Doğan Cüceloğlu Kitapları

Sponsorlu Bağlantılar
aile bir daha eden genel insanlar kendi kere lu olgun zaman Doğan Cüceloğlu Kitapları İçimizdeki Biz Kitap Özeti doğan cüceloğlu kitap özetleri doğan cüceloğlu kit..

İÇİmİzdekİ Çocuk-(doğan Cüceloğlu) -kitap özeti

İÇİMİZDEKİ ÇOCUK-(doğan cüceloğlu)

İÇİMİZDEKİ ÇOCUK

I. Bölüm :
Hepimizin içinde bir çocuk vardır. İçimizdeki çocuk her zaman sağlıklı bir ortam içinde gelişmez. Aile, okul, genel kültür ortamı çoğu kere çocuğun sağlıklı gelişmesini engeller. Birey bedenen büyür, fakat içimizdeki çocuk psikolojik anlamda sağlıksız ve cılız kalır.
İçindeki çocuğu sağlıksız olan bireyin kişiliği “bağlaşık”tır. Çünkü bu birey yaşamın anlamını, mutluluğunu, kendi değerini ilişki içinde olduğu başkalarının gözünde, sözünde, davranışında kısacası başkalarının kendisine verdiği değerde arar; kendine verdiği değer başkalarının onu algılamalarına bağlanmıştır. Bu anlamda “bağlaşık kişilik” temel yapıyı oluşturur.

II. Bölüm :
Aile bir sistem oluşturur; ailedeki her bir kişi bu sistemin bir parçasıdır ve değişik roller üstlenerek sisteme işlerlik kazandırır. Her bir sistem ve bu sistem içinde yer alan her bir rol, kendine özgü bir kişilik ve davranış yapısı oluşturur. Bu kişilik ve davranış türlerinin bazıları bireyi uyuma, bazıları ise uyumsuzluğa götürür.
Sağlıklı aile, üyelerinin gereksinimlerini karşılar ve onların gelişmesi için olumlu bir ortam oluşturur. Aile üyeleri arasındaki ilişki rahat, olumlu ve akıcı bir yapıya sahiptir. Aile, toplumla ilişkisini dengelemiştir; ne toplumdan kopar, ne de toplumun baskısına tümüyle boyun eğer. Böyle bir aileden iyi belirlenmiş benlik sınırları olan, kendini değerli bulan, yaşamın değişik yönleri arasında denge kurmuş, duygularını tanıyan ve ifade eden olgun insanlar yetişir.
Her aile sisteminin işlerliğini sağlayan aile kuralları vardır. Bu kurallar sağlıksız ailede gizli ve örtük kalırlar. Sağlıklı ailede kurallar daha belirgin ve açık-seçiktir. Sağlıklı ailede çatışmanın var olduğu bilinir, tanınır ve üzerinde konuşulur; çatışmayı çözmede kullanılacak kurallar açıkça ifade edilmiştir ve aile üyelerince bilinir. Sağlıksız ailede çatışmadan söz edilmez; kullanılan kurallar gizli olduğu için herşey dolaylı ve örtük olarak ifade edilir.

III. Bölüm :
İki türlü utanmadan bahsedilebilir. Bize sınırlarımızı hatırlatan utanma sağlıklıdır; kendimizi sevmemeye yol açan duygu ise utançtır ve sağlıksızdır. Sağlıklı utanma kişinin gelişimi sırasında yaşam deneyimleri sonucu hiçbir baskı olmaksızın, kendiliğinden oluşur. Oysa utanç kişinin çevresindeki kişilerin hastalıklı iç dünyalarının baskısıyla oluşur ve çok büyük sorunlar yaratır. En olumsuz etkisi kişinin kendi iç dünyasıyla ilişkisini kesmesidir. Ayrıca çocuğa kendisini sürekli suçlu hissettirmekte onun zamanla utanca boğulmasına neden olmaktadır.
Çocuğa kötü davranmanın en sık rastlanan 3 türü vardır. Bunları cinsel, bedensel ve duygusal kötü davranma olarak adlandırabiliriz. Cinsel kötü davranmaya; cinsel olarak kucaklama, bir babanın kadınlardan bahsederken onları aşağılayıcı, “orospular”, “namussuzlar”, “kalleşler” gibi laflar etmesini gösterebiliriz. Ayrıca kötü davranmanın en utanç verici olanı cinsel kötü davranmadır. Bedensel kötü davranış ülkemizde en sık rastlanan ve üstelik bunun bir temel terbiye aracı olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

Ayrıca çocukların duygu düşünce ve heyecanlarını ciddiye almamak ve bunları alay konusu haline getirmek, duygusal kötü davranışa bir örnektir ve bu gibi davranışlar çocukların normal olan duygu ve heyecanlarının normal dışına dönüşmesine yol açar. Bu durumdaki çocuk ise mutlu ve doyumlu bir hayattan uzaklaşır. Utançla dolu sağlıksız bir hayat sürmeye başlar.
Çocukların karşılanması gereken bazı temel gereksinimleri vardır. Bunları; dokunulma, güven, düzen, sosyalleşme, uyarılma ve kendini değerli görme olarak sınıflandırabiliriz. Bu gereksinimleri karşılanmayan çocuk kendinde bir eksiklik olduğunu düşünmeye başlar ve kendi özbenliğinde utanç duymaya başlar. Bu şekilde gereksinimleri karşılanmayan çocuk terk edilmiş çocuktur. Terk edilen çocuk normal gelişimini tamamlayamaz. Bu tür insanları tanımlamak için “yetişkin çocuk” ifadesini kullanabiliriz.
Utanca boğularak yetiştirilen kişi, bu utancın verdiği acıdan kurtulmak için bir takım savunma mekanizmaları geliştirir. Bu mekanizmalar sayesinde kişi içinde oluşan boşluğu ve anlamsızlığı ortadan kaldırmaya çalışır. Bunun yanısıra bu kişilerin çevreleriyle kurdukları ilişkilerinde devamlı ve tutarlı bazı olumsuz karakter özellikleri gösterirler. Ayrıca gerçekler bu kişilere acı verir ve sürekli gerçeklerle ilişkilerini kesmek amacıyla tutkunluklara yönelirler. Kişi zamanla tüm enerji ve zamanını tutkun davranışa harcamaya başlar ve gerçekle ilişkisini tümüyle keser.

IV. Bölüm :
Birinci bölümde iç çocuğunuzu gözlemlemeniz ve onun hakkında bilgi edinmeniz için 3 grupta evet ya da hayır diyerek cevaplayacağımız sorular veriliyor ve bu bölümde de bu sorulara verdiğimiz cevapların yorumları yapılıyor. Mesela ilk grupta özbenlikle ilgili şu sorular ve yorumlar var:
Ne zaman kendi hakkımı korusam içimi bir suçluluk duygusu kaplar; “keşke kendimi değil, diğerlerinin istediklerini yapsaydım” diye düşünürüm.
Yukarıdaki soruya “Evet” cevabı ile belirtilen pişmanlık duygusu, özellikle kendisi için bir şey yaptıktan, ya da kendi hakkını koruduktan sonra duyulan pişmanlık, “nedamet duygusu, sağlıksız iç çocuğun varlığının kuvvetli bir belirtisidir. Bu duygunun temelinde kendi benlik sınırlarının kaybolması ve bağlaşıklık içinde olma yatar. Eğer sık sık pişmanlık duyan bir kişi iseniz, içinizdeki çocuğu tanımaya, kendi sınırlarınızı belirlemeye çalışın.
İkinci grupta da temel gereksinimlerle ilgili şu gibi sorular var:
Pek istemediğim halde cinsel ilişkide bulunmaktan kaçınmam.
Bu soruya “Evet”in anlamı şudur: “Benim isteklerim önemli değildir; benim bedenim senin kullanman için bir araçtır, istediğin gibi kullanabilirsin. Ben bir insan olarak bağımsız, kendi düşünce, duygu ve istekleri olan biri değilim. Benim değerim senin isteklerini yerine getirmekle gerçekleşir.”
Bağlaşık kişinin temel özbenlik anlayışı budur ve kendi psikolojik sınırlarının, haklarının, özgürlüklerinin farkında değildirler. Bir nesne gibi kullanılmaya alıştırılmışlardır.
3 ncü grupta ise sosyal yaşamla ilgili şu gibi sorular ve yorumlar var:
- Bir grup içinde olduğum zaman kolayca çoğunluğun dediği yönde fikrimi değiştiririm.
- En büyük korkum sevdiklerimin beni terkedip gitmesidir.
Kendi değerine inanmayan, eğer başkalarını memnun edip sürekli onlarla hemfikir olmazsa herkesin kendini terkedeceğine inanan kişi, çoğunluk ne derse o yöne gider ve kimsenin kendini kendisi olduğu için seveceğine inanmaz. Bu nedenle sürekli bir kaygı ve terk edilme korkusu içindedir.
V.Bölüm :
Herkesin içinde değişik sesler vardır. Bu sesler İç ana-baba ve iç çocuğumuza ait seslerdir. İç ana-baba gerçekçi, deneyimli, ciddidir ve sonuca yöneliktir. İç çocuk oyuncudur, enerji küpüdür, şevk heyecan ondan gelir ve sonuca değil sürece yöneliktir. Onun sesi kaybolduğu zaman yaşamın zevki de kaybolur. Sağlıksız iç çocuk sevilmemiş yerilmiş, bastırılmış ve utanca boğulmuş bir geçmişin ürünüdür. Sağlıklı iç çocuk ise sevilmiş, övülmüş, yüreklendirilmiş ve desteklenmiş bir geçmişin ürünüdür.
İç çocuğunuzun sesini du****** ne dediğini anlayıp iç çocuğumuzla sağlıklı bir iletişim kurmak, sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmemiz için gereklidir.
Çeşitli olaylar, çeşitli iç konuşmalar ortaya çıkarır. Kendimizi dinleyip gözlemleyerek olayları ve sebep oldukları iç konuşmaları tahlil edebiliriz. Bu da iç çocuk ve iç ana-babamız için önemli sorunların ne olduğu ile ilgili bize ipuçları verir.
İçimizdeki çocuk ve iç ana-babanın bir takım ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar birbiriyle uyuşmadığı zamanlarda aralarında bir anlaşmazlık doğar. İhtiyaçlar arası bu anlaşmazlık iç çatışmanın asıl problemidir ve çözümlenemediği taktirde ömür boyu bile sürebilir.
Bu tür anlaşmazlıklarda iç çatışmalar kişiye huzursuzluk verir, aklı karıştırarak sağlıklı düşünmeyi engeller. Dolayısıyla insan doyumlu ve verimli bir yaşam süremez. İç çatışmaların en belirgin özelliği, çatışmanın temelinde yatan seslerin şiddetlerinin hemen hemen birbirinin aynı olmasıdır. Bu durumda insanın belirli bir yönde karar almasını engeller. Seslerden bir tanesi güç kazanıp kararımızı o sesin istediği şekilde verirsek, bu defa diğer ses bizi rahatsız etmeye başlayacak ve çoğu kez de bizi kararımızdan vazgeçirerek eski kararsız halimize dönmemize neden olacaktır. İç çatışmaların çözümü için ilk adım iç ana-babadan gelmelidir ve iç çocuğa “hem benim istediklerimi, hem de senin istediklerini karşılayacak bir çözüm bulalım” (kazan/kazan) demelidir. İç çatışmalara en sağlıklı yaklaşım budur.

VI. Bölüm :
İç çocuğumuzu tanımada en büyük sorumluluk içimizdeki ana-babaya düşer. İlk başlarda iç çocuğumuz bize (iç ana-babaya) inanmayacak ve güvenmeyecektir. Ama sabırla ve şevkatle onu bekleyip, onu yargılamaktan ve denetlemekten kaçınmamız gerekiyor. Her gün otuz dakikamızı ona ayırmamız ve bu otuz dakika boyunca rahatsız edilmeyeceğimiz bir yer ve zamanda olmamız, atacağımız ilk önemli adımlardan biridir.
Kişinin yaşamını etkileyen ve çözümlenemediği zaman süregiden çatışmalar, endişeler, üzerinde düşünülen konular o kişinin temel sorunlarını oluşturur.
Bizim için önemli olan temel sorunları hemen göremeyiz. İç çocuğumuzla yaptığımız oturumlar ilerledikçe iç dünyamızı anlamamıza daha bir yardımcı olur. Yavaş yavaş sorunlarımızın ne olduğunu anlar ve iç çocuğumuzla onlar hakkında konuşmaya başlarız.
Kötü alışkanlıkları, korkuları bırakıp daha özgür, daha bilinçli olma yoluna girdiğimiz zaman yaşamımızın olumsuz yönlerini olumluya dönüştürmeye başlarız. İçimizdeki çocuğun sağlıksız yönlerini deşmek bize acı verecektir, ne var ki bu acının yanı sıra yaşamın gerçek enerji kaynağına ulaşmış olacağız. İç çocuğumuzun sözlerine iyi kulak vererek; onun sesini iyi dinler ve ilişkimizi ona göre ayarlarsak mutlaka sağlıklı bir dönüşüme ulaşırız.

Öze ulaşma aşamasına yaklaşınca bireyin manevi yaşamı zenginleşmeye başlar; yaşamı kendi dar kişisel çerçevesi içinde görmekten kurtulur, daha geniş boyutlarda yaşamla ilişki kurar. Manevi yaşamı gelişmiş kişinin önemli özelliklerinden biri içindeki gözlemci özün gelişmiş olmasıdır. Gözlemci özün gelişimine paralel olarak olumsuz duygulara dönüşme sürecine girer. Özle ilişki kurulunca, olumsuz duyguların dışarıdan gelen kaynakları anında görülür ve bu nedenle kolayca etkisinden kurtulunur.
İç çocuğumuzu arayış uzun süreli bir yolculuktur. Elma ağacını diktikten bir hafta sonra o ağaçtan elma toplamayı beklerseniz, kendinizi hayal kırıklığına baştan mahkum etmiş olursunuz. Biyolojik gelişmelerde olduğu gibi, psikoloji alanındaki gelişmelerde yavaş adımlarla ilerler. Yıllar boyunca süren bir hastalığı bir anda iyi etmeyi beklemeyin. İç çocuğunuza inanarak her gün iç çocuğunuzla buluşmaya devam edin

Yeniden İnsan İnsana -kitap Ozeti

Kitap iki kısımdan oluşur.İlk kısımda dokuz,ikinci kısımda üç altbaşlık vardır.İkinci kısımda değişen Türk toplumu içinde iletişim çarpıcı örneklerle anlatılmıştır.İlk kısmı ise şöyle özetleyebiliriz.
1. BİR ŞİİR VE DÜŞÜNDÜKLERİ
“Yola çıkınca her sabah ,
Bulutlara selam ver.
Taşlara,kuşlara,
Atlara,otlara,
İnsanlara selam ver.
Ne görürsen selam ver.
Sonra çıkarıp cebinden aynanı
Bir selam da kendine ver.
Hatırın kalmasın el gün yanında
Bu dünyada sen de varsın!
Üleştir dostluğunu varlığa,
Bir kısmı seni de sarsın.”
İki özelliğiyle bu şiir çok sevildi:
– İnsanın kendine değer vermesi ve sevecenlikle hoşgörüyle kendini kabullenmesi
– Yalıtılmış,kopuk,kaybolmuş insanı değil; kendiyle toplumuyla,doğayla ve evrenle ilişki kurmuş bir insanı dile getirmesi.”İlişki içinde olan insan yalnız değildir; gönlü coşkun,yaşamı anlamlı,umutlu bir kişidir.”
2. İLETİŞİM DÜZEYLERİ
Aynı sosyal ortamda birbirlerini algılayan kişilerin iletişim kuramamaları olanaksızdır. Kişilerin birbirlerine bakmamaları ya da hiç konuşmamaları bile bir mesaj taşır.Kişiler mesajlarının bilincinde olmalıdır.
3. KELİMELERİN ÖTESİNDE: SÖZSÜZ İLETİŞİM
İyi bir dinleyici, iletişim kurduğu kişinin yalnız söylediklerini değil,yüzü,eli,kolu ve bedeniyle yaptıklarını da “duyar”.Kişiler arası mesafe bile anlam taşır;
a)Mahrem mesafe:Cilt teması –30/35 cm
b)Kişisel,samimi mesafe :40-80 cm
c)Sosyal mesafe:80 cm-2m
d)Genel topluma açık mesafe:2m-….S
Beden yalan söylemez:Gözbebeğinin büyüklüğü,bakan kişinin baktığı şeye ilgi duyup duymadığını belirtir.
4. İLETİŞİM VE ALGILAMA
Yorumlanan mesajla,gönderilen mesaj çoğu kez birbirinden farklıdır, çünkü, araya birçok fiziksel,fizyolojik ve psikolojik etken girer. Bu fark bazen öyle büyük sorunlar yaratır ki!
5. İLETİŞİM BENİMLE BAŞLAR: KENDİNİ TANIMA
Kişilerin kendilerinden hoşnut olma derecesiyle hayatta başarılı olma dereceleri arasında doğru ilişki vardır.
6. ARAMIZDA BÜYÜK ENGEL:SAVUNUCU İLETİŞİM
Savunucu durumda olan kişi ,zihin gücünü söz konusu edilen konudan çok,kendisini savunmaya harcar. Konudan söz etmek yerine,karşısındakine nasıl göründüğünü düşünür. Karşısındakini nasıl alt edeceğine,tartışmayı nasıl kazanacağına,nasıl baskın çıkacağına, karşısındaki sözlü saldırıda bulunursa nasıl karşı koyacağına zihnini yorar.
7. İŞİTMEK VE DİNLEMEK
Dinlerken yargılamayacak, belirli bir yöne götürecek türden soru sormayacak ya da cesaret vermeye çalışmayacaksınız…….”AKTİF DİNLEME”
8. SÜRTÜŞME VE ÇATIŞMALAR
Kişiler arasında sürtüşme ve çatışmaların çıkması doğaldır. Doğal olmayan,bu çatışmaların ilişkiyi bozması ve yıpratmasıdır.
9. İLETİŞİM VE TOPLUM
Kitle iletişimi modern toplumun vazgeçilmez bir parçasıdır. Her toplumda hayati işlevleri olan kitle iletişimi,Türkiye gibi kalkınan toplumlarda daha da önem kazanır.

> Dogan Cüceloglu-insan İnsana

dogan cüceloglu-insan insana
link:

Linkler, telif hakları nedeniyle silinmiştir.

Edit:Wermidon76

Anlamlı Ve Çoşkulu Bir Yaşam İçin Savaşçı -kitap Ozeti

Anlamlı Ve Çoşkulu Bir Yaşam İçin Savaşçı KİTABIN YAZARI Doğan CÜCELOĞLU YAYINEVİ VE ADRESİ SİSTEM Yayıncılık ve Mat. San. Tic. A.Ş.Tünel, Nergis Sokak, Sistem Apartmanı No:4 80050 Beyoğlu / İSTANBUL BASIM TARİHİ KASIM 1999 KİTABIN YAYIM MAKSADI Kişilikli ve özgün bir yaşama kendini adayan kişilere doğuştan gelen AİT OLMA (Bireyin kendisi için önemli gördüğü kişiler tarafından tanınmayı, kabul edilmeyi, sevilmeyi, özlenmeyi, değerli bulunup güvenilmeyi istemesi) ve BİREY OLMA (Bireyin kendisinin kendi gözünde varolması: “Ben varım, ben doğalım, ben sevilmeye layığım, ben güvenilirim” duygusuna ulaşmak istemesi) gereksinimlerinin dengelenmesi hususunda bazı gerçeklerin farkına vardırmak. KİTABIN ÖZETİ :
Yazar kitabına e.e.cummings’in “Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, Kendin olarak kalabilmek, Dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, Artık hiç bitmez!.. “ sözüyle başlıyor. Kitabın adı olan savaşçı sözü bu anlamda bir savaşçıyı ifade ediyor. Kitabın içerisinde yer alan karakterlerden yazarın kendisi, gerçekte de olduğu gibi algılama, öğrenme, psikoloji ve iletişim konularında uzman ve tanınmış bir öğretim görevlisi; Arif Bey ise mutsuz, kendini aptal gibi hisseden, ne istediğini bilmeyen, yalnız, kendisini kaybolmuş hisseden bir sınıf öğretmeni. İki karakterin tanışmalarından sonra kitap içerisindeki konular yazar ve Arif Bey arasında Arif Bey’in soruları ve yazarın; hayatı, psikolojiyi, toplumu, felsefeyi, iletişim ve insan ilişkilerini konu edinen cevaplarıyla, soru-cevap şeklinde okuyucuya aktarılıyor.
Birinci bölümde arayıştan söz ediliyor. Anlamını yitiren bir yaşamın temel sorununun bireyin varoluşunda sadece kendisi için önemli gördüğü kişiler tarafından tanınmayı, kabul edilmeyi, sevilmeyi, özlenmeyi, değerli bulunup güvenilmeyi istemesi biçiminde yaşaması, kendine özgün bireysel yaşamın olmaması, kendi yaşamının dansını yapamaması olduğu anlatılıyor. Savaşçıdan (Özgün yaşamaya kendini adayan insan) bahsediliyor ve arayışa geçme zamanının geldiği hatırlatılıyor.
İkinci bölümde arayış sonucunda farkına varma ve uyanıştan söz ediliyor. Kişi ancak uyandıktan sonra, daha önce uyuyor olduğunu kavrıyor. Yazar CARL SUNG’ın “Kendi kalbine bakmayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir. Dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur; içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.” sözüyle uyuyan kişinin uyuduğunu bilmezse gördüğünün rüya olduğunu anlayamayacağını ve farkına varmanın uyanış için ne derece önemli olduğunu vurguluyor.
Peki bundan sonra ne olacaktır. Üçüncü bölümde niyet etmekten ve savaşçının anlamından bahsediliyor. Savaşçının başkası için değil, kendi gönlü, kendi niyetiyle, kendi yaşamı için savaşçı olduğu vurgulanıyor. Niyetin de anlamlı ve coşkulu bir yarın yaşatmak için yapılması, ancak bu yarının “kişisel bütünlük içinde bildiğimizi bilerek, bilmediğimizin farkında olarak, ikisi arasındaki farkın bilincinde gerçeğe sürekli saygılı olarak“ atılabileceği belirtiliyor.
Dördüncü bölümde yarını ancak kişisel bütünlük içinde yaratabileceğimizden ve bütün kötülüklerin anası, bütün yanlışlıkların, geriliklerin kaynağının gerçeğe saygısızlık olduğu Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözüyle vurgulanıyor. İlişkilerde tutarlılık ve vicdan konuları işleniyor.
Beşinci bölümde yarını yaratmak için güçlü olmak gerektiğini söylüyor. Bu gücün nereden geleceği sorusuna, “kim olduğunu bil” diyor. “Kişinin gerçek gücü ortada” ve devam ediyor: “nasıl konuşacağını bil; kiminle, neyi, nerede, ne zaman ve nasıl konuşacaksın? En önemlisi niçin konuşacaksın? BİL” diyor.
Altıncı bölümde yaşamdaki sorumluluk ve savaşçının sorumluluğundan bahsediliyor. Yaşam kimin sorumluluğu? diye bir soruya yazar “Kimine göre ana-babanın; kimine göre evlendiği eşinin; kimine göre komşusunun; kimine göre onu çalıştıran şirketin; kimine göre devletin; kimine göreyse yaşamda sorumluluk diye bir şey yoktur.” diyor.
Yedinci bölümde “Şimdi ve şu anı yaşama tembelliği” neden bu kadar yaygın? Neden görmeyiz bize bakan gözleri, neden kırarız gönülleri, neden pişmanlıklar içinde yuvarlanır gideriz? Sorularının yanıtı savaşçının ölüm bilinci içinde irdeleniyor.
Sekizinci bölümde sıradan, kaybolmuş, güçsüz bir insanın dahi savaşçı olabileceği, bunun yolunun da değişim olduğu belirtiliyor. Bu değişimin nasıl olacağı sorusuna “Farkına vararak ve farkına vardığını yaşayarak.” diyor yazar.
Dokuzuncu bölümde bitmemiş işlerle tanışıyoruz. Bitmemiş işler bitmeden gücümüzü kazanamayacağımız; şimdi ve şu anın tembelliğinden kurtulmamız gerektiği anlatılıyor ve örnek olarak onuncu bölümde Don Juan savaşçı olmanın güçlü örneklerini veriyor.
On birinci bölümde Arif Bey’le yazarın son buluşmasında konuşulanlar genel bir gözden geçiriliyor. Arif Bey’in ilk tanışmadaki psikolojik durumu ile en son durumu karşılaştırılıyor. Konuşulanların gözden geçirilmesi yapılırken yazar kitabın bütününü daha sade ve açık bir dille özet şeklinde okuyucuya tekrar veriyor. Bir insanın düşüncelerinin ve yaşamının nasıl değişebileceği konusu Arif Bey’in düşünceleriyle ortaya konuluyor.

Etiketler:doğan cüceloğlu kitap özetleri doğan cüceloğlu kitapları içimizdeki biz kitap özeti içimizdeki biz doğan cüceloğlu kitap özeti doğan cüceloğlu kitapları özetleri kitap özeti içimizdeki çocuk içimizdeki çocuk özeti içimizdeki çocuk özet doğan cüceloğlunun kitap özetleri doğan cüceloğlu başarıya götüren aile özeti web hattı doğan cüceloğlu başarıya götüren aile özeti psikolojik ihtiyaçlar doğan cüceloğlu dogan cüceloğlunun kültürle ilgili kitapları doğan cüceloğlu kitap özeti doğan cüceloğlu iletişim kitap özeti doğan cüceloğlu bir kadın bir ses özet doğan cüceloğlu roman özetleri doğan cüceloğlu başarıya götüren aile özet
Doğan Music Company: Doğan Music Company ya da bilinen adıyla DMC, 2000 yılında İstanbul'da kurulmuş Doğan Holdinge bağlı bir albüm yapım şirketidir.
Doğan Holding: Doğan Holding veya Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş., Aydın Doğan ve ailesinin sahibi olduğu Adil Bey Holding'in bünyesinde bulunan ağırlıklı olarak medya ve enerji sektörlerinde iş yapan, 20 bine yakın kişinin istihdam edildiği Türkiye merkezli holding şirketidir.
Doğan Yayın Holding: Doğan Yayın Holding, Doğan Holding bünyesinde bulunan gazete, dergi, kitap, radyo ve televizyon yayıncılık, yapımcılık, basım, dijital medya, dağıtım, perakende ve alternatif telekom alanlarında faaliyet gösteren bir şirkettir.
Doğangiller: Doğangiller (Falconidae), gündüz yırtıcı kuşları (Falconiformes) takımından yırtıcı kuş türlerini oluşturan kuş familyası.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir