Atatürkün Evliliği

adana anadolu bir bu davet duyan eden ilk izmir kabul kalan karargah kemal atatürk latife mustafa kemal sade surette temiz yurt Atatürkün Evliliği Atatürkün Eşinin Adı atatürk ün evlilik hayatı atatürkün evliliği atatü..

Mustafa Kemal Atatürk’ün Evliliği

Mustafa Kemal Atatürk ve Latife Hanım (Uşakizade) (1923)

Mustafa Kemal Atatürk ve eşi Latife Hanım (Uşakizade). Mustafa Kemal yurtiçi ve yurtdışı gezilerinde eşi Latife Hanım’ı yanından ayırmaz devam surette yanında olmasını rica ederdi. Anadolu gezisi sırasında 15 – 17 Mart 1923 günleri arasında gerçekleştirdiği Adana durağında iken.

Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Yıllarında İzmir’de ikamet edecek güvenilir bir karargah arayışında idi. 11 Eylül 1922 tarihinde kurmayları Mustafa Kemal’e İzmir’in tanınmış ailelerinden Uşakizade ailesinin kaldığı köşkü önerdiler. Öneriyi kabul eden Mustafa Kemal barınmak için köşk sahiplerine davet mektubu göndermeleri rica edildi. O sıralarda ailesi yurt dışında bulunan ve babannesiyle beraber köşkte kalan Latife Hanım ailenin tek evladı idi. Tahsilini liseye kadar olan kısmını yurt topraklarında yapan Latife Hanım, üniversite ve dil eğitimini yurt dışında Fransa ve İngiltere’de yapmıştır. Bu ricayı sevinerek kabul eden Latife Hanım, davet mektubunu yazdı ve 20 gün boyunca Mustafa Kemal Atatürk ve kurmay arkadaşlarını köşkte ağırladı. Bu misafirlik sırasında ikiside birbirleriyle yakınlaşmış ve misafirlik dönemi bittikten sonrada Latife Hanım ve Mustafa Kemal birbirleriyle haberleşmeye devam etmişlerdir. Sağlık nedenlerinden dolayı temiz havaya ihtiyaç duyan Zübeyde Hanım, İzmir’in karşıya semtindeki köşkte ikamet ettiği süre boyunca kendisine sık sık Latife Hanım bakmıştır. Zübeyde Hanım’ın vefat etmesi üzerine Mustafa Kemal İzmir’e gitmiştir. Buradaki merasimlerin ardından İzmir’de bir müddet daha kalan Mustafa Kemal 1923 yılının 29 Ocak günü Latife Hanım ile sade bir nikahla evlendiler.
Çiftin evlenmesiyle beraber Latife Hanım, hem ilk Cumhurbaşkanı eşi olma ünvanına sahip oldu hemde modern ve medeni Türk kadınının simgesi olma görevinide üstlenmiş oldu. Yeni devletin Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’ya gelerek Çankaya’da ilk Cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılan Kuleli Köşk’ünde (günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan bugünkü adıyla Eski Köşk) yaşadı. Eşi Mustafa Kemal’in isteği üzerine T.B.M.M.’deki oturumları izlemeye giden Latife Hanım, T.B.M.M.’ye giren ilk Türk kadını oldu. Pek çok yurt gezisinde eşine eşlik etti. 1925 yazında Doğu Anadolu gezisi sırasında sebebi tam olarak bilinmemekle beraber bir tartışma meydana gelmiş ve çift ayrılma kararı almıştır.5 Ağustos 1925 tarihinde devlet radyosunda yayınlanan Hükümet Bildirisi ile ayrılma kararı duyuruldu.

Atatürk’ün Evliliği Ve Evlilik Hayatı

Tanışmaları
11 Eylül 1922’de, Türk ordusunun İzmir’e girişinin ikinci günü Başkumandan Mustafa Kemal’in şehre geldiğini duyunca Lâtife Hanım karargâha giderek kendisiyle tanıştı ve güvenlik gerekçesi ile karargâhını babasının Göztepe’deki köşküne taşımasını teklif etti. Aile, Atatürk’ü 20 gün köşklerinde ağırladı.

Evlenmeleri
Bu tanışmadan sonra haberleşmeleri devam etti. Bir süre sonra Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım da, sağlık sorunları nedeniyle İzmir’e gittiğinde köşkte ağırlandı. Zübeyde Hanım’ın 14 Ocak 1923’te ölümü üzerine İzmir’e giden Mustafa Kemal ile Latife Hanım 29 Ocak 1923’te Muammer Bey’in evinde, sade bir nikâhla evlendiler. Bu, nikâhta kendileri de bulunduğu için dönemin âdetlerine uymayan bir törendi. Mareşal Fevzi Çakmak ve Kâzım Karabekir Mustafa Kemal’in, Mustafa Abdülhalik Renda ile Salih Bozok ise Latife Hanım’ın tanıkları idi.

Nikâhta Atatürk mihir olarak Lâtife Hanım’a 10 dirhem gibi çok az bir para vermiş. Bunun sebebini kadın – erkek arasındaki eşitliğin gözetilmesi şeklinde yorumlayanlar olmuş

Atatürk’ten anlamlı evlilik hediyesi
Bu hediye, Atatürk’ün savaşlarda boynunda taşıdığı, kibrit kutusu kadar büyüklükte bir altın muhafaza içinde bulunan el yazması bir Kur’an-ı Kerim imiş. Bunu Latife Hanıma verirken, “Bu seni korusun” demiş.

Evlendiklerinde Latife Hanım 24, Atatürk ise 41 yaşındaymış.

Boşanmaları
Evlilikleri iki yıl sürmüş. Atatürk’ün Fikriye adında bir kadını sevdiği, kadının 1924’te öldüğü veya öldürülmüş olabileceği anlatılıyor. Ölse de Latife hanım gibi kuvvetli ve değişik bir kişiliği olan bir kadın bunu affedemiyor.

Zaten son zamanlarda Latife Hanımın Atatürk’le olan işbirliklerinin, Latife Hanımın her konuda söz sahibi olmak gibi eğilimlerinin Atatürk tarafından azaltılması, engellenmesi Latife Hanımı yeterince üzmüş, rahatsız etmiş. Aralarında başka tatsız olaylar da yaşanmış. Fikriye Hanım ise, Latife Hanım’ın tabiriyle “bardağı taşıran son damla” olmuş ve boşanmak istemiş.

Boşanmayı ilkin Latife Hanım istemiş. Atatürk ise, İslami boşanma kurallarına göre Latife Hanımı nikahından çıkarmış. Boşanmaları Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden birkaç ay önce gerçekleşmiş. Yoksa boşanmaları daha değişik yolla olacaktı.

Latife Hanımın boşanmasından yıllarca sonra söylediği bir söz: “Şimdiki aklım olsaydı başka türlü idare ederdim. Çevrede o kadar yiyici vardı ki, ben de çok toydum, mücadele edemedim.

Latife Uşşaki

Latife Uşşaki (Uşakizade Latife) (d. 1900, İzmir – ö. 12 Temmuz 1975, İstanbul) Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı eşidir. 29 Ocak 1923 – 5 Ağustos 1925 tarihleri arasında iki buçuk yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile evli kalmıştır.

Latife Hanım 1898 yılında İzmir’de doğdu. İzmir’in tanınmış ailelerinden olan Uşakizade (sonra Uşşaklı) Muammer Bey’in kızıdır. İzmir Lisesi’ni bitirdi. Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde hukuk okudu. Londra’da dil öğrenimi gördü. Kurtuluş Savaşı henüz bitmeden Türkiye’ye döndü.

11 Eylül 1922’de, Türk ordusunun İzmir’e girişinin ardından, güvenli bir karargah arayışındaki kurmayları, Başkumandan Mustafa Kemal’e Uşakizade ailesinin köşkünü de önerdiler. Ailesi yurtdışında olan ve köşkte babaannesiyle birlikte kalan Latife Hanım’dan bir davet mektubu istendi. Bu öneriyi sevinerek kabul eden Latife Hanım, davet mektubunu yazdı ve köşklerinde Atatürk’ü 20 gün ağırladı. Bu tanışmadan sonra haberleşmeleri devam etti. Bir süre sonra Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım da, sağlık sorunları nedeniyle İzmir’e gittiğinde köşkte ağırlandı. Zübeyde Hanım’ın 14 Ocak 1923’te ölümü üzerine İzmir’e giden Mustafa Kemal ile Latife Hanım 29 Ocak 1923’te Muammer Bey’in evinde, sade bir nikâhla evlendiler. Bu, nikâhta kendileri de bulunduğu için dönemin âdetlerine uymayan bir törendi. Mareşal Fevzi Çakmak ve Kâzım Karabekir Mustafa Kemal’in, Mustafa Abdülhalik Renda ile Salih Bozok ise Latife Hanım’ın tanıkları idi.

Latife Hanım, Mustafa Kemal ile birlikteBu evlilikle Latife Hanım, modern ve medeni Türk kadınının simgesi olma görevini üstlendi. Yeni devletin başkenti Ankara’ya gelerek Çankaya’da ilk Cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılan Kuleli Köşk (günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan bugünkü adıyla Eski Köşk)’te yaşadı. Eşinin isteği üzerine TBMM’deki oturumları izlemeye giden Latife Hanım, TBMM’ye giren ilk Türk kadını oldu. Pek çok yurt gezisinde eşine eşlik etti. 1925 yazında Doğu Anadolu gezisinde aralarında geçen tatsız bir tartışmadan sonra Latife Hanım ve Atatürk boşandılar. Boşanma haberi, 5 Ağustos 1925 günü radyoda yayımlanan bir hükümet bildirisi ile duyuruldu. Evli kaldiklari iki yil icinde cocuklari olmadi.

Ölümüne kadar İzmir’de ve İstanbul’da yaşayan Latife Hanım, evliliği ve eşi hakkında konuşmayı ya da yazmayı kesinlikle kabul etmedi, ikinci kuşak yakınlarına da aynı yönde vasiyette bulundu. 12 Temmuz 1975’te İstanbul’da hayatını kaybetti ve Edirnekapı Şehitliği’ndeki aile mezarlığına gömüldü. Latife Hanım’ın anıları ve sakladığı kıymetli belgeler Türk Tarih Kurumu’nda saklanmaktadır.

NOT:Atatürkün eşi Latife Hanım, soyadı kanunundan sonra Atatürk’ün özel isteğiyle Uşşaki soyadını almıştır. Ailenin soyadı Uşşaklı’dır. Uşaklıgil, yalnız amcasının soyadıdır.

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923′de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Özel Hayatı

Boş vakitleri, Hobileri, Günlük Yaşantısı

Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi, uçuş seyretmeyi ve yüzmeyi severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan keyif alırdı. Sakarya adlı atına ve köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Devlet adamlarının, sanatçıların, bilim adamlarının, dostların davet edildiği, ülke sorunlarının da konuşulduğu akşam yemekleri Çankaya Köşkü’nde sık rastlanan bir durumdu. Gerek Çankaya köşkünde gerek İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda ve kaldığı diğer mekanlarda sık sık müziğe karşı hayranlığının bir yansıması olan, Musıki geceleri düzenlerdi. Tabi mensubu olduğu İslamiyet dinine bağlılığıda günlük hayatında yansımaları olmuştur. Ramazan aylarında, diğer gün ve gecelerde düzenlenen musiki gecelerinin düzenlenmesini istemez ve genellikle hatim ve duaların edilmesi için hafızlar ve hocalar kaldığı mekanlara davet edilirdi. Küçüklüğünden beri düzenli bir kişiydi Mustafa Kemal Atatürk. Temiz giyinmeyi ve hoş kokmayı hayatının bir parçası haline getirmiştir. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği’ne gider, modern tarıma geçiş yolunda yürütülen çalışmalara bizzat katılırdı. İleri derecede Fransızca ve az Almanca biliyordu.

Aşkları, Aşık Olduğu Kadınlar

Makbule Atadan ve Salih Bozok’a göre, küçük Mustafa 12 yaşındayken Binbaşı Rüknettin’in 8 yaşındaki kızı Müjgan’a aşık olmuştur. Makbule Atadan’a göre ikinci aşkı Hatice olmuş ve Hatice’nin annesi müdahale ederek ilişkisini kesmiştir. Ardından Selanik Askeri komutanı Şevki Paşa’nın 12 yaşındaki kızı Emine (Emine Arık)’ye matematik dersini verirken aşık olmuştur.
Mustafa Kemal ve Hatice

Can Dündar’ın Milliyet Gazetesi’nde 14 Şubat 2007 tarihinde yer alan köşe yazısında Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlik yıllarında, komuşu kızı Hatice ile yaşadıklarını kaleme alan yazısı :
Selanik’te öğrenci iken, Nadire diye bir komşu kızı varmış. Ciğerlerinden hasta olan bu kız Mustafa’ya pek hayranmış. Her geçişinde pencereye koşar, ona bakarken yüzünü al basarmış. Bir gün komşu kızı Hatice’ye açılmış: “Mustafa Bey, öteki arkadaşlarına hiç benzemiyor” demiş. Bu gizli sevdayı Mustafa’ya hissettirmeye karar vermişler. Hatice, Zübeyde hanımların evine girer çıkarmış. Bir cuma, ailece oturmaya gitmişler. Mustafa evde yokmuş. Hatice, üst kattan bir şey getirmesi istendiğinde aklındaki planı uygulamaya koymuş. Sofadan geçerken, saksı içindeki kırmızı karanfillerden birini gizlice koparmış. Mustafa’nın üst katta soldaki yatak odasına dalmış. Karyolasının başucundaki masanın üzerinde açık duran tarih kitabının üzerine karanfili bırakmış. Korkudan titreyerek koşar adım aşağı inmiş. Çiçeğin Nadire’den geldiğinin anlaşılacağına eminmiş. Az sonra Mustafa eve gelmiş. Zübeyde Hanım’ın ve Hatice’nin annesinin ellerini öpmüş. Hatice’nin de elini sıkmış. O dönem Türkler arasında el sıkma adeti olmadığından Hatice şaşırmış biraz. Zaten gizlice bıraktığı çiçekten dolayı pek heyecanlıymış. Mustafa bu heyecanı hissetmiş; gözlerini Hatice’nin gözlerine dikmiş. Küçük kız ne yapacağını bilememiş. Mustafa “Ders çalışmam lazım” deyip yukarı çıkmış. Çıkar çıkmaz da tekrar aşağı indiği ayak seslerinden anlaşılmış. Hatice kalbinin duracağını hissetmiş. Çünkü, geldiğinde Mustafa’nın elinde o kırmızı karanfil varmış. “Bu çiçeği benim kitabımın arasına kim koydu?” diye bağıracak diye çok korkmuş Hatice. “Ben ettim, sen etme” der gibi bakmış ona. Mustafa, Hatice’yi müstehzi gözlerle süzdükten sonra dışarı çıkmış. Hatice hemen gidip olanları Nadire ablasına anlatmış. “Ölüyordum korkudan. Bir daha beni böyle işlere sokmayın” diye yalvarmış. Nadire, çiçeğinin adresine ulaşmasının keyfiyle beklemeye başlamış.
Aradan epey bir zaman geçmiş. Bir gün Hatice, Zübeyde Teyze’sinin kendisini oğlu Mustafa’ya istediğini öğrenmiş. Ama Hatice’nin annesi, Mustafa asker olup uzaklara gidecek diye bu izdivaca yanaşmamış. Konu kapanmış.

Mustafa, Harbiye’de okumak için İstanbul’a gitmiş. Lakin annesine gönderdiği her mektubun altına “Hemşiremiz Hatice Hanım’a da mahsus selamlar ederim” cümlesini eklemeyi hiç ihmal etmemiş. Harbiye’den erkanıharp yüzbaşısı olarak çıktığında Hatice’yi yeniden istetmiş. Bu kez Hatice’nin ailesi razı olmak üzereyken sarayda çalışan bir ahbapları onları uyarmış: “Ben, onun hakkında saraya gelen jurnalleri okudum. İstikbali çok karanlık. Aman uzak durun” demiş. Hatice’nin annesi, kızını alelacele bir başkasıyla evlendirmiş.
Yıllar geçmiş. Mustafa Kemal, “Atatürk” olmuş, Evlenip çoluk çocuğa karışan Hatice, yaşadıklarını 1920′lerde bir kış günü, Kocaeli’nde Maarif Müdürü olan apartman komşusu Münir Hayri Bey’e anlatmış. Münir Hayri, daha sonra sinema tahsili için yurtdışına gitmiş. Döndüğünde Atatürk kendisinden hayatını perdeye yansıtacak bir senaryo yazmasını istemiş. Senaryonun esaslarını da bizzat dikte ettirmiş.
- Münir Hayri : Filme başka neler koymalıyız?
birazda çekinerek;
- Munir Hayri : er filmde kadın ve aşk unsuru aranır, bilmem nasıl emredersiniz
emiş ve yıllar önce Hatice’den dinlediği hikayeyi Atatürk’e nakletmiş.
Hatırlamış Atatürk; gülmüş:
- M.K. Atatürk : Ben, Hatice’nin o karanfili kendi hesabına koyduğunu sanmıştım. Hatice zekası, güzelliği ve terbiyesiyle örnek bir kadındı. Her vakit hayatımın en değerli hatıraları arasında kalacaktır.
Sonra Nadire’yi de hatırlamış;
- M.K. Atatürk : O kızcağızı da bir katiple evlendirdiler. Sonra öldü.
Birkaç gün düşündükten sonra Münir Hayri’yi yeniden çağırmış Atatürk. “Tamam” demiş Atatürk…
- M.K. Atatürk : Bizim çocukluk hikayesini filme koyalım. Yalnız Hatice’nin ismini koymayalım. Bu, çok masum ve hiç de şerefsiz olmayan bir hikayedir, ama belki Hatice’nin torunları filan istemezler.
Münir Hayri’nin senaryosu “Ben Bir İnkılap Çocuğuyum” adını taşıyordu; Atatürk rahatsızlandığı için çekilemedi.

Zübeyde Hanım’ın ikinci eşi ve Mustafa Kemal Atatürk’ün üvey babası olan Ragıp Bey’in kardeşi Memduh Hayrettin Bey ile Vasfiye Hanım’ın kızı Fikriye Hanım ve Atatürk arasında bir ilişki olduğu söylense de Milli Mücadele döneminde Ankara İstasyon Binasında ve eski Çankaya köşkünde Fikriye Hanım ile birlikte yaşamalarına rağmen ortadaki akrabalık ilişkisinden öteye geçilmediği aşikar. Fikriye hanım Almanya’nın Münih şehrine gönderdikten sonra 29 Ocak 1923′te İzmir’in sayılı zenginlerinden Uşakizade Muammer Bey’in kızı Latife Hanım’la evlendi. 1924′de yapılan Sonbahar Seyahati sırasında çift kavga etti ve Mustafa Kemal Paşa Erzurum’dan İsmet Paşa’ya telgraf çekerek boşanacağını bildirdi. Ancak az sonra yaverleri Salih Bey (Bozok) ve Kılıç Ali Bey’in aracılığıyla boşanmasından vazgeçti. Fakat bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihinde son buldu.

Aldığı Kıdem, Nişan ve Ünvanlar

Mustafa Kemal Atatürk, yaşamı boyunca eğitmen ve öğretmenleri, üstleri ve amirleri nezdinde herzaman övgüye ve takdire mazhar olmuş, beğenilmiş takdir görmüştür. Aynı zamanda elde edilen başarıların ardından alınan övgülerin yanı sırada pek çok madalya, şilt, ödül, kıdem ve ünvanda kendisine layık görülmüştür. Alınan ödüllerin kronolojik sıralamasına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yaşamını geçirdiği yapılar

  • Pembe Ev – Selanik
  • İnkılap Müzesi – İstanbul (Beşiktaş/Akaretler – Şişli)
  • Dolma Bahçe Sarayı – İstanbul (Beşiktaş)
  • Ordu Köşkü – Ankara (Çankaya)
  • Gazi Çiftliği – Ankara
  • Çankaya Köşkü – Ankara (Çankaya)
  • Atatürk Köşkü – Yalova
  • Atatürk Orman Çiftliği – Ankara
  • Florya Deniz Köşkü – İstanbul (Florya)
  • Mektupçu Köşkü – İzmir

Atatürk’ün Evliliği Ve Evlilik Hayatı Atatürk Ne Zaman Evlendi

Tanışmaları
11 Eylül 1922’de, Türk ordusunun İzmir’e girişinin ikinci günü Başkumandan Mustafa Kemal’in şehre geldiğini duyunca Lâtife Hanım karargâha giderek kendisiyle tanıştı ve güvenlik gerekçesi ile karargâhını babasının Göztepe’deki köşküne taşımasını teklif etti. Aile, Atatürk’ü 20 gün köşklerinde ağırladı.

Evlenmeleri
Bu tanışmadan sonra haberleşmeleri devam etti. Bir süre sonra Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım da, sağlık sorunları nedeniyle İzmir’e gittiğinde köşkte ağırlandı. Zübeyde Hanım’ın 14 Ocak 1923’te ölümü üzerine İzmir’e giden Mustafa Kemal ile Latife Hanım 29 Ocak 1923’te Muammer Bey’in evinde, sade bir nikâhla evlendiler. Bu, nikâhta kendileri de bulunduğu için dönemin âdetlerine uymayan bir törendi. Mareşal Fevzi Çakmak ve Kâzım Karabekir Mustafa Kemal’in, Mustafa Abdülhalik Renda ile Salih Bozok ise Latife Hanım’ın tanıkları idi.

Nikâhta Atatürk mihir olarak Lâtife Hanım’a 10 dirhem gibi çok az bir para vermiş. Bunun sebebini kadın – erkek arasındaki eşitliğin gözetilmesi şeklinde yorumlayanlar olmuş

Atatürk’ten anlamlı evlilik hediyesi
Bu hediye, Atatürk’ün savaşlarda boynunda taşıdığı, kibrit kutusu kadar büyüklükte bir altın muhafaza içinde bulunan el yazması bir Kur’an-ı Kerim imiş. Bunu Latife Hanıma verirken, “Bu seni korusun” demiş.

Evlendiklerinde Latife Hanım 24, Atatürk ise 41 yaşındaymış.

Boşanmaları
Evlilikleri iki yıl sürmüş. Atatürk’ün Fikriye adında bir kadını sevdiği, kadının 1924’te öldüğü veya öldürülmüş olabileceği anlatılıyor. Ölse de Latife hanım gibi kuvvetli ve değişik bir kişiliği olan bir kadın bunu affedemiyor.

Zaten son zamanlarda Latife Hanımın Atatürk’le olan işbirliklerinin, Latife Hanımın her konuda söz sahibi olmak gibi eğilimlerinin Atatürk tarafından azaltılması, engellenmesi Latife Hanımı yeterince üzmüş, rahatsız etmiş. Aralarında başka tatsız olaylar da yaşanmış. Fikriye Hanım ise, Latife Hanım’ın tabiriyle “bardağı taşıran son damla” olmuş ve boşanmak istemiş.

Boşanmayı ilkin Latife Hanım istemiş. Atatürk ise, İslami boşanma kurallarına göre Latife Hanımı nikahından çıkarmış. Boşanmaları Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden birkaç ay önce gerçekleşmiş. Yoksa boşanmaları daha değişik yolla olacaktı.

Latife Hanımın boşanmasından yıllarca sonra söylediği bir söz: “Şimdiki aklım olsaydı başka türlü idare ederdim. Çevrede o kadar yiyici vardı ki, ben de çok toydum, mücadele edemedim.

Latife Uşşaki

Latife Uşşaki (Uşakizade Latife) (d. 1900, İzmir – ö. 12 Temmuz 1975, İstanbul) Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı eşidir. 29 Ocak 1923 – 5 Ağustos 1925 tarihleri arasında iki buçuk yıl boyunca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ile evli kalmıştır.

Latife Hanım 1898 yılında İzmir’de doğdu. İzmir’in tanınmış ailelerinden olan Uşakizade (sonra Uşşaklı) Muammer Bey’in kızıdır. İzmir Lisesi’ni bitirdi. Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde hukuk okudu. Londra’da dil öğrenimi gördü. Kurtuluş Savaşı henüz bitmeden Türkiye’ye döndü.

11 Eylül 1922’de, Türk ordusunun İzmir’e girişinin ardından, güvenli bir karargah arayışındaki kurmayları, Başkumandan Mustafa Kemal’e Uşakizade ailesinin köşkünü de önerdiler. Ailesi yurtdışında olan ve köşkte babaannesiyle birlikte kalan Latife Hanım’dan bir davet mektubu istendi. Bu öneriyi sevinerek kabul eden Latife Hanım, davet mektubunu yazdı ve köşklerinde Atatürk’ü 20 gün ağırladı. Bu tanışmadan sonra haberleşmeleri devam etti. Bir süre sonra Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım da, sağlık sorunları nedeniyle İzmir’e gittiğinde köşkte ağırlandı. Zübeyde Hanım’ın 14 Ocak 1923’te ölümü üzerine İzmir’e giden Mustafa Kemal ile Latife Hanım 29 Ocak 1923’te Muammer Bey’in evinde, sade bir nikâhla evlendiler. Bu, nikâhta kendileri de bulunduğu için dönemin âdetlerine uymayan bir törendi. Mareşal Fevzi Çakmak ve Kâzım Karabekir Mustafa Kemal’in, Mustafa Abdülhalik Renda ile Salih Bozok ise Latife Hanım’ın tanıkları idi.

Latife Hanım, Mustafa Kemal ile birlikteBu evlilikle Latife Hanım, modern ve medeni Türk kadınının simgesi olma görevini üstlendi. Yeni devletin başkenti Ankara’ya gelerek Çankaya’da ilk Cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılan Kuleli Köşk (günümüzde Atatürk Müzesi olarak kullanılan bugünkü adıyla Eski Köşk)’te yaşadı. Eşinin isteği üzerine TBMM’deki oturumları izlemeye giden Latife Hanım, TBMM’ye giren ilk Türk kadını oldu. Pek çok yurt gezisinde eşine eşlik etti. 1925 yazında Doğu Anadolu gezisinde aralarında geçen tatsız bir tartışmadan sonra Latife Hanım ve Atatürk boşandılar. Boşanma haberi, 5 Ağustos 1925 günü radyoda yayımlanan bir hükümet bildirisi ile duyuruldu. Evli kaldiklari iki yil icinde cocuklari olmadi.

Ölümüne kadar İzmir’de ve İstanbul’da yaşayan Latife Hanım, evliliği ve eşi hakkında konuşmayı ya da yazmayı kesinlikle kabul etmedi, ikinci kuşak yakınlarına da aynı yönde vasiyette bulundu. 12 Temmuz 1975’te İstanbul’da hayatını kaybetti ve Edirnekapı Şehitliği’ndeki aile mezarlığına gömüldü. Latife Hanım’ın anıları ve sakladığı kıymetli belgeler Türk Tarih Kurumu’nda saklanmaktadır.

NOT:Atatürkün eşi Latife Hanım, soyadı kanunundan sonra Atatürk’ün özel isteğiyle Uşşaki soyadını almıştır. Ailenin soyadı Uşşaklı’dır. Uşaklıgil, yalnız amcasının soyadıdır.

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923′de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

Atatürk Ve Latife Hanım’ın Evliliği

Atatürk ve Latife Hanım’ın Evliliği
Atatürk ve Latife Hanım – Atatürk’ün Evlilik Hayatı – Atatürk ve Latife Hanımın Evliliği Hakkında

Mustafa Kemal Atatürk ve Latife Hanım’ın (Uşaklıgil) 80 yıl önceki nikah töreni, ileride Medeni Kanun’da yer alacak nikah biçiminin ilk örneğini oluşturdu.
Mustafa Kemal, nikah kıyması için, müftü yerine kadıyı davet etmiş, tören kadın-erkek bir arada yapılmıştı.
Mustafa Kemal Atatürk ile Latife Hanım’ın evliliği, Mustafa Kemal Paşa’nın, Kurtuluş Savaşı’nın ardından, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi ve Başkumandan” olarak çıktığı, 14 Ocak-20 Şubat 1923 tarihlerini kapsayan Batı Anadolu gezisi sırasında gerçekleşti.
Prof. Dr. Yurdakul Yurdakul’un, “Atatürk’ten Hiç Yayınlanmamış Anılar” kitabında, Atatürk’ün kardeşi Makbule Atadan’dan aktardığına göre, Zübeyde Hanım, oğluna İzmir’den yazdığı mektuplarda, Latife Hanım’ı çok beğendiğini ve onunla evlenmesini istemişti.
Zaferin ardından İzmir’e 10 Eylül 1922’de giren Mustafa Kemal Paşa’yı, aynı gün karargahında Latife Hanım ziyaret etmiş ve hayranlığını dile getirdiği Mustafa Kemal’i, konaklarına davet etmişti. Bu tanışmadan birkaç gün sonra, Mustafa Kemal ve karargahı, Uşakızadeler’in “Beyaz Köşk”üne taşınınca, daha sıcak bir yakınlaşma doğdu.

EVLİLİK TÖRENİ
Mustafa Kemal ve Latife Uşakligil’in evliliği, Zübeyde Hanım’ın 14 Ocak 1923’te ölümünden 15 gün sonra gerçekleşti. Profesör Yurdakul’un Makbule Atadan ve Muzaffer Kılıç’tan aktardığına göre, Beyaz Köşk’te az sayıda konukla saat 17.00’de toplanıldı. İsmet Bozdağ’ın, Mustafa Kemal ve Latife Hanım’ın beraberliğinin ayrıntılarıyla anlatıldığı “Gazi ve Latife” adlı kitabına göre de, 29 Ocak günü “Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Beyaz Köşk’te verdiği çay partisine, İzmir’in bazı ileri gelenleriyle, Paşa’nın arkadaşları ve Uşakızadelerin yakın akrabaları çağrılmıştı. Kimsenin ‘nikah’tan haberi yoktu. İzmir Kadısı da nikah için çağrıldığını, köşkün kapısında, Başyaver’den öğrenmişti.”
Kadı’nın şaşkınlığı, Başyaver Salih Bozok’un nikahın yapılacağı odayı gösterdiği zaman daha da arttı: “Kadın erkek bir arada, burada mı?” diye sormaktan kendini alamadı. “Çünkü o zamana kadar evlenmelerde, kadın-erkek bir arada bulunmaz, ayrı ayrı yerlerde toplanırlardı. Ve nikah hoca tarafından, iki taraf birbirini görmeden kıyılırdı.” Başyaver ise kadıya “Gazi Paşa Hazretlerinin emri böyledir. Kaç-göçsüz bir evlenme olacak” cevabını verdi.

“TOPLUMUN TEMELİNE İNEN DEVRİM”
İsmet Bozdağ, bundan dolayı “nikahın en büyük özelliğinin Medeni Kanun’un kabulünden çok önce yapıldığı halde, sonradan Medeni Kanun’a girecek ‘nikah biçimi’ni başlatması” olduğunu belirtiyor ve bunu “Toplumun temeline inen bir devrim” diye nitelendiriyor.
Mustafa Kemal, tören sırasında lacivert kruvaze bir elbise giymişti. Nezihe Araz’ın, “Popüler Tarih” dergisinde (Ocak 2001) yer alan yazısında, General Asım Gündüz’ün anılarından aktardığına göre, Mustafa Kemal, Fevzi (Çakmak) Paşa’dan kendisinin, o günlerde Albay rütbesinde olan Asım Gündüz’den Latife Hanım’ın “vekili” olmasını istedi. Nikah töreni, Atatürk’ün, Kadı’ya “Efendi hazretleri. Biz Latife Hanımla evlenmeye karar verdik. Lütfen gerekenleri yapar mısınız” demesiyle başladı. Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım’ın evlendikleri, Anadolu Ajansı tarafından kamuoyuna duyuruldu.
Evlendiklerinde Atatürk 42, Latife Hanım 23 yaşındaydı. Bu evlilik, ortaya çıkan çeşitli anlaşmazlıklar nedeniyle Ağustos 1925’te son buldu.

Etiketler:atatürk ün evlilik hayatı atatürkün evliliği atatürkün eşinin adı atatürkün evlenmesi mustafa kemalin evliliği atatürk kaç evlilik yapmıştır atatürk evliliği atatürk evlilikleri ataturk esinden ayrilma sebebi mustafa kemal evlilik mustafa kemal atatürk evlilikleri atatürk evliligi lative atatürkün evlenmesi atatürk kaç sene evli kaldı mustafa kemalin evli www atatürkünevlilikleri mustafa kemal evlilikleri ataturkun evlilikleri mustafa kemal atatürkün eşi mustafa kemal atatürk evliligi
Mustafa Kemal Atatürk: Mustafa Kemal Atatürk (Nüfus kâğıdında Kamâl Atatürk) (d. 1881, Selânik – ö. 10 Kasım 1938, İstanbul), Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı olan Türk siyasetçi ve devlet adamı.
Atatürk Devrimleri: Atatürk Devrimleri ya da Atatürk İnkılapları (Kemalist Devrim, Türk Devrimi, Atatürk Reformları, Türkiye Cumhuriyeti Devrimi, Atatürk İhtilali vb.
Mustafa Kemal Atatürk kronolojisi: * 1881 Selanik'te doğdu.
Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabesi: Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabesi (Ey Türk Gençliği) Mustafa Kemal Atatürk tarafından 20 Ekim 1927 tarihinde Nutuk'un sonunda Türk Gençliği'ne yönelik yaptığı konuşmadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir