Biyogaz Nasıl Üretilir

arazi biyogaz bizi bu gaza kendi ko metan organik yok Biyogaz Nasıl Üretilir Biyogaz Nedir Nasıl Elde Edilir biyogaz nasıl elde edilir biyogaz nasıl üretilir b..

> Biyogaz Nedir? Biyogazin Elde Yöntemleri, Özellikleri, Ülkemizdeki Durumu

Giriş

İnsanoğlunun çok süratli bir şekilde artan ihtiyaçlarına cevap veren sosyal ve endüstriyel gelişmeler, beraberinde bazı problemleri de getirmişlerdir. Bunların içinde çevre kirlenmesi, kamuoyunu en çok etkileyen konu olmuştur. Başlangıçta hızlı şehirleşme ve endüsriyel gelişmelerin sebep olduğu yerel problemler olarak değerlendirilen çevre sorunu, günümüzde akarsu, göl ve denizlerde atıkların oluşturduğu kirlenme, egzoz gazlarının yol açtığı atmosfer kirlenmesi ve asit yağmurları, toprak erozyonu, tarımsal ilaçların toprak ve yeraltı sularını etkilemesi, tabiatın tahrip edilmesi sonucu ortaya çıkan iklim değişiklikleri gibi tüm dünyaya malolmuş ekolojik problemler olarak görülmektedir.

Gelişen teknoloji ve nüfusla birlikte artan enerji ihtiyacı yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmadığı takdirde dünyamızı daha yaşanılır bir hale getirmek ve gelecek nesillere daha güzel yarınlar bırakabilmek her geçen gün daha da güçleşecektir. İşte bu noktada doğanın kendi içinde bulunan, atıkları yok ederek enerji üretme imkanı devreye girerek bizi yarınlarımız için ümitlendirmektedir. “Geleceğin yakıtı” olarak da adlandırılan bu enerji kaynağı biyogazdır.

1.Biyogaz Nedir?

Organik maddeler oksijen yokluğunda ayrıştığında -anaerobik oluşum olarak adlandırılan işlem- hacimce %40-70 metan (CH4), %30-60 karbon dioksit (CO2), %1-5 diğer gazlar içeren bir gaz oluşur. Bazen bu ayrışım doğal olarak bataklık etraflarında gerçekleşir ve oluşan gaza “bataklık gazı” denir. Diğer durumlarda atıksu arıtma tesislerinde lağım ayrıştırılırken oluşan gaza “sindirici gaz” denir. Son olarak, katı atıkların depolandığı arazi doldurulan yerlerde atıkların oluşturduğu gaza “arazi doldurma gazı” denir. Müşterek olarak, bu gaz karışımları biyogaz olarak bilinir.

Renksiz, kokusuz, yanıcı olan biyogaz için kullanılan diğer ifadeler lağım gazı, sulu çamur gazı, maden gazı, aptal ateşi, inek pisliği gazı, biyoenerji, ve “geleceğin yakıtı”dır. Yemek pişirmek ve aydınlanmak için dört kişilik bir aile günde 4248litre biyogaz tüketir, bu da ailenin gecelik çöpü ve üç ineğin pisliğinin toplamından rahatlıkla üretilecek miktarda biyogaz demektir. Eğer gübre, mutfak atığı, bahçe atığı, malt artığı, posa artığı, market atığı, mezbaha atığı, yağlar ve diğer yerli-organik substratlar anaerobik olarak işlemden geçirilirse, mesela serbest oksijensiz olarak, biyogaz üretilir.

Farklı çeşitlerden mikroorganizmalar anaerobik koşullar altında organik substratların karbonlarını metabolize ederler. Bu işlem -sindirim veya anaerobik fermantasyon- bir besin zincirini takip eder.Mesela, eğer gübre bu şekilde işlemden geçirilirse, sindirilmiş gübre taze gübreye göre çok daha az kokuyla son ürün olarak elde edilir. Buna ek olarak, bu sindirilmiş gübre nötr pH-derecesine sahiptir ve bitkilere uygulandığındaki yakıcı etkisi ortadan kalkmıştır. Sindirimden sonra azot genellikle organik bağını yitirmiş olur ve amonyak (NH4) formunda bulunur. Bundan dolayı, bitki tarafından direk olarak özümsenebilir. Bu şekilde çiftçi, gübreleştirmenin basit ve ucuz bir yolunu elde eder. Pahalı mineral gübrelerden vazgeçebilir.

Üretilen biyogazın miktarı başlangıçtaki organik maddenin sadece miktarına değil kalitesine göre de değişir.

2.CH4 Mikrobiyolojisi veya Biyo-metanogenesis

Anaerobik sindirim veya metan-üreten biyoçevrim, selülozik ve diğer kimyasal olarak işlenmemiş organik artıklardaki mikrobiyal eylemin nıhai sonucu olarak hem yakıt(biyogaz), hem de organik gübre(sulu çamur) oluşturur. Bu substratlar çeşitlilik gösteren bakterileri içeren bir seri derecelendirilmiş adımlarla elde edilir. İlk adımda, karmaşık polimerik organik substratlar -proteinler,karbonhidratlar ve yağlar- metanojenik bakteriler tarafından bütrat, propiyonat, laktat ve alkol gibi aslında metanojenik olmayan substratlara çevrilirler. Aketojenik bakterileri içeren ikinci adım esnasında, hala kalanların belirlendiği bir bileşim ve özdeşlik, bu bileşikler metanojenik substratlara çevrilirler, örneğin aketat, nötral veya çok az alkali ortamda çoğalan zorunlu anaerobik metan bakterileri tarafından CH4 ve CO2 ‘ye çevrilmiş H2 ve C1 bileşikleri.

Yine, anaerobik sindirim işleminin her iki açıdan da -sıvılaştırma ve gazlaştırma- dengelenmesi önemlidir. Eğer metan bakterileri yoksa, sindirim işlemi sadece malzemeyi sıvılaştırma işleminde başarıya ulaşabilir ve malzemeyi orijinal malzemeden daha çirkin hale getirebilir. Diğer taraftan, eğer sıvılaştırma gazlaştırmadan daha hızlı bir oranda gerçekleşirse, asitlerin bileşke birikimi metan bakterilerini ve de biyoçevrim işlemini engelleyebilir.

3.Biyogaz Neslinin Gelişimi

Son yıllarda biyogaz sistemleri dağıtılmış kırsal alan gelişimine verdikleri ümitle kayda değer bir ilgi çekmişlerdir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler ve bir kısım uluslararası organizasyon sıralanan çeşitli amaçlara göre biyogaz sistemlerine ilgi göstermişlerdir: yenilenebilir bir enerji kaynağı, biyogübre, atık geri dönüşümü, kırsal kesimdeki gelişim, halk sağlığı ve hijyeni, kirlilik kontrolü, çevresel yönetim, uygun teknoloji ve teknik iş birliği. Birleşmiş Milletler Çevre Programı, Unesco ve Uluslararası Hücre Araştırma Organizasyonu tarafından ortaklaşa olarak sponsor olunan UNEP/Unesco/ICRO mikrobiyoloji programının içeriği dahilinde bir kısım çalışma merkezleri Yogyakarta, Manila, Mexico City, Singapur ve Bangkok’ta halihazırda kurulmuş durumda. Bu düşük maliyeti onaylanmış, atık-üretmeyen teknoloji, çevreyi kontrol etmek; yakıt, yiyecek ve gübrenin yerine konacak kaynakların aranmasını iyileştirmek için giderek daha çok yerleştirilmek üzere bu merkezlerde çalışmalar sürdürülüyor.

Mikrobiyal aktiviteden tarımsal, endüstriyel ve evsel atıkları işlemek üzere yararlanma yarım yüzyıldır yaygın bir uygulamaya sahiptir. Aerobik, aktif çamur yöntemi ve anaerobik veya metan fermantasyon yöntemini içeren işleyişten sonrası basittir, teknik bilgi veya bileşenini gerektirmez, küçük ailelere veya kasaba-ölçekli sindirime uygundur ve atığı değerli bir kaynak yerine koyan tek işlemdir. Gelişen ülkeler açısından büyük önem içeren metan kullanımı son zamanlara kadar kamunun duyduğu antipati veya diğer ucuz enerji kaynaklarının mevcut olması nedeniyle yasaktı. Ancak günümüzde biyogaz teknolojisi hakkı sayılır sayıda ülkenin ve şirketin ilgisine yön verecek derecede yeterli ve önemli bir enerji üretim şekli haline gelmiştir.

4.Biyogaz Tesislerinin Yapısı

Biyogaz tesisleri genel yapı olarak genelde aynı olmasına rağmen büyüklük olarak çok çeşitlilik göstermektedir. Bunun altındaki neden de biyogaz teknolojisinin özünde bakteri boyutunda işlemlerin olmasıdır. Dolayısıyla bir çiftlik ölçekli bir tesisle, 100,000 nüfuslu bir şehre enerji sağlayan tesisin yapısı birbirine çok benzemektedir. Tesislerde bakteriler için uygun ortam ve malzeme sağlanıp işlem sonucu oluşan ürünler düzenlenir.

4.1.Kristianstad Biyogaz Tesisi

4.1.1.Projenin arka planı

1995 sonbaharında Kristianstad Şehir Konseyi evsel atıkların ayrıştırılmasını içeren bir atık geri dönüşüm sistemini kurmayı kararlaştırdı. Proje 1996 Aralık’ında başladığında Kristianstad biyogaz tesisi resmi olarak açılmıştı. Tesis; endüstriyel, tarımsal ve tüm organik evsel atıkların, çevresel olarak sorumluluk taşıyan bir anlayışla işlemden geçirilmesini hedefleyen belediye, çiftçiler, sanayi ve müşterilerin ortak çalışmasının sonucudur.

Şekilde İsveç’in en büyük biyogaz tesisi görülmektedir

Tesis, belediyeye ait yerel bir atık şirketine, Kristianstads Renhållnings AB, ait olup işletilmektedir. Biyogaz tesisi, kapanmış bir şeker pancarı fabrikasının sınırları içinde inşa edilmiştir. Eski şeker atıksuyu işleme tesisinden kalan tanklar sindirim ve depolama tankları olarak kullanılmaktadır. Bu eski endüstriyel tesislerden kalma binaların kullanılması uygundu çünkü elverişli bir yer sunuyordu. Bundan başka, bir geri dönüşüm tesisinin eldeki yapıları yeniden kullanması uygundur.

Danimarkalı Krüger A/S şirketi işlem dizaynı, mühendisliği ve makine sağlanmasından sorumludur. Kristianstad vatandaşları organik ev atıklarını her ikinci haftada toplanan kağıt torbalara ayrıştırıyorlar. Şehirde yaklaşık 100,000 sakin ikamet ediyor ve şu an ayrıştırılan organik materyalin yaklaşık olarak %100′ü Karpalund biyogaz tesisine gidiyor. İnsanların %30 kadarı atıklarını ayrıştırmıyor ve bu atıklar tesise gitmiyor. Şehir sakinleri projeye olumlu bakıyor ve ayrıştırılan atığın kalitesi oldukça tatmin edici.

4.1.2.Tesisin İşleyişi

Biyogaz tesisi tarafından kullanılan endüstriyel organik atık, iki mezbahadan ve damıtım yerinden(genellikle içki fabrikalarında) gelen biyo-sulu çamurdan olduğu kadar mayankökü, patates ve havuç atığını da içeren gastrointestinal atıktan oluşuyor. Bunu sağlayan endüstriyel şirketler, atıkların yok edilmesi yolu için ton başına 350 SEK (SEK:İsveç kronu) öderler ki bu da arazi doldurma alanına giriş ücretinden ton başına yaklaşık 100 SEK daha azdır. Doğal olarak şirketler atıklarını daha ucuz yoldan elden çıkarmak için biyogaz tesisini tercih ediyorlar.

Evsel atıkları içeren kağıt torbalar çöp kamyonlarıyla taşınıp biyogaz tesisinin girişine yakın 100m?’lük depolara boşaltılır. Bazı endüstriyel katı atıklar da buraya dökülür.

Atık karışımı otomatik olarak kaba parçalayıcıya yedirilir ve 8cm uzunluğundaki parçalara kesilir. Sonrasında metalleri toplayan magnetik ayrıştırıcının olduğu hava ve kokuyu tutan hareketli bant boyunca geçer. Bir ince parçalayıcı atığı, gübre ve biyo-sulu çamurla karıştırıldığı 1,000m?’lük birincil karışım tankına dökülmeden önce 10-11mm’lik parçalara böler.

Gübre ve sıvı endüstriyel atık tankerlerle biyogaz tesisine taşındıktan sonra direk olarak birincil tanka boşaltılır. Gübre, endüstriyel ve evsel atıkların homojenize edilmesi üstten döner-bıçaklı çalkalayıcılarla gerçekleştirilir. Tesis 22 çiftlikten gelen gübreyi işler. Çiftçiler sözleşme esaslarına göre ücretsiz verim artırıcı gübre karşılığında hayvansal atıklarını tesise verirler.

Şekilde biyogaz tesisinin çalışma mekanizması gösterilmiştir

Çiftiçiler sindirilmiş biyokütleyi verim artırıcı gübre olarak almaya sıcak bakıyorlar ve daha bir çoğu projeye katılmak için sırada bekliyor. Üretilen fazla verim artırıcı gübre, atık sağlamayan çiftçilere m?’ü 18 SEK’ten satılıyor, ki bu da nakliyat maliyetini karşılıyor

Biyokütlenin sıcaklığı ısı değiştiricisinde işlem sıcaklığına düşürülür. Günde yaklaşık 200ton biyokütle sindirilirken, 8-9,000 Nm? biyogaz üretilir; bu da yılda yaklaşık 20,000 MWh’a karşılık gelir. Düzeltilmiş biyogaz hacimleri beklentileri karşılamıştır. Gazın büyük bir kısmı 4km uzaklıktaki, Kristianstad şehrinin farklı bölgelerini ısıtan Allöverket bölge ısıtma tesisine pompalanır. Biyogazın %10 kadarı tesisin kendi ısıtma işlemi için kullanılır.

Sindirilmiş biyokütle, sindirici tanktan plastikler ve sıkıştırılmamış maddeler gibi istenmeyen maddeleri ayıran iki ayrıştırıcıdan birine pompalanır.

Bunlardan yakındaki bir arazi doldurma alanına(solda Warnham, İngiltere’deki hijyenik arazi doldurma alanı gözükmektedir) boşaltılarak kurturulur. Akışkan madde verim artırıcı gübre olarak çiftçilere nakledilmeden önce herbiri 1,250m? kapasiteli iki depolama tankından birine gönderilir. Aynı tankerler hem çiftçilerden gelen gübreyi hem de çiftçilere gidecek verim artırıcı gübreyi taşır. Böylece, gübreyi biyogaz tesisine getiren tankerler, verim artırıcı gübreyle tekrar yüklenerek baharda tarlalara yayılmak üzere çiftçilerin kendi depolama araç gereçlerine dağıtılır.

Kristianstad biyogaz tesisi, izleme ve veri toplama yapıp, tam otomatik işlemek üzere dizayn edilmiştir. Tam gün çalışan bir menajer ve bir asistan operasyonu denetler.

Tablo 1 1998′de biyogaz tesisine girenleri ve tesisten çıkanları göstermektedir. Tesis tarafından reddedilen çeşitli materyal yılda ancak yaklaşık 50 tonu bulmaktadır. Bunun yüksek kaliteli, kaynaktan ayrıştırılmış ev atığı olması ve kağıt torbalarda toplanmasından ileri geldiği söylenebilir.

1998′de biyogaz üretimi 20,000 MWh’a eşitti, bu yıldaki tüm enerji istatistikleri Tablo 2′de gösterilmiştir.

4.2.Dippel Biyogaz Tesisi

Şu an Almanya’da biyogaz tesislerinde bir patlama olmuş durumda. Bu teknolojiyle sözü edilen biyogaz organik maddelerden elde edilmektedir. Biyogaz yenilenebilir bir enerji çeşitidir. Gaz motorlarında ısı ve elektrik üretmek için kullanılabilir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra Almanya’da birkaç biyogaz tesisi kurulmuştu, birkaçı da bazı çiftliklerde kurulmaktaydı. O zamanki neden enerji sıkıntısıydı: akaryakıt ve doğalgaz neredeyse bulunamıyordu, biyogaz ise kolayca ve diğerleriyle karşılaştırıldığında ucuz olarak sığır ve domuz gübresinden çiftçilerin kendileri tarafından elde edilebiliyordu.

O ilk Alman biyogaz tesisleri ellili yıllarda ortadan yok oldu. Akaryakıt ucuzdu ve her yerde her zaman bulunabiliyordu. Daha sonra yeniden, yetmişlerdeki iki petrol krizinden sonra biyogaz kullanımının yapılabilirlik araştırmaları başladı – bu sefer bazı ev mekanikleriyle yölendirilmiş olarak. Bu ikinci dalga da yok oldu. Sadece seksenlerin ortalarında bazı insanlar biyogaz tesisleri üzerinde tekrar ciddi olarak çalışmaya başladı. Bu üçüncü patlama hareketli bir şekilde günümüze kadar devam etti.

1992′deki Elektrik Girdi Yasası(“Stromeinspeisegesetz”) Almanya’da biyogaz tesislerinin gelişiminde bir kilometre taşı oldu. Bu yasa yenilenebilir enerji üreticilerine kamu elektrik şebekelerine dağıtılan her kWh enerji için sabit ücreti garantiledi. Bu yasa sadece biyogaz tesislerini değil, diğer yenilenebilir enerji kaynaklarını da içermekteydi, rüzgar enerjisi gibi. Fakat doksanların başındaki esas etkilerinden bazıları biyogaz tesislerindeki atılım oldu. Daha sonra, 2000 Şubat’ında, Elektrik Girdi Yasası (“Stromeinspeisegesetz”), kamuya dağıtılan elektrikte daha da yüksek sabit ücret garantisi veren Yenilenebilir Enerji Yasası’yla (“Erneuerbare Energien Gesetz”) değiştirildi.

Almanya’da 1996 yılında kurulan Dippel tesisi gübre, saman ve organik atık girdisiyle çalışmaktadır. İki adet 100m?’lük çelik tanktan oluşan fermentasyon bölümü olup katı/sıvı ayrımı yapar.

Günümüzde Almanya’da 600 civarında biyogaz tesisi çalışmaktadır. Bunların çoğu tarımsal, çiftlik boyutunda biyogaz tesisleri, kalanlar da büyük ölçekli merkezi mayalama tesisleri ve biyoartık ve/veya mutfak artığı sindirimi için endüstriyel tesislerdir. Bu tesislerin çoğu tecrübeli danışmanların yardımıyla sahipleri tarafından kendiliğinden inşa edilmiştir. Sonuç olarak maliyetler büyük oranlarda azaltılmıştır.

5.Biyogaz Teknolojisinin Faydaları

İyi çalışan biyogaz sistemleri kullanıcılarına birçok açıdan fayda sağlar, toplum ve çevre açısından genel olarak: enerji üretimi (ısı, ışık, elektrik); organik atıkların yüksek kaliteli gübreye dönüşmesi; mikropların (patojenler), kurt yumurtalarının ve sineklerin indirgenmesindeki hijyenik koşulların gelişmesi; işyükünün indirgenmesi, özellikle kadınların, yakacak odun toplama ve pişirme açısından; çevresel avantajları olarak: toprak, su, hava ve ağaçlık bitkilenmesinin önlenmesi; mikro-ekonomik avantajları olarak: enerji ve gübrenin yerini alması, ek gelir kaynakları, artan hayvan çiftçiliği ve tarım kazançları yaratması; makro-ekonomik avantajları olarak: merkezileştirilmemiş enerji nesli, yerli mal üretimi ve çevresel korunum sayılabilir.

Biyogaz, bir defa kullanıldığında bir daha yenilemenin imkansız olduğu, aynı zamanda kullanıldıklarında çevresel sonuçları olan karbon dioksit, azot dioksit ve sülfür dioksit (asit yağmurlarını oluşturan) salımının oluşturduğu global tehlike ile beraber karbon monoksit gibi diğer insan sağlığına zararlı gazlara ilişkin birbirini izleyen etkileri olan fosil yakıtlarıyla kıyaslandığında çok iyi bir yenilenebilir enerji kaynağıdır. Diğer taraftan biyogaz kullanılırken atmosfere bırakılan karbon dioksit bitkiler tarafından fotosentezle geri alınır.

6.Türkiye’de Biyogaz

Biyogaz teknolojisindeki bunca avantajı sıraladıktan sonra ülkemizdeki durumuna bakacak olursak parmakla gösterilecek derecede az ve yetersiz tesis olduğuna üzülmemek elde değil. Proje aşamasında kalıp uygulamaya geçilemeyen birçok örnek dışında uygulamada başarısız olunup yarıda bırakılan projeler de yok değil.

Avrupa’da kırsal kesime verilen önem doğrultusunda birçok kentte, hatta kasabada küçük ölçekli biyogaz tesisleri kurulmuş olmasına karşın ülkemizde kırsal kesim hep ikinci plana atılıp öncelik büyük şehirlere verildiğinden köyden kente göç engellenememiş ve bu yüzden ne kırsal kesimde ne de kentte planlı gelişim yönünde sağlıklı adımlar atılamamıştır. Bunun sonucunda büyük şehir belediyelerinin bütçeleri doğrultusunda uygulamaya çalıştıkları projelerden tam randıman alınamamıştır. Bu keşmekeşliğe bir örnek de İzmir’dedir. Yıllar boyunca denize dökülen her türlü atık körfezi bataklık haline getirmiş, son on yılda harcanan emeğe ve paraya karşın net bir çözüme ulaşılamamıştır. Şu an yürütülmekte olan Büyük Kanal Projesi’yle şehrin tüm atığının tek bir tesiste toplanarak ayrıştırılması, konumuz olan biyogaz elde edilerek bundan faydalanılması ve çevreye zararsız hale getirilen atığın geri dönüşümünün gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. Harmandalı Katı Atık Deponi Alanı’na ilişkin oluşan problemler tesisin dizayn edildiği şekilde işletilememesinden kaynaklanmaktadır. Sözgelimi Belediyeler arasındaki iletişim eksikliği ve ekipman yetersizliği nedeniyle evsel atıklar zaman zaman gerektiği şekilde gömülememekte; bu da martılar tarafından çöplerin karıştırılmasına neden olmaktadır. Kaynağında ayırma gerçekleşmediğinden çöpler cam, plastik, kağıt gibi niteliklerine göre ayrı olarak depolanamamaktadır. Büyükşehir Belediyesi’nde mevcut olan iş makinalarının yetersiz oluşu ve kullanım ömrünü tamamlaması nedeniyle Harmandalı Katı Atık Deponi Alanı’ndaki çalışmalar verimli olarak sürdürülememiş; bu nedenle depolama alanına gelen çöpün toprağa serilmesi işi özelleştirilmiştir.

Depolama Alanı’nda organik atıkların oksijensiz ortamda mikrobiyolojik olarak ayrışması sonucu metan gazı ağırlıklı olmak üzere, karbondioksit, hidrojensülfür, amonyak, azotlu bileşikler vb.gazlar oluşmakta; bu gazlar herhangibir önlem alınmadan atmosfere verildiğinde, patlamalara ve zehirlenmelere neden olarak çevre ve insan saglıgını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenlerden dolayı; Harmandalı Katı Atık Deponi Alanı’nın evsel atık depolama bölgesinde çöplerin ayrışmasından kaynaklanan deponi gazlarının miktarının belirlenmesi, toplanması, gaz yakma sisteminin projesi, inşaası ve gazın elektrik enerjisine dönüşümü ile ilgili İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 14.11.1995 tarihinde bir ihale yapılmıştır. Konu ile ilgili çalışmalar tamamlanmış olup; 5.6.1996 tarihinden itibaren yeni sistem devreye girmiştir. Halihazırda alanda mevcut gaz toplama bacalarının verimli olan 18 adedinden yüksek yogunluklu polietilen borular yardımıyla toplanan gaz ana kollektör ile deponi gazı yakma tesisine verilmektedir. 1250 m3/saat’lik gaz yakma kapasitesine sahip tesiste, deponi gazları 1000 C’te yakılarak, çevreye olumsuz etkiler önlenmektedir.

Vadi şeklinde olan katı atık depolama alanının en derin bölgesi ortalama 25 m. olup; toplanan deponi gazının içerisinde % 40-60 oranında metan gazı mevcuttur. Evsel atıkların depolandıgı kısımdan oluşan çöp sızıntı suları çalışır durumdaki ön arıtma tesisinde kanal standartlarını sağlayacak şekilde arıtıldıktan sonra kanal sistemine verilmektedir. Önümüzdeki günlerde Büyük Kanal Projesi kapsamındaki kanal sistemine bağlanacaktır.

İstanbul’da da benzer uygulamalar denenmiş ancak şehrin altyapısı çok yetersiz olduğundan başarıya ulaşılamamıştır. Zaten biyogaz araştırmamızda gördüğümüze göre daha çok kırsal kesimde gelişmeye yönelik kullanılması uygun olan, çok nüfuslu ve altyapısı yetersiz büyük şehirlerde hayata geçirilmesi zaman alacak bir sistemdir. Çıkarılacak yasalarla bu sistemi kırsal kesimde kuracak girişimciler desteklenip, çiftçi ve halk da bilinçlendirilerek kısa sürede ülkemizin en büyük sorunlarından biri olan enerji sıkıntısı ortadan kaldırılabilir. Uzun vadede ise büyük kentlerde uygulamaya sokulacak tesisler, sınırları netleştirilmiş, yaptırımı yüksek, kontrolü kolay olacak şekilde çıkarılacak yasalar ve bilinçlendirilmiş toplumla kendi kendine yetip çevreyi koruyan bir enerji kaynağına ulaşılabilir.

Atık Camurlardan Biyogaz Ve Gübre Nasıl Elde Edilir

Atık Camurlardan Biyogaz ve Gübre nasıl Elde Edilir
Eldeki çamurdan biyogaz elde etme ve çamuru tarımsal gübre olarak kullanılabilir hale getirmede. Bunları görebilmek için de bu çevrimlerin yapıldığı ham çamur yoğunlaştırıcıları, çamur özümleyicileri, biyogaz güç istasyonu ve özümlenmiş çamur yoğunlaştırıcılarının olduğu yere doğru gidiyoruz. İlk geldiğimiz yer, ham çamur yoğunlaştırıcıları. Bunlar, 25 metre çapında ve ortalama su yüksekliği 3,8 metre olan 7 tane konik biçimli dairesel havuzlardan oluşuyor. Başta da belirttiğimiz gibi ön çökeltme havuzlarından bir miktar çamurla (% 2-3 kuru madde içeren), son çökeltme havuzlarından gelen bir miktar çamur (% 1 kuru madde içeren) bu havuzlara geliyor. Çamurlar burada, %5 kuru madde içerecek biçimde yoğunlaştırılıyor. Yoğunlaştırma işlemi, çamur kırıcılar sayesinde oluyor. Burada açığa çıkan yüksek BOİ5 yoğunluğuna sahip fazla suysa, borular aracılığıyla arıtım için tekrar tesis girişine pompalanıyor. Bu havuzlarda ayrıca fazla miktarda köpük de oluşuyor. Bu köpükler, havuza dışarıdan takılmış köpük sıyırıcılar aracılığıyla alınarak köpük depolarına gönderiliyor. Buradan da köpük pompalarıyla (yedi tane) ön arıtma istasyonunun toplama tankına pompalanıyor. Ham çamur yoğunlaştırıcılarında çamur, yaklaşık iki gün kadar bekletildikten sonra çamur özümleme tanklarına gönderiliyor.
Sekiz tane olan çamur özümleme tankları, 25 metre çapında ve 35 metre yüksekliğindeki silindirik büyük tanklardan oluşuyor. Bunların görevi, hastalık yapıcı mikroorganizmalar içeren çamuru, sağlıklı, kullanılabilir hale getirmek, solucan yumurtalarından arındırmak ve kokusunu gidermek. Bu işlemler sırasında çamurun hacmi de azaltılıyor. Yani içindeki su mümkün olduğu kadar alınıyor. Bunun için bunlara anaerobik (oksijensiz) özümleme işlemi uygulanıyor. Bu işlemde çamur 35 °C’de, havasız koşullarda, üç hafta kadar bekletilerek çürütülüyor. Bu sırada çamurun içindeki uçucu organik maddelerin CH4 (metan) ve C02′nin (karbondiokit) açığa çıkması sağlanıyor. Çıkan katı madde, kararlı halde olup kolayca kurutulabilir özellikte. Çamurun özümleme oluşumunu bozmadan dikkatlice karıştırılması, üretilen biyogazın belirli aralıklarla, gaz kompresörleri aracılığıyla tekrar özümleme tanklarının içine basılmasıyla gerçekleştiriliyor. Çamurun ısıtılmasıysa eşanjörlerden geçirilerek sağlanıyor. Özümleyicilerin üst kısmında biriken biyogaz, seramik ve çakıl filtrelerden geçirilerek her biri, biyogaz güç istasyonu denen, 4000 metreküp kapasiteli iki adet alçak basınçlı gaz tankına (22 metre çap ve 17 metre yükseklik) gönderiliyor. Buradaki gaz tankları biyogaz üretimiyle tüketimi arasında oluşabilecek anlık farklılıkları dengelemek amacıyla geçici depolama imkanı sağlıyorlar. Anaerobik özümleme işleminden elde edilen gaz, su kazanlarında yakılarak binaların ısıtılmasında, özümleyicilerdeki gaz karıştırma işlerinde ve elektrik enerjisi elde edilmesinde kullanılıyor. Artan gazsa çakmak denen ocaklarda yakılarak atmosfere salınıyor. Biyogaz güç istasyonunda elde edilen elektrik enerjisi tüm sistemin ihtiyacının % 85-95′lik kısmını karşılayabiliyor.
Bundan sonraki durak, tarımsal gübre eldesinin yapıldığı özümlenmiş çamur yoğunlaştırıcıları ve mekanik susuzlaştırma üniteleri.
Özümlenmiş çamur yoğunlaştırıcıları, 25 metre çapında ve 4 metre derinliğinde beş adet dairesel havuzdan oluşuyor. Anaerobik özümleyicilerden çıkan çamur, mekanik susuzlaştırmaya gönderilmeden önce yoğunlaştırma tanklarında yaklaşık 2 gün bekletilerek, % 5-6 oranında kuru madde içerecek biçimde yoğunlaştırılıyor. Havuzun yüzeyindeki fazla su, kenarlardan taşırılarak arıtım için tekrar tesisin girişine pompalanıyor. Buradaki çalışma sistemi de aynı ham yoğunlaştırma tanklarındaki gibi. Dipte biriken çamur, mekanik sıyırıcılarla havuzun ortasındaki çamur deposuna, buradan da mekanik susuzlaştırma istasyonuna pompalar aracılığıyla gönderiliyor.
Mekanik susuzlaştırma istasyonuna gelen yoğunlaşmış çamurun suyu, burada bantlı filtre baskılarından geçirilerek suyu alınıyor. Yani, kuru madde oranı % 5-6′dan, % 25-30′a kadar çıkarılıyor. Bu işlem için çamura polimer (katyonik polielektrolit) ekleniyor. Suyu alınmış çamur keki (biyokatı) hareketli bantlarla kamyonlara yüklenerek depolama alanına ya da çevre köylere götürülüyor. Burada toprak kalitesini iyileştirmede ya da doğrudan gübre amaçlı olarak kullanılıyor.

Biyogaz Nedir? Biyogazın Özellikleri – Biyogaz Üretimi

Biyogaz Nedir? Biyogazın Özellikleri – Biyogaz Üretimi

BİYOGAZ NEDİR?

Organik bazlı atık/artıkların oksijensiz ortamda (anaeorobik) fermantasyonu sonucu ortaya çıkan renksiz – kokusuz, havadan hafif, parlak mavi bir alevle yanan ve bileşimininde organik maddelerin bileşimine bağlı olarak yaklaşık; % 40-70 metan, % 30-60 karbondioksit, % 0-3 hidrojen sülfür ile çok az miktarda azot ve hidrojen bulunan bir gaz karışımdır.

BİYOGAZ ÜRETİMİNİN MİKROBİYOLOJİSİ

Biyogaz organik maddelerin oksijensiz şartlarda biyolojik parçalanması (anaerobik fermantasyon) sonucu oluşan ağırlıklı olarak metan ve karbondioksit gazıdır. Çeşitli organik maddelerin metan ve karbondiokside dönüşümü karışık mikrobiyolojik flora tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu oksijensiz bozunma sonucunda metan gazı üç aşamalı bir işlem sonucunda oluşur. Oksijensiz bozunmanın (anaerobik fermantasyon) bu üç aşaması aşağıdaki gibi sıralanır.

1. Fermantasyon ve Hidroliz
Bu aşamada fermantative ve hydrolytic bakteriler olarak isimlendirilen bakteri grupları organik maddenin üç temel ögesi olan karbon hidratları (C6 H10 O5) n, proteinleri (6C 2NH3 3H2O) ve yağları (C5 OH90 O6) parçalayarak CO2, asetik asit ve büyük bir kısmını da çözülebilir uçucu organik maddelere dönüştürürler. Bu son gruptaki uçucu organik maddelerin büyük bir bölümünün uçucu yağ asitleri olması nedeniyle, bu aşamaya uçucu yağ asitlerinin oluşum aşaması adı da verilir.

2. Asetik Asidin Oluşumu
Bu aşamada, birinci aşama sonucunda açığa çıkan ve uçucu yağ asitlerini asetik aside dönüştüren asetogenik (asit oluşturan) bakteri grupları devreye girmekte ve bir kısım asetogenik bakteriler uçucu yağ asitlerini asetik asit ve hidrojene dönüştürmektedir.

CH3(CH2 )n COOH + H2O => 2CH3 COOH + 2H2

Diğer bir kısım asetogenik bakteri grubu ise açığa çıkan karbondioksit ve hidrojeni kullanarak asetik asit oluşturmaktadır. Ancak bu ikinci yolla oluşan asetik asit miktarı, birinciye oranla daha azdır.

2CO2 + 4H2 => CH3 COOH + 2H2O

3. Metan Gazının Oluşumu
Anaerobik fermantasyonun bu son aşamasında metan oluşturan bakteri grupları devreye girmekte, ve bir kısım metan oluşturan bakteriler CO2 ve H2′yi kullanarak metan (CH4 ) ve suyu (H2O) açığa çıkarırlarken, öteki bir grup metan oluşturan bakteriler ise ikinci aşama sonucunda açığa çıkan asetik asidi kullanarak CH4 ve CO2 oluşturmaktadırlar.
CO2 + 4H2 => CH4 + 2H2O
CH3COOH => CH4 + CO2
Ancak bu aşamada birinci yolla oluşan metan miktarı, ikinci yolla elde edilen metan miktarından daha azdır. Üretilen tüm metanın %30′u birinci yolla %70′i ikinci yolla yapılmaktadır.

Bu üç aşamada üç değişik bakteri grubu etkinlik göstermektedir. Anaerobik fermantasyonda bekletme süresine, atık su ve atık organik maddelerin türüne, ortamın PH ile içerdikleri iyonlara ve bunlara bağımlı olarak oluşan mikroorganizmalar topluluğunun yapısına göre üç değişik sıcaklık bölgesi mevcuttur. Anaerobik fermantasyonun üçüncü aşamasında devreye giren ve metan oluşumunu sağlayan metan bakterileri, fermantasyon ortamının sıcaklığına göre üç gruba ayrılır:

1- Psychrophilic (Sakrofilik) Bakteriler Optimum faaliyet sıcaklığı: 5- 25 °C
2- Mezophilic (Mezofilik) Bakteriler Optimum faaliyet sıcaklığı: 25- 38 °C
3- Thermophilic (Termofilik) Bakteriler Optimum faaliyet sıcaklığı: 50- 60 °C
Sakrofilik bakteriler deniz ve göl diplerindeki tortullar ile bataklıklar, termofilik bakteriler ise yüksek sıcaklıklardaki volkanik ve jeotermal bataklıklar içerisinde yaşamaktasırlar. Bu üç bakteri gurubu ile yapılan fermantasyonda, sakrofilik, mezofilik ve termofilik fermantasyon ile aynı adı almaktadır. Bu bakteri gruplarından 1. ve 3. grupta yer alan sakrofilik ve termofilik bakteriler sığır gübresi içerisinde yaşamamaktadır. Sığır gübresinde mezofilik bakteriler bulunmaktadır. Biyogaz tesisinde sığır gübresi kullanılması durumunda mezofilik fermantasyon uygulanır.
Biyogaz üretimi oldukça önemli bir biyolojik süreçtir. Bu nedenle tüm şartların eksiksiz sağlanmasının gerekliliği aksi durumda verimli gaz üretiminin olmayacağı açıktır.

Bugün, kurulan bir çok biyogaz tesisinin kullanım dışı kaldığı bilinmektedir. Tüm şartların uygun olduğu durumlar içersinde kurulması gereken bölgeler için en uygun biyogaz tesis tipi seçilmelidir. Üretilen biyogazın kontentindeki metan gazı üretiminin başarısı bir faktörün etkisi altındadır. Bunlar;
• Ortam sıcaklığı
• Hammaddenin cinsi ve miktarı
• Ortam asitliği (PH)
• Partikül büyüklüğü
• Fermantasyon süresi
• Karbon azot oranı (C/N)
• Tesis tipi
• Kuru madde miktarı

Ortam sıcaklığı, metan gazı oluşumunda en önemli etmendir. Bu nedenle sıcak bölgelerde tesisin başarısı daha yüksek olmaktadır. Metan oluşturan bakteriler ani sıcaklık değişimlerinden, gündüz-gece sıcaklık farklılıklarından çok çabuk etkilenmektedir.

Anaerobik bakterilerin en önemli besin maddeleri karbon ve azottur. Mikroorganizma karbonu enerji kaynağı olarak kullanırken azotu yeni hücrelerin oluşturulmasında yapı malzemesi olarak değerlendirir. Karbon azota nazaran 25-30 kat daha fazla kullanılır. İdeal karbon/azot oranı 30/1 dir. Bu oran; C/N Oranları
• Buğday sapı: 87/1
• Mısır sapı: 53/1
• Hayvan dışkısı: 29/1

BİYOGAZ’ın ISIL DEĞERİ

1 m3 BİYOGAZIN SAĞLADIĞI ISI MİKTARI: 4700-5700 kcal/m3 • 0,62 litre gazyağı
• 1,46 kg odun kömürü
• 3,47 kg odun
• 0,43 kg bütan gazı
• 12,3 kg tezek
• 4,70 kWh elektrik enerjisi eşdeğerindedir.

1 m3 BİYOGAZA EŞDEĞER YAKIT MİKTARLARI:
• 0,66 litre motorin
• 0,75 litre benzin
• 0,25 m3 propan

BİYOGAZ ÜRETİM PROSESİ

BİYOGAZ ÜRETİMİNDE KULLANILAN ORGANİK ATIK/ARTIK HAMMADDELER

Biyogaz üretimi için organik içerikli maddeler kullanılmaktadır.

Hayvansal Atıklar
Sığır, at, koyun, tavuk gibi hayvanların dışkıları, mezbahane atıkları ve hayvansal ürünlerin işlenmesi sırasında ortaya çıkan Atıklar özellikle kırsal kesimler için önerilen biyogaz tesislerinde kullanılmaktadır.

Bitkisel Artıklar
İnce kıyılmış sap, saman, anız ve mısır artıkları, şeker pancarı yaprakları ve çimen artıkları gibi bitkilerin işlenmeyen kısımları ile bitkisel ürünlerin işlenmesi sırasında ortaya çıkan artıklardır. Bitkisel artıkların kullanıldığı biyogaz tesislerinin işletilmesi sırasında proses kontrolü büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle kırsal kesimlerde bitkisel artıklardan biyogaz eldesi önerilmemektedir.

Organik İçerikli Şehir ve Endüstriyel Atıklar
Kanalizasyon ve dip çamurları, kağıt sanayi ve gıda sanayi atıkları, çözünmüş organik madde derişimi yüksek endüstriyel ve evsel atık sular biyogaz üretiminde kullanılmaktadır. Bu atıklar Özellikle belediyeler ve büyük sanayi tesisleri tarafından yüksek teknoloji kullanılarak tesis edilen biyogaz üretim
merkezlerinde kullanılan atıklardır.

BİYOGAZ ÜRETİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

• Fermantörde (üretim tankı-sindireç) kesinlikle oksijen bulunmamalı,
• Antibiyotik almış hayvansal atıklar üretim tankına alınmamalı,
• Deterjanlı organik atıklar üretim tankına alınmamalıdır,
• Ortamda yeni bakteri oluşturulması ve büyümesi için yeterli miktarda azot bulunmalı,
• Üretim tankında asitlik 7,0 – 7,6 arasında olmalı,
• Metan bakterileri için substratta (S) sirke asidi cinsinden organik asit konsantrasyonu 500 – 1500 mg/litre civarında olmalı,

• Fermantör sıcaklığı 35 ºC veya 56 ºC de sabit tutulmalı,
• Üretim tankına ışık girmemeli ve ortam karanlık olmalı,
• Üretim tankında minimum %50, optimum %90 oranında su olmalı,
• Ortamda metan bakterilerinin beslenmesine yetecek kadar organik madde parçalanmış-öğütülmüş olarak bulunmalıdır.

BİYOGAZ TESİSLERİNİN TASARIMI ve TASARIMDA DİKKATE ALINMASI GEREKEN PARAMETRELER

Biyogaz tesisleri planlanan amaca göre farklı teknolojiler kullanılarak inşa edilmektedirler.

Biyogaz tesislerinin kapasite olarak sınıflandırılması:

• Aile tipi : 6 -12 m3 kapasiteli
• Çiftlik tipi : 50 -100 -150- m3 kapasiteli
• Köy tipi : 100- 200 m3 kapasiteli
• Sanayi ölçekli tesisler : 1000 – 10.000 m3 kapasiteli

Aile tipi biyogaz tesisleri özellikle Çin’de çok yaygın bir şekilde kullanım yerlerine yakın yerlerde kullanılmaktadır. Aile tipi biyogaz tesisleri dışındaki diğer tesislerin çoğunda biyogazın oluştuğu ortamın (fermantör) ısıtılması optimum biyogaz üretimi için gerekli olmaktadır. Biyogaz üretiminde ortam sıcaklığının 35 ºC civarında olması istenir. Biyogaz tesislerinde ısı kontrolünün sağlanması amacıyla güneş enerjisinden yararlanılabileceği gibi en pratik ve yaygın kullanılan sistem, tesisin içine yerleştirilen sıcak sulu serpantinlerden yararlanmaktadır.

Biyogaz Üretiminde Kullanılan Sistemler Genel Olarak Üç Ayrı Grupta Toplanmaktadır.

1. Kesikli (Batch) Fermantasyon
Tesisin fermantörü (üretim tankı) hayvansal ve/veya bitkisel atıklar ile doldurulmakta ve alıkoyma – bekletme süresi kadar bekletilerek biyogazın oluşumu tamamlanmaktadır. Kullanılan organik maddeye ve sistem sıcaklığına bağlı olarak bekleme süresi değişmektedir. Bu süre sonunda tesisin fermantörü (reaktörü) tamamen boşaltılmakta ve yeniden doldurulmaktadır.

2. Beslemeli – Kesikli Fermantasyon
Burada fermantör başlangıçta belirli oranda organik madde ile doldurulmakta ve geri kalan hacim fermantasyon süresine bölünerek günlük miktarlarla tamamlanmaktadır. Belirli fermantasyon süresi sonunda fermantör tamamen boşaltılarak yeniden doldurulmaktadır.

3. Sürekli Fermantasyon
Bu fermantasyon biçiminde fermantörden gaz çıkışı başladığında günlük olarak besleme yapılır. Sisteme aktarılan karışım kadar gazı alınmış çökelti sistemden dışarıya alınır. Organik madde fermantöre her gün belirli miktarlarda verilmekte, alıkoyma süresi kadar bekletilmekte ve aynı oranlarda fermente olmuş materyal günlük olarak fermantörden alınmaktadır. Böylece günlük beslemelerle sürekli biyogaz üretimi sağlanmaktadır.

Modern Bir Biyogaz Tesisinde Üç Ana Organ Yer Almaktadır:

I. Fermantör – Sindireç (Organik maddenin doldurulduğu tank depo)
Bu kısım hava almayacak şekilde tasarlanan ve içerisinde bir karıştırıcı olan tanktır. Ayrıca tankınn içerisine bir ısıtıcı yerleştirilmelidir. Biyogazın üretilmesi için fermantör içerisindeki organik madde bulamacının sıcaklığı 35°C ‘den az olmamalıdır. Fermantör sıcaklıklığı düştükçe gaz üretimi de düşmektedir. Ayrıca yine içeriye hava almayacak şekilde fermantörün bir organik madde giriş ağzı birde çıkış ağzı yerleştirilmelidir.

II. Gaz deposu
Büyük kapasiteli tesislerde oluşan biyogazı, bir yerde toplamak ve gaz basıncının sabit kalmasını sağlamak için kullanılan depodur. Fermantör üzerinden alınan gaz bir boru ile bu depoya taşınır. Buradan da kullanıma gönderilir. Kullanım fazlası depoda kalır.

III. Gübre (organik madde) Deposu
Biyogazın üretilebilmesi için fermantöre alınacak organik maddenin kuru maddesinin %8′i geçmemesi gerekir. Bunun anlamı, sığır gübresi kullanılacaksa gübrenin bire bir oranında su ile karıştırılması demektir. Bu madde fermantasyon süresi sonunda fermantörden aynı şekilde çıkacaktır. Akışkan durumuna gelmiş olan bu bulamaç halindeki gübrenin depolanması için betondan yapılmış havuz şeklinde bir gübre deposuna ihtiyaç vardır. Bu anlatılan 3 ana organın yanısıra biyogaz üretim sisteminde; hammadde depolama tankı, gaz boruları-valfleri ve bağlantı ekipmanları, ısıtma sistemleri, pompalar, karıştırıcılar, ısı transfer elemanları, ayırma ve filtrasyon elemanları da kullanılmaktadır.

Biyogaz Üretiminde Karıştırıcıların Önemi

• Metanojenlerin ürettiği metabolitlerin dağıtılması,
• Taze hammaddenin bakteri populasyonuna homojen olarak karışması,
• Çökelmelere ve heterojeniteye engel olunması,
• Homojen sıcaklık dağılımının sağlanması,
• Bir bakteri populasyonunun fermantör içinde iyice dağılması,
• Fermantör içinde heterojen ölü bölgelerin oluşmaması.

Bu doğrultuda uygun bir karıştırma elemanının seçimi önem kazanmaktadır. Modern biyogaz tesislerinde, daldırmalı motorlara bağlı mekanik marine tip karıştırıcılar, hidrolik karıştırma sağlayan pompalama sistemleri veya gaz enjeksiyonuyla oluşan pnömatik karıştırma sistemleri kullanılır.

Mezofolik ve termofilik sıcaklıkların çevresel olarak sağlanamadığı, özellikle sıcaklığın korunması gereken biyogaz tesislerinde ısı transfer elemanları büyük önem taşırlar. Plakalı ısı değiştiriciler, shell-tube ısı değiştiriciler yanında kapalı devre ısı pompaları, güneş enerjili ısıtıcılar kullanılmaktadır.

Elde edilen biyogazın kalorifik değerinin artırılması ve korozif özelliğinin giderilmesinde, çevre-insan sağlığı üzerindeki potansiyel zararlarının azaltılması oldukça önemlidir. Ayrıca biyogaz bileşimindeki sülfür oranının %0,05 den daha aşağılara çekilmesi istenir. Bu amaçla fiziksel absorbsyonu sağalayacak katı ve sıvılar, membran ayırıcıları ve farklı kimyasallar kullanılır. Biyogaz içindeki olası su moleküllerinin tutulmasında ise silika jel, alümina veya moleküler elekler kullanılır. Korozif sülfür ve karbondioksit tutulması için demiroksit kullanımı yaygındır.

Bu modern ileri teknoloji uygulamaların dışında uzun yıllardır kullanılan sistemler de mevcuttur. Kırsal kesimler için önerilen ve kısıtlı yerel imkanlarla yapılıp kullanılmakta olan bu tür sistemler çok değişik tipte olup genel olarak üç kısımda tanımlanmaktadır;

1. Hareketli kubbeli biyogaz tesisleri

2. Sabit kubbeli biyogaz tesisleri

3. Balonlu biyogaz tesisleri

Toprak altına gömülen ve tuğla-beton bir yapıdan oluşan bu tip biyogaz tesisleri fermantörün iyi izolasyonunun sağlanması durumunda kırsal kesimler için ideal bir biyogaz tesisidir.

Tesis Tasarımında Dikkate Alınacak Hususlar

• Uygun hammadde miktarı
• Hammaddenin cinsi ve özellikleri
• Isıtma ihtiyaçları
• Karıştırma ihtiyaçları
• Kullanılacak malzeme ve ekipmanların cinsi
• Tesisin kurulacağı yerin seçimi
• Tesis inşaatı ve tesisin yalıtımı
• Tesisin ısıtılması ve işletme koşulları
• Biyogazın depolanması ve dağıtımı
• Biyogazın taşınması, tesisten çıkan biyogübrenin depolanması, tarlaya taşınması ve dağıtımı
• Biyogaz kullanım araçlarının belirlenmesi

BİYOGAZ ÜRETİMİNİN YARARLARI

Hayvansal ve bitkisel organik atık/artık maddeler, çoğunlukla ya doğrudan doğruya yakılmakta veya tarım topraklarına gübre olarak verilmektedir. Bu tür atıkların özellikle yakılarak ısı üretiminde kullanılması daha yaygın olarak görülmektedir. Bu şekilde istenilen özellikte ısı üretilemediği gibi, ısı üretiminden sonra atıkların gübre olarak kullanılması da mümkün olmamaktadır.

• Biyogaz teknolojisi organik kökenli atık/artık maddelerden hem enerji eldesine hem de atıkların toprağa kazandırılmasına imkan vermektedir.
• Ucuz – çevre dostu bir enerji ve gübre kaynağıdır.
• Atık geri kazanımı sağlar.
• Biyogaz üretimi sonucu hayvan gübresinde bulunabilecek yabancı ot tohumları çimlenme özelliğini kaybeder.
• Biyogaz üretimi sonucunda hayvan gübresinin kokusu hissedilmeyecek ölçüde yok olmaktadır.
• Hayvan gübrelerinden kaynaklanan insan sağlığını ve yeraltı sularını tehdit eden hastalık etmenlerinin büyük oranda etkinliğinin kaybolmasını sağlamaktadır.
• Biyogaz üretiminden sonra atıklar yok olmamakta üstelik çok daha değerli bir organik gübre haline dönüşmektedir.

Biyogaz Nedir ? Biyogaz Nasıl Elde Edilir ?biyogaz Tesisi Nasıl Kurulur ?

Biyogaz Nedir ? Biyogaz Nasıl Elde Edilir ?

Biyogaz genel anlamı itibariyle doğal olarak bulunan atıklardan gaz elde edilmesidir. Bu atıklar bitkisel atıklar ve hayvansal gübreler olarak 2 kategoriye ayrılır . En çok kullanılan hayvansal atık tavuk gübresidir . En verimli biyogaz tavuk gübresinden elde edilir . Tavuk gübresi tuzluluk oranı nedeni ile tarım amaçlı kullanılamaz . Bu yüzden biyogaz için en verimli çeşittir .

Hangi atıklardan biyogaz üretilir ? Biyogaz nasıl elde edilir yada biyogaz nasıl üretilir ?

Özellikle çiftlik gübresi başta olmak üzere , hayvansal atıklar , hayvan gübresi , bitkisel atıklar , su yosunu , kara yosunu , özel olarak yetiştirilen bazı bitkilerden biyogaz üretilir . Ayrıca ot atıkları , saman atıkları , şehir çöplükleri , tarla ürün atıkları , hayvan besin atıkları , çiftlik hayvanlarından büyükbaş ve küçükbaş hayvanların dışkı atıkları , özel olarak yetiştirilen alg ve diyatomit gibi bitkilerde biyozgaz için vazgeçilmezlerdir .

Biyogaz nasıl elde edilir yada biyogaz nasıl üretilir diye sorduğumuz da öncelikle kapalı oksijen almayan bir depoda toplanarak kapatılması ve daha sonra kimyasal tepkimelerin oluşması , en sonda da yanıcı gazın ortaya çıkması ile elde edilir .

Biyogaz , biyogaz nelerden üretilir , biyogaz nasıl üretilir , biyogaz nasıl elde edilir sorularına cevap vermeye çalıştık . Diğer makalemizde biyogaz için diğer konuları açıklayacağız . Bunlar

- Biyogaz tesisleri

- Biyogaz Üretimi

- Biyogaz tesis kurulumu

- Biyogaz tesisi maliyeti

- Biyogaz sistemleri

- ve daha bir çok biyogaz konuları hakkında bilgi sağlamaya çalışacağız .

Son olarak kısaca şöyle bir hatırlatma da bulunayım ; İsmini vermek istemeyen bir girişimci kendi masrafları ve imkanları dahilinde biyogaz tesisini evinin yanına kurdu ve şu anda mutfak , tek oda ısıtma ve banyo giderlerini bu tesisden karşılıyor . Küçük oranda çiftçilik yapıyorsanız eğer siz de kendi imkanlarınız ile bu tesise kavuşabilir ve masraflarınızı azaltabilirsiniz .

Biyogaz Tesisi Nasıl Kurulur ? Biyogaz Tesisi Kuran Firmalar ?

Masraflarınızdan kurtulmak ve biraz da çevreci olmak istiyorsanız biyogaz tesisi tam size göre . Hayvancılık ve çiftçilik uğraşıyorsanız bunu uygulamanın tam sırası .

Biyogaz tesisi nasıl kurulur ? Biyogaz tesisi kuran firmalar ? Biyogaz tesisi kurmak için bir firmaya ihtiyacınız olacaktır . Kendim kurarım diye düşünebilirsiniz fakat bu biraz zor olacaktır . Biyogaz tesisi kurmak için atık tankı , gaz deposu ve gübre tankına ihtiyacaınız olacaktır . Atık tankı havasız , oksijen almayan bir şekilde imal edilmiş olmalıdır . Gaz deposuda atık tankına bir boru ile bağlamak gerekecek . Oluşan gazı aktarmak için ve fazla gazıda içinde tutabilmeli . Yani biraz masraf edeceksiniz fakat emin olabilirsiniz ki daha fazlası ile size geri döncektir .

Biyogaz tesisi nasıl kurulur sorusundan sonra hangi tür sistemler kurulabilir diye soralım . 3 çeşit sistem bulunmaktadır . Hareketli kubbeli , sabit kubbeli ve balonlu biyogaz tesisleri . Bunlar toprak altına gömüldüğü için kırsal için en iyi olanlardır .

Bu yüzden ki biyogaz tesisi kurdurmak istiyorsanız biyogaz tesisi kuran firmaları arayıp hem bilgi alabilirsiniz , hem maliyetleri sorabilirsiniz hem de gelip kurdurabilirsiniz . Çünkü tesisi kurarken çok dikkatli olunması gerekir . En küçük hata bile sorun yapabilir . Biyogaz tesisi kuran firmalar bunlar hakkında size daha açıklayıcı bilgi verebilirler .

Biyogaz tesisi nasıl kurulur , biyogaz tesisi kuran firmalar hakkında üyelerimiz arasından aşağıda sıralanacaktır . Herhangi birini arayıp ve şehrinize en yakın firmayı arayıp sizin için bir biyogaz tesisi kurmasını isteyebilirsiniz .

Biyogaz tesisi nasıl kurulur ve biyogaz tesisi kuran firmalar hakkında bilgi sahibi olmak için BURAYI tıklayıp videoyu izleyebilirsiniz . 2. Bölümede buradanulaşabilirsiniz .

Kaynak : www.ekonomikfirsat.com

Hangi Gübre Nasıl Uygulanmalı

Hangi Gübre Nasıl Uygulanmalı
Hangi Gübre Nasıl Uygulanmalı

Üst Gübreler
26’lık amonyum nitrat (CAN): CAN tüm bitkilerde üst gübre olarak yaygın biçimde kullanılır. Yapısında yüzde 26 Azot (N) bulunur. Türkiye’de azotlu gübreler arasında en fazla kullanılanıdır. Hububatta üst gübre olarak özellikle kurak bölgelerde başarı ile kullanılır, diğer çapa bitkilerinde de tercih edilir. Çeltik tarımında CAN kullanılması tercih edilmez. Yeteri kadar verilmemesi halinde bitkide gelişme yavaşlar; yapraklar küçük kalır, soluk yeşil ya da sarımtrak yeşil olur. Gereğinden fazla verilmesi halinde gelişme fazla olur, olgunluk gecikir, bitkinin girişi azalır.

CAN, nötr reaksiyonlu bir gübre olduğundan her cins toprakta kullanılabilir. Hafif ve kumlu topraklara biraz daha fazla, organik maddece zengin topraklara ise daha az CAN verilmelidir. Baklagillerden sonra tahıl ekilecek toprağa daha az CAN verilmelidir.

21’lik amonyum sülfat: Asit özellikli bir gübre olduğu için nötr ve kireçli (alkali) topraklarda kullanılır. Uzun yıllar, sürekli olarak toprağa verilmesi halinde topraktaki asit miktarını arttırır. Bu nedenle asitli topraklara verilmemelidir. Verilmek zorunda kalındığında ise bir miktar kireçle birlikte uygulanmalıdır.

Amonyum sülfat, genellikle ekim sırasında verilir. Bu bitkilerin büyümelerini hızlandıran topraktaki fosforun bitki tarafından daha kolay alınmasını sağlar. Ayrıca, bünyesinde kükürt bulunması nedeniyle bitkinin kükürt ihtiyacını da giderir. Çay, çeltik ve tahıl tarımında kullanılır. Bu bitkilere ihtiyacından az amonyum sülfat verilirse bitkinin gelişmesi zayıf olur.

Üre: Üre, bitkilerin azot ihtiyacını karşılamak için hemen her tür ürünlerde ve tütün fidelerinin gübrelenmesinde çok yararlıdır. Üre yetersiz verildiğinde bitkinin gelişmesi yavaşlar, yapraklar sararır, verim düşer. Üre bitki gelişmesinin bütün evrelerinde kullanılabilme özelliğine sahiptir. Ekim sırasında kullanıldığı gibi üst gübre olarak da verilebilir.

33’lük amonyum nintart: Tüm bitkilerde üst gübre olarak yaygın biçimde kullanılır. Yapısında yüzde 33 Azot (N) bulunur. Hububatta üst gübre olarak özellikle kurak olmayan bölgelerde başarı ile kullanılır, diğer çapa bitkilerinde de tercih edilir. Yeteri kadar verilmemesi halinde bitkide gelişme yavaşlar; yapraklar küçük kalır, soluk yeşil ya da sarımtrak yeşil olur. Gereğinden fazla verilmesi halinde gelişme fazla olur, olgunluk gecikir, bitkinin girişi azalır.

Taban Gübreler
TSP-triple süper fosfat: T.S.P Fosfor bakımından zayıf ya da orta olan topraklarda yetişen tüm bitkilerde kullanılabilir. İhtiyaçtan az TSP verilirse kök oluşumu zayıflar, bitki bodur kalır, verim düşer, yapraklar ya da yaprak kenarları mor, tütün, pamuk gibi bitkilerde anormal koyu yeşil bir renk alır. Patates yumrularında kahverengi lekeler oluşur. TSP hafif asit özellikte bir gübre türü olduğundan, nötr ya da kireçli topraklarda etkisi azdır. Bünyesinde bulunan fosfor, suda kolay çözündüğünden etkisini çabuk gösterir.

TSP taban gübresi olarak kullanılır. Erken verilirse içindeki fosfor topraktaki kireç ve diğer maddelerle birleşerek yararsız hale gelir. Ekimden veya dikimden sonra verilmesi halinde yüzeyde kalır, etkisi olmaz. Bu nedenle ekim veya dikimden hemen önce ya da ekim-dikim sırasında verilmelidir.

Dap diamonyum süperfosfat: DAP bitkinin fosfor ihtiyacını karşılamak üzere verilir. Bileşiminde azot da bulunduğundan bitkinin bu ihtiyacını da karşılar. Azot miktarı bitkinin ihtiyacını tümüyle karşılamıyorsa, eksik kalan kısmı azotlu gübrelerle karşılanmalıdır. İçindeki fosfor topraktaki diğer fosforlu gübrelere göre daha hızlı harekete geçer. Etkisi birkaç yıl sürer.
DAP tahıllarda ekim sırasında verilmelidir. Yeterli DAP gübresi verilmediği takdirde kökler zayıf kalır, gelişme yetersiz olur, olgunlaşma gecikir, bitki bodur kalır, yapraklar mor ya da koyu yeşil renk alır, verim düşer. Erken verilmesi halinde gübrenin içindeki fosfor topraktaki kireç ve diğer maddelerle birleşerek etkisiz hale gelir. Ekimden sonra verilirse toprak yüzeyinde kalacağı için bitkiye yararı olmaz.

20–20–0 kompoze gübre: Hububat ve pamuk başta olmak üzere birçok bitkide ekim sırasında taban gübresi olarak kullanılır. Verilecek miktarın hesaplanmasında yetiştirilecek bitkinin fosfor ihtiyacı dikkate alınmalıdır. Yeteri kadar verilmezse bitkilerde kök gelişimi zayıf olur, boy kısa kalır, olgunlaşma gecikir, meyveler dökülür, verim düşer. Nötr reaksiyonlu bir gübre olduğundan her cins toprakta kullanılabilir. Tarlanın iyi hazırlanmış olması etkisini daha da arttırır. Suda erime özelliği yüksek olduğundan ekimden önce veya ekim sırasında tohumla birlikte kullanılır.

Etiketler:biyogaz nasıl elde edilir biyogaz nasıl üretilir biyogaz nedir nasıl elde edilir küçük biyogaz tesisi nasıl kurulur biogaz nasıl üretilir 2 inek ten biyogaz nasıl üretebilirim com tarim teknolji biyo gaz belirtileri hayvan pisliğinden gaz üretimi biyogaz nedir nasıl elde edilir şekil ile açıkla inek pisliğinden gaz üretimi en basit biyogaz nasıl elde edilir biyogazdan nasıl elektrik üretebiliriz gubreen gaz uretme biogaz nasıl elde edilir arkelerden biyogaz nasıl elde edilir biyogaz nasil uretilir BİO GAZ EVDEKULLANIMI isvec kendi biogazi uretiyormu biyogaz sistemi ile üretilen organik gübrenin verimini arttırıcı maddeler hayvan pislikleri ile yakıt

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir