El Sembolü

Sponsorlu Bağlantılar
antik bast bir elk enerji genel kara kedi spiral tasfir yada El Sembolü Kızılderili Sembolleri büyü sembolleri el sembolü kızılderili sembolleri ..

Tarih Boyunca Kullanılmış Çeşitli Korunma Sembolleri

Agrippa’nın pentagramı: Beş köşeli yıldız içerisinde aynı şekli almış erkek figürü. Yüksek benlikle iletişimi artırmak için ve hem görünür, hemde görünmez saldırılardan korunmak için kullanılırdı.

Bast: Genelde kara bir kedi olarak tasfir edilirdi. Antik Mısır’da Bast (yada Bastet) evi ve aileyi negatif güçlerden koruma amaçlı kullanılırdı.

Yengeç: Astrolojik olarak yengeç sembolü astral saldırılardan korunma amaçlı kullanılmıştır.

Kelt Haç’ı: çember içinde eşit köşeli haç temel alınmak üzere birçok farklı dizaynı vardır. Her tür spritüel saldırıdan korunma amaçlı olarak kullanılır.

Şeytan Tuzağı: Çember içerisine içeri doğru yazılmış spiral şekilli (saat yönünün tersine) İbranice yazılardan oluşur. Demonları içerisine hapsettiğine inanılır. Asur orjinli bir semboldür.

Köpek: kuzey Amerika Kızılderilileri için bedensizlerden korunma tılsımıdır. Köpeklerin öteki dünya ile aramızda olan kapıda durduklarına ve yaşayanları ölülerin gazabından koruduklarına inanırlar.

Elk: Psişik saldırılar için kullanılan bir tür rün’dür (Algiz) üzerinde taşındığında ruhlara kaşı defans saladığı gibi bilinmeyenle yüzleşirken cesareti artırdığına inanılır.

Horus’un gözü: Mısır’ın nazardan ve kötü gözden korunmak için olan önemli tılsımlarından biridir.

Üçgen içinde göz: Horus’un gözüne benzer olarak kötü gözden ve kıskançlıktan korunmak için olan bir tılsımdır.

Şahin: Bir Kuzey Amerika sembolüdür. Yüksek spritüelliği sembolize eder ve astral yetenekleri güçlendirdiğine ve astral boyuttaki negatif varlıkları uzaklaştırdığına inanılır.

Gaia: Bir tanrıça figürü. Genel olarak auradaki negatif enerjileri temizlediğine ve enerji toplamamıza yardım edeceğine inanılır.

Balık: Kuzey Amerika Kızılderili kültüründe balık, bir başkasının büyü gücüne karşı çıkmayı simgelerdi.

Kurbağa: Kuzey Amerikada medyumluğu sembolize ederdi. Aurayı temizlediğine ve güçlendirdiğine inanılırdı.

Hagal: İnanca göre, “H��? harfine benzeyen bu rün, astral saldırılar da dahil olmak üzere birçok saldırıyı engeller.

Ingwaz: Bu rün, elmas şekline benzer. Kötü gözlerden korur.

Jaguar: Maya sembolü olan jaguar, insanı kötü düşünce formlarından koruduğu gibi şaman güçlerini yükseltmek için de kullanılırdı.

Şanslı El: Kültürden kültüre farklılık göstermesine karşılık Şanslı El genel olarak avucu açık, avucunun içinde pentagram, göz, ve/veya Zodyak sembolü olan bir el dir. Bedensizlerin saldırılarından koruduğuna inanılır.

Griffin: Griffinlerin fiziksel görünümü aslan vücutlu ve kartal başlıdır. Bazı versiyonlarında kanatlıdır. Antik yunan kaynaklı mitolojik bir varlıktır ve karanlık güçlere karşı koruma sağladığına inanılır.

Mannaz: Bu koruyucu rün “M��? harfine benzer. Yaratıcı ile aradaki bağı temsil eder.

“Om��? Sembolü: meditasyon yaparken de seslendirilen “om��? sesinin Sanskritçe yazılmış halidir. Aurayı temizlediğine ve psişik saldırılardan uzak tuttuğuna inanılır.

Pentagram: “Druidlerin ayağı��? olarak da bilinir. Genel olarak kötü enerjiyi gönderene geri göndermek ve kötülüklerden korunmak için kullanılır.

Kuzgun: Kuzey Amerika Yerlileri Kara büyüden korunmak için kullanmıştır.

Sagittarius: Psişik vampirlerin enerji emmesine engel olduğuna inanılan astolojik bir “okçu��? sembolüdür.

Akrep: Cadı büyülerine karşı kullanılan astolojik bir semboldür.

Güneş: Karanlığın karşı sembolüdür. Hemen hemen bütün kültürlerde vardır.

Thor’un çekici: kötü şansa ve kötü göze karşı bir korumadır.

Kaplumbağa: astral boyutta diğerleri tarafından görülmemek için kullanılmış bir semboldür.

Uruz: Norveç rünlerinden bir tanesidir. Ters “U��? şekline benzer. Yüksek benlik ile bağlantıyı kuvvetlendirir ve astral saldırıları engeller.

Virgo(başak): astrolojik sembol olarak başak, covenleri korur (ruhsal özgürlükleri açısından)

Kurt: Kuzey Amerika Yerlileri tarafından Bedensizlere karşı koruma sağladığına inanılırdı.

Porsukağacı: Kötü düşüncelere karşı zihni korur. Eiwaz rünü, aynı zamanda porsukağacını simgeler ve tılsım olarak taşınır.

Cadilar, Büyücülük , Cadilarin Ağzindan Açiklamalar (kapsamli Araştirma),(resimli)

Sizlere cadılar, pagan gelenekleri, cadılığın prensipleri, kara büyüler v.b hakkında forum kurallarının izin verdiği kadarıyla kapsamlı bi araştırma suncam.. Şunuda söylemeliyimki büyücülük ve cadılık müslümanlık dininde çok büyük bir günahtır.. Uzak durulmasında fayda vardır.. Yorumlarınızı esirgemeyin

Ölüm ve Sefalet
Cadılık akımı, zamanın ekonomik ve sosyal problemlerinin bir sonucudur. Salgınlar, savaşlar, açlık, acı, sefalet ve ölüm halka bir şekilde açıklanmalıydı. Kiliseye ve halka göre bu olayların nedeni şeytan ve onun yardımcılarıydı. 1348deki büyük veba salgını Provence ve Queyras’da cadıların neden olduğu bir hastalık olarak biliniyordu. Ve bunun gibi bir çok toplu salgın ve ölüm olaylarında, cadılık ve büyücülük ortaya çıktı.

Pagan Geleneklerinin Şeytani Büyülere Dönüştürülmesi


cadılar tarafından geçtiğimiz yüzyılda yapılan tablet

Cadılığın kökeni, insanların düşünebilen bir hayvan olmasının görünmesiyle başladı. Mğaralarda ve kabirlerde bulunan resimler ve oymalar, insanlığın başlangıcından ölüm, doğum, av v.b olaylar için büyülü ayinler yaptıklarını kanıtlar. Büyü, insanın anlama gücünün ötesinde bir hadiseydi ve hala da öyle. Her kabile kendi büyücüsüne sahipti ve bu büyücülerin görevi kabileyi hastalık, kötü hava, savaş, ölüm ve doğum gibi olaylardan korumaktı. Yapılan büyüler, jenerasyondan jenerasyona aktarılan, gizli bitkilerin, köklerin kullanıldığı kompleks ayinlerden oluşuyordu.
Ama büyücülere başka alternatif olmadığı müddetçe tolerans gösterildi. Bilim, dünyanın gizemlerini aydınlattıkça, büyülerden şüphe edilmeye başlandı.
Romalılar aralarında gizli bir örgüt kurmuşlardı.söylendiğine göre kendi aralarında alem yapıp, ayinlerde bebekleri kurban ediyorlardı. Daha sonra Manicheanli kadınların şeytanla birleşme hakkında yaptıkları yorumlar ortaya çıktı. İmparatoriçe Theodora bu örgütün yüz binden fazla üyesi olduğuna ölümüne and içmişti. 6. ve 7. yüzyılın bitimiyle sadece kara büyü çalışan birkaç cadının idam haberine rastlanmıştır.
Cadılık, Avrupa’da kilisinenin kabul edilmesiyle “kötü” sayılmaya başlandı.


Pagan sembolleri

Tek tanrıcılık, başka tanrılara ve onlara tapılmasına tahammül edemiyordu ve hristiyan rahipler diğer dinlere inananları suçlamaya başladılar. Cadılar ve büyücüler rahiplerin baş düşmanı olmuşlardı. Ama büyü şeytanla anlaşma ise, büyü yapanların yok edilmesi gerekiyordu ve bu da 15. 16. ve 17.yüzyıllardaki cadı avlarına zemin hazırladı.
Şeytanın sivri boynuzlu keçi simgesi, kilisenin pagan dinlerini yok etmek için öne sürdüğü bir şeydi. Bu paganların bir simgesiydi ve onları şeytan olarak göstermek de tabiki kilisenin diğer dinleri yok etme görevi arasında yer alıyordu. Şeytanın simgelerindeki bazen taşıdığı birkaç baş da Janus yani iki suratlı pagan tanrısından geliyor. Sabbatta sözü geçen “kalçadan öpmek” de bir pagan geleneği ve “barış öpücüğü” olaral biliniyor.
Yahudiler ve müslümanlar da kilisenin azılı düşmanlarından oldukları için, onlar da kafir ve iblis olarak kabul ediliyordu. (16.yüzyıl şeytanın krallık yılı olarak kabul edildiği halde) Hrsitiyanlık, zor kullanarak diğer dinleri yok etmiş ve kendi hakimiyetini kan ile kazanmıştır.

KARA BÜYÜLER
Büyü yazılı ya da sözlü, kehanet ya da sihir yapılırken evreleri yaratma veya değiştirme amacıyla kullanılan bir formüldür. Büyülere olan inanç ilkçağa kadar uzanır. Büyüler çeşitli dinsel ve sihirli uygulamaların tamamlayıcısı haline gelmiştir. Uygulama metodları kültürden kültüre değişir ama bütün büyüler ayinsel aktivitelerle fonksiyon kazanır.
Büyünün kendisi kelimelerden ya da efsunlardan oluşur. (Tılsımlar,muskalar,rünler v.b) Ayin, büyü hayata geçirilirken yapılması öngörülmüş bir dizi harekettir. Örneğin Mısırlılar, kelimelerin çok güçlü olduğuna ve sadece konuşarak istenilen arzuya erişebilineceğine inanmışlardı. Mısır büyülerinde belirli kelimeler ve isimler büyü için en gerekli şeylerdi ve doğru telaffuz edilip söylenmesi gerekirdi.
B.r çok çeşit büyü vardır. Bazıları faydalıyken bazıları ise zararlı büyülerdir. Amaçları genellikle limitsiz sağlık, başarı, para, doğurganlık, uzun ömürlü olabilme, bulaşıcı hastalıklardan korunma, birisine hastalık gönderme, talihsizlik, afet yaratma, kçtü ruhların ve hayaletlerin exorcismi (şeytan çıkarma), savaşta düşmana karşı zafer kazanma, kehanet, doğa üstü varlıkların kontrolü v.s… Düşmanlara karşı yapıldığında büyüler genellikle hastalık yapma, yok etme, aşkı kaybetme, mal varlığını kaybetme, iktidarsızlık, başarısızlık hatta ölüm gibi sonuçlara neden olurlar.
Büyüler büyü yapanın kendine yapılabilineceği gibi direk olarak bir başkasına da yöneltilebilir. Pozitiv büyüler “kutsama”, negatif büyüler de “lanet” ya da “nazar” diye adlandırlır.
Büyüler dualar birbirine benzerler, ikisi de bazı isteklerin, arzuların gerçekleşmesi için yapılır ve ikisinde de amacın tasavvur edilmesi, kafanın eğilmesi, avuçların açılması, gözlerin kapanması gibi belirli vücut hareketleri yapılması gerekir. Büyülerde, amacına ulaşılmak istenen şeyin hayalini kurmak, gözün önünde canlandırmak çok önemlidir. Amacını tekrarlayıp, bunu akıl gücüyle birleştirip ruhlardan yardım alan büyücü, amacına ulaşmış demektir.


hala kullanılan cadı alfabesi

knife-milking Knife-milking (bıçakla süt sağma): bir bıçağın duvara saplanıp, sapından akan sütün bir kovaya doldurulmasından ibaretti. Süt, sihirli bir şekilde başka bir inekten gelmektedir ve uzun süre yapılmaya devam edilirse süt yerine bıçaktan kan gelmeye başlar, bahsi geçen inek de ölür.

magic shot Magic Shot (büyü topu): Finn olarak da bilinir ve söylendiğine göre hastalık,ölüm yaratan büyülü mermilere verilen addır. Mermi,böcek,bulut ya da gaz şeklinde gönderildiği bilinir.

Salve: Salve bitkilerden, köklerden ve sanrı oluşturan ilaçlardan oluşur. Büyücüler bunu bir objeye ya da kendilerne sürerler. Genelde imgelem ve masturbasyonla ilgilidir.

Seigir: Özellikle potansiyel zararlı olan büyü formu bu adla anılır. Amacı, yapılan kişinin aklını, parasını, sağlığını hatta hayatını kaybetmesini sağlamaktır. Büyü feminen formunda daha once tanrı Odin’e yapılmış bir büyüdür.

troll cat: Komşulardan çalarken yardım alınınan hayvanlardır. Cüce kedi, süt tavşanı, muzip periler gibi..

whirlwind: Whirlwind’i (hortum) cadılar ve büyücüler seyahat etmek, insanlara zarar vermek, çalmak için kullanırlar.

Ele Geçirilme ve Diğer Psikolojik Bozukluklar

Cadı Avlarından sonra (Loudun,Louviers..) ortaya çıkan ele geçirilme olayları, cadılık olaylarına yeni bir bakış açısı getirdi. Yalnız yaşayan rahip ve rahibeler, çevreden dışlandıkları yaşamlarında genellikle ele geçirilme kurbanları oluyorlardı. Papazlar da çoğu kez kışkırtılıp şeytanın hizmetine giriyorlardı.

Sabbath-Pagan Festivalleri


hala kullanılan geçen yüzyıla ait cadı festival zaman tableti

Güney yarı küre ve Kuzey yarı kürede farklı tarihlerde kutlanan 8 pagan festivali vardır.
Yule ( kyk: 22 aralık – gyk: 21 haziran )
İmbolc ( kyk: 2 şubat – gyk: 1 ağustos )
Ostara ( kyk: 21 mart – gyk: 21 eylül )
Beltaine ( kyk: 1 mayıs – gyk: 31 ekim )
Midsummer ( kyk: 21 haziran – gyk: aralık 22 )
Lughnasadh ( kyk: ağustos 1 – gyk: 2 şubat )
Mabon ( kyk: 21 eylül – gyk: 21 mart )
Samhain ( kyk: 31 ekim – gyk: 1 mayıs )

YULE:
Gündönümü/noel (22 aralık): noel, en büyük karanlık zaman ve senenin en uzun gecesidir. kış gündönümü, hıristiyanlığın doğumundan çok önceleri, kutsal kral’ın doğum günü ile birleştirilmiştir. güneşin, çok tanrılı dinler geleneğinde erkek tanrıyı temsil ettiği kabul edildiğinden, bu olay güneş tanrısının dönüşü olarak kutlanmaktadır ki tanrıçanın yeniden doğuşudur.

IMBOLC:
Tanrıça genç oğlunu beslerken, ilkbahar gelgitinin fısıltıları duyulmakta. senenin, büyümenin başlangıcı ile birleştirilen bir zamanı olarak imbolc (2 şubat) aynı zamanda birçoğu için de bir başlangıç dönemidir. yılın bu döneminde, gelecek yaz ayları için kurulan hayallerin ve umutların tohumları ekilir.

OSTARA:
İlkbahar ekinoksu (21 mart): ilkbahar gelgitinin ilk gerçek günüdür. genç tanrı, olgunlaşıp büyümeye devam ederken, gece ve gündüz eşittir. ağaçlarda yeni büyümenin filizlerini ve kabaran tohumları görmeye başlarız. günler büyük bir beklenti ile daha sıcak oldukça enerji gelişmektedir.

BELTAINE:
(1 mayıs); Tanrıça ile temsil edilen toprak artık olgun ve bereketlidir ve genç tanrı ona olan aşkını ifade eder. yazın ilk çiçekleri onların şerefine toplanırken bu bizi coşturan bir zamandır.
beltaine sebt günü mayısın 1. gününe denk gelir… samhain’le beraber cadıların takviminde en kutsal günlerden biri olarak bilinir hatta kabul edilir… bu sebt gününde, çember, bahar çiçekleriyle ve özellikle vahşi olanlarla süslenir..ayin esnasında bir may queen çiçeklerden bir çelenkle, ve bir may king yeşil yapraklardan bir çelenkle taçlandırılır…ve törenin ilk etabı basarıyla aşılmış olur.. hayat kıvılcımı fallus’u (bu olay bazı dinlerde erkek uzvuna tapınmayı ) temsil eden bir maypole’un etrafında dans edilir ve havada şeritler sallanırken,heyyoooo super oldu ortam nidalari gokyuzune karışır.. güneşin gücünün giderek artmasını kutlamak üzere bir yandan da dokuz odun kümesi tutuşturulur… tanrıça, onun bir görünümü olan bereketin ak tanrıçası olarak ve tanrı, greenwood tanrısı olarak onurlandırılır… beltaine aynı zamanda kutsal evlilik kutlamasıdır..
beltaine cadı yılının büyük verimlilik şenliğidir. çiçekler ve illbahar tanrıçası flora için sarkılar soylenir danslar edilir. mayıs arifesinde mayıs habercileri köydeki evlerin kapılarını dallar ve çiçeklerle suslerlerdi ve kullandıkları malzeme evin sahibi hakkındaki duyguları gosterirdi. sıgırların buyumelerini engellemek için kuyruklarına uvez dallarından haclar takılırdı. cunku beltaine zamanında cinler ortalıkta gezerdi.
mayıs arifesi aynı zamanda afacanlık zamanıydı. dukkanların levhaları degistirilir, kapılar menteselerinden sokulur, basit sakalar yapılırdı. cinleri uzak tutmak için kapı onune cuha cicekleri konulurdu. eger 1 mayısta gunes battıktan sonra kuyudan su içerseniz periler tarafından kacırılır ve 1 yıl 1 gun boyunca periler ulkesinde tutulursunuz. maypole cevresindeki celenklere buyuk tanrıçanın kan ve sut sırrını yansıtan beyaz ve kırmızı cicekler konurdu. maypole mayıs sabahında agaclıklardan getirilirdi.
beltane, yilin ikinci büyük döngüsünü temsil eder. yeni yilin ve yeni olusumlarinin kutlandigi gündür. tanri ve tanriça’nin evliliklerinden sonra birlestikleri gündür ve aralarindaki iliski bu günde eksik hale gelmis, tamamlanmis olur. eski pagan inanclarinda bu günde seçilen bir çift tanrica’nin huzurunda sevisirlerdi. (bakire kiz tanriça’yi, geyigi avlayan genç erkek tanriyi temsil ederdi) çiçek tanriçalari, kutsal çiftler ve avlanma günüdür.
diger isimleri: may day,bealtaine, rudemas, bhealltainn, giamonios
renkleri: kirmizi (tanri), beyaz (tanriça)
sembolleri: sepet, çiçekler…

Cadılığın 13 Prensibi

Aşağıdaki 13 prensip, Amerikan Cadılar Konseyi tarafından, Nisan 1974’de Kabul edilmiştir.

1:Biz, törenlerimizi, Ay’ın evreleri ve Mevsimsel Çeyrekler ve Kesişen Çeyrekler tarafından ortaya çıkarılan hayat güçlerinin doğal ritmi ile kendimizi bütünleştirmek üzere uygularız.

2:Kabul ederiz ki zekamız bize, çevremiz ile ilgili eşsiz bir sorumluluk duygusu verir. Doğa ile bir uyum içerisinde yaşamaya çalışırız, ekolojik dengenin sağlanması ve evrim kavramının da bilincinde olarak.

3:Kabul ederiz ki, gücün bir derinliği vardır ve bu, ortalama bir insanın açık olarak bildiğinden çok daha fazla büyüktür. Çok daha fazla büyük olduğundan dolayı bazen doğaüstü diye isimlendirilse de, biz bunu, herkesin doğal potansiyelinin altında yatan olarak görürüz.

4:Yaratıcı Gücün, evrendeki kutupları da ispatladığını kabul ederiz – eril ve dişi – ve tüm insanların, eril ile dişiler arasındaki karşılıklı etkileşimin altında da yatan aynı Yaratıcı Güç dür. Bu iki kutbun birbirini desteklemesi gerektiğini bilerek, hiçbirini diğerinin üzerinde değerlendirmeyiz. Sex i zevk olarak değerlendiririz, hayatın şekillendirilmesi olarak, ve aynı zamanda enerji kaynaklarından biri ve dinsel tapınma olarak.

5:Hem iç hem de dış dünyaları, ya da psikolojik dünya ki bazen Ruhsal Dünya olarak da bilinir; biz Toplu Bilinçsiz İç Dünyalar vb. olarak kabul ederiz. Ve bu iki boyutun birbiriyle etkileşimini, doğaüstü fenomenin ve sihirsel egzersizlerin bir temeli olarak görürüz. Bir boyutu diğerinden daha az önemsemeyiz, çünkü görürüz ki her ikisi de bizim tamamlanmamız için gereklidir.

6:Hiçbir otoriter hiyerarşiyi kabul etmeyiz ancak öğretenleri onurlandırır, daha fazla olan bilgilerini ve ilimlerini paylaşanlara saygı duyar ve kendilerini cesaretle öğretmenliğe adayanlara da şükran duyarız.

7- Dini, sihiri ve bilgeligi, bir kişinin dünyayı nasıl gördüğü ve bu dünyada Cadı olarak nasıl yaşadığı olarak görürüz. -ki bir dünya görüş ve hayat felsefesi olarak tanımladığımız şey Cadılık tır-

8:Birine ‘Cadı’ demek Cadı olmak demek değildir,ancak bu kalıtsal da değildir, titrleri, dereceleri ve Kabul törenlerini vb… içermez.
Bir Cadı, bilgece yaşamak, iyi olmak ve başkalarına zarar vermeden Doğa ile uyum içinde yaşamayı sağlamak için içindeki güçleri kontrol etmeye çalışır.

9:Hayatın ifa edilmesi ve gerçekleştirilmesinin, bilincin geliştirilmesi ve evrimi ile mümkün olduguna inanıyoruz ve bunun da evrenin anlamını oluşturduğuna, içinde kişinin kendi şahsi rolu ile birlikte.

10:Hıristiyanlık ya da herhangi bir başka dine ya da hayatın felsefesine olan karşıtlığımız, hayatın kurallarını sadece ‘bir tek yol’ a bağlamalarıdır. Ayrıca diğerlerinin özgürlüğünü inkar edip diğer dinsel inanış ve uygulamaların geçersizliğini de desteklemeleridir sebeplerimiz.

11:Amerikalı(veya Dünya çapında) Cadılar olarak, Cadılığın geçmişindeki tartışmaları, farklı terimlerin orjinalleri ve çesitli kavramların meşruluğunu tehdit olarak görmeyiz. Biz, şimdiki zamanımız ve geleceğimiz ile ilgileniriz.

12:Biz mutlak şeytan kavramını Kabul etmeyiz ve de aynı zamanda Satan ya da Şeytan diye adlandırılan herhangi bir meta ya da ibadet etmeyiz, ki bunlar hıristiyanlık tarafından kabul edilmiştir. Diğerlerinin acı çekmesi üzerine gelen gücü aramayız, aynı zamanda diğerlerinin inkar edilmesi ile kazanılan kişisel faydanın da gerçekliğine inanmadığımız gibi.

13:İnanırız ki, sağlığımız ve iyiliğimiz ile uyum içinde olan Doğa ile başbaşa olmayı seçmeliyizdir.

Cadıların Ağzından Cadılar

Cadılık sanatının ne olduğunu merak ediyorsanız, bizim geleneğimizi anlamayan ve anlamak için de herhangi bir çaba göstermek istemeyen insanların söylemlerinden oluşan ön yargılarınızı bir kenara bırakın. Cadılığın günümüzde de canlı bir şekilde varlığını sürdüren ve en az geçmiş çağlardaki kadar çok uygulayıcısı olan bir inanç sistemi olduğunu göz ardı etmeyin.
Bizler, kutsal olanın hem dişi hem de erkek olduğuna inanırız. Bu ikisinin eşit ve dengede olduğuna inanır, yaşamlarımızda ve kendi içimizde bunun dengesini kurmaya çalışırız. Hem Tanrı’ya hem Tanrıça’ya inanır, kişisel ihtiyaçlara göre Tanrıça’yı İsis, Astarte yada Hekate gibi adlarla, Tanrı’yı Osiris, Pan veya Herne gibi adlarla isimlendiririz. Bunu anlamak için Kutsal olanın sonsuz yüze sahip olan aynadan bir küre olduğunu, her bir yüzün farklı bir kimliği yansıttığını ama tamamının kutsal olduğunu düşünün.
Çalışmalarımızda faydalandığımız hava, ateş, su, toprak ve ruh elementleri doğada çevremizi sararken aynı zamanda içimizde de yer alırlar: Hava; düşüncelerimiz, ateş; tutku ve isteklerimiz, su; duygularımız, toprak; bedenimiz ve ruh; iç benliğimizdir. Bunlar büyü yaparken faydalandığımız enerjilerdir.
Büyü, irade gücüyle değişiklik yapma becerisidir. Büyü yaparken ‘kimseye zarar vermedikçe istediğini yap’ ve ‘iyi yada kötü yaptığın her şey üç misliyle sana geri dönecektir’ kurallarına bağlı kalırız.”
Pek çok çoğumuz Hekate ismine, hatta Bodrum’da yaşayan bizler yanı başımızda Lagina’daki tapınağının varlığına, bölgemizde çok eskilere uzanan bir inanışı ve kültü olduğu bilgisine aşina değiliz, bu bir gerçek. Oysa yazımıza geri dönüp baktığımızda, bizden çok uzaktaki insanların Hekate ile ilgilendiklerini, uğraşlarına konu edindiklerini görmekteyiz…
Elle tutulur, gözle görülür bir Hekate tapınağı hemen yanıbaşımızda… Her yöreden çıkan onlarca Hekate heykelcikleri bugün çevremizi ve müzelerimizi doldurmakta… Turizm ve kültürel mirasımızı koruma adına yapılacak çok şey olsa gerek…

CADILARLA KARIŞTIRILAN KAVRAMLAR

“Coven” nedir?
Wicca’da ve cadılıkta kişilerin bir araya gelerek pratikleri uyguladığı grubun adı. Günümüzde mutlak bir otoriteye bağlı olmadan bağımsız gruplar olarak oluşum göstermektedir.
Coven, üyelerinin saygı ve sadakatle bir arada olduğu bir topluluktur. Hem psişik hem de karmik bağlar kurduğundan, bir coven’e katılmak meşakkatli ve ciddi bir iştir, genelde tüm üyelerin ortak onayıyla hareket edilir. Kişi sayısı arttığında geleneğe göre inisiyatik üst derecelerde bulunan kişilerce yeni coven oluşumları başlatılabilir, bu durumda “ana coven” e bağlı kalabilir veya ondan bağımsız bir yol çizebilirler. Bazı geleneklerde ana koven’in yüce/baş rahibesi 3 veya daha fazla kez böyle yeni bir oluşuma zemin hazırlarsa “witch-queen” olarak adlandırılır. Coven genellikle 2. ve üst derece inisiyasyona sahip “elder” (deneyimli, üst dereceye sahip kişiler ve yaşlılar) denen kişilerin önerilerileriyle kararlar alır, ki Wicca’nın geleneksel kollarının daha bütüncül ve sistemi oturmuş çalışma biçimini bu oluşturur.
“Coven” le ilgili son olarak; yazdığım bir diğer yazıdan alıntı:
“………..
“Coven” kelimesi latince “convenire” sözcüğünden türetilmiş “biraraya gelmek” anlamında kullanılan bir sözcüktür, genel bir betimleme yapmak için büyük oranda kabul görmüş bu terim kullanılır ancak gelenekten geleneğe gruplara farklı adlar verildiği de olur. İskoç geleneği ve Asatru örneğin, coven kelimesini kabul etmezler vs.
Türkçe’de bunun ilginç bir şekilde “kovan” olarak geçtiğini bir kaç yerde gördüm ve açıkçası oldukça da hoşuma gitti , Anatanrıça dininin Artemis ile birlikte en uzun süre yaşadığı yer olan bu topraklarda Artemis’e ve büyük anneye verilen en son sembol “kraliçe arı”ydı ve İzmir’in de simgesi olduğu şekliyle betimlemelerde ve Artemis heykelinin süslemelerinde de arı figürü bol bol geçmekte . Kovan tanrıçanın topraklarında bir araya gelen gruplar için eğer kullanımı kabul de görüyorsa bence anlamına tam oturan bir tabir.

Gardneryan Wicca
Cadılığın, bir takım ahlaki kurallara bağlanarak ve geleneklere tabi tutularak, Gerald Brosseau Gardner tarafından bir pagan dini haline getirilişidir. Bu dine mensup kişilere Vikan denir.
Gardneryan Vika dininin özellikleri:
1.Tanrıça ve eşi Boynuzlu Tanrı’ya tapılır.
2.Vikan Nasihatı izlenir: Hiçbir canlıya zarar vermediğin sürece istediğini yap.
3.Üçkat Yasası’na inanılır: İyi veya kötü herhangi bir eylemde bulunan bir kişiye, bu eyleminin sonuçları, bu eylemleri yaptığı hayatında üç katı olarak geri döner.
4.Doğaya değer verilir ve yeniden dünyaya geliş benimsenmiştir.
5.Sebt günleri kutlanır.
6.Tanrıça, Yüksek Rahibe tarafından temsil edilir.
Boynuzlu Tanrı’yı ise Yüksek Rahip temsil etmektedir. Yüksek Rahibe, kovan adı verilen genellikle 13 kişilik olan Vikan topluluğunun başıdır. Kovan hiyerarşisi birbirinden en az 1 yıl ve 1 günlük süreyle ayrılan 3 terfi seviyesinden oluşur. Ancak 3. seviyedeki bir Vikan olan cadı, Yüksek Rahibe veya Yüksek Rahip olabilir.
Yeni üyenin, kovana kabulü şu şekilde yapılır: Erkek üye, Yüce Rahibe; kadın üye ise Yüce Rahip tarafından kovana kabul görür. Kabul gören üye, cadılığa “mükemmel sevgi ve mükemmel güven” ile katılır. Ayinler daire içinde, geleneksel olarak çıplak gerçekleşir fakat çıplaklık yaygın olarak yerini ayinsel kıyafetlere bırakmıştır.
Cadılık ve Vika arasındaki farklar:
1.Cadılık bir uygulamadır. Vika ise bugün 1-3 milyon kişi tarafından benimsenmiş bir dindir.
2.Her Vikan, cadı olmak zorunda değildir yani cadılığa ilişkin bir uygulama yapmak zorunda değildir.
3.Cadılıkla uğraşan kişi Vika kurallarını gözardı edebilirken, bir Vikan bu kurallara dini gereği uymak zorundadır.

Druidler

Druidler kısaca Kelt rahipleri olarak tanımlanırlar. Druidlerin Kelt toplumu içindeki yerleri çok önemlidir. Toplumsal bir çok olayda rol oynadıkları gibi dağınık olan Kelt kabileleri arasında birleştirici bir rol de oynuyorlardı. Druid sözcüğünün kökeni de tartışmalıdır. Latince’de druidae şeklinde geçer. Bu sözcük hiç bir Kelt-Roma yazıtında bulunmadığı için orjinali bilinmemektedir fakat Galya dilinde druvis ya da druvids şeklinde olduğu tahmin edilmektedir. Eski İrlanda dilinde ise bu sözcük tekil olarak druí , çoğul olarak druid şeklindedir. Etimolojisi bilinmemekle beraber , Yaşlı Plinus bu sözcüğün Yunanca dràj (meşe) ve Hint-Avrupa kökenli wid- (bilmek) sözcüklerinden türediğini söylemektedir. Aynı şekilde Keltlerin kutsal yerlerinden ( nemeton) bir olan Anadolu’da , Galatya’daki alanın adı da Drunemeton’dur. Druidlerin öğretileri her şeyden önce ezoterik öğretilerdi ve sadece seçilmiş müritlere sözlü olarak aktarılırdı . Bu yüzden druidlerin öğretilerini tam olarak bilemiyoruz. Antik yazarlar ve Kelt efsane ve öykülerinden derleyebildiğimiz kadarı ile druid öğretisini belirleyebiliyoruz.
+REP HAKKETTİYSEM

Etiketler:büyü sembolleri el sembolü kızılderili sembolleri antik semboller şans sembolleri tarihi semboller şans simgeleri vampir sembolleri kötü ruhlardan korunma kelt sembolleri şanslı el korunma sembolleri kötü gözden korunma vampirlerin.işaretleri şans sembolü çeşitli semboller tarihteki güneş sembolleri kötü enerji kizilderili sembolleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir