Çanakkale Savaşında Esrarengiz Olaylar

Sponsorlu Bağlantılar
agarta eski fenomen gelibolu grek indi lucullus mithridates newm newnes obje olay ordu parlak pontus rapor reichard sabah sappers troya Çanakkale Savaşında Esrarengiz Olaylar Çanakkale Esrarengiz Olaylar çanakkale savaşı esrarengiz olaylar çanakkale sava..

Çanakkale Bilinmeyeni

ÇANAKKALE BİLİNMEYENİ
Çanakkale Fenomeni

Türkiye'nin en gizemli bölgelerinden biride Çanakkale Boğazı'nın yanında yer alan Çanakkale iliyle,Gelibolu Yarımadası ve eski Troya kentini kaplayan alandır.Yaklaşık İ.Ö.1100 yıllarında,bu bölgede,grek mitolojisinin Tanrıları ile Kahramanlarının sürekli olarak ortaya çıktıkları ve savaşan ölümlülerin çarpışmalarına katıldıkları efsanevi Troya savaşı yapılmıştı.İşte Troya savaşının kaderini tayin eden de,Tanrı denilen varlıkların,ya da daha ziyade,Yüce güçlerin temsilcilerinin ölümlü savaşçılara bu şekilde müdahale etmeleri olmuştur.Acaba Tanrılar ile Kahramanlar,yani Yüce varlıklar,doğrudan Agarta'dan gelmekte ve dış dünyaya,ökült bir tarzda korunan Troya girişinden mi çıkmaktaydılar? İ.Ö.72 ylılnda,Romalı general Lucullus ve Pontus Kralı VI.Mithridates'in orduları Çanakkale yakınlarında karşı karşıya geldi VI.Mithridates tam Roma ordularına saldırmak üzereyken çok tuhaf bir olay meydana geldi.Birdenbire gökyüzü açıldı ve iki ordu arasına,gökten,parlak,gümüşi renkte, silindir biçiminde büyük bir obje indi.Bu fenomen iki orduyu şaşkın bir hale getirdi ve hareketsiz bıraktı.Sonuçta bu fenomen vasıtasıyla yukarıdaki bilinmeyen güçler,VI.Mithridates'in kaçması ve savaşı Lucullus'un kazanması yönünde bir müdahale ile tarihin çizgisini değiştirmişlerdir.

Bu olaydan yaklaşık 2000 yıl sonra aynı bölgede meydana gelen bir başka tuhaf olay yapılan savaşta tarafların kaderini tayin edici nitelilikte olmuştur.

Tarih 28 Ağustos 1915,Çanakkale savaşı sürmektedir.Sabah vaktiyle bir İngiliz alayı,Anafartalar'daki Suvla koyunda,60 no'lu tepe(kayacık ağılı) yakınlarında garip bir yer bulutuna girmiş ve bir daha hiç görülememiştir. Daha sonrada bu alayın kayıp olduğu rapor edilmişti.

Olayın tanıkları olan Sappers F.Reichard,R.Newnes ve J.Newman imzaladıkları bir raporda gördüklerini şu şekilde anlatıyorlardı: ..Güneş doğduğunda hava gayet açıktı, görünürde tek bir bulut yoktu…Ancak 60 no'lu tepe üzerinde, ekmek biçiminde altı ya da sekiz adet bulut asılı duruyordu…Hepsi de aynı biçimdeydi.Saatte 7 ya da 8 Km.'lik bir hızla güneyden esen rüzgara rağmen bu bulutlar pozisyonlarını hiçbir şekilde ya da biçimde değiştirmedikleri gibi, rüzgarın etkisi altında da sürüklenmediler.Yerden 150 m. yukarıda yer alan gözlem noktamızda görüldüğü kadarıyla, yaklaşık 60 derecelik bir yükseklikte öylece asılı duruyorlardı.Bu bulut gurubunun tam altına rastlayan yerde, arazi üzerinde, aynı biçimde olan ve sabit duran, yaklaşık 250 m. uzunluğunda, 60 m. yüksekliğinde ve 60 m. genişliğinde bir bulut bulunuyordu.Bu bulut tamamen yoğundu ve hemen hemen katı bir madde yapısında görünüyordu…Tüm bunlar yerdeki bulutun 2500 m. kadar güneybatısında,Rododendron dağı burnu üzerindeki siperlerimizde yerleşmiş bulunan NZE 1. Sahra bölüğünün 3. Takımının 22 askeri tarafından gözlemlenmişti.Gözlem noktamız 60 no'lu tepeye 980 m. kadar yukarıdan bakıyordu.Sonrada anlaşıldığına göre, bu tuhaf bulut kuru bir dere yatağının ya da çökmüş bir yolun (Kayacık Dere) üzerinde bulunuyordu ve arazi üzerinde böylece dururken yanları ile uçları mükemmel bir şekilde görebiliyorduk.Öteki bulutlar gibi açık gri renkteydi…Daha sonra, birkaç yüz kişiden oluşan İngiliz alayı First Forth Norfolk 'un bu çökmüş yol ya da dere boyunca 60 no'lu tepeye doğru ilerlediğini fark ettik.60 no'lu tepe üzerindeki birlikleri takviye etmeye doğru gidiyor gibiydiler.Ancak, söz konusu buluta ulaştıklarında , hiçbir tereddüt göstermeksizin doğrudan bulutun içerisine ilerlediler.Sonunda 60 no'lu tepe üzerinde yayılarak savaşmak üzere hiç kimse ortaya çıkmadı.Bir saat sonra,yürüyüş kolundaki son erler de bulutun içerisinde kaybolduktan sonra. aynı bulut, gayet rahat bir şekilde yerden yükseldi ve herhangi bir bulut ya da sis gibi,yavaşça hareketlenerek,raporun başında değindiğimiz diğer bulutların yanına katıldı.Tüm bu süre boyunca bu bulut grubu aynı yerde asılı olarak kalmıştı ve o tuhaf yer bulutu onlara katılır katılmaz hepsi birlikte kuzeye, yani Trakya'ya doğru ilerlemeye başladılar.birkaç dakika sonra gözden kaybolmuşlardı.” “Söz konusu alay kayıp ya da yok edilmiş olarak bildirildi.İngiltere, Türkiye'den bu alayın geri verilmesini istediğinde, Türkiye, bu alayı ne esir aldığını, ne temas ettiğini ve ne de böyle bir alayın varlığından haberi olmadığını belirten bir yanıt vermişti. 1914-1918 yılları arasında bir İngiliz alayı 800 ile 4000 kişi arasında oynayan bir güçten oluşurdu.Bu olayı gözlemlemiş olan bizler,Türkiye'nin söz konusu Alayı hiçbir zaman esir almadığını ve ya da temas etmediğini teyit ederiz” Charles Berlitz, bu olayı “özel manyetik alanların ya da sismik fayların yahut her ikisinin birden bulunduğu yerlerin civarında, bilinmeyen varlıkların, müdahaleleri” nin söz konusu olabileceğini gösterdiği için ,ilginç bulmaktadır.Charles Berlitz, bu sözleri ile Çanakkale Boğazı civarındaki gizemli bir bölgenin varlığına da işaret etmektedir.Araştırmacı Robin Collyns, aynı konuyu işlediği bir yazısında, John Hargrave'in “Suvla Koyu” çıkartmasına ilişkin olarak yaptığı bir açıklamayı aktarırken ;”21 Ağustos 1915 tarihinde, birkaç tabur, pusula ibresinin aşırı derecede kuzeye doğru sapmasından dolayı bu alanda yönlerini kaybetti” demektedir.Collyns, olaya yol açan garip bulutların, aslında .İngiliz alayını kaçıran ve manyetik düzensizliklere yol açan uzay gemileri, yani UFOlar olup olmadıklarını sormaktadır.Bu konudan olmak üzere, dikkat edilmesi gereken bir diğer noktada , yeraltı dünyasına açılan kadim girişin bu bölgedeki mevcudiyetidir.

Belki tüm Alay da,Collyns'in kuşkulandığı gibi, aynı şekilde bir UFO'ya nakledilmiştir.Acaba bu buluta girdiklerinde Demateryalize olup, sonra UFO'nun içinde materyalize mi olmuşlardı.Bu bir tür ışınlanma vakası olabilirdi.fakat olaydan sonra bu bulutun dağılmayıp,tuhaf şekilli diğer bulutlara katılmış olması ve bunları hepsinin Tekirdağ'a doğru hareketlenmesi,bulutun kendisinin bir Ufo olması ihtimalini kuvvetlendirmektedir.Ufolojik literatürde. bulut görünümünde olan UFO'lara ilişkin gözlemlere sık sık rastlanmaktadır.Muamma dolu Çanakkale bölgesi görünüşe göre manyetik kökenli olan düzensizliklerin meydana gelişine paralel olarak yoğun bir Ufo faaliyetinin de gözlemlendiği diğer gizemli bölgelerin kesişme noktasını oluşturuyor gibi gözükmektedir.

Bu Olay Canakkale Savasinda Yasanmistir.

Kocadere köyünde büyük bi sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı, Kimi
Bosnalı,Kimi Azerbaycanli, Kimi Adıyamanlı , Kimi Gürünlü, Kimi Halepli
çok sayıdayaralı getiriliyor…
Bunlardan biri Lapsekinin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır.
Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek
için komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça
zorlaşırama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından.
“Ölme ihtimalim çok fazla… Ben bir pusula yazdım… Arkadaşıma ulaştırın…”
Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: “Ben…Ben
köylüm Lapseki’li İbrahim Onbaşından 1 Mecidiye borç aldıydım…
Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin”
“Sen merak etme evladım” der Komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını
eliyle okşar. Az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözüde
“söyleyin hakkını helal etsin” olur…
Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor.
Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin
üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor.
İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye
daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere
yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine ne de göz
yaşlarına engel olamaz…
PUSULADAKİ NOT:
“Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil’e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi
beni göreremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem.
Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim.”

Çanakkalede Yaşanmış Bir Olay…

Kocadere köyünde büyük bir sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı , kimi Bosnalı , Kimi Adıyamanlı, Kimi Gürünlü, Kimi Halepli çok sayıda yaralı getiriliyor…Bunlardan biri Lapsekinin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır. Zor nefes alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama tane tane kelimeler dökülür dudaklarından.“Ölme ihtimalim çok fazla… Ben bir pusula yazdım…Arkadaşıma ulaştırın…” Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: “Ben…Ben köylüm Lapseki’ li İbrahim Onbaşından 1 Mecit borç aldıydım… Kendisini göremedim. Belki ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin”“Sen merak etme evladım” der Komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını eliyle okşar.Ve az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözü de “söyleyin hakkını helal etsin” olur…Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor.Bunlardan çoğu daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin üzerinden çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor. İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye daha fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere yığılır kalır. Ellerini yüzünekapatır, ne titremesine ne de göz yaşlarına engel olamaz…PUSULADAKİ NOT:“Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil’e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi beni göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim…” alıntıdır..

- Çanakkale Savaşında Kaybolan Askerler

“Bölükler Anzak Koyu’na çikarken 1915′te
Gelibolu’da yartlar korkunçtu: Dizanteri,
erleri yere yikip, her tarafa cesetler yayildikça,
kabus büyüyordu…”
10 Agustos 1915 Çanakkale… Günesin göz kamastiran parlakligi, toplarin bitmez, tükenmez gürlemelerine karisiyor… Gelibolu Savasi’nin son dönemi, Cehennemi Çanakkale’ye
tasimis… Siperler firin gibi… Savas kokusu ile dolu sicak bir rüzgar, ovada eserken, ince bir koz tabakasini da havaya kaldiriyor. Yiyeceklerin, siperlerin, ölü ve yaralilarin üzerine bulutlar halinde çöken iri yesil sinekler, dizanteriye yakalanan Ingiliz askerlerini büsbütün perisan ediyor… Ve Mehmet Akif’in dedigi gibi “O ne müthis tipidir ki; savrulur enkazi beser”
iNGiLiZ KOMUTAN YENiILECEKLERiNi ANLAYINCA
Ingiliz askeri tarihinin en büyük yenilgilerinden birine adim adim yaklasiyor. Ingiliz komutan Sir Ian Hamilton, korkunç bir yenilgiye ugrayacaklarini sezmis, savasi kazanmanin tek yolunu, taze kuvvetlerle birlikte yapilacak büyük bir saldirida görmüstü.
NORFOLK ALAYI GELiYOR
Kraliyet Norfolk Alayi, taze kuvvetlerin bir parçasi olarak 29 Temmuz 1915′te Ingiltere’de gemilere bindirildiler. Savas tecrübeleri yoktu. Ordu mensuplarinca tatil gecebi askerleri diye anilan savunma birliklerine bagliydilar. Norfolk alayi, savas hatti gerisinde iklime alismalari için bekletilmeden 10 Agustos günü Suvla Koyu’nda unutulmaz bir macera yasamak hayali yerine, cehennemi andiran kabusla kucaklastilar.
BASLARINA GELECEKTEN HABERSiZ
Sahile yakin bir yerdeki tuz gölü, kavurucu yaz günesinin etkisi ile kurumus ve günesin
parlakligini ve isisini ayna gibi Norfolk alayinin üzerine yansitiyordu. Kuzeydeki Kireçtepe, iki yaninda Kavaktepe ve Tekketepe, güneydeki Saribayir arasinda kalan Suvla düzlügü, dev bir arenayi andiriyordu. Ingiltere’nin Dereham Kasabasi’nda toplanan Norfolk alayi 4. ve 5. taburlari, anayurtlarindan uzak bu topraklarda, kendilerinden önce gelenlere mezar olan bölgede saskina döndüler. Savasta hersey olabilirdi ama, Norfolklular, savasin disinda baslarina gelecek olayi asla düsünemezlerdi…
iNGiLiZLERiN BOSUNA HÜCUMLARI
Sir Hamilton, Tekke ve Kavaktepeleri’ne bir gece karanliginda ani ve hizli bir saldiri yapmayi planlamisti. Bu is için 12 Agustos gecesi 54. tümen ilerlemeye basladi. Içlerinde Norfolk tugayi da bulunuyordu. Tepelerin yamacina kadar gemecekler ve safak sökerken saldirmak üzere hazirlanacaklardi. Fakat, gece yürüyüsünün yapilacagi bölgede, Küçük Anafarta Ovasi denilen yerde, Türk askerinin pusuya yattigi saniliyordu. Bu yüzden Bir Norfolk tümeni önden yolu açsin diye 12 Agustos ögleden sonrasi harekete geçti.
Bu öncü tümenin ilerleyisi tam bir bozgunla sonuçlanmisti. Gelibolu savasinda Ingilizler’in gösterdigi saskinlik ve beceriksizlik, topçu atisinin 45 dk. önce baslamasina neden oldu. Bosuna cephane harcayan Ingilizler, savas alaninida hiç incelememislerdi. Araziyi bilmiyorlardi. Hedeflerin yerini çalakalem belirlemislerdi. Gücünden habersiz olduklari Türk
birliklerini yarimadanin diger tarafinda çizilmisti.
4. Norfolk Taburu, geride olmak üzere 163. tümen, gün isiginda çiplak ovayi geçmeye çalismanin bariz bir hata oldugunu anladiginda, ancak 900 m ilerleyebilmisti. Türkler’in direnci, Ingilizler’in tahmin ettiginden çok daha büyüktü. Ingiliz tümenin büyük bir kismi yogun makineli tüfek atisi altinda kaldigi için oldugu yerde çakilmisti. Ancak sag tarafta yer alan 5. Norfolk taburu daha az bir mukavemetle karsilastigi için ilerlemeye devam etti…
BULUTUN iÇiNE DOGRU
Iste tam bu sirada 22 kisilik bir Yeni Zelanda sahra birliginin gözleri önünde Norfolk alayinin 4. taburuna bagli çok sayida asker, karsilarindaki tepeye yürümeye basladilar. Tepenin
üzeri ekmek somunu biçimli beyaz bir bulutla kapliydi. Ingiliz askerleri, yavas yavas tepeye yaklastilar ve bulutun içinde kayboldular. Son asker de bulutun içine girdikten sonra, bulut sanki kargosunu almis gibi yavasça havalandi ve rüzgarin aksi yönüne dogru hareket etti…
Dahasi gökyüzünde bu bulutun kopyasi olan 3-4 bulut da rüzgara ragmen yerlerini koruyorlar.
Ve sanki diger buluta eskortluk ediyorlar…
KOMUTAN HAMILTON ANLATIYOR
Kumandan Hamilton, Ingiliz Savas Bakani Lord Kitchener’e gönderdigi telgrafta, olayi
söyle anlatiyordu:
“Savas sirasinda, 163. tümen her bakimdan üstün oldugu bir anda, çok garip bir sey meydana geldi… Türkler’in zayiflamakta olan kuvvetlerine karsi, Albay Sir H. Beauchamp, cesur ve kendinden emin bir subay olarak büyük bir gayretle, hizla ilerledi ve savasin en güzel kismi böyle basladi. Mücadele daha kizismis ve iyice kizismisti.
Bu askerlerin çogu yarali ve susuzluktan perisan bir haldeydiler. Bunlar, kampa ancak gece vakti geri dönebildiler. Fakat, Albay, 16 subayi ve 250 askeriyle önüne düsmani katmis,
hizla ilerlemesine devam ediyordu… Daha sonra bunlardan hiçbir haber alamadik.Ormanlik bölgeye hücum ettikten sonra gözden kayboldular ve sesleri de duyulmadi. Içlerinden hiç biri geri dönmedi.”
267 kisi, hiç bir iz birakmadan kaybolup gitmisti.
YENiLGi KAÇINILMAZ OLDU
O gün ögleden sonra baslayan ilerleyisin basarisizlikla sonuçlanmasi, Sir Ian Hamilton’in
savasi kendi lehine döndürme ümidini de yok etmisti. Böylece, 1915 yili sonunda Müttefik Kuvvetler, geri çekilerek, büyük bir yenilgiye ugradilar. Gelibolu savasi, sekiz buçuk ay sürdü.ve 46 bin askerin ölümüyle sonuçlandi. O zamanin savaslari için, korkunç bir rakamdi bu. 1916′da Ingiliz Hükümeti, savasin kaybedilme nedenlerini arastirmak üzere, resmi bir kurulu görevlendirdi.
GiZLENEN RAPOR
Gelibolu Kurulunun Son Raporu adi altinda bastan asagi sansür denetiminden geçmis bir rapor, önce 1917′de ve daha sonra da 1919′da yayinlandi. Raporun asli, 1965 yilina kadar ortaya çikarilmadi.
1918 sonunda, ingilizler, gelibolu’ya sanki galip gelmisçesine geri döndüler. Isgal Kuvvetleri’nin bir askeri savas alaninda gezinirken, Kraliyet Norfolk Alayi’na ait bir rozeti buldu. Çevrede yaptigi bir sorusturma sonunda, bir Türk çiftçisinin kendi arazisinde buldugu bir sürü cesedi, yakindaki bir dereye attigini ögrendi.
DOSYA KAPANMADI
8.5 ay süren Çanakkale Savasi Bogaz’in iki yani için de tam bir Cehennem olmustu. Savasin tarihi yazildi. Ölenlerin , yaralilarin, kayiplarin sayisi tespit edildi. Fakat bir tek sey, özellikle unutulmadi. Kaybolan Norfolk Alayi Askerleri… Ikinci dünya savasindan kalan Philedelphia Efsanesi gibi bu savastan da bu olay tüm gizemiyle kalmisti ortada. Bir çok kitapta bu olaya genis yer verilir hatta bazilari bunun Çanakkale Savasi’nin kendisinden de önemli oldugunu düsünüyor.
Philedelphia 2. deneyinde de Eldridge ‘in ilk görüldügü limanin NORFOLK olmasi sanki
bu isimde bir sey var diye düsündürüyor.
Güncel bir konu Titanik… Herkes filmini konusuyor ama arkada inanilmaz bir tarihi gizem
var. Olaydan bir asir kadar önce bir yazar kitabinin içerigini bir transatlantigin üzerine kurmustu. Romaninda dev bir transatlantik Avrupa-Amerika seferine çikiyor ve bu ilk seferinde gemi evet bir buz dagina çarparak batiyor. Romandaki geminin adi TITANIA ve ölçüleri asagi yukari Titanik’le ayni.

Etiketler:çanakkale savaşı esrarengiz olaylar çanakkale savaşında esrarengiz olaylar Çanakkale esrarengiz olaylar çanakkale bulut olayı çanakkale savaşında doğa üstü olaylar çanakkale savaşı bulut olayı çanakkale savaşındaki esrarengiz olaylar çanakkaledeki esrarengiz olaylar çanakkale savaşı sırasında yaşanan esrarengiz olaylar çanakkale savaşı doğa üstü türkiyede görünen doğa üstü olaylar mucizevi doğal olaylar çanakkalede savaşındaki esrarengiz olaylar çanakkalede bulut olayı çanakkale esrarengiz hikayeler türkiyedeki esrarengiz olaylar gizemli olarlar çanakkale çanakkalede olan esrarengiz olaylar çanakkale savaşındaki doğa üstü olaylar çanakkalede görülen doğa üstü olaylar
Çanakkale Savaşı: Çanakkale Savaşı, I. Dünya Savaşı sırasında 1915-1916 yılları arasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan deniz ve kara muharebeleridir.
Çanakkale Dardanelspor: Çanakkale Dardanel Spor Kulübü, Çanakkale ilinde bir spor kulübüdür. Bugünkü adını 1991 yılında almıştır.
Çanakkale Boğazı:
Çanakkale (il): Çanakkale ili, Türkiye Cumhuriyetinin kuzeybatısında, topraklarının büyük bölümü Marmara Bölgesi sınırları içinde kalan, 25° 40' - 27° 30' doğu boylamları ve 39° 27' - 40° 45' kuzey enlemleri arasında 9.887 km²'lik bir alan kaplayan, Asya (Anadolu) ve Avrupa (Trakya) kıtalarında toprakları bulunan, kendi adını taşıyan boğaz ile ikiye bölünmüş bir şehirdir.
Esrarengiz Yolculuk (film): Esrarengiz Yolculuk, 1966 ABD yapımı bilim kurgu, macera filmidir. Özgün adı Fantastic Voyage olan film 1968 Mart ayında Türkiye'de gösterime girmişti.
Esrarengiz Yıldız: Esrarengiz Yıldız (Fransızca: L'Étoile Mystérieuse), Tenten çizgiroman serisinde yayınlanan bir macera.
Esrarengiz Sanık: Esrarengiz Sanık, Agatha Christie'nin polisiye romanıdır.
Esrarengiz Köşk: Esrarengiz Köşk, Holly Black ve Tony Diterlizzi tarafından yazılan kitaptır. 1. Serisinin 1. kitabıdır.
Esrarengiz Yolculuk (anlam ayrımı): * Esrarengiz Yolculuk (film), Richard Fleischer'ın 1966'da yönettiği ABD yapımı bilim kugu filmi. Özgün adı Fantastic Voyage.
"Olaylar, Sağbekin Lahana Dolmasını Yemesiyle Başladı": "Olaylar, Sağbekin Lahana Dolmasını Yemesiyle Başladı", İletişim Yayınları tarafından İslam Çupi'nin yazılarından derlenerek oluşturulan serinin ikinci kitabı.
Olayların dili (spiritüalizmde): Birçok kimsenin farklı anlamlarda kullandığı “olayların dili” ifadesi, neo-spiritüalist terminolojideki temel terimlerden biridir.
Uluslararası İlişkilerde Olaylar ve Yorumlar: Uluslararası İlişkilerde Olaylar ve Yorumlar Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencilerinin çıkardığı süreli yerel bir uluslararası ilişkiler dergisidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir