Hoş Resimle

antika bana beni bir burada daha dedi dile diye eline etti geldi hep kahve renkler resimler sanat usta yeter yok Hoş Resimle En Hoş Resimler hoş resimler hoş resimle en hoş resimler hos resim..

Hoş Resimler….


Artık Yeşerecek Bir Dalım Yok Sözleri


Artık Yeşerecek bir Dalım Yok Sözleri

Artık yeşerecek bir dalım yok
Yağmurlar yağsa da hoş yağmasa da
Üç günlük ömrümü bir günde yitirdim
Yarınlar gelse de hoş gelmese de

Paydos mutluluğa paydos artık
Kaderim gülse de hoş gülmese de…..

-alıntı-

Antalya–kaş (çok Hoş Resimler.)

Antalya–Kaş (Çok hoş resimler.)

This image has been resized. Click this bar to view the full image. The original image is sized 800×600.

IMG>http://i279.photobucket.com/albums/kk157/theopold/bahoni.jpg”>

T


Hoş Resimler ……


Kahrın Da Hoş, Lûtfun Da Hoş Demesini Bir Öğrenebilsek..‏

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek..‏

Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.

Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;

“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.

Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!

Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.

“Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:

“Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.

Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni.

“Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:

“Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”

Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:

“Henüz değil!”

“Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”

Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:

“Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”

“Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.

“Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.

“Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.

“Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!”

“Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım.

Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.

“Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:

“Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”

Ona “Evet” dedim.

Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”

“Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.

Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.

Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.

Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.

Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.

Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.

Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”

Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:

“Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!

Bana zarar vereceğini düşündüm.

Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.

Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.

Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…

Teşekkür ederim.”

* * * * * *

Usta fincanı, yaratıcı insanı şekillendirir. Yeter ki acı da ki hikmeti görelim.

Kahrın da hoş, lûtfun da hoş demesini bir öğrenebilsek…

Söylediklerimden cok Sustuklarimda Sakliyim..
Ve Gizlediklerimde Gizliyim..
Beni anlamak için; Konustuklarimdan çok..
Sustuklarima kulak verin..
Aklım Sukütu Sever benim..
Çünkü çok ağir ödeştik biz Hayatla..
Ben sonu Ölüm Noktali yollardan gectim..
Üç Noktalar Koymaz Bana.. .
SEVGİYLE KALIN

-alıntı-

Etiketler:hoş resimler hoş resimle en hoş resimler hos resimler en hoş resimler çok hoş resimler HOŞ RESİMLER en hoş resimler. hoş resimler beğebn hos resımler cok hos resimler hoş resim güzel ve hoş resimler resimler hoş EN HOŞ RESİMLER çok hoş hayal resimler hoş görüntüler hoş ve güzel resimler
Vikipedi:Resim telif etiketleri: Vikipedi'deki görüntü dosyaları telif haklarına özen gösterilmesi ve adil kullanıma açık materyallerin belirlenmesi açısından etiketlenmelidir.
Resimler & Hayaller: Resimler & Hayaller, Gökhan Özen'in beşinci stüdyo albümü. Albümde 10 şarkı ve iki şarkının remixleri yer alıyor.
İllüstrasyon: Resimleme veya illüstrasyon (İngilizce illustration), en kısa açılımı ile konu anlatan resimdir. Şekilden ziyade nesneye dikkat çeken bir çizim, resim, fotoğraf veya herhangi bir sanat eseridir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir