Bebeklerde Genital Bölgede Mantar

Sponsorlu Bağlantılar
ilk renk tutulum ya zaman Bebeklerde Genital Bölgede Mantar Kız Bebeklerde Mantar bebeklerde genital bölgede kızarıklık bebeklerde g..

Çocuk Bezi Bölgesinde Görülen Deri Hastalıkları

ÇOCUK BEZİ BÖLGESİNDE GÖRÜLEN DERİ HASTALIKLARI

Çocuk bezi bölgesi (Diaper bölge) kaba etler, kasık kıvrımları, genital bölge ve makat çevresini kapsar. Bu bölgede başta isilikler olmak üzere çeşitli deri hastalıkları görülür. Bunlar:
PİŞİKLER (DİAPER DERMATİTLER):

Doğumdan hemen sonra başlar.Genellikle sadece bez bölgesindedir. Deri kıvrımları sağlamdır. Idrar ve dışkının kapalı ortamda temasına bağlı olarak ortaya çıkar. Parlak kırmızı renkte kızarıklıklar mevcuttur. Zaman içinde mantar ve bakterilere bağlı ikincil enfeksiyonlar sık görülür. En şiddetli tutulum genellikle makat çevresi ve kaba etlerde görülür. Zaman zaman bu bölge dışında yayılım olabilir. Pişik görülen bebeklerin idrar koku ve renk takibi önemlidir. Özellikle kız bebeklerde sık görülen idrar yolu enfeksiyonları sırasında oluşan idrar pH değişiklikleri deride daha çok tahrişe dolayısıyla pişiğe sebep olabilir.
İdrar ve dışkı dışında bu bölgeye kullanılan sabunlar, bebe yağları, temizleme mendilleri de tahrişe yol açabilir.
Tedavide ilk yapılacak pişiğe neden olan ajanın ortadan kaldırılmasıdır. Bezleri sık değiştirmek; zaman zaman bu bölgeyi açık bırakarak hava almasını sağlamak; her bez değişiminde su ve uygun sabun kullanılarak artıkların temizlenmesi; iyi kurulama önemlidir.
Eğer yıkanan bez kullanılıyorsa bu bezlerin sabun ya da sabun tozu ile yıkanması, yumuşatıcı kullanılmaması, iyi durulanması ve ütülenmesi gerekir.
Her bez değişiminde kızarıklık olmasa da çinko oksit içeren pişik kremlerinin kullanımı pişik oluşumunu engeller.
MANTARLAR (KANDİDİAZİS):

Genellikle pişik olan bölgelerde gelişir. Parlak kırmızı zeminde, toplu iğne başı büyüklüğünde, iltihaplı görünümde, üzeri kabuksuz yaralar oluşur.
Tanı bu yaralardan alınan materyalin mikroskopik incelemesi yapılarak konur.
Tedavide hastalık görülen bölgenin kuru tutulması, antifungal kremlerin kısa süreli kullanılması gerekir
SEBOREİK DERMATİT:

Genellikle doğumdan hemen sonra başlar. Kıvrım bölgelerinde de kızarıklık oluşur. Bu bölge dışında saçlı deri, kulak arkası, kaşlar ve burun kenerlerında kızarıklık ve kabuklanma vardır.
Tedavide özel şampuanlar ve hafif etkili kortizonlu kremler kısa süreli kullanılır.
İSİLİKLER:

Ter bezlerinin yaygın olduğu saçlı deri ve koltuk altları gibi bölgelerde de mevcuttur. Toplu iğne başı büyüklüğünde, yer yer içi su dolu kabarcıklar şeklinde görülür.
Tedavide özel temizleyiciler ile sık yıkama önerilir.

Genital Herpes (hsv Enfeksiyonu)

HSV Nedir?

Herpes Simpleks Virüsü (HSV) dudak uçuğu ve genital bölgede enfeksiyona yol açan bir virüstür. Virüsün uçuk oluşumuna neden olan Tip 1 ve genital enfeksiyona neden olan Tip 2 olmak üzere iki ayrı tipi vardır. Virüsün diğer virüslerin çoğunda olduğu gibi en büyük özelliği insan vücuduna bir kez girdikten sonra yalnızca kısmi bağışıklık yanıtı oluşturması ve hücreler içinde yaşamını sürdürerek değişik zamanlarda tekrar tekrar enfeksiyona yol açabilmesidir.

Nasıl Bulaşır?

Tip 2 HSV enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında yer alır ve en az sifiliz (frengi) ve gonore (bel soğukluğu) kadar yaygındır. Tip 1 enfeksiyon (uçuk) sıklıkla çocukluk çağında geçirilirken, genital bölgede yerleşim gösteren Tip 2 HSV ile ilk karşılaşma sıklıkla 20-30 yaşları arasında olur. Sosyoekonomik seviyesi orta ve ortanın üzerinde olanlarda nispeten daha sıktır. Virüsü taşıyan kişiden cinsel ilişki esnasında diğer kişinin mukozalarına (ağız, anüs, vajina gibi) bulaşma yoluyla virüs bir bireyden diğerine geçer.

Nasıl Belirti Verir?

HSV enfeksiyonunun verdiği belirtilerin nitelikleri ve şiddeti kişinin daha önceden virüsle karşılaşıp karşılaşmamasına bağlı olarak değişir. Kişinin virüsle ilk karşılaşması sonrası oluşan enfeksiyona birincil enfeksiyon adı verilir. Birincil enfeksiyon geçirildikten sonra virüs bölgedeki sinir hücrelerinin içinde belirti vermeden yaşamını sürdürür. Zaman zaman enfeksiyon belirtileri tekrar ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlara da tekrarlayıcı enfeksiyon adı verilir.

Birincil enfeksiyon belirtisiz seyredebileceği gibi sıklıkla oldukça şiddetli belirtiler verir. Ancak daha önceden dudak uçuğu geçirmiş kişilerde Tip 1 HSV’ye karşı oluşan antikorların kısmi koruyucu etkisiyle enfeksiyon daha hafif seyredebilir. Virüsün vücuda girdiği yerde (vulva, vajina, rahimağzı) 2-10 günlük kuluçka devresinden sonra ağrılı veziküller (baloncuklar) ortaya çıkar. Bu belirtilerin ortaya çıkmasından önceki dönemde kişide grip benzeri belirtiler (baş ağrısı, kas ve eklem ağrısı, kırgınlık, hafif ateş) ve veziküllerin çıkacağı yerde kızarma, yanma ve ağrı gibi yakınmalar sık görülür. Sıklıkla kasık lenf bezlerinde ağrılı şişlikler ortaya çıkar. Veziküllerin verdiği ağrı nedeniyle idrar yapmak güçleşir. Tüm vulva (dış genital bölge) ödemli ve kızarık hale gelebilir. Veziküllerin içi berrak bir sıvı doludur. Bazı durumlarda bu veziküller kendi aralarında birleşerek daha büyük baloncukların meydana gelmesine neden olurlar.

Çok çok ender durumlarda hastalık diğer organlara sıçrayarak (karaciğer ve beyin gibi) hayatı tehdid eden bir seyir gösterebilir.

Hastalık belirtilerinin ortadan tümüyle kaybolması 2-6 haftayı alabilir. Genital bölgenin dış kısmındaki bu lezyonlar iyileşirken yerlerinde kabuklu yaralar gelişir. Bu yaralar da genellikle iz bırakmadan iyileşirler.

Birincil enfeksiyondan sonraki bir yıl içinde tekrarlayıcı enfeksiyonlar sık görülür. Hastalık belirtileri devam ettiği sürece kişinin bulaştırıcılığı oldukça yüksektir.

Birincil enfeksiyonların aksine tekrarlayıcı enfeksiyonlar daha hafif seyreder. Tekrarlayıcı enfeksiyonlar özellikle ilk enfeksiyondan sonraki bir yıl içinde %66 hastada görülür. Veziküller bu kez daha az sayıda, daha ufak bir alanda ve genellikle birincil enfeksiyonun oluştuğu bölgeye yakın bir yerde ortaya çıkar. Hastalığın gelişmesinden önceki belirtiler de daha hafiftir (ciltte hassasiyet, şiddetli kaşıntı). Ancak tekrarlayıcı enfeksiyonlarda da bulaştırıcılık yüksektir.

Gebelikte Geçirilen Enfeksiyonun Önemi Nedir?

Gebelikte enfeksiyon geçirildiğinde plasenta yoluyla bebeğe bulaşması sözkonusu değildir. Esas problem doğum eylemi esnasında genital bölgede (yani doğum kanalında) bulunan virüslerin kanaldan geçiş esnasında direkt temasla bebeğe bulaşması sonucu ortaya çıkar. Özellikle gebelikte birincil enfeksiyon geçiren anne adaylarından doğum eylemi esnasında bebeğe bulaşma riski %50′lere kadar varabilir. Tekrarlayıcı enfeksiyon geçirenlerde ise virüs yoğunluğu nispeten düşük olduğundan bu risk %5′lere düşer. Bebekte enfeksiyon oluştuğunda ağır durumlarda bebeğin %60′lık bir ölüm riski vardır.

Özellikle daha önceden dudak uçuğu geçirmemiş ve birincil enfeksiyon geçiren anne adaylarında daha önceden en az bir kez uçuk hastalığı geçirmiş anne adaylarına göre daha fazla bir bulaştırıcılık sözkonusudur.

Daha önceden birincil enfeksiyon geçirmiş olanlarda tekrarlayıcı bir enfeksiyon geliştiğinde, ya da daha önceden uçuk geçirmiş olanlarda birincil enfeksiyon geliştiğinde risk azalmakla beraber yine de doğum eylemi başladığında doğum kanalından bebeğe virüs bulaşma riski önemli oranda mevcuttur.

Doğuma yakın bir dönemde veya doğum başladığında Genital Herpes geçirdiği düşünülen anne adaylarının sezaryan ile doğum yapmaları enfeksiyonun bebeklerine bulaşma olasılığını önemli derecede azaltır.

Erken gebelik döneminde geçirilen enfeksiyonun düşüğe ya da bebekte anomaliye yol açtığına dair bir bulgu yoktur. Ancak şiddetli belirtilerle seyreden birincil enfeksiyonlar erken doğum tehdidine yol açabilmektedir.

Nasıl Tanı Konur?

Tipik veziküler görünüm ve belirtilerle HSV enfeksiyonunun tanısını koymak kolaydır. Virüs ayrıca kültürle, ya da kanda virüse özgü antikorların saptanmasıyla tanınabilir.

Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavide uçuk tedavisinde de kullanılan asiklovir adlı virüslere etkili ilaç kullanılır. Ancak gebelikte bu ilacın kullanımıyla ilgili çalışmalar kısıtlı olduğundan bu dönemde tercih edilmez. Genel hijyenik kurallara uyma, ağrı kesiciler kullanma, idrar yapmanın aşırı ağrılı olduğu durumlarda idrar boşaltımını sağlamak için sonda takılması gibi önlemler alınır. Genital bölgenin kuru ve temiz tutulması önemlidir.

Anne hayatını tehdid eden enfeksiyonların varlığında ise damar yoluyla asiklovir içeren ilaçlar kullanılır.

Gebelikte Enfeksiyon Geçirildiğinde Nasıl Bir Yol İzlenir?

Doğum eylemi başladığında anne adayının genital sisteminde virüs varlığı kanıtlandığı ya da şüphelenildiği her durumda bebeğe bulaşmayı önlemek için doğum sezeryanla gerçekleştirilir ve böylece bebeğin doğum kanalıyla (ve virüsle) teması önlenir.

Bu yüzden anne adaylarının şüpheli belirtiler olduğunda durumu doktorlarına iletmeleri önemlidir.

Genital herpes geçirmiş anne adaylarının sularının gelmesi durumunda hemen hastaneye başvurmaları önemlidir. Suların gelmesinden sonra doğum kanalındaki virüsler yavaş yavaş vajinadan açık olan amniyos zarından geçerek bebeğe geçebilmektedir. Bu yüzden de suların gelmesinden sonra geçen süre giderek daha fazla sayıda virüsün yukarı çıkarak bebeğe ulaşmasına imkan tanımakta ve kesenin açılmasından doğuma kadar geçen süre uzadıkça doğum sezeryanla gerçekleşse de virüsün bebeğe bulaşmasını engelleme şansı azalmaktadır.

Doğum hangi yolla gerçekleşirse gerçekleşsin, genital HSV geçiren annenin bebeği yakın incelemeye alınır ve gerekli tetkikler yapılır. Annenin doğum sonrası hijyen kurallarına dikkat etmesi, ellerini usulüne uygun olarak yıkaması ve genital bölgedeki lezyonlarla bebeğinin temas etmesini önlemesi durumunda anneyle bebeğin birbirinden ayrılması gereksizdir ve anne bebeğini emzirebilir.

Korunma

HSV enfeksiyonu büyük oranda cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için alınması gereken önlemler (şüpheli kişilerle ilişkide bulunmamak, şüpheli durumlarda prezervatif kullanma gibi) HSV enfeksiyonundan korunmada önemlidir. Baba adayının HSV enfeksiyonu geçirmesi durumunda en etkili korunma yolu lezyonlar tümüyle ortadan kalkana kadar cinsel ilişkide bulunmamak ve genel hijyen kurallarına tümüyle uymaktır.

Etiketler:bebeklerde genital bölgede kızarıklık bebeklerde genital bölgede mantar kız bebeklerde mantar bebeklerde genital bölgede kaşıntı çocuklarda genital bölgede mantar bebeklerde makatta kızarıklık çocuklarda genital bölge hastalıkları bebek genital bölge pişik cocuklarda genıtal bolgesınde kızarıklık bebek bezi isiliği çocuklarda genital bölgede kızarıklık genital bolgede kizariklik kız bebeklerde genital bolgede kızarıklık kaşıntı kız bebeklerdeki kızarıklıklar çoçuklarda makatta pişik çocuklarda makatta kızarıklık bebeklerde genital bolgede kizariklik kız bebekte mantar bebeğin makatına sabun
Kadın üreme organları: Kadın üreme organları (genital organlar) dışta yer alanlar ve içte yer alanlar olmak üzere ikiye ayrılır.
Genital dönem: Genital dönem, Sigmund Freud'un psikoseksüel gelişim kuramına göre psikoseksüel gelişim evrelerinin beşincisi ve sonuncusudur.
Üreme sistemi: Üreme sistemi, bir canlının üremesinde rol alan anatomik yapıların bütününe verilen bir isimdir. Bir organ sistemi olan üreme sistemi, üreme organlarını barındırır.
Kondiloma akuminata: Kondiloma akuminata, Kondilom ya da genital siğil bulaşıcılığı oldukça yüksek olan HPV'nin bazı tiplerinin neden olduğu enfeksiyon hastalığı.
Mantarlar: Mantarlar ( ), çok hücreli ve tek hücreli olabilen ökaryotik canlıları kapsayan bir canlılar alemi ve şapkalı mantarların tümüne halk arasında verilen genel addır.
Mantar zehirleri: Mantar zehirleri, zehirli mantarın vücuda alınmasıyla sindirim sisteminde rahatsızlıklara ve hatta ölümlere yol açar.
Nükleer serpinti: Nükleer serpinti veya radyoaktif bulut, bir nükleer patlama veya yangın sonucu atmosfere saçılan radyoaktif maddelerden oluşan gaz ve toz kütlesi.
Mantarın saklanması: Mantarlar, yılın her döneminde doğada bulunmamaktadır. Hatta her tür mantar her yıl meyve de vermez. Bu durumda mantarın meyve verdiği dönemlerde ve/veya yıllarda topladığımız fazla mantarları saklamak, daha sonra mantar mevsimi olmayan dönemlerde veya mantar olmayan yıllarda tüketmek akıllıca bir davranış olur.
Mikoloji: Mikoloji veya Mantar bilimi ya da Mantarbilim, (Yunanca μύκης, "fungus", mantar), Botaniğin, mantarlara ilişkin bölümü.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir