Biyolojik Savaş Ajanları İle İlgili Görseller

Sponsorlu Bağlantılar
aerosol ajan bakteriler biyolojik silahlar bu cevap enzimler genel gibi hayvanlar kabul kimyasal prohibition protozoa toxin weapons vb veya yazarlar zari Biyolojik Savaş Ajanları İle İlgili Görseller Biyolojik Savas Ajanları Ve Etkılerı biyolojik silahlar biyolojik savaş ajanları ile il..

Biyolojik Silahlar


Biyolojik silahlar

Diğer canlılar üzerinde zararlı etkiler yaratmak maksadıyla kullanılan bakteri, virüs vb. bulaşıcı ajanlardır. Bu tanım genellikle biyolojik olarak elde edilen toksinleri ve zehirleri de kapsayacak şekilde genişletilir. Biyolojik savaş araçları , yasayan mikroorganizmaları (bakteri, protozoa, riketsia, virüs ve mantar) içerdiği gibi bitkiler ve hayvanlar tarafından üretilen toksinleri (kimyasallar) de kapsar. Bazı yazarlar toksinleri kimyasal olarak kabul ederken, çoğunluğu 1972 Biyolojik Silahlar Konvansiyonunda (Convention on the Prohibition of the Development, Production and Stockilling of Bacteriological (Biological) and Toxin Weapons on Their Destruction) da belirtildiği gibi biyolojik ajan olarak kabul etmektedir.
Biyolojik maddeler kokusuz, tatsız ve aerosol bulutu halinde atıldığı zaman 1 ila 5 micrometre veya mikron boyutunda son derece küçük partiküllerden oluştuğundan insan gözüyle görülemez.
Silah olarak kullanılabilecek biyolojik ajanlar su şekilde sıralanabilir;

Bakteriler:Küçük-serbest yasayan organizmalar olup çoğunluğu kati veya sıvı kültür ortamında üretilebilirler. Bu organizmalar sitoplazma ,hücre zari ve nükleer materyaller içeren bir yapıya sahiptir. Basit bölünme ile ürerler .Oluşturdukları hastalıklar genellikle spesifik antibiyotik tedavilerine cevap verirler.
Virüsler :İçlerinde çoğalabilecekleri canlı organizmalara ihtiyaç duyan organizmalardır. Bundan dolayı da enfeksiyöz etkileri büyük oranda konak hücrelerin bağımlıdır. Virüsler genellikle antibiyotik tedavilere cevap vermeyen fakat antiviral bileşimlerin bir kısmına ve sinirli kullanıma uygun preparatlara cevap veren hastalıklara neden olurlar.
Riketsialar:Hem bakterilerin hem de virüslerin genel karakterlerini taşıyan mikroorganizmalardır. Bakteriler gibi metabolik enzimler ve hücre zarından oluşurlar ve oksijen kullanırlar ve geniş çaplı antibiyotiklere karsı duyarlıdırlar. Yasayan hücreler içinde üremelerinden dolayı da virüsleri andırırlar.
Klamidya : Kendi enerji kaynaklarını üretemediklerinden zorunlu hücre içi parazitlerdir. Bakteriler gibi geniş spektrumlu antibiyotiklere cevap verirler Çoğalmak için virüsler gibi yasayan hücrelere ihtiyaç duyarlar
Mantarlar: Fotosentez yapamayan, anaerobik (oksijensiz) büyüme yeteneğine sahip ve çürüyen bitkisel olgulardan besin ihtiyaçlarını karşılayan ilkel bitkilerdir.
Toksinler:Yasayan bitkiler ,hayvanlar veya mikroorganizmalardan elde edilen veya üretilen zehirli maddelerdir. Bazı toksinler kimi kimyasallara da dönüştürülebilirler.

Toksinlere özel anti serum ve seçilmiş farmakolojik ajanlarla karsı konulabilir
Literatürde çok sayıda biyolojik savaş ajanı belirtilmektedirler. Bunların arasında ;
Bacillus Anthraksis (Şarbon Etkeni)
Botulinum Toksinleri (Konserve Zahiri)
Brucelloz (“Malta Humması” Etkeni)
Vibrio Cholera ( Kolera Etkeni)
Clostridium Perfringens (Gazlı Gangren Etkeni )
Salmonella Typhi (Tifo Etkeni)
Psoudomanas Psoudomallei (Melioidozis hastalığı Etkeni)
Psoudomanas Mallei (Ruam hastalığı Etkeni)
Yersinia Pestis (Veba Etkeni)
Francisella tularensis (Tularemi Etkeni)
Coxiella Burnetti ( Q Atesi Etkeni)
Smallpox Virüs (Çiçek hastalığı Etkeni)
Congo-Crimean Hemorajik Atesi Virüsü
Ebola Virüsü
Stafilokoksik Enterotoksin B
Rift Valley Atesi Virüsü
Trichothecene Mycotoxins
Venezüella At Ensefaliti
Kriptokokoz
Koksidiomikozlar
Plazmodium vivax (Sıtma Etkeni)
Risin (Keneotundan elde edilir)
Saxitoksin (predominant olarak doğada deniz dinoflajellileri tarafından üretilir)

ETKİLERİ
Biyolojik organlar ya yasayan organizmalar ya da ölüm veya hastalıklara sebep olan toksin gibi türevlerden oluşur. Yasayan organizmalar etkilerini gösterene kadar yasayan hedeflerde çoğalırlarken , toksinler üreyemezler. Toksinler genellikle daha öldürücüdür, birkaç dakika veya saat gibi nispeten çok çabuk ölüm veya saf dişi bırakmaya neden olur.
Yasayan organizmalar enfeksiyon ve semptomun görünmesi arasında 24 saat ila 6 hafta arasında kuluçka devri gerektirir. Biyolojik silahlar ilk saldırıdan sonra birkaç hafta sonra dikkate değer bir etki bırakmaya devam edebilir. Benzer şekilde geciktirilmiş kuluçka periyodu atıldığı yerde ajanın tamamen örtülü olarak gelişmesini sağlar ve etkisi ortaya çıktığında hastalığın tabii olarak geliştiği fikrini oluşturabilir.
Bir biyolojik saldırı, bir bölgeyi birkaç saat ile birkaç hafta boyunca kirletir, teçhizatı kirletir ve birlikleri harekatı son derece sınırlayan, koruyucu elbise giymeye zorlar ve/veya koruyucu yan etkileri büyük ölçüde bilinmeyen antidotlar almak zorunda bırakırlar.
Bu ajanların bazıları ölümcüldürler, diğerleri genellikle kapasite düşürücü olarak kullanılırlar. Literatürde klasik tedavi yöntemlerinin etki edemediği veya belli etnik gruplar üzerinde kullanılabilen genetik mühendisliği ürünü ajanlardan bahsedilmektedir.
Kimyasal silahların bütün korkunçluğuna rağmen , biyolojik organizmanın çok küçük bir örneği bile çok daha ölümcül olabilir.
Örneğin; Bacillus Antraksis basilinin yol açtığı şarbon hastalığında solunum yoluyla havadan alınan dayanıklı sporlar akciğerler içerisinde açılarak çoğalmakta, başlangıçta soğuk algınlığı semptomlar ile kuluçka devresini geçirerek kısa sürede öldürücü tablolar ile karsımıza çıkmaktadır.
Genetik mühendisliği öldürücülüğü artırmak için daha fazla patojen veya toksin üreten genlerin geliştirilmesi için potansiyel yaratmıştır. Bu şekilde normal halinden 100 defa daha fazla patojen olan ve toksin üreten hücreler elde edilmiştir.
Enfeksiyonu yayarken kararlılığı geliştirebilmek ancak genetik olarak güçlendirilmiş ajanlarla mümkündür. Bu şekilde kurumaya, ültraviyole ısınlarına, ısınmaya karsı patojenlerin dirençli olmaları sağlanır.
Belirli biyolojik ajanlara besleyici katkı maddesi kullanılması aerosol içinde hayatta kalmalarını kuvvetlendirir. Bazı patojenlerin belli çevre şartları içinde kontrollü olarak mevcudiyetlerinin sağlanması bile mümkündür. Koşullara bağlı kendini yok eden genler adi verilen gelişme ile organizmalar belirli bir çevrede önceden belirlenen miktarlarda kopyalandıktan sonra tamamen yok olacak şekilde programlanabilmektedir. Böylece, enfekte olmuş arazi belirli bir zaman sonra güvenlik içinde işgal edilebilecektir.

SINIRLAMALARI
1-Biyolojik ajanlar, kimyasal silahların aksine etkilerinin tahmin edilmesi ve kontrolü son derece zordur. Etkileri, kimyasal ajanlardan daha fazla isi, hava şartları ve tomografik yapıya bağlıdır
2-Böylece, her zaman yalnız hedefi kirletme riski vardır.
3-Bir çok biyolojik ajan etkili olabilmesi için solunum veya sindirim yoluyla alınmalıdır. Kimyasal ajanlarda olduğu gibi deri ile temas sonunda enfeksiyon yaratması mümkün değildir. Bu durumda, eğer biyolojik ajanlar doğru bir şekilde tespit edilebilirse buna karsı savunma kimyasal ajanlara karsı savunmadan daha kolaydır.
4-Anthraks sporları ve bazı toksinler gibi kuru ajanlar kalıcı olmalarına rağmen, bir çok biyolojik ajanın etkisi zamanla çok çabuk azalır.
5-Anthraks sporları toprakta ölümcül formasyonunu onlarca yıl muhafaza eder. Buna benzer ajanlar uzun vadede tehlikelerini sürdürürler. Bu şekildeki ajanların kullanım durumunda taarruzu gerçekleştiren tarafın işgal etmek veya geçmek istediği harekat alanı kirletilmiş olur ve koruyucu elbise kullanma ihtiyacı ile ciddi dekontaminasyon gereksinimlerini beraberinde getirir.
6-Biyolojik silahlanmanın getirdiği depolama ve kullanma her zaman teknik zorlukları beraberinde getirir.

Biyolojik Silahlardan Korunma
Biyolojik silahlardan korunma birbiriyle bağlantılı beş asamadan oluşmaktadır;
Önleme: Biyolojik silahların kullanılmasını engellemek için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır., Uluslararası silahsızlanma ve teftiş rejimleri biyolojik ajanların biyolojik savaş durumunda üretimini ve kullanımını caydırmaktadır. İstihbarat çalışmaları sonucunda potansiyel tehlikeler belirlenerek gerekli önleyici tedbirler alınabilir. Doğal olarak ortaya çıkan ajanlara karsı asılama önemli bir tedbirdir, ancak genetik mühendisliği ile bu asıların etkisini sınırlayan ajanlar üretilmiştir.

Korunma:Biyolojik ajanlara karsı korunma yöntemleri sinirlidir. Koruyucu elbiseler , maskeler kısa süreli koruma sağlayabilirler. Bununla beraber, şarbon gibi etkinliğini uzun süre koruyabilen kimi ajanlar için bu tedbirler sadece ilk aşamada faydalı olabilirler.

Belirleme:
Tedavi:Tedavi yöntemleri enfeksiyon gelişen kişilerde maruz kalınan ajanın belirlenebilmesine bağlıdır. eğer belirlenemiyorsa geniş spektrumlu yüksek doz antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. ajanın tespiti durumunda ise duyarlı antibiyotikler tercih edilerek tedaviye başlanmalıdır. Örneğin şarbon etkeni tespit edilmişse; her iki saatte bir , iki milyon ünite penisilin tedavisi uygulanabilir. Toksinlere karsı uygun antidotlar varsa kullanılmalı, yoksa destek tedavisi uygulanmalıdır.

Dekontaminasyon-Temizleme:Zamanla dağılarak etkilerini kaybeden kimyasal silahların tersine biyolojik silahlar zaman geçtikse etkilerini artırıp çoğalabilirler. Şarbon toprakta en az kırk yıl aktif olarak kalır ve çevre şartlarına karsı dirençlidir. Bu sebeple biyolojik savaş ajanlarının etkilerinin ortadan kalkması yıllar alabilir.
Biyolojik savaş ajanlarının gelişmesi ile beraber dünyada bu silahların kullanım ve üretimini sınırlamak maksadı ile 1925 yılında Cenova Protokolü, 1972 yılında Biyolojik Silahlar Konvansiyonu (BWC-Biological Weapons Convention) imzalanmış, farklı tarihlerde bu konvansiyonun gözden geçirildiği toplantılar yapılmıştır. İnsanların bu tür silahların yapımını düşünmeleri bile ürkütücüdür. Ancak bunun artık bir düşünce olmanın ötesine geçtiği, bazı ülkelerde bu silahların yüksek miktarlarda stoklandigi da bir gerçektir.
Dünya klonlanma etigini tartışırken asil sorun olan genetik mühendislik yöntemi ile geliştirilmiş biyolojik silahlar gözden uzak kalmıştır. Olası bir biyolojik silah saldırısına karsı, yüksek teknik eğitim almış ekiplerin kurularak uluslar arası işbirliği ile potansiyel biyolojik silah üretici ve kullanıcılarının yakından takip edilmesi, hastanelerde bu tip saldırılar için özel donanımlı servisler oluşturulması, yapılacak olan ulusal felaket planlarının bir parçası olmalıdır.
Dünya Tabipler Birliği 1990 yılında, 42. oturumunda Kimyasal ve Biyolojik Silahlar Konulu Bildirgeyi kabul etmiş , Tokyo bildirgesiyle de sağlık hizmeti vermesi beklenen hekimlerin , kimyasal ve biyolojik silahların araştırılmasına katılmasını , kişisel ve bilimsel bilgilerini bu silahların keşfi ve üretiminde kullanmalarının etik olmadığını bildirmiştir.

KAYNAK
Adli Tip ve Adli Bilimler
Prof.Dr. I. Hamit Hancı-Ankara, 2002 , © Seçkin Yayıncılık
BIOLOGIC WEAPONS
Prof. Dr. I. Hamit HANCI* , Dr. Çağlar ÖZDEMIR*,
Arif BOZBIYIK**, Adli Biyoloji Uzmanı Aysim Tug*
*Ankara Üniversitesi Tip Fakültesi Adli Tip Anabilim Dalı
** Ankara Üniversitesi Adli Tip Enstitüsü

Şarbon adı nereden geliyor?

Halk arasında Şir-pençe olarak bilinen şarbon Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiştir. Şarbon Fransızca’da kömür anlanıma gelirken hastalığa kara leke de denilmektedir.

Şarbon Nedir?
Biyolojik terörün en ölümcül silahları şarbon ve çiçek hastalığı mikropları. Şarbon mikrobu, genellikle hayvanlarda görülüyor. Hayvanlara bulaşan şarbon vakalarının yüzde 20′si ölümle sonuçlanıyor.

Kırım kongo biyolojik silah listesinde Keneler vasıtasıyla bulaşan, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsünün, “biyolojik silah” olarak listelerde yer aldığı belirtilerek, resmi makamların bu konuda araştırma yapması istendi. …

Ceyhan Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Koordinatörü Op. Dr. Fatih Karayandı, Türkiye’de bu yıl 10 kişinin ölümüne sebep olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsünün, “biyolojik silah” olarak listelerde yer aldığını belirterek, resmi makamların bu konuda araştırma yapması gerektiğini söyledi.
Karayandı, yaptığı açıklamada, ölümcül hastalığın ilk kez 1944 yılında Kırım’da görülmesi nedeniyle bu bölge ismiyle tıp literatürüne girdiğini, 1954 yılında Kongo’da aynı hastalığın salgın halinde yaşanması nedeniyle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi adını aldığını belirtti.
Hastalığın 400 bin Türk’ün ana vatanı Kırım’dan sürgün edilmesinin ardından, Sovyet askerlerinde görüldüğünü anlatan Karayandı, kenelerin taşıdığı “Nairovirüs” adlı virüsün, Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) tarafından ve Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan Kimyasal ve Biyolojik Terörizm Raporu’nda biyolojik savaş ajanları arasında gösterildiğini hatırlattı.
Hastalığın çıktığı tarih olan 1944′ün bir tesadüf olmadığını ve bu nedenle biyolojik silah olarak kullanma riskinin arttığını ifade eden Karayandı, şunları söyledi: “Kırım’da ilk görüldüğü tarihin 1944′e rast gelmesi, Kırım Tatarlarının korkunç sürgününden sonra ilk kez Sovyet askerleri arasında görülmesi, adeta Allah’ın Sovyetlere bir cezası gibi. Bu mikrobun Sovyetler tarafından Kırım Tatar nüfusunu kırmak için keneler yoluyla bulaştırılmış olması ihtimali de bulunmaktadır. Elbette Kırım-Kongo kanamalı hummasının biyolojik silah olarak kullanımı hakkındaki bilgiler çok sınırlı ve komplo teorilerinden öteye gidemiyor. Yine de virüsün biyolojik silahlar listesinde yer alması, belirli bölgelerde yayılması, bu konudaki şüpheleri arttırıyor. 1944 yılında Almanya ve Rusya savaş halindeydi. Kırım’da çok önemli bir bölgeydi. Bu nedenle buradaki toplu ölümlerin sebebi kenenin biyolojik silah olarak kullanılmasından kaynaklanabilir.”
Hastalığın göçmen kuşlarla yayılma gösterdiğini ve Türkiye’de en çok Tokat ve Yozgat’ta görüldüğünü kaydeden Karayandı, bu yılda yaz aylarının başlamasıyla birlikte 172 vaka görüldüğünü ve 10 kişinin hayatını kaybettiğini vurgulayarak, “Ölüm oranı yüksek, ateşli bir viral hastalık olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ciddiye alınmalıdır. Hastalığın son yıllarda Türkiye’de artmamasının sebebi ise doktorların bu alanda kendilerini geliştirmesi ve teşhisinin konuluyor olmasıdır. Bunun yanı sıra vatandaşların da bu konuda medya aracılığıyla bilinçli bir hale gelmesinin büyük bir payı var. Ancak Türkiye çok önemli bir yere sahip olduğu için virüsün biyolojik silah olabileceği ihtimaline karşılık devletin resmi makamları çalışma yapmalıdır. Şu ana kadar bu konuda resmi ve bilimsel bir veri elimizde yok ancak devletin resmi kurumları araştırmalarını yapıyordur” diye konuştu.
ABDnin yeni silahı:



Resim ufaltılmıştır. Orjinal halini görmek için buraya tıklayın (Orjinali: 1491×1023 ve 146KB)

ABD’nin dehşet
saçan yeni silahı

Pencerenizin önünden geçen sineğin uzaktan kumandalı bir casus olduğunu hayal edin. Pentagon sinekleri casus olarak kullanmaya hazırlanıyor…

Pencerenizin önünden geçen sineğin uzaktan kumandalı bir casus olduğunu hayal edin. Daha da korkutucu olanı, bu tür uçan canlıların silahlandırılmış olması ihtimali

Biyolojik silahların böcekler tarafından taşınması, en vahşi bilimkurgu diyarlarından çıkan kâbus dolu bir senaryo gibi görünüyor. Ancak ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) üzerinde çalıştığı bir projenin hayata geçmesi halinde, bu senaryo gerçeğe dönüşebilir.

Araştırmacılar, hali hazırda içinde elektronik cihazlar olan, uzaktan kumandalı böcekler geliştiriyor. Sorun şu ki Amerikan ordusu günün birinde, üzerinde ses, görüntü sensörleri ile kimyasal sensörler bulanan kanatlı bir böcek filosu kurabilir. Bu robot böcekler, ABD’den çok uzaktaki cephelerde, ücra yerlerdeki mağaralarda, casusluk ve keşif görevlerine çıkıp, bilgi yüklü olarak Amerikan askeri üslerine geri dönebilir.

Pentagon’un bu projeyle ilgili çalışan birimi DARPA (Amerikan Savunma ve Araştırma Ajansı). Ajansın geçen ağustosta yapılan yıllık sempozyumunda, HI-MEMS adlı bu projenin program direktörü Amit Lal konuşma yaptı. Cornell Üniversitesi’nde ders de veren Lal, projenin, böcekleri insansız hava araçlarına dönüştürmeyi hedeflediğini anlattı. Lal çalışmasını şöyle özetledi: Böceklerin içine elektronik malzeme koymayı hedefliyoruz. Bu eklemelerin etrafında oluşacak yeni doku, biyoelektronik iç yüzeyi daha uzun ömürlü ve emniyetli hale getirecek. Diğer deyişle, kanatlı böceklere henüz pupa evresindeyken bazı elektrotlar naklediliyor. Gelişme döneminde, vücutlarında parçalarla bütünleşen ‘cyborg’ böcekler, uzaktan kumandayla istenilen yere uçurulabiliyor.

Pentagon masum mu?

Şu anki tablo, Pentagon’un bu çalışmayı sadece insansız hava araçları kurmak amacıyla yürüttüğü. Ancak böylesine bir projenin masum olduğuna inanmakta zorlananların sayısı hayli fazla. Kontrol sistemleri sadece bir başlangıç olabilir. Geçen yıl The Times yazarlarından Jonathan Richards da, robot böceklerin silahlandırılmasının çok uzak bir gelecekte olmadığını bildirmişti. Richards, The Times’taki haberinde, Massachusetts Institute of Technology’nin yapay zekâ laboratuvarı uzmanlarından Rodney Brooks’un görüşlerine yer vermişti. Brooks şöyle diyordu: Pentagon önümüzdeki yıllarda, insansız hava araçlarını çok büyük ölçüde genişletmek ve robot böcekler üretmek gayreti içinde. Hiç kuşku yok ki bu ürettikleri, silahlandırılmış olacak.

Biyolojik silahlı böcekler

Peki, robot böcekler nasıl silahlandırılabilir? Robert Michelson gayet net:Biyolojik silahlarla. Michelson yeni bir tür robot böcek üretilmemesi durumunda etik sorun da yaşanmayacağını düşünüyor. “Etik ve hukuki savaşın yaşanacağı alan genetik mühendisliği, sibernetik değil” diyor. Ama şunu unutmamak gerek, bu tür cihazları geliştirenler her zaman, ‘bunları yasal ve barışçıl amaçlarla ürettiklerini’ söyleyeceklerdir. Bu tür gelişmelerin suistimal edilmesi de onların hatası olmayacaktır. Yani Pentagon her ne kadar projenin geleceğine ilişkin keskin yorumlar yapmasa da, kafalarda silahlı böcekler üretmeye çalıştığına ilişkin güçle bir şüphe var. ABD’de bugün pek çok kişi elektronik postalarının ve cep telefonu görüşmelerinin Washington tarafından izlenmesinden korkuyor. Pentagon’un üzerinde çalıştığı bu projeyle paranoya daha da artacak gibi görünüyor.

SEKIZ BACAKLI KENE”; BIYOLOJIK SILAH MI?!

Kendisini ozlettiren bir arkadasin yazdigi (diger yazilarini da zevlke okurdum zaten) yazi; yazinin-mesajin asli icin tiklayinizi tiklayiniz:))
Kene “salgini” uzerine -isme bakin- Fatti Mcfly arkadas usenmemis bir search yapmis; enteresan bilgilere ulasmis; Bolu-Gerede/Esentepe’de Israillilerin kamp yapma (tesadufe bakin, ben de birkac arkadasla orada kamp yapmistim) vukuati uzerine yazilanlarla birarada degerlendirin yazilanlari…

ABD’nin insanlık dışı deneyleriYENİ! Bu Haberi Büyüteç Kullanarak Okuyabilirsiniz!
23.11.2007
ABD silahları, kimyasalları, hastalıkları insan üzerinde denemiş. İşte o deneyler

Amerika’da bilim ad?na yap?lan insanl?k d??? deneyler tüyler ürpertiyor. ??te onlardan baz?lar?:

1931 – ?NSANA KANSER HÜCRES? A?ILANDI

Dr. Cornelius Rhoads , Rockefeller T?bbi Ara?t?rmalar Enstitüsü’nün gözetiminde insan deneklere kanser hücreleri a??lad?. Daha sonra Maryland, Utah ve Panama’da ABD Ordusu Biyolojik Silah tesislerini kurdu ve ABD Atom Enerjisi Komisyonu’na tayin edildi. Buradaki görevi s?ras?nda Amerikan askerlerine ve hastanelerde yatan sivil hastalara radyoaktif madde verilmesini i?eren bir dizi deneye ba?lad?.

1932 – 200 S?YAH KOBAY OLARAK KULLANILDI

Tuskegee Frengi Ara?t?rmalar? ba?lad?. Frengi te?hisi konulmu? ancak hastal?klar? kendilerine bildirilmemi? 200 siyah erkek tedavi edilmek yerine hastal???n seyrini ve belirtilerini izlemek amac?yla kobay olarak kullan?ld?. Sonu?ta hepsi frengiden ölen bu insanlar?n ailelerine onlar?n asl?nda tedavi edilebilecekleri asla söylenmedi.

1935- PELAGRA OLAYI

Milyonlarca insan 20 y?l i?inde Pelagra’dan (vitaminsizlikten kaynaklanan bir hastal?k) öldükten sonra ABD Kamu Sa?l??? Hizmetleri Ajans? nihayet hastal???n kökenine inmek i?in harekete ge?ti. Ajans?n müdürü en az 20 y?ld?r Pelagra’n?n niasin eksikli?inden kaynakland???n? bildiklerini, ancak ölümlerin büyük k?sm? yoksul siyah halk aras?nda ger?ekle?ti?inden harekete ge?mediklerini itiraf etti.

1940 – TUTUKLULARA SITMA M?KROBU

Chicago’daki 400 tutukluya yeni ve deneysel ila?lar?n etkilerinin ara?t?r?lmas? amac?yla s?tma mikrobu enjekte edildi. Daha sonra Nürmberg’de yarg?lanan Nazi doktorlar, Soyk?r?m s?ras?nda kendi yapt?klar?n? savunmak i?in bu Amerikan ara?t?rmas?n? örnek gösterdiler.

1944 – GAZ MASKELER? ?NSAN ÜSTÜNDE DENEND?

1944 Amerikan Donanmas? gaz maskelerini ve koruyucu k?yafetleri denemek i?in insan kobaylar kulland?. Gaz odas?na kapat?lan bu denekler hardal gaz? ve levisit’e maruz b?rak?ld?.

1945 – EN ZEH?RL? K?MYASAL G?ZLEND?

Ata? Projesi ba?lat?ld?. Nazi bilim adamlar?n? i?e alan ABD D??i?leri Bakanl???, Ordu ?stihbarat ve CIA, onlara ABD’de ?ok gizli hükümet projelerinde ?al??malar? kar??l???nda dokunulmazl?k ve yeni kimlikler verdi. ”Program F” , ABD Atom Enerjisi Komisyonu taraf?ndan ba?lat?ld?. Bu program, atom bombas? üretimindeki en önemli kimyasal maddelerden biri olan ‘florid’ in insan sa?l??? üzerindeki etkilerini ara?t?ran en geni? kapsaml? ?al??mayd?. Ara?t?rma s?ras?nda floridin insano?lunun bildi?i en zehirli kimyasallardan biri oldu?u ve merkezi sinir sistemi üzerinde büyük hasara yol a?t??? anla??ld?; ancak elde edilen bilgilerin büyük bölümü atom bombalar?n?n yap?m?n?n engellenece?i korkusuyla ulusal güvenlik ad?na gizli tutuldu.

1946 – HASTALAR KOBAY OLDU

Sava? gazilerine hizmet veren hastanelerdeki hastalar, t?bbi deneylerde kobay olarak kullan?ld?. Ku?kular? ortadan kald?rmak i?in ne zaman böyle bir hastanede ger?ekle?tirilen bir ?al??mayla ilgili rapor haz?rlansa, ”deney” sözcü?ü yerine ”ara?t?rma” ya da ”inceleme” sözcüklerinin kullan?lmas? emredildi.

1947 – LCD DENEY?

1947 ABD Atom Enerjisi Komisyonu, insan deneklere damardan radyoaktif maddelerin verilece?i deneylere ba?layaca??n? bildiren gizli bir belge yay?mlad?. CIA, Amerikan istihbarat? taraf?ndan silah (zihin kontrol, beyin y?kama arac?) olarak kullan?labilmesi i?in LSD ara?t?rmalar?na ba?lad?. Hem sivil hem asker denekler haber verilerek ya da verilmeyerek bu deneylerde kullan?ld?.

1950 – KEND? ?EH?RLER?NE BAKTER? PÜSKÜRTTÜLER

Savunma Bakanl???, nükleer silahlar?n ?öllerde denenmesi ve bomban?n etki alan? i?inde kalan insanlar?n sa?l?k problemlerinin ve ölüm oranlar?n?n gözlenmesi i?in planlar yapmaya ba?lad?. Amerikan kentlerinin bir biyolojik sald?r? durumunda ne öl?üde zarar görece?ini belirlemek i?in ABD donanmas?na ba?l? gemiler San Francisco kentine bakteriden olu?an bir bulut püskürttü. ?ok say?da insan zatürree benzeri belirtiler göstererek hastaland?.

1951 – A?IK HAVA DENEYLER?

Savunma Bakanl??? hastal??a neden olan bakteri ve virüslerin kullan?ld??? a??k hava deneyleri ba?latt?. 1969 y?l?na kadar süren bu deneylerde geni? kitlelerin bu bakterilere maruz kald???ndan ku?kulan?l?yor.

1953 – ONB?NLERCE K???YE M?KROP BULA?TIRILDI

ABD ordusu, kimyasal maddeleri da??tmak konusunda ne kadar etkin olduklar?n? belirlemek amac?yla Fort Wayne, Minneapolis, Winnipeg, St Louis ve Leesburg, Virginia’da ?inko kadmiyum sülfür gaz?yla yüklü bulutlar sald?. Ordu, Donanma ve CIA’n?n ortakla?a ger?ekle?tirdi?i deneylerde New York ve San Francisco’da ya?ayan on binlerce ki?i solunum yoluyla bula?an mikroplara maruz b?rak?ld?. CIA, MKULTRA projesini ba?latt?. Resmi olarak 11 y?l süren bu ara?t?rma program?, zihin kontrolünde kullan?labilecek ila?lar?n ve biyolojik silahlar?n üretimi ve denenmesi i?in tasarlanm??t?.

1956 – SITMA M?KROBU TA?IYAN S?VR?S?NEKLER

Amerikan ordusu, s?tma mikrobu ta??yan sivrisinekleri Georgia’n?n Savannah ve Florida’n?n Avon Park bölgelerine b?rakt?. Her deneyin ard?ndan kendilerini kamu sa?l??? görevlileri olarak tan?tan ordu ajanlar? mikrobun kurbanlar üzerindeki etkilerini inceledi.

1965 – TUTUKLULARA PORTAKAL GAZI

Philadelphia’daki Holmesburg Eyalet Cezaevi’ndeki tutuklulara, ABD’nin Vietnam Sava??’nda bitki örtüsünü ve ormanlar? yok etmekte kulland??? yüksek oranda zehire sahip Portakal Gaz?’n?n kimyasal bile?eni olan dioksin verildi. Tutuklular?n daha sonra kanser taramas?ndan ge?irilmeleri, Portakal Gaz?’n?n ba??ndan beri kanserojen bir madde oldu?undan ku?kulan?ld???n? gösterdi.

1966 – METROYA M?KROP SALINDI

CIA, yine MKULTRA’n?n devam? olan Proje MKOFTEN’? ba?latt?. Bu, belli kimyasallar?n insanlar ve hayvanlar üzerindeki zehirleyici etkilerini ara?t?ran bir projeydi. ABD ordusu taraf?ndan New York kenti metrosuna Bacillus subtilis mikrobu verildi. Ordu bilim adamlar?n?n bakteriyle dolu ampulleri havaland?rma ?zgaralar?na atmalar? sonucu bir milyonun üzerinde insan bu zehirli havay? soludu.

1969 – TEDAV? ED?LEMEYEN HASTALIK BULMAK ???N

Savunma Bakanl???’ndan Dr. Robert MacMahon , 5-10 y?l i?erisinde, ”insan?n ba????kl?k sistemine sald?ran ve hi?bir ila?la tedavi edilemeyen sentetik bir virüs geli?tirmek i?in” Amerikan Kongresi’nden 10 milyon dolar ödenek talep etti. Ödene?in sa?lanmas?n?n ard?ndan CIA gözlemi alt?nda yürütülen proje, ordunun ?ok gizli biyolojik silah tesisi olarak bilinen Fort Detrick’teki Gizli Operasyonlar Bölümü’nde ba?lat?ld?. Burada, AIDS benzeri virüsleri ayr??t?rmak i?in moleküler biyoloji teknikleri kullan?ld??? yolunda spekülasyonlar giderek artt?. ABD, DNA’lar?ndaki genetik de?i?iklikler ve varyasyonlar nedeniyle hassas olan belli etnik gruplar? hedef almak ve yok etmek amac?yla tasarlanm?? ”etnik silahlar?” geli?tirme ?al??malar?n? yo?unla?t?rd?

1975 – V?RÜS KANSER PROGRAMI

Fort Detrick’deki Biyolojik Silah Merkezi’nin virüs bölümüne Fredrick Kanser Ara?t?rma Tesisleri ad? verilerek Ulusal Kanser Enstitüsü’nün (NCI) denetimine verildi. ABD Donanmas?’n?n burada kansere neden olan virüsleri geli?tirmek amac?yla özel bir virüs kanser program? ba?latt??? tahmin ediliyor. Bilim adamlar? burada, ayn? zamanda, hi?bir ba????kl???n bulunmad??? bir virüs ayr??t?rd?lar. Bu virüse sonradan HTLV (?nsan T- hücresi Lösemi Virüsü) ad? verildi.

1977 – 239 YERLE??M YER? ZEH?RLEND?

Senato’da yap?lan oturumlarda 239 yerle?im bölgesinin 1949-1969 y?llar? aras?nda biyolojik maddelerle zehirlendi?i do?ruland?. San Francisco, ba?kent Washington, Key West, Panama Kenti, Minneapolis ve St. Louis bu bölgelerden sadece birka??.

1978 HEPAT?T B A?ILADILAR

Salg?n Önleme Merkezi (CDC) taraf?ndan ger?ekle?tirilen deneysel Hepatit B a??lama ?al??malar? New York, Los Angeles ve San Francisco kentlerinde ba?lad?. Ara?t?rma denekleri bulmak i?in verilen ilanlarda özellikle ?ok e?li e?cinsel erkekler arand??? vurguland?.

1981 – VE AIDS N?HAYET OLU?TURULDU

?lk AIDS vakalar?n?n New York, Los Angeles ve San Francisco’daki e?cinsel erkekler aras?ndan ??kt??? do?ruland?. Bu vakalar?n ortaya ??kmas? AIDS’in Hepatit B a??s? yoluyla bula?t??? yönünde spekülasyonlar?n da yay?lmas?na neden oldu. Ulusal Bilimler Akademisi Tutanaklar?’na göre HIV ve VISNA virüsleri, HTLV ile neredeyse ayn?yd? (ufak bir k?s?m hari? yüksek oranda benzerlik ta??yordu). Bu bilgi, HTLV ve VISNA virüslerinin, do?ada hi?bir ba????kl??? bulunmayan yeni bir virüs ayr??t?rmak amac?yla birle?tirilmi? olabilece?i spekülasyonlar?n? do?urdu.

1994 – ASKERLER KOBAYMI?

Houston’daki MD Anderson Kanser Merkezi’nden Dr. Garth Nicholson, ”gen izleme” ad? verilen bir teknikle, ?öl F?rt?nas? Operasyonu’ndan dönen askerlerin bir?o?unda, biyolojik silah yap?m?nda kullan?lan bir mikrop olan mycoplasma incognitus’un de?i?tirilmi? bir cinsini ke?fetti. Moleküler yap?s?n?n yüzde 40′?na HIV protein tabakas? kat?lm?? olmas? mikrobun insan yap?m? oldu?unu göstermektedir. Senatör John D. Rockefeller , Savunma Bakanl???’n?n en az 50 y?ld?r yüz binlerce askeri personeli deneylerde kobay olarak kulland???n? ve bilin?li olarak tehlikeli maddelere maruz b?rakt???n? a??klayan bir rapor yay?mlad?. Bu maddelerin aras?nda, hardal gaz?, sinir gaz?, radyasyon ve Körfez ?ava?? s?ras?nda kullan?lan kimyasallar bulunuyor.

1996 – KABUL ED?LD?

Etiketler:biyolojik silahlar biyolojik savaş ajanları ile ilgili görseller biyolojik savas ajanları ve etkılerı türkiyedeki biyolojik silahlar casus silahlar biyolojik savaş ajanlarının etkileri uzaktan kumandalı silahlar biyolojik savaş ajanları ve etkileri ok silahı biyolojik ajanlar ve etkileri biyolojik silah projesi 6. gözden geçirme konferansı biyolojik silahlar 2007 biyolojik silah ansiklopedik bilgi Bacillus anthraksis biyolojik silahlar bulaşıcı mıdır biyolojik silahlar ve etkileri sivil savunmada kullanılan biyolojik silahlar günümüzde kullanılan biyolojik silahların etkileri ve çareleri biyolojik silahlar ve korunma yolları Biyolojik silah nerede üretilir
Biyoloji: Biyoloji veya canlı bilimi, canlıları inceleyen bilim dalı.
Evrim: Evrim, biyolojide canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanma süreci.
Bilimsel sınıflandırma: Bilimsel sınıflandırma veya biyolojik sınıflandırma, biyologların yaşayan veya soyu tükenmiş canlılara ait türleri nasıl gruplandıracaklarına veya kategorize edeceklerine dair bilimsel temelleri ortaya koyar. Modern sınıflandırma, Carolus Linnaeus'un, türlerin fiziksel özelliklerine göre sınıflandırılması sistemini temel alır. Bu sınıflandırma Linnaeus'dan beri Darwinci prensibin genel kuralları ışığında birçok düzenlemeye uğramıştır. Moleküler sınıflandırmanın, kullandığı DNA analizi yöntemi ile bu sınıflandırmanın birçok ilkesi de değişmiştir ve değişmeye devam etmektedir. Bilimsel sınıflandırma bir bilim olarak taksonomi veya sistematik ile ilişkilidir.
Üreme: Üreme, çoğalma olarak da bilinir, bir canlının neslini devam ettirmesi olayı. Büyüme ve gelişmesini tamamlayan her canlı çoğalma yeteğine sahip olur.
Biyolojik antropoloji: Biyolojik antropoloji (ya da Fiziksel antropoloji), biyolojik evrim, kalıtım, uyum ve varyasyon, primat morfolojisi ve insan evrimine ilişkin fosil kayıtları inceleyen bir bilim dalıdır.
Savaştepe: Savaştepe, Balıkesir ilinin bir ilçesidir.
Savaş Dinçel: Savaş Dinçel (d. 1 Nisan 1942, ö. 20 Aralık 2007), Türk tiyatro sanatçısı, karikatürist, sinema oyuncusu ve yönetmeni.
Savaş topu: Savaş topu, geniş boru şeklinde olup ağır gülleleri uzak mesafeye ateşlemek için dizayn edilmiştir. İlk defa Çin'de ve Avrupa'da kullanıldı.
Savaş gemisi: Yapımı çok eskilere dayanan bu aracın yapılma nedeni, deniz ve okyanuslarda yolcu taşıyabilen ve deniz ve okyanuslarda deniz savaşı yapabilmesidir.
İlgili Taraflar: İlgili Taraflar (İng. Both Parties Concerned), ABD'li yazar J. D. Salinger'ın ilk kez 26 Şubat 1944'te Saturday Evening Postta yayınlanan öyküsü.
İlgili minör: İlgili minör, belli bir Majör gam ile aynı donanımı paylaşan natürel minör gama verilen isimdir. Herhangi bir Majör gamın ilgili minörünü bulmak için, o Majör gamın altıncı derecesini bulmak veya gama ismini veren notanın üç yarım ses gerisindeki notayı bulmak yeterlidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir