Güzel Hikayeler

Sponsorlu Bağlantılar
ama bir bu bunu diye duvar ev gizlice hikaye japonya kertenkele kondu manzara olay peki renk Güzel Hikayeler Güzel Kısa Hikayeler kısa güzel hikayeler güzel hikayeler güzel kısa hi..

Kısa Ama Güzel Bir Hikaye.!!!

Japonya’da yaşanmış gerçek bir olay şöyledir: Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir çivinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördüğünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanır da kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyi görünce.

Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken çakılmıştı. Peki nasıl olmuş da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamayı başarmış ? Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamak çok zor olmalı.

Böylece adam çalışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar. Sonra nereden çıktığını farkedemediği başka bir kertenkele gelir ağzında taşıdığı yemekle… Adamı sersemletir gördüğü manzara. Bu nasıl bir sevgi? Ayağı çivilenmiş kertenkele, 10 yıldır diğer kertenkele tarafından beslenmektedir…

KALBİNİZDEKI SEVGİYİ ASLA ÖLDÜRMEYİN, SİZİ SEVENLERİ ASLA TERKETMEYİN !

En Güzel Hikayeler…

BIR KUTU DOLUSU YAŞAM GONDERIYORUM SANA

Bir kutu dolusu yasam gönderiyorum sana, sade bir kurdeleyle süslenmis. Cöz kurdeleyi ve kaldir yavasca kutunun kapagini…
Kocaman bir firca ve bin renk koydum kutuya bir cennet resmi yapip icine gir diye… Düsler serpistirdim gizlice, düs kurmayi unutma diye. Bir tanede elma sekeri yerlestirdim, icindeki cocugu yeniden tadabil diye… Gunesin batisini, billur suyun sesini, kirmiziyi gelinciklerin safligini, taze ekmegin kokusunu ve bir
gülümsemenin sicakligini da sigdirdim. Ruhlarimiz ac kalmasin diye…
Kutuya biraz da sevecenlik koydum, güclü ol diye, cünkü acimasiz olan gücsüzdür. Beyaz bir güvercin ucup kendi kondu kutuya, barisi ve özgürlügü sunmak icin…. Bir buket sevgi, bir yudum ask ve yarim bir elma da koymadan edemedim. Paylasmayi animsayalim diye… Sevdiklerimize onlari evdigimizi soylemek icin yarini beklemeyelim. Hemen simdi bunu yapalim diye… Ictenligi, umudu neseyi, bagislayiciligi, ozguveni ve acik yurekliligi unutmadim, “Ben” in disina cikip bize ulasabilelim diye… Son olarak da bir kart ilistirdim kutuya bak bu kartta neler yaziyor. Bu kutunun kapagini her kaldirisinda yasamla ilgili yepyeni seyler kesfedeceksin.
Yasamak icin yarini bekleme, al yasami kollarinin arasina ve simsiki saril yasamdan yalnizca almak yerine ona bir seyler ver. Kisacasi butunuyle
“Insan” ol. Unutma (!) yasam dokumasi henuz tamamlanmamis, olaganustu guzellikte bir duvar halisidir ve sana ait olan boslugu yalniz sen doldurabilirsin. Kimseyi kirmamak ve uzmemek sartiyla istedigin her seyi dene

bir gun sonsuzlugun bulutlarina oturdugunda ne aklin kalsin ne de kirik bir yurek

Cok Komik Gercek Hikayeler

1) Birgün marketin birinde meyve reyonunda
meyvelerden tadiyordum. Iste
kiraz, seftali vs vs… Görevli de bana bakiyor ama
ben hiç aldirmadan
yemeye devam ediyorum. Sonun da görevli yavasça
yanimayaklasti ve: “Abla
karpuz da keselim mi?” dedi…

2) “Kim 500 Milyar Ister”i seyrediyorum. Sanirim
Marmara`da okuyan bir ögrenci. Kenan Isik çocuga sordu.
Sporla aran nasil? Çocuk bastan beri sürdürdügü ukalalikla
“Gayet iyi” dedi. 4 milyarlik soru geldi: Teniste
servisin üstüste 2 kez basarisizlikla sonuçlanmasina
ne ad verilir?
a. çift hata c. backhand
b. forehand d. net
Gayet rahat bir biçimde “d.net” dedi. Seyirciden
öyle bir ugultu koptu ki ekranlardan dahi bu gürültü duyuldu.
Sonra cevabini degistirdi ve “a.çift
hata” dedi. Bir sonraki soruya geçilirken Kenan Isik
çocuga niye ilk cevabindan vazgeçtigini sordu.
Aldigi cevabin sokunu ben bile hala üzerimden atamadim.
Kenan abim ne olmustur Allah bilir:
-”Az çok Ingilizcem var zaten. Backhand olamazdi
zaten. Çünkü back arka
demek. Kortun gerisinden vurursaniz backhand olur.
Bu durumda forehand de
kortun önünden vurma oluyor. Yani biraz da
seçeneklerden gittim.”
Bir sonraki soru da Uluslararasi Af Örgütü`nün
kisaltmasi ile ilgili. Kenan
Isik çocugun melül bakislarina dayanamadi ve “Hadi
yine Ingilizce`ni konustursana” dedi.

3) Bankada staj yaparkene kredi karti basvurularini
inceliyordum. Hepsi iyi
hos güzeldi ama bir formu okumaya basladiktan kisa
bir süre sonra gülmekten
koptum. Hatunun biri cinsiyet bölümünde bulunan ()kadin ( )erkek
seçeneklerine bir de ( )kiz seçenegini eklemis ve
onu isaretlemis. Bunu yapan kizimiz da bu arada 43 yasinda…

4) Bandirma`da bir restoranin cami: “23 saat açigiz”

5) Eski isimde, Hindistan`in koyu müslüman
kesiminden bir firmayla
çalisiyorduk. Bir gün telefon etmem gerekti, adama
“how are you?” dedigimde
aldigim cevap tüyler ürperticiydi: fine
elhamdullillah! yetmezmis gibi bir
istegimi ilettikten sonra gelen tepki ise: okey insallah!

6) Bu olay Trabzon Farabi tip fakültesinde aynen
yasanmis bir olaydir. Acil kapisinin önüne kornalar çalarak
2-3 araç geliyor. içinden insanlar firlayarak klasik
“doktorlar nerde sedye getirin” seklinde bagirmalar
oluyor. Öndeki arabadan çikan bir kisi arkadaki
arabaya hastayi arabadan
çikarmasini söylüyor. Ve arkadakinin yaniti:
“SIZIN ARABADA DEGIL MIYDI?”
Yani vatandaslar hastayi Rizede birakip diger
arabada oldugunu sanarak
Rize`den yani 1 saatlik yoldan son sürat
gelmisler…Bu hikaye kesinlikle
favorim :))))))))

7) Besiktas`tan minibüse binip Yildiz`da inecektim
malum yokus. Soförün
önü bildigimiz dantel, havlu ve bilumum süs
esyalaryla dolu ve de havlunun
ortasina özenle yerletirilmis cep telefonu. Tahminen
iki yüz metre ya gittik
ya gitmedik cep telefonu çaldi. Soförümüz sol dirsek
camda, el direksiyonda
sag eli ile cep telefonunu aldi ve açti:
- ALOOOO.. BUYRUN CEP TELEFONU….

8) Master yapmak için Amerika`ya gitmeye karar
verdim. Ankara, Kavaklidere`deki Amerikan Büyükelçiligine çarsamba
günü saat 10`da gittim.
Lakin vize islemleri “Pazartesi-Çarsamba 8.30-10.00″
gibi bir ilanla karsilastim elçilik kapisinda. Mecburen is bir hafta
sonraya kaldi. Pazartesi gittigimde, saat henüz 8.30 olmamisti.
Kapidaki görevliye, durumumu anlattm. O da bana neden persembe günü
gelmedigimi sordu. Ben de kapidaki ilani gösterdim. O da bana “O ilan
Iranlilar için” dedi. Bu laf üzerine uzun süre düsündüm.
Su an Amerika`dayim hala düsünüyorum.

9) “ER RYAN`I KURTARMAK” filminin, muhabbetleri
vahset ve hüzne çevirdigi
dönemlerdi. Ben de dayanamadim gidiyim dedim su
filme. Gittim, abi film acayip manyak baslady tüm salonu uçurdu
zaten ilk 10dk.`da. Neyse izleyenler bilirler bir karakter vardi
“upham” miydi neydi?. Adam tirsak bir
tipti öyle savasma falan gibi becerileri yoktu.
Heyecanin tavana vurdugu dk.`lardi. Filmin ortalari felan bu bizim
“UPHAM” korkudan arkadasina cephane tasiyamadi ve o herif öldü. Herkes kendi
çapinda bu senaryoya üzülürken arkadan bir ses beni ve tüm salonu
dumurdan kirdi. geçirdi: “ULAN ALLAH BELANI VERSIN. SENI BU FILME ALANIN
AGZINA SI..YIM.”

10) Geçenlerde Eminönü`nden Aksaray`a giden treni
kaçrmamak için altgeçide girdim. Bilirsiniz; altgeçitte, sagli sollu
dükkanlar ve seyyar saticilar vardi. Bunlardan oyuncak satan bir seyyar
saticida gördügüm bir oyuncak beni dumurdan dumura soktu: ActionMan`leri
biliyorsunuz… Amcalar onun yerlisini üretmisler.
“Macera Adam”. Yalniz beni daha da sasirtan, Macera Adam (yani ActionMan)
tam bir Türk: Sakalli, Maltepe paketi var cebinde, bir adet
Kirikkale silahi var, bir adet Kuran-i Kerim (küçük yesil kitap yani),
biçak, yesil renk bandana ve tesbihi var!

11) 2 sene önce Sevgililer gününde dolmusla
Kadiköy`e gidiyordum. Ön
koltukta oturuyorum, çalan radyoda dj öyle bi anons
yapti “bu güzel sevgililer gününde simdi yaninizdaki o güzel insana
dönüp elini tutun ve seni seviyorum deyin” Arkadakilere bi göz attim,
oturan çiftler birbirlerinin elini tutup seni seviyorum dediler.
Önüme dönerken soföre gözüm takildi ve soför bana aynen sunu dedi: “Sakin
aklina bile getirme”

12) Bir çift bogazda arabayla gezerken kizin çocugu
öptügünü gören polisin anonsu abartisiz öyleydi: “yiyisme saga çek!”

13) Bir gün çok güzel ve bakimli bayanin biri yolda
kenarda oturan adamin ayagina basti. Kadin gayet üzgün adama dogru
“kusura bakmayin beyfendi, çok özür dilerim” dedi.
Adam da ona “Tamam da bacim ayakkabinin ***na koydun”
dediginde biz zaten olay yerinde yerlerde sürünüyoduk.

14) Bir arkadasim Topkapi otobüs duraklarinda
otobüsün kapilarinin açilmasini bekliyordu. Hemen arkasinda bir kadin
ve çocugu vardi, otobüsün hareket saati geldigi zaman kapilar açildi,
arkadasim kadinla çocuga öncelik
verdi onlar otobüse bindikleri zaman çocuk bombos
otobüste hangi koltuga binecegini sasirmisti, bir o koltuga kosuyor
bir o koltuga, annesi çocuga: “Bak oglum özgürlük iste böyle bir sey.”

15) Mevsimlerden yaz, berbat bi sicak. Ankara,
Sihhiye`de kuzenle otobüs bekliyoruz. Sicaga daha fazla dayanamayip
hemen ordaki büfeye gidiyoruz birseyler içmek için.
Kuzen büfedeki tipe “Bize iki Yedigün Light” diyor.
Tipin verdigi cevap bizi kopariyor: Yedigün Light
kalmadi abi, Marlboro Light veriyim mi?

16) Bi gün anatomi pratigindeyiz. Ilk defa kadavra
diseksiyonu yapicagiz. Hocamiz nasil yapicagimizi anlatiyo, deriden
bahsediyor filan. Ingilizce tiptayiz ama herkes Türkçe İngilizce karışık
konusuyor. O sirada arkalarda duran yabanci bir arkadas da,
`How thick is the skin?` diye sordu. Hoca da,
`Duyamadim çocuklar arkadasiniz ne sordu?` dedi.
Yanindaki arkadas da gayet
sakin `Skin`in kalinligini soruyo.` dedi hocaya. O
da ne dedigini hoca dahil herkes kopunca anladi.

17) Bir gün üniversitenin kantininde sirada
bekliyorum. Önümde kantinin
sürekli müdavimlerinden bir kiz da çay aliyor.
Sasirtici bir sekilde kiz
çayina 5 tane seker koydu, bir kaç tane de eline
aldi. Bunu gören kantinci
eleman kiza bakip, suratinda yayik bir siritma ile
“Bir kaç tane daha al, agda yaparsin.” dedi.
Kantinciye helal olsun gibisinden baktigimi hatirlarim.

18) Arkadas evde bangir bangir müzik dinliyormus.
annesi de çikarmis elektrik süpürgesini bütün evi süpürüyomus. Tabi gürültüden aletin sesini
duymuyo… Müzigi kapatinca farketmisler ki kadin
çalismayan süpürgeyle bütün evi dolasiyomus yarim saattir.

Kısa Güzel Bir Hikaye

Birkaç yüzyıl önce Papa bütün Yahudilerin Roma’yı terk etmeleri
gerektiğine
karar verir. Doğal olarak Yahudi toplumundan büyük bir tepki
gelir.Bunun
üzerine, Papa ile Yahudi toplumundan önde gelen birisiyle karşılıklı
dini
bir müzakere yapmalarını önerir.

Yahudiler kazanırsa kalacaklar, Papa kazanırsa gidecekler. Yahudiler
çaresiz
kabul eder ve temsilci olarak Moiz’i seçerler. Ancak Moiz’in Papa ile
aynı
dili konuşamaması nedeniyle
müzakere de konuşmak yerine sadece işaret dilinin kullanılmasını teklif
ederler.

Papa kabul eder. Müzakere günü geldiğinde iki taraf karşılıklı
yerlerini
alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan sonra Papa elini
kaldırarak üç parmağını gösterir.
Bun a karşılık Moiz tek parmağını kaldırır.
Papa parmaklarını sallayarak başının etrafında çevirir.
Moiz ise parmağıyla yeri işaret ederek oturduğu yeri gösterir.
Papa yanındaki çantadan bir parça ekmek ve şarap çıkartınca
Moiz de bir elma çıkartır.
Bunun üzerine Papa ayağa kalkarak :
‘Ben pes ediyorum, Yahudiler kalabilirler’ der.

Müzakere sonrasında Papa’nın etrafına toplanan kardinaller Papa’ya ne
olduğunu sorduklarında Papa;

- Ben önce 3 parmağımı gösterip Kutsal Üçlüyü işaret ettim.
Buna karşılık o bana tek parmağını gösterip her iki dinin de tek
tanrıyı
tanıdığını soyledi.
Ben parmaklarımı sallayıp başımın etrafında çevirerek tanrının bizim
etrafımızda olduğunu gösterdiğimde o da oturduğu yeri işaret ederek
tanrının
onların durduğu yerde de olduğunu işaret etti.
Ben kutsal ekmek ve şarap çıkartıp tanrının bizim günahlarımızı
bağışladığını göstermek istediğim zaman da hemen bir elma çıkartıp bana
ilk
günahı hatırlattı.
Herifin her şeye bir cevabı var. Ne yapabilirdim ki?

Aynı sırada Yahudi cemaati de Moiz’in etrafını sarmış ona nasıl
başardığını
soruyorlardı. Moiz:

- Önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde burayı terk etmemizi
istedi.
Ben de ona bir tekimizin bile ayrılmayacağımızı söyledim. Sonra bütün
şehrin
Yahudilerden temizleneceğini söyledi. Ben de, hiç bir yere gitmeyip
olduğumuz yerde kalacağımızı söyledim.
- Sonra ne oldu? diye kalabalık heyecanla sordu.
- Valla,sonrasını ben de pek anlamadım. Adam biraz hiddetlendi ve öğle
yemeğini çıkarttı. Bunun üzerine ben de benimkini çıkarttım.
Hepsi bu!…

İNSANLARIN NE KONUŞTUĞU DEĞİL NE ANLADIĞI ÖNEMLİDİR. YA SENİ ANLAYAN
BİRİ
İLE KONUŞ,
YA DA ANLAŞILMIYORSAN SUS .

Hayattan Kısa Hikayeler…

Çölde bir bedevi
Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi yürüyen,dudakları susuzluktan kurumuş bir adama rastlamış.
Adam bunu görünce su istemiş.Devesinden inip ona su vermiş.Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış.
Bedevi arkasından bağırmış:
”Tamam deveyi al git ama senden bir ricam var.Sakın bu olayı kimseye anlatma”.
Bu isteği tuhaf bulan hırsız biraz duraklayıp nedenini sormuş.
”Eğer anlatırsan,demiş bedevi,bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde muhtaç birini görünce yardım etmezler.”
—————————————————————————————————————————-
Anlatıldığına göre,sasani hükümdarlarından Adil Nuşirevan,güzel bir yaz günü,adamlarıyla ava çıkmış.O tepe,bu yamaç epey uğraştıktan sonra, hükümdarın adamları bir dağ keçisi vurmuşlar.Vurdukları dağ keçisini düze indirip kebap yapmak hükümdara sunmak istemişler.
Düze iner inmez ateş yakmışlar.Avı kesmişler,kızartmak için hazırlamışlar.Bakmışlar ki yanlarında tuz yok.Yakınlarda bir köy varmış.
Tuz getirmesi için bir asker görevlendirmişler.Yola çıkmadan önce Adil Nuşirevan askeri çağırmış.Karşısına alıp:
-”Tuzu para ile al!” demiş.”yoksa bedava alma adeti çıkar,köy harap olur”
Etrafındaikler:
-”bu kadarcık şeyden ne zarar gelir ki,daişahım?
Padişah şöyle cevap vermiş:
-”Cihanda zulmün temeli ufacık birşeydi.Ama her gelen onu büyüttü.Nihayet şimdiki duruma ulaştı.Eğer padişah halkın bahçesinden bir elma yerse,etrafındakiler ağacı kökünden sökerler.Padişah beş yumurta için zulmü reva görürse,askerleri bin tavuğu şişe vururlar.”
—————————————————————————————————————————-

Etiketler:kısa güzel hikayeler güzel hikayeler güzel kısa hikayeler kısa ve güzel hikayeler en güzel hikayeler en güzel kısa hikayeler güzel kısa öyküler kısa bir hikaye güzel hikayeler kısa güzel bir hikaye kısa kısa hikayeler öyküler en güzel kısa öyküler güzel ve kısa hikayeler kısa güzel hikaye kısa ve güzel bir hikaye en kısa hikayeler güzel en güzel kısa hikaye kısa güzel bı hikaye çok güzel hikayeler en güzel hikayeler kısa
Güzel Sanatlar Akademisi: * İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi
Güzel sanatlar: Güzel sanatlar, güzellik ve zevkle ilgilenen sanatlar için kullanılır. Bu terim ilk defa Fransızcada beaux arts olarak, resim, heykel, baskı gibi görsel sanatları tanımlamak için bulunmuştur.
Güzelyurt İlçesi: Güzelyurt İlçesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 5 ilçesinden biri. Yönetim merkezi Güzelyurt'tur. Yüzölçümü 381 kilometrekaredir (284.969 dönüm).
Güzelyurt, Kıbrıs: Güzelyurt (Yunanca: Μόρφου, İngilizce: Morphou, eski ad: Omorfo), Kıbrıs Adası'nda bir kent. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin dördüncü büyük ilçesi.
Güzelyurt: Güzelyurt, yerleşim adları:
Hikayeler Anlatıldı 2: Hikayeler Anlatıldı 2, Gripin'in ikinci stüdyo albümüdür.
Hikayeler Anlatıldı: Hikayeler Anlatıldı, Gripin'in ilk stüdyo albümü.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir