Atatürkün Yaptıkları

ali ankara bey dersim tunceli fuat hareket ilk ismet millet meclisi mustafa kemal nda ordu rauf orbay rus sivas kongresi tbmm tren ya yapan vs..

Kurtuluş Savaşı Sırasında Atatürkün Yaptıkları


Dokuzuncu Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a hareket etmeden önce (1919)
Bandırma Vapuru
Dokuzuncu Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, Amasya’da (Haziran 1919)
Dokuzuncu Ordu (Üçüncü Ordu) Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, Erzurum’da bir toplantıda (5 Temmuz 1919)
Mustafa Kemal, Heyet-i Temsiliye üyesi arkadaşları Hüseyin Rauf (Orbay) ve Bekir Sami (Kunduh) beyler ile Sivas’ta
(4-11 Eylül 1919)
Mustafa Kemal, Hüseyin Rauf (Orbay) Bey ile Sivas Kongresi günlerinde
(4-11 Eylül 1919)
Mustafa Kemal, Sivas Kongresi üyeleri ile birlikte (Eylül 1919)
Mustafa Kemal, Sivas Kongresi günlerinde (Eylül 1919)
Mustafa Kemal, Sivas Kongresi sonrası, Hüseyin Rauf (Orbay) Bey ve Ali Fuat (Cebesoy) Paşa ile birlikte bir toplantıda
(16-29 Kasım 1919)
Mustafa Kemal, Kayseri’de Heyet-i Temsiliye üyeleri ile birlikte (20 Aralık 1919)
Mustafa Kemal ve Heyet-i Temsiliye üyelerinin Ankara’ya ilk gelişi
(27 Aralık 1919)
Mustafa Kemal, Kuva-yi Milliye’den düzenli orduya geçiş günlerinde (1920)
İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, Eskişehir yakınlarında tren istasyonunda Batı Cephesi Komutanı İsmet Bey’i beklerken
(4 Aralık 1920)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, yakın çalışma arkadaşları, Rus ve Azerbaycan temsilcileri ile birlikte (1921)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, Birinci İnönü Savaşı sırasında Dikmen sırtlarında dinlenirken (1921)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, Birinci İnönü Savaşı’nın geçtiği alanı gezerken
(Bozüyük, 10-15 Şubat 1921)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, Birinci İnönü Savaşı’nın yapıldığı alanları gezerken
(Şubat 1921)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, Meclis açış konuşmasını yaparken
(1 Mart 1921)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nda cepheye malzeme ***üren halkla
(6 Mart 1921)
Kurtuluş Savaşı’nda mermi yapan nineler ve torunları
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, Dersim (Tunceli) milletvekili Diyap Ağa ile birlikte
(22 Mart 1921)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, Ankara’da Nevruz Bayramı’nda
(Mart 1921)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, Meclis balkonunda, yanında arkadaşları ve milletvekilleri ile birlikte
(23 Nisan 1921)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, İkinci İnönü zaferinden sonra İsmet Paşa ile birlikte Eskişehir’de askerî birliği denetlerken (Haziran 1921)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, İsmet Paşa ile Çankaya’da (1921)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, İkinci İnönü zaferinden sonra Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile konuşurken
(Haziran 1921)
TBMM Başkanı Mustafa Kemal, savaş alanını görmek için Eskişehir’deki Batı Cephesi Karargâhından çıkıyor
(18 Temmuz 1921)
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Sakarya Savaşı’nda cephede
(10 Eylül 1921)
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Sakarya Savaşı’nda cephede
(10 Eylül 1921)
TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal, Büyük Taarruz’dan önce, Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlık kürsüsünde (1922)
Mustafa Kemal Paşa’nın kaldığı Çankaya Köşkü’nün ilk hali


Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Büyük Taarruz’dan önce Ilgın manevralarında (1 Nisan 1922)
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Büyük Taarruz’dan önce Ilgın manevralarında ordunun hazırlıklarını denetlerken (1 Nisan 1922)


Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Büyük Taarruz öncesi Ilgın manevralarında (1 Nisan 1922)
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Karaçam Cephesi’nde, Halit Paşa Karargâhı’nda İstanbul gazetecileri ile birlikte (Haziran 1922)
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, İzmit’te Claude Farrere’i karşılarken
(18 Haziran 1922)
TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal, Büyük Taarruz’dan önce, TBMM balkonundan geçit töreninde askerleri selâmlarken
(20 Temmuz 1922)
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz’a karar verdiği günlerde (1922)
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa,
Büyük Taarruz öncesi, Afyon Kocatepe’de
(26 Ağustos 1922)
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz’u yönetiyor
(26-30 Ağustos 1922)
Türk ordusu, İzmir’de
(9 Eylül 1922)
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa ile İzmir’e girerken
(10 Eylül 1922)
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Erzurum’da komutanlar ve subaylar ile birlikte (Ekim 1924)

Atatürk Ve Kurtuluş Savaşı

ATATÜRK HAFTASI – KURTULUŞ SAVAŞI
Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’da padişah ve devlet ileri gelenleri ile yaptığı görüşmeler sonucu İstanbul’da yapılacak çalışmaların bir yarar sağlamayacağını anladı. Yurdu kurtarmak için Anadolu’ya gitmeye karar verdi. Yakın arkadaşlarının yardım ve işbirliği ile görev bölgesi Samsun ve dolayları olan 9. Ordu Müfettişliğine atandı.
16 Mayıs 1919 günü Bandırma Vapuru ile yola çıktı. Bu tarihten sonra Mustafa Kemal yurdu düşmanlardan kurtarmayı ve yeni bir Türk Devleti kurmayı amaçlayan büyük ve tarihi çalışmalarına bulunuyordu.

Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun’dan Anadolu’ya çıktı. Burada bir hafta kaldıktan sonra Havza’ya geldi. Buradan Amasya’ya geçerek valilere, komutanlara, ulusal örgütlere bir genelge gönderdi. Bu genelgede yurdun bağımsızlığını sağlamak için bütün yurttaşlara çağrıda bulundu. Daha sonra yol boyunca uğradığı il ve ilçelerdeki yetkililerle görüşerek, onlara yurdu kurtarma ve bağımsızlığına kavuşturma tasarısını anlattı. Havza’dan Amasya’ya ve Sıvas’a oradan da Erzurum’a gitti.
Bu sırada padişah kendisini İstanbul’a çağırıyordu. Artık ülkemizin kurtulması ve egemenliğin sağlanması için gerekli ortam hazırlanmış olduğundan Mustafa Kemal ordu müfettişliği görevinden ve askerlikten ayrıldığını İstanbul’a bildirdi. 23 Temmuz 1919 günü bir ilkokulun salonunda toplanan Erzurum Kongresi’ne başkanlık etti. Bu toplantıda, yurdun düşmanlardan kurtarılması için çalışma kararı alındı.
Mustafa Kemal bu kongreden sonra 4 Eylül 1919 günü Sıvas Kongresi’ni topladı. Bu toplantıda da Erzurum’da alınan kararlar üzerinde durdu. Bundan sonraki çalışmaların Ankara’da yapılmasına karar verildi. Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık günü Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı yöneteceği kent olan Ankara’ya geldi. Çalışmalarını Ankara’da sürdürdü. İllere bir genelge göndererek Millet Meclisi’nin hemen toplanabilmesi için temsilcilerin seçilmesini istedi.
23 Nisan 1920 günü ulusun temsilcilerinden oluşan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Meclis Mustafa Kemal’i başkanlığa seçti. Böylece Ankara’da ulus temsilcilerinden oluşan bir meclis işe başlamış oldu. Bu meclisin kuruluş esası egemenliğin kayıtsız şartsız ulusta olması ilkesiydi. Meclis, Osmanlı hükümeti ile düşman ülkeleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması’nı tanımayacağını bütün dünyaya duyurdu.
Ankara’da Millet Meclisi’nin açılması, Mustafa Kemal’in başkan seçilmesi padişah ve onun hükümetini çok korkuttu. Özellikle Sevr Antlaşması’nın tanınmayacağı yolundaki karar onları büsbütün kuşkulandırdı. Düşmanlarla işbirliği yapan bir takım gericileri Anadolu’nun çeşitli yerlerinde örgütlediler. Büyük Millet Meclisi’ne karşı ayaklanmalar başladı.
Mustafa Kemal ve arkadaşları İstanbul Hükümeti tarafından vatan haini olarak ilan edildi. Haklarında ölüm cezası kararı verildi.
Bütün bunlar olurken Ankara’da ve bütün Anadolu’da yürekleri yurt sevgisi ile dolu insanlardan oluşan bir ordu kuruluyordu. İstanbul’dan kaçarak gelen subay ve aydınlar bu orduda görev alıyorlar, yurdun dört bir yanından koşup gelen erlerimiz de silahlandırılarak cephelere gönderiliyordu.
Eskişehir yöresinde İnönü’de, Yunan ordusu ile karşı karşıya gelen bu genç ordu, Yunanlıları I. ve II. İnönü Savaşı adı verilen iki büyük savaşta yenerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin varlığını, sesini bütün yurda ve dünyaya bir kez daha duyurdu.
Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal’i olağanüstü yetkilerle başkomutanlığa getirdi. Ordularımız Sakarya kıyılarında 22 gün 22 gece süren savaş sonucunda Yunan ordularına karşı yeni bir zafer kazandı. Bu başarısı üzerine Mustafa Kemal’e orduda en büyük rütbe olan mareşallikle birlikte Gazi unvanı verildi. Sakarya Meydan Savaşı adı ile tarihe geçen bu savaşta ordumuzun gücü dünyaya bir kez daha tanıtıldı.
Artık düşATATÜRK HAFTASI – KURTULUŞ SAVAŞI
Mustafa Kemal Paşa, İstanbul’da padişah ve devlet ileri gelenleri ile yaptığı görüşmeler sonucu İstanbul’da yapılacak çalışmaların bir yarar sağlamayacağını anladı. Yurdu kurtarmak için Anadolu’ya gitmeye karar verdi. Yakın arkadaşlarının yardım ve işbirliği ile görev bölgesi Samsun ve dolayları olan 9. Ordu Müfettişliğine atandı.
16 Mayıs 1919 günü Bandırma Vapuru ile yola çıktı. Bu tarihten sonra Mustafa Kemal yurdu düşmanlardan kurtarmayı ve yeni bir Türk Devleti kurmayı amaçlayan büyük ve tarihi çalışmalarına bulunuyordu.

Mustafa Kemal 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun’dan Anadolu’ya çıktı. Burada bir hafta kaldıktan sonra Havza’ya geldi. Buradan Amasya’ya geçerek valilere, komutanlara, ulusal örgütlere bir genelge gönderdi. Bu genelgede yurdun bağımsızlığını sağlamak için bütün yurttaşlara çağrıda bulundu. Daha sonra yol boyunca uğradığı il ve ilçelerdeki yetkililerle görüşerek, onlara yurdu kurtarma ve bağımsızlığına kavuşturma tasarısını anlattı. Havza’dan Amasya’ya ve Sıvas’a oradan da Erzurum’a gitti.
Bu sırada padişah kendisini İstanbul’a çağırıyordu. Artık ülkemizin kurtulması ve egemenliğin sağlanması için gerekli ortam hazırlanmış olduğundan Mustafa Kemal ordu müfettişliği görevinden ve askerlikten ayrıldığını İstanbul’a bildirdi. 23 Temmuz 1919 günü bir ilkokulun salonunda toplanan Erzurum Kongresi’ne başkanlık etti. Bu toplantıda, yurdun düşmanlardan kurtarılması için çalışma kararı alındı.
Mustafa Kemal bu kongreden sonra 4 Eylül 1919 günü Sıvas Kongresi’ni topladı. Bu toplantıda da Erzurum’da alınan kararlar üzerinde durdu. Bundan sonraki çalışmaların Ankara’da yapılmasına karar verildi. Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık günü Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı yöneteceği kent olan Ankara’ya geldi. Çalışmalarını Ankara’da sürdürdü. İllere bir genelge göndererek Millet Meclisi’nin hemen toplanabilmesi için temsilcilerin seçilmesini istedi.
23 Nisan 1920 günü ulusun temsilcilerinden oluşan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Meclis Mustafa Kemal’i başkanlığa seçti. Böylece Ankara’da ulus temsilcilerinden oluşan bir meclis işe başlamış oldu. Bu meclisin kuruluş esası egemenliğin kayıtsız şartsız ulusta olması ilkesiydi. Meclis, Osmanlı hükümeti ile düşman ülkeleri arasında imzalanan Sevr Antlaşması’nı tanımayacağını bütün dünyaya duyurdu.
Ankara’da Millet Meclisi’nin açılması, Mustafa Kemal’in başkan seçilmesi padişah ve onun hükümetini çok korkuttu. Özellikle Sevr Antlaşması’nın tanınmayacağı yolundaki karar onları büsbütün kuşkulandırdı. Düşmanlarla işbirliği yapan bir takım gericileri Anadolu’nun çeşitli yerlerinde örgütlediler. Büyük Millet Meclisi’ne karşı ayaklanmalar başladı.
Mustafa Kemal ve arkadaşları İstanbul Hükümeti tarafından vatan haini olarak ilan edildi. Haklarında ölüm cezası kararı verildi.
Bütün bunlar olurken Ankara’da ve bütün Anadolu’da yürekleri yurt sevgisi ile dolu insanlardan oluşan bir ordu kuruluyordu. İstanbul’dan kaçarak gelen subay ve aydınlar bu orduda görev alıyorlar, yurdun dört bir yanından koşup gelen erlerimiz de silahlandırılarak cephelere gönderiliyordu.
Eskişehir yöresinde İnönü’de, Yunan ordusu ile karşı karşıya gelen bu genç ordu, Yunanlıları I. ve II. İnönü Savaşı adı verilen iki büyük savaşta yenerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin varlığını, sesini bütün yurda ve dünyaya bir kez daha duyurdu.
Büyük Millet Meclisi, Mustafa Kemal’i olağanüstü yetkilerle başkomutanlığa getirdi. Ordularımız Sakarya kıyılarında 22 gün 22 gece süren savaş sonucunda Yunan ordularına karşı yeni bir zafer kazandı. Bu başarısı üzerine Mustafa Kemal’e orduda en büyük rütbe olan mareşallikle birlikte Gazi unvanı verildi. Sakarya Meydan Savaşı adı ile tarihe geçen bu savaşta ordumuzun gücü dünyaya bir kez daha tanıtıldı.
Artık düşmanı yurdumuzdan atacak son ve kesin savaşın hazırlıkları başlamıştı. Bu amaçla bütün yurttaşlar savaşa hazırlandı. Kadınlar, dedeler, nineler, kağnılarla cepheye silah ve yiyecek taşıdılar. Birliklerimiz düşmanı can evinden vurmak için yerlerini aldılar. Bu sırada Yunan ordusu Afyonkarahisar bölgesine çekilmişti. Yetkili kişiler Yunanlıların hazırladığı siperlerden geçme olanağının bulunmadığını, bu nedenle Türklerin Yunanlıları yenmesinin söz konusu olamayacağını ileri sürüyorlardı. Ancak bu uzmanlar ulusal bir davaya inanmış insanların ne denli güçlü olabileceğini hesaba katmıyorlardı. Hazırlıklarını bitiren ordumuz, 26 Ağustos 1922 sabahı çok erken saatlerde yeri göğü titreten topçu ateşiyle saldırıya geçti. Çok kanlı çarpışmalar oldu. Atatürk’ün yönettiği bu savaşa tarihimizde Başkomutanlık Meydan Savaşı denir. Düşmanlar erlerimizin kahramanca saldırısına dayanamadılar. Ellerindeki silah ve cephaneyi bırakarak canlarını kurtarmak için kaçtılar. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül günü ordumuza ; “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!..” emrini verdi. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başarıya ulaşması özlemiyle yanıp tutuşan kahraman erlerimiz kaçan düşmanın ardından gece gündüz demeden hızla ilerledi. 9 Eylül sabahı birliklerimiz İzmir’e girdi. Yabancı bayrakların dalgalandığı yerlere bayrağımız çekildi. Düşmanların çoğu limanda bulunan savaş gemilerine binerek kaçtılar. Kalanlar tutsak edildi. Böylece Kurtuluş Savaşımız bitti.

manı yurdumuzdan atacak son ve kesin savaşın hazırlıkları başlamıştı. Bu amaçla bütün yurttaşlar savaşa hazırlandı. Kadınlar, dedeler, nineler, kağnılarla cepheye silah ve yiyecek taşıdılar. Birliklerimiz düşmanı can evinden vurmak için yerlerini aldılar. Bu sırada Yunan ordusu Afyonkarahisar bölgesine çekilmişti. Yetkili kişiler Yunanlıların hazırladığı siperlerden geçme olanağının bulunmadığını, bu nedenle Türklerin Yunanlıları yenmesinin söz konusu olamayacağını ileri sürüyorlardı. Ancak bu uzmanlar ulusal bir davaya inanmış insanların ne denli güçlü olabileceğini hesaba katmıyorlardı. Hazırlıklarını bitiren ordumuz, 26 Ağustos 1922 sabahı çok erken saatlerde yeri göğü titreten topçu ateşiyle saldırıya geçti. Çok kanlı çarpışmalar oldu. Atatürk’ün yönettiği bu savaşa tarihimizde Başkomutanlık Meydan Savaşı denir. Düşmanlar erlerimizin kahramanca saldırısına dayanamadılar. Ellerindeki silah ve cephaneyi bırakarak canlarını kurtarmak için kaçtılar. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 1 Eylül günü ordumuza ; “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!..” emrini verdi. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başarıya ulaşması özlemiyle yanıp tutuşan kahraman erlerimiz kaçan düşmanın ardından gece gündüz demeden hızla ilerledi. 9 Eylül sabahı birliklerimiz İzmir’e girdi. Yabancı bayrakların dalgalandığı yerlere bayrağımız çekildi. Düşmanların çoğu limanda bulunan savaş gemilerine binerek kaçtılar. Kalanlar tutsak edildi. Böylece Kurtuluş Savaşımız bitti.

TUNCER IŞIK

Kurtuluş Savaşı Böyle Kazanıldı [ Atatürkün Savaş Haritası ]

İstanbul Ticaret Odası (İTO), Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, 1927 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası 2′nci Kurultayı’nda TBMM’de okuduğu ve ilk basımı Osmanlıca yayınlanan Nutuk’un tıpkı basımı ve Türkçesini yayınladı.

Tıpkı basım Nutuk’la birlikte Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nda kullandığı haritalar da okurla buluşuyor.

Tıpkı basım Nutuk’la birlikte Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nda kullandığı haritalar da okurla buluşuyor.

İŞTE ATATÜRK’ÜN SAVAŞ HARİTALARI

Bugüne kadar hazırlanan pek çok nutuktan farklı olan İTO’nun yayını, Atatürk’ün kontrolü altında çıkan ilk nüshanın tıpkı basımı ve Türkçesinin birlikte basılmasıyla bir ‘ilk’ özelliği taşıyor. Kitapta, Atatürk’ün kullandığı 10 harita da yer alıyor. Haritalarda Atatürk’ün savaş taktikleri ve savaşı nasıl yönettiği açıkça görülüyor.

ORİJİNALİNİ NEDEN OKUMALI?
Atatürk’ü daha iyi anlamak için onu orijinal kaynaklardan okumak gerektiğini söyleyen İstanbul Ticaret Odası Başkanı Murat Yalçıntaş, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur ve bugün varsak onu sağlayan en önemli tarihi şahsiyet şüphesizdir ki odur. Yarını doğru inşa etmek için de onun fikirlerine her türlü saptırmadan, yanlıştan ve yönlendirmeden azade şekilde ulaşmak çok önemli. Biz bu nedenle Nutuk’u ‘tıpkıbasım-çevrimyazı’ olarak bastırdık” dedi.

İTO Müşavirleri Şefik Memiş ve İsmail Şen tarafından hazırlanan “Nutuk Gazi Mustafa Kemal Tarafından” adlı eserin akademik danışmanlığını Doç. Dr. Erhan Afyoncu ve Yrd. Doç. Dr. Recep Ahıshalı yaptı.

3 AYDA HAZIRLADI
Atatürk’ün 3 ayda hazırladığı Nutuk, 1919-1927 arasındaki olayları konu alıyor ve savaşları, siyasi gelişmeleri, devrimleri belgelerle anlatıyor. Atatürk, yazım sırasında 22-23 Mayıs 1927 gecesi bir kalp spazmı geçirdi.

Falih Rıftı Atay Atatürk’ün Nutuk’un yazımındaki temposunu şöyle anlatıyor: “Nutuk’u Çankaya Köşkü’nde yazmaktaydı. Bu köşk, üç oda bir salon eski bir bağ eviydi. Yağmur yağınca tavanı akardı. Akan yerlere leğenler konmuştu. Akmayan köşeye konan bir koltuğa oturmuş, yanı başında su dolu bir leğen, elindeki pamuğu suya batırıp gözüne örtüyordu, Yorgunluktan gözlerini açamaz hale gelmişti. Yaverler 8 saatte bir değişiyor ama o yerinden kımıldamıyordu.”

İşte O Fotoğraflar :

Atatürk resimleri:


Atatürk Ve Kurtuluş Savaşı Hakkında Bilgi

Sevr Antlaşmasına göre Osmanlı toprağın bölünmesi
Tarih 19 Mayıs 1919-11 Ekim 1922
Bölge Anadolu ve Trakya
Sonuç Kesin Türk zaferi
Lozan Antlaşması imzalandı
Osmanlı Saltanatı sona erdi
Türkiye Cumhuriyeti kuruldu

Taraflar
Ankara Hükûmeti
Türkiye Cumhuriyeti Kuva-yi Milliye
Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi

İtilaf Devletleri
Fransa
Yunanistan (1828-1978)
Birleşik Krallık Britanya İmparatorluğu
Demokratik Ermenistan Cumhuriyeti
İtalya (1861-1946) İtalya

Kumandanlar
Türkiye Cumhuriyeti Mustafa Kemal Atatürk
Türkiye Cumhuriyeti Fevzi Çakmak
Türkiye Cumhuriyeti Ali Fuat Cebesoy
Türkiye Cumhuriyeti Kâzım Karabekir
Türkiye Cumhuriyeti İsmet İnönü

Fransa Henri Gouraud
Yunanistan (1828-1978) Anastasios Papoulas
Yunanistan (1828-1978) Georgios Hatzianestis
Yunanistan (1828-1978) Nikolaos Trikupis
Birleşik Krallık George Milne
Demokratik Ermenistan Cumhuriyeti Drastamat Kanayan
Demokratik Ermenistan Cumhuriyeti Movses Silikyan

Kurtuluş Savaşı, İstiklâl Harbi, Türk İstiklâl Harbi veya Millî Mücadele olarak adlandırılan I. Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu’nun İtilaf Devletleri’nce işgali sonucunda Misak-ı Millî sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak için girişilen çok cepheli siyasi ve askeri mücadele. 1919-1922 yılları arasında gerçekleşmiş ve 11 Ekim 1922′de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile fiilen, 24 Temmuz 1923′te imzalanan Lozan Antlaşması ile resmen sona ermiştir.

Kurtuluş Savaşı, dört belirgin döneme ayrılabilir:

1. I. Dünya Savaşı sonrası dönemi: Mondros Mütarekesi’nin yürürlüğe girdiği 31 Ekim 1918′den, Mustafa Kemal Paşa’nın 9. Ordu müfettişi olarak Anadolu’ya yola çıktığı 19 Mayıs 1919′a kadardır
2. Örgütlenme dönemi: 19 Mayıs 1919′dan, Ankara’daki Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı 23 Nisan 1920′ye kadardır.
3. Hakimiyetin sağlanması dönemi: 23 Nisan 1920′den, Londra Barış Konferansı’nın ikinci safhasının başladığı Mart 1922′ye kadardır.
4. Barışın sağlanması dönemi: Mart 1922′den, Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923′e kadardır.

Konu başlıkları

Dünya Savaşı sonrası, Ekim 1918 – Mayıs 1919
1 İstanbul işgali, Kasım 1918
2 Kuvay-i Milliye
3 İzmir işgali, Mayıs 1919

Örgütlenme Dönemi, Mayıs 1919 – Mart 1920
1 Osmanlı Meclisinin açılması ve Misak-ı Milli, Kasım 1919 – Ocak 1920
2 Osmanlı Meclisinin kapatılması, Mart 1920

Hakimiyetin sağlanması, Mart 1920 – Mart 1922
1 Büyük Millet Meclisi açılması, 23 Nisan 1920
2 İç Cephe
3 Doğu Cephesi
4 Güney Cephesi
5 Batı Cephesi
6 Londra Barış Konferansı, Şubat 1921 ve Mart 1922

Barışın sağlanması, Mart 1922 – Kasım 1923
1 Mudanya Mütarekesi, Eylül 1922
2 Saltanatın kaldırılması, 1 Kasım 1922
3 Lozan Barış Konferansı, Kasım 1922
4 Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923
5 Cumhuriyetin İlanı, 29 Ekim 1923,

I. Dünya Savaşı’na Almanya ile birlikte giren Osmanlı Devleti, Çanakkale Savaşı’ndaki başarılı savunmaya, Irak’ta Kutül-Ammare’de İngiliz ordusunu kuşatıp esir almasına ve savaşın son aylarında Kafkasya cephesindeki başarılara rağmen savaşın son günlerinde Filistin cephesinde Edmund Allenby komutasındaki İngiliz ordularına karşı Nablus Hezimetine uğramıştı. Yıldırım Orduları Grubunun 18 Eylül 1918′deki bu bozgundan sonra Liman von Sanders komutanlıktan istifa etmiş ve yerine Padişah tarafından kendisine Yaver-i Fahri Hazret-i Şehriyari ünvanı da verilen Mustafa Kemal Paşa atanmıştı. Mamafih 1 Ekim 1918′de Şam, 16 Ekim 1918′de Hama ve Humus, 25 Ekim 1918′de de Halep kaybedildi.

Suriye cephesinin çöküşü üzerine İttihat ve Terakki hükümeti 8 Ekim 1918′de istifa etti. Hükümet ileri gelenlerinden Talat, Enver ve Cemâl Paşalar yurt dışına kaçtılar. Genel af ilan edilerek, sürgün ve hapisteki muhaliflerin İstanbul’a dönüşüne izin verildi. 30 Ekim1918′de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı hükümeti yenilgiyi kabul etti. Aralarında Mustafa Kemal Paşa’nın etkisinde olan Minber gazetesi de dahil olmak üzere İstanbul basını mütarekeyi sevinçle karşıladı.

Mondros Mütarekesi gereğince İtilaf devletleri’ne güvenlikleri gereği istedikleri yerleri işgal etme yetkisi tanınıyordu. 30 Ekim 1918′de Mondros Mütarekesi imzalandığında Musul ve çevresi henüz Ali İhsan Sabis Paşa komutasındaki Türk birliklerinin idaresindeydi. Ateşkesten sonra İngilizler, Musul ve Zaho’daki sivil Hıristiyanların topluca öldürüldüğünü iddia ederek Türk birliklerinin Musul’u terk etmesini istediler. Ali İhsan Sabis Paşa, bu isteği reddetti ancak Suriye cephesinde Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Yıldırım Orduları grubunun Şam’dan sonra Halep’te de İngilizlere yenilipAdana’ya kadar çekilmesi neticesinde demiryolu ikmal hatlarının kesilmesi üzerine ve İstanbul hükümetinin de bu yolda emir vermesinden sonra Musul’u bırakıp Nusaybin’e kadar çekildi. İngiliz askerleri hiçbir direnişle karşılaşmadan Musul’a girdiler. İstanbul’dan benzer bir emir Mustafa Kemal Paşa’ya da Çukurova bölgesini terketmesi için gelmişse de Mustafa Kemal Paşa Adana’yı boşaltmamış ve Harbiye Nezaretiyle yaptığı telgraflaşmalarda emrin kanunsuz olduğunu söyleyerek emre direnmişti. Harbiye nezareti, kendisini görevden alıp karargaha çağırdığında ordunun bir kısım silahlarını halka dağıtarak düşman eline geçmesine mani olmuştu. Bazı silahlar ise, Anadolu’da bir düşman direnişinde kullanılmak üzere Teşkilat-ı Mahsusa elemanları tarafından daha güvenli olan doğu cephesine taşınmıştı. Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’a dönmesinden sonra Ali Fuat Paşa, emrindeki 20. kolorduyu teçhizatıyla birlikte önce Konya’ya sonra da Ankara’ya getirerek İstiklal Savaşı hazırlıklarına başladı. Bu sırada Kâzım Karabekir Paşa da emrindeki 15. kolordu’yu terhis etmemiş ve Erzurum’da savaşa hazır tutmaktaydı.

İstanbul işgali, Kasım 1918

6 Kasım’da Boğazlar silahsızlandırıldı. 7 Kasımda işgal güçleri Çanakkale’den geçti. 13 Kasım 1918′de Osmanlı’nın başkenti İstanbul’a müttefik askerleri geldi. 23 Kasım 1918de Ahmet İzzet Paşa yeni hükümeti kurdu. 9 Şubat’ta Hadisat gazetesinde Süleyman Nazif ‘Kara Gün’ başlıklı bir yazı yazdı. Türk milletinin böyle bir işgali yaşamadığını ve bunu kaldıramayacağını söyledi. İtilaf devletleri Türk halkının tepkisini çekmemek ve işgalin haklılığını kanıtlamak için işgalin geçici olduğunu amacının Padişahlığı, halifeliği, azınlıkları korumak olduğu. Padişahlık makamının kaldırılmadığını ve İstanbul’dan verilecek kararların geçerli olduğunu ilan etti.

İstanbul sularına ellibeş parçalık donanma demirledi ve 3000 civarında asker karaya çıkarılarak işgal hızlandırıldı.

Çoğunluğu İngilizlerden oluşan bir subay grubu ve asker grubu meclisi bastı ve kapattı. Böylece TBMM açılana kadar halkın sesi kesildi. Milliyetçi ve milli mücadelenin devamını sağlamak amacını güden milletvekillerini Malta’ya sürgüne gönderdiler. Bu vekillerin bir kısmı 1921′de bir kısmı da 1922-1923 arasında Anadolu’ya döndüler.

Kuvay-i Milliye

İttihat ve Terakki yönetiminin, gizli bir teşkilat olan Teşkilat-ı Mahsusa vasıtasıyla Anadolu ve Rumeli’de savaş sonrası bir direniş hareketi örgütlediği anlaşıldı. Direnişin amacı, doğu illerinin Ermenilere, Ege bölgesinde bazı yerlerin Yunanlılara ve Adana yöresinin Fransa kontrolündeki Suriye’ye verilmesini öngören girişimlere karşı mücadele etmekti. Yanı sıra, savaş yıllarında çeşitli yöntemlerle önemli servete ve yerel iktidara kavuşan İttihat ve Terakki yanlısı zümrelerin konumlarının korunması, savaş sırasında sürülen gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarının geri dönmesinin önlenmesi, bundan dolayı çıkabilecek karışıklıklar nedeniyle müttefik devletlerin olası müdahalesine karşı konulması amaçlanmaktaydı.

1919 başlarından itibaren Kuvay-i Milliye (milli kuvvetler) adıyla silahlanan bazı gruplar, Ege ve Karadeniz bölgesinde Rumlara, Güneydoğu’da ise Ermenilere karşı çatışmalara girdiler. Bu grupların çoğu 50 ila 200 kişilik düzensiz kuvvetlerden oluşmakta ve Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olduğu bilinen kişilerce yönetilmekteydi.

1919 Şubat ayında Müttefik İşgal Kuvvetleri Yüksek Komutanı Edmund Allenby, Anadolu’da asayişi sağlamak ve henüz teslim olmamış olan Ali Fuat Paşa komutasında Ankara’daki 20. ve Kâzım Karabekir Paşa komutasında Erzurum’daki 15. kolorduların teslim olmalarına ikna edilmeleri amacıyla, İngiliz ordusunun Suriye cephesinde Türk kuvvetlerini kısa sürede nasıl yendiğini bilen üst düzey bir Türk komutanının özel yetkilerle donatılarak Anadolu’ya gönderilmesini önerdi. 15 Mayıs 1919′da “Anafartalar Kahramanı” ve “Yaver-i Fahri Hazret-i Şehriyari (Padişahın Onursal Yaveri)” Mirliva Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu komutanı ve Anadolu Genel Müfettişi sıfatıyla, padişah VI. Mehmet Vahdettin tarafından Anadolu’ya gönderildi.

İzmir işgali, Mayıs 1919

İzmir’in işgali düşüncesi 1919′un Şubat ortalarında Yunanistan başbakanı Venizelos’un önerisiyle, İngiltere başbakanı Lloyd George tarafından ortaya atıldı. İzmir’in İşgali, I. Dünya Savaşı sonrasında Paris’te toplanan uluslararası barış konferansının kararıyla ortaya çıktı. ABD başkanı Wilson bu öneriye önce kesinlikle karşı çıktı, ancak 25 Mart olayında daha esnek bir tavrı benimsedi. 7 Mayıs ta İngiltere, ABD ve Fransa, Yunan donanmasının İzmire gönderilmesinde mutabık kaldılar.

İzmir’in işgali kansız başladı. Hatta İzmir’in işgalini 1 gün önceden bildiğinden İzmirdeki Osmanlı Ordusuna karşılık vermemesini emretmiştir. Böylece İzmir’deki Osmanlı Ordusu hareketsiz kaldı ve Yunanlılara teslim oldu.

İşgal günü Yunan ordusunun en yaman birlikleri olan evzon askerleri şehirde zafer turu attılar. Bu zafer turu sırasında Türk subayları sahil şeridine dizdiler. Aziz Nesin bu olayı daha sonra araştırmalarına dayanarak kitabında anlatacaktı: Bir Türk Subayı Evzon askerinin “Zito Venizelos” diye bağırmasını istediği halde yapmadığı için öldürüldü. Evzon askerleri şehri her gezdiklerinde ve subaya geri döndüklerinde bir kez süngüleniyordu. Bu Türk Subayı 22 kez süngülendi ve şehit oldu. Yunanlılar daha ilk gün birçok Türk asker ve vatandaşı öldürdü. Böylece işgal daha ilk günde 400 kişiye mâl oldu.

İşgal başladığı sıralarda, bu görüntüye daha fazla tahammül edemeyen gazeteci Hasan Tahsin, silahını çekip ateşleyerek en öndeki Yunan bayraktarını başından vurmuştur. Bu hareket, Kurtuluş Savaşı’nı başlatan ilk kurşun olarak kabul edilir

İzmir’in işgali ile Türk halkında var olan fakat yetersiz komutanlar yüzünden kullanılamayan mücadele yeteneği tekrar uyandı ve İzmir’deki bir kısım asker istifa ederek Milli Mücadele’ye katıldı. Aynı zamanda İzmir’de kalan Türkler de işgalin getirdiği huzursuzluğa dayanamadı ve Anadolu’ya göç etti. Kalmakta ısrar eden Türk ailelerse Yunan askerinin tavırlarına ve yaptıkları eziyetlere daha fazla dayanamayıp Anadolu’daki milli mücadeleye destek vermek amaçlı olarak göç ettiler.

“Türk asker ve subayları d ipçiklenerek, süngülenerek öldürülüyor, üzerlerindeki kıymetli eşyalar zorla alınıyordu. İşgale karşı boyun eğmiş bulunan Ali Nadir Paşa yerde sürüklenerek tekmeleniyordu. Türk subayları “Zito Venizelos” diye bağırmaya zorlanıyor, ağır hakaretlere uğruyorlardı. Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu. Reddedenlerden Albay Fethi Bey de süngülenerek şehit edildi. Şehrin diğer yerlerinde de olaylar, yağma, öldürme ve tecavüz olayları başladı. Türkler’e ait evler ve işyerleri Rumlar tarafından yağmalanıyor, canını, malını, namusunu korumak isteyen Türkler öldürülüyordu. Bütün bu olaylar “uygar ulusların temsilcilerinin” gözleri önünde, “uygar devletlerin” izniyle yapılıyordu. Lord Curzon’un 18 Nisan 1919 tarihli bildirisinde “Selanik kapılarının 5 mil dışında asayişi sağlayamayan Yunanistan’ın Aydın Vilayeti’nde (İzmir o tarihte Aydın Vilayeti içinde idi.) barış ve güvenlik sağlamakla görevlendirilmesini” uygun görmediğini açıkladığı Yunanlılar ilk gün 400 Türk öldürmüşlerdi. Çevre köy ve kazalardaki olaylarla bir iki gün içinde 5.000 kadar Türk öldürüldü.”

İzmir kenti ile birlikte Ayvalık, iki kent arasındaki sahil şeridi, Çeşme yarımadası ve Belkahve’ye kadar İzmir’in hinterlandı da işgal edilmiştir. 23 Nisan 1920′de Ankara’da TBMM’nin açılmasından sonra Yunan ordusu İzmir’den harekete geçerek, Sevr Antlaşması ile İtalyan bölgesi olarak kabul edilen Manisa, Uşak, Denizli, Balıkesir, Bursa şehirlerini de işgal etmiştir. Bu sebeple Yunanistan ile arasında ihtilaf çıkan İtalya ise bu işgalden sonra Kurtuluş Savaşı müddetince Ankara hükümetini desteklemiş ve askeri yardım da yapmıştır.

Sponsorlu Bağlantılar
Aramalar: mustafa kemal atatürk sakarya savaşında neler yaptı atatürkün kurtuluş savaşında kaldığı evler atatürkün kurtuluş savaşında yaptığı çalışmalar ATATAÜRK EKİM AYINDA NELER YAPMIŞTIR mustafa Kemal kurtuluş savaşının sesini duyurmak için ne yapmıştır
Etiketler:atatürkün kurtuluş savaşında yaptıkları atatürkün yaptıkları atatürk kurtuluş savaşında neler yaptı kurtulus savasinda ataturk ne yapmis atatürk kurtuluş savaşında neler yapmıştır kurtuluş savaşında atatürk neler yaptı atatürk ün kurtulus sava ülkemizin kurtuluşu sırasındaki aşamalar sırasıyla nelerdir www.meb. gov. tr kurtuluş savaşı hakkında bilgi atatürkün kurtuluş savaşındaki yaptıkları atatürk kurtuluş savaşında yaptıkları atatürkün kurtuluş savaşında ne yaptı atatürk kurtuluş savaşında neler yapmış tbmm kurtuluş savaşında ne yapmıştır atatürk ün kurtuluş savaşında yaptıkları kurtuluş savaşı sırasında atatürkün yaptıkları kurtuluş savaşı sırasında ve sonrası yaptıkları ataturkun yaptiklari ülkemizin kurtuluşu sırasındaki aşamalar nelerdir sırasıyla atatürkün savaşta yaptıkları
Mustafa Kemal Atatürk: Mustafa Kemal Atatürk (Nüfus kâğıdında Kamâl Atatürk) (d. 1881, Selânik – ö. 10 Kasım 1938, İstanbul), Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı olan Türk siyasetçi ve devlet adamı.
Atatürk Devrimleri: Atatürk Devrimleri ya da Atatürk İnkılapları (Kemalist Devrim, Türk Devrimi, Atatürk Reformları, Türkiye Cumhuriyeti Devrimi, Atatürk İhtilali vb.
Mustafa Kemal Atatürk kronolojisi: * 1881 Selanik'te doğdu.
Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabesi: Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabesi (Ey Türk Gençliği) Mustafa Kemal Atatürk tarafından 20 Ekim 1927 tarihinde Nutuk'un sonunda Türk Gençliği'ne yönelik yaptığı konuşmadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir