Çocukları Dinlendirici Müzikler

Sponsorlu Bağlantılar
belli bir bunun canli eden gelen musiki pek sesler tempo veya Çocukları Dinlendirici Müzikler Beyin Dinlendiren Müzikler bebekleri dinlendiren müzikler çocukları dinlendir..

Zihin Gelisimde Müzik-1

Her canli sistem, hayatini ve neslini sürdürmek için çevresinin farkinda olacak ve cevap üretecek sekilde programlanmistir. Yapacaklari faaliyetler için, çesitli duyu organlarini veya alici duyu hücrelerini kullanirlar. Ses pek çok canli tarafindan kullanilan önemli bir iletisim vasitasidir. Bunun için gelen sesleri algilayan isleyen ve degerlendiren bir isitme sistemi birçok canliya verilmis, vazgeçilmez bir nimettir. Seslerin belli bir ritm ve tempo hâlinde melodi olarak çikarilmasi veya sözlerin diziliminden olusan ahenkli sesler, müzik veya musiki kavramiyla ifade edilir. Kâinatta canli veya cansiz sistemlerin çikardigi sesler, bir ritm, tempo ve ahengi çagristiriyorsa veya kisi tarafindan bu sesler, böyle algilaniyorsa, buna kâinatin veya tabiatin musikisi denir. Eger kisi tabiattaki bu seslerdeki motifi, ritmi ve ahengi algilayamiyorsa, bu onun için gürültü olarak degerlendirilebilir. Duyulan seslerin birer melodi mi, yoksa gürültü mü oldugu, hem sesin ritmik özelliklerine, tinisina ve ahengine, hem de kisinin niyetine ve idrak paradigmalarina baglidir. Kâinattaki faaliyetlerin bir göstergesi olan sesler (rüzgârin cisimlere vurarak çikardigi sesler, su sesleri, kus sesleri vb) inanan bir insan için Yaratici’nin güzel isimlerine âyinedârlik eden varlik ve süreçlerin birer zikri iken, inanmayan bir kisi için de insani dinlendiren ve onu tabiatla bütünlestiren tabiî bir hâdisedir.
Müzik ise, sesle iletisimin estetik boyutudur. Iletisime katilan bir ahenk ve güzelliktir. Mesajlarin insan ruhuna tesirli sekilde nüfuz edisinde bir üslûptur. Bu baglamda müzik, esyanin tabiî hareketi ile açiga çikan seslerden olusabilecegi gibi (fitrî müzik) insan tarafindan bizzat suurlu bir sekilde de üretilebilir. Günümüzde, iletisim araci olmanin ötesinde eglendirici, sakinlestirici ve dinlendirici boyutlari daha çok ön plâna çikan müzik, hem bir meslek, hem ticarî bir sektör hâline gelmistir. Insanin tabiatinda var olan mânâli, ritmik ve melodik seslere karsi hassasiyetin, ne gibi fonksiyonlari olduguna dair son yillarda çesitli arastirmalar yapilmaktadir. Özellikle biyomüzikoloji disiplininde yürütülen arastirmalarla, müzigin canli sistemler üzerindeki tesirleri anlasilmaya çalisilmaktadir. Bugün müzigin anne karnindaki çocugun gelisiminden baslayip, insanin gelisimine, ögrenmesine ve ruh sagligina varincaya kadar yaptigi tesirler, çesitli arastirma projelerine mevzu olmaktadir.
Müzigin evrensel bir lisani oldugu uzun zamandir bilinmektedir. Bütün kültürlerin kendine has bir müzigi vardir. Niçin? Biyomüzikoloji arastirmalari, bu konuda müzigin insanin hayatini sürdürmesinde ve neslinin devaminda olumlu katkilarda bulundugunu ortaya koymustur. Isveç’teki Biyomüzikoloji Enstitüsü’nden Prof. Bjorn Merkur, müzigin mensei konusunda sunlari söyler:
“Müzik, bu âlemdeki canlilarin ve cansizlarin yasama ve üreme sanslarini artirici degerli bir özelliktir. Ayrica yer yüzündeki hayati ve dengeyi mümkün kilan nizam ve ahengin seslendirilmesidir. Pek çok canli, farkli aileleri ve gruplari seslerinden ayirt edebilirler. Üreme mevsiminde her iki cinsin birbirini bulmalari kolaylastirilir. Hattâ birlikte koro hâlinde sesler çikararak kendilerinin bilinmesini saglarlar. Bilhassa kus ve memelilerdeki müzik kabiliyeti biyolojik açidan fertler arasinda bir üreme avantaji saglar. Bu tabiatin içinden bir parça olmakla beraber birçok bakimdan hususî farkliliklarla donatilmis insan ruhunda da müzigin bir yeri vardir.”
Anne Rahminde Baslayan Egitim
Bebeklerin de çesitli müzikleri hissetme ve cevap vermede hususî bir kabiliyeti oldugu çok eskilerden beri bilinmektedir. Insanin hayata gözlerini açtigi ilk yillardaki müzige olan bu meyelani, sinir sisteminin ve beynin, müzigi algilama, isleme ve hatirlama yasinin kaç oldugu sorusunu gündeme getirmistir. Son yillarda giderek artan deliller isiginda, dogumdan önce ve hamileligin son üç aylik döneminde, anne rahminin bir konser salonu seklinde fonksiyon görerek, biyolojik gelisimin ahenkli ilerleyisine belli bir ritm hâlindeki musikinin katkida bulundugu bilinmektedir.
Çocuklarin zihnî kabiliyetlerinin de konusmayi ögreninceye kadar pek gelismedigi zannediliyordu. Halbuki bebegin his dünyasi oldukça aktif durumdaydi. Bebegin beyni, âdeta çevredeki seslerin ritmini ve motifini çözmeye çalisan bir dedektif gibiydi. Bebek daha dogumundan önce, âdeta bir müzik âleti gibi çalisiyor ve çevredeki sesleri hem kayit, hem de analiz ediyordu (Bkz “The Musical Infant”, MRN, 1994, I (1), Spring 1994). Bugün biliniyor ki, çocuklar melodik ritimleri algilama ve hatirlama, bir bestedeki yükselen ve alçalan ses tonlarini fark etme, ve tempo degisikliklerini algilama hususunda muazzam bir kabiliyete sahiptirler.
Cenin hamilelikten kaç hafta sonra ilk sesleri isitmeye baslar? Dis dünyadan gelen müzik sesleri, ceninin kulaklarina ulasir mi? Sese ve müzige anne rahminde bebek tarafindan verilen cevaplar nelerdir? Anne rahminin müzikal seslerle uyarilmasinin dogum sonrasi tesirleri nelerdir? Bu sorulara kisa cevaplar verilecek olursa, beynin isitme sistemi, hamileligin 26. haftasindan itibaren fonksiyon görmeye baslar. Disaridan gelen sesler, rahimdeki fetusun kulagina gelemez. Çünkü fetusun etrafini saran koruyucu sivi ve örtüler disaridan gelen sesleri bozar. Buna ragmen Beethoven’in besinci senfonisinin, belirgin sekilde tanimlanabilir bir ses imaji olarak rahme ulastigi gösterilmistir. Cenin dis dünyadan kulagina gelen seslere, vücut hareketleri ve kalb atim hizinda meydana gelen degisikliklerle cevap vermektedir. Çogu sesler, embriyonun kalb atiminda kisa süreli yavaslamalara yol açar. Çok gürültülü sesler ise, kalb atimini hizlandirir. Sesler ceninde hareket ortaya çikarmasinin yaninda, dogum öncesi ögrenmeye de sebep olur. En temel ögrenme sekli aliskanlik kazanma ve ortama uyum saglamadir. Can sikici olan veya sürekli tekrarlayan seslere dikkatini vermemeyi ögrenme, buna bir örnektir. Yeni ve bir farkli musiki ritmi gelirse, bebekler ona cevap vererek, degisikligi fark ettigini gösterirler. Hamileligin son döneminde cenin, annenin karin bölgesine sürekli yapilan uyarilara alismistir. Ancak uyari sekli degisirse buna cevap verir. Embriyon, nazikçe yapilan titresimlere cevap vermezken, gürültülü bir ses gönderildiginde hemen hareket ederek cevap verir. Belli bir süre, gürültülü sesler ile nazik titresimler birlikte arka arkaya verilirse, birkaç tekrardan sonra cenin, buna cevap vermemektedir. Bütün bunlar yavrunun, dogum öncesinde çevresinden bilgi alabildigini ve bazi olaylari hatirlayabildigini gösterir.
Dogum öncesi müzigin dogum sonrasindaki hayata tesirlerini anlamak için bebegin davranis gelistirme hizi ile, dogum öncesi ögrenmeyle irtibat kuran dogum sonrasi hafiza ölçekleri kullanilir. Çocugun dogum öncesi müzik dinlemesinin, gelisimi hizlandirdigi, hattâ bazi çocuklardaki belli gelisim bozukluklarini hafifletebildigi veya iyilestirme yoluna koyduguna dair çalismalar vardir. Degisik müzik çesitlerinin 28-36 haftalik annelere dinletildigi bir çalismada, kontrol grubuna nazaran anne karninda müzik dinleyen bebeklerin seslere dikkat, göz takibi, motor kontrol ve koordinasyon hareketlerinin gelisiminde dikkati çeken bir hizlanma gözlenmistir.
Müzik Egitimi ve Mücerret Düsünebilme Kabiliyeti
Çocuk gelismesinin ilk yillarindaki bazi hâdiselerin ve musikinin, hangi beyin hücrelerinin hangi beyin hücreleriyle baglanti kuracagini ve hangi beyin hücrelerinin ölecegini belirledigi tespit edilmistir. Çünkü zekânin bütün çesitlerinde, sinir hücreleri olan nöronlar arasindaki baglantilarin büyük bir belirleyiciligi vardir. Çocugun beyni erken yaslarda ne kadar çok farkli ve zenginlestirici tecrübelere maruz birakilirsa, o nispette kendini gelistirebilir. Müzik dinlemenin veya bir müzik âleti çalmayi ögrenmenin, çocuklar üzerine ne gibi tesirler yaptigi üzerinde Kaliforniya Üniversitesi’nden Fizikçi Gordon Shaw ile Wisconsin Üniversitesi’nden psikolog Dr. Frances Rauscher ortaklasa bir çalisma yapmislardir. Neticede bilgisayar üzerinde gelistirilen nöral modelle, insan beyninde ve algi mekanizmasinda müzik ile ilgili yapinin belli yönlerine ait kodlamalarin mahiyeti kismen anlasilmis ve nöral aglarin, mücerret düsünmede ve muhakemede önemli rol oynadigi görülmüstür. Ayrica orijinal, icatçi, siradisi ve analitik düsünmenin, nöronal ateslenme motiflerini, isitme yoluyla kesfetmek mümkün oldu. Çalismada, yerlesim birimlerinin hem merkezlerinden hem de çevrelerindeki ortaokullardan 78 çocuk rastgele seçilerek üç gruba ayrildi. Birinci gruba özel hocalar esliginde piyano kullanma ve müzik seslendirme dersleri, ikinci gruba bilgisayar dersleri verildi. Üçüncü gruba ise hiçbir egitim verilmedi. Alti ay sonra bu ögrencilere uygulanan “mücerret düsünme mahareti” isimli “uzay ve zaman koordinatlarindaki nesneler üzerinde muhakeme yapabilme” testlerinde (bilhassa geometrik ve fizikî problemlerde) piyano kullanimi ve müzik dersleri alan ögrenciler, % 34 daha fazla basarili oldular. Bundan anlasilan ise, müzik egitiminin mücerret düsünebilme ve akil yürütebilmede kullanilan sinir baglantilarinin tesekkülünü hizlandirmasi ve erken yaslarda verilen müzik egitiminin çocuklarin muhakeme kabiliyetlerini artirmasiydi. Hattâ eriskinlerde bile günde 10-15 dakika müzik dinlemenin mücerret düsünebilme kabiliyetini olumlu yönde etkiledigi bulunmustur. Belli bir sirada zincirleme muhakeme edebilme kabiliyeti, hem bilimde hem de müzikte önemli bir maharettir. Müzik egitimi alan çocuklar, sinir baglantilari kolaylikla organize edebilen esnek beyinlere sahip olmaktadirlar. Sinir baglantilari beynin korteks bölgesindeki desenlerin olusmasi müzik ve egitim yoluyla dogrudan etkilenmektedir. Müzik dinleme ve piyano çalmayi ögrenme, ayni zamanda çocuklarin matematik ve fen derslerini kavrama kabiliyetlerini belirgin seviyede artirmistir. Anaokulu ve ilkokul müfredatlarinda verilen müzik egitimi de matematikî zekâyi ve kisilik gelisimini olumlu yönde etkilemektedir.
Journal of Applied Developmental Psychology (December 1999) dergisinde, erken dönemde çocuklara verilecek müzik egitiminin faydalari listelendi. Bilhassa ailelerle birlikte müzik egitimi alan küçük çocuklarda zekânin gelisimi olumlu yönde artmaktadir. Bu ise zekânin, hayattaki kazanilan tecrübelerle gelistirilebilecegini gösterir. Yani zekâ tek basina genetik tarafindan belirlenmez. Özellikle ailenin çocuguyla birlikte geçirdigi dolu dolu zaman diliminin artisina paralel olarak çocugun zekâ ve uyum gibi kabiliyetlerinde, kontrol grubuna nazaran belirgin artis saglanmistir. Ailenin çocugu ile birlikte zaman harcamamakla yaptigi olumsuz katki, bosanmis, fakir ve düsük egitim seviyesine sahip ailelerin veya azinlik psikolojisi gibi faktörlerin olumsuz katkilarindan daha önde gelmekteydi. Çocugun zekâ gelisiminde ve basarisinda ailenin çocuga ayirdigi zaman çok önemli bir faktördü. Bunun fark edilmesi, birlikte verilen müzik egitiminin yaptigi tesir artirici katkiyla fark edildi. Altmis alti çocuk üzerinde yapilan bir baska çalismada, önce bütün çocuklara Stanford-Binet zekâ testi ile musiki kabiliyet testi uygulandi. Sonra deney grubundaki ögrenciler 30 hafta boyunca haftada 75 dakika müzik egitimi aldilar. Sonunda müzik egitimi alan çocuklarin mücerret düsünme ve üretici-mucit düsünme testlerindeki basarilarinda belirgin artis gözlendi. Kelime ile alâkali zekâ testlerinde ise her iki grupta da önemli bir farklilik bulunmadi. Müzik egitimi yaninda, aileleriyle yakin bir beraberlik geçiren çocuklarda standart zekâ testlerinde basari nispeti, % 50′den % 87′ye çikarken, aileleriyle daha az zaman geçiren ve müzik egitimi alan çocuklarda bu basari % 78 seviyesinde kalmisti.

Etiketler:bebekleri dinlendiren müzikler çocukları dinlendirici müzikler beyin dinlendiren müzikler bebek şarkı söylüyor müzik indir beyni dinlendiren müzikler zihin dinlendirici müzikler dinle vücüdu dinlendiren mizik çocuklar içindinlendirici müzikler dinle bebek için sakin müzikler bebekler için dinlendiri müzik çocuklar için dinlendirici müzik beyin gelisimi muzikler indir cocuklara dinlendirici müzikler bebek dinlendirme müzikleri
Çocuklarını Yiyen Satürn: Çocuklarını Yiyen Satürn ya da kısaca Satürn (İspanyolca Saturno devorando a un hijo), İspanyol ressam Goya'nın, Sağırın Beşi (Quinta del Sordo) adıyla bilinen evinin iki katındaki duvar sıvasına, dekorasyon amacıyla yağlı boya ile çizdiği 14 tablodan oluşan ve Kara Resimler olarak adlandırılan duvar resmi serisine ait bir tablodur.
Çocukların askerî kullanımı: Çocukların askeri kullanımı, birbirinden bağımsız üç şekilde görülebilir: Çocuklar doğrudan saldırılarda yer alabilir (çocuk askerler); hademe, casus, haberci, gözcü ya da seks kölesi olabilir ya da politik çıkar için canlı kalkan olarak veya propaganda için kullanılabilir.
Çocuk Oyunları (tablo): Çocuk Oyunları, Çocukların Oyunu ya da Çocukların Oyunları (Felemenkçe: De kinderspelen), Flaman ressam Pieter Brueghel'in 1560 yılında ahşap panel üzerine yağlıboya ile çizdiği tablodur.
Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinme Konusunda İşbirliğine Dair Sözleşme: Çocukların Korunması ve Ülkelerarası Evlat Edinme Konusunda İşbirliğine Dair Sözleşme ya da Lahey Evlat Edinme Sözleşmesi, uluslararası evlat edinme, çocuk kaçakçılığı ve çocuk ticaretini konu alan bir uluslararası sözleşme.
Evli ve Çocuklu: Evli ve Çocuklu (Özgün adı: Married... with Children), ABD yapımı sitkom dizisi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir