Aşk Metinleri

ama benden benim bu eden kabul kalan kime mutlu ressam saat senin tamam unutma beni ya zaman zindan vs..

Bir Aşk Mektubu

Şu an 1 şubat akşamı ve rüyamda yine sen vardın. Saat olmuş gecenin 3’ü, herkes uyumuş, annem, babam, kardeşim, bende uyumuşum ama gönlüm hep ayakta, aşkım hep ayakta, onlar hiç uyumadı ki. Seni tanıdığımdan, sana tapalıdan beri gözüme uyku girmedi aşkımın, sevdamın da. Ne tedaviler aradım, ne ilaçlar kullandım. Çaresi bir mucize bu hastalığın o da sensin.

Ağlıyorum şu saat, unutma beni ağlatan sensin. Uyutmayan, hayatı zindan eden sensin. Ne hayat tat veriyor, ne o olmazsa olmaz dediğim bilgisayar, ne hava, ne ekmek, ne su,.. sadece ama sadece sensin o tat. Sensin benim hayatım, sensin.
Benden vazgeçmemi mi istiyorsun? Tamam kabul. Çıksın birisi güneşe yazsın adını (benim yazdığımın yanına) vazgeçerim senden. Ya da sağır bir ressam, toprağa düşen gülün sesini çizsin bir kağıda o zaman vazgeçerim senden. O zaman vazgeçerim anlıyor musun? VAZGEÇMEM SENDEN.

Benden kalan birkaç gözyaşı var bu kağıtta, sana olan aşkım var. Eğer bir gün ağlarsın olur ya! Bu kağıda ağla. Göz yaşlarımız mutlu olsun sonunda. Onlar kavuşsunlar aşklarına. Biz kavuşamasak da.

Hem ben seni kime vazgeçerim? Kimse senin dudaklarındaki sıcaklığı vermiyor, kimse vermiyor sendeki o güzel kokuyu, kimse hissettirmiyor senin tenindeki buğuyu, hayali, kimse bakamıyor senin baktığın gözlerle bana, kimse senin dokunduğun hatta vurdun gibi vurmuyor bana, kimse tutmuyor senin ellerinle, kimse sarmıyor senin gibi kollarıyla, kimse ama kimse sendeki aşkı bana vermiyor. Ben sana mecburum, sonu olmasa dahi.

Kalbim uçarsa o kelimelerin arasına okurken yakala onu, iyi bak incitme olur mu? Arkadaş et kendi kalbinle, dost olsunlar, aşık olsunlar birbirlerine, ölesiye hem de, sımsıkı sarılsınlar hiç bırakmasınlar birbirlerini, varsın ben onsuzda yaşarım, yeter ki onlar mutlu olsunlar.Sana soruyorum? Yakışıklı değilim, çok zeki değilim ama aşkım yetmez mi sana? Neden ben değil de seni sevmeyen bir başkası ya da benim kadar değer veremeyen birisi. Neden? Şunu unutma; Kırmızı güllere ulaşmak isteyenler ayakları altında ezilen papatyaların farkına varamazlar.

Senin uğruna vazgeçmeyeceğim şey yok. Gururum hariç. O zaman neden ben değilim, neden başkası, sana başkasının ellerinin dokunmasına dayanamam. Buna dayanamam anlıyor musun beni? Neden ben değilim Allah’ım? Sebebi ne? Neden Allah’ım neden?
Sana tapıyorum anlıyor musun? Sana tapıyorum? Neden sanıyorsun sizin sınıfa her teneffüs gelişim? Neden sanıyorsun hep başka konular arayışım.

Çok merak etmiştin ya Metin ile benim bildiğim o olayı. Söyleyeyim. Metin bunu Rıza’dan duymuş. Rıza ona ikinizin beraber olduğunuzu söylemiş. Ben bunu duyunca içimdeki tüm gözyaşlarını o an çıkarmak istedim. Sağır olmayı istediğim bunu duymayayım diye, bugün olmasın istedim bu olayı yaşamayım diye, Kör olmak istedim seni hiç görmeyeyim diye, kalbim olmasın istedim sana hiç aşık olmayayım diye, hislerim olmasın istedim senin kokuna, sıcak tenine alışmayaydım diye. Senin olmamak istedim, sana hasret kalmayayım diye. Gözlerim karardı hiç abartısız o an? Metin bıraksa sonsuza dek öyle kalırdım. Rüyayı hep seninle kurardım. Hep ikimiz olurduk, hep seninle olurduk, kötü kalpliler aramıza girmeye çalışır ama ben hep mani olur buna izin vermezdim. Her şey senin istediğin gibi olurdu. Bir tek aşkımız ortak. Sana adardım her şeyimi. Seninle senin kadar güzel, senin kadar iyi, senin kadar güzel gözlü, senin kadar . Bir bebeğimiz olurdu. Ama neyse ki, hatta maalesef Metin beni rüyamdan erken uyandırdı. VE GENE SANA KAVUŞAMADIM.

Hem sana kıyarım hem kendime? Ölümü dahi göze alırım sensin hayat zaten ölüm bana? Bunlar şaka gibi geliyor ama ben sana kıyamam . Kıyamam sana biliyorsun. Aşkım beni dağlasa da, aşkın beni mecnun yapsa da, sana kıyamam. Son söylemek istediğim seninle son defa konuşmak istiyorum ve diyorum ki seni çok seviyorum.
>Alıntıdır

Dünyayi Ağlatan Mektup

PAKİSTAN Devlet Başkanı Pervez Müşerref’e depremzedeler için Kütahya’nın Tavşanlı İlçesi’nden içerisine 1 YTL koyup mektup gönderen çocuk, merak konusu oldu.
Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, Türkiye’den bir çocuk tarafından gönderilen mektubun kendisini çok duygulandırdığını internet sitesinde açıkladı. Müşerref’e, Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinden 21 Ekim 2005 tarihinde gönderildiği belirlenen isimsiz mektupta

“Ben fakir bir evin oğluyum. Babam yok, annem hasta. 2 milyon lira (2 YTL) ekmek paramız vardı. Bunun size 1 milyonunu gönderiyorum. Çünkü ben bugün çöpten ekmek buldum. Akşam iftarı onunla yapacağız. Bu 1 milyonla depremdeki çocuklara ekmek alın. Bu para helaldir. Pul parası da vereceğim için paranın hepsini gönderemedim. Özür dilerim” yazıldı.PTT Tavşanlı İşletme Müdürü Ethem Gevrek, Pakistan Devlet Başkanı’na kimliği belli olmayan bir çocuk tarafından gönderilen mektubun PTT vasıtasıyla bu ülkeye ulaştırıldığını söyledi. Mektubun yurt dışı gönderim ücreti olan 80 YKR ile birlikte kayıtsız olarak Pakistan’a gönderildiğini kaydeden Gevrek, kimliği meçhul çocuğun gönderdiği bu mektubun kendisini de duygulandırdığını belirtti. Özellikle kış mevsiminde zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren Pakistan halkına elindeki cüzi miktardaki parayı vermekten kaçınmayan çocuğa Türk halkı adına teşekkür eden Gevrek, kayıtsız mektup kategorisinde değerlendirildiği için mektubun sahibinin bilinmediğini kaydetti.
Tavşanlı Belediyesi, ilçe merkezindeki direklerde bulunan megafonlarla Pakistan Devlet Başkanı’na mektup gönderen çocuğun bulunması için anonslar yaptı. Anonslarda, “Pakistan’da meydana gelen deprem sonrası başlatılan yardım kampanyalarında Ramazan ayı içinde ekmek parasını paylaşan özverili çocuğumuzu arıyoruz. Cebinde bulunan 2 YTL parasının yarısını bankaya yatıran ve diğer yarısını ile yazmış olduğu mektubu postalama ücreti olarak kullananan bu kardeşimiz hakkında bilgisi olan hemşerilerimizin belediye başkanlığına bizzat gelerek bilgi vermeleri önemle rica olunur” denildi.
Tavşanlı Belediye Başkanı AKP’li Ali İhsan Çakır, yoksul olmasına karşın Pakistan’daki depremzedelere yardım etmek isteyen çocuğun bulunması halinde belediye olarak ailesine gereken her türlü desteği vereceklerini söyledi.

Ağlatan Bi Aşk Hikayesi

AĞLATAN BİR AŞK HİKAYESİ

kalbimin hiç tanımadığı duyguları daha yeni yeni hissetmeye başladığı dönemlerdi,çevremde bir sürü erkek ve kız arkadaşlarım vardı,ama bi gariplik vardı,mutlu değildim sanki aradığım başka birşeydi,her akşam eve gelir odama çekilir ağlardım,noluyordu bana anlayamıyordum,birgün yine arkadaşlarla beraberdim,beraberdim derken nasıl bi beraberlik,onlar bi araya toplanır gülüp eğlenirlerken bense bi kenara çekilip içimdeki fırtınaları dinliyordum her zamanki gibi,artık arkadaşlarımda alışmıştı bu durumuma,yanıma gelip oturduğunu hiç farketmemişim,taki sanki çok derinlerden gelen bi SELAM sesini duyana kadar,selam dedim bende,neden yalnız oturuyosun dedi,bilmiyorum dedim,kimse seni anlamıyor,hatta kendin bile kendini anlamıyorsun değilmi dedi,evet dedim,bende bu yüzden yanına geldim zaten dedi,bende aynı durumdayım,seni arkadaşlarından ayrı derin düşüncelere dalmış görünce işte benim gibi biri daha dedim,
ve ilk defa onun yüzüne baktım,o anda kalbim durdu sanki,donup
kalmıştım,ne zaman ayrıldık eve nasıl geldim bilmiyorum,o gün sürekli onu düşündüm,sanki aradığım şey buydu hissedebiliyordum bunu,
o günden sonra hergün buluşmaya başladık,evleri iki mahalle kadar uzaktaydı,bizim mahallede akrabaları vardı,ilk tanıştığımız gün onlara gelmişler,böylece aylar geçti,artık ailelerimizde biliyordu,ya ben onlara gidiyordum yada o bize geliyordu,yani her günümüzü birlikte geçiriyorduk,
ama ikimizinde anlayamadığı birşeyler vardı,birbirimizi çok seviyorduk,görmeden yapamıyorduk,arkadaşlık değildi bu,çünki diğer arkadaşlarımızıda seviyorduk,bu çok farklı bişeydi,kimseyede soramıyorduk,nasıl soralımki,biz bile bilmiyorduk ne olduğunu,bu çok yoğun duyguların etkisiyle bazen mutluluktan bulutlara kadar çıkıyorduk,bazende o küçücük kalplerimize sığdıramadığımız ve bi türlü anlamadığımız hisler dünyasında sebepsiz yere ağlıyor gözyaşlarımızı birbirimize hediye ediyorduk,,belki size saçma gelicek ama birbirimizi ilk gördüğümüz günü anlatmıştım,ondan sonraki ilk buluşmamızda biraz konuştuktan sonra bi ara gözgöze gelmiştik,ve daha ne olduğunu anlamadan ikimizde sebepsiz yere birden ağlamaya başlamıştık,hemde ne ağlama sanki hiç bitmeyecek gibiydi göz yaşlarımız,işte o günden sonra bir daha biribirimizin yüzüne uzun süre bakamadık,hatta çoğu zaman sırtlarımız birbirimize dönük otururduk,bi gören olsa bize gülerdi heralde,ama elimizde değildiki bakamıyorduk işte,
ama ne olursa olsun çok mutluyduk,artık ne güneşin doğuşunun,ne çiçeklerin kokusunun,nede kuşların aşk şarkılarının farkındaydık,biz birbirimizde kaybolmuştuk,taki bi akşam bizim evin zili uzun uzun çalana kadar,kapıyı annem açtı,gelen onun teyzesinin kızıydı,anneme bişeyler söyledi,annemde hemen babamla bişiyler konuşup,banada sen evden ayrılma biz hemen geliyoruz diyerek aceleyle çıktılar,bende hemen arkalarından çıktım,hava kararmıştı,beni görmesinler diye onları uzaktan takip ettim,biraz gittikten sonra bizim evin biraz ilerisinde bi market vardı,orada bi kalabalık gördüm,oraya gidiyorlardı,biraz daha yaklaşınca babam koşmaya başladı,yerde yatan biri vardı,bende biraz daha yaklaştım,babam yerde yatan kişiyi kucağına almıştı,bikaç adım daha yaklaştım ve kalbime binlerce ok birden saplandı sanki,yerde yatan benim meleğimdi,oda beni gördü,eliyle bana gelme diye işaret yaptı,ve bana bişeyler söylemek için ağzını açtığında,ağzından kan boşaldığını gördüm,yanına gittim,o güzel başını babamın kucağından kendi kucağıma aldım,hafifçe gülümsedi ve bak dedi napmışsın yeni gömleğine,onun kanına bulanmış gömleğimi göstererek,iki hafta önce doğum günümde o almıştı,ve birden başını karanlıkta benim seçemediğim kazanın olduğu bi yere çevirip tüh yaa dedi,ne demek istediğini anlamamıştım,başını tekrar çevirdiğimde ölmüştü,ondan sonrasını hatırlamıyorum,gözümü evde açtım,orada bayılmışım,beni doktora götürmüşler sakinleştirici filan yapmışlar,uzun süre baygın halde yatmışım,
kendime gelir gelmez ağlamaya başladım,kimse müdahale etmedi,doktor ağlarsa müdahale etmeyin demiş,tekrar kendimden geçene kadar ağlamışım,ondan sonraki günlerde gözyaşım hiç dinmedi,aradan iki ay filan geçmişti,birgün anneme onlara gitmek istediğimi söyledim,annem önce kabul etmedi ama yalvarmalarıma dayanamayıp bi şartla kabul etti,gideriz ama orada ağlayıp annesini üzmeyeceğine söz verirsen dedi,bende söz verdim ve gittik,bi süre oturduk ama ben kendimi zor tutuyordum ağlamamak için,bak oğlum dedi annesi,biribirinizi ne kadar çok sevdiğinizi hepimiz biliyoruz,ne kadar üzüldüğünüde biliyorum ama senden bir ricam var dedi,kızım son nefesini senin kucağında vermiş,bana son anlarını anlatmanı istiyorum dedi,şaşırdım,nasıl anlatabilirdimki,anneme baktım boynunu büktü,bende onu üzmeyecek şekilde anlattım,ama bi ara karanlıkta bi yere bakıp tüh yaa dediğini anlamadığımı söyleyince,annesi bana sarılıp öyle bi ağlamaya başladıki,bende zaten zor tutuyordum kendimi,ikimizde uzun süre ağladık,
biraz sakinleştikten sonra,artık bu dünyada yaşamam için hiç bir sebebin kalmadığına karar vermeme sebep olan şeyi anlattı,
ogün annesi evlerinde benim çok sevdiğim bir yemeği yapmış,anne demiş bu yemeği ayhan çok sever,bizim yiyeceğimiz kadarını ver ben ayhanlara gidip onunla beraber yiyeceğim demiş,anneside yalnız göndermemek için yakınlarında oturan teyzesinin kızıyla bize göndermiş,yolda gelirlerken teyzesinin kızı,sen biraz bekle bende marketten içecek birşeyler alayım demiş,kaldırımda beklerken bi araba vurup kaçmış,bize yakın oldukları için teyzesinin kızı hemen bize haber vermeye gelmiş o akşam,ve o karanlığa bakıpta tüh yaa dediği şeyde,bana getirdiği yemeklerin dökülmüş olmasına üzüldüğü içinmiş,son anlarını yaşayan birisinin canından daha çok bana getirdiği yemeklerin dökülmüş olmasına üzülecek kadar seven bir kalp varmıdır daha şu lanet dünyada,başkasını sevebilirmiyim artık,aşık olabilirmiyim başkasına,tahammül edebilirmiyim artık saçma sapan şeylerin adını aşk koymalarına,bizim yaşadıklarımız bilemesekte gerçek aşktı,bunu şimdi biliyorum, ama o bilmiyor,birgün birbirimize bir söz vermiştik,hangimiz önce ölürsek diğerimizi cennetin kapısında bekleyecekti,şimdi bende bilmeden yaşadığımız o tarif edilmez duygunun gerçek aşk olduğunu,o aşkı sonsuza kadar yaşayacağımız cennetin kapısında beni bekleyen meleğime anlatmak için,gelmesi için hergün yalvarıp dua ettiğim beni ona kavuşturacak kişiyi bekliyorum,Azraili

O Öldükten Sonra

bu gün hafta sonu,aşkımla buluşacağız,en güzel elbiselerimi giymeliyim,hangi gömleği giysem acaba,yanakları gibi kırmızı olanımı yoksa gözleri gibi kapkara olanımı,yada kazanın olduğu gün kanıyla üzerine çiçekler yaptığı gömleğimi,ne kazası ne kanı yaa nerden çıktı şimdi offf,ben en iyisi son buluşmamızda başını omuzuma koyduğu o kokan gömleği giyeyim,evet evet bu daha iyi,anne ben çıkıyorum,onamı,
tabiki anne yaa,her hafta sonu kiminle buluşurum ben,iyide neden ağlıyosunki,şimdi gidip annesindende izin almalıyım,günaydın müsade ederseniz kızınızla gezicez biraz,tabi oğlum,ona iyi bak olurmu,bak buda ağlıyor,noluyo bunlara anlamıyorum,koşar adımlarla gidiyorum aşkıma,bu yolda ne kadar uzun,her zamanki gibi bekçi amca karşılıyo beni,hoşgeldin oğlum,oda seni bekliyodu,biliyorum,günaydın aşkım ben geldim,bak hala yatıyo,hemde bembeyaz gelinliğiyle,yanaklarına küçük bir öpücük kondurup uyandırıyorum onu,her zamanki gibi toprak kokuyor meleğim,
uzatıyor kollarını yattığı yerden,tutuyorum ellerinden,tüy kadar hafif,ne kadarda güzel meleğim benim,hoşçakal bekçi amca,bak koskoca adamda ağlıyo,iyi eğlenin olurmu diyor kirli sakallarından süzülen yaşları silerek,
onun en sevdiği yerleri geziyoruz elele,allahım onunla olunca o kadar mutluyumki,bi ara yine gözgöze geliyoruz,bakmamalıydık,yine ağlıycaz,ne kadar ağladığımızı akşam ezanını duyunca anlıyorum,işte bu günde bitti,gitmeliyiz,bekçi amca kızar sonra,hoşgeldiniz iyi eğlendinizmi bari,neler yaptınız bakalım,ağladık akşama kadar,her zamanki gibi ha,evet,hadi meleğim sen şimdi yat,ben haftaya yine gelirim,,birgün diyorum,birgün bende bembeyaz damatlıklarımı giyip geleceğim yanına,kapkara gözlerini açarak yalvarırcasına,çabuk gel olurmu diyor,yakında meleğim çok yakında,biliyorum şimdi iyi geceler öpücüğüm olmadan uyuyamaz bi tanem,yanaklarına bi öpücük konduruyorum,yine o toprak kokusu,geldim anne,hoşgeldin oğlum,öldür beni anne ben de toprak kokmak istiyorum.

Ağlatan Mektup

Ağlatan Mektup

* AĞLATAN MEKTUB *

Sevgili anneciğim ve babaciğim
Bu mektubu okuduğunuz zaman üzüleceğinizi biliyorum.Aylardan beri sustuğum icin de üzülüyordunuz.Ama ne yapalım baska türlüsü elimden gelmiyordu.Beni affedeceğinizi,mazur göreceğinizi umarım.Annecigim ve Babacigim,Ben artik islam dinini terk ederek hiristiyan oldum.Eğer böyle yaptiğim için bir günah işlemişsem bilin ki,bu günah tamamen size aittir.Çünki siz,bana dinimi öğretmemiştiniz.Ben adımın Müslüman olduğunu biliyordum o kadar. Fakat,
* Müslümanlık nedir? Nasil olur?
* Peygamberim kimdir? Nasil bir zattir?
* Kuran nasıl bir Kitaptir nelerden bahseder?
* Müslümanlıkta nasıl ve niçin ibadet edilir?
İşte bütün bunlar bence bilinmeyen seylerdi bana anlatmadınız,öğretmediniz. Buraya geldiğim zaman,çoğu Fransızların dindar olduklarını gördüm.Hemen her evde birkac isa ve meryeme ait resim vardı yemeğe oturdukları zaman dua okuyorlardı.Ben ise onlara alık alık bakıp durmaktan başka birşey yapamıyordum. Din,iman Allah.Peygamber,Kuran ve ibadet hakkinda bana bir çok sorular sorarlardı.Ama ben hiçbirine cevap veremiyordum.Siz,bana bunları öğretmemiştiniz.Hatta benim memleketimde dindarlik ayıptı.Mesela lisede derse giren bazı hocalar dindarliğin,yobazlık,gericilik olduğunu anlatırlar,ondan sonra derse başlarlardı.icimizden birisi dinden bahsedecek olsa,öğretmenler olsun, öğrenciler olsun hemen alay ederlerdi…Hey yobaz,kaçıncı asırdasın?derlerdi..
Oruc tutmak bir suç,namaz kılmak bir ayıptı.Burada ise,durum tam tersinedir.ne kadar aldanmışız? ne kadar aldatılmısız?Avrupanın dinsiz olduğunu zannederdik. dinsizliği ilerilik,dindarliği gerilik sayardık halbuki ne kadar yanılmısız, burada herkes dinden,imandan,isa dan bahsediyor dinsizler ise pek sevilmiyor coğu kimsenin cebinde incil var.Bütün bunların karşısında içimde bir boşluk duydum. hiristiyanlarin coğu ibadet ediyordu ben ise ne kendi dinimden,nede onların dininden birşey bilmiyordum..Yavaş yavaş hiristiyanliği öğrenmek için bir merak sardı beni,Öğrendim ve nihayet işte hiristiyan oldum.Artık tahsil masraflarımı kilise üzerine aldı.
Bundan sonra bana,ister mektup gönderin,ister göndermeyin.
Siz bilirsiniz,ama tekrar ediyorum:
Eğer dinimi terk edip günahkar olmuşsam, bu günah tamamen size aittir.
Allah sizi affetsin…

Sponsorlu Bağlantılar
Aramalar: ağlatan ayrılık mektupları aşk metinleri aglatan ayrilik mektubu Ayrılık metınlerı sevgiliyi ağlatacak mektup
Etiketler:ağlatan aşk mektupları aşk metinleri ağlatan ayrılık mektupları sevgiliye ağlatan mektuplar sevgiliyi ağlatan mektup ağlatıcı aşk mektupları aşk metni ağlatan aşk mektubu aşk mektupları aşk mektubu sevgiliyi ağlatacak mektup aglatan ask mektubu sevgiliyi a sevgiliye ağlatan mektup aşık mektubu ağlatan mektup sevgiliye ağlatan aşk mektup güzel bir mektup aglatan ask mektupları ağlatan mektuplar sevgiliye

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir