Deprem Sel Çığ Toprak Kayması

afet akma bazen ilk nin sosyal tabaka turistik uygun zemin vs..

Çığ Ve Sel Arasındaki Farklar

Çığ, genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve/veya dış kuvvetlerin etkisi ile başlayan bir ilk hareket sonucu(tetiklenen),yamaçtan aşağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanır.
Çığ kısaca, kar tabakası veya tabakalarının iç ve dış kuvvetler etkisi ile yamaç eğim yönünde gösterdiği akma hareketidir. Kar tabakalarının birbirlerinden farklı özellikleri olacağından; çığ, bazen diğer bir tabaka üzerinde kayan bir tabaka veya tabakalar ile veya tüm tabakaların zemin üzerinde topluca kaymaları sonucunda oluşur.

Türkiye’de Çığ Problemi

Türkiye’nin özellikle kuzey-kuzeydoğu ve doğu kesimlerinde, çığ olayına uygun topografik ve meteorolojik koşullara sahip dağlık alanlar mevcuttur. Ortalama yüksekliği 1000 m’yi geçen ve çığ oluşumuna uygun alanların yüzölçümü bu bölgeler içinde çok yüksek bir yüzdeye sahiptir. Dağlık alanların, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık 1/3’ünü oluşturduğunu düşünecek olursak, çığ olayının meydana geldiği alanların yayılımının ne kadar büyük olduğu anlaşılır. Bu bölgelerde meydana gelen çığlar, yerleşim yerlerini, yolları, turistik tesisleri ve diğer bütün devlet yatırımlarını tehdit etmektedir. Çığ olayının yerleşim yerlerine etkisi her afet türü gibi sosyal ve ekonomik açıdan olmaktadır. Ülkemizde çığ afetinin, sosyal etkileri hakkında fikir vermesi açısından; 1958 yılından beri Türkiye’de AFET kayıtlarına geçmiş 448 adet çığ olayındaki can kayıplarının miktarı verilebilir. Bu kaybın en çarpıcı örneği, 1991-1992 kış mevsiminde 328 kişinin hayatını kaybetmiş olmasıdır. Çığın sosyal etkisi sadece can kayıpları ile sınırlı değildir. Çığdan etkilenen alanlardaki maddi kayıpları karşılayamayan insanların bölgeden göç etmesi de bir sosyal sonuçtur. Ekonomik açıdan bakıldığında ise, bölgede çığların verdiği hasarların kısa sürede telafi edilememesinin getirdiği zorluklar nedeni ile oluşan üretim ve iş gücü kayıpları giderek artmakta ve bazı bölgelerin turizm potansiyeli dahi dolaylı olarak etkilenmektedir.

Çığ olayı sonucunda oluşan insan kayıplarının on yıllık dilimlere göre dağılımı(Afet İşler Genel Müdürlüğü) Çığ Nasıl Oluşur?

Eğer bir dağ yeterince yüksek ise (Türkiye’de 1000-1200 m yükseklikteki kesimler ve yukarısı), o bölgenin kışın aldığı yağışın önemli miktarı kar şeklindedir. Bu nedenle, bu gibi yüksek kotlara sahip dağlık alanlarda, o ortama özgü bir hava tipi (mikro klima) oluşur; kışın sıcaklıklar nadiren donma noktasının üstüne çıkar.
Dağlar, kalın kar örtüsüne sahip olduğu kadar çok fazla miktarda da rüzgar alan yerlerdir. Dağlar büyük hava kütlelerinin hareketlerine engel teşkil etmelerinden dolayı, güçlü rüzgarların kendi üzerlerinde ve çevresinde oluşmasına neden olurlar. Bu rüzgarlar, yüzeydeki karı alıp taşır, çevresinde döndürüp yamaçlara ve diğer topografik oluşumlar üzerine bırakır, depolar, saçaklar ve kar kümeleri oluştururlar.
Eğimli bir yamaç üzerinde bulunan bir kar örtüsü, yerçekiminin de yardımı ile her zaman yüksek olan porozitesi ve canlı metamorfizması sonucu sürekli akma hareketi yapar. Bu akma hızı, karın yoğunluğunun derinlere doğru artması nedeni ile yüzeyden örtünün derinlerine doğru azalır. Şekilden de görüleceği üzere akma hareketi, A hattından A’ hattına doğru olmaktadır.
Kayma ise, kar örtüsünde oluşan diğer bir deformasyon bileşenidir. Kar örtüsünün bir buz tabakası veya zemin üzerinde kayması ile oluşur. Bu terimin genel kullanımı, zemin üzerinde bükülmeyle sonuçlanan kaymalar içindir. Kayma hızı, zemindeki ve zemine yakın kar tabakasındaki su miktarı ile yakından ilişkilidir.
Yağmur veya ısınan havanın etkisi ile fazla miktarda kar erimesi sonucu kar örtüsündeki su miktarının artması nedeniyle zemin üzerinde pürüzlülüğü sağlayan ufak cisimler su altında kaldığından, kar tabakası ve zemin arasındaki sürtünme azalır ve kayma hızı artar.
Uzun süreli sıkışma etkisi altında kalan bir kar örtüsünde oluşan deformasyon, kar örtüsünün derinlere doğru yoğunluğunun ve sertliğinin artmasını sağlar. Yerçekimi etkisi ise, karın ağırlığı altında taneler üzerine baskı yaparak örtü içinde oturmaya, yoğunlaşmaya ve dayanımını arttırmaya yardımcı olur. Kar tabakaları kendi duraylılıklarını kaybederken, bazı koşullar altında yeni bir fiziksel oluşuma atlama tahtası haline gelirler ki bu olay ÇIĞ’dır

Meteorolojik Faktörler

Meteorolojik faktörler, uygun topoğrafik ve arazi koşullarında çığ oluşumuna zemin hazırlar. Genel olarak, yağış ( kar , yağmur, yağış şiddeti), rüzgar (hız, yön, yüksek irtifa rüzgarları, yerel rüzgar durumu), sıcaklık (mevcut sıcaklık koşulları), atmosfer basıncı ve bulutluluk ( kar yüzeyinin hızlı soğuması açısından) çığ oluşumuna etki eden önemli meteorolojik faktörlerdir.
Bu meteorolojik faktörler şiddetli tipi sonrası 36 saatten uzun süren ılık bir havanın esmesi, kar örtüsü üzerine yağmurun yağması, bir defada 25 cm den fazla yeni kar tabakasının oluşması, ılık bir günün ardından ani sıcaklık düşüşünün meydana gelmesi ve rüzgarın 24 saatten uzun bir süre 7 m/sn den daha hızlı esmesi durumlarında çığ oluşumuna daha elverişli ortamı oluştururlar.
Diğer taraftan, uzun süreli kar yağışlarından sonraki ilk güneşli gün, eğer kar yüzeyi donmuş ise, açık ve bulutsuz bir geceden sonraki ilk gün çığ oluşumuna oldukça elverişlidir.
Katastrofik çığların(Katastrofik çığlar genellikle uzun tekrarlama periyoduna sahip ve orman büyüme sınırının üstündeki hatlardan başlayan çığlar) çoğu, geniş ölçekli hava sistemlerinin getirdiği kar yağışı sonucu ortaya çıkan direk yükleme nedeni ile oluşurlar.
Çığ oluşumu, meteorolojik karakterlidir ve hava durumu ile topografyanın ilişkisini açıklayacak uzun süreli gözlemlere dayalı çalışmalara gerek duyulmaktadır.
Çığlar, farklı kalınlıklara sahip kar örtüsünün çeşitli faktörlerin etkisiyle eğim boyunca hareketi sonucunda ortaya çıkar. Çığlar, yerleşim birimleri, dağ spor ve turizm tesisleri, karayolları, köy yolları, demiryolları, haberleşme ve enerji nakil hatları, sanayi, askeri ve diğer benzeri tesisler için büyük tehlikeler oluşturduğu gibi can kayıplarına da neden olurlar. Türkiye’de Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ve Karadeniz Bölgesi’nin iç kesimlerinde bir çok yerde gerçekleşmektedir. Bu bölgelerdeki mezra tipi yerleşim birimlerinin çoğu çığ tehdidi altındadır.

Türkiye’nin Çığ Dağılımı Haritası

KAYNAK: Türkiye Acil Durum ve Yönetimi Genel Müdürlüğü

Yıllık OlarakHasar Yapan DepremlerSellerHeyelanlarKaya ve çığ DüşmeleriToplamOlay4268321134Can Kaybı8392420887Yaralı1.00010771.114Ağır hasarlı Bina4.9501.2201.260628.055Orta Hasarlı Bina3.00070–3.700Az Hasarlı Bina4.0003.000–7.000Etkilenen Nüfus120.00025.0007.5605.000157.560Ekonomik Kayıp (Milyon)6001202512757Veri Toplama

Ne Kadar Bilgiye İhtiyaç Vardır?

Belirsizlikleri giderebilmek için bol miktarda bilgiye ihtiyaç vardır. Belirsizlikler şu sebeplerden dolayı ortaya çıkarlar:
Gözlemlerin çoğu çığ başlama noktalarından toplanmaz,
Kar şartları arazi ve zamana göre farklılık gösterir,
Hiçbir faktör tek başına tam cevap sağlamaz,
Tek tek faktörlerin duraylılık ile nasıl bir ilişki içinde olduğuna dair bilgi tamamlanmış değildir.
Duraylılık nedir?

Yenilmeye direnç ile yenilmeye doğru hareket eden güçler oranı olarak tanımlanır.
Kar duraylılığı

Kar duraylılığı değerlendirilmesinde kullanılan faktörler, yorumlanma kolaylıklarına ve kar duraylılığı değerlendirilmesiyle olan ilgilerine göre kabaca üç sınıfa ayrılabilirler. Sınıf numarası ne kadar yüksekse, değerlendirilmesi daha belirsiz ve delille ilişkisi daha az doğrudandır. Aşağıda iyi bir genel nedenler zinciri görülmektedir:
Sınıf III: Meteorolojik Faktörler (yağış, rüzgar, sıcaklık, güneş radyasyonu)
Sınıf II: Karörtüsü Faktörleri (kar örtüsü güçsüzlüğü ve kar örtüsü üzerindeki yük)
Sınıf I: Duraylılık Faktörleri (yamaçaşağı yükte zayıflık ve direnç ilişkisi)
Hangi Gözlem Önceliğe Sahiptir?

Kar duraylılığına dair doğrudan delil sağlayan faktörlerin (Sınıf I) ardından kar örtüsü yapısını açığa çıkaran (Sınıf II) faktörler en büyük ağırlığa ve önceliğe sahip olmalıdır. Bununla beraber pratikte lokal hava durumu, alanın genişliği, gözlem alanlarına ulaşılabilirlik, aktivite tipi ve çığ kontrol ölçümleri gözlem tipi ve sayısını belirler.
Veri toplamada faydalı bazı anahatlar aşağı verilmiştir:
Gözlemler doğru bir şekilde, güvenilir ve standartlara (veri toplama için standartlar mevcut olduğunda) uygun yapılmalıdır. Örneğin, hava gözlemleri, meteorolojik ve endüstriyel ana hatlara göre ve kar örtüsü gözlemleri de Uluslarası Kat Sınıflamasına göre yapılmalıdır.
Tüm gözlemler kar duraylılığı ile ilgili olmalıdır. Örneğin, bütün kar örtüsünun su eşdeğeri her zaman kar duraylılığı ile ilgili olmayabilir, bu nedenle bu değer diğer örneklerin analizi ile elde edilmelidir.
Gözlemler hava ve kar şartlarının çığ başlama bölgelerine en benzer olduğu yerlerde yapılmalıdır.
Yeterli bir değerlendirme için çeşitli noktalarda çok sayıda Sınıf I ve Sınıf II gözlemleri yapılmalıdır. Örneğin mümkün olan en çok sayıda yamaçta kayak testi yapılmalı çeşitli yükselti ve durumlarda, test profili çıkarılmalıdır.

ANALİZ

Analiz, kar örtüsü fiziği, ampirik ilişki, tecrübe ve kar dokusunu hissetme yeteneği ve hüküm verme yeteneği içerir.
Albert Einstein’in söylediği gibi “Gerçekliğe ait her bilgi tecrübe ile başlar ve onunla biter”.
Pratik Kurallar

“Çığ çalışmalarındaki tek pratik kural, hiçbir pratik kural olmamasıdır” (Perla’nın pratik kuralı).
Modeller

Bireysel faktörlerin ayrı ayrı ve birarada gözlemlenerek kar duraylılıkları ile ilişkilendirilmesiyle Tahmin Modelleri geliştirilmiştir. Bunlar daha çok hava değişiminin doğrudan sonucu olan duraylı olmayan durumlarda (örneğin yağan kar, rüzgar, sıcaklıklar) başarılıdır.
Sınıf III: Meteorolojik Faktörler

Bu sınıf güncel veya gelecekteki kar duraylılığı veya zayıflığına dair doğrudan olmayan deliller sağlar. Veri daha çok kar yüzeyinden veya üzerinden toplanır. Bunlar mevcut direnç ve zayıf tabakaları yükleme ile ilgili sonuçlar geliştirmek üzere kullanılırlar ve çoğunlukla ampirik olarak geliştirilmiş kar duraylılığı ilişkisi ile doğrudan bağlantılıdırlar. Veri daha çok güncel ve gelecekteki kar duyarlılığını tahmin için kullanılmıştır.
Sınıf III faktörleri örnekleri, yeni kar miktarı, rüzgar hızı ve yönü, hava sıcaklığı, güneşten ışınımı, nem, ve kar yüzeyinin durumunu içerir. Hava tahmin raporları (buzlanma seviyeleri ile miktar ve tipini içeren) ve yağan kar hareketleri , yoğunluk tahminini ve kar yerleşimi de Sınıf III kapsamındadır.
Doğa faktörleri çok çeşitlidir. Bunlarla ilgili bilgilerin bazıları araçlarla ve cetvellerle edinilir (örn.rüzgar hızı, yağan karın derinliği, kar sıcaklığı ve zayıf tabakaların makaslama direnci). Subjektif sınıflamalar daha çok diğerlerine uygulanır (örn.bağ oluşturma kalitesi, zayıf tabakalardaki olası kopma yayılması, kayak testi sonuçları). Çoğu faktör başlama bölgelerinde doğrudan gözlenememektedir; bunun yerine konuyla ilgili indeks bilgi veren güvenlikli, uygun yerlerde belirlenirler.
Çığların oluşma nedenlerini inceler isek;

Çığların oluşma nedenleri genel olarak 7 başlık altında incelenebilir:
Yağış
Rüzgar
Yamaç eğim açısı
Yamaç yönelimi (Bakı)
Sıcaklık
Zayıf kar tabakalar
Yamaç Örtüsü
Yağış

Yağışı kar ve yağmur olarak iki kısımda inceleyebiliriz. Kar yağışı, çığ oluşumunda çok önemli bir parametredir. Özellikle mevcut kar örtüsü üzerine bir defada 20-25 cm’ den fazla kar yağması durumunda, bu yeni taze karın sadece kendisi bile kısa süre içinde bir çığı meydana getirebilir. Elbetteki bu yeni karın ağırlığı ile kritik dayanım noktasına gelmiş alttaki tabakaların harekete geçmesi (tetiklenmesi) de muhtemeldir. Eğer, kar yağışı tipi şeklinde sürüyor ise çığ riski daha hızlı artar. Yağmur yağışı ise, kar örtüsüne ısı kazandırmasının yanında, örtüdeki su içeriğinin artması sonucu örtünün yoğunluğunu dolayısı ile tabakanın ağırlığını arttırır. Bu durum tabakalar arasındaki gerilim dengesini bozabilecek niteliktedir. Özellikle ilkbahar aylarına girerken yağmur nedeniyle oluşan bu tip çığlar tipiktir.
Eğim

Yamaç eğimi, başta çığların kopma hatlarının konumları olmak üzere çığ riskini belirleyen en önemli etkenlerden biridir. Olmuş çığların meydana geldiği yamaçların eğim değerlerinin istatistiksel olarak incelenmesi sonucu, grafikte görüldüğü gibi en riskli eğim değerleri 28 ila 45 dereceler arasıdır. 50 derecenin üstündeki yamaçlarda zaten kar çok fazla tutunamaz ve eğer kar yağışı var ise kısa aralıklarla küçük boyutlu akmalar ve çığlar oluşur (okyanus kıyısındaki denizel iklimlere sahip bölgeler hariç). 25 derecenin altında ise özellikle binalar için fazla tehlikeli olmayan daha çok insanları veya araçları etkileyebilecek çok küçük çaplı çığlar oluşur.
Bakı (Yamaç Yönelimi)

Bakı, yamaç yönelimi, veya yamaç yönü adını verdiğimiz kavramlar yamacın hangi yöne baktığını tarif etmek için kullanılır. Bu parametrede kar örtüsünün zeminde kalma süresini, kar tabakaları bahsinde anlattığımız bazı tabaka için oluşumlarını, gün be gün güneş ışınlarını alma miktarına bağlı olarak kontrol eder. Yani farklı yönlere bakan yamaçlarda herşey benzer gibi gözükse de kar yüzeyinin altında bir çok temel farklılıklar vardır: farklı kar yapısı, farklı bir hikaye, farklı duraylılık değeri, kısaca herşeyleri farklıdır. Yine yapılan istatistiklere göre en fazla yıkıcı etkiyi yapan ve daha sık çığ oluşumuna meydan veren yamaçlar kuzeybatı ila güneydoğu yönleri arasındaki bir yelpazede bulunur. Bu yönler güney ve batı aralığına göre daha az ışık aldığından tabakalarda ısı kaybı vardır ve bu karanlıkta kalan yerdeki tabakalarda kış süresince duraylı hale gelme süreci çok yavaş işlediğinden tipik olarak çığı çağıran türdeki kar kristalleri (düzlemsel kristaller, şeker kar) meydan gelir. Güneş alabilen yamaçlar ise kış ortasında daha duraylı olabilmelerine karşın kış sonu ve ilkbahar başlarında kısa sürede duraylılıklarını kaybederler.
Eğer güneye bakan bir yamaç için çığ riskini belirlemiş iseniz aynı dağın kuzeye bakan bir yamacı için bu değerleri kullanamazsınız ve kuzey yamacı için yeniden değerlendirme yapmalısınız. Yamaçların bakılarındaki çok büyük olmayan farklılıklar bile duraylılıkta farklılıklar meydana getirebilir, buna dikkat edin.
Rüzgar

Rüzgarın çığ oluşumunda en önemli faktörlerden biri olması, rüzgarsız bir havada yağan bir kar yağışından 10 kat daha fazla kar biriktirebilmesi özelliğinden dolayıdır. Dağlık alanlarda rüzgarın yağışı kontrol eden düşey bileşeni ile kar taşınımını ve taşıdığı yeri kontrol etmesi açısından yatay bileşeni (rüzgar yönü ve hızı) çığ oluşumunda önemli bir yere sahiptir. Yağışın dışında rüzgarlar ile taşınan çok miktardaki karı yamaç altı bölgelerde kar örtüsüne tehlikeli miktarda ekstra bir yük getirecek şekilde biriktirmesi, saçaklar oluşturması bir çok çığın tetiklenme nedeni olabilmektedir. Bu biriktirme olayı çok şükür ki sadece lokal alanlarda olmaktadır. Rüzgar ile kar doldurulmuş bir alanın genellikle bir yastık gibi düzgün ve yuvarlak hatları olur. Rüzgar ile erozyona uğramış kar örtüsü (sastrugi) ise sanki süpürülmüş gibi bir görünüm verir. Kar örtüsünün kalınlığında rüzgar nedeni ile özellikle yakın zamanda oluşmuş olan 20 ila 50 cm’lik bir kalınlık artışı çığ riskini çok arttırır.Rüzgarın yönü ve hızı arazinin denizden olan yüksekliğine, arazi topoğrafyasına ve oluşan hava akımının karakteristiğine bağlı olarak değişir. Bazı kaynaklarda tipi sırasında hızı 25 km/saat’ten fazla olan rüzgarın 1 ila 2 gün süre ile devam etmesinin kar biriktirme açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği yönündedir.
Özel Oluşumlar

Çığ patikalarının başlangıç bölgelerinde çığa sebebiyet verebilecek bazı özel oluşumlar meydana gelir. Bunlardan en önemlisi kar balkonu, korniş isimleri de verilen saçaklardır. Saçaklar tane büyüklüğü 0.1 mm civarında olan kar kristallerinin 5-25 m/sn (18-90 km/saat) hızındaki rüzgarlar ile yamaçların sırt kesimlerinde yamaç üstüne doğru çıkıntılı olacak şekilde görünüm veren sert ve yoğun kar oluşumlarıdır. O alandaki hakim rüzgar yönünü tespit edebilmemize de yarayan saçaklar zaman zaman kırılarak bu rüzgaraltı yamaçlar üzerine düşerek, o alandaki zaten rüzgarla bir miktar ekstra kar yükü almış olan örtü üzerine ani ve büyük bir yük daha getirerek çığların oluşmasına neden olurlar. Rüzgar plakaları da güçlü bir rüzgar (1 saat boyunca 60 km/saat veya saatlar boyunca 25 km/saat hızlarında esen) sonrasında en üstteki kar tabakasının üst yüzeyinde kuru ve çok sert olarak oluşan çok ince buz tabakalarıdır. Bu yapılar, üzerlerine gelen yeni bir kar tabakasını taşıyamaz ve çığlara neden olurlar.
Suni Etkiler

Çığların doğal olarak oluşmaları yanında suni etkiler sonucunda da oluşmaları mümkündür. Bu etkiler arasında başlıca olarak çığ başlangıç bölgesine giren insanları (kayakçılar, avcılar, kış sporu ile ilgilenenler, askerler vb.), kar üstü araçlarını, güçlü yer titreşimlerini ve suni çığ düşürme sistemlerini sayabiliriz.
Yamaç Örtüsü

Yamaçların üzerinde bulunan örtünün türü ve özelliği çığın oluşumu açısından önemlidir. Çığların oluştuğu yamaçlar genellikle çıplaktır. Ancak, bu genelleme, çığların ağaç ve kaya diplerinden veya arasından başlamayacağı anlamını da taşımaz. Örneğin kar ile örtülmüş olan kayaların kar şekeri oluşumunu ısı farklılıkları nedeni ile hızlandırdıklarını biliyormuydunuz? Yamaç üzerindeki kayaların ve çalıların belli bir derinliğe kadar kar örtüsünü tutabilmesi gibi çok sınırlı bir avantaj her zaman olabildiği gibi, düz, ıslak tabanlı kayalık veya toprak yüzeyler veya geniş yapraklı otsu bitkilerin olduğu alanlar sık sık çığa maruz kalabilmektedirler.
Çığ oluşumu için tetikleme mekanizmaları tabloda verilmiştir. İlgililerin aşağıdaki şartlardan birisi veya birkaçı oluştuğunda dikkatli olmaları gerekmektedirler. Özellikle meteorolojik koşullar sonrası vatandaşlarımızın ÇIĞ tehlikesine karşı dikkatli olmaları gerekmektedir. Genellikle fazla miktarda yağan kar yağışından sonra, yaşamsal ihtiyaçları için yuvalarından çıkan av hayvanlarını avlamak için, vatandaşlarımız araziye çıkmaktadırlar. Bu durum ise çığ altında kalma riskini artırmaktadır.
MeteorolojikTopografikKar TabakasıSuniBitki ÖrtüsüŞiddetli tipi sonrası 36 saatten uzun süren ılık bir havanın esmesiGenellikle 35 derece eğimden daha dik yamaçlarSert alt tabaka ile üst tabaka(ların) arasındaki oluşumlarİnsan (kayakçı, araç vb.)Bitki örtüsünün olmamasıKar örtüsü üzerinde yağmurun yağmasıYamaç üzerindeki doğal yapılarZemin ile kar tabakası arasındaki ilişkiYüksek şiddetli ses kaynağıGeniş yapraklı bodur veya otsu bitkilerBir defada 25 cm’den daha kalın yeni kar tabakasının oluşmasıRüzgar altı olan yamaçlarTabaka içindeki süreksizliklerTitreşim (deprem vb.) Ilık bir günün ardından ani sıcaklık düşüşüTeraslama gerektirecek şekilde yüzey pürüzlülüğünün az olmasıKar örtüsü içindeki gerilim paterni Tipinin 24 saat’ten uzun bir süre 7m/sn’den daha hızlı esmesi Kar tabakası üzerindeki ani yükleme Meteoroloji Faktörlere Ait Bir Örnek Çalışma

KLİMATOLOJİK ANALİZ

Yukarıdaki şekilde görüldüğü üzere, çığın düştüğü zaman diliminde, birim yüzeye etki eden güçler toplamı olan basınç değerinde ani bir artış (basınç tandansının artması) neticesinde, büyük kütlelerin daha fazla etkileneceği bir kuvvet gerilimi oluşturmuştur. Sıcaklıklar bir gün öncesinden artmaya başlamış ve aniden düşme eğilimi göstermiştir. Dikkat edilir ise; 16 Ocak günü 21 rasadında sıcaklık – 5.0 °C iken, 17 Ocak günü yaklaşık 10 °C lik bir sıcaklık düşüşü yaşanmıştır. Bu durum ( yağış rasatlarından da anlaşılacağı gibi) 16 Ocak tarihinde yağan karın, kar yüzeyini soğutmuştur.

17 Ocak günü ise havanın ısınması ile birlikte ( özellikle 17 Ocak gecesi havanın tamamıyla kapalı olması) 16 Ocakta yağan kar yüzeyini tabaka oluşacak şekilde etkilemiştir. Yüzey sıcaklığı soğuyan ve tekrar artan sıcaklıkla eriyerek sıkılaşmış karın üzerine 17 Ocak gecesi yağmaya başlayan kar, 18 Ocak sabahı da ( ki gece 21:00 ile sabah 07:00 arasındaki yağış 18 Ocak sabah 07:00 rasadında toplam yeni kar olarak kayıt edilmektedir) devam etmiştir. Yeni kar kütlesinin yükünü taşıyamayan eski kar tabakası, kendi üzerinde bir kırılma ve kayma hattı oluşturmuş ve çığ oluşumunu tetiklemiştir. Yapılan araştırmalarla meteorolojik parametreler ile çığ arasında doğrudan destekleyici bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Klimatolojik analizlerin yanı sıra özellikle Sinoptik analizlerinin yapılması oldukça faydalı katkılar sağlamaktadır. Çığ öngörüsünde kullanılan sinoptik method, kar yağışı ve sonuçta görülen çığ olayları ile atmosferdeki sinoptik ölçekli hava sistemleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye çalışır( Schaerer, 1980; LaChapalle ve Fox, 1974). Önemli ölçüde kar yağışından sonra donma noktası civarına doğru bir ısınma veya havanın kısa süreli ısınması ile beraber yağış görülmesi çığ oluşumuna neden olabilmektedir ( Armstrong, 1974; Miller ve Miller, 1974).

Günlük çığ öngörüsü için temel prensipleri tespit etmekte, cephesel siklonların potansiyel çığ bölgesine ulaşma zamanı, bölgede duraklama ve etkinliklerinin belirlenmesi hayati önem taşımaktadır. Çünkü çığ oluşumunda rol oynadığı bilinen yoğun kar yağışları, sıcaklık düşme ve yükselmeleri, sıcak ve soğuk cepheler ile sıcak sektörlerde görülür. Mevcut kar tabakalarının üzerine sıcak sektörde görülen ısınma ve yağmur yağışı, önemli miktarda kar yağışından sonra ani bir ısınma, genellikle cephesel sistemlerin geçişi ile ortaya çıkar (LaChapalle ve Fox, 1974; Miller ve Miller, 1974).

Çığ oluşumuna etki eden meteorolojik parametrelerin yanı sıra arazinin topoğrafik ve morfolojik yapısı, eğimi ve bitki örtüsü de oldukça önem arz etmektedir. Analiz yapılırken bu şartlara da dikkat etmekte fayda vardır.
Ülkemizde hemen her yıl dağlık arazi yapısından kaynaklanan çığ olayları meydana gelmekte, can ve mal kayıplarının yanısıra, yolların kapanmasına, enerji ve iletişim hatlarının ve doğal ekosistemlerin zarar görmesine yol açmaktadır.
Bu nedenle çığ önleme çalışmaları da yer almalıdır. Bu çalışmaların başarılı olabilmesi için havzanın öncelikle çığ potansiyeli açısından yeterince etüd edilmesi gerekmektedir.
Bu etüdler kar, arazi, iklim ve meteorolojik özellikleri üzerinde yoğunlaştırılmalı, yersel gözlemler özellikle arazi etüdleri sırasında hava fotoğraflarıyla desteklenmelidir.
Bir doğal afet olan çığ sorunlarının çözümü için; ülke genelinde çığ risk haritalarının yapılması ve çığ tehlike zonlarının belirlenmesi, gerekli hallerde çığ kontrol yapılarının kullanılması, ancak herşeyden önce özellikle çığın zararlı etkilerinin azaltılması ve can kaybının önlenebilmesi için, otomatik meteoroloji istasyonları ile desteklenen bir Çığ Tahmin ve Erken Uyarı Sisteminin (ÇIĞTEUS) oluşturulması gerekmektedir.
Çığ Tahmini ve Erken Uyarı konusunda kurumumuzda oluşturulan DMİ ÇIĞ GRUBU, Afet İşleri Genel Müdürlüğü, İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü ve Gazi Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü ile çalışmalarına başlamıştır. Çığ Tahmini ve Erken Uyarı Sisteminin hayata geçirilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlar ortak bir çalışma sürdürmektedirler. TUBİTAK a sunulan ( Çığ Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi ÇIĞTEUS ) proje için ilk adımlar atılmıştır. Bu proje tamamlandığında;
Önleyici tedbirler arasında yer alan çığ tahmini ve erken uyarı sistemlerinin, ülkemiz koşullarında önemli bir öncelik oluşturduğundan sürdürülebilir bir biçimde hayata geçirilmesi
Çığ düşmesi nedeniyle oluşacak can kayıplarının en aza indirilmesi
Kurumumuzda Çığ Tahmini ve Erken Uyarı Merkezi kurulması
Kamuoyu ile ilgili kurum ve kuruluşlarının bilgilendirilmesi (Sivil Savunma, Afet İşleri Genel Müdürlüğü vb) hedeflenmektedir.

HİÇ BİR CANLININ HAYATINA DEĞER BİÇİLEMEZ!

Sel, bir bölgede toprağı belirli bir süre için tamamen veya kısmen su altında bırakan; ani, büyük ve düzensiz su akıntılarına verilen isimdir.Bir akarsu veya deniz, göl gibi büyük su kitleleri kimi zaman fazlasıyla suyla yüklenir, bunun sonucunda taşarak yatağından çıkar ve “sel” adı verilen bir doğal felakete neden olur.

İnsanlar tarih öncesi çağlardan beri yaşamak için hep nehir kıyılarını ve deniz kenarlarını tercih etmiştirler, çünkü suya yakın olmak demek aynı zamanda kolay ulaşım, daha yumuşak bir iklim ve daha verimli topraklar demekti. Zaten eğer insanlar taşabilecek bu sulara yakın olmasalardı sel bir afet olarak sayılmayacaktı.

Tsunami Nedir? Nasıl Oluşur?

Okyanus ya da denizlerin tabanında oluşan deprem, volkan patlaması ve bunlara bağlı taban çökmesi, zemin kaymaları gibi tektonik olaylar sonucu denize geçen enerji nedeniyle oluşan uzun periyotlu deniz dalgasına denir.

Japonya’da, 21000 kişinin hayatını kaybettiği Büyük Meiji Tsunamisi’nden sonra Japonlar’ın yaptığı yardım çağrılarıyla dünya dillerine kendiliğinden yerleşmiştir.

Tsunamiden sonra oluşan dalganın diğer deniz dalgalarından farkı, su zerreciklerinin sürüklenmesi sonucu hareket kazanmasıdır. Derin denizde varlığı hissedilmezken, sığ sulara geldiğinde dik yamaçlı kıyılarda ya da V tipi daralan körfez ve koylarda bazen 30 metreye kadar tırmanarak çok şiddetli akıntılara neden olan bu dalga; insanlar için deprem, tayfun, çığ, yangın ya da sel gibi bir doğal afet haline gelebilmektedir.

Tsunami ilk oluştuğunda tek bir dalgadır ancak kısa bir süre içerisinde üç ya da beş dalgaya dönüşerek çevreye yayılmaya başlar. Bu dalgaların birincisi ve sonuncusu çok zayıftır ancak diğer dalgalar etkilerini kıyılarda şiddetli biçimde hissettirebilecek bir enerjiyle ilerlerler. Bu nedenle depremlerden kısa bir süre sonra kıyılarda görülen yavaş ama anormal su düzeyi değişimi ilk dalganın geldiğini gösterir. Bu değişim, arkadan gelecek olan çok kuvvetli dalgaların ilk habercisi de olabilir.







This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 1221×716.Bu resim küçültülmüştür. Resmi tam boyutta görmek için tıklayınız. Resim 1221×716 boyutundadır.

Bu resim küçültülmüştür. Resmi tam boyutta görmek için tıklayınız. Resim 680×453 boyutundadır.

Sponsorlu Bağlantılar
Aramalar: deprem sel çığ çığ erozyonu DEPREM SEL ÇIĞ TOPRAK KAYMASI deprem öncesi deprem sonrası deprem sel baskını yangın çığ heyelan kısaca araştır deprem sel çığ heyelan erezyon görselleri
Etiketler:sel nasıl oluşur deprem sel çığ toprak kayması sel ve çığ çığ nedir vikipedi sel çığ çığ nerelerdeolur deprem sel çığ deprem sel çığ toprak kayması fotoğrafları sel vikipedi sel nedir vikipedi deprem sel toprak kayması çığ sel görselleri sel ile ilgili görseller sel ve cığ resimleri çığ resimleri sel görünümü DEPREM SEL ÇIĞ sel ile görseller çiğ nasıl oluşur vikipedi deprem sel çığ erozyon ile ilgili görseller
Sismoloji: Sismoloji (Yunanca σεισμός (seismós) = deprem ve logos = kelime kelimelerinden türetilmiştir) veya deprem bilimi, yer hareketlerini ve depremleri inceleyen jeofizik bilim dalıdır.
İnşaat mühendisliği: İnşaat mühendisliği, ve tekniği en iyi şekilde bir araya getiren, yapıların plan, proje, yapım ve denetlenmesiyle uğraşan temel mühendislik dalıdır. İnşaat Mühendisleri her türlü bina, baraj, havaalanı, köprü, yol, su kemerleri, liman, kanalizasyon, su şebekesi, tünel, demiryolu, hızlı tren projeleri, metro vb. hizmet ve endüstri yapılarının planlanması, projelendirilmesi, yapımı ve denetimi konuları ile ilgili eğitim ve araştırma yapar. Mühendisliğin anası olarak da kabul edilen inşaat mühendisliği askerî mühendislikten sonra gelen en eski temel mühendislik dalıdır ve ingilizce kelime anlamı civil engineering ilk olarak 18.y.y. da askerî olmayan mühendislik çalışmalarını askerî mühendislikten ayırabilmek için kullanılmıştır. İnşaat mühendisliği kurucu mühendislik alanlarının başında gelir. İnşaat mühendisliği geniş bir alanı kapsadığından çeşitli dallarda uzmanlaşma gereği duyulmaktadır. Bu alanların başlıcaları, çevre mühendisliği, geoteknik, belediye ya da kentsel mühendislik, kıyı mühendisliği, ölçme bilgisi, yapı mühendisliği, temel mühendisliği, su mühendisliği, malzeme bilimi, ulaştırma mühendisliği vb. konulardır.
Deprem kronolojisi: Bu liste, tarih boyunca kaydedilmiş büyük depremleri içerir.
Deprem Kültür Müzesi: Deprem Kültür Müzesi, 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenleri anmak, yaşananları anlatmak ve hatırlatmak amacıyla depremin Sakarya ilinde yaptırılmış müzedir.
Çığlık (film, 1996): Çığlık (Özgün adı: Scream), Wes Craven'ın yönettiği 1996 ABD yapımı korku filmi. Senaryosunu Kevin Williamson'ın yazdığı filmin dağıtım şirketi Dimension Films'tir.
Yusuf Sinan Paşa: Cığalazade Yusuf Sinan Paşa ya da Cağaloğlu Yusuf Sinan Paşa (d. ? - ö. 1606) (1545-1605) III. Mehmet saltanatı döneminde 1591-1595 ve 1599-1604 yılları arasında toplam 10 yıl Kaptan-ı Deryalık, 27 Ekim 1596-5 Aralık 1596 tarihleri arasında da bir ay dokuz gün Sadrazamlık yapmış bir Osmanlı devlet adamıdır.
Çığlık 4: Scream 4 (stilize olarak SCRE4M ) 2011 yapımı Amerikan slasher filmi ve Scream (çığlık) film serisinin dördüncü filmidir.
Çığlık: Çığlık şu anlamlara gelebilir:
Turgutluspor: Turgutluspor, 1984 yılında Manisa'nın Turgutlu ilçesinde Toprakspor ve Tukaşspor'un birleşmesiyle kurulan futbol takımıdır.
Toprak Mahsulleri Ofisi: Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 1938 yılında kurulan, sermayesinin tamamı devlete ait, 8/6/1984 tarihli ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe ve faaliyetlerinde özerkliğe sahip, sorumluluğu sermayesi ile sınırlı bir İktisadi Devlet Teşekkülü’dür.
Orta Dünya'da ikincil yerler: J. R. R. Tolkien'in kurgusal Orta Dünya evreniyle ilgili yazmış olduğu hikâyelerde birçok yer ismi geçmektedir.
Toprakkale: * Toprakkale - Ağrı ili Eleşkirt ilçesinin köyü

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir