Betimleyici Anlatımın Kullanıldığı Metin Türleri

Sponsorlu Bağlantılar
durum gibi ko olay olu verme ya Betimleyici Anlatımın Kullanıldığı Metin Türleri Anlatım Türleri Vikipedi anlatım türleri nelerdir betimleyici anlatımın kul..

Anlatım Türleri

1. AÇIKLAYICI ANLATIM
Her türlü konuya uygulanabilen bu anlatım biçi*cinde amaç bilgi vermek, herhangi bir düşünceyi ay*dınlatmaktır. Bu bakımdan en çok kullanılan anlatım biçimidir.
Açıklayıcı anlatım, üzerinde durulan konuyla ilgili ‘Niçin?, Nedir?, Nasıl?” gibi soruların yanıtını verme*ye yarar.
Bu anlatım biçimiyle bir olay anlatılır, bir şeyin olu şu belirtilir, bir durum, davranış nedeniyle ortaya ko*nur, kavramlar tanımlanır, varlıklar belirgin nitelikleriy*le tanıtılır, düşünceler aydınlatılır.
Açıklama, bilgi verme amacı taşıdığı için ansiklo*pediler, ders kitapları, gazeteler, açıklamalı sözlükler, yemek tarifi kitapları… bu anlatım biçimini kullanır. Yi*ne bir düşüncenin aydınlanması amaç edinildiğinde makale, fıkra, deneme, eleştiri, röportaj… gibi yazı tür*lerinde bu anlatım biçimine diğerlerine oranla daha çok yer verilir.
Açıklamada bir konuyu berraklaştırmak, geliştir*mek, anlaşılır duruma sokmak ön planda olduğu için sanatlı kullanımdan kaçınılır.
Açıklayıcı anlatım biçimi uygulanırken tanımlama, karşılaştırma, örnekleme… gibi düşünceyi geliştirme yolları kullanılabilir.

2. TARTIŞMACI ANLATIM
Bu anlatım biçimi, herhangi bir düşünceyi savunmak, okuyucuyu ya da dinleyiciyi bu düşünceye inandırmak amacıyla kullanılır.
Aslında tartışmacı anlatım, açıklayıcı anlatımın biçim değiştirmiş şeklidir. Bu anlatım biçimini açıklamadan ayıran yön, okuyucunun ya da dinleyicinin yerleşmiş kanılarını, düşünce ve davranışlarını değiştirmeye yönelmesi, savunulan düşüncenin doğruluğunu kanıtlamaya çalışmasıdır.
Tartışmacı anlatım biçiminin uygulanabilmesi için öne sürülen önermenin tartışmaya, delillerle kanıtlanmaya uygun olması gerekir. Herkesin üzerinde anlaştığı bir düşünce bu yolla işlenmez. Ancak böyle bir düşünce yerleşmiş anlayışlara aykırı bir taraf bulunduğu zaman tartışmacı anlatımla işlenebilir.
Tartışma, çok yaygın olarak kullanılan bir anlatım biçimidir. Örneğin deneme, fıkra, makale, söyleşi ve eleştirilerde, roman ve öykülerde; konuşma ve konferanslarda kısaca görüş ayrılığını gidermek için yapılacak her türlü anlatımda yer alır.
Tartışmacı anlatım biçimini uygularken, düşünceyi geliştirme yollarından tanık gösterme, kanıtlama, örneklendirme… kullanılabilir.

3. BETİMLEYİCİ ANLATIM
Betimleme, varlıkları sözcüklerle görünür kılmadır. Betimlemede varlıkların duyu organları ile algılanan nitelikleri belirtileceği gibi bu niteliklerin iç dünyamızda uyandırdığı izlenimleri de yansıtabilir.
Bu anlatım biçiminde amaç, varlığı belirgin nitelik*leriyle tanıtmak, varlık hakkındaki izlenimlerimizi be*lirtmektir.

4. ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM
Öyküleyici anlatımda düşünceler, olaylar aracılı*ğıyla anlatılır. Bu anlatım biçiminde amaç, olmuş ya da olabilecek bir olayı oluşuyla, gelişmesiyle vermekj okuyucunun da gözünde canlandırmaktır.
Öykülemede olay; kişi, zaman ve yer öğelerine bağlanarak verilir.

—————————————————————————-
1-BETİMLEYİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Betimlemeler açıklayıcı ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır.
2.kişinin iç dünyasını anlatan betimlemelere tahlil(ruhsal portre) denir.
3.Kişinin dış görünüşünü anlatan betimlemelere simgesel betimleme denir.
4.Roman, hikâye, tiyatro, gezi yazısı, Şiir gibi türlerde kullanılır.
5.Kelimenin yan ve mecaz anlamlarına yer verilebilir.

Sanatsal Betimleme:
1.İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.
2.Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulur.
3.Ayrıntılar sübjektif olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmaktır.
Örnek metinler:s.91-92”İnce Memed” ve “Çarşı”

Açıklayıcı Betimleme:
1.Bilgi vermek amacıyla yazılır.
2.Genel ayrıntılar üzerinde durulur.
3. Ayrıntılar objektif (olduğu gibi)olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmak için değil, bir konu hakkında bilgi vermektir.
5. Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz.
6.Betimlenecek varlığa kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.
Örnek metinler: s.92”Akdeniz Bölgesi”

2-ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Olay, kişi, mekân ve zaman ortak öğeleridir.
2.Olaylar birinci şahsın ağzından anlatılabilir.(Anlatıcı olay kahramanlarından biridir)
3.Sanat metinleri öyküleyici anlatımla yazılır.
4.Olaylar ilahi bakış açısıyla anlatılabilir.
5.Olaylar 3.şahsın ağzından anlatılabilir.(Olan biten bir kamera sessizliğiyle izlenip anlatılır
6. Kişi, mekân ve zaman olay ve olay örgüsünü oluşturmak için kullanılan ögelerdir.
7.Öyküleyici anlatım hikâye, roman, anı, söyleşi, görüşme(mülakat) gibi metin türlerinde kullanılır.
8.Öyküleyici anlatımda bir olayın olması şarttır.
9.Yaşanmış olaylarda olay zincir, kurgulanmış olaylarda olay zinciri vardır.
10. 3.Şahıs anlatımda anlatıcı her şeyi bilir.
11. Öyküleyici anlatım sanat metinlerinde ve öğretici metinlerde kullanılır.
12.Sanat metinlerinde anlatıcı kurmaca kişi öyküleyici metinlerde ise gerçek bir kişidir.
13.Kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 73 (Kefil), 75 (Kıbrıs’ın Fethi)76,(Cemile),77(On İkiye Bir Var),78(Biz İnsanlar),81(Ayı ve İki Ahbap),82(İstanbul’un Fethi),83 (Başını Vermeyen Şehit)adlı metinler.

3-COŞKU VE HEYECANA BAĞLI (LİRİK) ANLATIM

Özellikleri:
1.Lirik anlatımda dil “heyecana bağlı işlev”de kullanılır.
2.Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir, roman, hikâye, tiyatro türlerinde kullanılır.
3.Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi, durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.
4. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
5.Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.

4-DESTANSI(EPİK)ANLATIM

Özellikleri:
1.Olağanüstü olaylar ve kişiler anlatılır.
2.Destan türünün yiğitçe havası vardır.
3.Yapıp etmeler yani fiiller ön plandadır.
4.Tarihi konular ve kahramanlıklar işlenir.
5.Etkileyici bir özellik taşır.
6.Sürekli hareket vardır.
7.Kelimeler mecaz ve yan anlamlarda kullanılabilirler.
8 Şiir, destan roman, hikâye, tiyatro, destansı anlatımın kullanıldığı türlerdir.
9.Anlatımda abartıya yer verilebilir.
10.Sanatlı bir dil kullanılır.

Örnek metin: s.124 Çanakkale Şehitlerine, s. 125Sivastopol,Osmancık, Kanije Kalesi’nin Fethi, Genç Osman

5-EMREDİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Dil alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.
2.Emir, telkin, öneri anlamı taşıyan ifadeler yer verilir.
3.Öğretici ve açıklayıcı yönleri vardır.
4.Cümlelerde fiiller hakimdir.
5.Uyulması beklenen bir üslubu vardır.(Zorlama anlamı vardır)
6.Sosyal hayatın düzenlenmesinde emredici anlatım kullanılır.
7.Trafik kuralları, bazı eşyaların kullanma kılavuzları, ilaçların kullanma kılavuzları emredici anlatıma örnek verilebilir.

6-ÖĞRETİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
2.Söz sanatlarına, kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
3.Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
4.Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
5.Açıklama, aydınlatma, bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
6.Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
7.İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
8.Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
9.Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
10.Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
11.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
12.Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
13.Tarihi metinler, Felsefi metinler, Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabı sayfa 147–148 “Meridyenler” ,”Klasizm”, Maddenin Üç Hali”

7-TARTIŞMACI ANLATIM

Özellikleri:
1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
2.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
3.Dil ve ifade sade, gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
4.Gereksiz ifadelere yer verilmez.
5.Karmaşık ve anlaşılması güç cümleler kullanılmaz.
6.Ses akışını bozan, söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
7.Savunulan ve karşı çıkılan görüşlere yer verilir.
8.İki farklı bakış açısının olduğu konular bu türde işlenmeye daha elverişlidir.
9.Fıkra, deneme, makale, röportaj gibi türlerde kullanılır.
10.Yeteneğe, bilgi ve deneyime göre yöntem belirlenir.
11.Eleştirici bir bakış açısıyla yazılırlar. Anlatım tarzı sohbete varabilir.
12.İhtimal bildirmeyen, kesin, kanıtlanmış bilgiler kullanılır.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 160–161–162’deki metinler

8-KANITLAYICI ANLATIM

Özellikleri:
1.İnandırma, aydınlatma, kendi görüşünü kabul ettirme amaç edinilir.
2.Kavramları tanımlama ve açıklama önemlidir.
3.Okuyucu ve dinleyiciyi ikna etmek, düşündürmek ve üzerinde durulan konudan uzaklaşmamak için bazı kelime, kelime grupları ve cümleler tekrar edilir.
4. Konuşmacı ve yazar üzerinde durduğu konuyu aydınlatmak ve düşüncelerini kabul ettirmek için örneklere başvurur.
5.Konuşmacı ve yazar konuyu aydınlatmak maksadıyla farklı kişilerin düşüncelerine müracaat eder.
6.Kelimeler ve kelime grupları gerçek anlamında kullanılır.
7.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
8. ”Tanımlama, açıklayıcı betimleme, sınıflandırma örneklendirme, karşılaştırma, tanık gösterme, sayısal verilerden yararlanma “ gibi düşünceyi geliştirme yollarından faydalanılır.
9.Kanıtlayıcı anlatımda hitap edilen toplumun kültür düzeyi ve beklentileri önemlidir.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 165–166–167–169 ‘daki metinler.

9-DÜŞSEL (FANTASTİK) ANLATIM

Düşsel Anlatımın Özellikleri:

1.D.A.da konu; olağanüstü ve fantastik özelliklere sahip, hayal ürünüdür.
2.Zaman belirli ya da belirsizdir; olağanüstü özelliklere sahip olabilir.
3.Mekân, olağanüstü, düşsel öğelerden oluşmuş olabilir. Mekân günlük yaşamda karşılaşamayacağımız niteliktedir.
4.Kişiler çoğu zaman gerçekten uzak kişilerdir. Olağanüstü nitelikte olabilirler.
5.Düşsel anlatımda hayal, varsayım, abartma, kişileştirme gibi unsurlar çok kullanılır.
6.Daha çok di’ li veya miş’li geçmiş zaman kipi kullanılır.
Örnekler: Harry Potter, Yüzüklerin Efendisi, Gora, E.T,Yıldız Savaşları

Düşsel Anlatımla; Düşsel Olmayan Metinlerin Benzer Ve Farklı Yönleri:

Benzerlikleri:
Her iki anlatımda da yapıyı meydana getiren ögeler (kişi,zaman,mekan,ve olay örgüsü)aynıdır.

Farklılıkları:
1.Düşsel anlatımda: D.A.da konu; olağanüstü ve fantastik özelliklere sahip,hayal ürünüdür.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Konu yaşanmış ya da yaşanabilir olmalıdır. Günlük yaşama ait unsurlar konu olabilir.

2. Düşsel anlatımda: Tema hayali unsurlardan oluşur
Düşsel Olmayan Anlatımda: Tema konuyla ilgili olarak günlük yaşama ait, yaşanabilir özelliktedir.

3. Düşsel anlatımda: Zaman belirli ya da belirsizdir. Bazen zaman ötesi nitelikler taşır.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Zaman belirli ya da belirsizdir. İçinde bulunduğumuz zamanın özelliklerine sahiptir.

4. Düşsel anlatımda: Mekân olağanüstü, düşsel ögelerden oluşmuş olabilir. Mekân günlük yaşamda karşılaşamayacağımız niteliktedir.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Mekân, olağanüstü düşsel ögelerden uzak sıradan, günlük yaşamda karşılaşacağımız mekânlardır.

5. Düşsel anlatımda: Kişiler çoğu zaman gerçekten uzak kişilerdir. Olağanüstü nitelikte olabilirler.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Kişiler gerçekte olabilecek, sıradan, günlük yaşamda karşılaşabileceğimiz kişilerdir.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 176(“Bitmeyecek Öykü” ,”Ağrı Dağı”), 177 (Dünyalar Savaşı) adlı metinler

10-GELECEKTEN SÖZ EDEN ANLATIM

Gelecekten söz eden anlatımın kullanıldığı metin türleri: roman, hikâye, tiyatro, şiir, deneme

Gelecekten söz eden metinlerin ortak özellikleri:
1. Gelecekten söz eden metinler varsayım ile oluşmuştur.
2. Gelecekten söz eder.
3. Verilerden yola çıkılarak geleceğe ait tahmin yapılabilir.
4. Olandan çok olması istenilen anlatılır.
5. Gerçekleşmesi mümkün olmayan tasarı ve düşünceler(ÜTOPYA) anlatılır.
6. Genellikle gelecek zaman ifadesi kullanılır.

“Gelecekten söz eden anlatım” ile “Düşsel anlatım” arasındaki benzerlik ve farklılıklar: Gelecekten söz eden anlatımda ve düşsel anlatımda kişinin kendi hayal dünyasındakiler dile getirilir ve buna göre bir anlatım yolu seçilir. Düşsel anlatımda gerçeklikle ilgisi olmayan tamamen çağrışımlara dayalı olaylar, kişiler, zamanlar anlatılır ve bu yapı unsuruyla konu ve tema oluşturulur. Gelecekten söz eden anlatımda ise gerçeklerden yola çıkılarak tahmine dayalı bir anlatım yolu benimsenir. Yani gelecekten söz eden anlatım gerçeğe daha yakındır. (Bakınız dil ve anlatım kitabı sayfa 183 “Ütopya” ve “İklim Değişikliği” başlıklı metinler.)

11-SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIMLA OLUŞTURULMUŞ METİNLERİN ÖZELLİKLERİ

1.Jest ve mimikler anlatımın gücünü arttırır.
2.Sohbet, mülakat ve diyalog, monolog metinleri söyleşmeye bağlıdır.
3.Karşılıklı konuşmalar, bağlama ve konuşulan kişiye göre değişebilir.
4.Görme ve işitmeyle kurulan iletişim önemlidir.
5.Vurgu ve tonlama önemlidir.
6.Hikâye Roman Tiyatro, Mülakat, Röportaj, Monolog söyleşmeye bağlı anlatımın kullanıldığı metin türleridir.
7.Roman, hikâye ve tiyatrolardaki karşılıklı konuşmalara diyalog, iç konuşmalara ise monolog denir.
8.Tekrarlar söyleşmeye bağlı anlatımlarda ifadeyi kuvvetlendirir.
9.Söyleşmeye bağlı metinlerde anlatımın süresi sınırlandırılmalıdır.

12-MİZAHİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Okuyucuda uyandırılmak istenen etkiye göre düzenlenir.
2.Ses, taklit, hareket ve konuşma önemlidir.
3.Mizahi unsurlarda gerçekten sapma vardır.
4.Mizahi unsurları oluşturmada karşılaştırmalar, durumlar, hareketler, kelime ve kelime gruplarından yararlanılabilir.
5.Amaç okuyucuyu düşündürmek ve eğlendirmektir.
6. Roman, hikâye, tiyatro, şiir, deneme gibi türlerde kullanılır.
7.Mizahi anlatımlarda dil bir olayı anlatmak için kullanılır.(sanatsal, edebi işlevlerde kull.)

Anlatım Türleri – Deneme

Yazarı, konu seçiminde ve yazış biçiminde en özgün bırakan yazın türü denemedir. Bir yazarın, bilim, felsefe, yazın, sanat konuları üzerinde kişisel duygu ve düşüncelerini içtenlikle dile getirebildiği düzyazı türüdür deneme. Bu tür yazılarda, bilimsel yazılardaki ciddi anlatım ve bir plana göre yazma gibi zorunluluklar yoktur. Yazar, düşüncelerini günlük konuşma diline yakın bir dille, içinden geldiği gibi, içten bir anlatımla yazar. Deneme yazılarında okuyucuya bir savı benimsetme, bir değerlendirmeye gitme gibi amaçlar yoktur. Bununla birlikte, yazarın kültür birikimi, okuyucunun genel kültürünü arttırdığı gibi, yeni duygu ve düşüncelere yönelmesini sağlar.

Deneme yazıları, zaman zaman eleştiri, fıkra, makale, anı gibi türlere yaklaşabilir. Bu özelliği nedeniyle günümüzde, belli bir türe sokulamayan yazılara deneme adı verildiği de görülmektedir.

Kesin bir bilgi verilememekle birlikte, kimi yazın tarihçileri denemenin Batı yazınından önce Japonya, Çin, Hindistan gibi doğu ülkelerinde başladığını ileri sürerler. Ancak denemenin bağımsız bir yazın türü olarak benimsenişi 16. yüzyılın ikinci yarısında başlar. Bu benimsenişte günümüzde de deneme yazarlığını başta götüren Montaigne’nin büyük payı vardır. Montaigne, ilk iki cildi 1580’de, üçüncü cildi 1595’te yayınlanan Denemeler adlı yapıtıyla bu türün en büyük temsilcisi ve öncüsü olmuştur. İngiliz yazar Bacon, Denemeler adı altında yayınladığı yapıtıyla bu türe, gerek anlatım gerekse biçim bakımından yeni bir nitelik kazandırır. Çağdaş İngiliz yazınında şair T.S. Eliot ve roman yazarı A. Huxley denemeleriyle ün kazanmışlardır.

Yazınımızda denemenin ilk örnekleri, Tanzimat döneminde gazete ve dergilerde muhasebe başlığı altında yazılan kısa yazılarda görülür. Daha sonra Ahmet Haşim’in Bize Göre, Gurabahane-i Laklakan; Refik Halit Karay’ın Bir Avuç Saçma, Bir İçim Su, İlk Adım, Üç Nesil Üç Hayat, Makyajlı Kadın, Tanrı’ya Şikayet, Falih Rıfkı Atay’ın Eski Saat, Niçin Kurtulmak, Çile, İnanç, Pazar Konuşmaları gibi kitaplarında toplanan yazılar deneme niteliği taşır.

Denemeler ele alınan konulara göre, yazın ve sanat, dil, siyasal ve toplumsal, felsefe, psikoloji, kent konulu olanlar biçiminde başlıca gruplar altında toplayabiliriz. Bunların dışında karışık konularda yazılan denemelere ve kadınların sosyal ve siyasal haklarını dile getiren denemeler de yazılmaktadır. 1950’li yıllardan sonra gelişen deneme yazarlığımızda günümüze değin, saydığımız konuların hepsinde yazan yazarlarımız olmuştur.

Bu yazarlar arasında Dile Gelseler, Denemeler Eleştirilerle Vedat Günyol; Söz Sanatları’yla Sabahattin Eyüboğlu; Bir Bakıma’yla Cevdet Kudret; Denemeler Karşı Denemeler ve Yazın Üzerine’yle Hilmi Yavuz; Konumuz Edebiyat, İstinye Suları, Vatan Mahzun Ben Mahzun’la Oktay Akbal; Düşünceye Saygı’yla Mehmet Fuat; Öz Türkçe Üzerine’yle Emin Özdemir; Tartışmalar’la Tahsin Yücel; Felsefe Yazıları’yla Nusret Hızır; Şehir Fotoğrafları’yla Beşir Ayvazoğlu, İnsan İnsana’yla Doğan Cüceloğlu; Boğaziçi Şıngır Mıngır, Kahveler Kitabı’yla Salah Birsel; Sevgi Yönetimi’yle Azra Erhat; Bir Çocuk Bahçesi Gibiydi’yle Akgün Akova; Cengiz Bektaş gibi yazarlar değişik türlerde deneme örnekleri vermişlerdir.

alıntı

Anlatım Türleri

Anlatı Türleri
anlatı nedir – anlatım – anlatının özellikleri – roman – öykü – deneme

Anlatı türlerinin oluşmasının nedenleri nelerdir?

Anlatmaktan gelen anlatı’nın sözlük karşılığı olarak, “Roman, masal, öykü, oyun gibi, gerçek ya da düşlemsel olaylar dizisinin, durumlarının yazınsal düzeyde anlatılmasını, öyküleme”yi buluyoruz.

Tahsin Yücel, “Bilim, bilgi, söylem ya da öykü, hangi biçim altında, hangi düzlem üzerinde olursa olsun, temelinde söz bulunan her bildirişim bir anlatı sayılabilir.” diyor.

Mahir Ünlü’de “Sanatsal ağırlıklı düzyazılara anlatı denir. Bu yazılarda (öykü, roman, oyun, anı, gezi yazısı) insan, insanın toplumsal, bireysel durumu, davranış ve ilişkileri söz konusudur.” tanımını buluyoruz.

Cevdet Kudret, anlatı tanımına hayal ürünü olayları da katarak “Anlatı gerçek ya da hayal ürünü olayların anlatılmasıdır. Eskiden bu kavram için tahkiye terimi kullanılırdı” tanımını getiriyor.

Cevdet Kudret

Örnekleri daha da arttırabilecek değişik tanımlar, anlatı türlerinin temelinde, insanların bir şeyler anlatma gereksinimlerinin yattığını gösteriyor.

İnsanların duygu ve düşüncelerini başkalarına da duyurmak istemeleri anlatı türlerinin doğmasına yol açmıştır, diyebiliriz. Düşüncenin, duygunun, özlemin ve düşlerin yazıya dökülmesinde şiir ve düzyazı olmak üzere iki ana biçim kullanılagelmiştir.

Anlatı türlerinin en eski örneği destanlardır. Bütün toplumların kendilerine özgü destanları vardır. Destanlar çoğunlukla dünyanın ve insanoğlunun nasıl yaratıldığını, bir ulusun hangi soydan geldiğini anlatan ulusal yiğitlik öykülerini, eski savaşları coşkulu ve genellikle abartılı bir anlatımla dile getiren, oldukça uzun koşuklardır.

Eski çağların ürünü olan destanlar, daha sonraki dönemlerde halk öyküleri ve masal aşamasını geçtikten sonra yerlerini roman, öykü, deneme, tiyatro gibi türlere bırakmıştır.

Öykü ve roman, en yaygın olarak kullanılan ve en önemli anlatı türleridir. Bireyler arasındaki ilişkilerin, bireyin yaşadığı serüvenlerin, birey ile toplumun ilişkisinin, toplumların geçirdiği evrelerin yansıtılmasına en uygun olan, bu ilişki ve değişimleri çarpıcı bir biçimde geniş bir kitleye aktarabilen türlerin başında öykü ve roman gelir.

alıntı

Anlatım Türleri Nelerdir

Anlatım Türleri Nelerdir
Anlatım Türleri Nelerdir – anlatım biçimleri – Anlatım Türleri Hakkında – Anlatım Türleri Özellikleri

1-BETİMLEYİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Betimlemeler açıklayıcı ve sanatsal betimleme olmak üzere ikiye ayrılır.
2.kişinin iç dünyasını anlatan betimlemelere tahlil(ruhsal portre) denir.
3.Kişinin dış görünüşünü anlatan betimlemelere simgesel betimleme denir.
4.Roman hikâye tiyatro gezi yazısı Şiir gibi türlerde kullanılır.
5.Kelimenin yan ve mecaz anlamlarına yer verilebilir.

Sanatsal Betimleme:
1.İzlenim kazandırmak amacıyla yazılır.
2.Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulur.
3.Ayrıntılar sübjektif olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmaktır.
Örnek metinler.91-92,İnce Memed, ve Çarşı

Açıklayıcı Betimleme:
1.Bilgi vermek amacıyla yazılır.
2.Genel ayrıntılar üzerinde durulur.
3. Ayrıntılar objektif (olduğu gibi)olarak verilir.
4.Amaç sanat yapmak için değil bir konu hakkında bilgi vermektir.
5. Değişik duyulara seslenen özel ayrıntılar üzerinde durulmaz.
6.Betimlenecek varlığa kişisel duygu ve düşünceler katılmaz.
Örnek metinler: s.92�Akdeniz Bölgesi�

2-ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Olay kişi mekân ve zaman ortak öğeleridir.
2.Olaylar birinci şahsın ağzından anlatılabilir.(Anlatıcı olay kahramanlarından biridir)
3.Sanat metinleri öyküleyici anlatımla yazılır.
4.Olaylar ilahi bakış açısıyla anlatılabilir.
5.Olaylar 3.şahsın ağzından anlatılabilir.(Olan biten bir kamera sessizliğiyle izlenip anlatılır
6. Kişi mekân ve zaman olay ve olay örgüsünü oluşturmak için kullanılan ögelerdir.
7.Öyküleyici anlatım hikâye roman anı söyleşi görüşme(mülakat) gibi metin türlerinde kullanılır.
8.Öyküleyici anlatımda bir olayın olması şarttır.
9.Yaşanmış olaylarda olay zincir kurgulanmış olaylarda olay zinciri vardır.
10. 3.Şahıs anlatımda anlatıcı her şeyi bilir.
11. Öyküleyici anlatım sanat metinlerinde ve öğretici metinlerde kullanılır.
12.Sanat metinlerinde anlatıcı kurmaca kişi öyküleyici metinlerde ise gerçek bir kişidir.
13.Kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 73 (Kefil) 75 (Kıbrıs�ın Fethi)76(Cemile)77(On İkiye Bir Var)78(Biz İnsanlar)81(Ayı ve İki Ahbap)82(İstanbul�un Fethi)83 (Başını Vermeyen Şehit)adlı metinler.

3-COŞKU VE HEYECANA BAĞLI (LİRİK) ANLATIM

Özellikleri:
1.Lirik anlatımda dil �heyecana bağlı işlev�de kullanılır.
2.Coşku ve heyecana bağlı anlatım daha çok şiir roman hikâye tiyatro türlerinde kullanılır.
3.Öyküleyici anlatımda bir olay ve durumun anlatılması; betimleyici anlatımda kişi durum ve varlıkların betimlenmesi; lirik anlatımda ise duyguların ifade edilmesi esastır.
4. Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda kelimeler daha çok mecaz ve yan anlamda kullanılır.
5.Öyküleyici anlatımlarda olay ve durumlar anlatılırken duygusal düşünceler katılmaz. Coşku ve heyecana bağlı anlatımda duygular ve içinde bulunulan ruh hali yansıtılır.

4-DESTANSI(EPİK)ANLATIM

Özellikleri:
1.Olağanüstü olaylar ve kişiler anlatılır.
2.Destan türünün yiğitçe havası vardır.
3.Yapıp etmeler yani fiiller ön plandadır.
4.Tarihi konular ve kahramanlıklar işlenir.
5.Etkileyici bir özellik taşır.
6.Sürekli hareket vardır.
7.Kelimeler mecaz ve yan anlamlarda kullanılabilirler.
8 Şiir destan roman hikâye tiyatro destansı anlatımın kullanıldığı türlerdir.
9.Anlatımda abartıya yer verilebilir.
10.Sanatlı bir dil kullanılır.

Örnek metin: s.124 Çanakkale Şehitlerine s. 125SivastopolOsmancık Kanije Kalesi�nin Fethi Genç Osman

5-EMREDİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Dil alıcıyı harekete geçirme işlevinde kullanılır.
2.Emir telkin öneri anlamı taşıyan ifadeler yer verilir.
3.Öğretici ve açıklayıcı yönleri vardır.
4.Cümlelerde fiiller hakimdir.
5.Uyulması beklenen bir üslubu vardır.(Zorlama anlamı vardır)
6.Sosyal hayatın düzenlenmesinde emredici anlatım kullanılır.
7.Trafik kuralları bazı eşyaların kullanma kılavuzları ilaçların kullanma kılavuzları emredici anlatıma örnek verilebilir.

6-ÖĞRETİCİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
2.Söz sanatlarına kelimelerin mecaz anlamlarına yer verilmez.
3.Verilen bilgiler örneklerle ve tanımlarla pekiştirilir.
4.Daha çok nesnel cümleler kullanılır.
5.Açıklama aydınlatma bilgi verme amaçlarıyla yazılır.
6.Öğretici metnin anlaşılması ve yorumlanması için okuyucunun verilen bilgiyi kavrayabilecek birikime sahip olması gerekir.
7.İfade hiçbir engele uğramadan akıp gider.
8.Gereksiz söz tekrarı yapılmaz.
9.Ses akışını bozan söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
10.Dil ve ifade sade gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
11.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
12.Bu anlatım türü daha çok ansiklopedilerde ve ders kitaplarında kullanılır.
13.Tarihi metinler Felsefi metinler Bilimsel metinler gibi bölümleri vardır.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabı sayfa 147�148 �Meridyenler� �Klasizm� Maddenin Üç Hali�

7-TARTIŞMACI ANLATIM

Özellikleri:
1.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
2.Düşünce ve duygular kısa ve kesin ifadelerle dile getirilir.
3.Dil ve ifade sade gösterişsiz ve pürüzsüzdür.
4.Gereksiz ifadelere yer verilmez.
5.Karmaşık ve anlaşılması güç cümleler kullanılmaz.
6.Ses akışını bozan söylenmesi güç sesler ve kelimeler yoktur.
7.Savunulan ve karşı çıkılan görüşlere yer verilir.
8.İki farklı bakış açısının olduğu konular bu türde işlenmeye daha elverişlidir.
9.Fıkra deneme makale röportaj gibi türlerde kullanılır.
10.Yeteneğe bilgi ve deneyime göre yöntem belirlenir.
11.Eleştirici bir bakış açısıyla yazılırlar. Anlatım tarzı sohbete varabilir.
12.İhtimal bildirmeyen kesin kanıtlanmış bilgiler kullanılır.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 160�161�162�deki metinler

8-KANITLAYICI ANLATIM

Özellikleri:
1.İnandırma aydınlatma kendi görüşünü kabul ettirme amaç edinilir.
2.Kavramları tanımlama ve açıklama önemlidir.
3.Okuyucu ve dinleyiciyi ikna etmek düşündürmek ve üzerinde durulan konudan uzaklaşmamak için bazı kelime kelime grupları ve cümleler tekrar edilir.
4. Konuşmacı ve yazar üzerinde durduğu konuyu aydınlatmak ve düşüncelerini kabul ettirmek için örneklere başvurur.
5.Konuşmacı ve yazar konuyu aydınlatmak maksadıyla farklı kişilerin düşüncelerine müracaat eder.
6.Kelimeler ve kelime grupları gerçek anlamında kullanılır.
7.Dil daha çok göndergesel işlevde kullanılır.
8. �Tanımlama açıklayıcı betimleme sınıflandırma örneklendirme karşılaştırma tanık gösterme sayısal verilerden yararlanma � gibi düşünceyi geliştirme yollarından faydalanılır.
9.Kanıtlayıcı anlatımda hitap edilen toplumun kültür düzeyi ve beklentileri önemlidir.

9-DÜŞSEL (FANTASTİK) ANLATIM

Düşsel Anlatımın Özellikleri:

1.D.A.da konu; olağanüstü ve fantastik özelliklere sahip hayal ürünüdür.
2.Zaman belirli ya da belirsizdir; olağanüstü özelliklere sahip olabilir.
3.Mekân olağanüstü düşsel öğelerden oluşmuş olabilir. Mekân günlük yaşamda karşılaşamayacağımız niteliktedir.
4.Kişiler çoğu zaman gerçekten uzak kişilerdir. Olağanüstü nitelikte olabilirler.
5.Düşsel anlatımda hayal varsayım abartma kişileştirme gibi unsurlar çok kullanılır.
6.Daha çok di� li veya miş�li geçmiş zaman kipi kullanılır.
Örnekler: Harry Potter Yüzüklerin Efendisi Gora E.TYıldız Savaşları

Düşsel Anlatımla; Düşsel Olmayan Metinlerin Benzer Ve Farklı Yönleri:

Benzerlikleri:
Her iki anlatımda da yapıyı meydana getiren ögeler (kişizamanmekanve olay örgüsü)aynıdır.

Farklılıkları:
1.Düşsel anlatımda: D.A.da konu; olağanüstü ve fantastik özelliklere sahiphayal ürünüdür.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Konu yaşanmış ya da yaşanabilir olmalıdır. Günlük yaşama ait unsurlar konu olabilir.

2. Düşsel anlatımda: Tema hayali unsurlardan oluşur
Düşsel Olmayan Anlatımda: Tema konuyla ilgili olarak günlük yaşama ait yaşanabilir özelliktedir.

3. Düşsel anlatımda: Zaman belirli ya da belirsizdir. Bazen zaman ötesi nitelikler taşır.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Zaman belirli ya da belirsizdir. İçinde bulunduğumuz zamanın özelliklerine sahiptir.

4. Düşsel anlatımda: Mekân olağanüstü düşsel ögelerden oluşmuş olabilir. Mekân günlük yaşamda karşılaşamayacağımız niteliktedir.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Mekân olağanüstü düşsel ögelerden uzak sıradan günlük yaşamda karşılaşacağımız mekânlardır.

5. Düşsel anlatımda: Kişiler çoğu zaman gerçekten uzak kişilerdir. Olağanüstü nitelikte olabilirler.
Düşsel Olmayan Anlatımda: Kişiler gerçekte olabilecek sıradan günlük yaşamda karşılaşabileceğimiz kişilerdir.

Örnek metinler için bakınız Dil ve anlatım kitabında sayfa 176(�Bitmeyecek Öykü� �Ağrı Dağı�) 177 (Dünyalar Savaşı) adlı metinler

10-GELECEKTEN SÖZ EDEN ANLATIM

Gelecekten söz eden anlatımın kullanıldığı metin türleri: roman hikâye tiyatro şiir deneme

Gelecekten söz eden metinlerin ortak özellikleri:
1. Gelecekten söz eden metinler varsayım ile oluşmuştur.
2. Gelecekten söz eder.
3. Verilerden yola çıkılarak geleceğe ait tahmin yapılabilir.
4. Olandan çok olması istenilen anlatılır.
5. Gerçekleşmesi mümkün olmayan tasarı ve düşünceler(ÜTOPYA) anlatılır.
6. Genellikle gelecek zaman ifadesi kullanılır.

�Gelecekten söz eden anlatım� ile �Düşsel anlatım� arasındaki benzerlik ve farklılıklar: Gelecekten söz eden anlatımda ve düşsel anlatımda kişinin kendi hayal dünyasındakiler dile getirilir ve buna göre bir anlatım yolu seçilir. Düşsel anlatımda gerçeklikle ilgisi olmayan tamamen çağrışımlara dayalı olaylar kişiler zamanlar anlatılır ve bu yapı unsuruyla konu ve tema oluşturulur. Gelecekten söz eden anlatımda ise gerçeklerden yola çıkılarak tahmine dayalı bir anlatım yolu benimsenir. Yani gelecekten söz eden anlatım gerçeğe daha yakındır. (Bakınız dil ve anlatım kitabı sayfa 183 �Ütopya� ve �İklim Değişikliği� başlıklı metinler.)

11-SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIMLA OLUŞTURULMUŞ METİNLERİN ÖZELLİKLERİ

1.Jest ve mimikler anlatımın gücünü arttırır.
2.Sohbet mülakat ve diyalog monolog metinleri söyleşmeye bağlıdır.
3.Karşılıklı konuşmalar bağlama ve konuşulan kişiye göre değişebilir.
4.Görme ve işitmeyle kurulan iletişim önemlidir.
5.Vurgu ve tonlama önemlidir.
6.Hikâye Roman Tiyatro Mülakat Röportaj Monolog söyleşmeye bağlı anlatımın kullanıldığı metin türleridir.
7.Roman hikâye ve tiyatrolardaki karşılıklı konuşmalara diyalog iç konuşmalara ise monolog denir.
8.Tekrarlar söyleşmeye bağlı anlatımlarda ifadeyi kuvvetlendirir.
9.Söyleşmeye bağlı metinlerde anlatımın süresi sınırlandırılmalıdır.

12-MİZAHİ ANLATIM

Özellikleri:
1.Okuyucuda uyandırılmak istenen etkiye göre düzenlenir.
2.Ses taklit hareket ve konuşma önemlidir.
3.Mizahi unsurlarda gerçekten sapma vardır.
4.Mizahi unsurları oluşturmada karşılaştırmalar durumlar hareketler kelime ve kelime gruplarından yararlanılabilir.
5.Amaç okuyucuyu düşündürmek ve eğlendirmektir.
6. Roman hikâye tiyatro şiir deneme gibi türlerde kullanılır.
7.Mizahi anlatımlarda dil bir olayı anlatmak için kullanılır.(sanatsal edebi işlevlerde kull.)

KANITLAYICI ANLATIM

Ortaya atılan herhangi bir konu düşünce görüş veya yargıyı okuyucuya (veya dinleyiciye) kabul ettirmek için başvurulan anlatım biçimine kanıtlama (ispat yoluyla anlatım) denir. Bu anlatım biçimi -genellikle- makale deneme fıkra eleştiri gibi yazılı türlerle; konferans açık oturum münazara gibi sözlü kompozisyonlarda kullanılır.

Kanıtlamada önce kişiye ait düşünceler (yargılar kanaatler …) ortaya konur sonra bu kanaatlerin doğruluğunu ispatlayacak delillerden belgelerden de yararlanılarak dinleyici veya okuyucu ikna edilir. Bu anlatım biçiminde bir başka üslûp olarak da önce yazarın katılmadığı zıt düşünceler söylenir sonra bunların yanlışlığı belgeleriyle ispatlanır.

FANTASTİK ANLATIM

Gerçek dışı ve düşsel nitelikteki olgu ve oluşumları niteleyen sözcük. FANTAZİ Büyük ölçüde bireysel istek ve kaprislere göre biçimlenmiş amacı somut bir işlevi yanıtlamak olmayan özellikle genel-geçer eğilimlere uymayı yadsıyan her tür sanatsal ürün tutum ve davranış. Soyutlaştırma Yüzey ya da hacim sanatlarında gerçek varlıklara gönderme yapan betilerin tanınamayacak derecede yalınlaştırılması. Üsluplaştırma işlemine benzer gibi gözükse de ondan tümüyle farklıdır. Üsluplaştırma betiyi gerçek bir varlık olarak tanınabilirlikten uzaklaştırmaz. Ayrıca Soyutlaştırma tümüyle bireysel bir etkinlik olduğu halde üsluplaştırmada genel toplumsal biçim kalıplarına uymak söz konusudur. Soyut Resim Soyut Ekspresyonizmin 1950lerin sonuyla 1960lar arasında gelişen bir dalı. Büyük oranda A.B.D.ye özgüdür. Geniş homojen boyanmış ve birbirinden yalıtılmış renk lekeleri oluşturmaya dayanan bir resim anlayışı getirmiştir. Gölge-Işık ve Devingenlik etkisini yadsıyışıyla soyut sanatın en uç noktası sayılabilir. Sanatta İlk Soyutlaşmanın Başlama Nedenleri Buzul Çağının sonuna kadar insanların yiyeceklerini hazır olarak doğadan aldıklarını gördük. Yani insan yiyeceğini doğadan gasp suretiyle temin ediyordu. Fakat bu çağda insan avcıdır ve yabani meyveleri toplayarak geçinir. Taştan balta ağaçtan yay ve mızrak kafataslarından kap-kacak yapmaktadır. Avı için büyü yapar tuzaklar kurar. Avını kayalara resmeder resimde onu öldürür. Böylece avını yakalayacağına inanır. Buzul Çağında insan düşüncesi hayvanla ilgilidir. Kendini problem olarak ele almamıştır. Ortataş Çağında ise insanın kendini gözlemlediği görülüyor. Buzul Çağında insan resimleri canavarımsı değildir. İnsanın içini ürperten bir anlatım yoktur. Henüz neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmemektedir. Günah fikri henüz doğmamıştır. O aynen Eskimolar Buşmanlar gibi neşeli sağlıklı bir vahşidir. Kendisinin yaptığı işler canavarcadır. Fakat onda canavar düşüncesi yoktur. Bu devrin insanı bol su ağaç av meyve ve zengin bir doğa içindedir. Ölülerini ölüye ilişkin eşyalarla birlikte ve yaşayan bir insanın neye ihtiyacı varsa onlarla beraber gömüyor. Bu tasavvuru ilerde büyük uygarlıkların başladığı Mısır ve Mezopotamyada da göreceğiz. Ayrıca Buzul Çağı insanları ölünün doğal rengini yok etmek için onları kırmızı toprak boyalarla boyuyorlardı. Görüyoruz ki Buzul Çağı insanında öldükten sonra yaşanıldığı inancı vardır.
Fakat bu dünya ve öteki dünya gibi bir tasavvurları yoktur. Bütün bu hususları bize Buzul Çağı sanatı açıklamaktadır. Bu çağın resimlerinde bir şey üzerinde kafa yormak olmadığı gibi düşünülmüş soyut anlamda ulvi bir tasarım da yoktur. Bu resimler tamamen hali gösterirler ve içinde yaşanılan somut dünyanın birer aynasıdırlar. Demek ki Buzul Çağı insanının dünyası soyut olmayan bir bütünle ilgilidir. Bu devrin sonundaysa insan tamamen bir başka ortamdadır. İnsan artık bizzat kendini gözlemlemektedir. Resimlerdeki hayvanın yerini insan almıştır. Hayvan resimleri tamamen kaybolmamakla birlikte azalmıştır. Bu olayı Ortataş Çağında görüyoruz. Henüz tarım hayvanları evcilleştirme ve çanak-çömlek gibi tasarımlara ait buluşlar yoktur. Fakat bütün bu buluşların hazırlıkları görülmektedir. Bunların hazırlanma devri olan Ortataş Çağı İ.Ö. 10.000 – 4.000 arasıdır. Verilen bu tarihler Güney Avrupa içindir. Kuzey Avrupada ise İ.Ö. 10.000 – 2.000 arasıdır. Tarımın ilk kez Mezopotamya ve Mısırda görüldüğü gerek kazılardan gerekse din kitaplarından bilinmektedir. Tarımla insanoğlu tüketicilikten üreticiliğe geçiyor. Yani kendi ihtiyacını artık bizzat yaratan varlık durumuna geçiyor. Bu olay insanlığın oluşunda büyük bir değişmeyi göstermektedir. Tarımla beraber toprağa yerleşme başlıyor. Tarım yapılan yerlerde köyler kuruluyor. Kalabalık bir insan topluluğunun çalışması toprağın ürün vermesi fikri bereketin sırrı ölüm ve doğum üzerinde düşünme tohumun verimliliği hava güneş yağmur gibi etmenler üzerinde endişeler ortaya çıkıyor.
Fantastik Türünün Ortaya Çıkışı Fantastik yazının geçmişi 17. yüzyılın sonlarına kadar uzanır. Bu yüzyılda Batı edebiyatlarında verilen eserlerde fantastik öğelere rastlanır. Fransız yazar Charles Pernault eserlerinde fantastik öğelere yer verenler arasındadır. Gerçekte ise bu yazın William Beckpord’un Fransızca olarak yazdığı Vathek Sasques Cazotte’un Diable amoureux adlarında bu türe örnek oluşturabilecek özellikteki iki öyküsü ve 19. yüzyıl İngiltere’sinde gotik kaynaklı bir akımdan hareketle dehşet verici haydutluk maceralarına hortlaklara hayaletlere yer veren polisiye roman kurgusundan da yararlanarak bir suçun işlenişini toplumsal gerçekliğe dayanarak anlatan “Kara Roman”ın etkisiyle kendisinden söz ettirmeye başlar. Geçen yüzyılın başlarından ortalarına kadar süren zaman kesitinde değişik ülkelerden – Amerika’dan İngiltere’ye Fransa’dan Rusya’ya kadar uzanan bir yelpazede – Ludwig Tieck Ernest Thcodor Amcdeus Hoffmann Achim Von Arnim Nathani el Hawthorne Washington Irwing Prosper Merimce Honorc de Balzac gibi ünlü yazarların kalemlerinden önemli fantastik yapıtlar çıkar. Önceleri sadece nesnel gerçekliğin sınırlarını aşma olarak algılanan fantastik tür Edgor Allon Poc ile ussal biçimini bulur. Henry Sames tarafından ise yenilikçi bir anlatım içinde okuyucuya ulaşır. Fakat fantastik edebiyat bir tür olarak 18. yüzyılın sonlarında doğmuştur. Bu yüzyılda bazı yapıtlarda öteki dünyaya karşı bir ilginin düşlere mistik zevklere doğru bir eğilimin ve akılcılığa karşı bir tepkinin dile getirildiğini görüyoruz. Goethe ve Ann Rodeliff bu konuda sayabileceğimiz isimler arasında yer alır. Fantastik edebiyat kısaca ve kabaca söylenecek olursa hayaletleri ruhları düşsel yaratıkları içine alan bir edebiyat türüdür. Öykü roman masal gibi türleri kapsayan bu edebiyat zaman içerisinde çok geniş bir yayılım göstermiştir. masalımsı öğelerden olağanüstü büyüleyici ortamlardan harikalar ülkesinin sahnelerinden sıyrılarak gerçekçi bir

çerçeveye yerleşmiş olaylar gerçek ortamlarda geçmeye başlamıştır. Bir varmış bir yokmuş ifadesiyle başlayan masallar okuru gerçeküstü belirsiz bir ortama götürürken fantastik öykülerde mantık dışının gerçek ve günlük yaşama birdenbire giriverdiğini görüyoruz. Fantastik eserlerdeki kişiler ve olaylar tanıdığımız içinde yaşadığımız evrendeki kişiler ve olayların değiştirilmiş biçimidir diyebiliriz. Çünkü olağanüstü olayların gerçekçi zemin üzerine oturtulması bu yeni edebiyat türünün başlıca özelliğidir. Fantastik Türünün Çeşitli Tanımları Castex Conte Fantatique en France (Fransa’da Fantastik öykü) adlı yapıtında şöyle yazar: “Fantastik …. Gerçek yaşama birdenbire gizemin girmesiyle …. Belirir”. Louis Vax L’Art et la Littérature Fantastiques’te (Fantastik Sanat ve Edebiyat): “Fantastik anlatı… bizim yaşadığımız gerçek dünyada yaşayan bizler gibi ancak birdenbire kabul edilmesi olanaksız bir olay karşısında kalmış insanlar sunmayı sever.” Roger Caillois Au Coeur du Fantastique’te (Fantastiğin İçinde): “Tüm fantastik bilinen düzenin bozulması gündeliğin değişmez yasallığı içinden kabul edilmemeyecek olanın fışkırmasıdır” “Fantastik kendi doğal yasalarından başka yasa tanımayan bir öznenin görünüşte doğaüstü bir olay karşısında yaşadığı kararsızlıktır” yukarıdaki tanımlardan da anlaşılacağı üzere fantastik doğaüstü olayların gerçek bir zemine oturtulması ile ortaya çıkmaktadır. Olaylar ne kadar olağanüstü görünürse görünsün gerçeklik payı mutlaka vardır ve kişiler de yaşadığımız dünya içerisindedir. Todorov ise şöyle der: “Bir kitapta anlatılan bazı olayların açık biçimde hayal ürünü olduğunun belirtilmesi yapıtın geri kalan bölümündeki hayal payını tartışılır kılar. Herhangi bir görüntü aşırı coşmuş bir hayal gücünün ürünüyse eğer onu çevreleyen diğer olayların hepsinin gerçek olmasındandır. Fantastik edebiyat hayalgücüne bir övgü olmak şöyle dursun metnin büyük bölümünü gerçekliğe dayandırır. Fantastik edebiyat bize yalnız iki kavram sunar gerçeklik ve edebiyat üstelik ikisi de zor tanımlanır kavramlar. On dokuzuncu yüzyıl gerçeklik ve düşsellik ayrımının metafiziğiyle yaşamıştı ve fantastik edebiyat da bu pozitivist on dokuzuncu yüzyılın vicdan rahatsızlığından başka bir şey değildir. ancak bugün ne değişmez bir dışsal gerçekliğe ne de bu gerçekliğin yazıya aktarılmasından başka amacı olmayan bir edebiyata inanılıyor artık. Nesneler özerkliğini yitirirken sözcükler özerklik kazandı.

KONUŞMALI ANLATIM ( DİYALOG )

Herhangi bir konu üzerinde iki veya daha çok kimsenin karşılıklı konuşturulduğu anlatım biçimine konuşmalı anlatım (diyalog) denir. Tiyatro eserlerinin tamamı bu anlatım biçimiyle kaleme alınır. Açık oturum panel forum münazara mülâkat ve röportaj gibi uygulamalar da diyalog tarzında yapılır. Hikâye roman sohbet fıkra gibi türlerde anlatıma canlılık kazandırmak ve okuyucunun dikkatini çekmek için yeri geldikçe konuşmalı anlatımdan yararlanılır.

Konuşmalı anlatımda aşağıdaki hususlara dikkat edilir:

a) Kişilerin konuşmaları kendi karakterlerine toplumdaki yerlerine mesleklerine uygun ve tabiî olmalıdır. Öğretmenin bir öğretmen gibi annenin bir anne gibi doktorun da bir doktor gibi… konuşturulması gerekir

b) Konuşmalar okuyucuyu bıktıracak derecede uzatılmamalıdır.

c) Cümleler konuşma dilinin özelliklerine uygun biçimde düzenlenmelidir.

d) Sözün gelişinden kimlerin konuştuğu açıkça anlaşılıyorsa gereksiz açıklamalara ve ayrıntılara yer verilmez.

e) Karşılıklı konuşmalar konuşma çizgisiyle (―) gösterilir. (Amerikan tipi yazılarda konuşma çizgisi kullanılmamakta bunun yerine konuşmalar tırnak işareti içinde verilmektedir.) Konuşma çizgisinin her zaman paragrafa konması gerektiği unutulmamalıdır. Bir kişinin sıra kendindeyken peş peşe söylediği cümlelerin her biri için konuşma çizgisi tekrarlanmaz. Konuşanın değiştiğini sözün başkasına geçtiğini göstermek gerekince
konuşma çizgisi tekrar konur.

MİZAH

Tanımıyla (resimli komik fıkra komik bir durumu tasvir eden çizim) karikatür mizah anlamına gelir. Fakat canlandırılmış çizgi film ya da macera fan¤¤¤i ya da romantik hikayeler anlatan resimli çizgi dizilerin arasında bulunduğu bazı karikatürlerin komik olma niyeti yoktur; buna rağmen karikatür kelimesi kullanıldığında akla mizah gelir.

Karikatür olmamalarına rağmen ilkçağlardaki tablolar ve çizimlerin birçok mizahi yanları vardı. Hatshepsut’sun hükümdarlığında (15. yüzyıl) Mısırlı bir kraliçenin aşırı yüklenmiş bir katır üzerine otururken oluşan kat kat vücudu ve sarkan göğüslerini gösteren tasviri Japonya’da bin yıldan daha fazla bir süre önce yellenme yarışmaları ve Piskopos Tobanın erkeklik organı üzerine bir tomar kağıtları Frans’nın el yazması ve kitaplarındaki süslenmiş harflerdeki komik ögeler 10–12’nci yüzyıl arasında; Vinci’nin karikatürleri Pieter Bruegel’in 16. yüzyıl Hollandasının halka mal olan komik çizimleri Batı Ukrayna’nın 16’ncı yüzyıl sosyal hicivden esinlenerek yapılmış dini tabloları Japonya’nın gravürleri Hindistan’ın Kalighat yergi çizimleri 18 ve 19’uncu yüzyılda İngiltere’de James Gillray’ın William Hogarth’ın ve George Gukshanki ve Fransa’da Honoré Deumier ve Juan David’in çalışmaları buna birer örnektir.

Bu çalışmalar karikatürün bir ya da daha fazla özelliğini yergiyi parodiyi ince espriyi şakacılığı garipliği ve erotizmi sergiler. Mizah ve karikatürü tanımlama çabasında muhtemelen en uygun kategoriler; latife komik anlatım politik ve yerici mizah ve portre karikatürüdür.

İnce esprili (gag) karikatürleri sanata uygulanmış bir oturumluk esprilerdir. Nerede basıldıklarına bağlı olarak çeşitli biçimler alırlar; bazıları utandıracak kadar aptalca diğerleri (görünüşte) daha entelektüel diğerleri müstehcen ya
da garip (Gahan Wilson’un çalışmaları akla gelir). Komik öykü biçimindeki karikatürler gazete ve resimli çizgi roman gibi mizahi bir hikayeyi ya da gülünç fıkrayı birden fazla oturumda anlatır. Sık sık mizahi bir duruma düşen ve kurtulan daimi bir tipi karakterize eden üç ya da dört oturumluk biçimde; diğer zamanlar kahramanın komik halleri uzun süreye yayılmış olarak seri hale getirilir. Politik karikatürler tek oturumluk sosyal politik ve kişiliklerin zaaflarını dürter ve yorumlar ve durumda değişiklik olması için mücadele eder. Basının özgürlüğü olmayan bazı ülkelerde karikatür politik meselelerden kaçınır. Hicveden/mizahi çizimler belki de mizahtan öte sanatsal yapıya yönelir; duvara asıp sergileyecek kadar kalıcı görünürler. Sergilerde kitaplarda gazetelerde dergilerde ve inceleme makalelerinde yer alırlar. Portre karikatür insanların abartılı tasviridir ve yukarıda belirtilen türlerin hepsinde bulunabilir.

Karikatürlerdeki mizah çağdaş toplumda engellerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Özellikle Amerika ve Amerikalı olan herşeyi taklid eden ülkelerde politik doğruluk adına aşırı duyarlılık mizah sanatçısını engellemiştir. Resimli hikaye kahramanların içen sigara içen çapkınlık yapan ve zorba tavırları komik olmama yolunda arındırılmıştır. Politik karikatürler çeşitli etnik grupların bireylerini kadınları ve politik şahsiyetleri nasıl gösterdikleri konusunda tehdit boykot ve düpedüz sansür yoluyla kem küm edilmiştir.

Mizah karikatüristlerin karşılaştığı bir diğer mesele yapılan çalışmayı gazeteye satma konusundaki yarıştır. Amerika’da gazeteler ikamet eden karikatüristleri geçici olarak işten çıkarmış ya da çalışmalarını daha ucuza satan karikatüristlere bağlı olarak yeni karikatürist işe almamıştır. Pazar kaybetmenin yanı sıra karikatüristler için sonuç politik karikatürlerde daha az yerel meseleleri ele alma olmuştur. Problem çalışmalarını gazetelere satan karikatüristlerin dünya çevresinde seyahat ederek yerel sanatçıların pazarlarını ve işlerini elinden alıp yabancı olaylar kahramanlar durumlar kullanarak ve genellikle medya emperyalizmi edebileştirmesiyle artmıştır.

Birçok yerdeki problem daha genç insanların tercihlerini mizah karikatürü değil aksiyon/macera resimli hikaye olarak kullanmasıdır. Japon manga ya da anime internet ve video oyunları görsel efekt ağırlıklı filmlerden etkilenenler gazetedeki çizgi roman politik karikatürleri ya da mizah çizimlerine ilgileri yok denecek kadar azdır.

Bir kişiyi ağlatana kadar güldüren komik bir karikatürden daha tatmin edici bir şey yoktur ve sonuç olarak bir mizah türünün diğer kültürel biçimler gibi kaybolmasına izin vereceğiz gibi görünmüyor.

GELECEKTEN SÖZ EDEN ANLATIM
Gelecekten söz eden anlatımın kullanıldığı metin türleri: roman hikâye tiyatro şiir deneme
Gelecekten söz eden metinlerin ortak özellikleri:
1. Gelecekten söz eden metinler varsayım ile oluşmuştur.
2. Gelecekten söz eder.
3. Verilerden yola çıkılarak geleceğe ait tahmin yapılabilir.
4. Olandan çok olması istenilen anlatılır.
5. Gerçekleşmesi mümkün olmayan tasarı ve düşünceler(ÜTOPYA) anlatılır.
6. Genellikle gelecek zaman ifadesi kullanılır.

“Gelecekten söz eden anlatım” ile “Düşsel anlatım” arasındaki benzerlik ve farklılıklar: Gelecekten söz eden anlatımda ve düşsel anlatımda kişinin kendi hayal dünyasındakiler dile getirilir ve buna göre bir anlatım yolu seçilir. Düşsel anlatımda gerçeklikle ilgisi olmayan tamamen çağrışımlara dayalı olaylar kişiler zamanlar anlatılır ve bu yapı unsuruyla konu ve tema oluşturulur. Gelecekten söz eden anlatımda ise gerçeklerden yola çıkılarak tahmine dayalı bir anlatım yolu benimsenir. Yani gelecekten söz eden anlatım gerçeğe daha yakındır.

SÖYLEŞMEYE BAĞLI ANLATIMLA OLUŞTURULMUŞ METİNLERİN ÖZELLİKLERİ

1.Jest ve mimikler anlatımın gücünü arttırır.
2.Sohbet mülakat ve diyalog monolog metinleri söyleşmeye bağlıdır.
3.Karşılıklı konuşmalar bağlama ve konuşulan kişiye göre değişebilir.
4.Görme ve işitmeyle kurulan iletişim önemlidir.
5.Vurgu ve tonlama önemlidir.
6.Hikâye Roman Tiyatro Mülakat Röportaj Monolog söyleşmeye bağlı anlatımın kullanıldığı metin türleridir.
7.Roman hikâye ve tiyatrolardaki karşılıklı konuşmalara diyalog iç konuşmalara ise monolog denir.
8.Tekrarlar söyleşmeye bağlı anlatımlarda ifadeyi kuvvetlendirir.
9.Söyleşmeye bağlı metinlerde anlatımın süresi sınırlandırılmalıdır.

Anlatım Türü – Roman

Anlatım Türü – Roman
anlatı – romanın tarihçesi – iyi bir romanın özellikleri – dünya roman yazarları – günümüzde roman

Roman terimi Ortaçağ’da ortaya çıkmış ve Rönesans’tan sonra bugünkü anlamını kazanmaya başlamıştır.

Yazınımıza roman, Tanzimat döneminde Batılı yazarlardan yapılan çevirilerle girmiştir. İlk roman çevirisi Fenelon’un Telemak’ıdır. Onu, Robenson Cruzoe, Sefiller, Monte Kristo gibi çeviriler izler. Yazarlarımızca yazılan ilk roman örneklerine 1870’ten sonra rastlıyoruz. Şemsettin Sami’nin Taaşşuk- ı Telat ve Fıtnat’ını izleyerek, Namık Kemal’in İntibah, Cezmi; Ahmet Mithat’ın Hasan Mellah, Felatun Bey’le Rakım Efendi; Sami Paşazade Sezai’nin Sergüzeşt; Nabizade Nazım’ın Zehra; Recaizade Ekrem’in Araba Sevdası adlı romanları yazınımızdaki ilk roman örnekleri olarak yer alır.

Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Oğuz AtayServet- i Fünun döneminde Halit Ziya, özellikle Mai ve Siyah, Aşk-ı, Memnu, Kırık Hayatlar romanlarıyla ilk gerçekçi roman örneklerini vermiştir. Yazınımızda ilk psikolojik roman örneği olarak Mehmet Rauf’un Eylül romanını da belirtmek gerekir.

Milli Edebiyat döneminde, romana Anadolu sorunları ve Anadolu insanı girmeye başlar. Toplumumuzla ilgili sorunlara önem verilmeye başlandığı göze çarpar. Cumhuriyet döneminde, yazarlar, topluma yönelmeyi sürdürürler. Cumhuriyetin ilk yıllarında, 1930’lara değin yazarlar, gözlemlediklerini, gördüklerini yansıtma çizgisinden ileri geçmeyen bir gerçekçilikle, gerçekleri yansıtmaya ve sorunlara çözüm getirmeye çalışırlar. 1940’lı yıllarda, gerçekçilik bir dava adına kullanılmaya başlanır. Toplumsal kaygı artar. Köy ve köylünün sorunları, kasaba yaşayışı romanlarda ağırlık kazanır. 1970’li yıllara değin dile getirilen bu konular, köy çıkışlı ve Köy Enstitülü yazarlarca geliştirilmiştir. 1970-1980 arasında 27 Mayıs, 12 Mart olayları, Almanya’ya göç konuları dikkati çeker. 1980-90 arasında aileden hareket edilerek toplumsal yaşamdan, 12 Eylül 1980 öncesi olaylarından kesitler verilir. Özyaşamöyküsü romanları yazılır. Köyden kente göç, kente göçen köylülerin içine düştükleri çıkmazlar, kadın sorunları anlatılır. Belgelere dayanılarak tarihe yönelinir. Bütün bu konu çeşitliliğiyle birlikte, romana yeni bir kurgu ve yeni yöntemler kazandırılmış olur.

Yazınımızda roman türünde ün yapmış, romanları Batı dillerine çevrilmiş çok sayıda roman yazarımız arasında Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Refik Halit Karay, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Tarık Buğra, Oğuz Atay, Adalet Ağaoğlu, Ayla Kutlu, Ahmet Altan, Nedim Gürsel ve Orhan Pamuk’un adlarını sayabiliriz.

Öykü yazarlarımızın, özellikle, roman yazarlarımızın yapıtlarının Batı dillerine çevrilmesi ve ilgi görmesi, bu iki anlatı türünün Türk yazınında olduğu kadar dünya yazını içinde de ne derece yol aldığını göstermektedir.

Dünya yazınında klasik yazarlar arasında yer alan ve roman yazarlarımızı en çok etkileyen yazarlar arasında Fransız yazınında Victor Hugo, Gustave Flubert, Emile Zola daha sonraki yıllarda Standhal, J.P. Sartre, Andreas Moruwa; Rus yazınında Tolstoy, Dostoyevski, Scholohov, Gogal; İngiliz yazınında Charles Dickens, James Joyes, Virginia Woof; Alman yazınında Franz Kafka, Tomas Manu, Heinrich Böll sayılabilir.

Günümüzde roman “Yaşayışların, olayların, serüvenlerin, duygu ve düşünceleriyle birlikte, kişilerin tasarı ve kurmacaya dayandırılarak inandırıcı bir biçimde öykülendiği uzun anlatı türü” olarak tanımlanmaktadır. Roman yazarı, yaşamdan aldığı olayları yine yaşamdan aldığı ya da hayal gücünün ürettiği kişilerle işleyerek gözümüzün önünde yeni bir yaşam canlandırır. Romanlar yazılış biçimleri, amaçları, konuları ve olayların geçtiği zaman bakımından çeşitli türlere ayrılırlar. Kişileri tarihteki kişiler arasından seçilmiş ve olayları belirli bir tarih döneminde geçen romanlara tarihi romanlar adı verilir. Değeri daha çok olayların çeşitliliğine dayanan hareketli, heyecanlı ve merak uyandıran romanlar serüven romanlarıdır. Belli bir insan topluluğunun yaşamını, yaşayış biçimini canlandıran romanlar töre romanları; olaydan çok psikolojik çözümlemelere yer veren romanlar psikolojik roman; roman kahramanının anıları biçiminde yazılan romanlar da anı romanı adını alır. Roman türünün ürünleri arasında mektuplaşmalarla düzenlenmiş romanlar da vardır.

Günümüzde roman yazma yönteminde büyük gelişmeler olmuş, bilinç akımı gelişerek klasik roman yazma yöntemi bir kenara bırakılmıştır. Romanlarda alışılagelen giriş, gelişme, sonuç düzeni yerine; kişilerin bilinçaltına yerleşmiş olayların sıralanışının verildiği romanlar yazılmaya başlamıştır. Yazarlar bu yöntemle kısa bir süre içine bir geçmişi de sığdırabiliyorlar. Bilinç akımıyla birlikte; bir yazarın bir yapıtında ya da değişik yapıtlarındaki ana düşünceyi, savı, görüşü vurgulayarak yineleyerek anlatım yöntemi olan ana motif ve değişik yazın metinlerini, gazete kesiklerini, reklamları, radyo haberlerini bir romanın parçası olarak değerlendirip roman içinde kullanma yöntemi olan montaj yöntemi günümüz yazarlarının kullandıkları değişik yöntemler olarak dikkati çekiyor.

alıntı

Etiketler:anlatım türleri nelerdir betimleyici anlatımın kullanıldığı metin türleri anlatım türleri vikipedi anlatım teknikleri nelerdir anlatım türleri konu anlatımı anlatım türleri nelerdir kısaca anlatım biçimleri konu anlatımı anlatım türleri açıklama anlatım türleri anlatım türleri nedir emredici anlatım nedir makalede kullanılan anlatım türleri türkçe anlatım türleri metin türleri nelerdir açıklayıcı anlatım örnek metin betimlemenin kullanıldığı metin türleri nelerdir röportajlarda yararlanılan anlatım türü nedir anlatım şekilleri nelerdir anlatım türü nedir
Metin Oktay: Metin Oktay (2 Şubat 1936; Karşıyaka, İzmir - 13 Eylül 1991, İstanbul), Türk futbolcu ve teknik direktör.
Metin Erksan: Metin Erksan (d. 1 Ocak 1929, Çanakkale), Türk yönetmen ve sinemacı.
Metin Tekin: Metin Tekin (d. 8 Mayıs 1964, İzmit), Sağ Kanat ve Santrafor mevkiinde görev yapmış Sarı Fırtına lakaplı efsane olmuş Türk ünlü eski futbolcu ve teknik direktör.
Metin Özülkü: Metin Özülkü, (d. 1962, Mersin) Türk müzisyen. Erol Büyükburç ve Edip Akbayram orkestralarında müzisyenlik yaptı.
Metin Akpınar: Metin Akpınar (2 Kasım 1941; Aksaray, İstanbul), Türk, oyuncu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir