Bacaklarda Morarma Neden Olur

hipertansiyon plak renk serum uzun ya Bacaklarda Morarma Neden Olur Ayakta Morarma bacaklarda morarma neyin belirtisidir bacaklarda m..

Bacak Damarlarınız Tıkanırsa…

Halk arasında damar sertliği olarak bilinen atheresclerozis yavaş gelişen damar tıkanıklıklarının en önemli nedenidir.

Tüm vücudumuzda olduğu gibi, bacaklarımızdaki dolaşım sistemi de kalpten pompalanan kanımızı dokulara taşıyan atardamarlar ve lenf damarlarından oluşur. Bu sistemin herhangi bir noktasında meydana gelebilecek bir bozukluk, dolaşımın aksamasına, dokuların yeterince oksijenlenememe-sine ve buna bağlı oluşan çeşitli ikincil sorunlara yol açar.

Atardamar tıkanıklıkları:
Akut (ani gelişen) ya da kronik tıkanıklıkları şeklinde sınıflandırılabilir. Akut damar tıkanıklığının en önemli sebebi, bozuk organlarda en sıklıkla bozuk kese kapakçıkları üzerinde oluşan pıhtıların kopup tıkanıklık oluşan bölgedeki damarı tıkamasıdır. Bu durumda tıkanan damarın olduğu bölgenin aşağısında dolaşım aksar. Saatler içerisinde şiddetli ağrı, ayakta bacakta soğuma, renk değişikliği (morarma) ortaya çıkar. Bu durum acil cerrahi müdahale gerektirir.

Ameliyatla damar içindeki pıhtı özel bir kateter yardımıyla temizlenir. Bu müdahalede geciki-lirse dokularda geri dönüşümsüz hasar ortaya çıkar.

Kronik tıkanıklıklar:
Halk arasında damar sertliği olarak bilinen atheresclerozis yavaş gelişen damar tıkanıklıklarının en önemli nedenidir. Nedenleri arasında yüksek serum, kolesterol düzeyleri, hipertansiyon, diyabet, sigara kullanımı, genetik faktörler sayılabilir. Atheresclerozis sonucunda damar duvarında bir plak oluşur. Ve zamanla büyüyerek kan akımını engellemeye başlar. Hafif tıkanıklıkta uzun zaman yürüme sonrası bacakta ağrı, uyuşukluk, güçsüzlük gibi belirtiler oluşur. Tıkanıklık derecesi arttıkça daha aç mesafelerde yürümekle ağrı oluşur. Hastalığın ileri aşamalarında dinlenir ağrısı ortaya çıkar. Beslenemeyen kanlanması bozulmuş dokularda yaralar oluşmaya başlar. Erken dönemde başvuran hastalarda, ilaç tedavileri verilirken hastalığın ileri aşamaları cerrahi tedavi gerektirir. Kronik atardamar tıkanıklarının bir başka yaygın formu Buerger hastalığıdır. Sıklıkla sigara içicisi genç erkek hastalarda bacaklardaki küçükatar damarları ve çoğunlukla birlikte küçük toplardamar ve sinir kılıflarını da tutan bir hastalıktır. Yürümekle bacak ağrısı, bacakta soğuk duyarlılığı, tekrarlayan yüzeysel damar iltihabı atakları gibi belirtileri vardır. Erken dönemde sigaranın bırakılması ile hastalığın şiddetlenmesi büyük ölçüde engellenebilir. Ancak sıklıkla cerrahi müdahale gerektirir.

Toplardamar tıkanıklıkları:

Bacaklardaki derin toplardamarların tıkanmasına derin ven trombozu (DVT) denilmektedir. DVT sıklıkla uzun süreli yatak istirahatı sonrası ortaya çıkar. Bunun dışında DVT oluşturabilecek nedenleri şöyle sıralayabiliriz:

• Büyük ameliyatlar sonrası

• Yaralanmalar (özellikle bacak ve kalça kırığı)

• Uzun süreli yolculuklar

• Damar içine takılı cihazların varlığı

• Kan pıhtılaşma hastalıkları

• kanser ve kanser tedavisi Gebelik dönemi (hormonal değişikliklere bağlı)

• Östrojen içeren doğum kontrol hapı gibi ilaçların kullanılması

DVT’de oluşan pıhtı damar içerisinde kan akımını engeller. Akut DVT gelişen bacakta ani oluşan ağrı, diğer bacağa göre çapta artma, bazen ısı artımı, renk değişikliği oluşur. Akut DVT tedavisi pıhtı çözücü ve stalize edici ilaçlarla bacaklara basınç uygulayan çaplarda yapılır. Bacakta yürümekle ortaya çıkan ağrı, ani oluşan şiddetli ağrı, renk değişikliği diğer tarafa göre çap ve ısı farkı, ayak parmaklarında iyileşmeyen yaralar gibi belirtiler görüldüğünde damar tıkanıklığı yönünde hasta tetkik edilmeli ve tedavisi planlanmalıdır.

Op. Dr. Nilgün Suer (Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı)

Birgün

Varis Problemi

Varis problemi olan kadınlar daha çok bacaklarının görünümünden şikayet ederek estetik kaygılar nedeniyle doktora başvuruyorlar. Oysa sağlık için varis problemini ihmal etmemek gerekiyor. Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ayfer Aydın, varis tedavisinde en etkili yol olarak tanımlanan “Lazerle varis tedavisi” hakkında bilgi verdi.

Varis nedir?
Kanın kalbe dönüşünü sağlayan toplardamarların genişlemesi olarak tanımlanan varis oldukça sık görülen bir şikayettir. Kanı kalbe geri taşıyan toplardamarlar kan akışının kalbe doğru tek yönlü olmasını sağlayan kapakçıklar içerirler. Toplardamarlarda oluşan tıkanıklıklar ve aşırı basınç bu kapakçıkların düzgün kapanmasını engelleyerek geriye doğru kaçaklara sebep olurlar. Sonuçta bacaklardaki yüzeysel toplardamarlar genişler, uzar ve büklümlü ve yeşil-mavi renkli bir görüntü ile varisler oluşur.

Varisli damar daha çok kimlerde görülür?
Erişkinlerin yüzde 20’sinde, 50 yaşını geçen kişilerin ise yüzde 50’sinde varis şikayetleri görülmektedir. Östrojen hormonu varis oluşumunu tetiklediği için kadınlarda daha çok rastlanan bir rahatsızlıktır. Bu sebeple doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha sık görülür. Gebelik de varis oluşumu için önemli bir etkendir. Genetik özellikler de her rahatsızlıkta olduğu gibi varis oluşumunda da önemli rol oynar.

Hastaların çoğu daha çok estetik kaygılar nedeniyle bize başvuruyor ancak bu bir kozmetik sorun değil, hastalıktır. Varisli damarlar tedavi edilmediği takdirde giderek daha ciddi dolaşım bozukluğuna dönüşecektir. Varis ilerledikçe bacaklarda ve ayaklarda ağrılara, yorgun bacaklara ve ilerlediğinde zor iyileşen yaralara sebep olabiliyor. Yakınma hissedildiği anda bir uzmana başvurmak gerekiyor. Aksi takdirde varisin tedavisi güçleşiyor.

Varis tedavisi nasıldır?
Varis tedavisinde şu an en etkili yöntem lazerdir.

Varis tedavisi konusunda varis çorabı halk arasında yaygın olarak kullanılır. Ancak varis çorabının tedavi edici özelliği yoktur, sadece ilerlemeyi durdurur. Kanın toplardamarlarda göllendiği damarlara yani varise etki etmez yalnızca kanın sağlıklı olan damardan kalbe dönüşünü artırarak dolaşımı düzenler ve hastalığın ilerlemesini durdurur.

Tedavide artık yaygın olarak lazer kullanılıyor, cerrahi yöntem de lazerle tedavi edilemeyen son aşamadaki vakalarda damarın çıkarılması şeklinde uygulanıyor. Lazer yöntemi herhangi bir enjeksiyon gerektirmediği için enfeksiyon riski, morarma ve ağrı şikayetleri olmuyor. Diğer tedavi yöntemlerinden farklı olarak ışık damarların içinden değil, cilt üzerinden uygulanıyor. Uygun dozda lazer ışığı, varisli damarın üzerinde gezdirilerek varis tedavi gerçekleştiriliyor. Uygun doz çok önemli olduğu için mutlaka uzmanına yaptırılması gerekiyor. Varis tedavisinde damarlar henüz ince kılcal damarlar halindeyken tedavi etmek en doğru olanıdır. Her hastalıkta olduğu gibi erken tanı ve tedavi bu rahatsızlıkta da büyük önem taşıyor.

Varis Tedavi edilmezse ne olur?
Bu bir dolaşım bozukluğudur, toplardamarlardan kalbe kanın dönüşü azalmıştır. Dolayısıyla orada temizlenemeyen kan vardır, o bölge oksijenlenmeyeceği için yaralar oluşur, ciddi ağrılar ortaya çıkar. Bacaklarda incelme, kırmızı- kahve renk değişiklikleri de görülebilir.

İşlem sonrası hastayı neler bekler?
2 bacağında yoğun varis görülen hastalar dahi bir öğlen arasında tedavi edilebilir. İşlem süresi yaklaşık 45 dakikadır. İşlem sonrasında hafif bir ağrı görülebilir, ağrı eşiği düşük hastalarda da ağrı kesici krem ya da ilaç verilerek toleransı yükseltilebilir.

Lazer uygulanan bölgelerde geçici bir kahverengileşme ya da morarma görülebilir. Tedavi tek seansta biter hasta daha sonra kontrol için çağırılır. Bacakların görünümü varis öncesi haline döner.

Kalp Yetmezliği

Kalp yetmezliği kalbin kanı pompalama yeteneğinin kaybolması yani dokulara yeterli kan ve oksijenin gitmemesi durumudur. Kendi basma özgül bir hastalık olmamakla birlikte, yaygın ve ciddi sorunlara yol açabileceği için önemlidir.Kalp yetmezliği kalbin yeterince çalışmaması anlamına gelir. Kalbin işlevsel yeteneklerinin azaldığı bazı kalp hastalıklarında kalp yeterli çalışabilmek için düzenleyici süreçler geliştirir. Bu durumda kalp yetmezliği engellenmiş olur. Örneğin taşikardi, yani kalbin dakikada atım sayısının hızlanması böyle bir süreçtir. Her kasılmada gerekli miktarda kanı vücuda pompalayamayan kalp, bu yetersizliği karşılamak için daha sık kasılır. Bir başka düzeltici süreç
de kalp karıncıklarının genişlemesidir. Böylelikle karıncıklardaki kan miktarı artar. Bu durumda, güçsüz kalmış olan kalbin, normal miktardaki kanı bile atmakta zorluk çekerken, daha çok kanı vücuda pompalamakta yetersiz kalacağı düşünülebilir. Oysa kalp kası liflerinin gerilmesi daha büyük bir güçle kasılmalarına yol açar. Başka bir deyişle kalp boşluklarının genişlemesi sonucunda gerilen kalp kası lifleri yüksek bir güçle kasılır. Ayrıca kalp boşluklarının genişlemesine her zaman aşın büyüme (hipertrofi) eşlik eder. Olağan koşullara göre daha çok güç harcaması gereken kas lifleri büyüyüp kalınlaşırlar; böylece kasılabilme yetenekleri önemli ölçüde artar. Kalp boşluklarının genişlemesi, bir açıdan kalbin yeterli çalışmasını sağlasa da, birçok sakıncayı da birlikte getirir.
ikincil önem taşıyan bir başka düzenleyici süreç ise, karaciğer ve dalak gibi organlarda depolanmış durumdaki kanın genel dolaşıma aktarılmasıdır. Dokulara az miktarda kan gelmesi durumunda, kılcal damar ağı bakımından zengin organlarda depolanmış kırmızı kan hücreleri genel dolaşıma aktarılır. Bu süreç de, sonuçta kalbin daha çok çalışmasına yol açar.

HASTALIĞIN BELİRTİLERİ

Tedavinin zamanında başlamasını sağlamak ve hastalığın ağırlaşmasını önlemek açısından başlangıç belirtilerim bilmek önemlidir.
Hastalık ani ve şiddetli bir güç harcandıktan sonra ortaya çıkabilir. Önceleri belirtisiz seyreden hastalık, şiddetli güç harcanması sonucunda dengelerin altüst olmasıyla belirti vermeye başlar. Ama genel olarak yavaş ilerleyen hastalığın önceleri hafif olan belirtileri giderek şiddetlenir. Sağlık durumu iyi olan bir kişi güç harcamayı gerektiren işleri başarıyla tamamlayamaz. Hastalar soğuk havada bir merdiven çıkarken ya da yokuş yukarı yürürken zorlanmaya başlarlar. Solunum zorlaşır ve hasta ya adımlarım yavaşlatmak ya da durmak zorunda kalır. Bu durum önceleri hastayı biraz şaşırtsa da, pek önem vermez, olayı bir anlık yorgunluğa bağlayarak geçiştirir. Bundan sonra, uyarıcı bir başka belirti ortaya çıkar: Yorucu bir günün sonunda ayak bileklerinde şişme (ödem) ortaya çıkar. Şişler hamur kıvamındadır ve sabah saatlerinde kaybolur. Nefes darlığı ve şişme önceleri hafiftir;
ileri dönemlerde ise çok şiddetli ve ağır bir tablonun gelişimine yol açarak kalp yetmezliğinin en önemli iki belirtisin! oluştururlar. Daha sonra tabloya eklenen morarma özellikle yüz, el ve ayakların kırmızı-mor bir renk almasına yol açar. Zamanında tedavi edilmezse belirtiler giderek şiddetlenir. Nefes darlığı artık basit hareketlerde de görülür;
ayaklardaki şişlikler giderek artar ve bacaktan yukarı doğru yayılır, morarma da iyice belirginleşir. Kalp yetersizliğinin en ileri aşamasında nefes darlığı dinlenme sırasında da görülür; şişme, bacakların dışındaki bölgelere de, örneğin kama, erkeklerde cinsel organlara ve hatta göğse yayılır; morarma ileri derecede yoğunlaşır.
Bu belirtilerle birlikte ikincil olarak, kalp astımı ya da akciğer ödemi (akciğerlerde sıvı birikimi) görülür. Ani gelişen bu durum boğulmaya benzer bir izlenim yaratan ciddi bir tablodur.
Belirtilerin nasıl ortaya çıktığım anlayabilmek için, yetersizlik halindeki kalp ve dolaşım sisteminin hangi koşullar altında bulunduğunu açıklamak gerekir. Kalp, içerdiği kanın tümünü pompalayamaz. Her kasılmada gerekenden daha az miktarda kanı damarlara vererek daha az enerji harcar. Sonuçta kanın dolaşma hızı giderek azalır ve morarma gelişir. Hastalığın ağırlığına göre, kalbin pompalayamadığı az ya da çok miktarda kanın karıncık içinde kalması sonucunda karıncık içi basınç artar. Bu basınçtan ötürü, dokulardan gelen toplardamar kanının sağ karıncığa, akciğer toplardamarından gelen kanın da sol karıncığa boşalması engellenir. Sonuçta büyük dolaşımın toplardamar sisteminde basınç artışı ve ödemler ortaya çıkar. Küçük dolaşımdaki basınç artışı ise akciğer ödemine ve nefes darlığına neden olur.

-Nefes Darlığı

Kalp yetmezliğinin hastalık tablosunu başlatan ilk belirti nefes darlığıdır. Hastanın kalp-dolaşım sistemindeki bozukluk açısından büyük önem taşır. Bazı olgularda ise oksijen azalması ve karbon dioksit artışının (çok ağır olgular dışında kan gazları değerleri normaldir) solunum merkezlerim uyarması da nefes darlığına yol açabilir.
Ama nefes darlığının temel nedeni, akciğerde kan göllenmesi, yani akciğer damarlarında aşın kan birikmesidir. Benzer bir durum olan, büyük dolaşımın toplardamar sistemindeki basınç artışı da, daha önce belirtildiği gibi, kalbe gelen bütün kanın vücuda pompalanamamasının sonucudur. Aynı süreç kanın küçük dolaşımdan kalbe gelmesini de engeller. Solunum sistemindeki gaz alışverişi ve akciğer hareketleri de önemli ölçüde engellenir; solunum güçleşir. Kalp hastaları akciğerdeki sıvı birikimim azaltmak için daha uygun bir duruş seçer, yan oturur ya da oturur bir konum alırlar (ortopneik durum). Ağır kalp yetmezliğinde hastalar, geceleri yatakta yatmak yerine koltukta oturmayı tercih ederler.

-Akciğer Ödemi

Akut sol karıncık yetmezliği nöbetidir. Kalp yetmezliği, hastalığın nedenine göre, karıncıklardan birinde ortaya çıkar. Kasılma yeteneğinin azalması öncelikle sol karıncığı ilgilendiriyorsa, kalbe toplardamarlar ile vücuttan önemli miktarda kan geldiğinden sağ karıncık bu kam akciğerlere yollamayı başarabilir, akciğer engelim aşan kan sol karıncığa ulaşabilir, ama sol karıncık bu kanın hepsini aorta pompalayamaz. Böylece sol karıncığın gerisinde yani akciğer ağacında kan göllenmeye başlar, yani akut akciğer ödemi (göllenmesi) gelişir.
Bu koşullarda kalp astımı adı verilen bir nefes darlığı nöbeti ortaya çıkar. Bu nöbet hemen durmazsa, aşırı miktarda kan birikiminden ve oksijen eksikliğinden ötürü çok büyük bir yük altında bulunan akciğer damarlarından açığa çıkan sıvı hava keseciklerim (alveol) doldurur ve kan ile hava arasındaki normal alışverişi önemli ölçüde bozar; böylece kanın oksijen içeriği daha da azalır. Bu duruma akciğer ödemi denir. Solunum giderek zorlaşır ve hastanın boğulmaya karşı verdiği korku dolu bir mücadeleye dönüşür.
Vücut yatar durumdayken toplardamarlardan kalbe dönen kan miktarı arttığından, nefes darlığı nöbetleri daha çok geceleri görülür. Aynı koşullarda vücudun alt bölümüne giden kan miktarı da azalır ve hasta bu durumu gidermek için oturur vaziyet alarak ayaklarını yatağın kenarından sarkıtır. Nöbet oldukça ağır seyretmekle birlikte, uygun ilaçlarla denetlenebilir niteliktedir. Altta yatan kalp yetmezliği ne kadar hafifse tablonun düzeltilmesi de o ölçüde kolaydır. Belirtiler olguların çoğunda kısa sürede düzelir ama hasta bitkin düşer.

HASTALIĞIN NEDENLERİ

Daha önce belirtildiği gibi kalp yetmezliği, kalbi olumsuz etkileyen çeşitli hastalıklar sonucunda gelişmektedir. Bunların en önemlileri doğrudan kalbi ilgilendiren mitral kapak (sol kulakçık ile sol karıncık arasındaki kapak) yetmezliği ve darlığı ile aortun (daha doğrusu aortun yarımay kapağının) yetmezliği ve darlığıdır. Bu kapak bozukluklarının nedeni genellikle frengi ya da başka enfeksiyon hastalıkları, özellikle de akut romatizmal ateştir. Uygulanacak tedavinin amacı kalp yetmezliğim yenmektir.
Günümüzde önlenmesi oldukça zor olan bir rahatsızlık da vücudun bütünü-nü etkileyen damar sertliğidir. Bu hastalık atardamar duvarlarının sertleşmesi-ne, damarların esnekliklerinin azalma-sına yol açar. Kalbin bu sert damarlara kanı pompalaması güçleşir. Ama damar sertliğinin en önemli etkisi kalp kasım besleyen atardamarların (kroner atardamarlar) etkilenmesiyle kalbin kan akımının ve kalbe gelen oksijen miktarının azalmasıdır.
Kalp kası iltihapları ve tiroit bezinin aşın hormon salgılaması da (hipertiroidizm) belli oranlarda kalp yetmezliğine yol açan hastalıklardır.

HASTALIĞIN TEDAVİSİ

Kalp yetmezliği olgularında kullanılan oldukça etkili ilaçlar vardır. Bu ilaçlar birçok insanın yaşamım kurtarmıştır. Bunların en önemlisi dijitaldir.
Kalp yetmezliği hastaları için beslenmenin büyük önemi vardır. Öncelikle alınan besin miktarı az olmalıdır. Hekimler ilk günlerde daha çok şekerli su, portakal suyu, açık çay, sebze sulan gibi sulu besinler önerir. Alınan besinler daha sonra aşamalı olarak artırılır ve günlük besinler birkaç öğüne bölünerek verilir. Sindirim işlevi, kalbin yükünü önemli ölçüde artırdığından besinlerin iyice çiğnenerek ve az miktarda alınma-sı gerekir. Öncelikle yağlar önemli ölçüde kısıtlanmalıdır ve hekim gerekli görürse ödemli olgularda tuz sınırlama-sı uygulanır. Beslenmede tuz sınırlama-sı uygulandığında idrarla atılan su miktarı artar, ödemler kaybolur ve kalbin yükü azalır. Kalp kası dokusunun oksijenlenmesini engelleyen sigara bütünüyle kesilmelidir; kahveye izin verilebilir.
Hekimin önerilerin! düzenli olarak uygulayan ve ilaçlanm alan bir hasta başanyia tedavi edilebilir. Tedavi başa-nlı da olsa, kalpte hastalık olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla kalp yetmezliğim ağırlaştıracak ağır bedensel güç
harcamaktan kaçınmak gerekir. Gerekli önlemleri alan hasta uzun yıllar yaşayabilir.

Bacaklarda Morarma – Eritema Nodozum

Antijenik uyaranlara cevap olarak çok sayıda hassas nodüllerin oluştuğu ağrılı yangısal bir hastalıktır.

Klinik özellikler, Eritema Nodozum Nedenleri

Lezyonlar kırmızı renkte, kabarık ve çapları 1 ile 3 cm arasında değişebilir. Daha çok alt bacağın ön kısmında ve daha nadir olarak ön-kolda kümeler şeklinde görülür. Ayak bileğinde artralji ile birlikte halsizlik ve ateş de bulunabilir.

Lezyonlar 2-6 haftada iyileşir ve ezilmiş bir görünüm bırakır. Lezyonların atakları kümeler halinde birkaç ay sonra bile gelişebilir.

Etiyoloji ve Patoloji

Enfeksiyonlar, ilaçlar ve sistemik hastalıklar da dahil çok sayıda neden vardır. En önemlisi sarkoidoz ve pulmoner tüberküloz’dur. Bu hastalık, nadiren ülseratif kolit ve leprada da görülür. Hastaların %50′sinde neden bulunur.

Histolojik olarak, yağ lobülleri arasındaki fibroz septada gelişen yangılı ve kanamalı bir pannikülittir.

Eritema Nodozum Tedavisi

Tedavi olarak dinlenme tavsiye edilir ve hafif analjezik ve/veya antiinflamatuar ilaçlar verilebilir.

Annüler Eritemler

Eritemli halkalar şeklinde ortaya çıkan, genellikle gittikçe büyüyen ve sonra kaybolan çok sayıda hastalık var. Genelde önemi bilinmez ancak, eritema giratum repens olarak bilinen hastalık altta yatan bir iç organ tümörünü işaret eder. Bir diğeri eritema kronikum migrans olup, Lyme hastalığının belirtisidir.

Etiketler:bacaklarda morarma neyin belirtisidir bacaklarda morarma neden olur ayakta morarma bacakta damar tıkanıklığı bacak neden morarır ayaklarda morarma neden olur bacaklar neden morarır ani bacak ağrısı damar tıkanıkları ayaklar neden morarır ayakta morarmalar damar tikaniklari ayak morarmasının nedenleri ayak neden morarır bacak morarması nedenleri ayak morarması nedenleri bacakta morarma neden olur bacaklarda morarma neden oluşur ayak parmaklarında morarma nedenleri ayakta morarma nedenleri
Nedensellik: Nedensellik, genel olarak nedensellik ilkesi olarak bilinen ve olay ve olguların birbirine belirli bir şekilde bağlı olması, her şeyin bir nedeni olması ya da her şeyin bir nedene bağlanarak açıklanabilir olması ya da belli nedenlerin belirli sonuçları yaratacağı, aynı nedenlerin aynı koşullarda aynı sonuçları vereceği iddiasını içeren felsefe terimi.
Neden?: Neden?, Can Dündar'ın hazırlayıp sunduğu, Türkiye'deki ve dünyadaki güncel siyasi, sosyal ve ekonomik olayların uzmanlar, yazarlar, köşe yazarları, televizyoncular, gazeteciler, siyasetçiler, sivil toplum üyeleri tarafından ele alınıp tartışıldığı tartışma programıdır.
Neden (İbrahim Tatlıses albümü): Neden, İbrahim Tatlıses'in 2008 yılında piyasaya çıkmış olan albümüdür.
Neden ilişkili pazarlama: Neden İlişkili Pazarlama, pazarlamacıların markalarına daha fazla değer katmalarına olanak sağlayan ve markaların aynı zamanda toplumsal mesajlar (sorumluluklar) içermesine yol açan bir anlayıştır.

Yorumlar

  1. ayla der ki

    annem seker ve dıyalız hastası ayak parmakları morardı ve ayagında damar tıkanıklıgı var ayagı dızen asagı kesılcek dıyorlar sızınde yorumunuzu beklıyorum iyi gunler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir