Göktürk Yazıtları Hakkında Bilgi

belli bilge bilgin bir prens ilk tigin yy zengin Göktürk Yazıtları Hakkında Bilgi Göktürk Yazıtları Vikipedi göktürk kitabeleri hakkında bilgi göktürk yazıtlar..

Göktürk Yazıtları Hakkında Bilgi

GÖK-TÜRK (ORHUN) YAZITLARI Türk tarihinin belli bir dönemini hikaye ettikten başka bilinen en eski Türk yazısının ve bilhassa Türk dil ve edebiyatının çok önemli belgesi olan Gök-Türk (Kök-Türk) yazıtları, Doğuda Çin sınırlarında yaşamış Türklerin en önemli eserleridir. Bunlar Orhun ırmağının eski yatağı yakınlarında Koço-Çaydam adlı göl civarında dikilmiş anıtlar üzerindeki yazıtlar (kitabeler) dir.

Bir kilometrelik alan üzerindeki bu anıtlar, bugün Moğolistan topraklarındadır.

Göktürk alfabesi ile yazılı bulunan ilk anıtlar, 6. yy Yenisey Kırkızları’na aittir. 8. yy Orhun anıtlarında ise edebi güzelliğe ulaşmıştır. Sayfaları fazlaca olan bu taşların en önemlileri bilge Vezir Tonyukuk adında 720 yılında, kendisi tarafından yazdırılmış Tonyukuk Anıtı ile 731’de ölen Kül Tigin ve 734’te ölen Bilge Kağan Anıtı olmak üzere üç tanedir.

Bu abidelerin varlığından ilk defa 13. yy İlhanlılar devri tarihçisi Cüveyni (1226-1282) Tarih-i Cihan-Kuşa’sında söz etmiştir. Batılılarca 18. yy ortalarında bulunmuşsa da yazılar ancak 19. yy sonralarında Danimarkalı bilgin Thomsen (1842-1927) tarafından okuna bilmiştir. Türk tarihnin ilk yazılı vesikaları olan bu taşlar, tarih ve edebiyat yönünden büyük değer taşımaktadır.

Bu yazıtların, anlattığı olaylar bakımından en dolgunu ve üslupça en güzeli İlteriş Kutluk Kağan oğlu hükümdar Bilge Kağan’ın, kardeşi Kül Tiğin adına, saygı ve sevgiyle diktirip yazdırmış olduğu Kül Tiğin anıtıdır. Hükümdar ailesinden bir prens (tiğin) olan Yoluğ Tiğin’in kaleme aldığı Kül Tiğin yazıtı Türklerin o zamanki bir Kurtuluş Savaşı’nı anlatan bir edebi metindir. Arıca hükümdar Bilge Kağan ağziyle Türk halkına seslenen eşsiz bir hitabet örneğidir.

“Bu kitabeyi çok gelişmiş, zengin kelimeli bol mecazlı edebi bir hitabe örneği olarak yazan prens, yazıtın güney-batı yüzünü şu sözlerle bitirmektedir: “Bilge …Kitabesini ben Yolluğ Tiğin yazdım. Bunca binayı resmi ve heykelleri, süslemeleri … Hakanın yeğeni Yolluğ Tiğin, ben, bir ay ve dört gün oturup yazdım, süsledim (ve yarattım?)” Çin emperyalizminin o zamanki usul ve hedeflerini bu yazıtta okurken daha sonra mazlum, dağınık ve vatan duygusunu yitirmiş milletler üzerine yönelen bütün istilacı ve sömürücü emellerin anahtarını buluruz.

Kök-Türk devletinin kuruluşundan sonra 680 yılında Çin pençesine düşerek elli yıl esarette kalan, sonra babası İlteriş Kutluk Kağan tarafından kurtarılan Gök-Türk’lerin ibretli tarihini anlatan bu metinde, Bilge Kağan: Milli şuuru kaybederek Çince konuşan hatta Çin isimleri almaya başlayan beylerin feci akıbetlerini, millete kötülüklerini ve tutsak oluşlarının başka sebeplerini dile getirmektedir.

Kurtuluşun hikayesini anlatmakta, kendisinin ve kardeşi Kül Tiğin’in millete hizmetlerini sayıp dökmekte halka ümit ve kuvvet telkini yapmakta, çalışmanın faydaları üzerinde durmaktadır. Aşağıda Kül Tiğin Yazıtı’nın bazı kuvvetli parçaları ve bunların bugünkü dilimizle ifadesi görülecek, ayrıca milletin tamamı verilecektir.

KÜL TİĞİN YAZITLARI’NDAN PARÇALAR 1-Türk kara kamag budun ança timiş: “İllig budun ertim, ilim amatı kana? Kimke iliğ kazganur men?” tir ermiş. “Kağanlıg budun ertim, kağanım kanı? Ne kağanka işiğ küçüg birür men?” tir ermiş. Ança tip Tabgaç kağanka yağı bolmış. 2-Türk Oğuz beğleri, budun, eşiding! Öze tengri basmasar, asra yir telinmeser, Türk budın, ilingin törüngün kim artadı?

3-Barduk yirde edgüg ol erinç: kanıng subça yügürti sönüküng tağça yattı. Beglik urı oğlın kul boldu, işilik kız oğlun küng boldı.

4-Akanım kağan yiti yigirmi erin taşıkmış. “Taşra yorıyur” tiyin kü eşidip balıktaki tağıkmış, tağdaki inmiş, tirilip yitmiş er bolmuş. Tengri küç birdük üçün akanım kağan süsi böri teg ermiş, yağısı koy teg ermiş.

5-İçre aşsız, taşra tonsız yabız, yablak budunda üze olurtım. İnim Kül Tiğin birle sözleştimiz. Akanımız, eçimiz kazganmış budın atı küsi yok bolmaasın tiyin, Türk budın içün tün udımadım; küntüz otırmadım. İnim Kül Tiğin birle, eki şad birle ölü yiti kazgandım.

6-İnim Kül Tiğin kergek boldı. Özüm sakındım. Körür közüm teg, bilir biligim bilmez teg boldı… Kişi oğlı kop ölgeli törümiş. Bugünkü dilde: 1-Türk halkı şöyle demiş: “Vatanlı millet idim, vatanım şimdi hani? Kime vatan kazanacağım ben” dermiş. “Hakanlı millet idim, hakanım hani? Hangi hakana işimi gücümü vereceğim?” dermiş. Böylece söyleyip Çin hakanına düşman olmuş. 2-Türk Oğuz beyleri, millet işitin! Üsten gök basmasa alttan yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim bozabilir? 3-Vardığın yerde eline geçen şu oldu: Kanın su gibi aktı. Kemiğin dağ gibi yığıldı. Bey gibi oğlun kul oldu. Temiz kız çocuğun odalık oldu… 4-Babam hakan, on yedi erle dışarı kaçmış. “Dışarı yürüyor” diye haber işitince, şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki inmiş. Derlenip yetmiş er olmuşlar. Tanrı güç verdiği için babam hakanın askeri kurt gibi imiş. Düşman koyun gibi imiş. 5-İçi aşsız, dışı giyimsiz, zayıf çaresiz millet üzerine oturdum (Tahta çıktım). Küçük kardeşim Kül Tiğin ile sözleştik: Babamızın, amcamızın kazandığı milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Küçüğüm Kül Tiğin ve iki şad (şehzade) ile ölürcesine çalıştım. 6-Küçüğüm Kül Tiğin merhum oldu. Ben yas tuttum. Görür gözüm görmez, bilir bilgim bilmez oldu. Kişi oğlu hep ölü türermiş.

DİL VE ALFABE

İslamlıktan önceki Orta Asya Türkçe sinde başlıca iki edebi lehçe meydana gelmiştir. Bunlar, en kuvvetli örneği şu yazıtlarda gördüğümüz Göktürk lehçesi ile aşağıda göreceğimiz Uygur lehçesidir. Bu yazıtlar çok işlek nesir üslubu ile yazıldığına göre, aynı lehçe ile meydana gelmiş, fakat ele geçmemiş daha birçok eserler olsa gerektir. İlk devre edebiyatının en kuvvetli örneklerini veren bu lehçe, bazı değişmelere uğramış olmakla birlikte Batı (Anadolu) Türkçe sinin kaynağı olmuştur. Göktürkçe’nin Anadolu Türkçe sinden bazı önemli ayrılıkları şunlardır: 1-Bugün (G) ile başlattığımız sözler, Göktürkçe’de (K) ile başlar. Göz, gelmek, görmek kelimeleri köz, kelmek, körmek şeklindedir. 2-Göktürkçe’deki bazı (T) ler bugün (D) olmuştur. Timiş, tiyip yerine demiş, diyip gibi. 3-Bugün kullandığımız bazı (Y) lerin yerine Göktürkçe’de (D) kullanılmıştır. Ayak, boy, uyumak yerine adak, bod, udımak gibi. 4-Bugünkü bazı (V) lerin yerine Göktürkçe’de (B) vardır: vermek, var, ev yerine bermek, bar, eb gibi. 5-Göktürkçe’de olmak fiili bolmak, su ismi sub şeklindedir. 6-İsmin (i-) hali Göktürkçe’de (-g veya –ig) şeklinde bulunur. Kişi-y-i, ordu-y-u, iş-i, yerine kişiğ, ordug, işig gibi. 7-İsimin (e)hali Göktürkçe’de (-ke, -ga)şeklindedir. Kime kağana yerine kim-ke, kağan-ka gibi. 8-Göktürkçe’de belirsiz isim takımları çoğunlukla takısız söylenir. Türk milleti, Türk hakanı, Gök tanrısı yerine Türk budın, Türk kağan, Kök tengir gibi. 9-Kelimelerden isim ve sıfat türetmeye yarayan –li (lı, lu lü) eki Göktürkçe’de –lig, lıg şeklindedir. Vatan-lı millet, Hakan-lı millet yerlerine il-lig budın, kağanlığ budın gibi.

Göktürk yazıtlarında dil hemen hemen arı Türkçe’dir. Bununla birlikte Konçuy, biti-yad, yalmas (elmas) kamag (kamu) gibi yabancı kelimeler bu metinlerde de bulunmaktadır. Aradan 1200 yıl geçtiği düşünülürse Gök-Türkçeye göre bugünümüzdeki dilimizde görülün bu değişmeler pek önemli sayılmaz. Yazıtlardaki kelimelerin pek çoğu (Kara, il, kanı (hani), kağan, bey, işitmek, oğul, kul, sözleşmek, taşra, özüm, sakınmak vs.) bugün hemen hiç değişmemiş bulunmamaktadır. Ayrıca anlam veya biçim bakımından az çok değişmiş olarak yaşayan kelimeler pek çoktur. Göktürk yazıtları, Türklerin icadı olduğu sanılan Orhun alfabesi ile yazılmıştır. Yazıtlarda bu alfabenin en gelişmiş biçimi görülüyor. 6 yy. ait bulunan, Yenisey Kırgızları’nın mezar taşlarında ise, bu alfabenin daha ilkel şekillerine rastlanmıştır. Bu hal, Orhun yazısının Türkler tarafından bulunup geliştirildiğini düşündürmektedir. Ayrıca bu yazının, Türk damgalarından çıkmış olduğu anlaşılıyor. Çünkü, ok ve yay resmini andıran iki harf aynen “ok” ve “ya” diye okunmaktadır. Bu yazının Arami alfabesinden alınmış olup, Türkçüye uydurularak geliştirildiğini söyleye bilginler de vardır. Köktürk alfabesi 38 harflidir. Harflerin ayrık olarak, sağdan sola veya yukardan aşağıya doğru yazılır. Bu ayrık düzen, Köktürk harflerini kağıda yazılmaktansa, taşa yazılmayı daha uygun kılmıştır. Ne var ki bu yazının kağıt üzerindeki örnekleri de ele geçmiştir. 38 harfin, (4)ü sesli, (26) sı sessiz, 8 tanesi ise birleşik harflerdir. GÖKTÜRK’LERDE “TANRI” ANLAYIŞI İLE İSLAMİYETTE YÜCE ALLAH ANLAYIŞININ YAKINLIĞI Göktürk’lerde ve diğer Türk kavimlerinde, İslamiyet’ten önce de, genellikle “put ve maput”lar yoktu. Türkler “mekanı” belli olmayan ve çoğunca gökte oturduğu tasarlanan bir yüce kudrete inanıyorlardı. Gelecek bölümlerde görüleceği gibi, Türkler, onun için, hiçbir zorluk ve direniş göstermeden, en kısa bir tarih, döneminde, toptan Müslüman oldular. O kadar ki, bugün kendini Türk olarak bilen 300milyon insanın (Japon Denizinden Adriyatik’e kadar) hepsi Müslüman’dır. Hıristiyan veya Musevi olduğu ileri sürülen, az sayıda Türk toplulukları, bu kuralı bozmayacak kadar küçük aykırılar (istisnalar) sayılırlar. Bu gönülden benimseyişin sebebi, ileride açıklanacağı gibi, bütün Türk kütlerlerin, belki Hunlar’dan bu yana soyut bir tek tanrıya (çoğunda Gök Tanrıya) inanmış bulunmalarıdır. Türklerin İslam içindeki bu durumları, son ölçüde önemli bir keyfiyettir. Çünkü, Kur’an-ı Kerim’in indirildiği Arap dilini konuşan, Araplar içinde dahi azımsanmayacak sayıda hıristiyan’lar hala mevcuttur. Arap ırkındandırlar ama Hz. İsa dinine mensupturlar. Türkler ve Araplardan sonra İslamiyet’in diğer büyük kavimlerinden İranlılar arasında da bir miktar “hıristiyan” bulunuyor. Ancak, daha önemlisi: İranlıların bir bölüğü kendi eski dinlerinin ve esatir (mitoloji)’lerinin etkisi ile İslamiyet’i, esasında uzaklaştırmış ve hatta tanınmaz hale koymuşlardır.Buna karşılık Türklerin ezici çoğunluğu ise Kuran müslümanıdır. KÜL TİĞİN YAZITI (Güney Cephesi) Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilgi Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü tamamiyle işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum, milletim, güneydeki şadpıt beyleri, kuzeydeki tarkat, buyruk beyleri, Otuz tatar..! Dokuz Oğuz beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı dinle: Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk Kağanı Ötüğen ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur. Bu yerde oturup Çin milleti ile anlaştım. Altını, gümüşü, ipeği, ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor.

Çin milletinin sözü tatlı, ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldanıp uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı yürütmezmiş. Bir insan yanılsa, kabilesi, milleti, akrabasına kadar barındırmazmış. Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk milleti öldün: Tanrı buyruğu için, kendim devletli olduğum için, kağan oturdum. Kağan oturup aç, fakir milleti hep topladım. Yoksa, bu sözümde yalan var mı? Türk beyleri, milleti, bunu işitin! Türk milletini toplayıp il tutacağını burada vurdum. Yanılıp öleceğini yine burada vurdum. Her ne sözüm varsa ebedi taşa vurdum. Ona bakarak bilin. Şimdiki Türk milleti, beyleri, bu zamanda itaat eden beyler olarak mı yanılacaksınız?

Göktürk Kitabeleri’nin İçeriği

Kültigin Kitabesi: Kitabeyi Bilge Kağan diktirmiştir. Bu kitabede konuşan Bilge Kağan’dır. Bilge Kağan, Göktürk Devleti’nin kuruluşu ve tarihi ile ilgili önemli bilgiler verir. Kültigin Kitabesi’nde (732) ayrıca Kültigin’in halkı için yaptıkları anlatılır. Bumin ve İstemi Kağan dönemlerinden başarıyla söz edilir. Yönetimi esnasındaki başarısızlıkları ve bunların nedenlerini anlatır. Çin ile yağılan savaşlardan bahsedilir. Bilge Kağan, bu kitabede ulusuna bir takım mesajlar vermeyi amaçladığını söyler. Bu nedenle sözlerinin unutulmaması gerektiğini, yazıtın dikiliş amacının geleceğe yönelik olduğunu belirtir. Ayrıca kitabede Kültigin’in ölümü ve yas töreni anlatılmıştır.

Bilge Kağan Kitabesi: Bilge Kağan anısına, 735 yılında oğlu Tenri Kağan tarafından dikilmiştir.. Bilge Kağan’ın yiğitlikleri ve Türk milletine iletmek istediği mesajlar kitabenin içeriğini oluşturur. Bu kitabede Kültigin Kitabesi’nden alıntılar vardır. Kültigin sonrası savaşlardan söz edilir. Çinlilerin Türklere nasıl hile yaparak esir aldıkları dile getirilir.

Tonyukuk Kitabesi: Kitabeyi Vezir Tonyukuk’un kendisi diktirmiştir. Göktürklerin dört hakanına vezirlik yaparak hizmet eden Tonyukuk, döneminin tarihini, kendi hatıraları şeklinde oldukça düzgün bir halk diliyle, yurdunu çok seven başarılı bir devlet adamı görüşüyle yazmıştır. Anlatımda, atasözlerine bolca yer verilmiştir.Tonyukuk bu yazıtında ilk 47 satırda İlteriş Kağan ile Kapagan Kağan’ın dönemlerinden bahsetmektedir. Daha sonraki satırlarda ise kendisinden bahsederek Göktürk tarihi hakkında önemli bilgiler vermektedir.

Göktürk Yazıtları

Göktürk Yazıtları

Linkler, telif hakları nedeniyle silinmiştir.

Konu Kapatılmıştır.

Edit: Wermidon76

Göktürk Kitabeleri Üzerine Yapılan Çalışmalar

Göktürk Kitabeleri Üzerine Yapılan Çalışmalar

“Göytürk Yazıtlarında kelimelerin noktalanması özellikleri”, Elisa C. Şükürlü, TDAY 1993 s. 121

“A feature o izafet in the Orhun inscriptions”, B.S. Adams, TDAY 1978-1979 s. 39

“Avrupa’nın Göktürk harfli eski anıtları”, Soslanbek Y. Bayçorov, TDAY 1990 s. 13

“Bazı imla gelenekleri”, O.N.Tuna, TDAY 1957, s. 41

“Bir Runik Harfin Fonetik Değeri Hakkında” T. Tekin, RRAİ, s. 412

“Bugut’taki Sogtça kitabeye yeni bakış”, S. G. Klyaştornıy-V.A. Livşiç, TDAY 1987, s. 201

“Dil sistemindeki Eski Türkçe unsurlar: Rekonstrüksiyon problemleri”, Erden Z. Kacıbekov, TDAY 1990 s. 81

“Eski Doğu Türk Yazısında Kullanılan Ligatürler ve Bunlarla İlgili Bazı Meseleler Hakkında” O.N. Tuna, (III. Sovyet-Türk Kollokyumu, Göktürk Yazıtları-Tebliğler 8-15 Haziran 1990, SSCB Kazakistan İlimler Akademisi, Alma-Ata)

“Eski Önasya’da Kut (veya Gut) Halkının Dili ile Eski Türkçe Arasındaki Benzerlikler” Kemal BALKAN, Erdem AKM Dergisi, c. 6, sayı 16, Ocak 1990, sayfa 1-64

“Eski Türk Yazı Dillerinin Özellikleri Üzerine Düşünceler ve Bunların Teşekkülü ile Türk Siyasi Birlikleri Arasındaki İlişkiler”, Ş. Tekin, Tarih ve Toplum, Mayıs 1992, sayı 101, sayfa 9-19

“Eski Türkçe üzerine üç not”, Sır Gerard Clauson, TDAY 1966, s. 19

“Eski Türkçe üzerine”, T. Banguoğlu, TDAY 1964, s. 77

“Eski Türkçenin gramer yapısı ve örnek olarak fiilden isim yapan -l eki”, N. Hacıeminoğlu, TDAY 1990 s. 65

“Eski Türkçenin yazı dili”, Sabit Paylı, TDAY 1959, s. 311

“Göktürk anıtları ile yaşayan üç lehçemizin (Halaç, Çuvaş, Saha/Yakut) tarihi ilgi düzeni”, Gürer Gülsevin, TDAY 1990 s. 55

“Göktürk Tarihinin Meseleleri: Tonyukuk kitabesinin ikinci taşının Doğu yüzü hakkında bazı yeni görüşler”, O. F. Sertkaya, TDAY 1986, s. 59

“Göktürk yazıtlarının Türk iskan (yerleşme) tarihindeki yeri”, T. Baykara, TDAY 1990 s. 17

“Kâğıda yazılı Göktürk metinleri ve kâğıda yazılı Göktürk alfabeleri”, O. F. Sertkaya, TDAY 1990 s. 167

“Kök-Türkçe Kaynaklarda Geçen Boy ve Kavimler Üzerine: Çikler”, Sadettin Gömeç, Türk Kültürü, nu. 370

“Kök-Türklerin tarihi hakkında Çin kaynakları”, Ş. Tekin, TDAY 1961, s. 359

“Köktürk yazılı belgelerinde ve Uygurcada uzun vokaller”, O. N. Tuna, TDAY 1960, s. 213

“Köktürk Yazıtlarında ‘Ölüm’ Kavramı ile İlgili Kelimeler ve ‘kergek bol-’ Deyiminin İzahı”, O.N. Tuna, VIII. TDK Kurultayında okunan Bilimsel Bildiriler 1957, Ank. 1960, sayfa 131-148

“Köktürkçenin söz varlığı üzerine”, D. Aksan, TDAY 1980-1981 s. 17

“Köl Tigin yazıtı bir nutuk metni midir?”, A. Bican Ercilasun, TDAY 1990 s. 31

“Kuzey Moğolistan’da Yeni Bir Uygur Anıtı: Taryat (Terhin) Kitabesi”, T. Tekin, TTK Belleten, c. XLVI Ekim 1982 sayı 184

“Materialien zum uigurischen Onomasticion-II”, P. Zieme, TDAY 1978-1979 s. 81

“Notizen zum alttürkischen Sprichwortschatz”, Peter Zieme, TDAY 1991 s. 47

“Orhon-Yenisey yazıtlarının orfografiyası”, Elisa C. Şükürlü, TDAY 1990 s. 189

“Orhun-Yenisey yazıtlarının dilinin incelenmesinde bazı meseleler”, Ebulfez Recebov, TDAY 1990 s. 151

“Tes Abidesi”, S.G. KLYAŞTORNİY, (ilk neşir)(TT aktaran, Selcen BOZKURT) TKA Hamit Zübeyr KOŞAY Armağanı yıl XXIV/2 Ank. 1986

“Tes Yazıtı Üzerine Dokuz Not”, Talat Tekin, Erdem AKM Dergisi, c. 5, sayı 14, Mayıs 1989, sayfa 379-389

“Tonyokuk Abidesi Üzerine Üç Not”, O.F. Sertkaya, Türkiyat Mec. c. XIX 1977-79 İst. 1980

“Türk tarihinin başlangıcı”, V. Hatiboğlu, Türkoloji Der., Ank. 1979

“Türkçe En Eski Dava Dilekçesi”, T. Tekin, Tarih ve Toplum Eylül 1989 c. 12, sayı 69, s. 54-56

“Türkolojide eleştiri sorunları üzerine”, O. F. Sertkaya, TDAY 1985, s. 137

“Türkolojide eleştiri sorunları”, Gerhard Doerfer, TDAY 1980-1981 s. 87

Tyorkskaya Runiçeskaya Grafika A.S. AMANJOLOV, Alma-Ata 1980

“Yazılı devirlerdeki gelişmelere göre Eski Türkçenin yaşı”, Z. Korkmaz, TDAY 1989, s. 353

Yeni Farsçada Türkçe ve Moğolca Unsurlar (Tanıtma), S. Çağatay, TDAY 1967, s. 205

“Yenisey eski Kırgız yazıtlarının ilk zikri: Çin’e giden Romen seyyahı Nicolae Milescu (Spathery)’nin günlüğü 1675”, Ch. I. Constantin, TDAY 1985, s. 1

“Yenisey yazıtlarının yayınlarındaki bazı okuma ve anlamlandırmaların düzeltilmesi, yeni okuma ve anlamlandırma teklifleri”, O. F. Sertkaya, TDAY 1993 s. 67

“Ekin ara idi oksuz kök türk ança olurur ermiş (KT, D 2-3) ibaresi üzerine”, O. N. Tuna, TDAY 1993 s. 77

“Bir kişi yañılsar oğuşı bodunı bişükiñe tegi kıdmaz ermiş (KT, G 6=KB, K 4) ibaresi üzerine”, A. Bican Ercilasun, TDAY 1993 s. 83

“Dağlık Altaylardaki Kalbak-Taş mabedinin Göktürk yazıtları (A.-47, 48, 49, 50)”, D.D. Vasiliyev,TDAY 1993 s. 91

“Vilhelm Thomsen’in çalışmaları ve Kırgızistan’da bulunan Göktürk yazıtları”, Çetin Cumagulov, TDAY 1993 s. 99

“Kazakistan’da bulunan Çin aynası ile Sasani tabağındaki Runik Türk yazıtları”, A.S. Amanjolov, TDAY 1993 s. 115

“Bilge Kağan yazıtının doğu yüzünün ilk satırında iki ediz kerekülüg mü yoksa kidiz kerekülüg ‘keçe çadırlı’ mı okunmalı”, H. Açıkgöz, TDAY 1994 s. 1

“Ulangom yazıtı üzerine ilave düşünceler”, A.M. Şçerbak, TDAY 1994 s. 131

“1893′ten 1993′e”, H. Eren, TDAY 1993 s. 21

“Bemerkungen zu Talat Tekins “Orhon Yazıtları”, Gerhard Doerfer, TDA 1992, s. 5

“Quelques remarques d’Epigraphie Turque ancienne”, Louis Bazin, TDA 1993 s. 33

“The runic graffiti at Yar Khoto”, Marcel Erdal, TDA 1993 s. 87

“On the Chief Totem of Ancient Turks (mainly on the basis of linguistic material)”, A. M. Shcerbak, TDA 1993 s. 203

“Elegest (Körtle Han) Yazıtı”, T. Tekin, TDA 1995, s. 19

“Eski Türk yazıtlarında yabancı öğeler-I”, M. Ölmez, TDA 1995, s. 227

“Orhun: Moğolistan Türk Eserleri atlası”, (Tanıtma), N. Yüce, TDA 1995, s. 247

“Eski Türkçedeki Oğuzca belirtiler”, Z. Korkmaz, Türk. D. Ü. Arş. I., s. 205

“Orhun Abideleri Hakkında Türkiye’deki İlk Bilgiler”, Bilge Ercilasun, Uluslar Arası Türk Dil Kurultayı 1996, (Ank. 1999), s. 409-422

“Kızıl Kum (Ulaan Gom) yazıtında geçen kişi adı üzerine”, O. F. Sertkaya, TDAY 1994 s. 137

“Göktürk anıtlarının altayistik açısından değerlendirilmesi”, T. Gülensoy, TDAY 1990 s. 41

“Eski Türklerde edebi bir dil var mıydı?”, Ethem R. Tenişev, TDAY 1982-1983 s. 157

“Eski Türkçe ı-~yı- hakkında”, Gerhard Doerfer, TDA 1995, s. 5

“Zu alttürkisch ı-~yı-”, Gerhard Doerfer, TDA 1995, s. 12

“Eski Doğu Türk yazısında ligatürler”, O. N. Tuna, TDAY 1990 s. 207

“Sümer-Türk dillerinin tarihi ilgisi ve Türkçenin yaşı meselesi”, O. N. Tuna, TDAY 1989, s. 257

“Eski Türk Şiirinin Kaynaklarına Bir Bakış”, O. F. SertkayaTürk Dili?

“Some notes of the style of the Ancient Turkish Poetry”, Iya Vasilyevna Stebleva, TDAY 1991 s. 65

“Türk şiirinde dörtlük tarzının doğuşu ve gelişmesi”, O. F. Sertkaya, TDAY 1991 s. 89

“Divanü Lügati’t-Türk’te Türk halk şiiri”, S. Sakaoğlu, TDAY 1991 s. 97

“Divanü Lügati’t-Türk’te aruz vezniyle yazılmış şiirler”, K. Eraslan, TDAY 1991 s. 113

“Eski Türk şiir geleneği ve hece vezninin oluşumu”, Tofig Davudoğlu Melikov, TDAY 1991 s. 149

“Doğu Avrupa’nın Runik alfabe sistemleri üzerine”, Istvan Vasary, TDAY 1993 s. 51

“Göktürk yazı kültürünün Asya’nın merkezinden doğu Avrupa’ya yolu”, D.D. Vasiliyev, TDAY 1993 s. 61

“Genel yazı nazariyesi ışığında Göktürk yazısının menşei meselesi”, Viktor G. Guzev, S.G. Klyaştornıy, TDAY 1993 s. 27

“Asya ve Avrupa’daki Runik yazıların anonimliği, farklılığı ve yayılımı”, Edward Tryjarski, TDAY 1993 s. 43

“Türk ‘runik’ yazısının yayılmasına dair”, A. M. Şçerbak, TDAY 1990 s. 183

“Sayan-Altay Türklerinin yeni runik yazısı”, L. Kızlasov-İ. Kızlasov, TDAY 1990 s. 85

“The runic inscription on a golden bracteat from Mongolia”, Sergej G. Klyashtornyj, TDA 1993 s. 129

“Traces of the Turkic Runic Script in Central Poland”, E. Tryjarski, Uluslar Arası Türk Dili Kongresi Bil. 1988, s. 11

“Göktürk Yazısının Otokon Menşei Varsayımını Geliştirme Denemesinin Bazı Sonuçları”, Viktor G. Guzev, Uluslar Arası Türk Dil Kurultayı 1996, (Ank. 1999), s. 461-465

“Eski Türkçede “-ş/-ş-, -l/-l->y” Nöbetleşmeli Kök Alamorfları, Günay Karaağaç, Uluslar Arası Türk Dil Kurultayı 1996, (Ank. 1999), s. 593-599

Göktürk Kitabeleri (orhun Abideleri)

Göktürk (Orhun) Kitabelerinin Özellikleri
* Türklerin bilinen ilk yazılı edebî eseridir.
* Doğu Göktürklerin tarihine ışık tutar.
* Söylev(Nutuk) türünde yazılmış ilk eserlerimizdendir.
* Oldukça gelişmiş ve işlenmiş bir dil kullanılmıştır. Türk dilinin gelişmişlik düzeyine ilişkin etraflı bilgiler edinilebilir. Türk dilinin yapısını ve tarihi gelişimini öğrenmemiz yönünden önemli bir eserdir.
* Kitabede hem dinî hem de din dışı konular işlenmiştir.
* Tarih, coğrafya ve edebiyata kaynak olacak niteliktedir.
* Türk tarihini, toplumun yaşam biçimini, dünyaya bakış tarzını ortaya koyar.
* Kitabelerde idarecilerin ve sultanların halkı aydınlatması, yaptıklarının hesabını halka vermesi anlatılır.
* Kitabelere ebedî taş, sonsuz taş anlamına gelen “bengi taş” adı verilirdi. Çünkü Türkler, Türk milletinin sonsuza kadar yaşayacak bir millet olduğunu tasavvur ediyordu.
* 25 Kasım 1893’te Danmarkalı Dil Bilimci Thomsen kitabeleri Çin yazısından faydalanarak çözmüş ve 1922’de yayınlamıştır.
* Kitabeler şuan Moğolistan’ın doğusunda Orhun Nehri’nin eski yatağında bulunmaktadır.
* Kitabenin etrafında kim adına dikilmiş ise onun adına mabet ve o kişinin heykelleri; ayrıca o kişinin yaşamı boyunca öldürdüğü kişi sayısınca balbal denilen taşlar bulunurdu.
* Kitabeler kaplumbağa kaidesinin üzerine oturtulmuştur. Kaplumbağanın hem uzun ömürlü bir hayvan olması, hem de yol alırken adımlarını düşünerek ağır atması sebebiyle kitabeler bu hayvanın kaidesi üzerine oturtulmuştur.
* Yollug Tigin tarafından bir yüzleri Göktürk alfabesiyle, diğer yüzleri Çince yazılmıştır. Bu yönüyle Yollug Tigin edebiyatımızdaki ilk yazardır.

Türk milletinin adının geçtiği ilk Türkçe metin Göktürk Kitabeleri’dir.
* Göktürk Kitabeleri üzerinde çalışma yapan Türk araştırmacılar Şemsettin Sami, Necip Asım, Hüseyin Namık Orkun, Nihal Atsız, Fuat Köprülü, Muharrem Ergin’dir.
* Kitabelerden ilk olarak XIII. yüzyılda İranlı tarihçi Alâeddin Atâ Melik Cüveynî esrinde bahsetmiş; fakat bu bilgiler ne o devirde ne de sonraki devirlerde pek ilgi görmemiştir. 1709 yılında Ruslara esir düştüğü için Sibirya’ya sürgüne gönderilen İsveçli subay Johann Von Strahlenberg kitabeleri bulmuş ve onlarla ilgilenerek ortaya çıkmasını sağlamıştır

Etiketler:göktürk kitabeleri hakkında bilgi göktürk yazıtları hakkında bilgi göktürk yazıtları vikipedi göktürk kitabeleri vikipedi göktürk yazıtları hakkında kısa bilgi köktürk yazıtları vikipedi göktürk anıtları hakkında bilgi göktürk kitabeleri hakkında bilgiler gokturk yazitlari hakinda bilgi göktürk yazıtları hakkında bilgi kısa göktürk kitabeleri hakkinda bilgi göktürk yazıtları ile ilgili yazı göktürk yazıtları ile ilgili bilgi göktürk yazıtları kısa bilgi göktürk yazıtları hakkında bilği göktürk yazıtları ile ilgili bilgiler göktürk anıtları vikipedi göktürk kitabeleri hakkında kısa bilgi göktürk yazıtları kanunu göktürk yazıtları hayatı
Göktürk Kağanlığı: Göktürk Kağanlığı, Gök Türkler veya Kök Türkler , Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtlarında (Türük) veya (Kök Türük veya Ökük Türk) Tonyukuk Yazıtında ise (Türkçe Türk veya bazı yabancı kaynaklarda Türük) şeklinde geçer (Çince: 突厥 Pinyin: Tūjué; Wade-Giles: T'u-chüeh, Guangyun: dʰuət-kĭwɐt), 552-744 yılları arasında Orta Asya ve Çin'de hükümdarlık sürdüren kağanlık.
Orhun Yazıtları: Orhun Yazıtları, Göktürk Yazıtları ya da Köktürk Yazıtları, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış yapıtlardır.
Orhun alfabesi: Orhun alfabesi ya da Göktürk alfabesi (Azerice: Orxon əlifbası), Türklerin kullandığı ilk yazı sistemi olan ve Göktürkler'e ait Orhun Yazıtları'nda kullanılmasından ötürü bu adla anılan alfabedir.
Göktürkçe: Göktürkçe veya Köktürkçe, Türkçenin bilinen ve yazılı metinleri ele geçirilebilen en eski dönemine verilen isimdir.
Bilgisayar: Bilgisayar belirli komutlara göre veri işleyen ve depolayan bir makinedir.
Video oyunu: Video oyunu, bilgisayar veya oyun konsolu gibi görüntü sinyali gönderen bir video ile görsel bir kullanıcı arayüzü (televizyon, monitör vs.) kullanılarak oynanan oyun türü.
Bilgisayar bilimi: Bilgisayar bilimi, bilgi ve hesaplamanın kuramsal temellerini ve bunların bilgisayar sistemlerinde uygulanabilmeleri sağlayan pratik teknikleri araştıran bir bilim dalıdır.
İstanbul Bilgi Üniversitesi: İstanbul Bilgi Üniversitesi, 1996 yılında kurulmuş vakıf üniversitesi. 6 fakültesi, 4 enstitüsü, 5 yüksekokulu ve meslek yüksekokuluna bağlı 7 programı, lisans, lisansüstü, önlisans öğretimi verilen 100'e yakın programı vardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir