İştahsız Bebekler

Sponsorlu Bağlantılar
anne ve bebek bire bu durum ilk sabit tam ya İştahsız Bebekler İstahsiz Bebekler iştahsız bebek iştahsız bebekler istahsiz bebekler..

İştahsız Bebekler İçin Özel Tüyolar

İştahsız bebekler için özel tüyolar..


Bebeklerde iştahsızlık bizi en çok üzen konulardan bir tanesi. Bebeklerimiz yemek yemek için nazlandıklarında…

Bebeklerde iştahsızlık bizi en çok üzen konulardan bir tanesi. Bebeklerimiz yemek yemek için nazlandıklarında ya da yemek yemeyi redettiklerinde onların yeterince beslenemediklerini düşünüp endişeleniyoruz. Özellikle ilk yılın sonunda bazı bebeklerin yeme alışkanlıkları tamamiyle değişiyor. Yemek seçebiliyor yada yemeği reddediyorlar. Böylece yemek zamanı anne ve bebek arasında tam bir mücadeleye dönüşüyor.
Bebek İştahsızlığı İçin Ne Yapabilirim?

Uzmanlar bu durumda bebeğim gelişimi normalse fazla endişelenmememizi söylüyorlar. Aşağıda Acıbadem Hastanesinin yayınladığı “Ye Oyna Sağlıklı Ol” adlı kitaptan aldığımız bir yazı var. Yararlı olacağını ümit ediyorum.
“Pek çok ebeveyn bebekleri ikinci yılında birden bire daha az yemeğe başlayıp yemeklere olan ilgisini kaybedince endişelenir, ancak bu durum hemen her zaman büyümek için daha az yakıta duyulan ihtiyaçtan kaynaklanır. Genelde bebekler ilk yıllarında aşağı yukarı 7.5 kilo alır ve 25 cm uzarlar, ancak ikinci yılda yaklaşık 2.5 kilo alır ve 10 ila 12 cm uzarlar.
Eğer her öğünde porsiyonları dikkatle ölçüyorsanız ve çocuğunuz birden bire bir seferde sadece bir kaç lokma yemeye başlarsa sizi endişelendirebilir. Bu durum normaldir. Araştırmalar çocukların her öğünde farklı farklı yiyebileceğini ancak genelde günlük aldıkları kalori miktarı aşağı yukarı sabit olacak şekilde gün içinde toplamda ne kadar yediklerini ayarlıyabileceklerini ortaya çıkarmıştır.
İştahsızlık ancak bir kaç öğün üst üste devam ediyorsa yada çocuğunuzun büyümesi normalin altında kalıyorsa sizi endişelendirmelidir. Çocukları aç olmadıklarında yemek yemeye zorlamanın gereği yoktur. Eğer öğle yemeğinde yemek seçip yemezlerse daha sonra ara öğünlerde daha çok yiyerek toparlayabilirler. Bunun istisnası çocuğun kendisi için yararlı bir yiyeceği yemeği reddedip tatlıya geçmek istemesidir. Tatlıların ve şekerlemelerin çocuğunuzun günlük yediği besinlerin ancak küçük bir kısmını oluşturduğundan emin olun, yoksa yemekleri geri çevirmeyi öğrenir.
Küçük çocukların çok yemek yemeye uygun olmayan küçük mideleri vardır. Ara öğünlerde besin değeri olmayan yiyecekler yerine sebze ve meyveler gibi sağlıklı gıdaları beslenmeye katınız. “

Bebeğim Çok İştahsız Acaba Psikolojik Mi?

Bebeğim Çok İştahsız Acaba Psikolojik mi?

Beslenmede yeterliliğinin gelişmesi pek çok açıdan çocuğun hayatında önemli bir yere sahiptir. Çocuk dürtülerini amaçlı etkinliğe dönüştürmeye başlar bedenini düzenlemeye ve kontrol etmeye başlar çevresel beklentilere ve kurallara adapte olmaya başlar ve öte yandan beslenme süreci diğer bireylerle sağlıklı ilişkiler geliştirmek açısından önemli bir işlev taşır. Çocuk beslenme rutinlerini geliştirirken belirli davranışları da öğrenmektedir:
Yeme saatlerindeki ardışık aktiviteleri
Yeme saatlerinde uyulması gereken sosyal kuralları
Yeme saati rutinleri içinde çeşitli duyusal motor bilişsel ve iletişimsel entegrasyon
Otonomi ve belirli yemek seçeneklerinin gelişimi
Diğerlerinin beklentilerine ve sınırlarına uyum
İçsel dürtülerin kendi kendine doyurulması gibi…
Yeme beslenme ve iştah ile ilgili sorunları değerlendirirken öncelikle emme yutma zorlukları reflü gibi medikal nedenler taktil (dokunmaya) aşırı hassasiyet gibi emmeyi bazı besinleri ağza almayı zorlaştıran faktörler dikkate alınmalıdır. Kilo kaybı durumlarında emilim sorunları barsak problemleri ya da gelişme geriliğine neden olabilecek hormonal faktörlerin de incelenmesi gerekli olabilir.
Beslenme sorunları olan çocuklar sıklıkla ilişki sorunları yaşayan ebeveynlere sahiptir (Daws 1994). Büyüme geriliği olan çocuklarda enerji yetersizliklerine bağlı gelişimsel gerilikler kas güçsüzlükleri yorgunluk sıktır. Ebeveyn ve çocuk arasındaki ilişki bakım vericilik becerilerindeki yetersizlikler nedeniyle genellikle sosyal ve duygusal sorunlara yol açar.
Chatoor Greenspan’in duygusal gelişim modelini kullanarak beslenme gelişiminde üç aşama olduğunu öne sürmüştür:
homeostasis
bağlanma
ayrılma
İlk aşama olan homeostasis evresi: Süt çocuğu kendini sakinleştirebilme uykunun ritmini oluşturma beslenme ve dışa atım döngülerini geliştirme becerilerini eş zamanlı olarak kazanır. Başarılı bir beslenme süreci koordine edilebilen emme yutma beslenme sırasında sakin kalabilme açlık ve tokluk sinyallerini algılama ve ifade edebilme becerilerinin kazanımını gerektirir. Annenin memesi ya da şişeyi ağzına aldığında uygun bir pozisyonda ve ebeveyni ile uygun bir karşılıklı ilişki içinde olmalıdır. Hayatın ilk aşamalarında yeme ve sindirme düzeni uyku-uyanıklık döngülerinin gelişime paralel olarak gelişir. Tüm bu becerilerin gelişiminde bebek kendi açlık-tokluk uyku-uyanıklık döngülerinin ip uçlarına duyarlı ve uygun yanıtlar veren ebeveyne ihtiyaç duyar. Empati becerileri yüksek orta derecede müdahaleci ve besleme becerileri yeterli olan annelerin çocuklarında daha az beslenme sorunları olduğu görülmüştür (Brody & Axelrod 1970).
Her türlü sıkıntı belirtisine yemek verilerek karşılık gören bir bebek daha sonra sıkıntı duyduğunda yemek gelmesini bekleyecektir. Sürekli olarak beslenen bir bebek tokluk ve açlık hissini geliştiremeyecektir. Öte yandan ebeveynin ihmali depresyonu ailevi zorluklar çocuktaki açlık durumlarına yetersiz yanıt verilmesine neden olabilmektedir.
Bazen aşırı duyarlı bebekler saatlerce ağzında besinleri tutabilir ya da ağzını açmayı reddedebilir. Bu çocuklar diğer taktil (dokunma) uyaranlara da aşırı tepkiler verebilirler. Bazen beden pozisyonu rahatsız edebilir ve örneğin beslenme zorlukları sadece yatar pozisyonda beslenmeye zorlandığında ortaya çıkabilir. Kimi zaman ebeveynler aşırı hassas dirençli çocukları beslerken onların dikkatlerini dağıtmak için TV’yi ya da dönen cisimleri kullanabilir. Bu durumlarda beslenme süreci yakınlık içermeyen mekanik bir iletişime dönüşebilir ve kırılması zor bir alışkanlık halini alabilir. Yemek yemeyi reddeden dirençli çocuklar ebeveynde reddedilme duygusu uyandırabilir ve kaygılarını arttırabilir. Ebeveyn çocuğun ip uçlarını dikkate almaksızın suçluluk duygularını giderme amacıyla çocuğu aşırı besleme davranışı geliştirebilir. Bu da beslenme sürecindeki kısır döngüyü pekiştirebilir.
İkinci aşama olan bağlanma evresi: Emzirme sürecinde anne ve bebek arasında eşine az rastlanır bir karşılıklı sözel ve görsel ilişki gelişir. Bağlanmanın gelişiminde besleme deneyiminin rolü oldukça önemlidir. Spitz 1945’de bakım vericisini aniden kaybeden bebeklerde iştah kaybı depresif duygulanım fiziksel bilişsel ve duygusal gelişim ve büyümenin yavaşlaması gibi belirtilerin görüldüğü “anaklitik depresyon” durumunu tanımlamıştır.
Öte yandan kendi anneleri tarafından reddedilen anneler çocuklarını daha fazla reddetmekte kaçıngan güvensiz bağlanma geliştirmektedirler. Bu anneler oyun ya da beslenme sırasında çocuktan gelen ip uçlarını yetersiz olarak fark etmektedirler. Zayıf bağlanma geliştiren bebeklerin göz teması daha kısıtlıdır apatik bir görünümleri olabilir. Çevrelerine karşı aşırı tepkisel olabilirler.
Üçüncü aşama olan ayrılma ve bireyselleşme evresi: 6 ay ile 3 yaş arası bebek için bakım vericiden ayrılmanın aşama aşama gerçekleştiği ve kendilik hissinin oluşmaya başladığı yıllardır. Bağımlılık ve otonomi denemeleri yaşanır. 7-9. aylardan itibaren bebek kendi kendini beslemeye başlar. 12-18. aylarla birlikte bebek oyun ve beslenme sırasında kendi tercihlerini sunmaya başlar. Tok olduğunu aç olduğunu yorgun olduğunu önceleri sözel olmayan dille ifade eder. Zamanla sözel ifadeler artar ve ilerleyen yaşla birlikte yemek yeme saatleri sosyal kuralları olan aile bireylerinin bir araya geldiği önemli bir etkinlik olur. Çocuğun ilerleyen yaşla birlikte ilerleyen becerilerine ve otonomisine ebeveyn uygun yanıtlar vermelidir. Çocuğun doyduğu noktadan sonra beslemeye devam etmek toklukla ilgili “başını çevirme” “sallanma” gibi belirtileri dikkate almama zamanla çocukta beslenmeye karşı bir direnç oluşmasına ve beslenme deneyiminin sıkıntı verici bir süreç olarak yaşanmasına yol açabilir. Beslenme saatini hatırlatan durumlar çocukta kaygı yaratabilir. Bu durum “posttravmatik yeme bozukluğu” olarak da tanımlanmaktadır (Chatoor ve ark 1988). Çocuklar ağızlarını sıkıca kapatabilir ya da yedikten sonra kusma davranışı gösterebilir.
Yemenin reddedildiği ya da aşırı bir seçiciliğin görüldüğü “infantil anoreksi nervoza” durumları bu süreçte gelişebilir (Chatoor 1989).
Çeşitli Yeme Bozuklukları
30 -71 haftalık 841 bebekle İsveç’te yapılan bir çalışmada (Lindberg ve ark 1991) beslenme sorunları (kolik kusma iştahsızlık yemeyi reddetme yutma sorunları katı gıdaları reddetme olarak tanımlanmış) ile çeşitli faktörlerin ilişkisi incelenmiş.
· Kızlarda yeme sorunları daha sık
· Yeme sorunları olan çocuklar daha fazla kardeşe sahip
· Kolik olan çocuklar beslenme sırasında daha az konsantre olabiliyorlar
· Yeme sorunları olan çocuklarda çalışan anne oranı daha fazla
· Ailede daha önce yeme sorunu öyküsü daha fazla
· Kolik ya da yemeyi reddeden grupta gebelik sırasında fiziksel sorunlar daha fazla
· Şiddetli emzirme sorunları ve kusmalar
· Kolik grupta daha fazla diyare ve yemek sırasında daha fazla irritabilite
· Çocuğun sağlığı ile ilgili daha fazla kaygı

Çocuklarda, İştahsızlık Hastalık Habercisi Olabilir

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mahir Gülcan, 0-2 yaş arasındaki iştahsızlığın çok önemli olduğunu belirterek “Bu dönem, sağlıklı erişkin yaşamın temelinin atıldığı dönemdir. O nedenle iştahsızlığın nedeni saptanıp tedavi edilmelidir” dedi ve ekledi:

Her az yiyen iştahsız değil

“İştahsızlık, küçük çocuğu olan pek çok ailenin sorunudur. Az yemek yediğini düşünen çocuklarının arkasından elinde kaşıkla koşan anne görüntüsü çok sık rastlanan bir görüntüdür. Her az yiyen çocuk iştahsız değildir.

Benim çocuğum yemiyor diye gelen ailelerin bebeklerine baktığımızda bazı bebeklerin kilosunun yaşına göre normal olduğunu görüyoruz. Kilosu yaşına göre normal olan çocuk bizim için genelde sağlıklı çocuktur. O nedenle öncelikle bir çocuğa iştahsız tanısı doktor incelemesiyle konmalıdır…

Nedenleri var…

İştahsızlığın birçok nedeni var. Ancak genel olarak organik ve psikolojik nedenler olarak ikiye ayırıyoruz. Organik nedenli iştahsızlık, bir hastalığın bulgusu olarak ortaya çıkar. Herhangi bir fiziksel problem olmadan meydana çıkan iştahsızlık ise psikolojik kökenli veya çocuğun beslenmesi ile ilgili yapılan uygulama hatalarından dolayı ortaya çıkan iştahsızlıktır.

Önce iştahsızlığın temelinde organik bir neden yatıyor mu diye kontrolden geçiriyoruz. Çünkü iştahsızlık beyindeki bir sorun, mide, bağırsak veya hormonlardaki bir hastalık ya da çocuklarda sık rastlanan reflü kaynaklı olabilir. Bu yüzden önemli bir hastalık belirtisi olabileceği için iştahsızlık sorunuyla gelen bir çocuk için hemen alarma geçeriz…

Çıkan sonuca göre tedavi…

Özellikle 0-2 yaş arasındaki iştahsızlık mutlaka nedeni tespit edilerek tedavi edilmesi gereken bir dönemdir. Çünkü 0-2 yaş arasında hayatın geri kalan döneminin temeli atılmaktadır. Bu dönemde vitamin, mineral, protein, karbonhidrat ve yağ gibi vücudun temel ihtiyaçlarındaki alımın eksik olması erişkin döneme negatif olarak yansır.

Bu nedenle çocuğu check-up tarzı bir taramadan geçiriyoruz. Çeşitli tetkiklerle nedeni saptamaya çalışıyoruz. Çıkan sonuçta organik bir sorun varsa onun tedavisine geçiyoruz. Organik neden bulunamamışsa o zaman psikolojik veya beslenme hatalarına bağlı nedenlerin araştırmasına geçiyoruz…

Mide çalışma hızı için mide elektrosu

Kalp elektrosu çeker gibi mide elektrosu çekilen bir cihazla midenin çalışma hızına bakıyoruz. Çünkü hiçbir hastalığı olmadığı halde midesi az çalıştığı için iştahsız olan çocuklar vardır.

Normalde mide dört saatte boşaltım yapar ancak az çalıştığında yiyecekler midede daha uzun süre kalır ve çocuk acıkmaz. Eğer midenin çalışma hızında sorun tespit edersek bu konuyla ilgili ilaçlarla tedaviye geçiyoruz. Bu genellikle iştahsızlık araştırmasında atlanan bir durumdur.

Eğer bu tetkik sonucu mide çalışma hızı normal çıkmışsa o zaman tek seçenek kalıyor: Psikolojik kökenli iştahsızlık veya uygulama hataları. Çoğu vakalarda çocuğun sağlığı iyi ama anne ve bakıcı tatmin olmadığı için çocuğa baskı yapılıyor. Çocuk da bu baskıyla ya psikolojik olarak yememe tepkisi geliştiriyor ya da kusuyor.

Bu noktada ailelerin yaptığı hataları tespit edip bunların ortadan kaldırılması için ortak plan yapıyoruz. Benim ailelere öncelikle önerim, çocuklarına iştahsızlık teşhisini kendileri koyup zorla yemek yedirmeye çalışmasınlar.

Yapılması gereken doğru uygulama; mutlaka bir beslenme uzmanı hekimden yardım alınması, iştahsızlık şikayetinin nedeninin saptanması ve tedavisinin yapılarak sorunun daha da artmasının önlenmesidir.

Bizim sağlık

Etiketler:iştahsız bebek iştahsız bebekler istahsiz bebekler istahsiz bebek iştahsız bebekler için iştahsız bebek yemekleri iştahsiz bebekler istahsız bebek ıstahsız bebek iştahsızlık bebek İŞTAHSIZ BEBEK ıstahsiz bebekler ıstahsız bebekler istahsiz bebekler icin İstahsiz bebek İştahsız bebekler istahsiz bebekler icin yemekler istahsız bebekler bebeklerin en iştahsız dönemi iştahsız bebekler ve anneleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir