Dünyanın İç Katmanları

Sponsorlu Bağlantılar
cm3 litosfer nikel nin Dünyanın İç Katmanları Dünyanın İç Yapısında Ne Bulunur dünyanın iç yapısı dünyanın iç katmanları dünyanın..

Dünyanın İç Yapısı…

Dünya, kalınlık, yoğunluk ve sıcaklıkları farklı, iç içe geçmiş çeşitli katmanlardan oluşmuştur. Bu katmanların özellikleri hakkında bilgi edinilirken deprem dalgalarından yararlanılır.

Çekirdek
Manto
Taşküre (Litosfer)

Deprem Dalgaları

Deprem dalgaları farklı dalga boylarını göstermektedir. Deprem dalgaları yoğun tabakalardan geçerken dalga boyları küçülür, titreşim sayısı artar. Yoğunluğu az olan tabakalarda ise dalga boyu uzar, titreşim sayısı azalır.

Çekirdek :

Yoğunluk ve ağırlık bakımından en ağır elementlerin bulunduğu bölümdür. Dünya’nın en iç bölümünü oluşturan çekirdeğin, 5120-2890 km’ler arasındaki kısmına dış çekirdek, 6371-5150 km’ler arasındaki kısmına iç çekirdek denir. İç çekirdekte bulunan demir-nikel karışımı çok yüksek basınç ve sıcaklık etkisiyle kristal haldedir. Dış çekirdekte ise bu karışım ergimiş haldedir.

Manto

Litosfer ile çekirdek arasındaki katmandır. 100-2890 km’ler arasında bulunan mantonun yoğunluğu 3,3-5,5 g/cm3 sıcaklığı 1900-3700 °C arasında değişir. Manto, yer hacminin en büyük bölümünü oluşturur. Yapısında silisyum, magnezyum , nikel ve demir bulunmaktadır. Mantonun üst kesimi yüksek sıcaklık ve basınçtan dolayı plastiki özellik gösterir. Alt kesimleri ise sıvı halde bulunur. Bu nedenle mantoda sürekli olarak alçalıcı-yükselici hareketler görülür.

Mantodaki Alçalıcı-Yükselici Hareketler

Mantonun alt ve üst kısımlarındaki yoğunluk farkı nedeniyle magma adı verilen kızgın akıcı madde yerkabuğuna doğru yükselir. Yoğunluğun arttığı bölümlerde ise magma yerin içine doğru sokulur.

Taşküre (Litosfer)

Mantonun üstünde yer alan ve yeryüzüne kadar uzanan katmandır.

Kalınlığı ortalama 100 km’dir.

Taşküre’nin ortalama 35 km’lik üst bölümüne yerkabuğu denir.

Daha çok silisyum ve alüminyum bileşimindeki taşlardan oluşması nedeniyle sial de denir.

Yerkabuğunun altındaki bölüme ise silisyum ve magnezyumdan oluştuğu için sima denir.

Sial, okyanus tabanlarında incelir yer yer kaybolur.

Örneğin Büyük Okyanus tabanının bazı bölümlerinde sial görülmez.

Yeryüzünden yerin derinliklerine inildikçe 33 m’de bir sıcaklık 1 °C artar. Buna jeoterm basamağı denir.

Kıtalar ve Okyanuslar

Yeryüzünün üst bölümü kara parçalarından ve su kütlelerinden oluşmuştur. Denizlerin ortasında çok büyük birer ada gibi duran kara kütlelerine kıta denir. Kuzey Yarım Küre’de karalar, Güney Yarım Küre’den daha geniş yer kaplar. Asya, Avrupa, Kuzey Amerika’nın tamamı ve Afrika’nın büyük bir bölümü Kuzey Yarım Küre’de yer alır. Güney Amerika’nın ve Afrika’nın büyük bir bölümü, Avustralya ve çevresindeki adalarla Antartika kıtası Güney Yarım Küre’de bulunur. Yeryüzünün yaklaşık ¾’ü sularla kaplıdır. Kıtaların birbirinden ayıran büyük su kütlelerine okyanus denir.

Kara ve Denizlerin Farklı Dağılışının Sonuçları

Karaların Kuzey Yarım Küre’de daha fazla yer kaplaması nedeniyle, Kuzey Yarım Küre’de;

Yıllık sıcaklık ortalaması daha yüksektir.
Sıcaklık farkları daha belirgindir.
Eş sıcaklık eğrileri enlemlerden daha fazla sapma gösterir.
Kıtalar arası ulaşım daha kolaydır.
Nüfus daha kalabalıktır.
Kültürlerin gelişmesi ve yayılması daha kolaydır.
Ekonomi daha hızlı ve daha çok gelişmiştir.

Hipsografik Eğri
Yeryüzünün yükseklik ve derinlik basamaklarını gösteren eğridir.

Kıta Platformu : Derin deniz platformundan sonra yüksek dağlar ile kıyı ovaları arasındaki en geniş bölümdür.

Karaların Ortalama Yüksekliği : Karaların ortalama yüksekliği 1000 m dir. Dünya’nın en yüksek yeri deniz seviyesinden 8840 m yükseklikteki Everest Tepesi’dir.

Kıta Sahanlığı : Deniz seviyesinin altında, kıyı çizgisinden -200 m derine kadar inen bölüme kıta sahanlığı (şelf) denir. Şelf kıtaların su altında kalmış bölümleri sayılır.

Kıta Yamacı : Şelf ile derin deniz platformunu birbirine bağlayan bölümdür.

Denizlerin Ortalama Derinliği : Denizlerin ortalama derinliği 4000 m dir. Dünya’nın en derin yeri olan Mariana Çukuru denzi seviyesinden 11.035 m derinliktedir.

Derin Deniz Platformu : Kıta yamaçları ile çevrelenmiş, ortalama derinliği 6000 m olan yeryüzünün en geniş bölümüdür.

Derin Deniz Çukurları : Sima üzerinde hareket eden kıtaların, birbirine çarptıkları yerlerde bulunur. Yeryüzünün en dar bölümüdür.

Yerkabuğunu Oluşturan Taşlar

Yerkabuğunun ana malzemesi taşlardır. Çeşitli minerallerden ve organik maddelerden oluşan katı, doğal maddelere taş ya da kayaç denir. Yer üstünde ve içinde bulunan tüm taşların kökeni magmadır. Ancak bu taşların bir kısmı bazı olaylar sonucu değişik özellikler kazanarak çeşitli adlar almıştır. Oluşumlarına göre taşlar üç grupta toplanır.

Püskürük (Volkanik) Taşlar
Tortul Taşlar
Başkalaşmış (Metamorfik) Taşlar

UYARI : Tortul taşları, püskürük ve başkalaşmış taşlardan ayıran en önemli özellik fosil içermeleridir.

Püskürük (Volkanik) Taşlar

Magmanın yeryüzünde ya da yeryüzüne yakın yerlerde soğumasıyla oluşan taşlardır.

Katılaşım taşları adı da verilen püskürük taşlar magmanın soğuduğu yere göre iki gruba ayrılır.

>> Dış Püskürük Taşlar

>> İç Püskürük Taşlar

Dış Püskürük Taşlar

Magmanın yeryüzüne çıkıp, yeryüzünde soğumasıyla oluşan taşlardır. Soğumaları kısa sürede gerçekleştiği için Küçük kristalli olurlar. Dış püskürük taşların en tanınmış örnekleri bazalt, andezit, obsidyen ve volkanik tüftür.

Bazalt : Koyu gri ve siyah renklerde olan dış püskürük bir taştır. Mineralleri ince taneli olduğu için ancak mikroskopla görülebilir. Bazalt demir içerir. Bu nedenle ağır bir taştır.

Andezit : Eflatun, mor, pembemsi renkli dış püskürük bir taştır. Ankara taşı da denir. Dağıldığında killi topraklar oluşur.

Obsidyen (Volkan Camı) : Siyah, kahverengi, yeşil renkli ve parlak dış püskürük bir taştır. Magmanın yer yüzüne çıktığında aniden soğuması ile oluşur. Bu nedenle camsı görünüme sahiptir.

Volkanik Tüf : Volkanlardan çıkan kül ve irili ufaklı parçaların üst üste yığılarak yapışması ile oluşan taşlara volkan tüfü denir.

İç Püskürük Taşlar

Magmanın yeryüzünün derinliklerinde soğuyup, katılaşmasıyla oluşan taşlardır. Soğuma yavaş olduğundan iç püskürükler iri kristalli olurlar. İç püskürük taşların en tanınmış örnekleri granit, siyenit ve diyorittir.

Granit : İç püskürük bir taştır. Kuvars, mika ve feldspat mineralleri içerir. Taneli olması nedeniyle mineralleri kolayca görülür. Çatlağı çok olan granit kolayca dağılır, oluşan kuma arena denir.

Siyenit : Yeşilimsi, pembemsi renkli iç püskürük bir taştır. Adını Mısır’daki Syene (Asuvan) kentinden almıştır. Siyenit dağılınca kil oluşur.

Diyorit : Birbirinden gözle kolayca ayrılabilen açık ve koyu renkli minerallerden oluşan iç püskürük bir taştır. İri taneli olanları, ince tanelilere göre daha kolay dağılır.

Tortul Taşlar

Denizlerde, göllerde ve çukur yerlerde meydana gelen tortulanma ve çökelmelerle oluşan taşlardır. Tortul taşların yaşı içerdikleri fosillerle belirlenir. Tortul taşlar, tortullanmanın çeşidine göre 3 gruba ayrılır.

Kimyasal Tortul Taşlar
Organik Tortul Taşlar
Fiziksel Tortul Taşlar

Fosil: Jeolojik devirler boyunca yaşamış canlıların taşlamış kalıntılarına fosil denir.

Kimyasal Tortul Taşlar

Suda erime özelliğine sahip taşların suda eriyerek başka alanlara taşınıp tortulanması ile oluşur. Kimyasal tortul taşların en tanınmış örnekleri jips, traverten, kireç taşı (kalker), çakmaktaşı (silex)’dır.

Jips (Alçıtaşı) : Beyaz renkli, tırnakla çizilebilen kimyasal tortul bir taştır. Alçıtaşı olarak da isimlendirilir.

Traverten : Kalsiyum biokarbonatlı yer altı sularının mağara boşluklarında veya yeryüzüne çıktıkları yerlerde içlerindeki kalsiyum karbonatın çökelmesi sonucu oluşan kimyasal tortul bir taştır.

Kalker (Kireçtaşı) : Deniz ve okyanus havzalarında, erimiş halde bulunan kirecin çökelmesi ve taşlaşması sonucu oluşan taştır.

Çakmaktaşı (Silex) : Denizlerde eriyik halde bulunan silisyum dioksitin (SİO2) çökelmesi ile oluşan taştır. Kahverengi, gri, beyaz, siyah renkleri bulunur. Çok sert olması ve düzgün yüzeyler halinde kırılması nedeniyle ilkel insanlar tarafından alet yapımında kullanılmıştır.

Organik Tortul Taşlar

Bitki ya da hayvan kalıntılarının belli ortamlarda birikmesi ve zamanla taşlaşması sonucu oluşur. Organik tortul taşların en tanınmış örnekleri mercan kalkeri, tebeşir ve kömürdür.

Mercan Kalkeri : Mercan iskeletlerinden oluşan organik bir taştır. Temiz, sıcak ve derinliğin az olduğu denizlerde bulunur. Ada kenarlarında topluluk oluşturanlara atol denir. Kıyı yakınlarında olanlar ise, mercan resifleridir.

Tebeşir : Derin deniz canlıları olan tek hücreli Globugerina (Globijerina)’ların birikimi sonucu oluşur. Saf, yumuşak, kolay dağılabilen bir kalkerdir. Gözenekli olduğu için suyu kolay geçirir.

Kömür : Bitkiler öldükten sonra bakteriler etkisiyle değişime uğrar. Eğer su altında kalarak değişime uğrarsa, C (karbon) miktarı artarak kömürleşme başlar. C miktarı % 60 ise turba, C miktarı % 70 ise linyit, C miktarı % 80 – 90 ise taş kömürü, C miktarı % 94 ise antrasit adını alır.

Fiziksel (Mekanik) Tortul Taşlar

Akarsuların, rüzgarların ve buzulların, taşlardan kopardıkları parçacıkların çökelip, birikmesi ile oluşur.

Fiziksel (mekanik) tortul taşların en tanınmış örnekleri kiltaşı (şist), kumtaşı (gre) ve çakıltaşı (konglomera)’dır.

Kiltaşı (Şist) : Çapı 2 mikrondan daha küçük olan ve kil adı verilen tanelerin yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.

Kumtaşı (Gre) : Kum tanelerinin doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.

Çakıltaşı (Konglomera) : Genelde yuvarlak akarsu çakıllarının doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşur.

Başkalaşmış (Metamorfik) Taşlar :

Tortul ve püskürük taşların, yüksek sıcaklık ve basınç altında başkalaşıma uğraması sonucu oluşan taşlardır. Başkalaşmış taşların en tanınmış örnekleri mermer, gnays ve filattır.

Mermer : Kalkerin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması, yani metamorfize olması sonucu oluşur.

Gnays : Granitin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu oluşur.

Filat : Kiltaşının (şist) yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu oluşur.

Yeraltı Zenginliklerinin Oluşumu

Yerkabuğunun yapısı ve geçirmiş olduğu evrelerle yer altı zenginlikleri arasında sıkı bir ilişki vardır. Yer altı zenginliklerinin oluşumu 3 grupta toplanır:

Volkanik olaylara bağlı olanlar; Krom, kurşun, demir, nikel, pirit ve manganez gibi madenler magmada erimiş haldedir.
Organik tortulanmaya bağlı olanlar; Taş kömürü, linyit ve petrol oluşumu.
Kimyasal tortulanmaya bağlı olanlar; Kayatuzu, jips, kalker, borasit ve potas yataklarının oluşumu.

Dünya’nın Oluşumu Ve İç Yapısı

Dünya’nın Oluşumu ve İç Yapısı

Güneş Sistemi’nin Oluşumu

Güneş Sistemi’nin oluşumu ile ilgili farklı teoriler ortaya atılmıştır. En geçerli teori sayılan Kant-Laplace teorisine Nebula teorisi de denir.

Bu teoriye göre, Nebula adı verilen kızgın gaz kütlesi ekseni çevresinde sarmal bir hareketle dönerken, zamanla soğuyarak küçülmüştür. Bu dönüş etkisiyle oluşan çekim merkezinde Güneş oluşmuştur. Gazlardan hafif olanları Güneş tarafından çekilmiş, çekim etkisi dışındakiler uzay boşluğuna dağılmış ağır olanlar da Güneş’ten farklı uzaklıklarda soğuyarak gezegenleri oluşturmuşlardır.

Dünya’nın Oluşumu

Dünya, Güneş Sistemi oluştuğunda kızgın bir gaz kütlesi halindeydi. Zamanla ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle, dıştan içe doğru soğumuş, böylece iç içe geçmiş farklı sıcaklıktaki katmanlar oluşmuştur. Günümüzde iç kısımlarda yüksek sıcaklık korunmaktadır. Dünya’nın oluşumundan bugüne kadar geçen zaman ve Dünya’nın yapısı jeolojik zamanlar yardımıyla belirlenir.

Jeolojik Zamanlar

Yaklaşık 4,5 milyar yaşında olan Dünya, günümüze kadar çeşitli evrelerden geçmiştir. Jeolojik zamanlar adı verilen bu evrelerin her birinde , değişik canlı türleri ve iklim koşulları görülmüştür.

Dünya’nın yapısını inceleyen jeoloji bilimi, jeolojik zamanlar belirlenirken fosillerden ve tortul tabakaların özelliklerinden yararlanılır.

Jeolojik zamanlar günümüze en yakın zaman en üstte olacak şekilde sıralanır.

Dördüncü Zaman
Üçüncü Zaman
İkinci Zaman
Birinci Zaman
İlkel Zaman

İlkel Zaman

Günümüzden yaklaşık 600 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır.

İlkel zamanın yaklaşık 4 milyar yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.

Zamanın önemli olayları :

Sularda tek hücreli canlıların ortaya çıkışı
En eski kıta çekirdeklerinin oluşumu

İlkel zamanı karakterize eden canlılar alg ve radiolariadır.

Birinci Zaman (Paleozoik)

Günümüzden yaklaşık 225 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Birinci zamanın yaklaşık 375 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.

Zamanın önemli olayları :

Kaledonya ve Hersinya kıvrımlarının oluşumu
Özellikle karbon devrinde kömür yataklarının oluşumu
İlk kara bitkilerinin ortaya çıkışı
Balığa benzer ilk organizmaların ortaya çıkışı
Birinci zamanı karakterize eden canlılar graptolith ve trilobittir.

İkinci Zaman (Mezozoik)

Günümüzden yaklaşık 65 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. İkinci zamanın yaklaşık 160 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir. İkinci zamanı karakterize eden dinazor ve ammonitler bu zamanın sonunda yok olmuşlardır.

Zamanın önemli olayları :

Ekvatoral ve soğuk iklimlerin belirmesi
Kimmeridge ve Avustrien kıvrımlarının oluşumu
İkinci zamanı karakterize eden canlılar ammonit ve dinazordur.

Üçüncü Zaman (Neozoik)

Günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Üçüncü zamanın yaklaşık 63 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.

Zamanın önemli olayları :

§ Kıtaların bugünkü görünümünü kazanmaya başlaması

§ Linyit havzalarının oluşumu

§ Bugünkü iklim bölgelerinin ve bitki topluluklarının belirmeye başlaması

§ Alp kıvrım sisteminin gelişmesi

§ Nümmilitler ve memelilerin ortaya çıkışı

Üçüncü zamanı karakterize eden canlılar nummilit, hipparion, elephas ve mastadondur.

Dördüncü Zaman (Kuaterner)

Günümüzden 2 milyon yıl önce başladığı ve hala sürdüğü varsayılan jeolojik zamandır.

Zamanın önemli olayları :

İklimde büyük değişikliklerin ve dört buzul döneminin (Günz, Mindel, Riss, Würm) yaşanması
İnsanın ortaya çıkışı
Dördüncü zamanı karakterize eden canlılar mamut ve insandır.

Dünya’nın İç Yapısı

Dünya, kalınlık, yoğunluk ve sıcaklıkları farklı, iç içe geçmiş çeşitli katmanlardan oluşmuştur. Bu katmanların özellikleri hakkında bilgi edinilirken deprem dalgalarından yararlanılır.

Çekirdek
Manto
Taşküre (Litosfer)

Deprem Dalgaları

Deprem dalgaları farklı dalga boylarını göstermektedir. Deprem dalgaları yoğun tabakalardan geçerken dalga boyları küçülür, titreşim sayısı artar. Yoğunluğu az olan tabakalarda ise dalga boyu uzar, titreşim sayısı azalır.

Çekirdek

Yoğunluk ve ağırlık bakımından en ağır elementlerin bulunduğu bölümdür. Dünya’nın en iç bölümünü oluşturan çekirdeğin, 5120-2890 km’ler arasındaki kısmına dış çekirdek, 6371-5150 km’ler arasındaki kısmına iç çekirdek denir. İç çekirdekte bulunan demir-nikel karışımı çok yüksek basınç ve sıcaklık etkisiyle kristal haldedir. Dış çekirdekte ise bu karışım ergimiş haldedir.

Manto

Litosfer ile çekirdek arasındaki katmandır. 100-2890 km’ler arasında bulunan mantonun yoğunluğu 3,3-5,5 g/cm3 sıcaklığı 1900-3700 °C arasında değişir. Manto, yer hacminin en büyük bölümünü oluşturur. Yapısında silisyum, magnezyum , nikel ve demir bulunmaktadır. Mantonun üst kesimi yüksek sıcaklık ve basınçtan dolayı plastiki özellik gösterir. Alt kesimleri ise sıvı halde bulunur. Bu nedenle mantoda sürekli olarak alçalıcı-yükselici hareketler görülür.

Mantodaki Alçalıcı-Yükselici Hareketler

Mantonun alt ve üst kısımlarındaki yoğunluk farkı nedeniyle magma adı verilen kızgın akıcı madde yerkabuğuna doğru yükselir. Yoğunluğun arttığı bölümlerde ise magma yerin içine doğru sokulur.

Taşküre (Litosfer)

Mantonun üstünde yer alan ve yeryüzüne kadar uzanan katmandır.

Kalınlığı ortalama 100 km’dir.

Taşküre’nin ortalama 35 km’lik üst bölümüne yerkabuğu denir.

Daha çok silisyum ve alüminyum bileşimindeki taşlardan oluşması nedeniyle sial de denir.

Yerkabuğunun altındaki bölüme ise silisyum ve magnezyumdan oluştuğu için sima denir.

Sial, okyanus tabanlarında incelir yer yer kaybolur.

Örneğin Büyük Okyanus tabanının bazı bölümlerinde sial görülmez.

Yeryüzünden yerin derinliklerine inildikçe 33 m’de bir sıcaklık 1 °C artar. Buna jeoterm basamağı denir.

Kıtalar ve Okyanuslar

Yeryüzünün üst bölümü kara parçalarından ve su kütlelerinden oluşmuştur. Denizlerin ortasında çok büyük birer ada gibi duran kara kütlelerine kıta denir. Kuzey Yarım Küre’de karalar, Güney Yarım Küre’den daha geniş yer kaplar. Asya, Avrupa, Kuzey Amerika’nın tamamı ve Afrika’nın büyük bir bölümü Kuzey Yarım Küre’de yer alır. Güney Amerika’nın ve Afrika’nın büyük bir bölümü, Avustralya ve çevresindeki adalarla Antartika kıtası Güney Yarım Küre’de bulunur. Yeryüzünün yaklaşık ¾’ü sularla kaplıdır. Kıtaların birbirinden ayıran büyük su kütlelerine okyanus denir.

Kara ve Denizlerin Farklı Dağılışının Sonuçları

Karaların Kuzey Yarım Küre’de daha fazla yer kaplaması nedeniyle, Kuzey Yarım Küre’de;

Yıllık sıcaklık ortalaması daha yüksektir.
Sıcaklık farkları daha belirgindir.
Eş sıcaklık eğrileri enlemlerden daha fazla sapma gösterir.
Kıtalar arası ulaşım daha kolaydır.
Nüfus daha kalabalıktır.
Kültürlerin gelişmesi ve yayılması daha kolaydır.
Ekonomi daha hızlı ve daha çok gelişmiştir.

Hipsografik Eğri

Yeryüzünün yükseklik ve derinlik basamaklarını gösteren eğridir.

Kıta Platformu: Derin deniz platformundan sonra yüksek dağlar ile kıyı ovaları arasındaki en geniş bölümdür.

Karaların Ortalama Yüksekliği: Karaların ortalama yüksekliği 1000 m dir. Dünya’nın en yüksek yeri deniz seviyesinden 8840 m yükseklikteki Everest Tepesi’dir.

Kıta Sahanlığı: Deniz seviyesinin altında, kıyı çizgisinden -200 m derine kadar inen bölüme kıta sahanlığı (şelf) denir. Şelf kıtaların su altında kalmış bölümleri sayılır.

Kıta Yamacı: Şelf ile derin deniz platformunu birbirine bağlayan bölümdür.

Denizlerin Ortalama Derinliği: Denizlerin ortalama derinliği 4000 m dir. Dünya’nın en derin yeri olan Mariana Çukuru denzi seviyesinden 11.035 m derinliktedir.

Derin Deniz Platformu: Kıta yamaçları ile çevrelenmiş, ortalama derinliği 6000 m olan yeryüzünün en geniş bölümüdür.

Derin Deniz Çukurları: Sima üzerinde hareket eden kıtaların, birbirine çarptıkları yerlerde bulunur. Yeryüzünün en dar bölümüdür.

Dünya’nın En Gizemli 10 Yapısı

1) Kıyamet Sonrası Rehbertaşları

Dünya şimdiye kadar bir çok görkemli ve gizemli yapı gördü ancak böylesi bir yapıdan eminim çoğumuzun haberi dahi olmadı. Göğe doğru yükselen bu devasa taş tabletler ne antik bir anıt ne de dini bir değeri var. Georgia Guidestones adıyla bilinen bu yapı kıyamet sonrasına iletilmek üzere mesajlarla doldurulmuş bir anıt. Amerika’nın Georgia Eyaleti’ne bağlı Elbert County’de bir tepeye dikilen her biri 6 metre boyunda cve toplam ağırlıkları 110 ton olan bu 6 granit blok üzerinde kıyamet sonrası hayatta kalan insanlara yol gösterecek bilgilerle dolu. Dünyanın en eski dilleri olan Sanskritçe, Çince, Antik Yunanca, Arapça hatta Svahili dilinde bile yazılar barındıran bu anıt aynı zamanda bir güneş takvimi. Altında doğru zamanda ortaya çıkacak bir zaman kapsülü olduğu iddia ediliyor. Yapıldığı tarih ise 22 Mart 1980! Kimin yaptırdığı ise hâlâ tam olarak bilinmiyor. Sadece taşların Robert C. Christian takma adlı biri tarafından sipariş edildiği ve belediyeden bu isim üzerine yapım izni çıkartıldığı biliniyor. Anıtın gerçek dikilme nedeninin bilinmemesi hakkında birçok spekülasyonu da beraberinde getirmiş. Kimileri sadece turist çekmek için yapıldığını kimileri ise Amerika’da son yıllarda Scientology gibi türeyen öğretilerin bir ürünü olduğunu düşünüyor. Bu yüzden bikaç anıtlar birkaç kez saldırıya maruz kalmış ve üzerlerine sprey boyalarla yazılar yazılmış.

2-) Göbekli Tepe

Dünya’nın en gizemli yapılarından biri olan Göbekli Tepe, dünyanın en eski şehirlerinden biri olan Urfa’nın ortasında bir tarih deryası gibi durmakta. Bu akeramik Neolitik yerleşim, Urfa’nın 15 km kuzeydoğusunda, Harran Ovası’nın kuzey kenarında bulunan Germiş Dağları’ndadır. M.Ö 11.000 yıllık olan bu yapı ile ilgili pek çok iddia mevcut. Adem ile Havva’nın yasak elmayı yiyerek cennetten kovulduktan sonra burada yaşadığını söylenenler arasında. Yıllardır burada kazılar yapmakta olan Alman arkeolog Doç. Dr. Klaus Schmidt ise dünyanın en eski ve en büyük tapınma alanını bulduklarını buradan tarihin yeniden yazılmasına neden olacak veriler çıkabileceğine dikkat çekiyor. Neolitik Çağ’dan kalma, tapınma amaçlı törensel alanda üzerinde yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu bir çok dikilitaş bulunan tapınakta bilinen en eski Tanrı motifi olan bir heykel de çıkarılmış.

3-) Stonhenge

Dünyanın en bilinen ve en eski anıtlarından olan Stonehenge kalıntıları İngiltere’nin Wiltshire kasabasının Salisbury Düzlüğü denilen bölgesinde bulunmaktadır. Anıtın yapımında kullanılan taşlar keski ile yontularak özellikle düzleştirilmiş 30 adet bloktan oluşmaktadır. Bugün 17 hala ayakta durmakta… İşin en garip tarafı ise kullanılan taşların kilometrelerce ötede başka bir yerleşim yerinden taşınmış olması. Böylesine ağır bir işin Neololitik Çağ’da nasıl bir teknoloji kullanılarak yapmışlar hala tam olarak açıklanabilmiş değil. Fakat neden burayı seçtikleri biliniyor. Çünkü anıtın yapıldığı yer İrlanda’da bulunan Newgrange anıtıyla tam ters olarak konumlandırılmış. Newrange (21 Aralık) gündoğumuna, Stonehenge ise (21 Haziran) gündoğumuna doğru konumlandırılmış. Daha önceleri, güneş-uzay gözlemevi, güneş saati veya ufo iniş yeri olabileceği idda edilen Stonehenge, hakkında kesin olan birşey daha var o da buranın M.Ö. 3000 yılında İngiltere’nin en büyük mezarlığı olduğu gerçeği.

4-) Rapa Nui Heykelleri

Adını Şili’ye bağlı bulunan Paskalya Adası’nda yaşayan yerlilerden alan bu heykeller, yüzyıllardır bi gelenk halinde yapımına devam eden devasa şaheserler olarak görülmektedir. Hanga Roa köyünde yaşayan insanların yerel dillerinde heykelin cinsiyetine göre erkekse “moai kavakava” kadın ise “moai pæpæ” adını verdikleri bu heykeller tek parça taştan oyularak yapılmakta. En büyüğü 20 metre olan heykellerin dini anlamı tam olarak bilinmiyor ancak hasat törenlerinde kullanıldıkları için atalarını temsil ettikleri tahmin edilmektedir.

5-) İskenderiye Su Altı Kalıntıları

Gizem denince akla ilk gelen ülkelerden biri olan Mısır, bu sefer piramitleri ile değil su altına gömülmüş bir şehri ile konuşuluyor. 1.600 yıllık olduğu tahmin edilen bu şehir kalıntılarının ünlü kraliçe Kleopatra’nın babası XII. Ptolemy tarafından yaptırıldığı iddia ediliyor. Kleopatra’nın sarayı olarak kabul edilen bu alanın sayısız deprem sonucunda denizin dibine indiği düşünülmekte. Bu durum hemen akıllara kayıp şehir Atlantis efsanesini getirmiyor değil.

6-) Machu Picchu

Güney Amerika’nın dünyaya hediye ettiği en gizemli güzellik olan Machu Picchu şehri And Dağları ‘nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, Urubamba Vadisi üzerinde kurulmuş olup. Peru’nun Cusco şehrine 88 km mesafededir. Şehir Yale Üniversitesi’nden Hiram Bingham ve ekibi tarafından 24 Temmuz 1911’de bulunmuş olup 1500’lerde bölgeyi istila eden İspanyollardan kaçmak isteyen bölge halkı tarafından inşa edilmiştir. Şehirde bulunan 700 iskeletin asil ve din adamına ait olduğunu belirlenmiş olması buranın bir kaçış yeri olduğu savını destekler niteliktedir. İçinde barındırdığı sayısız anıtın gizemleri hala çözülebilmiştir değil. Ortada gördüğünüz bir güneş saati, en sağdaki ise bir güneş tapınağı. Mükemmel şekilde korunmuş bu İnka şehri 7 Temmuz 2007 tarihinde,Dünyanın Yeni Yedi Harikası’ndan biri olarak seçilmiştir.

7-) Göl Dibinde Bir Stonhende

2007 yılında Amerika’nınköklü üniversitelerinden biri olanNorthwestern Michigan University’de çalışan sualtı arkeolojisi profesörü Mark Holley tarafından Michigan Gölü’nün gibinde keşfedilen bu anıt bilim dünyası için gerçekten heyecan verici özellikler taşıyor. Üzerinde mamut ve fil benzeri oymalar bulunan taş bloktan şaşırtıcı bir şekilde Stonehenge gibi dizilmiş durumdalar. Çekilen sonar fotoğraflardan anlaşıldığı kadarıyla bu yapı yakşalık 12 metre boyunda ve 10 bin yıllık. İçinde buzul çağı öncesine ait mamut kemikleri bulunmuş durumda.

Büyük Zimbabve Harabeleri

Sıra geldi bir Afrika ülkesine adını veren yapıya. Bu görmüş olduğunuz kale benzeri yapı Afrika’nın fakir ülkelerinden biri olan Zimbabwe’nin adını aldığı antik bir korunma alanı. Ülkenin daha önceki adı olan Rodezya ülkenin asıl sahipleri olan siyah ırk, iç savaşı kazandıktan sonra Zimbabwe olarak değiştirilmiş. Zimbabwe kelimesi, “ziimba remabwe” kelimelerinin birleştirilmiş hali anlamı ise “büyük taş/kayalardan yapılmış kocaman ev” demektir. Neden bu adı verdikleri aslında yapının boyutlarında gizli. Afrika’nın en büyük eski kalıntıları olan bu muhkem bölge 11. yüzyılda yapılmış, 1.800 dönümlük bu arazi içinde tam 18.000 kişinin yaşadığı tahmin ediliyor.

9-) Okinawa Sul Altı Kalesi

Japonya’nın güneyinde bulunan takımadalardan biri olan Okinawa gerek kültürü gerekse doğal güzellikleri ile keşfedilmemiş bir cennet gibi. Bu cennetin en eski kalıntılarına Yonaguni sahilinde bulunan su altı kalesi de eklenmiş gibi görünüyor. 1995 yılında keşfedilen 8.000 yıllık bu kalenin devasa merdivenlerinin ve surlarının insan gücü ile nasıl yapıldığı hala anlaşılabilmiş değil. Japonya’nın Ryukyus Üniversitesi’nden profesör Masaaki Kimura buradan çıkan Mısır hiyeroglifleri ile şaşkına döndüğünü ve sanırım Kayıp Kıta Mu efsanesinin kaynağını bulduklarını açıklamış.

10-) Baalbek Tapınağı

Aslında bu yapıyı gizemli yapan fazla birşey yok gibi görünüyor. Dünyanın en büyük Roma tapınağı olan bu yapı 54 sütundan oluşan devasa bir görsellik sunuyor. Bizans İmparatoru Theodosiustarafından yok edilmek istenmiş fakat başarılı olunamamış. İşin garip tarafı ise Roma İmparatorluğuna ait en büyük tapınak olan bu yapı ne Yunanistan’da ne de İtalya’da. Gördüğünüz bu tapınak Lübnan’ın Bekaa Vadisi’nde kalan ve Selahaddin Eyyubi’nin doğduğu kent olan Baalbek’te bulunuyor. Bu büyüklükte bir tapınağın buraya neden yapıldığı Theodosius’un burayı neden yok etmek istediği ise hala bir sır.

Etiketler:dünyanın iç yapısı dünyanın iç katmanları dünyanın iç yapısında ne bulunur dünyanın iç yapısında bulunanlar dünyanın kalınlığı dunyanin iç yapisinda ne bulunur dünya iç katmanları dünyanin iç yapisi dünyanın iç yapısı hakkında bilgi dünyanın iç katmanları ile ilgili bilgiler dünyanın iç yapısı ve özellikleri dünyamizin katmanlari ile ilgili araştirma yapiniz dünyanı iç katmanları dunyanın ıc yapısı dünya çekirdek yapısı dünyanın iç katmanları kısa yeryüzünün iç yapısı dunyanin ic yapisi dünyanin i Dünyanin iç yapısı
Dünyanın Yedi Harikası: Dünyanın Yedi Harikası, tamamı insanoğlu tarafından inşa edilmiş, olağanüstü antik yapı ve yapıtlardır.
Dünyanın Uzak Ucu: Dünyanın Uzak Ucu (orijinal adı: The Far Side of the World) 2003 yılında çekilmiş Peter Weir'in yönettiği Russell Crowe'un Jack Aubrey rolünde, Paul Bettany'nin de Stephen Maturin rolünde oynadığı bir filmdir.
Dünyanın Yeni Yedi Harikası: Dünyanın Yeni Yedi Harikası, İsviçre'de bir organizasyon tarafından cep telefonu ve internet aracılığıyla yapılan bir oylama sonucunda, Dünyanın Yedi Harikası'na alternatif olarak seçilmiş ve 7 Temmuz 2007 tarihinde açıklanmıştır.
Dünyanın Durduğu Gün (film, 2008): The Day the Earth Stood Still (Dünyanın Durduğu Gün), Scott Derrickson'ın yönettiği ve başrollerinde Keanu Reeves ve Jennifer Connelly'nin oynadığı 2008 yapımı bilim kurgu filmidir.
Dünyanın en yüksek yapıları: Dünyanın en yüksek yapıları belirlenirken genellikle doğrudan tanım yapmak mümkünse de, dünyanın en yüksek binasını ya da kulesini belirlemek o kadar kolay olmamaktadır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir