Ensestilişkiler

adem allah ammon arabistan bir brahma burada erkekler eski filistin ilk olsa ortak poliandri tevrat veya yazan Ensestilişkiler Enses İlişkiler ensest ilişkiler ensestilişkiler enses ilişkiler a..

Akraba Aşkı Ve Ensest İlişkiler

Cinsel ilişkide bulunan çiftlerin aralarında kan bağı bulunması durumu, öteden beri çeşitli toplum*larda tartışma konusu olmuştur. Akraba aşkı adı verilen bu durum hem neslin sağlıklı gelişimi açısından, hem de ahlaki bir sorun olarak çoğu toplumlarda anor*mal karşılanmış ve yasaklanmıştır. İlk tabular, akraba aşkıyla ilgilidir.
İlkel toplumlarda sınır tanımaz bir cinsel ilişki kombinezonunun varolduğu sanılmaktadır. Topluluktaki bütün kadın*lar erkeklerin, bütün erkekler de kadınla*rındır. Erkekler poligini (çok karılı), kadınlar da poliandri(çok kocalı) uygular*lar. Karılarla kocalar ortak olduğundan çocuklar da ortaktır. Eski Mısır’da Filistin’ de Araplarda, erkeklerin kız kardeşleriyle, analarıyla cinsel ilişki kurduklarını göste*ren belgeler vardır.
Ana veya babayla çocuğu arasındaki veya kardeşler arasındaki cinsel ilişkinin varlığı, farklı yorumlanmış veya örtülü tutulmuş olsa da, Tevrat’ta da bundan sözedilir. Kabil’in Habil’i öldürdükten sonra Allah’ın gözünden kaçmak için Arabistan topraklarında yaşadığını yazan Tevrat, bu kaçışın nedenini de Kabil’in Habil’in karısını kandırarak ondan bir çocuk sahibi olması olarak belirtir. Ancak burada Tevrat, Habil’in karısının nereden geldiğini açıklamaz oysa açık olan şudur: Kabil ve Habil’in ana babaları ilk insan olan Adem ve Havva’dır. Yine Tevrat’a göre, Habil ve Kabil’in iki de kız kardeşleri vardır. Başka insan olmadığına göre, bu da Habil’le Kabil’in kızkardeşleriyle cinsel ilişki kurduklarını ortaya koymaktadır.
Yine, Hint efsanesinde tanrı Brahma’ nın öz kızı Savarti ile evlendiği söylenir. Aynı kandan kişilerle cinsel ilişki geleneği Mısırlılar ‘da da vardır. Mısır tanrısı Ammon, annesinin kocasıydı.
Morgan’ın incelemelerine göre, bu tür ilişkiler bir süre sonra yerini kandaş aile şekline terketmiştir. Kandaş ailede bütün büyükanneler, büyükbabalar karı kocadır*lar. Bunların çocukları ikinci bir karı koca dizisi oluştururlar. Yani evlenme çağına gelen her kuşak kendi içinde evlenirler. Daha sonra, aynı ana babadan olan çocukların birbirleriyle evlenmeleri söz-konusu değildir, kardeşler arası evlilik bu kuşakta yerini yeğenler arası evliliğe terketmiştir.
Bazı ilkel toplumlarda ise baba-kız cinsel ilişkisi olağan karşılanırken, ana-oğul ilişkisi tabu olarak görülmüştür. Araştırmacılar, bu duruma neden olarak da çocuğun oluşumunda babanın rolünün bilinmemesini göstermektedirler. Çocu*ğun ananın özünden meydana geldiği, babayla çocuk arasında hiçbir bedensel bağ bulunmadığı yargısı mevcuttur. Dola*yısıyla baba-kız ilişkisi olağan karşılan*maktadır.
Malinezya’nın kuzey batısındaki takı*madalarda yaşayan Trobriand adlı kabile*de ise yeğenlerarası cinsel ilişki belli kısıt*lamalara tabidir. Bu kabilede dayı oğullan hala kızlarıyla evlenebildiği halde, dayı kızları hala oğullarıyla evlenememektedirler.
Bazı araştırmacılar, ilkel topluluklarda kandaşıyla cinsel ilişki kurmanın yasak*lanmasını Darvvin’in türlerin doğal ayıklanışı kuramıyla açıklarlar. Buna göre kandaşların cinsel ilişkisi türe zarar vermektedir. Buna karşılık bazı görüşler bu kuramın hiçbir zaman kanıtlanmamış olduğunu öne sürmektedirler. Yakın akra*ba evliliklerinin türe zarar verebildiği buluşu, oldukça yeni bir buluştur. Oysa yakın akrabalar ve özellikle kardeşler arasında evlenmenin yasaklanması çok eskiye gider. Bu da, ensest tabusunun kökeninde dinsel ve ahlaki nedenlerin bulunduğunu göstermektedir. En temelde, topluluğun birliğini koruma endişesinin yattığı açıktır.

Kan akrabaları arasında cinsel birleş*menin yasaklanmasının bilimsel nedeni, böyle bir birleşmeden doğan çocuğun ciddi bir kalıtımsal hastalık ya da sakatlık taşıma olasılığının yüksek oluşudur. Bu tür hastalıkların çoğu, hastalıklı gen’i hem anne hem de babadan olan çocuklar*da görülmektedir. Bu tür genlere resesif gen adı verilmekte kan bağıyla bağlı bir ailenin tüm üyelerinde bulunabilmektedir. Çoğu kişide bu genler zararsız bir biçimde bulunmaktadır. Böyle bir kişi, akrabası olmayan bir kişiyle evlendiğinde, bu geni taşımayan kocanın (ya da karı) genleri, öbür eşteki hastalıklı geni “telafi” edebil*mekte ve böylece çocukta herhangi bir sakatlık belirmemektedir. Ama her iki eş de hastalığı gizlice taşıyorsa, doğan çocuk hemen her zaman sakat doğmaktadır.
Öyleyse ensest yasağının doğal ya da fiziksel nedenlerden değil, toplumsal ve kültürel nedenlerden kaynaklandığı kesin olarak söylenebilir. Eski toplumların bir*çoğunda, Mısır’da, Aztek ve İnka’larda, hatta daha yakın zamanlarda Havai yerlilerinde ve birçok Afrika topluluğunda ensestin halk içinde yasaklanmış olmasına rağmen kral ailesinde ve soylular arasında sürdürüldüğü, hatta bir kural haline getirildiği bilinmektedir. Bu, hiç kuşkusuz, kral ailesine verilen tanrısal anlamla ilgilidir: insanlar için yasak ye zararlı olan şeyler, tanrılar için yararlıdır.
Bazı toplumlarda, özellikle nüfus ye*tersizliği sorunuyla karşı karşıya olan toplumlarda, ensestin uygulanmasına göz yumulduğu, hatta açıkça teşvik edildiği de bilinmektedir. İslamiyetten çok önceki Araplar’da, yindMusevilik öncesi Filistinli*lerde, ensestin böyle bir nedeni de vardı.
Ensestin yasaklanmasında, ilkel toplu*lukların birliğinin bozulmasını engellemek kadar, topluluğu büyütmek, sınırlarını genişletmek düşüncesinin de yattığı sanıl*maktadır. Dıştan evlenmelerin yaygınlaş*masında da hiç kuşkusuz aynı düşünce etken olmuştur. İlkel ve gelişmiş toplum*ların cinsel yaşamları arasındaki karşılaştırmalarıyla ünlü Amerikalı etnolog Margaret Mead, kızılderili kabilelerinde enses*tin yasaklanmasının ardındaki temel nede*nin, akrabalık bağların» genişletme ve böylece daha güçlü, daha etkin, doğayı daha iyi tasarruf edebilen bir topluluk yaratmak olduğunu ortaya koymuştur.
Enseste karşı tutum, özellikle Hıristi*yanlıkla birlikte güç kazanmıştır. Hıristi*yanlık öncesi toplumlarda daha çok baba-kız, ana-oğul ve erkek-kız kardeş birleşme*lerinin yasaklanmasıyla sınırlı olan ensest tabusu, Hıristiyan kilisesi tarafından iyice genişletilmiştir. Kilise tarihi boyunca, ensest kapsamına alınan ilişkiler giderek arttı: Ortaçağ’da yasak evlilikler yedinci kuşaktan akrabalara kadar yaygınlaştırılmıştı. Hatta zamanla yasak aşklara kan akrabalarının yamsıra, “manevi akrabalık” diye ne olduğu tam tammlanamayacak bir ilişki de dahil edildi. İlginçtir ki, enseste ve diğer cinsel aşırılıklara karşı yine en aşırı tepki ve önlemler, bu tür ilişkilerin en açık ve yaygın olarak yürütüldüğü yüzyıllarda gelmiştir. Öte yandan, ensestin en sık görüldüğü dönemler de, Roma’nın çökü*şünde olduğu gibi toplumun çözülme dö*nemleridir.
İslamiyetin ensestle ilgili olarak getir*diği kısıtlama, Hıristiyanlıktaki kadar geniş değildir. İslamiyette sadece birince ve ikinci derecedeki akrabalar (yani, ana-babalarla çocuklar, kardeşler, büyükbaba ve büyükannelerle torunlar, amca-dayı-hala-teyze ve yeğenler) arasındaki birleş*meler yasaklanmıştır. Kuzenler arası bir*leşme serbesttir. Ancak günümüzde bütün toplumlarda olduğu gibi İslam toplumla*rında da, genetik bozukluklarla ilgili bilimsel bilgilerin yayılması ölçüsünde, yakın akrabalar arası evliliklerden genel bir kaçınma eğilimj gözlemlenmektedir. Bununda birlikte, akrabalığın tanımı top*lumdan topluma değiştiği ölçüde, onay*lanan ve onaylanmayan birleşmelerin türü de değişmektedir. Bazı toplumlar, baba tarafından akrabaların evlenmesini yasak*larken, bazıları da (özellikle ilkel topluluk*larda) ana tarafından akraba evliliklerini yasaklamaktadır.
Bununla birlikte, yasal ya da ahlaki sınırlamaların, yakın akrabaların birbirle*rine karşı erotik duygular beslemesini tam olarak önleyemediği de görülmektedir. Bütün toplumlarda, kızlarına tecavüz eden babaların, anneleriyle cinsel ilişki kurar oğulların veya sevişen kardeşlerin varlığı, gerek adli makamlara yansıyan olaylardan, gerekse basından izlenebilen bir durumdur. Birçok yazar, Freud, Claude Levi-Strauss v.b., ensest yasağının, insanın doğal ve hayvani durumdan kültürel ve toplumsal bir varlık olmaya geçişinde ilk aşama olduğunu belirtmişlerdir. Ama yine Freud’a göre, bütün insanlarda gizli ya da açık ensest fantezileri bulunmaktadır. Ensest toplumsal olarak aşılırken, ruhsal olarak tam yok edilememiş, sadece bilinç dışına itilmiştir. Çeşitli toplumsal ve ruhsal etkenler günümüzde de bu yasağın zaman zaman çiğnenmesine yol açmakta*dır. Bu etkenler arasında, cinsel doyum olanaklarından yoksunluk, sevgi yokluğu, bütün kültürel değerleri bir yana iten bir zihinsel sakatlık, alkolizm ve uyuşturucu madde alışkanlığından kaynaklanabijen bir ahlaki çözülme başta gelmektedir. Aile içi duygusal ve düşünsel bağların oluşma*sına olanak vermeyen, sert, kaba ve hırçın bir yaşam da enseste neden olabilmekte*dir: kızlarıyla ilişki kuran babaların ya da kız kardeşlerine tecavüz eden erkeklerin hemen hepsinde, böyle bir duygusal ve düşünsel bağın kurulmamış olduğu görül*müştür.

Bir Öğretmenden Yaşanmış Anılar!!!!!1

AŞAĞIDAKİ MEKTUBUN YAZARI İDEALİST BİR ÖĞRETMEN…
ANCAK, ADINI VE NEREDE ÇALIŞTIĞINI GİZLEMEK ZORUNDA KALMIŞ; TAHMİN EDEBİLECEĞİNİZ NEDENLERLE…
MEKTUP, AŞAĞIDAKİ HALİYLE BİR ÜNİVERSİTEDE DÜZENLENEN “ÖĞRETMENLER GÜNÜ” TÖRENİNDE OKUNMUŞ, GÖZYAŞLARIYLA…
Merhaba!
İstanbul’da bir lisede öğretmenlik yapıyorum.Çalıştığım okul, çoğunluğu anadolu’nun en ücra köylerinden gelip yerleşen (yerleşemeyen) insanların oturduğu bir çevrede.
Etrafımız gecekondu mahalleleri.
Gecekondu olmayan yerlerde de derme çatma binalar var.
İstanbul’un pek çok yerinde artık görmeye alıştığımız bir manzara var asılında burada da.
Sözünü ettiğimiz yerleşim yerinin 5 dakikalık mesafesinde modern bir alışveriş merkezi var!
Atardamarın hemen üzerinde bu okul.
Bu okuyacaklarınızın hepsi gerçektir.
Ve sizin şehrinizin varoşlarında da yaşanmakta olduğuna veya çok yakında yaşanacağına şüpheniz olmasın…
Bu yıl lise 1. sınıfta okuma yazma bilmeyen bir öğrenci var.
Bir öğrenci okula “satır” getirmekten uzaklaştırma cezası aldı.
İki hafta önce okulun önünde çıkan bir kavgada bir öğrebcimin boynu döner bıçağı ile kesildi; 28 dikiş atıldı.
Bu çevrede kimse kışın akşam beşten sonra sokakta yalnız yürümüyor.
Geçtiğimiz hafta, bebek bekleyen müdür yardımcımız bir öğrenci tarafından karnı tekmelenmekle tehtit edildi.
Dışarıdan elini kolunu sallaya sallaya giren bir adam, kendisini dışarı çıkarmaya çalışan kat nöbetçisi bayan öğretmeni bıçakla tehtit etti.
Derste sıkıntı yarattığı için öğretmeni tarafından cezalandırılan öğrencinin aşiret olan ailesi okulu bastı.
Bir öğretmenimiz sınıfta bıraktığı öğrenciden tehtit telefonları aldı.
Öğrencilerimizin % 86′sı sigara içiyor.
Öğrencilerimizin % 42′si hap kullanıyor.
Okulun etrafında hap satanları, okulun içinde hap kullananları polis biliyor.
Öğrencilerimizin % 23′ü ensest ilişki mağduru.
Geçtiğimiz yıl bir kız öğrencimizin babası çocuğundan ( öğrencimizden) dayak yediği içöin okula sığındı.
Yalnızca koridorda birbirlerine çarptıkları için kavgaya tutuşan iki kız öğrencinin aileleri okulun önünde birbirlerine yumruk yumruğa saldırdılar.
Bazı kız öğrenciler 100 kontör karşılığında minibüs şoförlerine, halı saha sahiplerine kendilerini kullandırtıyorlar.(cinsel anlamda)
Bu yıl bir erkek öğrenci, bir kız öğrencinin kendisine cinsel tacizde bulunduğunu söyleyerek şikayette bulundu.
Geçtiğimiz yıl bir anne, kızının saçının boyalı olması üzerine okula çağrıldığında, kızını okula koca bulmak için gönderdiğini bu nedenle de süslenmesi gerektiğini söyledi.
Velilerin % 42′si kayıttan sonra bir daha okula uğramıyor.
Maddi yetersizlikten dolayı üç, dört aile bir oda-bir salon bir evi paylaşıyorlar.( sayıları azımsanamayacak ölçüde.)
Her ay öğretmenler aramızda para toplayıp bir öğrenciye bot, palto veya okul araç gereçleri alıyoruz.
Geçtiğimiz yıl cuma okul kapanış töreninde baygınlık geçiren bir öğrencinin iki gündür hiçbir şey yemediğini öğreniyoruz.
Öğrencilerin çoğunun hayatında kan davası, intihat, boşanma, dayak, kaçma, kaçırılma,hapis gibi hikayeler var.(ailelerinde yaşanmış)
Geçtiğimiz yıl iki gün boyunca evine gitmeyen bir öğrenciyi velisi gelip okulda arıyor.(kızın biriyle kaçtığı anlaşılıyor daha sonra.)
Annesi babası ayrı veya boşanmış olan öğrencilerin çoğu uzak aakrabaların yanında kalıyor.Anne yada baba olmak istemiyorlar veya üvey anne-babalar istemiyor.
Geçtiğimiz yıl sorun çıkardığı için müdür tarafından tartaklanan bir öğrenci mahalleden topladığı tanıdıklarıyla müdürün odasını basıp tehtitler savurdu.
Veliler toplantılara “ocakta yemeklerini bırakarak”, ayakkabılarının topuğuna basarak, mantolarını omuzlarına atarak geliyorlar.
Velilerin büyük bir çoğunluğu öğretmene nasıl hitap edileceğini bilmiyor.( güzelim, hanım kızım, sen, hocaaaaa, ablası!!!)
Sakallı, şalvarlı, cüppeli bir veli toplantılara gelip yalnızca erkek öğretmenlerle görüşüyor!
Geçtiğimiz yıl 1000 öğrenci kapasitesi olan okulda kütüphaneye üye olanların sayısı 7(yedi)’ydi.
Öğrenci tanıma formlarındaki “çaldığınız müzik alet(ler)i” bölümüne radyo, teyp, walkmen yazan azımsanamayacak sayıda öğrenci var.
Öğrencilerimizin % 60′ı sağlıksız beslenmeden dolayı hasta (aralarında dispanserlik olanlar var) ancak öğrencilerimizin % 90′ında cep telefonu var.(cep telefonları son model, bazıları kameralı)
Ben bu okulda 3 yıldır öğretmenlik yapmaya çalışıyorum.
Bu olaylara alışmamak için, artık alışıp bunları neredeyse dığal karşılayan yılların öğretmenleri gibi olmamak için uğraşıyorum.
Biliyorum ki eğer alışırsam geleceğe dair hiçbir umudum kalmayacak.
Her gün büyük bir çaresizlik ve endişeyle “acaba bugün ne olacak?” diye başlıyorum işime.
Olaysız geçen günler Allah’ın nimeti!
Sınıfta gezinerek ders anlatırken Atatürk’ün gözleriyle karşılaşmamaya çalışıyorum, kafamı kaldırıp resmine bakamıyorum.
Başımın üzerinden “Ey Türk Gençliği!” diye bağırdıkça utancımdan omuzlarıma gömülüyorum.
10 Kasım’larda, 29 Ekim’lerde şiirler okunurken, marşımızı dinlerken ağladığımda herkes günün anlamına ağladığımı sanıyor; oysa çaresizliğe ağlıyorum.
Muhtaç olduğu kudretin dolaştığı asil kanı uyuşturucuyla zehirleyen öğrencilerimi kurtaramıyorum.
Öğrenmeye direnen, kendini kapatan öğrencilerime İstiklal Marşı’nın anlamını bile öğretemiyorum.
Daha da yazacaktım ancak yazdıkça yüreğim ağırlaşıyor.

SEVGİ VE SAYGILARIMLA…

Kardeşler Ama 4 Çocukları Var

Kardeşler ama 4 çocukları var

Evlenerek dört çocuk yapan kardeşler yeni bir tartışmanın kapısını araladı.

ENSEST İLİŞKİ TARTIŞMASI…

Almanya’nın Saksonya eyaletinde yaşayan Patrick S. ve Susan K. kardeş olmalarına rağmen evlenerek ortak dört çocuk sahibi oldu. Ülkede şimdi yakın akrabalar arasındaki evliliğin suç olup olmadığı tartışması yapılıyor. Almanya’da ensest ilişki yasalara göre suç sayılmasına rağmen ikili bu ilişkiden vazgeçmedi. Patrick S. ensest ilişki nedeniyle iki yıl hapis yattı. Çift ilişkilerinde bir yanlışlık olmadığını savunuyor.

Ancak şu anda Almanya’da değişik bir tartışma yaşanıyor. Ensest ilişki gerçekten suç mu? Dava şimdi anayasa mahkemensinde görülecek. Anayasa mahkemesinin vereceği karar merakla bekleniyor.

Eğer mahkeme ensest ilişkinin suç olmadığı yönünde bir karar verirse, Alman yasalarına göre akrabaların birbirleriyle ilişkiye girmeleri de suç olmaktan çıkmış olacak.

Baba Kızına Aşık Oldu Birde Çocuk Yaptılar…(böle Akılsızlarda Var)


Avustralya öz kızı ile ilişki yaşayan ve çocuk sahibi olan 61 yaşındaki John Deaves’i konuşuyor. ‘Kanal 9′da yayınlanan ‘60 Dakika’ isimli programa konuk olan John Deaves ve öz kızı 39 yaşındaki Jenny Deaves’le ilişkisini anlattı. 30 yıl önce eşinden ayrılan ve bu evlilikten bir kızı dünyaya gelen John Deaves daha sonra ailesi ile olan bütün bağlarını kopardı.

Babasını bulma ümidi ile araştırmaya başlayan kızı uzun araştırmalar sonunda babasının izine ulaşmayı başardı. Tanıştıktan bir hafta sonra aralarında farklı bir yakınlaşma olduğunu söyleyen ve daha sonra büyük bir aşk yaşamaya başlayan baba-kız, ilerleyen zamanda bir de çocuk sahibi olduklarını söyledi.

Jenny Deaves babasıyla yaşadığı ilişki hakkında, “Onu gördüğüm zaman fena biri olmadığını farkettim” dedi. Aralarında yaşanan ilişkinin bir gece kulübünde karşısındaki erkeğe bakmak kadar normal olduğunu iddia eden Jenny Deaves, “Ben ve John olgun insanlarız ve verdiğimiz kararı kendimiz biliyoruz. Bu yaşadığımız ilişkiye diğer insanlardan anlayış ve saygı bekliyoruz” diye konuştu.

Kızı ile ilişki yaşayan John Deaves ise ilk başta kızı ile birlikte olma fikrinin kendisine garip geldiğini belirterek, “Duygular bazen mantığın önüne geçiyor ben de sadece kalbimi dinledim. Umarım insanlar bunun farkındadır” dedi.

Yasal olmayan ilişki yaşadıkları için gözaltına alınacağını bildiklerini söyleyen baba ile kızı ‘normal mutlu yaşantılarına’ ve ilişkilerine devam etmek istediklerini söyledi.

Jenny Deaves’in daha önceki ilişkisinden de iki çocuğunun olduğu anlaşıldı. Baba ve kızın yaşadıkları ilişki ile ilgili olarak Avustralya Federal polisi harekete geçerek araştırma başlattı.

Etiketler:ensest ilişkiler ensestilişkiler enses ilişkiler akraba ile cinsel ilişki afrika kabilelerinde cinsellik enset ilişkiler enses ilişkler ensest ılıskıler enset ilşkiler ilkel kabilelerde evlilik akrabalar arasi ilişkiler enses iliski enses iliskiler ensest iliskiler ensest ilişkiler baba kız ensest ilişkler kabilelerde cinsellik ensest i afrikalı enses ilişkileri ensesilişkiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir