İlkbahar Hikayeleri

ama bedeni bir adam bu bunun daha etti fark geldi hikayem ilk karar sabah sanki vs..

Bir Kelebeğin Hikayesi

İşte hayat hikayem…

Bir ilkbahar sabahıydı.
Güneş, pırıl pırıl altın ışıklarını
yer yüzüne yolluyordu.
Bu ışınları gören kozalardan
o sabah beyaz bir kelebek çıktı.
Çok büyük ve tül gibi ince
bembeyaz kanatları vardı.
Birden kendini bir bahçenin
çiçekleri arasında buldu.
Önce keşif uçuşuna çıkıp
bahçeyi dolaştı.
Sonra dinlenmek için
kırmızı bir güle kondu.
Dinlenirken, kanatlarını
dikleştirip birleştirmisti.
Etrafına baktı.
Doyasıya yeşilliğe daldı
saatlerce seyretti…
Dinlenmişti.
Şimdi dolaşma vaktiydi,
yaşamalıydı, önünde uzun zamanı vardı.
Ağaçlara uçtu. Çiçeklere kondu.
Mutluydu, özgürdü.
Herkes ona bakıp “ne güzel” diyordu.
Akşama kadar çiçekten çiçeğe,
daldan dala uçup durdu.
Güneş batarken
bir garip his kapladı içini,
artık öğrenmişti.
Sadece bir günlük olan ömrü bitmişti.
Son bir kez etrafına baktı.
Batan güneşe daldı.
Ve bi daha hiiiiç uyanmadı…

Kelebeğin Hikayesi

Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenara oturduğu otlardan birinin dalında , küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi.

Adam , bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diye düşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi.

Dakikalar dakikaları kovaladı , saatler geçmeye başladı , ama henüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı. Sanki , kelebeğin dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş olabileceğini düşündü.

Sanki kelebek elinden gelen her şeyi yapmış da , artık yapabileceği bir şey kalmamış gibi geldi ona. Bu yüzden , kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi: cebindeki küçük çakıyı çıkarıp kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı.

Böylece , bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük , kanatları buruş buruştu. Adam kelebeği izlemeye devam etti; çünkü kanatlarının her an açılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.

Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek , hayatinin geri kalanını , kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de , asla uçamadı.

Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey , kozanın kisitlayiciliginin ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için gereken çabanın , Allah’ın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kisitlayiciligindan kurtulduğu anda onun uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olduğuydu.

Bu gerçeği öğrendiğinde , hayat boyu unutamayacağı bir şey de öğrenmişti: Bazen , hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey , çabalardır. Eğer Allah , hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi , o zaman , bir anlamda sakat kalırdık . Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik o zaman . Ve asla uçamazdık..

Kelebek Hikayesi

Birek SEVGI seni bulsun

Iyi kalpli, yalnir bir adam , bir gün bir koza bulur.Kozanin icinde kücük bir
bir Tirtil vardir.Adam cok sever bu tirtili , onunla tüm yalnizligini tüm sevgisini paylasir.
Gel zaman git zaman tirtil büyür , güzel bir kelebek olur.
Adam kelebegine hayran…. birakamaz bir türlü …
Aslin dakelebegin aklina daglar , kirlar ,cicekler vardir da; kiyamaz bir türlü adama ve sevgisine , yalniz birakamaz onu… Üc günlük ömrünü sevildigi ve sevdigi yerde gecirmeye hazirdir…
Ama adam bilirki; “Sevmek bazen vazgecmeyi de bilmektir” …..
Kelebegine son kez bakar ve onu sali verir özgürlügüne , kirlarina ,ciceklrine dogru…
Kelebek mutlu olmasina mutlu olur ama hic bir meltem, hic bir cicek yapragi adamin avucunun sicakligini andirmaz ….Aklinda adam , o cicek senin bu cicek benim dolasir saatlerce ….
Adam bir kelebege sevdali , bakip durur bosluguna .
Kelebekse hala konacak sicak bir avuc aramakta…….

Böylece Kelebek sunu anlar:
BAZEN AIT OLDUGUMUZ YER ORASIDIR ; SICAK BIR AVUCTUR BILIRIZ AMA O YERIN BIZE AIT OLMA IHTIMALI BIR HICTIR…..
Böylece adam sunu anlar:
HIC BIR SEVDAYI YALNIZCA BIR SEVGIYLE YASATAMAZSINIZ

O günden sonra kelebek, adama duydugu özlemi gömecek bir dag aramaya baslar, ama gücü tükenene dek arayis da bulamayinca anlar ki;
HIC BIR DAG BIR ÖZLEMI GÖMEBILECEGINIZ KADAR BÜYÜK DEGILDIR….

Adamsa sevdasini koyar simsicak avuclarina , kelebegin yerine…
Sevgili dostum ; Herkes bir seyler yasar ; iyi ya da kötü , dogru ya da yanlis ….
Yasadiklarindan bir cikarim yaparak hayatina bir yol verir , ayni zamanda düsüncelerine de…..
Birak SEVGI seni bulsun …….

Bir Kelebegin Hikayesi


.
.

Papatya İle Minik Kelebegin Hikayesi

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış. Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde, kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış. Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da, rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.

Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış. Derken bir vadiye gelmiş. Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye. Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını bilememiş. ıçinden “Ne muhteşem bir çiçek” diye geçirmiş. Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu.

“Merhaba” demiş papatyaya, “sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim.”. Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve “Merhaba” demiş, “bende yalnızlıktan sıkılmıştım zaten.”. Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış.

Papatyada ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş. Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korumuş.

Minik kelebek papatyayı çok sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış. Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret edipte bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan, incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatyada kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini. Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana, ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.

Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya dönmüş ve “Üzgünüm, ama senden ayrılmam gerekecek” demiş. Papatya buna bir anlam vermemiş. “Neden” demiş. “Yoksa benim yanımda mutsuz musun?”. “Hayır” demiş kelebek. “Bilakis, sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim.”

Papatya bu duruma çok üzülmüş. Ama yapacak bir şey yokmuş zaten. Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya “Sevi seviyorum” diyebilmiş ancak.

Papatya donakalmış. Sadece “Bende…” diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş. ıçinden “Keşke onunda beni sevdiğini bilseydim. Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim.” diye geçirmiş. Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş, sonra da dökülmeye başlamış.

Her düşen yaprakta papatya, içinden “seviyormuş” diye geçirmiş.

ışte o günden beri, bunu bilen aşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş; seviyor mu? Sevmiyor mu diye…

Seni Seviyorum Bitanem

Sponsorlu Bağlantılar
Aramalar: ilkbahar ile ilgili hikaye kelebekle ilgili hikayeler ilkbahar ile ilgili kısa hikayeler ilkbaharla ilgili hikaye kelebek ile ilgili hikaye
Etiketler:kelebeğin hikayesi ilkbahar hikayeleri kelebekle ilgili hikayeler bir ilkbahar hikayesi kelebekle ilgili hikaye kelebeklerin hikayesi kelebek hikayesi kelebek hikayeleri ilkbahar hikayesi kelebek ile ilgili hikayeler kelebegin hikayesi beyaz kelebek efsanesi kelebegin hikayesi özeti kelebek ve hikayesi bir kelebeğin öyküsü kelebekler ile ilgili hikaye ilkbaharhikayesi bir kelebeğin hikayesi kelebek ile ilgili hikaye beyaz kelebek hikayesi
İlkbahar Şafağı Ejderhaları: Margaret Weis ve Tracy Hickman tarafından 1984 yılında kaleme alınmış, Zindanlar ve Ejderhalar serisindeki bir oyun mödülünden esinlenmiş, fantastik kurgu türündeki kitap, Ejderha Mızrağı Destanı üçlemesinin üçüncü kitabıdır.
İlkbahar ve Sonbahar Dönemi: İlkbahar ve Sonbahar Dönemi (Çince: 春秋時代; pinyin: Chūnqiū Shídài), Çin'de MÖ 722-MÖ 481 tarihleri arasına denk gelen dönemdir.
İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış... ve İlkbahar: İlkbahar, Yaz, Sonbahar, Kış... ve İlkbahar (Spring, Summer, Fall, Winter... and Spring) 2003 yapımı, bir Kim Ki-duk filmidir. Film göl ortasında kurulmuş yüzen bir Budist manastırda geçer. Yaşlı bir Budist keşişin, küçük çırağına hayatın anlamını öğretmesini anlatır. Filmde çırak keşişin hayatının her evresi mevsimler üzerinden anlatılır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir