En Güzel Hikayeler

Sponsorlu Bağlantılar
acik almak ama bize bunu dene diye duvar gelen gizlice hikaye japon japonya kondu olay renk saril seyi seyler yurek En Güzel Hikayeler Engüzelhikayeler güzel hikayeler en güzel hikayeler engüzelhikayele..

En Güzel Hikayeler…

BIR KUTU DOLUSU YAŞAM GONDERIYORUM SANA

Bir kutu dolusu yasam gönderiyorum sana, sade bir kurdeleyle süslenmis. Cöz kurdeleyi ve kaldir yavasca kutunun kapagini…
Kocaman bir firca ve bin renk koydum kutuya bir cennet resmi yapip icine gir diye… Düsler serpistirdim gizlice, düs kurmayi unutma diye. Bir tanede elma sekeri yerlestirdim, icindeki cocugu yeniden tadabil diye… Gunesin batisini, billur suyun sesini, kirmiziyi gelinciklerin safligini, taze ekmegin kokusunu ve bir
gülümsemenin sicakligini da sigdirdim. Ruhlarimiz ac kalmasin diye…
Kutuya biraz da sevecenlik koydum, güclü ol diye, cünkü acimasiz olan gücsüzdür. Beyaz bir güvercin ucup kendi kondu kutuya, barisi ve özgürlügü sunmak icin…. Bir buket sevgi, bir yudum ask ve yarim bir elma da koymadan edemedim. Paylasmayi animsayalim diye… Sevdiklerimize onlari evdigimizi soylemek icin yarini beklemeyelim. Hemen simdi bunu yapalim diye… Ictenligi, umudu neseyi, bagislayiciligi, ozguveni ve acik yurekliligi unutmadim, “Ben” in disina cikip bize ulasabilelim diye… Son olarak da bir kart ilistirdim kutuya bak bu kartta neler yaziyor. Bu kutunun kapagini her kaldirisinda yasamla ilgili yepyeni seyler kesfedeceksin.
Yasamak icin yarini bekleme, al yasami kollarinin arasina ve simsiki saril yasamdan yalnizca almak yerine ona bir seyler ver. Kisacasi butunuyle
“Insan” ol. Unutma (!) yasam dokumasi henuz tamamlanmamis, olaganustu guzellikte bir duvar halisidir ve sana ait olan boslugu yalniz sen doldurabilirsin. Kimseyi kirmamak ve uzmemek sartiyla istedigin her seyi dene

bir gun sonsuzlugun bulutlarina oturdugunda ne aklin kalsin ne de kirik bir yurek

Kısa Ama Güzel Bir Hikaye.!!!

Japonya’da yaşanmış gerçek bir olay şöyledir: Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir çivinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördüğünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanır da kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyi görünce.

Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken çakılmıştı. Peki nasıl olmuş da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamayı başarmış ? Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamak çok zor olmalı.

Böylece adam çalışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar. Sonra nereden çıktığını farkedemediği başka bir kertenkele gelir ağzında taşıdığı yemekle… Adamı sersemletir gördüğü manzara. Bu nasıl bir sevgi? Ayağı çivilenmiş kertenkele, 10 yıldır diğer kertenkele tarafından beslenmektedir…

KALBİNİZDEKI SEVGİYİ ASLA ÖLDÜRMEYİN, SİZİ SEVENLERİ ASLA TERKETMEYİN !

En Güzel Dini Hikayeler

selamun aleykum arkadaşlar.
Dini hikayeler konusunda dini sohbet sitesinde bir bölum gördum. tavsiye ederim çok guzel dini hikayeler var.
aşagıdaki linke tıklayın görürsünüz.
DİNİ HİKAYELER

Öfke… (çok Güzel Bir Hikaye Okumadan Geçmeyin)

Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu.
Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti.
Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı.
Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu:

-Söyledim değil mi, söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açık mavi gömleği ütülemeni söyledim. “Kahverengi gömlekle gidiversen nolur!”muş. Bugün sunum yapacağım, karamsar bir görüntü mü vereyim, dinleyenlerin içi kararsın, bu da projeye verecekleri oyu etkilesin! Bunu mu istiyorsun?

-Tamam bey, bitti işte.

Adam açık mavi göleği hışımla aldı;

-Bitti, tabi bitti ama ben geç kaldıktan sonra bitmiş neye yarar.

Hanımı çocukların korkmuş yüzlerine baktıktan sonra, yine eşini sakinleştirmeye çabaladı;

-Dün bundan da geç çıkmıştın, vakit var, yetişirsin.

-Anlamıyor ki, anlamıyor ki. Bu gün sunumu ben yapacağım.
Herkesten önce gitmeliyim ki, gelecek önemli konuklara ‘Hoş geldin’ demeliyim.

Adam bir sürü söz daha söylenerek, bağırarak çıktı, arabasını çalıştırıp uzaklaştı.
Hanımı, direksiyon başında da öfke saçan eşinin halinden endişelendi, “Bir kaza yapmasa bari…”

Eşi uzaklaşınca, çocuklarının yanına gidip sarıldı, rahatlatmaya çalıştı.

-Madem erkenden kalktınız, hemen size sultanlara layık bir kahvaltı hazırlayıp getireceğim.

Mutfağa geçti, zihnindeki huzursuzluğu dağıtmak için hemen neşeli müzikler çalan bir radyoyu açtı. Ocağa haşlamak için yumurta koydu, cezvede süt ısıtmaya başladı. Masaya zeytin, peynir, reçel koymayı da ihmal etmedi.

Biraz sonra çocuklarına seslendi

-Kahvaltınız hazııır!

Çocuklar kahvaltıya otururken, radyoda müziğin birden kesilmesi dikkatini çekti. Son dakika haberi anonsuyla, radyonun sesini biraz daha açtı.
Radyo’da zincirleme bir kaza haberi vardı. Ayrıntılarla biraz sonra birlikte olacağız demişti spiker ama kazanın yerini söylediği andan itibaren o sandalyesine yığılıp kalmıştı. Spikerin bahsettiği kaza yeri, kocasının her gün işe giderken geçtiği dörtlü kavşaktı.

Eşinin bu kavşaktaki trafikten şikayetçi olduğunu, her sabah yoğun bir trafik olduğunu söyleyişi aklına geldi. “Geç kaldım diye acele edip acaba o da…” Aklına gelen düşünce içini daha da yaktı, hemen ayağa kalktı.

-Çocuklar, unutmayın ocağa yaklaşmak yasak. Kahvaltınızı yapıp salona geçin, oynayın. Benim acil bir yere uğramam gerek, kapıyı da kimseye açmayın tamam mı?

Çocukları uslu, söz dinler olduğu halde, çok kısa süreli de olsa evde yalnız bırakmak zorunda kalsa tekrar tekrar tembihte bulunurdu.

Sokağa çıkmak için üzerine bir şeyler aldı, cebine de bir taksi parası aldı.
Kapıya yöneldiğinde kocasının bu kazada ölmüş olabileceği endişesiyle kabaran yüreğine daha fazla dayanamayıp, ağlamaya başlamıştı. Göz yaşlarını çocukları görmesin diye, açık olan mutfak kapısına sırtını dönmeye özen
gösteriyordu. İçindeki acının kocasının ölmüş olma ihtimali kadar, giderken kendisini kırması ve çocuklarının önünde bağırıp çağırmasından da kaynaklandığını anladı. Oysa her zaman böyle öfkeli değildi.

-Eğer ölürse, çocuklarım babalarını, son gördükleri haliyle mi hatırlayacak?
Kalp kıran, öfkeli bir baba olarak mı kalacak akıllarında?

Kapıdan çıkarken, çocuklarına bir kez daha seslenecekti ama artık akan gözyaşları saklanamayacak haldeydi. Hemen kapıyı açıp dışarı çıkmak için hamle yaptı ama karşısında kapıya doğru adım atmakta olan kocası vardı.

Adam, bir an karısının ıslak yanaklarına baktı; “Haberleri mi dinledin?”
diye sordu. Hanımı, konuşamadan sadece başıyla onayladı. Adam, önce sarıldı, sonra eşinin yanaklarını sildi.Hanımı zorlukla sordu;

-Hani önemli bir toplantına geç kalmıştın, niye döndün?

-Kaza benim hemen yakınımda oldu. O anda toplantıdan daha önemli bir şeyi unuttuğumu hatırladım. Eğer o kazada ölseydim…

O anda çocuklar da yanlarına gelmiş, babalarının yine öfkeli olabileceğini düşünerek, annelerinin yanında durmuştu. Adam, bütün içten, samimi gülümsemesiyle çocuklarını yanına çağırdı, boyunlarına sarıldı, yanaklarından öptü.

-Ben bu gün büyük bir hata yaptım ve evden çıkarken, sizleri ne kadar sevdiğimi söylemeyi unuttum. Böyle önemli bir şey unutulur mu hiç. Ne yapalım, ben de geri döndüm.

*Her günü son günün bil. *

Dede Ve Torunun Güzel Hikayesi

Dede Ve Torunun Güzel Hikayesi

Dedeyle torununun konuşmalarına kulak veriyoruz…

Torunu pamuk gibi bembeyaz sakallı, nur yüzlü dedesine merakla soruyor, “ Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?” Dede tatlı bir gülücükle “Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum!” deyince torun “ Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?” der.

Dede “ Evet yavrum; ömür namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır!” diye cevap verir. Torun yeniden sorar: “ Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne kastettiğini anlamadım dedeciğim! Bu ne demek, açıklar mısın?” Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa konuyu açıklar:” Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu. O çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? İşte o ezanın namazı kılındı mı? Kılınmadı..

O ezan ‘namazsız ezandı’dı. İnsan öldüğü zaman kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur. O da ‘ezansız namaz’dır. Aslında o namazın ezanı insan doğunca okunmuştu kulağına. ‘’Bak ey insan! Doğdun ama öleceksin! Ömür çabuk biter, hayatını iyi değerlendir. Boşa vakit harcama!’’ ikazını yapıyordu o ezan. İşte yavrum, ömür ezanla namaz arası kadardır. Sakın boşa geçirme! Ömrünü dolu dolu yaşa, bir nefes bile boşluk bırakma!”


Dede Ve Torunun Güzel Hikayesi

Etiketler:güzel hikayeler en güzel hikayeler engüzelhikayeler 1 sayfalık hikaye en güzel hikaye güzel hikayeleri 1 sayfalık hikayeler çok güzel hikayeler guzel hikayeler güzel hikaye güzel hikayeler oku en güzel hikayeler oku 1 sayfalık metinler bir sayfalık hikayeler bir sayfalık hikaye güzel hikaye oku 1 sayfalık konuşmalı hikaye guzel hıkayeler bi sayfalık hikayeler engüzel hikaye okuma
Güzel Sanatlar Akademisi: * İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi
Güzel sanatlar: Güzel sanatlar, güzellik ve zevkle ilgilenen sanatlar için kullanılır. Bu terim ilk defa Fransızcada beaux arts olarak, resim, heykel, baskı gibi görsel sanatları tanımlamak için bulunmuştur.
Güzelyurt İlçesi: Güzelyurt İlçesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 5 ilçesinden biri. Yönetim merkezi Güzelyurt'tur. Yüzölçümü 381 kilometrekaredir (284.969 dönüm).
Güzelyurt, Kıbrıs: Güzelyurt (Yunanca: Μόρφου, İngilizce: Morphou, eski ad: Omorfo), Kıbrıs Adası'nda bir kent. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin dördüncü büyük ilçesi.
Güzelyurt: Güzelyurt, yerleşim adları:
Hikayeler Anlatıldı 2: Hikayeler Anlatıldı 2, Gripin'in ikinci stüdyo albümüdür.
Hikayeler Anlatıldı: Hikayeler Anlatıldı, Gripin'in ilk stüdyo albümü.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir