Hamilelikte Annenin Psikolojisi

Sponsorlu Bağlantılar
baba bebek birey bu daha fazla duygusal gibi hamile hamilelik ilk kendi olur pek yeni bir Hamilelikte Annenin Psikolojisi Gebelikte Anne Psikolojisi hamilelikte anne psikolojisi hamilelikte annenin p..

Anne Adayının Psikolojisi

Anne Adayının Psikolojisi

Hamilelik her kadının hayatında bir dönüm noktası. Fiziksel değişikliklerden öte psikolojik faktörler yaşamı çok daha fazla etkiliyor. Bir yandan mutluluk, diğer yandan endişe yaşanıyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Uzman Psikolog Özden Dandul anne adaylarının psikolojik sorunlarına ışık tutuyor.

Hamile olduğunu öğrenmesi ile birlikte kadının hayatında yeni bir dönem başlıyor. Bu dönemin nasıl geçirileceği ve kadın üzerindeki psikolojik etkisi öncelikle anne adayının anneliğe duygusal olarak ne kadar hazır olduğuna bağlı. Sadece bu da değil. Anne adayının eşi ile olan ilişkisi, fiziksel sağlığı, kendi çocukluk deneyimleri ve ailesi ile olan ilişkileri gibi faktörler de hamileliğin anne adayı üzerindeki psikolojik etkisini belirliyor. Hamilelik dönemi kadının eşi ile olan ilişkilerini, yaşamda üstlendiği rolü sorguladığı bir dönem. Bu açıdan anne kadar baba adayı da bu süreçte etkileniyor. Özden Dandul bu etkiyi şöyle anlatıyor: “Anne ve bebeği arasındaki çok özel ve yakın ilişki daha bebek anne karnındayken başlar. Pek çok baba adayı kendisini bu ilişkinin dışında hissettiğinden yakınır. Kadının daha çok kendine ve bebeğine odaklandığı hamilelik döneminde kimi eşler arasında uzaklaşmalar yaşanabilir. Uyum içinde olan eşlerin kendilerini birbirlerine yakın hissettikleri beraberliklerde bu türden uzaklaşmalar hem daha az yaşanır, hem de aileye katılacak yeni birey eşlerin birbirlerine daha çok yakınlaşmalarına neden olur.”

Fiziksel değişiklikler psikolojiyi etkiliyor

Anne adayının hamileliğin ilk dönemlerinde yaşadığı fiziksel sorunlar kadının bu çok önemli ve yeni rolüyle rahat ve keyifli bir şekilde tanışmasına ve daha ilk günlerden kendisini duygusal olarak bebeğine hazırlamasına engel oluyor. Zaten hamileliğin kendisi kadının hayatında başlı başına bir dönüm noktası, yeni bir deneyimken hamileliğin üstelikte ilk dönemlerinde yaşanan fiziksel sorunlar anne adayını kaygılandırıp korkutabilir. Bu çok normal bir durum. Bununla birlikte anne adaylarında “nasıl bir anne olacağım?” sorusu büyük bir stres yaratıyor. Özden Dandul bu noktada anne adaylarına şunları söylüyor: “Günümüzde özellikle çalışan kadın üzerindeki baskı giderek artmaktadır. Teknoloji, hız, rekabet çağında çocuk yetiştirmek sanılanın aksine geçmişe oranla daha zor bir hale gelmiştir. Yetişkinlerin bile hızla değişen toplum hayatında kendilerini güvende ve doyumlu hissetmeleri oldukça zorken dünyaya bizzat kendiniz karar vererek bir birey getirmek elbette büyük bir sorumluluktur. Dolayısıyla da, anne adayının “nasıl bir anne olacağım” ya da “yeterince iyi bir anne olabilecek miyim” türünden sorularla kaygılanması son derece doğaldır. Üstelik bu kaygı anne adayı için hayatını etkileyecek büyük korkulara dönüşmediği sürece kadının hem kendisini sorgulamasını hem de bebeği üzerine düşünmesini motive eder. Bu korkunun annenin özgüvenini etkileyecek boyutlara gelmemesi hamile kalındıktan sonra bu türden korkuların yıkıcı bir şekilde kadının hem kendisine hem de bebeğini etkilemesine izin vermemesi gerekir. Burada başta da sözünü ettiğim anne adayının kendi özdoyumu, eşi ile olan ilişkileri gibi faktörler çok önemlidir, çünkü bunlar kadını duygusal olarak besleyen ve kendine güven duymasını sağlayan unsurlardır. Dolayısıyla anne adayının korkularını, kaygılarını özellikle eşi ile paylaşması ve ebeveyn olma sorumluluğunu birlikte alarak birbirlerine destek olmaları gerekir. Korku, kaygı öfke gibi duygular bizim negatif olarak değerlendirdiğimiz aslında son derece doğal duygulardır. Önemli olan bu duyguları seslendirip yüzleşebilmektir. Ancak böylece bu korkuların aşılması ve duygularımızın bizi değil; bizim onları kontrol altına alabilmemiz mümkün olur.”

Hamilelik De Annenin Psikolojisi

hamilelik ve anne psikolojisi,
hamilelerin psikolojisi nasıldır,
hamile kadınların psikolojisi

Annelik, nasıl bir psikoloji

Şüphesiz ki her anne çocuğunu yetiştirme konusunda bazı temel içgüdülere sahip Fakat fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimi için bazı tamamlayıcı bilgilere de ihtiyaç duymalısınız Beslenmesi, bakımı, sağlığı, becerileri, iletişimi ve kişiliği gibi sorumluluk duyduğunuz her konuda onunla beraber kendinizi de geliştirmelisiniz Bu bilgileri günlük yaşamda nasıl kullanacağınız hakkında kendinizi baskı altında hissetmeyin İçinizden geldiği gibi hareket edin Onun nasıl geliştiğini anlamanız, ihtiyaçlarına yardımcı olmanız, aranızdaki karmaşık etkileşimi çözer Unutmayın ki, desteğiniz ve sevginiz en az beslenmesi kadar önemli
Bebeğinizle bağ kurmak ise sizin için çok özel bir süreç Bedeninizin yakınlığın hissedecek, kokunuzu tanıyacak, kendini güvende hissedecek… Ne söylediğiniz fark etmeksizin, onunla konuşun Mutlaka sesinize karşılık verecek Yeni bir şeyler yapmaya çabaladığında ise onu bu yönde geliştirin

Annelik rolüne alışmak zor! Hayatınızdaki değişiklikler normal zamanlarda bile zor karşılanacakken, doğum sonrası daha zor hale gelir Bazı durumlarda günlük yaşamla başa çıkmakta zorlanabilir, doğum sonrası depresyonu yaşayabilirsiniz Rahatsızlığın şiddeti hafif ve kısa sürebilir ya da çok ağır ve uzun süreliye kadar değişiklik gösterebilir

* Hafif ve kısa depresyon, bebeğinizin doğumundan sonra üç ya da dört gün içinde görülebiliyor ve kendiliğinden geçiyor
* Ağır depresyon geçiren anneler ise yorgun ve gergin olabiliyor, hatta korku ve umutsuzluk hissedebiliyorlar Ayrıca iştahlarında ve uyku düzenlerinde de değişiklikler görülüyor

Ailenizden ve arkadaşlarınızdan gelecek her türlü destek, özellikle eşinizin anlayışlı durumunuzun daha çabuk ve kolay geçmesini sağlar Bu dönemde ayrıca profesyonel yardıma da ihtiyacınız olabilir Çekinmeyin! Gidin ve ne gerekiyorsa alın

Hamilelikte Değişen Vücuda Psikolojik Olarak Uyum Sağlama

Hamilelik süreci ile birlikte anne adayı fizyolojik ve psikolojik olarak büyük bir değişim geçirir. Bu süreçte bedendeki değişimler hayranlıkla izlenir. Her geçen gün içinde bir canlının büyüdüğünü bilmek, anne olacağını hissetmek , yaşam boyunca onun sorumluluğunu alacağını düşünmek anne adayının çok farklı duygular yaşamasına neden olur.

Hamileliğin ilk aylarında fiziksel şikayetler daha yoğun yaşanır. Sabah mide bulantıları, enerji kaybı, baş dönmeleri anne adayının bir türlü güne başlayamamasına neden olur. Çalışan ise bu süreç çok daha zordur. Zamanla göğüsler büyümeye başlar. Bu değişimi izlemek bazı anneleri çok mutlu etse de bazı annelerde büyüyen ve sarkan göğüslerle karşılaşma düşüncesi endişe verici olabilir. Aylar geçtikçe alınacak kilolar, oluşabilecek çatlaklar, şişen eller ve ayaklar en büyük sıkıntılardır. Hamilelik sürecinde ve sonrasında ; yeni bedene uyumsuzluk, kendini beğenmeme, eski bedene özlem, sürekli kendini eleştirme, artık eşinin kendisini beğenmediği düşüncesi ve yaşamsal bir mutsuzluk haline dönüşebilir. Mutsuz bir anne bebeğinin hem fiziksel hem de duygusal gelişimini olumsuz etkiler. Bebeği ile yeterli iletişimi kuramaz.

Hamileliğe planlı olarak başlayan anne bu süreci daha rahat geçirir. Değişen vücudundaki her aşamayı merakla bekler ve hayranlıkla izler . Bebek sahibi olmanın doğal süreci olarak kabul eder. Eşi ile bu duygularını rahatlıkla paylaşır ve doğum sonrasında da kendisini önemseyeceğini bilir. Sosyal yaşamdan uzaklaşmaz. Kendine bakmaya devam eder.

Anne adayının psikolojisi bebeğin sağlıklı gelişimi için çok önemlidir. Hamileliğin her ayında psikolojik olarak kendini mutlu ve huzurlu hissetmek için gerekli çabayı göstermesi gerekir.

Sağlıklı bir hamilelik geçirmeniz dileği ile…

Psk. Eda GÖKDUMAN Psikoloji

Hamilelik Psikolojisi

Hamilelik Psikolojisi
Hamilelik Psikolojisi Nedir – Hamilelik Psikolojik Sorunlar – Hamile Eşe İlgi – Gebelik Ve Sorunlar

Hamilelik, bir kadının yaşamında farklılık yaratan, en özel yaşam sürecidir. Bu süreç kadını, hem fiziksel açıdan etkileyen, hem de, psikolojik anlamda etkileyen bir süreçtir. Hamilelik kadının yaşamında, kalıcı değişikliklerin başlangıcı olan geri dönüşü olmayan bir dönüm noktasıdır. Artık kadın hamilelik sürecinin sonunda, annelik misyonunu yüklenecek ve bunu yaşam boyu sürdürecektir. Bu köklü ve kalıcı değişikliğin, fiziksel farklılaşmaları bir kenara koysak bile, psikolojik anlamda bir kadın için çok önemli etkileri vardır.

Hamilelik Sürecinde Ortaya Çıkan Psikolojik Yaşantılar

Hamilelik süreci, sadece kadını değil, eşini de farklı şekillerde etkileyen bir süreçtir. Hamileliği her kadın farklı şekillerde ve farklı derecelerde yaşar. Bazı kadınlar bu süreci daha rahat geçirebilirken, bazılarında çok daha zor bir süreç olarak yaşarlar.

Hamilelik sürecinde kadın her zamankinden daha hassas bir duygulanım içerisine girer. Bu süreçte, eşinden ve çevresindeki diğer insanlardan eskiye göre daha çok ilgi ve özen bekler. Özellikle eşinin bu süreci kendisiyle birlikte eşit yaşaması beklentisi içindedir.

Hamile bir kadına genel yaklaşım, hamileliğin çok mutlu bir süreç olduğudur. Buradaki bakış açısı tam olarak bu süreci değerlendirmek için yeterli değildir. Bu süreç tabi ki mutluluk hissedilen bir süreçtir, ancak bir yönüyle. Diğer bir yönden ise kadın için pek çok korku ve kaygının açığa çıktığı bir süreçtir. Hatta bu süreçte ağır kaygı ve korkular, “Hamilelik Depresyonu” dediğimiz bir sorunu açığa çıkarabilmektedir. Bu konuda yapılan çalışmalar, hamilelik depresyonunun oldukça sık yaşandığı bilgisine de ulaşılmasını sağlamıştır.

Hamileliğin ortaya çıkışında yaşanan süreçte önemlidir, yani hamilelik kararının hangi şartlar ve dinamiklerin etkisiyle verildiği. Çiftler, farklı sebeplerle çocuk sahibi olmaya karar verebilirler. Çifti bu kararı vermelerindeki dinamik, hamilelik sürecinin nasıl yaşandığı üzerinde etkili olur. Bu süreçte anne adayının ve baba adayının davranışlarını, bakış açısını yaklaşımını etkileyecektir.

Hamilelik sürecinde yaşanan belirsizlik, anne adayının ve baba adayının psikolojik durumunda çok etkilidir. Pek çok gerginliğin yaşanmasında zemin oluşturabilir. Hamile bir kadının öncelikle hassasiyetinin arttığı bir süreç olduğu kabul edilmelidir. Bu hassasiyet nedeniyle, yerli-yersiz ağlamak gibi aşırı tepkilerle karakterize olur. Alınganlık ve hassasiyet katsayıları son derece artmıştır. Olaylara son derece kötümser bir yaklaşım tarzı gösterirler. Burada, doğum sonrasında yaşanacakların kestirilemeyişi de çok önemli bir etkendir.

Hamile kadının kaygıları iki ayrı alana yönelik olarak ortaya çıkar;
İlk kaygı alanı, doğum sonrasında bebeğin bakımı ile baş edebilmesidir. Bebeğin bakımını, gereksinimlerini karşılayıp, karşılayamayacağını, kısaca iyi bir anne olup-olamayacağıdır.
İkinci kaygı alanı ise, doğumdan sonra, eski vücut yapısına geri dönemeyeceği ve eşinin kendisini eskisi gibi çekici bulmayacağıdır.

İlk 3 ayda anne henüz bebeği hissedemez. Sıkıntıları daha çok fiziksel anlamdaki sıkıntılardır. Anne adayı bebeği hissedemediği için suçluluk duygusu hissedebilir. Deneyimsizliği nedeniyle neleri yapıp, neleri yapamayacağını da kestiremez ve kendine aşırı boyutlara varan kısıtlamalar getirebilir.
İkinci 3 aylık periyoda, test ve tetkikler yapılma gerekliliği anneyi farklı bir anlamda etkiler ve yoğun stres yaşantısı olarak ortaya çıkabilir. Özellikle bebekte bir zihinsel engel olasılığı ortaya çıkarsa, asıl zor süreç ortaya çıkar. Çünkü bu durumda, hamileliğin sürdürülüp-sürdürülmeyeceğine dair bir karar verilmesi gerekir.

Son 3 aylık periyoda artık kadının kendine yönelik kaygıları artar, çünkü doğum yaklaşmıştır. Artık kendini anne olarak görmeye ve hissetmeye başlamıştır. Göğüsleri emzirmeye hazırlıkla, sütle dolar, böylece, besleme misyonu da açığa çıkar. O güne kadar yaşamının misyonunun değiştiğini hamile kadın daha net bir şekilde algılamaya başlar. Bu durum, cinsel kimliği ile ilgili farklılaşmalar olduğu duygusunu oluşturur ve kaygılarını arttırır. Kendisinin kadın olarak çekici olmadığı duygusu yaşar. Anne-baba rolü ile kadın-erkek rolünün doğallaşması konusunda uzun sürecek sıkıntılı bir sürece girilir.

Hamile kadında stres faktörleri ; olarak sıralanabilir.

Rahat bir Hamilelik Dönemi İçin Yapılabilecekler

Anne adayının hamilelik sürecini rahat geçirebilmesi için alınması gereken bazı önlemler vardır;

-İhtiyaç duyulduğunda yakın çevreden sosyal destek istemek,
-Eşle iyi bir iletişim içerisinde olmak,
-Hamilelik dönemi hakkında bilgi sahibi olmak,
-Sosyal çevreden uzak kalmamak,
-Bebeğe hazırlıkla ilgili deneyimli kişilerden bilgi almak, eğer yoksa bu konudaki profesyonellerden yardım istemek,
-Gereksinim duyuluyorsa, psikolojik destek almak,
bunlar arasında sayılabilir.

Hamilelik Depresyonu

Araştırmalara gore, hamilelik döneminde olumsuz yaşantılar, hamilelik depresyonu riskini arttırmaktadır. Hamilelik depresyonunda, anne adayının kişilik yapısı önemli rol oynar. Anne adayının daha önce psikiyatrik bir hastalık geçmişi varsa, bu hamileliğin takip edilmesinde yarar vardır.

Hamilelikte Eşin Ve Çevrenin Yaklaşımı

Hamilelik sürecinde, eşin tutumu ve yaşanılan çevresel destek, hamile kadın için çok ciddi bir önem taşır. Baba adayı eşindeki değişimlerden en çok etkilenen kişidir. Bu süreç onun içinde sorunlu bir süreç haline gelebilir. Eşinin hamilelik süreci, baba adayının uyum sağlaması gereken bir durumdur. Ayrıca bu süreçte, baba adayına düşen pek çok görev de vardır. Zaman zaman hamile kadının içe kapandığı durumlarda, kadın, eşinin kendisini ihmal edildiğini hisseder. Burada baba adayının verdiği destek anne adayının sıyrılmasına yardımcı olur. Kadının hamileliği belli olduğunda, baba adayının da bilgilendirmesi sağlanmalıdır.

-Plansız hamilelikler;
-Zamanlaması uygun olmayan hamilelikler,
-Kadının kendini anne olmak için hazır hissetmeyişi,
-Erken hamilelikler,
-Geç hamilelikler,
-Çevre baskısıyla oluşan hamilelik,
-Hamilelik sırasında sağlık problemlerinin çıkması,
-Tedavi sonrası yaşanan hamilelikler,
-Problemli geçmiş hamilelik deneyimlerinin olması,
-Olumsuz sosyo-ekonomik şartlar,
-Sorunlu evlilik yaşamı,

Hamile bir kadının bu süreçte stres yaşamasını tetikleyen unsurlar;
Hamile kadının kaygı düzeyini arttıran, çocuk sahibi olma isteğinin temelindeki nedenlerde olabilir. Kişinin gerçekçi olmayan nedenlerle çocuk sahibi olmak istemesi, örneğin, ebeveynleri istediği, eşi istediği veya biyolojik saatin ilerlemesi gibi, kendi isteğinin dışındaki nedenlerle çocuk sahibi olma gereksinimi duyması ciddi anlamda kaygı düzeyini arttıran nedenler olarak sayılabilir. Üstelik bu kaygılar sadece doğum sonrasına ait olmaz, doğuma yönelik kaygılarında artışına neden olur.

Hamilelik döneminde kadının kendine daha çok dikkat etmek zorunda olması, kendisine özgürlüğünün kısıtlandığı ve yaşamının bundan sonrasında bugüne kadar ki yaşamından çok daha farklı bir yaşamının olacağı duygusunu oluşturur ki, bu da hamile kadın için ürkütücü ve rahatsız edici bir düşüncedir.

Hamilelikteki her 3 aylık dönem, kendi farklı özellikleriyle yaşanır. Doğal olarak, bu dönemlerin kendilerine özgü zorlukları vardır

Psk. Deniz TUNÇER Psikoloji

Etiketler:hamilelikte anne psikolojisi hamilelikte annenin psikolojisi gebelikte anne psikolojisi hamile annenin psikolojisi hamile kadının psikolojisi gebelik ve anne psikolojisi hamilelik psikolojisi nasıl olur hamilelikte kadın psikolojisi anne psikolojisi hamile kadın psikolojisi yeni hamile anne psikolojisi gebe kadının hamilelik sırasında psikolojisi nasıl olur bir annenin gebelikte hissettikleri hamile bayanların psikolojisi yeni anne adayları hamile bayanın eşinin pskolojisi hamile annenin psikolojis gebelikte annenin psikolojisi yeni anne psikolojisi gebelik ve anne piskolojisi ve bebek

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir