Gırtlakta Şişlik

ciddi daha engelleyen gibi hissi kabul nadir nar tiroid uzman ya vs..

Tiroid Hastalıklarını Önemseyin

Gırtlağın ön tarafında bulunan tiroid bezi salgıladığı hormonlarla, vücuttaki tüm organların işleyişini ve metabolizmasını etkiliyor. Ancak kalıtım, mikroplar, yaşlanma, ısı değişiklikleri, iyot eksikliği ya da fazlalığı, radyasyon, kullanılan ilaçlar ve kanser gibi faktörler tiroid bezinin çalışmasını bozuyor. Tiroid beziyle ilgili sorunlar Türkiye için ciddi bir sorun. Tüm endokrin hastalıklar gibi tiroid hastalıkları da kadın hastalarda daha sık görülüyor. Uzman Doktor Aslı Nar tiroid bezinin çalışmasıyla ilgili sorunlarda hastaların boyun ön kısmında bir şişlik ve nadir olarak ağrı, boğazda baskı hissi, ses kısıklığıyla hekime başvurduğunu belirtiyor.

Tiroid bezinin çok farklı hastalıkları olabiliyor. Ülkemizde en sık görülen biçimi guatrın büyümesi ya da tomurcuklanması. Tiroid hastalığından şüphelenildiği durumlarda öncelikle hastanın hastalık öyküsü alınıyor ve ayrıntılı muayene ediliyor. Dr. Aslı Nar tanı ve tedaviyle ilgili şu bilgileri veriyor:

�Kanda tiroid hormonlarının düzeylerinin tayininin yanı sıra ultrasonografi, sintigrafi olarak adlandırılan görüntüleme yöntemi, tiroid bezinden ince iğne ile örnek alınması başlıca tanı yöntemleri olarak kabul ediliyor. Tiroid hormonları veya tiroid hormon yapımını engelleyen ilaçların tedavide öncelikle kullanılıyor.�

Kadınlarda daha sık görülüyor
Vücutta yaşamsal bir işlevi üstlenen tiroid bezinin işlevleri kalıtım, radyasyon, iyot eksikliği, yaşlanma gibi faktörlere bağlı olarak bozulabiliyor.
Gırtlağın ön tarafında bulunan tiroid bezi salgıladığı hormonlarla, vücuttaki tüm organların işleyişini ve metabolizmasını etkiliyor. Ancak kalıtım, mikroplar, yaşlanma, ısı değişiklikleri, iyot eksikliği ya da fazlalığı, radyasyon, kullanılan ilaçlar ve kanser gibi faktörler tiroid bezinin çalışmasını bozuyor. Tiroid beziyle ilgili sorunlar Türkiye için ciddi bir sorun. Farklı illerde okul çağında yapılan taramaların sonucuna göre tiroid hastalığının görülme sıklığı yüzde 5 ile yüzde 56 arasında değişiyor. Tüm endokrin hastalıklar gibi tiroid hastalıkları da kadın hastalarda daha sık görülüyor. Yaşa bağlı olarak da tiroid hastalığının sıklığı artıyor..

Belirtiler neler?
Prof. Dr. Sema Akalın tiroid bezinin çalışmasıyla ilgili sorunlarda hastaların boyun ön kısmında bir şişlik ve nadir olarak ağrı, boğazda baskı hissi, ses kısıklığıyla hekime başvurduğunu söylüyor:

�Bazen şişlik hasta yakınları tarafından farkedilir ve kendisinin bir şikayeti olmaz. Bu durum çoğunlukla tiroid bezi büyümesine, yani guatra bağlıdır. Ağrı ise tiroid iltihabına veya tiroid içine kanamaya bağlı olabilir.�

Hipotiroidi ve hipertiroidi
Tiroid bezinin çok farklı hastalıkları olabiliyor. Ülkemizde en sık görülen biçimi guatrın büyümesi ya da tomurcuklanması. Bu hastaların tiroid tümörleri açısından araştırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sema Akalın, tiroid bezinin az hormon salgılaması olan hipotiroidi problemiyle ilgili şunları söylüyor:

�Hipotiroid hastalar ciltte kuruluk, saçlarda kabalaşma, yüzde ve vücutta şişlikler, üşüme, uykuya eğilim, kabızlık, kadınlarda adet düzensizlikleri, seste kalınlaşma ile başvurabilirler. Hipertiroidi ise aşırı tiroid hormonu salgılanması sonucu görülür. Hastalar iştah artmasına rağmen kilo kaybı, çarpıntı, terleme, sıcağa tahammülsüzlük, titreme, bağırsak hareketlerinde süratlenme, adet düzensizlikleri, uyku bozukluğu ve sinirlilik yakınmaları ile gelebilirler.�

Tanıda kullanılan testler
Tiroid hastalığından şüphelenildiği durumlarda öncelikle hastanın hastalık öyküsü alınıyor ve ayrıntılı muayene ediliyor. Kanda tiroid hormonlarının düzeylerinin tayininin yanısıra ultrasonografi, sintigrafi olarak adlandırılan görüntüleme yöntemi, tiroid bezinden ince iğne ile örnek alınması başlıca tanı yöntemleri olarak kabul ediliyor. Prof. Dr. Sema Akalın, tiroid hormonları veya tiroid hormon yapımını engelleyen ilaçların tedavide öncelikle kullanıldığını belirtiyor.

Kansere dönüşme ihtimali
�Kanser olur muyum?� sorusu tiroid hastalığı olan birçok hastanın kafasını kurcalayan bir soru. Mevcut bir guatrda kanser saptanmaz ise genelde bu bezde sonradan kansere dönüşme gözlenmiyor. Prof. Dr. Sema Akalın, �Tiroid kanserleri çoğunlukla çok iyi seyrederler. Tedaviye çok iyi yanıt verirler ve hastanın yaşam süresini etkilemezler� diye konuşuyor. Prof. Dr. Cihan Uras ise tiroid kanserlerinin tüm tiroid hastalıklarının binde birini oluşturduğuna dikkat çekerek,

�Tiroid kanserini kadınlarda erkeklere oranla üç kat daha fazla görüyoruz. Vücudun diğer organlarında görülen kanserlere göre oldukça iyi bir seyir gösteriyor. Boyun bölgesinin dıştan ışın alması tiroid kanseri riskini artırıyor. Ancak radyoaktif iyot tedavisi bu riski artırmıyor� diyor. Tiroid bezinin hızlı büyümesi kanser açısından şüphelenilmesi gereken bir durum olarak değerlendiriliyor. Erken dönemde hiçbir problemi olmayan ele gelen nodüller görüldüğüne işaret eden Prof. Dr. Cihan Uras, sözlerini şöyle sürdürüyor:

�Geç dönem bulgusu, sert guatr, bazen boyunda hissedilen lenf bezleri, yemek borusuna kadar kanser yayılmışsa yutma güçlüğü, nefes alma güçlüğü, ses kısıklığı gibi belirtiler görülebilir. Tiroid kanserinin erken tanısında ultrasonografi ile belirlenen nodüller değerlendirilir. Tiroid sintigrafisinde tespit edilen soğuk nodül varlığında nodüllere uygulanan iğne biyopsisinde alınan örneklerin laboratuvarda değerlendirilmesinden sonra tanı konulabilir. Erken tiroid kanserlerinin çoğunluğu şüpheli nodüllerin varlığı sonucu verilen ameliyat kararlarından sonra tespit edilebiliyor. Tiroid kanserinin tedavisi cerrahidir. Tiroid bezinin uygun şekilde doku bırakmaksızın temizlenmesi gerekiyor.�

Tiroid hastalıklarının ameliyatla tedavisi
Tiroid kanserleri dışında, kozmetik nedenler, tiroide bağlı olarak yutma güçlüğü ve nefes alma probleminin ortaya çıktığı, ses kısıklığı geliştiği durumlarda ameliyat tercih edilebiliyor. İlaç tedavisine yanıt vermeyen hipertiroid durumunda, şüpheli tiroid bezi nodüllerinde ve hastanın görüntü olarak rahatsızlık duyduğu durumlarda hastaya ameliyat önerilebiliyor. Prof. Dr. Cihan Uras, ameliyatın aşamaları hakkında şu bilgiyi veriyor:

�Tiroid bezi yapısal olarak iki adet lobdan oluşur. Bu nedenle her iki lop ayrı ayrı değerlendirilerek ameliyatı planlanır. Hastanın durumuna göre her iki lobun tamamen alınmadan her iki loptan biraz doku bırakılarak ameliyat yapılabilir. Bazen de bir taraf tamamen çıkarılır diğer tarafta biraz doku bırakılır. Tümör söz konusu olduğunda ise her iki lobun da çıkarılması gereklidir. Ameliyatta hastanede kalış süresi maksimum iki gündür. Genellikle hastalar ameliyattan bir gün sonra taburcu edilir. Bir hafta içinde normal hayata dönebilirler. Tiroid hastalarının ameliyattan sonra iyi takip edilmesi gerekir. Kontrollere gelmeyen hastalarda operasyon sonrasında tekrarlama ya da hormon eksikliğine bağlı problemler gelişebilir.�

Ameliyatın riskleri
Ameliyattan önce hekimin hastayı çok iyi bilgilendirmesi ve hastanın da ameliyat ve sonrasıyla ilgili merak ettiği konuları hekiminden öğrenmesi gerekiyor. Tiroid ameliyatlarının uzman ellerde başarısının yüzde 100�e yakın olduğunu söyleyen Prof. Dr. Cihan Uras, olası risklerle ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:

�Tiroid bezi, boyun ön duvarındaki çok önemli damar ve sinir yapıları ile komşuluk içindedir. Ameliyatın bu yüzden büyük bir dikkatle yapılması gerekir. Önemli sinirlerle komşuluk içinde olduğu için bu sinirlerin kesilmesi ya da yaralanmasıyla hastalarda ameliyat sonrasında nefes darlığı, hiç nefes alamama, ses kısıklığı, ses çatallaşması, ses yorgunluğu yüzde 1�den daha az oranda görülebilir. Ayrıca vücudun kalsiyum metabolizmasını düzenleyen paratiroid bezleri tiroid dokusuyla yakın komşuluğu nedeniyle yanlışlıkla çıkartılır veya kanlanması bozulursa özellikle ellerde ayaklarda ve yüzde uyuşukluk ve kasılma şikayetleri gelişir. Bu problemin görülme oranı da binde 5 ile yüzde 3 arasında değişir.�

Hipotiroitin belirtileri
Tiroit bezinin az çalışmasına bağlı olarak ortaya çıkan sorunlar

. Çabuk yorulma
. Soğuğa hassasiyet
. Kilo alma
. Kabızlık
. Seste değişiklik
. Göz kapağında ödem
. Ciltte kuruluk, solukluk
. Nabzın düşük olması
. İş gücü kaybı
. Dikkat kaybı

Hipertiroitin belirtileri
Tiroit bezinin fazla çalışmasına bağlı gelişen sorunlar

. Kilo kaybı
. İshal
. Sıcağa tahammülsüzlük
. Terleme
. Saç dökülmesi
. Huzursuzluk
. Korku
. Uyku bozukluğu
. Yutma güçlüğü

Tanı yöntemleri
. Hastalık öyküsünün alınması
. Muayene
. Tiroid hormonu tayini
. Ultrasonogragi
. Sintigrafi
. Biyopsi
saglikvakfi.org.tr

Yutma Güçlüğü – Disfaji

Disfaji (Yutma Güçlüğü) genellikle ileri yaşlarda görülen boyun ve boğaz ağrısı ile birlikte olabilen ciddi bir bulgudur. Beraberinde boyunda şişme, göğüste ve boğazda ağrı, ağıza ekşi sıvı gelmesi, kilo kaybı ve hırıltı gibi eşlik eden semptomlar olabilir. Hastanın hikayesinde ülser, nörolojik hastalıklar, zatürre, mide fıtığı ve Raynaud gibi hastalıklar sorgulanır. Ayrıca kimyasal madde Yutma hikayesi, geçmişinde burundan mideye indirilen sonda olup olmadığı sorgulanır.
Muayenede boyunda kitle olup olmadığına bakılır. Yutma Güçlüğünde ağız- boğaz bölgesi ve yemek borusu olmak üzere iki ana bölgede teşhis araştırması yapılmalıdır.

Ağız Boğaz

Bu bölgede üç ana neden ön plana çıkar;

a)Nörolojik

b)Kendini kitleyle belli eden hastalıklar

c)Kas hastalıkları

d)Enfeksiyonlar

Bu tip hastalıklarda öğürme refleksinde değişiklikler görülebilir. Boğazda rahatsızlık hissi, tükrüğün solunum yollarına kaçması ve öksürük sık görülür..Enfeksiyon varsa, şiddetli boğaz ağrısı, yutkunma sırasında ağrı ve ağızdan tükrük akması görülebilir. Ağır farenjit ve bademcik apseleri bu durumlara örnektir. Enfeksiyonlar muayene ile kolayca teşhis edilebilirler.

Bazı hastalar ise yutkunmakla boğazda bir kitle hissettiklerini söylerler ki, sorun genellikle psikolojiktir.

Yemek Borusu

Yemek borusu ile ilgili sorunlar, yemek borusunun çalışmasına ait hastalıklar ve yapısal hastalıklar olmak üzere ikiye ayrılır.
a)Çalışma problemleri

b)Yapısal problemler

Çalışma problemleri takılma hissine yol açar. Mide içeriğinin geri gelmesine bağlı rahatsızlık hissi olabilir.Spazm olabilir. Kalp çevresinde ağrı hissedilebilir.

Yapısal sorunlarda daha çok katı gıdaları Yutma problemi olur. Reflü gibi şikayetler olur. Tümöral bir olay varsa kilo kaybı kaçınılmazdır.Yemek borusunda cepleşme olması(divertikül) ağızda kötü kokuya neden olabilir.

Tedavi altta yatan nedene göre düzenlenir. Yaş ilerledikçe tükrük miktarının azalması da Yutma Güçlüğüne zemin hazırlayabilir. Kadınlarda kanda hemoglobin düşüklüğüyle (demir eksikliği anemisi = kansızlık) seyreden Yutma Güçlüğü yapabilen yemek borusu hastalığı Mallory – Weiss da araştırılmalıdır.

Boğaz Ağrısı

Boğaz Ağrısı
Boğaz ağrısı, birçok rahatsızlığın belirtisi olarak ortaya çıkabilir. İltihaplar, boğaz ağrısının en sık sebepleridir ve bunlar bulaşıcıdırlar. İltihaplar, çoğunlukla virüs (soğuk algınlığı, enfeksiyöz mononükleaz) veya bakteriler (strep, mikoplazma) tarafından oluşturulurlar. Bakteriler ile virüsler arasındaki en önemli fark, bakterilerin antibiyotik ile tedavi edilebilmesi, virüslerin tedavi edilememesidir.

Virüsler

Çoğu soğuk algınlığının sebebi, virüslerdir. Burun tıkanıklığı, hapşırma, genel halsizlik, boğaz ağrısı ile beraber bulunduğunda muhtemel sebep, bilinen yüzlerce virüsten bir tanesidir. Çok bulaşıcıdırlar ve özellikle kışın salgın yaparlar. Vücut, kendi yaptığı mücadele ile bu hastalıktan yaklaşık bir hafta içerisinde kurtulur.

Kızamık, su çiçeği, boğmaca gibi virüslerin yol açtığı hastalıklara da boğaz ağrısı eşlik eder. Boğazdaki aft ve pamukçuk da oldukça ağrılıdır. Bir haftadan fazla süren bir virüs enfeksiyonu, “enfeksiyöz mononükleaz”dır. Bu virüs, lenf bezlerini tutar, bademcikte büyüme yapar ve üzerini beyaz bir zar kaplar. Boyun, koltukaltı ve kasıktaki lenf bezlerinde şişme görülür.

Bazen boğaz ağrısı, solumayı bile zorlaştırır, karaciğeri etkileyerek sarılığa sebep olabilir. 6 hafta veya daha uzun sürebilen aşırı halsizliğe yol açabilir. Bu hastalık, yetişkin ve bulûğ çağında ağırdır, fakat çocukluk döneminde daha hafif geçer. Tükürük ile geçtiği için “öpücük hastalığı” da denir. Mamafih, ağızdan ele, oradan tekrar ağıza geçerek de bulaşabilir. Bu yüzden, aynı havlu, yemek kapları kullanılmamalıdır.

Bakteriler

“Strep” iltihabı, “streptococcus” diye isimlendirilen bakteri ailesinden kaynaklanır. İltihap, kalp kapakçıklarını (romatizmal ateş) ve böbreği (nefrit) etkileyebilir. Bu tür mikroplar, aynı zamanda kızıl, bademcik iltihabı, zatürre, sinüzit ve kulak iltihaplarına da sebep olabilirler.

“Strep” iltihabının oluşturabileceği zararlar gözönüne alınarak, antibiyotik ile tedavi edilmelidirler. Çoğunlukla basit soğuk algınlığından daha uzun süre boğaz ağrısına sebep olurlar. Bu bakteri, muayene ile her zaman tespit edilemez, boğaz kültürü gerekebilir.

Bademcik, dilin arka kısmına gelen, boğazın her iki tarafında bulunan lenf dokusu kitlesine verilen isimdir. Bazı durumlarda, bu dokular mikrop barındırabilir. Son yapılan araştırmalar, sık bademcik iltihabı geçiren çocukların, bademcikleri alındığında, daha sağlıklı olduklarını göstermiştir. Burun ve sinüs iltihabı olan kişilerde, bu iltihaplı akıntının genizden boğaza gelmesi sebebi ile boğaz ağrısı oluşabilir.

En tehlikeli boğaz iltihabı, boğazın girişinde bulunan “epiglot” denilen yapının iltihaplanmasıdır. Bu durum, nefes yolunu tıkayabileceği için aciliyet arzeder. Yutmanın çok ağrılı olduğu, ağızdan salya aktığı ve solumanın zorlaştığı durumlarda şüphelenilir.

Alerji

Saman nezlesi ve alerjisi olanlar, burun akıntısı, burun kaşıntısı, hapşırık, geniz akıntısı, burun tıkanıklığı gibi şikayetlerinin olduğu sıra boğaz ağrısı da hissederler. Burunu rahatsız eden, aynı çiçek tozu ve küfler, boğazı da rahatsız edebilirler.

Kedi ve köpeğe alerjisi olanlar, bu tür hayvanlarla birlikte oldukları zaman boğaz ağrısından şikayetçi olabilirler. Ev tozu da en sık alerji sebeplerindendir ve özellikle kışın ısınmanın etkisiyle kuru havada rahatsızlık yaratırlar.

İritasyon

Kışın, evlerin ısıtılması sonucu oluşan kuru havanın etkisiyle, bilhassa sabahları artmış olarak hissedilen boğaz ağrısı olabilir. Bu, odanın nemlendirilmesi ve sıvı alımı ile önlenebilir.

Burun tıkanıklığı sebebi ile sürekli ağzından nefes alan insanlarda da boğaz kuruluğu ve ağrı görülebilir. Burun muayenesi ve tedavi gerekir. Sabahları olan boğaz ağrısının bir sebebi de, asitli mide muhtevasının boğaza kaçmasıdır. Yatağınızın başını 15-20 santimetre daha yukarıda tutmanız faydalı olur. Yatmadan önce birkaç saat bir şey yememeniz gerekir. Mide asidine iyi gelen ilaçlar faydalı olabilir.

Endüstriyel hava kirliliği ve havadaki kimyasal maddeler, burun ve boğazı tahriş edebilir; fakat şu ana kadar bilinen en sık ve etkili tahriş maddesi, tütün dumanıdır. Sigara dumanının içindeki maddelere alerjik kimseler, buna tahammül edemezler. Diğer tahriş eden maddeler, alkol ve baharatlı yiyeceklerdir.

Bir müsabakada veya başka bir yerde aşırı bağıran bir insanda, hem boyun kaslarının yorgunluğu, hem de boğazın tahrişinden dolayı boğaz ağrısı görülür. İyi eğitilmiş spiker ve şarkıcılar, boğazlarını nasıl koruyacaklarını bilirler. Derin nefes alarak, boğaz kasları yerine göğüs ile karın kaslarını kullanarak, yükses ses çıkartabilirler.

Tümörler

Boğaz, dil ve nefes borusunun tümörleri her zaman olmasa da, çoğunlukla uzun süreli sigara ve alkol kullanımı ile ilgilidir. Bazen kulaklara da yansıyan boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü, böyle bir tümörün belirtisi olabilir. Boğaz ağrısı, çoğunlukla uzun süreli ve hafiftir. Diğer önemli şikayetler, ses bozukluğu, boyunda şişlik, açıklanamayan zayıflama, tükürük veya balgamda kan olmasıdır. Teşhis, kulak-burun-boğaz doktorlarınca konur. Özel aynalar veya endoskopik aletler ile bu bölgeler muayene edilir.

Boğazınız Ağrıyorsa

Sıvı alımınızı arttırınız (ballı sıcak çay).
Yatak odanızda bir nemlendirici veya buhar kaynağı bulundurunuz.
Tuzlu su ile günde birçok kez boğazınızı gargara yapınız (yarım bardak suya dörtte bir çorba kaşığı tuz konur).
Hafif ağrı kesiciler kullanabilirsiniz.
Boğazı uyuşturan pastillerden kullanabilirsiniz.
Doktora Ne Zaman Gitmeli?

Boğaz ağrısı, basit bir soğuk algınlığının yol açtığı 5-7 günden daha uzun sürüyorsa, kaçınabileceğiniz bir alerji veya tahriş edici maddeden kaynaklanmıyorsa, doktora görünmelisiniz. Şu belirtiler, doktora başvurmanız için size uyarı olmalıdır:

Şiddetli ve uzun süren boğaz ağrısı.
Nefes almada güçlük.
Yutmada güçlük.
Ağzı açmada güçlük.
Eklem ağrıları.
Kulak ağrısı.
Döküntü.
Ateş (38 derecenin üzerinde).
Sık tekrarlayan boğaz ağrısı.
Boyunda şişlik.
İki haftadan uzun süren ses kısıklığı.

Sponsorlu Bağlantılar
Aramalar: gırtlakta şişme boyundaki nodül ağrı yaparmı tiroit konusurken bogazda sisme yapatmi tiroid nodülü boğaz ağrısı yaparmı nodül agrı yaparmı
Etiketler:gırtlakta ağrı gırtlakta şişlik boynun ön tarafında ağrı gırtlaktaki ağrı girtlakta agri girtlakta sislik girtlakta şişlik guatir girtlagima baski yapiyo uykuda yutkunma zorluğu endokrin boğaz ağrısı ve yutkunamama troid sintigrafi denizlide en iyi guatr doktoru kim guatr yutkunma zorluğu tiroid yutkunma boynun ön kısmında ağrı guatr yutkunma gırtlakta agrı tiroid lenf bezleri alinmasi yutkunmada zorluk çekme boğazda şişlik hissi tiroit büyümesi nefes zorluğu yaparmı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir