Güvercin Kuluçka Dönemi

Sponsorlu Bağlantılar
amerika besin bir boyu bu dahi genel hizmet soyu Güvercin Kuluçka Dönemi Güvercinler Yavruları Terk Eder Mi kumrular neden yuvasını terk eder güvercin kuluçka..

İnsanoğlunun Vazgeçemediği Dostları, Güvercinler

Güvercinlerle insanoğlunun dostluğu çok eskilere dayanır. Haberleşmenin en güvenli ve süratli yapılmasının gerektiğine inanıldığı günden bu yana insanlar, güvercinlerle haşır neşir olmuşlardır. Çok az masrafla habercilik yapan güvercinlerin, haber taşıma etkinliği ve posta kuryeliği görevi, haber iletim teknolojilerinin geliştirilmeye başlandığı evvelki asrın sonlarına doğru azalmış; ancak insanoğlunun güvercinlere olan yakın ilgisinde bir azalma olmamıştır. Güvercinlerin insanoğluna olan güveni, insanoğlunun bazı güvercin türlerinin soyunu tüketmeye başlaması ile birlikte azalmış olsa da güvercinler, insanoğlu ile yakın temasını sürdürmüşlerdir. Posta güvercini olarak haber taşıma işlevini yitiren güvercinler, besin kaynağı olarak da yüzyıllar boyu insanoğluna hizmet etmişlerdir. Bu nedenle Amerika’da dahi 1900lü yılların başında göçmen güvercinin soyu aşırı av baskısı nedeniyle tükenmiştir. O zamanlar göçmen güvercin nüfusunu bu günkü sığırcık nüfusu ile karşılaştırmak mümkün iken, günümüzde göçmen güvercinin sadece resimlerini görme şansımız bulunuyor. İnsanoğlunun doğal varlıklara olan acımasızlığı günümüze gelinceye kadar son sürat devam ede gelmiş ve bu gün de mavi güvercin, tahtalı ve üveyiğin soyu tükenme tehdidi altına girmiştir. Canlı türlerinin soyunun tükenmesi demek, insanoğlunun soyunun da tükenmeye doğru kaydığını bize gösterir. Eğer insanoğlu kendi soyunu korumak istiyorsa, soyunu tükettiği canlı türlerine, yenilerini eklemekten vazgeçmelidir. Bu çalışmada, insanoğlunun en yakın dostu olan (sır taşıyıcıya dost denmez de ne denir?) güvercinleri tanıtmaya ve onların biyoloji, ekoloji ve davranışını göz önüne sermeye çalışacağız.
1. Güvercinlerin Genel Özellikleri
Güvercinlerin yaşadığı ortamlardaki (örneğin şehir ve diğer yerleşim alanlarındaki) yoğun beslenme ritmi ya da beslenme saatleri, genellikle iş dönemi ya da trafiğin yoğun olduğu saatlerde olur. Eğer güvercinler yaşadıkları bölgede, yeterince besin maddesi bulacaklarına inanırlarsa, yaşamları için ikincil önemde olan yıkanma; güneşlenme ya da tüyleri temizleme gibi diğer hijyen işleri ile uğraşıp, zamanlarını geçirirler .Bu arada bir günün 6 saatini çeşitli vesilelerle vakit geçirmek için herhangi bir yerde beklemekle doldururlar, ancak beslenmeye ayırdıkları ortalama süre 60-80 dakikayı geçmez. Bu davranış biçimini daha çok yeterince besin buldukları yaşama alanlarında gösterirler. Uzun süre besin aramak. zorunda kalırlarsa ancak dinlenmeye çok az zaman ayırırlar .Genelde güneşlenmeyi severler, soğuk ve güneşli günler, onların banyo yapma isteklerini artıran günlerdir. Oldukça süratli uçarlar. Ani yön değiştirebilirler. Bu davranış, sürüler tarafından da rahatça uygulanır. Uzun mesafeleri uçarken, ayaklarını arkaya doğru ve vücutlarına bitiştirirler. Kısa mesafelerde ise ayaklar öne doğru tutulur. Posta güvercinleri saatte 70 km sürat yapar. Ani uçuşa geçmelerde kanadın çırpıldığı görülür. Dinlenirken ya da uyurken, gaga kanatların içine hiçbir zaman sokulmaz, ancak kafa boyunun üzerine yerleştirilir ve öylece uyunur .Soğuk havalarda tüyler kabartılır. Daha çok tohum, tomurcuk, üzüm ve benzeri bitkisel besinlerle beslenirler. Yumuşak ve büyükçe olan besin parçalarını, kafalarını ani hareketlerle yana doğru sürerek parçalar ve yerler. Bununla birlikte grubu oluşturan bireylerin değişik beslenme şekilleri göstermesi de mümkündür. Özellikle büyük besin parçalarının alınması büyük beceri ister ve bunun da ancak zaman içinde öğrenerek gerçekleşmesi mümkündür. Grubu oluşturan bireylerin kendilerine ait çok sayıda beslenme noktası ya da kaynağını tanıyıp buraları uzun süre unutmadan ziyaret ettiği görülmüştür. Beslenme alanına bağlılık güvercinlerde oldukça gelişmiş bir davranış biçimidir. Ancak yuva yerlerini herhangi bir nedenle farklı bir yere taşırlarsa, daha önce sürekli olarak beslendikleri yerleri de değiştirirler. Güvercinler kendilerini sürekli olarak besleyen kimseleri ya da beslenmeyi başlatan bir işareti, örneğin ıslık çalmayı, çok iyi tanır. Onlar ulaşabildikleri her noktadan, hatta fıskiyelerden bile rahatça su içer. Kötü hava koşullarının hüküm sürdüğü kış aylarında, bazen su ihtiyacını karşılamak için, kırağı yedikleri de görülür . Revir, yani yaşama alanı, tesis döneminde, erkek birey. Önceleri oldukça büyük bir bölgeyi savunur. Ancak komşu erkeklerle varılan antlaşmalar sonucu, bu alanı zamanla daraltır. Erkek bireyler hiyerarşik duruma bağımlı olmaksızın, öncelikle kendi teritoryumlarında (yaşama alanları) diğerlerine üstünlük kurar. Ancak yine de duruma göre teritoryum sınırları sürekli olarak değişebilir. Komşularla olan geçimsizliği ya da anlaşmazlığı çözmede, her iki eşemin birlikte hareket ettiği görülür. Burada anca beraber, kanca beraber uygulaması en etkin bir biçimde izlenir. Komşu sürtüşmeleri, bazen tüm bir kuluçka süresince görülebilir.Güçlü erkekler, zayıfları revirlerinden kovar. Anneler uçabilen genç erkek çocuklara revirde hoşgörü göstermediği halde, babalar bu hoşgörüyü gösterir. Yavru bireyler de çoğu kez revir korumasında ebeveynlerine yardımcı olur. Revirin dışındaki eylemler, örneğin besin alma, dinlenme, banyo yapma ve güneşlenme gibi, sayıları farklı büyüklükte olabilen sürü ortaklarınca birlikte yürütülür. Birlikten güç doğduğunun en iyi uygulayıcıları olarak güvercinlerin göze battığını rahatça söylemek mümkündür. Bu gruplardaki bireylerin sayısı da besin miktarına bağlı olarak değişebildiği gibi bazen binden daha fazla bireyin oluşturduğu sürülere rastlanır. İstanbul Yenicami güvercinleri bunun için iyi bir örnektir. Burada yem alma işinde bir düzen ve hiyerarşi vardır. Öyle her isteyen istediği gibi ve işine geldiği gibi hareket edip mevcut düzeni bozamaz. Bozmaya kalktığı taktirde sürü liderinin sıkı markajına alınır. Hatta gaga dayağı ile karşı karşıya kalır. Açık alanlarda çok sıkışık gruplar meydana getirilir. Yerleşimin olduğu mahallelerde daha küçük gruplar oluşturulur. Yerleşim alanlarını çevreleyen tarlalarda gruptaki birey sayısı 60-100 arasında değişir. Beslenme bölgelerinde bazen sayıları 6000’i bulan gruplara rastlanır. Her iki yumurtanın bırakılması arasında, eşler münavebeli olarak yumurtanın üzerinde oturarak.yumurtayı korur. Esas kuluçkaya, ikinci yumurtanın bırakılmasından sonra başlanır. Erkek ve dişi ayrı ayrı kuluçkaya yatar. Kuluçka döneminde hem erkek hem de dişinin kursak sütü salgıladığı görülür ve bu, yavruların çıkışından bir hafta sonraya kadar devam eder. Yavrular ilk 4-5 gün bu sütle bes1enir; ancak daha sonra yumuşatılmış besin yerler. Bir haftalık olduklarında, önce süt, daha sonra yuvaya, getirilen yumuşak besini yerler. Kuluçkaya yatmada nöbet devrinde, kuluçkaya yatan birey diğeri tarafından çok az bir güç sarf edilerek kaldırılır. Yumurtadan yavruların çıkış döneminde, anne yumurtaya neredeyse yapışmışçasına oturur, hatla bazen babayı yumurtalara bile yaklaştırmaz. Yavrunun terk etliği yumurta kabukları genelde yuvada kalır. Gelişimini ilerleten gençler dilenme sesi çıkararak, kendilerini belli eder ve böylece beslenme olanağı bulur. Her iki kardeş aynı oranda beslenemediğinden, yavruların büyüklükleri de farklı olabilir. Bu durumda daha iri olan kardeşe, daha fazla ihtimam gösterilir, o sütü alır, ancak daha sonra az beslenen ise sadece getirilen besinle yetinmek zorunda kalır .Buna karşın eşit güçteki yavrular aynı oranda beslenir. Yavruların pisliği ve ölü yavrular yuvadan uzaklaştırılmaz; bu durum bazen hijyen sorunları yaşanmasına neden olur .Oysa bazı kuşlarda yuvanın pislikten temizlenmesi için ana baba birbiri ile yarış eder .Ölen yavru da, bir şekilde hiç vakit geçirilmeden yuvadan uzaklaştırılır. Böylece yuvadaki hastalık kaynakları azaltılmış olur. Genel uygulama böyle olmasına karşın, neden güvercinler bu hususta biraz tembellik ederler bilinmez. Daha uçmayı tam olarak öğrenememiş olan genç bireyler, ilk günler yuvanın yanından pek uzağa gitmez. Beslenme ve geceleme daha çok yuvada yapılır. Uzun bir yolculuğa çıkmadan önce yakındaki gruba dahil olur ve onlarla uçuş eğitimi alırlar. Dört buçuk haftalık ev güvercini yavrularının tam olarak uçabildiklerini söylemek mümkündür. Yavrular önceleri ebeveynlerinin gagalarındaki yemi almaya gayret eder, ancak daha sonra kendileri yemleri yerde gagalamaya başlar. Yuvadan yavruların ayrılması ile onların bir süre daha babaların koruması altında oldukları görülür. Anneler ise bu göreve pek sıcak bakmadıkları için başka işlerle uğraşır. Besin olarak daha çok tohum, genç sürgün, bitkiler, olgun üzümsü tohumlar ve hasattan arta kalan tohum artıklarını besin olarak alırlar. Bu arada tohumlarla birlikte böcek larvası, kelebek tırtılı ve benzeri canlıları da severek yerler. Güvercinlerin yerleşim alanlarında en çok sevdikleri ekmek kırıntısı, buğday ve mısır tohumudur. Bunların dışında güvercinlerin geniş bir besin spektrumları olduğu söylenebilir. Bu amaçla güvercinlerle ilgili beslenme analizleri yapılmıştır. Beslenilen yerdeki besin olanaklarına bağlı olmak üzere, güvercinler otsu bitkilerden tutun, hayvansı besinlerin her türlüsünü severek yerler. Ev güvercini (Columba livia), gökçe güvercin (C, Qenas),,tahtalı (C, palumbus), kumru (Streptopelia decaocta) ve küçük güvercin (S. senegalensis) yurdumuzda tüm yıl süresince yaşayan tam yıllık güvercin türleridir. Sadece üveyik (Streptopelia turtur) göçmen ve güney bölgelerinde yarı göçmen bir güvercin türüdür. Küçük güvercin dışındaki türler Anadolunun tüm bölgelerinde kuluçkaya yatar, küçük güvercin ise daha çok güney bölgelerinde bulunur. 10-l3 Ocak 2000 tarihleri arasında küçük güvercin grubuna İstanbul Beşiktaş Pazarında tarafımızca rastlanmış oluşu, bu türünde S. turturu izlediği izlenimi vermektedir. Genel dış görünüş olarak küçük kumru, kumrudan daha küçüktür, ancak renk yapısı itibarı ile kumruya çok benzer .Aşağıda küçük kumru dışındaki güvercin türleri geniş olarak incelenecektir .
2. Kaya ya da Ev Güvercini (Columba livia)
Batı Avrupadan başlayarak doğuya doğru tüm ülkelerde kuluçkaya yatan ve 10 alt tür oluşturan bir güvercin türüdür. En yaygın alttürü C.liviadır. Orta Avrupa ve Anadolunun tamamında yayılış gösteren yabanıl formları nominat formundan kolayca ayırt edilemez.
2.1 Ev Güvercini (Columba livia forma domestica)
Yabani formlar kendilerine çok benzeyen gökçe güvercinden açık kül grisi kanat örtü tüyleri, kanat boyu uzanan iki geniş siyah renkli bant ve sırtın arka kısmının beyaz ya da açık gri olmasıyla ayırt edilir. Gagası siyahımsı ve erişkinlerde beyaz mumsu derisi vardır (gökçe güvercinde her ikisi de sarımsıdır), iris altın sarısı/portakal (gökçe güvercinde koyu) renklidir. Ev güvercinlerinin çoğunda yoğun melanizm (koyu renge neden olan maddenin yol açtığı durum) vardır. Siyah renkli bireylerde beyaz lekeli ya da sadece beyaz renkli, kahve ya da kırmızı lekeli bireyler kadar renkleri değişen bireylere rastlanması mümkündür. Renklerdeki bu değişkenlik nedeniyle ev güvercinlerine polimorf (çok renklilik, çok şekillilik, farklı renklerin meydana getirdiği yapılanma) türler de denir. Erkek ve dişi bireyler arasında dış görünüş olarak fark yoktur. Çeşitli çaprazlamalarda elde edilen bireylerde dişilerin beyaz olma olasılığı erkeklerin de koyu renkli olma olasılığı daha fazladır. Kanat uzunluğu değişik populasyonlarda farklı olabilir. Buna göre erkeklerin kanat açıklığı 218-246 mm, dişilerin 221-240 mmdir. Kuyruk erkekte 111-130 (ortalama120), dişide 105-123 (ortalama114,3) mmdir. Ötüşü “vang vang ruckuh”, fazla heyecanlanınca “vang vang geruh” şeklindedir. Ötüşün son vurgusu olan uh oldukça belirgindir. İnsanın yaşadığı tüm bölgelere uyum sağlayan oldukça kozmopolit bir türdür .Bu da onun insanla yaşamını birlikte sürdürebilme yeteneğine bağlanabilir. Bazı yabanileşmiş alttürleri vardır, örneğin Kuzey Çin ve Moğolistandaki C.l. nigricans, Asor Adaları, Medeira ve Kapverdendeki alttürü C.l. atlantis 0ldukça koyu renklidir. C.livia’nın evcilleştirilme prosesi bundan 6 bin yıl önce Ön Asya da başlamış ve Anadolu’da devam etmiştir.
Orta Avrupa’ya ilk güvercini Romalılar daha MS ikinci yyda getirmiştir. Güvercin besleme ve güvercinlerin yaygınlaşması 14.yyda olurken İngilterede13.-18.yyda en yoğun durumuna ulaşmıştır. Bu dönemde güvercin yetiştirme istasyonlarında ki sayıların 25 bin–26 bine kadar, hatta tüm İngilterede toplam büyüklük olarak 10 milyon birey olduğu belirtilmektedir. 1800 yılı ile birlikte ev güvercini besin olarak önemini yitirmiştir. Güvercinlerin yerleşim alanlarında kuluçkaya yatmaya başlaması 14. yy. başlarına rastlar. 19. yy’la birlikte yerleşim alanlarında kuluçkaya yatanların nüfusunun çok arttığı gôrülmüştür. Kuzey Finlandiya’daki yayılışı 20.yyda olmuştur. Günümüzde en fazla sayılara meydan, pazar, liman ya da benzer alanlarda ulaşır. Bundan başka yem fabrikaları ve tahıl depolama istasyonlarının civarında ulaştıkları sayıları oldukça yüksektir. Anadolunun yerli kuşudur. Hemen her bölgede kuluçkaya yatar. Populasyon büyüklükleri farklıdır, örneğin şehir banliyölerinde 10 hektarda 2-3, endüstri bölgelerinde 6-6,5, eski yerleşim bölgelerinde 8, meydanlarda ise 110-120 güvercin sayılmıştır. Yumurtadan çıkan bir güvercinin, bizzat yumurta koyması için geçen süre altı aydır. Örneğin ocak ayıda yuvasını terk eden yavruların haziranda bizzat yumurta bırakması ve yavrularına bakması mümkündür .Güvercinlerde evlilik ve eş oluşturma tüm yaşam boyunca sürdürülür. Evlilik dışı birleşmelere rastlanmaz. Hayvanlar aleminde eşine en sadık olan türdür. Beyaz ya da kırmızı bireyler genelde aynı renkten olanlarla çiftleşir ve aile bağı oluşturur. Gri ya da siyah bireylerde böyle bir tercih söz konusu değildir. Yabanıl formlar daha çok kırçıllı ya da koyu kırçıllıları yeğler. Dişiler beşinci aydan itibaren eş oluşturur .Kuluçka dönemi eş oluşturduktan 1-2 hafta sonra olur. Erkek eşeysel olgunluğa ulaşır ulaşmaz. derhal yuva bölgesini belirler, yuva bölgesinde yan yana birkaç, yuva yeri olabilir. Burası hayatta kaldıkları süre içinde korunur ve sürdürülür. Populasyonun önemli bir bölümü. yuva bölgesini bütün bir yıl boyunca savunur ve korur. Birbirine çok yakın yuva yapan iki çiftten sadece birisinin yuvasında başarı olur. Yuva bölgesini belirleyen erkek dişiyi buraya davet eder. Kuluçkada önce erkek, dişiye verilmek üzere gagasında daima bir ziynet dalı ya da yuva materyali taşır. Bazen bunun tersi olur, yuva bölgesini belirleyen dişi bu sefer erkeği oraya cezbetmeye çalışır.Yuva materyali ince dal parçası, kök, hasır, ot, tüy, kağıt ya da plastik vb. kullanılır. Bazen de yuvada hiçbir şey olmaz ve kuru toprağın üzerine yumurta bırakılır. Yavruların pislikleri yuvadan uzaklaştırılmadığı, ya da çok az uzaklaştırıldığı için, yuvada pislikten oluşan bir tabaka meydana getirilir ve bunun üzerine kuluçkaya yatılır. Güvercin pisliği (guano) gübre olarak çok aranır. Bazı evlerin çatı katlarında biriken güvercin pislikleri, gelir kaynağı dahi olabilir. Hatta bundan 150 yıl önce bazı okyanus ülkelerinde güvercin pisliğine sahip olup olamama nedeniyle savaşların çıktığına dair kayıtlar bile vardır; güvercin gübre savaşları. Yuva materyalini genelde erkek taşır ve dişi de bunu yuva yapımında kullanır. Materyal toplanırken bazen dalların kırılarak parçalandığı ve böylece şekillendirildiği görülür. Yuvaya her seferinde bir adet materyal taşınır, bunun dişiye devri için erkek dişinin yanına sokulur ve kafa kafaya vererek materyali dişinin yanına bırakır. Dişi de onu alıp yuvada uygun bir yere monte eder. Eğer dişi yuvada değilse erkek bizzat yuva yapımını üstlenir, dişi yuvaya gelince tekrar yuva yapım işini üzerine alır. Güvercin yumurtası ince kabuklu ve beyazdır . Güvercinlerin kuluçka dönemi bütün bir yıl boyunca olabilir .Genelde ise şubat ayından temmuz ayına kadar olan dönem yeğlenir. Yuvaya hemen hemen istisnasız iki yumurta bırakılır. Çok seyrek olarak bir ya da 3 yumurta konduğu da olur. Üç yumurtanın iki dişi tarafından konulması muhtemeldir. Yumurta konma döneminde kaybolan ya da yuvadan düşen yumurtanın yerine ikame yumurta bırakılmaz. Yılda yapıldığı belirlenen en fazla kuluçka sayısı 3-6 olarak belirlenmiştir. Kuluçkaya yatma genelde 17-17.5 gün sürer. Yavru süresi ise 23-25 gündür. Yavrular ancak 30-35 günlük olunca korkusuzca uçup aileden bağımsız olarak hareket edebilir.
Gündüzleri aktiftir, yerleşim yerlerinde aydınlatmanın olduğu mekanlarda gece de bulunabilir. Şehir populasyonlarının besin alma ritimleri belli beslenme zamanları, iş zamanları ve trafik gibi etmenlere uyum gösterir. Çok süratli uçarlar ve bu arada yön değiştirirler. Ani uçuşlardaki kanat çırpmaları ilginçtir. Mektup güvercinlerindeki uçma sürati saatte 70 kmyi bulur. Genelde bitkisiz bölgelerde ya da az otlu yerlerde, sürülen tarlalarda ya da hasat kaldırılmış tarlalarda beslenirler. Şehir merkezlerinde meydanlarda ve yem fabrikalarına yakın bölgelerde tarım ürünlerinin depolandığı yerlerde besinlerini ararlar .
3. Mavi Güvercin, Gökçe Güvercin (Columba oenas)
Kuzeybatı Afrika ve Avrasyada Güneydoğu Norveç’ten, İrlanda ve İberya ‘dan doğuya doğru Batı Sibiryaya kadar, Türkmenistan’ın güneyinde ve Kuzey İranda, üst Serawaşan ve Orta Amuderya’dan doğuya doğru Tiyen Şana kadar yayılış gösterir. Nominat formu dışında, sırtın ön kısmının genelde kahve tonlu olmadığı ve alt kısmın gri olmayıp, mavimsi gri olduğu ve Kuzeybatı İçasyada yayılış gösteren C.o.yarkandensis alt türü vardır. Halkalı güvercine göre daha küçük ve kuyruğu daha kısadır. Kuyruk sokumu ve kanatta beyazlık yoktur. Kanatta gençlerde pek belli olmayan üç kısa ve siyahımsı enine bant bulunup, en alttaki oldukça belirgindir. Erişkinlerin boyunlarının yan kısmı yeşilimsiden erguvani kırmızıya kadar değişen parlak renklidir. Kanadın üst bölümü açık renkli merkezi bir bölüme sahip olup oldukça kontrast renk gösterir. Bu durum uçarken tahtalıyı andırır. Özellikle ormanlık ve benzeri bölgelerde tahtalı ev güvercini ile karıştırılır. Hatta çok deneyimli kimseler bile, onu adı geçen güvercinden kolayca ayırt edemez. Erişkin erkeğin kafa ve gırtlağı mavi gri, boynunun yan kısımları ışığın geliş yönüne göre değişebilen yeşil, parlak eflatun renklidir. Bu bölgeler daha çok ensede birleşir ve böylece bir yarım halka oluşturur. Sırtın ön kısmı koyu mavi gri, sırtı arka kısmı, kuyruk sokumu ve kuyruk üstü örtü tüyleri daha açık renklidir. Kursak bölümü kahverengimsi şarap kırmızısı, alt kısmın diğer bölümü ve kanat örtü tüyleri kül grisi rengidir. Kuyruk altı tüyleri parlak siyah renkli, karın, kuyruk tüylerine göre daha koyudur. Kuyruğun üzerinde dar ve gri renkli ve etrafı siyah olan enine bir bant bulunur. El uçma tüyleri kahvemsi siyah renkli ve etrafı beyaz çerçeveli tüylüdür, iç kısmının temel bölümü mavimsi gri olup kol uçma tüylerinin dış bölümünü andırır. El uçma örtü tüyleri kahve siyahtır. Kanat örtü tüylerinin geri kalan diğer bölümü gri mavidir. Dişide dış görünüşü itibarı ile erkeği andırır; ancak bunların sırtlarının ön kısmı ve küçük kanat örtü tüyleri kahvemsidir. Türün gençleri de erişkinlere benzer. Ancak kafa, Sırt ve kanatlar daha kahvemsidir. Kursak bölgesinde şarap kırmızısı rengi hakimdir. İlk zamanlar koyu kahvemsi gri ve beyaz uçlu olan gaga, daha sonra kırmızımsı köklü ve sarımsı kemik rengini alır. Ayaklar parlak kırmızıdır. Gençlerde daha koyudur. Gözün irisi koyu kahvedir. Erkeğin kanat uzunluğu 208-226 (ortalama 214), dişininki ise 209-217 mmdir. Ağırlığı 265-290 gr arasında değişir. İkinci ötüş elemanının ve son vuruşun çok belirgin olduğu oldukça gürültülü ötüşü “küf hür up” ve süratli ötüşlerde arka arakaya tekrarlarda, yani 18, 20 kez her 8 saniyede. Genelde 2 veya 3 heceli olarak örneğin, “hür-ruf.kühvup”, “hü-ve-ü-hu-ve” ya da “hüru-u” diye öter. Tehlike anında çok kısa bir “u” tonu çıkarır. Avrupa ve Asya’nın önemli bir bölümünde yayılış gösterir. Ayrıca kuzey Cezayir ve Tunus’da yerel olarak yayılış gösterdiği bilinmektedir. Anadolunun tüm bölgelerinde bulunur. Yerli bir kuş türü olup, soyu tükenme tehdidi altındadır. Ormansızlaşmaya bağlı olarak nüfusu sürekli olarak gerileyen bir güvercin türüdür. Türkiyede avı tüm yıl boyunca yasak olan bir türdür. Anadolu’daki tüm bölgelerde sürekli gerileyen bir nüfusa sahiptir. Avrupada daha çok göçmen özelliğe sahip olan tür, Anadoluda ve özellikle güney bölgelerinde yerli ve bazı bölgelerde ise çizgi göçü yapan bir türdür.
Çiftleşme döneminde yavrulara yeterince besin bulabilecekleri otlaklar ve benzeri bölgeleri yeğlerler. Bu dönemde hareket edecekleri bölgenin 1-3 km uzunluğunda olabileceği hesaplanır. Ancak yavrularına götürecekleri yemleri 15 km boyunca kursaklarında taşıyabilirler. Duruma göre çok çeşitli yaşama alanlarında bulunabilirler. Bu bölgeler daha çok, sık ya da seyrek yapılı ormanlık alanlar, parklar ya da ağaçlıklar olabilir. Bazı bölgelerde meyveliklerde de bulunabilir .Genelde kilometrekareye 0,5 çiftlik bir nüfusa ulaşabilir. İlk kışın sona ermesi ile birlikte eşeysel olgunluğa ulaşırlar. Mayıs ayında yumurtadan çıkan yavrular 8-9 haftalık olunca revir ötüşüne başlar. Genelde monogam ve sezona bağlı tek eşlilik görülür. Çiftlerin bir sonraki yıl tekrar bir araya gelmeleri oldukça seyrektir. Yerli kuşlarda daha çok sürekli evlilik olabilir .Eşlerin birbirini çiftleşme döneminde kaybetmelerinin akabinde, hiç vakit geçirilmeden yeni eşleşmeler olur. Kur yapmaya yuva bölgesine gelir gelmez başlanır. Orta Avrupa’da bu durum en geç şubatta gerçekleşir. Hatta bazen ocak ortasında olur. Haziran-ağustos aylarında birliktelik sona erer. En yoğun aktivite ilk yıl kuşları ve kuluçka kolonilerinde olur. Çift oluşturma genelde yuvalanma bölgesinde olduğu gibi daha önceden , kışlakda da olabilir. Orta Avrupa’da kuluçka bölgesine şubat-mart sonu gelinmiş olur. Anadolu’da bu tarih daha öncedir. Kuluçka bölgesine varış sırasında oradaki kötü hava koşulları bireyleri daha uygun iklim koşullarının olduğu bölgelere gidilmeye zorlar. Erkek yuva yerini sunar, ancak en son söz dişinindir. Daha çok ağaç oyukları ya da benzer olanakları yuvalanmak için kullanır. Genelde ağaç üzerinde yuva yaparlar. Yumurtaları mat parlak beyazdır. Yuvaya iki yumurta bırakılır. Yumurta koymaya şubat sonundan itibaren başlanabilir ve bu süreç eylül sonuna kadar devam eder. Orta Avrupa’da kuluçkalama dönemi genelde nisan ayından ağustosa kadar sürebilir. Ancak önemli bir bölümü daha mart ayının ortası ile birlikte kuluçka dönemine girer. Anadolu populasyonunda da durum aynıdır. Kuluçkanın başarı büyüklüğünü saksağan, cüce karga, kestane kargası, orman baykuşu ve sansar gibi yuva parazitleri belirler. Doğal düşmanları nüfusun azalmasına yol açtığı gibi, av baskısı da populasyonun süratle azalmasına neden olur. Mavi güvercin kuluçka dönemi dışında topluluk oluşturur ve yaşamını bu topluluklarda geçirir .Yuvadan uçmalarının akabinde gençlerin bir araya gelip toplanmaya başladıkları izlenir. Bu toplanma özellikle göçerlerde güneye gidiş hazırlığı olarak değerlendirilir. 300-500 bireyden oluşan topluluklar oluşturularak göçe başlanır. Kuluçka bakımı ve yavruların beslenmesi önceki tür gibidir. Bu da daha çok tohum, meyve ve üzümle beslenir. Bunların yanında hayvansal besinlere de hayır demez. Özellikle yavru bakım döneminde hayvansal besinleri almayı ister.

Etiketler:kumrular neden yuvasını terk eder güvercin kuluçka dönemi güvercinler yavruları terk eder mi kumrunun kuluçka süresi kulucka donemi kumru ne kadr sure terk eder yumurtalarini guvercin yavrusu neden terkeder güvercinler yavrularını neden terk eder güvercin kuluçka dönemi ve sonrası kumrular yavrularını neden terkeder kuluçkaya yatmış güvercin yuvayı neden terkeder güvercın yuvasını neden terkeder güvercin kuluçka ayları kumru yumurtası neden kırılır guvercin yumurtasini tasir mi güvercinlerde kuluçka süresi guvercin yumurta olan yuvayi neden terk eder güvercin kuluçka ayı ev güvercini ne yer güvercinler neden çok su içer niçin güvercin haberleşme
Güvercingiller: Güvercingiller (Columbidae), güvercinler takımına ait, 300'e yakın güvercin ve kumru türü ile dodo (Raphus cucullatus) ve Pezophaps solitaria gibi soyu tükenmiş türleri içeren bir familyasıdır..
Güvercinler: Güvercinler (), kuşlar sınıfına ait bir takımdır.
Columba (takımyıldız): Columba ya da Güvercin takımyıldızı, modern 88 takımyıldızdan biridir.
Güvercinlik Havalimanı: Güvercinlik Havaalanı Ankara'nın 10 km batısında bir askerî havaalanıdır. Ankara'nın ilk havaalanı ve Türk Hava Yolları'nın ilk teknik bakım merkezi olmuş, daha sonra askerî amaçlara tahsis edilmiştir.
Kuluçka devresi: Kuluçka devresi; hastalık yapıcı organizma, vücuda girdiği zaman üremeye başlar. Üreyerek hastalık belirtilerini ortaya çıkaracak sayıya gelmesi belli zaman alır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir