Aldatan Kocaya Nasıl Davranmalı

aldatma ama analiz durum haline iter kalan kendi ki liman onu sevimli ya yeni Aldatan Kocaya Nasıl Davranmalı Aldatılıp Affeden Kadın Nasıl Davranmalı aldatılan kadın ne yapmalı aldatan kocaya nasıl da..

Aldatılan Kadın Ne Yapmalı ?

Aldatmaya karşı kadın ne yapmalı?


Evlilikte erkeğin eşini aldatmasına biyolojik özelliklerinden daha çok, eşiyle yaşadığı sorunlar, “Ben erkeğim, aldatırım” bakış açısı ya da cinselliğe duyulan zaaf neden olmaktadır

İş hayatında bakımlı ve kozmetik sanayinin desteğiyle bir şekilde sevimli görünen kadınlarla karşılaşan erkeğin, evde kendisine ilgi göstermeyen bir eşi varsa, evlilikte olumsuz hava oluşur Böyle bir durumda erkeğin, inancı da zayıfsa, cinsel sadakatini devam ettirmesi güçleşebilir Evde sürekli gerilime neden olan sorunların yaşanması, eşlerin çocuklar konusunda sürekli tartışması ya da kişilik çatışmaları erkeği evden ve eşinden uzaklaştırır Sorunlar karşısında gösterdiği, sığınacak güvenli bir liman arama özelliği, onu farklı arayışlara iter Kadının erkeği kendisinden uzaklaştıracak böyle durumların farkında olması gerekir Bu açıdan kadının, evin içindeki farklı sahalarda üstlendiği roller çok önemlidir

Kadının rollerinden birini fazlaca önemseyip, eşine karşı duyarsızlaşması da aldatma nedeni olabilmektedir Genellikle evlilikte bu durum çocuklar olduktan sonra çok yaşanır Anne olan kadının öncelikleri, biyolojik özelliklerinin etkisiyle değişir Bütün dikkatini çocuklarına ya da ev işlerine verir, eskisi gibi ilgilenemediği, sevgisini veremediği ya da sevgisine karşılık gösteremediği eşini ihmal etmeye başlar

Elbette ki bu durum erkeğin yeni arayışlara girmesini haklı göstermez Bu durumda erkeğin yapması gereken, sorunu çözmeye çalışmak, kendi hatalarını ve eşinin eksikliklerini analiz etmek ve bunların düzelmesini sağlayacak adımlar atmaktır Ama birçok erkek doğru olanı yapmak yerine, kendini anneliğe kaptırmış eşini kendi haline bırakıp, yeni arayışlara girmeye, eksik kalan duygularını aldatma yoluyla tatmin etmeye çalışmaktadır Bu yüzden kadının anne ve eş rolleri arasındaki dengeyi gözetmesi önemlidir

Cinsel sadakatsizlik geliyorum der!

Aldatmanın ilk belirtisinin tarafların birbirine duyduğu ilgisinin azalması olduğu düşünülür Eşler, ilginin azalmasını en kötü ihtimale yorarlar İlgi azalması durumunda, “Eşim benimle ilgilenmiyor, demek ki hayatında başka biri var” gibi bir senaryo yazılır ve bu senaryoya göre hareket edilmeye başlanır Bu son derece yanlıştır Çünkü aldatma gibi ciddi bir konuda zanla, ihtimalle hareket edilemez; somut delillerin olması gerekir Somut bir durum varsa, oturup soğukkanlı bir şekilde sorunu masaya yatırmak hatta üçüncü bir kişiden yardım almak lazımdır Bunu yaparken de, aldatılan taraf sadece eşini suçlamak yerine, sorunun kendisine değen, kendisinden kaynaklanan yanları olup olmadığını anlamalıdır

İlgi azalması yanı sıra, eşini seven bir insan aldatıldığını ya da aldatılacağını mutlaka anlar Çünkü evlilikte sevgi önemli bir güçtür Dolayısıyla eğer somut bazı belirtiler varsa, aldatılan taraf durumu öngörüp bunun önüne geçebilir Çünkü cinsel aldatma bir süreçtir; genelde birdenbire gerçekleşmez ve ne kadar çabuk fark edilirse geri dönüşü o kadar kolay olur
Cinsel aldatma üç aşamalı bir süreçtir Birinci aşama hoşlanma duygusu, ikinci aşama sevgililik, üçüncü aşama ise cinselliktir Uyanık ve mantıklı davranan kişi, henüz hoşlanma aşamasındayken eşinin durumunu fark edip aldatmasını engelleyebilir Ancak bunu yaparken kıskançlık duygusuyla hareket edip, pire yüzünden yorgan yakmaya varacak tarzda davranmamak gerekir
Örneğin bir erkek, gerek olmadığı halde işyerindeki kadın çalışma arkadaşlarıyla sık sık yemeğe çıkıyorsa, eşi bu durumdan hoşlanmadığını ona net bir şekilde hissettirmeli ama bunu bir sopa gibi kullanıp evliliği yaşanmaz hale getirecek biçimde de davranmamalıdır Kadın eşine, “Benim bu duruma alışmamı bekleme, zaten alışmam da doğru değil Evliliğimiz bu durumdan zarar görür Kendini benim yerime koy ve aynı şeyi ben yapsam, sürekli erkeklerle yemeğe çıksam sen bunu nasıl karşılarsın bir düşün” diyerek duruma müdahale etmelidir Yani eşini düşünmeye, empati kurmaya sevk edecek şeyler söylemeli, “Senin hissettiğin hoşlanma duygusunu, ben de hissedebilirim” mesajını vermelidir

Aldatan eş, yere düşen mücevher gibidir

Aldatmanın cinsellik konusundaki zafiyetten kaynaklandığı durumlarda, aldatan kişi ciddi manada pişmanlık duyar Bir erkeğin, özellikle iş hayatında ve sosyal çevresinde bir araya geldiği kadınlarla eşini aldatması, çoğunlukla onun bu konudaki zaaflarından kaynaklanmaktadır Bu tür aldatmalarda erkek pişman olduğu halde, kadın, en ufak bir tartışmada ya da herhangi bir sorunda kinayeli konuşarak, laf atarak evvelce yaşanan aldatmayı sürekli sopa gibi kullanırsa ya da o konuyla ilgili ayrıntıların üzerine giderse, eşinin kendisini aldattığı kadının ekmeğine yağ sürmüş olur Aldatan eşini affeden kadınların en çok yaptıkları hata, sürekli geçmişi deşmektir
Kadınlar genellikle aldatmayı affeder ama unutamazlar Zaten aldatılan kadının kendisine yaşatılan sadakatsizliği unutmasını beklemek doğru değildir Ancak kadının sürekli aldatıldığını düşünmesi, hem depresyona girerek kendisinin mutsuz olmasına hem de bu durumun yansıdığı eşinin “Bu kadın değişti, artık beni mutlu edemez” düşüncesine kapılarak başka arayışlara yönelmesine neden olur

Eğer eşi gerçekten pişman olmuşsa, kadın da “Aramızdaki sevgi bağını arttırmak için ne yapmalıyım?” diye düşünülmelidir İnsan değerli bir şey kaybettiği zaman onu hemen unutmaz, tekrar bulmaya çalışır Evlilik de böyledir Aldatan eş, yere düşen mücevher gibidir Mücevheri yere düştü diye çöpe atmak yerine, yerden alıp temizlemekte fayda vardır
Ancak kadın aldatan eşini affederken ona mutlaka “Bir daha yaparsan sonuçları evliliğimiz için kötü olacak” mesajını vermelidir Çünkü aldatan erkeğin hemen affedilmesini, hiçbir şey olmamış gibi davranılması, onun bu olayı “bir şey olmadı” şeklinde yorumlamasına ve aynı hatayı tekrarlamasına neden olur .

Aldatılan Kadın Nasıl Davranmalı

Aldatmak

Tanım olarak, iki kişi arasındaki birlikte, taraflardan birinin 3.kişi ile yaşanan; duygusal ,fiziksel eylemler ve söylemlerdir. Aldatılma için somut göstergeler; yazılar, temaslar,ifadeler ve davranışlardır. Eğer somut göstergeler yok ve sadece hissediş var ise bu sadakatsizlik olup aldatmanın doğasını gösterir.

Aldatmanın psikososyal dinamikleri arasında, aşırı yüceltilmiş karşı cins ve buna ulaşamamanın verdiği acizlik duygusu olabilmektedir. Genelde bayanlar tarafından tercih edilmeyen biri evlendikten sonra tercih edildiğinde bilinç altındaki duygular depreşir ve elde etme düşüncesi harekete geçer.

Aynı zamanda kadına değer vermeyen, çok sık sevgili değiştiren birinin de aldatması bir oyun ve heyecandan başka anlam taşımaz.

Aldatmanın nedenleri üzerine kafa yormuş olsak da belirtmeden önce şunu belirtmeliyim: hiçbir ayrılık nedenin kabul görür yanı yoktur. Yani kişinin neden yaptığının kabul edilebilirliği tartışılmaz olmaktadır.

Eşin cazibesini yitirmesi.
Hamilelik veya hastalıklı bir dönem
Sık görüşememek ve mesafe
30 yaş sendromu ve 40”lı yaşlara girerken (bu dönemler varlığını,duygularını ve bedenini gözden geçirme sürecinin yoğun olduğu dönemdir.
cinsel sorunlar
ilişkide iletişim sorunları
Çocuğun doğumu ile ilginin çocuğa yönelmesi ile değersizlik duygusu yaşamak.
Şiddet görmek
intikam
Yeni bir başlangıç yapmak ve kendilik değerini test etmek için aldatmak(halen ilgi çekici miyim, arzu ediliyor muyum ?)
Son madde olarak tekrar belirtmek gerekir ki neden olabilir ama kabul görülmez.
Aldatmak, evliliklerin bitiminde en çok ilk üç madde arasında bulunmaktadır. Aldatma olayını doğru göremeyen ve süreci doğru sürdüremeyen tarafların % 75 ,i ayrılmış veya boşanmıştır. (Z.Sungur) Aldatma sonrası, ilk öğrenilmek istenen “neden yaptı” sorusudur. Aslında herkes yaşadığı ve yaşattığı travmanın gerçek nedenini bulmak-bilmek ister. Kişi de bazen nedenini bilmeden aldatır. Ta ki derin sorgulamalar veya danışman desteği ile bunu bulana kadar. İşte sorun,nedeni bulurken aldatılanın nedeni, kendine mal etmemesidir. Neden ne olursa olsun aldatılan kişi, suçluluk içinde değildir.

Aldatılan Kişinin Durumu ve Yaşadıkları

ü Aldatılacak kadar basit miyim?

ü Demek ki hak ettim

ü Kocamı kazanmak için artık her dediğini yapmalıyım

ü Aptalım

ü Bana bunu yapanı affetmem.

ü Ben de onu aldatacağım

ü Depresyona girmek

ü Güvensizliğin yarattığı düşünceler ile , her şeyden şüphe etmek. Eşinin her şeyini bilmek istemek- incelemek.

ü Bütün erkekler/kadınlar ayın önyargısı ile tavrını genelleştirmek

ü Yaşadığı acıyı azaltmak adına rast gele yada normalde istemeyeceği biriyle cinsellik/duygusallık yaşamak

ü Boşluk,yalnızlık ve çaresizlik duygularını yaşamak

ü Ailesine yakınlaşmak

Aldatılan kişi, kendisine yapılan olayı ,içselleştirerek kendisinden kaynaklandığını düşünür. Ama yapılan araştırmaların sonucunda da % 100 aldatmanın nedeni bulunamamıştır. Yukarıdaki nedenler ise ihtimallerdir. Aldatılan kişi, kayıp ve ölüm travmasına benzeyen travma yaşar. Bu nedenle ağır ve destek isteyen bir süreçtir.Nasıl davranmalı kısmı ise az sonra

Aldatan Kişinin Durumu ve Yaşadıkları

v Suçludur.

v Kendine inanamaz.

v Kendini savunamaz. Bu nedenle bu konuların açılmasından korkar-gerilir.

v Eşine suçluluk duygusundan dolayı devamlı taviz verir

v Utangaçtır. Başka insanların bilmesinden kaygılanır.kaygı ve depresyon görülebilir.

v Umutsuzdur. Bu evlilik artık toparlanamaz. Mahvettim gibi..

v Bir an önce sürecin normalleşmesini ister.

v Hep açıklama yapmaktan bıkmıştır.

Genel düşünce aldatan kişinin bu durumdan büyük zevk aldığı düşüncesi olsa aslında ,olay yaşanırken bir çatışma ve mutsuzluk hakimdir. Çünkü başına gelmesini istemediği bir şeyi yapmaktadır. Bu nedenle aldatma ortaya çıkarken aldatan kişinin de ruh halinin sağlıklı olmadığını unutmamalıyız.

ÖNERİLER VE YOL HARİTASI

Aldatan eşin yalansız bir şekilde olayı anlatması ve tüm sorumluluğu üzerine alması.
Aldatma anlatırken varsa yaşanan cinselliğin detaylarına girilmemesi ve aldatılan tarafın bunda ısrar etmemesi gerekir. Çünkü anlatılması halinde zihinde senaryolaştırma ve filmleştirme ile sorunun çözümü zorlaşır.
Olayın başında;
-ayrılmak,kararsızlık veya ilişkiye devam kararlarından birini vermeden önce, önce olayı öğrenmeye çalışın. İstediğiniz kararı yine verebilirsiniz.

Sorunun çözümüne, anlaşılmasına ve olağan sürece geçene kadar aldatılan tarafın onayı ve rızası olmadan cinselliğin yaşanmaması
Soruları sorarken, ne zaman başladı,neden bitirmedin, cinsellik var mı, duygusallık var mı,tehdit edici bir durum var mı, önlem alınması gereken bir durum var mı? Soruları ağırlıklı kullanılmalıdır.
Aldatan kişi 3.kişinin iletişim ve adres bilgilerini vermemelidir.
Eğer aldatıldıysanız,

eşinizle duygusal,cinsel ve paylaşım bağlarını konuşun. Bunları olay netlik kazanana kadar devam etmeyeceğini ortaklaşa kararlaştırın.
Devamlı sorgulamak yerine zaman dilimi belirleyin.
Bütün detayları öğrenmeye çalışmayın.
Sizin bunu fark edememeniz beceriksizliğiniz değil, güvenmenizin göstergesi olduğunu unutmayın.
Evliliğinizi ve kendinizi suçlamak yerine, bunun bir evlilik sorunu ve eşinizin tutumu olduğunu unutmayın.
Kendinizi başkasıyla kıyaslamayın.
Benden güzel olsaydı gam yemem demeyin. Sizden güzel olsaydı daha üzülürdünüz.
Eşinizi devamlı kontrol etmeyin. Maillerini telini cüzdanın karıştırmayın. Bu ilişkinize yapıcı bir katkıda bulunmaz.
Eğer iletişimle sorunu çözemiyorsanız karşılıklı anlaşarak birbirinize mektup yazın.
Eşinizin aldatmasına onu aldatarak cevap vermeyin. Size sadece suçluluk hissettir. Sonraki zaman diliminde bu davranışınız sizi hep rahatsız eder.
Olayın hemen ertesinde hiç bir şey olmamış gibi davranmak yerine, baş başa uzun zaman dilimi içinde olayın detaylı konuşulması,
Aldatılan eşin olayı tam öğrenmeden herkese açmaması ve bu olaydan dolayı eşine karşı alınacak tavır ve tepkileri hesaplaması.
Çocuklara anlatırken, aldatan tarafı suçlamak ve cezalandırmak olarak değil, durum hakkında bilgilendirmek olarak açıklanması.. Aslında çocuklara anlatırken uzman desteği önemlidir.
Yine çocuklara anlatırsa şayet; eşlerin aynı şeyleri söylemeleri veya beraber söylemeleri önerilir.
Çok acı bir süreçti fakat geride kaldı diyebilmek. (M.Sungur ). Kabullenmeyi gurursuzluk ve çaresizlik olarak değil, güçlü olabilmek olarak da düşünmeliyiz.

Aldattıysanız;

Aldatma olayını olduğu gibi anlatın ve tüm sorumluluğu üzerinize alın.
Aldatmanızı,eşinize mal edecek nedenlere dayandırmayın.
Sessiz kalmak yerine, sorulara açık ve samimi cevaplar verin.
Evliliğiniz/ilişkiniz hakkında net konuşun.
Sürecin iyileşmesi adına her şey yapmaya hazır olduğunuzu ona bildirin.
Eşinizin size güvenmemesine saygı gösterin. Hemen güvenmesini beklemeyin.
Aniden sevgi göstergelerinde bulunmayın. İnandırıcı değildir.
Mümkün olduğunca, aynı evde yaşamaya devam etmek, çocukların sorumlulukları, ev işleri, cinsellik gibi konularda baskı yapmayın ve eşinizle uzlaşın.
Benden ayrılamaz ne de olsa demeyin. Size muhtaç olduğunu düşünerek olayı ört bas etmeyin. Aksi taktirde intikam duygusunu perçinlersiniz.
o Eğer eşi gerçekten pişman olmuşsa, kadın da ‘aramızdaki sevgi bağını artırmak için ne yapmalıyım?’ diye düşünmeli. İnsan değerli bir şey kaybettiği zaman onu hemen unutmaz, tekrar bulmaya çalışır. evlilik de böyle. Aldatan eş, yere düşen mücevher gibidir. Mücevheri yere düştü diye çöpe atmak yerine, yerden alıp temizlemekte fayda var. Ancak kadın, aldatan eşini affederken, ona mutlaka ‘bir daha yaparsan sonuçları evliliğimiz için kötü olacak’ mesajını vermeli. Çünkü aldatan erkeğin hemen affedilmesi, hiçbir şey olmamış gibi davranılması; onun bu olayı ‘bir şey olmadı’ şeklinde yorumlamasına ve aynı hatayı tekrarlamasına neden olur. (N.Tarhan)

Aldatmalar travma etkisi yaratır. Ama ilginç olan şudur ki, bazen aldatma olayından sonra evliliklerin daha sağlıklı yürümeye başladığı, bağlılık duygusunun arttığı, sorunların bu tip travmadan sonra netleşip çözüm için ortak hareket edildiği tespit edilmiştir.

Aldatma, sadece kötü evliliklerde olmaz. Dediğim gibi aldatılma ,sizin dışınızdaki nedenlerden de olabilir size dayandırılmış da olabilir. Ama aldatılan kişi ilişkisini veya evliliğini bitireceği gibi, devam da ettirebilir. Her aldatma boşanmayla bitmiyor.

Aldatılmanın sosyal boyutuna kısaca bakarsak, erkekler arasında pekiştirilen, övünülen,bir güç ve beceri göstergesi olarak kabul edilen bir davranış olması, aldatmayı nicel olarak destekler.sanal aldatmayı aldatmadan saymalıyız bu çerçevede. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğrencilerinin gerçekleştirdiği, ‘evlilik ve Sadakat’ konulu araştırma, sanal flört ve sanal seksin, en yaygın aldatma biçimi haline geldiğini doğruluyor. Hatta kimi zaman hayatlarına sadece renk katmak için cinsel tatmini internette arayanlar, fiziksel bir temas söz konusu olmadığından, bu yaşananların aldatma ya da sadakatsizlik olmadığını düşünüyor.

Ayrıca, bayanlar içinde ise aldatma, yeni heyecan ve kendini kanıtlama olarak algılanmaktadır. Genç sevgili yapmak, duygusal boşluğunu doldurmak, halen beğenildiğini test etmek de sosyal anlamda desteklenen göstergelerdir.

alıntıdır

Evliliği Tehdit Eden 3 Temel Sorun

Ekonomik sıkıntılar mı? Konuşamamak mı? Parasızlık mı? Kıskançlık mı? Sadakatsizlik mi? İlgisizlik mi? Eğitimsizlik mi? Kişilik çatışması mı?..”

Bunların çoğu birer belirtidir.Gerçek sebep sevgi , saygı ve güven bağlarını zayıflatan herhangi bir şeydir.Evliliği bir arada tutan harcın malzemeleri sevgi , saygı ve güvenden oluşur.

1- İLGİSİZLİK

Sevgi bir ateştir. Sürekli yakılması ve beslenmesi gerekmektedir. İlgilenilmediğin de ateş nasıl sönerse sevgi ateşi de öyle söner gider.

Sevgiyi ateşleyen birinci şey ilgidir. Ateşe değer vermektir, bakımını yapmaktır.

Herkesin yaşadığı bir evi vardır.Evi yıkılmaktan , yıpranmaktan korumak için sürekli bakım ve ilgi gerekir.Bırakılırsa ev dağılır.Tamiri ertelenirse bozulmalar başlar. Belirli aralıklarla boya badana gerekir.

Bir eşya bilgisizlikten tahrip olabildiğine göre insan ilişkilerinde en önemli bağ olan sevgi de sürekli bakım ve ilgiye alınmazsa dağılıp çürüyecektir.

Evlilikte insanlar birbirlerine ilgilerini yitirdiler mi kalbi ilgilerini başka şeylere yöneltirler. Çocuklara, kariyere, evin eşyasına, spora, modaya, ev temizliğine, araba tutkusuna, şöhrete, zenginliğe… Böyle durumlarda evlilik ihmal edildiği için bakımsız kalacaktır ve yıpranmalar, arızalar, yani sorunlar başlayacaktır.

Erkekler daha mı ilgisiz?

Kendisini iş başarısına odaklamış bir kişi evlendiğinde eşine zaman ayırma ve ilgilenme gibi “gerçek dünya” ile karşılaştığında zihinsel bir pişmanlık hissedebilir. Eğer erkek bencilse sorun başlayacaktır. Evine zaman ayırmama gerekçesi olarak şöyle der “Ben zaten sizin için çalışıyorum, ekmek kavgası başka çarem yok”. Kısa da olsa kaliteli bir beraberliği, hem iş hem ev başarısını beraber götürebileceğini düşünmezse fırtınalar başlayacaktır.

Diplomalı Hizmetçilik mi?

Evini otel ve restoran gibi kullanan bir erkek eve geldiğinde “Nasılsın?” demeyi ihmal edecektir. Sevgi dolu bir bakışı, bir tebessümü esirgeyecektir. Bütün gün çocuklarla, mutfakla uğraşmış bir kadın kendisine değer verilmediğini hissettiği an evliliği sorgulaması doğal bir hakkıdır.

Evlilik danışmanına gelen bir danışana eşi ile ilgili bilgiler sorarız; kişisel geçmişi, zevkleri, nefret ettiği şeyler… Bu bilgileri alırken eşinin göz rengini bilmeyen erkeklere rastlamak mümkündür. İyi baba, iyi iş adamı olmak yetmiyor, iyi bir koca da olmak gerekiyor.

Kadınlarda ilgisizliğin şekilleri:

Eve, eşyaya kendisini kaptırmış veya çocuklarla ilgilenmekten kocasına “Hoş geldin” demeyen eşler nadir değildir. Bütün gün bakımlı ve göz alıcı bayanlarla bir arada olan erkek evde iyi bir anne, iyi bir ev hanımı ama iyi bir eş ve arkadaş olmayan kadınla uzun süre beraberse evliliği sorgulamaya başlayacaktır.

Sağlam ailenin üç özelliği:

Nebraska Üniversitesinde ‘İnsan Gelişimi ve Aile Bölümü’ yöneticisi Nick Stinnett, güçlü ailelerle bir araştırma yaptı(1979). Bulduğu üç önemli ortak özellik şunlardı:

Dine bağlılık: Sürekli ve düzenli Kiliseye gidiyorlardı.

Övgü ve takdir: Aile üyeleri karşılıklı ruhsal okşamalar içindeydiler

Birlikte zaman: İş, eğlence, yemek gibi çok alanda beraberdiler.

Dostluk mu, Evlilik mi?

Evliliğin uzun sürmesi için tarafların eşit ve denk olması önemlidir. Bunun tek istisnası vardır, “Dostluk duyguları”. Yan yana durduklarında karıkoca diyemeyeceğiniz kişiler öyle paylaşımlar içindedirler ki beraber olduklarında kendilerini çok mutlu ve güvende hissederler.

Böyle kişilerde sevgi yakalandıktan sonra bazı adet ve davranışlarla beslenebilmiştir.

Dostluk davranışının en önemli özelliği, ‘onu’ memnun etmeye çalışmaktır. Onun zevklerine, isteklerine ve beklentilerine uygun çabalar içinde olmak. Küçük hediyeler almak. En önemli hediyenin ona ayrılan zaman olduğunu bilmek. Kendi çıkarını ikinci planda tutmak. En önemli içten, karşılıksız, samimi sevgi.

En iyi aşıkların en duygusal insanlar değil, birbirlerine en çok zaman ayıran insanlar olduğunu unutmayalım.

2– KISKANÇLIK

İnsanın yaşayan ruhu üzerinde en zedeleyici duygulardan belki birincisi kıskançlıktır.Kıskançlık duygusu altında sahip olma , kendisine öncelik verme istekleri yatar.Sahip olduklarını kaybetme korkusu kıskançlık duygularını ayaklandırır.

Kıskançlık duygularını ayaklandıran başlıca şeyler eşlerin düşüncesizce yaptığı eylemlerdir.

Bir de kıskançlık hezeyanı vardır ki , gece eşini uykudan uyandırıp rüyada kimi görüyordun diye soran eşler biliyoruz.Telefona geç cevap verse , kapıyı geç açsa yanlış yorumlarla evde kavga çıkaran , TV seyrettirmeyen , gazete okutmayan eşler evde psikolojik terör estirirler.somut hiçbir dayanağı olmayan böyle suçlamalar genelde kıskançlık paranoyasının belirtileridir.Bu bir hastalıktır. İlaç tedavisi gerektirir.

Asıl üzerinde durulması gereken şey kıskançlığın bu boyuta gelmeden önce yapılacak şeyleri iyi değerlendirmektir.

Kıskançlık evliliğin yıkılmasını engeller mi?

Kıskanç bir tipseniz kıskançlığınızın patalojik (marazi ) olup olmadığını sorgulayın.Patolojik kıskançlık somut olay ve gerçeklere dayanmaz.Hayali aldatılma korkuları vardır ve ihtimalleri olmuş gibi kabul eder.Kuşku fırtınası oluşturan kıskançlık evliliğe zarar verir.Ancak hafif bir kıskançlık evlilikte harç özelliği taşır. Sevgi ve ilginin bir ifadesidir.Suçlayıcı ve saldırgan olmayan kıskanç bir eş eşini yüceltir, kimseyle paylaşmaz ama onu da incitmez.Böyle kıskançlıklar faydalıdır.

Hangi kıskançlık evliliği yıkar ?

Patalojik kıskançlık evde kıskançlık patlamaları ve kuşku fırtınası estirecektir. Bu durum da kavga demektir. Sürekli suçlanan bir eş savunmaya geçecektir. Böyle durumda eş ne yapmalıdır?Kesinlikle açık ve dürüst olmalıdır.Şaka bile olsa yalan söylememelidir.Marazi kıskançlık tedavi gerektiren bir durumdur.Mutlaka profesyonel yardım alınmalıdır.Aile terapisi ile birlikte ilaç tedavisi de gerekir.Beyinde kıskançlıkla ilgili hücre gruplarının kimyasal dengesinin bozulması söz konusudur.Bu tedavisi olan bir durumdur.Psikoterapi ve uyuşturucu olmayan ilaçlarla tedavi bir arada böyle hastalara yardım edilebilir.Kapıcıyla görüşmeyi , telefonda uzun konuşmayı sorun yapan bir eşle hayat zor geçer.

Eşim beni sevmiyor!

Kıskançlığın arka planındaki duygu budur.Eşinin aileye bağlılığı konusunda kafasında sorular uyanmıştır.Eşi eskisi gibi ona sarılmıyordur.Cinsellik azalmıştır. Güler yüzle sevgi ile bakmıyordur.Konuşmaktan kaçınıyordur kısaca ona olan ilgisinin azaldığını düşünmektedir.Düz mantıkla baktığında “Hayatında birisi var , artık onu seviyor ” kuşkusu kafasında uyanacaktır.Böyle durumlarda eşinin kendisini sevip sevmediğini kontrol etmek için bilinç dışı testler yapacaktır.

Kızdıracak ters sorular soracak , yalan söyleyip söylemediğini kontrol edecektir.Çok evlilikte böyle dönemler olmuştur.Eşini seven dürüst ve içten bir eş böyle durumda eşine ısrarla ve tekrarla yanıldığını söyleyecektir.Kızıp tersleyecek değil ama sabır ve ikna yöntemleri ile kaygılarını giderecektir.Böyle durumlarda şaka bile olsa yalan söylememek gerekir.

Kıskançlığın arkasında ilgi azalmasının yattığı bilinirse çözüm kolaydır. Sevgi dolu bir balayı güler yüz ve birkaç güzel söz…

Ceza evlerinde , aile içi kıskançlığa bağlı cinayet olguları o kadar çok ki özellikle Karadenizli ailelerde bu çok yaygın.Başlangıçta çözüm kolay. Tek yolu kıskançlığın arkasındaki mesajı iyi anlamaktır.

Kıskanç eşin her dediği yapılırsa büyük risktir.İkiyüzlülükle suçlanır , çıldırabilirsiniz.Yanlış isteklere güzellikle hayır demeyi başarmak gerekir.

Seks yaşamınız nasıl?

Bir kadın kocasının başka bir kadına bakıyor olmasından rahatsız olması doğaldır.Bu duyarlılıktan taviz vermemelidir.Aksi takdirde kocasının elinden kaydığını görecektir.

Eşler ne yapıyor?

Birinci uygulama eşini seksten yoksun etme.Onu tehdit edecek , öfke , gözyaşı düşmanlıkla fırtınalar esecektir.Çoğu kadın bu davranışı gösterir.Sonuçta evlilik ilişkisi derin yara alır.Erkek eve yönelse de ikiyüzlülüğü seçecektir.

Yapılması gereken nedir?

Tam tersi.Akıllı kadın cinsel açıdan daha heyecanlanır , canlı ve neşeli olur. Kadının erkeğe karşı en etkili silahı cinsel etkileme gücüdür.Bu gücü kadınlar erkeği geri almak , eve bağlamak için , yasak ilişkiyi engellemek için kullanmalıdırlar.Çünkü erkek Poligam’a ( çok eşlilik ) yatkındır.Bu konuyu açtığınızda kadınlar “Ben cinselliği sevmiyorum , hoşlanmıyorum ” diyorlar.Doğrudur.Özellikle kültürel özellik olarak kadınlar cinsel yönden duygularını bastırmaktadırlar.Ama seks çılgınlığının yaşandığı günümüzde eşlerinin yasak ilişkisini önlemek için yatakta aktif ve saldırgan kadınlar akıllı kadınlardır.

Uzun ayrılıklara dikkat!

Kısa yokluklar sevenler için duyguları güçlendirir.Birbirlerini özlemek sevenler için önemli bir ölçüdür.Uzun yokluklarda sevgi bağlarında zayıflamalar olağandır. İşkolik , kariyer peşinde erkekler veya kadınlar iş heyecanına o derece kendilerini kaptırırlar ki eş ve çocuklar akıllarına bile gelmez.İş seyahatleri sık ve uzun ayrılık gerektirirse evlilik için ateşle oynanıyor denebilir.

“Bensiz yaşamaya alışabilir” kaygısı eşler için önemlidir.”Göz görmeyince gönülde istemez”.Evlilik için önemli bir uyarı ve tehlikedir.Askerlik , özel görev , yurt dışı çalışmaları zorunlu ayrılıklardır.Ancak dünyanın elektronik bir köy olduğu günümüzde gözle gönül mesafesi birbirine çok yaklaştı.Elektronik ilgi de sevgiyi devam ettirir.

Eşinize güvenmelisiniz!

Eşler zekice olmayan bir yaklaşımla eşini eve bağlı tutmak için ” kontrollü gerilim stratejisi ” uygulamaya çalışır.Eşini gergin bir ipin üzerinde tutmak kuşku fırtınası içerisinde çok eşin yaptığı hatadır.

Böyle suçlayıcı , yargılayıcı , tehdit edici yaklaşım ilişkide sevgiyi uyandırmaz , korkuyu uyandırır.Eğer bir eş kocasını aldatmak istiyorsa veya koca karısını aldatmak istiyorsa onun vicdanında bekçi yoksa ve sevgi ağır basmıyorsa bir yolunu bulacaktır.

O halde çözüm ilişkide “sevgiyi nasıl uyandırırız’a ” kafa yormaktan geçer.

Hiç kimse kendisine güvenilmemesinden suçlanmaktan hoşlanmaz. Özellikle doğruyu söylüyorsa, ilişkiye zarar verir.

Güvenilmemiş olmak işimizde en kötüyü ortaya çıkarır.

Güvenilmiş olmak işimizdeki en iyiyi ortaya çıkarır.

Bir insanın eşine inanması ona verilecek en büyük armağandır.

Eşinize iyi isimlerle seslenirseniz o ismi koruyabilmek için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Rahmetli Ayhan Songar’ ın torunu Almanya ya giderken ona bir nasihatı vardı ” kızım seni önce Allah’a sonra kendine emanet ediyorum”. Küçük hanım “Bu güvene layık olma duygusunu hiç aklımdan çıkaramadım” diyordu.

3- CİNSEL ALDATMA

“Eşimin ilgi duyduğu bir kadın var, güzel bir evliliğimiz vardı. Bunu neden yaptı, ben ne yapmalıyım, ilgi duyduğu kişi benim kadar bile sevimli değil” Psikolojik danışmana sırf başvuru sebeplerimden biriside budur.

İstatistikler ABD’ de 100 erkekte 70′i, 100 kadından 25′i başka birisi ile beraber olduğunu söylüyor. Boşanmalar 1955 de %10 iken 1995 de % 52 ye çıkmış durumda.

Burada cinsel aldatmaların büyük rolü var.

Aile saadetine zarar verecek böyle bir davranış onaylanacak bir davranış değildir. Bir insan hem evli kalırım hem cinsel olarak istediğimi yaparım diyorsa bu evliliğin doğasına aykırıdır. Ergeç bir bedel ödemek zorunda kalacaktır.

Fakat bir kimse beşeri zaaf olarak böyle bir eylemde bulunuyor ve sonra pişman oluyorsa yapılacak şeyler vardır.

Bu ilişki siz istemedikçe asla sona ermez. Yapılan bazı hatalı tutumlar eşleri haklıyken haksız duruma düşürmektedir.

Birinci tutum: Misilleme yapmak

İnsanda doğal bir dürtü vardır. Öc almak, ona aynı ilaçtan içirmek, aynı acıyı çektirmek, yani kendi yasak ilişkinize sahip olmak.

Bazen de eşinize istenilebilir, beğenilebilir olduğunuzu göstermek, kanıtlamak, kıskandırmak için yapma arzusu uyanabilir. Fakat sonuç genelde yıkım olmaktadır. Sallantıda olan evlilik yıkılmakla sonlanacaktır. Yahut taraflardan biri ceza evine diğeri mezaristana gidecektir.

İkinci tutum: Duyguları bastırmak

Ağlamaya ihtiyacınız varsa ağlamalısınız, incindiyseniz açıklamalısınız. İnsanın kendisini denetlemesi iyidir ama bu duygularını ifade etmemesi anlamına gelmez. Duygularınızı doğru yöntemlerle ifade etmelisiniz. Kavga dili haklı insanı haksız duruma düşürür. Karşı tarafı savunmaya iter. Onun vicdanını rahatsız edecek duygu ifadesinin yolunu bulabilirsiniz.

Üçüncü tutum: İşlenen suçu sopa gibi kullanmak

Bazı insanlar sevdiklerinin hata yapmasından hoşlanır. Başkalarının hatası onun hatasını az gösterir. Bu hatayı sevdiğini denetlemek için sopa gibi kullanır. Böyle uygulamalar doğru yöntemler değildir. Aradaki sevgiyi uyandırmaz. Korku egemen bir ilişki iki tarafı da mutlu etmeyecektir.

Başkasının hatasında kalbi kırılan kimse “Sen dili” ile değil “Ben dili” ile konuşmayı başarmalıdır. Semavi bağışlayıcılık idealdir ancak herkes başaramaz. Bağışlamayı zamana bırakan bir insan karşı tarafı suçlamak, yargılamak gibi kolay bir yol yerine kendini sorgulamak, öz eleştiri gibi ben dili’ni kullanmalıdır.

“Suçun bir bölümü benim üzerimde” diyebilen bir insan gizlenmiş tehlikelerin oyununu bozacaktır.

Dördüncü tutum: Ayrıntılara dalmak

Acı olayları sürekli sorgulamak karşı tarafa kendini aşağılanmış hissettirir. Bazı insanlarda korkunç bir soru sorma ve merak dürtüsü vardır. Olayın ayrıntılarını dakikası dakikasına öğrenmek kötü niyetli bir dürtüdür. Halk arasında güzel bir söz vardır “Pisliği karıştırıp sonra kokuyor demek” gibi. Gerçekten hataların üzerine toprak örtmeyi başarabilmek çok zordur ama gereklidir. Hatasını kabul eden bir insana sürekli hesap sormak onu aşağılayacaktır. Kendini kötü hisseden bir insanda karşı tarafa sevgi duygularını uyandıramaz. Muhtemelen kaçınma davranışına veya kavga diline sebebiyet verilir.

Beşinci tutum: Kendine güveni kaybetmek

Olayları ayrıştırabilmek çok önemlidir. Eşiniz sekse mi düşkün, baştan mı çıkarıldı? Eşiniz sizin kötü bir eş olduğunuzu mu düşünüyor, yoksa zayıflık mı gösteriyor?

Bu olay sizin çekici olmadığınız, sevilecek biri olmadığınız anlamına mı geliyor? Böyle bir kanaat insanı depresif yapacaktır. Ancak olayları ayrıştırarak düşünen bir insan “Benim hatam varsa bile böyle davranması gerekmezdi” diyerek kendine güveni kaybetmeyecektir.

Kendisine değer vermek ayrı öz eleştiri yapmak ayrıdır. Bir insan kendine güveni kaybetmeden kendini sorgulayıp geliştirmenin yolunu bulabilir.

“Bu olay bana neyi öğretti” diyebilmek bilgece bir yaklaşımdır.

FEMİNİST KADINLAR

Feminist kadın denildiğinde erkeklerden nefret eden, kadın-erkek ilişkilerini savaş alanı olarak gören, cinsel özgürlük tutkunu kadınlar anlaşılır.

Gerçek feministler yalvaran erkeklerden hoşlanırlar. Erkeğe seks için ihtiyaç hisseder. Erkeği doğal düşman olarak görme eğilimi aslında erkek egemen kültürlere tepki olarak oluştu.Gerçekten de kadını ucuz köle olarak gören değer vermeyen güdülmesi gereken tutumlara sessiz kalınmamalıydı.

Erkeklerin kadınlar üzerinde hakkı olduğu gibi kadınlarında erkekler üzerinde hakkı vardı.Bunu Hz. Peygamber veda hutbesinde söylemişti.Ancak uygulamada bu tam gerçekleşmedi.Günümüzde bu inanç çizgisindeki kişiler kadın-erkek ayrımını netleştirmelidirler.

Allah’ın nazarında kadın ve erkek eşdeğerdedir.Kadın ve erkek birbirini tamamlamak için yaratılmışlardır.

O halde erkek egemen veya kadın egemen hareketler sorgulanmalıdır.

Erkeklere kadınsız , kadınlara erkeksiz yaşamayı önermeye kimsenin hakkı yoktur. Bu insanın psikolojik doğasına aykırıdır.

Kadın erkek açısından sadakate dayalı güzel bir ilişkiden daha mutlu edici bir zevk kaynağı yok gibidir.

Özgür ve bağımsız eş!

Mutlu evliliği birbirlerine bakan iki eş değil birlikte dışarıya aynı noktaya bakmayı başarabilen kişiler oluşturur.

İşletmecilikte bir kural vardır.Büyük yönetici farklı insanları aynı amaç etrafında benzer hareket şekliyle çalıştıran yöneticidir.

Bu kural evlilikte de geçerlidir. İki farlı insan iyi bir evlilik hedefine farklılıklarını yaşayarak birbirlerini ezmeden ulaşabilirler.

Evlilik psikolojik bir ihtiyaçtır. Bir çıkar ortaklığı değildir. Eşini para makinesi gibi gören, bozulan makineleri tamir ettiren, akan boruyu onaran insan gibi görmek bencilliktir.

Fakat çok bağımsız kadın biliriz ki, kariyeri var, dolu hayatı, tatmin edici iş, ihtiyaçlarını gideren yardımcısı var ama bir erkeğe ihtiyaç hisseder.Evde kendisini bekleyen , gününü nasıl geçtiğini merak eden , onu umursayan , konuşacak birinin olması yani bir dostunun olması her iki cins içinde psikolojik doyum demektir.

Evliliği cinsellik dışında dostluk ilişki sırtını dayayacağı dayanak , sığınacağı bir liman gibi düşünmek insanın doğasında vardır.

Evlilik dostluk ise birbirine ruhen eşit ve tamamlayıcı olmalıdır.Kadın egemen ve erkek egemen hareketler evliliğin ruhuna aykırıdır.

Gizli feministlik

Evlilik danışmanları eski yıllarda ümitsiz , yalvaran , gözyaşları içinde bir kadın, duyarsız, otoriter , öfkeli bir koca örneğine çok rastlarlardı.

Ancak son yıllarda , kocasının zevk almasını engelleyen “İki kaşığı varsa birini kır , onu devamlı gergin ip üstünde tut ” mantığıyla hareket eden , evde kontrolü elde tutmak isteyen eşlere çok rastlıyoruz.

Feminist hareket kadın-erkek ilişkisini savaş alanı haline getirdi.

Görünüşte ve söylemde feminist olmayan ama uygulamada feminist olan geleneksel kadın tipi evliliği savaş alanı haline çeviriyor.

Özellikle kocasının ailesine karşı itici , dışlayıcı tutumları ile ona sahip olmak istiyor.Feminist bir bencillikte denebilen bu tutum sorunu bazı erkekler aman gerginlik olmasın diyerek teslimi silah ederek anne-babasına sırtlarını dönüyorlar.

Bazı erkekler fizik güç kullanmaya kadar aşırı tepkilere girebiliyor.

Geleneksel feminizmde erkek çocuğun annesinin de kendi geçmişinde benzer tutum içinde olduğu söylenebilir.

Feminizm ister açık ister gizli olsun evlilikte romantizmi yok ediyor , sevgiyi azaltıyor, düşmanlık duygularını alevlendiriyor.

Kayınvalide sendromu

Evlilik danışmanlarının çok konuştuğu konulardan biriside anne-babalar. Kayınvalide ve pederi sevmek ancak aynı zamanda onlarla özgür olmak mümkün mü?

Bir erkek çocuk da annesiyle güçlü , sıcak ilişki , bağ kurduysa bu övgüye layık bir durumdur.Evlendikten sonra annesinden onu incitmeden uzaklaşmayı başarmışsa bu tutum övgüye layık bir durum olacaktır.Bu durum iyi anneyi de mutlu edecektir.

Genç kızlara iyi kocaların annelerini gerçekten seven erkekler olduğunu söyleyebiliriz.Böyle erkekler uzaktan sevmeyi de sürdürebilirler.Annelerine ve eşlerine güzellikle hayır diyebilmek kolay kazanılan bir beceri değildir.

Nevzat Tarhan

Aldatılan Kadın Ne Yapmalı?

Aldatılan kadın ne yapmalı?

Aldatılmak başa çıkılamayacak bir durum değildir. Evet, zor bir durumdur, acı verir; ama buna ders almak gözüyle bakıp burada yazanları uygularsanız atlatmak çok kolay!

Partnerinizin sizi aldattığını mı öğrendiniz? Önce sakinleşin. Unutmayın, bu dünyanın sonu değil, tam tersine ‘ders alınmış’ yeni bir hayatın başlangıcı…

Pudra.com’un bu konudaki önerilerini uygulamaya başladığınızda aldatılmanın üstesinden nasıl gelebildiğinize siz de inanamayacaksınız!

Yazmayın, yüzüne konuşun

En önemli kural; hiçbir şey içinizde kalmasın! Asla bir telefon mesajı veya bir e-mail ile ‘Seni bir daha asla görmek istemiyorum’ tarzı yazılarla bu işi kestirip atmayın! Onunla birebir buluşma ayarlayın ve içinizden gelen her şeyi yüzüne söyleyin. İstediğiniz gibi konuşun, istediğiniz kadar konuşun. Konuşmanız bitince onun konuşmasına – çünkü burada onun konuşmasının üste çıkmaktan hiçbir farkı olmayacak – izin vermeden kalkın ve gidin.
Ağlayın, rahatlayın

Canınız ağlamak istiyorsa sakın kendinizi tutmayın ve ağlayın. Ağlamak toksinleri dışarı atıp rahatlatmakla yetinmiyor, içinizde hiçbir şeyin kalmamasını sağlıyor. Çünkü şimdi ağlamadığınız ve üzüntülerinizi geçiştirdiğinizde, psikolojiniz uzun vadeli etkilenecektir. Yani ileride çok daha başka şeylerden sıkıntınızı kendini gösterecek, sağlığınızı olumsuz etkileyecektir

Dünyanın sonu değil

Unutmayın, her şeyden önemlisi sağlık… Bir ilişkide yaşanan ‘herhangi’ bir sorun sağlığımızı etkilemediği sürece aslında çok da önemli değildir. Genel olarak insanoğlunun yaşadığı sorunlara baktığınızda aslında bunun ne kadar da ufak bir problem olduğunu görün ve sıkıntı çekmeyi, üzülmeyi hemen bırakın! Çünkü yaşadığınız bu üzüntü ve stres sağlığınızı da olumsuz etkileyecektir.
Kendinizin farkına varın

Önce aynaya bir bakın, kendinize ne kadar güzel ve zeki olduğunuzu hatırlatın. Bunu yapan kişinin zaten sizi hak etmediğini anlayın (Unutmayın, aldatmaların çoğu aslında psikolojik rahatsızlıktan kaynaklanır).

Dilerseniz, kendinize bir spa merkezinden randevu alın ve tüm gününüzü orada masaj ve bakımla geçirin. Toksinleri vücudunuzdan atarken, onu da kafanızdan attığınızı fark edeceksiniz.
Arkadaş gibisi yok

Bol bol arkadaşlarınızla program yapın. Haftaiçinden programları yapmaya başlayın. Kız kıza bir haftasonu kaçamağı veya ilkokul arkadaşlarınızı bir araya getirip keyifli bir brunch gibi aktivitelerle ajandanızı doldurun. Hatta kalabalık arkadaş grubunuzla daha önce hiç yapmadığınız şeyler yapıp, daha önce hiç gitmediğiniz yerlere gitmek çok güzel vakit geçirip hiçbir şeyi kafaya takmamanızı sağlayacaktır.

Ders almak da önemli

İlişkinizin üstünden bir geçin. Sizin hatalarınızı neydi, onun yanlışları neydi? Bunları düşünün, değerlendirin ve bundan sonraki ilişkilerinizde daha dikkatli olmayı kafanıza koyun. Zaten bir sonraki ilişkinizde çok daha seçici olacak ve daha farklı tecrübeler yaşayacaksınız. Bunun rahatlığını hissedin ve bir şekilde ders almanın iyi yanını yaşayın. Umudunuzu asla kaybetmeyin!

Aldatılan Kadın Ne Hisseder?

Aldatılan kadın ne hisseder?

Aldatıldığınızı öğrendiğinizde gitmek mi zor, kalmak mı? Ona tekrar güvenebilmek mümkün mü?


Aldatılmak, günümüzde ilişkilerdeki en önemli sorunlardan biri. Birbirini seven, birlikte mutlu olan, insanlar bir araya gelip “çift” oluyorlar. Ancak, zamanla insanlar değişiyor. Aradan geçen yıllar, hayata bakışı değiştirebiliyor, sevgiyi de alıp götürebiliyor.

Çoğu ilişkide aldatma olayının etkisi altında kalıyor. Aldatma söz konusu olduğunda kadınlar çok büyük bir travma yaşıyor. İlişkiye ve kendine olan güveni sarsılıyor ve pek çoğumuz ne yapacağımızı düşünür hale geliyoruz…

Aldatılan kadın ne yaşar, neler hisseder, bu olayın üstesinden nasıl gelebilir? Yanıtları pudra.com araştırdı…

“Yuvanı koru” baskısı

İlişkide sadakatsizlik durumunda, aldatıldığını öğrenen bir kadın için açık ya da bastırılmış öfke, kaygı bozukluğu ya da depresyon oluşma ihtimali çok yüksek. Çevreden gelen baskılar da ruh halini fazlasıyla etkiliyor. Bu baskıyı yaratan çevre, özellikle aile tabii. Çoğunlukla geleneksel ailelerde, “yuvanı koru” şeklinde yapılan baskı, bazen “boşan” dayatmasına da dönebiliyor. Oysa aldatıldığınızda, her ne kadar öfke de duyuyor olsanız, onca yılı geçirdiğiniz insanı bir çırpıda bırakıvermek söylendiği kadar kolay olmayabiliyor.

Sakinleşmeyi bekleyin

Aldatıldığınızı öğrendiğinizde evliliği sürdürmek de isteyebilirsiniz. Ancak, dikkate almanız gereken bir konu var: Eğer evlilik dışı ilişkide eşinizle o üçüncü şahıs arasında duygusal bir bağ varsa, bu şahsın uzaklaştırılmasında sorun yaşanma ihtimali yüksek.

İlişkiyi bitirmek, boşanmak, ekonomik bağımsızlığı olmayan, özellikle çocuk sahibi kadınlar açısından daha zor, kabul etmek gerek. Bazen imkansız bile olabiliyor. Ancak, henüz yeni yaşanmış bir üzüntü durumunda, daha olayın sıkıntısını ve öfkesini üzerinizden atmadan karar vermeniz doğru olmaz. Psikologlar ve ilişki terapistleri karar vermeden önce biraz sakinleşmek gerektiğini söylüyor. Bu esnada tedavi edilmesi gereken bir depresyon ya da kaygı bozukluğu varsa, onun çözülmesi de yerinde olur. Aksi takdirde karamsar bir bakış açısına sahipken verdiğiniz karar, sizi ileride mutlu etmeyecektir.

Kendi kararınızı kendiniz verin

Aldatıldığını öğrenen bir kadının yaşadıklarını, arkadaşlarıyla ve ailesi ile paylaşması doğal. Ancak, burada önemli nokta, son kararı kişinin kendisinin vermesi.

Aile de arkadaşlar da iyi birer dinleyici olabilirler, ancak aynı zamanda “akıl veren” konumuna da gelebilirler. Çevreniz, erkeğin tek gecelik aldatmasının cinselliğe olan zaafından dolayı olduğunu ve makul görülmesi gerektiği söyleyebilir. Gerçek şu ki, aldatılan kadın için, tek gecelik ilişki ya da duygusal ilişki, yaşanan sıkıntılar açısından bir fark olmuyor.

İlişkiyi sorgulayın

Aldatılma sonrasında en sağlıklı düşünme biçimi, partnerinizle birbirinizi değil, aldatılmayı sorun olarak görebilmeniz. Aldatılma, ilişkinin hastalığı aslında. Bir de tabii, kırılan, incinen benliğiniz… Tüm bunları göz önünde bulundurarak ilişkinizi sürdürmek için yeterli sebebiniz olup olmadığını sorgulamanız gerekiyor.

Ona nasıl güvenebilirsiniz?

Evliliğinizi ya da ilişkinizi bitirip bitirmeme kararı aslında duygularınızdan çok, düşüncelerinize ve inançlarınıza bağlı. Onu hala seviyor olabilirsiniz. Aranızda koparılamayacak bir bağ olduğuna da inanabilirsiniz.

Elbette ayrılığı, boşanmayı düşünmüyor olabilirsiniz. Ancak, şu soruyu kendinize sormalısınız: İlişkime gerek cinsellik gerekse de duygusal olarak kaldığı yerden devam etmem mümkün mü? Her ne kadar ilişkinizi her şey ‘normal’miş gibi sürdürmek isteseniz de cinsellikten soğumanız gayet doğal. Bu durumda cinselliği bir süre askıya alıp güven duygusunu yeniden geliştirecek kucaklaşmalara ağırlık vermek, cinsel olarak ona karşı yaşadığınız soğumayı aşmanıza yardımcı olabilir.

Elbette bu dönemde eşinizin tutumu ve desteği de ilişkinin sürüp sürmeyeceği konusunda netleşmeniz açısından size yol gösterecektir.

Bu sorunun üstesinden gelmek için aldatmaya yol açan nedenleri anlamaya çalışabilirsiniz. Bazı durumlarda bu tür sorunlu bir dönem yaşamak ilişkiyi gözden geçirmek ve hem sizi, hem eşinizi mutsuz eden konuları değiştirmek için de fırsat da olabilir. Ancak, bunu kadın ve erkek olarak konuşarak başarmak çok zor olduğu için bir psikologdan yardım almanız çok yararlı olacaktır.

Etiketler:aldatılan kadın ne yapmalı aldatan kocaya nasıl davranmalı aldatılıp affeden kadın nasıl davranmalı aldatan erkeğe nasıl davranmalı aldatan kocaya nasil davranmali aldatan eşe nasıl davranmalı aldatılan kadınlar ne yapmalı aldatılan kadın ne yapmalıdır aldatilan kadin ne yapmali aldatan erkek nasıl cezalandırılır bir ilişkide kadın nasıl davranmalı aldatılan kadın kocasına nasıl davranmalı aldatılan kadının kocasına mektubu kocası aldatan kadın ne yapmalı kadin erkege nasil davranmali aldatılan kadın ne yapmalı nasıl davranmalı aldatan kocanın hareketleri aldatan kocaya nasıl davranılır aldatılan kadından kocasına mektup aldatan kocalara nasildavranalim
Kocayayla, Çan: Kocayayla, Çanakkale ilinin Çan ilçesine bağlı bir köydür.
Kocayazı, Kofçaz: Kocayazı, Kırklareli ilinin Kofçaz ilçesine bağlı bir köydür.

Yorumlar

  1. elif türksever der ki

    b kocamın başka biriyle el ele fotoğrafın yakaladım dünyam yılkıldı sandım öfkeyle harketler yaptım ona saldırdım bağırdım çıldırmıştım öfkemi bastırmalıydım ona cezasını vermeliydim isyan ettim olayları başkalarına anlattım onu şuçladım onu suçlamayı bıraktım kendimi suçladım ona üzüldüm onun o durumuna benim karşımda sukunluğuna benden kaçmasına kendime üzüldüm ben bunu hakedecek ne yaptım diye.sonra ayrılık ondan ayrılmak istemiyordum onu seviyorum hale benim canımı yaksında yakmasında ama ben olanları nasıl unutabilirim onu zamanı gelince nasıl suçlamadan kalabilirim şimdi susuyorum ona sarılıyor sevgimi göstermeyi çalışıyorum ama aslına-da istediğim cevaplar beni tatmin edece cevaplar onunü içindeki karmaşayı öğrenmeye çalışmak benim içimdeki karmaşayı bilmesi ona yardımcı olmak onun bana yardımcı olmasını istiyorum bende bu durumda yanlışları düşebilirim onun bu cevaplara kaçmasını nasıl engelleyebilirim ????? tabi yazdıklarımın fazlasını onunla konuşmayı denedim anlattım hissettiklerimin onun ne hissettiklerini sordum ama içimdeki öfkemi acımı korku mu ne bilmiyorum sadece benim cevabım ne

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir