Düzenli Beslenmek

Sponsorlu Bağlantılar
doktor egzotik elde gibi iyi lt omega 3 protein sahi sebzeler tansiyon yeni bir Düzenli Beslenmek Düzenli Beslenmenin Yolları düzenli beslenme düzenli beslenmek düzenli beslen..

Düzenli Beslenme

Besinler 4 temel besin grubundan seçilmelidir.

Süt grubu (Süt, peynir, yoğurt)

Et grubu (et, tavuk, balık, kuru baklagiller)

Sebze-meyve grubu

Tahıl grubu (Ekmek, makarna, pirinç)

Düzenli beslenme için bu besin gruplarından orantılı olarak alınmalı, bir gruptan az, diğerinden fazla besin alıp metabolizmanın çalışma düzeni bozulmamalıdır. Tek gruba yönelik beslenme; kabızlık, ishal, midede şişkinlik, kan şekeri ve tansiyon düşmesi, başdönmesi, göz kararması gibi rahatsızlıklara sebep olacak ve devamında da doktor müdahalesini gerektirecek çok daha ciddi sorunlara yol açacaktır.

Kişilerin kalori gereksinimlerine göre hazırlanması gereken beslenme programları;

%60 karbonhidrat

%20 protein

%20 yağ

içermelidir ve günde en az 2 lt su tüketilmelidir.

Günlük alınması gereken besinler 5 öğünde alınmalıdır. Öğün atlamak ve/veya bir öğünde gerekenden daha fazla kalori almak yağ depolanması riskini arttıracaktır.

Dengeli Ve Düzenli Beslenme Önerileri

Akıllı beslenme; hassas, dengeli, taze ve besleyici gıda açısından zengin bir beslenmeye sahip olmaktır. Ve ‘çeşitlilik yaşamın tadıdır’ dedikleri gibi birçok farklı gıdadan yemeye çalışarak bizler de vücudumuzu birçok farklı besin ile donatmış oluruz. Hepimizin bildiği gibi taze meyve ve sebzeler, sağlıklı ve akıllı beslenmede temel rol oynamalıdır ve bu da tam tahıllar, soya proteini ve yağsız et gibi sağlıklı protein kaynakları, tohumlarda ve yağlı balıklarda bulunan Omega-3 gibi ‘iyi huylu yağlar’dan oluşan dengeli bir beslenme rejimiyle elde edilebilir.
Ancak akşam yemeğimizde yeni bir sebzeyi denemeye çalışmak veya alışılmadık veya egzotik bir meyve ile öğün arasını atıştırarak geçirmek bilinçli bir davranış sayılmayabilir. Taze meyve ve sebzeler R E N G A R E N K T İ R . B u nedenle gökkuşağını andırır çeşitlikte renklerden oluşan bir beslenme rejimine sahip olmayı hedefleyerek vücudumuza muhteşem besinler katabiliriz.
Şimdi, renkli ve çiğ gıdaların bazı olumlu yönlerine bakalım:
• Ne bir koruyucu madde ne de suni bir renklendirici vardır.
• Çoğunda yağ ve kalori oranı düşük olduğundan sağlıklı ve akıllı beslenmeyi desteklemede mükemmel seçeneklerdir.
• Antioksidanların da aralarında bulunduğu ve vücuda hasar veren serbest radikallerle savaşmaya yardımcı olan bol miktarda vitaminin yanı sıra akıllı beslenme açısından hepsi önemli olan mineraller, lif, su içerirler.
• Yüksek miktarda su içeriği – vücudun nemlenmesi için mükemmel bir kaynaktır.
• Canlı renkler, bu gıdaları görsel açıdan çekici ve donuk renkli gıdalardan daha baştan çıkartıcı kılar.
• Sıkı dokuları sayesinde daha çok çiğnenmeleri gerektiğinden bu gıdaları daha yavaş yeriz ve
ardından da kendimizi daha tok hissederiz.
• Hızla ve kolayca sindirime girer ve vücut tarafından daha kolayca emilirler ve böylece sindirim
sistemine daha az iş düşer.
• İşlenmiş gıdalardan daha güvenilirdirler; suni kimyasallardan daha az miktarda içerdiklerinden
daha doğaldırlar.
Şimdiyse pişirilmiş gıdaların tüketimiyle karşılaştıralım:
• Isı, renkli gıdaların hayati öneme sahip besin maddelerini imha ettiği gibi aşırı pişirme, bu doğal gıdaların güzelliğini de mahveder.
• Pişmiş sebzelerdeki lifin etkinliği de azaldığından doğal ‘temizlik’ etkisi en aza indirgenmiş olunur.
Sebzeleri hafif buharda pişirmek suretiyle gevrekliğinin yanı sıra besleyici maddelerini de korumuş oluruz.
• Isı ayrıca taze gıdalardaki enzimlerin de yok olmasına neden olur; bu enzimler, vücut tarafından gıdaları parçalamak amacıyla kullanılırlar, bu nedenle de sindirim süreci açısından gereklidirler. Bu yüzden vücudun sindirim sürecini desteklemek için kendi değerli enzim kaynaklarına başvurması gerekir.
• Doğa, rengarenk taze gıdalarının ısıyla mahvedilmesini planlamamıştır – pişirildikten sonra bu gıdaların renklerinin nasıl donuklaştığına bir bakın…
Tüm bunları okuduktan sonra pişirerek yediğimiz sebzelerin değerlerinin nasıl da azaldığını görmüş oluyoruz.

Dengeli Ve Düzenli Beslenmek İçin Neler Yapmalıyız

Dengeli ve Düzenli Beslenmek İçin Neler Yapmalıyız
DÜZENLİ, YETERLİ VE DENGELİ BESLENME SAĞLIĞIN TEMELDİR

Beslenme açlık duygusunu bastırmak, karın doyurmak ya da canının çektiği şeyleri yemek içmek değildir.
Beslenme; sağlığı korumak, geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin öğelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda almak için bilinçli yapılması gereken bir davranıştır.
Besin öğeleri vücudun gereksinmesi düzeyinde alınamadığında YETERSİZ BESLENME oluşur.

İnsanın yaşamı için 50’ ye yakın besin öğesine gereksinimi vardır. İnsanın, sağlıklı büyüme ve gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için bu öğelerin her birinden günlük ne kadar alınması gerektiği belirlenmiştir.
Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında, gereğinden az ya da çok alındığında, büyüme ve gelişme engellenir, sağlık bozulur.
Gereğinden fazla besin tüketilirse, çok alınan bazı öğeler vücutta yağ olarak depolandığından sağlık için zararlı olur. Bu duruma Dengesiz Beslenme denir.
Dengesiz beslenmenin önlenmesinde beslenme eğitimi ile sağlıklı beslenme bilincinin kazandırılması büyük bir önem taşır.

Yeterli ve Dengeli Beslenen Kişiler
• Sağlam ve sağlıklı bir görünüştedir.
• Hareketli ve esnek bir bedene,
• Muntazam bir cilde, canlı ve parlak saçlara ve gözlere,
• Kuvvetli, gelişimi normal kaslara,
• Çalışmaya istekli kişiliğe,
• Boy uzunluğuna uygun vücut ağırlığına,
• Normal zihinsel gelişme,
• Sık sık hasta olmayan bir yapıya sahiptir.
Yetersiz ve Dengesiz Beslenenler ise;
• Hareketleri ağır ve isteksiz
• Sağlıksız genel görünüşte (aşırı zayıf veya şişman)
• Pürüzlü, kuru, sağlıksız cilt yapısına,
• Şişman veya zayıf vücut yapısına,
• Sıksık baş ağrısından şikayet eden
• İştahsız, yorgun, isteksiz bir yapıya sahiptir.

Yeterli ve dengeli beslenme için aşağıdaki 4 temel besin grubunda yer alan besinlerden önerilen miktarda tüketilmelidir.

SÜT GRUBU
Başta yetişkin kadınlar, çocuklar ve gençler olmak üzere tüm yaş gruplarının bu grubu her gün tüketmesi gerekir.
Bu grupta yer alan besinler:
Süt ve yerine geçen besinler; yoğurt, peynir ve süttozu gibi sütten yapılan besinler
İçerdiği Önemli Besinler :
Protein, kalsiyum, fosfor, B2 vitamini (riboflavin) ve vitamin B12 olmak üzere birçok besin öğesinin önemli kaynağıdır.
Başlıca Görevleri:
Kalsiyumdan zengin olan bu grup kemiklerin ve dişlerin sağlıklı gelişiminde ve hücre çalışmasında önemli rol oynar.
Her gün yetişkin bireylerin 2 porsiyon, çocukların, adölesan dönemi gençlerin, gebe ve emzikli kadınlarla menopoz sonrası kadınların 3-4 porsiyon süt ve yerine geçen besinleri tüketmeleri gerekir.

SÜT GRUBU İÇİN ÖNERİLER
Her gün yetişkin bireylerin 2 porsiyon, çocukların, adölesan dönemi gençlerin, gebe ve emzikli kadınlarla menopoz sonrası kadınların 3-4 porsiyon süt ve yerine geçen besinleri tüketmeleri gerekir. Bir orta boy su bardağı (200 cc) süt veya yoğurt ile iki kibrit kutusu büyüklüğünde peynir bir porsiyondur.
Yağsız veya yağı azaltılmış süt, yoğurt ve tuzu az peyniri tercih edin.
Çiğ süt ve pastörize edilmemiş sütlerden yapılan peynir ve benzeri besinler insanlarda brusella hastalığına neden olur. Bu nedenle sokakta satılan kaynağı bilinmeyen sütleri tüketmeyin.
Pastörize edilmiş veya UHT (uzu ömürlü süt) sütleri tercih edin. Kaynağını bilmediğiniz ve tanımadığınız kişilerin sattığı sokak sütlerini satın almayın.
Sütün az kaynatılması sütte bulunan mikropların tamamını öldürmez. Sütün çok kaynatılması ise vitamin kaybına neden olur. Sütü kaynama noktasına geldikten sonra en az 5 dk. kaynatmak hijyenik yönden yararlı olabilir
Yoğurdun suyunun süzülmesi veya bekletme esnasında oluşan suyunun atılması vitamin B2 (riboflavin) kaybına neden olur. Riboflavin vücutta önemli işlevleri olan bir vitamindir. Bu nedenle yoğurdun yeşilimsi suyu atılmamalı, değerlendirilmelidir. Ekmek mayalandırma, bisküvi ve pasta ile çorba yapımında kullanılmalıdır.
Satın alınan plastik yoğurt kapları, daha sonra yiyecek saklama amacı ile kullanılmamalıdır.
Sütlü tatlı pişirildikten sonra ocaktan alınırken şekeri eklenmelidir. Pişirilme sırasında eklenen şeker ile sütün proteini birleşince protein kaybı oluşur.
Tarhana yoğurt, un veya yarmadan yapılan geleneksel bir besinimizdir. Beslenmemizde önemli yeri vardır. Ancak kurutulma işlemi hava akımı olan ve gölge bir yerde, üstü ince temiz bir bezle örtülerek yapılmalı, güneş altında kurutulmamalıdır. Aksi halde önemli vitamin kayıpları oluşur.
İshal tedavisinde yoğurt yenmesi ve tuzlu ayran içilmesi yaşam kurtarır.

EKMEK ve TAHIL GRUBU
Bu grupta yer alan besinler
Buğday, pirinç, mısır, çavdar ve yulaf gibi tahıl taneleri ve bunlardan yapılan un, bulgur, yarma, gevrek ve benzeri ürünler bu grup içinde yer alır.

İçerdiği Önemli Besinler ve Başlıca Görevleri:
Tahıl ve tahıl ürünleri vitaminler, mineraller, karbonhidratlar (nişasta, lif) ve diğer besin öğelerini içermeleri nedeniyle sağlık açısından önemli besinlerdir. Tahıllar, protein de içerir. Bu proteinin kalitesi düşük olmakla birlikte kurubaklagiller ya da et, süt, yumurta gibi besinlerle bir arada tüketildiklerinde protein kalitesi arttırılabilir. Tahıllar, ayrıca bir miktar yağ da içerirler. Tahıl tanelerinin yağı vitamin E’ den zengindir. Tahıllarda A vitamini aktivitesi gösteren öğelerle, C vitamini hemen hemen yoktur. Tahıllar B12 dışındaki B grubu vitaminlerinden zengin, özellikle B1 vitaminin (tiamin) en iyi kaynağıdır. Bu vitaminler tahıl tanelerinin çoğunlukla kabuk ve özünde bulunur.Mineraller ve vitaminler bakımından zengindirler. Folik asit, A vitaminin ön öğesi olan beta-karoten, E, C, B2 vitamini, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum, posa ve diğer antioksidan özelliğe sahip bileşiklerden zengindirler.

EKMEK ve TAHIL GRUBU İÇİN ÖNERİLER
Tam tahıl ürünlerini tüketin.
Tüketilecek miktar bireyin ağırlık ve bedensel çalışma durumuna göre değişir. Az hareketli, şişman bireylere günde 3 ince dilim ekmek (75 g) yeterli iken zayıf bireyler, ağır işte çalışanlar bunun 3-5 katını yiyebilirler.
Tam tahıl ürünleri günde 6 porsiyon (6 dilim ekmek veya 3 dilim ekmek, 1 kepçe unlu çorba, 4 yemek kaşığı pilav gibi) tüketilebilir. Ağır işte çalışan ve enerji gereksinimi fazla olanlar bu gruptan daha fazla tüketebilirler.
Protein ve vitamin içeriğini arttırmak için diğer besinlerle (kuru baklagiller, süt ve ürünleri) birlikte tüketin

ET-YUMURTA-KURUBAKLAGİL GRUBU
Bu grupta yer alan besinler:
Et, tavuk, balık, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler bulunur. Ceviz, fındık, fıstık gibi yağlı tohumlar da bu grupta yer alır.
İçerdiği Önemli Besinler :
Protein, demir, çinko, fosfor, magnezyum, B6, B12, B1 ve A vitamini, posa (kurubaklagiller) içerir.
Başlıca Görevleri:
• Hücre yenilenmesi, doku onarımı ve görme işlevinde görev alan besin öğelerini sağlarlar.
• Kan yapımında görevli en önemli besin öğeleri bu grup tarafından sağlanır.
• Sinir, sindirim sistemi ve deri sağlığında görev alan besin öğeleri en çok bu grupta bulunur.
• Hastalıklara karşı direnç kazanılmasında rolü olan en önemli besin grubudur.
Etleri pişirirken haşlama, ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmadan kaçınılmalıdır. Et konan yemeğe yağ eklenmemelidir.
Kurubaklagiller bileşimindeki minerallerin yararlılığı açısından C vitamininden zengin besinlerle birlikte tüketilmelidir.

ET-YUMURTA- KURUBAKLAGİL GRUBU İÇİN ÖNERİLER
ETLER
• Etler iyi kalite protein kaynağıdır. Özellikle protein gereksiniminin arttığı, hızlı büyümenin olduğu bebeklik, çocukluk dönemlerinde diyette mutlaka yer alması gerekir.
• Etin kendisi protein içerdiği için suyundan ziyade kendisi yenilmelidir.
• Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için koroner arter hastalığı, diyabet, hipertansiyon gibi hastalığı olanlar diyetisyen kontrolünde yağsız kırmızı et ve derisiz beyaz eti (tavuk, hindi) ve balık etini tercih etmelidirler.
• Omega–3 (n-3) içeriği yüksek olduğu için sağlıklı beslenme için haftada 2 kez balık yenilmelidir.
• Salam, sosis gibi et ürünlerini tüketirken yanında mutlaka C, E vitamininden zengin bir besine yer verilmelidir. Bu besinlerin yağ oranı yüksek olduğundan sınırlı tüketilmelidir.
• Veteriner kontrolünden geçmiş etler tüketilmelidir. Kaçak kesilmiş etler hastalık etkenlerini taşıyabilir, iyice pişirildikten sonra tüketilmelidir.
• Pişirmede haşlama, ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmadan kaçınılmalıdır. Et konan yemeğe yağ eklememelidir.
• Etler ızgara edilirken etle ateş arasındaki uzaklık eti yakmayacak, kömürleşme sağlamayacak şekilde ayarlanmalıdır, aksi halde kanser yapıcı maddeler oluşur. Aynı nedenle etler çok yüksek sıcaklıkta, uzun süre pişirilmemelidir.
• Güvenilir yerlerden satın alınmalı; hemen tüketilmeyecekse soğukta veya dondurucuda saklanmalıdır.

YUMURTA
• Protein kalitesi yüksek olduğu için bebek ve çocuklar tarafından her gün bir adet tüketilmesi yararlıdır.
• Diyette protein miktarının kısıtlandığı böbrek ve karaciğer yetmezliği gibi hastalıklarda yumurta örnek protein içeriği nedeni ile önemli bir protein kaynağıdır.
• Yumurtaya kabuklarından kolaylıkla mikroorganizmalar geçtiği için özellikle akının iyi pişirilerek tüketilmesi gerekir.
• Pişmemiş (çiğ) yumurta tüketilmemelidir.
• Kalp-damar hastaları haftada 1-2 kez yumurta yiyebilirler.
• Et yemeyenler et seçeneği olarak yumurta yiyebilirler. Bir adet yumurta, besin değeri açısından yumurta büyüklüğündeki ete eşittir.
• Yumurta sebzelerle ve tahıllarla birlikte yenirse, kan kolesterolüne olumsuz etkisi olmaz.
• Yumurtanın içindeki lesitin beyin işlevlerinin düzenli olmasında yardımcı olur.
• Satın alırken üzeri temiz, çatlağı ve kırığı olmayan yumurtalarseçilmeli, buzdolabında yıkanmadan saklanmalıdır.
• Yumurta bayatsa ve uzun süre pişirilirse sarısının etrafında yeşil renkte demirsülfür halkası oluşur. Bu nedenle taze yumurta tüketilmeli ve haşlama süresi katı yumurta için su kaynamaya başladıktan sonra 8 dakika ile sınırlandırılmalıdır

KURUBAKLAGİLLER
• Posa içeriklerinin yüksek olması ve yağ içeriklerinin düşük olması nedeniyle özellikle kalp-damar ve diyabet hastalarının diyetinde sıklıkla yer almalıdır.
• Protein kalitesini arttırmak için tahıllarla birlikte tüketilmelidir.
• Islatma ve iyi pişirme ile gaz yapıcı etkileri en aza indirilebilir. Kesinlikle pişirme suları dökülmemelidir.
• Bileşimindeki minerallerin yararlılığı açısından C vitamininden zengin besinlerle birlikte tüketilmelidir.

YAĞLI TOHUMLAR
• B grubu vitaminleri, mineraller, yağ ve proteinden zengindirler. Enerji değeri yüksek olan bu besinlere özellikle çocukların ve ağır işte çalışanların diyetinde yer verilmesi yararlıdır.
• Evde saklarken kabuklu ve kabukları ayrılmış olanlar bir arada tutulmamalı, nemsiz ve serin ortamda saklanmalıdır.

SEBZE ve MEYVE GRUBU
Bu grupta yer alan besinler
Bitkilerin her türlü yenebilen kısmı sebze ve meyve grubu altında toplanır.
İçerdiği Önemli Besinler :
Mineraller ve vitaminler bakımından zengindirler. Folik asit, A vitaminin ön öğesi olan beta-karoten, E, C, B2 vitamini, kalsiyum, potasyum, demir, magnezyum, posa ve diğer antioksidan özelliğe sahip bileşiklerden zengindirler.

Başlıca Görevleri:
Büyüme ve gelişmeye yardım ederler.
• Hücre yenilenmesini ve doku onarımını sağlarlar.
• Deri ve göz sağlığı için temel ögeler içerirler.
• Diş ve diş eti sağlığını korurlar.
• Kan yapımında görev alan ögelerden zengindirler.
• Hastalıklara karşı direncin oluşumunda etkindirler.
• Doygunluk hissi sağlarlar.
• Dengesiz beslenmeye bağlı şişmanlık ve kronik hastalıkların (kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, bazı kanser türleri) oluşma riskini azaltırlar.
• Barsakların düzenli çalışmasına yardımcı olurlar.
Çeşitli renk ve türlerde sebze tüketin. Farklı sebzeler, farklı besin ögeleri içerdikleri için gün içerisinde tüketilen sebzelerin çeşitlendirilmesi gerekir. Bir gün içerisinde, koyu sarı sebzeler (havuç, patates), koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, marul, kıvırcık, pazı, semizotu, brokoli vb), nişastalı sebzeler (patates, bezelye) ve diğer sebzeler (domates, soğan, taze fasulye) dengeli bir şekilde tüketilmelidir.

SEBZE VE MEYVE GRUBU İÇİN ÖNERİLER
Çeşitli renk ve türlerde sebze tüketin. Farklı sebzeler, farklı besin ögeleri içerdikleri için gün içerisinde tüketilen sebzelerin çeşitlendirilmesi gerekir. Bir gün içerisinde, koyu sarı sebzeler (havuç, patates), koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, marul, kıvırcık, pazı, semizotu, brokoli vb), nişastalı sebzeler (patates, bezelye) ve diğer sebzeler (domates, soğan, taze fasulye) dengeli bir şekilde tüketilmelidir.
Meyveler de, içerdikleri besin öğeleri ve miktarı bakımından farklıdır. Bu nedenle tüketimlerinde çeşitlilik sağlanmalıdır. Genellikle, turunçgil grubu ve çilekler vitamin C, kiraz, kara üzüm, kara dut diğer antioksidanlardan zengin iken; muz, elma gibi meyveler potasyumdan zengindirler.
Tüm sebze ve meyveler besin değeri içeriği ve ekonomik olması açısından mevsiminde, bol ve ucuz bulunduğu dönemlerde tüketilmelidir.

PİŞİRME İLKLERİ
• Sebze ve meyveleri çiğ tüketmeyi tercih edin. Yenilebilen kabuklarını soymayın. Eğer soymanız gerekiyorsa mümkün olduğunca ince soyun. Birçok vitamin ve mineral, sebze ve meyvelerin özellikle dış yapraklarında, kabuğunda veya kabuğun hemen altındaki kısımlarında bulunurlar, iç kısımlarda yoğunlukları daha azdır.
• Taze sebzeler önce ayıklanmalı, akan bol su altında iyice yıkanmalı sonra doğranmalı ve yeteri kadar su ile pişirilmelidir.
• Sebzeleri yıkarken suda uzun süre bekletmemek gerekir. Bekletme sırasında bazı vitaminler suda çözünürler, besin değeri azalabilir.
• Sebzeleri pişirmeden hemen önce ve büyük parçalar halinde kesmek gerekir. Yüzeyle az temas vitamin kaybını azaltır.
• Sebzeler doğranmadan önce içinde pişirileceği sıcak karışım hazırlanmalıdır. Bunun için öncelikle yağ, soğan, salça karışımı ve gerekiyorsa su konur. Kaynayana kadar geçen sürede sebzeler doğranılarak sıcak karışıma eklenir ve pişirilir.
• Yeşil yapraklı sebzelerin su oranı çok yüksektir. Bu nedenle suyu koruyabilen derecelerde hiç su koymadan veya susuz pişirilebilir. Sebze yemeğine ne kadar su konursa vitamin kaybı o kadar fazla olur.
• Sebzeleri mümkün olduğunca kısa sürede ve diriliği korunacak şekilde pişirmek gerekir. B vitaminleri ve C vitamini gibi bazı vitaminler ısı ile kolayca kayba uğrar.
• Sebze ve meyveleri pişirirken tencerenin kapağı kapalı tutulmalıdır. Böylece buhar kaybolmayacak ve pişme süresi kısalacaktır.
• Sebzelerin haşlama suyu kesinlikle dökülmemelidir. Dökülürse suda eriyen vitaminlerin büyük bir kısmı (vitamin C, B2, folik asit vb) suya geçtiği için, besin değeri kaybı çok fazla olacaktır.
• Sebzelerin pişme suyu çorbalara, yemeklere ve soslara eklenebilir.
• Sebzeler pişirilirken asla soda eklenmemelidir. Pişirme sırasında eklenen soda sebzelere daha yeşil bir renk kazandırmakla birlikte bazı vitaminlerde kayıplara neden olur.
• Meyve ve sebzelerin sularını tüketmek yerine, tüm olarak tüketilmesi, ayrıca kabuklu yenilebilen meyvelerin kabukları ile yenilmesi posa tüketimini artırılmasını sağlar.
Çimlenmiş patateslerde kabuğa yakın kısımda bulunan ve zehirleyici etkisi bulanan solanin (bir alkaloid) maddesi miktarı artır. Bu nedenle patates çimlenmekten korunmalıdır. Aşırı çimlenmiş patatesler tüketilmemelidir. Solanin zehirlenmesi sindirim sistemi bozuklukları, terleme ve halsizlik vb bulgularla ortaya çıkar.

Yayşlılıkta Sindirim Sistemi – Yaşlılıkta Düzenli Beslenme

Yaşlanma Sürecinin Sindirim Sistemine Etkisi
yayşlılıkta sindirim sistemi – yaşlılıkta düzenli beslenme


Sindirim işlevinde yaşa bağlı başlıca değişimler diş ve çiğneme bozuklukları, tat ve doku duyusunda azalma, bağırsaklardan emilimin azalması, sindirim salgılarında azalma ve sindirim kanalındaki fonksiyonel hareket azlığı olarak özetlenebilir.

Yaşlılık döneminde; ağız ve sindirim sistemi ile ilgili de sorunlar ortaya çıkabilir. Dişlerin kaybı, reflü, gastrit, iştahsızlık gibi durumlar bu dönemde sık görülen sağlık sorunlarıdır. Bu sorunlar beslenme düzenini de etkiler ve kişiler yetersiz beslenme riski ile karşı karşıya kalabilirler. Yaşlılıkta, sindirim olayı çok Önem kazanır. Lifli besinler, bağırsakların iyi çalışmasına yardımcıdır. Bu nedenle, ıspanak, kabak, fasulye, portakal, elma, kepekli ekmek, erik, kavun türü besinleri muhafaza edilmesi önemlidir

Dengeli Ve Düzenli Beslenmenin Önemi

BESLENMENİN ÖNEMİ

Okul, bireyin en üst seviyede psikolojik ve biyolojik gelişimini ve kültür değişimini sağlayan sistemlerin başında gelir. Çocukluk ve gençlik yıllarında oluşacak pek çok sağlık sorunu, zamanında önlem alınmazsa, ileriki yaşlarda ortaya çıkabilecek pek çok sağlık sorununun temelini oluşturur.

Okul çağında çocuklar sürekli bir büyüme ve gelişme süreci içindedirler. Sağlıklı olmayı belirleyen pek çok etmen vardır. Sağlık, kişinin doğuştan getirdiği kalıtsal özellikleri ile fizik, biyolojik, sosyal çevre koşullarının ve temel sağlık konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarının bir bileşkenidir.
Bu faktörler içinde olan beslenmenin, ayrı bir önemi vardır.

Beslenme, çocuğun büyüme ve gelişmesini doğrudan etkiler. Yeterli ve dengeli beslenmeyen çocuğun gelişmesi geri kalır. Büyüme çağı geçtikten sonra ise, bu gerilik artık düzeltilemez. Böylece bu çocuklar, daha sonraki yıllarda da boyca kısa, cılız, pek çok kez bünyece zayıf yetişkinler olarak kalacaklardır.

Çocukluk çağında aşırı beslenen yada fazla enerji sağlayan besinleri alan çocuklar ise şişmanlık bir beslenme sorunu olarak görülür. Ayrıca çocukluk yaşlarında aşırı beslenme ve şişmanlık erişkin yaşlarında tansiyon yüksekliği, kalp hastalıkları, şeker hastalığı gibi hastalıklar zemin hazırlar.

Yetersiz ve dengesiz beslenme, hayatın ilk yıllarında meydana gelmiş ve uygun bakım göstermişse çocuğun yalnız bedensel gelişimi değil zihinsel yeteneklerden geri kalır. Çocuklar da sinir sistemi özellikle beyin gelişimi hayatın ilk yıllarında çok hızlıdır. İki yaşında bu sistemin gelişmesi erişkin düzeyinin %60′ını, 6 yaşında %9′ına erişir. Gelişme döneminde yetersiz ve dengesiz beslenme beyin hücrelerinin sayısını ve hücre fonksiyonlarını olumsuz etkiler. Daha sonraki dönemlerde de bu zihinsel gerilik kapatılamaz. Ülkemizde ve dünyada pek çok araştırmayla doğumdan önce ve doğumdan sonraki yıllarda beslenme bozukluğu olan çocukların zeka gelişiminin geri kaldığı gösterilmiştir. Beslenme bozukluğu, pek çok enfeksiyon hastalığının meydana gelmesine ya da ağır seyretmesine zemin oluşturur. Bir çok hastalık beslenme bozukluğu olanlarda daha sık görülür. Çünkü yeterli protein, vitamin ve enerji gereksinimi karşılanmayan çocuklar vücut ısınma mekanizmalarında yetersizlik olduğu için enfeksiyon hastalıklarına sık yakalanırlar.

Yeterli ve dengeli beslenmeyen çocuğun ruh sağlığı ve okul başarısı da olumsuz etkilenir. Dengeli beslenmek için bunlara dikkat etmemiz gerekir.

Etiketler:düzenli beslenme düzenli beslenmek düzenli beslenmenin yolları duzenli beslenme DÜZENLİ beslenme düzenlibeslenme düzenli baslenme düzeni beslenme dengeli ve düzenli beslenmenin tanımı düzenli beslenme günlük düzenli beslenmenin kuralları maddeleriolarak yazalım düzenli besleme beslenme düzeni Beslenme düzenli duzenlı beslenme ne demektir düzenli beslenme çalışma düzenli beslenme uyku çalışma düzenli duzenlı beslenme
Düzenli ifade: Bilgisayarcılıkta düzenlemeli ifadeler, ele alınan metindeki kimi katarların kısa yoldan ve esnek bir biçimde belirlenmesini sağlar.
Düzenli sıkı bağ doku: Düzenli sıkı bağ doku; yapısındaki kollajen fibriller düzenli ve paralel demetler halindedir. Yoğun ve düzenli yerleşmiş fibril demetleri dokuda büyük yer kaplar.
Düzenli, Borçka: Düzenli, Artvin ilinin Borçka ilçesine bağlı bir köydür. Eski adı Yukarı Macahel olan Camili yöresinde yer alır.
Düzenli ordu: I. Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti'nin elinde kalan ordu, Mondros Ateşkes Anlaşması'yla terhis edilmişti.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir