Bebeklerde Boğaz Enfeksiyonu

Sponsorlu Bağlantılar
akut beslenme bilgi burun haldun kabul krup kulak otitis media sigara tablo uz Bebeklerde Boğaz Enfeksiyonu Bebeklerde Antibiyotik çocuklarda boğaz enfeksiyonu bebeklerde boğaz enfe..

Çocuğa Antibiyotik Verilmeli Mi?

Küçük çocuklarda hastaneye başvuruların yarısı Üst Solunum Yolları Enfeksiyonları(ÜSYE) nedeniyle olmaktadır. Okul öncesi dönemde her çocuk yılda yaklaşık 5-8 kez ÜSYE geçirmektedir. Etiler Memorial Polikliniği Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Uz. Dr. Haldun Şan “ Üst solunum yolu enfeksiyonları ve antibiyotik kullanımı” hakkında bilgi verdi.

Beslenme yetersizliği ve sigara dumanına dikkat!

Akut solunum yolu enfeksiyonları, alt ve üst solunum yolu enfeksiyonları olarak ikiye ayrılabilir. Gırtlak ve altındaki bölge alt solunum yolları olarak kabul edildiğinden, krup sendromları, akut bronşiyolit, akut bronşit ve zatürre akut alt solunum yolu enfeksiyonları olarak sayılabilir. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının (ÜSYE) %80-90′ında virüsler etkendir. Bakteriler ikincil enfeksiyon nedeni olarak klinik tabloyu değiştiren ve ağırlaştıran nedenlerdir. ÜSYE sıklığını artıran bazı etmenler vardır. Düşük sosyoekonomik durum (kalabalık nüfus, beslenme yetersizliği), sigara dumanına maruz kalma, doğuştan kalp ve akciğer hastalıkları ile immün(bağışıklık) yetmezlik bunlar arasında sayılabilir.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonları (ÜSYE)
Burun, yutak ve paranazal sinüsler üst solunum yolları olarak bilinir. Bu yüzden, üst solunum yolu enfeksiyonları denilince bu bölgeyi tutan nazofarenjit(soğuk algınlığı), faringotonsillit(bademcik iltihabı) ve sinüzit akla gelir. Çocukluk yaş grubunda bu enfeksiyonların seyrinde hiç de azımsanmayacak sıklıkta otitis media(orta kulak iltihabı) da görüldüğünden bu başlık altında değerlendirilir. ÜSYE anneden geçen antikorların kaybolması ile birlikte altı aylıktan büyük çocuklarda çok sık görülür.

Soğuk algınlığı, en sık görülen akut solunum yolu enfeksiyonudur
ÜSYE denilince akla gelen tablo soğuk algınlığıdır. Son zamanlardaki bilgiler, nezlenin sıklıkla sinüzit ile birlikte olduğunu göstermektedir. Çocuklar yılda genellikle beş ile sekiz kez (en sık iki yaşından önce) soğuk algınlığı geçirirler. Kreş ve okula giden çocuklarda daha sık görülür. Genellikle Eylül ayında görülmeye başlar ve Nisan ayı sonuna kadar devam eder. 200′den fazla virüs soğuk algınlığına neden olabilir. Bazen bakteriler de direkt olarak bu tabloyu oluşturabilirler. Aslında bakteriler bu bölgeye genellikle ikincil olarak yerleşirler ve orta kulak iltihabı, sinüzit, lenf bezi iltihabı ve zatürre gibi komplikasyonlara neden olabilirler. Burun akıntısı, boğaz ağrısı, ateş ve öksürük tipik tabloyu oluşturur. Hastalık; ateş, huzursuzluk ve hapşırma şeklinde başlar ve birkaç saat sonra burun akmaya başlar. Daha sonra genellikle burun tıkanıklığı olur. Küçük bebekler burun solunumu yaptıklarından burun tıkanıklığı nedeniyle beslenmeleri zorlaşır, hatta solunum sıkıntısı ortaya çıkabilir. Ateş birkaç saatte kaybolabilir ya da üç gün kadar da sürebilir. Büyüklerde ise ateş fazla yükselmez. İlk günden sonra burun akıntısı genellikle koyulaşır. Akut dönem 2-4 gün kadar sürer ve sonra belirtiler kaybolur. Eğer üç günden sonra ateş yine ortaya çıkmışsa orta kulak iltihabı gibi komplikasyonlar araştırılmalıdır.
Basit bir soğuk algınlığında hemen antibiyotiğe başvurmak doğru değil
Soğuk algınlığının özgün bir tedavisi yoktur. Hemen daima viral etkenlerce oluştuğundan hastalara antibiyotik vermeye gerek yoktur. Hemen antibiyotik başlamak ikincil bakteriyel enfeksiyonları önlemediği gibi bu bölgede dirençli bakterilerin yerleşmesine de neden olur. Soğuk algınlığında sıklıkla kalın, opak ya da renkli bir akıntı da bulunabilir. Bu tablo enfeksiyonun bakteriyel olduğunu göstermez. Bu nedenle, ancak 10 gün geçtiği halde kliniği düzelmeyen olgularda antibiyotik kullanılmalıdır. Tedavide, ateşi düşürmek ve huzursuzluğu azaltmak için ilaçlar ve burun tıkanıklığını gidermek için serum fizyolojik kullanılabilir. Burun damlaları beslenmeden 15- 20 dakika önce damlatılırsa beslenmeyi kolaylaştırır.

Aşırı antibiyotik kullanımına dikkat
Aslında “tarih tekerrürden ibarettir” sözünü doğrulayan yukarıdaki anonim söylem, antimikrobiyal ajanlara karşı direncin ne kadar hızlı geliştiğini gösteren güzel bir örnektir. Gelişigüzel antibiyotik kullanımı ve dünyanın hızla küreselleşmesine bağlı olarak, antibiyotiklere karşı hızlı bakteriyel direnç gelişmekte ve uzun araştırmalar sonucunda keşfedilen ilaçlar daha birkaç yıl geçmeden kullanılamaz hale gelmektedir. Antibiyotiklerin bilinçsiz olarak kullanımı ile birlikte, bazı ÜSYE etkenlerinin antibiyotiklere direnci de giderek artış göstermiştir. Ülkemizde, genellikle polikliniklerde hekim başına düşen hasta sayısının çok fazla olması (hastaya yeterince zaman ayrılamaması) ve laboratuvar olanaklarının yeterince kullanılamaması gibi nedenlerle, hekimler çoğu kez hastayı yeterince muayene etmeden belirtilere göre reçete yazmaktadırlar. Bu da yanlış tanı ve aşırı antibiyotik kullanımına neden olmaktadır. Hekimler, bazen “ya hasta iyileşmezse” endişesiyle o enfeksiyon için yeterli olabilecek dar spektrumlu antibiyotikler yerine, daha geniş spektrumlu antibiyotikleri tercih etmektedirler.

Antibiyotik tedavisinin yarım bırakmayın
Ayrıca, belirtilerin birkaç günde düzelmesi ile birlikte ilacın kesilmesi de bakteriyel direnç gelişmesine katkıda bulunmaktadır. ÜSYE’da (tabii ki diğer enfeksiyonlarda da) akılcı antibiyotik kullanımı ile direnç gelişimi azaltılabilir. Kreş çocukları üzerinde yapılan bir çalışmada, antibiyotik kullanımının azaltılması ile birlikte, dirençli bakteri sıklığı %53′ten %7′ye düşmüştür. Tüm bu nedenlerle, tıp fakültelerinde antibiyotik kullanımı konusunda öğrencilere daha fazla bilgi aktarılmalı ve birinci basamakta çalışan hekimlere belirli aralıklarla bu konularda hizmet içi eğitim verilmelidir. Böylece, hem gelişebilecek antibiyotik direnci önlenir, hem de ülke ekonomisi için önemli bir kazanç sağlanmış olur.

Boğaz ve bademcik iltihabı
Bu şikayetler KBB pratiğinde en sık görülen hastalıklardan biridir. En sık 4-7 yaşları arasında görülür. Bir yaş altında ise çok enderdir. Çoğunda etken viral olup, ancak %15′lik kısmını bakteriler oluşturur. Boğaz ve bademcik iltihabı ile birlikte; burun akıntısı, öksürük ve ses kısıklığı gibi belirtilerin olması genellikle etkenin viral olduğunu düşündürür. Ateş genellikle çok yüksek değildir ve genel durum çok bozulmaz. Buna karşın, bakteriyel etmenlerde genel durum daha bozuktur, ateş 40°C’ye kadar yükselebilir. Baş ağrısı, karın ağrısı ve kusma gibi belirtiler olabilir. Vücutta döküntüler izlenebilir. Boyunda ağrılı bezeler ele gelebilir.
Orta Kulak İltihabı
Çocukluk çağında en sık geçirilen hastalıklardan biridir. Üç yaşına kadar, çocukların yaklaşık %85′i bir kez, %50′si ise iki kez ya da daha fazla orta kulak iltihabı atağı geçirirler. En sık 6-36 aylık arasındaki çocuklarda görülür. Bir yaşından önce orta kulak iltihabı atağı geçirenlerde yineleme riski daha fazladır. Östaki tüpünün kısa olması nedeniyle burun ve boğaz akıntılarının ve bakterilerin orta kulağa kolayca geçmesi, geniz etinin östaki ağzını kapatması ve sık geçirilen viral enfeksiyonlar orta kulak iltihabı sıklığını artıran başlıca nedenlerdir. Genellikle viral bir ÜSYE başlangıcından birkaç gün sonra çocukta aniden huzursuzluk, ateş ve işitme kaybı olması orta kulak iltihabı düşündürür. Ateş, çocukların yaklaşık yarısında görülür. Bebeklerde ishal ve kusma gibi özgün olmayan belirtiler de görülebilir. Onun için, kulak muayenesi her çocukta normal muayenenin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Muayenede kulak zarı kızarık, bombe ve hareketi azalmış olarak görülür. Kulak zarında yalnızca kızarıklık olması çok değerli değildir, çünkü ağlayan bir bebekte de kızarıklık gözlenebilir. Yapılan çalışmaların çoğu, orta kulak iltihabında yedi günlük antibiyotik tedavisinin yeterli olduğunu göstermektedir. Çocuğun durumu kötüleşiyor ise ya da altta yatan bir immün yetmezlik söz konusuysa timpanosentez(kulak zarına çizik) yapılıp etkene göre antibiyotik seçilmelidir. Antibiyotik tedavisine ağrı kesici-ateş düşürücü bir ilaç( ve serum fizyolojikli burun damlaları eklenir. Tedavi bitiminden birkaç gün sonra çocukların kulak muayenesinin tekrar değerlendirilmesinde yarar vardır. Eğer orta kulakta sıvı görülüyorsa bu çocukların bir KBB uzmanına yönlendirilmesi gerekir. Altı ay içinde üç ya da 12 ay içinde dört orta kulak iltihabı atağı geçirenlerde antibiyotik profilaksisi(koruması) önerilmektedir.

Akut sinüzit
Burun bölgesindeki akut enfeksiyonların çoğunda paranazal sinüsler de tutulur. Bebeklik döneminden itibaren maksiler(yanak) ve etmoid(burun kökü) sinüslerde enfeksiyon gelişebilir. Buna karşın, frontal(alın) sinüsler daha geç geliştiğinden genellikle 10 yaşından önce bu bölgede enfeksiyon görülmez. Benzer şekilde, sfenoid(kafa tabanı) sinüsler de 3-5 yaşlarına kadar klinik olarak önem taşımazlar. Sinüzit belirtileri genellikle akut nezlenin 3-5. günlerinde ortaya çıkar. Bu günden sonra genellikle ÜSYE belirtilerinde bir azalma beklenirken tersine ateşin 39°C’nin üzerine çıkması, çocuklarda sık görülmese bile göz çevresi ödem ve yanakta ağrı olması akut sinüziti düşündürür. 10 günden fazla süren ÜSYE belirtileri de akut sinüziti akla getirmelidir. Geceleri olan öksürük, ÜSYE seyrinde olabilirse de gündüzleri de devam eden öksürük genellikle akut sinüziti düşündürür. Çocuklarda baş ağrısı ise pek sık görülmez. Boğaz muayenesinde geniz akıntısı izlenebilir. Burun muayenesinde sarı-yeşil renkli koyu akıntı görülmesi sinüslerin enfeksiyonunu gösterir. Tanı amacıyla sık olarak sinüs grafileri çekilse de bazen yanlış yorumlara neden olabilir. Ancak akut viral enfeksiyonlar seyrinde yanlış olarak akut sinüzit tanısı konulabileceğinden sinüs grafilerini yorumlarken çok dikkatli olmalıdır. Antibiyotik tedavisi 14-21 gün uygulanır.

Öksürük

Burundan akmak yerine boğaz gerisine doğru akan sümüksü salgı boğazı tahriş ederek öksürüğü başlatır. Nezleyle birlekte olan öksürük ıslak veya kuru özellik gösterebilir ve bir hafta kadar sürebilir. Öksürük nezlede genellikle en son kaybolan belirtidir. Ateş, burun akıntısı ve öksürük genellikle gribal bir enfeksiyon bulgusu olsada, 39 dereceyi aşan ateş ve sıkıntılı solunum zatürree gibi daha ciddi solunum yolu hastalığını da akla getirir

Sağlıklı bir insan nefes borusunun ‘yabancı’ olarak tanımladığı bazı yemekleri ve maddeleri dışarı atmak için öksürür. Dışarıdan gelen egzoz kokusu ya da keskin bir deterjan kokusu da öksürük nedenidir…

Vücudun savunma mekanizmaları arasında yer alan öksürük ayrıca bronşların içinde oluşan ve balgam adı verilen sekresyonların da dışarıya atılmasını sağlar.

Bu doğal mekanizmalar dışında bazı hastalıkların habercisi olarak da karşımıza çıkabilen öksürük, uzaması durumunda kişinin performansını düşürür.

Altta yatan enfeksiyon var ise havada asılı kalan damlacıklar yolu ile başkalarına hastalığın yayılmasına neden olur (Örneğin;verem, zatürree gibi). Ani oluşan öksürükler ise astım krizinin gelişini ifade edebilir.

“Ciğerlerden başlamıyor”

Öksürük sadece akciğerlerden değil; kulak zarı, burun, sinüsler akciğer zarı, mide ve diafragmadan da başlayabilmektedir. Bronşit, larenjit, çocuklarda çok sık görülen bronşiolit, soğuk algınlığı, aşırı sigara, polenler ve ev tozları(mite) en sık öksürük yapan hastalık ve etkenlerdir…

Öksürük şekli, sıklığı, gelişimi sıkı takip edilmelidir. Eğer kişi hafif halsizlik ve kuru öksürükten şikayet ediyorsa, bu bize basit üst solunum yolu enfeksiyonunu hatırlatır. Öksürük balgamlı ve sık oluyorsa, buna ateş ekleniyorsa zatürreenin habercisi olabilir. Öksürdükten sonra dışarıya çıkartılan sekresyonun rengi hastalık değerlendirmede doktor kadar hasta ve yakını için de önemlidir.

Balgam rengi beyazdan sarı ve yeşile dönüyor ise olay ağırlaşıyor anlamına gelir. Yine öksürük ani gelişiyor ise çocuklarda enfeksiyon ve boğaza yabancı cisim kaçması düşünülebilir (fındığın soluk borusuna kaçması gibi). Erişkinlerde ise kötü kimyasal gazların solunmasına bağlı öksürük düşünülebilir.
EVDEKİ ÖKSÜRÜK NEDENLERİ

Uzmanlar, sadece hastalıkların değil ev içi ortamının da insanlarda öksürüğe yol açabildiğini açıkladı. Bazı basit önlemlerle öksürüğü kontrol altına almak mümkün olabiliyor. Bunlar şöyle sıralanıyor:
Bol sıvı alın: Akciğerler ve solunum yollarındaki salgılar ne kadar yapışkansa atılmaları o kadar güçleşir. Bol sıvı alındığında bu sıvıların yapışkanlığı azalır ve kolay atılır.
Nemli hava soluyun: Duş alınması veya odadaki havanın nemlendirilmesi mukus salgılarını yumuşatır.
Boğazınızı yumuşatın: Öksürük pastilleri ya da ballı çay veya bitki çayları boğazda kuruluk, gıcık ve öksürüğü önler.
Öksürmemeyi deneyin: Kuru öksürük solunum yollarının tahrişini arttırır. Mümkün olduğunca az ve hafif öksürmeyi deneyin. Yudumlanarak sıvı içilmesi, öksürüğü azaltır.
Gerektiğinde öksürük kesici ilaçları kullanın: Öksürük ilaçları ya balgamın kolay atılması ya da kuru öksürüğün kesilmesine yönelik olup çeşitli tipleri vardır.

Ev içi ortam da öksürüğe yol açabilir; eğer evden çıktıktan birkaç saat sonra belirtiler hafifliyor ve yeniden eve dönüldüğünde başlıyorsa evin içindeki havada tahriş edici maddeler bulunduğundan kuşkulanmak gerekir. Ev içindeki havanın kalitesini değerlendirmek için şunlar yapılmalı:
Evde yakıtlardan çıkan gazlar: Doğalgaz, gaz yağı, odun, kömür, tüp gaz gibi evlerde bulunan yakıtların kullanımı sonucunda yeterli havalandırma sağlanmadığında havayı kirleten gazlar oluşur.
Sigara dumanı: Sigara, pipo ve puronun dumanı akciğerlere zarar verebilir.
Evdeki kimyasal maddeler: Klorlu çamaşır suları, amonyak gibi uçucu maddeler içeren temizlik solüsyonlarından, çözücü solüsyonlardan ve boya kutularından zehirli gazlar çıkabilir.
Toz ve nem: Toz böcekleri (ev tozunda bulunan mikroskobik canlılar) teknik anlamda kirletici değildir ama bunlar nem ile birlikte şiddetli alerjik reaksiyonlara neden olabilirler.
Dekorasyon: Yeni döşenen halılar ve yeni boyanan duvarlardan tahriş edici gazlar çıkabilir

Çocuklarda öksürük

Çocuk öksürüğü aileleri en çok rahatsız eden hastalık belirtilerinden biridir. Çocuğu yorar, aileyi üzer ve uykuları böler.Ancak çocukta öksürüğe sebep olan birçok hastalık çok ciddi değil, sadece can sıkıcıdır.Öksürük sadece ciğerleri bakteriler, virüsler ve birtakım yabancı cisimlerin zararlı etkilerinden koruyan bir savunma mekanizmasıdır.

Normal koşullarda burundan başlayarak akciğerlere kadar uzanan solunum yolunun üst tabakası toz, bakteri, virüs ve diğer yabancı cisimleri yakalayan ince bir mukus tabakası ile kaplıdır. Çocuklarda yaklaşık olarak günde 0,5 litre mukus yapılır.Cilia adı verilen çok küçük tüy gibi yapılar bu mukusu korumaya çalışır ve solunum yollarına giren yabancı içeriği küçük süpürgeler gibi hareket ederek dışarıya atar.Çocukta solunum yolu enfeksiyonu başladığında ciliaların bu doğaltemizleme hareketleri ortadan kalkar.Solunum yolları da kendisini etkileyecek yabancı cisimlerden korunmak için daha da kalın bir mukus tabakası oluşturmaya başlar.İşte öksürük ciliaların hareketlerinin bozulduğu bu ortamda solunum yollarının temizliğini sağlamak için ortaya çıkar.Ciliaların hareketlerini yeniden düzenleyebilmek için enfeksiyon geçtikten haftalar sonrasına kadar çocukta öksürük sürebilir.

Öksürüğün sebebini bulmak bazı durumlarda zor olabilmektedir. Çocuklar çoğunlukla hastalık belirtilerini anlatamazlar, bazen muayene ile de bir şey bulunamaz ve bu durumlarda akciğer fonksiyon testleri gibi bir takım laboratuvar testleri yapmak gerekebilir.

Aileden alınacak küçük bilgiler ısrarlı öksürüklerin sebebinin bulunmasında yardımcı olacaktır.Örneğin sürekli sigara dumanına maruz kalma, evdeki toz ve akarlar gibi allerjen maddeler, evcil hayvanlar bu türlü ısrarcı öksürüklerin sebebi olabilir.

Öksürükle birlikte sarı,yeşil burun akıntısı, baş ve boğaz ağrısı, nefesin kötü kokması da varsa genellikle sinüzit düşünülür.Solunum yollarına çekirdek, fındık vs. yabancı cisim kaçması sonucu da öksürük ortaya çıkabilir.Astım, soğuk algınlığı, sigara dumanı da muhtemel öksürük sebeplerindendir.

Öksürük sesi bazen tanıda yardımcı olur. Kısa, kuru ve hırıltılı öksürük astım, bronşit veya zatürrede ortaya çıkar.Balgamlı öksürükler ise genellikle üst solunum yolu enfeksiyonları ile oluşur.Boğmaca ve krup ta da kendine özgü öksürük sesi vardır.

Soğuk algınlığında veya sinüzitlerde öksürük genellikle yatarken ( mukus sürekli boğaz gerisine akmaktadır) artar.Çocuk sabah kalktığında şiddetli öksürerek ve bazen de kusarak bu mukusu temizlemeye çalışır. Israrcı öksürükler ise bronşit, zatürre veya astımda görülür, pzisyonla ilgisi yoktur, gece veya gündüz oluşabilir, egzersizle artar.Çığlık atmak, bağırmak veya gülmek ile şiddetli bir öksürük atağı oluşabilir.

Bebeklik yaşlarında zatürre ve bronşiolit hastalıkları oldukça ciddi hastalıklardır. 1 yaşın altındaki bebeklerde havayolları henüz çok küçüktür. Bazı virüsler bu küçük hava tüpleri (bronşioller) in zarar görmesine sebep olurlar.Aldıkları hava yetersiz gelmeye başlar, nefes almakta güçlük çekerler ve acil müdahaleye gereksini duyarlar.

Astım uzun süreli öksürüklerde en çok görülen sebeplerden biridir. Genellikle öksürük dışında başka belirti yoktur.Dinlemekle göğüste tipik solunum sesleri duyulur.

Öksürük İçin Doğal İlaç

Soğukalgınlığı hastalıklarına karşı ballı soğan iyi gelir. Bir büyük soğanı iri iri dilimleyip orta boy bir bal kavanozuna ilave edin. İyice karıştırıp 1 gün bekletin. Sabah akşam
1 çorba kaşığı yiyin.

Çocuklarda Bebeklerde Bademcik Boğaz Ağrısı

Çocuk Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri

Çocuklarda Bebeklerde Boğaz ağrıları

Boğaz ağrılarına genel olarak iltihaplar neden olur. Çoğunlukla da bunlar, antibiyotiklerin etkisiz kaldığı virüs iltihaplarıdır. Bu tür iltihaplar, genellik*le birkaç gün içinde, kendiliğinden geçer. Belirtileri, acı ve yutkunma zorlukları ile hafif ateştir. Bakım, ba*demcik iltihapları için önerilene benzer ve yutkunma zorlukları ile acıyı gidermeyi amaçlar.

Çocuklarda Bademcik Hastalığı

Tıp dilinde tonsil adı verilen bademcikler, dilin ar*kasında, her iki yanda olmak üzere iki tanedir ve ağ*zın yanlarına bağlıdır. Sağlıklı olduklarında pembemsi görünümü olan bademcikler, ağzın arkasını ve boğazı saran lenf bezlerinin birer parçasıdır. Bademcikler, hastalık yaratıcı organizmaları tutup, onların bedene yayılmalarını önleyerek, enfeksiyonlara karşı koruyu*cu bir işlev yerine getirirler. İltihaplandıklarında kı*zarırlar, büyürler ve bazen de beyaz noktalarla kaplanırlar. Bademcik iltihabıyla beraber, boğazdaki lenf bezeleri de büyür ve hassaslaşır. Bunlar, bede*nin enfeksiyonla savaştığını gösteren, sağlıklı belir*tilerdir. Ve bu savaşım, enfeksiyonu gidermek açısından kendi başına yeterli olabilir.

Bademcikleri iltihaplanan çocuk, sıradan boğaz ağrısına benzeyen belirtilerin yanı sıra, karındaki lenf bezelerinin de işe karışması nedeniyle karın ağrıla*rından da şikâyetçi olabilir. Bu tür karın ağrıları, apan*disit ağrılarıyla karıştırılmamalıdır.

Bademcik Hastalığının Tedavisi

Dinlenme: Çocuk, yorgunluk duyacaktır. Kendi*ni fazla yormaması, dinlenip uyuması sağlanmalıdır.

Yiyecek: Çocuk, iştahsızlık nedeniyle yiyemiyorsa, fazla zorlanmamalıdır. Ancak yememenin nede*ni, boğazın acımasıysa, çocuğun muhallebi, meyve püresi, jöle gibi çekici ve lezzetli yiyeceklerle yeterli gıda almasına özen gösterilmelidir.
İçecekler: Çocuk, gıdasını olabildiğince içecek*ler yoluyla almaya özendirilmelidir. Meyve suları ve süt, bedenin beslenme gereksinimlerinin pek çoğu*nu karşılayacaktır.

Acının giderilmesi: Boğazdaki ve varsa karındaki acının giderilmesi amacıyla her dört saatte bir aspi*rin ya da benzeri ilaçlar uygun dozda verilebilir.
Gargara: Beş yaşından büyük çocuklar için uy*gundur. Suda eritilmiş aspirin ya da bu amaçla ha*zırlanmış müstahzarlarla yapılan gargara, acının giderilmesi açısından yararlı olur ve enfeksiyonu de*netleyen, antiseptik bir işlevi yerine getirir.

Antibiyotikler: Çok ciddi bademcik enfeksiyonla*rında, bedenin kendi korunma mekanizmalarıyla en*feksiyona karşı yeterince savaş veremediğini gösteren belirtiler bulunması durumunda, doktorca verilebilir.

Ne zaman doktora başvurmalı?

Çocuğun durumu, yukarda önerilenlerin yapılma*sına karşın, kötüleşirse, Hastalık, üç ya da dört günden uzun sürerse, Kulak, başağrısı veya başka rahatsızlıklar ortaya çıkarsa, Ateş, 38.8 santigrad derecenin üzerine çıkarsa, Bademcikler, aşırı büyük ve iltihaplı görünüyorsa

Kulak Enfeksiyonu Deyip Geçmeyin

Ailelerin eğitim döneminde her yıl yaşadıkları sıkıntılı, hatta çoğu kez bezdirici üst solunum yolları enfeksiyonları, sadece çok bilinen bademcik ve geniz eti iltihaplanmalarına yol açmaz.

Çocukların okulda en sık karşılaştığı hastalıkların başında gelen kulak burun boğaz rahatsızlıkları, işitme kaybına kadar giden sorunlara yol açabilir

Kreş, anaokulu ve ilköğretim çağı çocuklarında en sık görülen hastalıklar, genellikle kulak, burun, boğaz yollarıyla bağlantılı oluyor. Üst solunum yolları enfeksiyonlarının kolayca bulaşması ve sık sık tekrarlamaları okul döneminde başlayan ve bazen erişkin hayatta da yıllarca sürebilecek kulak burun boğaz (KBB) hastalıklarına yol açabiliyor.

Çocuklarda, KBB hastalıklarıyla ilgili dikkat edilmesi gerekenler hakkında Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Erhun Şerbetçi, sorularımızı yanıtladı. Okul dönemindeki çocuklarda görülen rahatsızlıklar nelerdir?

Ailelerin eğitim döneminde her yıl yaşadıkları sıkıntılı, hatta çoğu kez bezdirici üst solunum yolları enfeksiyonları, sadece çok bilinen bademcik ve geniz eti iltihaplanmalarına yol açmaz. Enfeksiyonlar, çocuk sinüzitleri, orta kulak iltihapları ve orta kulakta sıvı toplanması gibi hastalıklara da neden olabilir. Böylelikle işitme kayıpları, konuşma ve öğrenme sorunları, yüz kemikleri ve dişlerde gelişme sorunları gibi istenilmeyen fakat önlenilebilir sonuçlarla da karşılaşılabiliniyor.

Bu kadar sık hastalanmalarının nedeni nedir?

Çocukların henüz bağışıklık sistemlerinin çeşitli mikrobik etkenlere karşı hazırlıklı olmaması, kalabalık sınıflar, çocukların çok yakın temasta olmaları, hastalıkları birbirlerine kolayca geçirmelerine zemin hazırlıyor.

Hastalıklarının önlenebilmesi için neler yapılabilir?

Özellikle anaokulu ve ilkokul sınıflarındaki öğrenci sayısının
düşük tutulması, üst solunum yolu enfeksiyonu olan çocukların okula gönderilmeyerek istirahate alınması, okulda hastalanan çocukların evlerine gönderilmesi önlemlerin başında geliyor. Çok sık enfeksiyon geçirmeye eğilimli olan çocuklara grip aşısı yapılması, 3 – 4 yaşlarındaki ev çocuklarının okula başlamış 5 – 7 yaş grubu ile birlikte oynamamalarının sağlanması gibi temas oranının azaltılmasına da dikkat edilmelidir.

Okul çağı KBB hastalıkları kalıcı sorunlara da dönüşebiliyor mu?

Çok sık üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanan çocuklar, senede 5 – 6 kez bademcik iltihabı geçirilmesi, her gece horlama, yoğun ve uzun süreli burun tıkanıklıkları, işitme kaybı şüphesi, öğrenme güçlüğü ve kişilik değişimleri, inatçı geniz akıntıları, inatçı hapşırık ve öksürük nöbetleri, dişlerin bozuk çıkması gibi belirtiler mutlaka araştırılmalıdır. Çok sık tekrarlayan ya da uzun sürmüş üst solunum yolu enfeksiyonları çok inatçı hale dönüşebilen çocuk sinüzitlerine zemin hazırlayabilmektedir.

Nezle ve gribin yol açtığı başka hastalıklar var mı?

Nezle, grip, alerji veya üst solunum yolu enfeksiyonları esnasında geniz ile orta kulak arasındaki östaki borumuz tıkanır ve kulak zarı arkasında bakteri ve virüsleri içerebilen sıvı birikimine yol açar. Yani orta kulak iltihabı olur. İltihabın birikmesi basınç artışına ve bu da kulak ağrısına neden olur. Kulak zarı bu durumda uygun şekilde titreşemeyeceği için hastanın işitmesi azalır. Bazen kulak zarı delinir ve iltihap kulaktan dışarıya akar. Ama daha sık olarak, iltihap veya yoğun birikinti, östaki borusunun çalışmaması nedeniyle orta kulakta kalır.

Orta kulak iltihabının belirtileri nelerdir?

Bebek ve küçük çocuklarda kulağını çekme veya kaşımayla birlikte, işitme problemi, ağlama, huzursuzluk, ateş, kusma ve kulak akıntısı belirtileri vardır. Büyük çocuklar, ergenler ve erişkinlerde ise kulak ağrısı, kulakta dolgunluk ve basınç hissi, işitme problemi, baş dönmesi, denge kaybı, bulantı, kusma, kulak akıntısı ve ateş orta kulak iltihabının göstergelerindendir. Erken ve etkin tedavi uygulanmadığı durumlarda, kulak enfeksiyonu kronikleşebilir ve kalıcı işitme kayıplarına neden olabilir.

Orta kulak iltihabının tedavisi nedir?

Çoğu zaman, uygun tedavi sonrası orta kulak iltihabı tamamen iyileşir. Bazı durumlarda ise hekim tarafından ileri tedavi önerilebilir. ‘Miringotomi’ adı verilen bir müdahale ile kulak zarına küçük bir delik açılması ve iltihabın boşaltılması ve ağrının azaltılması amaçlanır. Açılan delik birkaç günde iz veya hasar bırakmadan iyileşir. Sıvı birikimini önlemek, orta kulağın havalanmasını sağlamak ve işitmenin düzelmesi için kulak zarına ‘havalandırma tüpü’ veya ‘kulak tüpü’ takılması gerekebilir.

Nezle ve gripten korunmanın yolları

Ellerin yıkanması mikropların uzaklaştırılmasını sağlar. Çocuklara, hasta olan kişiyle temas ettiklerinde el yıkamaları öğütlenmeli.

Fincan veya bardaklar paylaşılmamalı. Okul ve iş yerlerinde tek kullanımlık kâğıt bardak kullanmalı.

Kâğıt mendil kullanın, kirlenmiş mendili hemen atın. Masaya, koltuğa, sandalyeye bırakmayın.

Nezle olan biriyle temas ettiyseniz, asla gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza elinizi sürmeyin.

Mutfak veya diğer yerlerde, özellikle nezle olunduğunda pamuklu havlu yerine kâğıt havlu tercih edin.

Başka yöne, mendille hapşırın. Ağzınızı ellerinizle kapadıysanız, sonrasında mutlaka elinizi yıkayın.

Bulunduğunuz yeri havalandırın.

Oyuncakları sabunla yıkayın.

Mikroplar üç saate kadar, kapı kolu, tırabzan, telefon, uzaktan kumanda gibi yüzeylerde yaşayabilir. Bunlar dezenfektanlarla silinmeli.

Etiketler:çocuklarda boğaz enfeksiyonu bebeklerde boğaz enfeksiyonu bebeklerde antibiyotik çocuklarda boğaz iltihabı çocuk antibiyotikleri çocuklarda bogaz enfeksiyonu bebeklerde kulak kızarıklığı çocuklarda antibiyotik kullanımı viral ateş çocuklarda boğaz enfeksiyonları bebeklerde boğaz iltihabı çocuk antibiyotik viral enfeksiyonlarda ateş kaç gün sürer çocuktaki kulaktaki kızarıklık çocuklarda üsye çocuklarda boğaz kızarıklığı çocuklarda bogaz iltihabı bebeklerde boğaz kızarıklığı cocuklarda bogaz iltihabi boğazda viral enfeksiyon
Boğaziçi Üniversitesi: Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul'da kurulu bir devlet üniversitesidir. Kurulduğu 1971 yılından beri Türkiye'nin eğitim kalitesi en yüksek, saygın üniversitelerinden biri olduğu kabul edilmektedir. Boğaziçi Üniversitesi, Lisans Yerleştirme Sınavı'ında en yüksek puanları alan öğrenciler tarafından tercih edilen üniversitelerden biri olmuştur. Seçme sınavlarında bölüme son giren öğrencinin puanı, gelecek yıl için "bölüm puanı" adı altında seviye belirtir. Örneğin; 2006, 2007 ve 2009 yıllarında, ÖSS'de tüm puan türlerinde en fazla tercih edilen üniversiteler kategorisinde 1. olmuştur.
Boğaziçi: Boğaziçi, İstanbul'da, İstanbul Boğazı ile iki kıyısını içine alan kent parçası.
Boğaziçi Köprüsü: Boğaziçi Köprüsü, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birbirine bağlayan İstanbul Boğazı üzerinde yer alan iki asma köprüden biridir.
Boğazlıyan: Boğazlıyan, Yozgat ilinin bir ilçesidir. İlçede, Türkiye'nin 25. şeker fabrikası olan bir şeker fabrikası vardır. İlçe; il topraklarının güneyinde yer almaktadır. Doğuda; Çayıralan ve Çandır, kuzeyde; Sarıkaya, kuzeybatıda; Şefaatli ve merkez ilçe, batıda; Yenifakılı, güneybatıda; Nevşehir ve güneyde ise; Kayseri ve Felahiye ile komşudur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir