Adet Öncesi Hamilelik Belirtileri Nelerdir

Sponsorlu Bağlantılar
addison akromegali amenore basedow bir daha devr gebe gebelik halde halk kusma olsa puberte renk sabah tek uterus yorgunluk Adet Öncesi Hamilelik Belirtileri Nelerdir Adet Öncesi Gebelik Belirtileri Nelerdir adet öncesi belirtiler adet öncesi hamilelik belir..

Adet Öncesi Hamilelik Belirtileri Nelerdir?


Gebelikte çoğu kadın tarafından hissedilen belirtiler ve bulgular vardır. Bunlardan başlıcaları: 1. Adetin gelmemesi (amenore) 2. Bulantı ve kusma 3. İdrar şikayetleri 4. Yorgunluk 5. Fetal hareketlerin algılanması 6. Göğüslerde değişiklikler 7. Vaginal mukoza renk değişikliği 8. Artmış deri pigmentasyonu ve abdominal striaların görülmesidir.
AMENORE: Daha önce düzenli adet gören sağlıklı kadınlarda beklenen adetin görülmemesi gebelik yönünde önemli bulgulardandır. Fakat amenore hiçbir zaman tek başına gebeliğin kesin olduğunu göstermez. Psikolojik ve sosyal şartlar, iklim ve yer değişiklikleri adetin aksamasına neden olabilir. Ayrıca ağır enfeksiyon hastalıkları veya diyabet, ve diğer bazı hormonal hastalıklarda da amenore vardır (Basedow hastalığı, miksödem, akromegali, Addison). Çocuk emziren kadınların %80” inde amenore görülür.
Nadiren de olsa henüz hiç adet görmemiş puberte çağındaki bir çocukta, bir süredir menopozda olduğu bilinen kadında da gebelik olabileceği unutulmamalıdır.
Bunların aksine gebe olduğu halde adet gören kadınlar da vardır. Halk arasında buna “üste adet görme” denir.
BULANTI – KUSMA:
Genellikle gebeliğin 2-12. haftalarında gözlenir. Gebelerin yaklaşık % 50-60”ında bulantı-kusma görülür. Sıklıkla bulantı sabah uyanıldığında çok şiddetlidir ve gün ilerledikçe azalır. Gebelik sırasında hastanın değişen metabolizmasının, değişik durumunun, endokrin bezlerin bulantı – kusmada rollerinin olduğu düşünülmektedir.
Gebelikte ayrıca tükrük salgısında artış (hipersalivasyon) ve ağızda aşırı sulanma (pitiyalismus) mevcuttur.
MESANEDE DUYARLILIK ARTIŞI:
Gebeliğin başında büyüyen uterus mesaneye bası yapar. Mesane duyarlılığı artar. Kapasitesi azalır. Sık idrara çıkılır. Bu belirti gebeliğin 2.devresinde azalır. 3. trimesterde fetal baş pelvise inince yeniden başlar.
YORGUNLUK:
Erken gebeliğin sık rastlanan ve bazen çok şiddetli olan belirtisidir. Yorgunluk, yapılan işle orantısızdır. Genellikle 20. haftadan sonra geçer.

FETAL HAREKETLERİN ALGILANMASI:
Genellikle Multiparlarda 16-18. haftalarda, primiparlarda, 18-20. haftalarda gebe tarafından fetal hareketler hissedilir. Bu batın içindeki kanat çırpılmasını andıran bir duygu olarak algılanır. Bu hareketlerin şiddeti giderek artar. Bu hareketlerin anne tarafından algıladığı ilk ana “CANLANMA” denir.
MEMELERDEKİ DEĞİŞİKLİKLER:
İlk adet gecikmesinden kısa bir süre sonra memelerde dolgunluk, duyarlılık, karıncalanma hissedilebilir. Gebeliğe eşlik eden meme değişimleri, meme dokusunun hormonal uyarısına bağımlıdır, ama hemen adet öncesinde de aynı belirtiler bulunabilir. Nadiren yüksek prolaktin düzeylerinin varlığında memelerde gebeliktekini andıran değişimler olabilir.
Memelerde bez, yağ ve bağ dokusunda artış olur ve damarlarda, lenf bezlerinde hipertrofi meydana gelir. Böylece memelerin şekil ve kıvamında karakteristik değişiklikler olur. Areola halkası genişler ve mamilla büyür, uzar. Areolada bulunan rudimenter süt bezlerinden, Montgomery bezleri aşırı belirginleşir. Areola ve mamillanın rengi, artmış pigmentasyon nedeniyle değişir (renk açık kahverengiden, koyu siyaha kadar olabilir). Çoğunlukla 2. gebelik ayından itibaren özellikle pigment bakımından zengin olan hastalarda pigmentasyon areola halkasından taşarak, areola çevresinde daha açık renkte sekonder gebelik areolası meydana gelir.
Proliferasyona uğramış süt bezlerinin faaliyete başlamaları gebeliğin 2. ayının sonunda olur ve sekresyon başlar. Memenin tabanından mamilla yerine doğru yapılan basınç sonucunda berrak, daha sonraki aylarda da bulanık bir hal alan beyaz sarımtırak sekret salgılanır. Bu mayi, olgun süt karakterinde olmayıp kolostrum adını alır (Kolostrum, histolojik ve kimyasal bakımdan sütten ayrılır). Fakat kolostrum varlığı kesin gebelik bulgusu değildir.
Daha önce gebelik geçirmişse kolostrum sekresyonu senelerce devam edebilir. Nulliparlarda da kolostrum teşekkülü görülmüştür. Korpus luteum persistansinde, ovarium kistlerinde, myomlarda, tüberkülozda da kolostrum oluşabilir. Hatta bazı kadınlarda menstrüasyon sırasında, pubertede, klimakteriumda, ovariumda oluşan fonksiyonel değişikliklere uygun zamanlarda kolostrum salgısı görülebilir.
Tüm bu nedenlerle meme salgısı ancak şüpheli gebelik bulgusu kabul edilebilir. Ama ilk gebeliklerde diğer sebepler de elimine edilebiliyorsa gebelik yönünden değerli bir bulgu kabul edilebilir.
LİVİDİTE:
Damar genişlemesine bağlı gelişen kan göllenmesi nedeniyle vulva, vagina ve servikste mavimtırak bir renk belirginleşir.
ABDOMİNAL STRİALAR VE PİGMENTASYON:
Gebelerin yaklaşık %90”ında, stria gravidarum da denilen gerilme çizgileri ortaya çıkar. Derialtı ve deri ile ilgilidir. Deri dokusunun elastik lifleri birbirinden ayrılır, altında bulunan ve damardan zengin tabaka kolayca görülür. Gebelerin yalnızca %10”unda gözlenmez. Gebelikten sonra da beyaz inci sedef gibi izler bırakırlar. Striaların çokluğu kişinin dokusunun elastikiyeti, derialtı dokusunun yağlanması ve gerilmesi ile ilgilidir.
Gebelikte vücudun belli bölgelerinde ortaya çıkan renk artışı (pigmentasyon) en fazla göğüs uçları, yüz, karın ve dış genital organlarda görülür. Göbekle pubis arasında uzanan çizginin koyulaştığı görülür. Ayrıca vücuttaki diğer operasyon izlerinde de pigmentasyon artışı görülebilir.
Alın-yanak-ağız etrafında kirli kahverengi lekeler kadının yüzüne maskelenmiş bir görünüm kazandırır ve kloazma gravidarum denir (Gebelik maskesi).
AŞERME-SİNİRSEL-RUHİ DEĞİŞİKLİKLER:
Gebe kadında yemek yeme arzusuyla ilgili ve gebelikten önceki durumuna uymayan değişiklikler olur. Bazı yemeklere arzusu artar bazı yemeklere karşı isteksizlik olur. Ekşi, tatlı, tuzlu v.s. isteği artabilir. Gebenin iç-dış dünyasındaki olaylara reaksiyonu çocuğu arzu edip etmemesine göre değişir.
Fakat tüm bu anlattıklarımız subjektif belirti ve bulgulardır. Kişiden kişiye çok değişkenlik gösterir. Kesin gebelik tanısı, doktor muayenesindeki objektif bulgular ve laboratuar tetkikleri ile bu subjektif bulguların birlikte değerlendirilmesi sonucunda konulabilir.

kaynak: Adet Öncesi Hamilelik Belirtileri Nelerdir? | Kadın Cinsellik ve Moda

Hamilelik Belirtileri İlk Hafta

Hamilelik belirtileri ilk hafta: Erken gebelik belirtileri nelerdir?

Henüz ilk haftadan itibaren görülen hamilelik belirtileri Gebelik nasıl anlaşılır? Hamilelik belirtileri nasıl başlar? Hiç test yapmadan hamile olmak anlaşılabilir mi? Hamilelik nasıl anlaşılır?
Bir kadının gebe kalışını gösteren belirtiler 3 gruba ayrılır Bu hamilelik belirtileri şu şekildedir:
a) Şüpheli belirtiler,
b) Olası Belirtiler,
c) Kesin belirtiler,
Bize gebelik teşhisinde yardımcı olan bu belirtilerin bir kısmı hiçbir test uygulamaksızın kadının hissettiği belirtilerdir
Bir kısmı, ise testler ve doktor tarafından saptanır Şüpheli ve olası belirtiler dediğimiz belirtiler, hekime gebelik teşhisinde yardımcı olur, fakat bunlar yüzde yüz güvenilir işaretler olarak değerlendirilemezler Çünkü gebelik dışı bazı klinik tablolar da bu belirtilerin bir veya birkaçını verebilir Birkaç belirtiyi bir arada görmedikçe gebelik teşhisinde kesin konuşmamak, bir süre daha beklemek daha doğru bir davranıştır Çünkü gerçeğe dayanmayan bir teşhis çoğu zaman kadında ruhsal gerilim ve çöküntü yaratabilir Bu nedenle kadının, son adet kanaması tarihi dâhil, verdiği bilgiler ve Kadın Doğum Uzmanı’nın muayenesi diğer testlerle beraber değerlendirilmelidir Erken gebeliklerin tanısı karın bölgesi fazla yağlı kimselerde ve muayenede kendini” sıkmadan rahat durmayan hastalarda oldukça güçtür

İlk hafta hamilelik belirtileri: Gebelik nasıl anlaşılır, gebeliğin belirtileri nelerdir?

Bulantı ve kusma: Hamileliğin ilk haftasından itibaren görülmeye başlayan tipik hamilelik belirtisidir Gebelerin pek çoğu, gebelik başlangıcında ilk haftalarda sabahları bulantıdan şikayetçi olurlar Bulantının sabah hasta uyandığında görülmesi günün ilerleyen saatleri içinde azalarak kaybolması, gebeliğin tipik erken bulgularmdandır Bazı kadınlarda bulantı dışında kusma veya kusacakmış gibi olma yakınmaları sıktır Kusma bulantının adet kanaması gecikmesiyle beraber görüldüğü vakalar ilk önce gebeliği düşündürür

Vajinal akıntı artışı – Döl yolu akıntısında artış: Vajinal akıntının artması da hamilelik belirtilerinden ilk hafta görülen işaretlerden biridir Gebeliğin oluşmasıyla beraber hormonsal değişimlere bağlı olarak döl yolu akıntısında artış olur ve bütün gebelik süresince devam eder Bazı gebelerde, gebeliğin son aylarında bu akıntı oldukça rahatsız verici boyutlara ulaşır Akıntı şikâyetçi olmayan doğurgan çağdaki bir kadında adet kanaması gecikmesiyle beraber, ani bir akıntı artışı da bize gebeliği düşündürür

Adet kanamasının gecikmesi: Eğer adet döngüsü gebe kaldığınız ilk haftaya tekabül ettiyse, bu da ilk hafta görülen hamilelik belirtisi olacaktır 28-30 gün gibi düzgün aralıklarla adet gören genç bir kadında adet kanamasının gelmemesi bize ilk önce gebeliği düşündürür Ancak unutmamalı ki, bazı enfeksiyon hastalıkları, kansızlık, iklim ve çevre, hatta meslek değişiklikleri, gebelik korkusu, psişik (ruhsal) gerilim ve ruh hastalıkları da çoğu zaman adet kanamasının gecikmesine neden olabilir Bazı kadınlarda ise “üste görme” adı verilen olaya rastlanılır Kadın gebe olduğu halde, adetlerine uyan zaman aralıklarında, aybaşı kanamasına benzer kanamalar görülebilir
Diğer hamilelik belirtileri

Memelerde dolgunluk hissi: Gebeliğin oluşmasıyla birlikte değişen hormonsal denge ile bağlantılı olarak kadında memelerde dolgunluk, hassasiyet, acı hissi oluşur Fakat birçok kadında adet öncesi, günlerde de aynı belirtilerin daha hafif olarak görüldüğü unutulmamalıdır Gebeliğin gelişmesiyle birlikte ikinci aydan itibaren memelerde büyüme görülmesi olağandır Meme başını çevreleyen koyu renkli bölgenin rengi daha da koyulaşır ve çapı genişler Gebelik öncesi pembe renkli olan meme başı da gebeliğin ilerlemesiyle koyulaşır ve çapı genişler Gebelik öncesi pembe renkli olan meme başının da gebeliğin ilerlemesiyle renginin koyulaştığı dikkati çeker Ayrıca meme başı çevresinde yer alan ufak tepecikler hormonsal değişim sonucu daha belirginleşirler Gebeliğin son üç ayında memelerin daha da büyümesi sonucu memelerin derisinin gerildiğini ve üzerinde yer yer çizgilerin meydana geldiği, yüzeysel damarların deri altında daha da belirginleştiği pek çok gebede görülebilir Meme değişiklikleri, ilk gebelikte gebelik teşhisi için önem taşıyabilir

Bu içerik erken gebelik belirtileri, en erken gebelik belirtileri, erken gebelik belirtileri nelerdir, en erken gebelik belirtileri nelerdir, gebelik belirtileri, gebelikte kadında görülen ilk belirtiler, ilk belirtiler, erken gebelik belirtisi, 1 haftalik erken gebelik, gebeliğin en erken belirtileri, bir haftal, göğüs ucunda acıma olması gebelik belirtisi mi, gebelik belirtileri ve nasıl anlaşılır, gebelık belırtılerı en erken nasıl anlasılır, regl oncesi belirtiler, VAJİNAL AKINTI ARTIŞI GEBELİK BELİRTİSİ Mİ, gebelik başlangıcındaki belirtiler, Gebelik baslangicinda mantar, gebelik, gebeliğin ilk haftasında meme konularını barındırır

Adet Öncesi Gerginlik Belirtileri

Premenstruel sendrom (PMS) kadınlarda adet kanaması öncesi dönemde başlayan ruhsal veya fiziksel bazı belirtiler topluluğunu ifade eden bir terimdir. Bu belirtiler genellikle adet kanamasının başlamasına bir hafta ortaya çıkar ve adet görülmesiyle birlikte birkaç günde kaybolurlar.
Kadın doğası oldukça karmaşıktır. Kadının doğasını daha iyi anlayabilmek için PMS’nin ne olduğu toplumun her bireyi tarafından bilinmelidir. Özellikle işverenlerin ve eşlerin iletişimde oldukları kadınla ilişkilerinin sağlıklı bir şekilde yürüyebilmesi için bu konu hakkında mutlaka bilgi sahibi olmaları gerekir.
PMS Ne Sıklıkta Görülür?
Aslında her kadında adet öncesi dönemde bazı belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtilerin amacı kadının adet olacağından haberdar edilmesi ve böylece hazırlıksız yakalanmasının engellenmesidir. Bu belirtiler kadınların yarısından daha azında rahatsız edici, ancak dayanabilecek şiddette olurken, %5 kadın oldukça şiddetli belirtiler hisseder.
Bu aşamada premenstruel belirtiler ile premenstruel sendrom arasındaki ayrımı yapmak önemlidir:
Premenstruel belirtiler kadınların önemli bir kısmında görülürlerken PMS, kadının yaşantısını derinden etkileyen sosyal bir durum olarak kabul edilebilir: Amerika’da yapılan bir istatistiksel çalışma bu ülkede kadınların adet öncesi dönemlerinde daha fazla suç işlediklerini ortaya koymaktadır. Aynı raporda tıbbi veya psikiyatrik bir hastalık nedeniyle hastaneye yatırılan, intihara teşebbüs eden kadınların, çocuklarını normalde önemsenmeyecek ufak bazı şikayetler nedeniyle doktora götüren kadınların önemli bir kısmının adet öncesine yakın günlerde oldukları görülmektedir.
PMS Kimlerde Görülür?
PMS, ergenlik çağından önce ve menopoz çağında çok ender görülür ve bir üreme çağı sorunudur. Sıklıkla 30-45 yaş arası kadınlarda gözlenir. Ailevi bir eğilim sözkonusu olmasına karşın, sosyal sınıf ve ırksal farklılıklar göstermez. Doğum kontrol hapı kullananlarda belirtiler şiddetlenebilir.
PMS Neden Olur?
PMS’nin nedeni tam olarak belli değildir. Mineral yetersizliği (magnezyum, çinko), vitamin yetersizliği (A, B vitaminleri), hormonal dengesizlik (progesteron hormonu yetersizliği), vücutta aşırı sıvı tutulumu, prostaglandin ve nörotransmitter adı verilen kimyasal maddelerin dengesizliği ve psikosomatik nedenler belirtilerin ortaya çıkmasında muhtemelen etkin roller üstlenmektedirler.
PMS’nin Belirtileri Nelerdir?
PMS en ağır şekliyle ortaya çıktığında tüm vücut sistemlerini etkileyebilir ve bu durumda her organa ait belirtiler meydana gelebilir. PMS belirtileri hafif adet öncesi belirtileri şeklinde olabilir, doktora başvuracak kadar, ancak dayanılabilir şiddette olabilir veya iş kaybına, sosyal ilişkilerde sorunlara, kişide depresyona yol açacak kadar şiddetli olabilir.
PMS’nin ruhsal belirtileri ruhsal çökkünlük, yorgunluk hissi, aşırı uyuma eğilimi, çevreye ilginin azalması, duygu durumunda dalgalanmalar, sinirlilik, gerginlik, hassaslaşma, alınganlık gösterme, ağlama eğilimi şeklinde olabilir.
Memelerin dolgunlaşması, büyümesi ve ileri derecede hassaslaşması şeklinde meme belirtileri olabilir.
Vücutta ödemlere (şişmeler), kısa zamanda kilo alımına, karında şişkinliğe ve elbiselerin dar gelmesine yol açabilecek kadar şiddetli sıvı tutulumu ortaya çıkabilir.
Başağrısı, bulantı-kusma, kabızlık, ishal, iştah artışı, aşırı susama, alkole tahammülsüzlük, cinsel istek artışı, akne (sivilce) ortaya çıkması diğer sık gözlenen belirtilerdir.
PMS Tanısı Nasıl Konur?
Adet öncesi dönemde bazı belirtilerle başvuran her kadına PMS tanısı koymak, kadının gereksiz yere bazı tedavilere ve bunların yan etkilerine maruz kalması anlamına geleceğinden ancak belli bazı kriterleri taşıyanlara PMS tanısı konur.
PMS tanısı koymak için aşağıdakilerin mutlaka varolması gerekir:
1-Belirtiler düzenli olarak ortaya çıkmalı ve kaybolmalıdır: adet döngüsünün ikinci yarısında ortaya çıkan belirtilerin şiddeti giderek artmalıdır.
2-Adet görüldükten sonra belirtiler üç gün içinde kaybolmalıdır.
3-Her adet döngüsünde en az 10 gün süren belirtisiz bir dönem varolmalıdır.
4-Belirtiler arka arkaya en az üç adet döngüsünde görülmüş olmalıdır.
5-Belirtiler iş yaşamı, sosyal yaşamı ve kişisel ruhsal dengeyi etkileyecek kadar şiddetli olmalıdır.
Kadınlar PMS tanısını genellikle kendi kendilerine koyarak doktora başvururlar. Ancak yapılan tıbbi değerlendirmede sıklıkla altta yatan sorunun gerçekte adet öncesi dönemde yaşanan belirtilere kişinin aşırı hassasiyet göstermesinin söz konusu olduğu saptanabilir.
Tanının doğru konabilmesi ve tedavinin doğru bir şekilde verilebilmesi için komple bir jinekolojik sorgulama ve muayene yapılır ve bazı destekleyici laboratuvar tetkikleriyle tanı desteklenir.
PMS Nasıl Tedavi Edilir?
PMS nedeniyle günlük işlerini yapamayacak duruma gelinmesi, sosyal ilişkilerde problemler ortaya çıkması, intihar girişimi, saldırganlık eğilimi gibi psikiyatrik belirtilerin ortaya çıkması PMS’nin en ağır şekli olarak kabul edilir ve tedavi genellikle Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından uygulanır.
İlaçla Tedavi Yöntemleri:
Çoğu durumda PMS belirtileri yukarıdaki kadar şiddetli değildir ve özellikle bedensel belirtilerin hakim olduğu durumlarda Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı takibinde uygulanan tedavi yöntemleriyle PMS belirtileri dayanılabilecek hale getirilebilir.

Doğum kontrol hapları:
Bu ilaçlar özellikle beraberinde adet düzensizliği ve adet sancısı olan kadınlarda faydalıdır. Ancak bazı kadınlarda doğum kontrol hapı kullanımı PMS’nin ruhsal belirtilerini şiddetlendirebilmektedir.

Ağrı kesici-iltihap giderici ilaçlar:
Belirtiler başlar başlamaz düzenli olarak alındığında ve adet kanamasının üçüncü gününe kadar kullanıldığında bu ilaçlar özellikle PMS belirtileri ile beraber adet sancısı gibi ek belirtileri olan kadınlarda faydalı olabilmektedir.

GnRH analogları:
Bu özel hormon ilaçları yumurtalıkların işlevlerini geçici olarak devre dışı bırakarak östrojen ve progestron hormonu salgısını menopozda olan bir kadındaki seviyelere düşüren ilaçlardır. Dikkatli bir değerlendirme sonrası mutlaka doktor kontrolünde kullanılmaları gerekir. Uzun süre kullanıldıklarında kemik erimesi gibi ciddi sonuçlar doğurabileceklerinden tedavi süresi uzayacaksa beraberinde östrojen hormonu takviyesi yapılır.

Rahimin alınması:
PMS’de tüm yöntemler başarısız kaldığında yumurtalıklarla beraber rahimin ameliyatla çıkarılması şeklinde uygulanan ve en son tercih edilen yöntemdir. Günümüzde etkili ilaçların varlığı sayesinde giderek az uygulanan bir tedavi biçimi haline gelmiştir.

Ödem (şişme) Belirtisinin Ön Planda Olması Durumunda Uygulanacak Tedavi:
Ödem tedavisinde bazı idrar söktürücü ilaçlar fayda verebilmekle beraber, bu ilaçların uzun süre kullanılması ciddi bazı yan etkilerin oluşmasına neden olabilmektedir.

Meme Hassasiyeti Ön Planda Olması Durumunda Uygulanacak Tedavi:
Meme hassasiyeti ön planda olduğunda bu hassasiyetin fibrokistik hastalık gibi diğer meme hassasiyetine neden olabilecek durumlardan ayrımının yapılması çok önemlidir. PMS’ye bağlı meme hassasiyetinin giderilmesinde memeleri alttan iyi destekleyen bir sütyenin gece gündüz kullanılması, kafein alımının kısıtlanması, sigara içilmemesi çoğu kadın için yeterli olmaktadır. Yağ tüketiminin azaltılması, doktor önerisine göre idrar söktürücü ilaçların ve A, B, E grubu vitaminlerin kullanılması bazı kadınlarda oldukça iyi sonuç verebilmektedir.

Ruhsal Belirtilerin Ön Planda Olması Durumunda Uygulanan Tedavi:
Ruhsal belirtiler basit duygusal dalgalanmalar şeklinde olabileceği gibi, ağır depresyon şeklinde de ortaya çıkabilir. Tedavide antidepresan ilaçlar ve gerekli durumlarda psikiyatrik değerlendirme sonucuna göre daha farklı ilaçlar kullanılabilir.
Belirtileri hafif veya orta şiddette olan kadınlar ilaç kullanmadan, aldıkları çeşitli önlemlerle belirtileri hafifletebilirler:

Durum hakkında bilgi sahibi olunması:

PMS belirtileri olan bir kadın “aklını kaçırmadığını” bilmelidir. Belirtilerin giderek kötüleşmeyeceğini, aksine yaş ilerledikçe azalacağını, olayın hormonlara karşı dokuların bir tür hassas bir cevabı olduğunu, birçok kadında bu belirtilerin olduğunu ve belirtilerin tedavi edilebileceğini bilmek çoğu kadında belirtilerin daha hafif hissedilmesi için yeterlidir.

Gıdalar:

Kafein (kahve, çay, çikolata, kola ve bazı ağrı kesicilerde bulunur) başağrısı ve meme hassasiyeti gibi PMS belirtileri şiddetlendirmektedir. Kafein alımının özellikle belirtilerin olduğu dönemlerde kısıtlanması belirtilerin şiddetini azaltmada oldukça etkili olabilir.
PMS belirtileri olan kadınlar özellikle adet döngüsünün ikinci yarısında (yumurtlama sonrasında) alkole karşı aşırı duyarlılık geliştirirler ve bu dönemde alkol alınması PMS belirtilerinin daha şiddetli hissedilmesine neden olabilir.
Sigarada bulunan madde olan nikotin vücutta su tutan hormonların salgısını uyardığı için sigara azaltılmalı, en iyisi tümüyle bırakılmalıdır.

Egzersiz:

Düzenli egzersiz yapılması PMS belirtilerini hafifletmede etkili bulunmuştur. Bu durum muhtemelen egzersizin beyin endorfin seviyesini artırıcı özelliğine bağlıdır. Endorfin vücudun salgıladığı bir morfin türevidir ve “mutluluk hormonu” olarak da bilinir. Bu maddenin rahatlatıcı, gevşetici özellikleri vardır. Haftada en az üç kez yirmişer dakikalık egzersiz uygulanması ve bu uygulamanın düzenli olarak sürdürülmesi PMS belirtilerinin hafifletilmesinde mutlaka fayda verecektir.

Yaşamsal stresin azaltılması:

Gevşeme teknikleri (meditasyon gibi) ve yoga uygulamalarının faydalı olduğu PMS belirtileri yaşayan kadınlar tarafından sıklıkla belirtilmektedir.
Yaşamdan stresi uzaklaştırmak için bilinçli ve istekli olunması ve bu yönde adımlar atılması son derece önemlidir. Bu konuda yardım almak için bir uzmana başvurmak bu konuda atılacak ilk adımdır.

Adet Öncesi Sendromunda İşe Yarayabilecek 4 Strateji

Kadınların belki yüzde 90’ında adet dönemlerinin geldiğini gösteren belirtiler görülür. Bu kadınların, yüzde 60’dan fazlası belirtilerin sevimsizliğinden yakınır. Hemen hemen bütün kültürlerde, adet dönemiyle ilgili bir dizi fiziksel ya da ruhsal belirtiler olduğu bilinir. İlginç olanı bu ortak belirtilerin, kültürden kültüre farklılık göstermesidir.

Araştırmalar adet öncesinde en fazla yakınılan 10 belirtiyi şöyle sıralıyor:

Asabiyet
Tutarsız ruh hali
Karında şişlik
Yerinde duramama
Gerginlik
Depresyon
İç sıkıntısı
Göğüslerde hassasiyet
Konsantrasyonda azalma
Unutkanlık

Rahatsızlıkları gidermeye çalışmanın ilk yolu, hayat tarzını değiştirmek ve reçetesiz ilaçlar denemek. Aşağıdakilerden hangisi size uyuyor, seçin.

Egzersiz

Egzersizin adet dönemi öncesi semptomlarıyla ilişkisini inceleyen bir araştırmada kadınların haftada 110 dakika kadar az bir süre yüzerek, 70 dakika aerobik yaparak ya da 50 dakika yürüyerek semptomları azaltabileceği gözlemlenmişti Aerobik egzersizlerinin etkisi adet öncesi sendromları olan bir grup kadında kanıtlandı. Çalışma için bir grup kadın aerobik yaparken bir grup kadın da ağırlık çalıştı. Semptomları en fazla azalan grup, aerobik grubu oldu.

Tabletler

Birden fazla iyi tasarlanmış araştırma, günlük D Vitamini dozunu 800IU’ya çıkartıp yanında 1200 mg kalsiyum alındığında AÖS semptomlarının önlenebileceğini gösteriyor.

Magnezyum alımı da araştırıldı. Adetin 15. gününden itibaren alınan günlük360 gramcivarı magnezyumun, verilen plaseboya kıyasla iç sıkıntısını daha fazla azalttığı görüldü.

Ayrıca B6 Vitamini, serotonin (ağır ruh hali bozuklukları ve depresyonla ilgili araştırmalarda göze çarpan belirgin bir sinir taşıyıcısı) oluşumunun yan faktörlerinden biri. Yeterli miktarda B6 Vitamini alınmadığında aminoasitler, daha az serotonin üretiyor. B6 Vitamini için önerilen günlük miktar, 2 mg; ancak AÖS çalışmalarında günlük 50-800 mg. kullanıldı. AÖS’nda iç sıkıntısı, asabiyet, depresyon gibi semptomlarla baş etmek için en yüksek doz günde 300 mg. olmalı. Daha fazla miktarların, sinirlerde geçici hasara neden olduğu bildiriliyor.

Yiyecekler

Araştırmalar AÖS olan kadınların, daha fazla karbonhidrat yemek istediğini gösteriyor. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda, bol karbonhidrat yemenin, beyinde iç sıkıntısını gideren sinyaller veren serotonin hormonunu arttırdığı gözlemlendi. Kadınların da bol miktarda nişasta ve tatlı yiyerek farkında olmadan iç sıkıntılarını giderme yoluna gittiği öne sürüldü. Ancak basit şekerler vücudun ekstra insülin üretmesine sebep olabiliyor, bu sebeple uzmanlar, şeker yerine kompleks karbonhidrat tüketimi öneriyor. Tam tahıllı ekmek ve kahvaltılık gevrekler, kahvaltı veya öğle yemeğinde yenebilir. Baklagiller, mesela yeşil mercimek, kırmızı mercimek ya da fasulye kan şekerini yükseltmeye yardımcı olur. Tam tahıllı ekmeğin yanında güzel bir kuru fasulye düşleyin ya da mercimek çorbasının yanında tam tahıllı ekmek veya sabahları nefis beyaz peynir.

Kafein, alkol ve tuz tüketimini azaltmakla ilgili önerilerin gerisinde de bilimsel gerçekler yatıyor. Yapılan araştırmalarda adet dönemi semptomlarına günde bir bardak kadar da olsa kahvenin sebep olabileceği görüldü. Adetten bir hafta önce belli bir miktarda alkol alan kadınların, alkole karşı adetten bir hafta sonra oldukları kadar dayanıklı olmadıkları fark edildi. Tuzla birlikte vücudu su tutan kadınlarda, tuz tüketimini günde 2000 mg.a indirmek faydalı olabilir. Yediklerinize bir bakın, yağ oranı düşük olanlar bile yüksek miktarda sodyum içeriyor olabilir.

Yan ve Alternatif Tedaviler

Alternatif tıbba ilgi giderek artınca bazı araştırmacılar, AÖS’nun yaygın semptomları için bitkisel tedavileri ve egzersizleri araştırdı.
Günde 68 mg. soya isoflavonu (yapay östrogen) göğüslerdeki hassasiyeti, karındaki şişliği, ağrıyı ve baş ağrısını giderebiliyor.
Günde 20 mg.lık hayıt meyvesi tabletinin, plaseboya kıyasla iç sıkıntısını, baş ağrısını, göğüslerdeki sızıyı ve karındaki şişkinliği azalttığı gözlemlendi.
Adetin 15. gününden başlayarak günde 2 kez 80 mg. Ginko biloba tableti almak göğüsteki sızıları geçirmekte en etkili yöntem.
Birkaç doz şeklinde günde 900 mg. sarı kantaron almanın, iç sıkıntısı ve depresyonu önlediğine dair yapılan tek araştırma teorinin haklılığını gösterdi. Ancak bu bitkisel ilacı kullandığını bilen tüm kadınlardan sadece 19’u fayda gördüğünü belirtti.

Kulak, el ve ayak refleksolojisi de adet öncesi sendromunda tıpkı 9 seanslık Qi terapisi gibi fayda edebiliyor.

Adet Öncesi Gerginlik Sendromu

Adet Öncesi Gerginlik Sendromu Hakkında – Adet öncesi gerginliğin sebebi nedir – Premenstruel sendrom nedir – adet öncesi gerginliğin tedavisi var mı

Adetinizden bir hafta-on gün önce kendini gergin,huzursuz, çok sinirli hissediyorsanız, tüm vücudunuz şişmiş gibi geliyorsa, canınız normale göre daha fazla tatlı yemek istiyorsa, uyku düzeninizde bozulmalar oluyorsa, dikkatinizi toplamakta güçlük çekiyorsanız, genel ve alışılagelenden fazla halsiz ve yorgun hissediyorsanız adet öncesi gerginlik sendromu (premenstruel sendrom) yaşıyorsunuz demektir.

Kadınların dörtte üçü bu tarz şikayetleri yaşar. Ancak kadınların yüzde 2 ila 10’unda bu belirtiler çok şiddetli olur ve tedavi gerektirir.

Adet öncesi gerginlik belirtileri sıklıkla ergenlik döneminde başlar ve belirtilerin şiddeti giderek azalır. Çocuk sayısı ile birlikte de belirtiler daha şiddetlenir. Menopozla birlikte sorun tamamen bitmiş olur. Depresyon geçirenlerde ve diğer psikiyatrik sorunları olanlarda adet öncesi dönem daha sorunlu geçmekte ve tedavi gerektiren sorunlar yaşanmaktadır. Yine doğum kontrol hapı kullanan kişilerde adet öncesi gerginlik belirtilerine daha sık ve daha şiddetli şekilde rastlanır.

Yukarıda saydıklarımızın dışında adet öncesi dönemde, başka şikayetler de gelişebiliyor. Kısaca göz atmak gerekirse:

Fiziksel olarak en sık görülen belirtiler;

• Memelerde hassasiyet,
• İştah artışı, geçici kilo artışı,
• Vücutta genel bir şişkinlik hissi ,
• Baş ağrıları, kas-eklem ağrıları,
• Aşırı halsizlik-yorgunluk,
• Sıcak basmaları,
• Denge bozuklukları,
• Seslere-kokulara aşırı hassasiyet,
• Aşırı susama,
• Cinsel istekte azalma.

Duygusal anlamda en sık görülen şikayetler ise;

• Dalgalı bir ruh hali,
• Huzursuzluk-gerginlik,
• Sürekli endişe hali,
• Konsantrasyon bozuklukları,
• Keyifsizlik- mutsuzluk,
• Aşırı sinirlilik,
• Dokunsalar ağlayacakmış gibi olmak,
• Aşırı uyuma eğilimi,
• Çabuk alınma.

Premenstruel sendrom(PMS) diyebilmek için; bu şikayetlerin en az 2-3 ay süreyle her adet döneminde adetten bir hafta-on gün önce başlayıp adetin başlamasıyla birlikte kaybolması ve yaşanan bu şikayetlerin kişinin iş-sosyal ve aile yaşamını belirgin biçimde etkilemesi gerekir.

NEDEN KADINLAR PMS YAŞAR
Bu sorunun net bir yanıtı olmamakla birlikte, sorumlu olduğu düşünülen bazı mekanizmalardan söz edilebilir. Bunların başında üreme hormonları gelmektedir. Tam olarak kanıtlanamamakla birlikte üreme hormonlarının bu şikayetlerin yaşanmasında bir rolü olduğu düşünülmektedir. Bir başka sorumlunun da kalsiyum-magnezyum dengesizlikleri olduğu iddia edilmektedir. Buradan yola çıkarak tedavide kalsiyum ve magnezyum takviyesi önerilmektedir. Progesteron adı verilen bir hormonun yetersizliğinde de PMS belirtileri yaşanabilmektedir.
PMS YAŞANTIMIZI NASIL ETKİLER

• Şeker, astım, migren ve bazı kronik hastalıklar daha şiddetli yaşanır.
• Ergenlerde intihar eğilimi artabilir.
• Sosyal uyum bozuklukları gözlenir.

Tüm bunların ötesinde iş yaşamı, sosyal ilişkiler ve en fazla da evlilik yaşantısı PMS’dan olumsuz olarak etkilenir. Erkekler bu durumu algılamakta güçlük çekerler ve her ay yaşanıyor olması da ayrıca büyük sıkıntı verir. Kontrol edemedikleri bu durumdan nefret ederler. Kadınlar için durum biraz daha farklıdır. Yaşadıkları sıkıntının yanında eski yıllarda ve hata şimdilerde bile kadınların kendilerini en çaresiz, güçsüz hissettikleri bir dönemdir bu döem. Ancak modernleşen toplumlarda kadınlar adeti, doğurganlığın ve dolayısıyla üstünlüğün bir simgesi olarak görmeye başlamışlardır. Adet öncesi gerginliği de bir hak gibi algılayabilir, bu dönemde daha fazla anlayış görmeyi bekleyebilirler.

Erkeklere bu dönemde düşen görev, olabildiğince dengeli ve destek verici olmak, tartışmaları uzatmamaya çalışmak, gerginlik yaratma riski olan konulara girmemeye çalışmak olabilir.
PMS TEDAVİSİNDE NELER YAPILABİLİR
Adet öncesi gerginlik yaşayan her kadına tedavi önerilmez. Ancak bu gerginlik her ay oluyorsa, insan ilişkilerini bozacak, sosyal uyumu zedeleyecek, iş yaşamını, evlilik yaşamını etkiliyorsa, tedavi gerekli hale gelmiş demektir.

Diyet: Az ve sık yemek ve sofradan tam doymadan kalkmak önemlidir. Ayrıca taze sebze ve meyve tüketimi fazlalaştırılmalı, donmuş yağlardan ve kırmızı etten uzak durulmalıdır. Kafein-alkol tüketimi en aza indirilmeli, olanağı varsa o on günlük dönemde hiç kullanılmamalıdır. Tuz kısıtlaması ve bol su tüketmek de çok yararlı olacaktır.

Egzersiz: Her gün 30 dakika spor yapanlarda PMS belirtileri daha az yaşnırken hiç spor yapmayanlarda hem PMS daha sık görülmekte hem de belirtiler daha şiddetli yaşanmaktadır.

Kalsiyum- Magnezyum: Günlük 1200mg kalsiyum üç ay boyunca kullanıldığında PMS şikayetlerinde yüzde 50’ye varan oranlarda azalma olduğu görülmüştür. Kalsiyumu tablet olarak kullanabileceğiniz gibi brokoli, süt, peynir, somon gibi yiyecekleri tüketerek de alabilirsiniz. Aynı şekilde magnezyum desteğinin de şikayetlerde azalmaya neden olduğu gösterilmiştir. Ayrıca A,B,E vitamini desteği de belirgin yararı gösterilmemekle birlikte kullanılabilir.

Ağrı kesici- antienflamatuar ilaçlar: Ağrılar yoğunsa veya vücutta şişme hissi varsa bu tip ilaçlara şikayetlerin başladığı gün başlanabilir ve adetin 3. günününe kadar devam edilir.
Ödem ön plandaysa, idrar söktürücü ilaçlar doktor kontrolünde kullanılabilir.

Hormon kullanımı için ise mutlaka uzman doktor kontrolü gerekmektedir.

Duygusal belirtiler ön planda ise bir psikiyatriste başvurulmalı ve onun önerileri doğrultusunda uzun süreli bir tedavi programı başlatılmalıdır.

Tüm bu tedavi yöntemlerinin başında ve onlardan da önemli olarak PMS yaşayan kadınlar;

• Aklını kaçırmadıkları
• Bu şikayetlerin azalacağı
• Bu durumun hormonlara karşı aşırı hassasiyetten kaynaklandığı
• Birçok kadının bu belirtileri yaşadığı
• Bu belirtilerin tedavi edilebilir olduğu konusunda bilgilendirilmelidirler.

Etiketler:adet öncesi belirtiler adet öncesi hamilelik belirtileri nelerdir adet öncesi gebelik belirtileri nelerdir adet öncesi belirtileri adet öncesi hamilelik belirtileri adet öncesi belirtileri nelerdir gebelik belirtileri bunlardır adet öncesi belirtiler nelerdir adet öncesi gebelik belirtileri hamilelikte adet belirtileri adet öncesi hamilelik belirtileri olurmu adetten önceki belirtiler adet öncesi gebelik belirtisi adet oncesi belirtiler hamileysekadetöncesibelirtiler regl öncesi belirtiler hamilelik belirtileri ne zaman başlar adetten önce hamilelik belirtileri adet gecikmesinden önceki gebelik belirtileri nelerdir gebelik belirtileri ne zaman başlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir