Et Yiyen Bitki Vikipedi

> Böcek Yiyen Bitkiler

Böcek yiyen bitkiler….

Et ile beslenen bitkiler..

Henüz az tanınmış ve belki de doğanın en ilginç bitki grubu olan böcek yiyen bitkileri yıllardır yetiştirmekteyim ve bu konuda oldukça geniş bir koleksiyonuna sahibim.

Bataklık ve asitli gibi besinden yoksun topraklarda yetişen bu bitkiler, zamanla besinleri toprak dışından temin etmek üzere evrime uğramışlardır. Bunun için oldukça dahiane böcek yakalama yöntemleri geliştirmişlerdir. Bu metodlar genelde aktif kapan ve pasif kapan olarak ikiye ayrılır. Aktif kapana en iyi örnek Venüs Sinek Kapanı’dır (Dionea muscipula). Bu bitkinin kapan şeklinde yaprağı içine bir böcek girdiği zaman, kapan aniden kapanarak içindeki böceği hazmetmeye başlar. Böcek bir hafta içinde tamamen sindirilerek bitkinin besin ihtiyacı karşılanır. Böceğin bitkinin kapanına cezbedilmesi için bitki aromalı bir nektar salgılar. Bu nektara kanan böcekler kapanın içine girdiklerinde kapan saniyenin otuzda biri bir hızla kapanarak böceği hapseder. Daha sonra bitki böceği hazmetmeye başlar ve bir hafta sonra geride böceğin sadece artıkları kalır. Venüs Kapanının kapan mekanizması çizimini altta görebilirsiniz.

İkinci kapan türü de pasif kapanlardır. Bu gruba giren bitki gruplarına Sarracenia, Drosera, Nepenthes, Heliamphora, Pinguicula ve Drosaphyllum örnek gösterilebilir. Pasif kapanların iki ana türü mevcuttur. Bunların en ilginçlerinden biri eski sinek kağıtları gibi yapraklarında yapışkan bir sıvı üreten bitkilerdir. Bu bitkilerin yaprakları şekerli ve yapışkan damlacıklar üretirler. Bu damlacıkları yemek için konan böcek yaprağa yapışır ve kurtulamaz. Daha sonra yaprak böceğin etrafını sararak böceği hazmeder. Bu tür bitkilere en iyi örnek Drosera’lardır. Drosera yaprakları avını sararak hazmettiği için hem aktif hem de pasif kapan özelliklerine sahiptir.
Diğer ve daha yaygın bir pasif kapan türü de sürahi kapan denilen türdüu. Bu tür bitkilerde (Nepenthes, Sarracenia ve Heliamphora) bitkinin birçok sürahi şeklinde kapanı vardır. Bu kapanların içi sindirim enzimleri içeren su ile doludur. Kapanın etrafında salgılanan aromalı sıvıya kanan böcekler, daha çok bu cazip yemden yemek için yavaş yavaş kapanın içine doğru ilerlerler. Ancak kapanın içinde bulunan kıllar aşağı doğru uzadığından böcek kapana girer ama bir daha geri çıkamaz. Nihayet enzimli suda boğularak bitkiye yem olur. Bu türe bağlı bazı cinslerin, özellikle Nepenthes’lerin bazen fare veya kuş kadar büyük avlar yakaladığı ve hazmettiği bilinmektedir. Altta böyle iki Nepenthes türü görülmekte.

Suda yaşayan tek böcek yiyen ailesi aktif kapanlı olan Utricularia’dır. Bu bitkilerin çoğu türü tamamen suyun altında yaşarlar ve küçük su böcekleriyle beslenirler.
Böcek yiyen bitkiler sanılanın aksine dünyanın kutuplar dışında hemen her yerinde bulunabilir. Nepenthes türü bitkilerin yalnız tropikal bölgelerde yetişmesine karşın Sarracenia ve Dionea türleri yalnızca Kuzey Amerika”a bulunur. Drosera’lara ve Pinguicula”lara çok daha yaygın bir bölgede rastlanır.
Böcek yiyen bitkileri dünyaya ilk tanıtan kişi evrim teorisinin yaratıcısı Charles Darwin’dir. Darwin, 1875′teki “Insectivorous Plants (Böcek Yiyen Bitkiler)” kitabında bu bitkilerin olağanüstü özelliklerinden bahsetmiş ve bu bitkilere ilk ilginin doğmasına neden olmuştur. Darwin kitabında “Bitkiler, genelde yırtıcı hayvanların tersine insan üzerinde pasif ve barışçıl bir etki yaratırlar. Bu bitkilerin böylesine etçil ve yırtıcı bir rol üstlenmeleri şaşırtıcı ve biraz da doğa dışı ve birşey” diye bahseder.
Ülkemizde de böcek yiyen bitkilere rastlanır. Türkiye’de yetişen böcek yiyen bitkiler Pinguicula balcanica (Uludağ ve Toros dağlarının sulak yerlerinde), Pinguicula crystallina (Güneydeki dağlarda kireç mağaraları civarında), Utricularia ailesinden de tüm Avrupa cinslerine Türkiye’deki göl ve göletlerde rastlamak mümkündür. Son olarak Adrovanda vesiculosa türünün yaşama alanı içinde Türkiye’nin de olmasına rağmen bu türe ülkemizde rastlandığına dair herhangi bir belge yoktur.
Günümüzde, birçok ülkede Böcek Yiyen Bitki klüp ve derneklerinin bulunmaktadır. Bu bitkilerin birçok türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı için bu türlerin korunması için özel çaba harcanmaktadır.Hatta dünyanın birçok ülkesinde böcek yiyen bitkiler devlet koruması altındadır. Örneğin Amerika’da bulunan birçok Sarracenia türünün toplanması veya zedelenmesi CITES anlaşması çerçevesinde federal bir suçtur

Etobur Bitkiler , Vahşi Çiçekler

Etobur Bitkiler , Vahşi Çiçekler



Çiçekler nasıl olurda vahşi olabilir ?

Afrikanın balta girmemiş tropik ormanlarında biraz gezintiye çıkarsanız, başınızın derde gireceği ilk canlılar böcek ve yırtıcı hayvanlardan çok sarılıcı ve dikenli bitkiler olurdu.Bazı bitkiler vardır ki insan derisi ile temas ettiği vakit çok acı verir.Örnegin ısırgan otu gibi.Veya kuvvetlice su püskürten bitkilerede rastlamışsınızdır. Tabii tüm bu bitkiler insanlar için hayati bir tehlike arz etmesede, böcek ve sinekler için tam bir kabus gibidir.

Bu bölümde böcekleri kurnaz bir şekilde tuzaklarına düşürüp sindirerek hayatını sürdüren böcekçil yani “İncestivor” bitkilere deyineceğiz.
Böcekçil bitkilerin en önemli özelliği aktif olarak hareket edebilmeleridir.

Aslında doğadaki tüm bitkiler hareket ederler.Mesela bir ayçiçeği fidesini güneşe karşı bırakırsanız çiçek derhal güneşe doğru yönelmeye başlar.Fakat böcekçil bitkilerden bazıları çok aktif olarak hareket ederlerki bu hareketleri çok kısa bir zaman zarfında meydana gelir. Bu çiçekler sahip oldukları mükemmel fizyolojik özellikleri sayesinde hareket çabukluluğunun verdiği avantajla böcekleri tuzaklarına düşürüp hapsedebilirler.

Söz konusu bitkilerden en meşhuru, sizinde yakından tanıdığınız “Kapan yaprak” isimli bitkidir.

Şekilde bir “Kapan yaprak” görülüyor.

Yaprakların hareket mekanizması ise oldukca iyi düşünülmüş birer “yastık” sistemi ile çalışmaktadır.Yastık sistemi temel olarak “su alma su verme” prensibine göre çalışır.

Bunu bir örnekle açıklayalım;

Şişkin bir hava yastığımız olsun ve biz bu hava yastığının üzerine bir tahta tabla koyalım.Ve daha sonra bu hava yastığını aniden söndürerek inmesini sağlayalım.Tabii yastık söndükçe üzerindeki tahta tablada büyük bir süratle Yere doğru inmeye başlayacaktır.

İşte bitkinin kullandığı yöntemde tıpkı bunun gibidir.Yaprakların tabanlarında bulunan özelleşmiş hücreler çok fazla su içerirler.Bitkiye dışarıdan bir mudahelede bulunulunca, bitki, derhal yaprak tabanındaki özelleşmis hücrelere impuls (uyarı) yollayarak hücrelerin içindeki fazla miktardaki suyu süratle boşaltmasını sağlar.

Örnegimizdeki tahta tablamız, bitkideki kapan yaprakları temsil etmektedir.Tahta tabla nasıl ki yere doğru yaklaşarak kapanmaya başlıyorsa bitkinin yapraklarıda aynı şekilde birbirlerine doğru hareket ederek kapanmaya başlar.

Bitkinin yaprak tabanındaki hücrelerin fazla su alması olayına ” Turgor “, hücrelerin suyunu kaybederek büzülme olayına ise ” Plazmoliz ” denir.Yaprakların tabanındaki hücreler turgor, yani fazla su almış vaziyetteyken üzerindeki yapraklar açık konumdadır.Fakat hücreler büyük bir süratle sahip oldukları fazla suyu boşaltınca yani plazmoliz durumuna geçince yapraklar kapanır.Tabii bu kapanma işlemi bir kaç saniye içinde meydana gelince, yaprak içerisindeki böceğin kaçmasına pek bir fırsat kalmaz.

Yukarıdaki şekilde, yaprak civarlarında gezinmekte olan bir böceği yakalamış kapan yaprak görülüyor.

Yaprakların uçlarındaki dikenlere dikkat ederseniz, tıpkı bir dişli çark gibi birbirlerinin içerisine giriyor. Ve o kadar intizamlı dizilmişlerdir ki yapraklar kapandıklarında birbirlerini engelleyecek şekilde çarpışmazlar.Bitkinin böyle bir yapıya sahip olmasının nedeni, tuzağına düşürdüğü böceğin kaçmaması içindir.

Fakat buna rağmen bazı ufak böcekler kapan yaprakların kapanmasına ramak kala kaçarak kurtulabilmektedir.

Bitkilerin böcekleri kapan yapraklarının arasına sıkıştırması ise 2 hamlede gerçekleşir.

İlk hamlede böcek, bitkinin yapraklarının arasında dolaşmaya başlayınca farkında olmadan yaprak içerisindeki hassas reseptörlere dokunur.Bu reseptörler, tıpkı bir insanın eline batan iğneyi hissetmesi gibi böceğin ayaklarının dokunmasıyla impuls yani elektriksel bir uyarı doğururlar.
Elektriksel uyarılar bir yol boyunca yaprak tabanındaki hücrelere kadar gider ve bu hücrelerin zarlarında elektriksel bir gradiyent meydana getirir.Bu elektriksel degişiklik içi fazla miktarda suyla dolu olan şişkin hücrelerin zarlarının suya çok fazla geçirgen olmasına sebep olur.

Hücrenin zarı suya çok fazla geçirgen hale gelince hücre süratle su kaybetmeye başlar.Hücreler su kaybettikçe tıpkı bir yay gibi üzerlerine baskı yapan yapraklarda birbirlerine doğru yaklaşmaya başlarlar.Bu işlemin gerçekleşmesi 2-3 saniye sürer.

İkinci hamle ise yaprakların tam olarak kapanması durumudur.İlk hamlede yapraklar arası azda olsa biraz mesafe kalmasına ragmen ikinci hamlede yapraklar tamamen kapanır.

Bu işlemin tamamlanması ise 10-15 saniyeyi bulur.Tabii bu andan sonra böceğin yapabileceği pek birsey kalmaz.

Bitki böceği kapanına kıstırdıktan sonra derhal enzim üretmeye başlar.Bu enzimleri üreten hücreler ise yaprağın iç tarafında yani böceğin bulunduğu bölgededir.Enzimler asit tabiatlıdır ve böceğin 2 veya 3 gün içerisinde sindirilmesini sağlarlar.Bir kapan yaprak en fazla 5-6 kere çalışabilir.

Fonksiyonunu yitiren yaprakların yerini ise yeni çıkan genç yapraklar alır.
İnsanın aklına, bir bitkinin bu kadar detaylı düşünülmüş mükemmel bir sisteme nasıl sahip olduğu sorusu gelmektdir.Elbetteki bitkinin bu sistemi planlaması ve uygulamaya koyabilmesi mümkün değildir.Varolan mekanizmalar bir akıllı tasarımcının ürünüdür kuşkusuz.

Doğada buna benzer bir çok insectivor (böcekçil) bitki mevcuttur ve aralarında hayli ilginç tuzak sistemlerine sahip bitkilerde vardır.Böcekçil bitkilerden en çok tanınanlarından diğer bir tanesi ise, yaprakları sürahiye benzer çukur bir yapı şeklinde özelleşmiş bir bitkidir.

Bu bitki, yüksek ve ağaçlık bölgelerde yaşamakta, yine böcek ve sineklerle beslenmektedir.Asağıda bu bitkiye ait güzel bir resim görülüyor.

Şekildeki bitkinin yaprakları tıpkı bir vazo şekline dönüşmüştür.Fakat vazo şeklindeki yaprağın hemen üstünde başka bir yaprak görülüyor.Bu yaprak ise böceklere kurulan tuzağın kalbini oluşturmaktadır.
Bitki daha bir yavruyken küçük yapılara sahip bu her iki yaprakta, olgunluğa eriştiğinde çok büyük bir cüsseye sahip olurlar.

Üstteki yaprak böceklerin üzerinde dolaştığı yapraktır.Bu yapraklar genelde alımlı renklere sahip olup böcekleri üzerine çeker.Böcek, üstteki yaprağın civarlarında dolaşmaya başladığında eğer yaprağın alt yüzüne gelirse yer çekiminin etkisiyle sürahi şeklindeki yaprağın içerisine düşer.

Fakat bir böcek, ayağından salgıladığı yapışkan maddeler sayesinde ters duvarda bile yürüyebilirken niçin bu yaprağın alt yüzeyine geldiğinde tutunamayıp düşmektedir ?

Böceğin yaprağa tutunamayıp düşmesi, bitkinin üstteki yaprağının salgıladığı kaygan bir sıvıdan dolayıdır.

Bu sıvı protein bir yapıda olup kaygan bir tabiattadır.Burada şaşırtıcı olan şey, bitkinin bir böceğin ayağından yapışkan bir sıvı salgılandığını nereden bildiğidir.Dahası böceğin kayıp düşmesi için bu mukemmel kaygan sıvıyı bitkinin, en uygun bölgesinde üretemeye nasıl karar verdiğidir.
Bu elbette bir bitkiden beklenemeyecek bir davranıştır.Bitkinin yaptığı kusursuz hesaplar, emeklerinide boşa çıkarmamaktadır.

Bitkinin alt tarafında bulunan surahi şeklindeki yaprak ise tabanı kapalı bir kap gibidir ve içerisinde su ve sindirici enzimler bulunur.Bir böcek veya bir sinek bu sürahinin içine düştükten sonra birdaha yukarı çıkamaz.Sineklerin ıslanan kanatları buna izin vermedigi gibi, sürahi yaprağın kenarlarından salınan diğer kaygan tabiattaki kimyasallar ile böcek ve diğer haşerelerin yukarı tırmanması engellenir.

İçeri düşen bir böcek bir kaç gün içerisinde salgılanan enzimler vasıtasıyla sindirilerek besin ihtiyacı karşılanır.

Tropik ormanlarda yaşayan bu tür bitkilerden bazıları o kadar büyüktür ki içerisine düşen küçük bir fındık faresinin bile boğulmasına neden olabilir.Tabii aynı zamanda farenin sindirilmesinede.

Şekilde sürahi bitkilerinin başka bir türünü görmektesiniz. Bu bitki yukarıdaki örnekten farklı olarak bir çift dikene sahiptir.

Bu dikensi yapıların içerisinden ince bir kanal geçer.Bu kanaldan ise yine kaygan tabiatta bir sıvı salgılanır.Sıvı damlasını nektar zannedip içmek için gelen arı ve sinekler, sivri uca tutunmaya çalışır fakat çoğu zaman başaramazlar. Dikene tutunamayan böcek asağı enzim havuzunun içine duşer ve bitki icin ziyafet başlar.

Resimdede gördüğünüz gibi bitkinin yaprakları oldukça alımlı kırmızı bir renge boyanmıştır.Ayrıca vazo yaprağın ağız kenarlarının ne kadar parlak olduğuna dikkat ediniz.Bu bölgelerdende böceklerin tırmanmasını engellemek için bol miktarda kaygan kimyasallar salgılanır.

Her canlıda olduğu gibi doğadaki böcekçil bitkilerde üstün bir tasarım ürünü olup herbiri yaşamı için gerekli tüm fonksiyonları yerine getirecek mükemmel tuzak mekanzimalarına sahiptirler.

Diğer bir böcekçil bitkide böcekleri kandırma yoluna giderek avlanmaktadır.
Bu bitki sahip olduğu eşsiz görünümüyle, özellike arıları üstüne çekmeyi başarır.Bitkinin şekli yıldıza benzer ve her kolundan sürekli olarak bir tür yapışkan sıvı salgılanır.Bitki, bu yapışkan sıvıyı yapraklarında öyle bir üretirki, sıvı damlacıkları ard arda dizilerek lezzetli bir nektar görünümü verir.

Gördüğünüz gibi oldukça çekici bir görünüme sahip olan bitki, bu haliyle arı ve sinekleri üzerine çekmeyi başarır.

Bitkiye yakından bakan bir insan bile yapraklardaki sıvının nektar olduğunu zannedebilir.Arı ve sinekler çiçek üzerine konarak sıvıyı emmeye kalkışınca kondukları yere çivilenmiş gibi sabitlenirler.Çünki bu sıvı çok kuvvetli bir yapıştırıcı özelliğe sahiptir.

Bundan sonrası ise bitki için çok zor değildir.Tek yapması gereken şey, ışınsal olarak dizilmiş yapraklarını kapayarak böceğin üstünü örtmektir.Bu mekanizma yukarıda anlattığımız ” turgor-plazmoliz ” basınç kuvvetleri ile çalışır.Böceğin üzeri örtülür örtülmez enzimler devreye girerek böceği sindirmeye başlar.
Aşağıdaki animasyonda bitkinin bir böceği nasıl tuzağına düşürdüğü gösterilmiştir.

Bitkilerin böcekleri yakalayarak sindirmelerindeki temel amaç, kendi bünyelerinde düşük miktarda bulunan azotun böceklerde fazla olmasındandır.
Bitki böceği sindirerek hem azot ihtiyacını hemde diğer mineral ve protein gereksinimini karşılar.

Tabii bir bitkinin böcek ve sineklerde bol miktarda azot bulunduğunu bilmesi ve buna göre hareket etmesi yine DNA da programlanmış bilgiler vasıtasıyla gerçekleşir.Mesela yapışkan maddeleri üreten hücrelerin DNA larında özel enzimler üretilir ve bu enzimlerin girdiği bir takım karmaşık reaksiyon sonucunda yapışkan maddeler husule gelir.

Diyebiliriz ki doğadaki tüm bitkiler harikulade formüllerle mucizevi kimyasallar üreten birer biyokimya fabrikası gibidir.Bu sıvılarla anlaşırlar, bu sıvılarla beslenirler ve yine bu sıvılarla kendilerini korurlar.Kısacası bitkiler kendi başlarına birer mucizedirler.

Bu tip bitkiler elbette yukarıdaki gibi tek tür degillerdir.Doğada buna benzer avlanma teknikleri olan bir çok bitki vardır.Asağıdaki resimlerde yapışkan sıvı salgılayarak avlanan bazı bitki tipleri görülmektedir.

Bu bitkilerden soldakinin yaprakları, yukarıdaki bitkinin yaprakları gibi içe dogru kapanırken, sağdaki bitkinin yaprakları ise tıpkı bir “rulo” gibi en uç noktadan yaprağın sapına kadar, kıvrılmaya başlar.Böyle bir tuzağa yakalanan bir böceğin kurtulma şansı yoktur.
Birde bitkinin salgıladığı yapışkan sıvı damlacıklarına daha yakından bakalım.

Yapışkan damlacıklara yukarıdan bakıldığı için salgılamayı yapan kırmızı hücreler bariz olarak görunmektedir.

Salgı yapan hücrelerin DNA sında çok özel bir bilgi saklıdır.Bu bilgi ile hücre, üzerinde ne kadar salgı maddesi biriktireceğini çok mükemmel bir şekilde hesaplamıştır.Hücreler, yapışkan salgıyı ürettikçe, bu salgı üzerlerinde birikmeye başlar.Fakat salgı seviyesi öyle bir noktaya gelirki bu noktadan sonra hücreler salgılama işlemini durdururlar.

Eğer hücre bu noktadan sonra salgılama yapmaya devam etseydi hem fazla yapışkan maddeyi israf etmiş olacaktı, hemde salgının büyük bölümü yerçekiminin etkisiyle yaprakların üzerlerinden başka yerlere akıp gidecekti.

Yaradılış harikası bu mükemmel yaratıklar şu an bile, sahip oldukları kusursuz tuzak mekanizmaları ile kendilerine ziyafet çekmektedirler.Tüm bunları mükemmel bir tasarım harikası olan DNA programlarına borçlulardır.

Etçil Bitkiler









Ödem Atıcı Bitkiler Nelerdir

Ödem Atıcı Bitkiler Nelerdir
ödem nedir – ödem nasıl atılır – ödem söktürücü – ödem söktüren bitkiler – ödem için bitkisel öneriler

Ödem nedir?
Vücutta çok fazla su birikmesine ödem denir. Bazen kalp, damar ve böbrek rahatsızlıklarının belirtisi olabilmekle birlikte bazı alerjik vakalarda ve beyin travmalarında tehlikeli sonuçlara sebep olabilir. Derialtı ve kaslardaki dokuların arasında, kalp, akciğer ve karın iç zarları yani seröz boşluklarda serbest sıvı birikmesi ödemin tespit edilmesini mümkün kılmaktadır.

Ünlü tıp düşünürlerinden Hipokrat ödem için en etkili tedavi yolunun kan aldırmak olduğunu belirtmiş ve bu konuda sülük kullanılması tavsiye edilmiştir. Evde ödem atmak için hazırlanabilecek kürler ise aşağıdaki gibidir.

Ödem söktürücü bitkiler: Ödem nasıl atılır?

Ödem bitkisel tedavisi için I. formül: 1 bardak kaynar haldeki suyun içine 4-5 gram civarında kiraz sapı atılır. 10 dakika demlenmesi beklendikten sonra içilir. Bu ödem için kiraz sapı küründen her gün 2-3 bardak içilmelidir.

Prof. Dr. Ahmet Maranki ödem tedavisi için II. formül: 1 bardak kaynar suya 4-5 gram kadar enginar yaprağı atılıp 10 dakika demlenmesi beklenir. Bu kürden günde birkaç bardak içmek ödem atmaya yardımcı olacaktır.

Bir başka ödem atma kürü ise şöyle hazırlanır: 1 bardak sütün içine 1 bağ ince şekilde doğranmış maydanoz atılır. Süt yarıya ininceye dek hafif ateşte ısıtılır. Süt kaynamadan ocaktan alınır ve bu kürden gündüz vakti 2 saatte bir 2 çay kaşığı içilir.

Prof. Dr. Ahmet Maranki’nin ödem atmak için tavsiye ettiği bir başka kür ise şöyledir: 1 bardak kaynar durumdaki suyun içerisine 6 gram püskül ilave edilir ve 10 dakika kadar demlenmesi beklendikten sonra içilir. Püskül küründen günde 2-3 bardak içilmesi gerekmektedir.

Ödemden kurtulmak için yukarıdaki, Prof. Dr. Ahmet Maranki ödem kürlerinden dilediğinizi kullanabilirsiniz.
Kiraz sapı Bir bardak sıcak suyun içerisinde atılan kiraz sapı kaynatılır ve demlendikten sonra afiyetle içilir.

Maydonoz ve Süt Bir kase sütün içerisine ince ince doğranmış maydonozlar atılır ve süt kaynamaya yakınken ocaktan alınır. Bu karışımı gün içerisinde 2 saat aralıklarla 2 kaşık içilir.

Etiketler:et yiyen bitkiler vikipedi et yiyen bitki vikipedi böcek yiyen bitkiler vikipedi sinek yiyen bitki vikipedi et yiyen çiçek vikipedi ilginç bitkiler vikipedi nepenthes hakkında bilgi böcek yiyen bitki vikipedi böcek kapan bitkisinin özellikleri böcek yiyen bitkilerin özellikleri fare yiyen çiçek vikipedi böcek yiyen bitkiler hakkında ansiklopedik bilgi ve resimleri yaprakları ve çicekleri olan ilginç bitki çizimi sinek yiyen bitki nedir böcekçil bitki çeşitlerinden nepenthes sinek yiyen çiçek vikipedi en ilginç bitki vikipedi bocek yiyen bitkiler vikipedi böcek yiyen bitkiler nerelerde yetişir et yiyen bitkiler wikipedi
Flora (botanik): Flora ya da bitey belirli bir bölge veya zaman dilimi içerisinde yetişen bitkilerin tümüne verilen ad, bitki örtüsü.
Botanik: Botanik, bitkileri inceleyen bilim dalına denir.
Bitki fizyolojisi: Bitki fizyolojisi, bitkilerin fizyolojik yapısını incelen botanik ve fizyoloji altdalıdır. Bitkiyi oluşturan tüm yapıların birlikte nasıl çalıştığını anlamaya çalışarak; bitki organizmalarının mekanik, fiziksel ve biyokimyasal süreçlerini inceler.
Bitki ıslahı: Bitki ıslahı, istenen özelliklere sahip tarım ya da süs bitkileri elde etmek için, insan eliyle uygulanan eşleştirme ve seçme yöntemlerine verilen genel isimdir.
Vikipedi:Vikipedist: Vikipedi'de yeni sayfa oluşturarak veya değişiklik yaparak katkıda bulunan herkes Vikipedist olarak adlandırılır.
Vikipedi. Sanal Ansiklopedi: Vikipedi. Sanal Ansiklopedi (), Vikipedi'nin varoluş tarihine, güncel durumuna ve mevcut sorunlarını ele alan Azerice kitap.
Vikipedi:Vikipedikolik: Vikipedikolik veya Vikikolik, Vikipedi bağımlılığı olan kişi. Devamlı açık olan internet tarayıcısında "Son değişiklikler"'i (hafif formunda İzleme listesini) sık sık kontrol etmeyle karakterizedir.
Vikipedi:Vikipedi Türkçe Bunalım Tarihçesi: Canı sıkılan, bunalan, sıcaklardan pestile dönen, sataşacak yer arayan, bahane arayan, takla atan, iş arayan, aş arayan, eşine kızan, patronuna kızan, etnik derdi olan, insanlığı ile problemi olan, polemik yapan, polemik yapmak isteyen, miyavlamak isteyen, koşmak isteyen, haykırmak isteyen bu sayfada yaz boyunca serbest olarak ve kişisel hakaret yapmadan ve bulunmadan istediği ciddi ya da geyik bulduğunu yazsın ve rahatlasın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir