yaşta saçı dökülmüş.
Bu cümlelerde seçmen, asker ve saç kelimeleri tekil oldukları hâlde anlamca çokluk bildirmektedirler. Bunlar, topluluk isimleri değildir.

SAYFA 78
9.Çoğul isimler de topluluk isimleri de birden fazla varlığı ifade etmek için kullanılır.Topluluk isimleri çoğul eki “-ler,-lar” almadığı halde birden fazla varlığı karşılar.
10.”Anadolu” şiirinde geçen millet kelimesi topluluk ismidir.Topluluk isimleri ifadeyi kısaltır ve netleştirir.Şekil bakımından da tekil göründüğü halde sayısız, belirsiz bir çokluk anlamı katar.
11.”Osmanlı” kelimesine gelen “lar” eki “boy,soy,kabile” anlamında kullanıldığı için kesme işaretiyle ayrılmamıştır.
12. “-cik” eki küçültme anlamı katmıştır.Bir varlığın benzerlerine göre küçük olduğunu belirtmek istediğimiz zaman başına küçük, ufak, minik gibi tamamlayıcı sözcükler getiririz.
Küçük pencereden bir minik serçe girdi.
Bunu küçültme ekleriyle de anlatabiliriz. Küçük pencere yerine pencere-cik, minik serçe yerine serçe-cik diyebiliriz.
13. Oğlumuz metnindeki isimlerin yapısı:
şubat: basit isim
gece-si :basit
baba-m-ın: basit
kucağ-ı-n-a: basit
ortak-lar-ın: basit
Bu isimler yapım eki almadığı için basit yapılıdır.
var-lık-ı-n-a: türemiş
hırçın-lık-lar: türemiş
iştah-sız-lık-lar: türemiş
sev-gi-miz: türemiş
çare-siz-liğ-in: türemiş
Bu isimler yapım eki alarak türemiştir.
“ANADOLU” metnindeki isimlerin yapısı:
yurd-u: basit
el-ler: basit
ana: basit
kucak-ı-dır: basit
soy-u-n-u: basit
hudut: basit
boy-u-n-u: basit
devlet-e: basit
meydan-da: basit
can: basit
silah: basit
kahraman-lar: basit
otak-ı-dır: basit
el-ler: basit
kuş-lar: basit
çayır-ı-n-da: basit

Bu isimler hiçbir yapım eki almadığı için basit yapılıdır.
kon-ak-ı-dır: türemiş
Osman-lı-lar: türemiş

Bu isimler yapım eki aldığı için basit yapılıdır.
Anadolu: birleşik
İki kelimenin birleşmesiyle oluşmuştur.
14: Metinlerdeki “Sultan Osman,Anadolu,Osmanlılar,Şinasi, Faiz Bey, Mustafa, Ömer, Zeki, Nuri Efendi, Edirne, İstanbul, Sirkeci, Kumkapı , Halil, Şükrü” gibi isimler özel isimdir.
“Şemsiye,ev, kömürcü, mahalle, istasyon,iskemleler, yatak, lamba, güvercinler, masa, sandalye, anne, baba,” gibi pek çok sözcük cins adıdır.

“Hayat Ne Tatlı” metninde ilahi bakış açılı(hakim) anlatıcı ve gözlemci bakış açılı anlatıcı bir arada kullanılmıştır..Bu metinde anlatıcın olayla ilgisi yoktur.”Binlerce Güvercin” metninde olayın anlatıcısı metnin baş kahramanıdır, olay ve olay dizisiyle doğrudan ilgilidir.”Fatih-Harbiye” metninde ise ilahi bakış açılı anlatıcı(hakim) anlatıcı vardır.Olay veya olay dizisiyle bir ilgisi yoktur.

2.etkinlik
bebeciği: küçültme
çocukcağız: acıma
Anneciğim: sevgi
kızcağız: acıma

SAYFA 79
3.ETKİNLİK – TABLO
1.METİN İçin Tablo Cevapları
Zaman : Nuri Efendi’nin sokağa çıkıp akşam evine dönmesi arasındaki zaman.
Mekan : Sokak, Mahalle, Kahve, Ev
Kişiler : Hafız Nuri Efendi, Şükrü Halil, kahvede oyun oynayanlar
Olay : Nuri Efendi’nin amaçsızca sokağa çıktıktan sonra yaşadıkları.
Tema : Hayat güzeldir.

2.METİN İçin Tablo Cevapları
Zaman : Gece başlayıp ertesi 2 güne kadar devam eden zaman.
Mekan : Ev, yol, köy meydanı
Kişiler : Ömer, Mustafa, Zeki, Ömer’in anne ve babası(Nuri)
Olay : Ömer’in, babasının cebinden 20 lira çalması ve suçun, teyzesinin oğlu Mustafa’ya kalması.
Tema : Hırsızlık pişman olunacak sonuçlar doğurur.

3.METİN İçin Tablo Cevapları
Zaman : Gece, Şinasi ile Faiz Bey’in konuştukları kısa zaman dilimi.
Mekan : ev
Kişiler : Şinasi, Faiz Bey, Fahriye
Olay : Faiz Bey’in, eve gelmeyen kızını merak etmesi.
Tema : Endişe

4.ETKİNLİK
Masalın olay örgüsü:
Bir farenin devenin yularından tutup yola çıkmaları
Farenin devenin yularını tuttuğu için kibirlenmesi
Önlerine koca bir ırmağın çıkması
Farenin ırmaktan geçememesi ve korkması
Devenin fareye ders vermesi

Ø Masaldaki olay örgüsü metnin temasını ortaya koymak için düzenlenmiş ve aralarında anlam ilişkisi kurulmuştur.
Ø Masalı zaman, mekan ve kahramanları değiştirerek tekrar yazınız.
Ø Masaldaki zaman ve mekan ve kahraman özelliklerinin değiştirmemiz örneğin istediğimiz bir yaşam biçimi,zaman mekan veya insan ilişkileri üzerine kurguladığımızda olağanüstü unsurlar ortadan kalkar.
Ø Olay örgüsü,zaman,mekan , kişi ve anlatıcı metnin temasını ortaya koymak için bütünleşir.Bu ögeler metnin yapı unsurlarıdır ve bir tema etrafında bir araya gelirler.
Ø Olay çevresinde gelişen metinlerde bir ana olay ve buna bağlı olarak gelişen yan olaylar vardır. Ele alınan olayların gelişiminde mantıksal bir sıra izlenir.
Ø Bunlar olmasaydı olaylar gerçekleşmezdi.Çünkü öyküleyici anlatımda olay parçasının oluşumunda olay, kişi, zaman bütünleşir.Olay ; kişiler veya kişi işlevindeki kavram ve diğer varlıklar arasındaki karşılaşma ve çatışma sonucu ortaya çıkar.

SAYFA 80
5.etkinlik
“Şehir Mektupları” metnindeki türemiş isim örnekleri:
çıma-cı: ek bilgi:gemilerin iskeleye yanaşmaları sırasında halatları iskeleye veren gemi personeli
dile-k-çe , yaka-cık , ağır-lık-ı, su-cu, zeytin-lik
UYARI: Metinde türemiş başka sözcük türleri de var; ama sizden isim istendiğini unutmayınız.
Ø Kelime türetme yöntemi dilimizin yapısına göre sondan eklemeli bir dil olduğunu gösterir.
Ø Metindeki birleşik kelimeler:
Sarı+yer , Beyler+beyi , Kayış+dağı Taş+delen ,Göz+tepe ; Kara+kulak ,Bakır+köy
Birleşik isimler kendi anlamları dışındaki kavram veya varlıkları karşılayarak kelimeler arasında anlam ilişkisi kurulmasını ve ifadeye yeni anlamlar kazandırılmasını sağlar.
Ø Metindeki cins adlar: hamallar, su, depo, levha, can, yüz,ateş, kan,baş, huy…
Özel isimler: Sarıyer, Beylerbeyi, Pazarbaşı, Monitör, Oryantal Göztepe,Karakulak…
Bu cins ve özel adlar, metindeki varlık ve kavramları tanımamızı sağlar.

6.etkinlik
Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine çıkması
Ordunun saatlerce Kocaeli’nin bağ ve bahçelerinden geçmesi
Yavuz’un askerlerin elma koparmasından endişe etmesi
Yavuz’un emir verip askerlerin heybesini aratması
Hiçbir askerde elma bulunmaması
Tek bir elma bulunmuş olsa bile Yavuz’un seferden vazgeçmeyi düşünmesi

Sayfa 81
Ø Okurlara seslenilmektedir. Her iki metinde de görüldüğü üzere okuyucuya ders verme amacı güdülmekte, toplumda kişilerin eksik görülen ahlaki davranışlarını tamamlamalarına yardımcı olmaya çalışılmaktadır.

7.ETKİNLİK

Bknz:sayfa 76 3.soru
Öyküleyici anlatım hikâye, roman, anı, söyleşi, görüşme(mülakat) gibi metin türlerinde kullanılır.

8.ETKİNLİK:Bu etkinliği hayal gücünüzle yapınız.
9.ETKİNLİK:
İlk metinde somut ifadeler ağrılıkta 2.metinde ise soyut ifadeler…
1.metin

SOMUT Duyu organlarımızla algılayabildiğimiz (somut) varlıklar yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Salata, turp, jambon, turşu, sos, ekmek, tabak, ressam, boya, insan, göz, elma, kayısı, erik, şekil, çiçek, dil, kamçı, hıyar, şeker, hindi, but, reçel, bezelye, pilaki, omlet, ıspanak, ciğer, yahni, yemek, tabak.
2.metin

SOYUT Duyu organlarımızla algılayamadığımız(soyut ) kavramlar yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Kalp, sevinç, keder, vefasızlık, ölüm, felaket, acı, ayrılık, gurbet, hasret, sıkıntı, refah, his.

Soyut ya da somut kelimelerin fazlaca kullanılması ifadenin somut ya da somut olmasını etkiler.

SAYFA 82
Metnin olay örgüsü:
Metinde olay Aytepe’deki siperde Yahya Çavuş’un düşman tarafından giderek kıstırıldıklarını anlamasıyla başlıyor.Daha sonra ise olay örgüsü:
Siperdeki askerlerin çoğunun şehit edilmesi
Direnecek güçlerinin kalmaması
Düşmanın siperi ele geçirmesi
Yahya Çavuş’un diğer askerlere Harapkale’ye çekileceklerini söylemesi§ Tekirdağlı Sadık’ın diğer asker arkadaşlarını çekilmek için uyarması
Tekirdağlı Sadık’ın birçok arkadaşının şehit düşmesi

Düşmanın sipere giderek yaklaşması ve direnecek güçlerinin kalmaması sebep
Siperi terk edip geri çekilmeye başlamaları sonuçtur.

Metindeki olay örgüsü “Çanakkale Savaşı” teması etrafında anlamlı ve mantıksal bir sıra izlenerek kurgulanmıştır.

SAYFA 83
İsimler cümlede farklı kelime türü olarak kullanılabilir.Kelimeler cümlede bulunduğu yere göre anlam ve görev üstlenir.Örneğin:
Metinde “Oğuz amcanın sol elinin serçe parmağına bir mermi çarptı.” Cümlesinde “sol” kelimesi “sıfat” olarak kullanılmıştır.
“Eğilerek siperin içinde hızla yürüdü.” cümlesinde “hız” kelimesi “la” ekini alarak zarf görevinde kullanılmıştır.
Benzer örnek cümleler:
İLERİ: Biraz ileri git (zarf)
İleriden sağa dönmelisin.(isim görevinde)
İleri düzeyde İngilizce biliyordu.(sıfat)

SABAH: Sabah ezanı okunurken yola çıktılar. (isim)
Sabah evden aceleyle çıktı. (zarf)
YALNIZ: Yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz.(isim)
Yalnız insanın yalancı arkadaşları, iki yüzlü dostları ve çekip gidecek bir sevgilisi olmaz.(sıfat)
Hayatımda biri yok,yalnız , birinde hayatım var.(bağlaç )
Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar sizin kadar yalnızım.(zarf)

11.ETKİNLİK
Ø Öyküde bir durumdan başka bir duruma geçilirken kişi, zaman ve mekan değişir ve bu da anlatım farklılığına sebep olur , farklı durumların anlatılmasına olanak sağlar.
Olayın gerçekleştiği zaman ile hikayenin anlatılma zamanı aynı değildir,çünkü hikayede olay örgüsü yaşanmış veya yaşanılabilir olayların üzerine kurgulanır.

12.ETKİNLİK
Birleşik ismin oluşum şekli Birleşik isim örneği
İsim tamlaması Aslanağzı, devetabanı, denizaltı
Sıfat tamlaması Akdeniz, Karadeniz, Tekirdağ, açıkgöz
Bir isimle bir fiilin birleşmesi Vatansever,gecekondu,mirasyedi
İki fiilin birleşmesi
Dedikodu,çekyat,biçerdöver,

SAYFA 84
Şiirdeki öyküleyici anlatım unsurlarını bulunuz.
CEVAP:

Anlatıcı Zaman Mekân Kişi
Han Duvarları 1.şahıs – geçmiş zaman
- şimdiki zaman – yollar
- han Şair

SAYFA 85
Aşağıdaki metinde geçen isimlerin altını çiziniz.
CEVAP:
Dönüş adlı romanda roman kahramanı Seyyit YILMAZ, kişiliğiyle ön plana çıkmıştır. Erzincan’ın Kemah ilçesinden İstanbul’a göç eden ve Narin Tekstilde, biraz da araya adam koyarak güç bela gece bekçiliği işini bulan Seyyit YILMAZ, aslında Türk insanının tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişinde yaşadığı bütün gelgitleri yansıtmaktadır.

Metindeki özel isimleri uygun başlıkların karşısına yazınız.
CEVAP:
Sosyal statü adları: Türk
Kişi adları : Seyyit YILMAZ
Coğrafya adları : Erzincan, Kemah, İstanbul
Kurum-kuruluş adları: Narin Tekstil
Eser adları : Dönüş

ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
A. Aşağıdaki yargıları doğru-yanlış (D/Y) şeklinde değerlendiriniz
(D) Olaylar tema çerçevesinde meydana gelir.
(D) Cins isimler bazen özel isim olarak kullanılabilir.
(Y) Öyküleyici anlatımda kişi öğesi insan dışındaki varlıklardan olamaz.
(Y) Psikolojik tasvirlerde genellikle somut isimler kullanılır.
(D) Öyküleyici anlatımda zaman, mekân, kişi ve olay olmak üzere dört unsur vardır.
(D) Varlıkların sayısının birden fazla olduğunu (- ler/lar) ekini kullanmadan da ifade edebiliriz.
(D) üçüncü şahıs anlatımda anlatıcı olayı dışarıdan gözlemleyen birisidir.
(Y) “Güneş, balçıkla sıvanmaz.” atasözünde “-çık” eki kelimeye küçültme anlamı katmıştır.
(Y) Hâkim bakış açısında, anlatıcı olayın içerisinde bir kahramandır.
(Y) Oykülemede olay her zaman kronolojik olarak ilerler.
(Y) Öyküleyici anlatım, “öğretici metin” ve “sanat metinleri”nde kullanılır.
(Y) Topluluk isimlerinin çoğulu yapılamaz.

Sınıfa getirdiğiniz metinlerdeki özel isim,cins isim, tekil isim, çoğul ve topluluk isimlerinin altını renkli kalemle çiziniz.

B. Aşağıdaki boş bırakılan yerleri uygun şekilde doldurunuz.
v Olay zinciri ile olay örgüsü arasındaki fark: Olay örgüsü, kurmaca metinlerde; olay zinciri ise, kurmaca olmayan metinlerde vardır.
v Beş duyu organımızla algılayamadığımız varlıkların isimleri soyut isimdir.
v Özel isimlere gelen “-ler, -lar” eki kelimeye topluluk, aile, millet anlamı katarsa bitişik yazılır.

2. Solgun yüzünde kaygı taşır her geçen
I II
Hep saz benizlidir, bu yıl eylül çocukları
III IV V

Yukarıdaki dizelerde numaralandırılmış sözcüklerden hangisi isim görevinde değildir?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

(Not: Bu soru kitapta dizgi hatasıyla çıkmıştır. Altı çizilmesi gereken kelimeler ve numaralar birbiriyle karışmıştır. Düzeltilmiş şekli yukarıdaki gibidir. Aksi takdirde sorunun iptal edilmesi gerekir.

3. “Somut bir isim anlam genişlemesi yoluyla soyut anlam kazanabilir.”
Aşağıdaki altı çizili sözcüklerin hangisinde böyle bir özellik vardır?
A) Sabahın erken saatlerinde balık avlamaya gittiler.
B) Bütün ağaçlar bahar aylarında güzelleşir.
C) Batı Anadolu’nun bu küçük kasabası oldukça şirindir.
D) Adam akşama kadar çalıştı, hâlâ yorulmadı.
E) Dün akşam, ağzındaki baklayı nihayet çıkardı.

4. Sofraya hep birlikte otururduk. Tahtadan, yuvarlak bir yer sofrasına, ayaklarımızı altımıza alıp yan oturarak yaklaşırdık. Sofra örtüsünü dizlerimizin üzerine çekerdik. Babam bağdaş kurarak baş köşede otururdu. Beni sağına, kız kardeşimi de soluna alırdı. Karşısında annem otururdu. Babam, yemeğe başlamadan içimizden biri yanılıp da yemeğe uzanacak olursa hiç acımadan kaşığının tersini, uzanan elin sırtına indirirdi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisinden yararlanılmıştır?
A) Betimleme – öyküleme
B) Öyküleme – örnek verme
C) Betimleme – açıklama
D) Açıklama – öyküleme
E) Açıklama – örnek verme

5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde somut bir isim mecaz anlama gelerek soyut an*
lam kazanmıştır?
A) Saçların beyazlayınca anlarsın gençliğinin kıymetini.
B) Çok yorgun ve hasta olduğundan dünkü davete katılmadı.
C) Kuraklıkta ağaçların bile yaprakları kavrulmuş, kararmıştı.
D) Onun kafasında ne tilkiler dolaştığını sen asla tahmin edemezsin.
E) Çok kitap okuyunca aklım karışıyor zihnim yoruluyor.

6. Çalışmalarımız sonuç verdi. Meler mi oldu? Ot bitmeyen bozkırlar, ipek gibi yumuşak topraklı ovalara dönüştü. Tarlalar, an kovanları gibi uğuldamaya başladı. Toprağın derinliklerinde uyuyan sular yeryüzüne çıkarıldı. Kova kova süt veren inekler, kovan kovan bal veren arılar yetiştirildi. Sofraları, el ele verilerek üretilen yiyecekler süsledi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Benzetme sanatından yararlanma
B) Öykülemeye başvurma
C) Yinelemelere yer verme
D) Betimleme yapma
E) Tanık gösterme

7. Aşağıdaki altı çizili sözcüklerden hangisi farklı yolla oluşturulmuş bir birleşik isimdir?
A) Dağlardan her yaz kuşüzümü toplardık.
B) Akşam olunca gökyüzünü sığırcıklar kaplardı.
C) Eskiden ebegümeci ilaç yapımında kullanılırmış.
D) Bu şirin derede alabalıktan bol bir şey yok.
E) Geceleri ateşböceği yakalamaya bayılırdık.

8. Kapıyı arkasından çekince açılan boşluğu doldurarak içeriye doğru yürüdü kar. Tüm bedeni birden kuşatarak… Sabaha değin sürüp doldurmuştu evin duldada kalan önünü. Kapının yarı boyuna çıkmıştı çığ. Rüzgâr köşe bucak dolaştı evi bir anda. Hemen çocukların yataklarına giderek iyice bastırdı yorganı, başlarına değin çekerek. Sonra da küreği aldı, içeriye doğru göçen karları attı, ardından ahırın yolunu açmaya koyuldu.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basamaktadır?
A) Öyküleme B) Tanımlama C) Açıklama
D) Tanık gösterme E) Karşılaştırma

9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde somut isim kullanılmamıştır?
A) Hepimiz şaşkın şaşkın, kıyıya yanaşmaya çalışıyorduk.
B) Kürek çeken arkadaşlarımın yüzleri sıcaktan kıpkırmızı olmuştu.
C) Dibinde beyaz taşların parıldadığı bir koya yaklaştığımızı gördüm.
D) Yukarıda küçük, tahta bir kulübe vardı.
E) Zihnimde güzel hayaller canlandı birden.

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde çoğul isim kullanılmamıştır?
A) Yolumuz bir gün onlara da uğrayacak.
B) Yıllar birer hüzün kırışığı bırakıyor yüzlerde, gönüllerde…
C) Dalgalar temiz sahillere hasret kalmıştı.
D) Sizleri olaylara karışmamanız için uyarmıştım.
E) Bu güzel insanlar niçin uzaklaşıyordu buralardan,

11. Aşağıdaki cümlelerden hangisi tamamıyla isim olan sözcüklerden oluşmuştur?
A) Su kenarları, duvar dipleri çocukların eğlence yerleriydi.
B) Bu sokaklar onun çocukluğunun geçtiği yerlerdi.
C) Önüne çıkan fırsatları dikkatle değerlendirerek bugüne geldi.
D) Bu çocuklar birer altındır, bunu zamanla siz de anlayacaksınız.
E) O. çok eski bir aile dostumuzun yakın akrabasıydı.

12. Korkmadım, korkmuyorum ölümden. Siz çiçek getirin, yalnız çiçek getirin. Bu dizelerde kaç tane isim kullanılmıştır?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5

13. Ekmeği bol eyledik / Acıyı bal eyledik I II
Sıratı yol eyledik / Geldik bugüne
III IV V
Yukarıdaki numaralandırılmış sözcüklerden hangisi isim değildir?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

14. “Soğuk, kelebek, rüya, heyet”
Aşağıdakilerden hangisi bu kelimelerin hepsi için söylenebilir?
A) Somut B) Tekil C) Cins D) Basit E) Soyut

B:BETİMLEYİCİ ANLATIM TASVİR ETME) SIFAT(ÖN AD)
HAZIRLIK:
Hazırlık sorularını kendi bakış açınıza göre değerlendiriniz.

SAYFA 89
Bu metindeki altı çizili kelimelerin işlevi; isimleri nitelemek, yani isimlerin durumunu, rengini, biçimini göstermek veya onları çeşitli yönlerden belirtmektir.
Altı çizili kelimeleri çıkardığınızda metnin anlamında elbette ki bir daralma olmaktadır. Çünkü sıfatlar tek başına anlamlı kelimelerdir ve bulundukları yerlerde de bir anlam taşırlar.

SAYFA 90
METİN İNCELEME:
1)Metinden alınmış aşağıdaki bölümlerde sokak çocuğu (Sermed) betimlenmektedir.
Şakaklarından, ensesinden sarkan düz, parlak, koyu siyah saçlar altında sarı, süzgün, küçük yüzüne: genişlememiş kemikleri üstünde donuk esmer rengiyle zayıf izdüşümleri görülen kaslarına; yırtık gömleğiyle paçaları parçalanmış pantolonunun içinde ince bir değnek gibi du¬ran narin vücuduna bakılsa belki daha küçük zannedilirdi. Fakat ince yay gibi kaşlarının altında daima uyanık bir zekâ parlaklığıyla gülümser, bütün sokak çocuklarında vaktinden önce ortaya çıkan hayat tecrübesi ile görmekte, anlamakta düşünce gücünü gösterir gözleri, belki on iki yaşından daha büyük ola¬bileceğini zannettirirdi.
Bütün sokaklar onundur; bu büyük şehir onun için bitmez tükenmez koridorlardan, hollerden, avlulardan meydana gelen geniş bir evdir; onun içinde istediği gibi -ellerini içi yırtılmış ceplerine sokarak daima kesilmeye muhtaç saçlarının tepesinde ıslana ıslana bozul¬muş püskülsüz fesiyle, çorapsız ayaklarına daima büyük gelen yırtık potinleriyle- bu geniş evin dehlizle¬rinde, avlularında, sofalarında dişlerinin arasından ıslık çalarak rüzgârların önüne düşer; bir öz güvenle etrafı seyrederek gezerdi!..
2)Sokak çocuğu Sermed’in ve yaşadığı sokakların ayırıcı özellikleri verilmiştir.
3)Yazar, hikâyede geçen sokak çocuğunu genellikle insanlardan ayrılan, farklı yönleriyle betimlemiştir. Mesela; “zayıf izdüşümleri görülen kaslar”, “paçaları parçalanmış pantolonunun içinde ince bir değnek gibi duran narin vücut” ve “ince yay gibi kaşlar” betimlemeleri, yazarın sokak çocuğu için yapmış olduğu özel betimlemelerdir.
4)Yazar, insanların ve diğer varlıkların ayırıcı özelliklerini sıralarken gözlem gücünden, sıfatlardan ve benzetmelerden yararlanmıştır. Bu kelimeler, isimleri niteleme ve belirtme özellikleri taşımaktadır.
5) Olaylar anlatılmadan önce hikâyede geçen kişi ve mekânların tanıtılması, okuyucunun olayları gözünün önünde canlandırmasına yardımcı olmakta, okuyucunun olay, mekân ve kişi arasındaki irtibatı sağlamasını kolaylaştırmaktadır.
6) Gözlem özellikleri:
v Gözlem, “iç gözlem’ ve “dış gözlem” olmak üzere iki şekilde olur. Kişinin kendi duygu, düşünce ve davranışlarını incelemesi iç gözlemdir. Bizim dışımızdaki varlıklara yönelik gözlemlerimiz ise dış gözlem sayılır.
v Gözlem sırasında ayrıntılar belirlenmeli, gerekli notlar alınmalı ve düşünce ile bağ kurularak değerlendirme yapılmalıdır.
v Gözlem, sadece gözle yap¬ılmaz; akıl, hayaller ve diğer duyu organları da gözlem yapmada önemlidir.
v Gözlem, bilgi toplama ve ana düşünceyi geliştirme yollarının kaçınılmaz bir boyutudur. Ancak gözlem “bakma” değil “inceleme”dir. Gözlem yapacak bir kişi, konuya ilişkin ön bilgiye sahip olmalıdır.
v Öykü, roman, tiyatro gibi olay ağırlıklı türlerle makale, fıkra gibi düşünce ağırlıklı türlerde gözlemden yararlanılır.
v Gözlem sonucunda görünen her şeyin nakledilmesi, okura verilmesi gereksizdir. Bu yüzden genel fikir vermek için seçici davranmalı. Bir korku duygusu verilmek isteniyorsa daha çok kötü duygular anımsatan nesneler ve objelere dikkat çekilmelidir.
v Yazar, gözlem sonucunda dış dünyadan duyu organlarıyla edindiği intibaları kendi evreninde canlandırır ve dil vasıtasıyla okura sunar. Okuyucu görmediği bu evrenin içine girer ve onunla özdeşleşir, bu evrenin kendine özgü gerçekliğine katılır.

SAYFA 91
7. Evet. Yazarın sıfatlar (nitelik, şekil, durum bildiren kelimeler), ayırt edici özellikler ve benzetmeler kullanarak yapmış olduğu gözlemler neticesinde Monsieur Grandet’yi hayalimizde canlandırabiliriz.
8. Sizce Balzac bu karakteri güzel canlandırmış mıdır? Düşüncelerinizi sınıfla paylaşınız.
9.
Monsieur Grandet’nin ruhsal özelliklerinin ve karakterinin betimlendiği bölümler:
Grandet’nin davranışları açık ve yalındı. Söyleyecek az şeyi vardı. Genellikle düşüncelerini kısa cüm-lelerle açıklar, alçak sesle söylerdi. Devrim zamanından yani bir yerde halkın adamı olarak görülmeye başlandıktan beri, hazret uzunca bir konuşma yapmak ya da bir tartışmaya katılmak zorunda kaldı mı yorgun bir havayla kekeliyordu. Bu kekeleme, ne dediğinin belirsizliği, düşüncesini boğduğu sözcükle-rin akışı, mantıki bir kanıt üretmedeki çarpıcı beceriksizliği hep eğitimin yetersizliğine veriliyordu. … Monsieur Grandet’nin topu topu dört cümleciği vardı, üstelik bunlar cebir formülleri gibi her durumda kullanılır, günlük hayatta ve iş hayatında karşılaşılan her sorunu çözerlerdi. “Bilmiyorum.” “Yapamam.” “Bunun¬la ilgili bir şey yapmayı düşünmüyorum.” “Bakalım.” Hiçbir zaman açıkça “Evet.” “Hayır.” sözcüklerini söylemez ve yazılı hiçbir şey vermezdi. Eli çenesinde sesini çıkarmadan dinler, kendisiyle konuşulduğu zaman öbür eli dirseğinin altında, tartışılan iş her ne ise bir kere bu konuda görüşü belirlendi mi, asla onu açıklamazdı. Hasmı konuşmayı üst perdeden bir tavırla yürüttükten sonra artık onu avucuna aldı¬ğını düşünerek bu kez kendisi Grandet’ye kararının ne olduğunu sorunca beriki oldukça sakin “Karım¬la konuşmadan hiçbir şeye karar veremem.” derdi. Bütünüyle emir kulu durumuna indirgediği karısı iş¬lerinde de en elverişli perdeydi.
Hiçbir ziyarette bulunmaz, evinden başka yerde yemek yemez ne konuk ne de ev sahibi olmak ister¬di. Gelişlerinde gidişlerinde öyle belli belirsiz ve sessizdi ki sanki kas enerjisini de tutumluca kullanma¬ya çalışıyordu. Sahipliğe olan saygısının derinliğinden ötürü başkasına ait bir şeye dokunmamaya, ye¬rinden oynatmamaya özen gösterirdi. Gene de alçak sesine, dikkatli ve içinden pazarlıklı davranışlarına karşın, konuşması ve alışkanlıkları, özellikle evindeyken yani başka yerlerdekinden daha az denetim al-tındayken, tam bir fıçıcı gibiydi.

Yüzünden, tehlikeli bir kurnazlık, hesaplı bir doğruluk, gün be gün, duy¬gularını para biriktirmek ve dünyada kendisine bir şey ifade eden tek varlık olan kızı, tek varisi Eugenie üzerinde yoğunlaştıran bir adamın bencilliği okunuyordu. Hâlinde, davranışında, duruşunda, tavrında, kendisiyle ilgili her şeyde; giriştiği hiçbir işten başarısız çıkmayan birinin kendine güveni vardı. Görünür¬de uysal ve yumuşak konuşan biriydi ama Monsieur Grandet’nin demir gibi bir ruh yapısı vardı.
Her zaman aynı modaya göre giyinirdi. Onu bugün görmek 1791 ‘de görmek gibiydi. …
10) Monsieur Grandet’nin fiziki özelliklerinin betimlendiği bölümler:

Fizik olarak Grandet, kısaca boylu, tıknaz, dört köşe biriydi, bacakları kalın, dizleri ağaç gövdeleri gi¬bi güçlü, omuzlarıysa genişti. Yuvarlak, güneş yanığı, çiçek bozuğu bir yüzü vardı. Çenesi düz, dudak¬ları kıvrıntısız, dişleri de beyazdı. Gözlerinin durgun, ölü gibi bakışı kabaca kertenkele bakışı denilen tür-dendi. Derin çizgili alnı, yüzden insan doğasını keşfeden bir uzman için hiç de anlamsız sayılmayacak biçimde çıkıntılıydı. Sarımsı saçları artık kırlaşmaktaydı. Monsieur Grandet hakkında şaka yapmanın ne ciddi bir sorun olduğunun farkına varmamış birtakım gençlere göre de bu saçlar altın ve gümüş gibiy¬di. Burnunun ucu kalındı ve üzerinde damarlı bir yumru vardı, her nedense halk arasında bu yumrunun kötülük dolu olduğu söylenirdi.

Hantal pabuç¬larının deri bağları vardı. Yaz-kış kalın yün çoraplar, gümüş tokalı kaba, kestane rengi çuha pantolon, kadife çizgili ve boğazına kadar düğmeli, uzun, bol kestane rengi bir ceket, bir kuaker şapkası giyer ve siyah bir boyun bağı takardı. Eldivenleri bir jandarmanın kullanacağı kadar sağlamdı.
11) Betimlemenin özellikleri:
§ Varlıkların kendilerine özgü ayırıcı niteliklerini, bu niteliklerin duyu organlarımız üzerindeki etki ve izlenimlerini görünür kılmaya, onları sözcükler aracılığıyla resimlendirmeye “betimleme” denir.
§ Betimlemede, görme, işitme, tatma, dokunma ve koklama duyularına yönelik bir anlatım vardır. Herhangi bir varlığın, nesnenin, olayın veya çevrenin, duyu organlarımız üzerinde bıraktığı izlenimler belirli bir plana göre okura aktarılır.
§ İnsan betimlemesine portre denir.
§ Kişi betimlemesi fiziki özelliklere göre yapılıyorsa buna “fiziki (dışsal) portre”; kişisel özelliklere göre yapılıyorsa buna “ruhsal (içsel) portre” denir.
§ Roman, hikâye, tiyatro, gezi yazısı, şiir gibi türlerde kullanılır.
§ Kelimelerin daha çok yan ve mecaz anlamlarına yer verilebilir.
§ Betimlemeler açıklayıcı ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır.

a. Sanatsal Betimleme:
• İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.
• Gözlem gücünden yararlanılır.
• Nitelik ve ayrıntı bildiren kelimeler bol bol kullanılır.
• Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulur.
• Ayrıntılar sübjektif olarak verilir.
• Amaç sanat yapmaktır.
b. Açıklayıcı Betimleme:
• Bilgi vermek amacıyla yazılır.
• Genel ayrıntılar üzerinde durulur.
• Ayrıntılar objektif olarak verilir.
• Amaç sanat yapmak için değil, bir konu hakkında bilgi vermektir.
• Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz.
• Betimlenecek varlığa kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.

SAYFA 92
12. Metinden bu haliyle neler anladığınızı belirtiniz.
13.Metin bu haliyle tekrar okunduğunda daha anlamlı olmaktadır: Taşkent’te sıcak bir öğle sonu millî kızların kucak kucak sunduğu çiçekler arasında ve çiçek demetleri gibi Özbek kıyafetleri içinde uçağa bindik. Hava açık, yolculuk son derece rahat. Üzerinde uçtuğumuz arazi alabildiğine değişik manzaralı. Yer yer sulama kanalları görülüyor. Uçsuz bucaksız tarlalar görülüyor. Renk renk bahçeler görülüyor. Zaman zaman kasabaların ve köylerin üzerinden geçiyoruz. Sonra çöl başlıyor. Kırış kırış çöl. Küme küme kum tepecikleri, kıvrım kıvrım gölgeler meydana getiriyor. Yeşil yeşil ve çizgi çizgi düzlükler altımızdan âdeta geriye kayıyor. Tepecikler, tepeciklerin üstüne binmiş… Renkler, renklerin içine girmiş. Mor, morumtrak; kırmızı, kırmızımtrak renkler. Sarılı yeşilli ve aşı boyası rengi gölgeler. Ne şehir ne köy ne de medeniyete ait en ufak bir belirti var. Saatlerce uçuyoruz ve nihayet Bakü üzerindeyiz.Yol boyu coşkun halk. Kadınlı erkekli, gençli ihtiyarlı, on binlerce insan yollara dökülmüş. Ağlayanlar var, yer yer alkışlayanlar var mahzun mahzun, çekingen çekingen duranlar var.
14. Bu kelimeler, sıfatların özelliklerini göstermektedir. Sıfatlar, isimleri niteler veya onları çeşitli yönlerden (sayı, işaret, soru ve belirsizlik) belirtir.
15. Bu sıfatlardan “on binlerce”, “bir” ve “üzerinde uçtuğumuz” kelimelerinin dışındaki tüm sıfatlar “nasıl” sorusunun karşılığıdır. Bunlar, metne anlam bütünlüğü ve zenginliği kazandırmaktadır.

1.ETKİNLİK
Ø Fahim Bey’in fiziksel özellikleri:
- Temiz giyimli olması
- Esvaplarının, yüzünün kehrüba sarısına yaraşan sarımtırak renklerin birinde olması
- Üstünde daima saz rengi, hardal rengi, bal rengi, kaz sarısı, devetüyu, kavuniçi, kestane, krem, bej, turuncu renklerde veya bun¬ları andıran bir renkte bir esvabının, pelerininin, pardösüsünün yahut paltosunun olması
- Giydiği sarı renkli şeylere akraba olan kehrüba gibi sararmış bir benzinin olması
- Dudaklarını uçlarına kadar kaplayan kesik, sert bıyıklarının zaman ile gayet temiz bir beyaza bürünmüş olması
Fahim Bey’in ruhsal özellikleri:
- Her zaman ciddi olmakla beraber sevimli ve gösterişsiz olması
- Kalbinin iyiliğine şa¬hadet ediyor gibi bir yüzünün olması
- Hep iyiye çekerek anlattığı şeylerde, sesinin hakikatleri örtmek isteyen bir perdeden duyulması
- Yaşlılar, tecrübeleri arttıkça, her şeyin abes olduğunu göre anlaya artık büyük bir laubaliliğe düştükleri ve sözlerinin arasında en açık saçık kelimeleri bile kullanmaktan çekinmedikleri hâlde ihtiyarların bu bozgun hâlinin ona sirayet etmemiş olması
- Muntazam, teşrifatlı, nezaketli olması
- Sözleriyle herkese iltifat ve ati¬ye itimat etmesi
- Memleketin geçirdiği çeşitli günlerinde hep, akıntıya karşı emniyetle kürek çeker gibi vakarlı, mütevekkil olması
- Dudaklarında ve sözlerinde bir sükûn ve şefkat olması
- Yüzünde bir asalet olması

2.ETKİNLİK
Evet. Davranışlardan yola çıkarak bir insanın psikolojik durumunu anlatmak da bir betimleme sayılabilir. Çünkü insanın fiziksel durumu ve davranışları aslında onun ruhi özelliklerinin bir yansımasıdır. Yani iç dışın aynasıdır. Söz konusu psikolojik durumların anlatılması da yine yapılan gözlemler sonucu nitelik bildiren kelimeler, yani sıfatlar sayesinde olacaktır. Bunun sonucunda da ruhi betimleme ortaya çıkacaktır.

SAYFA 93
3.ETKİNLİK
Basit sıfatlar
Samimi, mor, bir, genç, ufak, yeşil, kırmızı, millî, sıcak

Türemiş Sıfatlar
Morumtrak, uçtuğumuz, sarılı, yeşilli, kırmızımtrak, coşkun, mavimsi, değişik

Bileşik Sıfatlar
Aşı boyası rengi, kıvrım kıvrım, renk renk, tıklım tıklım, on binlerce, yeşil yeşil, kadınlı erkekli, çizgi çizgi, uçsuz bucaksız, gençli ihtiyarlı, küme küme, çiçek demetleri gibi, kırış kırış

4.ETKİNLİK
“aç”, “çe¬kingen” ve “ürkek” kelimeleri, ekeylem (ekfiil) alarak cümlede yüklem olmuştur. Yani bu kelimeler, “halk” isminin anlam olarak sıfatlığını kesinlikle sürdürmekte; ancak şekil olarak “halk” ismin önünde olmadığı için alışageldiğimiz bir sıfat olarak değerlendirilmemektedir.
“mavimsi” kelimesinin aldığı “-msi” eki, “küçültme” ekidir. Bu ek, “mavi” sıfatına “-e yakın” anlamı katarak, “mavi” sıfatının anlamında bir küçültme, yani daraltma yapmıştır.
Ø “Mavimtrak”, “kırmızımtrak”

5.ETKİNLİK
SAYFA 94
Öznel benzetmeler, alışılmış ve alışılmamış bağdaştırmalar yoluyla sanatsal betimlemeler yapılmıştır. Yazar, bu betimlemelerle sanat yapmayı, okuyucuya estetik zevk vermeyi amaçlamıştır.
Okuyucuya bilgi vermek.
“Ege’nin Öfkesi” adlı metin daha sanatsal ve edebîdir. Çünkü metinde sanatsal betimlemeler var.
“Marmara Bölgesi’nin Coğrafi Konumu” adlı metin daha gerçekçidir.
“Marmara Bölgesi’nin Coğrafi Konumu” adlı metin bilgi vermek amacıyla yazılmıştır. Çünkü metinde açıklayıcı betimlemeler yapılmış, verilen bilgiler ise nesnel gerçeklere dayanmaktadır.
“Ege’nin Öfkesi” adlı metindeki betimlemeler; soyut, öznel ve sanatsaldır. “Marmara Bölgesi’nin Coğrafi Konumu” adlı metinde geçen betimlemeler ise somut, nesnel, öğretici, açıklayıcı ve bilimseldir.
“Ege’nin Öfkesi” adlı metin, gerçeği bir fotoğraf gerçekliğiyle vermektedir.
“Marmara Bölgesi’nin Coğrafi Konumu” adlı metin, daha nesnel ve somut özellik taşımaktadır. Çünkü bu metin öğretici bir metindir.
“Marmara Bölgesi’nin Coğrafi Konumu” adlı metinde yazar kişisel görüş ve düşüncelerine yer vermemiştir.
Sanatsal ve açıklayıcı olmak üzere iki tür betimleme vardır:
Sanatsal Betimleme:
Roman, hikâye, hatıra, gezi yazısı, masal, fabl gibi metinlerde kullanılır.
Gözlem gücünden yararlanılır.
Nitelik ve ayrıntı bildiren kelimeler bol bol kullanılır.
İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.
Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulur.
Ayrıntılar sübjektif olarak verilir.
Amaç sanat yapmaktır.
Açıklayıcı Betimleme:
Makale, deneme, eleştiri, mülakat, fıkra, söyleşi gibi metinlerde kullanılır.
Bilgi vermek amacıyla yazılır.
Genel ayrıntılar üzerinde durulur.
Ayrıntılar objektif olarak verilir.
Amaç sanat yapmak için değil, bir konu hakkında bilgi vermektir.
Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz.
Betimlenecek varlığa kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.

6.ETKİNLİK
Yukarıdaki açıklama ve metin inceleme sorularına verdiğiniz cevaplara göre açıklayıcı ve sanatsal betimlemenin özelliklerini belirleyip bunları verilen kavram haritasına yazınız.
5.etkinliğin son sorusuna verilen cevapta açıklayıcı ve sanatsal betimlemenin özellikleri maddeler halinde verilmiştir.

9.etkinlik
Aşağıdaki paragraflarda betimleme yapılırken hangi duyulardan yararlanıldığını bulunuz. Her duyuyla ilgili cümlenin altını farklı renkte bir kalemle çiziniz. Bulduğunuz cümlelere göre aşağıdaki tabloyu doldurunuz.
* Bayram ziyaretleri sırasında Bağdat Caddesi’nden geçerken Caddebostan civarındaki bir pizzacının vitrininde şu yazıyı gördüm: Free Delivery. Ne demek? Ücretsiz teslim. Birden tepem attı. Be adam dedim, seni doğuran hatun, ninnini İngilizce mi söyledi? Karacaahmet’i geçip Bağlarbaşı’na geliyoruz. Sağda kocaman bir yazı: Academic Hospital. Sözüm ona bir Türk hastanesi! Yabancıların kurduğu Amerikan, Fransız, Alman, İtalyan hastanelerinin adının dahi önce Türkçe sonra kendi dillerinde yazılı olduğu bir ülkede.
v Işıklar çakıyor, hemen ardından, uzaklar gök gürültüleriyle inliyor. Şimşekler yeniden çakıyor, bu kez daha yakından. Yağmur başlıyor, yer gök inliyor. Yankılar çok güçlü, bütün doğa kükrüyor. Geceyle başa çıkabilmek için çare kalmamış gibi. Durmadan şimşekler, gök gürültüleri, sağanak…
*Bir küçük koyun, apartmanların yukarısında otlamakta, ufak bir kır kahvesinin masaları üstünde karıncalar geziniyor. Sinekler kahve fincanının etrafına konuyorlar. Çok uzaklardan bir uçak geçiyor. Kır kahvesinin masalarından birinde oturmuş, kahveci çırağının yarısını dökerek getirdiği orta kahvemi yudumluyorum. Kahvenin asmalarının tırmandığı leylak ağacından yer yer ferahlatıcı, yer yer saçlarımı dağıtan leylak esintileri geliyor, saçlarımı dağıtıyor.
* Sabahtan beri yollar benim arkadaşım. Çocukluğumun yurduna varabilmenin coşkusu sinmiş adımlarıma. Bu yüzden attığım her adım bir sonrakinin habercisi gibi. Ağaç diplerine dökülmüş pür kurularına bastıkça pür örgüsü çıtırdıyor. Çocukluğumun birazı da çıtırtıların içinde… Dağlarda sessiz, yüksek sis bulutları uçuyor hızla. Koyaklar pırıltılı, sular lekesiz, bulutlar anılarımı karıştırıyor.

  • 1. Paragraf :Görme , Duyma
  • 2. Paragraf :Görme, Duyma
  • 3. Paragraf :Görme,Koklama,Tatma,Dokunma
  • 4. Paragraf :Görme,Duyma,Dokunma

SAYFA 96
10.etkinlik
Görme ile ilgili ayrıntılar – VAR

Duyma ile ilgili ayrıntılar – VAR

İşitme ile ilgili ayrıntılar – VAR

Koklama ile ilgili ayrıntılar – YOK

Dokunma ile ilgili ayrıntılar – YOK

Hatırda kalmış olayları hatırlama – VAR

Hatırda kalmış varlıkları hatırlama – VAR

Hayal gücünden yararlanma – VAR

“Vurgun Yiyen Mahir Balıkçı” adlı metinde geçen deyim ve ad aktarmalarını gösteriniz.
CEVAP:
- Işıklarla yıkanan tapınak gölgeleri
- Zarif yelkenliler
- Güneş, ışıklarını hiç esirgemeden
- Yaşlı dünya
- Dünyanın yüzü
- Suyun karnı
- Nil’in merhametsiz koynu

Okuduğunuz ve dinlediğiniz betimleme örneklerinde kullanılan deyim ve ad aktarmalarının özelliklerini sınıfça tespit ediniz.
CEVAP:
Ad Aktarması (Mecaz-ı Mürsel):
Bir sözcüğün benzetme amacı güdülmeden başka bir sözcük yerine kullanılmasına ad aktarması (mecaz-ı mürsel) denir.
İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır.
“Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl.” dizesinde parça-bütün ilgisi kurulmuştur; çünkü dalgalanacak olan bayraktır. Hilalse onun parçasıdır. Bu durumda parça verilmiş; ama bütün kastedilmiştir.
“Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.” cümlesinde neden – sonuç ilgisi kurulmuştur; çünkü yağmur bereketin nedenidir. Sonuç verilmiş; ama neden kastedilmiştir.
“Ayağını çıkarmadan girebilirsin.” cümlesinde verilen ayak(iç), kastedilen ayakkabı(dış)dır.
“Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.” cümlesinde verilen Ankara(yer), kastedilen iktidar(yönetim)dır.
“Orhan Veli’yi okur musun?” cümlesinde verilen Orhan Veli, kastedilen onun eserleridir.
Deyim Aktarması (İstiare):
Bir sözcüğün benzetme amacıyla başka bir sözcük yerine kullanılmasına deyim aktarması (istiare) denir. Deyim aktarması dört yolla gerçekleşir:
1. İnsandan Doğaya Aktarma: İnsana ait bir özellik, insan dışındaki bir varlığa aktarılır, yani kişileştirme yapılır.
Örneğin; “Rüzgârın serin eli yüzümü okşadı.” cümlesindeki “el” ve “okşamak” kavramları aslında insana aittir; oysa bu cümlede rüzgâra aktarılmıştır.
“Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor.” cümlesindeki “anlatmak” eylemi aslında insana ait bir özelliktir ve bu cümlede tekerleklere aktarılmıştır.
2. Doğadan İnsana Aktarma: Bir doğa varlığına ait özellik, insana aktarılır.
Örneğin; “Bizim çocuk artık olgunlaştı.” cümlesindeki “olgunlaşmak”, aslında meyvelere ait bir özelliktir; oysa bu cümlede insana aktarılmıştır.
“Ali eskisi gibi değil, duruldu.” cümlesindeki “durulmak”, aslında coşkun akan sulara ait bir özelliktir; oysa bu cümlede insana aktarılmıştır.
3. Doğadan Doğaya Aktarma: Bir doğa varlığına ait özelliğin, insan dışında başka bir doğa varlığına aktarılmasıdır.
Örneğin; “Yüce dağların başında, salkım salkım olan bulut.” dizesindeki “salkım”, aslında üzüme ait bir özellikken bu cümlede buluta aktarılmıştır.
“Minik fare kükredi.” cümlesindeki “kükremek”, aslında aslana ait bir özellikken bu cümlede fareye aktarılmıştır.
4. Duyudan Duyuya Aktarma: Beş duyumuzdan birine ait (görme, işitme, tatma, koklama, dokunma) bir kavramın başka bir duyuya aktarılmasıdır.
Örneğin; “Soğuk bakışları hepimizi ürküttü.” cümlesindeki “soğukluk”, aslında dokunma duyusuna ait bir kavramken bu cümlede görme duyusuna aktarılmıştır.
“Tatlı bir ezgi geliyor uzaklardan.” cümlesindeki “tatlı” sıfatı, aslında tatma duyusuna aitken bu cümlede duyma duyusuna aktarılmıştır.

SAYFA 96
11. etkinlik
Gözlem “iç gözle”’ ve “dış gözlem” olmak üzere iki şekilde olur. Kişinin kendi duygu, düşünce ve davranışlarını incelemesi iç gözlemdir. Bizim dışımızdaki varlıklara yönelik gözlemlerimiz ise dış gözlem sayılır.

Aşağıdaki tabloyu “Vurgun Yiyen Mahir Balıkçı” ve “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” metinlerinden hareketle doldurunuz.
CEVAP

İç Gözlem : Züleyha, Nil’in, şafağın görülebileceği bu en derin noktasında biraz dinlenmek, güneşi karşılamak istedi.
Züleyha’nın içi acıdı ve içinden, mahir dalgıçlar da vurgun yer demek ki diye geçirdi.
Evimizin bütün ruhu, kederleri ve neşesi orada görünür, her günün hâdiseleri tavana, duvarlara, döşemeye bir leke, bir çizgi, bir buruşuk ve bazen de ancak bizim görebileceğimiz gizli bir işaret ilave eder.
Bu sofa canlıdır; bizimle beraber kımıldar, değişir, bizimle beraber dağılır, toplanır, bizimle beraber uyur uyanır; bu sofa aramızda sanki üçüncü bir simadır ve güldüğü, ağladığı bile olur.
Her zamanki âdetimle alt kat sofada epeyce durarak hareketsiz etrafıma bakındım.

Dış Gözlem : Sabaha karşı, incecik bir mekiğe benzeyen kayığıyla Nil’in üzerinde gezintiye çıkmıştı.Bir yere geldiler ki Züleyha kayıkçıya durmasını işaret ettiYan tarafta hafif ve sağlam bir tekne vardıBalıkçılardan en genç ve tecrübesiz olanı, teknenin kenarına yaklaştı ve Züleyha’ya baktı.Ağzından, burnundan ve kulaklarından kanlar boşanmaktaydı.Eşiklerinde soluk yüzlü, çıplak ayaklı, ürkek ve sessiz ço*cukların. ellerinde ekmek kabuğuyla ve çerden çöpten yapıl*mış oyuncaklarla, ağır ağır. düşünerek ve gülmeden oynadıkları bu evlerin arasında kendi evimi ararım.Bu sofa dört köşedir: Ortada sokak kapısı, iki yanında birer pencere. Pencerenin yanında bir ot minderi. Minderin yanında yemek masası. Masanın yanında iki sandalye.

SAYFA 98
10. etkinlik
Metindeki sıfatları bulunuz.
CEVAP:
Bazı, bir, paslanmaya yüz tutmuş, uzun, eski, güzel, çirkin, neşeli, üzgün, bu, yarı aydınlık, tozlu, her, gülümseyen, uzak, birkaç, her, ayrı, gelen, böyle, sandık sandık, o, heyecan verici, yolunu şaşırmış, muzdarip, loş, tozlu, buruk, kaybolan.

Bulduğunuz sıfatlardan hangileri isimleri; işaret, sayı, belgisizlik veya soru yoluyla belirtmiştir? Belirtme sıfatlarını sınıflandırınız.
CEVAP:
İşaret sıfatı: bu, böyle, o
Sayı sıfatı: …
Belgisiz sıfat: bazı, bir, her, birkaç, her
Soru sıfatı: …

Bu çalışmadan hareketle niteleme sıfatlarıyla belirtme sıfatlarının farkını belirtiniz.
CEVAP:
Niteleme sıfatları, isimleri nitelik yönden belirtir; yani isimlerin rengini, durumunu, biçimini, kısaca nasıllığını gösterir. Belirtme sıfatları ise, isimleri işaret, sayı, belgisizlik veya soru yoluyla belirtir.

13. etkinlik
Şiirden varlıkların rengini, durumunu ve biçimini gösteren kelimeleri bulunuz.
CEVAP:
“Yorgun, beyaz, ölgün, titrek, hırçın, yabancı, bekleyen, kimsesiz, katı, solgun, açılan.”

Bu kelimeler hangi sorunun cevabı olabilir? Niçin?
CEVAP:
Bu kelimeler, niteledikleri isimlere sorulan “nasıl?” sorusunun cevabıdır. Çünkü bu kelimeler; isimlerin rengini, durumunu ve biçimini göstermektedir.

SAYFA 99
14. etkinlik
Metindeki sıfatları yapılarına göre sınıflandırınız.
Basit : O, bir, çirkin, bu, başka, sakar, her, fukara, kuru, viran, ilk
Türemiş : Tahtadan, çinkodan, kurma, dolu, çehresindeki, büyük, olan, akan, ıssız, gelen, yüksek
Birleşik : Çalpara, can sıkıcı, her çeşit, her cins, ferman dinlemez, sırma cepkenli, altı aşınmış, bir çift, yenleri kısalmış, bir tek, dizleri çıkık, oyuna sarf edecek, bir dilim, Arnavut kaldırımlı, boz renkli

SAYFA 100
18. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu inceleyin, boşluklara açıklama ve örneklere uygun cümleler yazınız.

CEVAP:

19. etkinlik

20. etkinlik
Metinde geçen “yeni” kelimesinin aldığı ekin kelimeye nasıl bir anlam kattığını belirtiniz.
CEVAP: Pekiştirme anlamı katmıştır.

Bu ekle küçültme eklerini kelimeye kattığı anlam bakımından karşılaştırınız. Sonuçları defterinize yazınız.
CEVAP:
Pekiştirme ekleri (-m, -p, -r, -s), kelimeye “pek, çok, fazla, aşırı” gibi anlamlar katar; küçültme ekleri (-msi, -mtrak, -cik, -ce, -cek) ise, kelimenin anlamında “kısma, daraltma ve küçültme” yaparak, kelimeye “-e yakın” anlamı katar.

21. etkinlik
Tabloyu iki şiirden seçeceğiniz örneklerle doldurunuz.
Küçültme Sıfatları Pekiştirme Sıfatları
Katrecik, incecik, acımsı Yemyeşil, kıpkızıl, sırılsıklam, paramparça, permeperişan

Ölçme ve Değerlendirme
A. Betimleyici anlatım ile ilgili aşağıdaki özellikleri doğru-yanlış (D/Y) olarak değerlendiriniz.
( D) Gözlem yoluyla edineceğimiz birikimler ana düşünceyi geliştirecek canlı, etkili, öznel bilgilerdir.
(D) Gözlemlerle beslenmemiş bir anlatım, ana düşünceyi yansıtamaz. Bu nedenle gözlem, bilgi toplama ve ana düşünceyi geliştirme yollarının kaçınılmaz bir boyutudur. Ancak gözlem “bakma” değil “inceleme”dir. Gözlem yapacak bir kişi, konuya ilişkin ön bilgiye sahip olmalıdır.
(D) İyi bir gözlemle desteklenmiş yazı ürünleri yazarını okuyucu ile buluşturmada önemli bir rol oynar. Bu nedenle şairler, hikayeciler, roman ve oyun yazarları gözleme büyük değer verirler.
(D) Öykü, roman, tiyatro gibi olay ağırlıklı türlerle makale, fıkra gibi düşünce ağırlıklı türlerde gözlemden yararlanılır.
(D) Başarılı bir betimlemede sadece göz değil beş duyunun hepsi kullanılır. Objenin tadı, rengi, kokusu ve uyandırdığı ruh hâli verilir.
(D) Betimleme bilgilendirme amaçlı da kullanılır. Bu gibi betimlemelerde kesinlik vardır ve kişisel görüşlere çok başvurulmaz.
(Y) Heyecan uyandırmayı amaçlayan edebî tasvirlerde nesnel bir tavır benimsenir.
(D) Görünen her şeyin nakledilmesi, okura verilmesi gereksizdir. Bu yüzden genel fikir vermek için seçici davranmalı. Bir korku duygusu verilmek isteniyorsa daha çok kötü duygular anımsatan nesneler ve objelere dikkat çekilmelidir.
(D) Yazar dış dünyadan duyu organlarıyla edindiği intibaları kendi evreninde canlandırır ve dil vasıtasıyla okura sunar. Okuyucu görmediği bu evrenin içine girer ve onunla özdeşleşir, bu evrenin kendine özgü gerçekliğine katılır.
(D) Betimleme gözleme dayanır. Tek başına bir yazı türü değildir. Diğer türlerle birlikte başka anlatım metotlarıyla, daha çok hikâye ile birlikte kullanır.
(D) Gözlem sırasında ayrıntılar belirlenmeli, gerekli notlar alınmalı ve düşünce ile bağ kurularak değerlendirme yapılmalıdır.
(D) Bir futbol maçının gençler üzerindeki etkisine ilişkin yazı hazırlamak isteyen kişi, evinde televizyon seyrederek gözlem yaparsa inandırıcı olamaz. Böyle bir yazı yazılmadan önce birkaç futbol maçına gitmek ve olayları gözlemleyerek notlar almak gerekir.
(D) Gözlem “iç gözlem”, “dış gözlem” olmak üzere iki şekilde olur. Kişinin kendi duygu, düşünce ve davranışlarını incelemesi iç gözlemdir. Bizim dışımızdaki varlıklara yönelik gözlemlerimiz ise dış gözlem sayılır.

B. Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
v Sıfatlar neden isimlerle birlikte kullanılmaktadır? Örnekler vererek açıklayınız.
CEVAP:
Sıfatlar isimlerden önce gelerek onları renk, durum, hareket, biçim, sayı, işaret ve soru yönlerinden tamamlar; onları niteler veya belirtir. Örneğin; aşağıdaki parçada altı çizili sözcükler, önlerindeki adları nitelemiş ya da belirtmiştir:
“O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, mini mini yavru ağlıyor… Yanaklarından gözyaşları birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları nasıl acele acele, sarsıla çarpışa dökülürse öyle, bağrının sarsıntılarıyla yerlerinden oynayarak, vuruşarak içlerinde güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.”

v İşaret zamirleriyle işaret sıfatlarını birbirinden nasıl ayırabiliriz? Örnekler veriniz.
CEVAP:
İşaret zamirleri işaret edilen ismin yerine geçerken, işaret sıfatları ismin yerini işaret eder ve isimle beraber kullanılır. Ayrıca işaret sıfatları hiçbir zaman çekim eki almaz:
Bu köy, yıllar önce bir yangın geçirdi.(İşaret sıfatı)
Burası yıllar önce bir yangın geçirdi. (İşaret zamiri)
Çocuklar o ağacı sulamışlar. (İşaret sıfatı)
Çocuklar onu sulamışlar. (İşaret zamiri)
O öyküyü bir solukta okumuştum.(İşaret sıfatı)
O, beğenerek izlediğim bir filmdi: (İşaret zamiri)
C. Aşağıdaki boş bırakılan yerlere uygun sıfatları yazınız.
Kedi zarif ve temiz bir hayvandır. Yalnız irilerini, kabarık tüylülerini demek istemiyorum, en çelimsizinde, sakatında bile bir zariflik vardır. Hele temizlenmesine bayılırım. Hani ön ayaklarından birini şöyle yana sarkıtıp da göğsünü yalaması vardır, baktıkça içim açılır.
Bundan daha orijinal bir şey biliyor musunuz?

D. Aşağıdaki soru sıfatlarını cevaplayıp bu sözcüklerin hangi sıfat türünden olduğunu yazınız.
Hangi kediyi beğendiniz?
- Şu kediyi beğendim. (işaret sıfatı)
Sizin evinizin kaç odası var?
- Bizim evimizin dört odası var. (asıl sayı sıfatı)
Nasıl kitaplardan hoşlanırsınız?
- Sürükleyici kitaplardan hoşlanıyorum. (niteleme sıfatı)
Neredeki okula gidiyormuş?
- Şehrin girişindeki okula gidiyormuş. (işaret sıfatı)
Kardeşin kaçıncı sınıfa gidiyor?
- Kardeşim 5. sınıfa gidiyor. (sıra sayı sıfatı)
Dolaptan kaçar dilim pasta aldınız?
- Dolaptan ikişer dilim pasta aldık. (üleştirme sayı sıfatı)
Ne biçim bir adam bu?
- Saygısız bir adam bu. (niteleme sıfatı)

E. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere uygun sıfatlarla doldurunuz.
Seni akşam eski arkadaşın aradı.
Ertesi gün bütün bunlar başıma geldi.
Yaşlı adamın öldüğü her hâlinden belli oluyordu.
Yanımızdan hızla geçen araba ileride kaza yapmış.
Bir dilim ekmek alıp yemeye başladı.
O çocuğu bir yerden tanıyorum.

F. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Aşağıdakilerden hangisi bir gözlemde algılarımızın dışında kullanacağımız unsurlardan değildir?
A) Hatırda kalmış olayları ifade etmek
B) Hatırda kalmış varlıkları hatırlamak
C) Hayale dayanmak
D) Gördüklerimizin arkasındakini sezmeye çalışmak
E) Duyu organlarımızla elde ettiğimiz bilgilerle anlatımı desteklemek

2. (I) İşte, yine bir kuyu başı göründü. (II) Kafile duruyor, uykuyu çoktan unutmuş herkes. (III) Sadece yarım saatçik dinlenmek istiyorlar. (IV) Hemen oracığa eriyip su kesilmiş kurşun gibi yayılıyorlar. (V) Az sonra vadinin arkasından bir başka muhacir kafilesi görünüyor.
Yukarıdaki cümlelerin hangisinde sıfat kullanılmamıştır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

3. (I) Öyküleme tekniğinde yazarın amacı, okuyucuyu bir olay içinde yaşatmak; betimlemede ise okuyucunun görmediği bir görüntüyü, olayı, yeri okuyucunun kafasında canlandırmaktır. (II) Öykülemede yazar özellikle görme duyusundan yararlanarak okuyucunun hayalinde sözcüklerle âdeta resim yapar; betimlemede ise olay akışı vardır. (III) Betimlemede olaylar birbiri üzerine gelişir ve zaman durmadan geçer. (IV) Öykülemede genellikle haber kipleriyle çekimlenmiş fiiller kullanılır. (V) Öyküleme tekniğinin en önemli iki özelliği; zaman akışı ve bir romandan alınmış izlenimi vermesidir.
Aşağıdakilerden hangisi ruh çözümlemesi olan betimlemenin adıdır?
A) I. ve II. B) II. ve III. C) III. ve IV. D) IV. ve V. E) III. ve V.

4. Ünlü sanayici son yolculuğuna, yaptırdığı o büyük camiden sessizce uğurlandı.
I II III IV V
Numaralanmış sözcüklerden hangisinin türü diğerlerinden farklıdır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

5. Aşağıdakilerden hangisi betimlemenin işlevlerinden değildir?
A) Bilgi vermek, tanıtmak
B) Sanat ve simgesel işleve sahip olmak
C) Gerçeği sadece gözlem yoluyla aktarmak
D) Yaşanmış olayların sahnesini tanıtmak
E) Olayların sahne ve aksesuarını tanıtmak

6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat kullanılmamıştır?
A) Yalan yanlış şarkılar söylerdin en fazla.
B) Dur, geçme! Dediğimiz en güzel anda gittin.
C) Çiçeği burnunda bir patron olmuşsun.
D) Her akşamki yoluma koyulmuş, gidiyorum.
E) Çekip giderken yine seni düşünüyorum.

7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamı bir sıfatla sağlanmıştır?
A) Hangi insan yapabilir böyle bir saygısızlığı tabiata, tüm canlılara?
B) Ne bileyim, nasıl anlatayım size küçücük bir kuşun kanat çırpmasındaki heyecanı?
C) Herkes benim gibi ağlar mı bulutların çekip gitmesine?
D) Nereden geldi bu yalnızlık hissi yine bana. Yemen’den mi Hint’ten mi?
E) Ne zaman çöller yeşillenir, bilen duyan var mı dünyada?

8. Hangi gazeteye baksam her sayfası reklam… Bunların hatalarını gizlemek için bol bol resim koymalarından bıktım. Bu kötü gazetelerin fiyatı ta nerelere yükseldi.
Bu parçada aşağıdaki sıfat türlerinden hangisi yoktur?
A) Soru sıfatı B) Niteleme sıfatı C) Sayı sıfatı
D) Belgisiz sıfat E) İşaret sıfatı

9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sıfat kullanılmamıştır?
A) Açıkgöz insanları yönetici yaparlarmış.
B) Kar yağınca ortalık birden bembeyaz oldu.
C) Bir çorak yer oldum, başaksızım ben.
D) Benim de birkaç dakikalık saltanatım olacak.
E) Hüzünlü gönlüm mutlulukla dolacak.

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme diğerlerinden farklı görevde kullanılmıştır?
A) Eğri büğrü yollardan geçerek geldik bu kasabaya.
B) Bahçesinde kırmızı kırmızı güller yeni açmış gibiydi.
C) Çocuk mini mini elleriyle yazı yazıyordu.
D) Adam ne yapacağını uzun uzun düşündü.
E) Çocukluğunda bile kısa kısa hikâyeler yazardı.

11. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem belirtme hem niteleme sıfatı kullanılmıştır?
A) Ben bir garip diyara geldim.
B) Kimse bu hâlimi bilmez benim.
C) Güzel, temiz dilim var benim.
D) Bu dilimi şu insanlar bilmez benim.
E) Deli gönlüm asla uslanmaz benim.

12. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde adlaşmış sıfat kullanılmıştır?
A) Aç katık istemez, uyku yastık istemezmiş.
B) Çınar ağacının koyu gölgesinde oturuyordu.
C) Bu hafta sonu onlar balık tutmaya gidiyor.
D) Ağaçların sarı yaprakları artık dökülüyor.
E) Anlatılan hikâyeleri herkes zevkle dinliyordu.

C. Coşku ve Heyecana Bağlı (Lirik) Anlatım – Zamir (Adıl)

SAYFA 107 – Hazırlık
Metindeki boşlukları parantez içindeki uygun sözcüklerle doldurup tekrar okuyunuz.
CEVAP:
O gitti bilmem nereye? Galiba Plevne’ye gitti ve gelmedi. Ve bir daha hiç gelmedi.
Ben, bundan yirmi sene evvel, bugün sizin olduğunuz gibi, ey aziz kardeşlerim, bir şehidin yetimi olmuştum. Benimki de sizinkiler gibi hayatını barut dumanına sarmış, gitmişti. Bugünkü siz, yirmi sene evvel bensiniz; ben, sizin hissiyatınızı, bütün ruhunuzu bilirim. Ben o yaranın samimi bir aşinasıyım. O yarayı seviniz; o, sizin ebedî bir nişane-i iftiharınızdır. Söyledim, söyledim, çocukluğumun bütün kalb-i melulünü söyledim. Çünkü herkes size vermek istiyor; ben, sizden olmak, âlâmınıza iştirak etmek suretiyle sizin derdinizin bir kısmını almak istiyorum.
Cenap SAHABETTİN

Bu kelimelerin metindeki işlevini ve iki metin arasındaki anlam farkını belirtiniz.

CEVAP:
Bu kelimeler ismin yerini tutan kelimelerdir, yani zamirdir ve anlamlıdır. Bunlar cümleden çıkarıldığında cümlenin ya anlamı değişir ya daralır ya da anlamsızlaşır.

Metin İnceleme – 1.metin
1. “Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor” şiiriyle yukarıdaki şiiri karşılaştırınız. Bu iki şiirde aynı duygu yoğunluğunu bulabildiniz mi? Niçin?

2. Lirik anlatım türünün özelliklerini yazınız. Lirik anlatımın diğer anlatım türlerinden en önemli far*kını belirtiniz.
CEVAP:
· Coşku ve heyecana bağlı (lirik) anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.
· Aşk, ayrılık, hasret, özlem, gurbet, dini hassasiyet gibi duygusal konular işlenirken kullanılır.
· Okurun duygularına, kalbine seslenir.
· Kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
· Sanatsal özellikler sergilenir.
· Dil, “heyecanı dile getirme” işlevinde kullanılır.
· Daha çok şiir, roman, hikâye, tiyatro ve deneme türlerinde kullanılır.
· Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; coşku ve heyecana bağlı anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.

3. Yukarıdaki şiirde ismin yerini tutan kelimeler kullanılmış mıdır? Bunların metindeki görevi nedir?
CEVAP:Yukarıdaki şiirde ismin yerini tutan kelimeler: ben, sana, seni, kimseler.

SAYFA 108
1. Şiirde kelime ve cümle seviyesindeki tekrarları bulunuz. Bunların anlatıma ne kazandırdığını tar*tışınız. Sonuçları sınıfta belirtiniz.
CEVAP : Cümle seviyesindeki tekrarlar:
– ben sana mecburum
– bilemezsin
– bilmiyor

Kelime seviyesindeki tekrarlar:
– ne vakit bir

2. Her iki şiirde (Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor- Ben Sana Mecburum) heyecan, mutluluk veya mut*suzluk ifade eden; dini duyarlılık, derin düşünce, yüceltme gibi hâlleri dile getiren söz ve söz öbekleri var mıdır? Belirtiniz. Varsa bunların özelliklerini açıklayınız.
CEVAP:
“Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor” isimli şiirde aşağıdaki mısralar dini duyarlılık ve yüceltme hallerini dile getirmektedir:
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli.
Tuttuğu bayrak belli.
Kim demiş meçhul asker diye?

Bir el ki; ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.

Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar, kasideler.
Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
“Ben Sana Mecburum” isimli şiirde aşağıdaki mısralar ise ihtiras (tutkunluk) derecesindeki aşkı ve mutluluk hallerini dile getirmektedir:
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum
Aynı şiirdeki şu mısralar ise mutsuzluk halini dile getirmektedir:
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
3. Bu şiirler okuyucuya bilgi vermek için mi, okuyucunun duygularını harekete geçirmek ve okuyu*cuya edebi zevk tattırmak için mi yazılmıştır? Tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.
CEVAP:
Bu şiirler okuyucunun duygularını harekete geçirmek ve okuyucuya edebi zevk tattırmak için yazılmıştır.
4. Şiirlerde kimin duygularından söz ediliyor, şiir kime hitaben yazılmıştır? Duygular nasıl ve niçin yorumlanmıştır?
CEVAP:
Birinci şiirde dini ve tarihi hassasiyeti olan bir vatandaşın, ikinci şiirde ise aşkı ihtiras derecesine varmış olan bir aşığın duygularında söz ediliyor.
Birinci şiir şehit düşmüş askerlere, ikinci şiir ise sevgiliye hitaben yazılmıştır.

5. “Adını mıh gibi aklımda tutuyorum.” “içimi seninle ısıtıyorum” “Bulutlar parçalanıyor” gibi ifadelerin farklı duygu değerleri var mıdır? Metinden hareketle açıklayınız.
CEVAP:Bu ifadeler, âşığın sevgiliye bağlılığını, tutkunluğunu, onun adının bile onun için ne kadar kıymetli olduğunu dile getiriyor.

6. Şiirde ilk anlam değeri dışında kullanılmış kelimeler var mıdır? Metinden örnekler vererek açıklayınız.
CEVAP:Şiirde ilk anlam değeri dışında, yani mecaz anlamda kullanılmış olan kelimeler şunlardır:
Aklımda tutuyorum, büyüyor gözlerin, içimi seninle ısıtıyorum, ağaçlar sonbahara hazırlanıyor, saçlarını götürüyor, kurtlar sofrası, ellerimizi kirletmeden.

2. Metin
10. Metindeki cümlelerin kuruluşunda ve cümleler arasındaki ilişkilerde nelere dikkat edilmiştir?
CEVAP:Anlamın parçanın bütününden kopup gitmemesine, önceki cümle ve yargıyla bütünlük içinde olmasına ve birbirini çağrıştıracak anlam ilgisi içinde olmasına dikkat edilmiştir.

11. Metinde “O sanki sessizlikten ürkmüş.” cümlesindeki “o” sözcüğü “Namık Kemal” isminin yerini tutmuştur. Metinde isimlerin yerini geçici olarak tutan sözcüklerin kullanılma nedenlerini açıklayınız.
CEVAP:Metinde devamlı aynı isimleri kullanmak suretiyle itici olmamak için bu isimlerin yerini tutan kelimeler (zamirler) kullanılmıştır. Örneğin; Namık Kemal konuşurken her defasında adını söylemesi hem zor hem de itici olacaktı. Oysa bunun yerine “ben” zamirini kullanması anlatım açısından daha kolaydır.

12. Bu sözcüklerin yerlerine gerçek isimlerini koyup metni yeniden okuyunuz ve anlatımda ne gibi değişikliklerin olduğunu belirtiniz.

13. Metinlerde isimlerin yerini tutan sözcüklerin cümledeki işlevini ve neden kullanıldığını açıklayınız.
CEVAP : Bu kelimelerin cümledeki işlevi zamirdir. Zamirler, anlatıma zenginlik katmak ve kolaylık sağlamak için kullanılır.

14. Metinlerde isimlerin yerini belli belirsiz tutan sözcükleri bulunuz. Bunların ifadeye neler kazandır*dıklarını belirtiniz.
CEVAP:
1.metinde ismin yerini belli belirsiz tutan sözcük (belgisiz zamir): kimseler
2.metinde ismin yerini belli belirsiz tutan sözcük (belgisiz zamir): şey

15. Metinlerde hangi şahıs zamirinin daha çok kullanıldığını belirtiniz.
CEVAP:1.metinde “ben” ve “sen” şahıs zamirleri; 2.metinde ise “ben”, “siz” ve “o” şahıs zamirleri kullanılmıştır.

16. Bu çeşit anlatımlar daha çok hangi metin türlerinde kullanılmaktadır?
CEVAP:Bu çeşit anlatımlar (lirik anlatımlar) daha çok şiirlerde kullanılmaktadır.

SAYFA 109
1. etkinlik : “Ben Sana Mecburum” adlı şiirden aşağıda verilen özelliklere uygun dizeleri tabloya yazınız. Bu tarz kullanışların anlatımı nasıl etkilediğini tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.

CEVAP :

Sayfa 110
3. etkinlik
Zamirler, isim olmadıkları hâlde isim gibi kullanılan ve isimlerin yerini tutan kelimelerdir.

“Ağlatan Harita” adlı metinde bos bırakılan yerlere aşağıda verilmiş olan zamirlerden uygun olanları yazınız.
CEVAP:

Ağlatan Harita

Bizigenişçe bir bekleme salonuna aldılar. Huzurevinin sakinlerinden birkaçı gazete okuyor, birkaçı televizyondan haberlerini izliyordu. O ise kendisi gibi yaşlı iki arkadaşıyla bir köşede dalgın dalgın oturuyordu.
Bakışlarım bir mıknatıs tarafından çekilmiş gibi oraya odaklandı. Gözleri çukura kaçmıştı ama o çukurun içinde hâlâ parıl parıl parlayan iki tarihî ışık vardı. O kırış kırış olmuş alın, buruş buruş olmuş yüz neler anlatıyordu acaba?

Metindeki diğer zamirleri bulunuz. Bunların kullanılma nedenlerini açıklayınız.
Bulduğunuz zamirleri aşağıdaki tabloda uygun olan yerlere yazınız.

CEVAP:
Şahıs(Kişi) Zamiri : Ben, Onun, Bizi
İşaret Zamiri : Bunu, Oraya
Belgisiz Zamir : Birkaçı
Soru Zamiri : Neler

4. etkinlik
Aşağıdaki altı çizili sözcüklerin yerlerine uygun zamirler getiriniz.

CEVAP:
Onun oğlu hastalanmış.
O oraya bağlıdır.
Onu oraya bırakınız.
Oradan elma aldık.
Onları babasına teslim ettim. Yarın onlara gideceğiz.

SAYFA 111
ANLAMA-YORUMLAMA

5. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu şiirden hareketle doldurunuz.

CEVAP:

Sayfa 112
8. etkinlik
Aşağıdaki cevaplara uygun soru zamirleri yazınız. Bunların ifadeye kazandırdıklarını açıkla*yınız.

CEVAP:
A : Kime ne almışlar?
B : Bana elbise almışlar.

A : Ankara’ya nereden taşınmışlar?
B : Ankara’ya Kars’tan taşınmışlar.

A : Müdür Bey kimi arıyor?
B : Müdür Bey Ceren’i arıyor.

A : Kim derslerine çalışmıyor?
B : Kardeşim derslerine çalışmıyor.

9. etkinlik
Aşağıdaki metinlerde ismin yerini kesinlik kazandırmadan tutan sözcüklerin altını çiziniz.

CEVAP:
Başkası söyleseydi inanmazdım. Ama sen söylediğin için inanıyorum. Başkaları ne düşünürse düşünsün, benim sana güvenim fazladır. Sana sonuna kadar güveneceğim. Ancak birbirine güvenen insanlar yaşatırlar sevgiyi. İnsanların söylediklerinin hepsi bir yana, sen bir yana…

Hepsinden Beter
Kimi insan derbeder. Kimisi dul, kimisi öksüzdür.
Ömrünü heba edip gider, Alın yazısı kahreder.
Kimisi maişet derdine düşmüş. Aklından zoru var kiminin
Rahattan bihaber. Merhamet ister.
Olmayacak işler peşinde. Ben sevda çekerim,
Kimisi taban teper. Hepsinden beter.

Cahit Sıtkı TARANCI

Bu sözcüklerin türünü söyleyiniz.
CEVAP:Belgisiz zamir.

SAYFA 113
10. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu “Mihriban” şiirinden hareketle “sözcüklerin şiirdeki duygu değerini” dü*şünerek doldurunuz.

CEVAP:
Deli gönül : Akıllıca ve mantıklı davranmamak, duyguların peşinden gitmek
Kalem elden düşüyor : Artık yazmamak
Saçlarına gönlümü bağlamışlar : Saçlarına âşık olmak
Aklım şaşıyor : Şaşırmak; inanmak istememek
Lambada titreyen alev üşüyor : Lambanın sönmesi, karanlık olması
Aşk kâğıda yazılmıyor : Aşkın tarifini yapamamak
Düşürür dile : Hep, devamlı anlatmak
Aşk deyince ötesini arama : Aşktan başka hiçbir şey düşünmemek
Aşka hudut çizilmiyor : Aşkın sınırsız olması
Kar koysan köz olur aşkın külüne : Aşkın yakıcılığına hiçbir şeyin dayanamaması
Kara bahtım tahammülüne : Kötü talihe sabır göstermek

11. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu inceleyerek cümleleri uygun sözcüklerle tamamlayınız.

CEVAP:

SAYFA 114
12. etkinlik
Aşağıdaki tabloyu inceleyerek cümleleri uygun sözcüklerle doldurunuz.
Not ve düzeltme: !!!
Aşağıdaki tablo kitapta yanlış olarak verilmiştir. Düzeltir, özür dileriz.

Aynı sözcüğün nasıl hem zamir hem sıfat hem de zarf olduğunu örneklerle açıklayınız.

Zamir, ismin yerini tutar; sıfat, ismi niteler veya belirttir; zarf ise genellikle yargıları belirtir. Örneğin;
Ø “Az önce biri seni sordu.” cümlesinde “bir” sözcüğü, “çocuk” isminin yerini tutarak belgisiz zamir görevinde kullanılmıştır.
Ø “Az önce bir çocuk seni sordu.” cümlesinde “bir” sözcüğü, “çocuk” ismini belirterek belgisiz sıfat görevinde kullanılmıştır.
Ø “Az önce çocuk bana bir baktı ki sorma.” cümlesinde ise “bir” sözcüğü, “baktı” fiilini belirterek durum zarfı görevinde kullanılmıştır.

13. etkinlik
Okuduğunuz metinlerden hareketle coşku ve heyecana bağlı anlatımla oluşturulmuş me*tinlerde cümlelerin ne gibi özellikler taşıdığını,

CEVAP:
Coşku ve heyecana bağlı anlatımla oluşturulmuş metinlerde cümlelerde;
Ø Duygu, çağrışım ve imge değeri bakımından çeşitli duyguları barındıracak ve çağrıştıracak kelime ve imgeler kullanılır.
Ø Ahenk öğeleri bakımından, genellikle şiir olduğu için ahenk özellikleri (redif, kafiye) kullanılır; şiir değilse bile şiirsel özellikler taşıyan ahenk yüklü sözcükler tercih edilir.
Ø Dil ve yapı özellikleri bakımından, kurallı cümlelerin yanı sıra devrik cümleler, eksiltili cümleler ve kısa cümleler de kullanılır. Yüklemler daha çok mecazi anlamda kullanılır.
Ø Sanat özellikleri bakımından; abartma, benzetme, istiare, kişileştirme, tekrir, hüsnü talil,… gibi söz sanatları yoğun bir şekilde kullanılır.
Ø Tema bakımından, her türlü duyguyu dile getirir.
Bu metinlerde dilin hangi işlevlerinden yararlanıldığını tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

CEVAP:Bu metinlerde genellikle dilin heyecanı dile getirme ve sanatsal işlevlerinden yararlanılır.

SAYFA 115
14. etkinlik
Metindeki zamirlerin altını çiziniz. (kalın olarak yazılan kelimeleri altı çizili olarak kabul edin)

Şoför

Bizde bankacılık gibi şoförlük de on iki senelik yeni mesleklerden sayılır. O zamanlarda bütün ço*cuklar gibi onlar da haşarı, atak ve gösterişçi idiler. Onların birçoğu şimdi yaşını başını almış, akıllı us*lu, pişkin adamlardır. Ben kendi hesabıma uzun yollarda Anadolu şoförlerini daima uyanık, becerikli, uysal ve cana yakın gördüm.
Birçoğunun büyük bir zaafı var: yarışa dayanamıyorlar. Yolda birkaçının kendilerini geçmesine tahammül edemiyorlar. Onların en akıllı uslusu, birisinin tozu dumana katarak kendisini geçtiğini gördü mü ifrite dönüyor.
Evet, bu onların en büyük zaafıdır. Fakat dediğim gibi bu zaaf, hangimizde yok. Hangimiz, kendi yolumuzda bir meslektaş tarafından geçildiğimizi görüyor da kudurmuyoruz?

Reşat Nuri GÜNTEKİN

Zamirlerin türlerini belirleyiniz.

Kişi zamirleri : Bizde, Onlar, Onların, Ben
Dönüşlülük zamirleri : Kendi, Kendilerini, Kendisi
Belgisiz zamirler : Birçoğu, Birçoğunun, Birkaçının, Birisinin
Soru zamirleri : Hangimizde, Hangimiz
İşaret zamirleri : Bu

Bu zamirleri yapı bakımından inceleyiniz.

Herhangi bir yapım eki almamış zamirleri belirtiniz. Bu tür zamirlere yapı bakımından ne isim verildiğini belirtiniz.

Herhangi bir yapım eki almış zamirleri belirtiniz. Bu tür zamirlere yapı bakımından ne isim verildiğini tartışınız. Sonuçlan açıklayınız.

Başka bir sözcükle birleşmiş zamirleri belirtiniz. Bu tür zamirlere yapı bakımından ne isim verildiğini tartışınız. Sonuçlan sözlü olarak ifade ediniz.

Zamirleri yapılarına göre sınıflandırınız ve bu zamirlerin özelliklerini açıklayınız.

Basit Zamirler : Herhangi bir yapım eki almamış zamirlerdir.
Bizde,Onlar,Onların,Ben,Kendi,Kendilerini,Kendisin i,Birisinin,Hangimizde,Hangimiz,Bu

Türemiş Zamirler : Herhangi bir yapım eki almış olan zamirlerdir.
Parçada yok.

Birleşik Zamirler : Başka bir sözcükle birleşmiş zamirlerdir.
Birçoğu,Birçoğunun,Birkaçının

Ölçme ve Değerlendirme
A. Aşağıdaki özellikleri doğru-yanlış (D/Y) olarak değerlendiriniz.
(D) Şahıs zamirleri, kişilerin yerlerini tutan sözcüklerdir.
(Y) Belgisiz zamirler, varlıkların, kavramların yerini işaret yoluyla tutan zamirlerdir.
(Y) İşaret zamirleri, yerlerini tuttukları varlıkları açıkça değil de şöyle böyle belli eden zamirlerdir.
(D) Soru zamirleri, soru anlamı veren ve cevapları isim ya da zamir olan kelimelerdir.
(D) İlgi zamiri, hatırlanan varlığın kiminle ilgisi bulunduğunu bildiren ek hâlindeki zamirdir.

B. Aşağıdaki kavram haritasını doldurunuz.

LİRİK ANLATIMDA KULLANILAN ÖGELER

  • DUYGU
  • HEYECAN
  • DİNİ DUYARLILIK
  • MUTLULUK
  • YÜCELTME

C. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

1. Aşağıdakilerden hangisi “lirik” anlatımda kullanılan öğelerden değildir?
A)Heyecan B)Mutluluk C)Dinî duyarlılık D)Yüceltme E)Öğretme
2. Aşağıdaki dizelerin hangisinde coşku ve heyecana bağlı anlatımdan yararlanılmamıştır?
A) Bana bir gurbet adı gönder
Bir de anımsamak için sevdiklerimi
B) İnsanın kötüsü iyilikten bilmez
Kursaksıza öğüt versen de almaz.
C) Bütün sevgileri atıp içimden
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
D) Yüreğinde deli taylar eşinen
Bir baş görsem sen gelirsin aklıma
E) Şehitler tepesi boş değil, biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için; rüzgâr bekliyor.

3. Bugün anladım ki neşeli olduğum zamanların hemen ardından, tarifsiz kederlere düşebiliyorum. Karadeniz’de gemilerim batmış gibi düşünüp durduğum, karamsarlığa battığım sırada kalbime gelen bir sevinç dalgası beni bu fırtınalı havadan sütliman kıyılara çekebiliyor. Çevremdekiler beni anlatırken hep bu yönüme vurgu yapıyorlar. Ne kadar da dalgalı bir ruhum varmış! Korkuyorum, bir gün başkasına zarar vermekten…
Bu parçanın anlatımı ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
A) Coşku ve heyecana bağlı anlatım özellikleri vardır.
B) Farklı türden zamirler kullanılmıştır.
C) Yazar, kişisel duygularını dile getirmiştir.
D) Yazar, toplumsal bir eleştiri yapmaktadır.
E) Yazar, bir iç hesaplaşma içindedir.

4.Aşağıdakilerden hangisi lirik anlatımdakullanılmaz?
A) Mecaz anlamlı sözcükler
B) Öznel ifadeler
C) Zıt anlamlı sözcükler
D) Doğrudan bilgi aktaran ifadeler
E) Soyut anlamlı sözcükler

5. Aşağıdaki dizelerin hangisinde kişi adılı kullanılmıştır?
A) Sen yalnız türkünü söylemeye bak
B) Akşam oldu diye yakma lambayı
C) Bırakacaksan şu nefreti bırak
D) Böyle gölge severim manzarayı
E) Karanlıktan çıkan ses daha berrak

6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde işaret adılı (zamiri) kullanılmamıştır?
A) Kar, yolları kapatınca buralara dışarıdan hiç yiyecek gelmez.
B) Dün sabah onları pikniğe giderken almışlar.
C) Onları akşama kadar rafa güzelce yerleştirin.
D) Ben bunun böyle olacağını biliyordum zaten.
E) Olanları panik yapmadan bir bir anlat.

7. “Şahıs zamirleri, isim tamlamalarında tamlayan görevinde bulunabilir.”
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun kullanım vardır?
A) Demedim mi bu hasret bitirir seni.
B) Ay dolanır gider yalnız kalırız biz de.
C) Her gün yeni baştan dağılır, ufalanırsın.
D) Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?
A) Demedim mi yüreğim sevme onu, diye.

8. I. Seversin bu dünyayı doludizgin sen.
II. Buradan ayrılmak istemez kimse.
III. Ama o senden ayrılacak bir gün.
IV. Yani sen, ben bu dünyayı seviyoruz diye
V Bu dünyanın da bizi sevmesi şart mı?
Yukarıdaki numaralı dizelerin hangisinde hem işaret zamiri hem belgisiz zamir kullanılmıştır?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

Sayfa 117
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ismin yerini tutan bir sözcük kullanılmamıştır?
A) Ben bir köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım.
B) Hepimiz bir bahçe sularız gönlümüzde.
C) Kimse bilmez, kimse anlamaz derdimizden.
D) Nasıl güller fışkırır bu çilelerimden, bu kırlardan.
E) Kandır, hayattır, emektir, bizim güllerimiz.

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde belgisiz zamir kullanılmamıştır?
A) Bile bile aldanmak herkesi kahreder.
B) Birileri bahçede açan güzel gülleri koparmış.
C) Birkaçı yakalandığı hastalıktan daha kurtulamadı.
D) Başkalarının bize önem vermesi cesaretimizi artırır.
E) Bu güzel haberi alınca bütün çocuklar sevindi.

11.Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birden fazla zamir kullanılmıştır?
A) Bu güzel topraklarda ölmek istiyorum ben.
B) Yetiştirdiğin hiçbir bahçe yarıda kalmasın senin.
C) Tarumar olmasın istiyorum ben. şu bahçeler, bu bağlar.
D) Beni bilse bilse bu çiçekler bilir dostlarım.
E) Neler yaşadığımı onlara söyledim sadece.

12. I. İyi kotu bir iş tutmuşum kendime.
II. Acısı tatlısı hepsi bir aslında.
III. Ha Ankara ha Çemişgezek, bu yerden uzak olduktan sonra.
IV. Nerde olsa yaşıyor ya insan
V. Nasıl olsa bir gün ölmek var ya herkese.

Yukarıdaki cümlelerin hangisinde zamir (adıl) kullanılmamıştır?

A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

13. Bilmiyorum şimdi kim duyar bizi Bir çıkmaz yoldayız gel uyar hepimizi Bu yakın dostlarımız kırdılar kalbimizi Soracak kimse yok şimdi hâlimizi.
Yukarıdaki dörtlükte kaç tane zamir kullanılmıştır?
A) 1 B) 2 C) 3 D) 4 E) 5

14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde farklı türde bir zamir kullanılmıştır?
A) Hiçbiri, bu film kadar seyirci toplamadı.
B) Pazardaki çiçekçilerin hepsini dolaştım.
C) Dertlerini kimseyle paylaşmaz, içine atardı.
D) Bu haberi kime söyleyeceğini şaşırmıştı.
E) Yoldan geçen birine bu soruyu soralım.

15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru anlamı zamirle sağlanmamıştır?
A) Bu adamlardan hangisi yolu daha iyi biliyor?
B) Herkes merak ediyordu. Mehmet ne sormuştu?
C) Az önce bu kapıdan kim çıkmıştı acaba?
D) Bu hafta bize yemekte neler hazırladınız?
E) İstanbul’dan Ankara’ya kaç saatte vardılar?

16. Duymasa kimse şair gönlümün
Sende karar kıldığını
Ve içimin şerha şerha yarıldığını
Biz bilelim yeter
Yukarıdaki dizelerde bulunan zamirlerin türü aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
A) Belgisiz zamir – kişi zamiri – kişi zamiri
B) İşaret zamiri – işaret zamiri – kişi zamiri
C) Kişi zamiri – kişi zamiri – kişi zamiri
D) Kişi zamiri – işaret zamiri – belgisiz zamir
E) Belgisiz zamir – kişi zamiri – işaret zamiri

SAYFA 118
17. Artık ovaya, dirliğin, düzenin ne zaman geleceğini kimse bilemezdi.
I II III IV
Bu cümledeki altı çizili sözcüklerin türü aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?
I II III IV
A) İsim isim zamir zamir
B) İsim isim isim zamir
C) İsim zamir zamir isim
D) İsim zamir zamir zamir
E) Zamir isim isim isim

18. Bir dağ başı yalnızlığı yasıyorum burada.
I
Dağ başı yalnızlığı, ölümden beter bu.
II
Hiçbiri aramasa sormasa beni.
III IV
Sen gelsen yeter.
V
Yukarıdaki dizelerde numaralandırılmış sözcüklerden hangisi belgisiz zamir görevinde kullanılmıştır?
A) I. B) II. C)III. D) IV. E) V.

19. I. Bana bir gurbet adı gönder
II. İçinden çıkamadığım çok şey var
III.Kuşların ağzını açarak ölmesi
IV.Ve dünyadaki çiçekler içinde
V. Fesleğenin örselenerek koklanması
Yukarıdaki numaralanmış dizelerin hangilerinde adıl (zamir) kullanılmıştır?
A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve IV. D) II. ve V. E) III. ve V.

20. Kimi zamirler özneyi pekiştirerek belirtir. Bunlar tek başlarına asıl şahıs zamirlerinin yerini tutabildikleri gibi onlarla birlikte de kullanılabilir.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamaya uygun bir zamir vardır?
A) Doğrusu, onun sözüne pek kulak asmadım.
B) Bence, alınan sonuç pek de olumlu değildi.
C) Bu elbiseyi ben kendim diktim.
D) İşittiklerimiz bunları doğrular nitelikteydi.
E) Ahmet o yaz, tatilini bizde geçirecekti.

21. “O” sözcüğü aşağıdaki cümlelerin hangisinde kişi adılı (şahıs zamiri) olarak kullanılmıştır?
A) Çocuklar o ağacı sulamışlar.
B) Annesi onu, biraz önce hastaneye götürdü.
C) Kitaplıktan o kitabı alıp gitti.
D) Ben bu evi değil onu beğendim.
E) Dosyayı göstererek “Onu bana ver.” dedi.

22. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru zamiri vardır?
A) Arkadaşın Ankara’ya ne zaman gelmiş?
B) Bu tabağı buraya kim koymuş olabilir?
C) Ben de onunla gidebilir miyim?
D) Kaçıncı katta oturuyorsunuz?
E) İstanbul’a ilk kez mi gidiyorsun?

23. Hayır, benim çocukluğumun hürriyeti, hiç de bu cinsten bir hürriyet değildir. Evvela, burası zannımca en mühimdir, onu bana hiç kimse vermedi. Bu sızdırılmış altın külçesini birden bire kendi içimde buldum. Tıpkı ağaçta kuş sesi. Suda aydınlık gibi… Ve bir defa için buldum
dum. Bulduğum günden beri de küçücük hayatım, fakir evimiz, etrafımızdaki insanlar, her şey değişti.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi yoktur?
A) Kişi adılı
B) İşaret adılı
C) Belgisiz adıl
D) Dönüşlülük adılı
E) Soru adılı

1. Destansı (Epik) Anlatım – Fiil (Eylem)

SAYFA 122
Metin İnceleme
7.Destansı anlatımda hangi edebî türlerden yararlanılabileceğini açıklayınız.
CEVAP : Şiir, destan roman, hikâye, tiyatro, destansı anlatımın kullanıldığı türlerdir.

8.Metinlerin ortak özellikleri nelerdir? Açıklayınız.
CEVAP : Destansı anlatımla oluşturulmuş metinlerin ortak özellikleri:
Ø Olağanüstü olaylar ve kişiler anlatılır.
Ø Destan türünün yiğitçe havası vardır.
Ø Yapıp etmeler yani fiiller ön plandadır.
Ø Tarihi konular ve kahramanlıklar işlenir.
Ø Etkileyici bir özellik taşır.
Ø Sürekli hareket vardır.
Ø Kelimeler mecaz ve yan anlamlarda kullanılabilirler.
Ø Anlatımda abartıya yer verilebilir.
Ø Sanatlı bir dil kullanılır.

SAYFA 123
9.Bu şiirdeki altı çizili kelimelerin ortak özelliği nedir?

İş, oluş, hareket bildiren kelimeler olması.

10.Bu kelimeleri metinden çıkardığımızda metnin anlamında bozulma olur mu?Niçin?

Bozulma olur; çünkü fiiller anlamlı kelimelerdir.

11. Bu kelimelere ne ad verildiğini ve kelimelerin metindeki işlevini belirtiniz.
CEVAP:
Bu kelimelere “fiil (eylem)” denir.

12. “Kınalı Ali ve Oğuz Kağan Destanı” adlı metinlerde fiilleri bularak bunların kullanılma nedenlerini tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.

Cevap :



SAYFA 130
Ç) TÜRK DESTANLARI
Türeyiş Destanı
Göç Destanı
Oğuz Kağan Destanı
Ergenekon Destanı
Battal Gazi Destanı

D. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

TEST SORULARININ CEVAPLARI – Ölçme ve Değerlendirme
1.B,
2.D,
3.D,
4.C,
5.E
6.E
7.D
8.D
9.C
10.C
11.A
12.D
13.B

2. Emredici Anlatım – Fiil (Eylem),
Fiilimsi (Eylemsi)

İnceleme
1. Metin
Şeyh Edebali’nin Damadı Osman Gazi’ye Vasiyeti
Ey oğul! *****, atanı say! Ey oğul! Üç kişiye acı:
Bereket büyüklerle beraberdir. Cahil arasındaki âlime,
İnancını kaybedersen, zenginken fakir düşene ve
yeşilken çöllere dönersin. hatırlı iken itibarını kaybedene.
Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Ey oğul! Unutma ki
Gördüğünü görme! Bildiğini bilme! yüksekte yer tutanlar
Sevildiğin yere sık gidipgelme! aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklıysan mücadeleden korkma!

2. Metin
Dilekler
Gürültü ve karmaşanın ortasından sakince geç; sessizlikte ne büyük bir huzur olduğunu hatırlayarak. Mümkün olduğunca ama teslim olmaksızın herkesle iyi geçin. Doğru bildiğini sesini yükseltmeden ama açık seçik dile getir ve diğerlerine de kulak ver; ne kadar pırıltısız görünse de onların da bir hikâyesi var dır. Gürültücü ve saldırgan insanlardan uzak dur çünkü onlar özüne sıkıntı verirler. Eğer kendini başkala rıyla kıyaslayıp durursan ya mutsuz ya kendini beğenmiş olursun çünkü her zaman senden daha iyi ya da daha kötü durumda birileri olacaktır. İlanların kadar gerçekleştirdiklerinden de zevk al. Kariyerine ilgi ni kaybetme; ne kadar basit olursa olsun, zamanın değişen değerlerine karşı gerçek hazinendir. İşinde temkinli ol; dünya sahtekârlıklarla doludur. Fakat bu temkinliliğin, sahip olduğun meziyetleri kullanmana engel olmasın; çok insan yüksek idealleri için çırpınır. Ve hayat her yerde kahramanlıklarla doludur. Ken din ol. Özellikle sevmediğin hâlde seviyormuş gibi davranma. Aşka kırılgan da olma çünkü bütün hayal kırıklıklarına rağmen aşk çimenler gibi yeniden doğar hiç beklemezken. Yılların geçişine saygıyla boyun eğ ve asaletle terk et gençliğin heveslerini. Ruhunu güçlendir beklemediğin anda gelen talihsizliklere kar şı seni koruması için. Ama bu karanlık hayallerle kendini üzme. Pek çok korku, bitkinlik ve yalnızlıktan doğar. Kendine karşı nazik ol. Sen de bu evrenin çocuğusun en az ağaçlar ve yıldızlar kadar, sen fark et sen de etmesen de evren olması gerektiği gibi hareketine devam ediyor zaten. (…) Çabaların ve emelle rin ne olursa olsun, hayatın gürültülü karmaşasında barış ve huzuru kalbinden hiç eksik etme. Bütün ba sitlikleri, yıpratıcılığı ve hayal kırıklıkları ile bile dünya çok güzel, neşeli ol. Mutlu olmak için çırpın.
Max EHRMANN (Maks Ehreman)
Metin İnceleme

  • Metinlerde sıkça kullanılan kelime ve kelime gruplarını tespit ediniz.
  • Yukarıdaki metinlerde emir, telkin ve öneri ifade eden kelime ve kelime gruplarının altını çiziniz.

    CEVAP:
    Metinlerde söz konusu kelimeler belirginleştirilmiş ve bunların altı çizilmiştir.

  • Bu tür metinlerin öğretici ve açıklayıcı yönleri de vardır. Aynı metinlerden öğretici ve açıklayıcı yönleri tespit edip sınıfça tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.
  • Emredici metinler hangi amaçlarla yazılır ve nerelerde kullanılır? Metinlerden hareketle açıklayınız.

    CEVAP:
    EMREDİCİ ANLATIMIN KULLANILDIĞI YERLER:

    • Kesinlik ve vazgeçilmezlik bildiren emir ve yasaklamalar için kullanılır: “Sigara içilmez!” “Aslan kafesine elinizi uzatmayınız.” “Seyyar satıcılar giremez!” “Çimenlere basmayın!” “Lüzumsuz ise ışığı söndür!” “Trafik kurallarına uyunuz, trafik ışıklarına ve işaretçilere dikkat ediniz!”
    • Doğruluğu kesin gibi görülen deneyimler, öğütler, söze kesinlik katmak için emredici anlatımla sunulur: “Bir başkasının da senin kadar iyi söyleyebileceğini söyleme; senin kadar iyi yazabileceğini yazma!” (Andre GİDE)

    “Güzel düşün, iyi hisset, yanılma, aldanma!
    Ne varsa doğrudadır; doğruluk şaşar sanma!” (Tevfik FİKRET)

    • Diyaloga dayanan anlatılarda sözdeki içtenliği bildirmek için kullanılır:

    “-Yarın bize gel.
    -Sen de maklubeyi hazırla ama.
    -Mutlaka geleceksiniz.
    -Sakın şekerpareyi unutma!”

    • Bir şeyin nasıl yapılacağını anlatmada, tarif etmede kullanılır. Yemek tarifleri, reçeteler… bu tarzdadır: ”Buradan sağa döneceksin, yüz metre yürüyeceksin, çınar ağacını gördüğünde dur, aradığın ev, çınarın solundadır.” “Önce 1 kg unu ortası çukur biçimde kaba dök. Yumurtayı kır, şekeri at, mayayı koy. Bunları hamura katmadan önce unun ortasındaki çukurda elinle karıştır. Ama eldiven giymeyi de unutma. Daha sonra bunları yavaş yavaş hamura kat, iyice yoğur.”
    • Bir işin nasıl yapılacağını anlatan, talimat veren yazılarda kullanılır: “Zincirsiz yola çıkmayınız. Tekerleklerin havasını kontrol ediniz. Vitesi boşa alınız. Kontağı çevirdikten sonra, arabanın ısınması için birkaç saniye bekleyiniz. Silecekleri kontrol ediniz. Daha sonra yola çıkabilirsiniz.”
    • Özellikle emir kipi 3. kişisiyle kurulan cümlelerde dilek, umut, yalvarma anlamlarında da kullanılır:

    “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı
    Düşün altında binlerce kefensiz yatanı
    Sen şehid oğlusun, incitme yazıktır atanı.
    Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı” (Mehmet Akif ERSOY)

  • Metinlerde en çok hangi fiil kipi kullanılmıştır? Bunların ifadeye kattığı anlam nedir? Açıklayınız.

    CEVAP:
    Metinlerde en çok emir kipi kullanılmıştır. Bu kipin ifadeye kattığı anlam; istenilen işin yapılmasının emredilmesi, telkin edilmesi veya önerilmesidir.

    1.etkinlik
    Şiirdeki koyu yazılmış sözcüklerin köklerini yazınız.
    Bu kelimelerdeki ekleri isim, sıfat, zarf oluşlarına göre sınıflandırınız.

    Bu kelimeler bir iş, oluş, hareket bildiriyor mu? Bunlar kip ve şahıs eki almışlar mıdır? Be lirtiniz.
    CEVAP:
    Hayır; bu kelimeler bir iş, oluş, hareket bildirmemiş, kip ve şahıs eki de almamıştır.

    Bu kelimeler cümlede yüklem olarak kullanılmışlar mıdır? Açıklayınız.
    CEVAP:
    Hayır; bu kelimelercümlede yüklem olarak kullanılmamıştır. Çünkü yargı bildirmemektedir.

    Bu kelimeler bulundukları cümlede nasıl bir görev almıştır? Sözlü olarak ifade ediniz.
    CEVAP:
    Bu kelimeler bulundukları cümlede isim, sıfat ya da zarf olarak görev almıştır.

    İnceleme bölümünde 1. ve 2. metindeki fiilimsileri bulunuz. Bulduğunuz fiilimsileri gruplandırınız.

    2.etkinlik
    Yukarıdaki tabloda fiilimsilere getirilen ekler verilmiştir. Siz de Halide Edip ADIVAR’dan alınan metindeki fiilimsileri ve bunların hangi ekleri aldığını tespit ediniz.

    3.etkinlik
    Verilen bilgilere göre aşağıdaki eşleştirmeleri bulunuz.
    CEVAP:

    • Polisleri görünce tabanları yağladı.
    • Biz bu projeye gönül verdik.
    • Bu iş, âdeta deveye hendek atlatmaktır.
    • Zavallı adam canından oldu.
    • Okulun açılmasına önayak oldu.
    • Senin yaptığın iş, iğneyle kuyu kazmaktır.
    • İşten çıkarılınca tası tarağı topladı.
    • Yeni elbisesi gözlerimi kamaştırdı.

    Boşlukları uygun fiillerle doldurunuz.
    CEVAP:

    • rica + etmek

    İsim + yardımcı fiil

    • memnun +olmak

    İsim + yardımcı fiil

    4.etkinlik
    Öğrendiğiniz bilgiler ışığında aşağıdaki tabloya örnek fiiller yazınız.

    5.etkinlik
    İki gruba ayrılınız. Yukarıdaki altı çizili sözcükleri dikkate alarak ek fiilin kullanılış nedenle rini öğrenmeye çalışınız.
    CEVAP:
    Ekfiil iki nedenle kullanılır:

  • İsim soylu sözcüklere gelerek onları yargıya dönüştürmek, genellikle yüklem olarak kullandırmak
  • Basit zamanlı fiillere gelerek onları bileşik zamanlı fiile dönüştürmek

    Altı çizili sözcükler isim mi yoksa fiil midir?
    CEVAP:
    Bestesidir: isim
    Sesidir: isim
    Devdi: isim
    Alevdi: isim
    Yerdeyse: isim
    Akıllıymış: isim
    Okuyordum:fiil
    Çalışabilirmişim: fiil

    Sözcüklerin hangi zamanda kullanıldığını belirtiniz.
    CEVAP:
    Bestesidir: geniş zaman
    Sesidir: geniş zaman
    Devdi: görülengeçmiş zaman
    Alevdi: görülengeçmiş zaman
    Yerdeyse: şart kipi
    Akıllıymış: öğrenilen geçmiş zaman
    Okuyordum:şimdiki zamanın hikâyesi
    Çalışabilirmişim: geniş zamanın rivayeti

    Sözcükler arasında birden fazla kip eki alan var mıdır? Varsa bu sözcüklerin isim mi yok sa fiil mi olduklarını söyleyiniz.
    CEVAP:
    Okuyordum:fiil
    Çalışabilirmişim: fiil

    İnceleme bölümündeki metinlerden ek fiilin kullanımına örnekler bularak bunları gruplandırınız.
    CEVAP:

    Anlama ve Yorumlama

    7.etkinlik
    Sınıfınızla ilgili:

    • Bir kanun cümlesi,
    • Bir yönetmelik cümlesi,
    • Sınıfınızdaki araç-gereçleri kullanma kılavuzu.
    • Sınıfınızdaki fiziksel trafiği ve diyalog trafiğini sağlayacak bir cümle.
    • Sınıfınızla ilgili bir reklam cümlesi hazırlayın.

    Cümleleri oluştururken fiilleri yerinde ve doğru kullanmaya dikkat ediniz.
    CEVAP:

    • Kanun cümlesi: “Sınıfımızın yeri 2.kattadır, değiştirilemez.”
    • Yönetmelik cümlesi: “Sınıf nöbetçileri her sabah sınıfı havalandırır ve sınıfın temizliği hususunda sınıf başkanına yardımcı olurlar.”
    • Araç-gereçleri kullanma kılavuzu: “Tebeşirler sayılı olarak verilmektedir. Tebeşirleri öğretmen masasının çekmecesinde saklayınız. Derslerde oradan alıp kullanınız. Ders dışında gerekmedikçe kullanmayınız.”
    • Fiziksel trafiği ve diyalog trafiğini sağlayacak bir cümle: “Ziller dersin başladığını veya sona erdiğini gösterir. Zil çalmadan yerinizden kalkmayınız ve öğretmenden önce kapıya doğru hareket etmeyiniz.”
    • Reklam cümlesi: “Okulun en çalışkan ve saygılı öğrencileri işte bu sınıfta. Tüm yarışmaların liste başı, yazılıların muzaffer erleri… Sınıfımızla tanışmak için acele ediniz.”

    Ölçme ve Değerlendirme
    A. Aşağıda boş bırakılan yerleri uygun sözcüklerle tamamlayınız.

    • Emredici, sözlü ve yazılı anlatımda bir davranışı gerçekleştirmeye telkin ve tavsiye vardır.
    • Emredici anlatım türlerinde telkin, tavsiye, emir ifade eden kelime ve kelime grup ları çok kullanılır.
    • Emredici metinlerin öğretici ve açıklayıcı yönleri bulunur.
    • Emredici metinlerde okuyucuyu iş yapmaya ve hazır olda bulunmaya zorlayan bir anla tım vardır.
    • Emredici metni okuyan kendisine söyleneni yerine getirmek-uygulamak durumundadır.
    • Kökü fiil olduğu hâlde yapım eki alarak cümlede isim, sıfat ve zarf görevinde kullanılan fillere fiilimsi (eylemsi) denir.
    • Türkçede kipler; haber kipleri ve dilek kipleri diye ikiye ayrılır.
    • Çatı bakımından fiiller öznesine ve nesnesine göre incelenir.
    • Nesne alabilen fiile geçişli fiil; nesne alamayan fiile geçişsiz fiil denir.
    • Öznesi olan fiile etken fiil, öznesi olmayan fiile edilgen fiil denir.
    • Çoğul öznesi olan fiile işteş fiil denir.
    • Nesne almayıp yaptığı işten yine kendisi etkilenen fiile dönüşlü fiil denir.

    B. Aşağıdaki tabloyu doldurunuz.
    Bildiğiniz Emredici Metin Örneklerini Yazınız
    ANAYASATÜZÜKYÖNETMELİKNASİHATKULLANMA KILAVUZU YEMEK TARİFİ

    C.Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

    1. Aşağıdakilerden hangisi “emredici bir anla tım” özelliği taşır?
    A) Terapi B) Nasihat C) Varsayım
    D) Tahmin E) Eleştiri

    2. Aşağıdaki fiil kiplerinden hangisinin “yaptı rım gücü” en fazladır?
    A)Geniş zaman B) Şimdiki zaman
    C) Şart kipi D) Emir kipi
    E) İstek kipi

    3. Emredici metinlerde aşağıdakilerden han gisi çok kullanılır?
    A) Deklarasyon B) Bildiri
    C) Açıklama D) Telkin
    E) Yönerge

    4. Aşağıdakilerden hangisi emredici metnin bir yönü değildir?

  • Öğreticilik
  • Tamamlayıcılık
  • Eleştirme
  • Anlatma

    E) Eksikleri giderme

    5. Aşağıdakilerden hangisi emredici metin türüne girmez?

  • Kanunlar
  • Yönetmelikler
  • Kullanma kılavuzları
  • Trafik kuralları

    E) Sanat yazıları

    6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde kurallı birleşik eylem, sıfat-fiil görevinde kullanılmıştır?

  • Bir gün sana kuşların neden göç ettiğini anlatırım.
  • Akşamları çocuklarına biraz vakit ayırsan.

  • Hani nerde bel bağladığım dostlar?

  • Karlı tepeleriyle aşılamaz bir set gibi duru yor şimdi karşımda dağlar.

    E) Dünyanın kendine yetişir dertleri, sen ken di başının çaresine bak.

    7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birleşik bir fiil vardır?

  • Bütün satranç oyunlarının galibi sendin.
  • Keşifler çağındayız şimdi, atlar denize sü rülmüyor.
  • Nedir canlının hakikati, eşyanın hakikati?
  • Bu keşifler çağında fethedilsin her gezegen.

    E) Yandıkça parıldayan bir elmas gibisin.

    8. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde kurallı birleşik fiil yoktur?

  • Her sabah ona yardım ederim.
  • Benim için de bir manzara yapıver.
  • Sen burada bekleyedur, biz gelinceye kadar.
  • Gelemem, yol çok bozuk.

    E) Adam birden düşüvermez mi!

    9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde birleşik fiil kullanılmıştır?

  • Bugün hava neden bu kadar boğucu?
  • Kendisini nasıl bu kadar üstün görebilir?
  • Niçin öğrencilerini arayıp sormuyor?
  • Nasıl bir kitap alacağını biliyor mu?

    E) Sen dün hangi öğrenciyi arıyordun?

    10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde eylemin yapısı farklıdır?

  • Bu zavallı dilenci karda kışta hep bu köşe de durur.
  • Bu hiçbir zaman buradan kaldırılamaz.
  • İstediğim bu olduğu için buraya geldim.
  • Bu benim biricik şiirimdir, bilmelisiniz.

    E) Hep bildiğiniz yollardan mı gelirsiniz?

    11. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde birleşik fiil vardır?

  • Küser, ağlar, sonra dost olurdum her şeye.
  • Kimi şiirlerimi ay ışığında yazdım.
  • Biri geldi, biri gitti masalsı duyguların.
  • Hiçbir acı bu kadar hırpalamaz insanı.

    E) Sıcak bir günün defterini duruyor kar.

    1. Öğretici Anlatım – Zarf (Belirteç)

    Hazırlık

    Aşağıdaki dizelerde bulunan boşluklara kutucuklardaki kelimelerden uygun olanlarını yerleştiri niz.
    CEVAP:
    Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden.
    Geceleyin bir ses böler uykumu
    Her gün bir ayaz eser puslu tepelerden
    Nasıl yürüsem bu yolları bilemiyorum
    Geri geliyor düşmana attığım her kurşun
    Daha çok seviyorum denizi, en çok da seni
    Beri gel serseri yol.

    Bu kelimelerin dizelerde nasıl bir anlamda ve işlevde kullanıldığını tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.
    CEVAP:
    Bu kelimeler; fiilleri ve fiilimsileri “zaman, miktar, durum, soru ve yer-yön bakımından” anlamca belirtme, yani sınırlandırma işlevinde kullanılmıştır.

    Metin İnceleme

  • Her yazının öğretmek, açıklamak, düşündürmek, eğlendirmek, duygulandırmak, heyecanlan dırmak gibi bir yazılış amacı vardır. Buna göre yukarıdaki metinlerin yazılış amacı nedir? Bunu nereden anlıyorsunuz?

    CEVAP:
    Bu metinlerin amacı öğretmek, aydınlatmak, bilgi vermektir.

  • Bu tür yazıları hangi amaçla okuyorsunuz?

    CEVAP:
    Bu tür metinleri bilgiye ulaşmak, öğrenmek, aydınlanmak amacıyla okuyoruz.

  • Metinlerde cümleler arasında bir bütünlük var mı, yoksa metinler birbirinden kopuk cümlelerden mi oluşuyor? Bütünlük varsa hangi unsurlarla sağlanmıştır?

    CEVAP:
    Metinlerde cümleler arasında kesinlikle bir bütünlük vardır. Bu bütünlük, bilginin hem anlam hem de yapı bakımından birbiriyle uyumlu olarak kullanılmasıyla sağlanmıştır. Bu tür metinlerde bütünlük, aşağıdaki unsurlarla da sağlanmaktadır:

    • İfadenin hiçbir engele uğramadan akıp gitmesi
    • Gereksiz söz tekrarlarının yapılmaması
    • Ses akışını bozan, söylenmesi güç seslere ve kelimelere yer verilmemesi
    • Dil ve ifadenin sade, gösterişsiz ve pürüzsüz olması
    • Düşünce ve duyguların kısa ve kesin ifadelerle dile getirilmesi
  • Bu metinlerde dil hangi işlevde kullanılmıştır?

    CEVAP:
    Bu metinlerde dil, göndergesel işlevde kullanılmıştır. Kimya ile ilgili metinde ise göndergesel işlevle birlikte alıcıyı harekete geçirme işlevi de kullanılmıştır.

  • Zarflar; cümledeki yargıyı durum, yer-yön, miktar, soru yönlerinden tamamlayan kelimelerdir. Metindeki altı çizili kelimeler yargıyı hangi yönden tamamlıyor? Niçin?

    CEVAP:
    Çok: MİKTAR yönüyle tamamlıyor.
    Bir gün:ZAMAN yönüyle tamamlıyor.
    Şöyle: DURUM yönüyle tamamlıyor.
    Hemen: ZAMAN yönüyle tamamlıyor.
    On dakika sonra: ZAMAN yönüyle tamamlıyor.
    Hemen: ZAMAN yönüyle tamamlıyor.
    Bir daha: DURUM yönüyle tamamlıyor.
    Böyle: DURUM yönüyle tamamlıyor.
    Dedikten sonra: ZAMAN yönüyle tamamlıyor.
    Hemen: ZAMAN yönüyle tamamlıyor.
    Yönelip: DURUM yönüyle tamamlıyor.
    Gerçekten: DURUM yönüyle tamamlıyor.
    On dakika sonra: ZAMAN yönüyle tamamlıyor.
    Söz verdiği gibi: DURUM yönüyle tamamlıyor.
    Önden: DURUM yönüyle tamamlıyor.

  • Bu tür kelimelere ne ad verildiğini ve bunların metindeki işlevlerini belirtiniz.

    CEVAP:
    Çok: MİKTAR ZARFI
    Bir gün:ZAMAN ZARFI
    Şöyle: DURUM ZARFI
    Hemen: ZAMAN ZARFI
    On dakika sonra: ZAMAN ZARFI
    Hemen: ZAMAN ZARFI
    Bir daha: DURUM ZARFI
    Böyle: DURUM ZARFI
    Dedikten sonra: ZAMAN ZARFI
    Hemen: ZAMAN ZARFI
    Yönelip: DURUM ZARFI
    Gerçekten: DURUM ZARFI
    On dakika sonra: ZAMAN ZARFI
    Söz verdiği gibi: DURUM ZARFI
    Önden: DURUM ZARFI

  • “Ne zaman” sorusunun karşılığı olan kelimeleri bulunuz. Bunların metindeki işlevini söyleyiniz.

    CEVAP:
    “Ne zaman” sorusunun karşılığı olan kelimeler: “Bir gün, hemen, on dakika sonra, dedikten sonra.”
    Bu kelimelerin işlevi “zaman zarfı” olmasıdır.

  • “Nasıl” sorusunun karşılığı olan kelimeleri bulunuz. Bunların metindeki işlevini açıklayınız.

    CEVAP:
    “Nasıl” sorusunun karşılığı olan kelimeler: “şöyle, bir daha, böyle, yönelip, gerçekten, söz verdiği gibi, önden.”
    Bu kelimelerin işlevi “durum zarfı” olmasıdır.

  • “Ne kadar” sorusunun karşılığı olan kelimeleri bulunuz. Bunların metindeki işlevini belirtiniz.

    CEVAP:
    “Ne kadar” sorusunun karşılığı olan kelime: “çok”
    Bu kelimenin işlevi “durum zarfı” olmasıdır.

  • Okuduğunuz metinlerin ortak özelliklerini belirtiniz.

    CEVAP:
    Öğretici metinlerin ortak özellikleri şunlardır:

    • Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
    • Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
    • Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
    • Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
    • Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
    • Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
    • İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
    • Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
    • Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
    • Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
    • Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
    • Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
    • Tarihi metinler, Felsefi metinler, Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.

    Anlama ve Yorumlama

    2.etkinlik
    Öğretici anlatım metotlarıyla kaleme alınmış olan yazılar, işlenen konuların özelliklerine göre başlıca dört çeşide ayrılır. Öğretici anlatımın çeşitlerini yukarıdaki kutucuklardan seçerek aşağıda boş bırakılan yerlere yazınız.

    1.Bir şeyin nasıl yapıldığı: Bu çeşit yazılara, en basit bir eşyanın, örneğin bir küreğin nasıl yapıldığın dan, birçok aletten ibaret bir makinenin nasıl yapıldığına kadar, bütün eşyanın yapılışı konu edi lebilir. Bunların nasıl kullanıldığından, yaptıkları işlerden de söz edilir. İnsanların yaptıkları işler, ör neğin yüzme, futbol, balık avı, çamaşır yıkama vb. işler de bu konulara girer.
    2.Bir şeyin meydana gelişi ve kuruluşu: Bu türe giren konular çok çeşitlidir: insanların, bitkilerin vb. şeylerin mey dana gelişi, bir şehrin kuruluşu, her sahadaki topluluklar ve kuruluşlar bu gruba girer.
    3.Bir düşünce veya kavramın anlatılması: Öğretici anlatımın bu türünde ahlak, demokrasi, hürriyet, namus, üstün lük, idealizm, hak, eşitlik vb. konular işlenir. Yani bu gruba girenler sosyoloji veya felsefe ile ilgili konulardır.
    4.Karakterlerin canlandırılması : Bu tür öğretici yazılarda ferdin veya bir topluluğun karakteri kısaca anlatı lır; hâl ve hareketleriyle değil psikolojik durumları canlandırılarak açıklama yapılır ve geniş ölçüde çözümleme unsurunu içine alır.

    3.etkinlik
    Aşağıdaki metinde boş bırakılan yerlere uygun zarflar yerleştiriniz.
    Ümitli Kurbağa
    Bir kurbağa sürüsü ormanda yürürken içlerinden ikisi bir çukura düştü. Diğer bütün kurbağalar çu kurun etrafında toplandı. Çukur bir hayli derindi ve arkadaşlarının zıplayıp dışarı çık ması mümkün gözükmüyordu.
    Yukarıdaki kurbağalar, boşuna çabalamamalarını söylediler arkadaşlarına:
    “Çukur çok derin dışarı çıkmanız imkânsız.” Ancak çukura düşen kurbağalar onların söy lediklerine aldırmayıp çukurdan çıkmak için mücadeleye devam ettiler.
    Yukarıdakiler ise hâlâ boşuna çırpınıp durmamalarını, ölümün onlar için kurtuluş olduğunu söylüyorlardı.
    Sonunda kurbağalardan biri söylenenlerden etkilendi ve mücadeleyi bıraktı. Diğeri ise çabalamaya devam etti.
    Yukarıdakiler de çırpınıp durarak daha çok acı çekti ğini söylemeyi sürdürdüler. Ne var ki çukurdaki kurbağa son bir hamle daha yaptı, bu kez daha yükseğe sıç ramayı başardı ve çukurdan çıktı. Çünkü bu kurbağa sa ğırdı. O yüzden, arkadaşlarının ümit kırıcı sözlerine kulak asmamıştı.
    Paul ESTRİDGE (Pol Estric)

    6.etkinlik
    Aşağıdaki boş bırakılan yerleri, örnek cümlelerden hareketle yukarıdaki zarf çeşitleriyle doldurunuz.

  • “Hafta sonlarını çok güzel değerlendiriyor.” cümlesinde olduğu gibi fiillere “nasıl” ve benzeri so rular sorulduğunda cevap olan kelimeler Niteleme (Durum)zarflarıdır. Bu zarflar eylemin nasıl ve ne şekilde yapıl dığını ifade eder.
  • “Deneme sınavına yarın gireceğiz.” cümlesinde olduğu gibi fiillere “ne zaman” sorusunu sordu ğumuzda aldığımız cevaplar Zaman zarflarını oluşturur. Bunlar, fiillerin anlamlarını zaman bakımından belirten zarflardır.
  • “Kardeşin az önce koşarak aşağı indi.” cümlesinde olduğu gibi fiillere sorulan “nereye” sorusu nun cevabı olan kelimeler Yer-Yön zarfıdır. Bunlar, eylemlerin yapılış yönünü belirleyen zarflardır.
  • “Sınıfımıza yeni gelen öğrenci çok konuşuyor.” cümlesinde olduğu gibi fiilleri, nicelik yani miktar yönüyle sınırlayan veya kuvvetlendiren kelimelerMiktar zarfıdır.
  • “Derslerinize nasıl çalışıyorsunuz?” cümlesinde olduğu gibi fiilleri soru yoluyla belirleyen ve diğer zarf çeşitlerini bulmaya yarayan soru kelimeleriSoru zarfıdır.

    7.etkinlik
    Aşağıdaki metinde altı çizili kısımlar ile renkli yazılmış olan kısımlar arasındaki en önemli fark nedir?
    CEVAP:
    Renkli yazılmış olan sözcükler isimleri nitelemekte ve belirtmektedir; altı çizili sözcükler ise fiilleri belirtir.

    Bu kelimelerin metindeki görev ve anlamlarını belirtiniz.
    CEVAP:
    Renkli yazılmış olan kelimelerin metindeki görevleri sıfat; altı çizili sözcüklerin görevleri ise zarftır.

    Ölçme ve Değerlendirme
    A. Aşağıdaki öğretici anlatımla İlgili yargılan doğru-yanlış (D/Y) şeklinde değerlendiriniz.
    (D) En çok kullanılan anlatım türlerinden biri olan öğretici anlatımın amacı, sözlü veya yazılı olsun anlaşılması güç şeyler hakkında bilgi vermektir.
    (D) Öğretici metinlerin amaçlarından biri de okuyanları veya dinleyenleri o konuda aydınlatmaktır.
    (Y) Öğretici metinler okuyanlara veya dinleyenlere estetik zevk ve heyecan kazandırır.
    (Y) Öğretici metinlerde yazarlar kendi düşüncesini karşı tarafa empoze etmeye çalışırlar.
    (D) Bu metinler açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
    (Y) Öğretici metinlerde sık sık söz sanatlarına başvurulur.
    (D) Dilin bünyesine mal olmamış yan anlam ifade eden kelime ve kelime gruplarına yer verilmez.
    (Y) Öğretici metinlerin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun belli bir birikime sahip olma sı gerekmez.
    (D) Bu metinler açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazıldığı için çeşitli düşünceler ara sındaki bağlılığa, paragrafların birbirine bağlanmasına, geçiş cümle veya paragraflarına çok dikkat edilir.
    (Y) Bu metinlerde mümkün olduğu kadar çok ayrıntı ve yan bilgiye yer vermek gerekir. Örneğin; şeker üretiminden söz edilirken ülkemizdeki ve dünyadaki tüm şeker fabrikalarından veya bun ların tarihçesinden bahsedersek okuyucu bizim ne kadar kültürlü olduğumuzu anlar.
    (Y) Yazarlar bu tür metinlere özellikle edebî bir değer katmak için çalışırlar.
    (D) Bu metinlerde mümkün olduğunca öznellikten, yorum yapmaktan kaçınılmalıdır.
    (D) Okuyucular bu tür metinleri bilgi edinmek, öğrenmek, aydınlanmak amacıyla okurlar.
    (Y) Bu metinler okuyucuya edebî bir zevk ve heyecan verir.

    B. Aşağıda boş bırakılan yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.
    Fiilleri, fiilimsileri, sıfatları ve görevce kendine benzeyen kelimeleri çeşitli yönlerden niteleyen ve fiil lerin anlamlarını kuvvetlendiren kelimelere zarf denir.
    Görevleri bakımından zarflar beşe ayrılır: zaman, durum, miktar, soru ve yer-yön zarfları.

    C. Aşağıdaki çoktan seçmeli sorulan cevaplayınız.
    1. Öğretici anlatımla oluşturulmuş metinleri an lamak; “öğrenmek” ve “kavramak” aynı anla ma gelmektedir. Öğrenmekte başarı, anla manın tam olmasına bağlıdır. Anlama ve öğ renmenin gerçekleşebilmesi için “duyma, görme, deneme, okuma” eylemleriyle dışarı dan gelen etkilerin, izlerin zihnimizde değişik bütünler oluşturması ve özümüzle birleştiril mesi gerekir. İçimizde duyduğumuz, zihni mizde birleştirdiğimiz, iyice kavradığımız, başka deyişle anlayıp öğrendiğimiz bilgiler, düşünceler, duygular, olaylar “anladıklarımız”dır. Özüne inerek en iyi, en doğru, en açık, en kısa anlatabildiklerimiz “tam” anlayabildiklerimiz olacaktır.
    Bu parçada öğretici anlatımla ilgili olarak verilmek istenen en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?

  • İnsan ancak anladığını öğrenebilir ve öğ rendiğini anlatabilir.

  • Öğrenmenin yaşı ve zamanı yoktur.

  • Tam anlaşılmamış olan konular “duyma, görme, deneme, okuma” gibi yöntemler le tekrar ele alınmalıdır.
  • Öğrenmekte başarılı olmak için, okunan ya da dinlenen öğretici metinlerin dilinin yabancı kelimelerden arındırılması gerekir.

    E) Dışarıdan gelen etkiler ve izler zihnimizle birleşirse öğrenme gerçekleşmiş demektir.

    2. I. Futbolun kuralları ve nasıl oynandığı hak kında bilgi verilmesi

  • Bir spor kulübünün nasıl kurulduğunun anlatılması
  • Tarhana çorbasının nasıl pişirildiğinin tarif edilmesi

  • Geyik avlama ile ilgili teknik bilgilerin veril mesi
  • İnsanların başından geçen olayların hikâye edilerek anlatılması

    Yukarıda verilenlerden hangisi öğretici an latımın özellikleri kullanılarak oluşturulamaz?

    A)I. B)II. C)III. D)IV. E)V.

    3. Öğretici anlatımla oluşturulan metnin kolayca ve doğru anlaşılır olması gerekir. Amaç anla şılabilecek, başka anlamlara çekilemeyecek biçimde ortaya konulmalıdır. Anlatan neyi an latmak ve öğretmek istiyorsa dinleyen ya da okuyan onu aynen öyle anlayabiliyorsa öğren mek ve öğretmek için gerekli olan açıklık ger çekleşmiş olur. Açıklıkta “anlaşma” vardır; an laşma yoksa anlatım açık değil “kapalı” yapıl mış ve öğretici anlatımın “açıklık” kuralına ters düşülmüş olur.
    Bu parçadan öğretici anlatımla ilgili aşağı daki yargılardan hangisi çıkarılamaz?

  • Öğretici anlatımda, anlatılanların anlaşılır olması gerekir.
  • Öğretici anlatımda, anlatan ile dinleyen ya da okuyan arasında anlaşma önemlidir.
  • Öğretici anlatımda önemli olan, dinleyici ya da okuyucunun o konu hakkındaki ön hazırlığıdır.
  • Anlatılanlar başka anlamlara çekilmeye cek bir biçimde okuyucu ya da dinleyiciye sunulmalıdır.

    E) Kapalı olan metinler, öğretici anlatımda “açıklık” ilkesine uyulmadan hazırlanmış
    demektir.

    4. Öğretici anlatım ile ilgili aşağıdaki bilgiler den hangisi yanlıştır?

  • Öğretici metinler farklı yorumlara açık ol mamalıdır.
  • Öğretici metinlerde söz sanatlarına, dilin bünyesine mal olmamış yan anlam taşı yan kelime ve söz gruplarına yer verilmez.
  • Bu metinler açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
  • Öğretici metinlerin açık, duru ve anlaşılır olması gerekir.

    E) Bu metinlerde mümkün olduğu kadar çok ayrıntı ve yan bilgiye yer vermek gerekir.

    5. Aşağıdakilerden hangisi öğretici yazıların düzenleniş amaçlarından biri değildir?

  • Bir şeyin nasıl yapıldığını anlatmak
  • Bir şeyin meydana gelişini ve kuruluşunu anlatmak
  • Bir düşünce veya kavramı anlatmak
  • Bir karakteri canlandırmak
  • Bir konuyu delillerle kanıtlamak

    ALINTIDIR…

    11.sınıf Dil Ve Anlatım Kitabının Tüm Cevapları

    sayfa 3
    1. Soru : Bilimde sınıflandırmaya niçin ihtiyaç duyulmuştur?
    Cevap : Bilgi alanının genişlemesi ile bilimde sınıflandırmaya ihtiyaç duyulmuştur. Bu sınıflandırmayla konuların birbirine bağlanması ve anlaşılması kolaylaşmıştır.
    2. Soru : Sınıflandırma yapılırken nelere dikkat edilir?
    Cevap : Sınıflandırma yapılırken amaç konuları birbirine bağlamak olduğu için konuların çeşitli yönlerden benzer özelliklerine ve ilişkilerine dikkat etmek gerekir.
    3. Soru : Edebiyattaki “kurmaca” ve “gerçeklik”ten ne anlıyorsunuz?
    Cevap : Edebiyatta gerçeklik; somut olarak var olan bir durumun hiçbir müdahaleye uğramadan ifade edilmesidir. Kurmaca ise, bu ifadeye duygu ve hayallerin katılmasıdır.
    4. Soru : “Göstermeye bağlı türler” ve “anlatmaya bağlı türler” ifadeleri size neleri çağrıştırıyor?
    Cevap : Göstermeye bağlı türler, bir olay veya durumun sahnede canlandırılmasına, anlatmaya bağlı türler de bu olay veya durumun yer, zaman, kişiler ve olay örgüsüne bağlanılarak anlatılmasına dayanır.
    5. Soru : Dil, günlük hayatta daha çok hangi işlevde kullanılır?
    Cevap : Dil günlük hayatta daha çok göndergesel işlevde kullanılır.

    sayfa 5

    1. Yukarıdaki metin “estetik zevk vermek” ya da “heyecan uyandırmak” için mi yoksa “bilgi vermek” için mi yazılmıştır? Açıklayınız.
    Cevap : Verilen metin, yazarın lise yıllarında bulunduğu Ankara ve çevresi hakkında bilgi vermek amacıyla yazılmıştır. Yani yazar yaşadığı anılarını anlatmıştır.
    2. Metinde verilen bilgilerin doğruluğunun yada yanlışlığının kanıtlanabilirliğini açıklayınız.
    Cevap : Yazarın verdiği bilgileri belli bir yere ve zamana bağlaması bilgilerin kanıtlanabilirliğini ortaya koymuştur.
    3. Metinde anlatım türlerinden hangilerinin kullanıldığını örnekle açıklayınız.
    Cevap : Metinde yazar, yaşadıklarını anlatırken, öyküleyici anlatımdan, yaşadığı çevreyi anlatırken betimleyici anlatımdan yararlanmıştır.
    “Yozgat’tan ayrıldıktan 5 gün sonra kimi yerlerde kala kala… Pencereleri, yapının genişliğine oranla küçük ve…” gibi cümleler bunlara örnek olabilir.

    sayfa 8

    1. Yazar, “Miras Keçe” hikayesini okuyucuya bilgi fermek amacıyla mı yoksa okuyucuyu kendi kurduğu dünyaya çekmek amacıyla mı yazmıştır?
    Cevap : Yazari hikayeyi okuyucuyu kendi kurduğu dünyaya çekmek amacıyla yazmıştır.
    2. “Eski Ankara” ile “Miras Keçe” metinlerini öğreticilik ve sanatsal işlevi yönünden karşılaştırınız.
    Cevap : “Eski Ankara” metni bilgi vermek amacıyla yazılmış öğretici bir metin, “Miras Keçe” metni ise sanatsal işlevi olan kurmaca bir metindir.
    3. “Eski Ankara” ve “Miras Keçe” metinlerinde kişi, zaman, mekan ve olaylarda değişiklik yapılıp yapılamayacağını belirleyiniz. Belirlediğiniz sonuçlar sizi öğretici ve sanatsal metinlerin hangi özelliğine götürmektedir?
    Cevap : Öğretici metinler gerçekliği olduğu gibi, değiştirmeden verdiği için kişi, zaman, mekan ve olaylarda değişiklik yapılamaz. Kurmaca metinler ise var olan gerçekliğe sanatçının duygu ve hayallerini katmasıyla oluştuğu için bu unsurlarda değişiklik yapılabilir.
    4. “Eski Ankara” ve “Miras Keçe” metinlerinden hangisinde üslup kaygısı söz konusudur?
    Cevap : “Miras Keçe” metni sanatsal bir metin olduğu için üslup kaygısı ön plandadır.
    5. Dil, “Miras Keçe” metninde ağırlıklı olarak hangi işlevinde kullanılmıştır?
    Cevap : “Miras Keçe” metninde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevinde kullanılmıştır.
    6. “Miras Keçe” metninde hangi anlatım türleri kullanılmıştır? Bu türlere örnekler veriniz.
    Cevap : “Miras Keçe” metninde öyküleyici anlatım, coşku ve heyecana bağlı anlatım türleri kullanılmıştır.
    “Sonra bir gün mutfakta çamaşırcının küçük iskemlesi üzerinde gördüm. Orada dört kat edilip bırakılmıştı… Adeta bacak bak üstüne atmıştı, gururlu bir hali vardı…” cümleleri bu türlere örnek verilebilir.
    7. “Eski Ankara” ve “Miras Keçe” metinlerinin sorularına verdiğiniz cevaplardan hareketle öğretici ve sanatsal metinlerin özelliklerini maddeler halinde yazınız.
    Cevap :
    * Öğretici metinlerde amaç, okuyucuya bilgi vermektir.
    * Sanatsal metinlerde amaç, yazarın okuyucuya kendi dünyasını yansıtmak istemesidir.
    * Öğretici metinlerde üslup kaygı ön planda değildir.
    * Sanatsal metinlerde üslup kaygısı ön plandadır.
    * Öğretici metinlerde dil göndergesel işlevinde kullanılır.
    * Sanatsal metinlerde de dil göndergesel işlevinde kullanılır.

    10.Sayfayıda Ben Yazıyım Bari

    10.Sayfanın Cevabı

    1.soru…..anlatmaya ve ve göstermeye bağlı metinlerin ortak yönleri;metinlerin yapısının zaman,mekan,olay örgüsü ve kişiler unsurları üzerinde kurulması hem anlatmaya hem de göstermeye bağlı metinlerin birer edebi eser olmasıdır….farklı yönleri ise;anlatmaya dayalı metinlerin bir olayı ve durumu anlatmak göstermeye dayalı metinlerin göz önünde canladırmak yani göstermek amacıyla yazılmalarıdır.anlatmaya dayalı metinlerde tasvirlerine yer verilirken,göstermeye dayalı metinlerde parantez içi ifadelere yer verilir

    2.soru…..göstermeye bağlı metinlerdekiparantez içi açıklamalar anlatmaya bağlı metinlerde kullanılmaz.bunların yerini tasvirler ve tahliller alır

    3.soru…..metinde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    2. Etkinlik

    İncelediğimiz metinlerde dil göndergesel olarak kullanılmıştır.
    Eski Ankara metni bilgi vermek amacıyla yazılmış bir metin olduğu için dilin göndergesel işlevi kullanılmıştır
    Miras Keçe metni ise sanatsal işlevi olan kurmaca bir metindir. Öyküleyici anlatım, coşku ve heyecana bağlı anlatım türleri var olduğu için dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevinde kullanılımıştır .
    Yani kısacası hem Öğretici metinlerde hem Sanatsal metinlerde dil gödergesel olarak kullanılır.

    sayfa 11

    3. Etkinlik Tablo
    Sözlü Anlatım : Söylev, Konferans, Açık Oturum, Sempozyum, Forum, Münazara, Röportaj, Mülakat
    Öğretici Metin : Mektup, günlük, anı, biyografi, gezi yazısı, sohbet, deneme, makale, eleştiri, roman, hikaye
    Göstermeye Bağlı Metin : Tiyatro
    Anlatmaya Bağlı Metin : Hikaye, masal, fabl, fıkra

    Alp Arslan dönemini çevirdim ama pek iyi olmadı, yine de yazayım dedim…

    EBUL FETH

    Tuğrul Bey’in son zamanları gelmiş ama tahtını bırakacak bir çocuğu yoktu. Uzun düşünceler sonunda Çağrı Bey’in oğlu Süleyman’ın geçmesinin iyi olacağı sonucuna vardı. İyi yetişmiş biriydi, hükümdarlığı becerebilirdi.
    Ölüm günü yaklaşmıştı, vasiyetini hazırladı. Düşündüğü gibi Süleyman’ın yerine geçmesini istedi vasiyetinde. Bir süre sonra da hayata gözlerini yumdu.
    Süleyman sultan olacaktı ama buna engel olan biri vardı. Kardeşi Alp Arslan karşı geldi ve kendisini sultan ilan etti. Ama o tahtı isteyen yalnızca Alp Arslan değildi.
    Kutalmış, taht için hak iddaa ediyordu. O geçmeliydi tahta! En sonunda ayarlanıp Alp Arslan’a karşı ayaklandı. Ancak bu ayaklanma hayatını kaybetmesine mâl oldu.
    Taht mücadeleri çok uzun süre devam etti. Ölümler, kavgalar… Aslında hiç biri bu kavgaların zararlı olduğunu düşünemiyor gibiydi.
    Her sultanın olduğu gibi Alp Arslan’ın da vezire ihtiyacı vardı. Düşündü düşündü ve en iyisi Nizamülmülk’ü getirmekti. Nizamülmülk devleti çok faydalı bir vezirdi.
    Alp Arslan bir çok sefer yapmıştı. Bizans’ın önemli kalelerinden birini alması sonucu ebul feth ünvanını almıştı. Bu ünvanı Abbasi halifesine borçluydu.
    Bir sürü isyanla uğraşan Alp Arslan, ağabeyinin isyanıyla da uğraşmak zorunda kalmıştı. Bu isyan üzerine Kavurd’un yönettiği Kirman üzerine sefer düzenledi. Ama Kavurd’un aklı başına gelmişti ve Alp Arslan’dan özür diledi. Alp Arslan da sonuçta büyük bir sultandı ve kişilik sahibiydi..
    Yine sefer düzenledi. Ve yine ebul feth Alp Arslan orayı da itaat altına aldı. Buradan atalarının yaşadığı Cent’e giderek dedesi Selçuk’un mezarını ziyaret etti. O güçlü, ebul feth Alp Arslan burada yine normal bir insan haline dönüşmüştü ve dedesine özlemle üzüldü. Ama o güçlüydü ve çevresindekilere belli etmemeliydi. Üzüntüsünü içine gömdü ve seferlerine devam etti.
    Bu da İki Buçuk’a yazdığım devam, bu da pek iyi değil ama…
    “Bu şoförlerle de bir kere atışmasam olmaz!” diye iç çekti ve şoföre seslendi. Ama bu şoför sanki çok haklıymış gibi yine tersliyordu. Sinirleri tepesine çıktı ve ısrarla para üstünü istedi. Kavga gürültü alabildiği para üstünü cebine koyup yerine iyice yerleşti.
    Yerinde, kendine kızgın bir şekilde düşünürken dolmuş ineceği durağa gelmişti. Dolmuştan indi ve işe giderken binmesi gereken diğer dolmuşa bindi.
    Bu sefer kendine engel olabilmiş, parayı vermemişti. İnerken verecekti.. Şoför sinirle bağırdı ve yine tartışma çıktı. Bu sefer ki sebep parayı vermeyişiydi. Şimdi de bedavacı damgası yemişti.
    Sinirle şoföre bir beşlik fırlatı dolmuştan indi. Sözünü tutabilceğine emin olamasa da, bir daha dolmuşa binmemek için kendine söz verdi…

    Konu İçeriğinin Geri Kalan Bölümünü Görüntülüyebilmek İçin Lütfen Konuya Mesaj yazın

    sayfa 12

    5.Etkinlik

    1-Öğretici metinler kurmaca metin haline getirilmez.
    2-
    3-Öğretici metinlerde amaç okuyucuya bilgi vermektir.Sanatsal metinlerde ise okuyucuya merak ve heyecan uyandırmaktır.
    Öğretici metinlerde üslup kaygısı yoktur.Sanatsal metinlerde üslup kaygısı ön plandadır.
    Öğretici metinlerde sözcükler gerçek anlamlarıyla kullanılır.Sanatsal metinlerde gerçek anlamları dışında kullanılır.

    6.Etkinlik

    Öğretici metin

    Yıkık dökük çatısı yok olmuş taş bir bina yıkıntısı.Yedi kişi bu yıkıntı etrafında birşeyler ile uğraşıyor.Bir inşaat arabası içi boş hazır bir şekilde duruyor.

    Kurmaca Metin

    Resimdeki bireyler üniversite öğrencisidir.Araştırma alanı olarak taş binayı ve çevresini seçmilerdir.Kızlı,erkekli grup çok hassas çalışarak buradaki kalıntıları ortaya çıkarmaya çalışmaktadır.
    __________________

    SAYFA 13

    1 )
    *açıklayarak ifader eder….
    *şiirsel….
    *göstermeye bağlı ve anlatmaya bağlı
    *gerçek

    2 )
    * D
    * Y
    * Y
    * D
    * D

    3 ) D
    4 ) E
    5 ) soru hatalı
    6 ) D
    7 ) B
    8 ) A
    9 ) C

    ————————————————————–

    SYF:16-17-18
    3)C
    4)A
    5)C
    6)B
    7)D
    8)D
    9)E
    10)B
    11)D
    12)B
    13)C
    14)E
    15)A
    DİL VE ANLATIM HOCASI TARAFINDAN CEVAPLANMIŞTIR.

    ———————————————————

    Sayfa 21
    1. Geçmişte mektubun önemi büyüktü. Çünkü mektup tek iletişim aracıydı. İnsanlar sadece mektupla birbirlerine haber verebiliyor sadece mektupla birbirlerinden haber alabiliyorlardı. Bu nedenle geçmişte mektubun önemi büyüktü. Ancak günümüzde mektubun önemi ve yeri kalmamıştır. Mektubun yerini kısa msj e-posta gibi teknolojik iletişim araçları almıştır.
    2. bir iş başvurusu yapmak ya da resmi makamlardan bir talepte bulunmak için dilekçe yazarız
    3. kısa msj e-posta yoluyla gönderilen iletiler mektubun işlevini yerine geirmektedir.
    4. Mektup kişiliğimizin bir aynasıdır..
    Basit bir yazı türü gibi görülmesine rağmen mektubun da kendine özgü bir düzeni,bir disiplini,bir planı vardır.
    3. etkinlik
    Mektup, yazının bulunduğu tarihe kadar ortaya çıkmış eski edebiyat türlerinden biridir. Eldeki en eski örnekler; Mısır firavunlarının diplomatik mektupları (MÖ 15. – 14. yüz yılları) ile Hitit krallarının Hattuşa (Boğazköy) arşivinde bulunan mektuplarıdır. Batı edebiyatında mektup türünün ilk örneklerini, Yunan edebiyatında görürüz. Mektup, bir edebiyat türü olarak, özellikle Latin edebiyatında gelişip yaygınlaşmıştır.. Rönesans’tan bu yana Avrupa’da çeşitli ülkelerde bu türün yaygınlaştığı görülür.. Mektup türünün Türk edebiyatında epey uzun bir geçmişi vardır. Münşeatlarda (Nesir halindeki yazıları bir araya toplanmasından meydana gelen eserlere denir.) resmi ve özel mektuplara geniş yer verilirdi. Şinasi’ nin öncülüğünde başlayan düz anlatım akımı, mektuplarda da etkisini göstermiş; Tanzimat’tan bu yana yazılan özel mektuplarda yapmacıksız, doğal bir anlatım kullanılmıştır.

    ———————————————————–

    Sayfa 23
    1. Özel mektupların giriş bölümünde mektubun yazılış amacı,
    Gelişme bölümünde hakkında bilgi ve ya istekleri
    Sonuç bölümünde ise saygı sevgi içeren sözler bulunmaktadır.
    2. Oğuz Atay’ın kızına yazdığı mektupta yazı ve imla kuralları günümüzde geçerliliğini korumaktadır.
    4. etkinlik
    ‘Seninle birlikte yaptığımız seyahatler ne hoştu ne güzeldi’
    Cümlesinde seninle ve birlikte kelimeleri aynı anlamdadır birlikte kelimesi gereksizdir o yüzden anlatım bozukluğu vardır
    ————————————————————–

    sayfa 24
    1.özel mektuplarda gönderici ile alıcının birbirlerine karşı özel durumlarının yanında ele alınan konunun da metnin dil ve cümle yapısına yani üslübuna etkisi vardır.
    2.incelediğim mektuplarda oğuz atay ve hamdi tanpınar ın mektupları aldıkları mektuplara cevap vermek için yazılmıştır. ahmet kutsi tecer ise kendi durumunu bildirmek için yazmıştır. mektupların yazılış amaçları da giriş bölümlerinde belirtilmiştir.
    3.oğuz atay ve ahmet hamdi nin mektuparı özel mektuplar olduğu için gönderici alıcı ilişkisi yönünden bir içtenlik söz konusudur. oğuz atay kızına, ahmet hamdi de arkadaşına aralarında konuşabilecekleri herhangi bir konud mektup yazmışlardır. mektuptaki bu gönderici alıcı ilişkisi ve konular mektuparın dil ve cümle yapısını belirlemiş, bir içtenlik oluşturmuştur. ayrıca ahmet hamdi nin mektubu biraz daha edebidir.

    5. etkinlik
    “sninle birlikte yaptığımız seyahatler ne hoştu ne güzeldi” cümlesinde seninle ve birlikte kelimeleri aynı anlamı ifade ettikleri için biri gereksizdir.

    ——————————————————————————–

    sayfa 25 6. etkilik
    _sana mekyup yazdım ancak bi cevap alamadım.
    _kardeşim kaplan, bir yığın can sıkıntısı, üzüntü ve yorucu iş arasında mektubuna cevap veremedim.
    _makelem hakkında da bişey sölemedin
    _haklısın , o güzel makalene de vaktinde teşekkür etmem lazımdı.
    _beğendiğine sevindim.
    _artık birinci sınıf bir muharrir olduğuna hiç şüphe etmiyorum.
    _senin gbi ir edebiyatçıdan bu sözleri duymak çok güzel, gururlandırıyorsun beni.
    _sana bağlı olduğum için bundn mesudum.
    _ben de öyle çok çok mesudum. orhan seyfi de makaleme cevap verdi daha doğrusu eleştiride bulundu diyelim karşılık vermemek için kendimi zor tuttum
    _orhan seyfi biraderimiz, daha doğrusu yusuf ziya beyin biraderi, raks manzumesi için yaptığı latif tenkitten sonra, bu sefer de senin yazdığına cevap vermiş. ben okumadım, yine kafiyelere çatıyormuş. tabi görüşlerimiz ayrı. münakaşaya değmez . hakikat şu ki kafiyeye bağlıyım.

    arkadaşlar bu kadar gerisini siz getirin

    _sana mekyup yazdım ancak bi cevap alamadım.
    _kardeşim kaplan, bir yığın can sıkıntısı, üzüntü ve yorucu iş arasında mektubuna cevap veremedim.
    _makelem hakkında da bişey sölemedin
    _haklısın , o güzel makalene de vaktinde teşekkür etmem lazımdı.
    _beğendiğine sevindim.
    _artık birinci sınıf bir muharrir olduğuna hiç şüphe etmiyorum.
    _senin gbi ir edebiyatçıdan bu sözleri duymak çok güzel, gururlandırıyorsun beni.
    _sana bağlı olduğum için bundn mesudum.
    _ben de öyle çok çok mesudum. orhan seyfi de makaleme cevap verdi daha doğrusu eleştiride bulundu diyelim karşılık vermemek için kendimi zor tuttum
    _orhan seyfi biraderimiz, daha doğrusu yusuf ziya beyin biraderi, raks manzumesi için yaptığı latif tenkitten sonra, bu sefer de senin yazdığına cevap vermiş. ben okumadım, yine kafiyelere çatıyormuş. tabi görüşlerimiz ayrı. münakaşaya değmez . hakikat şu ki kafiyeye bağlıyım.

    arkadaşlar bu kadar gerisini siz getirin

    7. etkinlik
    tarih kağıdın sol üst köşesine yazılır. ad soyad ve imza kağıdın sağ alt köşesine yazılır. hitap sol üst köşeye yazılır. adres kağıdın sol alt köşesine yazılır
    *mektuplarda kağıt düzeni önemlidir. çünkü mektuplar kişiliğimizin aynasıdır.

    ——————————————————————————–

    sayfa 26
    1. verilen mektup örneği türk dil kurumuna bzı eserler istemek için yazılmıştır.
    2.özel mektuplar arkadaşlar ve akrabalar arasında haberleşmek için yazılır. iş mektupları ise kişi ve kurumlar arasında veya kurumlar arasında sipariş satış gibi konularda yazılır.
    3.açıklayıcı anlatım
    4.özel mektuplarda içten ve samimi bir üslup varken iş mektuplarında ciddi bir üslup vardır bu yüzden iş mektuplarında kısa açık ve somut bir anlatım vardır

    8. etkinlik
    anlatım bozukluğu yoktur.

    ——————————————————————————–

    sayfa 27
    1.dilekçelerde resmi bir üslup kullanılır gereksiz sözcükten ve süsten kaçınılır.
    2. incelenen iş mektubu ve dilekçe şekil özellikleri ve konu bakımından birbirlerine benzemektedir.konu olarak da istek söz konusudur. ancak iş mektubu kurumlar arasında dilekçe kişi ile kurumlar arasında yazılmıştır.
    9. etkinlik
    erzurum büyükşehir belediyesine burs başvurusunda bulunmak üzere öğrenci belgesi düzenlenerek tarafıma verilmesini istiyorum cümlesinde “bulunmak” yerine “kullanmak” olmalıdır.
    10. etkinlik
    öyküleyici ve açıklayıcı anlatım kullanılmıştır.
    11.etkinlik
    göndergesel işlevde kullanlmıştır

    ————————————————————–

    Ağabeyini affetti ve göreve devam etmesine izin verdi Ama dolmuş şoförlerinin sanki bunla bir derdi vardı Saygımız,sevgimiz,karakterimiz,inancımız,görüş ve düşüncelerimiz hatta kültürümüz mektubumuza yansır Bu alanda yazanların başında Cicero (MÖ 106 – 43) gelir Özellikle Fransa’da mektup türü büyük gelişme göstermiştir

    sayfa 28
    12, etkinlik kutuların hepsi işaretlencek!
    13.etkinlik
    özel mektup
    özellikleri
    akraba dost arkadas arasında yazılır . içtenlik hakimdir belli kurallara göre yazılır

    iş mektupları
    özellikleri
    özel kurulusların birbirie veya vatandaslara gönderdikleri mektuplardor ciddi bir anlatımı vardır belli kuralları vardır
    dilekçe
    özellikleri
    bir istekte bulunmak bilgi vermek amacıyla kişilerin resmi mekanlara yazdığı mektuplardırkısa ve özanlatın ypılır belli bir plana göre yazılır
    12.ETKİNLİK
    Bütün kutuları işaretleyin.

    13.ETKİNLİK
    Mektup 3 e ayrılır.
    **Özel mektup özellikleri: Akraba dost arkadaş arasında yapılır.Bir içtenlik hakimdir.Belli kurallara göre yazılır.
    **İş mektubu özellikleri:Özel kuruluşların birbirine veya vatandaşlara gönderdikleri mektuplardır.Ciddi bir anlatımı vardır.Belli kuralları vardır.
    **Dilekçe özellikleri:Bir istekte bulunmak,bilgi vermek amacıyla kişilerin resmi mekanlara yazdığı mektuplardır.Kısa ve söz bir anlatım yapılır.Belli bir plana göre yazılır.

    sayfa 29

    14.ETKİNLİK

    Ses düşmesine uğrayan kelimeler
    Ses düşmesinin nedeni
    İsim-ismi
    Sözcüğün ünlü ile başlayan ek alması
    Oğul-oğlum
    Sözcüğün ünlü ile başlayan ek alması
    Göğüs-göğsü
    Sözcüğün ünlü ile başlayan ek alması

    15.ETKİNLİK
    TAZİYE İLAN METNİ ÖRNEĞİ
    16.ETKİNLİK

    Sevgili Anneciğim,

    İçimi ısıtan, beni mutlu eden mektubunu ustam dün bana bir müjdeyle verdi. Ben, güzel yüzünün hayaliyle işimi yapıyor, desenleri, motifleri bakır bir panoya işliyordum. O kadar mutlu oldum ki…

    Anneciğim,

    Vakit geçirmeden, hemen bu mektubu yazıyorum. Köyden ayrılalı altı aydan fazla olmuş. Bu süre içinde, belki her ay sizleri, köyümüzü, evimizi, yemyeşil ağaçlarla dolu bahçemizi, petek petek arı kovanlarımızı görmeme rağmen yine özlemle doluyum.

    Geçtiğimiz günlerde ustam, bakır işlemecilikte kısa zamanda ilerleyişimi yeteneğime ve gayretime bağlayarak “Aferin!” dedi. Sanatın bir altın bilezik olduğunu söyledi. Haftalığımın önümüzdeki hafta artacağını müjdeledi. Ben de o an, sana bayram hediyesi olarak alacağım ayakkabıyı düşündüm. İşyerimize yakın bir ayakkabıcının vitirininde gördüğüm sana yakışacak ayakkabıyı alacağım.
    Bayramdan bir kaç gün önce, ustam izinli olacağımı söylemişti. Elimde ayakkabım, küçük kardeşim Zeynep’e çeşit çeşit çikolata ve boyama kitapları ile kapınızı çalacağım. Bayram sevincini birlikte paylaşacağız. Ne güzel değil mi anneciğim?

    İşe iyice alıştım. Beni düşünüp üzülme! Kendini yorma! Ben usta bir sanatkar olma yolunda çalışıyorum. Sanatımıza katkıda builunmak, bir yandan da üretici bir insan olarak kendime, aileme ve milletime yararlı olmak istiyorum.

    Bakır eşyalar üzerine, çay ve kahve takımlarına, semaverlere, hediyelik bakır eşyalara, duvar panolarına ne güzel desenler işliyorum bir görsen. Çizgilerin akışında, desenlerin şekillenişinde hep sizleri düşünüyorum. Babamın vefatı ile düştüğümüz sıkıntıyı nasıl göğüsleyeceğimi planlıyorum. İşimi ierletip, ücretimi artırmak istiyorum.

    El emeği işler büyük ilgi görüyormuş. Bunu, rahmetli babamın arkadaşı Orhan Amca söyledi. İstanbul’da bir sergi açmamız konusunda bize yardım edeceğini belirti. Biz de “evet” dedik ve başladık çalışmaya. Aynı iş yerinde iki arkadaşımla birlikte yaptığımız özel işleri biriktirmeye başladık.Geleneksel süsleme sanatının birbirinden güzel örneklerini işliyoruz. Çalışmalarımız bitince İstanbul’da bir sergi açacağız. Orhan Amca, sergi salonu için araştırma yapmaya başladı bile. Hazırlığımız sürüyor güzel anneciğim.

    Bayramda birlikte olmak dileğiyle senin ellerinden, küçük Zeynep’in gözlerinden öperim.

    Kucak dolusu selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

    Adres: Çamlıca Mah.

    Ankara Oğlun Emre

    17. ETKİNLİK

    Okulumuzun Yıllık Matbaa Basımları İçin Şirketinizle Bir Görüşme Talebinde Bulunmak İstiyoruz.Durumu Değerlendirip En Kısa Zaman da İletişime Geçmeniz Dileğiyle..
    kendi okul adınız…

    18. ETKİNLİK

    İŞ BAŞVURU DİLEKÇESİ ÖRNEĞİ

    FOTOĞRAF

    PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNE
    (Personel Dairesi Başkanlığı)

    657 sayılı Kanunun 4/B maddesine göre Kurumunuzda 2007 yılı içinde sözleşmeli personel pozisyonunda istihdam edilmek üzere ilan edilen ……………………. kadrosuna müracaat etmek istiyorum. Gereğini arz ederim.

    Açık İkametgah Adresi TARİH
    Ev Telefonu İMZA
    Cep Telefonu Ad ve Soyad

    30 31 ölçme değerlendirme

    1-*mektup
    *yazılış amacı -konudan
    *arz -rica -arz ve rica
    *özel-iş-edebi mektup
    2-*D
    *D
    *D
    *Y
    *Y
    *D
    *D
    3-D
    4-C
    5-E
    6-B
    7-E
    8-B
    9-B

    ———————————————————–

    Konu İçeriğinin Geri Kalan Bölümünü Görüntülüyebilmek İçin Lütfen Mesaj yazın

    Sayfa 33 Cevapları

    Hazırlık

    1.bazı günler yazma ihtiyacı duyuyorum.Çünkü gördüklerimi ve yaşadıklarımı birisiyle paylaşmak istiyorum
    2.Eski günler tekrar gözümde canlanıyor.

    1.Etkinlik

    Günlük örneği

    20 Kasım 1996

    Yaşar Nabi’lerde ikinci kez toplandık.Yazarın sorumluluğu sorunu görüşüldü saatlerce.Belki yirmi kişiydik.Konuştuk,konuştuk,konuştuk,kendi kendimize.Varlık Yıllığı’nda okurlar dinleyecek bu konuşmalarımızı.Yazar sorumludur.Topluma karşı,kendine karşı.İyi bütün ayrımlar,konuşmalar bitti.Ama sonuç ne?Hava.Çok şeylerden söz edildi.Sanatımızın toplumu aştığından,bu yüzden okunmadığından.Toplumu aşmak konusunda da saatlerce konuştuk.Şimdi aklıma geliyor,bir soru var ortaya atılacak.Her yazarın,sanatçının sorumluluğundan söz ediliyor.Ya,toplumun sanatçıya,edebiyatçıya karşı sorumu?Yok mu böyle sorumluluk?Devletin sorumluluğu?Tek tek bireyelerin sorumluluğu?Bunu unutuyoruz,varsa yoksa yazarın,sanatçının sorumluluğu!…Hep biz mi duyacağız bu sorumluluğu,hep biz mi sorumluluğun yükü altında yaşayacağız?…Biraz da toplum bilse sorumluluğunu,topluma bildirilse onun da sorumlu olabileceği….
    (Oktay Akbal,Günlerde)

    2.Etkinlik

    Bu kişiden kişiye değiştiğinden sizin yapmanız gerekiyor

    3.Etkinlik

    GÜNLÜK – Edebiyatımızda “günlük” terimini ilk kez Falih Rıfkı Atay kullanmıştır. Kısaca günlük, bir kişinin düşüncelerini, duygu ve gözlemlerini günü gününe yazdığı ve o günün tarihini koyduğu yazılardır. Günlük bir tür anıdır. Ancak günlük günü gününe yazılır, anı ise olayların yaşanmasından sonra kaleme alınır. Bir edebiyat türü olarak asıl kimliğini 1940’tan sonra kazanmaya başlayan günlük türünün başlıca özellikleri şunlardır:
    Kısa yazılardır.
    Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.
    Yazarın hayatından izler taşır.
    İçten ve sevecendir.
    Ruzname de denir.
    Türün ünlüleri, Oktay Akbal, Suut Kemal Yetkin, Seyit Kemal Karaalioğlu, Nurullah Ataç, Salah Birsel’ dir.
    Divan edebiyatındaki “vakayinameler” bir tür günlük sayılır.
    Kimi roman ve hikâyelerde “günlük”, bir anlatım biçimi olarak kullanılabilir.
    Anlatımda “iç konuşma” tekniğinden yararlanılır.
    Sayfa 36

    1-Yazarın başından geçen olayları anlatması.
    2-Günlüklerde yaşanma zamanı ile yazılma zamanı arasında fark vardır.Olaylar genellikle o günün sonra günlüğe aktarıldığı için.
    3-Yazar günlükleri okuyucu için yazmıştır.
    4-Günlükde anlatılanlar inandırıcıdır.Belli bir tarihi ve zamanı vardır.Gerçekler,olan biten olduğu gibi öznel olarak anlatılır.
    5-Kişisel dikkat önemlidir.
    6-Öznel bir anlatım tarzıyla gördüklerini olduğu gibi anlatmıştır.
    7-Gün boyunca başından geçenleri anlatmak
    8-Betimleyici anlatım kullanılmış.
    9-Göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    4.Etkinlik

    Günlük özellikleri;
    Kısa yazılardır.
    Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.
    Yazarın hayatından izler taşır.
    İçten ve sevecendir.
    Eski edebiyatımızdaki adı Ruzname’dir.

    Sayfa 36..6.etkınlık;

    akıcılık;soylenişi hos olmayan rokfor gibi,sozcukler oldugu için fazla akıcı degıldır..

    duruluk-acıklık; duruluk;gereksız sozcuklere ve cumlelere yer vermedıgı için duru bir anlatım vardır..
    acıklık;cümleler anlasılır oldugu ve fazla bir yabancı sozcuk olmadıgı için anlatım acıktır..

    yalınlık;cumleler kısa net oldugu ve soz sanatlarına fazla yer verılmedıgı için anlatım yalındır…

    sayfa 37
    8.eTKİNLİK

    gerçek anlamlı:ekmek,süt,köfte
    metne kazandırdıklarI: Olayın gerçekten yaşandığı

    mecaz anlamlı:bayılmak,atmak,ısmarlamak, hava yapmak

    metne kazandırdıkları:farklı kavramları ve durumları karşılayabilmek için kullanılmıştır

    ————————————————–

    sayfa 37

    9.eTKİNLİK

    ses düşmesi:kayboldu, resmi, kahvaltı

    sebebi:ünlüyle başalyan ek alması

    ses türemesi:evde-y-im
    hava-y-ı

    masa-y-ı
    radyo-s-u

    sebebi:yardımcı sese ihtiyaç olması

    sayfa 37

    anlama ve yorumlama

    1>yazma alışkanlığı gelişir kendini dah iyi tanır.
    2>
    3>eksik yönlerini görür rahatlar

    SayFa 38

    1.**boşluk doldurma
    .günlük
    .duygu ve düşüncelerin

    2.** dogru-yanlış
    .y
    .d
    .y
    3.** nurullah ataç
    4.**gözlemin pek öneminn olmaması

    SAYFA 40

    Hazırlık
    2- İnsanlar eski fotoğraflarına baktıklarında genelde hüzünlenirler
    3- İnsanlar yaşadıkları önemli anıları unutmamak, daha sonra hatırlamak amacıyla kayıt altına alırlar
    İnceleme
    1- Anı metninin ortak özellikleri açık, sade, abartısız, objektif anlatım
    2- İncelenen anıda anlatıcı ile yazar aynıdır Çünkü anı yazarın kendi hayatıdır
    3- İncelenen anıda anlatıcı konuyu birinici ağızdan almıştır Yani metinde kahraman anlatıcı vardır “Kuş çalıştı ben seyrettimAramamya başladım,”gibi cümleler
    4-Anıların sade, açık vede içten bir anlatımı vardır Olaylar abartılmadan yansıtılır Ayrıca anılar öğretici bir nitelik taşıdıkları için objektif eserlerdir

    SAYFA 43

    4 Etkinlik
    Anı yazarın anlattıklarını kanıtlayabilmek için anlkattığı zamnala ilgili her türlü kaynaktan yararlanabilir

    SAYFA 44

    5 Etkinlik
    İncelenenanıda yazar çocukluğunda doğadaki bazı hayvanlar hakkında ki gözlem ve izlenimlerini anlatmıştır Yazar bunu yaparken kendi bilgi ve gözelemlerinden yararlanmıştır Anılar bu yüzden objeektif oldukalrı için yazıldıkları dönemle ilgili belge niteliği taşır

    5-Yazarın bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğruya anlatması metne objektif ve inandırıcılık katmıştır
    7- Metinde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır

    6 Etikinlik
    Metinde geçen geçinmeki, yüreği vurmak, çekiştirmek gibi mecaz nallmalı sözcükler farkl durumları karşılayabilmek için keullanılmıştır

    7 Etkinlik
    Çağrışım ve duygu değeri insandan insana değiştiği için bazı insanlara ormanyeşili,
    değirmen-bereketi,
    yuva-aileyi,
    ağustos böceği-tembelliği,
    ses-doğayı,
    ağaç oksijeni çağırıştırabileceği gibi bazı insanlarda farklı farklı şeyleri çağırıştırabilir

    SAYFA 45

    8 Etkinlik
    Verilen anıda anlatıcı ilke aynıdır Çünkü anı yazarın kendi hayatıdır ve”ben” etrafında anlatılır

    9 Etkinlik
    Anı türününü özellikleri
    *anıların öğretici yanları vardır
    *anılar ilgi çakici bilinir nitelikte olmalıdır
    *anlatıcı yazarın kendisidir
    *objektif eserlerdir ve dönemle ilgili belge niteliği taşır
    *yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir

    SAYFA 46

    10 Etkinlik
    Metinde geçen birgün ertesi yaz, biraz sonra, buraya gibi sözcükler yer-yön zaman zarfı olarak kullanılmıştır Bu zarf metinde kanıtlama ve amaçlı kullanılmıştır

    12 Etkinlik
    Ses Düşmesi
    seyrettim
    kıvrılıp
    ağzı

    Ses türemesi olan kelimeler
    baktıkça
    büyükçe
    yüksekçe

    Ses Benzeşmesi olan kelimeler
    vuruyor
    birisi
    anlamadım

    Ses Düşemesinin sebebi: İki heceden dar ünlü(ı,i,u,ü)bulunan bazı sözcüklerünlü ile başlayan bir ek aldığında iki ünlüde bu dar ünlü düşer
    Ses benzeşmesinin Sebebi: Sonunda p,ç,t,k,f,h,s,ş sert ünsüzleri bulunan bazı sözcükleri; c,d,g(ğ) yumuşak ünsüzleriyle başlayan bir ek ladığında bu c,d,g(ğ) sesleri sertleşerek ç,t,k olur

    SAYFA 47

    13 Etkinlik
    Günlükler yaşanan olayların tarihi atılarak, günü gününe yazıldığı bir türdür Anılar ise görünenelerin ve izlenimlerin arada zamna geçtikten sonra kaleme alındığı bir türdür İki türde de içten samimi bir anlatım vardır Tema olrak yaşanan olaylar işlenir Objektif bir nalatımlarıo vardır Anıların öğretici bir yazı varken günlükler okuyucu için yazılmaz

    14 Etkinlik
    Okunan anı metninde Atatürk’ün sanat ve sanatçı sevgisi dile getirilmeye çalışılmıştır

    SAYFA 48

    17Etkinlik
    Cümleleri hazırlarken anlamların ilghi çakici, öğretici bir tür olduğunu, yazarın anı yazarken objektif abartısız olaması gerektiğini unutulmamalıdır

    SAYFA 48-49

    Ölçme ve Değerlendirme
    1) D-D_Y
    2) A şıkkı
    3) Magosa HatıralarıNamık Kemal
    Şehir MektuplarıAhmet Rasim
    Türk’ün ateşle imtihanıHalide Edip Adıvar
    Boğaziçi YalılarıAbdülhak Şinasi Hisar
    Edebiyatçılar GeçiyorHalit Fahri Ozansoy
    Hac YolundaCenap Şehabeddin
    Saray ve ÖtesiHalit Ziya Uşaklıgil
    4) D şıkkı
    5) D şıkkı
    6) E şıkkı

    Sayfa 51
    Hazırlık Çalışmaları
    Soru 5 : Tv , Gazete, Dergi, İnternet
    Soru 6: Bir hayat hikayesi yazmanın zorluğu ve yazarlara werdiği önem.(bu yanlıs olabilr

    1.Etkinlik:
    İnsanların araştırma, öğrenme istekleri,ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır.
    3.Etkinlik:

    Biyografi Ve Tarihsel gelişimi
    Kendi alanlarında ünlü olmuş, siyaset adamı, edebiyatçı, sporcu, bilim adamı, ses, sinema, tiyatro sanatçısı, gazeteci, ticaret adamı gibi kişilerin hayatlarını, neler yap-tıklarını, ülke ve dünya insanlığına neler kazandırdıklarını, hayatlarının önemli başarılarını ve dönüm noktalarını bütünüyle anlatan yazı ve kitaplara biyografi (yaşamöyküsü) denir.

    Bir kişinin hayatını ayrıntılı olarak veren kişisel biyografi kitapları olduğu gibi, birden çok kişinin hayat hikâyelerini bir araya getiren genel biyografi eserleri de var-dır.

    Örneğin antolojilerde, ansiklopedilerde, yıllıklarda birden çok kişinin biyografileri çok kısa olarak ana hatlarıyla verilir. Bu eserlerde ya da yazarın kitabının arka kapağında veya iç sayfasında yer alan biyografiler genellikle kısadır. Ayrıntıları atılmış daha çok doğum ölüm tarihleri, doğum yerleri, bitirdikleri okullar, çalıştıkları işler, yazdıkları eserler ve önemli başarıları anılmakla yetinilir.

    Her döneme, her mesleğe ve her millete ait kişilerin biyografilerini veren eserlere evrensel biyografi, bir millete ait kişilerin biyografilerini verenlere ulusal biyografi, bir bölgeye mensup kişilerin biyografilerinin toplandığı eserlere bölgesel biyografi, belli bir mesleğe mensup kişilerin yer aldığı eserlere meslekî biyografi, belli bir dönemde yaşayanların hayat hikâyelerinin verildiği eserlere de dönem biyografisi denir. Dönem biyografisine çağdaş insanların yer aldığı Who’s Who? (Kim Kimdir?) adlı eseri gösterebiliriz.

    Biyografiler yazım tekniğine göre de farklılıklar arz etmektedir. Bunları kısaca şöyle sınıflandırabiliriz:
    a. Bilimsel biyografi
    Biyografik bilgileri kronolojik bir sıra içerisinde, alt başlıklar halinde, onun dönemi içindeki konumunu, getirdiği yenilikleri, gösterdiği başarıları, eserlerini, eserlerinin değişik özelliklerini eleştirel bir tutumla, belgelere, araştırma ve incelemelere dayalı olarak veren çalışmalara bilimsel biyografi ya da biyografik monografi denir. Bu tür eserlerde kişinin doğumu, yetişmesi, öğrenimi, çalışma hayatı, türlerine göre eserleri, eserlerinin önemi, şekil ve muhteva özellikleri, başarıları, ödülleri ve başka özellikleri bölümler halinde verilir. Bilimsel biyografi türüne şu örnekler verilebilir: Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret Devir-Şahsiyet-Eser (1971); İsmail Parlatır, Recaizade Mahmut Ekrem (1995); Ö.Faruk Huyugüzel, Hüseyin Cahit Yalçın’ın Hayatı ve Edebî Eserleri Üzerinde Bir Araştırma (1984).

    b. Biyografik roman
    Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlatımı üslûbuyla kişiyi bir roman kahramanı gibi olayların içindeki konumlarıyla sunan eserlere de edebî biyografi ya da biyografik roman denir. Biyografik romanlarda kişinin ruhsal ve fiziksel özellikleri, davranışları, duyguları, düşünceleri, tepkileri, tavır alışları, giyinişi gibi pek çok değişik özellikleri ayrıntılı olarak verilip bir anlamda onun portresi çizilir. Hayatı içerisinde canlı, yaşayan bir kişilik olarak sergilenir. Buna örnek olarak M. Emin Erişirgil’in Mehmet Akif /İslâmcı Bir Şairin Romanı (1956); Tahir Alangu’nun Ömer Seyfettin (1968) adlı eserleri verilebilir. Ayrıca Oğuz Atay’ın Bir Bilim Adamının Romanı (1975) adlı romanı da bu türün en iyi örneklerindendir. Yazar bu romanında hocası Mustafa İnan’ı merkez alarak bir dönemin idealist neslinin hayatını yansıtmıştır.

    c. Nekroloji
    Ölen ünlü bir kişinin hemen ölümünden sonraki günlerde genellikle gazete ve dergilerde yakın çevresinde yer alan kişiler tarafından onun üstün niteliklerinin, erdemlerinin, çalışmalarının ve diğer özelliklerinin anı üslûbuyla anlatıldığı yazılara denir. Bu yazılar bir anlamda öleni çok seven birinin ağıtları, duygusal, öznel açıklamalarıdır. Bu tür yazılara örnek olarak Yahya Kemal’in ölümü dolayısıyla kaleme alınmış şu yazıları verebiliriz: Vehbi Cem Aşkun, “İstanbul Aşığını Kaybetti” (Dünya, 5 Kasım 1958); Nimet Behsuz, “Büyük Şairin Arkasından” (Yeni Gün, 3 Kasım 1958); Cenap Gedikoğlu, “Bir Dev Şair Göçtü” (Yeni Gün, 5 Kasım 1958).

    Oto-biyografi: Bazı ünlü kişiler hayattayken kendi hayat hikâyelerini yazmışlar-dır. Bunlara da oto-biyografi (özyaşamöyküsü) denir.

    Önceleri biyografiler, genellikle kralların, büyük din adamlarının ya da olağanüstü kahramanlıklar göstermiş ki şilerin hayatıyla sınırlıydı. Bunların biyografilerinde genellikle onların gerçek özelliklerinin ve niteliklerinin yanında efsanevî, menkıbevî özellikleri de vurgulanırdı. Kahramanların yüceltilmiş kişilikleri o topluma bir özgüven aşılıyor, ayrıca model kişilikleri sunularak onlar gibi olunması salık veriliyor ve bazı hikmetli davranışlarıyla da ibretli dersler verilmesi amaçlanıyordu. Örneğin Tanzimattan önce klâsik Türk edebiyatında yazılan menakıb-nameler, tarikat büyüklerinin kerametlerle dolu olağanüstü hayatları verilir.

    Türk edebiyatında ilk biyografik eser, Malik Bahşi’nin Feridüddin-i Attar’dan çevirmiş olduğu Tezkiretü’l-Evliya’dır.
    Daha çok mesleklerine göre düzenlenmiş ve birden fazla kişinin biyografisinin yer aldığı tezkire, menakıb, vefeyat, devha, sefine, tuhfe, hadika, fihrist, silsilename, şa-irname, gazavatname, sicil gibi adlar altında birçok eser kaleme alınmıştır.

    Menakıpname ya da velâyetname denilen eserlerde tarikat büyüklerinin, evliyaların, pir ve şeyhlerin olağanüstü halleri, kerâmetleri ve diğer kişisel özellikleri anlatılır. Yayımlanmış bazı menakıpnamelere şu örnekler gösterilebilir: Hacımsultan Velâyetnamesi (Rudolp Tschudi); Hacı Bektaş Velâyetnamesi (Erich Gross).

    Vakayinamelerde de birçok devlet adamının biyografilerine ait malzemeler bulmak mümkündür.
    Şuara Tezkireleri: Şairlerin biyografilerine, eserlerine yer veren, şiirleri hakkında değerlendirmelerin bulunduğu eserlere şuara tezkiresi denir.

    Türk şairlerinin biyografilerinin toplandığı ilk Türkçe şuara tezkiresi XV. yüz-yılda kaleme alınan Ali Şir Nevayî (ö.1501/907) ‘nin Mecâlisü’n-Nefâis (1491/896) adlı eseridir.

    Tanzimattan günümüze kadar yazılmış biyografilere şu örnekleri verebiliriz: Re-caizade Mahmut Ekrem, Kudemadan Birkaç Şair (1885); Muallim Naci, Osmanlı Şair-leri (1890); Beşir Fuad, Viktor Hugo (1886); Süleyman Nazif, Mehmet Akif (1924); Kenan Akyüz, Tevfik Fikret (1947); Mehmet Kaplan, Namık Kemal Hayatı ve Eserleri (1948); Olcay Önertoy, Halit Ziya Uşaklıgil, Romancılığı ve Romanımızdaki Yeri (1965); Birol Emil, Mizancı Murad Bey, Hayatı ve Eserleri (1979); Nurullah Çetin, Behçet Necatigil, Hayatı, Sanatı ve Eserleri (1998).

    SAyFa 57:
    1. Hiç bir fikir katılmamıştır içine nesneldir.Kişiler hakkında bilgi werir.
    2.Bütün hayatı anlatılmıştır. Askeri Siyasi,Aile , yazar ve şair hayatı ele alınmıştır
    3.Ailesinin bilgili olması erkenden okula başlatmaları, şiire olan ilgisi,etrafında yazmaya müsait konuların çok olması.
    4.Bir çok kaynaktan yararlanılmış. Hayatı anlatılmış. Bu yazılar nesnel olduğundan bilgi ve belgeler kaçınılmazdır.
    5.Şüphe uyandırdı ve yazar kendi görüşlerini katardı insanların aklında bir soru bırakırdı yani eğer belgelere dayandırılmasaydı.
    7. Aynı
    SayFa 58
    8.Çok önemlidir. Bize bizim değerlerimizi kültürümüzü gösterir.
    9.Biyografide ise tarihten izler taşıyan anı ve günlüğü yazan olayları yaşayandır.kişilerin hayatlarını anlatır.
    10. Öğretici anlatım türüyle yazılmıştır.

    SayFa 60
    Hayatım Metni sorusu:
    Ömer Seyfettinde bütün hayatı bir başkası tarafından yazılmıştır bunda ise Hasan Ali Uücel kendisi belirli bir yere kadar yaşadığı zamanı yazmıştır
    Anlama ve Yorumlama
    1.Kronolojim önemli olaylarım, kişisel özelliklerim , düşünce hayatımı ve ilgi alanlarımı yazardım

    SAYFA 62

    13. ETKİNLİK

    1.Kim Bu?= Sait Faik Abasıyanık
    2.Kim Bu?=Faruk Nafız Çamlıbel
    3.Kim Bu?=Peyami Safa

    BU SAYFADA Kİ DĞER ETKİNLİKLER KİŞİSEL…

    SAYFA 63
    1.BOŞLUK DOLDURMA
    cvp: otobiyografi
    2. Doğru Yanlış
    1.y
    2.y
    3.d
    4.d
    Test Soruları
    3.E
    4.A
    5.C

    SAYFA 65

    HAZIRLIK
    1-)Seyahatname:Bir yazarın gezip gördüğü yerlerden edindiği bilgi ve izlenimlerini anlattığı eser.
    Seyyah:Gezgin,turist

    2-)Bu söz insanların farklı yerler görüp öğrenme isteğini vurgulayan bir sözdür.İnsanlar tarih boyunca görmediği,gitmediği yerleri hep merak etmiş, bu yerler hakkında bilgi edinmeye çalışmıştır.

    3-)Günümüzde internet eşsiz bir bilgi kaynağıdır.Daha önce görülmemiş yerler hakkında internetten bilgi alınabilir.Ayrıca bu yerler için hazırlanmış dergi,broşür gibi kaynaklardan da bilgi edinilebilir.

    4-)İnsan merak ettiği için veya daha çok bilgi edinmek istediği için bir yeri görmek isteyebilir.

    5-)Diğer insanlara aktarmak,anlatmak için yazılabilir.

    6-)Seyahat etmek,insanın farklı kültürleri,farklı coğrafyaları görmesini,farklı insanlarla tanışmasını sağlayarak kültür açısından büyük faydalar sağlar,insanın ufkunu açar.

    SAYFA 69

    1-)Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi ve gözlemlerin anlatıldığı yazılara gezi yazısı denir.Gezi yazılarında yerin tarihi,coğrafi özellikleri,sosyal,ekonomik,kültürel yaşantısı;din,ahlak,gelenek ve görenekleri anlatılır.Anlatılanlar mutlaka gerçek olmalıdır.Açık,sade,canlı bir anlatım yapılmalıdır.

    2-)Japon halkının azmi,çalışkanlığı,teknolojisi yazarın ilgisini çeken unsurlardır.

    3-)Gezi yazılarında görülen herşey değil sadece yazarın dikkatini çeken kültür ve tabiat zenginlikleri,tarihi özellikler ve yaşama biçimi hakkında bilgi verilir.

    5-)Metinde bütünlük parağrafların birbirine bağlanmasıyla sağlanmıştır.Paragrafların yapı unsurları olan cümleler birbirlerine bağlanmış,başka konulara atıfta bulunarak paragraflar arasında geçişler sağlanılarak bütünlük sağlanmıştır.

    7-)Gezi yazılarında görülen yerin coğrafi ve tarihi özellikleri,kültür ve tabiat zengnlikleri,gelenek ve görenekleri hakkında okuyucuya bilgi verilir.

    8-)Göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    3.ETKİNLİK SAYFA 69
    -Metinde paragraflar,Japonya hakkında bilgi vermek amacı etrafında yapı unsurlarıyla oluşturulmuş ve bu amaçla birbirlerine bağlanmıştır.

    7.ETKİNLİK SAYFA 71
    -Ses Düşmesi Olan Kelimeler;Kaybetme,Devrilme
    -Ses Türemesi Olan Kelimeler;Kapıyorlar,Gitmeye
    -Sessiz Benzeşmesi Olan Kelimeler;İşçi,Çektikten
    -Ses Daralması Olan Kelimeler;Arıyorlar,Bitmiyorlar
    *Ses daralmasının sebebi:”Y” sesinin daraltıcı etkisi vardır.Bu yüzden ”y” sesinden önce gelen geniş ünlüler bazen daralır.
    Ara-yor -> arı-yor

    8.ETKİNLİK SAYFA 72
    Amaç Bakımından:Anılarda amaç yazarın yaşamındaki ilgi çekici olayları anlatmasıdır.Gezi yazılarında ise gezilip görülen yerleri okuyucuya tanıtmaktadır.

    Üslup Bakımından:İki tür de açık,sade,anlaşılır,içten bir anlatımı vardır.

    Gözlem Tekniği Bakımından:Gezi yazılarında gözlem önemli bir unsurdur.Anılarda ise yazarın kendi yaş***** dair izlenimleri önemlidir.

    Dilin İşlevi Bakımından:İki türde de dil göndergesel işlevinde kullanılır.

    Anlatım Türleri Bakımından:Her iki türde de öyküleyici,betimleyici,açıklayıcı anlatım türleri kullanılır.

    10.ETKİNLİK SAYFA 72
    -Günümüz teknolojileri sayesinde geçmişte uzak olan yerler yakınlaşmıştır.İnsanlar istedikleri yerleri istedikleri zaman gezip görebilmektedirler.

    13.ETKİNLİK SAYFA 73
    -Dünya edebiyatının en önemli seyahatnameleri arasında 13. yüzyılda yayımlanmış Marko Polo’nun Uzak Doğu izlenimlerini içeren Seyahatnamesi ve 14. yüzyılda yaşamış Arap gezgin İbni Batuta’nın İslâm dünyası gezilerini konu edinen Seyahatnamesi yer alır.
    Türk edebiyatının ilk seyahatname eserleri arasında Farsça yazılan Hoca Gıyaseddin Nakkaş’ın Acâibü’lLetâif adlı eseriyle Ali Ekber Hatâî’nin 1515′te yazdığı Hıtâînâme adlı eseri sayılabilir.
    Seydî Ali Reis (ö.1562) Mir’atü’lMemâlik (1557) adlı seyahatnamesinde Belücistan, Hindistan, Afganistan, Buhara, Maveraünnehir’le ilgili gözlemlerini ve yaşadığı olayları anlatmıştır. III. Sultan Murat (15751575) döneminde Tokatlı İbrahim oğlu Ahmet, Acâibnamei Hindistan adlı eserinde Kabil, Hindistan, Basra, Yemen, Hicaz izlenimlerini aktarır.
    Trabzonlu Mehmet Aşık’ın (1555?) Menâzıru’lAvâlim adındaki eseri de gezi edebiyatının önemli eserlerindendir.
    Türk edebiyatının en önemli seyahatname eserlerinden biri Evliya Çelebi’nin (16111682) 10 ciltlik seyahatnamesidir. Evliya Çelebi , 40 yıllık gezilerinden elde ettiği coğrafî, etnografik, tarihî, kültürel pek çok bilgiyi akıcı ve mübalâğalı bir üslûpla kaleme almıştır.

    **çme Ve Değerlendirme SAYFA 73
    1-)…göndergesel…
    …Evliya Çelebi…
    2-)(Y)
    (Y)
    3-)D
    4-)A
    5-)C
    6-)D
    7-)E

    ÖLÇME DEĞERLENDİRME SAYFA 81
    1.a.göndergesel
    b.sohbetin
    2.D,Y,D,D
    3.A
    4.B
    5.E

    Sayfa 83 hazırlık
    Soru 1:gazete, politika,ekonomi,kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için,yorumlu veya yorumsuz,hergün veya belirli aralıklarla çıkarılan yayın
    haber:Bir olay,bir olgu üzerine edinilen bilgi
    Sütun:gazetelerde veya dergilerde sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılan kısmı
    sürmanşet:ilk sayfadaki logonun üzerindeki başlık
    Manşet:ilk sayfada üst kısma iri puntolarla konulan başlık
    muhabir:basın ve yayın organlarına haber toplayan,bildiren veya yayan kimse
    Ajans:haber toplama ve yayma işiyle uğraşan kuruluş
    Köşe yazısı:Fıkra
    tekzip:yayınlama
    asparagas:uydurma
    sansasyonel:dikkat çekici,ilginç,beklenmedik
    soru 2:amacı bilgi vermektir.En yniyi,en doğruyu okuyucuya veya dinleyiciye aktarmaktır.
    soru 3:insanlar toplumda yaşanan olayları merak eder ve bilgi edinme ihtiyacı duyar
    soru 4:haber yazılarının ilgi çekici olması lazım.Sıradan olaylar haber özelliği taşımaz
    soru 5:benim özellikle cinayet haberleri ilgili çekiyor.Çünkü insanların başka bir insana nasıl kıydığını ve bunun altında yatan sebeplerş merak ettiğim için
    1.Etkinlik
    *haber uçurmak
    *haber vermek
    *dünya yansa haberi olmamak
    *çocuktan al haberi

    SAYFA 86

    soru 1:haber yazıları ilginç,orjinal ve doğru olmalıdır.Sağlam ve inandırıcı kaynaklardan yararlanılmalıdır.Sade,açık bir anlatım yolu benimsenmelidir.Belli bir plan dahilinde yazılmalıdır
    Soru 2:bana göre haberin doğruluk derecesi önemlidir
    4.Etkinlik
    tablonun hepsi işaretlenecek
    tablonun altındaki soru:ayrıca tablo dışında 5n 1k sorularına cevap vermelidir
    5.Etkinlik
    Ne:mini karaciğer
    neden:kök hücreden
    nerede:Newcaste üniversitesinde(İngiltere)
    Ne zaman:1Kasım 2006
    Kim:İngiliz bilim adamlaro
    soru 3:Sosyal,siyasal,kültürel ve günlük hayatla ilgili bilgi almasını sağlar.

    SAYFA 87

    7.Etkinlik
    Bütün gazetelerde spor,ekonomi,siyaset,kültür ve güncel olaylar olmak üzere çeşitli konularda haber yazıları mutlaka bulunur
    9.Etkinlik
    ”Burgazada Çöp Yangınıyla Faciadan Döndü”.Döndü yan anlamda kullanılmıştır.bunun yerinde atlattı,kurtuldu denilebilir.diğer sözcüklerde yan anlam yoktur.İlk anlamındadırlar
    *Amaç bilgi vermek olduğundan genelde ilk anlamada kullanılırlar
    10.Etkinlik
    Basit,anlaşılır haber cümleleri kullanılır.Bu özellikle haberin anlaşılırlığını olumlu yönde etkiler.
    Soru 4:Açıklayıcı ve öğretici anlatım türü kullanılmıştır.
    soru 5:Göndergesel işlevde kullanılmış.(çünkü amaç bilgi vermek)
    soru 6:anlatıcı nesnel anltım yolunu kullanır.Çünkü amacı bilgi vermektir.Kendi duygu ve düşüncelerini katmaz.

    SAYFA 88

    Anlama ve yorumlama
    1..kuyucu açısından iyi bir yazı özelliği taşıması için

    SAYFA 89

    ö.lçme ve değerlendirme
    1:ne,nerede,ne zaman,nasıl,neden ve kimdir
    resmi,özel,ajans
    2.d
    d
    3.a(3 e ayrılır.Resmi,özel,ajans)
    4.b
    5.a

    SAYFA 91

    hazırlık
    1.ilginizi çeken olayları paylaşın.
    2.Günd.elik konuları yorumlayan yazı türüdür.Bu yüzden günlük ve geçiçidir.Yani kelebek gibi kısa ömürlüdür.
    3.Kalıcılık:çabuk unutulmamak,değerini geç yitirmek
    Günübirlik:Bütün gün boyunca 1 gün
    Güncelliğini yitirmek:Günün konusu olmamak,geçmişte kalmış olmak
    Suya yazı yazmak:bugünün yazılarının yarın unutulup gideceği anlamında kullanılır
    Soruların cevapları

    SAYFA 93

    1.
    *okuyucunun ilgisini çekecek günlük olaylar işlenir.
    *açık,sade,anlaşılır bir dil kullanılır
    *konular tarafsız bir şekilde ele alınmalıdır.
    *samimi ve içtendir.
    *yazılanları inandırma zorunluluğu yoktur.
    2.her konuda fıkra yazılabilir.Günlük ve ilgi çekici konular seçilirse daga dikkat çeker
    3.Unutulmuş olan”teşekkür”konusu işlenmiş.Yazar günlük hayattan ve kendi hayatından örnekler vermiş.
    4.Dokunaklı bir sonuca bağlanarak okuyucunun düşünmesi amaçlanmıştır.
    5.b0ş
    6.Kanıtlama yoluna gitmemiş örneklerle açıklamıştır.
    7.Göndergesel işlevde kullanılmıştır.
    8.Cebe indirmek-Cebe almak
    Nezaketle vücudunu kırmak-Eğilmek

    5.Etkinlik
    hepsini işaretleyin
    *Akcılık,duruluk,açıklık fıkranın anlaşılmasını mkolaylaştırır.

    SAYFA 94

    7.Etkinlik
    Birçok şikayetleri ile başlayan cümlede bir çok şikayet olacak..Zaten bir çok çoğulluk anlamı katıyor
    8.Etkinlik
    Sözlü anlatım ürünü olan fıkralar nükteli,gülünç hikayelerdir.Bunlar olayları gülünç,şakalı anlatarak insanları düşündürmeyi amaçlar.Gazetede yayımlanan fıkralar ise günlük olayları ciddi yazılardır…

    SAYFA 95

    Ölçme ve değerlendirme
    1.gazetelerde
    güncel
    2.D,Y,D
    3.C
    4.E
    5.C

    SAYFA 97

    Hazırlık Çalışmaları
    1.kişiden kişiye değişir.
    2.Denemeler insanların herhangi bir konu üzerinde kesin yargılara varmadan görüş ve düşüncelerini ortaya koydukları fikir yazılarıdır.Nurullah Ataç’ın ”ben ülkesi”derken denemelerin yazarın kendi özel görüş ve düşüncelerinş belirtmesini kastetmiştir.
    3.Bir yazının okunması için ilgi çekici olması gereklidir.

    sayfa 93
    1.*yazar kendine ilginç gelen konuları ele alır.
    *konular yüzeysel değil,derinlemesine ele alınır.
    *İşlenen konu üzerindeki düşüncelere yazar kendi yorumunuda katar
    *Ciddi bir anlatım vardır
    *Dil göndergesel işlevde kullanılır.

    Sayfa 102
    5.Etkinlik
    Konularına Göre Denemeler
    Kişisel duyarlılık ve dikkati konu alan denemeler
    Görgü ve pazarcılıktır(kitaptaki deneme örnekleri)
    Özellikleri:günlük hayatla ilgili konularda kişisel duyarlılık ve dikkat konu edinilir
    Öğretici-Eleştirel denemeler
    Ruh ve beden(kitaptaki deneme örneği)
    Özellikleri
    Daha çok eğitici ve öğretici bir rol üstlenen denemelerdir
    Sosyal ve Felsefi Konulrda Bireysel Düşünceyi ifade eden Denemeler
    Bilgi ve düşünce(kitaptaki deneme örneği)
    Sosyal ve Felsefi konuları işleyen denemelerdir.
    6.Etkinlik.Tüm kutucuklara işaret koyun.
    NOT:Deneme yazmak için derin bir kültür birikimine sahip olunması gerekir.bu yüzden denemelerde bazı anlaşılmayan kelimeler olabilir.Ama bu kelimeler anlaşılmayı ve akıcılığı pek etkilemez

    Sayfa 103
    soru 2:Açıklayıcı,kanıtlayıcı ve öğretici anlatım türleri kullanılmıştır.
    soru 3:göndergesel işlevde kullanılmıştır
    8.Etkinlik
    Sohbet
    Dil:samimi ve içtendir.Nükteli anlatım vardır.
    Deneme
    dil:Ciddidir.Nükteli anlatıma yer verilmez.
    Sohbet
    tema:güncel
    Deneme
    tema:ilgi çekici
    Sohbet
    Söyleyiş-üslüp:içtenlik vardır.
    Deneme
    Söyleyiş üslüp:duygudan çok düşünce vardır
    9.Etkinlik
    Büyük-küçük,içeri-dışarı gibi zıt anlamlı sözcükler kullanılmıştır.Bu sözcükler karşıt durumları ortaya koymak amacıyla kullanılmıştır.Yazar karşıtlıklardan yararlanarak asıl anlatmak istediği düşünceyi ortaya koymuştur.
    10.Etkinlik
    Metinde ”gözüne almak”deyimi yanlış kullanılmıştır.”göze almak” şekliyle düzeltilebilir.
    Anlama Yorumlama
    1.Deneme yazarları engin kültür birikimleri ve geniş düşünce dünyaları ile okuyuculara faydalı olurlar.Ele aldıkları konularda düşüncelerini ortaya koyar ve okuyucularına bir düşünce kapısı açarlar.
    2.İnsan hayal ve kültür dünyasını geliştirir.Kişinin farklı fikirlere açık olmasını ve saygı duymasını sağlar.
    Ö.lçme Ve Değerlendirme
    1.Düşünce
    2.D,Y,D
    3.D
    4.C
    5.E
    6.A

    SAYFA 107

    Hazırlık
    soru 1:Gözlem:bir eseri yazmaya başlamadan önce gerekli,bilgi,deney,inceleme,ve araştırma yapma işi
    Tarafsızlık:yansızlık,tarafsız olma durumu
    ispat:kanıtlamak,gerçek yönünü ortaya çıkarmak
    Nesnellik:taraf tutmadan yapılan inceleme,objektiflik
    Bilimsellik:bilimle ilgili,bilime dayalı
    Didaktik:öğretici
    Başyazı:dergi ve gazetelerin ilk sayfalarındaki makale
    Başyazar:başmakale yazarı
    2.belgelerle açıklanır.Kanıtlar gösterilir.

    Sayfa 109-110 soruların cevapları

    1.*Makaleler herhangi bir konuda bilgi vermek ,bir konuyu veya düşünceyi açıklamak,ispatlamak amacıyla yazılır
    2.Çevre kirliliğinin dünyamız için oluşturduğu tehtide dikkat çekmek ve bu konuda görüşlerini belirtmek
    3.Gerekli kültür ve bilgi birkimine sahip okuyucuya hitap eder
    4.Konu toplumun büyük bir kesmini ilgilendirecek nitelikte olmalıdır.
    *kanıtlar inandırıcı olmalıdır.
    *anlatım açık,sade,anlaşılır olmalıdır.
    *Konu tarafsız bir şekilde ortaya konmalıdır
    5.haber yazılarında sadece haber vardır,makalelerde düşünce ve yorum vardır.Gazete haberleri günlük olduğu halde makalelerde günlük düşüncelerden çok uzun ömürlü düşünceler yer alır
    6.çevre kirliliğinin yol açtığı zararlardan bahsedilerek örnekler verilmiş.sonra alınabilcek önlemlerden bahsedilmiştir
    7.Çevre kirliliğinin zararları düşüncesi,çevre kirliliğinin yol açtığı afetler,küresel ısınma ve bozulan ekolojik sistem yardımcı düşüncelerle ilişkilendirilerek birbirine bağlanmıştır
    8.Yok
    9.işlenecek konunun ortaya konmasıyla başlamış,örneklerle devam etmiş ve bir fikre bağlanarak sonuçlandırılmıştır
    10.Göndergesel işlevde

    SAYFA 110

    4.Etkinlik
    öğretici,açıklayıcı,kanıtlayıcı anlatım türleri kullanılmıştır.okuyucuya çevre kirliliğinin neden ve sonuçlarını açıklamak,öğretmek ve kanıtlamak amacıyla bu anlatım türleri kullanılmıştır.

    SAYFA 114

    12.Etkinlik Metinde görev alan kelimeler,kelime grupları ve cümleler yapıyı oluşturan ögelerdir.Kelime grupları ve cümleler anlam ve şekil bakımından birbirine bağlanarak makalede verilmek istenen düşünceyi ortaya koyar.

    SAYFA 114

    Anlama Ve Yorumlama
    1.Okuyucuların makalede işlenen konu hakkında bilgi edinmesini,onların dünyasında yeni ufukların açılmasını sağlar.
    2.Makaleler düşünce yazılarıdır.Dolayısıyla yazarın düşüncelerini yansıtan yazılardır.Yani yazarın düşüncelerini yansıtarak ayna görevi görür.

    SAYFA 114-115

    Ölçme Ve Değerlendirme
    1.Düşünce
    gazete ve dergilerde
    Başyazı,başyazar
    2.D,Y,Y,D
    3.C
    4.E
    5.B
    6.E
    7.B

    SAYFA 117

    HAZIRLIK
    1- Eleştiri tarafsız bir şekilde yapılmalıdır. Eleştirilenin iyi ve kötü yönlerini ortaya koyarak değerini bildirmelidir. Böylelikle eleştirilene kılavuzluk eder.

    2- Hiciv: yergi
    Taşlama: Kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, tariz.
    Eleştiri: 1 . Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit. 2 . Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik.
    Tenkit: Eleştirme, eleştiri.
    Kritik: Eleştiri.

    3- Bir eser veya kişiyle ilgili fikirlerin söylenmesi eserin yada kişinin değerinin ortaya konması ve eser veya kişinin doğruya yöneltilmesi bakımından önemlidir.

    4- ‘’ Herkes düşünceme katılırsa yanılmış olmaktan korkarım.’’ sözü insan yanlış yapsa dahi yanlış yapanın yanlışlarını gösterecek birisi olmadığı için doğruları bulamamaktan korktuğunu anlatmak için söylenmiştir.

    5- Yapılan eleştiriler özellikle olumlu eleştiri ise insanda merek uyandırmaktadır.

    1. ETKİNLİK

    Yazınsal Yaratmada Bireyin İşlevini Nasıl Anlamalı?
    Bir yapıtın açıklanmasında yazarın yaşamöyküsü, yapıtın anlaşılmasında temel bir öğe değildir; yazarın düşünce ve niyetlerinin bilinmesi de bu yapıtın anlaşılmasında temel bir öğe olamaz. Yapıt, önemli bir yapıt olduğu ölçüde, kendi gücüyle yaşar ve anlaşılır ve çeşitli toplumsal sınıfların düşüncelerinin çözümlenmesiyle de doğrudan doğruya açıklanabilir. Bir yazın ya da felsefe yapıtında bireyin işlevini yadsımak, yadsımak mı demektir? Kuşkusuz hayır. Ne var ki, bütün gerçekler gibi bu işlev de eytişimseldir (diyalektiktir), dolayısıyla onu neyse öyle anlayıp kavramaya çalışmak gerekir.

    Yazın ya da felsefe ürünlerinin, yazarlarının yapıtları olduğunu yadsımayı kimse düşünemez; ne ki bunların da kendi mantıkları vardır, dolayısıyle keyfe bağlı yaratmalar değillerdir hiç de. Yazınsal bir yapıtta hem kavramsal bir dizgenin iç bağlantısı, hem de bir canlı varlıklar dizgesinin iç bağlantısı vardır; bu bağlantı, bunların birtakım bütünler oluşturduğunu gösterir; bu bütünlerin parçaları, birbirlerine göre, birbirlerinin yardımıyle, özellikle temel özleri yardımıyle anlaşılıp kavrayabilirler. Böylece, bir yandan şu sonuç çıkar ortaya: Yapıt ne denli büyük olursa o denli de kişisel olur; çünkü, ancak çok zengin ve güçlü bireylik, henüz oluşmakta bulunan ve topluluğun bilincinde pek az belirlenmiş olan bir evreni düşünüp görebilir ve son ayrıntılarına dek bunu yaşayabilir. ama bir yandan da şu sonuç çıkar ortaya: Bir yapıt ne denli büyük bir düşünür ya da yazarın kaleminden çıkmışsa o denli de kendi gücüyle kendini anlatabilir; dolayısıyle tarihçinin, yapıtı yaratanın yaşam öyküsü ya da düşüncelerine baş vurmasına hiç gerek kalmaz. En güçlü kişilik, düşünsel yaşamla en iyi özdeşleşen kişiliktir, toplumsal bilincin etken ve yaratıcı bütün temel güçleriyle en çok özdeşleşen kişilik. Bir yapıtın güçsüz ve tutarsız yanlarını anlamak söz konusu olduğunda ancak, yazarın kişiliğine ve yaşamının dış koşullarına baş vurmak zorunluluğu doğar çok kez.

    Böylece, Goethe’nin pek yazınsal bir değer taşımayan bir sürü benzetme oyunları, hatta Faust’un birtakım cılız, güçsüz yanları, yazarın Weimar sarayında karşı karşıya bulunduğu zorunluklarla açıklanabilmektedir. Ama Goethe artık kendine yaraşır düzeyde bulunmadığı andadır ki Weimar bakanı yapıtta ön sıraya geçip varlığını duyurur.

    Demek, toplumla bireyi, tinsel değerlerle toplumsal yaşamı birbirine karşıt görmek şöyle dursun, gerçek, bunun tam tersidir. Toplumsal yaşam, yaratma gücünün en son noktasına eriştiğinde, her ikisi de, en yüce biçimleri içinde birbirleriyle kaynaşmış olurlar; yazın alanında bu böyledir, felsefede, siyasal alanında da böyle. Racine ya da Pascal’ı PortRoyal’dan nasıl ayırabilirsiniz. Munzer’i Köylüler Savaşından, Luther’i din devriminden, Napoléon’u imparatorluktan ve Fransız Devrimiyle eski rejim arasındaki sürekli kavgadan? Tersine, topluluk ortaklığa dönüştüğünde, birey güçsüzleşip göze batar duruma geldiğinde aradaki karşıtlık iyice derinleşir. Ama o zaman da, yazınsal yaratma tarihinde, derin bilginleri çok ama yazınsal düşünce tarihçisini pek az ilgilendirebilecek olan yazılarla karşı karşıya bulunuruz artık..

    ( Lucien Goldmann. Matérialisme dialectique et histoire de la littérature, Çeviren: Tahsin SARAÇ, Türk Dili Dergisi, Eleştiri Özel Sayısı , Mart 1971)
    Kaynak:
    Açıköğretim Sistemi

    HASAN BOĞULDU
    “Hasan Boğuldu” hikâyesiyle yeniden, bitmez tükenmez zenginliklerle dolu
    Anadolu’ya açılmış oluyoruz. Anadolu’da acı gerçekler, fakirlik ve ıstırap vardır, fakat onların yanı sıra, hatta onların içinde şiir, aşk ve yiğitlik de mevcuttur. Anadolu halk edebiyatının şaheserleri olan Kerem ile Aslı ve Köroğlu hikâyelerinde de biz, hayatın bu iki büyük kaynağını bulmaz mıyız? Fakat gerçeği fark etmek için görmesini bilmek, onun güzelliğini dile getirmek içinse şair olmak icap eder. Sabahattin Ali bu iki meziyete de sahiptir. “Hasan Boğuldu”, onun bu iki meziyetini ortaya koyduğu en güzel eserlerinden birisidir.
    Hikâyede, baştan sona kadar, bir fon mu*****i gibi, tabiatın güzelliği çağıldar.
    Yazar, usta bir ressam gibi, dış âlemde gördüğü her şeyi tespit eder. Fakat bu tabiatın içinde, ondan fışkırmış gibi güzel, canlı insanlar vardır. Yörük kızı Emine, bahçıvan Hasan! Yazar, yine bir yörük kızı olan Hacer’in ağzından onların hazin ve güzel aşk ve ölüm hikâyelerini anlatır. Yazarın kendisi ile Hacer’in varlıkları hikâyeye bir çerçeve teşkil ederler. Onlar da Emine ve Hasan gibi, kendilerini çeviren tabiatın güzelliği içinde yer alırlar. Hikâyeyi anlatan Hacer, Emine ile aynı obaya mensuptur. Öyle ki biz hikâyeyi dinlerken ikisini birbirine karıştırır gibi oluruz. Yazar da Hacer’i tasvir ederken Hasan gibi, onun kendisinden çok farklı bir insan olduğunu hisseder. Fakat yazar ile Hacer arasında aşk duygusu değil, aynı yola giden iki insan arasındaki dostluk ve yardım duygusu vardır. Hasan ile Emine’nin aşk maceralarına karşı duydukları derin ilgi de onları birleştirir.
    Hikâyenin esasını Emine ile Hasan arasındaki aşk teşkil etmekle beraber, hikâyede, hikâyeci ile Hacer’in varlıkları da önemlidir. Zira biz Emine ile Hasan’ı onlar vasıtası ile tanırız. Yazar bize Emine ile Hasan’ın yaşadıkları topraklarla Hacer’i, Hacer ise Emine ile Hasan’ı tanıtırlar. Yazar ile Hacer, tabir caizse, tablonun ön planını, Emine ile Hasan, arka planını teşkil ederler. Hikâye içinde hikâye ve şiir, eski devir hikâyelerini hatırlatır. Fakat burada anlatış tarzı, dil ve üslûp eski hikâyelerdekinden çok farklıdır.
    Eski Türk hikâyelerinde tabiat ve gerçek, bu kadar zengin ayrıntı ile anlatılmaz. Daha önce de söylemiş olduğumuz gibi Sabahattin Ali’de batılı ressamlara has bir dikkat ve itina vardır. Onun dış âleme bakış tarzı, hikâyeye, tabiatın zenginlik ve safiyetini getirir. Hacer’in anlattığı hikâyeye de yazarın ses ve üslubunun gizli bir şekilde karıştığı, onu ayarladığı hissolunur. Hiçbir halk hikâyesi bu kadar temiz, düzgün, doğru, ayıklanmış bir dile sahip değildir. Hacer’in naklettiği Emine’ye ait aslında yazarın kaleminden çıkan- türkü de kafiye yapısı ve kompozisyon bakımından, halk türkülerine nazaran çok düzgündür. Bütün hikâyede halkı ve halk kültürünü seven, onları sevgi ile benimseyen, fakat onlara kendine göre bir çekidüzen ve mana vermek isteyen bir aydının varlığını hissederiz.
    “Hasan Boğuldu” hikâyesine, bir araya geldikleri zaman daima güzellik duygusu uyandıran üç büyük ebedî tem “tabiat”, “aşk” ve “ölüm” hakimdir. Fakat yazar bunları, renkli elişi kâğıtlar gibi birbirine yapıştırmaz, yaşanılan hayatın tabii şartları içinde birleştirir. Hikâyede tasvir geniş bir yer tutmakla beraber, olay ve olay ile ortaya konulan ana fikir de önemlidir. Olay ana fikre bağlı olduğu için önce onun üzerinde duralım.
    Hasan ile Emine birbirini severler ama birleşemezler. Sebebi, birisinin ovalı, ötekisinin dağlı olmasıdır. Maddî şartlar insanlar arasında sınıf farkları yaratır ve bu farklar birleşmeye engel olur. Yörük kızı bu farkın tam şuuruna sahiptir. ‹lk karşılaşmalarından birinde, Hasan,
    yörük kızma, sırtında taşıdığı heybeyi eşeğin üstüne atarak rahat etmesini teklif edince yörük kızı:
    — Olmaz, der. Ovada heybeyi eşeğe taşıtırsam, koca dağa bu yük ile nasıl çıkarım. Yörüklerin hayatını, üstünde yaşadıkları, sürülerini otlattıkları dağ tayin eder. Dağda yaşamak, ovada yaşamaktan daha zordur, Hasan kendisine evlenme teklif edince
    yörük kızı:
    “Ne ben senin köyünde edebilirim ne sen benim obamda” der.
    Birleşemeyişin başka bir sebebi, yine tabiat şartlarının doğurduğu sosyal münasebetler, örf, âdet ve inanç farklarıdır.
    Hasan Emine’ye, köye gelin geldiği zaman: “Sen bahçeye bakarsın, ben zeytine giderim, kimseye muhtaç olmayız.” deyince Emine şu cevabı verir:
    “- İnsan nereye giderse rızkı da beraber gidermiş, bunu düşün düğüm yok. Ama ben dağlıyım, bu çukur ovalarda kalamam. Köyünüzün eli kınalı kızlarına karışamam, senin içine dert olur. Yörük kızı geldi de Hasan’ı elimizden aldı derler, benim içime dert olur, yörük kızı dağdan köye, çadırdan eve inmemeli.”
    Hasan ısrar edince, Emine, aynı fikri şöyle tekrar eder: “Hasan, ovada büyüyen dağda yapamaz… Dağın suları serindir ama yolları sarptır. Kar altında odun kesmek bahçeye bostan ekmeye benzemez. Benim erim diye götürdüğüm adamı obamın yiğitleri kınamamalı.”
    Hasan’a nazaran Emine daha gerçekçidir. İnsanı bir bütün olarak çalışma hayatı ve sosyal çevresi ile beraber alır.
    Hasan, ille de Emine ile evlenmede ısrar edince, “kırk has okka tuz” dolu bir çuvalı, durup dinlenmeden dağa çıkarmakla denenir. Yükü düz ovada eşeğine taşıtan Hasan bu imtihanı kazanamaz ve daha sonra “Hasan boğuldu” adını alan bir büvette intihar eder.
    Bu nevi kuvvet deneme ile ilgili anektotlara “Dede Korkut Kitabı’nda da çok rastlanılır. Zaten Anadolu yörükleri, “Dede Korkut Kitabı”nda anlatılan Oğuzların devamıdırlar. Kadın tipleri, erkek telakkileri, hayata bakış tarzları da onlarınkini andırır.
    Sabahattin Ali’nin hikâyesindeki insanlar üç ayrı sosyal tabakaya mensupturlar:
    a) Almanya’da öğrenim görmüş, tabiata resim terbiyesi almış bir sanatçı gözü ile bakan yazar,
    b) Düzovalı bahçıvan Hasan,
    c) Dağda yaşayan yörükler. Hasan ile Emine’nin hazin aşk hikâyelerini anlatırken yazar, sosyal bir gerçeği de ortaya koymuştur.
    Yazarın kendi üslubu ile Hacer’in hikâyeyi anlatışı arasında bir ifade farkı varsa da bu sosyal bir farka tekabül etmez. Hasan ile Emine’nin macerası geçmişte meydana geldiği ve efsaneleştiği için, Hacer, zaruri olarak “-misli geçmiş” i kullanır. Mümkün olduğu hâlde yazar, taklidi üsluba başvurmaz. Bu da onun şekle değil öze önem verdiğini gösterir. Hikâyede Hacer ile Emine’nin kendi şiveleri ile konuşmalarına içerik bakımından lüzum yoktur.
    Sabahattin Ali, anlatımında, ifadesini süslemeye değil, tabiat ve insanların özelliklerini sade bir dil ile belirtmeğe önem verir. Kuvvetini kelime oyunlarından değil, gerçeğin ayrıntılarına dikkat etmekten alır:
    “Köyün daşına çıkıp zeytinler arasına dalınca Hacer sarı entarisinin eteklerini dolayıp beline soktu; alçak topuklu, kalın rugan ayakkabılarını çıkarıp heybesine koydu; toprak üzerinde çıplak tabanlarının izini bırakarak yürümeye başladı. Başındaki ince, oyalı yazmanın altında küçük bir bal kutusu gibi kabaran altınlı fesi, her adımda hafifçe titriyor; uzun boyu heybenin ağırlığı ile azıcık öne eğiliyordu.”
    Bu paragrafta “sarı entari”, “alçak topuk”, “kalın rugan ayakkabı”, “ince, oyalı yazma” sıfatlan, değiştirme veya güzelleştirme değil, görüleni tespit gayesini güder.
    “Küçük bir bal kutusu gibi kabaran altın fesi” ifadesi de, yörük kızı Hacer’in kıyafetinin özelliğini belirtmek için kullanılmıştır. Sabahattin Ali’nin üslubu, “berrak” tır, gerçeği bir örtü gibi değil, bir ışık veya hava gibi sarar.

    2. ETKİNLİK

    Eleştiri Türünün Özellikleri
    (Tarihi Gelişimi ve Temsilcileri)
    Eleştiri de temeli düşünce olan yazı türüdür. Konu sınırlaması yoktur. Sanat, edebiyat ya da düşünce yazılarının içeriği ile bu içeriğin işlenişini, değerli ve değersiz yönlerini ortaya koyan bir yazı türüdür. Yazarın yazıyı kendine göre, yazıyı ilgilendiren topluma göre, kendi alanındaki diğer çalışmalara göre değerlendirdiği yazılardır.

    Bir eseri değerlendirme amacıyla yazılan yazılara eleştiri denir.Eleştiride eserin yada sanatçının gerçek değerinin belirtilmesi amaçlanır.

    Eleştirmeci,bir sanat eserinin gerçek değerini,özünü yapılışını,değerli-değersiz yanlarını ortaya koyar.Eleştirmecinin görevi güzellik yaratmak değil,yaratılmış güzelliği yargılamak,okurlara tanıtmaktır. Eleştiriler; okura dönük eleştiri,topluma dönük eleştiri,sanatçıya dönük eleştiri,yapıta dönük eleştiri… olmak üzere türlere ayrılır.
    Herhangi bir kişiyi, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlışlarını göstererek anlatmak amacıyla yazılan kısa metinlerdir. Hedeflenen öğeyi doğru ve yanlış yönleriyle tanıtmayı amaçlayabileceği gibi, bu öğenin doğru tanıtılmasını sağlamayı ve bir değerlendirmeyi de hedef alabilir. Edebiyat sorunlarını ve yapıtlarını konu alan inceleme, yorum ya da değerlendirme olarak da tanımlanabilir.ister şahsi zevklerle ister estetık prensııplere gore sıstemlı bır sekılde degerlendirmedir.nazmın kururlarını bildiren ilim olarakda bilinir.yazar; objektif olmalı eseri dıkkatle ınceleyebılmelı; analiz ve yorumlayabılmelı, geniş açılarla geniş bir bilgiyle ve hassasiyetle eseri degerlendirme kabibiliyetine sahip olmalıdır. Eleştiri okulları üçe ayrılır: Yansıtma, yaratma, dil. Yansıtma, eserin doğaya benzediğini savunur. Yaratma, eserin iç dünyasıdır, yani sanatçı. Dil ise, Rus biçimcilerinin yöntemidir ve eseri dil sistemi olarak görür.
    Türkiye’de Eleştiri

    Tanzimat dönemi Romantikleri Şinasi, Namık Kemal, Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamid; Realistleri Samipaşazade Sezai, Beşir Fuad, Nabizade Nazım, Mizancı Murad’tır.
    Serveti Fünun döneminde, Cenap Şahabettin intikad (sahte parayı gerçeğinden ayırmak)anlayışıyla tenkit eder. Halit Ziya, Mehmet Rauf, Nabizade Nazım, Hüseyin Cahit dönemin eleştiricileridir.
    Cumhuriyetin ilk yıllarında eleştiri Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’le başlar. İsmail Habip Sevük ve Ahmet Hamdi Tanpınar eleştiriyi edebiyat tarihi içinde ele alırlar. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin iki öznelci eleştirmendir.
    Sistematik eleştirmenler Asım Bezirci, Fethi Naci, Hüseyin Cöntürk bağımsız yöntemi geliştirdi. Sabahattin Eyüboğlu ile Vedat Günyol hümanist eleştirmenlerdir. Çağdaş eleştirmenler Mehmet Kaplan, Tahsin Yücel, Akşit Göktürk, Şara Sayın, Ünsal Oskay, Murat Belge, Orhan Burian, Tahir Alangu, Memet Fuat, Mehmet Doğan, Bedrettin Cömert, Enis Batur, Nihat Sami Banarlı, Cemil Meriç, Kenan Akyüz, Melih Cevdet, Konur Ertop, Orhan Şaik Gökyay, Alpay Kabacalı, Cevdet Kudret, Agah Sırrı, Berna Moran, Rauf Mutluay, Yaşar Nabi, Ahmet Oktay, Atilla Özkırımlı, Nermi Uygur ve Fuat Köprülü.
    Dünya edebiyatında Boielau, A. France, Türk edebiyatında ise Mehmet Kaplan, Nurullah Ataç, Cemil Meriç ve Hüseyin Cahit yalçın eleştiri türünün önemli temsilcileridir. Edebiyatımızdaki ilk eleştiri Namık Kemal’in Tahrib-i Harabat’ıdır.

    Eleştirinin belirleyici özellikleri nelerdir?
    • Düşünsel plânla yazılır.
    • Konu, yazının sonuna dek değerlendirilmesi yapılan esere bağlı kalmalıdır. Eser ile ilgili, değerli ve değersiz diye gösterilen yargılar, eserden alınacak örneklere dayandırılmalıdır.
    • Yazar, yargılarında belirli ölçülere bağlı kalmalı, eleştirileri nesnel olmalı, “beğendim, hoşuma gitti”… gibi öznel değerlendirmelerden kaçınmalıdır. Bunun yanında eleştiri yazısını okutacak olan elbette eleştiri yazarının kendine özgü konuyu ele alış biçimi, kendine özgü yorumlayışı ve anlatımındaki üslûbudur.
    • Eleştirisi yapılan çalışma, bütün boyutlarıyla ele alınmalı, kendi türü içindeki bilimsel, sanatsal, toplumsal yere oturtulmalıdır. Alanındaki diğer çalışmalarla karşılaştırılarak bu türe kattıklarıyla, kendisinden beklendiği halde katamadıklarıyla ele alınmalıdır.
    Bu da gösteriyor ki eleştiri yazarı, her konuda eleştiri yazısı yazamaz, ancak uzmanı olduğu alanda yazabilir. Eleştiri yazarının alan bilgisi, eleştirdiği çalışmayı yapanın alan bilgisi ile en azından aynı düzeyde olmalıdır.Anı Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro Fıkra R
    Kaynak:
    Açıköğretim Sistemi

    İNCELEME
    1- Eleştirilerin ortak özellikleri:
    • Düşünsel plânla yazılır.
    • Konu, yazının sonuna dek değerlendirilmesi yapılan esere bağlı kalmalıdır. Eser ile ilgili, değerli ve değersiz diye gösterilen yargılar, eserden alınacak örneklere dayandırılmalıdır.
    • Yazar, yargılarında belirli ölçülere bağlı kalmalı, eleştirileri nesnel olmalı, “beğendim, hoşuma gitti”… gibi öznel değerlendirmelerden kaçınmalıdır. Bunun yanında eleştiri yazısını okutacak olan elbette eleştiri yazarının kendine özgü konuyu ele alış biçimi, kendine özgü yorumlayışı ve anlatımındaki üslûbudur.
    • Eleştirisi yapılan çalışma, bütün boyutlarıyla ele alınmalı, kendi türü içindeki bilimsel, sanatsal, toplumsal yere oturtulmalıdır. Alanındaki diğer çalışmalarla karşılaştırılarak bu türe kattıklarıyla, kendisinden beklendiği halde katamadıklarıyla ele alınmalıdır.
    Bu da gösteriyor ki eleştiri yazarı, her konuda eleştiri yazısı yazamaz, ancak uzmanı olduğu alanda yazabilir. Eleştiri yazarının alan bilgisi, eleştirdiği çalışmayı yapanın alan bilgisi ile en azından aynı düzeyde olmalıdır.Anı Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro Fıkra R
    Kaynak:
    Açıköğretim Sistemi
    2- Eleştirmen, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ‘’Üç Şehitler Destanı’’nı şekil ve içerik bakımından inceleyerek eserin değerini ortaya koymak ve şairi yol göstermek amacıyla yazmıştır.

    3- Eleştirmen, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ‘’Üç Şehitler Destanı’’nı şekil ve anlam bakımdan sorun olarak ele almıştır.

    4- Eleştirmen, eseri açıklamak yada çözümlemek için Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın hayatına ve kişisel özelliklerine başvurmuştur. Örneğin Dağlarca’nın eskiden beri biçim kaygısı taşıdığı, serbest nazımdan kaçındığından bahsedilmesidir.

    5- Eleştirmen ‘’Bu Günkü Türk Destanı’’nın oluşumunu etkileyen tarihsel ve sosyal koşulları bulmaya ve bunlar yardımıyla eseri açıklamaya yönelmiştir. Eleştirmen, Kurtuluş Savaşı’nın ve İnönü günlerinin koşullarını tespit etmeye çalışmıştır.

    6- Eleştirmen eseri belli kriterlere göre eleştirmiştir.

    7- Eleştiri yazılarının yazılış amaçları şunlardır:
    Sanat, edebiyat ya da düşünce yazılarının içeriğini
    Bu içeriğin işlenişini, değerli ve değersiz yönlerini ortaya koymaktır.

    ETKİNLİK
    Esere dönük eleştiri yazılarında konu, anlatım biçimi, olay örgüsü, simgeler, üslup, şiirin anlamı, ve şekil özellikleri eleştirini yapısını oluşturan özelliklerdir.

    Metnin Yapısı
    Değerlendirme
    Konu
    Orhan Borian, yazarın Kurtuluş Savaşını işlediğini söylemektedir.
    Anlatım Biçimi
    Yazarın konuyu destansı bir şekilde anlattığını söylemektedir.
    Olay Örgüsü
    Metinde safha safha Kurtuluş Şavaşı ve askerlerin savaş halleri anlatılmıştır.
    Simgeler
    Şiirde ecel, memleket, can gibi simgeler kullanılmıştır.
    Üslup
    Eleştirmen, şairin üslubunu geliştirerek yadırganmaz bir hale geldiğini söylemektedir.
    Şiirin Anlam Özellikleri
    Şiirde destansı anlatımın güzelliğinden ve dörtlüklein anlam bağlantısındaki beceriden bahsedilmiştir.
    Şiirin Şekil Özellikleri
    Şiirin dörtlüklerle ve ölçüsüz olarak yazıldığı söylenmektedir.

    8- Orhan BURİAN’ın Mustafa Kemal, Yahya Kemal ve Nazım Hikmet hakkındaki tespitleri eleştiriye kültürel, ve bilimsel yazı bölümlerinden yararlanarak eleştirisine kıyaş ve inandırıcılık ve bütünlük katmıştır.

    9- Denemelerde özel düşünceler ele alınır. Eleştiri tarafsız olmalıdır.
    Her ikisinde de konu serbesttir.
    Deneme dili, eleştiri diline nazaran daha özneldir.
    Denmeler eleştiriye göre daha kısadır.

    10- Eleştirmenin özellikleri şunlardır:
    Eleştirmenin bilgi birikimine sahip olması gerekir.
    Eleştirmen tarafsız olmalıdır.
    Eleştirmen yapıcı olmalıdır.
    Eleştirmenin dili açık, sade ve anlaşılır olmalıdır.
    Eleştirmen, yazının sonuna dek değerlendirilmesi yapılan esere bağlı kalmalıdır
    Eleştirmen, “beğendim, hoşuma gitti”… gibi öznel değerlendirmelerden kaçınmalıdır.
    Eleştirmenin konuyu ele alış biçimi, kendine özgü yorumlayışı ve anlatımında üslubu olmalıdır.

    11- Eleştiride açıklayıcı, kanıtlayıcı ve öğretici anlatım türleri kullanılmıştır.

    12- Metinde dil çoğunlukla göndergesel ve şiirsel işleviyle kullanılmıştır.

    4. ETKİNLİK
    Anlatım bozukluğu yoktur.

    5. ETKİNLİK
    Kelime grupları genellikle temel anlamlarıyla kullanılmıştır.

    6. ETKİNLİK
    Yazarın, sanatını, sanatçılığını, iyi ve kötü yönlerini eleştiren eleştiri türüdür.

    7. ETKİNLİK
    Eserin yazıldığı toplumsal ortamın koşullarını değerlendiren ve böylelikle eseri açıklama çalışan eleştiri türüdür.

    8. ETKİNLİK
    Bir eseri iyi ve kötü yönleriyle ortaya koyan; eseri konu, anlatım biçimi, olay örgüsü, simgeler, üslup, şiirin anlamı, ve şekil özellikleri eleştirini yapısını oluşturan özelliklerdir bakımından inceleyen eleştiri türüdür.

    9. ETKİNLİK
    Yazarın öznel olduğu ve eleştirmenin bir okuyucu olarak yaptığı eleştiri türüdür.

    10. ETKİNLİK
    Konularına göre eleştiriler şunlardır:
    a. Okura dönük eleştiri
    b. Sanatçıya dönük eleştiri
    c. Topluma dönük eleştiri
    d. Esere dönük eleştiri

    11. ETKİNLİK

    Eleştirmenin Tavır ve Tutumlarına Göre Eleştiriler:

    A) Öznel Eleştiri
    Okura dönük eleştiri
    Sanatçıya dönük eleştiri
    Özellikleri:
    Eleştirmenin kendi zevk ve ölçütlerine göre yaptığı eleştiri türüdür. Genellikle öznel yargılar yer alır.

    B) Nesnel Eleştiri:
    Topluma dönük eleştiri
    Esere dönük eleştiri
    Özellikleri:
    Eleştirmenin kişisel yargılardan kaçındığı eleştiri türüdür. Amaç nesnel olmaktır.

    12. ETKİNLİK
    Vardır. Örnek Orhan BURİAN’ın eleştirisi.

    ANLAMA YORUMLAMA

    1- Eleştirmenin bir sanat eserini eleştirirken eserin yazıldığı dönemin güzellik, gerçeklik, bütünlük, olgunluk ve sadelik gibi kriterler dikkate alınmazsa eleştiri sağlıksız olur.

    13. ETKİNLİK
    Sanatçı toplumun içinden çıkar, sanatçını verdiği eser okura ve dolayısıyla topluma mal olur.

    14. ETKİNLİK

    TEK HECE

    Var mı beni içinizde tanıyan?
    Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
    Kalmasa da şöhretimi duymayan,
    Kimliğimi tarif etmek zor benim…

    Bülbül benim lisanımla ötüştü.
    Bir gül için can evinden tutuştu.
    Yüreğine Toroslar’dan çığ düştü.
    Yangınımı söndürmedi kar benim…

    Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
    Benimle değişti talihi bahtı,
    Yerle bir eylerim tac ile tahtı,
    Akıl almaz hünerlerim var benim…

    Kamil iken cahil ettim alimi,
    Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
    Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
    Her oyunu bozan gizli zor benim…

    Yeryüzünde ben ürettim veremi.
    Lokman Hekim bulamadı çaremi.
    Aslı için kül eyledim Kerem’i.
    İbrahim’in atıldığı kor benim…

    Sebep bazı Leyla, bazı Şirin’di.
    Hatrım için yüce dağlar delindi.
    Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
    Kuvvet benim, kudret benim, fer benim…

    İlahimle Mevlana’yı döndürdüm.
    Yunus’umla öfkeleri dindirdim.
    Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
    Mevla’danım, hayır benim, şer benim…

    Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
    Görünmezim cismim de yok, resmim de
    Dil üzmezim, tek hece var ismimde
    Barınağım gönül denen yer benim

    Benim için yaratıldı Muhammed
    Benim için yağdırıldı o rahmet
    Evliyanın sözündeki muhabbet
    Embiyanın yüzündeki nur benim
    Cemal Safi

    (ZEBUN: Güçsüz, zayıf, âciz) ( zebun etmek: güçsüz bırakmak, zavallı duruma düşürmek veya getirmek.) “Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek.”- Yavuz Sultan Selim.

    TEK HECE ŞİİRİNİN ELEŞTİRİSİ
    1938 yılında Samsun’da doğdu İlk ve ortaöğrenimini orada tamamladı. Şiire ilgisi küçük yaşlarda başladı. Ancak 40 yaşına dek fazlaca dışa açılmadı.
    1978 yılından değişik çevrelerde duyulmaya başladı. Başta sevgi olmak üzere hemen her konuda şiir yazmaktadır. Ayrıca taşlamaları geniş çevrelerde bilinip okunmaktadır.
    Şiirlerinin yaklaşık 40 tanesi Orhan Gencebay tarafından olmak üzere 150 kadarı bestelendi. Bunlardan Rüyalarım Olmasa ve Vurgun adlı şiirleriyle 1990 ve 1991’de yılın şairi seçildi.
    Her yıl Akçay Şairler ve Bestekarlar Şenliğini düzenleyerek şiire olan katkısını sürdürmektedir.
    Şiirlerinin bir bölümünü topladığı, Vurgun (1978), Sende Kalmış (2000) ve Kıyamete Kırk Kala (2002) adlı kitapları yayımlandı.‘’Var mı beni tanıyan’’ dizesiyle başlaması ve ben merkezli bir üslup kullanması ilk başta beni şaşırtmış ve eser hakkında ön yargılı olumsuz bir düşünceye sürüklemiştir fakat şiirin tamamını gözden geçirdikten sonra hem yanıldığımı anlayıp utanmış, hem de şairin dil ve üslubundaki ustalığı fark ettim.
    Birçok kişinin gücüne ve varlığına inanmadığı ‘’aşk’’ tüm gerçekleriyle ele alan şair aynı zamanda şiirinde:
    Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
    Lokman Hekim bulamadı çaremi.
    Aslı icin kül eyledim Kerem’i.
    İbrahim’in atıldığı kor benim…
    Sebep bazı Leyla, bazı Şirin’di.
    Hatrım için yüce dağlar delindi.
    Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
    İlahimle Mevlana’yı döndürdüm.
    Yunus’umla öfkeleri dindirdim.
    Benim için yaratıldı Muhammed
    dizelerinde tarihi olay kişi ve kesitlere yer vermiştir. Böylelikle telmih sanatını bolca kullanmıştır. Bu sanatın yanında şair
    Var mı beni içinizde tanıyan?
    dizesinde istifham ( soru sorma) sanatından,
    Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
    Yangınımı söndürmedi kar benim…
    Her oyunu bozan gizli zor benim…
    Kuvvet benim, kudret benim, fer benim…
    Mevla’danım, hayır benim, şer benim…
    Evliyanın sözündeki muhabbet
    Embiyanın yüzündeki nur benim
    Dizelerinde benzetme (teşbih) sanatından
    Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
    Benimle değişti talihi bahtı,
    Yerle bir eylerim tac ile tahtı,
    Kuvvet benim, kudret benim, fer benim…
    Evliyanın sözündeki muhabbet
    Embiyanın yüzündeki nur benim
    dizelerinde tenasüp sanatı
    Kamil iken cahil ettim alimi,
    Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
    dizelerinde ise tezat sanatından yararlanılmıştır. Şair şiirinde bu sanatlardan yararlanarak içeriği zenginleştirmeyi de ihmal etmemiştir.
    Şiir,11’li hece ölçüsüyle ve abab cccb dddb … uyak düzeniyle yazılarak ilahi türüyle bütünleştirilmiştir.
    Şairin dili anlaşır, yabancı kelimelerden uzak ve oldukça akıcıdır.
    Şair; anlatılması zor, tarif edilmesi kolay olmayan bir duyguyu, o duygunun yerine geçerek bir çok kişinin yapamadığı ve yapamayacağı bir somutlamayı başarmış ‘’ilahi aşk’’ konusunu en güzel şekilde işlemiştir. Ancak şair bazen kendisinden ilahi aşk bazende Allah’ın kendisi olarak bahsetmiş. Bu durumda şairin tekniğini geliştirmesi gerektiğini düşündürmektedir.

    Nur ŞALIŞ
    HINIS ÇPL 11-TM SINIFI ÖĞRENCİSİ
    Yukarıdaki eleştiri esere dönük eleştiridir.

    15. ETKİNLİK

    ÇEVRE KİRLİLİĞİ
    Büyük bir hızla geliştiğini gösteren çevre kirliliği insanlar ve doğa üzerine çok büyük olumsuzluklar göstermektedir. Hayatımızı olumsuz yönde etkileyen bu çevre kirliliğinin sebebi de yine biz insanlarız. Nedense bunu yaptığımız halde hiçbir zaman kendimizi suçlamıyoruz.

    Doğa felaketlerine yol açan çevre kirliliği hızla artmasına karşın biz insanlar u kirliliğin farkında bile değiliz. Oysaki bu felaketin meydana gelmesinde en önemli neden yine biziz. Neden artık bunu umursamıyor ki insanlar? Bu felaketle yüz yüze geldiğimizde de sebebini sadece doğa olduğunu düşünüyoruz. Öyle değil mi?
    Bu çevre kirliliğinin sebebi biz insanlarız. Ancak büyük felaketle mi karşı karşıya geldiğimizde mi aklımız başımıza gelecek.

    Şengül BİNGÖL
    HINIS ÇPL 11-TM SINIFI ÖĞRENCİSİ

    HERKES ŞAİR OLAMAZ
    Herkes kendini şair sanır
    Bir iki dize birleştirerek
    Bunlar büyük ölçüde aldanır
    Vakitlerini böyle geçiştirerek

    Vakit harcamaktan başka
    Hiçbir işi yok bunların
    Ne sevgiye verirler ne de aşka
    Hiçbir şey bildiği yok bunların

    Boş bir hayale kapılmışlar
    Şairlik bunların ruhlarında yok
    Şairiz diye maalesef yanılırlar
    Eğer böyleyse şairlik, şairlik

    Şairlik iki üç dize birleştirmekse
    Herkes şairliğini ilan etsin
    Eğer şairlik içten gelecekse
    Şiir yazmaya önem versin

    Size buradan sesleniyorum
    Şair olmaya kalkışmayın
    İki üç dize birleştirip
    Şairlerle yarışmayın

    Rıdvan ÇETİNKAYA
    HINIS ÇPL 11-TM SINIFI ÖĞRENCİSİ

    O MENFAAT OLMASAYDI
    Birbirlerine zarar verip dururlar
    Birbirlerini bir hiç uğruna vurup dururlar
    Hayatın her safhasında yorulurlar
    O menfaat olmasaydı

    Kalp kırmayı basit sanırlar
    Dünya menfaatini mutluluk sayarlar
    Her zaman bunlar yanılırlar
    O menfaat olmasaydı

    Bir hiçe baş koymuşlar hepsi
    Hiç göz önüne almıyorlar kalpteki sonsuz hapsi
    Hepsi basit maddeden yapılmış bir tepsi
    Menfaat peşinden yuvarlanırlar

    Hiçbirisinin de sevgisi kalmamış kalplerinde
    Birbirini kaybediyorlar her seferinde
    Şimdi herkesin en büyük neferinde
    Ah o menfaat olmasaydı

    Ümre EREN
    HINIS ÇPL 11-TM SINIFI ÖĞRENCİSİ

    16. ETKİNLİK

    Bakınız: 1. etkinlik

    ÖLÇME DEĞERLENDİRME

    1- … sanatçıya dönük eleştiri…
    … nesnel ve öznel …
    … eleştiri…
    2- (D)
    (D)
    (Y)
    (D)
    3- Yanıt: B
    4- Yanıt: A
    5- Yanıt: E
    6- Yanıt: E
    7- Yanıt: E

    ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
    1- Mektup…
    2- … muhabir…
    … Tercüman-› Ahval Mukaddimesi’dir.
    …esere dönük eleştiri…
    3- (D)
    (Y)
    (D)
    (Y)
    (Y)
    (D)
    4- C
    5- E
    6- A
    7- E
    8- B
    9- C
    10- E
    11- E
    12- B
    13- A
    14- C
    15- E
    16- B
    17- D
    18- C
    19- B
    20- B
    21- E
    22- D
    23- A
    24- A
    25- A
    26- A
    27- A
    28- A
    29- C
    30- B
    31- E
    32- E
    33- E
    34- D
    35- B
    36- E
    37- C
    38- C
    39- D
    40- E
    41- E
    42- D
    43- A
    44- B
    45- D
    46- A

    SAYFA 141

    RÖPÖRTAJ

    HAZIRLIK

    1. İnsanoğlu meraklı bir canlıdır. Ve kullandığı eşyaların yapılış evrelerini merak eder.
    2. Röportaj: 1.Konusu bir soruşturma, araştırma olan gazete veya dergi yazısı. 2. Radyo ve televizyon habercisinin araştırma ve soruşturma sonucunda hazırlamış olduğu program, mülakat.
    Derin Haber: İyice incelenmiş, araştırılmış haber.

    1. ETKİNLİK

    RÖPORTAJ ÖRNEĞİ
    Bu oyununuzu alışılmış müzikallerden ayıran özellikler neler?
    Alışılmışlıktan kastiniz Amerikan modeli müzikallerse, hemen söyliyeyim ki, bu tarza karşı ne ilgim, ne de sempatim var. İlerde olacağını da hiç sanmam. Biz bambaşka bir yolun yolcusuyuz. Keşanlı Ali Destanı ile yepyeni bir halk tiyatrosu üslûbuna gitmeyi deniyoruz. Amacımız akşam yemeğinden sonra hazmı kolaylaştıran bir eğlence sağlamak değil. Söyleyeceğini güldürü kılığında söyleyen, seyirciyi tedirgin eden aktif bir uyarı tiyatrosu.

    Keşanlı Ali Destanı’nın kahramanları hayattan mı alınmadır?
    1960′ta ünlü bir kondu efesinin vurulması beni çok ilgilendirmişti. Yerinde incelemeler yaptım. Olayın kahramanları ile aileleri ile görüştüm. Arkadaşım Mehmet Kemal’in aracılığı ile tanıkları buldum. Konuştum. Oyunun hareket noktası o olay oldu. Ama oyundaki Keşanlı Ali daha çok da kendi fantazimin ürünüdür. Deli Bozuk Zilha, 1962′de Keşanlı Ali tipi kabare tiyatrosunda Gültepe No.8 adlı şansonla sunduğum gecekondulu kızın gelişmiş bir portresidir. Helâcı Şerif Abla ise on beş y ıl önce yayınlanan Bayanlar 00 hikâyemin kahramanı.

    Oyununuzu yazarken, gecekondu çevreleriyle ilgiler kurdunuz mu?
    Gecekondu bölgelerine karşı ilgim ve sevgim yeni değil. Altındağ’ı, Taşlıtarla’yı çoğu dostum benim aracılığımla tanımışlardır. Kondulara ait gazete haberlerini, onlar üzerine iktisadî raporları ilgi ile izlerim. Gecekonduları sade canayakın insanlardan ötürü değil, ayrıca toplumumuzun küçük çapta bir maketi saydığım için de çok ilginç buluyorum.
    Konuşan: Ayhan Sümer
    Açıköğretim Sistemi

    RÖPORTAJ ÖRNEĞİ
    TEMA Vakfı
    08.01.2006 13:32:20
    Gönüllü bir organizasyon TEMA, bize sunulmuş doğa güzelliklerimizi korumakta onlardan daha iyisi yok ülkemizde… Organizasyonun yapısı, içeriği, aktiviteleri ve çalışanlarının kişisel gelişimlerine verdikleri önem üzerine, TEMA Eğitim Bölüm Başkanı Sayın Celal Ergün ile görüştük.
    Tüm TEMA gönüllülerine sosyal sorumluluk anlamında yaptıkları çalışmalardan dolayı sonsuz teşekkürler…
    Röportaj: Pınar KULALI
    Celal Bey, okuyucularımıza kendinizden ve TEMA’da aldığınız görevinizden biraz bahseder misiniz?
    1996 yılı sonundan itibaren TEMAVakfında görev yapmaktayım. 1997 Temmuz ayından itibaren de Eğitim Bölüm Başkanlığını yürütmekteyim. TEMA Vakfı’nda Eğitim Stratejisi; eğitim hedefine ulaşmada elde mevcut ve elde edilmesi mümkün tüm kaynakları uygun, sistemli ve etkili bir biçimde kullanma prensibine dayanmaktadır.
    Vakıf, bu doğrultuda, çeşitli kurum ve kuruluşlarla eğitim iş birliği yaparak, eğitim etkinlikleri düzenleyerek, bunları yayınlar ve eğitim materyali geliştirerek desteklemektedir.
    Eğitim Bölümünün Görevleri:
    • Vakfın amacını gerçekleştirmek için gerekli eğitim hedeşerini ve stratejisini belirlemek.
    • TEMA Vakfının eğitim faaliyetlerini yönlendirmek
    • Kurum ve kuruluşlarla eğitim iş birliği yapmak, bu faaliyetlerinin genel esaslarını tespit etmek, yürütülmesini ve geliştirilmesini takip etmek.
    • Eğitim seminerleri, konferanslar gibi eğitim faaliyetlerini planlamak
    • Eğiticileri eğitmek, eğiticileri ve uzmanları planlamak
    • Doğa ve erozyon eğitim kamplarını planlamak ve icra etmek
    • Eğitim projeleri geliştirmek
    • Eğitim sonuçları değerlendirmesi yapmak için anketler hazırlamak, bu anketleri değerlendirmek ve arşivini oluşturmak.
    • Eğitim katılımcı bilgilerini hazırlamak ve arşivini oluşturmak.
    • Eğitim bütçesini hazırlamak.
    • Dışarıdan gelen eğitim bilgi taleplerini karşılamak
    • TEMA Yayınları’nın hazırlanması ve basımı
    • Yazar ve çizerlerle telif protokolleri hazırlamak
    • Kurum ve şahıslarla yayın telif sözleşmesi yapmak
    • Eğitim materyali üretimi
    • Teknik danışma kurulu üyeleri listelerini oluşturma ve güncellemek.
    • Danışma toplantıları planlaması yapmak
    • TEMAWeb sitesinin geliştirilmesi ve güncellenmesi
    • Belge-Bilgi Merkezi çalışmaları
    • Sergi faaliyetlerini düzenlemek ve koordine etmek
    TEMA, sosyal sorumluluk açısından gençlere nasıl bir misyon yüklemektedir?
    Kuruluş amacından bahseder misiniz?
    TEMA Vakfı, 11 Eylül 1992 tarihinde Birleşmiş Milletler Çevre Ödülü sahibi Hayrettin KARACA ve iş adamı Nihat GÖKYİĞİT tarafından kurulmuştur.
    TEMA Vakfının Amacı: Erozyon, çoraklaşma, çölleşme, yanlış arazi kullanımı, doğuracağı sonuçlar ve alınacak önlemler ile biyolojik çeşitlilik, toprak, su ve diğer doğal varlıkların korunması, verimli kılınması ile ilgili konuları halkımıza anlatarak bilgilendirmek ve bilinçlendirmek, böylece oluşturulacak bilinçli ve güçlü kamuoyunun desteği ve baskısı ile hükümetleri bu konularda gerçekçi ve uygulanabilir önlemler almaya ve uygulamaya teşvik etmektir.
    TEMA Vakfının Hedefi: Ülkemizi yöneten ve yönetecek olan siyasi güçleri, erozyon sorununa çare bulmadan iktidar olamayacaklarına inandıracak kadar güçlü bir kamuoyu oluşturmaktır.
    Bu amaç ve hedef doğrultusunda yalnız gençlerimize değil tüm topluma bilinçli bir baskı grubu oluşturma misyonu yüklenmektedir. Bu misyon üç kelime ile özetlenebilir:
    Bilgi – İlgi – Tepki
    Kimler TEMA’ya üye olabilir ve şartları nelerdir?
    Her şeyden önce bir vakıfız. Üyelik yok gönüllülük var. Gönüllük konusunda ayrıntılı bilgiyi www.tema.org.tr’den edinebilirsiniz.
    TEMA, Eğitim Bölümünün çalışmaları ve faaliyetleri ile ilgili bilgi verebilir
    misiniz?
    Eğitim Bölümü; Eğitim Bölümü Başkanı, Program Geliştirme ve Yayın Uzmanı,
    Materyal Geliştirme Uzmanı, Eğitim Etkinlikleri Uzmanı ve Belge Bilgi Merkezi
    (BBM) Sorumlusu olmak üzere 5 kişilik profesyonel bir kadro ile çalışmaktadır. Ayrıca, çeşitli seminer, konferans, panel vb. etkinlikler için yapılan planlamaya göre bir araya gelen üniversitelerdeki öğretim üyeleri ile, emekli olmuş öğretim üyelerinden
    (19 Profesör, 4 Doçent, 7 Yardımcı Doçent, 2 Doktor, 1 Araştırma görevlisi) oluşan bir öğretim kadrosu bulunmaktadır.
    TEMA Vakfında eğitimin hedefi; erozyon, çoraklaşma, çölleşme ve yanlış arazi kullanımının sebep ve sonuçları, alınacak önlemler, toprağın ve doğal varlıkların korunması hususlarında bilinçli ve güçlü bir kamuoyu oluşturmaktır. Bu bilinçli toplumun; toprağın, ormanlar, meralar ve tarım alanlarının önemini bilen ve onları koruyan, erozyon, çoraklaşma, çölleşme, yanlış arazi kullanımı ve bunların doğuracağı olumsuz sonuçlar konusunda bilgili, her türlü canlıyı (biyo çeşitliliği) koruyan, bitkilendirme konusunda duyarlı ve aktif, çevre koruma bilincine sahip, tutum ve davranışları ile örnek, sorumlu vatandaşlık bilinci gelişmiş bireylerden oluşması hedeflenmektedir.
    Vakıf, bu doğrultuda, eğitim etkinlikleri düzenleyerek, çeşitli kurum ve kuruluşlarla eğitim iş birliği yaparak, bunları yayınlar ve eğitim materyali geliştirerek desteklemektedir.
    Eğitim iş birlikleri; eğiticilerin eğitimi kapsamındaki çalışmaları kurumlarla eş güdümlü yürütmek amacıyla; başta Milli Eğitim Bakanlığı ve Silahlı Kuvvetler olmak üzere İçişleri Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve üniversiteler gibi çeşitli kurumlarla eğitim iş birliği yapılmaktadır.
    Genelde ne tip etkinlikler yapılmaktadır?
    Eğitim etkinlikleri üzerinde çok fazla durmaktayız.
    Erozyon Eğitim Seminerleri; erozyon eğitimini geniş kitlelere ulaştırmak ve bu konuda bilgi edinmek ve çevresini de bilgilendirmek isteyen gönüllülerimize eğitim vermek amacıyla çeşitli illerde halka açık iki gün süreli Erozyon Eğitim Seminerleri düzenlenmiştir.
    Bu güne kadar erozyon eğitim seminerlerine 6.465 kişi katılmıştır.
    Doğa ve Erozyon Eğitim Kampları ( Yaz Okulu); TEMA Vakfınca erozyon, doğurduğu sonuçlar ve alınacak önlemler konusu ile doğal varlıkları tanıtarak korunmasını sağlamak, arazide uygulamalı ve görsel eğitim vermek, eğitim sonunda katılımcıların çevrelerinde bilgilendirme yapmalarına imkân sağlayacak nitelikleri kazandırmak amacıyla; her yıl TEMMUZ ve AĞUSTOS aylarında “Doğa ve Erozyon Eğitim Kampı (Yaz Okulu)” düzenlenmektedir. Kamplara TEMA temsilcileri (TT) ve yardımcıları, TEMA Eğitmenleri, öğretmenler, izci liderleri, din görevlileri, tarım danışmanları, Genç TEMA Teşkilatı, üniversite öğrencileri, Yavru TEMA Teşkilatı katılmaktadır.1997–2005 yılı Doğa ve Erozyon Eğitim Kampına 2.722 kişi katılmıştır.
    Konferans, Panel ve Sohbet Toplantıları; TEMA Gönüllü Temsilciliklerince 1996-2005 yıllarında, çeşitli kurumlarda, özel kuruluşlarda, okullarda, üniversitelerde ve halkımıza konferanslar, paneller ve sohbet toplantıları düzenlenmiştir. Bu etkinliklere 2.500.000 kişi katılmıştır.
    TEMA, reklâm amaçlı hangi basılı materyalleri kullanmaktadır?
    TEMA Vakfı bilgi toplumu olma çabalarına katkıda bulunmak amacıyla; mücadele konularında ve çeşitli çevre konularında çeşitli yayınları kamuoyunun istifadesine sunmuştur (50 kitap). TÜBİTAK ve TEMA Vakfı arasında gerçekleştirilen iş birliği ile 7 kitap yayınlanmıştır. TEMA Vakfı Çocuk Kitapları olarak 12 kitap yayınlanmıştır. 2004 yılı itibarıyla toplam yayın sayısı 69’a ulaşmıştır.
    TEMA Vakfınca farklı konulardaki sunumların, doküman ve belgelerin, belgesel filmlerin yer aldığı eğitim CD’leri üretilmektedir. Mücadele konularımız ile çeşitli çevre konularındaki birçok bilgiyi kapsayan eğitim CD’leri çeşitli eğitimlerimize katılan katılımcıların ve araştırmacıların yararlanması için verilmektedir. Eğitim CD’si 2000 yılında 3.000 adet basılmış ve yeni konular eklenerek ve güncellemeler yapılarak 2002 yılında 3000 adet, 2004 ve 2005 yıllarında da 2000 adet daha CD çoğaltılarak dağıtılmıştır. 2006 yılı için eğitim CD’si Nisan ayında basılmıştır.
    Eğitim CD’si 2 adet olarak üretilmiştir. CD’lerden birinde yalnızca Aral ve Macahel Belgeselleri diğerinde ise çeşitli konulardaki sunumlar, dokümanlar, TEMA Vakfı Yayınları yer almaktadır.
    Celal Bey, size göre TEMA’nın temel değerlerinden biri olan ‘ Gönüllülük ilkesi’ bireylerin kişisel gelişimlerinde nasıl bir önem taşımaktadır?
    Çağdaş toplumlarda devlet kontrol eder, yönetimi ve düzeni sağlar. İş dünyası eşya ve hizmet üretir ve amacı kârdır. Kâr amaçsız kuruluşlar ise insanı ve dolayısıyla toplumu değiştirir, hedefleri sadece budur. Kâr amaçsız kuruluşlar sorumlu vatandaşlık bilincinin, kalitenin ve çağdaş demokrasinin temeli ve teminatıdır.
    ABD’nde her iki vatandaştan bir tanesi haftada en az üç saat bu kuruluşlarda çalışmaktadır ve ülkenin gayri safi milli hâsılasının %3’ünü bu kuruluşlar oluşturmaktadır.
    Dünyadaki pek çok sorunun çözümünde, devletlerin ve milletlerarası kuruluşların çabalarının yeterli olmadığı görülmüş ve bu alanlarda, devletin dışında, vatandaşlar tarafından kurulup gönüllülük esasına göre çalışan örgütlerin çok önemli roller oynayabilecekleri anlaşılmıştır. Bu rollerin en başında ulusal ve uluslararası arenalarda, yöneticilerin ve resmi karar merciindekilerin çeşitli nedenlerle dikkate almadıkları ya da alamadıkları gelişmeyle doğrudan bağlantılı bazı konuların, toplumların ve bu kişilerin dikkatine sunulması işlevi gelmektedir.
    Küreselleşen dünyada, STK’ların durumu “ağ’lar toplumu” oluşturmak için önemlidir. Örneğin ekoloji sorunu ulus devlet yaklaşımı ile çözülemez. Sorun evrenseldir. Öyleyse ağ’lar toplumu olmak durumundayız. Dünyadaki tüm halklarla birlikte, düzenleyerek, değişerek, sosyal hareketler oluşturarak örgütlenmek gerekmektedir.
    Bu örgütlenme STK demektir. Gönüllülük yasal olmanın temelidir. Bireyler kendi özel yaşamlarında elde ettikleri kaynakları kamuya yarar sağlamak için kullanabilirler veya bunu yapmayıp bu kaynakları kendi özel ihtiyaçlarında kullanabilirler. Bu kişisel bir tercihtir. Kişi kendi düşünce yapısına bağlı olarak, tercihini yasalar çerçevesi içinde kalmak koşuluyla kullanmakta serbesttir. Kimse kimseye neden gönüllü bir iş yapıyorsun diyemez. Devlet de diyemez. STK’ları, gönüllü hizmet veren idealist insanların varlığı ile bir anlam bulur ve başarıya ulaşır. Bunlara bir örnekte Vakfımıza TEMA Temsilcilerinin ve Gönüllü Sorumlularının katkılarıdır.
    Okuyucularımızla özellikle ‘ eğitim ve önemi ‘ ile ilgili paylaşmak istedikleriniz nelerdir?
    Çevre sorunları temelde insan ve toplum kaynaklı olup, bu sorunların ortaya çıkmasında insanın tutum ve davranışları etkili olmaktadır. Bu tutum ve davranışları insanın sahip olduğu değer yargıları yönetmektedir. Toplumumuz dikkate alındığında görülür ki doğal kaynaklara ilişkin değer yargılarımız dolayısıyla tutum ve davranışlarımız “kısa dönemli çıkar” ve “doğrudan çıkar” sağlama üzerine kurulmuştur. Uzun dönemli ve dolaylı çıkarlar pek dikkate alınmamaktadır. Böyle değer yargıları “halk” için olduğu kadar “aydın” kesim için de geçerlidir. Halkla siyasiler arasında kısa dönemli ve oy temeline dayalı çıkar ilişkisi geçerli olduğundan halkın ve yönetimin değer yargıları olumsuz bir noktada buluşmuştur. Bu bakımdan doğal kaynakların akılcı, ödünsüz ve uzun dönemli bilinç çerçevesinde kullanımı konusunda “toplumsal ve siyasi irade zayıflığı” ortaya çıkmıştır. Başka bir deyişle doğal kaynakları kullanırken yapılan yanlışlıkların giderilmesi yolunda ne halkta yeterli bir talep ne de yönetimde yeterli bir hareket vardır. Kuşkusuz demokrasimiz gelişip sivil toplum örgütlerinin etkinlikleri arttıkça ve “bilgi toplumu” niteliği kazanıldıkça bu tablo da değişecektir.
    Bilgi toplumu olabilmenin en önemli unsuru, kuşkusuz olarak eğitimdir. Çünkü bu, temelde insanın doğaya bakışı, doğayla olan ilişkisi kısacası yaşam tarzı ile doğrudan ilgilidir. Bu yönde gerekli olabilecek tutum ve davranış değişikleri ise ancak sistemli ve etkili bir eğitim desteği ile çabuklaştırılabilir ve gerçekleştirilebilir.
    http://egitim.milliyet.com.tr/roportajlar

    Röportaj soru cevaptan oluşmaktadır ve TEMA hakkında bilgi vermek amacıyla yapılmıştır.

    2. ETKİNLİK

    Ropörtaj Türünün Özellikleri
    (Tarihi Gelişimi ve Temsilcileri)
    Röportaj, gazete ve dergilerde yayımlanın yazı türlerinden biridir. Öğretici yazı türüdür. Bir olay, bir durum; yerinde gezip görülerek, olayla ya da durumla ilgili değişik kişilerle konuşularak, soruşturularak yazılır.

    Röportaj hem gezi yazılarının hem makalenin özelliklerini taşır. Makale gibi dayandığı sağlam bir düşünceyi, bir tez vardır. Yazar; sorunu yerinde inceleyerek, gezip görerek, halkla, varsa mağdurla ve yetkili kişilerle konuşarak; fotoğraf, belge, istatistik bilgiler… gibi bilgilerle destekleyerek okuyucunun bilgisine sunar. En çok kamuoyu toplayan gazete yazısıdır. Çok yönlü anlatım olanakları vardır. Bu yönüyle diğer düşünce yazılarından zengindir. Uzunluğu çoğu zaman makaleden çoktur. Bazen bir röportaj yazısı gazetenin iç sayfalarından birinde dizi halinde günlerce yayınlanır. Okuyucunun sıkılmadan, merakla, okuduğu bir yazı bir türüdür.

    Röportaj yazmak çok önemlidir. Bu nedenle de röportaj yazarının toplumsal sorumluluğu diğer yazarlardan daha çoktur. Röportaj yazarlığı ayrı bir ustalığı ve yan alan becerilerini gerektirir. Yazar evindeki köşesine çekilip yazmaz yazdıklarını. Röportaj yazarı eline ayağına çabuk olmak zorundadır. Yazar bir yandan evinde çalışırken bir yandan kütüphanede, arşivde, devlet dairesinde, iş yerlerinde araştırma yapacak; diğer yandan da olay yerinde incelemeler yapacaktır. Hem fotoğrafçı titizliği ile çalışacak; hem de yerine göre kimi zaman sevecenlikle, kimi zaman ısrarlı ama hiçbir zaman sırnaşık ve terbiyesiz olmadan, haddini bilerek, insan haklarını da çiğnemeden soruşturma yapacaktır. Bütün bunların yanında röportaj yazarı, okuyucu ile bağını koparmamak zorundadır.

    Röportaj türünün belirleyici özellikleri nelerdir?
    • Röportaj da düşünsel plânla yazılır.
    • İşlenen konu; toplumsal, sanatsal olay ya da olgu olmalıdır.
    • Yazar anlattıklarının doğruluğunu; konuşma, bilgi toplama ve fotoğraflarla desteklemeli, anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlattığı, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.
    • Röportaj yazarı; açıklayıcı anlatım, öyküleyici anlatım, betimleyici anlatım ve tartışmalı anlatım gibi bütün anlatım yollarından yararlanır. Okuyucuya konunun önemini kavratabilmek için örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi nesnel verilerden de yararlanmalıdır.
    • Röportaj yazıları zamanla tarihsel belge olabilir.
    • Fotoğraf ya da belge kullanılabilir.

    Bazı röportajlar, yüz yüze yapılabildiği gibi bazısı da yazılı soruların verilip cevapların daha sonra yazılı olarak alınması şeklinde de olabilir.
    Röportajlar genellikle soru cevap tarzında olur. Ancak bazı yazarlar röportajı hikâye kurgusu ve üslûbu içinde vermeyi tercih ederler. Metin içerisinde kendi duygu, düşünce ve izlenimlerini de aktarırlar. Çoğu röportaj, gezi yazısıyla iç içe sunulmaktadır. Gazeteciler, ülke içinde başka şehir ya da ülke dışında başka ülkelere gazetecilik çalışması için gittiklerinde oralarda yaptıkları röportajları ve gezi izlenimlerini birlikte, aynı kurgu içinde kaleme almaktadırlar.

    Türk edebiyatında röportaj türünün ilk örneklerini Evliya Çelebi vermiştir. Modern anlamda ise Ruşen Eşref Ünaydın’ın Diyorlar ki (1918); adlı çalışması bu türde verilmiş ilk örnek arasındadır. Bunun dışında diğer bazı röportajlar şunlardır: Hikmet Feridun Es, Bugün de Diyorlar ki (1932), Mustafa Baydar, Edebiyatçılarımız Ne Diyorlar (1960); Gavsi Ozansoy, 40 Yıl Sonra Diyorlar ki (1962); Tahir Kutsi, İç Göç (1964); Halil Aytekin, Doğuda Kıtlık Vardı (1965); Abdi İpekçi, Liderler Diyor ki (1969); Yaşar Kemal, Bu Diyar Baştan Başa (1971); Fikret Otyam, Gide Gide 10 (1969); Yaşar Nabi Nayır, Edebiyatçılarımız Konuşuyor (1976, konuşmalar değişik kişiler tarafından yapılmıştır.); İsmail Parlatırİnci Enginün Orhan Okay Zeynep Kerman Kâzım Yetiş Necat Birinci, Röportajlar (1997).

    Türkiye gazetelerinde röportaj çalışmaları yayımlanan başlıca gazeteciler arasında şunları sayabiliriz: Fikret Otyam, Yaşar Kemal, Vasfiye Özkoçak, Füsun Özbilgen, Leyla Umar, Nuriye Akman, Ayşe Arman, Fehmi Koru, Yazgülü Aldoğan, Hüsamettin Aslan.
    Aşağıda Haldun Taner’le yapılan bir röportajı görüyorsunuz:
    Keşanlı Ali Destanı’nı yazmaya sizi neler zorladı?
    Her yazarın bazı sevgili temaları oluyor. Mitosların kulis arkasını deşmek de beni en çok saran temalardan biri. Lûtfen Dokunmayın tarih plânında bir Baltacı hiyaneti efsanesinin tartışmasını yapıyordu. Keşanlı Ali Destanı ise gecekondu ortamında bir kahramanlık mitosunun parodisini yapıyor.

    İNCELEME

    (ARDANUÇ)

    1. Röportaj türünün belirleyici özellikleri şunlardır:
    • Röportaj da düşünsel plânla yazılır.
    • İşlenen konu; toplumsal, sanatsal olay ya da olgu olmalıdır.
    • Yazar anlattıklarının doğruluğunu; konuşma, bilgi toplama ve fotoğraflarla desteklemeli, anlattıklarını bir mantık çerçevesine oturtabilmelidir. Her anlattığı, önceki anlattıklarıyla çelişmemelidir.
    • Röportaj yazarı; açıklayıcı anlatım, öyküleyici anlatım, betimleyici anlatım ve tartışmalı anlatım gibi bütün anlatım yollarından yararlanır. Okuyucuya konunun önemini kavratabilmek için örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi nesnel verilerden de yararlanmalıdır.
    • Röportaj yazıları zamanla tarihsel belge olabilir.
    • Fotoğraf ya da belge kullanılabilir.

    Bazı röportajlar, yüz yüze yapılabildiği gibi bazısı da yazılı soruların verilip cevapların daha sonra yazılı olarak alınması şeklinde de olabilir.
    Röportajlar genellikle soru cevap tarzında olur. Ancak bazı yazarlar röportajı hikâye kurgusu ve üslûbu içinde vermeyi tercih ederler. Metin içerisinde kendi duygu, düşünce ve izlenimlerini de aktarırlar. Çoğu röportaj, gezi yazısıyla iç içe sunulmaktadır. Gazeteciler, ülke içinde başka şehir ya da ülke dışında başka ülkelere gazetecilik çalışması için gittiklerinde oralarda yaptıkları röportajları ve gezi izlenimlerini birlikte, aynı kurgu içinde kaleme almaktadırlar.

    2. İncelediğimiz röportajda Ardanuç; arazi yapısı, yolları, tabiatı, tarihi, tarihi eserleri, insanı, iklimi, ekonomisi, geçim kaynakları, sosyal ve kültürel etkinlikleri, gelenek, görenek, adetleri, ve folkloru ile ele alınmıştır.

    3. Yazar, röportajda anlattıklarını inandırıcı kılmak için halkın anlattıklarını nakletmekten, resimlerden ve örneklerden yararlanılmıştır.

    BİR ÇOCUK MASALI Gaz Lambaları

    Röportajda ‘’gaz lambası’’ lambanın günümüzdeki değeri, işlevi, tarihi, sekli gibi özellikleriyle ön plana çıkartılmıştır.
    Röportajda gaz lambası ile roman arasında ilgi kurulması ve gaz lambasının sihirbazlıkta kullanılması ile gaz lambası koleksiyonculu yapılması ilgimi çekmektedir.

    SAHNELERİN ‘ER’İ EROL GÜNAYDIN

    ‘’Erol Günaydın’’ röportajının yapılış amacı Erol Günaydın’› tanıtmak ve özelliklerini ortaya koymaktır.
    Yazar Erol Günaydın’ı seyircisinin gönlünde yer sahibi olmuş, tiyatroya gönül veren ve aileden gelen bir komedyen biri olarak görmektedir.

    3. ETKİNLİK

    KONULARINA GÖRE RÖPORTAJLAR
    a) Bir Yeri Konu Alan Röportaj
    Ardanuç
    Özellikleri: Röportajı yapılan yerin bütün özellikleri bilinmeli. Bu nedenle ilginç yönlerin film, ses kayıt ve fotoğraflarla belgelenmesi gerekir.
    b) Eşyayı konu alan röportajlar
    Gaz Lambaları
    Özellikleri: Haber konusu olan eşya, her yönüyle bilinmeli; dikkat çekecek ve okuyanları düşündürecek yönleriyle anlatılmalıdır.
    c) İnsanı konu alan röportajlar
    Sahnelerin ‘Er’i Erol Günaydın
    Özellikleri: Belli bir alanda üne kavuşmuş kişilerin özellikleri belirtilir.

    4. ETKİNLİK
    Sunuş Biçimlerine Göre Röportajlar
    İncelenen Röportaj Metinleri Alman Röportajı Amerikan Röportajı
    Ardanuç X
    Gaz Lambası X
    Erol Günaydın X

    İncelenen röportajlarda inandırıcılık kazandıran öğeler röportaj yapılan insanlar ve fotoğraflardır.
    Röportaj yazarı; açıklayıcı anlatım, öyküleyici anlatım, betimleyici anlatım ve tartışmalı anlatım gibi bütün anlatım yollarından yararlanır. Okuyucuya konunun önemini kavratabilmek için örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme gibi nesnel verilerden de yararlanmalıdır.
    Metinlerde dil genellikle göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    5. ETKİNLİK

    ‘’Gaz lambaları konusunu; hem yazar kimliği ile önemli başarılara imza atan, hem de yıllardır Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli ülkelerinden gaz lambaları toplayan Adalet Ağaoğlu ile görüştük.’’ cümlesinde anlatım bozukluğu vardır.
    Sebebi: Tamlayan ekinin fazlalığıdır.
    Düzgün şekli: ‘’Gaz lambaları konusunu; hem yazar kimliği ile önemli başarılara imza atan, hem de yıllardır Türkiye ve dünyanın çeşitli ülkelerinden gaz lambaları toplayan Adalet Ağaoğlu ile görüştük.’’

    ETKİNLİK
    BASİT SÖZCÜKLER: için, sefere, gene, olmadı, bu, kez, sis, bastı, ama, ona, rağmen, ötede, bir, çobanın, koyunlarını….
    TÜREMİŞ SÖZCÜKLER: İkinci, koyuluyoruz, ilerlerken, telaşlıca …

    ANLAMA YORUMLAMA

    1. – Röportaj yapan kişi, röportajında elde ettiği bilgilerle kendi görüş ve düşüncelerine de yer verilmeli.
    — Bu yazılar çeşitli ses kayıtları, belge ve fotoğraflarla tamamlanmalı. Röportaj yazarı, gördüklerinin fotoğraflarını da çekerek yazısına eklemeli.
    — Röportajda önemli olan, birçok kişinin gördüğü ve bildiği şeyleri ustaca dile getirmelidir.
    — Röportajcı, yalnızca gördükleriyle, izlenimleriyle yetinmemeli. Konuyla ilgili derinlemesine araştırma ve inceleme yapmalı, ilgililerin bilgisine başvurmalı.
    — Röportajcının amacı, konuyu çarpıtmadan belgesel olarak okuyucuya sunmak, okuyucuyu konunun içinde yaşatmak, kamuoyunu aydınlatmak olmalı.
    — Röportajlar, okuyucunun dikkatini çekecek ve onları bazı konularda düşündürecek biçimde düzenlenmeli.
    — Röportajlarda öğretici, açıklayıcı, kanıtlayıcı, betimleyici vb. anlatım türlerinden yararlanılmalıdır.

    2. Röportajlarda yorum vardır. Haber yazılarında yoktur. Her ikisi de gazete ve dergi yazılarıdır.

    SAYFA 154

    .Bir insanın hakkında yazılanlar objektif olmayabilir. ßu yüzden o insanla yüz yüze görüşmek daha etkilidir.
    2.Mülakat:Buluşmak,görüşmek,röportaj
    Mülakat Yapma: ßir kişinin bir konu veya sorunlarla ilgili görüşlerini almak.Mülakata katılmak.Görüşmeye katılmak
    Görüşme:Bir konu üzerindeki karşılıklı düşünceler ileri sürmek karşılıklı konuşup sohbet etmek
    Sayfa 164
    1.*Ünlü kişilere çeşitli yönleriyle tanıtmak veya toplumu ilgilendiren önemli bir konuyu aydınlatmak için ünlü kişi veya uzmanlarla yapılan görüşmelere mülakat denir.
    *Mülakatlarda duygu ve yorumlara yer verilmez.
    *Konuşulanlar dışına çıkılamaz.
    *Sade,anlaşılır bir dil kullanılır.
    *Metinde degişiklik yapılamaz.
    2.Alanında tanınmış kişilerle veya konun uzmanları ile mülakat yapılır.
    3.Mülakatta Selim ileri’ye eserleri ve yaşam hakkında sorular sorulmuştur.Dolayısıyla metnin konusu Selim ileri’dir. Bu konu toplumun tümünü değil sadece bir bölümünü ilgilndirir
    4.Selim ileri’ye sorulan sorular konunun açıklanmasında uygun ve yeterlidir.
    5.Mülakatlarda cevaplar aynen ve yorumlanmadan yayımlanır.Bu mülakatın ayrıcı bir özelliğidir.
    6.Mülakatı yapan kişinin konu ve mülakat yapılan kişi hakkında hazırlık yaptığı sordugu sorulardan bellidir ”siz” ”uzun bir kışın siyah cümleleri” ve ”kamelyasız kadınlarda çok ciddi araştırmaya dayalı bir çalışma sergilediniz”tespitinde oldugu gibi”.
    7.Mülakat yapılacak kişi önce eserleri sonra da isim olarak metin başlığında tanıtılıyor
    8.Mülakat yüz yüze degil de yazışma ile gerçekleşseydi içten ve samimi olmazdı.Ayrıca yüzyüze görüşmek karşıdaki insanı tanımak için daha etkili bir yoldur
    2.Etkinlik
    Gönderici:Mülakatı yapan kişi:Selim İleri
    İleti:Sorular ve cevaplar
    Kanal:Söz
    Alıcı:Selim ileri(mülakat yapan kişi)
    Dönüt:Cevaplar
    Bağlam:Mülakat

    3.ETKİNLİK
    Tanımdanda anlaşılacagı gibi 2 türlü mülakat vardır
    1.Ünlü kişileri tanıtan mülakat
    2.Önemli bir konuyu aydınlatan mülakat

    4.etkinlik
    Röportajlarda herhangi bir kişi ile görüşme mecburiyeti yoktur.Bu yüzden mülakatta iletişim ögeleri daha yalın olarak ortaya çıkar.

    9.Yazarın yazmaya başladığı önemli dönemi anlattığı bölümde öyküleyici anlatım,diger bölümlerde açıklayıcı,tartışmacı anlatım türleri kullanılmıştır.
    10.Dil,metinde ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanmıştır.
    5.Etkinlik
    Gerçek Anlamlı Kelimeler:Yaz,Fakülte,kitapçı
    Yan Anlamlı Kelimeler:Bağ,Çıkmak,Kaçırmak
    Mecaz Anlamlı Kelimeler:Vurulmak,Dalmak,Batmak
    *Gerçek anlamlı sözcükler farklı anlamalara gelecek şekilde kullanmak,farklı anlam ilgileri kurmak amacıyla mecaz ve yan anlamda kullanılır.
    6.Etkinlik
    ”Severek yazıyorum o yazıları,hatta bir tane daha yapmak istiyorum.”Cümlesinde ”yapmak” kelimesi yerine ”yazmak” ya da ”hazırlamak”kelimesi kullanılmalıdır.

    ANLAMA VE YORUMLAMA
    1.*Mülakat yapılacak kişiden randevu alması gerekir.
    *Görüşme esnasında ölçülü ve saygılı olmalıdır.
    *Karşısındfaki kişiyi konuşmaya ikna edebilecek beceriye sahip olmalıdır.
    2.Mülakat yapmak hem mülakat yapılan kişinin daha yakından tanınmasını hem de görüşülern konu hakkında uzmanından faydanılmsını saglar
    3.Mülakat yapan kişisini kültürü ve becerisiyle karşısındaki kişiyi konuşturabilecej yetenege sahip olmaı gerktirigini unutmayınız

    Ölçme Ve Değerlendirme
    1.Ruşen Eşref Ünaydın
    2.D,Y
    3.D
    4.A
    5.A

    11.sınıf Dil Ve Anlatım Tüm Cevapları (2011-2012)

    Sayfa 12 Hazırlık bölümünü siz kendinize göre yapıyorsunuz.

    Sayfa 2o / 2.Etkinlik

    Anlatmaya bağlı metinler : Çocuklar, Okyanuslarda yaşam ve Küçük Kızım Su’ya
    Göstermeye bağlı metinler : Oyunculuk Sınavı

    3.Etkinlik

    Metinleri anlatımına göre sınıflandırdım . .

    Anlatmaya ve göstermeye bağlı metinlerin Ortak özellikleri :

    - İnsana özgü bir gerçekliğin kurmacanın imkanlarıyla yorumlanması, dönüştürülmesi
    - Bir olay örgüsünde birleşip bütünleşerek bir araya gelen kişi, mekan, zaman gibi ögeler yardımıyla insana özgü soyut gerçekliğin somutlaştırılmasıdır.

    Anlatmaya ve göstermeye bağlı metinlerin Farklı özellikleri :

    Anlatma ve gösterme kelimeleriyle ifade edilen anlatma biçimlerindedir.

    Çocuklar:
    Yazılış Amacı : Okuyucuyu kendi kurduğu dünyaya çekmek.
    Gerçekliği: Kurmaca
    İşlevleri: Sanatsal

    Okyanuslarda Yaşam:
    Yazılış Amacı: Bilgi vermek amacıyla yazılmıştır.
    Gerçekliği: Gerçek
    İşlevleri: Bilimsel

    Oyunculuk Sınavı:
    Yazılış Amacı : Sahnelemek.
    Gerçekliği: Kurmaca

    İşlevleri: Sanatsal
    Sayfa 20: 2.Etkinlik
    Anlatmaya Bağlı Metinler: Küçük kızım Su’ya, Çocuklar, Okyanusda yaşam
    Göstermeye bağlı metinler: Oyunculuk sınavı

    2010 Yılı 11.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Ekoyay Yayınları) (Yeni Kitap) Sayfa 21: 3.Etkinlik
    Anlatmaya bağlı eserler ile göstermeye bağlı eserlerin benzerlik ve farklılıkları:

    Benzerlikleri:
    1. Her iki tür de bir olay çevresinde gelişir. Bu temel olayın etrafında daha küçük çapta gelişen olaylar yer alır.
    2. Her iki türde de insanların başlarından geçen ya da geçebilecek nitelikteki olaylar gösterilir.
    3. Olaylar belirli bir zaman diliminde geçer.
    4. Anlatılan olaylardan etkilenen insanlar ya da varlıklar vardır. Bunlara eserin kahramanları denir. En çok etkilenen varlığa eserin başkahramanı (başkişisi) denir.
    5. Olayın serim, düğüm ve çözüm bölümleri bulunur. Yani olayın bir başlangıcı, gelişmesi ve sonunda da çözümlenişi vardır.
    6. Ele alınan olayların anlaşılması için tasvirlere ya da dekorlara yer verilir.
    7. Metinlerin bir yazarı vardır.
    Farklılıkları:
    1. Anlatmaya bağlı türlerde olayın mutlaka bir anlatıcısı vardır. Bu anlatıcı olayı ilahî bakış açısıyla, kahramanın bakış açısıyla ya da gözlemci bakış açısıyla anlatır.
    2. Göstermeye bağlı eserlerde, sosyal hayatta karşılaşabileceğimiz olaylar sahnede gösterilir.
    3. Eserdeki olaylar aktör (erkek oyuncu), aktris (bayan oyuncu) adı verilen oyuncular tarafından canlandırılır. Sosyal yaşamın ve insan karakterinin eleştirisi yapılır.
    4. Bu iki tür arasında kullanılan dil ve anlatım biçimi de birbirinden farklıdır. Anlatmaya bağlı eserlerde uzun ve kurallı cümleler kullanılırken göstermeye bağlı eserlerde günlük konuşma dili kullanılır. Cümleler daha açık ve kısadır. Söylenen sözün izleyici tarafından anlaşılması beklenir, bunun için daha açık ve kısa cümleler kullanılır. Konuşma dilinin canlılığı sahnede yansıtılır.

    2010 Yılı 11.Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları (Ekoyay Yayınları) (Yeni Kitap) Sayfa 21 (4.Etkinlik) Cevapları
    4.ETkinlik Küçük kızım Su’ya adlı parça lirik anlatım ile anlatılmıştır.
    COŞKU VE HEYECANA BAĞLI (LİRİK) ANLATIM

    Özellikleri:
    1.Lirik anlatımda dil “heyecana bağlı işlev”de kullanılır.
    2.Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir, roman, hikâye, tiyatro türlerinde kullanılır.
    3.Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.
    4. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
    5.Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.
    Çocuklar adlı parça Mizahi Anlatım ile anlatılmıştır.
    MİZAHİ ANLATIM

    Özellikleri:
    1.Okuyucuda uyandırılmak istenen etkiye göre düzenlenir.
    2.Ses, taklit, hareket ve konuşma önemlidir.
    3.Mizahi unsurlarda gerçekten sapma vardır.
    4.Mizahi unsurları oluşturmada karşılaştırmalar, durumlar, hareketler, kelime ve kelime gruplarından yararlanılabilir.
    5.Amaç okuyucuyu düşündürmek ve eğlendirmektir.
    6. Roman, hikâye, tiyatro, şiir, deneme gibi türlerde kullanılır.
    7.Mizahi anlatımlarda dil bir olayı anlatmak için kullanılır.(sanatsal, edebi işlevlerde kull.)

    Okyanuslarda Yaşam adlı parça ÖĞRETİCİ ANLATIM türüyle yazılmıştır.

    ÖĞRETİCİ ANLATIM

    Özellikleri:
    1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
    2.Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
    3.Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
    4.Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
    5.Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
    6.Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
    7.İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
    8.Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
    9.Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
    10.Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
    11.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
    12.Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
    13.Tarihi metinler, Felsefi metinler, Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.

    SayFa 27

    7. etkinlik:

    8 etKinLik:
    selçuktan öte :Gezi yazısı- gönderqesel metin türüdür.
    beş kanqal sucuk:Öykü-heycana baglı metin türüdür.
    fahriye abla:Şiir- şiirsel metin türü.
    eski zamanlarda ramazan hazırlıqı:Anı-heycana baglı metin türüdür.

    9. etkinlik :

    Roman, hikaye ve masalların anlatımı öyküleyici ve betimleyici anlatım biçimindedir.

    @font-face { font-family: “Cambria Math”; }@font-face { font-family: “Calibri”; }@font-face { font-family: “Lucida Sans Unicode”; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: “Calibri”,”sans-serif”; }.MsoChpDefault { }.MsoPapDefault { margin-bottom: 10pt; line-height: 115%; }div.Section1 { page: Section1; }
    Sayfa 29
    11 etkinlik
    küçük ünlü uyum adlı metin türünün dili qönderqeseldir çünkü bir konu hakkında okuyucuya bir bilgi vermektedir.

    12.Etkinlik
    kelimeler gerçek anlamda kullanılır.
    dil göndergesel işlemde kullanılır.,
    amaç bilgi vermektir.
    nesnel ifadeler kullanılır.
    kurgular degil gerçekler dile getirilir.
    kanıtlanabilirdir.
    sade ve açık bir dil kullanılır.

    13.Etkinlik
    Öğretici Metinler
    -Amaç,okuyucuya bilgi vermektir.
    -Gerçekler dile getirilir.Nesnel tutum vardır.
    -Acıklayıcı anlatım ön plandadır.
    -Dil açık,sade ve anlaşılırdır.
    -Dil göndergesel işlevde kullanılır.

    Sanat Metinleri
    -Estetik zevk vermek amacıyla yazılmıştır.
    -İleti metnin içinde eritilerek verilir.
    -Olaylar kurmacadır.Düş gücümüze yeni açılımlar kanzandırır.Öznel tutum vardır.
    -Öyküleyici ve betimleyici anlatım vardır.
    -Hayal ve mecaz anlatım vardır.
    -Dil sanasal(şiirsel) işlevde kullanılır.

    30. sayfa
    14.etkinlik
    Sanatsal metinler : Öykü,roman,deneme,anı,gezi yazısı ,şiir,masal,fıkra,mektup,tiyat ro,destan.
    Öğretici metinler : söyleşi,eleştiri,makale,haber, biyografi

    Sayfa 32
    -heycana bağlı
    -öğretici ve sanatsal
    -öyküleyici ve betimleyici
    -öğretici

    2)
    -D
    -Y
    -D
    -D
    -D
    -D
    -Y

    3)
    1-
    2-
    3-D
    4-A
    5-D
    6-C
    7-B
    8-D
    9-C

    Sayfa 34
    1-Edebi
    2-C
    3-D
    4-B
    5-C
    6-A
    7-A
    8-C
    9-C
    10-B
    11-C
    12-B
    13-B
    14-D
    15-
    16-

    Sayfa 37
    anlama ve yorumlama

    1>yazma aliskanligi gelisir kendini dah iyi tanir.
    2>
    3>eksik yönlerini görür rahatlar

    8.Etkinlik
    gerçek anlamli:ekmek,süt,köfte
    metne kazandirdiklarI: Olayin gerçekten yasandigi

    mecaz anlamli:bayilmak,atmak,ismarla mak, hava yapmak

    metne kazandirdiklari:farkli kavramlari ve durumlari karsilayabilmek için kullanilmistir

    Sayfa 38
    1.}bosluk doldurma
    .günlük
    .duygu ve düsüncelerin

    2.} dogru-yanlis
    .y
    .d
    .y
    3.} nurullah ataç
    4.}gözlemin pek öneminn olmamasi

    9.eTKINLIK
    ses düsmesi:kayboldu, resmi, kahvalti

    sebebi:ünlüyle basalyan ek almasi

    ses türemesi:evde-y-im

    hava-y-i

    masa-y-i
    radyo-s-u

    sebebi:yardimci sese ihtiyaç olmasi

    Sayfa 40-49 Arası
    @font-face { font-family: “Cambria Math”; }@font-face { font-family: “Calibri”; }@font-face { font-family: “Lucida Sans Unicode”; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: “Calibri”,”sans-serif”; }.MsoChpDefault { }.MsoPapDefault { margin-bottom: 10pt; line-height: 115%; }div.Section1 { page: Section1; }

    Hazirlik
    2- Insanlar eski fotograflarina baktiklarinda genelde hüzünlenirler
    3- Insanlar yasadiklari önemli anilari unutmamak, daha sonra hatirlamak amaciyla kayit altina alirlar
    Inceleme
    1- Ani metninin ortak özellikleri açik, sade, abartisiz, objektif anlatim
    2- Incelenen anida anlatici ile yazar aynidir Çünkü ani yazarin kendi hayatidir
    3- Incelenen anida anlatici konuyu birinici agizdan almistir Yani metinde kahraman anlatici vardir “Kus çalisti ben seyrettimAramamya basladim,”gibi cümleler
    4-Anilarin sade, açik vede içten bir anlatimi vardir Olaylar abartilmadan yansitilir Ayrica anilar ögretici bir nitelik tasidiklari için objektif eserlerdir

    4 Etkinlik
    @font-face { font-family: “Cambria Math”; }@font-face { font-family: “Calibri”; }@font-face { font-family: “Lucida Sans Unicode”; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 115%; font-size: 11pt; font-family: “Calibri”,”sans-serif”; }.MsoChpDefault { }.MsoPapDefault { margin-bottom: 10pt; line-height: 115%; }div.Section1 { page: Section1; }
    Ani yazarin anlattiklarini kanitlayabilmek için anlkattigi zamnala ilgili her türlü kaynaktan yararlanabilir

    5 Etkinlik
    Incelenenanida yazar çocuklugunda dogadaki bazi hayvanlar hakkinda ki gözlem ve izlenimlerini anlatmistir Yazar bunu yaparken kendi bilgi ve gözelemlerinden yararlanmistir Anilar bu yüzden objeektif oldukalri için yazildiklari dönemle ilgili belge niteligi tasir

    5-Yazarin bilgi ve izlenimlerini dogrudan dogruya anlatmasi metne objektif ve inandiricilik katmistir
    7- Metinde dil agirlikli olarak göndergesel islevde kullanilmistir

    6 Etikinlik
    Metinde geçen geçinmeki, yüregi vurmak, çekistirmek gibi mecaz nallmali sözcükler farkl durumlari karsilayabilmek için keullanilmistir

    7 Etkinlik
    Çagrisim ve duygu degeri insandan insana degistigi için bazi insanlara ormanyesili,
    degirmen-bereketi,
    yuva-aileyi,
    agustos böcegi-tembelligi,
    ses-dogayi,
    agaç oksijeni çagiristirabilecegi gibi bazi insanlarda farkli farkli seyleri çagiristirabilir

    8 Etkinlik
    Verilen anida anlatici ilke aynidir Çünkü ani yazarin kendi hayatidir ve”ben” etrafinda anlatilir

    9 Etkinlik
    Ani türününü özellikleri
    *anilarin ögretici yanlari vardir
    *anilar ilgi çakici bilinir nitelikte olmalidir
    *anlatici yazarin kendisidir
    *objektif eserlerdir ve dönemle ilgili belge niteligi tasir
    *yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir

    10 Etkinlik
    Metinde geçen birgün ertesi yaz, biraz sonra, buraya gibi sözcükler yer-yön zaman zarfi olarak kullanilmistir Bu zarf metinde kanitlama ve amaçli kullanilmistir

    12 Etkinlik
    Ses Düsmesi
    seyrettim
    kivrilip
    agzi

    Ses türemesi olan kelimeler
    baktikça
    büyükçe
    yüksekçe

    Ses Benzesmesi olan kelimeler
    vuruyor
    birisi
    anlamadim

    Ses Düsemesinin sebebi: Iki heceden dar ünlü(i,i,u,ü)bulunan bazi sözcüklerünlü ile baslayan bir ek aldiginda iki ünlüde bu dar ünlü düser
    Ses benzesmesinin Sebebi: Sonunda p,ç,t,k,f,h,s,s sert ünsüzleri bulunan bazi sözcükleri; c,d,g(g) yumusak ünsüzleriyle baslayan bir ek ladiginda bu c,d,g(g) sesleri sertleserek ç,t,k olur

    13 Etkinlik
    Günlükler yasanan olaylarin tarihi atilarak, günü gününe yazildigi bir türdür Anilar ise görünenelerin ve izlenimlerin arada zamna geçtikten sonra kaleme alindigi bir türdür Iki türde de içten samimi bir anlatim vardir Tema olrak yasanan olaylar islenir Objektif bir nalatimlario vardir Anilarin ögretici bir yazi varken günlükler okuyucu için yazilmaz

    14 Etkinlik
    Okunan ani metninde Atatürk’ün sanat ve sanatçi sevgisi dile getirilmeye çalisilmistir

    17Etkinlik
    Cümleleri hazirlarken anlamlarin ilghi çakici, ögretici bir tür oldugunu, yazarin ani yazarken objektif abartisiz olamasi gerektigini unutulmamalidir

    Ölçme ve Degerlendirme
    1) D-D_Y
    2) A sikki
    3) Magosa HatiralariNamik Kemal
    Sehir MektuplariAhmet Rasim
    Türk’ün atesle imtihaniHalide Edip Adivar
    Bogaziçi Yalilari Abdülhak Sinasi Hisar
    Edebiyatçilar Geçiyor Halit Fahri Ozansoy
    Hac Yolunda Cenap Sehabeddin
    Saray ve Ötesi Halit Ziya Usakligil
    4) D sikki
    5) D sikki
    6) E sikki

    SAYFA 52:
    2.GÜNCE(GÜNLÜK)
    HAZIRLIK:
    İlk iki soruyu kendi düşüncenize göre cevaplayınız.
    3) İnsanlar yaşadıklarını günü gününe yazarak yazma alışkanlığı kazanır.Bu alışkanlık da kişinin yazma yeteneğini geliştirir, kendini daha iyi ifade etme imkanı bulur.

    SAYFA 56
    1.ETKİNLİK
    GÜNLÜK ÖRNEKLERİ:
    TURGUT UYAR’DAN
    30.01.1956
    Az konuşur olmayı, suskun olmayı erdem saymıyorum artık. Kendini kaçırmak, kendini gizlemek gibi geliyor bana.
    27.02.1956
    İzinliyim. Boşum. İlgisiz dolaşıyorum sokaklarda. Bu boşluk, bu kayıtsızlık ürküntü veriyor bana. Doğaya uygun, yapmacıksız bir yaşama özlüyorum. Kurtuluşumuz şiirden falan gelmeyecek, yaşamamızdan gelecek gelecekse.
    3.1.1956
    Nigâr Hanım’ın şiirlerini okudum. Elbette ilkel şiirler birçoğu. Ama birden düşünüyorum. “Gücenme, aslı harâbım senin firâkında” dizesi, bir bakıma, bir şiir geleneğinin yenilenmesi döneminde, yeni bir duygu, yeni bir söyleyiş sayılamaz mı?
    Geçmiş ozanları, duygularının, söyleyişlerinin cılızlığı yüzünden küçümsemek doğru mu? Duygular yeni, biçimler, duyarlanma yeni. Bugün bu şiirleri, dolayısıyla bu duyguları, ancak eski şiirler öyle yazıldığı için daha iyi anlıyoruz. Öyleyse, iyi kötü bütün geçmiş ozanlara selam.
    (Günlük-kitaplaşmamıştır)
    CEMİL MERİÇ’TEN
    26.2.1963
    Ağaç her gün meyve vermez. Konuşmayan ağaçlar da vardır. Ne dallarında çiçekler gülümser baharları, ne çiçeklerinde arılar dolaşır. Konuşmayan ağaçlar da var…
    Zindanda söylenen şarkıyı kim dinler? Zindanda söylenen şarkı ölüm kokar, zincir kokar, küf kokar. Ölüm açacak kapısını bir sabah o zindanın, ardına kadar.
    Kuşlar gibi geçiyor günler önünden, cıvıldamıyorlar. Günler tren, günler mavi ufuklarda eriyen birer ümit. Kanatlarından yakalayamıyorsun kuşları. Tren sessiz gidiyor rüya ülkelerine.
    (Jurnal – Cilt 1)
    Bu metinlerde yazarlar kişisel gözlem ve dikkatlerini metinlere yansıtmış, doğal, içten yalın bir dil kullanmışlardır.Samimi ve kişisel duyarlılığı yansıtan bir anlatım tavrı takınmışlardır.

    GÜNLÜK TÜRÜNDEKİ METİNLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
    Kısa yazılardır.
    Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.
    Yazarın yaşamından izler taşır.
    Olaylar tarih atılarak günü gününe yazılır.
    Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır
    İnandırıcı, içten ve samimidirler.
    Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
    yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtırlar.
    Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarpıtılmadan yazılır
    Tarih, biyografi anı, … için birer belge değeri taşırlar.
    Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.

    2.ETKİNLİK
    “Görkemli bir görünüşü var buradan Paris’in Her yer cetvelle çizilmiş gibi.Ne kadar her şeyin hesaplı kitaplı yapıldığını buradan bakan bir göz daha iyi anlıyor.Gözü rahatsız eden hiçbir mimari kusur pek göremiyorsunuz.Caddeler, bulvarlar, sokaklar bıçakla kesilmiş gibi…”
    “Parisliler çok bahtiyar, o kış kıyametlerde bu sıcacık tertemiz gayet sıhhi havalana metrolarda evlerine gidip geliyorlar.Bir de bizim zavallı İstanbulluların çektikleri”
    “Demek ki karşınızdaki millet vatan için ölenleri unutmuyor, isimlerini bir gelenek halinde mermere tunca işliyor.Yetişen nesil vatan ve millet için ölmenin en şerefli olduğunu Paris’i dolaşırken her adımda yaşıyor olmalı….” gibi cümleler yazarın gözlemlerini yansıtıyor.
    Yazar gördüklerini ve yaşadıklarını içtenlikle anlattığı için günlüklerde gözlem ve kişisel dikkatin önemi vardır.
    Yazar gözlemlerini anlatırken izlennimlerine de yer vermiştir.”Parisliler çok bahtiyar, o kış kıyametlerde bu sıcacık tertemiz gayet sıhhi havalana metrolarda evlerine gidip geliyorlar.Bir de bizim zavallı İstanbulluların çektikleri” cümleleri bu izlenimlere örnek olabilir.

    3.ETKİNLİK
    Günlük yazıları içsel konuşmalardır.Günlüklerde anlatım yalın içten gözlem ve izlenimleri yansıtan bir şekildedir.
    Günlükler insanın dertlerini, kederlerini, sevinçlerini kısaca tüm duygularını yansıtır.Günlük tutmak bir nev’i kişinin içsel konuşmasıdır.Gözlemlerinin ve izlenimlerinin içinden yankılanmasıdır.İnsan bazen kimseye anlatamadığı durumları sadece günlüğüyle paylaşır.Günlüğünü bir arkadaş bir sırdaş olarak görür..

    4. ETKİNLİK
    Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.
    Yararlanılmıştır, çünkü yer ve tarih belirtilmiş.

    SAYFA 57
    5.ETKİNLİK
    Kısa yazılardır.
    Olayı yaşayan kişi tarafından yazılır.
    Yazarın yaşamından izler taşır.
    Olaylar tarih atılarak günü gününe yazılır.
    Birinci kişi ağzından yazılmış kısa ve özlü yazılardır
    İnandırıcı, içten ve samimidirler.
    Konuşma diline yakın bir dil kullanılır.
    Yazarın kişiliğini, görüşlerini ve ruhsal yapısını yansıtırlar.
    Gerçekler, yaşanılanlar değiştirilmeden, çarpıtılmadan yazılır
    Tarih, biyografi anı, … için birer belge değeri taşırlar.
    Günlükler roman,gezi yazısı, hatıra gibi türlerde kullanılabilir.

    6.ETKİNLİK:
    ANLATIM TÜRLERİ BU ANLATIM TÜRÜNE ÖRNEKLER
    Avrupa Yolculuğu:
    Öyküleyici anlatım: “Yağmur olanca şiddetiyle bastırdı,genişçe bir çınarın altına sığındım
    Açıklayıcı anlatım “Bizim postanelerde bulunmayan birçok yenilik var.parayı atıyorsunuz attığınız paraya göre pul düşüyor.”
    Betimleyici Anlatım:”Bandırmada’yız,sahil boyunca yayılmış yamaçlara tırmanmış şirin bir yer…”
    ” Muhteşem bir kubbeyi tutan sütunlarla heykellerle büyük renkli duvar tablolarıyla süslü elliyi aşkın turistle birlikte…”

    ÇALIKUŞU:
    Öyküleyici anlatım: “Bugün akşama doğru bir Çeçen arabasıyla Zeynilere geldim.”
    Betimleyici anlatım:”Beyaz peştemalını, taşlıklar, safalar ve merdivenlerde kendine göre bir ahenkle sürüdüğü şıp şıp terliklerini çıkarmış,arkasına soluk çuhadan yakası kapalı uzun ir ceket, ayaklarına imam galoşları giymişti.”

    7. ETKİNLİK:
    Kişilerin kaleminden günü gününe yazılan günlükler, tüm gerçekliğiyle yaşamı yansıtan birer ayna olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Günlükler, insanın iç dünyasını kurgusuz bir biçimde sergileyerek günlüğün sahibine ilişkin ayrıntılı bilgilere birinci elden ulaşmamızı sağladıkları gibi, yazıldıkları dönemin önemli olaylarına ilişkin tarihsel belgeler olarak da önem kazanırlar. Ayrıca insanlar yaşadıklarını günü gününe yazarak yazma alışkanlığı kazanır.Bu alışkanlık da kişinin yazma yeteneğini geliştirir, kendini daha iyi ifade etme imkanı bulur.

    8.ETKİNLİK:
    Bazı cümlelerde anlatım bozuklukları olmasına rağmen metin için açık, duru, yalın ve akıcı diyebiliriz.

    SAYFA 58
    9.ETKİNLİK
    Metindeki yan anlamlı sözcükler: “bacak” sözcüğü
    Mecaz anlamlı sözcükler ve sözcük grupları: “tatlılıkla,sarılı,sızdırmak, yol,hesaplı kitaplı yapmak, serilen, düşüncelerin kucağı, uzanan…”
    Gerçek anlamlı sözcükler: “Caddeler, bulvarlar, sokaklar,garaj, meydan, yağmur, Beyazıt Kulesi, turist, kart, sembol, eşya…”
    *Bu mecazlar farklı durum ve olayları ifade edilmek için kullanılmıştır.

    10.ETKİNLİK:
    Anlatım bozukluğu olan cümlelerin düzeltilmiş halleri:
    “Gözü rahatsız eden mimari hiçbir kusur göremiyorsunuz.” (sözcük yanlış yerde kullanılmış,pek de gereksiz)
    “Bavullarmızı, çantalarımızı hazırlayıp evden çıktık; ya da “Bavullarımız, çantalarımız hazır(dı), evden çıktık.”
    “İlk kocam fazla içiyordu, bir düşme sonucu (kocamın) ayağı kırıldı…” (tamlayan eksikliği)
    “Parislilerin ‘Tour Eiffel’ dedikleri ‘Eyfel Kulesi’ yakından bakınca hele dört bacakları (bacağı) altına gelince…” ( tamlama yanlışlığı) (Katkıları için Yusuf Taştan’a teşekkürler

    11.ETKİNLİK
    Günlüklerde dil göndergesel ve heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır.Örnekler:
    Bu gezimi günü günüe not edeceğim.( göndergesel işlev)
    Ben 2.kat bileti aldım.(göndergesel işlev)
    Ne yapsın mübarek adamcağız! (heyecana bağlı işlev)

    12.ETKİNLİK
    Sözcükler: Ses Olayı Oluşma nedeni
    nasıl > ünlü düşmesi ne+asıl birleşmesi nedeniyle…
    seyrediyorum >ünlü düşmesi,ünsüz yumuşaması seyir ismi yardımcı eylemle(et-)birleştiğinden
    sıcacık> ünsüz düşmesi süreksiz sert ünsüzle biten sözcüğe küçültme eki geldiğinden
    küçücük : ” ” ” ” ” ” ” ” ” “
    kitaplığa : ünsüz yumuşaması sonu süreksiz sertle biten sözcüğe ünlü ile başlayan ek(yönelme eki)gelmesi
    işlemekte : ünsüz sertleşmesi(benzeşme) süreksiz sert ünsüzün (k) yanına (d) yumuşak ünsüzle başlayan ek gelmesi
    paraya : kaynaştırma harfi(y) iki ünlü yan yana gelmediği için araya kayn.harfi gelmiş

    SAYFA 59
    ANLAMA-YORUMLAMA
    1) Yazar bu metni Avrupa yolculuğunu günü gününe not etmek, günlük yazı türünün nasıl bir sonuç vereceğini denemek amacıyla yazmıştır.
    2)”Dar atmak” , “dehşetli zevklenmek”, “müeessese”, “hüviyet” gibi sözcükler dönemin dil özellikleriyle ilgili söyleyişlerdir.

    3) ANLATMAYA BAĞLI TÜRLERLE GÜNLÜK METNİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
    1) Olay çevresinde gelişirler.
    2) Olaylar belli bir zaman diliminde geçer.
    3) Yer, zaman kişi ögeleri vardır.
    4) Betimleyici, öyküleyici, açıklayıcı anlatım türleri kullanılır.
    5) Zihniyet unsurlarından etkilenirler.
    6) Metinlerin bir yazarı vardır.
    7) Olayın mutlaka bir anlatıcısı vardır.
    4) Yazarın anlattıkları günümüzde anlam değerini korumaktadır.Çünkü bu günlükten yazarın o dönem Avrupasıyla ilgili gözlem ve izlenimlerini öğreniyoruz.

    SAYFA 60
    13 .ETKİNLİK
    “Beylik Sözler” metninde yazar eleştirel , sert bir üslup kullanılmış.Ayrıca tilcik,tüz,gönenmek gibi öz Türkçe sözcükleri kullanması yazarın dil anlayışında takındığı tavrı da göstermektedir.Avrupa Yolculuğu metni ise yazarın gezip gördüğü Paris’le ilgili gözlem ve izlenimlerini anlattığı bir metindir.
    5) Yazar kendisine ilginç gelen, gezdiği gördüğü yerlerle ilgili belirgin ve ayırt edici durumlara günlüğünde yer vermiştir.
    6) Yazar gezip gördüğü yerlerle ilgili gezi günlüğü tuttuğundan dili son derece açık, yalın ve sadedir.
    7) Her okur kendi bilgi birikimine kültür düzeyine göre metinden çeşitli anlamlar çıkarabilir.
    8) Metnin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri belirtiniz.

    14.ETKİNLİK
    Yazacağınız günlükte mutlaka yer ve tarih belirtmeye, içten,yalın özlü bir üslup kullanmaya dikkat ediniz.

    ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
    1) * öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı anlatım türleri kullanılır.
    * gezi yazısı, hatıra, roman ,hikaye
    2)* (Y) “hemen”den kasıt günü gününe ise doğru cevap (Y)soru maalesef ki açık uçlu!(E.F)
    *(Y)
    *D)
    3) (D)
    4) (D)

    OKUL DIŞI ETKİNLİK
    SABİHA GÖKÇEN ANLATIYOR
    “Bir Köylü Kadın ve Atatürk”
    Gazi Çiftliği’nde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu;
    - “ Merhaba nine”
    Kadın Ata’ nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
    - “Merhaba” dedi.
    - “Nereden gelip nereye gidiyorsun?”
    Kadın şöyle bir an duraladı;
    - “Neden sordun ki?” dedi. “Buraların sahabisi misin? Yoksa bekçisi mi?”
    Paşa gülümsedi;
    - “Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi sen nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin?”
    Kadın başını salladı;
    - “Tabii söyleyecem beyim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindenim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara’ ya geldim.
    - “Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?”
    - “Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da…. Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Ben de gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angara’ ya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte agşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.”
    - “Senin Gazi Paşa’ dan başka bir isteğin var mı?”
    Kadının birden yüzü sertleşti.
    - “Tövbe de bey tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki… O, bizim vatanımızı kurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağ ol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım edive de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyive.”
    Atatürk’ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek;
    - “Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır… Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.
    Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum;
    - “Anacığım” dedim, “sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk iste karşında duruyor.”
    Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk’ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü Ata’ nın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk’e uzattı;
    - “Tek ineğimin sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.”
    Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi;
    - “Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün.
    Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.”
    Bu anıdan Atatürk’ün milletine verdiği değeri ve önemi anlıyoruz.
    17Mart 1923 Tarsus:
    Mustafa Kemal İstasyon’dan şehre doğru, bir süre yaya olarak yürüdü. O’nu görmek için sabahtan itibaren yolları dolduran Tarsusluların arasından neşe ile selamlar vererek, ilerledi. O sırada ansızın bir olayla karşılaştı.
    Milli Mücadele’deki çete giysili bir kadın, Atatürk’ün yolunu keserek ayağına kapandı. Gözyaşlarıyla şöyle haykırıyordu:
    - “Bastığın toprağa kurban olayım Paşam!”
    Mustafa Kemal onu yerden kaldırmak için eğilirken kulağına bu kadının Kurtuluş Savaşında cephelerde çarpışmış olan (Adile Çavuş) olduğunu fısıldadılar.
    Gözlerinden iki damla yaş düşen Mustafa Kemal, bu güneşten yüzü yanmış kadının elinden tutup ayağa kaldırdı ve ona şöyle seslendi:
    - “Kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye layıksın.”
    Atatürk Türk kadınına çok değer veren bir liderdi.
    “Bunlar bir gün olacaktır…Görürsünüz,işitirsiniz…”
    Prof.Dr.Afet İnan “Atatürk hakkında hatıra ve belgeler” adlı kitabında ilginç bir hatırasını naklediyor.
    Atatürk 09 ocak 1936 Perşembe günü, dil ve tarih coğrafya fakültesi’nin açılış dersinde okuması için afet İnan’a : “tarih belgelerinin ilerideki keşifleri buna dayanacaktır.Her tarihi kişinin söylediği sözler toplanabilecek ve böylece biz onları kendi seslerinden ve sözlerinden dinleyebileceğiz.” diyerek yazıyı verir. Buna karşılık Afet İnan :
    “Bu çok uzak bir gelecekte belki olabilecek keşfin benim ifadem olarak verilmesine cesaret edemeyeceğimi” kendisine söylediğim zaman canı sıkıldı ve şöyle dedi :
    “Bunlar bir gün olacaktır…Görürsünüz,işitirsiniz…”
    Atatürk ileri görüşlü bir liderdi.

    SAYFA 61 – 3.ANI
    HAZIRLIK
    *Yaşadığımız her şeyden aynı şekilde etkilenmeyiz.Bazı olaylar ve durumlar bizi çok az etkiler veya hiç etkilemezken bazıları da bizde derin izler bırakır.Yıllar geçse de o olay veya durum hafızamızda tazeliğini korur.
    *İnsan sosyal bir varlık olarak sürekli iletişimde olduğu için yaşadığı bazı olay ve durumları başkalarına anlatma, bunları paylaşma ihtiyacı duyar.
    *Bir olayı yaşayan birinden dinlemek o kişinin yaşadığı olayla ilgili bilgi, gözlem ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatması bakımından inandırıcıdır.
    *İlginç bir anısı olan biri mutlaka vardır çevrenizde))
    *Dinlediğiniz anılarda anlatıcı kahraman anlatıcı (olayı 1.derecedden yaşayan kişi) olduğu için bireysel duygu ve düşüncelerini, kendi gözlem ve izlenimlerini yansıtır.Bir olayı onu başkasından duyan birinin anlatmasıyla olayı bire bir yaşayan birinin anlatması arasında fark vardır.

    1.ETKİNLİK
    ANI ÖRNEKLERİ
    Çanakkale Geçilmez.
    10 Ağustos 1915. Conkbayırı’nı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzereydi. 8. tümen komutanı ve diğer subaylarını çağırdım:
    - Mutlaka düşmanı yeneceğinize inanıyorum ancak siz acele etmeyin, evvela ben ileri gideyim, size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın şeklinde olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20 -30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı’ndan ses çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstüne kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 4:30 da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. “Allah Allah” sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yıkıyordu.
    Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey’den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde bulunan saat param parça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpmıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumla kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı.
    Aynı günün gecesi, yani 10 Ağustos günü, beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşa’ ya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendisi de alıp cep saatini bana hediye etti. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale’ nin geçilmeyeceğini iyice anlamış oldular.
    (Alıntıdır)

    ANI ÖRNEĞİ-2:
    Aa sen çok oruç tutmuşsun!
    Anne-babam çalıştıkları için yazları beni memleketimiz Amasya’ya bırakırlardı. Ramazan da yaza denk geliyordu. İlkokul 1 ya da 2. sınıf dönemlerimdi.
    O zaman çöl sıcağı vs. gibi yakınmalar bilmezdik; ama hava gene çok sıcaktı! Her gün oruç tutmak ister sahura kalkardım; ama bir türlü sonunu getirmek kısmet olmazdı. Çünkü akrabalara emanettim ve kimse bana kıyamazdı. Her gittiğim yerde “Oruç musun?” diye sorarlardı. Evet cevabını duyunca da şöyle diyaloglar yaşanırdı: “Ne zamandır yemedin? Sabah kalktıktan beri yemedim. Acıktın mı? Evet. Aa bu saat olmuş sen çok oruç tutmuşsun!” Hiç bana sormadan sofra hazırlanır ve ben de karşı koyamaz bi güzel kahvaltımı ederdim. Öğlen olunca yine aynı diyaloglar yaşanır. Öğle yemeğini de yedirirlerdi! 1 hafta kadar sonra da artık “çocuklar sahura kalkınca oruç tutmuş sayılırlar” fikri daha mantıklı gelmeye başladığı için günler böyle devam edip giderdi. Zayıf ve çelimsiz bir çocuk olduğum halde Amasya’da geçen günlerden sonra semirmiş bir çocuk olurdum. Murat Öz

    ANI ÖRNEĞİ-3
    O kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu
    Okul Aile Birliği başkanlığı yaptığım bir dönemde okulumuzdaki fakir öğrencilerin ailelerine Ramazan nedeniyle gıda yardımında bulunmak üzere bir çalışma programı düzenledik.
    Çevremizdeki hayırsever insanlardan toplayabildiğimiz kadar gıda maddesi topladık. Bunları düzenli bir şekilde paketler oluşturduk ve dağıtıma hazırladık. Fakir öğrencilerimize gizlice velilerinin iftarla teravih namazı arasında okula gelmesini söyledik. Dağıtımlarımız devam ediyordu ki bir ara kimse kalmadı, ben de hava almak için dışarı çıkmıştım. Bir velinin okulun etrafında dolaştığını, bir türlü içeri gelmediğini gördüm. Hemen kestirmeden önüne çıktım ve birisini mi aradığını sordum. Mahçup, utangaç bir ses tonuyla bana toplantı için okuldan çağrıldığını söyledi. O saat de toplantı olmadığını bildiğim için gıda yardımı almaya geldiğini anladım. “Sizi ben çağırdım.” diyerek içeri götürdüm ve eline gıda paketini uzattım. Fakat o kadar utandı ki paketi alırken elleri titriyordu ve gözleri doldu. Paketi aldı ve birisi görecek mi diye hızlı hızlı adımlarla hiç sağa sola bakmadan karanlıkta kayboldu. Bu olay beni çok etkiledi. Her Ramazan ayında unutamayacağım bir olaydı.

    ANI ÖRNEĞİ-4
    HİLMİ YAVUZ’DAN YAHYA KEMAL ANISI:
    İlk gençlik yıllarımızda İstiklal Caddesi’nde (o yıllarda şimdiki gibi omuz vurup geçenler ya da çantalarını savurarak yürüyenler henüz yoktu o caddede! Ve özür dileme unutulmamıştı!) yeniyetme ‘aylak adamlar’ olarak bir aşağı bir yukarı gezinirken, Tokatlıyan Oteli kahvesinin Cadde-i Kebir’e bakan büyük ve yekpare camlı vitrininde, Üstad’ı görmüştüm birkaç kez. Tıpkı şimdi Yıldız’a taşınmış olan heykelinde göründüğü gibi, iki eliyle bastonuna dayanmış, dalgın, önünden geçenleri seyrediyor gibiydi…
    Elbette, Üstad’la tanışmam sözkonusu değildi. Şiirlerinin tümünü neredeyse ezbere okuyabilecek kertede hayranlık duyduğumdan olmalı, o büyük ve yekpare camlı vitrinin önünden geçerken, Üstad orada olsun ya da olmasın, tuhaf bir yürek çarpıntısı hissettiğimi hatırlıyorum. Şiir yazmayı öğrenmeye çalışan bir yeniyetmenin, büyük bir şairin bu kadar yakınından geçmesi! Aramızda o büyük ve yekpare cam vardı sadece…
    Bu anılarla okuduğumuz metinde, anlatıcılar kahraman anlatıcıdır ve olaylar “ben” etrafında şekillnmiştir.Açık sade ve içten bir anlatımları vardır.Olaylar olduğu gibi çarpıtılmadan, abartılmadan yansıtılmıştır.İçerik olarak hepsi farklıdır.Hepsinde anlatıcıların yaşadığı farklı olaylar anlatılmıştır.1.anı Çanakkale Savaşı ile ilgili , 2.ve 3. Ramazan ayıyla ilgilidir, 4.de ise Hilmi Yavuz’un Yahya Kemal’le karşılaşmaları anlatılmıştır.

    *Beğendiğiniz anıyı okuyup neden beğendiğinizi belirtiniz.
    1 – Yaşanmakta olanı değil, yaşanmış bir konuyu anlatır.
    2 – İnsan belleğinde iz bırakan olay ve olguları anlatır
    3 – Tarihsel gerçeklerin öğrenilmesine katkı yaptığı için tarihçilere ışık tutar.
    4 – Tanınmış, bilim, sanat ve politika adamlarının yaşamlarını çalışma ve araştırmalarını anlatır.
    5 – Yazarın unutulmasını istemediği gerçekleri kalıcı kılar.
    6 – Geçmiş birinci kişinin ağzından kişisel yargılar ve yorumlarla verilir.
    7-Yazar her türlü kaynaktan yararlanabilir.
    8-Anlatıcı yazarın kendisidir.
    9-Açık sade içten bir anlatımı vardır.

    2.ETKİNLİK
    *Yazarın kendisidir.(kahraman anlatıcı)
    *Anlatıcı olaya tanıklık etmiştir.Olay Atatürk’ün çevresinde gelişmektedir.

    3.ETKİNLİK
    Anlatıcı olayı inandırıcı kılmak için kendi bilgi ve izlenimlerini doğrudan doğrudan anlatmıştır.
    Anılar objektif eserlerdir ve dönemle ilgili belge biteliği taşır.Bunun olabilmesi için de yazarın anlattıklarını kanıtlaması gerekir.

    4.ETKİNLİK
    Salih Bozok’un anlattıkları bir belge niteliği taşıyor.Çünkü yaşanılan dönemi kendi bilgi, gözlem ve izlenimlerine bağlı kalarak objektif bir şekilde anlatmıştır.

    SAYFA 65
    5.ETKİNLİK
    *Anlatıcı yazarın kendisidir.(Kahraman anlatıcı)
    *Yazar başka kaynaklara da başvurmuştur.Duyduğu ve gerçek olduğuna inandığı olayları kaynak göstermiştir.Yazar anılarda her türlü kaynaktan yararlanabilir…
    *Bu sorunun cevabı bulduğunuz anılara göre değişebilir.
    *Anılarda her türlü kaynaktan yararlanılabilir.Hatıra yazarlarının doğru olanı dile getirebilmek kaygısı ile kaleme aldığı devrelerle ilgili çeşitli belge, mektup günlük dergi ve gazetelerden faydalanabileceği de unutulmamalıdır.
    *”Son” başlık metinde “büyük adamlar”, “küçük adamlar” ,”bunalttığı”,”boyun eğmek” “büyük kelimeler” gibi sözcükler mecaz anlamda kullanılmıştır.Mecaz anlamları kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.
    *İncelediğiniz metinlerde çağrışım değeri yapan kelimeler şunlar olabilir: Adam yerine saymak,büyük adamlar, küçük adamlar, boyun eğmek” vb…Mecaz anlamları kelimelerin farklı durumları karşılamak için kullanıldığını unutmayın.

    6.ETKİNLİK
    “İzmir’e girmeden önce Dumlupınar,Alaşehir ve Uşak’ta gördüklerimi de yazmak isterim.”
    “Gecenin ileri vaktinde yanımdaki odada bir gürültü işittim.”
    “Ertesi gün erkenden yola cepheye gideceklerini söyleyerek ona göre hazırlıkta bulunmamı emir buyurdular.” “……. sabah olur olmaz otomobili emirlerine amade bulundurmuştum.
    “”Dumlupınar’a karanlıkta geldik.”
    “Ertesi sabah eşyamızı Afyon’dan getirttik.” gibi cümlelerdeki altını çizdiğim sözcük ve söz grupları yer ve zaman hakkında bilgi vermektedir.
    Bu yer bildiren isimler ve zaman zarfları metinde kanıtlama ve açıklama amacıyla kullanılmıştır.Bu zarfların anıdaki işlevi ise eylemin gerçekleştiği yer ve zamanı bildirmektir.

    7.ETKİNLİK
    *Verilen parça genel olarak açık bir anlatımın özelliklerini taşımaktadır.Ancak dönemin dil özelliklerine göre Arapça ve Farsça sözcüklerin sıklıkla kullanılması akıcılığı, bazı gereksiz ek ve kelimelerin kullanılması da duruluğu bozmaktadır.
    *Metindeki anlatım özellikleri anı türünde bulunması gereken özelliklerdir.

    8.ETKİNLİK
    Yaptığımız çalışmalar sonucu anı özellikleriyle benzer bir sonuca ulaştık.Anı özellikleri için
    (bknz. 1.ETKİNLİK)

    9.ETKİNLİK
    Mustafa Kemal Paşa… metnindeki anlatım türleri ve bunlara örnekler:
    Öyküleyici anlatım:”Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon’a gelmiştik.””Ertesi sabah eşyamızı Afyon’da getirttik.” gibi birçok cümle…
    “Betimleyici anlatım”: “Düşmanın bizim kuvvetlerimiz tarafından çevrilmiş olduğunu harita üzerinde göstererek fevkalade memnun ve mesrur (sevinçli) idiler…
    Öğretici anlatım:”Başkumandan Muhaberesi oluncaya kadar hiçbir yerle muharebe edilmiyordu.Her tarafta muharebe men olunmuştu.Hatta Ankara’ya da bilgi verilmemişti.Ancak 26 Ağustosta başlayıp 30 Ağustos’ta son bulan muharebeden sonra Ankara’ya bilgi verildi.”
    SON metninde
    Öyküleyici anlatım: “İki hikaye işittim.”
    Öğretici anlatım:””İlim ve vatan adamı olunuz.Hiçbiri yalnız başına ne sizi ne de milletinizi kurtarabilir.”

    SAYFA 66
    10.ETKİNLİK
    İlk metinde “Esir fırka kumandalarından birisi Paşa’nın yanından çıktıktan sonra bize Türkçe olarak kiminle görüştüklerini söyledi.” cümlesinde Türkçe sözcüğünden sonraki “olarak” gereksizdir,bunun çıkartılması gerekir.
    Metnin ikinci cümlesinde “Kurtarıldıktan bir gün sonra biz de Afyon’a gelmiştik” cümlesinde anlam belirsizliği var.(Neresi kurtarıldıktan sonra belli değil)
    ….bir maşa başında gülmekte olduklarını gördüm” cümlesinde “güldüklerini şeklinde olmalıydı.Ol- yardımcı eylemi gereksiz kullanılmış.
    “Biz Atatürk’le birlikte 1.Ordu Karagahına gittik.” cümlesinde birlikte sözcüğü gereksiz kullanılmış.”le” edatı zaten birliktelik anlamı veriyor.

    11.ETKİNLİK
    Metinlerde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılsa da alıcıyı harekete geçirme (İçeri gir de neler olduğunu anlatayım.”Kendilerinin istirahatini temin buyurunuz.”) işlevi de bazı cümlelerde görülüyor.
    Verilmekten istenen ileti neyse dilin işlevi ona göre düzenlenir.Örneğin metnin yazılış amacı bilgi vermek, aydınlatmak, bir şeyi öğretmekse dil göndergesel işlevde kullanılır.

    12.ETKİNLİK
    :Uşak’ta > sert ünsüzlerin benzeşmesi (ünsüz sertleşmesi)
    çev(i)rilmiş > ünlü düşmesi
    hat(t)ı > ses türemesi vardır.
    “Mustafa Kemal Paşa….” metnindeki ses olayları ve bunların oluşum sebepleri:

    SERT ÜNSÜZLERİN BENZEŞMESİNE ÖRNEKLER:
    yatmıştık,gülmekte,hazırlıkta,çıktıktan,anlattı,oc akta,yoktu,bitmiştir,kalktılar,gönderilmişti,görüş tü, etti, konuştuktan, çalıştık…” gibi sözcükler…
    Bu ses olayını sebebi ise sonunda FSTKÇŞHP sert ünsüzleri bulunan bazı sözcüklere c,d,g(ğ) yumuşak ünsüzleriyle başlayan bir ek geldiğinde bu c,d,g seslerinin sertleşerek ç,t,k’ye dönüşmesidir.

    ÜNLÜ DÜŞMESİNE ÖRNEKLER:
    “emrini, yal(ı)n-ız>yalnız, sey(i)rederken,vak(i)tinde, iler(i)letmek, ay(ı)rılmadı, buyurursanız (ise’nin i’si düşmüş)” gibi sözcüklerde ünlü düşmesi vardır.
    Bunun sebebi ise ikinci hecesinde dar ünlü (ı,i,u,ü)bulunan bazı sözcüklerin ünlü ile başlayan bir ek almasıdır.

    SES TÜREMESİNE ÖRNEKLER:
    hak(k)ıyla > “k” sesi türemiş
    ileri-y-e
    huzuru-n-a
    anlat-a-y-ım> “y” yardımcı sesi türemiş
    Bu sözcüklerdeki ses türemesinin sebebi Türkçede iki ünlü yan yana gelmesi araya yardımcı ses almasıdır. (ek bilgi: hakkı sözcüğü bu kuralın dışındadır.)

    13.ETKİNLİK
    Yazılış amacı: İkisi de bir kişinin başından geçen yaşanmışlıkları anlatmak için yazılır.
    Ne zaman yazıldığı:Günlükler günü gününe, anılar yaşandıktan sonra yazılır.
    Dilin işlevi:Her ikisinde de ağırlıklı olarak göndergesel işlevdedir.Ancak duruma göre diğer işlevleri de unutmamak gerekir.

    Dil ve anlatım özellikleri: İki türde de samimi içten bir anlatım vardır.Objektiftirler.
    Kullanılan anlatım türleri: Öyküleyici, betimleyici, öğretici anlatım türleri

    Anı ve güncenin benzer ve farklı yönleri:
    1. Anı da günlük gibi bir kişinin başından geçen gerçek yaşantılardan kaynaklanan yazı türüdür.
    2. Günlük yaşanırken anı ise yaşandıktan sonra yazılır
    3. Anıların öğretici yanı varken günlükler okuyucu için yazılmaz.
    4. Anı yazılarının anlatım açısından kurgusal niteliklere sahip olduğunu da söyleyebiliriz Günlükler ise kurgudan uzak yoğun düşüncelerin toplamıdır.
    5) İki türde de samimi , içten anlatım vardır.

    SAYFA 67
    1. Tema: Atatürk’ün hoşgörüsü ve insan sevgisidir.Bu tema Kurtuluş Savaşı döneminde esir düşen Yunanlı kumandalara gösterdiği anlayışla ilişkilidir.
    2.Katmamıştır, bu da metnin nesnel anlatımı olduğunu gösterir.
    3)Her ikisi de Kurtuluş Savaşı dönemini yansıtmaktadır.
    4. Anlatıcı ile yazar aynıdır.Çünkü anılar yazarın kendi hayatıdır ve “ben” etrafında şekillenir.
    5) Atatürkle ilgili birçok anıda onun milletini çok seven, milleti için çalışmaktan bıkmayan, azimli kararlı, vatansever, ileri görüşlü, hoşgörülü gibi kişilik özelliklerine sahip olduğunu görürürüz.

    14.ETKİNLİK: (cümle içinde kullanmayı size bırakıyorum.)
    mesrur: sevinmiş ,sevinçli
    nizam: düzen, kuraidadi: eskiden lise derecesindeki okullara verilen ad.
    veçhile: yönüyle
    amade: hazır
    fırka: 1 ) İnsan topluluğu 2) ( Askerlikte )Tümen 3 ) Siyasî parti
    nefer: derecesi olmayan er, asker
    ihtiyat : Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek ölçülü davranma, sakınma
    ricat etmek: gerilemek, geri çekilmek
    refika: eş, karı, zevce

    15.ETKİNLİK: (Bir anınızı yazınız.)
    SAYFA 68:
    1)* yaşandıktan sonra
    *yazarın hayatından
    *göndergesel
    2) (Y) , (D) , (D) (Y)
    3) (D)
    4) (C)
    5)(C)
    6) (A) (EK BİLGİ: paragrafta ‘Mommo-Kız Kardeşim’ filminin yönetmeni Atalay Taşdiken’in Akşam yazarına verdiği söyleşideki cevabını görüyoruz.)
    7) (C)

    SAYFA 70
    4.BİYOGRAFİ(HAYAT HİKAYESİ) OTOBİYOGRAFİ
    HAZIRLIK
    *Başarılı insanların hayatlarından etkilenebiliriz.Onların bu başarı öyküleri bize örnek teşkil eder, hedeflerimizi büyütmemizi, daha azimli ve gayretli çalışmamızı sağlar.
    *Başkalarının yaşam öyküsünü bilenler onların hayattan edindikleri tecrübeler, aldıkları dersler sayesinde kendi hayatlarına yön verebilirler…
    *Bir sanatçıyı tanımadan yapıtlarını tam ve hakkıyla tanımak,anlamak mümkün değildir.Çünkü eserler, sanatçıların hayatlarından izler taşır, onların duyuş, düşünüşünü yansıtır.Sanatçıların yaşadıkları olayları, devrinin şartlarını kişilik yapısını ,ailesini, çevresini …bilmek onların yapıtlarını daha iyi anlamlandırmamıza yardımcı olur.Örneğin Mehmet Akif’i tanımadan onun şiirlerini ve manzumelerini tam ve layıkıyla anlayamayız.
    *Kendi yaşam öykümüzü yazmanın amacı bunun gelecek nesiller tarafından bilinmesi ve yaşadığımız olaylardan onların ders almaları olabilir…

    *ÖNBİLGİ:
    Kendi alanlarında ünlü olmuş, siyaset adamı, edebiyatçı, sporcu, bilim adamı, ses, sinema, tiyatro sanatçısı, gazeteci, ticaret adamı gibi kişilerin hayatlarını, neler yap-tıklarını, ülke ve dünya insanlığına neler kazandırdıklarını, hayatlarının önemli başarılarını ve dönüm noktalarını bütünüyle anlatan yazı ve kitaplara biyografi (yaşamöyküsü) denir.
    Bir düşünürün, bir sanatçının, bir sporcu ya da tanınmış bir kişinin kendi yaşam öyküsünü anlattığı eserlerdir. Özyaşamöyküsü de denir. Kaynak olarak kişi kendini ve aile büyüklerinden aldığı bilgileri kullanır. Otobiyografi yazmak güçtür, çünkü insanın kendinden söz ederken objektif olması zordur. Otobiyografiler sayesinde o kişinin sanatı, düşünceleri, yaptığı işler hakkında bilgileniriz. Otobiyografiler aynı zamanda iyi bir belgeseldirler. Bu alanda çalışacaklara ve yazarın yaşadığı dönemin özelliklerine kaynaklık eder. Otobiyografileri okumak, insanın kendi deneyimlerine bir yaşam deneyimini, yaşayanın ağzından katmak demektir.

    SAYFA 80
    BİYOGRAFİ ÖRNEKLERİ
    AHMET HAŞİM
    1884’te Bağdat’ta doğdu, 1933’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey’in oğlu. Çocukluğu Bağdat’ta geçti. 12 yaşında annesinin ölümü üzerine babasıyla birlikte İstanbul’a geldi. Mektebe-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) yatılı okudu. Tevfik Fikret ve Ahmed Hikmet Müftüoğlu’nun öğrencisiydi. 1907′de mezun oldu. Bir süre Reji İdaresi’nde çalıştı. Bir yandan da Hukuk Mektebi’ne devam etmeye başladı. İzmir Sultanisi Fransızca öğretmenliğine atandı. Hukuk eğitimini bırakıp İzmir’e gitti. 1912-1914 arasında Maliye Nezareti’nde çevirmenlik yaptı. 1. Dünya Savaşı yıllarını Çanakkale ve İzmir’de yedeksubay olarak geçirdi. Mütareke’den sonra İstanbul’a döndü. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde estetik ve mitoloji öğretmenliği yaptı. Harp Akademisi ve Mülkiye Mektebi’nde Fransızca dersleri verdi. Düyun-u Umumiye İdaresi’nde, Osmanlı Bankası’nda çalıştı. Akşam ve İkdam gazetelerinde köşe yazıları yazdı. 1928′de böbrek rahaksızlığının tedavisi için yurtdışına gitti ama iyileşemeden döndü. Şiire lise öğrenciliği yıllarında başladı. İlk şiirlerinde Abdülhak Hamit, Cenap Şahabettin, özellikle de Tevfik Fikret etkileri görülür. Bilinen ilk şiiri “Hayal-i Aşkım”da bu yönelmelere rağmen yeni bir sanat yönelimi olduğu dikkat çeker. Gençlik şiirleri Mecmua-i Edebiye, Musavver Terakki, Aşiyan, Jale, Musavver Muhit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap dergilerinde yayınlandı. Bu şiirleri kitaplarına almadı. 2. Meşrutiyet’in yazınsal karmaşa ortamında onun şiiri ayrı bir ses olarak kendisini gösterdi. 1921′de basılan ilk şiir kitabı “Göl Saatleri”nin başındaki küçük manzumeler, bu dönemin asıl eserleridir. İzlenimci ressam etüdlerini andıran bu şiirlerle Ahmed Haşim, doğanın özünü sızdırmak ister gibidir. Şiiri, bir yandan Verlaine müziğine yaklaşırken, bir yandan Şeyh Gâlib’in parıltısını taşır. “Göl Saatleri”, “Göl Kuşları”, “Serbest Müstezatlar” ve “Muhtelif Şiirler” olmak üzere dört bölümden oluşan bu kitap Türk şiirinin Yahya Kemal Beyatlı’dan sonraki ikinci kanadını kurar. Beyatlı’nın geniş kesimleri kucaklayan toplumcu ve ulusçu şiirine karşılık Haşim daha dar ama daha derin bir kanalda akmayı tercih eder. İkinci ve son şiir kitabı “Piyale”nin girişinde “Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar” bölümünde şiirle ilgili görüşlerini açıklar: Şair ne bir gerçek habercisi, ne güzel konuşmayı sanat haline getirmiş bir kişi, ne de bir yasak koyucudur. Şairin dili, düzyazı gibi anlaşılmak için değil, hissedilmek için yaratılmış, müzik ile söz arasında, ama sözden çok müziğe yakın ortalama bir dildir. Düzyazıda anlatımı yaratan öğeler şiir için sözkonusu olamaz. Düzyazı us ve mantık doğrur, şiir ise algı bölümleri dışında isimsiz bir kaynaktır. Gizliğe, bilinmezliğe gömülmüştür. Şairin dili, duyumların yarı aydınlık sınırlarında yakalanabilir. Anlam bulmak için şiiri deşmek, eti için bülbülü öldürmek gibidir. Şiirde önemli olan sözcüğün anlamı değil, şiir içindeki söyleniş değeridir. Şiiri ortak bir dil olarak düşünenler boş bir hayal kuruyor demektir. “Piyale” kitabındaki “Merdiven” ve “Bir Günün Sonunda Arzu” şiirleri, bu görüşleri yansıtan ve Türk edebiyatında görülmemiş bir şiirselliği ortaya koyan ürünlerdir. Bu kitapla birlikte Haşim’e saldırılar arttı. Ölçü ve Türkçe bilmemekle, toplum sorunlarına ilgisizlikle suçlandı. Yine de şiirleriyle 20′nci yüzyılın ilk çeyreğini etkilemeyi başardı.
    ESERLERİ
    ŞİİRLER:
    Göl Saatleri (1921)
    Piyale (1926)
    FIKRA VE SOHBET:
    Bize Göre (1926)
    Gurabahane-i Laklakan (1928)
    GEZİ:
    Frankfurt Seyahatnamesi (1933)
    ORHAN VELİ KANIK
    Orhan Veli Kanık ya da Orhan Veli (13 Nisan 1914, İstanbul – 14 Kasım 1950, İstanbul), Türk şair. Melih Cevdet ve Oktay Rifat ile birlikte yenilikçi Garip akımının kurucusu olan Kanık, Türk şiirindeki eski yapıyı temelinden değiştirmeyi amaçlayarak sokaktaki adamın söyleyişini şiir diline taşıdı. Şair 36 yıllık yaşamına şiirlerinin yanı sıra hikâye, deneme, makale ve çeviri alanında birçok eser sığdırdı.
    Yeni bir zevk ortaya çıkarabilmek için eski olan her şeyden uzak duran Orhan Veli, hece ve aruz vezinlerini kullanmayı reddetti. Kafiyeyi ilkel; mecaz, teşbih, mübalağa gibi edebi sanatları gereksiz bulduğunu açıkladı. “Geçmiş edebiyatların öğrettiği her şeyi, bütün geleneği atmak” amacıyla yola çıkan Kanık’ın bu arzusu şiirinde kullanabileceği teknik olanakları azaltsa da şair, ele aldığı konular, bahsettiği kişiler ve kullandığı sözcüklerle kendine yeni alanlar oluşturdu.Yalın bir anlatımı benimseyerek şiir dilini konuşma diline yaklaştırdı. 1941 yılında, arkadaşlarıyla birlikte çıkardıkları Garip adlı şiir kitabında bu fikirlerinin örnekleri olan şiirleri yayınlandı ve Garip akımının doğmasına sebep oldu. Bu akım özellikle 1940-1950 yılları arasında Cumhuriyet dönemi şiirinde büyük etki bıraktı. Garip şiiri hem yıkıcı hem de yapıcı özelliği ile Türk şiirinde bir mihenk taşı kabul edilir.
    Kanık, şiire getirdiği bu yenilikler yüzünden önceleri büyük ölçüde yadırgandı, çok sert eleştiriler aldı ve küçümsendi.Geleneklerin dışına çıkan eserleri, önce şaşkınlık ve yadırgama, daha sonra eğlenme ve aşağılamayla karşılansa da hep ilgi uyandırdı.Bu ilgi ise kısa zamanda şaire duyulan anlayış, sevgi ve hayranlığın artmasına yol açtı.Sait Faik Abasıyanık da Orhan Veli’nin bu yönüne dikkat çekerek onu “üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair” olarak tanımladı.
    Her ne kadar Garip döneminde yazdığı şiirleriyle öne çıksa da Orhan Veli “tek tür” şiirler yazmaktan kaçınmıştı. Durmadan arayan, kendini yenileyen, kısa yaşamı boyunca uzun bir şiir serüveni yaşayan Kanık’ın edebiyat hayatı farklı aşamalardan oluşmaktadır. Oktay Rifat bu durumu “Orhan Fransız şairlerinin birkaç nesillik şiir macerasını kısacık ömründe yaşadı. Türk şiiri onun kalemi sayesinde Avrupa şiiriyle atbaşı geldi.” ve “Birkaç neslin belki arka arkaya başarabileceği bir değişmeyi o birkaç yılın içinde tamamladı.” sözleriyle açıkladı.

    Benzerlikleri: Her ikisinde de ünlü iki yazarın yaşam öyküsü başka biri tarafından kaleme alınmıştır.Sanatçıların hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir.Bu metinlerde dil göndergesel işlevde kullanılmıştır.Anlatımları nesneldir.Açık ve sade bir dil kullanılmıştır.
    Faklılığı: İki farklı sanatçının hayatı üzerinde durulmuştur.
    *Bilgi, belge, kanıt ve tanıklardan yararlanılmıştır.Bilgiler düzenlenirken kronolojik sıra izlenmiştir.
    *Ön çalışma yapılmadan biyografi yazılmaz.

    2.ETKİNLİK
    *Okuduğumuz biyografide Atatürk’ün Selanik’te doğduğunu annesinin Zübeyde Hanım, babasının Ali Rıza Efendi olduğunu, annesinin ve babasını kişilik özelliklerini, babasını küçük yaşta kaybettiğini,sonrasında annesiyle dayısının yanına yerleştiğini , oradaki yaşamını, ilk okuduğu okulları….öğreniyoruz.
    *Atatürk’ün zeki ve çalışkan,azimli, cesur, kararlı, vatanını ve miletini çok seven, bağımsızlığına çok düşkün, ileri görüşlü, mücadeleci, ulusçu, çağdaş,laik, inkılapçı… gibi kişisel özellikleri vardır.
    Kişilik özelliklerinin oluşmasında annesinin, babasının Binbaşı Kadri Beyin, matematik öğretmeninin ve ülkenin içinde bulunduğu durumun çok etkisi vardır.Askeri okula gitmesi kişiliğini çok fazla etkilemiştir.

    METNE GÖRE KRONOLOJİK SIRA: (bazı ayrıntılara da yer verilmiştir)
    1881: Selanik’te doğdu
    Önce mahalle mektebine sonra Şemsi Efendi Okuluna gitti.(metinde tarih yok)
    1893: Askeri Rüstiye’ye girdi ve Kemal adını aldı.
    1895: Selanik Askeri Rüstiyesi’ni bitirdi, Manastir Askeri Idadisi’ne girdi.
    1899 Mart 13: Istanbul Harp Okulu Piyade sinifina girdi.
    1902: Harp Akademisi’ne girdi ve burada gazete çikardi.
    1905 Ocak 11: Harp Akademisi’ni Yüzbasi olarak bitirdi, Sam’a 5. Ordu’nun 30. Süvari Alayi’nda staj yapmak için atandi.
    1906 Ekim: Sam’da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu.
    1908 Temmuz 23: Mesrutiyet’in ilan edilmesi için çalismalari.
    1909 Haziran 20: Rütbesi kıdemli yüzbaşıya yükseltildi.
    1909 Mart 31: 31 Mart ihtilalinde Hareket Ordusu Kurmay Subayi olarak çalisti.
    1911 Eylül 13: Mustafa Kemal, Istanbul’a Genelkurmay’a naklen atandi.
    1911 Kasim 27: Mustafa Kemal, Binbasiliga yükseldi.
    1912 Ocak 9: Mustafa Kemal, Trablusgarp’ta Tobruk saldirisini yönetti.
    1913 Ekim 27: Mustafa Kemal, Sofya Atesemiliterligi’ne atandi.
    1914 Mart 1: Mustafa Kemal, Yarbayliga yükseltildi.
    1915 Subat 2: Mustafa Kemal, Tekirdagi’nda 19. Tümeni kurdu.
    1915 Nisan 25: Mustafa Kemal, Ariburnu’nda Itilaf Devletleri’ne karsi koydu.
    1915 Haziran 1: Mustafa Kemal’in Albayliga yükselisi.
    1915 Agustos 9: Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanligi’na atandi.
    1915 Agustos 10: Mustafa Kemal, Anafartalar’dan düsmani geri atti.
    1916 Nisan 1: Mustafa Kemal’in Tuggenerallige yükselisi.
    1917 Eylül 20: Mustafa Kemal, memleketin ve ordunun durumunu açiklayan raporunu yazdi.
    1917 Ekim: Mustafa Kemal, Istanbul’a döndü.
    1918 Ekim 26: Mustafa Kemal, Halep’in kuzeyinde bugünkü sinirlarimiz üzerinde düsman saldirilarini durdurdu.
    1918 Ekim 30: Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasi.
    1918 Ekim 31: Mustafa Kemal’in Yildirim Ordulari Grup Komutanligi’na atanmasi.
    1918 Kasim 13: Yildirim Ordulari Grup Komutanligi’nin kaldirilmasi ve Mustafa Kemal’in Istanbul’a dönüsü.
    1919 Nisan 30: Mustafa Kemal’in Erzurum’da bulunan 9. Ordu Müfettisligi’ne atanmasi.
    1919 Mayis 15: Izmir’e Yunan’lilarin asker çikarmasi.
    1919 Mayis 16: Mustafa Kemal, Bandirma vapuruyla Istanbul’dan ayrildi.
    1919 Mayis 19: Mustafa Kemal, Samsun’a çikti.
    1919 Haziran 15: Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettisi ünvanini aldi.
    1919 Haziran 21: Mustafa Kemal, Ulusal Güçleri Sivas Kongresi’ne çagirdi.
    1919 Temmuz 8 / 9: Mustafa Kemal, askerlikten çekildi. (Saat: 20:50)
    1919 Temmuz 23: Mustafa Kemal’in baskanligi altinda Erzurum Kongresi’nin toplanmasi ve bir Temsil Kurulu seçerek dagilmasi. (7 Agustos 1919)
    1919 Eylül 4: Mustafa Kemal’in baskanligi altinda Sivas Kongresi’nin toplanmasi ve 11 Eylül’de sona ermesi.
    1919 Eylül 11: Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaayi Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Baskanligi’na saçildi.
    1919 Ekim 22: Amasya Protokolü’nün imzalanmasi.
    1919 Kasim 7: Mustafa Kemal, Erzurum’dan milletvekili seçildi.
    1919 Aralik 27: Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye’yle birlikte Ankara’ya geldi.
    1920 Mart 20: Istanbul’un Itilaf Devletleri tarafindan ele geçirilmesi, Mustafa Kemal’in protestosu, Ankara’da yeni bir Millet Meclisi toplama girisimi.
    1920 Mart 18: Istanbul’da Meclis-i Mebusan’in son toplantisi.
    1920 Mart 19: Mustafa Kemal tarafindan Ankara’da üstün yetkiyi tasiyan bir Millet Meclisi toplanmasi hakkinda illere duyuruda bulunulmasi.
    1920 Nisan 23: Mustafa Kemal, Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açti
    1920 Nisan 24: Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Baskani seçildi.
    1920 Mayis 5: Mustafa Kemal’in baskanliginda ilk Hükümet’in toplantisi.
    1920 Mayis 11: Mustafa Kemal, Istanbul Hükümeti tarafindan ölüm cezasina çarptirildi.
    1920 Mayis 24: Mustafa Kemal’in cezasi Padisah tarafindan onaylandi.
    1920 Agustos 10: Osmanli Imparatorlugu delegeleriyle Itilaf Devletleri arasinda Sevr Antlasmasi’nin imzalanmasi.
    1920 Ocak 9 / 10: Birinci Inönü Savasi.
    1921 Ocak 20: Ilk Teskilat-i Esasiye (Anayasa) Kanunu’nun esas maddelerinin kabulü.
    1921 Mart 30 / Nisan 1: Ikinci Inönü Savasi.
    1921 Mayis 10: Mustafa Kemal tarafindan Büyük Millet Meclisi’nde Anadola ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu’nun kurulmasi ve Mustafa Kemal’in Grup Baskanligi’na seçilmesi.
    1921 Agustos 5: Mustafa Kemal’e Baskumandanlik görevinin verilmesi.
    1921 Agustus 22: Mustafa Kemal’in yönetiminde Sakarya Meydan Savasi’nin baslamasi.
    1921 Eylül 13: Sakarya Meydan Savasi’nin kazanilmasi.
    1921 Eylül 19: Mustafa Kemal’e Maresallik rütbesinin verilmesi ve Mustafa Kemal’in Gazi ünvanini almasi.
    1922 Agustos 26: Gazi Mustafa Kemal’in Kocatepe’den Büyük Taarruz’u yönetmesi.
    1922 Agustos 30: Gazi Mustafa Kemal’in Dumlupinar Baskumandanlik Meydan Savasi’ni kazanmasi.
    1922 Eylül 1: Gazi Mustafa Kemal’in: “Ordular! Ilk hedefiniz Akdeniz’dir, Ileri !” emrini vermesi.
    1922 Eylül 9: Türk Ordusu’nun Izmir’e girmesi.
    1922 Eylül 10: Gazi Mustafa Kemal’in Izmir’e gelisi.
    1922 Ekim 11: Mudanya Mütarekesi’nin imzalanmasi.
    1922 Kasim 1: Gazi Mustafa Kemal’in önerisi üzerine saltanatin kaldirilmasi.
    1923 Temmuz 24: Lozan Antlasmasi’nin imzalanmasi.
    1923 Agustos 11: Gazi Mustafa Kemal’in 2. Büyük Millet Meclisi Baskanligi’na seçilmesi.
    1923 Ekim 29: Cumhuriyet’in ilan edilmesi.1923 Ekim 29: Gazi Mustafa Kemal’in ilk Cumhurbaskani olmasi.
    1924 Mart 1: Gazi Mustafa Kemal’in Büyük Millet Meclisi’nde Halifeligi kaldirmasi ve ögretimin birlestirilmesi hakkinda açis nutkunu söylemesi.
    1924 Mart 3: Hilafetin kaldirilmasi, ögrenimin birlestirilmesi,
    1924 Nisan 20: Türkiye Cumhuriyeti Teskilati Esasiye (Anayasa) Kanunu’nun kabul edilmesi.
    1925 Agustos 24: Gazi Mustafa Kemal’in ilk defa Kastamonu’da sapka giymesi.
    1925 Kasim 25: Sapka Kanunu’nun Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmesi.
    1925 Kasim 30: Tekkelerin kapatilmasi hakkindaki kanunun kabulü.
    1925 Aralik 26: Uluslararasi takvim ve saatin kabulü.
    1926 Subat 17: Türk Medeni Kanunu’nun kabulü.
    1927 Ekim 15 / 20: Gazi Mustafa Kemal’in Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayi’nda tarihi Büyük Nutku’nu söylemesi.
    1927 Kasim 1: Gazi Mustafa Kemal’in 2. Kez Cumhurbaskanligi’na seçilmesi.
    1928 Agustos 9: Gazi Mustafa Kemal’in Sarayburnu’nda Türk harfleri hakkindaki nutkunu söylemesi.
    1928 Kasim 3: Türk Harfleri Kanunu’nun Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilmesi.
    1931 Nisan 15: Gazi Mustafa Kemal tarafindan Türk Tarih Kurumu’nun kurulmasi.
    1931 Mayis 4: Gazi Mustafa Kemal’in 3.kez Cumhurbaskanligi’na seçilmesi.
    1932 Temmuz 12: Gazi Mustafa Kemal tarafindan Türk Dil Kurumu’nun kurulmasi.
    1933 Ekim 29: Gazi Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’in 10. Yildönümünde tarihi nutkunu söylemesi.
    1934 Kasim 24: Gazi Mustafa Kemal’e Büyük Millet Meclisi tarafindan ATATÜRK soyadinin verilmesi kanununun kabul edilmesi.
    1938 Ekim 16: Atatürk’ün hastalik durumu hakkinda günlük resmi duyurularin yayinina baslanmasi.
    1938 Kasim 10: Atatürk’ün ölümü. (Persembe, saat: 09.05)
    Biyografilerde kronolojik sıra önemlidir.Kişinin yaşam öyküsünü oluş sırasına göre bilmek onu daha iyi tanımamıza yardımcı olur.
    4.ETKİNLİK:
    Biyografi ve otobiyografilerde kurmacaya yer verilmez.Çünkü bilgi, belge ve tanıklara dayandırılmayan biyografilerin gerçekliği kanıtlanamaz ve inandırıcılığını yitirir.
    Biyografik roman roman türünün kurmaca dünyasına ait izler taşır, hem de belgesel niteliktedir.Biyagrofide ise kurmacaya yer verilmez.
    5.ETKİNLİK:
    Metindeki her paragraf Atatürk’le ilgili farklı bir konuyu işleyecek şekilde düzenlenmiştir.İki paragrafta Atatürkle ilgili farklı durumları anlatmaktadır.
    6.ETKİNLİK:
    Biyografilerde yaşamları öğrenim hayatları, mücadeleleri anlatılan örnek, tanınmış kişiler kendilerinden sonra gelen kuşaklara örnek olacaktır.Böylece yeni nesiller bu insanların hayatlarından ders alacak ve hayatlarına daha doğru bir şekilde yön vereceklerdir.

    SAYFA 81
    7.ETKİNLİK
    * “Kendim Öyküm” metninde anlatıcı yazarın kendisidir.
    * Atatürk’e ait biyografi başka bir yazar (Hakan Tarhan) tarafından yazılmıştır.Kendi Öyküm’de ise Fakir Baykurt’un kendi ağzından yazılmıştır.Atatürk’ün biyografisinde nesnel ifadeler, Kendi Öyküm’de öznel ifadeler vardır.

    * 8.ETKİNLİK
    * Anı ve günce yazılarında kahraman anlatıcı vardır.Yani metnin kahramanı yazarın kendisidir.Birinci ağızdan anlatım vardır.Biyografilerde ise metnin kahramanı ile anlatıcı farklı kişilerdir.Üçüncü ağızdan anlatım vardır.Kısaca anılarda ve güncelerde doğrudan anlatım , biyografilerde ise dolaylı anlatım vardır.
    * Atatürk’ün biyografisi sergileyici yaşam öyküsüdür.Çünkü yazar, Atatürk’ün yaşamını hiç değiştirmeden ve onun yaşamını yönlendirmiş olayları birbirine bağıntılı şekilde vermiştir.

    9.ETKİNLİK
    * Verilen metin öğretici bir metin olduğu için akıcı, yalın ve açık bir metindir.Çünkü bu özellikler metnin anlaşılabilmesi için önemli ve gerekli özelliklerdir.

    SAYFA 82
    10.ETKİNLİK
    ATATÜRK’ÜN BİYOGRAFİSİNDE KULLANILAN ANLATIM TÜRLERİ VE ÖRNEKLER
    Öyküleyici anlatım: shf.71 “Annem ilahilerle okula başlamamı ve mahalle okuluna gitmemi istiyordu.” İlk önce bilinen törenle mahalle okuluna başladım.” vb… birçok örnek verilebilir.
    Öğretici anlatım: (shf.73′te) “19.Fırka Komutanı olarak Çanakkale Savaşlarına katılır.”
    “24 Ekim 1912′de Balkan Savaşı başlar.” (shf.73′te) vb…
    Betimleyici anlatım: “1881 yılında mayıs ayının çiçekli, yeşil bir günü Selanik koyuna hakim yamaçtaki mahallenin üç katlı pembe evinde Zübeyde Hanımın oğlu olarak dünyaya gelmiştir.” (shf.70)

    11.ETKİNLİK
    Metindeki anlatım bozuklukları:
    *”Binlerce kişiden ibaret olan Harbiye öğrencisine bu keşfimizi anlatma hevesine düştük.”cümlesi “Harbiye’nin binlerce öğrencisine bu keşfimizi anlatma hevesine düştük.” şeklinde olmalı.
    *”Sınıf arkadaşlarıyla beraber toplantılarına devam eden…” cümlesinde beraber sözcüğü gereksiz.
    *3.paragraftaki “…birkaç arkadaşıyla birlikte Şam’da Vatan ve Hürriyet adlı derneği kurar.” cümlesinde “birlikte” sözcüğü gereksiz.Çünkü “la” edatı birlikte anlamını zaten veriyor.

    SAYFA 83
    Ünsüz Yumuşaması: “derneğin”(k>ğ) , “amacı” (ç>c), “üsteğmenliğe” , “çoğunlukla”(kelimenin kökü “çok”) “kolağalığına”
    ses olayının sebebi: süreksiz sert ünsüzle(p-ç-t-k) ile biten sözcüğe ünlü ile başlayan ek gelmesi
    Benzeşme: “çekildikten” , “yakmaktır”, “düştük” sözcüklerinde vardır.
    Sebebi:sonunda FSTKÇŞHP sert ünsüzleri bulunan bazı sözcüklere c,d,g(ğ) yumuşak ünsüzleriyle başlayan bir ek geldiğinde bu c,d,g seslerinin sertleşerek ç,t,k’ye dönüşmesidir.

    Ses Düşmesi: “yükse(k)ldi)” , “keş(i)fimizi”, nak(i)lettirir
    Sebebi: 1-ikinci hecesinde dar ünlü (ı,i,u,ü)bulunan bazı sözcüklerin ünlü ile başlayan bir ek almasıdır.
    2- isim soylu sözcükle yardımcı eylemin (et-) birleşmesi
    3- “k” sert ünsüzüyle biten sözcüğe “l” yapım ekiyle türetilmesi
    Ses Türemesi: “sorgu(y)a” , keşfetme(y)e
    Bu sözcüklerdeki ses türemesinin sebebi Türkçede iki ünlü harfinin yan yana gelmemesidir.

    ANLAMA-YORUMLAMA
    1) Göndergesel işlevde…
    2) Bulduğunuz biyografilerdeki kişilerin hangi meslek dallarına ait olduğunu belirtiniz.Biyografilerin amacı tanınmış kişilerin hayat öyküsünü anlatmaktır.
    3) Metindeki her paragraf farklı bir bir konuyu işleyecek şekilde kronolojik sıraya göre düzenlenmiştir.Bu da Atatürk’ün hayatını daha iyi yansıtabilmek ve anlayabilmek içindir.
    4) Atatürk’ün verilen kişilik özelliklerine sahip olması Onun ne denli büyük bir lider olduğunu gösteriyor.Böylesine büyük bir devlet adamına sahip olmak da bizleri çok mutlu ediyor.
    5) Metinde yoruma açık anlatımlar yok, çünkü biyografi öğretici bir metin türüdür.Öğretici metinler de nesnel olur.

    SAYFA 84
    ATATÜRK’ÜN KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ
    *idealist
    *öğretici
    *kararlı ve mücadeleci
    *açık sözlü
    *korkusuz
    *lider
    *birleştirici ve bütünleştirici
    *vatanını ve milletini çok seven
    *fedakar
    *yenilikçi ….

    ATATÜRK’ÜN DÜŞÜNCE HAYATI İLE İLGİLİ ÇIKARIMLAR:
    Atatürk büyük bir fikir adamıydı.
    Fikirlerini akla ve mantığa dayandırmıştır.
    Fikir adamı olduğu kadar fikirlerini de uygulayan bir aksiyon adamıydı.
    Değişik konulardaki fikirlerini oluştururken olaylardan ve okuduğu tarih kitaplarından yararlandı.
    Çağdaşlaşma ve uygarlık fikir hayatının temel özelliklerinden biriydi.
    Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmadaki tek rehber olarak bilim ve tekniği görüyordu.
    Atatürk’ün fikir hayatını şekillendiren en önemli etkenlerden biri de kültürümüzdür.

    13.ETKİNLİK
    * Yakın çevrenizden birinin yaşam öyküsünü yazınız.
    * Tanımadığımız biriyle ilgili biyografi yazacak olsak (bunu neden yapalım?asıl soru bu bence)) onun doğduğu yer, aile çevresi-soyağacı, eğitim – öğretim durumu,kişilik yapısı, arkadaşlık ve akrabalık ilişkileri, sosyal yaşamı, yaptıysa evliliği ve çocukları,özel ve iş yaşamındaki başarıları (varsa tabii) ve başarısına ulaşma süreci … gibi konuları ele almamız gerekeceğinden bu bilgilere, belgelere, onun ailesine, yakın çevresine ulaşmak için epey çaba sarfetmemiz gerekirdi.Bu kişi eğer yaşıyorsa gidip hayatı, çalışmaları vb. gibi konularda ona sorular sorup verdiği cevapları not almalı ya da kaydetmemiz gerekirdi.Bu kişi şayet yaşamıyorsa işte o zaman işimiz daha zor olurdu, hayatını etraflıca araştırmamız aile bireylerine yakın çevresine ulaşmamız gerekir, hakkında bilgi belge toplamamız gerekirdi.

    ÖLÇME-DEĞERLENDİRME:
    1) araştırma
    otobiyografilerin
    2) (D) , (Y) , (Y) , (D)
    3) (D)
    4) (C)
    5) (D)
    6)(D)
    7) Soru hatalı; A şıkkı da oluyor C şıkkı da…C şıkkına az sözcüğünü getirirsek o zaman doğru cevap A olur.Siz yine de c şıkkına “az” sözcüğünü ekleyin…
    8) (B)
    9) (D)

    SAYFA 86:(okul dışı etkinlik)
    GEZİ (YAZISI) ÖRNEĞİ:

    OTORAY YOLCULUĞU NİĞDE – KAYSERİ
    Niğde’ye yaklaşıyorduk.
    Yanımda oturan bir Niğdeli şehrin eteğini saran ağaç kümeleri arasında pek iyi seçemediğim bir noktayı işaret etti. — Faruk Nafizin hanı, dedi.
    Büyük şairin han sahibi olduğu günleri de inşallah görürüz. Fakat yol arkadaşımın bana gösterdiği bina sadece Faruk Nafizin unutulmaz Han Duvarları şiirinde tasvir ettiği han idi.
    Kıyafetinden anlaşıldığına göre Niğdeli arkadaş bir esnaf yahut işçi idi. Böyle olmakla beraber Han Duvarları’nı ve Faruk Nafiz’i biliyordu. Daha garibi trende ilk gördüğü bir yabancının bu şiiri, şiirde tasvir edilen hanı ve Faruk Nafiz’i tanımamasını kabul etmiyor, ateş ve su nev’inden herkesçe malûm şeylerden bahseder gibi iki kelime ile bana maksadını anlattığına inanıyordu.
    Güzel şiirin kudreti! iyi yazılmış bir manzum hikâye koskoca bir hanı, koynundaki tapu senedine rağmen asıl sahibinin elinden alıyor, Faruk Nafiz’e malediyordu.
    Maamafih arkamızda ayakta duran ve bizi dinleyen uzun boylu bir sakallının “yok yahu.. O han falanındır” diye öteki mal sahibinin hakkını da ziyadan kurtardığını itirafa mecburum.
    Niğde ile Kayseri arasındaki yolu, Faruk Nafiz’in istiklâl muharebesi senelerinde kona göçe üç günde aştığı o uzun mesafeyi, ben bugün otoray denen yeni icat bir âlet içinde, âdeta uçarak geçiyorum.
    Akşamın beş buçuğunda daha Niğde istasyonunda kahve içiyordum. Sokak fenerleri yanarken Kayseri’de olacağım.
    Bisikletin ilk icadı zamanlarında ona verilen Şeytan Arabası ismini bu otoraya saklamak lazımmış! Otoray görünüşte yirmi otuz kişilik büyücek bir otobüs. Fakat ikisi arasında âdeta nalınlı adam ile patenli adam farkı var. Otobüsün mütemadiyen taşla, toprakla boğuşmasına mukabil Otoray, cilâlı çelik raylar üstünde yağ gibi kayıyor.
    Ulukışla ile Kayseri arasında günde iki sefer yapan bu arabaların, birinci ve ikinci sınıf yolcuları için, şoförün arkasında dört maroken koltuğu, cemekânlı bir kapı ile buradan ayrılan geri tarafında da demokratlara mahsus, yirmi otuz kişilik kanapesi var.
    Bazı şakacı yolcular lüks kısma Lortlar kamarası, ötekine Avam kamarası adını takmışlar.
    Bu Otoray, yolları âdeta çocuk oyuncağına çevirmiş. Meselâ Kayserililer bizim Ada vapurları biletinden daha ucuz bir para ile günübirliğine Bor bahçelerinde eğlenmeye gidiyorlar.
    Şoför, daha doğrusu makinistin bana anlattığına göre Adana ve Kayseri ‘de oturan iki akraba, meselâ bir ana kız pazar sabahları bulundukları yerden hareket ediyor, öğleyin Ulukışla’da birleşiyorlar; akşama doğru yine evlerine dönüyorlarmış.
    Bu seyahat, artık yolculuktan usandığım bir zamana rastlamış olmakla beraber beni atlı karıncaya binmiş bir bayram çocuğu gibi eğlendiriyordu. Otoray, son derece munis bir dekor arasından akıp giderken kâh makinistin omuz başından önümüzdeki yola, kâh arkaya geçerek akşam ışıkları ile sararıp kızaran ovalara bakıyordum.
    Yeni bir icat yalnız manzaraları ve hayatı değiştirmekle kalmıyor; duygularımıza, dünyayı görüş tarzımıza da tesir ediyor.
    Yolculukta akşam, insanının gayri ihtiyarî garipsediği, kendini karanlık düşüncelere bıraktığı saattir. Halkın akşam garipliği terkibile anlattığı bu duyguda kendimizi uçsuz bucaksız mesafeler arasında kaybolmuş hissetmemizin, arkada bıraktığımız uzağı bir daha görmek şüphesinin, öndeki uzağa yetişememek korkusunun elbette bir payı vardır. Mesafelere hâkim olmak emniyeti işte bu şüphe ve korku mefhumunu kaldırıyor, insana bu geniş ovalarda kendi mahallesinde, evinin bahçesinde dolaşmak hissini veriyor.
    Faruk Nafiz :
    “Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar”
    diye anlattığı bu yolu, vaktiyle bir yaylının şiltesine uzanarak, “kendini tekerleğin sesine kaptırarak” geçmiş olmasaydı da benim bindiğim otoray içinde tayyarede gibi geçseydi bu acı gurbet şiirini bilmem yazabilir miydi?
    Reşat Nuri Güntekin
    (Anadolu Notları’ndan)

    Evliya Çelebi Darüşşifayı Anlatıyor
    1682 yılında Edirne’yi ziyaret eden Evliya Çelebi, külliyeden; “Orada bir Darüşşifa vardır ki dil ile tarif edilmez, kalemler ile yazılmaz “ diye bahseder. Ünlü seyyah, ayrıca külliye için şu ilginç tanımlamaları kullanmıştır:
    “Adı geçen bağın ortasında, göğe baş uzatmış bir yüksek kubbedir ki güya aydınlık hamam camekanı gibi tepesi açıktır. Bu açık yerde altı adet ince mermer sütunlar üzerinde Kiyanıyan tacı gibi bir kubbecik vardır. San’atkar iş üstadı, bu küçük kubbenin ta tepesine halis altın ile yaldızlanmış bir çeşit demir mil üzerine bir bayrak yapmış, ne taraftan rüzgar eserse, o bayrak o tarafa döner. Garip görünüşlüdür. Ama aşağı büyük kubbe sekiz köşelidir. Bu kemerli kubbe içinde dahi sekiz kemer vardır. Her kemerin altında bir kış odası vardır. Bu odaların her birinde ikişer pencere vardır. Bir penceresi odanın dışında olan gülistanlı ağaçlığa bakar, diğeri de bu büyük kubbenin ortasındaki büyük havuz ve şadırvana bakar. Bu sekiz adet kış odalarının önünde , yine büyük kubbe içinde sekiz adet yazlık odalar vardır.
    Üç tarafı kafesli mermerler ile yapılmış bu büyük kubbe altındaki büyük havuzun çevresindeki sel sebillerden berrak su çağlayıp havuza girince , fıskiyelerden berrak su, kemerli kubbenin göbeğinde nihayet bulur.
    Böyle dikkat ve özenle yapılmış şifa yurdunun anlatılan odalarında çeşitli hastalıklara tutulmuş zengin ve fakir, ihtiyar ve genç doludur.
    Bazı odalarda ilkbaharda delilik mevsiminde Edirne’nin aşk denizi derinliğine düşmüş sevdalı aşıklar çoğalıp, hekimin emriyle bu tımarhaneye getirilerek altun ve gümüş yaldızlı zincirlerle kerevetlerine takılıp, her biri aslan yatağında yatar gibi kükreyip yatarlar… Kimisi havuz ve şadırvanlara bakıp kalender hülyası kabilinden sözler eder, nicesi dahi o kemerli kubbenin etrafında olan gülistan ve bağ ve bostan içindeki binlerce kuşların cıvıltılarını dinleyip, delilerin perdesiz ve ölçüsüz sesleriyle feryada başlarlar.
    Bahar mevsiminde çiçek kısmından sim ve zerrin, deveboynu, müşkü rumi, yasemin, gülnesrin, şebboy, karanfil, reyhan, lale, sümbül gibi çiçekler hastalara verilip güzel kokuları ile hastalar iyileştirilirler. Fakat delilere bu çiçekleri verince kimini yerler, kimini ayakları altında çiğnerler. Bazıları dahi meyveli ağaçları seyredip, ah daha hel hope pe pohe pelo deyip, çimenlik temaşası ederler…”

    örnek gezi yazısı:
    ROMA’DA
    Bu, Roma’ya üçüncü gelişimdir. Ama Roma,orada doğup orada büyüyenler için bile bitmez.Her heykel, her tablo, her anıt, size her görünüşünde güzelliğin yeni bir sırrını açacaktır.Roma’da heykel vatandaş olmuştur. 0, müzede değil, bizim gibi sokaklarda dolaşıyor,meydanlarda geziniyor, parklarda dinleniyor!
    Sabahleyin ağzından sular dökülen aslanları seyrederek Doney’e gittim. Burası, büyük otellerin, şık mağazaların ve camlarından hare hare sular akan çiçeklerin sıralandığı büyük bir cadde üstünde, Via Veneto’da bir kahvedir ama Mehmet Akif’in “Mahalle Kahvesi’ değil, bir temizlik ve zarâfet sergisi…
    Kaldırım üstündeki masalardan birine oturdum. Garson, ısmarladığım portakal suyunu getirdi. içinde dört köşe, pırıl pırıl bir buz parçası,yanında, ipek kâğıtlı keselere el değmeden doldurulmuş şeker…
    Bardağı yudum yudum emerek caddeyi seyrediyorum: iskarpinler geçiyor… Siyah iskarpinler, beyaz iskarpinler… Bağlısı var, düzü var, fiyonklusu var. Ama iki şey yok: Boyasızı bir,çarpık ökçelisi iki.
    Gözlerimi yavaş yavaş yukarı kaldırıyorum:Her kadın başı güzel taranmış ve her erkek çehresi jiletten yeni çıkmış. Roma sokaklarında dağınık kafa, kepekli saç ve tıraşsız surat göremezsiniz.Via Veneto yolcuları arasında bir şey daha yok: Hasta ve sarsak adam. Değil koltuk değnekleriyle asfaltı karıştıran topala, değil bastonuyla kaldırımları dürtükleyen köre, öksüren insana bile rastlayamazsınız. Avrupalı , öksürdü mü:
    — Hastalandım, deyip yatağa giriyor.
    Yusuf Ziya ORTAÇ
    Göz Ucu ile Avrupa

    İLK TÜRK GEZGİNİ EVLİYA ÇELEBİ
    Evliya Çelebi D.T (1611, İstanbul – Ö.T(1683), Mısır Türk gezgin ve yazar. Asıl adı Mehmet’tir.
    Evliya Çelebi, 25 Mart 1611′de İstanbul’un Unkapanı semtinde doğdu. Babası, saray kuyumcubaşısı olan Mehmet Zılli Efendi’dir. Çelebi ailesi aslen Kütahyalı olup, fetihten sonra İstanbul’a yerleşmiştir.
    Evliya Çelebi, çok iyi bir öğrenim gördü. Önce mahalle mektebine gitti. Daha sonra Şeyhülislam Hamit Efendi Medresesi’ne girdi. Burada yedi yıl okuduktan sonra saraya özgü bir okul olan Enderun’a devam etti.
    Okul öğreniminin dışında özel hocalardan Kur’an-ı Kerim, Arapça, güzel yazı, musiki, beden eğitimi ve yabancı dil dersleri aldı. Kur’an-ı Kerim’i ezberleyerek hafız oldu.
    Evliya Çelebi, öğrenimini bitirdikten sonra sarayda görev aldı. Yaptığı işlerle padişah ve devlet ileri gelenlerinin beğenisini kazandı. Bu yüzden çok yüksek görevlere getirilmesi düşünülüyordu.
    Evliya Çelebi’nin düşünceleri ise çok farklıydı. Daha küçük yaşlarından itibaren içinde müthiş gezi arzusu vardı. Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak istiyordu. Bu yüzden sarayda fazla kalamadı. Kendisinin anlattığına göre bir rüya üzerine meşhur gezilerine başladı.
    İlk gezisini, İstanbul ve çevresine yaptı. Daha sonra İstanbul dışına çıktı. Artık, gezileri birbirini izliyordu. Tam elli yıl boyunca durmadan gezdi. Gezdiği yerler arasında o zamanki Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan hemen hemen bütün yerler vardı.
    Evliya Çelebi, bu gezileri sırasında çok ilginç yerler gördü. Yeni insanlarla tanıştı. Birçok olayla karşılaştı. Savaşlara katıldı.
    Gezmek için gittiği son yer Mısır oldu. 1683 yılından sonra vefat etti.
    Evliya Çelebi’nin bugün bile önemini taşıyan Seyahatnamesi işte bu gezilerin ürünüdür.

    SEYAHATNAME
    Seyahatname Evliya Çelebi tarafından 17. yüzyılda yazılmış olan çok ünlü bir gezi kitabıdır. 10 ciltten oluşur.
    Gerçekçi bir gözle izlenen olaylar, yalın ve duru, zaman zaman da fantastik bir anlatım içinde, halkın anlayacağı şekilde yazılmış, yine halkın anlayacağı deyimler çokça kullanılmıştır.
    Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde gezip gördüğü yerleri kendi üslûbu ile anlatmaktadır. Evliya Çelebi’nin on ciltlik Seyahatnâme’si, bütün görmüş ve gezmiş olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler içermektedir. Eser bu yönden Türk Kültür tarihi ve gezi edebiyatı açısından önemli bir yere sahiptir.

    SAYFA 87
    GEZİ YAZISI
    HAZIRLIK
    “Çok yaşayandan sorma, çok gezenden sor” atasözü gezen insanın farklı kültürleri , farklı coğrafyaları görüp, faklı insanlarla tanışarak bilgisini, görgüsünü kültürünü arttırdığı, bu şekilde gezilerin insanın ufkunu açtığını anlatır.
    Gezi yazıları, gezilen yerler hakkında izlenim ve bilgilerin(coğrafi,tarihi özellikler,kültür ve tabiat zenginlikleri, gelenek görenekler…) diğer insanlara aktarmak için yazılabilir.

    SAYFA 90
    1.ETKİNLİK
    Okuduğumuz gezi yazısıyla diğer gezi yazıları içerik ve bakış açısı olarak birbirinden farklıdır.Her yazar farklı bir yerle ilgili anlatmaya değer ilginç yönlerini kendi düşüncelerini ve yorumlarını da ekleyerek kendi bakış açısıyla ifade etmişlerdir.

    Gezi yazılarının ortak yönleri:
    Gezilip görülen yerlerle ilgili bilgi ve gözlemler anlatılmıştır.
    Gezilip görülen yerlerin tarihi, sosyal,ekonomik, kültürel yaşantısı yansıtılmıştır.
    Dil açık,sadedir.
    Genelde göndergesel işlev kullanılmıştır.
    Öyküleyici, betimleyici, açıklayıcı, öğretici anlatım türleri kullanılmıştır.
    Yazarlar kendi yorumlarını da katmışlardır.

    Farklı yönleri:
    Her yazar farklı bir yeri kendi bakış açısı bilgi ve gözlemlerine göre anlatmıştır.

    2.ETKİNLİK
    “Beserabya Köyleri” adlı gezi yazısından…
    Komrad’ın Beserabya’da (bugünkü Moldova) Gagavuz Türklerinin yaşadığı tek kasaba olduğunu
    Köydeki yel değirmenlerinin bulunduğunu
    Gagavuzların toplu halde yaşadığı ve birbirlerine çok bağlı olduğunu
    Komrat’ın 14bin nüfuslu olduğunu
    İnsanların yalnız çiftçilikle geçindiği
    Gagavuzların kültürlerine son derece bağlı olduklarını
    Ana yurttan çok önceleri koptukları halde Türklüklerini kaybetmediklerini… öğrendik.
    Bu bilgiler daha önce hiç bilmediğimiz Beserabya köyleri hakkında az da olsa bilgi edinmemizi sağladı.
    Yazar, gezdiği bu yörenin bütün özelliklerine yer vermemiştir.Çünkü gezi yazılarında görülen her şey değil sadece yazarın dikkatini çeken kültür ve doğa zenginlikleri, tarihi ve sosyal özellikler ve yaşama biçimi hakkında bilgi verilir.

    3.ETKİNLİK
    ÖRNEK METİN…
    “Yamacındaki yemyeşil çam ağaçlarının aksinin vurduğu pırıl pırıl bir göl…Zümrüt teninin içinde bir cennet bahçesi saklayan enfes bir doğa harikası burası.Ciğerlere doldurulan bu tertemiz havada çamlara özgü o mis koku nefeslere karışıyor.Bir, kuş sesi eksik fonda.O mis kokuyu içime çekerken gözlerimi kapatıp ormanın derinliğinde kaybolmuş kuş seslerini duymaya çalışıyorum.Gözlerim kapalı, ne kadar kalıyorum böyle bilmiyorum; ama tam da kuşlar şakımaya başlıyor ki hayalimde birden…….” (devam edebilirsiniz)))

    SAYFA 91
    Herkesin duyuş ve düşünüşü, bakış açısı birbirinden farklı olacağı için yazılanlar arasında farklılıklar olacaktır.

    4.ETKİNLİK
    Metindeki anlatım türleri ve örnekleri

    -Öyküleyici anlatım:”Komrat Lisesi’ni bitirmiş bir genç kız gördüm,Türkçe konuşmakta güçlük çekiyordu.”

    -Betimleyici Anlatım:”Alabildiğine düz ve geniş bahçeler, bahçeler içinde beyaz boyalı muntazam, kiremitli, çoğu tek katlı evler…”

    -Açıklayıcı Anlatım:”Halkın büyük çoğunluğu Gagavuz olan on dört bin nüfuslu Komrat yalnız çiftçilikle geçinen bir kasabadır.”

    -Söyleşmeye Bağlı Anlatım:
    -Sen nesin?
    -Gagavuz
    -Gagavuz ne demek, Bulgar mısın?
    -Yok, Bulgar değilim…”
    -Peki, ya nesin?
    -Türk

    Metnin yazılış amacı gezilip görülen Beserabya Köyleri hakkında izlenimlerin, gözlemlerin canlı ve etkili bir şekilde aktarılması olduğu için metinde bu anlatım türleri kullanılmıştır.

    5.ETKİNLİK: Metindeki paragraflar metnin bütünlüğü bozmayacak şekilde birbirine bağlanmıştır.Paragrafların yapı unsurları olan cümleler birbirlerine bağlanmış, başka konulara atıfta bulunularak paragraflar arasında geçişler sağlanmıştır.Metindeki diğer paragraflar da Beserabya Köyleri hakkında okuyucuya bilgi vermek amacı etrafında yapı unsurlarıyla oluşturulmuş ve bu amaçla bütünsel bir biçimde birbirine bağlanmıştır.

    6.ETKİNLİK: Metnin yapı unsurları metnin iletisini vermek amacıyla düşünsel bir bütünlük içinde bir araya getirilmiştir.Yapı unsurları metnin iletisini vermede ve somutlaştırmayı sağlamada birer araçtır.
    7.ETKİNLİK: Duygularınızı belirtiniz.

    SAYFA 92
    8.ETKİNLİK
    Tarihi, coğrafi özellikleri
    Sosyal, ekonomik, kültürel yaşantısı
    Ahlak, gelenek ve görenekler gibi bilgiler yer almıştır.
    Bu bilgilerden yola çıkılarak gezi yazıları sosyoloji, tarih, coğrafya gibi bilim dallarına yarar sağlar.

    9.ETKİNLİK
    Okuduğumuz gezi yazıları açık, duru, akıcı ve yalındır.
    Bu anlatım özellikleri gezi yazıları için önemlidir.Çünkü amaç, okuyucuya bilgi vermektir.

    10.ETKİNLİK
    Anlatım bozukluğu olan cümlelerin düzeltilmiş hali:
    “Yabancı bir dille lise tahsili görmüş, kafasındaki kavramlar (artmış) ve dünyayı görüş seviyesi yükselmiş bir insan…” (fiilimsi eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu)
    “Yalnız Hristiyan değil hatta müslüman birçok Türk kitlesinin …(tamlama yanlışlığı)

    11.ETKİNLİK
    1.cümlede:
    ilerde: ses düşmesi
    köyü-n-ü: ses türemesi ( Türkçe’de iki ünlü harf yan yana gelmediği için “n” kaynaştırma harfi gelmiş)
    savaşçı : benzeşme
    ses daralması yok…

    2.cümlede
    ses düşmesi yok
    ses türemesi: hak-k-ım-da (“hak” sözcüğüne lütfen dikkat ediniz.Yardımcı eylem( et-) aldığında ses türemesi olmaz; ama “-ı,-a” gibi ünlü ekler aldığında ses türemesi olur.
    ses benzeşmesi yok
    gizlemiyorum: ses daralması ( “yor” eki kendinden önceki geniş ünlüyü (a-e) daraltır.

    SAYFA 93
    12.ETKİNLİK
    Metinde dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.

    13.ETKİNLİK
    GEZİ YAZISI-ANI KARŞILAŞTIRMASI
    BENZER YÖNLER
    İki türde de açık, sade, anlaşılır, içten bir dil kullanılır.
    İki türde de dil göndergesel işlevde kullanılır.
    Her iki türde de açıklayıcı, betimleyici, öyküleyici anlatım türleri kullanılır.
    Her iki tür de başka bilim dallarına kaynaklık edebilir.

    FARKLI YÖNLERİ
    Anılarda amaç yazarın yaşamından ilgi çekici olayları anlatmakken gezi yazıları gezilip görülen yerler hakkında okuyucuya bilgi vermek için yazılır.
    Gezi yazılarında gözlem önemli bir yer tutar, anılarda ise yazarın kendi yaşamına dair izlenimleri vardır.
    Anılarda çevreye ait bilgiler gezi yazısı kadar ayrıntılı değildir.

    ANLAMA-YORUMLAMA
    14.ETKİNLİK
    Yazara göre ana dilinin zenginliklerinden habersiz olan ve kendi milletiyle bağlarını koparmış insanlar ancak konuştuğu dilin dar çerçevesinde düşüncelerini anlatmak zorunda olur.Böyle bir insan dili daha zengin ve kalabalık yabancı topluluklar arasında kaldığında da kendi ana dilini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
    Yazar bu görüşünde son derece haklı, çünkü dilini kaybeden milletler yok olmaya mahkumdur.
    Gezi yazısında işlenen konuyu yazar kendi kişisel gözlemlerine, izlenimlerine ve bakış açısına göre öznel bir şekilde anlatır.

    15.ETKİNLİK
    Evliya Çelebi son derece dikkatli bir seyyahtır. O, gezdiği yerlerin tarihini, coğrafyasını, iklim ve tabiatını, sanat eserlerini, insanlarını, insanlarının giyiniş, yaşayış, dil ve dinlerini, silahlarını, âdetlerini, tanınmış hususiyetlerini, yerleşme şekillerini, kısaca şahsi ve günlük hayattan, cemaat hayatına, manevi hayata kadar bütün unsurları eserine almıştır. Bu durum Seyahatname’nin dünyada eşine rastlanmayan bir zenginlikle önemli bir kaynak olmasını sağlamıştır. Düşünceye ve daha çok göze hitap eden güçlü tasvirler, sıcak bir mizah, mübalağa ve secilerle süslü üslubu onu farklı kılan unsurlardır.

    ESERİ 10 CİLTTİR SIRALAMASI ŞÖYLEDİR
    Seyahatine dair bıraktığı 10 ciltlik Seyahatname’nin konuları şu şekildedir.
    I. Cilt: İstanbul ve civarı Eserin birinci cildinde İstanbul’un târihi, kuşatmaları ve fethi, İstanbul’daki mübârek makamlar, câmiler, Sultan Süleyman Kânunnâmesi, Anadolu ve Rumeli’nin mülkî taksimâtı, çeşitli kimselerin yaptırdığı câmi, medrese, mescit, türbe, tekke, imaret, hastane, konak, kervansaray, sebilhane, hamamlar… Fatih Sultan Mehmed zamânından îtibâren yetişen vezirler, âlimler, nişancılar, İstanbul esnâfı ve sanatkârları yer almaktadır.
    II. Cilt: Nisan 1640′ta yaptığı Buca, Batum, Trabzon, Kafkasya, Girit seferi, 1645′te Erzurum, Azerbaycan ve Gürcistan. Osmanlı Devletinin kuruluşu, İstanbul’un fethinden önceki Osmanlı sultanları, Bursa’nın âlimleri, vezirleri ve şâirleri.
    III. Cilt: Şam-Suriye, Filistin-Urmiye, Sivas, El-Cezire, Ermenistan, Rumeli (Bulgaristan ve Dobruca)
    IV. Cilt: İstanbul’dan Van’a kadar yol üzerindeki bütün şehir ve kasabalar, Evliyâ Çelebi’nin elçi olarak İran’a gidişi, İran ve Irak hakkında bilgiler
    V. Cilt: Van, Basra seyahatinin sonu, Oçakov seyahati, Rakoçzi’ye karşı sefer, Rusya seferi, Anadolu asilerine karşı hareket, Çanakkale yolu ile Bursa’ya avdet, Boğdan’a gidiş, Transilvanya seyahati, Bosna’ya gidiş, Dalmaçya seferi, Sofya’ya avdet.
    VI. Cilt: Transilvanya seferi, Arnavutluk’a gidiş, İstanbul’a avdet. Macar seferi, Uyvar’ın muhasarası, müellifin 40.000 Tatarla, Avusturya, Almanya, Flemenk’e ve Baltık Denizine kadar gitmesi. Uyvar’ın zaptı, Belgrad’a avdet. Hersek’e gönderilmesi, Raguza seyahati, Karadağ seferi, Kanija seferi ve Kanizsa-Hırvat memleketi.
    VII. Cilt: Avusturya, Kırım, Dağıstan, Deşt-i Kıpçak, Esterhan.
    VIII. Cilt: Kırım, Girit, Selanik, Rumeli.
    IX. Cilt: Garbi Anadolu, Suriye, Mekke ve Medine seyahati.
    X. Cilt: Mısır.

    -Seyahatname yazıldığı dönemde de bugün de değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir.O, eşsiz bir kültür hazinesidir.

    -Öznel anlatıma yer verilmiştir.Örneğin Reşat Nuri’ni hazırlık çalışmasında verilen “Otoray Yolculuğu ” adlı metindeki “Yolculukta akşam, insanının gayri ihtiyarî garipsediği, kendini karanlık düşüncelere bıraktığı saattir.” cümlesi ; “Beserabya Köylerinde” adlı metinde ise “Binbir gece masallarının sihirli değneğini hayal ediyorum.Bir mucize olsa diyorum günün birinde gözlerimizi açtığımız zaman bu güzel ve bayındır köylerin Türk halkıyla beraber Anadolu ya da Trakya’nın bereketli ovalarında yükseldiğini görsek.” cümleleri öznel anlatıma örnektir.

    -Dil öğretici metinlerde göndergesel işlevde kullanılır.Çünkü amaç okuyucuya bilgi vermektir.

    16.ETKİNLİK:
    İlk anlam: rüzgar ,lehçe, kelime , köy ,Türkçe
    Yan anlam: kanat
    Mecaz anlam: hafif, ağır, örülmüş, kuşatmıştır
    terim anlam: lehçe

    SAYFA 94
    17.etkinlik
    bir gezi yazısı yazınız.Aşağıdaki plan size yardımcı olabilir:
    Giriş bölümünde gezi için yapılan hazırlıklar;
    Gelişme bölümünde
    yolculuk,
    yolculuk sırasında görülen ilgi çekici olaylar;
    varış
    varıştaki ilk izlenimler
    Sırasıyla gezilen yerler ve bunların ilginç, belirgin ve ayırt edici özellikleri(betimlemeler,açıklamalar)
    Sonuç bölümünde ise bu gezinin sizde bıraktığı etki…

    ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
    1. öyküleyici, betimleyici ve açıklayıcı
    öğretici
    tarihi,coğrafi,ekonomik ve kültürel

    2)
    (Y)
    (D)
    (Y)
    (D)
    3) (E)
    4) (E) “Şiir ve İnşa” Ziya Paşa’ya ait makaledir.

    SAYFA 95
    5) (D)
    6) (C)
    7) (B)

    SAYFA 96
    8) (A)
    9) (C)
    10) (D)

    SAYFA 97
    SÖYLEŞİ(SOHBET)
    Hazırlık
    Bir yazarın eserini okurken yazarın herhangi bir konuyla ilgili duygu ve düşüncelerini, hayata bakış açısını vb. birçok özelliğini sanki yazarla karşılıklı oturup konuşuyormuşuz gibi öğrenebiliriz.
    Her metin yazarının hayatının, kültürünün, zevkinin izlerini taşır. Bunun için yazarın sanatının oluşmasında etkili olan hayat hikâyesinin bilinmesinde yarar vardır.
    Bir edebî metnin tamamen yazarın hayatının ve kişisel özelliklerinin yansıması olduğunu düşünmek yanlıştır. Bunun yanı sıra edebî metinde yazarın kendi hayatını yansıtmadığını düşünmek de o kadar yanlıştır.
    Her edebî eser, yazarının hayatından, hayata bakış açısından, gözlemlerinden az çok izler taşır.
    Hazırlık çalışmasının diğer sorularını kendi bakış açınıza göre değerlendiriniz.
    1.ETKİNLİK:
    Meslek seçiminde nelere dikkat ettiğiniz konusunda söyleşi yapınız.

    SAYFA 101
    SÖYLEŞİ ÖRNEKLERİ
    Söyleşi örnekleri için tıklayınız.
    Bu söyleşi örnekleriyle Şevket Rado’nun söyleşi metninin içerik, dil ve anlatım yönünden incelenmesi
    Herkesi ilgilendiren konular seçilmiştir.
    Yazarlar soru-cevaplı cümlelerle konuşuyormuş hissi verirler.
    Sıcak içten, doğal ve senli benli anlatımları vardır.
    Bazı cümleler konuşmadaki gibi devriktir.
    Açık bir anlatımın özelliklerini taşırlar.

    SÖYLEŞİ METİNLERİNİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
    Herkesi ilgilendiren konular seçilir.
    Cümleler konuşma üslubundadır ve genellikle devriktir.
    Yazar karşısında biri varmış gibi sorular sorar, cevaplar verir, düşüncelerini günlük konuşma dili içtenliğinde açıklar.
    Sıcak içten, doğal ve senli benli anlatımları vardır.
    Sohbetlerde konu uzatılmaz, fazla ayrıntıya girilmez,anlatılanlar kanıtlanmaya çalışılmaz.
    Sohbet yazılarının amacı okuyucuyu konu üzerinde düşünmeye sevk etmektir.
    Yazar deyimlerden, ata sözlerinden, hatıralardan,, nüktelerden, özlü sözlerden sıkça yararlanır.
    Eskiden bu yazılara ” muhasebe” denirdi.
    Bu türün en önemli temsilcileri Ahmet Rasim, Şevket Rado, Nurullah Ataç, Falih Rıfkı Atay, Suut Kemal Yetkin, Ferit Kam’dır.

    3.ETKİNLİK
    “Huzura Götüren Yol” metninde “aile hayatında mutlu olmanın yolları” iletisi okuyucuya verilmeye çalışılmıştır.Meslek seçimi konusunda yaptığınız söyleşinin amacı da meslek seçerken nelere dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında arkadaşlarınıza bilgi vermektir.
    Sözlü ve yazılı söyleşilerde senli-benli, sıcak, samimi ,doğal, gereksiz ayrıntılara yer verilmeyen, günlük konuşma dilinin özelliklerini taşıyan bir anlatım tarzı kullanılır.
    Yapılan söyleşilerde amaç ,herhangi bir konuda duygu ve düşüncelerin sıcak ve samimi bir şekilde dinleyiciler/okuyucularla paylaşmak olduğu için kullanılan anlatım tarzı da buna göre şekillenir.

    4.ETKİNLİK
    Metinden verilen paragraflar yazarın “aile hayatında mutluluk yolları” konusundaki düşüncelerini ortaya koymak amacıyla oluşturulmuş ve metnin tamamında ortaya konacak ana düşünceyi oluşturmak amacıyla birbirleriyle ilişkilendirilmiştir.

    5.ETKİNLİK
    “Huzura Götüren Yol” metninde yazar düşüncelerini kanıtlama ve derinlemesine ele alma yoluna gitmemiştir.Çünkü sohbet yazılarında okuyucu ikna edilmeye çalışılmaz,gereksiz ayrıntılara yer verilmez.
    Bu düşünceler “aile/evlilik hayatında mutluluğun yolları” düşüncesi etrafında ilişkilendirilmiştir.

    SAYFA 102
    6.ETKİNLİK
    Metinde kişisel ve yöresel söyleyişlere yer verilmiştir.
    Metinde yazar kişisel ve yöresel söyleyişlere yer vererek okuyucuyla arasındaki iletişimi, sıcaklığı sağlamak böylece düşüncelerini daha rahat ve doğal bir şekilde ifade etmek istemiştir.

    7.ETKİNLİK
    Metinde ağırlıklı olarak açıklayıcı anlatım türü kullanılmıştır.
    Örnek cümle: “İşte böyle anlarımızda size biraz önce bahsettiğim kendimize mahsus zevklerimiz, eğencelerimiz, meraklarımız, marfietlerimiz imdadımıza yetişir ve ancak olnlar sayesinde yalnız kalmamız mümkün olur.Mesela, okuma zevki, bahçe merakı, dikiş dikmek, örgü örmek bir musiki aleti çalmak gibi…”

    8.ETKİNLİK
    Açıklık:Metin açık bir anlatıma sahiptir.Metinde belirtilmek istenen duygu ve düşünceler kolay anlaşılır herhangi bir açıklamaya gerek duymadan kavranabilir niteliktedir.
    Örnek cümle:”Kadın erkek herkesin bir merakı olmalıdır.”
    Akıcılık: “Metinde paragrafı oluşturan cümlelerde telaffuzu ve anlamayı zorlaştıran sözcüklerin kullanılmamış, paragraflar kolayca okunabilir ve anlaşılabilirdir.
    Örnek cümle: “Aile hayatında şüphesiz mecburiyetler vardır.”
    Yalınlık: “Metinde aşırı söz sanatı yapılmadan, yabancı sözcüklere yer verilmeden oluşturulan cümleler yalındır.”
    Örnek cümle: “Çünkü evlilik kısa süren bir beraberlik değildir.
    “Duruluk:Metindeki cümleler genel olarak durudur, gereksiz söz ve söz gruplarına yer verilmemiştir.
    Örnek cümle:”İnsanın boş zamanı olup da bu boş zamanını nasıl dolduracağını bilmemesi en sıkıntılı ve tehlikeli halidir.”

    SAYFA 103
    METİNDE ANLATIM BOZUKLUĞU OLAN CÜMLELER
    “Bu ayırmayı yaparken maddi bakımdan yani kiloca hafif veya ağır insanları kastetmiyorum.” cümlesinde altı çizili kelime “ayrımı” şeklinde olmalıydı.
    “Nezaket sanatı başkalarıyla beraber olduğumuz zaman onları hoşlarına gidecek şeyler yapmamızı bize emreder.” cümlesinde altı çizili kelime gereksizdir.
    Sayfa 99′da ilk paragrafta “…………karı-kocanın ilk tanışma devrelerinde ve tabiatıyla evliliğin ilk senelerinde kendiliğinden vardır.” cümlesinde altı çizili “ilk” sözcüğü gereksizdir.
    Hemen alttaki “Genç kız veya delikanlı sevdiği ve evlenmeyi gözüne koyduğu müstakbel eşini sıkmamak için elinden geleni yapar, (eşi) darılacak diye türlü fedakarlıklara seve seve katlanır.”cümlesine parantez içindeki kelime getirilmeli.
    Sayfa 99 son paragrafta “Eğer bir ailenin içinde karı-kocada bu tür zevkler yoksa gündüz sabahtan akşama kadar çalışıp eve gelmiş olan koca….” ile devam eden cümlede “gündüz” sözcüğü gereksizdir.Ayrıca “eve gelmiş olan koca” yerine “eve gelen koca” denirse daha duru bir cümle olur.
    100.sayfa ikinci paragraftaki “Olsa olsa ahenksizlik vardır; karşılıklı kavgalar, çekişmeler veya…”
    ile devam eden cümlede karşılıklı sözcüğü gereksizdir.

    10.ETKİNLİK
    Bitişik yazılan”ki”, “de” Nedeni
    altında HâL eki(bulunma hali) olan “de” bitişik yazılır.
    evlilikte HâL eki(bulunma hali) olan “de” bitişik yazılır.
    hayatında HâL eki(bulunma hali) olan “de” bitişik yazılır.

    karşınızdakine Aitlik zamiri olan “ki” bitişik yazılır.
    karşımdaki Aitlik zamiri olan “ki” bitişik yazılır.

    Ayrı Yazılan “ki”, “de”, “mi” Nedeni:
    biraz da Bağlaç olan “de/da” ayrı yazılır.
    iki taraf da Bağlaç olan “de/da” ayrı yazılır.

    ne yazık ki Bağlaç olan “ki” ayrı yazılır.
    mecbur muyum Soru eki “mi” ayrı yazılır.
    değil midir Soru eki “mi” ayrı yazılır.

    ANLAMA-YORUMLAMA
    1) Söyleşi yazıları da öğretici metin olduğu için dil ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılır.
    2) Bu sözle birbirine karşı yük olmamak, eziyet ve sıkıntı vermemek, çekilebilir, dayanılabilir olmak ifade edilmiştir.
    3) Yazar “hafif insan” ve “ağır insan” sözleriyle varlıklarıyla karşı tarafa yük olan veya olmayan insanları kastetmiştir.
    4.Metne göre gerçek evlilik eşlerin birbirini iyice tanıyıp ağırlıklarını hissetmeye başladıkları andan itibaren başlar.
    5) Okullarda şiddet olaylarının sebepleri:
    Aile içi şiddetin yansıması,
    Maganda kültürü,
    günlük hayattaki şiddetin yansıması,
    Başarısız öğrencilerin ve öğrenme problemi olan çocukların tepkisi,
    Bazı tv. dizilerindeki kahramanlara(?) özenti
    ailelerin düşük eğitim düzeyi
    büyüdüğünü(!!!) kanıtlamak
    İdealsizlik, hedef olmaması gibi pek çok sebep sıralanabilir.
    6) Yazar, evlilik konusunda kendi yaşamından, çevresinden, aile yaşamından örnekler vermiş, bu konudaki gözlemlerini ana düşünceye paralel olarak çarpıcı biçimde metne yansıtmıştır.

    SAYFA 104
    ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
    1.
    Sohbetlerde sıcak, samimi,konuşma havası içinde bir üslup kullanılır.
    Söyleşi yazılarında açıklayıcı, kanıtlayıcı, öğretici anlatım türleri kullanılabilir.
    2) (Y,(D), (Y)
    3) (D)
    4) (B)
    5) (A)
    6) (E)
    7) (B)

    SAYFA 108
    1.ETKİNLİK: Aynı haberin değişik gazetelerde ele alınış şekillerinin farklı olması haberi yayına hazırlayan editörlerin farklı bakış açıları, kişisel tercihleri , gazetenin yayın politikası vb. etkenlerdendir.

    HABER YAZILARININ ORTAK ÖZELLİKLERİ:
    Haber yazılarının günlük ve önemli olması gerekir.
    Haberler doğru olmalıdır.
    Kolay anlaşılır; akıcı, açık ve duru olmalıdır.

    Haber yazıları toplumun büyük bir kısmını ilgilendirmelidir.
    Yazan kişi anlattıkları karşısında tarafsız kalmalı, yorumdan kaçınmalıdır.
    Yanlış anlaşılmalara yer verecek cümlelerden kaçınılmalıdır.
    Anlatılanlar ilgi çekici olmalıdır. 5N 1K (ne, niçin, nasıl, nerede, ne zaman, kim) ifadesi haber yazıları oluşturmada önemlidir. Haber yazıları, 5N lK’da yer alan sorulara verilen cevaplarla genişler.
    Haber yazısının belirleyici özellikleri nelerdir?
    • Haber plânı tersine dönmüş pramit diye bilinir. Tersine dönmüş pramitte, haberin giriş bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir.
    Gelişme bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayrıntılar verilir.
    Sonuç bölümünde ise olayın etkisi, olaya el koyma anlatılır.
    • Haber ilginç olmalıdır. Haberin başlığı da ilginç olmalı, başlığa gözü takılan okuyucu, gerisini okumak için can atmalıdır.
    • Haber duyulmamış olmalıdır. Okuyucu duyduğu bir olayı ikinci kez okumaz.
    • Haber önemli olmalıdır. Haberin ilgilendirdiği okuyucu kitlesi çok olmalıdır.
    • Haber doğru olmalıdır. Muhabir haberi tarafsız yazmalı, habere yorum katmamalıdır. Yorum köşe yazarlarının işidir.
    • Haber yazılarında, muhabir okuyucuyu haberle başbaşa bırakmalı, okuyucusuna kendi varlığını hissettirmemelidir.

    SAYFA 109
    2.etkinlik
    YENİLİK Haber bilimdeki yeni bir gelişmeden söz ediyor.

    İlginçlik ve önemlilik
    Haber ilginç ve önemlidir.
    Doğruluk: Haberin doğruluk değeri vardır.
    Kolay anlaşılırlık Sade ve yalın diliyle haber kolay anlaşılırdır.

    SAYFA 110
    3.ETKİNLİK
    EK BİLGİ
    Haber kaynakları üçe ayrılır:
    Resmî haberler : En etkili kişilerden öğrenilir.
    Özel haberler : Halk arasındaki olayların halk tarafından muhabirlere bildirilmesiyle elde edilir.
    Ajans haberleri : Dünya olaylarını toplayıp her yana bildiren kurumların verdikleri haberlerdir.
    Buna göre:
    “Küresel Isınma Yoksulu Vuracak” resmi haber
    “O Bir Zehir Avcısı” Resmi Haber
    “Park Yerini 7 Ay aradı.” Ajans haberi (ANADOLU AJANSI-AA)

    SAYFA 111
    NE? Park yerini 7 ay aradı.
    NE ZAMAN? Haberde olayın zamanı verilmemiş.
    NASIL? Komşuların polise terk edilmiş araç ihbarı yapması üzerine
    NİÇİN? Park ettiği arabasının yerini hatırlayamadığı için
    NEREDE? İngiltere ST.Edmuns merkezinde
    KİM? Eric Kings

    5N 1K (ne, niçin, nasıl, nerede, ne zaman, kim) ifadesi haber yazıları oluşturmada önemlidir. Haber yazıları, 5N lK’da yer alan sorulara verilen cevaplarla genişler…

    5.ETKİNLİK
    Tablodaki özellikler verilen haber metinlerin hepsi için geçerlidir.

    6.ETKİNLİK
    Haberler , insanların sosyal, siyasal kültürel ve günlük hayatla ilgili bilgi almasını sağlar.

    SAYFA 112
    8.ETKİNLİK
    Haber yazılarında sözcükler ilk(gerçek) anlamlarında kullanılır.

    9.ETKİNLİK
    UYARI: (LÜTFEN DİKKATLE OKUYUNUZ)
    Cümle türü ile ilgili sınıflamalarda -özellikle yapısına göre cümleler konusunda- dilbilgisi yazarları arasında ortak bir görüş oluşmamıştır. Söz gelimi “sıralı cümleler”i kimi yazarlar bileşik cümlenin bir türü gibi kimileri de ondan ayrı bir yapı olarak değerlendirmektedir.

    Haber yazılarının işlevi okuyucuya bilgi vermek olduğundan cümlelerin yapı ve anlam özellikleri bu şekildedir.

    10.ETKİNLİK:
    İncelediğimiz haber yazıları kolay anlaşılır, açık, sade ve durudur.

    11.ETKİNLİK:
    1.Haber
    Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
    Bu anlatım türüne örnekler : Şu anda atmosferde bir milyonda 380 (ppm) oranında karbondioksit bulunmakta… vb.

    2.Haber
    Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
    Bu anlatım türüne örnekler : Adil Denizli sadece ayrıştırılmak istenen maddeyi tanıyarak tutabilecek polimerlerle kan ve suyun zehirlerden arındırılmasında dünya çapında başarılı çalışmalara imza atmış…vb

    3.Haber
    Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
    Bu anlatım türüne örnekler : İngiltere’de dalgın bir sürücü, park ettikten sonra yerini hatırlayamadığı otomobiline 7 aylık çaba sonucu kavuştu…

    4.Haber
    Anlatım Türü : Açıklayıcı, öğretici anlatım
    Bu anlatım türüne örnekler : Yaklaşık 40 milyon kişiye hizmet veren SSK kuyrukları bitirmenin yolunu işlemleri elektronik ortama taşımakta buldu.

    SAYFA 113
    12.ETKİNLİK
    Verilen metinlerde anlatım bozukluğu yoktur.

    13.ETKİNLİK
    ÖRNEK HABER METİNLERİ
    Gözlerinizi korumak için ellerinizi yıkayın
    Memorial Şişli Hastanesi Göz Merkezi Başkanı Doç. Dr. Barış Sönmez, basit birkaç önlemle göz sağlığını korumanın mümkün olduğunu söyledi.
    Sönmez, üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla birlikte seyreden ve viral etkenler nedeniyle ortaya çıkan kırmızı gözün, sıklıkla ek bir tedavi gerektirmediğini dile getirerek, “Bazı kırmızı göz olguları ise aksine daha şiddetli seyreder ve oldukça bulaşıcıdır. Bunun en önemli örneği de adenovirus konjonktiviti salgınlarıdır.” dedi. Adenovirus nedeniyle gelişen kırmızı gözün genellikle kreşler, okullar, hastaneler ve toplu taşıma araçlarıyla hızla yayıldığını aktaran Sönmez, ellerin sık yıkanması, hasta olan insanlarla tokalaşma ve öpüşmekten kaçınılması gerektiğini aktardı.

    TV’yi yakından seyreden çocuk miyopi olabilir

    -”Uzağı net görememek” olarak tanımlanan miyopi, doğuştan olabileceği gibi, erişkinlik çağlarında da başlayabiliyor. 7-16 yaşları arasında başlayan miyopiye ise “okul miyopisi” adı veriliyor.
    Acıbadem Maslak Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Banu Coşar; “Ebeveynler ve öğretmenler de gerek çocuğun gözünü kısmasından, gerekse tahtayı iyi okuyamamasından veya televizyonu yakından seyretmesinden göz bozukluğunu tahmin edebiliyor.” dedi. Coşar, ancak sadece tek göz bozuksa bu durumun kolay tespit edilemediğini, erken tedavi edilmediği için de göz tembelliğine yol açtığını ifade etti. Coşar, pek çok bilimsel çalışmada, miyop çocukların zekâ katsayılarının (IQ) normalden 7-8 puan daha fazla bulunduğunu belirterek, “Bu istatistikler 2 türlü açıklanabilir: ‘Ya miyopi ile zekâ geni aynı kromozomda birlikte kalıtlanıyor ya da daha zeki olanlar okumayla daha çok zaman harcıyor ve gözde miyopi oluşuyor.” diye konuştu.

    Doğru bilinen yanlışlar
    Yanlış: Miyopi için düşük numaralı gözlük takılırsa numaralar daha az ilerler.
    Doğrusu: Gözde mevcut numaralar ne ise ona uygun numara kullanılmalı.
    Yanlış: Miyopi için sürekli gözlük takılmasına gerek yok.
    Doğrusu: Çocukluk döneminde, doktorun önerdiği gözlükler sürekli takılmalı.
    Yanlış: Yaş ilerledikçe miyopi azalır.
    Doğrusu: Miyopi ilerleyen yaşla birlikte azalmaz.

    Okuduğumuz haber yazıları nesneldir.Anlatıcıları kendi duygu ve düşüncelerini metne katmadan, yorum yapmadan objektif bir tavır takınmışlardır.

    14.Yazım ve noktalama yanlışı yoktur.

    ANLAMA-YORUMLAMA
    1.Haber yazılarında dil göndergesel işlevde kullanılmıştır.
    2.Haber yazılarının amacı bilgi vermektir.Haber yazıları, en doğru, en ilginç haberleri okuyucuya ulaştırmaya çalışır.İnsanlar yaşadıkları yer ve dünyada olup biten olaylar hakkında bilgi edinme ihtiyacı duyarlar.Bunun için de tv., gazete, internet gibi haber kaynaklarından yararlanırlar.
    3.Metnin ana düşüncesi “Küresel ısınmanın gittikçe artan tehditlerine karşı siyasi ve sosyal engeller aşılıp buna çözüm bulunmalıdır.” Haber yazarı ana düşünceyi desteklemek için resmi raporlardan, bilim adamlarının görüşlerinden, sayısal verilerden yararlanmıştır.
    4.Metindeki terim ve kavramlar “sera gazları, karbondioksit , eko-sistem…iklim değişikliği “dir.Bu terim ve kavramlar haberin konusu bilimsel bir alanla ilgili olduğu için kullanılmıştır.

    5.KÜRESEL ISINMAYA KARŞI ALINABİLECEKÖNLEMLER
    -Sera gazı salımını kontrol edecek günlük hayattaki bazı önlemler şöyle sıralanıyor:
    -Standart ampulü, tasarruf ampulü ile değiştirmek, yılda 75 kilogram (kg) karbondioksit tasarrufu sağlıyor.
    -Daha az araba kullanmak. Daha sık yürüyüp, bisiklet kullanmak ve toplu taşıma araçlarından daha çok faydalanmak. Araba kullanılmayan her 2 kilometre için 0,75 kg. karbondioksit tasarruf edilecektir.
    -Otomobillerin hava ve yakıt filtrelerinin her zaman temiz olmasına dikkat etmek. Çok tozlu ortamlara yaptığınız yolculuklardan sonra mutlaka filtreler temizlenmeli. Kirli filtreler fazla yakıt harcanmasına yol açmaktadır.
    -Geri dönüşüme katkıda bulunmak. Evlerden çıkan çöplerin sadece yarısını geri dönüştürerek yılda 1200 kg. karbondioksit tasarrufu sağlanabilir.
    -Lastikler kontrol etmek. Düzgün şişirilmemiş lastiklerle litre başına alınan yol yüzde 3 oranında artar. Buradan sağlanacak her 4 litre benzin tasarrufu 10 kg. karbondioksiti atmosferden uzak tutar.
    -Daha az sıcak su kullanmak. Suyu ısıtmak için çok fazla enerji kullanmak gerekiyor. Daha az su tüketen bir duş başlığı ile 175 kg, giysileri soğuk su ya da ılık suda yıkayarak da 250 kg. karbondioksit tasarrufu yapabilabilir
    -Ambalajları fazla olan ürünlerden kaçınmak. Çöpü yüzde 10 oranında azaltarak 600 kg. karbondioksit tasarrufu yaptirir.
    -Su ısıtıcısını ayarlamak. Isıtıcıları kışın 2 derece yukarı, yazın 2 derece aşağı ayarlamak. Bu basit ayarlamayla yılda 1000 kg karbondioksit tasarrufu yapilabilir.
    -Elektronik cihazları tamamen kapatmak. Evde ortalama 8 saat stand by konumunda bırakılan TV, DVD, müzik seti gibi elektronik cihazlar, yılda 450 kg karbon gazının atmosfere yayılması anlamına gelir.
    -Her yıl en azından bir ağaç dikmek. Bir ağaç ömrü boyunca 1 ton karbondioksit emmektedir.
    -Özellikle ısınmada güneş enerjisi ile çalışan sistemleri kullanılmak. Bu çok büyük tasarruflar sağlayacaktır.
    -Ormanlarda piknik yapmak yerine daha çok az ağaçlık küçük park ve bahçelerde piknik yapmak, orman yangınlarını engelleyecektir
    -Orman içlerinde yakıcı ve yanıcı maddelerle piknik yapılması engellemek. Orman içlerinde daha çok, önceden hazırlanmış yiyeceklerin tüketilmesine izin vermek.
    -Orman içlerinde yapılan pikniklerde kullanılan ve mercek görevi yaparak ormanların yanmasına neden olan cam kırıklarının toplatılması için gönüllü toplayıcı ekiplerinin oluşturmak. Bu sistem yerel yönetimler tarafından oluşturulabilir.

    6.Bu tür konuların haber yapılması insanların bu konularda bilinçlenmesini ve yetkililerin daha duyarlı olmalarını sağlar.
    7• Haber plânı tersine dönmüş pramit diye bilinir. Tersine dönmüş pramitte, haberin giriş bölümünde olay birkaç cümle ile özetlenir.
    · Gelişme bölümünde sözü uzatmadan gerekli ayrıntılar verilir.
    · Sonuç bölümünde ise olayın etkisi, olaya el koyma anlatılır.

    SAYFA 114
    ÖLÇME-DEĞERLENDİRME
    1.
    resmi haberler, özel haberler, ajans haberleri
    yorumlarını
    ilgi çekici
    2) (Y) ajans haberleri denir.
    (D)
    (D)
    (D)
    3) (C)
    4) /E)
    5) (D)
    6) (B)

    8.FIKRA

    SAYFA 116

    HAZIRLIK
    Fıkralar her konuda yazılmakla birlikte özellikle herkesi ilgilendiren günlük olaylardan seçilmiş konularda yazılır.Günlük gazetelerdeki köşe yazılarında yurt ve dünyadaki güncel olaylar hakkında görüş belirtilir.
    Bu söz fıkra yazılarının kısa; ama özlü, yoğun bir anlatımı olduğunu vurguluyor.

    SAYFA 117
    Gazete ve dergi gibi süreli yayınlarda, bir yazarın periyodik olarak genel bir başlık altında günün sosyal ve siyasî olaylarını kendi bakış açısına, siyasî, ideolojik eğili-mine ve düşünce yapısına göre değerlendirdiği kısa yorum yazılarına fıkra denir. Yazarın, gündelik olayları, özel bir görüşle, güzel bir üslupla, kanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa, günübirlik yazılardır.
    * Gazete yazısıdır.
    * Yazar düşüncelerini kanıtlama yoluna gitmez.
    * Dil tabiidir. Günlük deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer verilir.
    * Okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir hava sezdirilir.
    * Türün ünlüleri, Ahmet Rasim, Falih Rıfkı, A. Haşim, H. Cahit Yalçın, Peyami Safa.

    Bir yazarın herhangi bir konu veya günlük olaylar hakkındaki görüşlerini, düşüncelerini ayrıntılara inmeden anlattığı gazete ve dergilerde yayımlanan kısa fikir yazılarına Fıkra denir. Bu tür yazıların diğer adı da ‘Köşe Yazısı’dır. Fıkralar, gazete ve dergilerin belli sütun veya köşelerinde yayımlanır.

    Yazılı kompozisyon türü olarak fıkra düşünsel ağırlıklı, günlük, kısa yazılardır. Siyasi ve toplumsal olaylar ele alınırken belgelere, kanıtlara, aşırı ayrıntılara yer verilmez. Fıkra yazarı geniş kitlelere seslendiği için dili kolay anlaşılır olmalıdır. Her konuda fıkra yazılabilir.

    Fıkranın Özellikleri
    1. Günlük olaylar veya düşüncelerle ilgili konular işlenir.
    2. Konular tarafsız bir şekilde ele alınmalıdır.
    3. Düşünceyi ön plânda olmalıdır.
    4. Konular çok değişik açılardan ele almadan, ayrıntılara inmeden işlenir.
    5. Yazılanlara okuyucuyu inandırma zorunluluğu yoktur.
    6. Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.
    7. Nükteli fıkralardan, kıssalardan, vecize ve atasözlerinden faydalanılmalıdır.
    8. Açık, sade ve akıcı bir dil kullanılmalıdır.

    Fıkranın Yazılma Amacı
    Fıkraların amacı, siyasî, kültürel, ekonomik, toplumsal vb. konuları çok defa eleştirel bir bakış açısıyla anlatarak kamuoyunu yönlendirmektir. Fıkralarda kesin olmaktan ziyade güzel, hoş sonuçlara varmaya; canlı, ilgi çekici olmaya özen gösterilmelidir. Yazar kendi duygu ve düşüncelerini en başarılı şekilde yansıtarak okuyucu ile arasında sıkı bir bağ kurar.
    Not: Bu tür fıkraları, kısa hikâye niteliğindeki, nükteli, mizah öğesi taşıyan fıkralarla karıştırmayınız. Bu tür fıkralarda dinleyeni güldürmek, eğlendirmek ön plandadır. Oysa köşe yazılarında okuyucuyu düşündürmek, güncel bir sorunu dile getirmek esastır.

    Fıkra ile Makalenin Farkı
    1. Makalelerde yazılanları ispatlama kaygısı vardır; ancak fıkralarda yazılanları ispatlama kaygısı yoktur.
    2. Makalelerde ciddi, yapmacıksız, bilimsel bir anlatım vardır. Fıkralarda açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanılır.
    3. Fıkralar günübirlik yazı türüdür. Makalede ise böyle bir durum yoktur.
    Edebiyatımızda Fıkra yazan ilk kişi Ahmet Rasim’dir. Bunun dışında Falih Rıfkı Atay, Peyami Safa, Burhan Felek ve Çetin Altan en tanınmış fırka yazarlarıdır.

    Türk edebiyatında fıkra yazarlığı ne zaman başlamıştır?
    Türk edebiyatında fıkra yazarlığı, Şinasi’nin 1860 yılında Agâh Efendi ile birlikte çı-kardıkları Tercüman-ı Ahval gazetesindeki yazılarıyla başlamıştır. O zamandan günümüze kadar fıkra yazan başlıca yazarlar şunlardır: Namık Kemal, Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Falih Rıfkı Atay, Burhan Felek, Peyami Safa, Refi Cevat Ulunay, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Bedii Faik, Necip Fazıl Kısakürek, Nazlı Ilıcak, Rauf Tamer, Ahmet Kabaklı, Çetin Altan, Oktay Ekşi, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, İlhan Selçuk, Ergun Göze, Hasan Pulur, Mehmet Barlas, Fehmi Koru, Ta-ha Akyol, Gürbüz Azak, Ahmet Taşgetiren, Cengiz Çandar, Yavuz Gökmen, Gülay Göktürk. Anı Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro Fıkra Röportaj Makale Eleştiri Haber Yazısı Deneme Gezi Yazısı Söyleşi Kaynak: Açık Öğretim Sisteminin Tanıtımı – Anadolu Üniversitesi

    SAYFA 118
    SÖZLÜ ANLATIM TÜRÜ FIKRA İLE GAZETE YAZISI FIKRA ARASINDAKİ FARKLAR
    -Sözlü anlatım türü olan fıkralar nükteli küçük hikayelerdir.Bunlar olayları gülünç, şakalı anlatarak insanları düşündürmeyi amaçlar.Gazetelerde yayımlanan fıkralar ise olayları yorumlayan ciddi veya nükteli yazılardır.
    -Sözlü anlatım türü fıkralarda olay örgüsü varken gazete fıkralarında yoktur.
    -Birisi olay çevresinde gelişen bir türken diğeri düşünce yazılarıdır.
    -Sözlü anlatım türü fıkralar anonimdir , gazete fıkralarının ise yazarı bellidir.

    3.ETKİNLİK
    “Dünün Edebiyatını da Okuyun” metni “gençlerin dünün edebiyatçılarını okumaması” konusunda
    “Padişaha Bir Gömlek” metni “mutluluk” konusunda
    “Dört Santimlik Dünya” metninde ise “gençlerin teknoloji bağımlılığı” konusu işlenmiştir.

    Fıkralar güncel konularda yazılmıştır.

    4.ETKİNLİK

    SAYFA 121

    5.ETKİNLİK: Metinler açık, akıcı, duru ve yalın anlatım özelliklerini taşımaktadır.

    6.ETKİNLİK
    Ø Fıkralarda öne sürülen düşüncelerin belgelerle kanıtlanma gereği duyulmaz.Fıkra yazarının okuyucuya yazılanları inandırma zorunluluğu yoktur.Görüş ve düşünceler kişiseldir, serbest bir tarzda belli kalıba bağlı kalınmadan görüşler anlatılır.
    Ø “Yer Altı Zenginlikleri” adlı metinde yazar , düşüncelerini kesin bir sonuca bağlamıştır.Fıkra yazılarında konu kısaca incelenir ; ancak mutlaka bir sonuca varılır.

    8.ETKİNLİK
    3.METİNDE “Genç kuşaklardan okurlarla konuşuyorum.” cümlesinde “kuşaklardan” sözcüğü gereksizdir.
    İlginç yorumlar üretiyorlar.Yargılıyorlar. (İkinci cümlenin nesnesi eksik)
    Yeni yazarlar kadar hızlı satmıyorlar gerçi; ama (yapıtlarının) sürekli okurları var.(tamlayan eksikliği)

    “Dört Santimlik Dünya” metninde “Aslında bu tip filmlere meraklı değilim, (bu filmleri) görmesem de bir şey kaybetmem.” (nesne eksikliği)

    “Büyük sinema salonu tenhaydı, salonda toplasan yirmi kişi (vardı), (bunların) çoğu gençti.(dolaylı tümleç eksikliği, yüklem eksikliği, tamlayan eksikliği)

    “Film başladıktan sonra da sürekli olarak…”cümlesinde altı çizili sözcük gereksiz…

    Ø “Öte yandan , Türkiye’nin 21.yüzyılda…” ile devam eden cümlede Türkiye’nin sözcüğünden sonra virgül kaldırılmalı…(Tamlamaların arasına virgül konmaz.)
    Son cümlede “Şairin” sözcüğünden sonra iki nokta ( getirilmeli.

    8.FIKRA KONUSU CEVAPLARI

    SAYFA 116

    HAZIRLIK
    Fıkralar her konuda yazılmakla birlikte özellikle herkesi ilgilendiren günlük olaylardan seçilmiş konularda yazılır.Günlük gazetelerdeki köşe yazılarında yurt ve dünyadaki güncel olaylar hakkında görüş belirtilir.
    Bu söz fıkra yazılarının kısa; ama özlü, yoğun bir anlatımı olduğunu vurguluyor.

    SAYFA 117
    Gazete ve dergi gibi süreli yayınlarda, bir yazarın periyodik olarak genel bir başlık altında günün sosyal ve siyasî olaylarını kendi bakış açısına, siyasî, ideolojik eğili-mine ve düşünce yapısına göre değerlendirdiği kısa yorum yazılarına fıkra denir. Yazarın, gündelik olayları, özel bir görüşle, güzel bir üslupla, kanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa, günübirlik yazılardır.
    * Gazete yazısıdır.
    * Yazar düşüncelerini kanıtlama yoluna gitmez.
    * Dil tabiidir. Günlük deyimlere, yer yer nükteli sözlere yer verilir.
    * Okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir hava sezdirilir.
    * Türün ünlüleri, Ahmet Rasim, Falih Rıfkı, A. Haşim, H. Cahit Yalçın, Peyami Safa.

    Bir yazarın herhangi bir konu veya günlük olaylar hakkındaki görüşlerini, düşüncelerini ayrıntılara inmeden anlattığı gazete ve dergilerde yayımlanan kısa fikir yazılarına Fıkra denir. Bu tür yazıların diğer adı da ‘Köşe Yazısı’dır. Fıkralar, gazete ve dergilerin belli sütun veya köşelerinde yayımlanır.

    Yazılı kompozisyon türü olarak fıkra düşünsel ağırlıklı, günlük, kısa yazılardır. Siyasi ve toplumsal olaylar ele alınırken belgelere, kanıtlara, aşırı ayrıntılara yer verilmez. Fıkra yazarı geniş kitlelere seslendiği için dili kolay anlaşılır olmalıdır. Her konuda fıkra yazılabilir.

    Fıkranın Özellikleri
    1. Günlük olaylar veya düşüncelerle ilgili konular işlenir.
    2. Konular tarafsız bir şekilde ele alınmalıdır.
    3. Düşünceyi ön plânda olmalıdır.
    4. Konular çok değişik açılardan ele almadan, ayrıntılara inmeden işlenir.
    5. Yazılanlara okuyucuyu inandırma zorunluluğu yoktur.
    6. Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.
    7. Nükteli fıkralardan, kıssalardan, vecize ve atasözlerinden faydalanılmalıdır.
    8. Açık, sade ve akıcı bir dil kullanılmalıdır.

    Fıkranın Yazılma Amacı
    Fıkraların amacı, siyasî, kültürel, ekonomik, toplumsal vb. konuları çok defa eleştirel bir bakış açısıyla anlatarak kamuoyunu yönlendirmektir. Fıkralarda kesin olmaktan ziyade güzel, hoş sonuçlara varmaya; canlı, ilgi çekici olmaya özen gösterilmelidir. Yazar kendi duygu ve düşüncelerini en başarılı şekilde yansıtarak okuyucu ile arasında sıkı bir bağ kurar.
    Not: Bu tür fıkraları, kısa hikâye niteliğindeki, nükteli, mizah öğesi taşıyan fıkralarla karıştırmayınız. Bu tür fıkralarda dinleyeni güldürmek, eğlendirmek ön plandadır. Oysa köşe yazılarında okuyucuyu düşündürmek, güncel bir sorunu dile getirmek esastır.

    Fıkra ile Makalenin Farkı
    1. Makalelerde yazılanları ispatlama kaygısı vardır; ancak fıkralarda yazılanları ispatlama kaygısı yoktur.
    2. Makalelerde ciddi, yapmacıksız, bilimsel bir anlatım vardır. Fıkralarda açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanılır.
    3. Fıkralar günübirlik yazı türüdür. Makalede ise böyle bir durum yoktur.
    Edebiyatımızda Fıkra yazan ilk kişi Ahmet Rasim’dir. Bunun dışında Falih Rıfkı Atay, Peyami Safa, Burhan Felek ve Çetin Altan en tanınmış fırka yazarlarıdır.

    Türk edebiyatında fıkra yazarlığı ne zaman başlamıştır?
    Türk edebiyatında fıkra yazarlığı, Şinasi’nin 1860 yılında Agâh Efendi ile birlikte çı-kardıkları Tercüman-ı Ahval gazetesindeki yazılarıyla başlamıştır. O zamandan günümüze kadar fıkra yazan başlıca yazarlar şunlardır: Namık Kemal, Ahmet Rasim, Ahmet Haşim, Falih Rıfkı Atay, Burhan Felek, Peyami Safa, Refi Cevat Ulunay, Orhan Seyfi Orhon, Yusuf Ziya Ortaç, Bedii Faik, Necip Fazıl Kısakürek, Nazlı Ilıcak, Rauf Tamer, Ahmet Kabaklı, Çetin Altan, Oktay Ekşi, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, İlhan Selçuk, Ergun Göze, Hasan Pulur, Mehmet Barlas, Fehmi Koru, Ta-ha Akyol, Gürbüz Azak, Ahmet Taşgetiren, Cengiz Çandar, Yavuz Gökmen, Gülay Göktürk. Anı Mektup Biyografi Günlük Roman Tiyatro Fıkra Röportaj Makale Eleştiri Haber Yazısı Deneme Gezi Yazısı Söyleşi
    Kaynak: Açık Öğretim Sisteminin Tanıtımı – Anadolu Üniversitesi

    SAYFA 118
    SÖZLÜ ANLATIM TÜRÜ FIKRA İLE GAZETE YAZISI FIKRA ARASINDAKİ FARKLAR
    Sözlü anlatım türü olan fıkralar nükteli küçük hikayelerdir.Bunlar olayları gülünç, şakalı anlatarak insanları düşündürmeyi amaçlar.Gazetelerde yayımlanan fıkralar ise olayları yorumlayan ciddi veya nükteli yazılardır.
    Sözlü anlatım türü fıkralarda olay örgüsü varken gazete fıkralarında yoktur.
    Birisi olay çevresinde gelişen bir türken diğeri düşünce yazılarıdır.
    Sözlü anlatım türü fıkralar anonimdir , gazete fıkralarının ise yazarı bellidir.

    3.ETKİNLİK
    “Dünün Edebiyatını da Okuyun” metni “gençlerin dünün edebiyatçılarını okumaması” konusunda
    “Padişaha Bir Gömlek” metni “mutluluk” konusunda
    “Dört Santimlik Dünya” metninde ise “gençlerin teknoloji bağımlılığı” konusu işlenmiştir.
    Fıkralar güncel konularda yazılmıştır.

    EKOYAY 11.SINIF DİL VE ANLATIM KİTABI SAYFA 125-136 ARASI CEVAPLARI
    9.DENEME KONUSU CEVAPLARI

    HAZIRLIK

    İlk üç soruyu kendi düşüncelerinize göre cevaplayınız.
    deneme : 1 ) Denemek işi, sınama, tecrübe
    Cümle 1: Bunun deneme olduğunu müdürden başka kimseye söylemediği için, ilk deneme fabrikayı biribirine kattı. – H. Taner
    2 ) ( İsim ) Son biçimi bulmamış, taslak durumunda olan eser
    Cümle 1: İlk gençliğimin şiir denemeleri… – Y. Z. Ortaç
    Cümle 2: İlk yazı denemelerim için gazete bulmaya çalışıyorum. – F. R. Atay
    3 ) ( Edebiyat ) Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düz yazı türü

    SAYFA 127
    1.etkinlik:
    DENEMELERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ
    Yaşam içindeki her şey denemenin konusu olabilir.
    Deneme yazarı okuyucuya iletmek istediği fikri bilimsellikten uzak, ispatlama amacı gütmeden, etkileyici bir üslupla anlatır, ortaya koyar.
    Denemede, yazar kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi bir anlatımı tercih eder.
    Denemede bir sonuca ulaşmak önemli değildir.Denemenin inandırıcılığı kanıtlardan, belgelerden değil, anlatımındaki samimiyetten gelir.
    Deneme yazarı konusunu işlerken bir düşünceden diğerine sıçrayıverir. Makalede olduğu gibi bir düşünsel düzenin katı kalıpları içine hapsolup kalmaz.
    Denemede yazarın kendi beni ortaya çıkar. Çünkü deneme yazarı, her olaya, her duruma “ben”i açısından bakmaktadır.

    2.ETKİNLİK
    “Yaşama Öğretisi” metninde yazar son derece samimi, akıcı, lirik ve anlaşılır bir dil kullanmıştır.

    SAYFA 128
    3.ETKİNLİK
    Yaşama Öğretisi adlı metnin yazılış amacı yaşama öğretisi konusunda okuyucuyu düşündürmektir.
    “Olgu ve Düşünce” adlı metinde “Yaşama Öğretisi” metnine göre daha ağır ve ciddi terim ve kavramların yer aldığı bir dil ve anlatım kullanılmıştır.Yaşama Öğretisi metninde yazarın samimi, içten ve yalın bir anlatımı vardır.
    Seçilen sözcükler, kullanılan ifadeler ,hedef kitleye ve metnin yazılış amacına uygun olmak durumundadır .

    SAYFA 131
    4.ETKİNLİK

    Denemeler, konularına ve yazılış amaçlarına göre şu şekilde gruplandırılabilir:
    Kişisel duyarlılık ve dikkatleri konu alan denemeler
    Öğretici ve eleştirel denemeler
    Sosyal ve felsefi konularda bireysel düşünceyi ifade eden denemeler
    “Kültürlü İnsanlar” metni yazarın sosyal bir konuda bireysel düşüncesini ifade etmek için yazılmıştır.
    Muşmula İle Köpek metni ise eleştirel bir amaçla yazılmıştır.
    Metinlerde konuya yaklaşım biçimi yazarın söyleyişini etkilemiştir.

    5.ETKİNLİK
    “Huzura Götüren Yol” metni okuyucuyla konuşuyormuş gibi yazılmıştır.”Yaşama Öğretisi” adlı metinse ben merkezlidir.

    SOHBET-DENEME FARKI
    Sohbette yazarın okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir tavrı vardır.Denemede ise yazarın kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi bir tavrı vardır.
    Sohbette nüktelerden, halk söyleyişilerinden ve fıkralardan yararlanılır.Sohbetin dili ve anlatımı yalındır.Denemede ise daha ciddi bir dil kullanılır.
    Sohbette kısa ve yüzeysel bir anlatım vardır, denemede ise derinlemesine bir anlatım vardır.
    Sohbette okuyucu etkileme,yazarın kendi düşüncesi doğrultusunda okuyucuyu yönlendirme çabası vardır, denemede bir amaç yoktur.

    6.ETKİNLİK
    İYİ BİR DENEME YAZARININ ÖZELLİKLERİ
    İyi bir deneme yazarı olay, olgu, durum ve eşyalarda sıradan insanların farkına varamadığı ayrıntıları, dikkat etmediği hususları, incelikleri, güzellikleri, harikaları, olağanın altında yatan olağanüstülükleri görebilen, hissedebilen, düşüncesiyle ve tecrübeleriyle onları okuyucular için ilginç gelebilecek şekilde yazıya dökebilen insandır. Sıradan insanın ‘baktığı’ şeyi deneme yazarı ‘görür’.
    iyi bir deneme yazarı.dili doğru ve güzel kullanmalıdır.
    Gerekli kültür birikimine. sahip olmalıdır.
    Düşünce dünyası gelişmiş olmalıdır.
    Kendi doğru dışında da doğrular olabileceğini bilmelidir.

    SAYFA 132
    METİNLERDEKİ ANLATIM TÜRLERİ VE BU ANLATIM TÜRLERİNE ÖRNEKLER
    Metinlerde verilen paragraflarda açıklayıcı, öyküleyici ve betimleyici anlatım kullanılmıştır.Örnekler:
    Öyküleyici anlatım: “Erkenden kalkmıştım.Perdeleri araladığımda günün yeni ışığını ayırt ettim…”
    Betimleyici anlatım: “Tepemizde bunaltmayan bir mayıs güneşi vardı.İstasyona giden toprak yola…” ; metnin verilen 2.paragrafında açıklayıcı anlatım vardır.

    ALINTIDIR…

  • Sponsorlu Bağlantılar
    • 11 sınıf dil ve anlatım kitabı cevapları evrensel iletişim yayınları
    • evrensel iletişim yayınları 11 sınıf dil ve anlatım kitabı cevapları
    • 11 sınıf dil ve anlatım evrensel iletişim yayınları cevapları
    • 11 sınıf evrensel iletişim yayınları dil ve anlatım kitabı cevapları
    • dil ve anlatım 11 sınıf kitabı cevapları

    Diğer Notlar

    Etiketler:11.sınıf dil ve anlatım kitabı cevapları 11. sınıf dil ve anlatım kitabı cevapları 11.sınıf dil anlatım kitabı cevapları 11 sınıf dil ve anlatım kitabı cevapları 11. sınıf dil anlatım kitabı cevapları 11 sınıf dil anlatım kitabı cevapları dil ve anlatım 11.sınıf kitabı cevapları estetik zevk vermek için yazılan metinlerin özellikleri 12 sınıf dil anlatım yazılı keramet dil ve anlatım 11.sınıf cevapları ekoyay 123 11.sınıf dil anlatım kitabı 162 anlama yorumlama cevapları ekoyay webhatti.com 11.sınıf dil ve anlatım ölçme değerlendirme sorularının cevapları ekoyay 11. sınıf dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 133 dil anlatım 2012 11 sınıf 133 150.sayfa 11.sınıf dil anlatım kitabı cevapları 11.sınıf dil ve anlatım kitabı cevapları ekoyay yayınları sayfa 133 11.sınıf dil ve anlatım dersi röportaj konusu 180.sayfa ölçme değerlendirme cevapları 11.sınıf dil ve anlatım röportaj konusunun etkinliklerinin yanıtları 11.sınıf dil anlatım-biyografı-anı-gezi -günce karşılaştırmaları 11. sınıf dil ve anlatım kitabı cevapları sayfa 133
    Sınıf (biyoloji): Sınıf (Latince Classis), (İngilizce Class), Eki : -opsida
    Sınıf mücadelesi: "Sınıf mücadelesi" ya da "sınıf savaşımı" kavramını ilk olarak Karl Marx ele almış ve 1848 yılında Friedrich Engels'le birlikte kaleme aldığı Komünist Manifesto adlı eserde "Şimdiye kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir" demiştir .
    Taksonomi: Taksonomi (Grekçe ταξινομία < τάξις taksis, «düzenleme», ve νομία nomia, «yöntem») ya da sınıflandırma bilimi, canlıların sınıflandırılması ve bu sınıflandırmada kullanılan kural ve prensipler.
    Sınıf bilinci: Sınıf bilinci, siyasal ve toplumsal bir ögreti olarak Marksizm'de kilit kavramlardan birisidir. Bunun ardında hem bir sınıf teorisi hem bir İdeoloji teorisi ve hem de bir Tarih perspektifi sözkonus edilmektedir.
    Anlatım biçimleri: Anlatım biçimleri, anlatılacak olay veya kavramların nasıl anlatıldığını belirten edebiyat terimidir; yazarın anlatımını yaparken kullandığı üsluba, başvurduğu yönteme anlatım biçimi denir.
    Anlatım yöntemi: Anlatım yöntemi ya da Anlatım biçimi, yazarın edebiyat, tiyatral, sinemasal ya da müzikal hikâyeleri seyirciye iletmek için kullandığı yapının, ayarlanma metodları.
    Kitab-ı Mukaddes: Kitab-ı Mukaddes, Eski Antlaşma'yı ve Yeni Antlaşma'yı içeren, Hıristiyan inanışının temelini oluşturan ve Hıristiyanlarca kutsal sayılan kitaptır.
    Cin: Cin; modern veya antik birçok din ve inanışta, semavi dinler de dahil, bulunan bir tür ruhani mitolojik yaratık.
    Hıristiyanlıkta cehennem: Kalın metinKalın metin

    Bir Cevap Yazın

    E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir