Huzuru Bulmak

Sponsorlu Bağlantılar
allah amel anarak bakara bedir bilin dedi giremez hani huzur indir kalpler keder korku muhammed nahl rahat yalan yok zikir Huzuru Bulmak Kalpler Ancak Allahı Anmakla Huzur Bulur huzur bulmak huzuru bulmak kalpler ancak allahı an..

Allah (c.c.)’ı Anarak Huzur Bulmak

Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. En doğru yol Resulullah Muhammed’in (sas) ve onun ashabının yoludur.

Allah şöyle buyurmaktadır: “Bilin ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” (Ra’d, 28)

Allah doğruluk ve sadakati sever. Dürüstlük ve şeffaflık kalpleri temizler. Deneyim, en güçlü delildir. Gerçek lider, liderik ettiği kimselere yalan söylemeyendir. Allah’ı anmak(zikir) kadar gönlü ferahlatan ve sevabı daha fazla olan bir amel nâdirdir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Beni anın ki ben de sizi anayım” (Bakara, 152) Allah’ı anmak, O’nun yeryüzündeki cennetidir. Bu cennete giremeyen Ahiretteki cennete hiç giremez. Allah’ı zikretmek nefsi kaygılardan, sıkıntılardan, yorgunluklardan kurtarmak demektir. İlahi vahyi iyi düşündüğümüz zaman, zikrin ne kadar yararlı olduğunu daha iyi görebiliriz.

Allah’ı anmakla korku, sıkıntı ve kaygı bulutları dağılıp gider. O’nu zikretmekle üzüntü, keder ve musibet yok olup dağılır.

Dolayısıyla Allah’ı zikredenlerin huzurlu ve rahat olmalarında bir gariplik yoktur. Çünkü temel gerçek budur. Asıl şaşılacak şey, Allah’ı anmaktan gafil olanların nasıl yaşadıklarıdır. Allah şöyle buyuruyor: “Onlar ölüdürler, diri değildirler. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler” (Nahl, 21)

Hani birçoğumuz içimizde bir sıkıntı duyarız ya… Bize “Neden sıkılıyorsun? İşin mi yok, aşın mı yok, eşin mi yok” diye sorarlar. Biz de “Yooo, hepsi var ama canım sıkılıyor. Sebebini ben de bilmiyorum” deriz. İşte bu Allah’ın zikrinden gafil kalmamızdan; O’nun zikriyle kalbimizi tatmin etmememizden kaynaklanır. “Bilin ki kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur” (Ra’d, 28)

Bedir Savaşında Müslümanlar az sayıda kaldıklarında kafirlerin onları yeneceklerini düşündüler. Onların içinden bir grup dedi ki: “Allah sabredenlerle beraberdir. Allah’ım bize sabır indir gökyüzünden ve bize yardımını gönder”
Bu duadan sonra Allah onlara 3000 melekle yardım etmişti ve kafirlere karşı onları muzaffer eylemişti. Ve Allah onların savaşı kazanmasını Bakara Suresinde “Kendisini hatırlamalarına” bağlıyor.

Aynı şekilde Sahabe Huneyn gününde kendi çokluğuna aldanıp Allah’ı anmayı unutmuşlardı. Kafirlerden çok sayıda olmalarına rağmen Allah’ı anmaktan gafil kaldıkları için Allah onlara zaferi nasip etmedi. Kuran’da Allah “O huneyn günü var ya, kendi çokluğunuz sizi aldatmıştı da siz yenilgiye uğramıştınız” buyuruyor.

Allah’ı anmanın(Zikrin) önemine bakın, Rahman’ın keremine bakın…

Kuran’da buyurulduğu üzere; Zikirle Allah’ın yardımı bizlere ulaşıyor, zikirle kalpler mutmain oluyor.

Tabi zikir diyorsak; bazı insanların yaptıkları Mezdeke grubu gibi raks edercesine, çalgılarla sesli ve toplu zikir değil…

Zikrin faziletini nasıl Kur’andan öğrendiysek; zikrin şeklini de Resulullah(sas)’in sünnetinden öğrenelim.

Resulullah(sas) şöyle buyurur: “Kim bir defa ‘Subhanallahu ve bihamdihî’ derse cennette kendisinin gölgelenmesi için bir hurma ağacı dikilir.”

Hiç de dilimize ağır değil. Çarşıda yürürken haram işlerle uğraşacağımıza bir defa bu kelimeyi söyleyerek Allah’ı zikretmiş oluyoruz. Bu kârlı ticarete girişmezsek halimiz nice olur.

Resulullah(sas) şöyle buyurur: “Kim günde 100 defa ‘La ilahe illallahu vahdehû lâ şeriyke leh, lehûl mulkû ve lehul hamdu ve hû ve alâ külli şey’in kadir’ derse…” Neleri kazanacağımızı biliyor muyuz?

1)Önce biraz evvel söylediğimiz tüm mertebelere ulaşacağız,

2)Sanki 10 tane köleyi azad etmiş gibi olacaktır,

3)Yüz tane iyilik yapılır, bunun yanında da yüz tane günahı silinir. Hani şu gün boyunca işlediğimiz küçük günahlar var ya; biriktiği zaman dağ gibi olan…

4)Ve o gün boyunca şeytandan korunacaktır.

Basit bir kelime nelere vesile oldu… Bu kârlı ticaretten kendimizi alıkoymak aklın alacağı birşey mi Allah aşkına?

Bir de bana okuduğum günden beri çok acayip gelen bir hadis var. İmam Ahmed’in, Nesai’nin ve Müslim’in Ümmü Seleme’den rivayetle gelen bir hadisi. Oldum olası beni etkilemişti…

Ümmü seleme annemiz buyuruyor: “Ben Resulullah (sas) söylerken işittim. Dedi ki: Bir müslümana bir musibet isabet ettiği zaman “İnna lillah ve inna ileyhi raciun” derse ve ‘Allah’ım sen bana bu musibetinle sevap ver ve bana daha hayırlısını ver’ Allah ona daha hayırlısını verir.

Hadisin ravisi olan Ümmü Seleme diyor ki: “Benim kocam Ebu Seleme vefa ettiğinde ‘İnna lilah ve inna ileyhi raciun’ dedim. Rabbim bana kimi nasib etti biliyor musunuz? Rabbim bana Peygamber’i nasib etti.”

İşte bir musibet anında bu kelimeyi söyledi ve Resulullahla evlenmek ona nasib oldu. Tabi bir musibetle karşılaştığımızda Allah’ı hatırlamak öyle kolay değildir. Sinir tüm şerleri toplayan ve şeytanın bize en yakın olduğu andır.

Biz sinir anında Rabbimizi hatırlamak istiyorsak, önce rahatlık anında Rabbimizi hatırlayalım ki Allah da sıkıntı anında kendisini bize hatırlatsın.

Sözlerimizde bir güzellik varsa Allah’tan ve Resulullah(sas)’tandır; bir yanlışlık varsa nefsimdendir, şeytandır Allahu alem…
Ve ahirû da’vane, elhamdülillahi rabbül alemiyn…

alıntıdır

Allah (c.c.)’ı Anarak Huzur Bulmak

Huzur bulmak istiyorsan huzura dur

Huzur Bulmak İstiyorsan Huzura Dur

Amerikan Sağlık Araştırmaları Ulusal Merkezi’nden David B. Larson ve ekibi tarafından derlenen araştırma sonuçlarına göre, Amerikalılar arasında dindar ve inançsız kişiler arasında yapılan karşılaştırmalar çok şaşırtıcı sonuçlar vermiştir. Örneğin dindarların, dini yönü zayıf olan veya hiç olmayan kişilere göre, kalp hastalıklarına %60 daha az yakalandıkları; intihar oranının %100 daha düşük olduğu; tansiyon bozukluğuna çok daha düşük oranlarda yakalandıkları; sigara içenler arasında bu oranın 7′ye 1 olduğu gibi sonuçlar ortaya çıkmıştır.(Danny Elder, John Pernetta, Oceans, Mitchell Beazley Publishers, London, 1991, s. 2

Tıp dünyasındaki önemli bilimsel kaynaklardan, Tıpta Uluslararası Psikiyatri dergisinin yayınladığı bir araştırmada ise, kendilerini inançsız olarak tanımlayan kimselerin hem hastalıklarla daha fazla uğraştıkları, hem de kısa bir ömür sürdükleri bildirilmektedir. Araştırmanın sonuçlarına göre inançsız kişilerin, mide-bağırsak hastalıklarına yakalanma ihtimalleri inançlı insanlara göre iki kat daha fazla, solunum hastalıklarından ölme oranlarının ise %66 daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır.

Seküler psikologlar genellikle buna benzer sonuçları “psikolojik etki” olarak açıklarlar. Bunun anlamı, inancın insanların moralini yükselttiği ve moralin de sağlığa katkı sağladığıdır. Bu açıklamanın haklı bir yönü olabilir, ancak konu incelendiğinde daha da dikkat çekici bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Allah’a olan inanç, başka herhangi bir moral etkiden çok daha güçlüdür. Harvard Tıp Fakültesi’nden Dr. Herbert Benson’ın dini inanç ve bedensel sağlık arasındaki ilişkiyi inceleyen kapsamlı araştırmaları, bu konuda dikkat çekici sonuçlar vermiştir. Benson, inançsız bir kişi olmasına rağmen, Allah’a olan inancın ve ibadetlerin insan sağlığı üzerinde başka hiçbir şeyde görülmeyecek derecede olumlu bir etki meydana getirdiği sonucuna varmıştır. Benson, “diğer hiçbir inancın, Allah’a olan inanç gibi zihne huzur vermediği sonucuna” vardığını açıklamaktadır.(M. Grant Gross, Oceanography, A View of Earth, 6. baskı, Englewood Cliffs, Prentice-Hall Inc., 1993, s. 205)

Peki neden iman ile insan ruhu ve bedeni arasında böyle özel bir ilişki vardır?… Seküler bir araştırmacı olan Benson’ın vardığı sonuç, kendi ifadesiyle, insan bedeninin ve zihninin “Allah’a iman etmeye göre ayarlı” olduğudur.(Rod R. Seeley, Trent D. Stephens, Philip Tate, Essentials of Anatomy & Physiology, 2. baskı, Mosby-Year Book Inc., St. Louis, 1996, s. 211; Charles R. Noback, N. L. Strominger, R. J. Demarest, The Human Nervous System, Introduction and Review, 4. baskı, Lea & Febiger, Philadelphia, 1991, ss. 410-411.)

Tıp dünyasının yavaş yavaş fark etmeye başladığı bu gerçek, Kuran’da “… Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur”(Rad Suresi, 28) ayetiyle haber verilen bir sırdır. Allah’a inanan, O’na dua eden, O’na güvenen insanların diğerlerinden hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha sağlıklı olmalarının nedeni, yaratılışlarına uygun davranmalarıdır. İnsanın yaratılışına aykırı olan felsefe ve sistemler, insanlara hep acı, hüzün, sıkıntı ve bunalım getirmektedir.

Modern tıp, yukarıda kısaca belirttiğimiz bulgular ışığında bu gerçeğin farkına varma yolundadır. Patrick Glynn’in ifadesiyle, “çağdaş tıp, tedavinin salt maddesel yöntemler dışında da boyutları olduğu gerçeğini kabul etme yolunda ilerlemektedir.” (Rod R. Seeley, Trent D. Stephens, Philip Tate, Essentials of Anatomy & Physiology, 2. baskı, Mosby-Year Book Inc., St. Louis, 1996, s. 211.)

Hiçbir Inancın Allah Inancı Gibi Zihne Huzur Vermediği Ispatlandı!

Etiketler:huzur bulmak huzuru bulmak kalpler ancak allahı anmakla huzur bulur huzur bulmak istiyorum allahı bulmak huzur bulmak için ne yapmalı kalpler ancak allahı zikretmekle mutmain olur huzur bulmak icin allahı aramak allah huzur huzuru bulmak istiyorum kalpler yalnız allahı anmakla huzur bulur islamda huzur bulmak allahın huzuru allahi bulmak allah bulmak huzur bulmakl allah ile huzur huzur bulmak huzur allah ta

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir