Ay Olmasa Ne Olurdu

ama ayak belki bu denizler gibi hali istanbul kara madde mevsimler nda olay pek ya yok Ay Olmasa Ne Olurdu Ay Olmasaydı Neler Olurdu ay olmasaydı ne olurdu ay olmasa ne olurdu ay olma..

Ay Olmasaydı Neler Olurdu…..

Güneş sistemimiz oluşurken koşullar çok az farklı olsaydı, bizler için her şey değişik olabilirdi. Dünyanın madde dağılımı, büyüklüğü, enerjisi, dönme ekseni açısı, atmosfer ve mevsimler çok farklı olabilirdi. Dünyamızda hayat belki yine gerçekleşebilirdi ama farklı şekilde. Bu hali ile sanki her şey, en ince detayına kadar insan için özel olarak hazırlanmış gibidir.

Peki bu oluşum içinde ayın görevi nedir? Nasıl oluştuğu ve dünyanın yörüngesine nasıl girdiği hala büyük bir sır olan Ay’ın bu mükemmel düzen içindeki yeri nedir? Yaşamın oluşmasına ne katkısı vardır? Ay olmasaydı ne olurdu?

Dünyadaki yaşam koşulları bakımından Ay’dan kaynaklanan hiç bir olumsuz etken yoktur. Yani Ay’ın varlığının hiç bir zararı yoktur. Ya yararı?

Ay’ın dünya üzerindeki en büyük etkisi, çekim gücü nedeniyle onun kendi etrafındaki dönüş hızını yavaşlatıp, bildiğimiz günlük periyoduna getirmesidir. Ay’ın olmaması dünyanın dönüş hızının artmasına, yaklaşık 15 saatlik bir gün süresinin oluşmasına sebep olacak, günler kısalacak, canlılardaki biyolojik saat alt üst olacak, yaşam biçimleri ve yapıları farklılaşabilecek, buna ayak uyduramayanlar yok olacak, fırtına, kasırga gibi atmosferik olaylar çok şiddetlenecekti.

Neyi değiştireceği bilinmez ama Ay’ın yokluğunda artık Ay ve Güneş tutulmaları da olmazdı. Dünya üzerindeki gel-git olaylarının yüzde 70′i Ay’dan, diğer yüzde 30′u ise Güneş ve gezegenlerden kaynaklandığı için Ay olmayınca, gel-git olayları da yüzde 70 azalırdı.

Denizlerdeki gel-git olayı en çok Kanada’da Fundy körfezinde meydana gelir. Bu sırada deniz 15,4 metre yükselir. Bu olay Manş sahillerinde 11,5 metre, Çanakkale Boğazı’nda 5-6 santimetre olup İstanbul Boğazı’nda pek hissedilmez. Ay’ın etkisiyle yalnız denizler değil karalar da hareketlenir. Kara parçalarında saptanan en büyük yükselme ise 50 santimetredir.

Astronomik gözlemlerde nasıl atmosferimiz iyi görüş almamıza mani teşkil ediyorsa Ay’ın ışığı da öyledir. Öyleyse Ay’ın olmaması bu konuda faydalı olacaktı. Dünya’nın yörünge hareketindeki Ay’dan kaynaklanan küçük salınım hareketleri yavaş yavaş ortadan kalkacak ama dünyanın dönme ekseni bundan pek etkilenmeyecekti.

Ay uzay boşluğunda başıboş gezen göktaşlarına karşı bir kalkan görevi yaptığından, yokluğunda dünya yüzeyine daha fazla göktaşı düşebilecekti.

Ay olmayınca etkinliklerini geceleri Ay ışığında sürdürebilen bir çok canlı türü de bunu yapamayacaklardı. Ay olmasaydı insanların dolunaydan etkilenmesi ve kurt adam hikayeleri de ortadan kalkacak ama en önemlisi romantik çiftlerin el ele tutuşup seyrettikleri, gökyüzündeki o muhteşem manzara olmayacaktı.

Ay Olmasaydı Ne Olurdu?

Ay olmasaydı ne olurdu?

AY’IN ÖZELLİKLERİ
Kütle (kg)7.349e+22Ekvator Çapı (km)1,737.4 Ortalama Yoğunluk (gm/cm3)3.34Dünya’dan otalama uzaklığı (km)384,400 Kendi etrafında dönüş süresi (gün)27.32166Dünya etrafında dönüş süresi (gün)27.32166Ortalama Ay günü29.53059Yüzeyden kaçış hızı (km/saniye)1.03 Orbital eccentricity0.0549Eksen eğimi (derece)1.5424 Orbital inclination (derece)5.1454Ekvatordaki yerçekimi (m/sec2)1.62 Ekvatordaki kaçış hızı (km/sn) 2.38Albedo0.12 Magnitude (Vo)-12.74 Yüzeydeki ortalama sıcaklık (gündüz)107°C Yüzeydeki ortalama sıcaklık (gece)-153°C Yüzeydeki en fazla sıcaklık123°CYüzeydeki en düşük sıcaklık -233°C

.: Ay olmasaydı ne olurdu?
Dünya bugünkü gibi olmazdı. Hayat bile olmazdı. Ay olmasa idi günler daha kısa olurdu. Şiddetli fırtınalar ve kasırgaların hiç kesilmediği bir dünya olurdu. Atmosfer bugünkü gibi olmazdı. Daha kalın bir atmosfere sahip olurduk. Ay olmasaydı, gel-git olayları %70 oranında azalırdı. Ay ışığında etkinliğini sürdüren canlılar gelişmezdi ve mevsimler olmazdı. Gel-gitler olamayacağı için Dünya’da yaşam oluşmazdı. Sadece Güneş’in varlığı ile olan mevsimler, rüzgarlar ve yağmurların var olduğu bitkilerden ibaret boş bir gezegen olurdu Dünya. Ay’ın varlığı dünyadaki yaşamı açıklıyor. Kadınların menstürasyonun 28 günlük bir periyotta olması da Ay’ın varlığı ile ilgilidir. Ayrıca, Dünya’nın Güneş etrafındaki yörüngesinden 5 derecelik bir yörünge eğikliğiyle Dünya’nın etrafında döner. Ay, çekim gücüyle okyanusları kabartarak gel-gitleri oluştururken, sürtünmeden dolayı dünyanın kendi etrafındaki dönüşü yavaşlamaktadır. Yani, günler uzamaktadır. Ay ayrıca her geçen gün, dünyadan uzaklaşmaktadır. Dünyanın çekiminden tamamen kurtulup uzayda serbestçe dolaşmaya başladığında, dünya 23,5 derecelik açısını kaybedip bir aşağı bir yukarı dengesiz bir şekilde dönecek, bugünkü bildiğimiz mevsim anlayışı değişecektir. 3-4 ay süren kutup soğukları, yerini 7-8 aylık çöl sıcaklarına bırakacak. Bu ekstrem şartlar tüm dünyada fotosentez yapan canlıları öldürecek, dolayısıyla dünyada bir süre sonra hiç bitki, ağaç kalmayacak, tüm yeşilliğimizi kaybetmiş olacağız. Ay’ın yokluğu dünyadaki yaşam için ölümdür. Bilimadamları denizlerden topladıkları mercanları keserek, içlerindeki halkalara bakarak mercanın yaşını tespit etmektedirler. Brain coral denen mercan türünde en bariz olarak gözlenen bu olay, tıpkı bir ağacın yaş halkalarına bakmak gibidir. Katmanların sayısı mercanın yaşını, kalınlığı ise bir günün uzunluğunu 24 saati verir. 400 milyon yıl yaşındaki mercan fosilleri kesilip bakıldığında yaş halkalarının kalınlıklarından bir günün 28 saat olduğu görülmüştür. Bugün, bir gün 24 saattir ve Ay dünyayı yavaşlatarak günleri uzatmaktadır. Demek ki, dünya günleri bir süre sonra, Ay iyice uzaklaştığında, yine eskisi gibi 28 saat olacaktır.

Olsaydı Ve Olmasaydı Ne Olurdu….

Bu oyun hem olumlu hem olumsuz.Lütfen siyasal içerik kullanmayalım birbirmizi kırmayalım

Olsaydı Ve Olmasaydı Ne Olurdu….

Kanın Pıhtılaşmasındaki Mucize Pıhtılaşma sistemi olmasaydı ne olurdu? Hemofili denilen hastalık ortaya çıkar ve en ufak bir kanama durdurulamaz ve kan kaybından ölürdük. Peki, yara olmadan kan damarda birdenbire pıhtılaşsaydı ne olurdu? O zaman da hayati organlara giden yollarda tıkanma olur ve yine hayatımızı kaybederdik.

Pıhtılaşma sistemi olmasaydı ne olurdu? Hemofili denilen hastalık ortaya çıkar ve en ufak bir kanama durdurulamaz ve kan kaybından ölürdük. Peki, yara olmadan kan damarda birdenbire pıhtılaşsaydı ne olurdu? O zaman da hayati organlara giden yollarda tıkanma olur ve yine hayatımızı kaybederdik.

İnsan bedeninin hemen her bölümüne milyonlarca borudan oluşan bir tesisat -damarlar- döşenmiştir. Bu boru tesisatının içinde hiç durmaksızın akan bir kan nehri vardır. Zaman zaman insan bedeninde meydana gelen küçük bir çizik veya kesik sonucunda, derinin hemen altında bulunan bu boruların içinde akan kan dışarı sızar. Normal şartlarda olması gereken, vücuttaki bütün kanın -tıpkı dibinde delik açılmış bir su şişesi gibi- bu delikten dışarı akması ve küçük bir çiziğin bile insanı kan kaybından öldürmesidir. Ancak böyle bir durum hastalık halleri hariç- hiçbir zaman yaşanmaz. Söz konusu deliğin etrafında kan pıhtılaşmaya başlar ve deliği adeta bir tıpa gibi tıkar. Bu durum, dibi delinen bir şişenin içindeki suyun, dışarı akmamak için deliği onarmasına ve sertleşerek deliği tıkamasına benzer.

Bu, kuşkusuz büyük bir mucizedir. Kanın bu özelliği dünyadaki her insanın hayatının kurtulmasına vesile olmaktadır. Aksi takdirde çok küçük bir yara bile insanların ölümüne neden olacaktır. Peki, bu büyük mucize nasıl gerçekleşir? Kan nasıl pıhtılaşır? Bu sorunun cevabı incelendiğinde çok açık bir yaratılış mucizesi ortaya çıkar.

Kan Hücrelerinin Görev Bilinci

Pıhtılaşma olayı, tıpkı otoyolda meydana gelen bir kazaya acil çağrılarla yetişen devriye ve ambulansların ilk yardımlarını anımsatan bir olaydır. Vücudun herhangi bir bölgesinde bir kanama olduğunda, ilk yardım trombosit adı verilen kan plakçıklarından gelir. “Von Willebrand” isminde bir protein ise, kaza yerini işaret ederek yardım isteyen bir trafik polisi gibi, trombositleri gördüğünde önlerini keser ve olay yerinde durmalarını sağlar.

Olay yerine gelen ilk trombosit, tıpkı telsizle yardım ister gibi, özel bir madde salgılayarak, diğer ekipleri olay yerine çağırır. Dikkat edilirse gözle görülemeyen bir hücre ortada bir problem olduğunu anlamakta ve diğer mekanizmalarla haberleşebilmektedir. Diğer ekipler kendilerine gelen mesajı anlamakta ve kendilerinden isteneni yapmaktadırlar.

Pıhtının Oluşması

Bu arada, vücutta yer alan 20′ye yakın enzim bir araya gelerek yaranın üzerinde trombin adında bir protein üretmeye başlar. Bu enzimlerden tek bir tanesinin olmaması sistemin işlememesi ve insanın hayatını kaybetmesi anlamına gelmektedir. Ancak herşey planlanmış ve sistem kusursuz bir şekilde kurulmuştur.

Trombin sadece açık yaranın olduğu yerde üretilir. Bu, olay yerinde bulunan ilk yardım ekibinin, hasta için gereken ilacı olay yerinde imal etmeleri gibi bir olaydır. Üstelik bu üretim tam ihtiyaç kadar olmalıdır. Ayrıca bu proteinin üretimi tam zamanında başlamalı ve tam zamanında durdurulmalıdır. Başlama ve durdurma emrini trombini üreten enzimler kendi aralarında verirler.

Yeteri kadar protein üretildikten sonra fibrinojen adında iplikçikler oluşturulur. Bu iplikçiklerin çok önemli bir görevi vardır: Kanın üzerinde bir ağ oluştururlar ve gelen trombositler bu ağa takılarak birikir. Bu birikim yoğunlaştığında ise kanın dışarı akışı durur. Yara tamamen iyileştiğinde ise kan pıhtısı yine benzer işlemlerle çözülür.

Şimdi biraz durup düşünelim: Burada bahsedilen enzimler, proteinler, cansız, şuursuz, kör atomların farklı şekillerde dizilmelerinden oluşmuş yapılardır. Bunların her biri, yaralanma olayının en başından beri bir görev üstlenerek, en acil şekilde akan kanı durdurmak için organize olurlar, ilaç üretir gibi gerekli proteinleri üretirler, yardım için diğerlerine haber gönderirler, diğerleri haberin mahiyetini anlayıp derhal olay yerine gelir ve her biri görevini eksiksizce yerine getirir.

Eğer bu hayati sistemde bir aksaklık olsaydı ne olurdu düşünelim: Yara olmadığı halde kan birdenbire pıhtılaşmaya başlasaydı ya da yaranın etrafında oluşan pıhtı bulunduğu yerden ayrılsaydı veya pıhtılaşmada rol alan proteinler arasındaki haberleşmede aksaklıklar olsaydı Bunlardan herhangi birinin olması durumunda kalp, akciğer veya beyin gibi hayati organlara giden yollarda tıkanma, kan kaybından ölme gibi durumlarla karşılaşırdık.

Kanın pıhtılaşması denince, sadece gözle görülür yaralardaki pıhtılaşma akla gelmemelidir. Bacağınızı masanın kenarına ya da salonun ortasındaki sehpaya çarptığınızda çok sayıda kılcal damarınız parçalanır. Bu durum iç kanamalara yol açar, ancak pıhtılaşma sistemi sayesinde kanama hemen durur ve arkasından tamir işlemi başlar.

Pıhtılaşma sistemi olmasaydı ne olurdu? Hemofili olarak nitelendirilen hastalık ortaya çıkardı. Hemofili rahatsızlığı olan kişilerin en ufak bir darbeden bile korunmaları gerekir. Çünkü özellikle hastalığın ileri aşamalarında çok ufak bir kanama bile durdurulamaz. Bu da hastanın kan kaybından ölümüne neden olur.

Böyle bir sistemin, canlı vücudunda tesadüfen oluşması kesinlikle imkansızdır. Her detayı ayrı bir plan ve hesap ürünü olan bu sistem, Allah’ın sonsuz ilminin, aklının ve gücünün göstergelerinden biridir. Bir Kuran ayetinde şöyle buyurulmaktadır:

“Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz?” (Nahl Suresi, 17) (makale harun yahya)

Kan Pıhtılaşma Sistemi Olmasaydı Ne Olurdu?

Etiketler:ay olmasaydı ne olurdu ay olmasa ne olurdu ay olmasaydı neler olurdu ay olmasaydı ne olurdu kısa bilgi ay olmasa ne olur ay olmasaydi ne olurdu ae olmasaydı ne olurdu ay olmasa idi ne olurdu dünya güneş ve ay olmasaydı neler olurdu dünyada ay olmasaydı neler olurdu güneş ve ay olmasaydı ne olurdu ay olmasa ne olurdu kısa ay olmasaydı nolurdu ayın hareketleri olmasaydı ne olurdu ay olmasaydı ne olurdu kısa ay olmasa ne olurdu madde madde dünya güneşe ay kadar yaklaşık olsaydı ne olurdu ay yada güneş olmasa ne olurdu ay olmasaydı dünya nasıl değişikler olurdu ay olmasaydı neler olurdu madde madde

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir