Hz Lokman Kimdir

allah arabistan bir daa galen hikmet ilim insanlar kerim kur lokman hakim nasihat ortak peygamber tefsir terk yavrum Hz Lokman Kimdir Hz Lokman Hekim hz lokman hz lokman kimdir hz lokman hekim hz.lokm..

Hz.lokman Hekim

Velî veyâ peygamberdir.
LOKMAN ALEYHİSSELÂM

Peygamber veya veli. Dâvud aleyhisselâmın zamânında, Arabistan’ın Umman tarafında yaşadı. Dâvud aleyhisselâmla görüşüp ondan ilim öğrendi. Dâvud aleyhisselâma peygamberlik bildirilmeden önce, müfti olan Lokman Hakim, Dâvud aleyhisselâma peygamberlik bildirildikten sonra fetvâ vermeyi bıraktı. Dâvud aleyhisselâma ümmet oldu. Kendisine hikmet verildi. Eyyûb aleyhisselâmın teyzesinin oğlu oldu daa rivâyet edilmektedir. Fransız bilginlerinin, Calinos’un (Galen’in) bir adı da Lokman Hakim idi demeleri yanlıştır. Çünkü Lokman Hakim, Dâvud aleyhisselâm zamânında; Calinos (Galen) ise, ondan bin yıl kadar sonra yaşamıştır. Lokman ismi Kur’ân-ı kerim’de geçmekte olup, bir sûreye (otuz birinci sûre) Lokman ismi verilmiştir. Bu sûrenin on ikinci âyetinde meâlen; “Biz Lokman’a hikmet verdik. ” buyrulmaktadır. Buradaki hikmet tâbirinin; akıl, anlayış, ilim, ilimle amel etmek ve doğru karar vermek demek olduğu tefsir kitablarında yazılıdır. Lokman Hakim tabiplerin piridir. Hikmetli sözleri ve oğluna verdiği nasihatler meşhurdur. Kur’ân-ı kerim’de Lokman sûresi 3. âyet-i kerimede meâlen; “Bir vakit Lokman oğluna öğüt vererek şöyle demişti: Yavrum! Allah’a ortak koşma, çünkü şirk çok büyük zulümdür. ” buyrulmaktadır.

Lokman Hakim’e sen bu hâle nasıl geldin dediklerinde; “Doğru sözlü olmak, emâneti yerine getirmek, lüzumsuz söz ve işi terk etmekle. ” cevâbını verdi. İnsanlar ondan nasihat istediler, o da şöyle nasihat etti: Öncekilerin ve sonrakilerin ilimleriyle ameledilebilmesi için sekiz şeye dikkat etmek lazımdır. Dört zamanda dört şeyi korumak gerekir; Namazda gönlü, halk arasında dili, yiyip içmede boğazı, bir kimsenin evine girince de gözü korumaktır. İki şeyi hâtırdan hiçbir zaman çıkarmamalıdır. Bunlar; Allahü teâlânın büyüklüğü ve ölümdür. İki şeyi de tamâmen unutmaya çalışmalıdır. Bunlar da; bir kimseye yapılan iyilik ile dost ve yakınlardan görülen kötülüktür. ” Lokman Hakim’in oğluna nasihatlarının bir kısmı şöyledir: “Ey oğlum! Dünyâ derin deniz gibidir. Çok insanlar onda boğulmuştur. Geminin takvâ, yükün imân, hâlin tevekkül olsun, umulurki kurtulursun.”

“Ey oğlum! Âlimlere karşı öğünmek, akılsızlarla inatlaşmak ve meclislerde, toplantılarda gösteriş yapmak için ilim öğrenme! İhtiyâcım yok diyerek de ilmi terk etme. ” “Ey oğlum! Allahü teâlâyı anan (hâtırlayan) insanlar görürsen onlarla otur. Âlim olsan da, ilminin faydasını görürsün ve ilmin artar, sen ehil isen sana öğretirler. Allahü teâlâ onlara olan rahmetinden seni de faydalandırır. Allahü teâlâyı ziktetmeyenleri görürsen onlardan uzak dur. ” “Ey oğlum! Horoz senden daha akıllı olmasın! O, her sabah zikir ve tesbih ediyor, sen ise uyuyorsun.”

“Ey oğlum! Seçilmiş kullara teslim ol, kötülerle dost olma. ” “Ey oğlum! İnsanlara iyilikleri emir ve nasihat edip kendini unutma! Yoksa mum gibi olursun. Mum insanları aydınlatır, fakat kendini yakıp eritir. ” “Ey oğlum! Yalandan çok sakın! Çünkü dinini bozar ve insanlar yanında mürüvvetini azaltır. Bununla hayânı, değerini ve makâmını kaybedersin.”

“Ey oğlum! Kötü huydan, gönüldağınıklığından sakın. Sabırsız olma, yoksa arkadaş bulamazsın. İşini severek yap, sıkıntılara katlan. Bütün insanlara karşı iyi huylu ol. ” “Ey oğlum! Hep üzüntülü olma, kalbini dertli kılma. İnsanların elinde olana tamâ etmektensakın. Kazâya râzı ol ve Allahü teâlânın sana verdiği rızka kanâat et. ” “Ey oğlum! Dünyâ geçici ve kısadır. Senin dünyâ hayâtın ise azın azıdır. Bunun da azının azı kalmış, çoğu geçmiştir.”

“Ey oğlum! Tövbeyi yarına bırakma, çünkü ölüm ansızın gelip yakalar. ” “Ey oğlum! Sükût etmekle pişmân olmazsın. Söz gümüş ise sükût altındır. ” “Ey oğlum! Helâl lokma ye ve işlerinde âlimlere danış, işlerini nasıl yapacağını onlara sor. ” “Ey oğlum! Âlimler meclisine devâm et. Bahar yağmuru ile yeryüzünü yeşillendiren Allahü teâlâ, âlimlerin meclisindeki hikmet nûru ile de müminlerin kalbini aydınlatır.”

“Ey oğlum! Amel ancak yakın (Allahü teâlâya olan ilim ve mârifet) ile yapılır. Herkes yakini nisbetinde amel eder. Amel noksanlığı, yakin noksanlığından gelir. ” “Ey oğlum! Bir hatâ işlediğinde hemen tövbe et ve sadaka ver. ” “Ey oğlum! Ölümden şüphe ediyorsan uyku uyuma. Uyuduğun ve uyumak mecbûriyetinde kaldığın gibi, ölüme de mahkûmsun. Dirilmekten de şüphe ediyorsan, uykudan uyanma. Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin.”

“Ey oğlum! Helâl kazanç ile yoksulluktan korun. Yoksul kimse şu üç musibetle karşılaşır: Din zayıflığı, akıl zayıflığı ve mürüvvetin kaybolması. ” “Ey oğlum!Merhamet eden merhamet bulur. Sükût eden selâmete erer, hayır söyleyen kâr eder, kötü konuşan günâhkar olur, diline hâkim olmayan pişmân olur. ” “Ey Oğlum! Dünyâmalından yetecek kadarını al, fazlasını âhiret için hayra sarfet, Sıkıntıya düşecek ve başkasının sırtına yük olacak şekil de tembellik etme.”

“Ey oğlum! Sakin kimseyi küçük görüp hakâret etme. Çünkü onun da senin de rabbimiz birdir.”

Lokman Hakim’in oğlu: “Babacığım, insanda hangi haslet daha iyiydir?” diye sorunca; “Temiz, hâlis din. ” buyurdu. Eğer iki haslet olursa? “Din ve mal”, üç haslet olursa? “Din, mal ve hayâ. ” buyurdu. Dört haslet olursa? dedi. “Din, mal, hayâ ve güzel ahlâk. ” buyurdu. Beş haslet saymak icâbederse diye sorunca; “Din, mal, hayâ güzel huy ve cömertlik. ” buyurdu. Altı haslet sayarsak deyince; “Eu oğlum! Allahü teâlâ her kime bu beş iyi hasleti verdiyse, o kimse mümin ve müttekidir. Allahü teâlâ katında veli ve sevgilidir. Şeytanın şerrinden uzaktır. ” buyurdu. Oğlu: “Babacığım, insandan en kötü haslet hangisidir?” dedi. “Allahü teâlâyı inkârdır” buyurdu. İki olursa dedi. “İnkâr ve kibirdir. ” buyurdu. Üç olursa dedi. “İnkâr, kibir ve şükür azlığı. ” buyurdu. Dört olursa dedi. “İnkâr, kibir, şükür azlığı ve cimrilik. ” buyurdu. Beş olursa diye sorunca; “İnkâr, kibir, şükür azlığı, cimrilik ve kötü ahlâk. ” buyurdu. Altı olursa deyince; “Ey oğlum! Bu beş kötü hasletin bulunduğu kimse münâfıktır, şakidir ve Allahü teâlâdan uzaktır. ” buyurdu.

Hafs bin Ömer’den rivâyet edildi ki: Lokman Hakim, yanına bir hardal torbası koydu ve oğluna nasihat etmeye başladı. Her bir nasihatte bir hardal tânesini çıkardı. Nihâyet hardalları tükendi. Sonra da; Ey oğlum! Sana o kadar nasihat ettim ki, şâyet bu nasihatler bir dağa verilseudi, dağ yarılır, parça parça olurdu” buyurdu. Oğlu da bu nasihatleri tuttu.

Hz, Lokman Oğluna Nasıl Ögüt Etmiştir,

Hz, Lokman Oğluna Nasıl Ögüt Etmiştir,

Kuran’da adı geçen değerli peygamberlerimizin, insanlara Allah’ın rızasına uygun bir yaşam sürmeleri için yaptıkları birçok tebliğ örneği bulunmaktadır. Hz. Lokman kıssası da bunlardan biridir.
Kıssada Hz. Lokman’ın oğluna verdiği öğütler; hikmetli birer tebliğ örneği olmanın yanı sıra, bu “üstün ahlak önderi” peygamberimizin din ahlakını tebliğ etme konusundaki ilminin ve kararlılığının da bir göstergesidir.
Hikmetli bir anlatım, isabetli konuşmalar, doğruya davet eden ve kötülükten men eden tavırlar tüm peygamberlerin ortak özellikleridir. Allah’ın verdiği ilimle, hikmet ve yüksek hitabet gücü sahibi elçilerden biri de Hz. Lokman’dır. Kuran’da bildirilen “Andolsun, Lokman’a “Allah’a şükret” diye hikmet verdik…” (Lokman Suresi, 12) ayetinde, Hz. Lokman’ın bu ilmi haber verilmektedir.
Hz. Lokman, Allah’ın haber verdiği sınırları koruyan samimi bir mümin olarak, oğluna yaptığı tebliğ ile de Allah’ın izniyle tüm insanlara yol göstermektedir.
Hz Lokman’ın Oğluna Verdiği Öğütler
Müminler Allah’a Şirk Koşmaktan Şiddetle Kaçınır
Allah, “Gerçekten, Allah, Kendisi- ne şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.” (Nisa Suresi, 4 ayetiyle şirkin çok büyük bir günah olduğunu bildirmiştir. Şirkin ne denli büyük bir zulüm (yalan, iftira, haksızlık) olduğunun bilincinde olan Hz. Lokman da oğluna öğüt verirken öncelikle şirkten kaçınmasını söylemiştir. Hz. Lokman’ın bu öğüdü bir ayette şöyle bildirilmiştir:
“Hani Lukman oğluna -öğüt vererek- demişti ki; “Ey oğlum, Allah’a şirk koşma. Şüphesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür.” (Lokman Suresi, 13)
Allah’ın bağışlamayacağını bildirdiği, sapkınlık olarak nitelendirdiği bir günah elbette ki Müslümanların en çok sakınmaları gereken davranışlardan biridir. Kuran’daki pek çok ayetle Allah müminleri şirke karşı uyarmış, onları bu büyük kötülükten önemle sakındırmıştır.
Müminlerin şirkten titizlikle kaçınmalarının bir diğer sebebi ise insanın amellerinin boşa gitmesine ve hüsrana uğramasına neden olmasıdır. Bu gerçek Kuran’da şöyle bildirilmektedir:
“Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.” (Zümer Suresi, 65)
Allah’a iman eden bir insanın, hiçbir şeyin Yüce Allah’tan bağımsız müstakil bir varlığı olmadığını kalbine iyice yerleştirmesi gereklidir. Ancak bu gerçeğe uygun bir inanç, düşünce ve davranış biçimi içerisinde bulunduğunda şirke düşmekten kendini kurtarabilir.
Yüce Allah Herşeyden Haberdar Olandır
Hz. Lokman’ın oğluna öğütte bulunduğu konulardan biri de insanların bir kısmının göz ardı ettikleri önemli bir gerçek olan Allah’ın her an her şeyi görmekte ve bilmekte olduğudur. İnsan zaman ve mekanla sınırlı bir varlıktır. Başka bir kişi tarafından aktarılmadıkça, ancak kendi bulunduğu yerde, zamanda gelişen olaylardan haberdar olabilir. Bulunduğu zaman ve mekanın dışına çıkarak olayları değerlendirmesi asla mümkün değildir. Bu da insanın en büyük acizliklerinden biridir.
Oysa insanı yaratan Allah, zaman ve mekanın da Yaratıcısı’dır; dolayısıyla bu kavramlara bağımlı değildir. Zamanın ve mekanın kapsadığı yani kainatta gerçekleşen her olaydan haberdardır. Öyle ki içinde yaşadığımız Samanyolu Galaksisi’nden milyonlarca ışık yılı uzaklıkta bulunan bir galakside kaç yıldız bulunduğundan da, hangi gök cisminin hangi yörüngeyi takip ettiğinden de, içinde yaşadığımız dünyada toprağın altında yerin üzerine çıkmaya çalışan filizlenmiş bir tohumun bilgisinden de haberdardır. Ayrıca Allah şu ana kadar yaşamış olan, şu an yaşayan ve bundan sonra yaşayacak olan tüm insanların da hayatlarının her saniyesinin bilgisine sahiptir. Bu nedenle ahiret günü Rabbimiz dünya hayatında işlenen her amelin karşılığını eksiksizce verecektir. Hz. Lokman’ın bu konudaki öğüdü Kuran’da şöyle bildirilmiştir:
“Ey oğlum, (yaptığın iş) gerçekten bir hardal tanesi ağırlığında olsa da, (bu,) ister bir kaya parçasından ya da göklerde veya yer(in derinliklerinde) de bulunsa bile, Allah onu getirir (açığa çıkarır). Şüphesiz Allah, latif olandır, (her şeyden) haberdardır.” (Lokman Suresi, 16)
Her Koşulda Sabır Göstermenin Önemi
Hz. Lokman kıssasında dikkat çeken önemli noktalardan biri de, Hz. Lokman’ın oğluna öğüt verirken sabrın önemini vurgulamasıdır. Hz. Lokman’ın bu öğüdü bir ayette şu şekilde haber verilmiştir:
“Ey oğlum, namazı dosdoğru kıl, ma’rufu emret, münkerden sakındır ve sana isabet eden (musibetler)e karşı sabret. Çünkü bunlar, azmedilmesi gereken işlerdendir.” (Lokman Suresi, 17)
Kuran’da sabretmenin, önemli bir mümin özelliği olduğu bildirilir. Ancak Kuran’da bildirilen sabır, günlük hayatta pek çok insanın şahit olduğu tavırlardan çok farklı, çok üstün ve kapsamlı bir ahlak özelliğidir.
Kuran’da bildirilen ve ömür boyu devam eden gerçek sabır;
Sadece zorluklar karşısında değil, aksine hayatın her anında yaşanan bir ahlak özelliğidir.
Zorluklarda olduğu kadar güzel olan herşeyde kararlılık ve istikrar göstermeyi, bir an olsun bunlardan taviz vermeyerek bir ömür süresince devam etmeyi gerektirir.
Gerçek sabrın asıl kaynağı, müminlerin Allah’a olan imanlarıdır. İman eden bir mümin; Allah’ın sonsuz ilminin ve aklının tüm varlıkları sarıp kuşattığını, Allah’ın izni olmaksızın tek bir olayın dahi gerçekleşmediğini ve tüm olayların ardında Allah’ın tasarladığı binlerce hayır ve hikmetin gizli olduğunu bilir. Bunun yanında Allah’ın iman edenlerin dostu, velisi ve yardımcısı olduğunu, dolayısıyla ilk bakışta farklı görünse bile aslında tüm olayların inananların lehinde geliştiğini unutmaz. Allah’ın kendisi için belirlediği kadere tereddütsüz teslim olur ve rıza gösterir. Bu nedenle sabır, mümin için zorlanarak yaşanan bir ahlak özelliği değil, aksine gönül rızasıyla ve hoşnutlukla yaşanan ve zevk alınan bir ibadettir. Kuran’da müminlerin bu ahlakları şöyle bildirilmiştir:
“Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.” (Nahl Suresi, 42)
Müminler Kibirden Titizlikle Sakınır
Hz. Lokman oğluna öğüt verirken, ona büyüklüğe kapılmanın büyük bir yanılgı olduğu konusunda da hatırlatmada bulunmuştur. Çünkü bütün güç ve kudret Allah’a aittir. Aklın, bilginin gerçek sahibi de Allah’tır. Her şeyde Allah’a muhtaç olan insan gibi aciz bir varlığın, -kendinde bir güç ve üstünlük varmış gibi- büyüklenmeye kalkışması, yürüyüşüyle, konuşmasıyla kibirli bir tavra girmesi son derece kötü bir ahlak özelliğidir. Hz. Lokman’ın büyüklenme konusunda oğluna yaptığı hatırlatma Kuran’da şöyle haber verilmiştir:
“İnsanlara yanağını çevirip (büyüklenme) ve böbürlenmiş olarak yeryüzünde yürüme. Çünkü Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez.” (Lokman Suresi, 1
Kuşkusuz, din ahlakından uzak olan insanların en belirgin özelliklerinden biri kibirli olmalarıdır. Bu insanlar, kendilerinin farklı ve üstün olduklarını düşünür, insanları aşağılayıp küçümser, zayıf gördüklerini ise ezmeye çalışırlar. Ancak unutmamak gerekir ki şeytanın Allah’ın huzurundan kovulmasının nedeni, onun kibiridir. Kendisinin, yaratılmış diğer tüm varlıklardan üstün olduğu iddiasında bulunmuştur. Bunu düşünen bir müminin ise, şeytanın taşıdığı kibiri andıracak herhangi bir tavrı göstermesi mümkün değildir.
Müminlerin Ses Tonunun Önemi
Bir insanın olumlu ve dengeli bir karakter yansıtmasında, yürüyüşü kadar kullandığı ses tonu da önemli bir yere sahiptir. Sesin olumlu ya da olumsuz yönde kullanılabilmesi tamamen kişinin sahip olduğu ahlakla bağlantılıdır. Bunun bilincinde olan Hz. Lokman’ın verdiği öğüt bir ayette şöyle haber verilmiştir:
“… Sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü, seslerin en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir.” (Lokman Suresi, 19)
Ayetteki örnekte bildirildiği gibi, bağırarak konuşan bir insanın karşı tarafta oluşturduğu etkinin olumlu olması mümkün değildir.
Yüksek bir sesle, bağırarak konuşmak hem konuşan hem de dinleyen kişi için yorucu ve rahatsızlık verici bir durumdur.
Rahatsız edici şekilde yüksek sesle konuşan bir kişi ile uzun süre aynı ortamı paylaşmak da zor bir durumdur.
Güzel ahlaklı bir müminin ise herşeyden önce, her tavrı asil, nezaketli, alçak gönüllü, barışçı ve çözümcüdür. Tüm olayları hayır gözüyle değerlendirmesi nedeniyle her durumda imanın neşesine sahiptir. Müminin bu güzel ahlakı sesine de yansıdığı için son derece itidalli, konuştuğu kişiye güven veren, asil bir ses tonuna ve konuşma üslubuna sahip olur.
Kuran Ahlakını Anlatmanın Önemi
Allah Kuran’da iman edenlerin en önemli ibadetlerinden birinin tebliğ, yani Kuran’da bildirilen gerçekleri insanlara anlatmak ve onları iman etmeye davet etmek olduğunu bildirmiştir. Öyle ki bu ibadet, hayatın her alanını kapsar. Mümin, sözleriyle, haliyle, tavrıyla yaşamının her anında Allah’ın bildirdiği ahlakı diğer insanlara yaymakla ve İslam ahlakını temsil etmekle yükümlüdür. İnsanları hak yola davet etmenin önemi, Kuran’da şöyle bildirilir:
“Gerçekten insan, ziyandadır. Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.” (Asr Suresi, 2-3)
Yazı boyunca ele alındığı üzere Hz. Lokman da verdiği öğütler süresince oğluna din ahlakını büyük bir şevk ve kararlılıkla tebliğ etmiştir. Allah’a kalpten iman eden samimi bir Müslüman, Hz. Lokman’ın sözlerindeki hikmeti hemen anlayacak ve Allah’ın rızasını gözetmede kendisine bir yol gösterilmekte olduğunu açıkça görecektir. Unutmamak gerekir ki Hz. Lokman gibi mübarek bir insanın gösterdiği yolu izlemek, Allah’ın ona vahyettiği hikmeti anlayıp ona göre yaşamak, Allah’ın rızasına ulaşmada önemli bir yoldur.
Allah, Hz. Lokman’ın oğluna hitaben yaptığı bu tebliğ ile Müslümanlara din ahlakının özünü haber vermiştir. Kuşkusuz Allah’ın ayetleri, Allah rızasını arayan insanlar için bir çıkış yoludur. Allah bir ayetinde şöyle buyurmuştur:
“Sana elçilerin haberlerinden -kalbini sağlamlaştıracak- doğru haberler aktarıyoruz. Bunda sana hak ve mü’minlere bir öğüt ve uyarı gelmiştir.” (Hud Suresi, 120)

Lokman Hekim Efsanesi

Lokman Hekim doktor ve eczacıymış. Dükkânında her türlü hastalığın devası olan ilaçlar varmış. Hastalar içeri girdiklerinde, hastalıklarına iyi gelecek olan ilaç şişesi sallanırmış. Bir gün içeri birisi girmiş. Ancak hiçbir şişe sallanmamış. Lokman Hekim bunun üzerine:
“Senin hastalığının çaresi yok, öleceksin” demiş.

Adam ölümden kurtuluşun olmadığını öğrenince çok üzülmüş. Her şeyini satmış. Yanma bir at, tüfek ve av köpeği alarak dağlara çıkmış. Vurduğu hayvanları yiyip, yörüklerden yoğurt, süt alarak yaşıyormuş. Bu arada hastalığı da iyice artmış.

Bir ağacın altına gelmiş. Atını bağlayıp köskelmiş. O sırada bir yörük kadını, bir tas sütü saylığa koymuş. Yılanların sütü sevdikleri bilinir. Tasa yaklaşan bir yılan sütü içmiş, sonra da zehrini süte kusmuş. Tas yemyeşil olmuş.

Ağrıları iyice artan adam:
“Gidip şu zehri içeyim de ölüp kurtulayım” diyerek zehirli sütü içmiş.

Bir süre sonra ishal olmuş ve kusmaya başlamış. Ancak oldukça hafiflediğini hissediyormuş. Ölmek için içtiği zehirden sonra daha iyi olduğunu görmüş. Gün geçtikçe iyileşmiş ve hastalığı tamamen geçmiş.

Lokman Hekim’e gidip: Ağrıları iyice artan adam:
“Gidip şu zehri içeyim de ölüp kurtulayım” diyerek zehirli sütü içmiş. Bir süre sonra ishal olmuş ve kusmaya başlamış. Ancak oldukça hafiflediğini his-sediyormuş. Ölmek için içtiği zehirden sonra daha iyi olduğunu görmüş. Gün geçtikçe iyileşmiş ve hastalığı tamamen geçmiş. Lokman Hekim’e gidip: “Sen bana öleceğimi söylemiştin. Ama ölmedim” demiş.

Bunun üzerine Lokman:

“Ben sana âlâ inek sütünü nereden bulayım, sütü yılana içirip, nasıl tasa kusturayım. Hastalığının çaresi vardı ama bu ilacı temin etmek zor olduğu için öyle dedim” diye cevap vermiş.

O gün bu gündür tas ve yılanın eczacılık ve tıp biliminin simgesi olması, halk tarafından Lokman Hekim’e dayandırılır.

Hz.lokman ‘ın Hikayesi

Hazret-i Lokman Allah’ın veli kullarından, güzel konuşan, hikmet sahibi salih bir kişiydi. Kur’an’da ondan övgüyle bahsedilmektedir. Davud Aleyhisselâm zamanında yaşamıştır. Siyah renkli bir köle idi. Fakat pek güzel sözleri, geniş bilgisi ve üstün halleri vardı. Bir sohbet sırasında adamın biri ona şöyle demişti:

- Sen bir koyun çobanıyken, insanlar sözlerini neden önemsiyorlar?

- Ben gözümü harama kapadım, dilimi tuttum, az yemekle yetindim, sözümü yerine getirdim, beni ilgilendirmeyen şeylere karışmadım, sustum.

Hz. Lokman’ın efendisi, bir koyun kesip en iyi tarafından iki parçasını kendisine getirmesini istemiş. O da kestiği koyunun dilini ve kalbini kesip getirmiş. Sonra da bir koyun daha kesip en kötü iki parçasını atmasını istemiş. O da kestiği koyunun dilini ve kalbini koparıp atmış. Efendisi bu işe bir anlam vermeyip sebebini sorunca şöyle demiş:

- İyi oldukları zaman dilden ve kalpten iyisi yok, kötü oldukları zaman da onlardan kötüsü yoktur!

- İnsanların hangisi daha alimdir? demişler.

- İnsanların bilgisinden yararlanıp kendi bilgisini arttırandır, demiş.

Şu hikmetli sözler ona aittir:

- Dört yerde dört şeyi korumak, iki şeyi unutmamak, iki şeyi de unutmak gerekir. Korunacak şeyler: Namazda gönül, halk içinde dil, yemekte boğaz, el evinde göz. Unutulmayacak şeyler, Allah’ın büyüklüğü ve ölümdür. Unutulması gerekenler de, birine ettiğin iyilik ve sana yapılan kötülüktür.

Hz. Lokman bir gün Davud Aleyhisselâm’a uğradığında, onun demirden halkalar yapıp birbirine geçirdiğini görmüş. Bunun ne olduğunu merak edip sormak istemişse de, konuşmak yerine susup sabretmiş. Biraz sonra Davud Aleyhisselâm demir zırhını tamamlayıp üstüne giyince işin aslı anlaşılmış. Hz. Davud ona dönerek:

- Bu elbise savaşta darbelere engeldir, deyince Hz. Lokman da:

- Sabretmek güzel şeydir, üzüntüyü giderir, demiş

Etiketler:hz lokman hz lokman kimdir hz lokman hekim hz.lokman kimdir hz.lokman lokman hekim kimdir hz. lokman kimdir hz. lokman lokman hekim ne zaman doğdu hz lokmanın hayatı özet lokman hekim vikipedi lokman hekim kimdir vikipedi hz lokman hakkında bilgi hz lokman hakkında kısa bilgi hz lokman hayatı kısaca hz lokmanın uzun sureleri hz.lokman kimdir kısaca hazreti lokman kimdir hz lokman kimdir kısaca din kültür hz lokman
Lokman Suresi: Lokman Suresi (Arapça: سورة لقمان) Kur'an-ı Kerim'in 31. suresi.
Lokman Ayva: Lokman Ayva (d. 1966, Başköy, Doğanhisar, Konya), Türk siyasetçi.
Lokman Akyıldız: Lokman Akyıldız (d. 1 Eylül 1989, Sürmene, Trabzon), Türk futbolcu. 2. Lig ekiplerinden Eyüpspor'da oynamaktadır.
Lokman Gör: Lokman Gör (d. 15 Aralık 1990 Rize), Süper Lig takımlarından Antalyaspor'da forma giyen futbolcu.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir