Anlatım Türleri İle İlgili Sorular

Sponsorlu Bağlantılar
ama artan bile bizi etti hafif siyah uzun Anlatım Türleri İle İlgili Sorular Anlatım Biçimleri Soruları anlatım biçimleri ile ilgili sorular anlatım türle..

Anlatim Bicimleri İle İlgili Sorular

anlatim bicimleri ile ilgili kisa sorular ariyorum-

Anlatım Biçimleri Test Soruları Ve Cevapları

Anlatım Biçimleri Test Soruları ve Cevapları
Anlatım Biçimleri test soruları – Anlatım Biçimleri soruları – edebiyat test soruları – edebiyat soruları – türkçe soruları

1. Karanlık kavuştuğu için aşağıdan akan derenin uğultusu daha çok geliyordu. Kalkıp yürümeye başladık. Güneş batmış, bulunduğumuz yer, yerini birden bire artan serin rüzgârlara bırakmıştı. Kazdağı’nın bu yamacında saatlerce sürecek akşam başlamıştı.

Yukarıdaki parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Betimlemeye başvurulmuştur.

B) Öyküleyici anlatım kullanılmıştır.

C) Görsel öğelere yer verilmiştir.

D) İşitme duyusundan yararlanılmıştır.

E) Dokunma duyusundan yaralanılmıştır.

2. Günümüzde çıkan kitapları bir düşünün. Bir yıl içersinde çıkan kitap sayısı üç yüzün üzerinde. Bu kitapların hepsini okumaya çalışsak bile her gün bir kitap okumak zorundayız. Peki bu kadar kitabın çıkması edebiyatımızı olumsuz etkilemiyor mu? Bence kesinlikle hayır! Çoğunluğun olduğu yerde rekabet olur ve en güzel eserler verilmeye çalışılır. Aynı zamanda kötü olmadan iyiyi seçmemiz mümkün mü?

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

A) Açıklama – Betimleme

B) Tanımlama – Sayısal verilerden yararlanma

C) Sayısal verilerden yararlanma – Tartışma

D) Öyküleme – Betimleme

E) Sayısal verilerden yaralanma – Karşılaştırma

3. Uyandığımda kentin neresinden geçtiğimi anlayamamıştım. Ama bir pazaryerindeydik. Çiçekçi dükkânını süpüren bir kız gördüm. Sokağı suluyordu. Ortalıkta menekşe kokusu vardı. Otobüs kenara park etti ve içeriden uzun, siyah bıyıklı dükkân sahibi bizi içtenlikle karşıladı ve hafif solmuş mor menekşelerinden bir demet gösterdi.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

A) Öyküleme – Tanımlama

B) Tanık gösterme – Betimleme

C) Betimleme – Öyküleme

D) Açıklama – Tartışma

E) Örneklendirme – Öyküleme

4. Şimdi gövdesi kuş tüyü kadar hafif olmuştu. Çevresinden her rengin tılsımları dökülüyor, bulup kullandığı sözlerde her sesin akisleri duyuluyordu. Bahar bin bir kokusuyla taze rüzgârları, taze ışıkları, taze yağmurları ile gözlerinin önüne seriliyordu.

Yukarıdaki parçanın anlatımı için aşağıdakiler- den hangisi söylenemez

A) Benzetme yapılmıştır.

B) Karşılaştırma yapılmıştır.

C) Gözlem yoluyla ayrıntıları seçme.

D)Örneklendirme yapılmıştır.

E) Dokunma duyusundan yaralanılmıştır.

5. Kendi çağımızın ödevini, sorumluluğunu taşıyıp, “güzel yarınlar” için uğraş verdiğimiz sürece, doğa da insan doğamız da temiz ve mutlu bir dünyada yaşayacak; bilinçli gelecek kuşaklar da hem kendi çağına, hem de yarınlara yönelik, atalarından kalan kalıtı, bir bayrak yarışçısı sorumluluğuyla kendilerinden sonraki kuşağa vermenin huzuru içinde olacaklardır. Gorki, “kuşlar nasıl uçmak için yaratılmışsa, insanlar da mutlu olmak için yaratılmışlar- dır.” der. Düş kurmak bir yana, akılsal eğitim–öğretim sürecini işlevselleştirirsek, ne açlık, ne yoksulluk, ne de savaşlar kalır; mutluluğun dışındadır.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakiler- den hangisine başvurulmuştur?

A) Öyküleme B)Betimleme C) Tanık gösterme D) Karşılaştırma E) Tartışma

6. Durdu. Gözleri, etrafımızı saran manzaranın ve biraz evvel anlattığı hikâyenin içinde kaybolmuş gibi büyük ve dalgındı. Şakaklarında tozlarla karı- şıp sonra kalın çizgiler halinde kuruyan terlerin izleri vardı. Derin derin nefes alıyordu. Bu anda onu, etrafını saran tabiattan ayırmaya imkân yoktu. Akşamın loşluğu içinde topraktan, çiçeklerin arasın- dan fırlayıp büyüyüvermiş bir mahluk gibiydi.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

A) Öyküleme – Örneklendirme

B) Tanık gösterme – Betimleme

C) Açıklama – Tartışma

D) Betimleme – Öyküleme

E) Tanımlama – Öyküleme

7. Kitabın adının ‘Dert Yorumcusu’ olması bir tesadüf değil elbette.Hatta bu adlandırma, öyküler toplamının genelinin bir tematik vurgusu olarak algılanabilir. Dertler hep vardır; ancak onları anlatacağınız, başka bir deyişle onları yorumlatacağınız kişilerin kim olduğu önemlidir. Lahiri’nin, dünyasına girdiği ya da girmeye çalıştığı kişiler özellikle ikili ilişkilerde oldukça eksiklik taşırlar. Kaç kişi bir barmene, karısının evlilik yıldönümünde kendisine sadece bir süveter verdiğinden yakınabilir ki?

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakiler- den hangisine başvurulmuştur?

A) Tartışma B) Öyküleme C) Betimleme

D) Karşılaştırma E) Tanık gösterme

8. Bizmerkezcilik, ya da etnosantrizm, bütün kültürlerin temel özelliklerindendir. Yumuşak bir “biz bu yaşam tarzını seviyor, tercih ediyoruz” duygusundan, katı bir “sen de benim gibi olmak zorundasın” tavrına değin türlü derecelerde karşımıza çıkacaktır. Farklı kültür topluluklarına yöneldiğinde ise, kültür emperyalizmi ya da zorla kültürleme süreçlerinin ahlaksal gerekçesini oluşturur.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

A) Açıklama – Tanımlama

B) Açıklama – Örneklendirme

C) Örneklendirme – Tartışma

D) Açıklama – Karşılaştırma

E) Tanımlama – Karşılaştırma

9. İnsanın en önemli buluşu yazıdır. Çünkü söz geçici, yazı kalıcıdır. İnsanlar yazı sayesinde dün ile bugün arsında köprü kurar; her türlü gelişmeleri, duyguları ve düşünceleri yazıyla ölümsüzleştirir. Bizler de bu yazılı metinleri okuyarak, olaylardan, deneyimlerden, gelişmelerden düşüncelerden bilgileniriz. Böylece okuma yoluyla zihnimiz gelişir, kendimizi, ulusumuzu ve bütün dünyayı tanırız.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

A) Açıklama – Tanımlama

B) Tanımlama – Karşılaştırma

C) Öyküleme – Betimleme

D) Açıklama – Karşılaştırma

E) Tanımlama – Tartışma

10. Trenin hareketine pek az bir vakit kalmıştı. Odacı süklüm püklüm haliyle, fakat oltasına balık dokunduğunu hisseden balıkçının sakin ve emniyetli duruşuyla bekliyordu. Ani bir hareketle odacının eline bir on liralık uzattı. Teşekkür etmeğe bile vakit bulamadan gişelerin bulunduğu yere doğru koşarak uzaklaştı.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

A) Öyküleme – Karşılaştırma

B) Açıklama – Betimleme

C) Açıklama – Tartışma

D) Betimleme – Öyküleme

E) Tanımlama – Betimleme

11. Cumhuriyetimizin 82. yıl dönümünü yaşadığımız şu günlerde bile cumhuriyetin tanımı hakkında müthiş bir cehalet var. Cumhuriyet dendiği zaman akla ilk gelen demokrasi kavramıdır. Cumhuriyet demek demokrasi demek mi? Hayır! Cumhuriyet “halka ait” demektir. Saddam’ın Irak’ı da cumhuriyetti İran da cumhuriyet. Bunun yanında demokrasinin beşiği olarak nitelendirilen Avrupa’nın İngiltere, İsveç, Danimarka gibi bazı ülkelerinde demokrasinin en üst düzeyde olmasına rağmen yönetim biçimleri monarşidir.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

A) Tanık gösterme – Tanımlama – Tartışma

B) Tanımlama – Örneklendirme – Öyküleme

C) Betimleme – Tartışma – Örneklendirme

D) Açıklama – Tartışma – Betimleme

E) Tanımlama – Tartışma – Örneklendirme

12. Mini mini kasabanın balkonlu, kuleli, gazinoyu andıran bir konağı vardı. Ama yenileme yapılmamıştı. Sıvanamayan ker*** duvarlar yer yer açılmış, kumrulara yuva olmuştu. Üst kat penceresiz, sıvasızdı. Kenarda battal bir kireç ocağı biraz ötesinde amelenin çalıştığı zamandan kalma bir sundurma öyle duruyordu. Etrafında ise köpeklerin uğultusu yankılanıyordu.

Yukarıdaki parçanın anlatımı için aşağıdakiler- den hangisi söylenemez?

A)Öyküleyici anlatım kullanılmıştır.

B) Betimlemeye başvurulmuştur.

C) Gözlem yoluyla ayrıntılar aktarılmıştır.

D) Benzetme yapılmıştır.

E) İşitme duyusundan yararlanılmıştır.

13. Orhan Kemal de Yaşar Kemal de Güney Anadolu bölgesinde doğmuş ve büyümüş ve romanlarında iyi bildikleri o yörenin insanlarına eğilmiş, sorunlarını dile getirmişlerdir. Orhan Kemal’in karakterlerini Daha çok Adana’daki işçilerden, memurlardan seçmesine karşılık Yaşar Kemal köylülerden, ırgatlardan seçer. Ama yazarlar arasındaki asıl ayrım yarattıkları kurmaca dünya ile gerçeklik arasındaki bağdır.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdakiler- den hangisine başvurulmuştur?

A) Tanımlama B) Öyküleme C) Tartışma D) Karşılaştırma E) Betimleme

14. İnsan doğal olarak iyidir; ama toplumun kurumları yozlaştırır onu. Rousseau, felsefesinin bu temel ilkesini şu önermeyle ortaya koymuştu: “Tanrı elinden çıkan her şey iyidir, insan elinde her şey yozlaşır.” O, sanat ve kültürün zararlı olduğuna inandığı için Emile adlı kitabında çocukların nasıl kendi kendini yetiştireceklerini anlatır.

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

A) Tanık gösterme – Örneklendirme

B) Tanımlama – Örneklendirme

C) Tanık gösterme – Betimleme

D)Açıklama–Betimleme

E) Tanık gösterme – Tanımlama

15. Öz Türkçe, ulusun birbiriyle anlaşmasının sesidir. Kara budunun bize söyleyeceği, bizim ona söyleyeceklerimiz var. Ulus işlerini yüklenmiş olanlar ulusa anlaşılır bir dille düşünüp söylemezlerse ulusalcılık bir kuru sözden başka ne olabilir?

Yukarıdaki parçanın anlatımında aşağıdaki aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

A) Tanık gösterme – Tanımlama

B) Tanımlama – Örneklendirme

C) Betimleme – Tartışma

D) Açıklama – Öyküleme

E) Tanımlama – Tartışma

CEVAP ANAHTARI

1.A 2.C 3.C 4.D 5.C 6.D 7.A 8. D 9. D 10.D 11.E 12.A 13.D 14. A 15.E

Anlatım Biçimleri Ve Özellikleri

Anlatım Biçimleri Ve özellikleri

Anltım, bir kimseye bir şey hakkında bir şey söyleme, bir şey anlatma işidir. Bu söyleme ve anlatma gelişi güzel olmaz. Anlatımı yönlendiren, biçimlendiren yazarın amacıdır.bir
Bir yazar, acaba söz veya yazıyla başvururken neyi amaçlar? Kendini dinleyecek ya da okuyacak olanlar üzerinde nasıl bir etki yaratmak ister?
Konuşmaları ve yazıları bu sorular açısından değerlendirilenler başlıca şu amaçları saptamışlardır:
1)Bir şeyi açıklamak, bir düşünceyi aydınlatmak, bir durum ya da karakteri incelemek, bir terimi tanımlamak isteyebilir. Bu durumda yazarın amacı açıktır; Okuyucuya bilgi vermek.
2)Okuyucunun bir konuyu ya da olgu üzerindeki yerleşmiş duygu, düşünce, davranış ve kanılarını değiştirmeyi amaçlayabilir.
3)Duyduklarını, gördüklerini okuyucunun da duymasını, görmesini, kısaca izlenim kazanmasını isteyebilir.
4)Okuyucuya bir olayı oluşuyla birlikte gelişme halinde vermeyi amaçlayabilir. Bu, olmuş ya da olabilecek herhangi bir olay olabilir. Bundan yazarın amacı okuyucuyu olayın içine götürme, olayları oluş, gelişme ve zaman sırasına göre anlatmadır.
5)Bütün anlatımlarda genellikle bu dört ana amaçtan biri ya da birkaçı vardır.
2. ANLATIM BİÇİMLERİ

Anlatıma yön veren ve yukarıda belirtilen dört amaç, dört ayrı anlatım biçimi ortaya koymuştur.
Bunlar:
·Açıklayıcı anlatım biçimi
·Tartışmacı anlatım biçimi
·Betimleyici anlatım biçimi
·Öyküleyici anlatım biçimi
olarak belirtilebilir.
2.1. AÇIKLAYICI ANLATIM BİÇİMİ

Bilgilendirme amacıyla yazılan fikir yazılarında ve bilimsel eserlerde (ansiklopediler, ders kitapları, bilimsel yazılar… vb) kullanılan bir anlatım içimidir. Bu tür yazılar bir konuda bilgi vermek; bir konuyu öğrenmek amacı güder. Açıklama, günlük yaşamda herkesin başvurduğu yaygın bir anlatım biçimidir. Okullarda yöneticilerin tüzüklere ve yönetmeliklere dayanarak yaptıkları konuşmalar; derslerde öğretmenlerin yönelttikleri sorulara öğrencilerin verdiği cevaplar; subayların erlerini, ustaların çıraklarını yetiştirmek için yaptıkları tanımlamalar, verdikleri bilgiler birer açıklamadır. Birçok kimsenin sorduğu “Niçin?” “Nasıl?” “Neden?” gibi sorular açıklama ile karşılanabilir. Bu nedenle açıklama, genellikle “ bir konuyu aydınlatma, gün ışığına çıkarma” amacıyla kullanılır. Yani açıklama, üzerinde durulan konuyla ilgili bir sorunun cevabı niteliği taşır.
Örneğin;
·Toplumsal kalkınmada eğitimin rolü nedir, nasıldır?
·Klasisizm, Türk edebiyatında hangi dönemlerde etkili olmuştur?
·Edebiyatımızda tiyatro ne zaman Batılı bir özellik kazanmıştır?
·Uzay çalışmalarının teknolojideki gelişmelere katkısı var mıdır?
·Sanat sevgisi düşük toplumlarda eğitimin özellikleri nelerdir?
·Gelir düzeyi düşük toplumlarda eğitimin özellikleri nelerdir?
·Toplumsal şiir ile bireysel şiirin ayrıldığı noktalar nelerdir?
·Lirik şiirde şair, hangi duyguları ön plana çıkarır?
Bu gibi konularda yazma çalışmaları açıklayıcı anlatım ile yapılır. Bir atasözünün ya da özdeyişin genişletilmesi; edebiyat, sanat, dil… vb alanlarda bir sorunun açıklanması; bir sözcüğün, bir terimin tanımlanması gibi yazma çalışmaları hep açıklamaya dayalıdır. Bu anlatım biçiminde amaç, “bilgilendirme”, “öğretme” olduğunda düşünceyi geliştirebilmek daha etkili kılmak için “tanımlama, karşılaştırma, neden ve kanıt gösterme, tanık gösterme, örnekleme” gibi açıklama yöntemlerine başvurulur.
Açıklamanın iki ayrı türü vardır: Birincisi her tür kişisellikten sıyrılmış, nesnel bir yaklaşımla gerçekleştirilir; yani özneldir. Bu yol makale, fıkra, deneme, sohbet gibi düşünce yazılarında kullanılır.
Açıklayıcı Anlatım Biçimleri ile İlgili Örnekler

Örnek 1:
MÖ. VI. yüzyılda başlayıp yüzyılımızın başına dek etkisini yoğun biçimde sürdüren türler arasında tiyatro, felsefe ve tarih vardır. İlkçağ tiyatrosu tragedya ve komedya diye ikiye ayrılır. Tragedya, bağbozumu tanrısı Dionysos adına düzenlenen törenlerden doğmuştur. Tragedyanın amacı, seyircide korku ve acıma duygusu uyandırmaktır. Bu da gerilimlerle sağlanır. Oyunun sonunda ise her şey çözüme kavuşur.
Bu parçada tiyatro, tarih ve felsefenin ortaya çıkışı, tragedyanın hemen bütün özellikleri bilgilendirmeye yönelik, açıklayıcı bir yöntemle, anlatılmıştır.
Örnek 2:
Herkes her şey olamaz. Nasıl iyi asker olmak için disiplin, iyi öğretmen olmak için bilgi, iyi tüccar olmak için para yeterli değilse, nasıl bütün mesleklerin, kendilerine göre biraz doğuştan gelme, çoğu da sonradan öğrenilen incelikleri varsa politikacıların da rastgele, herkesin beceremeyeceği yönleri vardır. Bunları becerebilen kimseler, on binlerce kişinin karşısına çıkıp nutuk söyleyebiliyor, binlerce kişinin elini sıkabiliyor, çömelip ayran içebiliyor…
Bu parçada politikacıda bulunan ve bulunması gereken özellikler açıklanmıştır.
2.2. TARTIŞMACI ANLATIM BİÇİMİ

Bir yargıyı, bir düşünceyi ya da öneriyi çürütme, değiştirme amacıyla yazılan yazılarda kullanılan anlatım biçimine tartışmacı anlatım denir. Yazı ve yazınsal yaratılarda yer alan önemli anlatım biçimidir. Bu anlatım biçiminde üzerinde durulan düşünce, yargı ya da öneri ortaya konur. Sonra da düşüncenin neden doğru olmadığı, geçersiz olduğu tartışılır.
Doğal olarak tartışmanın amacı okurların belli bir konudaki kökleşmiş yargı ve kanılarını değiştirmek; onların da kendimiz gibi düşünmesini sağlamaktır. Bu anlatımda önce, ele alınan, ispatlanmak veya çürütülmek istenen düşünce açıklanır. Sonra bunun neden doğru olduğu veya olmadığı gerekçeleriyle tartışılır. Yazar bunları yaptıktan sonra kendi görüşünün haklı olduğunu ispata çalışır. Bazen sorular sorar ve bu sorulara cevaplar arar.
Tartışmada örneklendirme, karşılaştırma, tanımlama, tanık gösterme gibi yollara başvurulur. Tartışmada “düşünce ve kanıları değiştirme” amacı güdüldüğü için bu anlatım biçimiyle fikirsel ağırlıklı yazı türleri (deneme, eleştiri, sohbet, fıkra, makale… vb) ele alınır.
Tartışmacı Anlatım Biçimi ile İlgili Örnekler

Örnek 1:
“… Politika “ahkâk kesmek” olsaydı, bunu becerebilecek o kadar çok insan bulunurdu ki Türkiye’de. Üniversite kürsüsünün yüksekliğinde ahkâm kesmek, üniforma zırhının gerisinde ahkâm kesmek gazete sütununun açıklığında ahkâm kesmek, büyük memur masasında ahkâm kesmek çok kolay. Hatta oralarda kesilen ahkâmın politikacılardaki düşüncelerden de parlak olduğu söylenebilir. Ama, onlarınki kadar gerçekçi ve yığınlarla bağlantılı olduğu söylenebilir mi?
Parçada “ahkâm kesmek” ile ilgili görüşler tartışmacı bir anlatımla ele alınmıştır.
Örnek 2:
Eskiden Türk hafif müziği, şimdilerde Türk pop müziği denilen şarkılar bir yanıyla müzik, öbür yanıyla şiir olması gereken yapıtlar değil midir? Bu şarkılara söz yazanlar, hak edilmemiş şöhretlere ulaşmanın yanı sıra, Türkçe’den milyonlar, milyarlar vururken biraz daha özen gösteremezler mi? Üstelik bunu söylerken herkesçe alay konusu edilen “Kıl oldum abi”leri, “Bandıra bandıra ye beni”leri kast etmiyorum…
Bu parçalarda konuya tek taraflı yaklaşıldığı görülmektedir. Yani ileriye sürülen düşüncelere karşı çıkılabilir. Bu nedenle bir tartışma konusu olabilecek konularda görüş açıklandığından bunlar tartışmacı anlatıma örnek oluştururlar.
3. BETİMLEYİCİ (TASVİR) ANLATIM BİÇİMİ

Betimleme, yalın bir söyleşiyle sözcüklerle resim çizme sanatıdır. Görme, işitme, tatma, dokunma, koklama… gibi duyu organlarımız aracılığıyla varlıkların belirleyici niteliklerini algılama, bu nitelikleri belirterek onları görünür kılmadır.
Betimleme, varlıkların kendilerine özgü niteliklerini sözcüklerle anlatma işidir. Varlıkların, eşyaların ve olayların en belirgin özellikleriyle tanıtılıp, göz önünde canlandırılmasına yönelik bir anlatım yoludur. Betimleme, bir bakıma varlıkların, nesnelerin ve olayların sözcüklerle resmini çizmektir. Bu anlatım okuyucuların duygularına, hayal gücüne seslenir; yani yazar dış dünya ile, varlıklarla ilgili izlenimlerini okurlara da aktarmak ister. Bunun için de bilinçli, titiz bir gözlem yoluyla ayrıntı seçer. Seçtiği ayrıntıları imge (hayal) oluşturacak biçimde düzenler.
Ayrıntılar genelden özele ya da özelden genele doğru sıralanabilir. Sözgelimi bir kentin genel görünümünü anlattıktan sonra özellik taşıyan bir yapısını (hastane, kışla, park, cami…) ele almak genelden özele doğru bir betimlemedir. Bir hayvanın ilgiyi üstüne çeken gözlerinden başlayarak tüm gövdesini tanıtmak da özelden genele doğru bir betimlemedir.
3.1. Konuları Bakımından Betimleme Türleri

·İnsan betimlemesi
·Hayvan betimlemesi
·Eşya betimlemesi
·Manzara betimlemesi
·Olay betimlemesi
3.2. Amaçları Bakımından Betimleme Türleri

·Açıklayıcı – teknik betimleme
·Sanatsal – izlenimsel betimleme
Betimleyici Anlatım Biçimi ile İlgili Örnekler

Örnek 1:
Gökyüzünün açık güneşli olduğu bir ilkbahar günüydü. Öğleden sonra saat tam beşe çeyrek kala, arabamla Guercina’nın Pazar yerine geldim. Alan insan kaynıyordu. Birden çanlar çalmaya, sirenler ötmeye başladı. İlk kez gökten düşen bir bombayı, sonra bunun ardından on sekiz tane kadar olduğunu sayabildiğim savaş uçaklarını gördüm. Bombaların patlaması anlatılamaz bir panik yarattı. Ben beş milis askeriyle birlikte küçük bir tahta köprünün altına saklandım. Oldukça iyi gizlendiğimiz yerden meydanda olup bitenleri, kadınların, erkeklerin, çocukların ve hatta hayvanların nasıl bir şaşkınlık ve korku içinde kaçıştıklarını dehşetle görebiliyorduk…
Bu parçada yazar, birdenbire karşısına çıkan savaş ortamını; bu ortamda insanların nasıl davrandıklarını betimliyor.
Örnek 2:
Sarı yağmur incecik, ışığın üstüne yağan başka bir ışık gibi iniyordu. Yerler, ince yağmuru buradan alıp hızla az öteye döküveriyordu. Kuşlar boyunlarını içlerine çekmişler, tüyleri domur domur, dallarda kıpırtısız duruyor. Yağmurun içinden mor bir kelebek seli geçti. İleride akar çayın kıyısında bir çıvgına tutulup, bir hayat çalısının üstünde kasırgalandı, hayat çalısı mosmor oldu, tepeden tırnağa; bir süre karmakarışık iç içe uğunarak, salkım saçak toparlanıp dağılarak, orada savruldu. Sonra mor toparlak sarının ışıltısında eridi, dağıldı, usul usul yitip gitti.
Bu parçada doğadaki olaylar bir devinim içinde verilirken varlıklar çeşitli özellikleriyle çoğunlukla görme duyusuna seslenen bir biçimde gözler önünde canlandırılmıştır.
4. ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM BİÇİMİ

Konuyu, yani anlatılanı eylem içinde verme ve gösterme biçimidir. Nasıl bir eylemin bir ortaya çıkış, bir gelişim, bir de sona eriş durumu varsa öyküleyici anlatımda da öyle bir akış görülür. Bir durumdan bir duruma geçme, bir aşamadan bir aşamaya dönüşme bu tür anlatımın belirleyici özelliklerindendir. Bu özelliğinden ötürü okuyucu eylem içinde yaşar, sürekli bir devinim içinde bulur kendini. Çünkü belirli zaman dilimi içinde olay ve olgular ya birbirinin uzantısı olarak ya da geriye ve ileriye sıçrayışlar yapılarak verilir. Ancak bu olay ve olgular dizisi birbirine bağlantılı anlamlı bir bütün oluşturur. Bunun yanı sıra şu iki soru anlatımın dokusuna egemen olur; “Ne oldu?”, “Nasıl oldu?” Bundan dolayı bir olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak, varlıkların başından geçenleri aktarma amacı güdüldüğü zaman öyküleyici anlatıma başvurulur. Bu anlatımda okuyucuyu olay içinde yaşatmak amaçlanır.
Bu anlatım biçimi öykü, roman, masal, biyografi… gibi eserlerin temel örgüsünü oluşturur. Yazar, konuyla ilgili ana düşüncesini okuyucusuna belirli bir olayı yaşatarak algılatmayı amaçlamıştır. Bu anlatım biçimi çoğu zaman “betimleme” ile birlikte kullanılır.
Öyküleyici Anlatım Biçimi ile İlgili Örnekler

Örnek 1:
……. Ateş oyunları arasında daha büyükleri, hatta kazalara yol açanları vardı. Baruttan gemiler, kuleler yapılarak şenlik yerine taşınır, burada bunlara ateş verilir, büyük patlamalarla yanıp tutuşmaları zevkle seyredilirdi. Ağzından ateş püsküren ejderhalar, tekerlekler üstünde halk arasında gezdirilir, görenler kaçar, seyredenler gülerdi.
Örnek 2:
On altıncı katta asansörden indik. Bana odayı gösterecek çocuğun peşlinden yürüyordum. Çocuk kısa bir koridoru geçti, bir odanın önünde durdu. Ben de durdum. Kapıyı açtı, içeri girdik. Perdeler sıkı sıkıya kapalı. Çocuk perdeleri açıp dışarıyı göstermek istedi. Engel oldum. Lambaları yaktı. Banyonun kapısı açtı. Bir şey isteyip istemediğimi sordu. İstemediğimi söyledim. Haşişini verdim, gitti.
5. ÖSS’de Konuyla İlgili Çıkan Sorulardan Örnekler

Örnek 1:
Sofraya hep birlikte oturduk. Tahtadan, yuvarlak bir yer sofrasına, ayaklarımızı altımıza alıp yan oturarak yaklaşırdık. Sofra örtüsünü dizlerimizin üzerine çekerdik. Babam bağdaş kurarak baş köşeye otururdu. Beni sağına, kız kardeşimi de soluna alırdı. Karşısında annem otururdu. Babam, yemeğe başlamadan içimizden biri yanılıp da yemeğe uzanacak olursa, hiç acımadan kaşığının tersini, uzanan elin sırtına indirirdi.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?
a)Betimleme – öyküleme
b)Öyküleme – örnek verme
c)Betimleme – açıklama
d)Açıklama – öyküleme
e)Açıklama – örnek verme
Örnek 2:
Adalarda oturanlar, akşamüzeri iskeleye çıkıp, gelenleri karşılar, gidenleri uğurlarlar; gençler arkadaşlarıyla buluşur; yaşlılar çay bahçelerinde, aralarında söyleşirler. Saat dokuza gelince, herkes evine dönmüş, sofraya oturmuş olur. adalara gezmeye gelen birkaç kişi dışında kimseleri göremezsiniz ortalıkta.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
a)Öyküleme
b)Tanımlama
c)Tartışma
d)Açıklama
e)Karşılaştırma

Etiketler:anlatım biçimleri ile ilgili sorular anlatım türleri ile ilgili sorular anlatım biçimleri soruları anlatım türleriyle ilgili çıkmış sorular anlatım türleri ile ilgili test soruları anlatım türleriyle ilgili sorular betimleyici anlatımla ilgili sorular öyküleyici anlatımla ilgili sorular betimleme ile ilgili sorular acıklayıcı anlatım soruları öyküleyici anlatım ile ilgili çıkmış sorular betimleyici anlatım ile ilgili sorular anlatım biçimleri ile ilgili test soruları betimleyici anlatım türü ile ilgili 4 soru anlatım türleri ile ilgili öss soruları açıklayıcı anlatım ile ilgili soruları betimleme anlatım ile ilgili test soruları 8.sınıf 8. sınıf betimleyici anlatım örnek sorular öyküleyici ve betimleyici anlatım ile ilgili öss de çıkmış bütün sorular öyküleyici betimleyici anlatım türleri öss çıkmış sorular
Anlatım biçimleri: Anlatım biçimleri, anlatılacak olay veya kavramların nasıl anlatıldığını belirten edebiyat terimidir; yazarın anlatımını yaparken kullandığı üsluba, başvurduğu yönteme anlatım biçimi denir.
Anlatım yöntemi: Anlatım yöntemi ya da Anlatım biçimi, yazarın edebiyat, tiyatral, sinemasal ya da müzikal hikâyeleri seyirciye iletmek için kullandığı yapının, ayarlanma metodları.
Türlerin Kökeni: Türlerin Kökeni, İngiliz doğa tarihçisi Charles Darwin'in 24 Kasım 1859'da yayınlanan kitabı. Orijinal adı, “Doğal Seçilim Yoluyla Türlerin Kökeni ya da Hayat Kavgasında Avantajlı Irkların Korunumu Üzerine" idi ve 1872'de "Türlerin Kökeni" olarak değiştirildi.
Türlerin Yaşam Planı: Türlerin Yaşam Planı (Species Survival Plan veya SSP), 1981'de Amerikan Hayvanatbahçeleri ve Akvaryumlar Derneği tarafından hayvanat bahçelerinde ve akvaryumlarda çoğunlukla doğal yaşam ortamlarında yaşamları tehlike altında veya soyu tükenmek üzere olan türlerden alınmış canlıların hayatlarını devam ettirmelerini kolaylaştırmaya yönelik olarak geliştirilen bir programdır.
İlgili Taraflar: İlgili Taraflar (İng. Both Parties Concerned), ABD'li yazar J. D. Salinger'ın ilk kez 26 Şubat 1944'te Saturday Evening Postta yayınlanan öyküsü.
İlgili minör: İlgili minör, belli bir Majör gam ile aynı donanımı paylaşan natürel minör gama verilen isimdir. Herhangi bir Majör gamın ilgili minörünü bulmak için, o Majör gamın altıncı derecesini bulmak veya gama ismini veren notanın üç yarım ses gerisindeki notayı bulmak yeterlidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir