Fransadan Resimler

Sponsorlu Bağlantılar
athenes avrupa biri braque cezanne derain dufy eski foça fransa hareket ilham ilk izmir kabul liman marquet marsilya taksi vieux port yere Fransadan Resimler Fransa Dan Kareler fransa fransadan resimler fransa dan kareler frans..

Fransadan Güzel Resim Kareleri


Fransa Turistik Yerleri Marsilya

Marsilya (yerel deyişle Marsey), 1999 nüfus sayımına göre 1,5 milyon kişi olan nüfusu ile, Avrupa’da en büyük kara alanına sahip olan Fransa’nın 2. en büyük şehri ve 3. en büyük metropolitan yerleşim alanıdır. Bouches-du-Rhône departmanında yer almaktadır.

Coğrafi Konum
Fransa’nın en güzel bölgesi olan Provence’ın sınırları içindedir. Calaques Dağ kitlesininde aralarında bulunduğu bir dağ zinciriyle çevrili olan Marsilya, Akdeniz sahil şeridi boyunca 70 km kıvrıla kıvrıla uzanır. Güneş ışığı en önemli servetidir. Mistral yeliyle gelen Provence yöresine has bu doğal ışık, aralarında Cezanne, Braque, Dufy, Derain, Marquet’inde bulunduğu birçok tanınmış ressamın ilham kaynağı olmuştur.
Fransa’nın Akdeniz kıyısında yeralan şehir, Akdeniz’in en büyük ticari limanına sahiptir.
Şehir merkezine 30 km uzaklıktaki Marsilya havaalanından her 20 dakikada bir hareket eden otobüsler, yolcuları Saint Charles Gar’ına getiriyor. Oradan taksi ya da metro ile gideceğiniz yere ulaşıyorsunuz. Başta Marcel Pagnot’nun filmleri olmak üzere birçok Fransız filmine mekan olan St. Charles Gar’ı, şehrin yüksek tepelerinden biri üzerinde kuruludur. Garı şehrin merkezine bağlayan Boulevard d’Athenes caddesine doğru alçalan toplam sayısı 104 olan merdivenlerin en üst basamağından aşağıya bakınca tüm şehrin ayaklarınızın altında olduğu hissi veriyor. Bazıları şehrin merkezi olarak, St. Charles Garı’nı bazıları ise ‘Le Vieux-Port’ denilen eski limanı kabul ediyor.

Tarihi
Tarihte ilk olarak M.Ö 600 yılında Yunanlı denizcilerin kurduğu Marsilya şehri, zamanla eski liman denilen Vieux Limanı etrafında genişleyerek bugünkü halini almış. Yunanlıların, İzmir yakınlarındaki Phocaea denilen bugünkü Eski Foça şehrini kaybetmelerinden sonra kendilerine koloni yaptıkları bir şehir olarak da biliniyor. Cosquer Mağarası duvarı üzerindeki yazılar Marsilya da geçtiğimiz 28 bin yıl boyunca insan yerleşimi olduğunun kanıtı. Ayrıca Marsilya 2 bin 600 yıl ile Avrupa’nın en eski şehri unvanına sahip. Bu eskilik sokaklarında kolayca farkediliyor. Birbirine bitişik sıralanan yüzlerce apartmanın dar bir koridor görünümü oluşturduğu Arnavut kaldırımlı sokaklarında yeni yapı hemen hemen hiç yok. Asırlar öncesinin yüksek tavanlı, uzun pencereli evleri yıkılmamış ve korunarak bugüne kadar gelmiş. Tarihi geçmişiyle yüksek mimari değer taşıyan bu apartmanlar bugün hala halkın kullanımında. Marsilya Kültür Varlıkları Atölyesi’nin (Atelier du Patrimoine) yöneticisi Daniel Dracourt’un şehrin tarihi yapısının korunmasına yönelik çalışmalarının bunda büyük payı olmuş. Akdeniz çevresinde bulunan ülkelerde tarihi kent dokularıyla öne çıkan yerleşimlerin gelişim ve koruma planları yapılmış. İstanbul’a benzer özellikler taşıyan Marsilya çok kültürlülüğün ve kültür varlıklarının korunması ve yerel yönetimler açısından önemli bir örnek.
M.Ö. 49 yılında Sezar tarafından istila edilince Romalıların ticaret merkezi haline getirilen Marsilya, limanlarının jeopolitik avantajıyla bugünde denizcilik alanında önemli bir yere sahip… Haçlı seferlerinde aktif olarak önemli bir rol oynamışsa da bugün egemen bir din yok ve çok çeşitli kültürel yapısı içinde her dinden insana rastlanıyor. 13’üncü yüzyılda kısa süreli yaşanan Cumhuriyet dönemine, 1423 yılında Aragone Hanedanlığı tarafından son verilmiş. Kral Rene’nin yaptığı çıkartmanın sembolü olarak diktirdiği kule, bugün hala limanın girişinde görülebilir. Marsilya, 1481 de Fransız Krallığı’na dahil olmuşsa da halkının liberal yanı tarih boyunca ağır basıyor. 1720 yılında nüfusunun yarısı olan 45 bin kişiyi kaybettiği veba salgının yaraları kısa sürede sarılırken, 1792 de Marsilya halkı asiliğiyle ünlenir. Altı bin gönüllüden oluşan Rhine Ordusu, Claude-Joseph Rouget de İ’sle’nin bestelediği savaş marşı ‘The Hymm of the Army of the Rhine’ ı söyleyerek, Fransız devrimine katılmak için Paris’e doğru yürüyüşe geçer. 1795’de Fransa’nın milli marşı kabul edilen bu marş ‘La Marseillaise’ olarak bilinir.

Ekonomisi
19’uncu yüzyılda modern döneme girmesinin yanısıra Fransız sömürgeleri, altyapı sistemi projeleri ve Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla gelişmesi hız kazanan Marsilya, ham maddeleri işlemeye dayalı ekonomisiyle kısa zamanda gelişmesini tamamlamış. Deniz ürünleri zenginliğinin yanısıra dünyanın en kaliteli kiremitleri burada üretiliyor. Bugün Marsilya’nın tek amacı ‘Euromediterranee’ projesini gerçekleştirmek. Ekonomi ve endüstri metropolisi olan Marsilya 1995 yılında başlatılan bu projeyle Güney Avrupa’nın iş alanında başkenti olmayı amaçlıyor. Bunu gerçekleştirmek için şehir, yabancı sermayeye yatırım yapması için her imkanı ve kolaylığı sağlıyor. Aynı zamanda Fransa’nın en yüksek öğrenme oranına sahip olduğu 45 bin üniversite öğrencisiyle kente gelen sermaye ile doğan iş imkanlarından Marsilya halkının faydalanması için kalifiye eleman yetiştiriliyor.
Bugün Marsilya artık Fransa’nın en kalabalık varoşlarından birine sahiptir.

Turizm
Marsilya’nın içinde olduğu kadar civarında da gidilecek çok yer var. Sabunlarıyla ünlü olan Aix-en-Provence şehri Marsilya’ya kara yoluyla 30 km uzaklıkta. Arnavut kaldırımlı daracık sokakları İstanbul’un Beyoğlu semtini hatırlatıyor. Aix-en-Provence şehrinin kuzeyinde kalan kısımlarda özellikle Puyricard’da burjuva kesiminin yaşadığı söylenirken, bu sevimli Fransız şehrindeki evlerin Fransa’da en pahalılar arasında olduğu biliniyor. Aix-en-Provence’ın 10 km kuzeyinde Cezanne ve Picasso’nun tablolarını yaptığı lavanta tarlalarıyla kaplı St. Victoire Dağı hala tablolardaki güzelliğinde.Picasso’nun yaşadığı şatoya girilmiyor fakat dışarıdan görülmesi bile onca yolu gitmeye değer.
Marsilya, sosyetik tatil beldeleri Cannes, Nice, St. Tropez’ye yakın olmasına rağmen Güney Fransa’nın diğer şehirlerine hiç benzememektedir. Kuzey Afrika kökenlilerin çoğunlukta olduğu, 1 milyona yaklaşan çok çeşitli etnik nüfusuyla bir metropol görünümündedir. Herkesin değişik bir aksanı olduğu için Fransızca’yı az veya aksanla konuşsanız bile kimse yadırgamamaktadır. Akdeniz ikliminin getirdiği yumuşak hava akımıyla soğuk ülke vatandaşları için çekici olsa da, yüksek suç oranı ve uyuşturucu trafiğinin yoğun olduğu iddia edildiğinden turistlerin çok rağbet ettiği bir şehir değildir.
Eski liman ‘Le Vieux-Port’dan ‘Chateau d’If Island’ adasına, ‘Port de Commerce’den de Korsika Adası’na günlük turlar düzenleniyor. Şehiriçi tur yapmak için ise iki seçenek var. İlki, bir gün için kişi başına 16 Euro olan otobüslerle şehri dolaşmak. İkincisi ise yollardaki kırmızı çizgileri takip ederek yürümek. İki saat süren kırmızı çizgiyi takip turuyla şehrin gezilip görülecek tüm tarihi ve turistik yerlerini görüyorsunuz. Yürümeyi sevenlere önerilir. Alexandre Dumas’nın romanı ‘Monte Kristo Kontu’yla üne kavuşan ‘Chateau D’If’ şehrin en güzel manzaralarından birine sahip. 1524 yılında inşa edilen bu şato, 17’inci yüzyılda devlet hapishanesine dönüştürülmüş.
Lavanta tarlalarıyla çevrili Marsilya da eski ve yeni içiçe yaşıyor. Hangi tepesinden baksanız dağlarla çevrili muazzam bir liman manzarasıyla karşılaşıyorsunuz. Marsilya, tarih ve kültür karışımı bir gezi için ideal bir şehir.

Eyfel’ İn Yükselişi

Eyfel Kulesi 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel’in firması tarafından, Fransız Devrimi’nin 100. yıl kutlamaları çerçevesinde inşa edilmiştir. Aslında kulenin mimarı Gustave Eiffel değil, İsviçreli Maurice Koechlin ‘in siparişi üzerine tasarlayan Stephen Sauvestre’dir. Meslektaşı Emile Nouguier ile beraber ilk tasarımları yapmıştır. Kulenin, 7.739.401 Frank 31 Sent tutan inşaat masrafları, Gustave Eiffel’in tahminlerinin 1 milyon frank üstündedir. 1889 yılındaki açılış tarihden önceki 5 ayda 1,9 milyon kişi ziyaret edince, yıl sonuna kadar toplam masrafın 3/4′ü çıkartılmıştır. Böylelikle Eyfel Kulesi, daha başından, kazanç sağlayan bir şirket görünümüne bürünmüştü. 3.000 işçi 26 ay boyunca 18.038 adet demir parçayı 2,5 milyon perçinle bir araya getirdi. Hiç ölüm vakası yaşanmamış olması, o günün şartlarında şaşırtıcı bir durumdur.

Ancak bu arada kule, onu bir utanç lekesi olarak gören Paris halkının tepkisini de çekmiştir. Bazı sanatçılar devasa bir sokak lambasına benzetirken, bir fabrika bacası gibi Paris’in görsel itibarını zedeleyeceğini ileri sürmüşlerdir. Böylelikle devrin sanatçı ve edebiyatçı çevresinde bir kampanya başlatılmış, bu kampanya süresince ünlü sanatçıların imzaladığı bildiriler dağıtılmıştır. Bugün ise Eyfel Kulesi, Dünya’nın en güzel mimari yapılarından biri olarak kabul edilir. Parisliler onu Demir Bayan olarak adlandırırlar













Etiketler:fransa fransadan resimler fransa dan kareler fransa resımlerı fransadan görseller fransanın resimleri en güzel fotoğraf kareleri süper resim kareleri fransadan güzel fotolar en güzel fransa resimleri fıransadan resımler fransada kafe resimleri fransadan görüntüler fransadan harika resimler fransadan fotolar FRANSADAN KARELER fransanın çeşitli resimleri fransa dan güzel kareler fransaya özgü resimler fransadan en güzel resimler
Resimler & Hayaller: Resimler & Hayaller, Gökhan Özen'in beşinci stüdyo albümü. Albümde 10 şarkı ve iki şarkının remixleri yer alıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir