Adem İle Havva Hikayesi

allah bakara bol burada diye etti ey hangi iblis ilk karar orada raf senin vesvese yemin Adem İle Havva Hikayesi Adem Ve Havva adem ile havvanın hikayesi adem ile havva hikayesi..

Adem’le Havva’nın Cennet Hayatıı

ÂDEM’LE HAVVA’NIN CENNET HAYATI
İlk iki insanın yaratılışlarından sonra cennete girişleri Kur’an’da şöyle anlatılır: “Ve şöyle demiştik: Ey Âdem, sen ve eşin cennette kalın. Orada istediğiniz yerden bol bol yeyin. Yalnız şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de kendinize zulmedenlerden olursunuz.” (el-Bakara, 2/35; el-A’raf, 7/19.)
Bu, yüce Allah’ın insan varlığı için koyduğu ilk yasaklama idi. Aynı zamanda serbest karar verebilme yeteneklerini hangi yönde kullanacakları konusunda bir deneme olacaktı. Şeytanın verebileceği vesvese ve aldatmanın Âdem ve Havva’nın yasağa uyup uymaması konusunda etkili olacağını bilen yüce Allah onları şöyle uyarmıştı: “Biz Âdem’e şöyle demiştik: “Ey Âdem!. Bu İblis, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra sıkıntıya düşersin. Çünkü senin acıkmaman ve çıplak kalmaman ancak burada mümkündür ve sen burada susamazsın ve güneşin sıcağında yanmazsın” (Tâhâ, 20/117-119.)
Nitekim şeytan bir yolunu bularak Âdem’le Havva’ya vesvese vermiş ve onları ikna ederek yasağı çiğnetmiştir. Allahü Teâlâ şöyle buyurur: “Şeytan onlara, kendilerine görünmeyen avret yerlerini göstermek için vesvese verdi ve şöyle dedi: “Rabbiniz size bu ağacı iki melek olmamanız ve sürekli olarak cennette kalmamanız için yasakladı. Ayrıca onlara: “Ben sizin iyiliğinizi istiyorum” diye de yemin etti.” (el-A’râf, 7/20-21) Böylece şeytan, eğer bu yasak ağacın meyvesinden yerlerse melek haline dönüşeceklerini ve sürekli olarak cennette kalmalarının ancak bu şekilde mümkün olabileceğini fısıldamış oluyordu. Nitekim şeytanın bu yanıltıcı sözleri Âdem’le Havva üzerinde etkisini gösterdi ve yasak meyveden yediler.
Bundan sonrası âyette şöyle açıklanır: “Böylece İblis onları aldatarak ağaçtan yemeğe sevketti. Ve ağacın meyvesinden tadınca, avret yerleri onlara göründü. Cennet yapraklarıyla ayıp yerlerini örtmeye başladılar. Bunun üzerine Rableri onlara şöyle nida etti: “Ben size bu ağaçtan yemenizi yasak etmedim mi? Ve size şeytan sizin apaçık bir düşmanınızdır demedim mi.” (el-A’râf, 7/22.)
Yasaklanan ağacın buğday, üzüm veya incir olduğu konusunda bazı rivayetler varsa da, âyet ve hadislerde açıkça türü belirtilmemiştir. Bunu bilmekte bir yarar da söz konusu değildir. (Elmalılı, a.g.e. l, 276.)
Tevrat’a göre, cennette nitelikleri belirlenen iki ağaç vardı. “Hayat ağacı” ve Âdem ile eşine yasaklanan “iyilik ve kötülüğü bilme ağacı”. Bu ağacın meyvesinden yemenin cezası ölümdür. (Tekvin, 2/9,16-17) Tevrat’ta; “Şimdi elini uzatmasın ve hayat ağacından almasın ve yemesin ve ebediyyen yaşamasın” (Tekvin, 3/22.) denilerek hayat ağacının ölümsüzlük bahşetme niteliğine işaret edilmiştir. Şeytan insanın ebediliğine karşı olduğu için, Âdem’in hayat ağacına yaklaşmasına engel olmuş, fakat ölümsüzlük verir diye aldatarak bilgi ağacından yedirmiş ve bu nedenle de Âdem, eşi ve onlara bağlı olarak insan nesli ölümlü olmuştur. (bk. Eliade, S. 250; Süleyman Hayri Bolay, «Âdem», mad. T.D.V.İ Ansk. l, 361.)
Günümüz Hıristiyanlık inancına göre ise cennetteki bu yasak ağaçtan kastedilen Âdem ile Havva’nın birbirine cinsel yönden yakınlaşmasıdır. Hatta Hıristiyanlıkta bu yüzden evlenmeme ibadet ve sevap sayılmıştır. Diğer yandan kiliseler, ilk insanın işlediği bu suçun, kıyamete kadar doğan her yeni çocuğa geçtiğini, onların da günahkâr olarak doğduklarını, ancak vaftiz edilmek suretiyle cehennemlik olmaktan kurtulabileceklerini öne sürmüştür. (Elmalılı, a.g.e. l, 276; Bolay, a.g.e, «Âdem» mad, l, 362.)

Yeryüzüne İniş Ve İlk Aile Yuvası

YERYÜZÜNE İNİŞ VE İLK AİLE YUVASI
Hz. Âdem ve Havva’nın indirildiği yerle ilgili olarak âyet ve hadislerde açık bilgi bulunmamakla birlikte, bazı İslâm tarihçileri Âdem’in Hindistan’da Seylan (Serendib) adasına, Hz. Havva’nın ise Cidde’ye indirildiğini belirtmişlerdir. Daha sonra onlar Arafat ve Müzdelife’de buluşmuşlardır.(Taberî, Tarih, Nşr. M. Ebu’l-Fazl, Kahire 1960-70, I, 121; Mes’udî, Murûcu’z-Zeheb, Nşr. M.M. Abdulhamîd, Kahire 1367/1948, I, 60; Sa’lebî, Arâ’isü’l-Mecâlis, Kahire 1310, 21 .)
Dünya hayatında ilk aile yuvasını kuran Hz. Âdem ile Havva’nın evliliklerinden çocuklar, torunlar ve günümüze gelen insan nesilleri türemiştir. İbn Cerir et-Taberî (ö. 310/922), Hz. Havva’nın ikiz ve biri erkek diğeri kız olmak üzere yirmi batında kırk çocuk doğurduğunu nakletmiştir. (Zebîdî, Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, 6. baskı, Ankara 1981, IX, 77.)
Hz. Havva’nın ilk hamileliği Kur’an-ı Kerîm’de şöyle belirtilir: “Âdem eşi ile birleşince, eşi hafif bir yük yüklendi, yani hamile kaldı. Onu bir süre taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, Rableri Allah’a; eğer bize kusursuz bir çocuk verirsen şükredenlerden olacağız, diye dua ettiler. Fakat Allah onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği bu çocuk (ve nesli) konusunda Allah’a ortak koştular. Allah ise onların ortak koştuğu şeyden yücedir.” (el-A’râf, 7/189-190)
Âdem ile Havva henüz doğum yolu ile üremenin nasıl bir şey olduğunu bilmedikleri için, doğacak yavrunun bir hayvan suretinde, ya da başka şekilde bir varlık olabileceğinden korktular. Bu yüzden yavrunun insan şeklinde ve kusursuz doğması için Allah’a dua ettiler.
İlk doğan çocuklarına “Abdullah (Allah’ın kulu)”, “Ubeydullah (Allah’ın kulcuğu)” gibi güzel adlar koymuşlardı. Bu çocukların ölümü üzerine, şeytan yine Havva (r.anhâ)’nın çevresinde dolaşmaya başlamıştı. O’na vesvese vererek; eğer çocuğun adını “Abdulhâris (çiftçinin kulu)” olarak koyarsan, çocuk yaşar, dedi. Çiftçiden kastedilen çocukların babası olan Âdem (a.s)’dir. İşte yukarıdaki âyette; kulluğun Allah’tan başkasına nisbet edilerek, Allah’a bir çeşit ortak koştuklarına işaret edilmiştir. Hasan el-Basrî ise bu âyette daha sonraki dönemlerde Allah’a şirke yönelen yahudi ve hıristiyanların kastedildiğini söylemiştir. (bk. Ahmed. b. Hanbel, V, II; Tirmizî, Tefsîru sure 7/4; İbn Kesîr, Tefsir, II, 74.)
Rivayete göre Hz. Âdem’e doğacak olan bütün soyu topluca gösterilmiş, Âdem, Hz. Davud’un ömrünün altmış yıl olduğunu görünce, kendi bin yıllık ömründen kırk yılının O’na verilmesini Cenab-ı Hak’tan istemiştir. Ancak eceli geldiğinde bu va’dinden dönmek isteyince Allahü Teâlâ onun ömürünü 1000 yıla, Dâvud (as.)’ın omurunu ise 100 yıla tamamlamıştır. Tevrat’a göre Hz. Âdem 930 yıl yaşamıştır. (bk. «Âdem» mad., T.D.V. İslâm, Ansik.; Tevrat, Tekvîn, 5/5.) Hz. Âdem’in kabri bir rivayete göre Mekke’de Ebû Kubeys mağarasında veya Hindistan’daki Nevz dağında, başka bir rivayete göre ise Beytülmakdis’tedir. Çünkü Nuh (a.s) tufanda Hz. Âdem’in tabutunu gemiye almış ve daha sonra sular çekilince de onu Beytülmakdis’e defnetmiştir. (bk. Sa’lebî, a.g.e, S. 37.)

Etiketler:adem ile havvanın hikayesi adem ile havva hikayesi adem ve havva adem havva yasak elma hikayesi adem ve havva hikayesi hava ile adem ademle havva havva ile adem hikayesi adem ve hava adem havva elma hikayesi adem ile havva elma hikayesi havva ve adem hikayesi havva ile adem in hayatı adem ve havvanın hikayesi havva ve adem adem ile havanin hikayesi adem ile havva yasak elma hikayesi ilk insan adem ve havva havva adem

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir