Edebiyatta Temel Çatışma Nedir

edebiyat eser heyecan yeri Edebiyatta Temel Çatışma Nedir 9. Sınıf 2011 2012 Yılları Türk Edebiyatı Sayfa 107 108 Cevapları temel çatışma nedir edebiyatta temel çatışma nedir..

9.sınıf Edebiyat Kitabı Tüm Cevapları (2011-2012)

Sayfa 12 HAZIRLIK bölümü

1-ruh hali dikkatli.resim,heykel ve edebiyat gibi sanat dallarında işlenebilir
2-heykelin malzemesi mermerdir.heybeninki iplik,karikatürün resim,kalem,kağıt.bu ürünlerin hepsi birbirinden farklıdır çünkü hepsinin malzemesi farklıdır.
3. soru cavabı

GÜZEL SANATLAR İÇİNDE EDEBİYATIN YERİ
Sanat insanın güzellik karşısında duyduğu heyecan ve hayranlığı uyandırmak için ortaya koyduğu yaratıcılıktır. Sanatın temelinde insan sevgisi, hoşgörü, yaratma özgürlüğü vardır.
Sanat insanın varlık şartlarından biridir. İnsanın olduğu her yerde sanat vardır.(Mağara resimleri, antik süs eşyaları, işlenmiş kap kaçak vb.) Sanatın amacı da zaten insanlarda güzel duygular uyandırmak, insan hayatını renklendirmek, güzelleştirmektir. Resim, tiyatro, şiir, dans, müzik ve kitapların olmadığı bir dünyada yaşadığımızı düşünürsek sanatın insan hayatı için ne kadar vazgeçilmez ve önemli olduğunu anlarız.İnsanlar kendilerini farklı araçlarla ifade edebilirler. Kimisi resimle, müzikle, dansla heykelle kimisi de şiirle, romanla, hikâyeyle yani edebiyat vasıtasıyla ifade ederler.İnsanoğlu hayatı boyunca güzeli istemiştir. Sözüne yazısına(edebiyat),sesine(müzi k)kullanabildiği renklere(resim),yaşadığı mekâna(mimarlık),işleyebildiği her türlü maddeye(heykeltıraş)güzellik vermek insanoğlunun yaşam felsefesi olmuştur ki bu da güzel sanatlar dediğimiz şubeleri doğurmuştur.Edebiyat bu güzel sanatların bir koludur. Edebiyat; sözde, yazıda, düşüncede, hayalde güzellik demektir.
Edebiyat; dil ile gerçekleştirilen, malzemesi dil olan güzel sanat etkinliğidir. Edebi eser öncelikle sanat değeri olan eserdir. Edebi eserlerde dikkatle kullanılmış bir dil vardır.
Bilim nasıl ki akla, mantığa, öğretmeye yönelik ise sanat da insan ruhunu doyurmaya, güzelleştir meye yöneliktir.

Sayfa 13 SANATIN ÖZÜ VE EREĞİ

1-eser sanat eseridirçünkü duygularla ifade edildiği için.
2-sanatın özünü değerlendirmektedir.Güzel sanatlarda işlenmez çünkü bir doğruluk kanıtlamaya çalışmaktadır,duygu yoktur.
3-aşk,sonsuz bir türküye benzetilmiştir.
4-insan etkinlikleri güzel sanatlarda etkilidir.güzel sanatlarda duygu ön planda oldugu için büyük ölçüde yer almaktadır..

Sayfa 16
1- metnin başında ve sonunda üç nokta var buda devamı olduğu gösterir bize o yüzden de metin denmiştir.
2-gül ile diken diebilirim
3-edebiyatdili-edebi dil adlı metindeki sanat tanımına katılıorum ama sanat bu sınıflandırmadan da ibaret deildir.
4-iletişim yazı anlaşma sanat alanlarında kullanılmaktadır.
5-net cevap veremeyiz çünkü sanat insanlığın varoluşundan bu yana yaptıkları her türlü faaliyetlerle ortaya çıkmıştır.
6-gevet göktürk kitabeleri ilk yazılı eserdir edebi metin olarak kabul edebiliriz.

Sayfa 17-18-19
2. soru :
* ilme önem verilmeye başlanması
*akeri alanda yapılan yeniliklerde başarılı olunmaması
*eğitim sisteminin çökmesi
*kuşakların eğitilmemesi
*savaşlarda toprak ve mal kaybedilmesi
*savaş tazminatı ödemsiyle ekon*****n bozulması
*merkezi otoritenin bozulması
*yönetmin bozulması
*bilim adamlarının yeniliklere kayıtsız kalması
*yeniçerilerin soru yaratması
*milliyetçilik akımlar

1. etkinlik -> boşluk olan yer
*yeniçerilerin yeniliklere karşı çıkmları.
*batılı devletlerin çıkar birliği yapmaları.
*askeriyede yapılan yeniliklerin kalıcı olmaması.
*maliyenin iyi yönetilmemesi

Değerlendirme Cevabları

1-B 2-C

3 doğru yanlış sorusu

D,D,Y,D

4.soru cevabı

Sanat en genel anlamıyla, yaratıcılığın ve/veya hayalgücünün ifadesi olarak anlaşılır. Sanat sözcüğü genelde görsel sanatlar anlamında kullanılır. Sanat, insanlığın evrensel bir değeridir ve kısıtlı veya değişik şekillerde bile olsa her kültürde görülür.

Zanaat; Maddi ihtiyaçları karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte tecrübe gerektiren, pratik bilgi ve el ustalığı ile yapılan iştir. İnsanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren işe zanaat denir.

Sayfa 19 Yorumlama ve Güncelleme kısmındaki 3.soru noktalı yerin cevabı :
Ülkemizin diğer ülkelere daha iyi tanıtılabilmesi için ülkemizin güzelliklerini bir dergiye döküp reklam olarak dağıtabilir veya diğer ülkelerin televizyonlarında bizim ülkenin gezip görülecek yerlerinin tanıtımı yapılabilir.

sayfa 19 en alttaki değerlendirme

1)şairlerin diğer insanlardan farklı duygular hissettikleri belirtilmiştir.Atatürkün sana verdiği önem anlatılmaktadır.
2)bboşluk doldurmaca
tanınmasında ,sanatlar ve sanat
3) D şıkkı olacak

Sayfa 20
1.Bilim ve Uzay bilimi fotoğrafları vardır.Edebiyat’ın bilim üzerindeki yerini ve ilişkisini anlatıyor olabilir.
2.Ay’a gidecek araçtan ve bu aracın nelerden yapıldığından bahsediyor.
3.Bilgi vermek amaçlı yazılmış olabilir.Evet kaynaklık etmiştir.Roman yazarken, yazdığı romanda bazı gerçeklere de yer veriyor ve bilim adamları Jules Verne’nin eserlerini inceleyerek buluş ve keşiflerin oluşmasında kolaylık sağlamışlar.

Sayfa 21
benzerlikler ve farklılıklar
benzerlikler=konusunun insan olması , dilin hepsinde ortak kullanılması
farklılıklar=yöntem farklı kullanılır,edebyatta amaç sanat ve güzellik yaratmaktır bilimde ise bir buluş açıklamaktır.

Sayfa 22
yorumlama-güncelleme
soru 3 ) edebi bir metindir sanat yapmak için yazılmıştır.
değerlendirme
1)d,d,y,d,d,y
2)C sıkkı

sayfa 23…
1)bilgi vermek amaççlı yazılmıştır.amacı sanat yapmaktır.
2)hayır dil insanaları birbiriyle anlaşmasını sağlar

Sayfa 26
8. Tarihi Özellikler –> Atlı ve göçebe bir medeniyet oluşturmuşlardır.
Sosyal Özellikler –>> düğün,matem,savaş,yaşayış,kullanılan dil ve dini inanış.

9.Memleketten uzak kalma , yalnızlık , yabancılık.

Sayfa 27
10. (noktalı yerlere gelecek kelimeler)
a. Edebşyat
b. Bilim
c. Felsefe ç. Günlük Konuşma

Değerlendirme
1.y-d-d-d-y
2.d şıkkı
3.size kalmış
4.günlük-edebi-kültür

SAYFA 29
1. ESKİ TÜRK TOPRAKLARINI ÖĞRETMEK İÇİN VE BU BİR ÖĞRETİCİ METİN
2. OLMAZ ÇÜNKÜ BAZI KELİMELER EKSİK ÖRNEĞİN YÜKLEM YOK
3. -
4. İLK ANLAMDA KULLANILANLAR: BANKA MEMURUSUNUZ DEMEK
EVET EVET BANKA MEMURUYUM

YAN ANLAMDA KULLANILANLAR:SAYILARLA BOĞUŞURUM VS.

SAYFA 30
DEĞERLENDİRME
1. İKİ METİN BİYOGRAFİ
ANCAK a. nesnel b. ise özneldir
2. -
3. B
4. Edebi metinde

anlam bağı

Sayfa 35
Yorumlama – Güncelleme
1.”Dönüş” adlı metindeki olay,dilin alıcıyı harekete geçiren işleviyle anlatılabilir mi? Nedenleriyle açıklayınız.
Cevap: Tamamen bu işlevle anlatamayız.Ama bazı bölümlerde bu işlev uygulanabilir.

2.”Dönüş” metninin iletisi sizce nedir?Her metnin bir iletişim aracı olduğunu söyleyebilir misiniz?Bir hikâye ile gazete haberi aynı türden iletişim araçları mıdır? Niçin?
Cevap:Metnin iletisi ‘Anne sevgisi’dir. Edebi metinlerde iletişim kuramayız.Çünkü her insanın duygu ve düşünceleri farklıdır.Bir hikâye ve gazete haberi aynı türden iletişim aracı değildir.Çünkü hikâye sanatsal , gazete haberi öğretici metindir.

3.Hikâyeden yan anlamda kullanılmış kelimeler bulunuz.Edebî metinlerde yan anlamın niçin tercih edildiğini açıklayınız.
Cevap:Ağaçlara soğuk vurmuş,Karanlığa üflemek … Edebi metinlerde okuyucunun sezgisine ve anlayışına bırakılacak kelimeler vardır .

4.-

Değerlendirme ~

1. Cevap: D
D
D
Y
D
D

2. Edebî metnin oluşturulma nedeni nedir?
Cevap: Edebî metinlerin oluşturma edenleri ilk olarak sanat yapmaktır.

3.Aşağıdaki iletişim araçlardan hangisi diğerlerinden farklıdır?
Cevap: B.Roman

4.Aşağıdaki cümleleri bu konuda öğrendiğiniz bilgilere göre tamamlayınız.
Cevap:
-Edebî eserler yan anlam içerir ve her okuyuşta yeni anlam değerleri kazanır .

-Edebî metin anlamlı dil birliklerinden oluşur.

Sayfa : 36- 37
Hazırlık ~

1.Edebî eserlerde okuyucunun anlayışına bırakılan cümleler vardır.Bu eserde ‘gökkuşağını beline dolamak’ gerçek anlamda kullanılmamıştır.

2.Edebî eserde gerçeği olduğu gibi anlatmaz.Gerçek kurgulanarak ve yorumlanarak yazılır.

İnceleme ~

1.Metinde anlatılanların gerçek hayatta yaşanması mümkündür.Yazar anlattığı herşeyi yaşamış olması gerekmez.Gerçeği yorumlayarak anlatabilir.

2.Mümkün değildir.Çünkü 17. yüzyılda plakalar ve dikiz aynalarına rastlamamız mümkün değildir.O döneme ait yaşayış tarzından söz edilmiştir.

3.Metinlerde tanıtılan mekân Ankara’dır.Hayır aynı sözlerle tanıtılmamıştır.2.metin tarihi metindir.3.metin de psikoloji biliminden yararlanılmışdır.

4.Sözü edilen kişi Selim’dir.Bu metinde Selim’in duygu ve düşüncelerinden yararlanılmıştır.İnsanların her türlü etkinliği işlenebilir.

5.-

Sayfa : 38

Yorumlama ve Güncelleme

1.-

2.Kahramanların olağanüstü özellikleri vardır.Çevremizde böyle kişileri görmemiz mümkün değildir.

3.Bilim verilerinden yararlanmamıştır.Günümüzde oluşturulsaydı daha farklı biçimde oluşturulurdu.Çünkü edebî metinler yazıldıkları dönemin özelliklerini yansıtır.

Değerlendirme ~

1. E. Edebî metin teknik gelişmeleri olduğu gibi aktarır.

2.Diğer bilgi ve bilim alanlarının ortaya koyduğu veriler edebiyatın oluşumuna kaynaklık eder.

Edebî metinde günlük hayattaki yaşanan tüm olaylar tam olarak yer almaz.

3.Edebî metinlerde okuyucunun sezgisi ve anlayışına bırakılan kelimeler vardır.Metinlerde ise böyle bir anlatım yoktur.

4. Tamamen aynı özelliklere sahip değildir. ama özellikleri birbirlerine benzer.

5. Y
D
D
D
Y

Sayfa : 39
I.Ünite Ölçme ve Değerlendirme Soruları ~
1. Etkilenen nesne gerçek,sanat eseri ise kurgulanarak,yorumlanarak yapılmış bir kurmacadır.
2. D. Bilgilendirme amaçlı olması
3. A. Paleontoloji = Fosil Bilimi
4. -
5. Resim – Çizgi ve renk
Roman – Söz
Heykel – Taş
Şarkı – Ses

(Olarak eşleştirilecektir.)

6. Duygu ve heyecanı dile getirme – Heyecana Bağlı İşlev
Göndergeyi olduğu gibi ifade etmek – Gödergesel İşlev
İletinin iletisini kendinde taşıma – Şiirsel İşlev
Dille ilgili bilgi verme – Dil Ötesi İşlev

(Olarak eşleştirilecektir.)

7. Aynı amaçla kullanılmaz.Tarih metni öğretici metin , tarihî roman ise edebî metindir.

8. Okuyunun sezgisine ve anlayışına bırakıldığında her okuyucu için farklı anlamlar içerir.Farklı yorumlara sebep olur ve okunmasına katkı sağlar.

9. Edebî metinde her okuyucu farklı yorum çıkardığı için okuyucu ve eser arasında iletişim gerçekleşir.

10. -

Sayfa : 42
İnceleme ~
1. O dönemdeki islam inancını değişik şekillerde çağırdığını anlatarak o döneme ait dinî görüşünü şiire yansıtmıştır.Benzetmelerden yararlanmıştır .Dağlar ile taşlar ile,seherlerde kuşlar ile …

2. Birinci dönemdeki sanat anlayışı : ‘Sanat , toplum içindir ‘ görüşünü benimsemiştir.Halkın anlayacağı sade dil kullanılmıştır.

İkinci dönemdeki sanat anlayışı : ‘Sanat , sanat içindir ‘ görüşünü benimsemiştir.Halkın anlaması önemli değildir.

-Namık Kemal’in şiiri birinci döneme aittir.

3. Kaside de insanların hak,adalet,hürriyet düşüncesini benimsediğini anlatıyor.Cenge Giderken ‘ de savaş döneminde neler yapacağını anlatıyor.

Sayfa 43
2. metin
-Birinci dönemdeki sanat anlayışı:Sanat toplum içindir.Şiirde hak , adalet , özgürlük gibi kavramlar işlenmiş edebiyata yeni türler kazandırmıştır.
-İkinci dönemdeki sanat anlayışı:Sanat sanat içindir.Abdülhamit’in istibdad dönemine denk geldiği için sanatçılar kendi işlerine kapanmışlar.Bireysel yer vermişlerdir.

3. metin-3. soru
-Kaside , arız ölçüsüyle yazılmıştır.Şiirlerini ağır bir dille yazmıştır. Cenge Giderken , hece ölçüsüyle yazılmıştır. Milliyetçilik(türkçülük) akımından etkilenmiştir.Şiirlerini sade bir dille yazmıştır.Milli edebiyat dili ozanlarındandır.

Sayfa 44
Yorumlama-Güncelleme
1. soru
-Tanzimat şairleri divan şiiri gelenekleriyle yetiştirildiği için ağır bir dil kullanmıştır.

2. soru
1. metin:Sözlü edebiyatta gelişen tasavvufi türk edebiyatıdır.Dili sadedir.8′li hece ölçüsü vardır.Amaç topluma hitap etmektir.
2. metin:Aruz ölçüsü kullanılmıştır.Tanzimat edebiyatı geleneğiyle yazılmıştır.Şekil ve biçim ölçüsüyle kasidedir.
3. metin:Sade bir dil vardır.Milli edebiyat geleneği içinde yazılmıştır.Milliyetçilik akımından etkilenmiştir.Amaç topluma hitap etmektir.

Değerlendirme
1. soru(boşluklara gelecek kelimeler)
-dönemden
-sosyal ve kültürel
-edebiyatını
-islamın

2. soru
C şıkkı
3. soru:yapamadım
4. soru(doğru-yanlış)
D
D
Y
…..
4.

Sayfa 45
Hazırlık
1.Metinlerden 2.metni daha ahenkli okuruz.Çünkü kelimeler birbiriyle ses ve anlam bakımından etkileyici bir bütün oluşturmuştur.

2.Türkü de anlatılmak istenen duygu ve düşünceleri daha etkili bir biçimde anlatırız. Yazdığımız düz metinde ise söyleyiş tarzımız değişir.

İnceleme
1.Anlatılmak istenen duygu ve düşünceleri daha etkili bir biçimde ifade edilebilmesi için ses tonunu değiştirerek okuruz.Bundan dolayı iki arkadaşımız da farklı ses tonu ile okur.

2.Evet iki metinde de ahenk vardır.Bu iki metnin söylenişleri aynı değildir. Çünkü konular farklıdır.1.metin coşkulu ,2.metin sevinçli ifade ederiz.

Sayfa 48
1=Şiirde ritim kafiye , ölçü ve ses tekrarıyla sağlanır.

2=C şıkkı

3=C şıkkı

4=D , Y , Y

5=Her edebi ESERİN kendine özgü bir AHENK ve RİTİM anlayışı vardır.
Şiirde ÖLÇÜ ve SES TEKRARI ahenk unsurudur.

6=Tam olarak bilmiyorum ama ahenk çapraz kafiye ile sağlanmış olabilir.
Değerlendirme
1=Şiir dili düz yazı dilinden SANATLI BİR SÖYLEYİŞ olduğu için farklıdır.
İmge sınırlı olan VARLIKLARLA sınırsız olan HAYALLER için doğmuştur.
Söz sanatı ile imge DAHA SINIRLI olduğu için birbirinden farklı anlatım biçimidir.
Şiir dilinde KELİMELER için çağrışımı önemlidir.
İmge soyut OLAN VARLIĞI SOMUTLAŞTIRMAK için olmuştur.
Şiir anlam için değil AHENK için yazılır.

2=İmge ,hayal gücü demektir. Şiirde şairin kendine özgü mecazi anlatımıyla ahenk sağlanır.

3=B şıkkı

4= -

Sayfa 49
Hazırlık – Tema
1-) Her edebi eserde iletilmek istenen bir mesaj vardır . Bu mesaja tema denir . Temayı bulmak için ” Sair bu şiiri neden yazmıştır?” sorusu sorulur.
2-) Tema siirin dışında da soyut bir kavram ve düşünce olarak vardır.

Sayfa 50
3-) Tarih , şeref , şiir . . .

Anlama Ve Yorumlama
3-) Kutuları çapraz bir şekilde eşleştireceksiniz .
4-) Şiirin ismi ” Yavrum ” olmalidır .

Sayfa 51
1.ikiside yanlış.2.boşluk doldurmada tema aşktır.3.cevap A’dır.4.tema ölümdür.
2.TEMANIN GERÇEKLİKLE İLİŞKİSİ VARDIR.ŞİİRİN TEMASI BAYRAK SEVGİSİ
3.BAYRAKBİR SÜSE,KIZ KARDEŞİNİN GELİNLİĞİNE,ŞEHİDİN SON ÖRTÜSÜNE,SAVAŞIN KARTALINA VEÇİÇEGE BENZETİLİYOR

Ölçme ve Değerlendirme
1-Y,Y
2-karşılıksız aşk
3-E
4-ölümden sonra doğaya dönme isteği

Sayfa 53
Değerlendirme
1=Şiir dili düz yazı dilinden SANATLI BİR SÖYLEYİŞ olduğu için farklıdır.
İmge sınırlı olan VARLIKLARLA sınırsız olan HAYALLER için doğmuştur.
Söz sanatı ile imge DAHA SINIRLI olduğu için birbirinden farklı anlatım biçimidir.
Şiir dilinde KELİMELER için çağrışımı önemlidir.
İmge soyut OLAN VARLIĞI SOMUTLAŞTIRMAK için olmuştur.
Şiir anlam için değil AHENK için yazılır.

2=İmge ,hayal gücü demektir. Şiirde şairin kendine özgü mecazi anlatımıyla ahenk sağlanır.

3=B şıkkı

4= -Sayfa 58
1.Boşluk doldurma
Şiirin birimi(üçlük,bent,beyit)
Şiirde(özlem) duygusu hakimdir.
Şiirin dili (sade bir türkçe)
Şiir(cumhuriyet)döneminde yazılmış olabilir
2:B
3:nazım birimi etkilidir
4:D,Y,Y,Y,D

Sayfa 59 – Hazırlık
1.Karacaoğlan’ın şiirinde ölüm teması , Anonim şiirde ise ayrılık teması işlenmiştir.

Sayfa 6o
Ölçme Değerlendirme
1-)Y,D
2-)Anlam , aynı tema
3-)E

Sayfa 61
Tablo – Tema ;

  • Soyut kavramlardır.
  • Şiirden çıkarılacak duygudur.
  • Geneldir.
  • En az bir yada iki kelime ile anlatılır.

Sayfa 62
Ölçme ve Değerlendirme
1. E
2. C
3. Bir şiir hangi dönemde yazılırsa yazılsın yazıldığı dönemin şartlarından etklinildiği için, yazılı dönemle bir ilişkisi bulunmaktadır.
4. -boşluk doldurma–> D, D, Y, Y

Sayfa 63 – Hazırlık
1)Kulak verinki zaman,tahtayı kemiriyor… bunlar şiire çok önemli anlamlar katmıştır…
2)Ewet gerçek hayattan uzak
3)1.Resim Daha Gerçekçidir… Renkler Daha Açıktır…
4)Şiir Yalnızlıgı anlatıyor…

Sayfa 64
1. anlam bozulur şiiri temasını oluşturan kelimler şiirden çıkarılırsa anlam bozulur .Şiirin anlamı enellikle son dörtlükte olur bu şiirden son dörtlük çıkarsa anlam bozulur. Veda şiirinin teması ayrılık
2. Şiir bir edebi metindir edebi metinlerde sözcüklere yeni anlamlar yüklenerek bir üst dil özelliği kazandırılır.
3.Veda metni halk edebiyatı şiir geleneği ürünüdür çünkü hece ölçüsü ile yazılmıştır ve dili sadedir.Ses metni ise divan edebiyatı şiir geleneği ürünüdür çünkü aruz ölçüsü kullanılmıştır ve dili ağırdır.(arapça ve farsça kelimler ve tamlamalar vardır)

Sayfa 77
Değerlendirme
1. C. Şairin belli bir sanat anlayışına bağlı olması
2.
D
D
Y
Y
D

3. Tema
4. Kendi hayatını anlatmak zorunda değildir.Kendi hayatını işlemesede şiire yansır.
5. Dil,din,ırk,yaşadığı ortam,kültür ve dünya görüşleri ister istemez yansıtır.

Sayfa 78
1. Yöresel kıyafetli bayanlar, köy ortamı , güzellik.
2.

Ok

Yavuz Sultan Selim Hân’ın önünde
Ok atan ihtiyar Bektaş Subaşı,
Bu yüksek tepeye dikti bu taşı
O Gaazî Hünkâr’ın mutlu gününde..

Vezir, molla, ağa, bey, takım takım,
Güneşli bir nîsan günü ok attı.
Kimi yayı öptü, kimi fırlattı;
En er kemankeşe yetti üç atım.

En son Bektaş Ağa çöktü diz üstü.
Titrek elleriyle gererken yayı,
Her yandan bir merak sardı alayı.
Ok uçtu, hedefin kalbine düştü.

Hünkâr dedi ‘Koca! Pek yaman saldın,
Eğerçi bellisin benim katımda,
Bir sır olsa gerek bu ilk atımda.
Bu sihirli oku nereden aldın? ‘

İhtiyar elini bağrına soktu,
Dedi ki: ‘İstanbul muhâsarası,
Başlarken aldığım gazâ yarası,
İçinden çektiğim bu altın oktu!..’

(Manzume)

Farklar :
-Şiirde anlatılanları düz yazı ile ifade edemeyiz.Manzumede anlatılanları düz yazı ile ifade edebiliriz.
-Şiirde olay örgüsü yoktur.Manzumede olay örgüsü vardır.
-Şiirde bireysellik, duygu ve çağrışım ön plandadır.Manzumede toplumsal konular , yaşanmış ya da yaşanabilecek konular işlenir.
-Şiirde çok anlamlılık ve imge ağır basarken manzumede sözcükler genellikle gerçek anlamında kullanılır.
-Manzumeler genellikle didaktik metinlerdir.

3. Birinci metinde hikayeye benzeyen bir anlatım vardır.

Sayfa 83
4.etkinlk
kuşun kanadını tedavi ettirdi = gerçek anlam
Uçağın kanadında arıza çıktı = yan anlam
Kırıldı kanadım kaldım çaresiz = mecaz anlam
Takımın sağ kanadı bu maçta iyiydi = terim anlam

Sayfa 84
3.Macera başlamak üzereymiş o gün,
Sürücelmiş bu ateş yıllarca … istiare yapılmıştır benzetilen ateş
4.Bir ruh o derin bahçede …ruh kelimesi insan sözcüğü yerine kullanılmıştır mecazı mürsel yapılmıştır
5.Ey benim sarı tamburam,
sen ne için inlersin?
içim oyuk…. hem mecaz hem gerçek anlamını düşündüren sözcükler vardır tamburanın içi gerçekten oyuktur ayrıca kişi mecaz olarak içim oyuk derken derdini ifade etmek istemiştir kinaye sanatı yapılmıştır
6.hediye namıyla bir şey gönderme…. Huzuri
şair burada cimri ve bencil birisini eleştirmektedir “komşun evi yanar iken söndürme” derken tam tersini imalı bir şekilde ifade etmek istiyor yani tariz sanatı yapılmıştır

Sayfa 85
6.etkinlik
örnekler mecaz çeşidi mecazın nasıl yapıldığı
Kara günümde elimden tuttu = mecaz = kara kelimesi gerçek anlamın dışında
Ani bir üzüntü…. = istiare = alev gömleği aşık olmya benztlmiş
Kır ata nal mı dayanır?…. = kişileştirme = dağların uykdn uyndrlması teşhs yplmıs
Ayağını yorganına göre uzat = kinaye = hem gerçek hem mecaz…
Hafız Osman… = istiara = bezetilen ışık benzeyen hafız osman
Mor menekşe … = intak , teşhis = menkşe konşturlmş ve insn kşiliği almış
Her nereye…. = tariz = tam tersini dmk istemis
Böyle çalışırsan…. = tariz = aslında olamayacağını ifade etmktdir
Gönlüm gibi… = teşhis = gönlünü nameye(mektuba) benzetmiş
Evden izin almadan… = M.Mürsel = ev derken aile demeke iistiyor
Şişler hazır… = m.mürsel = şişler derken etlerden kastediyor

sayfa 86
2.ünite ölçme değerlendirme: 1-Y,D 2-didaktik 3-modern şiir 4-D 5-telmih6-E 7-D 8-E 9-E 10-A

SAYFA 86:
1-boşluklar
*mecazı mürsel
*kişileştirme
*temel anlam
*açık istiare
2-D,Y,D

SAYFA 87
3-E
4-A
5-D
6-A
7-C

SAYFA 88
8-D
9-D
10-C

Sayfa 91
1)yazı yazmaktan elim koptu,yazın piknikte top oynuyoruz
bagdan üzüm topladık.bag evinde annenlermi var
ayşegül bize geldi
arkadaşıma gül aldım
3 etkinlik)yaşı eş sesli
güçlü)eş anlamlı
aglrım)zıt anlamlı
eşimiz)yakın anlamlı 80 ölçme değerlendirme

SAYFA 93
1.soru
A)Türkü:anonim
B)Balıkçı :Cumhuriyet dönemi
C)Gazelivan
D)Çakıl:Modern
E)Ağustos çıkması:modern
cevap C’dir.
2.soru D’dir.
3.Soru :Bir olay örgüsünün verilmesi.
4.soru:Kafiye,ahenk,ölçü vb.
5.soru:
D
D
Y
D
Y
Y
Y
Y
6.SORU:Boşluk doldurma:
Şiir dili ……… diline dayanır.
Şiir yazıldığı dönemin ………………. ve kültürel hayatından izler taşır.
Şiir ……….,………,kafiye ve ……… akışı ahengin oluşmasında yardımcı olur.
Şiirde ……… yeni anlamlar kazanır.
Şiirde anlam okurun ………..göre değişebilir.
Sayfa 95=3.soru C’dir.
4.Soru:C’dir.
5.Soru’dir.
10.Soru:
imge:Şiire ait
Öğreticilik:Manzumeye ait
11.Soru:B’dir.

Sayfa 95
3.soru:C
4.Soru:C
5.Soru:D
10.Soru: imge:Şiire ait //Öğreticilik:Manzumeye ait
11.Soru:B

sayfa 161-162
1-C
2-C
3-C
4-C
5-B
6-D
7-C
8-A

D
Y
D
Y
Y
Y
Y
6.SORU:Boşluk doldurma
Şiir dili ……… diline dayanır.
Şiir yazıldığı dönemin ………………. ve kültürel hayatından izler taşır.
Şiir ……….,………,kafiye ve ……… akışı ahengin oluşmasında yardımcı olur.
Şiirde ……… yeni anlamlar kazanır.
Şiirde anlam okurun ………..göre değişebilir.

SAYFA 99
1. Bir balıkçının oğlunun sultanla evlenmesi ve ardından yaşananlar metnin olayıdır.
2. Metindeki olay zamanı belirsizdir.Mekan olarak da Mısır, saray gibi mekanlar vardır.Metnin türü masal olduğu için zaman ve mekan çoğunlukla belirsizdir.

3.Balıkçı ve sultanın hangi ülkenin insanı olduğu belli değildir. Metinde böylesi bir bilgi yoktur.
4. Metindeki olağanüstü olaylar şunlardır:

v Sultanın kocasının balıkçı olduğunu başına kakınca balıkçı kocasının konuşma yeteneğini kaybetmesi
v Celladın ipi sultanın boynuna geçirince sultanın saçlarının dökülmesi

SAYFA 100
5. Metindeki yerleri haritada gösteremeyiz; bunlar hayali, kurmaca mekanlardır.
6. Metindeki gerçeğe uymayan durumlar ve olaylar:
v Sıçanın otları yemesiyle eski halinden on kat daha iyi olması,
v Malçı’nın da aynı ottan şifa bulması…
v Altı kulaklı aygırın varlığı…
v Atın sihirli olması ve konuşması ,
v Atın Malçı’ya ad vermesi, kendi adını da değiştirmesi,
v Malçı’nın şarkı söylemesiyle kurumuş yerlerin yapraklanması , ağaçların yapraklanmaya başlaması
7. Doğal bir durum değildir ;çünkü bu yetenekler gerçekliğe uygun değildir…

SAYFA 101
8. Hepsinde tasvirlere yer verilmiştir.Betimlemelere örnekler…
Balıkçı Güzeli adlı metinde “Bunun çok güzel, civan gibi bir oğlu varmış.”
Malçı Mergen metninde “ Ak ormanlık dağın koltuğunda , yer altı suyunun kenarında , sayılamayac kadar mal besleyen dağ gibi serveti besleyen altı köşeli keçe evinde Aybıçı adlı bay yaşarmış…”
“O en güzel sevgi” metninde ise “Kırmızı ışıklı reklam yazıları ya da THY’nin o kocaman beyazlı , açık mavili reklamı bu sis içinde çok kötü gözüküyordu…”

9.Balıkçı Güzeli’nde duyulan geçmiş zaman (miş’li geçmiş zaman ) ve geniş zaman kipi ; Malçı Mergen’de görülen geçmiş zaman (di’li geçmiş zaman) ve geniş zaman ; O En Güzel Sevgi metninde (görülen geçmiş zaman) kipi kullanılmıştır. Masallarda genelde duyulan geçmiş zaman kipi, öykülerde ise görülen geçmiş zaman kipleri kullanılır.

10. Metinlerin benzer yönleri yapısının olay örgüsü, yer , zaman ve kişi unsurları üzerine kurulması ; hepsinin edebi metin olmasıdır.

Farklılıkları :
Karagöz Oyunu gösterme amacıyla diğerleri anlatma amacıyla yazılmıştır.
1.metnin türü masal , 2.metnin türü masal 3.metin ise öyküdür.

11. Karagöz oyunu adlı metindeki olayın kişileri Karagöz ve Hacivat’tır. Metin göstermeye bağlı bir metin olduğu için karşılıklı konuşmalara yer verilmiştir.Diğer metinlerde de karşılıklı konuşmalara yer verilebilirdi.

SAYFA 102
12. Ah Şu Gençler adlı metin sahnede canlandırılabilir. Bu metinlerden Karagöz Oyunu ve Ah Şu Gençler metninde yay ayraç içinde açıklamalar vardır.Bu açıklamalar oyun sahnelenirken oyuncuların yapmaları gereken hareketleri göstermek içindir.
13. Tiyatro metinleri karşıklı konuşmaya dayanmaktadır.Karagöz oyunu geleneksel Türk tiyatrosu olduğu için bu oyundaki olaylar belirli tipler arasında geçmektedir.
14. Ah Şu Gençler metninde olaylar altı kişi arasında geçmektedir.

SAYFA 103
1.Kullanılan unvanlar:
Padişah
Sultan
Bay
Kağan
Hanım
Bu unvanlar kişileri daha iyi tanıtmak için kullanılmıştır.
2.Tanık olduğumuz olayları görülen geçmiş zaman duyduğumuz olayları “duyulan geçmiş zaman”kipiyle anlatırız.
3. 3.metinde “ O EN GÜZEL SEVGİ “ metninde günümüzde görebileceğimiz bir manzara betimlenmektedir.

6. ANLATMAYA BAĞLI EDEBİ METİNLER
§ Masal
§ Destan
§ Halk hikayesi
§ Mesnevi
§ Manzum hikaye
§ Hikaye
§ Roman

DEĞERLENDİRME
A. edebi , anlatmaya ve göstermeye
b. masal, destan , halk hikayesi, hikaye ve roman …
c. göstermeye bağlı edebi metinler tiyatro türlerini oluşturur.
d. meddah, ortaoyunu, köy seyirlik oyunu
e. sahne

2. Anlatmaya bağlı eserlerde uzun ve kurallı cümleler kullanılırken göstermeye bağlı eserlerde günlük konuşma dili kullanılır. Cümleler daha açık ve kısadır. Söylenen sözün izleyici tarafından anlaşılması beklenir .Bunun için daha açık ve kısa cümleler kullanılır. Konuşma dilinin canlılığı sahnede yansıtılır.
3. D
4.Tiyatroda oyuncuların metinde yazar tarafından belirtilen sahne dekor ve kostüm özellikleri ile metindeki yönlendirme ifadelerinden farklı şekilde canlandırması mümkündür; fakat yeni düzenlenmeyle ortaya çıkan oyun yazarın düşlediği , anlatmak istediğinden çok daha farklı olacaktır.Çünkü bütün bu unsurlar, metnin ayrılmaz bir parçasıdır.Bu ögeleri değiştirmek yazarın tasarladığı kurguyu zaafiyete uğratacağından oyunun bütünlüğü de bozulacaktır.

SAYFA 103 – 104 – 105 – 106
Hazırlık; Dostluk temasının işlendiği hilayenin bir bölümünün çıkarılıp yerine doğa sevgisi ile ilgili bir bölüm eklendiğinde hikayenin teması ile uyuşmadığını,hikayenin anlam bakımından bozulmasına neden olduğunu gözönünde bulundururuz.
İnceleme1.Etkinlik: 1.grup => Kırk Yalan Masalı *Padişahın çocuklarına vasiyetini bildirmesi, *Sarı tüylü,mavi gözlü adamın saraya gelmesi, *Köse’nin saraya gelmesi, *Cücenin saraya gelmesi, *Şehzadelerin musrifliği, *Sarı tüylü,mavi gözlü adamın büyük şehzadelerin atını çalması, *Köse’nin ortanca şehzedenin yularını çalması, *Cücenin küçük şehzadeye mağlup olmadı.

2.grup => ßay Kordes *Horoz ile tavuğun geziye çıkmaları, *Yolda bir kedi ile karşılaşmaları ve onu da yanlarına almaları, *Yolda değirmen taşı,yumurta,ördek,toplu iğne ve dikiş iğnesine rastlayıp onlarıda yanlarına almaları, *ßay Kordes’in evine ulaşıp her birinin bir yere yerleşmesi, *ßay Kordes’in evine dönmesi ve başına gelenler. Yukarıdaki parçalara metin içinde anlam kazandıran ve diğer parçalarla birlikte anlamlı bütün olmasını sağlayan unsur metinlerde işlenen ”tema”dır.
1)ßütün edebi metinler bir tema etrafında birleşen parçalardan meydana geldiği için yukarıda yapılan işlem tüm edebi metinler için geçerlidir.
2)ßay Kordes adlı masaldaki temel çatışma,dost-düşman,iyi-kötü çatışmasıdır.Masalın teması ise, ”Kötülük yapan cezasız kalmaz”dır.
3)”Hazıra dağ dayanamayacağı için bu üç adam böyle vurup harman savurarak kısa zamanda büyük şehzadenin bir sandık altınını tüketirler.” ifadesi Kırk Yalan Masalı adlı metinin teması olan ”Hazıra dağ dayanmaz” ifadesiyle örtüşen bir ifadedir. Yine ”Anlaşılan pek kötü yürekli biriymiş,ßay Kordes” cümlesi de ßay Kordes masalının ”Kötülük yapan cezasız kalmaz.” temasıyla aynı doğrultudadır.
4)Kırk Yalan Masalı adlı metinde sosyal hayat ile ilgili unsurlar;yönetimin padişah tarafından gerçekleştirilmesi,binek hayvanı olarak ”at”ın kullanılması,alışverişin kurulan pazarlarda yapılması gösterilebilir. Yine ”Hazıra dağ dayanmaz.” teması ise düşünce tarihinin bir yansımasıdır. ßay kordes adlı metindeki dikiş iğnesi,değirmen taşı,iskemle,karyola ve ok sözcükleri günlük hayatta kullanılan bazı araçları göstermektedir. Yine ”Kötülük yapan cezasız kalmaz” teması ise düşünce tarihinin bir yansımasıdır.
ANLAMA-YORUMLAMA
2)ßir metinin temasının metindeki olaylardan bağımsız olarak ele alınması mümkün değildir.Çünkü metnin yapısı temaya göre oluşturularak kurgulanır.
Ö.LÇME-DEĞERLENDİRME
1) D-Y
2)Vatan Sevgisi
3)C
4)D
5)Anlatmaya bağlı edebi metinlerin yapısını oluşturan olay örgüsü,kişiler,zaman ve maken unsurları metnin temasi etrafında bir araya getirilerek kurgulanır..

Sayfa 109

anlama yorumlama; 1.soru : gonderıcılık işlevınde yazılmıstır. 2.soru : yazılan olayları dısarıdan izlemıs ızlenımlerı yazmıs ılahı bakıs acısı vardır. 3.soru : istanbul’un özelliklerinden bahsetmıs.Cosku verıcı bır metındır.Surukleyıcıdır… 4.soru : İlahı bakıs acısı vardır. 5.soru : Evet.anlatıcı olayları kendı ınandırıcılıgı ıle anlatır.
Sayfa 110

Ölçme ve Degerlendırme 1.soru : Y – D 2.soru :İlahi bakıs acısıyla yazılmıstır. 3.soru : D 4.soru : D 5.Soru: -
sayfa 111 – 112 – 113

İnceleme:
1)Verilen parça hikayenin ait olduğu dönemde ekonumik sıkıntılar çekildiğini,yaşam şartlarının zorluğunu bu nedenle küçük yaşta çocukların çalışmak zorunda kaldığını ifade etmektedir.Bu sonuçlar,hikayede işlenen ”sıradan insanların geçim sıkıntısı”yla da aynı doğrultudadır.
2) *GÜĞÜM -Dil ;Metinde doğal dilden farklı,yan anlam ve mecaz değerleri taşıyan edebi bir dil kullanılmıştır. -Anlatım ; Metinde ”kahraman anlatıcı bakış açısı” vardır.Anlatıcı tasvir ve tahlillerle dile yeni değerler yüklemiştir. -Tema ; Metinde kahramanın yaşadığı ”an”dan bir kesit işlenmiştir.Bu kesitte kahramanın özlemi ve yaşadıkları anlatılmıştır. -Zihniyet ; Metinde döneminin komşuluk ilişkileri,sosyal yaşamın birer unsuru olan vapur yolculukları,halat arabacıları ve meydan salepçileri yansıtılmıştır. *ELLİ KURUŞ -Dil ; Metinde doğal dilden farklı , edebi bir dil kullanılmıştır. -Anlatım ; Metinde ”kahraman bakış açısı kullanılmıştır. -Tema ; Hikayede sıradan inanların geçim savaşı anlatılmıştır. -Zihniyet ; Hikaye,döneminin toplumsal ve ekonomik yaşama ışık tutmaktadır.
3)Her iki metinde de geçim sıkıntısı tema olarak ele alınmıştır.Bu durum Orhan Kemal’in hikayelerinde sıradan insanların geçim savaşlarını,ekonomik sıkıntılarını tema olarak işlediğini,dolayısıyla edabiyatımızdaki ”toplumsal gerçeklik” geleneğine bağlı olduğunu göstermektedir.
ANLAMA YORUMLAMA
1)Anlatmaya bağlı edebi metinlerde,yazarların kendinden önceki metinlerden faydalanması okuyucuların metinleri doğru değerlendirebilmesi için,onlara edebiyat edebiyat geleneklerini bilmek ve anlamak zorunluluğu yükler.Herhangi bir metindeki unsurların tam olarak anlaşılması,bağlı oldukları gelenekteki kullanımlarıyla ilişkilidir.Bunun dışında yapılacak bir anlamlandırma ya metnin tam olarak algılanmamasına ya da yanlış algılanmasına sebep olur.
2)Bir edebi eser yazıldığı dönemden bağımsız olarak ele alınamaz.Edebi metinleri ortaya koyan yazar,yaşadıkları toplum,kültür ve benimsedikleri sanat anlayışlarını eserlernde yansıtırlar.
ÖLÇME-DEĞERLENDİRME:
1)D-Y
2)Edebiyat olacak.
3)D şıkkı
4)Cümlede yazarların eserlerini kendilerinden önceki edebiyat birikimini ve dönemlerindeki edebiyat anlayışlarını dikkate alarak,onlardan etkilenerek oluşturduklarını ifade etmektedir.

Sayfa 114 – 115 – 116 – 117

Hazırlık 1)”Bütün parçaların toplamından fazla bir şeydir.” ifadesi bir bütünü meydana getiren parçaların hiçbir zaman bütünün kendisini karşılayamayacağını anlatmaktadır.Ona bu özelliği kazandıran ise,bir birlik etrafında kazandığı niteliktir. 2)Aynı türkü ya da şarkının değişik kişiler tarafından söylendiğinde ortaya çıkan farklılığın sebebi,türkü ya da şarkıyı söyleyen kişinin,kendi özelliklerini türkü ya da şarkıya yansıtmasıdır. 3)Yorum,”bir yazının veya sözün,anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturmak;bir olayı belli bir görüşe göre açıklama,değerlendirme;gizli veya hayali olan bir şeyden anlam çıkartmaktır.”
İNCELEME 1)Bitmeyen Senfoni ve Moby Dick adlı metinlerin her birinde anlatılanların herhangi biriyle ya da serim,düğüm,çözüm bölümlerinden biriyle metnin bütününü anlamlandırılamaz.Çünkü,metnin anlamı,kendisini meydana getiren parçalardan ya da toplamından oluşmaz.Çünkü anlam,bunların toplamından fazla bir şeydir. 2)”Kıskanç dalgalar kabarıp siliyor izlerimi.Silsinler;ben geçtim ya bir kere”cümlesi yan anlam değeri ve çağrışım gücü bakımından güçlüdür.Çünkü bu cümlelerdeki sözcüklere gerçek anlamları dışında farklı anlamlar yüklenmiş böylece sözcüklerin çağrışım gücü arttırılmıştır.Bu durum edebi metinlerin her okunuşta farklı anlamlar kazanmasının da temel sebebidir. Verilen cümleler öznel durumları ifade etmektedir.Bu cümlelerin yazılış amacı,öznel duyguları estetik bir kaygıyla,edebi metnin olanaklarıyla ifade etmektir. ”Heisenberg,yirmi dört yaşındayken oluşturduğu matris mekanik ve kendi adıyla bilinen belirsizlik ilkesiyle atom fiziğine yeni bir kimlik kazandırır;1923′de Nobel ödülünü alır.” cümlesi yan anlam ve çağrışım gücü bakımından zayıftır.Cümlede ifade edilenler belirli bir anlama sahip,kişiden kişiye değişmeyen nesnel bir yargıdır. 3)”Demir Raylar” ifadesi,Moby Dick’in kahraman anlatıcının hiçbir engel tanımadan her zorluğun üstesinden gelmeyi göze alarak seçtiği yolu ifade etmek için kullandığı bir benzetmedir. 4)Bitmemiş Senfoni ve Moby Dick adlı metinlerde açıkça ifade edilmeyen,sezdirilen,gösterile n,çağrıştırılan anlatılmak istenenler şunlardır; Moby Dick: -Bir paragrafta güneşin batması, -Bir paragrafta İnsanların hayatına yön vermek, -Bir paragrafta ise doğru bildiği yoldan ayrılmamak. Bitmemiş Senfoni -Sanat yoksunu insanların yanlış ve bozuk şehirleşmeye sebep oldukları, Açıkça dile geritilemeyen bu ifadeler,metnin teması etrafında şekillenen ve metnin edebi yönünü ve çağrışım değerini güçlendiren ifadelerdir. 5)Verilen cümleler ait olduğu metnin anlamlı dil birlkleri olarak birer parçasıdır.Anlam yönünden ise,kahraman ruh halini ve çevre algılayışını yansıtan ifadelerdir. 6)Bitmemiş Senfoni adlı metinde yazıldığo dönemin bir sorunu olan çarpık ve yanlış kentleşme ele alınmıştır.Bu durum metnin tarihi gerçekliği olan bir sorunu işlediğini göstermektedir. 7)Eleştirel bir yorumcunun Moby Dick adlı metni tabiab sevgisi veya deniz tutkusu,Bitmemiş Senfoni adlı metni ise müzik sevgisini anlatan bir metin olarak değerlendirmesi mümkün değildir.Eleştirel bir yorumcu metnin iletisine bağlı kalarak metinde yeni ve farklı anlamlar bulup sebepleriyle birlikle açıklamak zorundadır.Bu yeni ve farklı anlamlar metnin iletisinden uzak olamaz. 8)Verilen metinlerin farklı şekilde yorumlanması metinlerin amaç ve iletilerine zarar vermez.Çünkü metin anlamı okuyucunun bilgisi,kültürü,görgüsü ve ruh haline göre oluşur.Bu nedenle aynı metin,farklı okuyucular tarafından farklı şekillerde yorumlanabilir.

Sayfa 119

1.soru: edebiyatı Mümtaz’a ihsan sevdirmiştir. Batu edebiyatçılarını örnek almasını sağlamış divan edebiyatını iyi öğrenmesini sağlamıştır. 2.soru: eski divanları okumuş, tari zevkini almış. Fransız şairlerinden etkilenmiş. 3.soru: Edebiyata olan ilgi, tarih, ıtrı(müzik),resim Mümtaz’ın ilgi duyduğu alanlardır. 4.soru: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hayatıyla romanın kahramanı Mümtaz arasındaki benzerlikler: antalya, tarih, edebiyat 5.soru: Fransız edebiyatına ilgi duymuş, yahya kemal onun hocası ve dostu olmuş, yahya kemal’in yolundan gitmiş, sanata, edebiyata, tarihe ve müziğe ilgi duymuş, Fransız şairlerinden etkilenmiş, batı edebiyatını örnek aldığı gibi divan edebiyatını iyi öğrenmiş, eserlerinde tarih sevgisi zaman, bilinçaltı ve aşk konularını işlemiş, edebiyatı müzik ve resimle birleştirmiş… Huzur -
Sayfa 118 – 119 – 120

soru 1) cevap: cümlelerinden yola çıkarak roman kahramanlarından insanın ve mümtazın kültürel sanatsal ve felsefi yönden etkilediğini söyleyebiliriz. 3) mümtaz tarih güzel sanatlar müzik felsefe estetik mimari vb. alanlarına ilgi duymaktadır. Onun zevkleri ve fikirleri kültürel bir bütünlük göstermektedir. Onun ilgi alanına giren bütün sanatlar akımlar fikirler kendi kültüründen bir araya gelerek, bir potada eriyerek kaynaşmaktadır soru 4) cevap: tan pınarın anılarında aldığımız bölüm bu soruya cevaplayabilir soru 5)cevap: metinden tan pınarın antalyada yaşadığı onun bu şehrin bazı yerlerinden etkilendiğini çıkarabiliriz. tanpınarın metnindeki ihsan karakteri hocası Yahya kemal beyatlıdır edebiyat fakültesinde başlayan hoca-öğrenci ilişkisi tanpınarı çok fena etkilemiştir.. Etkinlik Ahmet Hamdi Tanpınar (23 Haziran 1901 İstanbul-24 Ocak 1962 İstanbul) Türk romancı ve şairdir.Lise öğrenimini Antalya Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1923 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. Liselerde, yüksek okullarda çeşitli dersler okuttu. 1939 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı profesörlüğüne atandı. 1942-1946 yılları arasında Maraş Milletvekili olarak görev yaptı. Bir süre Milli Eğitim müfettişliği yaptıktan sonra 1949 yılında Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki görevine döndü. Gençlik yıllarında Yahya Kemal ve Ahmet Haşim’in talebesi ve dostu olmuş, Batı edebiyatından Paul Valery ile Marcel Proust’u kendisine üstad olarak seçmiştir. Bu yazarlar edebiyatta güzellik ve mükemmeliyete ön planda yer verirler. Onlara göre edebiyat, tıpkı resim ve musiki gibi “güzel sanat”tır. Onlardan farkı, boya ve ses yerine, insanı ve hayatı anlatmada bu iki vasıtadan çok daha zengin olan dili kullanmasıdır. Tanpınar şiiri hayatının en büyük ihtirası haline getirmiş, fakat asıl kabiliyetini şiir estetiğine göre yazdığı mensur eserlerde göstermiştir. İlk şiiri 1920’ de yayımlanmıştı. Geniş okuyucu kitlesi onu umumiyetle lise kitaplarına ve antolojilere giren “Bursa’da Zaman” şiiri ile tanır. Altmış kadar şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını ölümüne yakın çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976). Şiirlerinde bir imaj ve müzik kaygısı taşıdığı, hikaye ve romanlarında da, başta zaman tema’sı olmak üzere, psikolojik anları, bilinçaltını aradığı, yansıttığı görülür. (Geniş bilgi Prof. Mehmet Kaplan’ ın Tanpınar’ ın Şiir Dünyası;1964 kitabında). Çeşitli baskıları olan eserleri Dergah Yayınları’ nda toplanmaktadır. Enis Batur, 1992 yılında Ahmet Hamdi Tanpınar’ dan “Seçmeler” adlı bir kitap hazırladı. Yazar ile ilgili yayınlanmış en son eser 2007 yılının sonunda çıkan “Günlüklerin Işığında Tanpınar’la Başbaşa”dır. Eser Tanpınar’ın 1953 yılında yazmaya başladığı ve 1962 yılında vefatına kadar tuttuğu notlardan oluşmaktadır.
Sayfa 122

1.Sen kırk gün bir ölü bekleyeceksin…… ve Ne yapalım bu da Allah’tan, bunada sabredelim ……… (kitaplarınızda zaten var diye tam yazmadım) cümlelerinde , dönemim dini inançları çerçevesinde, her konuda Allah’a boyun eydiğini, işlerin ona ona havale edildiğini göstermektedir. Meğerse bu yatan şehzade imiş cümlesinde ise.. o dönemde hanedanlık yönetiminin olduğunu göstermektedir.
SAYFA 123

2.Kız odasında nakış işlerken bir kuşun gelmesi, kuşun ertesi akşam yine gelmesi ve kızın bu durumu annesine söylemesi, kuşun 3.kez gelmesi ve kzın annnesinin kaçmaya karar vermesi, kızın ve annesinin başka bir memlekete gitmesi.Kuşun kızı sarayda odaya bırakması, annesinin memleketine dönemesi, kızın İran memleketinden bir halayık satın alması…………. 3. Masalda doğal gerçekçiliği olmayan olağan üstü olaylar yaşanmaktadır. 4. Metinde evvel zamanda bir gün, birkaç gün sonra, akşam üstü gibi belirsiz zaman ifadeleri kullanılmıştır.Masalda; saray , oda , memleket gibi mekanlar İran ve Yemen gibi ülke adları da bulunmaktadır.Bu mekanların anlatımında tasvirlemeye yer verilmiştir.Metindeki zaman ve mekan unsurları, olayların yaşandığı belirsiz zaman dilimi ile mekanları ifade ederek metnin yapı bakımından tamamlanması sağlanmıştır. 5. TABLO karakter/tip nasıl bir insandı?(bunlar tiptir) -kız: iyi,sabırlı/ şehzade: iyi, sabırlı tip durağan mıdır dinamik midir? -ikiside dinamiktir masalın hangi kısmı sizin tip hakkında böyle düşünmenize neden oldu? -kız: sürekli hareketkli/ şehzade: kızı ipten kurtarması sosyal ortam ve çevre bu tipi nasıl etkilemiştir? -kız: zengin-fakir hayatı yaşaması olumsuz/ şehzade: yanlış kişiyle evlenmesi olumsuz bu tipin sizin sizin sosyal ve toplumsal yapıdan farkı var mı? -kız: var/ şehzade: var bu tipin diğer tipler üzerinde etkisi var mıdır? -kız: var/ şehzade: var tip kendi kişiliğinin farkında mı…? -kız: farkında/ şehzade: farkında sizce gerçek hayatta bu masaldaki….. -kız: olmaz/ şehzade: olmaz 6.soru: temel çatışma : iyi ile kötü arasındaki çatışmadır tema : gerçeklerden, kaderden kaçılmaz. iyiler herzaman kazanır. 7.soru:ilahi bakış açısı 3.tekil şahıs anlatım vardır.
SAYFA 124

OĞUZ KAĞAN DESTANI= -Hun dönemi destanlarındandır. -M.Ö 174-209 -İslamiyet öncesi Türk Destanıdır. -Kahraman bakış acısıyla yazılmıştır. Zihniyet Sosyal,siyasi,ekonomik ve dinidir. Oğuz Kağan’ın kişiliği -cesur -kahraman -adaletli -yiğit Kurgu zamanı Oğuz Kağan’ın doğumundan yaşlılığına kadar olan zamandır. -Kılıç,ok,yay,kargı,bakır,gümüş,demir madenleri kullanılmıştır. Olay örgüsü -Oğuz Kağan’ın doğması -Kırk günlükken konuşması -Halkı gergedandan kurtarması -Hükümdar olması -Evlenmesi ve üç çocuğu olması -ikinciye evlenmesi ve üç çocoğunun olması -Ziyafet vermesi -Kendisine tabi olanlarla iyi geçinmesi -Siyasi birliği sağlaması -Oğullarına devleti bırakması Teması:Mete Han’ın Orta Asya’da Türk Birliğini kurması Kişiler: -Altun Kağan -Ay Kağan -Oğuz Kağan -Urum Kağan -Uruz Kağan -Dağ,Deniz,Gök -Gün,Ay,Yıldız NOTLAR: -Destanlarda ki kahramanlar olağanüstü özelliklere sahiptir. -Destanda ki olaylar olağan ve olağanüstüdür. -Destanlar genelde mazmundur. -Anonimdir. Olağanüstü Olaylar: -Anasını sütünü bir kere emer -Çiğ et,çorba ve şarap ister -Dile gelir. -Kırk gün sonra büyür yürür ve oynar -at sürüleri güder,ata biner av avlar Oğuz Kağan’a hanlık ünvanı verilmesi:Hiç kimseinni yaklaşamadığı gergedanı Oğuz Kağan’ın öldürmesi ona hanlıkünvanı verilmesini sağlamıştır. Oğuz Kağan’da -Yönetim şekli -Göçebe hayat -Din anlayışı -Kullandıkları madenler -Cihangirlik anlayışı -Eğlence anlayışı -Çok eşlilik -Belgelik anlayışı gibi anlayışlara rastlanır. OĞUZ KAĞAN (TABLO) Tip nasıl bir insandır? Oğuz Kağan fiziksel özellikleri ve karakteriyle bir kahramanın bütün özelliklerini taşıdığı için bir tiptir.Cesur,kahraman,adaletli,yiğittir. Karakter/tip durağan mıdır ,dinamik midir? Tip kesinlikle dinamiktir.Destan boyunca ön plandadır hiç durmaz hep savaşır. Destanın hangi kısmı szin karakter/tip hakkında böyle düşünmenize neden oldu? Oğuz Kağan’ın kahramanlığını ilan ettiğii bölüm Sosyal ortam ve çevre bu karakteri nasıl etkilemiştir? Oğuz Kağan’ın olağanüstü özellikler taşıması toplumun ondan beklentilerinin fazla olmasına yol açmıştır.O da bu sorumluluklarını başarılı bir şekilde yerin getirmiştir. Bu karakterin /tipin sizin sosyal vetoplumsal yapınızla farkı var mıdır? Yoktur.Bugünkü toplumsal yapıda kendi millei için feda edecek kişilere rastlamak oldukça zordur.Ama yinede toplumumuz kendini kurtaracak kahramanlar beklemektedir. Bu karakterin diğer karakterler üzerinde etkisi var mıdır? Vardır.Boylara isimler ve oğullarına hanlık verilmesi Karakter kendi kiiliğinin farkında mıdır? Farkındadır.Dünya kağanı ilan etmes itaat edenlere dost etmeyenlere düşman kesilmes Sizce gerçek hayatta bu destandaki karakter gibi davranan biri var mıdır? Hayır.Olağanüstü özellikler taşıması ve değişen yaşam koşulları gerçek hayatta böyle kahraman olmasını imkansızlaştırır.

sayfa 135

1- devleti bir kişi yönetiyormuş, ölümlü olduklarına inanıyorlarmış Allah’a inandıkları sonuçlarına ulaşabiliriz
sayfa 136

5- tema: aşk için herşey yapılır 6- a) ilahi bakış açısı b) herkes kendi dininden kişiyle evlenir TABLO sırasıyla yazıyorum kerem: tiptir. iyi biri, dinamik, keremin sürekli aslıyı araması, var, var, farkında, olmaz aslı: tiptir. iyi, güzel biri, dinamik, aslının anne ve babasıyla kaçması, var, var, farkında, olmaz

sayfa 135 ve 136

1-birinci cümle: halk hikayelerinin gerçekliğe bakışını ** dilini anlatan sosyal bir gerçekliği anlatır. 2.**3. cümle: dönemin dini değerlere ** kutsal kişilere nasıl bakıldğını gösterir. 2- birnci cümle:cümle hikayenin hangi zamanda anlatıldığını net bir şekilde göstermez. 3- kerem ile aslı metindeki mekanlar hikayedeki olayların mekanla birlikte değişebileceğini göstermektedir. 4- ” yorgun argın dünyasından geçti öyle bir aleme göçtü ki rüya alemi mi desem mana alemi mi desem,ne desem;ak saçlı bir pir yamacına dikilip eğitti. 5- metindeki temel çatışma iyi kötü arasındadır.metnin teması aşıkların kawuşmasını hiçbir gücün engelleyemeyeceğidir.bu tema yani aşk ** aşıkların kawuşmaları türk edebiyatında çok kullanılmştır. 6-a: verilen örneklerden hareketle anlatıcının olaylar ** kahramanlarla ilgili her türlü bilgiye sahip olduğunu anlatıcı kendine göre hızlandırıp yawaşlattığını söleyebiliriz. b: bu ifadelerden hareketle halk hikayelerinin kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılmasını göstermesidir 7- iki metinde de olağanüstü olaylara yer **rilir. * iki metinde de döneme ait özellikler tespit edilmektedir. * iki metinde de ilahi bakış açısı kullanılmıştır. * iki metinde sözlü bir geleneğin mahsülüdür. 8- halk hikayelerinde şiirsel ** halkın anlayacağı bir dil kullanılmıştır. 9- bu ifadeler metindeki anlamın oluşmasını sağlamaktadır. 10- her iki tipte aşkı için herşeyi göze alan gerçek aşık tipleridir. *kerem dinamik aslı durağandır. *hikayenin her bölümü *kerem olumsuz aslı olumsuz *farklıdır *kerem ailesinin etkisi wardır *kerem farkındadır aslı farkındadır *hayır olamz 11- türk edebiyatı bu özelliğe sahip ilk “Dede Korkut” hikayeleridr.genellikle aşk ** dini konular işlenir.özellikle koşma şeklinde olur.
sayfa 140

1-HARNAME’deki olay ve olay örgüsü şunlardır: *eşeği tanıtılması *eşeğin sahibinin onu serebest bırakması *eşeğin otlağa gitmesi,orada otlayan öküzleri görmesi *eşeği pir eşeğe gitmesi *eşeğin buğday tarlasına gitmesi *tarla sahibinin eşeği görmesi *eşeğin pir eşekle karşılaşması 2-harnamede belirli bir zaman ve mekan ifadesi yoktur.Mesevide ”birgün” şeklinde bir zaman ve ”otlak buğday tarlası” şeklinde de mekan ifadeleri vardır.bu durumda mesnevideki zamanın ve mekanın belirsiz olduğunu göstermektedir 3-harnamedeki kahraman eşek,eşek sahibi,pir eşek ve tarla sahibidir.bu kahraman ve bunların etrafında şekillenen olay örgüsü doğal gerçeklikle ilişkilidir.şair yaşadığı olaylarla ilişkilendirilirse,kendisi yerine eşeği hükümdaryerine eşeğin sahibini,pir eşeği mürşidi,tarla sahibini ise köylüler veya eşkiyalar için sembol olarak kullanmıştır. 4-harnamedeki temel çatışma ”adalet-adaletsizlik”çatışmasıdır.metnin teması ise”elindeki ile yetinmek”tir. 5-metindeki tema ve tema etrafında şekillenen olaylar,sosyal hayattaki bireylerin ellerindekilerle yerinme,onlara rıza gösterme,daha fazlasını elde etmekiçin birtakım yollara sapma ilkeleriyle örtüşmektedir. 6-mesnevi nazım şeklinin özellikleri şunlardır: *nazım birimi beyittir *aruz ölçüsü kullanılır.aruzu kısa kalıpları kullaılır. *her beyit kendi arasında kafiyelidir *sembolik tarzda yazılır *olay örgüsü,kişiler,zaman, ve mekan unsurlaı bulunur. 7-harnamenin yazılış amacı yaşanan bazı olayları edebi bir biçimde ifade etmektedir.bu nedenle eserde,şiir dilinin ifade biçimleri kullanılmıştır.mesnevinin şiirle benzer yönleri,ritim,ahenk ve yapı unsurlarıdır.mesnevinin şiirden farklı yönleri ise olay örgüsü ve bu olay örgüsüne bağlı kişiler,zaman ve mekan unsurlarının bulunmasıdır. 8-harnemede kahraman olarak eşek ve öküzün seçilmesi birbiriyle kıyaslanabilecek farklarının olmasındandır.bu farklılık etkenlerle yetinme teması ve onun etrafında gelişen olay örgüsüyle,elindekilere rıza göstermeyen eşek ve eşekten üstün olan öküzün eksiklik ve fazlalıkları üzerine kurulmuştur. 9-verilen beyitlerin ilki kahramanların halini ve ruh durumunu bilen”ilahi bakış açısına sahip bir anlatıcıya;ikinci beyit ise kahraman ağzından yazıldığı için ”kahraman anlatıcının bakış açısı”na sahiptir. 10-anlatıcı olay örgüsünü oluşturmada ve kahramanların ruh hallerini yansıtmada etkilidir. 12-beyitlerdeki ”ılduz” sözcüğü günümüzde yıldız şeklini almıştır.yıldız sözcüğü baht talih anlamındadır. şairde beyitte bizim acaba bahtımız talihimiz yokmudur anlamında kullanmıştır. 13-harnamede şeyhi’nin yaşadığı bir olay sembolik olarak anltılmıştır.şair döneminin mesnevi nazım şeklini kullanan şirlerin en ustasındandır.mutasavvuf olmasına karşın tasavvufi unsur kullnmamıştır.rahat ve lirik bir söyleyişi vardır.şiirlerinin nükte dolu olduğunu ”şeyhi uzatma nalevüahün nüktedandır bilür şahan-şahün”beyitiyle ifade edilmiştir. 14-şeyhi’nin sembolik anlatımı tercih etmesi hem durumnu hem de sosyal eşitlik konusunu daha rahat ve etkili,aynı zamanda edebi ve dikkat çekici bir tarzda ifade etmek istemesindendir…
sayfa 146

Köy hocası:karakterdir. iyi, yardımsever, çalışkan dinamik yakalamaya çalışması olumsuz var var farkında olabilir sığırtmaç:karakterdir. ürkek, meraklı, yabani dinamik kaçmaya çalışması olumsuz var var farkında olabilir
sayfa 154

1)Halk edebiyatıdır 2)ilgisi vardır.bulunduğu toplumdan etkilenir 3)çok karışıktı yapamadım ÖLÇME DEĞERLENDİRME 1) D,D 2)Kahraman 3)A 4)E
Sayfa 156,157,158

ELEKTRA -Trajedidir. Trajedinin Özellikleri -Konularını tarihten ya da mitolojiden alır.Eskİ Yunan ve Latin tarihi -Kişiler soylu kimseler olur.(kral,kraliçe,vs..) -Baştan sona ciddi bir hava içinde geçer -Trajediler mazmundur. -Trajediler aynı mekanda geçer yaşanalar 24 saat içinde anlatılır. -Üç birlik kuralı uygulanır.(olay,yer,zaman akla gelir.) -Vurma,kırma ,öldürme gibi olaylara seyircinin gözü önünde yer verilmez.Bunlar dışarıda gerçekleştirilir sahne haberi ulaşır. -Diyalog vekorudan oluşur. -Koro kadınlar ve ihtiyarlardan oluşur. -Erdem ve ahlak önemlidir. -Beş bölümden oluşur.Perde yoktur.Kesintisiz oynanır.Perdenin yerini koro tutar. CİMRİ -Komedidir. Komedinin Özellikleri -Konularını çağdaş toplumdan ve günlük hayattan alır. -Argo kelimeler kullanılabilir. -Vurma,yaralanma gibi olaylara sahnede yer verilir. -Diyalog ve koro bölümlerinden oluşur. -Mazmundur. -Kesintisiz oynanır. -Üç birlik kuralı uygulanır. -Beş bölümden oluşur. Trajedi ve komedinin ortak yönleri -Mazmundur. -Kesintisiz oynanır. -Üç birlik kuralı uygulanır. -Beş bölümden oluşur. Trajedi ve komedinin farklı yönleri -Komedide vurma kırma gibi olaylar sahne içinde canlandırılır. -Trajedide canlandırılmaz. HAMLET -Dramdır. Dramın Özellikleri -Konularını günlük hayattan alır. -Oyunda acıklı ve gülünç olaylar bir arada verilir. -Nazım ya da nesir biçimde yazılır. -Kahramanlar her tabakadan seçilebilir. -Üç birlik kuralına uyma zorumluluğu yoktur. -Perde sınırlaması yoktur yazarın isteğine bağlıdır. gerçi forumda vardı ama…

sayfa 166
Tablo karagöz tipcahil,…..hacivat tipbilgili ikiside dinamiktir… olumsuz… sosyal ve toplumsal yapımızdan farkları var… birbirleri üzerinde etkileri var karagöz farkında değil,…hacivat farkında evet olabilir…. 5.soru… temel çatışma…cahil okumuş çatışmasıdır,tema…yanlış anlama 6.soru… sade dil ve halk söylemleri vardır… 7.soru… ifadelerde yanlış anlaşılma var…metnin temasıda yanlış anlaşılmadır… 8.soru.. doğaçlama ve karşılıklı konuşmalardan meydana gelmiştir…bu nedenle yazarı yoktur…geleneksel türk tiyatroları anonimdir…sözlü edebiyat ürünleridir… 9.soru… bellli sözlerle başlar,gölge oyunudur…halk söylemleri vardır…yanlış anlaşılmayla birlikte izleyenleri güldürme amaçlıdır…
SAYFA 170

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME: 1-Y, D 2-trajedi 3-B 4-A
SAYFA 171

5- cahil ve okumuş insan arasındaki çatışma anlatılıyor.

SAYFA 172

3.ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME: 1-Y, D 2-D, D 3- ? 1.boşluk: geleneksel 2.boşluk:modern 4-masal 5-ilahi 6-D 7-A 8-C 9-B
SAYFA 173
10-D 11-BULMACANIN CEVAPLARI 1-tiyatro 2-ileti 3-sahne 4-zaman 5-çatışma 6-anlatıcı 7-mekan 8-kurgu 9-karakter 10-tip 11-olay 12-bakışaçısı
sayfa 176

1-D,Y 2 -D 3-E 4- Sosyal 5-konu, dil ve anlatım özellikleri, yazar…
sayfa 181

1)bilgi vermek tanıtmak 2)ıtrı hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkesi 3)olur çünkü hayatı kişiliğine etki eder 4)verilen bilgi eksik olur.metin içinde belirli bir anlam vardır. 5)4birim 6)bilgi vermek tanıtmak yaşantısı,kişiliği şahsiyeti buyrun arkdaşlar hepsi doğru
sayfa 181 ve 182

1,bilgi vermek tanıtmak 2:ıtrı hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkesi 3lur çünkü haytı kişiliğinede etki eder 4:verilen bilgi eksik olur.metin içinde belirli bir anlam vardır 5:4 birim 6:Bilgi vermek tanıtmak yaşantısı,kişiliği,şahsiyeti ÖLÇME DEĞERLENDİRME 1:tanıtmak 2:b 3:b ve e 4:d 5:bilgi vermek tanıtmak
sayfa 184

1.soru:sanat ve sanatçının hür olması 2.soru:soyut bir kavram ifade etmektedir anadüşünce:sanat ve sanatçıya baskıların olduğu 3.soru: – 4.soru:gelir.yazarın duygu ve düşünceleri farklılık gösterir. anlama yorumlama
sayfa 185

1.soru: amacı olduğu için bir yazıyla aktarma gereği duyar Ölçme Değerlendirme: 1.soru : D,D 2.soru : boşluk : yunus emrenin türk dilini en güzel şekilde kullanması 3.soru: D 4.soru:Metnin okuyucuya aktarmak istediğii ileti düşünce bildiri
sayfa 188
1:bir kavramı açıklamak 2:soyut olduğu için anlaşılması çok zor edebiyatla ilgilenenlere daha çok hitap ediyor. 3:Olabilir.farklı anlşatım biçimleri oluşabilir 4: – 5:cvapları kitabın arkasındaki sözlük kısmında var bi gezi yok.gezi:gezilen yerlerin anlatılması 6:felsefi metin 7:günlük gözlemlere yer verilmiş Anlama ve Yorumlama 1:kişiden kişiy egöre değişir 4:anlatım türü ve konusunu belirler ölçme değerlendirme: 1: Y 2 : D 2: C 3: Deneme 4: Türü mektuptur.benzetmeler vardır
sayfa 189

Ölçme ve Değerlendirme: 1-İkiside doğru 2-C
sayfa 190

3.soru: söyleyişi(sohbet) 4-anlaşılır bir biçimde yazılmıştır.günümüz Türkçesiyle
sayfa 192

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME: 1.Y,D 2.A 3.E 4.bilgi verir, farklı açıdan bakmamızı sağlar,okuyucuyu düşündürür…
sayfa 195

ÖLÇME DEĞERLENDİRME: 1: D Y 2: zaman mekan 3:mektup 202. sayfanın hazırlık soruları; 1)yaşadığımız ilin tarihi özellikleri,nüfusu,coğrafi özelliklerini konu alan bir metin yazarak bu özelliklere dikkat ederiz 2)bu soruda bir yazarın veya santçının özelliklerin istiyor ben Ahmet Hamdi Tanpınar’ı örnek verdim ve ve bir metin yazarken dikkat edeceğimiz özellikler yaşadığı zaman,edebiyata katkıları,çevresi zihniyeti,öğrenim hayatı dikkate alınır.

sayfa 204

1-)Bu metinde dönemin zihniyeti olarak insanların teknolojik gelişmelrden dolayı geceleri çalışmak zorunda olduğunu bazılarının ise sadece gündüzlerin çalıştığını anlayabiliriz.Ayrıca kıtalar arası uçuşlarında olduğu bu metinden anlaşılır.
2-)Bu metinin yazılış ama bilgi vermek ve yönlerdirmektir. Hedef kitleside uyku sorunu olanlar olabilir
3-)4 birim vardır işte yazdırmayın onların hepisi metinde adları yazıyo
4-)Bu metinin ana düşüncesi uykunun sosyal hayatımızdaki yeri ve önemidir.Yazıldığı dönemle ilişkiside işte o dönemde bazı insanlırın gece çalışmak zorunda olduğundan bazı psikolojik felan filan bozukluklar geçirmesi işte ilişkisi böyle
5-)Burda metin dilin göndergesel işleviyle kullanılmıştır. göndergesel işlev:bilgi vermek için olan vardıya hani işte o.

6-)Metinin konusunu, dil ve anlatımını etkileyen en önemli unsurlardan birisi hitap ettiği hedef kitlesidir. Metinin dili hitap ettiği hedef kitlesine göre farkılılık gösterir.Örneğin bu metinde hedef kitle biz yani cocuklar ya da normal sıradan bir insan değildir. Çünkü burada bazı bilinmeyen kelimeler vardır. Yani terimler vardır sirkadiyen nörötik kortizol senkronizatör vb. yani bunun hedef kitlesi bu sözleri bilen bu sözler hakkında az çok bilgi sahibi olan kişilerdir. eğer hedef kitle biz olsaydık bu kelimerin anlmı bir parantez içinde verilir ya da uzun uzun anlatılırdı.
7-)Bu metin bilimsel metindir makaledir. Makale diyince sadece gazete çevresinde gelişen edebi metinlerdeki makale gelmesin aklınıza bizim hoca böyle dedi ben onun yalancısıyım
8-)
9-)Bu bir makaledir nerdenmi anlıyoruz? çünkü ispatlama var sonra hiç bir öznel yargılara yer verilmemiş.
Sayfa 215

1. günlük 2. röpörtaj 3. – 4.tarihi 5.bilimsel 6.makale 7. – 8.fıkra 9.mizah 10.hatıra 11.deneme 12.mektup 13.eleştiri 14.geziyazısı

ALINTIDIR…

Çatışma Nedir ?

Çatışma Nedir ?

ÇATIŞMA

1.1.ÇATIŞMA NEDİR?

Çatışma sadece insanlara özgü bir olay değildir. Tüm canlılar yaşamlarını devam ettirebilmek için sürekli olarak çevreleri ile mücadele etmek ve yeri geldiğinde çatışmak zorundadırlar. Bir canlı herhangi bir ihtiyacını tatmin etmek istediğinde bir engelle karşılaşırsa;bir gerginlik meydana gelir. Bireysel anlamda çatışma; hem fizyolojik hem sosyo-psikolojik ihtiyaçların tatminine engel olan sıkıntıların meydana getirdiği gerginlik halleridir. Örgütsel anlamda çatışma ise; bireyler ve grupların birlikte çalışma sorunlarından kaynaklanan ve normal faaliyetlerin durmasına ve karışmasına neden olan olaylardır. 5
Çatışma teknik olarak; insanın birbiriyle ikame edilemez iki amaç,hedef arasında seçim yapmak zorunda kalma durumu olarak ifade edilmiştir. İkisinden biri tercih edilirse, diğeri ulaşılmaz olacaktır. Bu; insanlar ve güçler arasında da söz konusu olabilir. Çarpışma,savaş,şiddetli geçimsizlik,anlaşmazlık,zıtlık hep çatışma kavramını çağrıştırır.
Çatışma; birçok,karışık sosyal etkileşimin kaçınılmaz bir sonucudur. 6

1.2.ÖRGÜTLERDE ÇATIŞMANIN ÖNEMİ

Organizasyonlarda değişimi isteyenlerin,mevcut durumu korumak isteyenlerin,grupların,lobilerin,kliklerin,rakiple rin vb. mücadele ortamları vardır. Bir grup etki alanında başka bir grubun yer almaya başladığını hissettiği anda, çatışma eğilimine girer.
Çatışma,örgütlerde bölümler,gruplar ve bireyler arasında kaçınılmaz bir süreçtir. Eğer örgüt bir değişimi yaşamak azmindeyse çatışma şarttır. Çatışmada önemli olan farklılıkların bütünleştirilmesi ve organizasyonların enerjisini boşa harcamamalarının sağlanmasıdır. 7
Bugün çatışma, modern örgütlerin en ciddi sorunlarından birisidir. İnsan Kay- nağı bu yüzden verimsiz kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalar; yöneticilerin zamanlarının %20′sinden fazlasını örgüt içi çatışmalara yada çatışma sonrası yaşanan olumsuzlukları gidermeye ayırdıklarını göstermektedir. Yöneticiler kaynaklarını bu alanda kullanırlarken; kaynakların paylaşımındaki sorunlar,örgüt içi görevlerdeki bağımsızlık,amaçlardaki farklılık,personelin anlayış ve değerlerindeki farklılık,kişisel statü ve altyapı dengesizlikleri ve örgütsel iletişimde yaşanan sorunlar gibi birçok sorunu ve bunların sonucunda ortaya çıkan çatışma kaynaklarını da dikkate almalıdırlar.
Önemli fonksiyonları olan yöneticiler, etkin ve verimli örgüt yönetimi modelinde çok önemli bir yere sahiptir. Kişiler arası farklılıkları,amaç farklılıkları,yöntem farklılıkları,değer, algı ve sorunları tanımlamadaki farklılıkları örgüt amaçları doğrultusunda değerlendirmelidir8. Çünkü bütün bu unsurlar örgüt içinde uyumsuzluğa ve çatışmaya neden olarak örgütsel etkinliği ve verimliliği düşürmektedir. Ama örgütsel çatışmanın örgütlerin verimliliğini ve etkinliğini olumlu,yapıcı olarak etkilediği durumlar da söz konusudur. Zaten amaç da çatışmayı gerektiği şekilde yöneterek olumlu yönlerinden faydalanmaktır.9
Hiç çatışmanın olmadığı örgütlerde yenilik,değişim, yaratıcılık ve performans olumsuz yönde etkilenebileceği gibi,sürekli ve önemli çatışmaların olduğu örgütlerde de kararların gecikmesi ve verilememesi,tavizlerin sorunları çözmeye yetmemesi gibi nedenlerle yine performans olumsuz etkilenir ve örgütün varlığı tehlikeye girer. Bu yüzden tüm çatışmalar örgütler için faydalı olmasa da, bazı çatışma türleri işgörenler arasında uyumu artırır,çatışanların başarı düzeylerinin yükselmesine neden olabilir.
Çatışmanın örgüt için olumlu sonuçları aşağıdaki gibidir:10
¨Çatışanlar kendi haklılıklarını ortaya koyabilmek için daha yaratıcı olurlar.
¨Uzun zamandır çözüm bekleyen örgütsel ve bireysel sorunlar çözüme kavuşacak ve gerilim azalacaktır.
¨Sessiz,yorum yapmaktan kaçan kişilerin fikirleri alınabilecektir.
¨Örgütsel etkinliği ve verimliliği etkileyen sorunlar ortadan kalktığından motivasyon düzeyi artacaktır.
¨Performans değerlendirmesi sağlanacaktır.
Örgüt için çatışmanın olumsuz yönleri;11
¨Personelin ruh sağlığını bozar ve Örgüt için tehlikeli bir ortam oluşturur.
¨Örgütü verimliliğini düşürür.
¨Örgütte emek,zaman,kaynak savurganlığı artar.
¨Örgüt amaçlarından sapmalar meydana gelir.
¨Ortak çalışmalara karşı pasif ve aktif bir direniş oluşur.

Çatışma, örgüt için olumlu bir şekilde değerlendirilebilecek bir güç kaynağı olmasından dolayı önemlidir. Çatışmalar, örgüt için gerekli olan değişimin yolunu açabilirler. Çatışmanın olumlu yönlerinden faydalanabilmek için çatışmanın etkin yönetilmesi gerekir. Etkin yönetilen çatışmalar örgütün misyonunu ve kültürünü geliştirirler. Etkin yönetilmeyen çatışmalar örgütleri durgunluğa iter,sorunlarının artmasına neden olur. Çatışmanın örgüt için önemi; örgütsel verimliliğe ve etkiliğe katkısından kaynaklanır.

1.3.ÇATIŞMANIN NEDENLERİ

İnsanlar her ortak konuda farklı düşüncelere,yaklaşımlara sahip olabilirler. Çatışmanın yönetilebilmesi için altında yatan sebeplerin bilinmesi gereklidir. En genel şekli ile örgütsel çatışmanın nedenleri olarak ,bürokrasinin gelişmesine neden olan;rutinleşme,uzmanlaşma,standartlaşma gösterilebilir.12Çatışmaların kaynakları farklıdır. Bazıları kişiseldir,bazıları birimlerarası ilişkilerden kaynaklanır. Çatışmaların sayısı arttıkça çatışmalar da büyür. Bu da çatışmayı yöneteceklerin dikkatlerini geçmişe yöneltmelerine neden olur.13

1.3.1. Fonksiyonel Bağımlılık Örgüt içinde gerçekleştirilen bir takım işler ve bunları yapan birimler arasında
fonksiyonel bağlılıklar vardır. Bu bağlılık kaynakların kısıtlı olmasından,faaliyetlerin zamanlamasından ve örgütsel görev ve sorumluluklarda görülen karışıklıklardan kaynaklanır.14

1.3.2. İşbölümünde meydana gelen aksamalar
İşbölümü yapmak bireylerin kendi işlerinden başka kimseyi ve işi önemsememesine neden olabilir. Bu da diğer bireyler ve birimlerle iletişim kopukluğuna neden olur. Çatışmaya temel hazırlar.

1.3.3. Sınırlı kaynakların paylaşılması
Örgütte kaynakların sınırlı olduğu ve gerektiği anda,gerektiği yerde elde edilebilir olması gerektiği kaçınılmazdır. Bu sınırlılık yüzünden bireyler ve birimler kaynaklara ulaşamazlarsa gerginlik oluşur.

1.3.4. Örgüt içi güç mücadelesi
Örgüt çalışanları sahip oldukları güç alanını genişletmek istediklerinde, alanlarına girdikleri diğer çalışanlarla çatışma içine girebilirler. Çatışmanın doğabilmesi için diğer çalışanların bunu algılaması gerekir.

1.3.5. Yönetim alanı ile ilgili belirsizlik
Örgütlerde kimin hangi alanda ve konuda çalışacağı, ne ölçüde kime karşı sorumlu olacağı belirsiz olabilir.15

1.3.6. Amaç ve çıkar farklılıkları
Örgüt içindeki alt birimler uzmanlaşmaya başladıkça farklı amaçlar geliştirebilirler. Farklı amaçlar da farklı çıkarlara,algılamalara neden olabilirler.16

1.3.7. Haberleşme eksikliği
Bireyler ve birimler arası iletişim eksikliği; bilgi akışında ve geri beslemede aksamalara neden olur. Bu da dedikodu kanalının çalışmasına neden olur.

1.3.8. Kişilik farklılıkları
İnsanların düşünce,duygu ve davranış bakımından farklı olmaları çatışmalarına neden olabilir. Kişilerin olayları,durumları algılamaları da farklıdır.

1.3.9. İşçi-İşveren ilişkilerinde kutuplaşmalar Örgütsel çatışmaların en önemli nedenlerinden birisi de; yönetim ile
personel ve özellikle işçi kesimi arasındaki ilişkilerin kutuplaşmış olmasıdır. Kutuplaşma arttıkça çatışma ihtimal de artar.17

1.3.10. Statü farklılıkları
Organizasyonlarda belirli kişi veya gruplar kendi statülerini başkalarından farklı ve daha prestijli bir statü olarak görebilirler.18

1.4.ÖRGÜTLERDE ÇATIŞMA TÜRLERİ

Örgütlerde çalışma kuşkusuz insanlara özgü bir olaydır. Ama örgütsel yapı sadece onun içinde görevli olan bireylerden oluşmaz. Bireylerin yanında onların oluşturduğu gruplar ve bölümler de yer alır.19

1.4.1. Bireyler arası Çatışmalar
İnsan kendi içinde de duygu,düşünce ve davranışları açısından çatışmaya düşebileceği gibi başka insanlarla da çatışma yaşayabilir. Örgütlerde en sık rastlanan bireyler arası çatışma türü;ast-üst çatışmaları ile kurmay-komuta yöneticileri arasındaki kişisel anlaşmazlıklardan doğan çatışmalardır. Bu tip çatışmalara bireysel farklılıklar neden olur.20Bireyler arası çatışmanın yapıcı sonuçlarını beş maddede toplamak mümkündür:21
¨Sosyal sistemin gerektirdiği görevleri yapmak için gerekli olan teşvik ve enerjiyi artırır.
¨Çatışma, farklı görüşlerin varolması nedeniyle bireylerin ve sosyal sistemin yaratıcılığını artırabilir.
¨Her birey kendi görevine ilişkin bilgisine geliştirilir. Çünkü çatışma bireyi kendi görüşlerini açıklamaya ve destekleyici fikirlerini ortaya çıkarmaya zorlar.
¨Herkes kendi varlığını daha iyi fark etmeye başlar
¨Bireyler arası çatışma kişinin kendi bireysel çatışmasını yöneltmesine yardım eden bir araç olur.

1.4.2. Gruplar arası Çatışmalar
İki grup arasında meydana gelen çatışmadır. Aynı grup içinde meydana gelen çatışmalar bireyler arası çatışmaya girer. Gruplar arası çatışmalar aynı bölüm yöneticisine bağlı olan grupların birbirleri ile mücadeleye girmesi halinde ortaya çıkar.22En çok rastlanan çatışma tipi budur ve yönetimi de zordur. Yönetici hakem rolü izlese bile bu durum grupların hoşuna gitmezse örgütün geneli etkilenebilir.23
Sosyal örgütlerde çatışmanın birçok örnekleri yaşanmaktadır. Örneğin, pazarlama ve satış bölümlerindeki sorumlular çeşitli mamuller satmak ve sürekli değişen mamul karması oluşturmak isterler. Öte yandan imalat bölümündekiler daha az mamulü daha çok miktarlarda üretmek isterler. Çünkü bu anlayış yaşamlarını kolaylaştıracaktır. Örgütler çatışmaya karşın yaşamışlar ve yaşayacak ve gelişeceklerdir. Gruplar, çatışmayı yaşayacak ve çatışmayı yönetmeyi öğreneceklerdir ve öğrenmek zorundadırlar. Örgütlerin temel taşı olan grupları tanımak ve yaşadıkları sorunları öğrenmek yoluyla yaşam kolaylaşır. Bireyler,gruplar,örgütler yarınlarına güvenle bakarlar.24Gruplar arası çatışmanın azaltılmasında farklı yöntemler kullanıldığı belirtilmiştir. Bu yöntemlerin başarılı olabilmesinin temelinde örgütün yeniden tasarlanması yatar.Çatışmaya neden olan sorun birden fazla birimi ilgilendirse de; sorun çözümünü bir grup bulur.

1.4.3. Bölümler arası Çatışmalar
Aynı örgüt içinde yer alan,her birinin görev ve yetkilerinin farklı olduğu bölümler arasında bazı önemli çatışmalar meydana gelir. Finans bölümü ile üretim bölümü arasında bazı yatırımlar için kaynak bulma konusunda zamanlama açısından meydana gelen görüş ayrılığı çatışmaya neden olabilir.25

1.4.4. Örgütler arası Çatışmalar
Bu çatışma türünde bir örgütün kendi dışındaki diğer örgütlerle çatışması söz konusudur. Ekonomik sistemde ve açık sistem anlayışı içinde çeşitli örgütler birbirleri ile doğal olarak çatışma içinde olacaktır.26

2.BÖLÜM

ÖRGÜTSEL ÇATIŞMA YÖNETİMİ

2.1.ÖRGÜTSEL ÇATIŞMAYI YÖNETME SÜRECİ AŞAMALARI

Çatışmaların yönetimi, kişiler arası ilişkilerde gördüğü önemli fonksiyonların yanında, örgütsel etkinlik ve verimliliğin sınırlarının belirlenmesinde de önemli bir yere sahiptir. Günümüzde çatışma örgütlerde olumlu ve yönetilebilen bir süreç olarak ele alınmak zorundadır. Çatışmayı bu şekilde ele aldığımızda ,bu oluşumun; çatışma sayesinde örgütlerde değişik içerikli davranış biçimlerinin ve karar seçeneklerinin ortaya çıkarılması açısından bir esneklik sağlandığı ve bireylerin yaratıcılığının güçlendirildiği, uzmanlık alanlarının örgütün tüm düzeylerine yayılmasını sağlayanı bir süreç olduğunu görürüz.27
Örgütlerde, yöneticilerin personel arasındaki ve gruplar arasındaki çatışmaları, örgüt amaçlarına katkıda bulunacak şekilde yönetmeleri gereken bu süreç dört aşamadan oluşmaktadır:

2.1.1. Potansiyel Muhalefet
Bu ilk aşamada çatışma doğuracak nedenlerin varlığı söz konusudur. Bunlar doğrudan çatışmaya yönelik olmayabilir ama çatışmanın varlığı için gereklidir. Bu nedenler iletişim ,yapı ve kişilik değişkenleridir. İletişim nedenleri; anlam güçlükleri, yanlış anlama ve gürültüdür. Yapısal değişkenler;büyüklük,uzmanlaşma derecesi,yetki alanlarının belirginlik durumu,önderlik tarzı,ödül sistemleri, karşılıklı bağımlılık derecesi ve kişilerin amaç uyuşmazlıklarıdır. Kişilik değişkenleri; bireylerin değer sistemlerinde yatmaktadır.28

2.1.2. Kavrama ve Kişiselleştirme
Bu aşamada potansiyel nedenler araştırılır,anlaşılır ve benimsenir. Birinci aşamadaki koşullar hayal kırıklığı yaratıyorsa potansiyel uyuşmazlık gerçek düzeyine çıkmış olur.

2.1.3. Davranış
Üçüncü aşama; davranış aşamasıdır. Bu davranışlar rekabet (yarışma), işbirliği,uzlaşma,kaçınma ve uyarlanma biçiminde ortaya çıkar.29

2.1.4. Sonuçlar
Son aşama;çatışmanın sonuçları ile ilgilidir. Bu sonuçlar ya grup başarısını artırıcı(işlevsel) yada düşürücü nitelikte olabilir.30

2.2.ÖRGÜTSEL ÇATIŞMANIN ÇÖZÜLME STRATEJİLERİ

Örgütün her tür çatışmada ödemeler-katkılar denge kuramına dayalı olarak analiz edilmesi gerektiği ve önemli olanın örgüt üyelerinin çatışmayı örgütten ayrılarak mı, yoksa var olan ilişkileri değiştirerek mi, yoksa var olan ilişkiler çatısına dayalı olarak çatışma içinde olan kişilerin değerlerini ve davranışlarını değiştirerek mi çözdüklerinin belirlenmesidir. Örgütlerde çatışmaların çözülebilmesi için birçok teknik geliştirilmiştir. Ama bu stratejileri kullanırken; etkili bir zamanlama,bütün üyeleri içerme,örgüt üyeliği misyonunu geliştirebilme,olumsuz,sembolik politikaları ve siyaseti engelleme, belirli konular üzerinde odaklaşma ve sorunları çözme iradesini gösterme,belli sorunlar üzerinde yoğun olarak çalışıldığı izlenimini verme ve mevcut sorunlar ile izlenen politikaların gelişimini takip etme gibi hususlara da dikkat etmek gerekir.31

2.2.1. Kaybedelim-Kazanın
Bu stratejide kişi yenilgiye uğramayı çoktan kabul etmiştir. Çünkü kaybetmeyi faydalı görmektedir. İleride bunu karşılığını alacağını düşünür. Kaybetmekte bir umudu vardır.

2.2.2. Kaybedelim-Kaybedin
Çatışma bu şekilde çözümlenirse her iki taraf da yenilgiye uğramış olur. Burada orta bir yol bulunabilir. Bir kişi tatmin edilerek ekarte edilebilir. Hakeme başvurma yöntemi söz konusu olabilir. Bu strateji en az tercih edilenidir, çünkü sonuçta her iki taraf da yenilgiye uğrar.

2.2.3. Kazanalım-Kaybedin
Her iki taraf da tüm güçlerini, kaynaklarını kazanmak için kullanırlar. Sonuçta biri kazanır, diğeri kaybeder. Örgütte biz ve onlar kavramı oluşur. Stratejinin uzun dönem etkisi belirsizdir. Ayrıca çatışmaya giren her iki taraf da, aynı stratejiyi uyguladıklarında iki eşit grubun çatışmaya girmesi halinde ,her iki taraf için de yenilgi söz konusu olabilir.

2.2.4. Kazanalım-Kazanın
Bu çözüm yolu; hem örgüt, hem birey için en iyisidir. Her iki taraf için de fayda sağlayacak bir yaratıcı çözüm stratejisi söz konusudur. Her iki tarafın enerji ve yaratıcılığı diğer tarafı yenmek yerine sorunu çözmeye yönelmiştir. Sonuçta her iki tarafın gereksinmeleri karşılanır ve iki taraf da ödüllendirici sonuçlara ulaşır. Çatışan bütün taraflar, örgütte bazı yanlışlıkların olduğuna ve bunlara dikkat çekilmesi gerektiğine inanırlar. Bu strateji, amaçlara ve sonuçlara yöneliktir. Bireyler katkı sağladıkları örgütsel amaçların niteliğini ve bireysel amaçları ile olan ilişkileri bilmektedir.
Çatışmayı çözme stratejilerinin hem olumlu hem olumsuz yönleri vardır. Strateji, örgüt yapısına göre değişir. Başarı; büyük ölçüde yönetici veya çatışmayı çözme tekniğini kullanan kişi veya bölümün bu alandaki yeteneğine bağlıdır.

2.3.ÖRGÜTSEL ÇATIŞMAYI ÇÖZÜMLEME TEKNİKLERİ
Örgütler; bireylerden oluştuğu için, bireysel çatışmalara daha çok sahne olmaktadır.
Çatışma tehdidi altındaki birey, doğrudan psikolojik baskı altında kalmaktadır. Bu durumda olanlar; istifa vb. araçlar kullanarak mevcut ortamdan fiziki olarak çekilme, olaylara karşı kayıtsız kalma ve ilgi göstermeme, bunların sonucu olarak saldırganlaşma ve kendi tutum ve davranışlarını makul göstererek savunmacı bir hal alma gibi davranışlar gösterebilmektedirler.32
Örgütsel çatışma kaçınılmaz olduğuna göre yönetimin belirlediği stratejiler doğrultusunda çatışmayı kontrol etmesi yani çözerek yönetmesi gerekir. Örgütlerde işlevsel olmayan düzeye ulaşan çatışmanın olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmak için bazı teknikler geliştirilmiştir.

2.3.1. Çözümleme Yaklaşımı
Çatışmaya taraf olan birey yada bölümler bir araya gelerek birbirleriyle ilgili sorun ve beklentilerini dürüst bir şekilde anlatırlar ve bir sonuca varmaya çalışırlar.33Burada çatışmanın üzerine tam anlamıyla ve açık olarak gidilmektedir. Yönetici çatışan tarafları yüz yüze getirerek kendisinin de katkısıyla konunun açık ve ayrıntılı bir biçimde tartışılmasını sağlar.34

2.3.2. Daha önemli ve daha kapsamlı amaçları belirleme
Çatışan tarafları bir araya gelmeye mecbur bırakacak amaçlar belirlenir.35Çatışan tarafların amaçlarından daha önemli amaçlar belirlenerek çatışan tarafların aralarındaki farklılıkları bir kenara bırakmaları ve ortak amaçlar doğrultusunda birleşmeleri sağlanır.36

2.3.3. Güç kullanma yaklaşımı
Bu yol çatışmaların yöneticinin gücünün ve otoritesinin kullanılarak çözümlenmesini ifade eder. Bu yolu izleyen yönetici,”burada amir benim, benim dediğim olacak” demektedir.37 Burada çatışmayı çözmekten çok, güç kullanım yoluyla bastırmak amaçtır. Ayrıca taraflar arasında kazanma ve kaybetme durumu yaratarak kaybeden tarafın hayal kırıklığına ve düşmanca tavırlar içine girmesine neden olmaktadır.38

2.3.4. Önemsememe Yaklaşımı
Çatışmanın muhatabı olan taraflardan birisinin çatışma konusu durumu önemsememe ve problemi tırmandırmamasıdır.39

2.3.5. Taviz verme Yaklaşımı
Çatışma yönetiminde çok sık kullanılan bu yöntemin esası “farklılıkların paylaşılması”dır. Çatışmaya taraf olanlar, kendi amaçlarından biraz fedakarlık yaparak ortada belirli bir yerde buluşacaklardır.40 Bu yönteme uzlaşma yöntemi de denir. Karşılıklı fedakarlık söz konusu olduğu için kazanan veya kaybeden bulunmamaktadır. Çünkü bir pazarlık söz konusudur.

2.3.6. Çoğunluk Oyu Yaklaşımı
Bazen yöneticiler çatışmaların halli için çoğunluk oyu yaklaşımını izleyebilirler. Bunun esası belirli çatışmalarda çoğunluğun benimsediği yolun izlenmesidir.41

2.3.7. Örgütsel ilişkileri değiştirme Yaklaşımı
Örgütsel ilişkilerin çatışmaları ve çatışma kaynaklarını azaltıcı yönde değiştirilmesi ile ilgilidir. Bu değiştirme iş tanımları ile ilgili kaynakların ayrılması veya belirli birimlerin başka birimlerle bağlanması şeklinde olabilir. 42

2.3.8. Yumuşatma Yaklaşımı
Kısa vadeli çıkar hesapları yerine uzun vadede işbirliği ihtiyacını ve bunun taraflara getireceği yararları vurgulamak ve durumun vahim ve acil bir nitelik taşımadığını belirterek vaziyeti olduğundan daha iyi gösterme çabalarına yumuşatma diyoruz. Burada yönetici çatışmanın nedenlerine inmez, sadece parçalanmanın zararlı olacağını vurgular. Çatışmanın etkisi belli bir süre için azaltılmış olur.43

2.3.9. Çatışmada taraf olan kişilerin yer değişimi
Bu yöntemde ya çatışan tarafların görev,yetki ve sorumlulukları yeniden belirlenerek karşılıklı ilişkileri azaltılmakta yada çatışan tarafların görev yerleri değiştirilerek birbirlerini görme ve iş ilişkilerinde bulunma imkanları ellerinden alınmış olur.44

2.3.10. Ortak düşman yaratma
Bu yöntem sayesinde rekabet azaltılarak saptanan ortak düşmana karşı işbirliği geliştirilir. Örneğin çatışma içindeki üretim ve satış bölümleri diğer bir örgütün aynı gruplarıyla çatışmaya neden olabilir.45

2.3.11. Hakeme başvurma yöntemi
Taraflar kendi aralarında anlaşmıyorlarsa veya yönetici onları bir konuda ikna edemiyorsa; bu takdirde nesnelliğine güvenilen üçüncü bir kişinin veya grubun hakemliğine başvurulabilir.46 Ancak her iki taraf da hakemin kararı ne olursa olsun saygı ile karşılaması gereklidir.47

2.4.ÇATIŞMANIN KAVRAMSAL MODELLER BOYUTUNDA İNCELENMESİ

Araştırmalara dayalı olarak örgütlerde çatışmanın üç kavramsal model boyutunda incelendiği görülür .48
¨Pazarlık Modeli; kıt kaynaklar için rekabet eden menfaat gruplarının sorunlarına yönelmek için tasarımlanan bir modeldir. Bu model, özellikle işçi-yönetim ilişkileri, bütçeleme süreçleri ve hat-kurmay çatışmalarında uygun bir model olarak gözükmektedir.
¨Bürokratik Model; üst-ast ilişkilerindeki çatışmalara,genellikle hiyerarşinin dikey boyutundaki çatışmaları ele almaktadır. Davranışı denetlemeye yönelik kurumsal yaklaşımlarla örgütün söz konusu denetime olan tepkisinin oluşturduğu sorunlara yönelir. Rensis Likert’in Liderlik Yaklaşımları’nda görülen Sistem1,2,3,4 örgütlerinden bürokratik modelde sadece Sistem 1 ve 4 örgütlerinde etkin sonuçlar alınmıştır.
Sistem 1 örgütünde liderde inanç ve güven yoktur,iletişim kopuk ve hiyerarşiktir.. Yakından nezaret söz konusudur. İşgörenlerde örgüte karşı bir bağlılık yoktur .Karar süreci üst düzeyde oluşur. Hatalar cezalandırılır. Bireysel amaçlar örgüt amaçları ile bütünleşmemiştir.Amaçlar üst düzey tarafından belirlenir.
Sistem 4 örgütünde Liderde astlarına karşı bir inanç ve güven söz konusudur. İşgörenlerin örgütle bütünleşmesi tamdır. İletişim açıktır ve sağlamdır. Karar süreci her düzeyde oluşur. Gruplar sayesinde daha gerçekçi amaçlar belirlenir. Otokontrol esasına dayalı tüm örgüte yayılmış bir denetim söz konusudur.
¨Sistem modeli; pazarlık modeli rekabet sorunlarına,bürokratik model denetim sorunlarına yönelirken eşgüdüm sorunlarına yönelmiştir.
Eşgüdüm; ortak maçlara yönelmek için üst yöneticinin astları arasında düzenli grup çabası kalıplarını geliştirmek ve eylem birliğini sağlamak için oluşturduğu bir süreçtir.
Rensis Likert’in liderlik yaklaşımları açısından incelendiğinde ;
Sistem 1 örgütünde; çatışan taraflar arasında çok gizli bir iletişim vardır. Çatışan taraflar birbirlerini kandırmaya çalışırlar,yöneticiler de iletişimi engellemek için yoğun çaba harcarlar,çatışmayı çözmek için bastırmayı kullanırlar,birbileri üzerinde güç kazanmak için çok çaba harcarlar,çözümler kaybeden tarafın çok tepki göstermesi şeklinde olur.
Sistem 2 örgütünde;iletişim önemli ölçüde gizlidir,taraflar çoğunlukla birbirlerini kandırmaya çalışırlar,iletişim sınırlandırılmaya çalışılır,az bastırma kazan-kaybet yaklaşımı ve uzlaşma söz konusudur. Taraflardan biri güç kazanmaya çalışır.
Kaybeden taraf az açık tepki gösterir.
Sistem 3 örgütünde ; iletişim biraz gizli biraz samimidir. Taraflar bazen birbirlerini kandırmaya çalışırlar,ama genelde bir bilgi aktarımı söz konusudur. Kazan-kaybet yaklaşımı, pazarlık söz konusudur. Uzlaşma söz konusudur ama taraflar yine de güç kazanmaya çalışırlar. Kaybeden taraf durumu kabullenir,ama arasıra tepki gösterir.
Sistem 4 örgütünde; açık,gizli olmayan,samimi bir iletişim vardır. Doğru bilgi paylaşımı söz konusudur. Fikir birliğine dayanan yaratıcı çözümler vardır. Çatışmanın iki tarafı da ortak çaba içindedir. Kaybeden taraf durumu kabullenir.

2.5.ÇATIŞMADAN ÖĞRENDİKLERİMİZ49
¨Çatışmanın kaçınılmaz olduğunu unutmayın.
¨Çatışmanın hayatımızda var olduğuna sevinin.
¨Çatışmanın iyi çözümlenmesi ve yönetilmesi halinde statü ve özellikleri olumlu bir şekilde değiştirdiğini unutmayın.
¨Çatışmayı yönetmeyi öğrenmenin insan ilişkileri ve verimliliğe yapılan bir yatırım olduğunu unutmayın.
¨Becerilerinizi geliştirmek için çatışmayı kullanın.
¨Çatıştığınız insanlarla birlikte öğrenin.
¨Kendinizi ve başkalarını güçlendirmek için çatışmayı kullanın.
¨Ders almak için büyük çatışmaları beklemeyin, küçüklerinden de ders alın.
¨Yenilgilerden de zaferlerden öğrendiğiniz kadar çok şey öğrenin.
¨Değişimi yönetmekte çatışmayı kullanın.
¨Çatışma stratejilerinin ve yönetme tekniklerinin bir bütün olduğunu unutmayın.

SONUÇ

Doğduğumuz andan itibaren hep başka insanlarla birlikte yaşamak zorunda kalırız. Bazen bu insanları kendimiz seçebilme şansına sahip olurken, bazen de böyle bir şansımız olmaz. Hiçbir insan, diğer insanlarla her zaman aynı fikirde olmadığından ve olamayacağından dolayı insanlar arasındaki çatışma da kaçınılmaz olacaktır. Eğer insan ilişkide bulunacağı kişiyi seçme şansına sahipse, çatışmadan kaçma şansı da olacaktır. Ama bu da biraz imkansız gözükmektedir. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Yaşamını devam ettirebilmesi, kendini yenileyebilmesi için devamlı örgütler içinde yer alması gerekir. Örgütlerde de varlığın sürdürülebilmesi için sürekli bir değişim şarttır.
Değişime uygun cevap verebilme sayesinde gelişme sağlanabilir. Ama her zaman değişime ayak uydurmak,uygun cevaplar vermek kolay olmaz. Her insan; değişime, yeniliklere kolay ayak uyduramaz,tutucudur. Ayak uydurma söz konusu olsa bile değişimin nasıl gerçekleşeceği,nasıl uygulanacağı konusunda hep fikir ayrılıkları söz konusu olacaktır. Bütün bunlar çatışmaya neden olacaktır. Aslında çatışmanın olmadığı örgütlerden, ortamlardan şüphelenmek gerekir. Çünkü örgütler sınırlayıcı ve itici güçlerin karşı karşıya geldiği bir çarpışma alanıdır.
Çatışma; insan olmanın doğal bir sonucudur. Çatışma, genelde olumsuz, negatif bir faktör olarak algılanır. İyi yönetilmediği zaman yıkıcı özelliklerinin olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ama çatışma örgütlerde pozitif ve yönetilebilir bir süreç olarak ele alındığında örgüt verimliliğine ve etkinliğine çok büyük katkılarının olduğu görülecektir. İnsan, kendi içinde bile kendisiyle çoğu zaman çatışabilirken, duygu-düşünce-yaklaşım ve davranışları farklı olan insanlarla çatışmaması olağanüstü olacaktır.

5 Erol Eren,”Yönetim ve Organizasyon”, İstanbul:Beta Yayınları,1996,s.456.
6 Stephen Robbins,”Managing Organizational Conflict”,USA:Stephen Robbins Publications,1943,s.301.

7 Hasan İbicioğlu,”İşletmelerde Departmanlar Arası Çatışmaların Kaynakları ve İşletme Performansına Etkilerine İlişkin Bir Araştırma”,Verimlilik Dergisi,Ocak,2001,s.99-111.
8 Mehmet Akif Özer,”Etkin ve Verimli Örgüt Yönetimine Doğru Bir Adım:Çatışma Yönetimi”,Verimlilik Dergisi ,2000,s.17-47.

9 Tamer Keçecioğlu,”Örgütlerde Çatışma ve Yönetimi”,Mercek Dergisi,1998,s.98-111.

10 Erol Eren,”Yönetim Psikolojisi”,İstanbul:Beta Yayınları,1996,s.446.

11 Hasan İbicioğlu,”İşletmelerde Departmanlar Arası Çatışmaların Kaynakları ve İşletme Performansına Etkilerine İlişkin Bir Araştırma”,Verimlilik Dergisi,Ocak,2001,s.99-114.

12 Stephen Robbins,”Managing Organizational Conflict”,USA:Stephen Robbins Publications,1943,s.43.

13 Birol Bumin,”Örgüt Geliştirme ve Çatışma Yönetimi”,Ankara:1990,s.20.

14 Halil Can,”Organizasyon ve Yönetim”,Ankara:Siyasal Kitabevi,1994,s.296.

15 Tamer Koçel,”İşletme Yöneticiliği”.İstanbul:Beta Yayınları,1993,s.401.

16 Halil Can,”Organizasyon ve Yönetim”,Ankara:Siyasal Kitabevi,1994,s.296.

17 Tamer Koçel,a.g.e.s.465.

18 Tamer Koçel,a.g.e.s.464.

19 Erol Eren,”Yönetim Psikolojisi”,İstanbul:Beta Yayınları,1996,s.462.

20 Erol Eren,”Yönetim Psikolojisi”,İstanbul:Beta Yayınları,1996,s.462.

21 Birol Bumin,”Organizasyonlarda Çatışmanın Yönetimi”,1990,s.68-69.

22 Erol Eren,”Yönetim Psikolojisi”,İstanbul:Beta Yayınları,1996,s.463.

23 Tamer Koçel,a.g.e.s.465.

24 Birol Bumin,”Organizasyonlarda Çatışmanın Yönetimi”,1990,s.79.
25Birol Bumin, “Organizasyonlarda Çatışmanın Yönetimi”, 1990, s.79.

26 Tamer Keçecioğlu,”Örgütlerde Çatışma ve Yönetimi”,Mercek Dergisi,1998,s.98-111.

27 Tamer Keçecioğlu,”Örgütlerde Çatışma ve Yönetimi”,Mercek Dergisi,1998,s.98-111.

28 Halil Can,”Organizasyon ve Yönetim”,Ankara:Siyasal Kitabevi,1994,s.295.

29 Halil Can,”Organizasyon ve Yönetim”,Ankara:Siyasal Kitabevi,1994,s.295.

30 Halil Can,”Organizasyon ve Yönetim”,Ankara:Siyasal Kitabevi,1994,s.295.

31 Mehmet Akif Özer,”Etkin ve Verimli Örgüt Yönetimine Doğru Bir Adım:Çatışma Yönetimi”,Verimlilik Dergisi ,2000,s.17-47.

32 Tamer Koçel,”İşletme Yöneticiliği”

33 Hasan İbicioğlu,”İşletmelerde Departmanlar Arası Çatışmaların Kaynakları ve İşletme Performansına Etkilerine İlişkin Bir Araştırma”,Verimlilik Dergisi,Ocak,2001,s.99-114.

34 Tamer Koçel,”İşletme Yöneticiliği”

35 Stephen Robbins,”Managing Organizational Conflict”,USA:Stephen Robbins Publications,1943.

36 Tamer Koçel,”İşletme Yöneticiliği”

37 Tamer Koçel,”İşletme Yöneticiliği”

38 Mehmet Akif Özer,”Etkin ve Verimli Örgüt Yönetimine Doğru Bir Adım:Çatışma Yönetimi”,Verimlilik Dergisi ,2000,s.17-47.

39 Hasan İbicioğlu,”İşletmelerde Departmanlar Arası Çatışmaların Kaynakları ve İşletme Performansına Etkilerine İlişkin Bir Araştırma”,Verimlilik Dergisi,Ocak,2001,s.99-114.

40 Hasan İbicioğlu,a.g.e.

41 Tamer Koçel,”İşletme Yöneticiliği”

42 Hasan İbicioğlu,a.g.e.

43 Erol Eren,”Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi”,İstanbul:Beta Yayınları,1998,s.445-460.

44 Erol Eren,”Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi”,İstanbul:Beta Yayınları,1998,s.445-460.

45 Halil Can,”Organizasyon ve Yönetim”,Ankara:Siyasal Kitabevi,1994,s.298.

46 Erol Eren,”Örgütsel Davranış ve Yönetim Psikolojisi”,İstanbul:Beta Yayınları,1998,s.445-460.

47 Halil Can,”Organizasyon ve Yönetim”,Ankara:Siyasal Kitabevi,1994,s.298.

48 Birol Bumin,”Organizasyonlarda Çatışmanın yönetimi”,Ankara,1990:108-129.

49 Dean Tjosvold,”Learning to manage conflict-Getting people to work together productively,Lexington books-New York1993:24.

Psikolojide Çatışma,kaygı Ve Engellenme

Psikolojide Çatışma,Kaygı ve Engellenme

Psikolojide, birlikte çözülemeyecek iki ya da daha çok güçlü güdünün bir arada ortaya çıkmasıdır. Örneğin bir genç, kendini bir grubun parçası olarak görmek ve arkadaşları gibi davranmak için dansa gitmek isteyebilir. Batı kültüründe, gençler için bu, güçlü bir güdüdür. Ama genç beceriksizce dans ettiği için arkadaşlarının alaylarıyla karşılaşıyor ya da kendisiyle alay edildiğini sanıyor olabilir.

Bu durumda, onurunun kırılmaması için, dansa gitmekten kaçınma güdüsü de ortaya çıkacaktır. Genç, ikilem içindedir; gitse de, gitmese de sıkıntı duyacaktır. Bu durum yaklaşma- kaçınma çatışması olarak adlandırılır. Psikolojik olarak, güdülenme sağlayan bir uyarandaki azalma bir başkasının güçlenmesini birlikte getirirse çatışma ortaya çıkar, böylece yeni bir uyum sağlaması gerekir.
Bütün çatışmalar aynı ölçüde rahatsız edici değildir. Çekici ve uygun iki iş arasında seçim yapmak zorunda kalan bir genç örneğinde olduğu gibi, iki istenen durumun yol açtığı çatışma (yaklaşma-yaklaşma çatışması), kararsızlığa yol açsa da, çok ender olarak büyük bir sıkıntı yaratır. İki tehlike ya da tehdit arasındaki çatışma (kaçınma-kaçınma çatışması) çoğunlukla daha rahatsız edicidir. Örneğin, insan işinden nefret edebilir, ama işsiz kalmaktan da korkar. Bir gereksinim ile bir korku arasındaki çatışma daha çok güçlü olabilir; hem annesine bağımlı olan, hem de kendisini istemediği ve cezalandırdığı için ondan korkan çocuk örneğinde olduğu gibi. Güçlü bir tehdit ya da korku içeren çatışmalar kolay çözümlenmez; kişinin çaresizlik ve bunaltı duymasına yol açarlar. Ardından gelen uyum çabaları da, gerçek sorunun çözümünden çok bunaltının giderilmesine yöneliktir.
Çatışmalar, çoğunlukla bilinçdışıdır; kişi, rahatsızlık duygusunun nedenini açık biçimde tanımlayamaz. Korku ve düşmanlık gibi pek çok güçlü tepi, kültürel kabul görmediğinden, çocuk kısa sürede bunları kendisine bile açıklamamayı öğrenir. Çatışma böyle, tepileri de birlikte getirdiğinde, kişi duyduğu bunaltının nedenini bilemez. Bu durumda, sorununu akılcı biçimde ele alamaz.(Ana Britannica 6. cilt, s.333)
Belirli bir konuda karar vermede zorluk çekmeye, gerginleşmeye başlayan kişi, büyük bir olasılıkla, çatışma içindedir. Bu kişi, biraz sakinleşip iç dünyasını gözleyebilirse, birbiriyle çatışan güdülerinin farkına varabilir. Birey, çatışmasının temeline ulaşıp, birbiriyle çatışan güdülerin farkına vardıktan sonra, karar verme sürecini daha akıllıca ve daha kolayca yapabilir. Karar verme süreci, çatışmanın türüne göre de değişir. Birbirinden farklı türden çatışmalar vardır ve her türlü çatışma, kendine özgü sorunlarla beraber gelir. (Cüceloğlu Doğan,insan ve davranışı s.282)

KAYGI

Ne olduğu belirsiz, niteliği kestirilemeyen bir fenalık duygusu halinde ortaya çıkan hoş olmayan duygu. Korku gibi kaygı (iç daralması,bunaltı da denir) da, bedensel bir rahatsızlık durumuna yol açabilir; ama korkudan, belirli bir nedeni bulunmamasıyla ayırt edilir. kaygıya neden olan, kişi için gizli bir şey, bilinmeyen bir durumdur. Kaygının nedeni bilindiği halde tedirginlik duygusunun sürdüğü duruma, ‘tasa’ adı verilir.
Kaygı birçok belirtiyle kendini gösterir; bunların çoğu beden rahatsızlıkları biçimindedir: Hızlı ya da şiddetli çarpıntı; soluk alma güçlüğü ya da soluksuz kalma; titreme;terleme;ağız kuruması; göğüste sıkıntı;avuçların terlemesi;baş dönmesi;halsizlik;iç bulantısı;uykusuzluk;vb.(Grolıer İnternational Americana Ansiklopedisi,8.cilt, s. 331)
Heyecanların nedenlerini bireyin çevresini algılayış tarzından ayırmak olanaksızdır. Belirli bir ortam içinde kendisini güven altında ve huzurlu hisseden bireyde korku, ya da kaygı olmaz. diğer yandan aynı çevredeki başka biri, çevreyi tehlikeli bulabilir ve bu algılamayla ilgili heyecanları yaşayabilir. Hangi sosyal ortamın nasıl algılanacağını içinde yetiştiğimiz kültür bize öğretir. Bu nedenle, hangi ortamın hangi tür kaygı yaratacağı bir kültürden diğerine farklı olabilir. Ancak bütün toplumlar için geçerli bazı genellemeler yapmak olanağı vardır. Bu genellemeler, kaygı duygusunun ortaya çıkmasına yol açan ortamlardaki bazı ortak yönleri belirtir.
(1) Desteğin çekilmesi : Fatih’in annesi, babası, kardeşi Hatice, evdeki odası, çalışma masası, komşuları,arkadaşları,evdeki köpek, kedi onun yaşamının bir parçasıyken, birdenbire kendisini yabancı bir şehirde, yabancı bir evde, aile akraba, arkadaş ve tanıdıklarının hepsinden uzakta bulur. Yeni çevresinde şimdiye kadar alışagelmiş olduğu ‘destekler’ yoktur. Alışagelmiş çevrenin ortadan kalktığı böyle durumlarda insanlar kaygı duyar.

(2) olumsuz bir sonucu bekleme : pek hazırlanmadan sınava girme, trafik cezasının belirleneceği trafik mahkemesinde duruşmayı bekleme gibi olumsuz sonuçların çıkacağı durumlarda kaygı duyarız.

(3) İç çelişki : inandığımız ve önem verdiğimiz bir fikirle, yaptığımız davranış arasında bir çelişki ortaya çıktığı zaman kaygı türünden bir gerginlik duyarız.

(4) Belirsizlik :Gelecekte ne olacağını bilmemek insanlar için en belli başlı kaygı nedenlerinden biridir. İlerde olumsuz türden olayların olacağını bilmek, ne olacağını hiç bilmemeye yeğlenir. Tarih içinde insanoğlunu düşünmeye ve keşfetmeye iten nedenlerden biri belirsizliği kaldırmak güdüsü olmuştur.
Kaygının yararlı veya zararlı olduğunu anlayabilmek için iki faktörü bilmemiz gerekir: (1)kaygının derecesi ve (2) başarmayı amaçladığımız görevin zorluk düzeyi. Kaygının şiddeti ve bizim başarmak istediğimiz görevin zorluk derecesi, kaygının yararlı ya da zararlı olduğunu belirler. Zor bir fizik problemini anlayarak çözümleme gibi, oldukça karmaşık bilişsel işlemleri içeren bir görevi başarma durumunda, kaygının zararlı olduğu gözlenmiştir. Öte yandan, belirli nesneleri önceden belirlenmiş gruplara seçtirme gibi, basit bir işlemi gerektiren durumlarda orta derecedeki kaygı, göreve daha erken başlamada ve daha erken bitirmede yararlı bulunmuştur. (Cüceloğlu Doğan , İnsan ve Davranışı, ss.277,278)

Psikanaliz kuramı. Psikanalizde iki çeşit kaygı ayırt edilir. Travma kökenli kaygı, işaret kaygısı. Travma kökenli kaygı aşırı uyarılmanın sonucudur. Olaylar, zihnin kavrayabileceğinden daha hızlı bir biçimde gelişir; bu da bir bunalım duygusu yaratır. Freud, doğumun her bebekte bir travma kökenli kaygı durumuna yol açtığını ve bu doğum travmasının, daha sonraki kaygılar için model haline geldiğini ileri sürmüştür.

İşaret kaygısının, kişinin, travma kökenli kaygısının çözülmesine karşı duyduğu korunma gereksinmesinden kaynaklandığı ileri sürülmüştür.

Öğrenme kuramı. Öğrenme kuramında kaygı, hem öğrenilmiş işaretlere bir yanıt, hem de bir davranış dürtüsü ya da güdüleyicisi olarak görülür. Öğrenme kuramcılarının büyük bir bölümü, kaygının acıya tepkiden kaynaklandığını öne sürerler. Buna göre, kaygı, acı üretmiş olan durumların kaynağını ya da kaynaklarını ortadan kaldırmakla ya da bunlardan sakınmakla azaltılabilir.

Bilişsel kuram. Ruh hekimleri, yakın dönemde dikkatlerini kaygının denetim altına alınmasında, kaygının kökeni olarak bilişimin rolü üstünde toplamışlardır. Bilişsel kuramlar, değerlendirmeye ve duygusal yanıtı yoğunlaştıran, çoğu zaman da fark edilmeyen iç diyaloğa ağırlık verirler.

Fizyoloji kuramı. Bazı kişilerin biyokimyasal olarak ‘panik nöbetleri’ diye adlandırılan aşırı kaygı türlerine yatkın olabileceklerine ilişkin kanıtlar ortaya konmuştur. Paniği yatıştıran bazı ilaçlar, kaygının fizyolojik olarak anlaşılabileceği umudunu doğurmuştur; bununla birlikte, bunun metabolizma yolları bilinmemektedir.(Grolıer İnternational Americana Ansiklopedisi, ss.331,332)

ENGELLENME

Bir canlının, fizyolojik ya da toplumsal bir gereksiniminin doyurulmasını önleyen bir durum ya da eylemle karşı karşıya kalması. Doyurulması gereken bir gereksinim ya da eksiklik duygusu canlıda bir dürtü yaratır; dürtünün amacı, bu eksikliği gidermek ve doyuma ulaşarak haz almaktır. Bu amacın engellenmesi bireyin davranışlarını değişik biçimlerde etkileyebilir; örneğin böyle bir engel ya bireyin amaca yönelik tepkilerine ket vurur ya da tam tersine bu tepkileri güçlendirir; bazen de canlının, engelleyici uyaranlardan kaçınmayı ya da bu tür uyaranların üstesinden gelmeyi öğrenmesini sağlar.
Engellemenin kaynağı iç ya da dış etkenlerdir. Bireyin zihinsel ya da fiziksel yetersizliği, özellikle kendi yeteneklerini aşan amaçlara yöneldiğinde bir engellenme nedeni olabilir; çocukluk çağından kalma aşılmamış sorunlar, kişinin benliğine sinmiş yasaklar ve korkular da engellenmeyle sonuçlanan iç etkenlerdir. Toplumsal ilişkilerdeki engellenme ise, genellikle toplumun koyduğu yasaklar gibi birtakım dış etkenlerden kaynaklanır.
Engellenme, ya güdülemin giderek yoğunlaşmasına, ya engel karşısında çaresiz ve etkisiz kalarak geri çekilmeye ya da başkalarına yönelmiş öfke ve saldırganlığa yol açabilir. Bazen de, bireyi sorunlarına yeni çözümler bulmaya iterek, toplumsal açıdan yapıcı sonuçlar doğurur. Dürtülerin azalması kuramına göre engellenme bir bireyin dürtü düzeyini yükselttikçe, birey, engelleyici uyarandan kaçınmasını sağlayan yeni bir tepki öğrenecek, böylece dürtü düzeyi düşecektir. Bu nedenle engellenme, öğrenmeyle yakından ilintilidir. (Ana Britannica, 8. Cilt, s.193)
Kaygı ve engellenme çoğu kez bir arada olabilir. Kaygı daha çok geleceğe dönük, bir durumun veya davranışın ortaya çıkaracağı sonuçla ilgilidir ve bireyin kendisini muhtemel olumsuz bir durumdan korumasına yöneliktir. Engellenme, kızgınlık ve saldırganlık duygularının ağır bastığı bir süreçtir. Örneğin sınava gecikme durumunda olan bir öğrenci, büyük bir olasılıkla hem kaygı, hem de engellenme duyar.
Ancak iki duygu birbirinden farklıdır. Sınavda başarılı olup olmayacağını düşünerek kaygılanan öğrenci, kendisini uyandırmadığı için arkadaşına, çalar saati kurmadığı ve yanına kalem almadığı için de kendisine kızar. Kızgınlık duygusu mantıklı olmak zorunda değildir ve kendisine kasıtlı olarak herhangi bir kötülük yapmayan kişilere, hatta durumlara dahi uygulanır. Örneğin, sınava geciken öğrenci otobüsün bir iki dakika beklememesine, dolmuş durağındaki kuyruğun uzunluğuna, kaza yapan arabanın şoförüne kızabilir. Böyle durumlarda hem kaygı, hem de engellenme beraberce hissedilebilir.
Engellenmeye bireyler değişik tepkilerde bulunurlar. Bazı kimseler saldırgan olurken, bazıları içlerine kapanabilir; bazıları kendisini karamsarlığa bırakır, bazılarıysa ‘batı balık yan gider’ anlayışıyla hiçbir şeye önem vermeyebilirler. Engellenmeyi ortaya çıkaran üç temel neden vardır. Bunlar: (1) gecikme, (2) önleme ve (3) çatışma olarak üç grup içinde toplanabilir.

Gecikme Engellenmesi
Engellenme duygusunun temelinde bulunduğumuz ortamda neyin ne zaman olacağına dair beklentilerimiz önemli bir rol oynar. çoğu zaman bu beklentilerin farkında değilizdir. Öngörülen süre içinde beklediğimiz olay olmazsa engellenme duygusuna kapılırız. Bir grup arkadaşın otobüsle bir gezi yapmasından bir örnek verilebilir. Diyelim ki, gezide otobüsün sabah ‘erken’ hareket etmesine, yolda bazı turistik yerlerde mola vermesine ve amaçlanan şehre akşam saat 6’da varmasına karar veriliyor. Gezi grubundaki kişilerden biri o sabah geç uyanmış ve otobüse 45 dakika geç gelmiştir. Geç kalan beklendiği için yolda verilecek bazı turistik molalar iptal etmek zorunda kalınıyor. Geç kalan kimseyi beklerken hissedilen duygu engellenmedir. .
Önleyici Engellenmesi
Bir amaca ulaşmayı önleyen, engel olan nedenler şu üç grupta toplanabilir1) Nesnel önleyiciler veya olaylar; (2)sosyal ve yasal önleyiciler; (3)kişiden kaynaklanan önleyiciler. (4)çatışma.
(1)Nesnel önleyiciler ya da olaylar : Evinize girmek istiyorsunuz, ne var ki evin anahtarını dairede unuttuğunuzdan kapıyı açamıyorsunuz. Sevdiğiniz kimse başka şehirde oturuyor, onu her görmek istediğinizde 8 saatlik otobüs yolculuğu yapmak zorundasınız. Yeni aldığınız eve taşınmak için hazırlanırken ev yanıyor ve yeni evinizde oturamıyorsunuz. Yukarıda anlatılan engellenme duygularının temelinde kapı, uzaklık ve yangın gibi fiziksel nesne ve olaylar yer alır.

(2)Sosyal ve yasal önleyiciler: Üniversitede tanıştığı yabancı uyruklu bir kıza aşık olan genç, ana-baba ve bütün tanıdıklarının itirazıyla karşılaşıyor. Kendi başlarına yazlık evlerinde rahat sakin bir tatil yapmak isteyen büyükbaba ve büyükanne, kızlarının ve oğullarının kendileriyle kalmak istemelerine ‘hayır’ diyemiyorlar. Bu örneklerde bir sosyal değer, gelenek, veya anlayış engellenmenin temelinde yatar.

Etiketler:temel çatışma nedir edebiyatta temel çatışma nedir 9. sınıf 2011 2012 yılları türk edebiyatı sayfa 107 108 cevapları 9.sınıf edebiyat kitabı cevapları sayfa 76 2011-2012 9.sınıf edebiyat 73 cevapları 9.sınıf edebiyat kitabı cevapları sy 73 9. sınıf edebiyat kitabı cevapları sayfa 66 9.sınıf edebiyat sayfa 66 cevapları 2012 9. sınıf edebiyat kitabı cevapları 2012 sf 107 9.sınıf edebiyat kitabı cevapları 2011 2012 73.sayfa 9.sınıf 2012 edebiyat 3. konusunu cevapları 9.sınıf edebiyat kitabı cevapları sayfa 66 9.sınıf edebiyat kitabı cevapları 73 12.sınıf edebiyat kıtabı sayfa120 ankara romanı türk edebiyat 9.sınıf kitabı cevapları 2011 2011-2012 9.sınıf edebiyat kitabı sayfa 107 9. sınıf 2011 2012 edebiyat sayfa 108 hazırlık bölümü 2011 2012 9.sınıf edebiyat kitabı 73 9.sınıf edebiyat kitabı cevapları sayfa 107 108 9.sınıf edebiyat kitabı cevapları sayfa 73
Temel parçacık: Temel parçacıklar bilinen hiçbir alt yapısı olmayan parçacıklardır. Bu parçacıklar evreni oluşturan maddelerin temel yapıtaşıdır.
Temel Reis: Popeye veya Türkçe dublajda bilinen adıyla Temel Reis Elzie Crisler Segar'ın oluşturduğu dünyaca ünlü, ıspanak yiyerek güçlenen çizgi roman karakteridir.
Temel İçgüdü: Temel İçgüdü; (İngilizce orijinal adı: Basic Instinct) 1992 yılı ABD yapımı filmdir. Yönetmenliğini Paul Verhoeven yapmıştır.
Temel kuvvet: Fizikte Temel kuvvet, Temel güç veya Temel etkileşim parçacıkların birbirleri ile etkileşimlerinin işleyiş biçimidir.
Çatışmada ölüm: Çatışmada ölüm, (İngilizce Killed in action kısaca KIA veya K. I. A.) çatışma esnasında hayatını kaybeden insanlar için kullanılan askeri bir terim.
Çatışma (anlatı): Dramatik anlaşmazlık (), edebi metinlerde dramatik anlaşmazlık veya ihtilaf. Bir hikâye içerisindeki güçlerin karşı karşıya gelmesi veya çatışması ile oluşur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir