Çanakkalede Atatürk

ala alay ama avni avusturalya bey bu ele esir gelibolu kemal kur melbourne nci nda nin nisan tabur yb vs..

Çanakkale Destanındaki 57.alay

Resimdeki sancak, Çanakkale Savaşı�nda son erine kadar şehit olan Kahraman 57nci Alay’ın Sancağıdır. Hâlen Melbourne-Avusturalya müzesinde sergilenmekte olan sancağın tanıtım plâketinde şöyle yazmaktadır:

“Bu Alay Sancağı Gelibolu savaş alanından getirtilmiştir, ama esir edilmemiştir. Türk Ordusu’nun geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın son eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızın da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Alayı Sancağını selâmlamadan geçmeyin”

57. ALAY

Çanakkale’yi denizden geçemeyen İtilaf Devletleri’nin 25 Nisan 1915 günü Gelibolu Yarımadası’na ve Kumkale’ye asker çıkarmalarıyla Çanakkale kara savaşları başlamıştı. 25-26 Nisan 1915 tarihlerinde Arıburnu’nda karaya çıkıp Conkbayırı’nda ilerleyen çıkarma kuvvetleri, 19. Tümen K.Kur.Yb. Mustafa Kemal’in 25 Nisan günü verdiği �Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir� emrini uygulayan Türk birliklerince durduruldu. Bu birliklerden biri Yb.Hüseyin Avni Bey’in komutasındaki 57. Alay’dı. 57. Alay’ın başta komutanları olmak üzere 628 kişilik mevcudunun tamamı 25-28 Nisan 1915 tarihleri arasında şehit düşmüştür.

57. Alay adına yaptırılan şehitlik, Gelibolu Yarımadası’nda Kanlısırt’tadır.

57.piyade Alayı(çanakkalede Atatürk’ün Alayı)fotoğrafları


57.Alay komutanlarıyla

Yarbay Hüseyin Avni Bey çocuklarıyla

57.Alay siperleri savunuyor

Dağ sırtlarında 57.Alay

Balıkçı damları

57.Alay komutanları

Conk bayırı anıtı

Batırılan bir düşman gemisi

57.Alay 1.nci Tabur

57.Alay cephe gerisinde istirahat ederken

57.Alayın ele geçirdiği siperlerde ganimet yığını

57.Alay düşman beklerken

Çanakkalede 18lik bir top

57.Alayın anısına

57. Piyade Alayı

Çannakkalede Gelibolu saflarında Anzaklıları karşılayan bir birlik. Atatürk’ün kumanda ettiği birliklerden biri olup ölmelerini emretmiştir.
57. Piyade Alayı komutanları dahil şehit olmuş herkes savaşta ir görev üstlenmiş ve düşmana kan kusturmuşlardır. Küçük birlikler halinde bulundukları yeri savunmuş 20-200, 40-300, 15-100 tipi muharebelere girmiş ve düşmanı her zaman bertaraf ederek düşman komutanlarını çıldırtmıştır. Bu birlik Filistin’e ve Galiçya’ya da gitmiş ve orada da en zor şartlar altında çarpışmıştır. 57. Piyade Alayı Türk tarihinde Yeniçerinin Deliler grubunu hatırlatmaktadır. 57. Piyade Alayı geceleri ve akşam üstüleri keskin nişancılarıyla düşman komutanlarını ve subaylarını öldürmüş bu da İngilz rütbelerinin baklava yıldızından geçici olarak düz çizgi olarak değiştirilmesine sebeb olmuştur. Bu askerler asla pes etmez açlıkla, susuzlukla mücadele etmişlerdir. Hatta Filistin cephesindeyken
kendilerini kumlara gömüp daha sonra kalkarak arkadan saldırma taktiği bile uygulamışlardır. Yani ister dağ ister çöl ister taş olsun düşman ne kadar fazla olursa olsun asla geri çekilmez ve kaçmazlar döndüklerinde de intikamları feci olur. Onlar hiç bir zaman geri dönmeyi düşünmediler.

57. Alay’ın Hikayesi Film Oluyor

Çanakkale savaşları süresince mevcudunun tamamı şehit düşerek tarihe ‘Şehitler Alayı’ olarak geçen 57. Alay’ın hikayesi film oluyor. Çanakkale’yi geçilmez yapan o ruh:

Çanakkale kara savaşları sırasında Yarbay Mustafa Kemal’e bağlı 19. Tümen’in 3 alayından biri olan ve devam eden kara savaşları süresince mevcudunun tamamı şehit düşerek tarihe ”Şehitler Alayı” olarak geçen 57. Alay’ın hikayesi filme çekilecek.

Filmin yapımcılığını üstlenen Ceteris Paribus Yeni Nesil Reklam ve İletişim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti’den yapılan yazılı açıklamada, filmin yönetmenliğini, aynı zamanda senaristliğini de üstlenen Giray Besen’in yapacağı bildirildi.

Açıklamada, çekimlerine yaz sonunda başlanacak filmin, Çanakkale kara savaşlarının başladığı tarihin yıl dönümü olan 25 Nisan 2009 tarihinde gösterime girmesinin planlandığı belirtildi.

57. ALAYIN HİKAYESİ
Çanakkale muharebelerini kazandıran yüksek ruh!
Albay Mustafa Kemal’in ifadeleriyle Çanakkale direnişi: “Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperlerin hiç biri kurtulmamacasına kamilen düşüyor. İkincidekiler onların üzerine gidiyor. Fakat ne kadar şâyân-ı gıpta bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur göstermiyor. Sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kuran-ı Kerim Cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren şâyân-ı hayret ve tebrik edilecek bir misaldir.
Emin olmalısınız ki, işte bize Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.” (Prof. Azmi Süslü, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, c.7, s 306 Aktaran: Mustafa Turan, age: s:56)
20 Ocak 1915′de Mustafa Kemal tarafından komutası üstlenilen tümen, biri 7. Tümenden 57. Piyade Alayı ile ikisi Acemileri yetiştiren Depo Alayı’ndan kuruludur. O, askerlerine savaş gücü vermeye çalışırken, müttefik çıkartması tehlikesini yakın gören Başkomutan Vekili, “bu iki alay yetişmemiştir” diye acemileri İstanbul’daki 6. Kolordudan 72. ve 77. Alaylara değiştirdi.Daha bu alaylar gelip tümen kuruluşunu bitirmeden, 57. Piyade Alay ile hareket emrini aldı. Vapurla Tekirdağ’dan Maydos’a yola çıktı (24 Subat 1915).
Gelibolu’ya ulaşan Mustafa Kemal , kendi tümeninden 57. Alay’ı Sarafim Çiftliğine, kalan birliklerini de geldikçe Maydos bölgesine tertiplemeye başladı. Bölgeyi gezerek 26. Alay’ı Seddülbahir, 27. Alay’ı Kabatepe kıyılarına yerleştirdikten sonra , Seddülbahir’e bir de akıncı müfrezesi çıkardı.
24-25 Nisan akşamı,çıkarmanın ilk günü, İngiliz ve Anzak kuvvetleri Arıburnu’ndan karaya çıkmaya başlamışlardı.Bu bölgede kıyı gözetlemesi yapan bir Türk takımının direnişine karşın, kıyıdan belli bir noktaya kadar ilerlemeyi başardılar.Bölge yakınlarındaki 27 Alay’ın ise sahile geniş birşekilde yayılmış olması da karşı koymayı oldukça güçleştiriyordu.Bu sırada Bigalı köyü’nde bulunan ordu yedeği 19.Tümen Conkbayırı yönünde tatbikat yapmakta idi.Top seslerinin duyulmasıyla 19.Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, Ordudan emir gelmemiş olmasına karşın girişimi ele alıp tüm sorumluluğu yüklenerek, 57.Alay’ı bir batarya ile Kocaçimentepe yönünde harekete geçirdi. Kendisi de durumu izlemek üzere Conkbayırı’na çıktığında, Arıburnu kesiminden bazı askerlerin çekilmekte olduklarını ve düşman birliklerinin de bunları izlediklerini gördü.
O anı Mustafa Kemal , Ruşen Eşref Ünaydın ile yaptığı görüşme sırasında şöyle anlatmaktadır:
“…Bu esnada Conkbayırının güneyindeki 261 rakımlı tepeden sahilin gözetleme ve korunmasıyla görevli olarak orada bulunan bir müfreze askerin Conkbayırına doğru koşmakta, kaçmakta olduğunu gördüm… Bu askerlerin önüne kendim çıkarak:
-Niçin kaçıyorsunuz ? dedim.
-Efendim düşman dediler!
-Nerede?
-İşte! diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.
Gerçekten de düşmanın bir avcı kuvveti 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve tam bir serbestlik içinde ileriye doğru yürüyordu. Şimdi vaziyeti düşünün. Ben kuvvetleri (geride) bırakmışım, askerler on dakika istirahat etsin diye…Düşman da bu tepeye gelmiş…Demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman benim yere gelse kuvvetlerim çok kötü bir duruma düşecekti. O zaman artık bilemiyorum, bilinçli bir düşünme ile midir, yoksa önsezi ile midir, bilmiyorum. Kaçan askerlere:
– Düşmandan kaçılmaz, dedim.
– Cephanemiz kalmadı, dediler.
– Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim.
Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırına doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile dağ bataryasının yetişebilen askerlerinin ‘ marş marşla’ benim bulunduğum yere gelmeleri için, yanımdaki emir subayını geriye yolladım. Bu askerler süngü takıp yere yatınca, düşman askerleri de yere yattı. Kazandığımız an, bu andır…”
Bu sırada Türk askerleri mevzi alınca karşı taraf da mevzilenir ve 57.Alay’ın öncü bölüğünün Conk Bayırı’na yerleşmesi için süre kazanılmış olur. Bu an Çanakkale Savaşı’nın kilit anıdır.Çıkarmanın hızı kesilmiştir.Daha sonra, Kolordu Komutanı Esat Paşa’nın izniyle, 27. Alay’dan geri kalan birlikleri de emrine alan Tümen Komutanı Mustafa Kemal, karşı saldırıya geçmek üzere 57.Alay’a şu emri verir :
“Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir.”
25 Nisan 1915 günü, vakit ikindiye yaklaşırken, ilk çıkarma kademesi olan tümenin sahile çıkışı da tamamlanmıştır. Ne var ki, 27. Alayın birlikleri ve 57. Alayın yaptığı karşı saldırı ile süngü hücumları sonucu Anzaklar çok sayıda kayıp vermiş ve sahile çekilmişler, kritik ve endişeli anlar yaşamaktadırlar. Gene de gün batarken, Anzak Kolordusu’nun sahile çıkan Tümeni, Arıburnu’nun sarp yamaç ve tepelerinde yerleşme olanağı bulur. Bu tarihten başlayarak harekat, 1915’in Ağustos ayına kadar dört ay boyunca, Conkbayırı- Kocaçimentepe-kabatepe bölgelerinde, tarafların karşılıklı saldırı ve özellikle gece yapılan süngü hücumlarıyla, yakın boğuşmalar şeklinde ve çok kanlı çarpışmalarla geçecektir.
Arıburnu’nda görev yapan 27. Alayımızın yardımına koşan birliklerimizin bazıları dağılınca, 57. Alayımız daha geniş bir araziye yayılmak mecburiyetinde kaldı; dolayısıyla yoğunluğu azaldı. Kumandanı Kurmay Yarbay Hüseyin Avni şehit oldu. Kumandayı ele alan Kurmay Binbaşı Yusuf Ziya da şehit olunca alay müftüsü Hasan Fehmi kumandan oldu; o da şehit düştü. Kumandanları şehit düşen birlikler Arıburnu sırtlarında düşmanı durdurmak için canla başla savaşıyorlardı. Bombalarla düşmana saldıran Nazif Çakmak (Fevzi Çakmak’ın kardeşi) şehit düşerken, ardından gelen 57. Alay’ın 6. Bölüğü ile, Anzak Kolordusu’nun 3. Alayı’nın 4. Bölüğü süngü ve dipçiklerle birbirlerine girdiler.
***
Sisli bir nisan sabahı 57. Alay komutanı araziye yayılmış beyazlıklar görür ve takım komutanına bu beyazların ne olduğunu sorar. Takım komutanı, sabahleyin düşmana hücum emrini almış 57. Alay’ın, Rablerinin huzuruna temiz çıkmak için çamaşırlarını yıkadıklarını söyler; bu beyazlıklar, onların ak niyetleridir, der.
Mustafa Kemal’in ,Yarbay Hüseyin Avni Bey’in ve silah arkadaşlarının Türk ulusu için yaptıklarının unutulması mümkün değildir.
Sizleri hiç unutmayacağız …

internetten alıntı.

57. Alay’in Kahramanlik Hikayesi

57. Alay’in Kahramanlik Hİkayesİ

1 Ağustos 1914 Almanya’nın Rusya’ya harp ilânı ile I. Dünya Savaşı başlamış; Almanya, Avusturya-Macaristan ve sonrada İtalya’nın katılımıyla oluşan üçlü İttifak Devletleri, bir yanda da İngiltere, Fransa ve Rusya’dan oluşan Üçlü İtilaf Devletleri olarak ikiye bölünmüştü.
29 Ekim 1914 Osmanlı Devleti de bu savaş da Almanya’nın yanında yer aldı.
Çanakkale cephesindeki muharebeler, önce İngiliz ve Fransız deniz kuvvetlerinin boğazı zorlamasıyla; sonra da, karada devam etmişti.

23 Mart 1915 Gelibolu’da 5. Ordu kuruldu, komutanlığına Alman Generali Liman von Sanders atandı.26 Mart 1915 günü Gelibolu’ya geldi.
18 Nisan 1915 Atatürk’ün komutasındaki 19. Tümenin, 5. Ordu’nun genel ihtiyatini oluşturmak üzere Bigali’ye gönderildi.
Kara harekatına hazırlık için kıyılar dikenli tellerle çevriliyor, birlikler önemli yerlere yerleştiriliyor, düşmanın her hareketi gözleniyordu. Müttefik çıkarmasını bekleyen bir başka kişi ise 19. İhtiyat Tümeni’nin başında bulunan Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’di.
Çanakkale’yi denizden geçemeyen İtilaf Devletleri’nin 25 Nisan 1915 günü Gelibolu Yarımadası’na ve Kumkale’ye asker çıkarmalarıyla Çanakkale’de İngilizlerin Seddülbahir ve Arıburnu bölgesinde çıkarma harekatı ile kara savaşları başlamış oldu.
Düşman durmadan saldırıyordu. Anafartalar ve Arıburnu cephelerinde emir komuta karmaşası vardı. Bu durum çok tehlikeliydi.Yarbay Mustafa Kemal, Ordu Komutanı Alman General Liman Von Sanders’ e bütün mevcut kuvvetlerin emrine verilmesinin ve bundan başka çare kalmadığını bildirdi. Alman General “Çok gelmez mi ?“ diye sorduğunda Mustafa Kemal “ Az bile gelir “ diye cevap verdi.
Düşman çıkarması 26 ve 27 Nisan günleri de devam etti. Ancak, Bigali’den gelen Atatürk komutasındaki 19. Tümen kuvvetlerinin kahramanca savunması karşısında düşman geri çekilmeye mecbur edildi.
25-26 Nisan 1915 tarihlerinde Arıburnu’nda karaya çıkıp Conkbayırı Kocaçimen tepelerini almak üzere olan Anzak Kolordusunu Türk birliklerinin yaptığı devamlı süngü hücumları ile 20 bin kişilik Anzak birlikleri denize kadar sürüldü.
Anafartalar muharebeleri süresince çok kanlı taarruz ve hücumlarla Conkbayırı, Kocaçimentepe mevziinin Anzaklar eline geçmesine mani olunarak, bütün cephe korundu.
Çanakkale Muharebelerinde, dillere destan olan Türk birliklerimizin gösterdiği kahramanlık hikayesinde bir Alayımızın ayrı bir yeri vardır.
Bu Alay; 19. Tümen’in 57.nci Alayı olup Atatürk’ün Büyük Nutkunda sözünü ettiği, Arıburnu Muharebelerinde tümü Şehit düşen ünlü Şehitler Alayıdır.
25 Nisan 1915 günü saat 02:45′de muharebe gemilerinin ve muhriplerin korunmasında Türk kıyılarına yaklaşan Avusturalya Tümeni’nin bir tugayını taşıyan çıkarma araçları, hesapta olmayan bir akıntı nedeniyle kuzeye sürüklenerek saat 04:30′da kumluk bir kıyı (Kabatepe Bölgesi) yerine, sarp bir kıyı olan Arıburnu Bölgesine çıkarma yaptı.
Bu bölgede 27 nci Türk Alayının 2 nci Taburu vardı; çıkan kuvvetlerin karşısındaysa, bu taburun yalnız bir bölüğü bulunuyordu.
Durumu haber alan ve izlemeye başlayan 5.nci Ordu 19.ncu İhtiyat Tümeni Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal, herhangi bir emir almadığı halde, 57.nci Alayı bir dağ bataryasıyla takviye ederek karşı taarruz için Arıburun Bölgesine yöneltti; Eceabat Bölgesinde bulunan 27.nci Alayın büyük kısmını da, çıkarma bölgesine yanaştırdı. Bu tedbirleri yerinde bulan 5.nci Ordu Komutanı, 19.ncu Tümenin diğer alaylarının da müteakip karşı taarruzlara katılmasını kabul etti. Kıyıya çıkan İngiliz ve Fransız kuvvetleri, yapılan karşı taarruz sonucu çekilmeye başlayarak; geriden gelen kuvvetlerin yardımı ve deniz kuvvetlerinin etkili ateş desteğiyle, Kanlısırt batısı -Sivritepe -Merkeztepe Yükseksırt hattında tutunabildi.
Donanmanın büyük ateş desteğiyle 25 Nisan 1915 saat 05.30′da Seddülbahir’e çıkarmaya başlandı. İlk hedef olarak Alçıtepe ele geçirilecekti.
Mehmetçiğin ölüm pahasına savunduğu SERÇETEPE, KANLISIRT ile tek ikmal yolu olan ŞARAPNEL Vadisinde tamamen hakim olmak Türkler ve İngilizler için önemli idi. Her iki taraf da elinde bulundurmayı istiyordu. Bundan dolayı burada çok kanlı çarpışmalar oluyordu.Bu savaşlarda her iki taraf da birbirlerine birkaç metre mesafeye kadar yaklaşıyordu. En kanlı savaş İlk çıkarma günü 25 NİSAN 1915 günü oldu.
Çıkarma bölgesinde 26.ncı Türk Alayının bir taburu bulunuyordu. Seddülbahir kesimini ay biçiminde çevreleyen yüzlerce geminin yakın mesafeden Türk siperlerine yönelttiği gemi toplarının korkunç ateşine karşın direnmesini pervasızca sürdüren bir avuç Türk eri, göz açtırmıyor, ateşleriyle çıkarmaya yeltenen birliklere ağır zayiat verdiriyor, kıyıya ayak basabilenler de, kuytu yerlere sığınarak kıyıda tutunabilme olanağını bulabiliyordu.
İngiliz ve Fransız zayiatı, yeni takviyeler gelmezse tutunamayacağız diye komutanları feryat ettirecek kadar ağırdı.
27 Nisan 1915 günü saat 16.00 sıralarında, donanmanın ateş desteğiyle başlayan İngiliz taarruzu, Türk savunma mevziilerinin 700-800 metre ilersinde Zığındere-Eskihisarlık hattında durduruldu.
Çıkarma kuvvetleri Komutanlığı, Türklerin güçsüz olduğu önyargısıyla, taarruz etmeye kararında, hedefi; Kirte’nin ele geçirilmesiydi.
33.ncü ve 64.ncü Alayların da emrine verilmesiyle altı alaylık bir güce ulaşan Arıburun Kesimindeki Türk birlikleri, Anafarta Bölgesine çıkan İngilizleri denize dökmek maksadıyla, 27 Nisan 1915 sabahı taarruza geçti.
28 Nisan 1915 sabahı saat 08.00′de donanmanın desteği altında başlayan İngiliz-Fransız birliklerinin taarruzu, akşama kadar sürdü. İngiliz ve Fransızlar, yapılan Türk karşı taarruzları nedeniyle, geri çekilmek zorunda kaldı. Bu muharebedeki İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin zayiatı, 3.000’i buldu.
19.Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal’in 25 Nisan günü verdiği “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve komutanlar geçebilir” emrini uygulayan Türk birliklerince durduruldu.Yarbay Hüseyin Avni Bey’in komutasındaki 57. Alay’ın başta komutanları olmak üzere 628 kişilik mevcudunun tamamı 25-28 Nisan 1915 tarihleri arasında şehit oldular.
1915 Ekim’i sonlarında ve Kasım ayı başlarında İtilaf Devletleri, Çanakkale harekatını yarıda kesmek ve Gelibolu yarımadasındaki birliklerini tümüyle geri çekmek zorunda kaldılar. Orduların tahliyesi bir sonraki yılın Ocak ayında bitirildi. Böylece Türk komutası, o güne değin Çanakkale Boğazı’nı koruyan ordularını başka cephelere aktarma olanağı bulmuş oldu. Zira, o tarihlerde Osmanlı Ordusu, birkaç cephede birden çarpışıyordu.
Bu, Çanakkale’ de tarihin kaydettiği en büyük ve en kanlı savunma savaşlarıydı.Bu savaşlar Mustafa Kemal gibi bir askeri dehanın Türk ve dünya kamuoyu tarafından tanınmasının sağlanması açısından son derece önem taşımaktadır.
Şimdi Tarihi Milli Park olan Gelibolu Yarımadası Kanlısırt’ta 57.Alay için yaptırılan şehitlik; Mehmetçik Anıtı, Gazi Hüseyin Kaçmaz Anıtı ile donatılmıştır. Heykeltıraş tarafından yapılan bir rölyef de şehitliğin ihtişamını artırmıştır.
57. Alay Şehitliği 10 Aralık 1992 tarihinde düzenlenen bir törenle halkın ziyaretine açılmış, 25 Temmuz 1994 tarihindeki orman yangınında hasar görmüş, onarılarak 11 Kasım 1994′te tekrar hizmete sunulmuştur.Geçte olsa Milli park olarak
değerlendirilen Gelibolu Yarımadası tüm canlılığıyla aziz şehitlerimizin izlerini taşıyor.Anıt, şehitlik, müze gibi savaştan kalanları ve bu toprakları gezerken yere basmaya kıyamıyorsunuz.

Süleyman MERDANOĞLU

” İŞTE O BAYRAK”

Mustafa Kemal’in Ruşen Eşref’e anlattığı meşhur bir Çanakkale hâtırası vardır. Düşmanın mevki kazandığını fark eden Mustafa Kemal Bey, emrindeki askere hitaben, “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir.” emrini verir. Emri harfiyyen yerine getiren 57. Alay, Mustafa Kemâl’in has tâbiriyle “kâmilen şehid” olur. 57. Alay’ın sancağı Avustralya’nın Melbourne şehrindeki müzede sergilenmekteymiş bugün; altındaki levhada ise şu bilgi yer almaktaymış.

“Bu alay sancağı Gelibolu savaş alanından getirilmiştir ama tutsak edilememiştir, çünkü Türk ordusunun milli geleneklerine göre bir alayın sancağı, alayın sonuncu eri ölmeden teslim edilemez. Bu sancak, sonuncu muhafızının da altında ölü olarak yattığı bir ağacın dalına asılı olarak bulunmuştur. Kahramanlık timsali olarak karşınızda duran bu Türk Alay Sancağı’nı selamlamadan geçmeyiniz.”

İŞTE 57.ALAYIN HİKAYESİ..BİZİM ATALARIMIZ BÖYLE KURDULAR BU VATANI…İŞTE BAYRAĞA VE SANCAĞA OLAN SAYGI BUDUR…

Sponsorlu Bağlantılar
Aramalar: çanakkale CEPHESİ 57 piyade alayı
Etiketler:57. ALAY çanakkalede atatürk 57. piyade alayı atatürk piyade atatürk çanakkalede resimleri 57.piyade alayı görüntüleri 57.piyade alayı 57. alay fotoğrafları çanakkale şehitliği 57.piyade alayı fotoğrafları 57 alay 57 alay şehitllerinin mezar fotoları çanakkale 56 alay anıtı resimleri 52.alay yb.hüseyin avni atatürk resimleri çanakkale atatürkün çanakkalede atatürk conk bayırı atatürk piyade mi çanakkale 56. alay 57. alay fotografları ATATÜRK ÇANAKKALE FOTOĞRAFLARI
Mustafa Kemal Atatürk: Mustafa Kemal Atatürk (Nüfus kâğıdında Kamâl Atatürk) (1881, Selânik – 10 Kasım 1938, İstanbul), Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı olan Türk siyasetçi ve devlet adamı.
Atatürk Olimpiyat Stadyumu: İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı, olimpiyatlara hazırlık projesi kapsamında Türk atletizmine ve futboluna hizmet etmesi amacıyla yaptırılmıştır.
Atatürk Havalimanı: Atatürk Havalimanı (IATA: IST, ICAO: LTBA) veya eski adıyla Yeşilköy Havaalanı, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda bulunan uluslararası havalimanı.
Atatürk Üniversitesi: Atatürk Üniversitesi, 1957 yılında Erzurum'da kurulmuş, Türkiye'nin en eski 7. üniversitesidir.Resmi gazete ile bildirilmede 6.dır.
Atatürkçülük: Atatürkçülük veya Kemalizm, kelime anlamı olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün düşüncelerinin ve görüşlerinin takipçisi olma anlamını içeren, ideolojik olarak emperyalist devletlerin fakir ve geri kalmış bir millete karşı giriştiği paylaşma hareketine tepki olarak doğan; Türk milliyetçiliğine bağlı, belirli bir sınıf desteğine dayanmayan; geri kalmış safsata ve batıl itikatlardan güç alan kurumlar yerine akla ve bilime dayanan kurumları getirmeyi amaç edinen, anti-emperyalist Mustafa Kemal Atatürk'ün ideolojisi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir