Böbrek Kisti Belirtileri

Sponsorlu Bağlantılar
aorta bile bunun fak gelen gibi halim hattat hemen kava olur prof dr tansiyon toplar vena zarla Böbrek Kisti Belirtileri Böbrek Üstü Kistleri böbrekte kist böbrek kisti belirtileri böbrek üstü..

Böbrek Kanserlerinin Belirtileri

Erken saptanabilen böbrek kanserlerinde cerrahi ile tam tedavi sağlama şansı oldukça yüksek. Bu nedenle hastalığın belirtileri ile ilgili bilgi sahibi olmak büyük önem taşıyor. Hattat Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı ve Cerrahpaşa Tıp Fak. Androloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat, yazdı.

Böbrekler, karın üst bölgesinde bulunan ve idrarı oluşturan bir çift organdır. Oluşan idrar üreter adı verilen iki ince borucuk aracılığıyla idrar kesesine aktarılır. Böbrekler sırtta göğüs kafesinin iki yanında yer alırlar ve kuvvetli sırt adaleleri ve alt kaburga kemiklerince dış etkilere karşı korunurlar. Etrafında Gerota kılıfı adı verilen kalınca bir kılıfla kaplı olup ayrıca da üst yüzeyi tıpkı bir elmanın dış kırmızı kabuğu gibi bir zarla kaplıdır. Ana atardamar (Aorta)dan gelen bir damarla kanlanırken, toplayıcı damarı ana toplar damarlara (Vena Kava) boşalır. Vücutta metabolizma sonrası oluşan zararlı maddeleri ve fazla suyu idrar yoluyla uzaklaştırmak ana görevidir. Bunun yanısıra kan basıncını (tansiyon) ayarlamada ve kan yapımında da rol oynarlar.

Böbrek kanseri genellikle 50-70 yaşları arasında ortaya çıkar. Erkekte kadına göre 2-3 kat daha fazla görülür. Böbrek kanserinin nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Böbrek kanseri türlerini iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere 2 guruba ayırırız. Böbrekte en sık görülen kitle basit böbrek kistleridir. Böbrek kisti iyi huylu bir kitle olup kanserden tamamen farklıdır. Çoğu zaman raslantısal olarak ortaya çıkan böbrek kistleri insan yaşamını hiçbir zaman tehdit etmez. Böbrek kisti saptanan hastalar gereksiz yere paniğe kapılırlar ve tedavi arayışı içine girerler. Gerçekte böbrek kistleri çoğu zaman tedaviyi bile gerektirmezler, yalnızca izlemek hemen daima yeterli olur. Böbrek kanseri ise kötü huylu bir kitle olup, böbrek kistlerinin aksine insan yaşamı için tehdit oluşturabilmektedir. Renal hücreli kanser, böbrekte kanı süzen ve idrar oluşturan dokulardan köken alır. Böbrek kanseri büyüdükçe etrafında yer alan lenf bezeleri, karaciğer, kalın barsak ve pankreasa yayılabilir. Bunun yanında, ana tümörden kopan tümör parçaları vüCudun diğer uzak taraflarına giderek yerleşebilir (Metastaz).

Böbrek kanserinin bilinen risk faktörleri:

-Sigara
-Aile öyküsü
-Diet
-Yüksek tansiyon
-Şişmanlık
-Mesleki risk faktörleri: Çelik endüstrisi, petrol, kadmiyum, kurşun endüstrisi çalışanları ve asbestoza maruz kalanlarda böbrek kanseri riski artmaktadır.
-Radyasyon
-Diyaliz: Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süreli
-Hemodiyaliz programında olan hastalarda böbrek kisti ve böbrek kanseri riski daha fazladır.
-Genetik: Von Hippel-Lindau hastalığı genetik geçişli bir hastalık olup beraberinde iki taraflı böbrek ve diğer bazı organlarda kanser ortaya çıkması söz konusu olabilir. Bu hastalar ve ailesi yakından izlenmelidir.

BELİRTİLERİ NELER?

Böbrek kanserleri erken dönemlerinde sıklıkla herhangi bir belirti veya şikayet oluşturmaz. Böbrek kanserinin büyümesi ile birlikte bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Bunlar; İdrarda kan varlığı, gözle görülebilen kanama veya sadece idrar tahlilinde görülebilen mikroskobik kanama şeklinde olabilir.

-Böbrek bölgesinde muayenede ele gelen kitle
-İştahsızlık
-Kilo kaybı
-Tekrarlayan ateş
-Devamlı olabilen yan ağrısı
-Genel halsizlik ve kendini kötü hissetme

Tansiyon yükselmesi, kan değerlerinde normalin altına inme (kansızlık) de böbrek kanserlerinde görülebilir.Yukarda bahsedilen belirtiler böbrek kanseri dışındaki hastalıklarda da gözlenebilir. Bu belirtileri olan kişiler doğru teşhis ve tedavi için en kısa zamanda bir üroloji uzmanına başvurmalıdır.

Ancak unutulmamalıdır ki erken dönem böbrek kanserlerinde hiçbir belirti olmayabilir. Bu nedenle doktora başvurmak için yukarda bahsi geçen belirtilerin ortaya çıkması beklenmemelidir. Zira erken dönemde yakalanan böbrek kanserlerinin tedavi başarısı ve buna paralel olarak da tedavi sonrası yaşam süresi çok daha yüz güldürücü olur.

TANI NASIL KONULMAKTADIR?

Doktorunuz ile görüşmenizde genel sağlık durumunuz hakkında sorular sorulacak, takiben fizik inceleme yapılacaktır. Ardından, genel sağlık durumunuzu değerlendirmek amacıyla sizden kan ve idrar örnekleri alınacaktır. Böbrek ve çevre organların değerlendirilmesi amacıyla da çeşitli radyolojik tetkiklerden faydalanılmaktadır. Bunlar arasında ultrasonografi, İVP, bilgisayarlı tomografi, MRI vb. tetkikler yer alır.

Bir kez böbrek kanseri ön tanısı konulduktan sonra hastalığın yayılım derecesini anlamak amacıyla doktorunuz ek tetkikler isteyebilir.

BÖBREK KANSERLERİNDE TEDAVİ

Böbrek tümörünün tedavisi hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve kanserin yayılım derecesine (evre) göre belirlenir. Böbrek kanserlerinde birinci basamak tedavi cerrahi yöntemle mevcut kanserli dokunun tamamen çıkarılmasıdır. Ancak unutulmamalıdır ki cerrahi ile tam tedavinin sağlanabilmesinde kanserin derecesi ve evresi çok önemlidir. Erken saptanabilen böbrek kanserlerinde cerrahi ile tam tedavi sağlama şansı oldukça yüksektir.

Kanserin evresi, büyüklüğü ve sayısına göre değişmek üzere ya radikal operasyon ile böbrek, böbrek üstü bezi ve etrafındaki zar ve yağ tabakaları ile birlikte tamamen çıkartılır (radikal nefrektomi) yada kısmi olarak yalnızca tümörün çıkarılması (parsiyel nefrektomi) söz konusu olabilir. Cerrahi teknik cerrah tarafından belirlenmek üzere açık operasyon yada laparoskopik denilen kapalı yöntemle olabilir. Kalan böbrek normal ise, hastalıklı böbreğin alınması böbrek fonksiyonları açısından her hangi bir sorun yaratmaz. Cerrahi tekniğe bağlı olmak üzere hasta genellikle ameliyattan sonra 3-4 günde hastaneden çıkarılabilir.

Hastaneden çıktıktan sonra rahatlıkla normal günlük aktiviteye geçilebilir. Çıkarılan örnekler histopatoloji yöntemiyle incelenir ve tümörün cinsi, karakteri ve yayılım derecesi belirlenir. Bu, hem tanıyı kesinleştirir hem de yayılım hakkında bilgi verir. Kanser Gerota kılıfı içinde ise hastaların büyük kısmında başka ek bir tedaviye gerek kalmaz. Eğer tümör kılıfın dışına çıkmışsa yada başka yerde de mevcutsa cerrahi sonrası ek bir tedavi gerekecektir.

Ameliyattan sonra hastalığın derecesine göre gerekirse immünoterapi denilen ek bir tedavi yöntemine başvurulabilir.

Biyolojik tedavi (immunoterapi): Aslında vücutta da doğal olarak üretilen savunma sisteminin silahları olarak nitelendirilebilecek maddelerin Dışarıdan vücuda verilmesi suretiyle biyolojik yapının daha iyi kullanılması ve güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu maddelerin uygulanması doktor tarafından belirlenen bir program dahilinde olmaktadır. Yan etkileri nedeniyle son derece dikkatli ve deneyimli merkezlerde uygulanması uygundur. Biyolojik tedavi sırasında hasta yan etkilerinin izlenebilmesi için çoğu kez hastanede kalır. Bu tedaviler yan etki olarak kas ağrısı, halsizlik, dikkat kaybı, ateş, kusma ve ishale neden olabilir. Hastalar genelde kendilerini çok yorgun hissederler. Bazılarında deri dökülmesi olur. Bu problemler çok ciddi olabilir ama tedavi bitince bu etkiler kaybolur.

Kemik tutulumu olan hastalarda bölgesel ışın tedavisinden de (Radyoterapi) faydalanılır. Radyasyon tedavisi: Radyasyon tedavisi vücut dışındaki radyoaktif bir kaynaktan gelen yüksek enerji içeren ışınların kanser hücrelerini öldürmek için kullanılmasına dayanır.

Kemoterapi: Kemoterapi kanserli hücreleri öldürmek için ilaç kullanılmasıdır. Diğer bir çok kanserde etkili olmasına rağmen böbrek kanserinde çok sınırlı bir etki gösterir. Buna rağmen araştırmacılar yeni ilaç ve ilaç kombinasyonlarını denemektedirler.

Hormon tedavisi: Hormonlarla hücrenin büyümesi kontrol altına alınmaya çalışılır. Hormon tedavisi ilerlemiş böbrek kanserlerinde kullanılır.

Akılda tutulması gereken önemli bir nokta da böbrek kanserlerinde cerrahi tedavi sonrası uzun yıllar boyunca düzenli takiplerin hastalığın kontrolü açısından önemli olduğudur.

Böbrek Kistleri

Kistler, içi sıvı dolu keseciklerdir. Vücudun değişik bölgelerinde izlenebilir; böbrek de bunlardan birisidir.

Yaş: Doğumdan yaşlılığa kadar her dönemde görülebilirler. Yaşla birlikte görülme sıklığı artmaktadır. Kırklı yaşlarda 5 kişiden ikisinde görülürken 60′lı yaşlarda 5 kişiden ünde görülürler.

Cinsiyet: Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülürler.

Belirti ve bulgular:

Doğumdan sonra ortaya çıkan edinsel kistler, hiç bir belirtiye yol açmayabileceği gibi; yüksek tansiyon, enfeksiyon, taş, kanama, böbrek yetmezliği, gibi sorunlara da yol açabilirler. Genellikle tek bir böbrekte ve bir adet bulunmalarına rağmen her iki böbrekte ve birden fazla da görülebilirler. Sıklıkla belirti göstermezler ve başka hastalıklar veya şikayetler nedeniyle yapılan tetkikler sırasında saptanırlar. Eğer bir kist şikayete yol açıyorsa bu böbrekte bulunduğu yer İle yakından İlişkilidir.

Böbrekte saptanan kistlerin, böbrek kanserinin kendini gösterme biçimlerinden birisi olduğu bilinmektedir. Böbreğin doğuştan kistik hastalıkları ise kendilerine özgü isimlerle anılmaktadırlar ve daha nadir olarak görülmektedir. Bunlarda tanı basit kistlerdeki

gibi rastlantısal olmamaktadır. Doğuştan kistler; çeşitli yaşlarda ve farklı bulgularla kendilerini gösterebilmektedirler. Doğuştan olan kistlerin ailesel geçiş (genetik yatkınlık) gösterdiği bilinmektedir. Genel olarak basit kistlerin zararsız ve en yaygın böbrek kisti tipi olduğu doğuştan olanların ise genellikle zararlı ve eşlik eden hastalıklara bağlı bir takım riskler taşıdığı söylenebilir.

Tanı:

Böbrek kisti tanısı, Ultrasonografi (USG), bilgisayarlı tomografi (BT) ve nadir olarak da manyetik rezonans (MRG) gibi radyolojik yöntemlerle konur. Sıklıkla bir başka hastalık araştırılırken tanınırlar. Böbrek kistleri görülme yaşı, yerleşim yeri ve diğer belirtilerine göre sınıflandırılırlar. Böbrek kistlerinin ultrasonografi, tomografi gibi incelemeler ile kanserden ayrımı yapılabilmektedir. Doğuştan kistlerin bazılarının tanısında genetik çalışmalar ve başka sistemlerde bu tip kistlere eşlik eden hastalıklar, belirti ve bulgular da araştırılmalıdır.

Tedavi:

Basit kistler, zararsız ve en yaygın kist türüdür. Genellikle hiçbir belirtisi yoktur ve tedavi de gerektirmez. Yaşlandıkça basit kistlerin görülme sıklığı artar. Bunların izlenmesi yeterlidir. Çok büyüdükleri takdirde yol açacakları basıya bağlı bulgu ve belirtiler nedeniyle tedavileri gerekebilir. Bu, cerrahi olarak boşaltma ya da daha az zarar veren ultrasonografi eşliğinde iğne ile boşaltılarak içerisine tekrar oluşmasını engelleyecek bir takım İlaçların verilmesi gibi yöntemlerle yapılabilmektedir.

Doğuştan kistlerde yakın akrabalar kist yönünden taranmalı ve ailesel özellik gösteren bazı kistlerde yakın akraba evliliği önlenmelidir. Doğuştan kistlerin taşıdıkları riskler nedeniyle yakın takibi ve tedavisi gerekmektedir. Bu tedavi ve takip süreci hastalığın ciddiyetine ve eşlik eden diğer sistem bulgu ve belirtilerine göre belirlenir. Kistin kanser özelliği taşıdığı saptanırsa cerrahi olarak çıkarılması şarttır. Kistin büyüklüğü ve yerine göre cerrahinin şekli belirlenir.

Seyir:

Edinsel olan basit böbrek kistleri tedavi gerektirirse çoğunlukla sonuçlan başarılıdır. Küçük bir olasılıkla tekrar kist oluşma riski mevcuttur.

Kanser saptanan kistlerde hastalığın seyri yapılan tedavi ve takiplerindeki sonuçlara göre değerlendirilir. Bunlar tedavide geç kalınırsa hayatı tehdit edebilen kistlerdir.

Böbrek Kisti

Böbrek Kisti

İyi huylu böbrek kisti yaygındır. Elli yaşın üzerinde %50 civarında bir ya da daha fazla böbrek kisti bulunur. Erkeklerde kadınlara oranla daha sıktır. %10 tek taraflı ve tek kist, %5inde iki taraflıdır. Basit kistler olarak adlandırdığımız bu kistler anne karnında böbreğin gelişmesini sağlayan kanalların kalıntılarından oluşurlar. Kistlerin içi şeffaf sıvı ile doludur. Böbrek taşları ve hipertansiyonda yapılan kontrol değerlendirmelerinde tesadüfen ortaya çıkarlar. Kistin tümöre dönüşümü düşük oranda görülmektedir.

Genelde tedavi gerekmez, kist bası ile ağrı yapıyorsa, böbrek taşları kiste eşlik ediyorsa, tansiyon şikayetleri varsa ameliyatla kistin boşaltılması gereklidir.Yapılan bu işlemlerde esas vurgulanması gereken durum günümüzde eskisi gibi açık cerrahi ile değil, daha konforlu olan kapalı ameliyatla (LAPAROSKOPİK) herhangi bir yara açmadan, kanama riski ve iş gücü kaybı olmadan, hastanede yatış süresi çok kısa olarak yapılmaktadır.

Fakat eğer kist tomografi ile değerlendirildiğinde kistin içindeki sıvı şeffaflık özelliğini yitirmişse ve kanama ile yoğunlaşmıssa, normalde ince ve düzgün olan kist duvarı kalınlaşmıssa, içinde herhangi bir oluşum olmayan kistin içinde bir dolgunluk,doku (tümör) varsa ,içinde olmaması gereken kireçlenmeler ve bantlar varsa, kist içinde radyo opak madde tutulumu varsa kistin tümör lehine yapısal değişikliğe uğradığı düşünülmeli,basit kist tedavisi değil ve tümör için düşünülen tedavi seçenekleri uygulanmalıdır.

Kistleri olan hastalar senede bir kez USG(ultrason) veya tomografi ile kontrollerini yaptırmalıdır. Erken safhada yakalanan bu komplike kistlerin tedavi şansı herzaman vardır.

Polikistik Böbrek Hastalığı

Polikistik böbrek hastalığı, birçok kist salkımının böbreklerinizin içinde geliştiği bir hastalıktır. Kistler içinde su benzeri sıvı bulunan selim yuvarlak keseciklerdir. Bu keseciklerin boyutları çok ufaktan çok büyüğe kadar çeşitlilik gösterirler, öyle ki bazıları yaklaşık 1 litre sıvı tutabilir.

Her ne kadar böbrekler polikistik böbrek hastalığından en şiddetli etkilenen organlar olsa da, bu hastalık sadece böbreklerinizle sınırlı değildir. Bu hastalık, karaciğerinizde, pankreasınızda, beyninizi ve merkezi sinir sisteminizi saran zarlarda ve seminal veziküllerde kist oluşumuna sebep olabilir. Başka komplikasyonlar da oluşabilir.

Polikistik böbrek hastalığı bulunan insanlar için, böbrek hastalığı sonucu gelişen yüksek kan basıncı (hipertansiyon) en büyük risktir. Bu hastalığa sahip insanlarda hipertansiyondan kaynaklanan komplikasyonlar en önde giden ölüm sebebidir. Böbrek yetmezliği de polikistik böbrek hastalığına sahip kişilerde çok yaygındır.

Hastalığın sebebi, anormal genlerdir ve hastalığın etkisi altındaki kişide böbrek kisti oluşumunu önlemek ya da oluşumu geri çevirmek mümkün değildir. Fakat hastalık şiddet düzeyi açısından çok çeşitlilik gösterir ve bazı komplikasyonların önlenmesi mümkündür. Düzenli kontroller, yüksek kan basıncı gibi komplikasyonların böbreklerinize vereceği zararı azaltacak tedavilere yönlendirebilir.

ÖNERİLER

Böbreklerin, Kortikal basit kistleri 5 cm Çapa ulaşıncaya kadar müdahale edilmezler, bir zararı yoktur. Bol su içmek (Günde yazın 5 lt, kışın 3 lt kadar) yeterlidir.

Basit, klinik olarak asemptomatik böbrek kist sıvıları kolayca enfekte olmaz ve bunlarda cerrahi girişimin geciktirilmesi, kist içinde enfeksiyon riski oluşturmaz.

Etiketler:böbrekte kist böbrek kisti belirtileri böbrek üstü kistleri böbrekte kitle belirtileri böbrek üstü kitle böbrek kitle belirtileri böbrekte kist belirtileri bobrekte kist böbrek üstünde kitle böbrek kistinin zararları böbrek üstünde kist böbrek kistlerinin belirtileri böbrek üstü kisti böbrekte kis böbrek üstü kist böbrek kistleri belirtileri böbrek üstü kitlesi böbrek su kisti böbrekte kist zararları böbreklerde kitle belirtileri
Böbrek yetmezliği: Akut böbrek yetmezliği kronik böbrek yetmezliği ile beraber de meydana gelebilir. Buna kronik üzerine akut böbrek yetmezliği (KüABY) denir.
Böbreküstü bezleri: Memelilerde, böbrek üstü bezleri (adrenal, suprarenal bezler olarak da bilinir) üçgen biçimini andıran
Organ nakli: Organ transplantasyonu ya da organ nakli organ donörü tarafından verilen sağlam organ parçası ya da tamamının alıcının hasarlı veya çalışmayan organı yerine koymak amacıyla bir vücuttan diğerine nakledilmesidir.
Böbrek korteksi: Böbrek korteksi, koyun böbreğinde bulunan ve medullanın çevresindeki boş alanları kaplayan bir çeşit stoplazmadır.
Kistik fibrozis: Kistik Fibrozis, akciğer, pankreas, barsak, ter bezleri dış salgı bezlerinde görülen, kalıtsal (genetik) bir hastalıktır.
Kistik Fibrozis Kurumu: Kistik Fibrozis Kurumu (The Cystic Fibrosis Foundation); Amerika Birleşik Devletleri'nde 1955'te kurulmuş, kistik fibrozise çare bulma ve kontrol altına alma çalışmaları yürüten, kâr amacı gütmeyen bir kurumdur.
Kistik higroma: Kistik higroma, gebeliğin erken dönemlerinde bebeğin boyun bölgesinde saptanabilen birden fazla odacıklı kistik yapılara verilen isimdir.
Konjenital kistik akciğer hastalığı: Konjenital kistik akciğer hastalığı (İng. congenital cystic lung disease) nadir gelişim anomalilerini (anormallik) içeren ve akciğer ve solunum yollarında bozukluklara yol açan çeşitli hastalıklara (konjenital akciğer adenomatoid malformasyonları, akciğer bronşları sekeustrasyonu, bronş kistleri ve konjenital lob amfizemi) verilen genel bir addır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir