Darağacında 3 Fidan Kitabının Ana Fikri

Sponsorlu Bağlantılar
ama ankara arada arkadan avukatlar bu diye inan iyi Darağacında 3 Fidan Kitabının Ana Fikri Darağacında Üç Fidan Kitap Özeti 3 fidan kitabı darağacında 3 fidan kitabının ana f..

"darağacında 3 Fidan" Devam

Avukatlar Hüseyin’in bulunduğu odaya girecekken duydukları bu sözle sinirlenmişlerdi. Hüseyin babasını düşünüyordu odada, Hıdır’dı babasının adı, Hıdır İnan. Aylardan mayıstı. Günlerden Mayıs’ın 6′sı. Avukatlar albaydan geçip Hüseyin’in bulunduğu odaya girdiler. Hüseyin de Deniz ve Yusuf’un durumundaydı. Birkaç görevli omuzlarından tutmaktaydı.
Avukatlarını görünce büyük bir mutluluk ve derin bir gülümsemeyle “Hoş geldiniz” dedi. Avukatlar ona bir arzusu olup olmadığını sordular. “Bir arzum yoktur. Sizlere çok teşekkür ederim.” dedi.
Sonra Hüseyin avukatlarına “Babam Ankara’da mı?” diye sordu. Avukatlar Ankara’da olduğunu söylediler. Hüseyin “Nasıl?” diye sürdürdü sorusunu. “İyi ve seninle iftihar ediyor” diye yanıtladı avukatları. Bu arada avukatlar görevlilere ,Hüseyin’in de arkadaşlarıyla vedalaştırılmasını hatırlattılar.
Hüseyin aynı sıcaklık ve canlılıkla Deniz ve Yusuf’la odalarında birer birer kucaklaştı. Zincirleri ve bağları, üçünün de bu vedalaşma anında gövdelerine alabildiğine ağırlık veriyordu. Omuzlan ve başlarının hareketiyle birbirlerine sokuluyorlardı.
Hüseyin önce başgardiyan odasında Deniz’le, sonra yandaki diğer odada Yusuf’la, konuşacak çok şeyleri olan, ama ayrılmak zorundaki insanların can sevinciyle bakıştı. Hiçbir şey şakadan değildi. Fakat yaşayan gülümseyişlerinde, çocuksu, şakacı bir incelik vardı. Bir birlikteliğin, yaşamadaki son karşılaşmaları da böylece bitti.
Üçü de ilkin kendisinin asılmasını isteyen bir duygu taşıyordu. Onları darağacına çıkmak değil, darağacına çıkacak arkadaşlarım seslerden, kıpırtılardan dinlemek zorunluluğu incitiyordu. Fakat bu son deneylerine de dik duruyorlardı. Saat 01.00′i geçiyordu.
Bu ara avukatlar Deniz’in bulunduğu odaya döndüler.
Deniz ayakları zincirli, elleri arkadan bağlı bir durumda darağacına bakan pencereye karşı oturduğu yerden yazdırdığı son mektubunu tamamlamak üzereydi. Onun bitirmesini beklediler.
“… Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım… Oğlun Deniz Gezmiş.” Mektup tamamlanmıştı.

İnfaz savcısı Sami Uğur, Deniz’e sokulup, elindeki basılı kağıttan idam kararının özetini okuyup, bir diyeceği olup olmadığım sordu. Deniz, kararın kendisine ait olduğunu, bir diyeceği olmadığım belirtti.
Savcı görevlilere “zincirleri çözün” dedi. Bir görevli yarı telaşlı, yarı çekingen bir tavır içinde, elindeki anahtarla zincirlerin kilidini kurcalamaya başladı… Açamıyordu. Elindeki anahtar kilide uymuyordu. Bunun üzerine başgardiyan birkaç anahtar daha verdi. Kilidi yine açamadılar.
Bu durum odadakilerde yeni bir sabırsızlık havası estirmişti. Kendi kendine söylenenler vardı. .
On beş dakika kadar beklenildi. Birisinin “Zincirleri çözmeye lüzum yok, zincirleriyle çıkarılsın” dediği duyuldu. İnfaz savcısı Sami Uğur “Bunlar efendi çocuk, prangayı çözelim” diye karşılık verdi ve “Kilidi kim kilitlediyse acele bulun” komutunu verdi.
Adamı bulup getirdiler. Ve zincirler çözülebildi. Deniz zincirlerini çözen adama “Postallarımın bağını bile bağlamaya vakit bırakmadan beni apar topar buraya getirdiler. Sehpada bu haliyle postallarım ayaklarımdan düşecekler. Onları bağla…. dedi. Görevli, Deniz’in postallarım bağladı.
Bu arada Deniz’e, beyaz bezden dar bir idam gömleği giydirdiler. Ayaklarına kadar uzandı…
Gitme vakti gelmişti.
Deniz avukatlarına dönerek veda etti. Çevresini acı bir gülümsemeyle süzdü ve avludaki sehpaya doğru metin adımlarla yürüdü.
İdam gömleğinin dar olması ve ellerinin bağlı olması nedeniyle sehpaya destekle çıktı. Sehpada üç ayaklı bir tabure vardı. Deniz ona da çıkıp ilmiği boynuna kendisi geçirmeye çalıştı.
İlmiği boynuna geçirdiğinde, seyredenlerden bazıları, cellada başlarıyla tabureyi çek işareti veriliyordu. Deniz birden, şafağı daha sökmemiş bu bahar sabahının, serin sessizliğine doğru yankı veren bir sesle bağırmaya başladı:
“YAŞASIN TÜRKİYE HALKININ BAĞIMSIZLIĞI, YAŞASIN MARKSİZM-LENİNİZMİN YÜCE İDEOLOJİSİ, YAŞASIN TÜRK VE KÜRT HALKLARININ BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ, KAHROLSUN EMPERYALİZM!”
Çevredeki görevliler telaşlandılar. Deniz’in son sözcüğü . bitmemişti ki, cellat aceleyle tabureyi altından çekti. Ciğerinden yükselen son sözcüğü taşıyan nefes,. dudağına varamadan, gırtlağında tıkandı.
Taburenin çekilmesiyle Deniz boşluğa yığılmıştı. Fakat onun uzun boyunu cellat hesap edememişti. Deniz’in ayakları taburenin altındaki masaya çarptı. Hemen masayı da çektiler.
Saat 01.25′i gösteriyordu.
Gardiyan, imam ve sivil personel, gelenek gereği saygı duruşunu geçmişti. Avukatların yüzlerini derin bir hüzün doldurmuştu. Denizgili ölüme mahkum eden 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesinin Başkanı Tuğgeneral Ali Elverdi, elleri arkasında, ağzında sigara Deniz’i seyrediyordu. Ankara savcısı Fazıl Alp, Tevfik Türüng, Sami Uğur, yüksek rütbeli birçok subay, gardiyanlar, sivil görevliler, imam, avukatlar doktor infazda hazır bulunmuştu. Özellikle imamın aşın derecede duygulandığı görülüyordu. İnfaz savcısı Sami Uğur, kendince espriler yapıp yine kndi gülüyordu.
Deniz’in göğsüne, karar özetini içeren bir beyaz karton astılar. On dakika kadar sonra, görevli doktor gömleğini sıyırıp nabzına baktı. Deniz’in nabzı çarpıyordu. Beklediler…
On-on beş dakika sonra nabza tekrar bakıldı. Deniz’in nabzı durmamıştı. Bekliyorlardı. Deniz ipin ucunda bir dal gibi, alaca havada ağır ağır dönüyordu. Sadece başı ve postalları, uzun ince beyazlığın iki ucunda, iki gri noktaydı.
Gemerek’te yakalandığı gün kalbi ve beyni arasında dolaştırdığı ölüm duygusu, onu darağacında, boynunda bulmuştu. Elli dakika öylece kaldı.

Etiketler:3 fidan kitabı darağacında 3 fidan kitabının ana fikri darağacında üç fidan kitap özeti darağacında üç fidan kitabının özeti darağacında üç fidan özet darağacında 3 fidan kitab özeti darağacında 3 fidan geniş özeti kitabın daragacinda üc fidan filimi darağacında 3 fidan filmi 3 fidan dar agacında film dar ağacında 3 fidan filmi darağacında 3 fidan uzun özeti darağacında üç fidan kıtabının özeti darağacında 3 fidan kitabından alıntı darağacında üç fidan yazarı erdal özün dar ağacında 3 fidan özet
Ağaç: Ağaç, tek gövdesi bulunan, beslenmeyi ana ve yan köklerden alan en az 4-5 m boyundaki çok yıllık odunsu bitkidir.
Fidanlı, Samandağ: Fidanlı Köyü, Hatay'ın Samandağ ilçesine bağlı bir köydür. 1992 yılında şimdiki Uzunbağ Beldesi'nden ayrılmış ve uzmanlık alanını temsil eden isimle "Fidanlı Köyü" ismini almıştır.
Fidanlık, Sinop: Fidanlık, Sinop ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür.
Fidanbaşı, Şalpazarı: Fidanbaşı, Trabzon ilinin Şalpazarı ilçesine bağlı bir köydür.
Fidancık, Salıpazarı: Fidancık, Samsun ilinin Salıpazarı ilçesine bağlı bir köydür.
Fikri Sağlar: Fikri Durmuş Sağlar, (d. 1953, Mut, Mersin), Türk siyasetçi ve yazar.
Fikrimin İnce Gülü: * Fikrimin İnce Gülü (roman) - Adalet Ağaoğlu'nun bir romanı
Fikri Karadağ: Fikri Mehmet Karadağ (d. 3 Ocak 1953) Kuvvayi Milliye Derneği'nin kurucusu emekli kurmay albay. Danıştay saldırısının ardından Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nden ayrılarak örgütünü kurmuştur.
Fikri Sönmez: Fikri Sönmez (d. Ordu, 1938 - ö. 4 Mayıs 1985), Ordu'nun Fatsa ilçesinin belediye başkanlarından. Fatsa'da sosyalist bir yönetim kurduğu gerekçesiyle askeri operasyon ile görevinden alınmıştır.
Fikriye: Fikriye Hanım (d. 1887, Yenişehr-i Fener - ö. 31 Mayıs 1924, Ankara), Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım'ın ikinci eşi Ragıp Bey'in kardeşi Memduh Hayrettin Bey ile Vasfiye Hanım'ın kızıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir