İstanbul Gelenek Ve Görenekleri

adet deyimler gelenek hala ilk istanbul misafir İstanbul Gelenek Ve Görenekleri Gelenek Ve Göreneklerimiz istanbulun gelenek ve görenekleri istanbul gelenek..

İstanbulun Gelenek Ve Görenekleri Nedir?

Istanbulun gelenek ve göreneleri nedir? Acil

İstanbuluun Gelenek Ve Görenekleri

arkadaşlar yarına ödevim var nolur istanbul un gelenek göreneklerini söyleyi çok acil

Adapazarı Gelenek Ve Görenekleri

Adapazarı Gelenek ve Görenekleri
Adapazarı Gelenek ve Görenekleri – Sakarya Adetleri – Adapazarı Görenekleri

ÖRF ADET GELENEK VE GÖRENEKLER

EVLİLİK TÖRENLERİ

Evlenme Çağı :
Eskiden (hala bazı köylerde) evlenme çağına gelen genç, evlenmek istediğini genellikle örf, adet ve geleneklerine bağlılığı, anne ve babaya olan hürmeti gibi sebeplerden dolayı ebeveynlerine söyleyemez, Ancak bu durumu çeşitli olaylarla ve hareketlerle anlatırdı. Ağzına kadar dolu su bardağını dökmeden getirmek, ayakkabı çakmak, pilava kaşık saplamak ve ayakkabıya su doldurmak gibi hareketler yörede en meşhur olan adetlerdi. Baba su istediğinde evlenmek isteyen genç bardağı silme doldurur ve dökmeden babasına ikram eder ki bu delikanlının artık evlenebilecek çağa geldiğinin en kibar işareti idi. Babanın ayakkabısını eşiğe çakmak (biraz saf gençlerin yaptığı hareket) , yemekte anne ve babadan birinin veya ikisinin de bulunduğu sofrada kaşığı pilava batırıp gitmek ve babanın ayakkabısını su ile doldurmak gibi asi hareketleri yapmak eskiden evlenmek isteyen gençlerin yaptığı geleneksel ilginç denilebilecek hareketlerdi.

Dünürlük:
(Kız istemesi) Tanışarak veya görücü usulü ile yapılan dünürlüklerde; “Allahın emri Peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istemeye geldik.” şeklinde başlayan ilk kız isteme olayı, kız evinin; “Büyüklerimiz var onlara danışalım.” şeklinde verdikleri cevabı ile başlardı. Kız da istekli değilse tatsız kahve, istekliyse tatlı kahve ikram ederek durumunu anlatmaya gayret ederdi. Dünürlüğe gelenlere ev çıkışında misafir ağırlamak için söylenen “Yine gelin, yine buyurun.” gibi deyimler dünürlere ümit vermek anlamına geldiğinden genellikle söylenmez, dünürler ikinci kez geldiklerinde “evet” denilecekse, güler yüz tatlı dille sohbet edilir, dünürlerin ayakkabıları çevrilir, “Nasipse olur.” denilerek misafirler uğurlanırdı. Dünürlerin üçüncü defa gelişlerinde genellikle söz kesilirdi.

Söz Kesimi :
Söz kesiminin diğer adı da küçük nişandır. Söz kesiminde en önemli gaye iki ailenin birbirlerini daha iyi tanımalarını sağlamaktır. Yakın akraba ve çok samimi dostların katılımıyla gerçekleşen törende, öncelikle kız evinin istekleri ve damat evinin dilekleri konuşulur. Her ne kadar iki aile birbirleriyle samimiyet kuramamış olsalar da; gelin adayı ve arkadaşları samimiyet ifadesi olarak ilk şakaları damat adayına yaparlar. Damada tuzlu kahve veya tuzlu çay ikram edilir. Bazı damatlar işi pişkinliğe vurarak “tuzu az olmuş biraz daha tuz katın” diyerek içeceği geriye gönderirler. Bazıları ise ezilir, büzülür, terler, hatta olayı daha önceden bilmedikleri için “hatayla tuz konmuştur, nişanlımı utandırmayayım” düşüncesiyle tuzlu kahve veya çayı içerler.(Söz kesimi gelenekleri eskiden olduğu gibi bugün de devam etmektedir.)

Nişan :
Söz kesilip küçük nişan yapıldıktan sonra, kız evinin (gelin adayı) istekleri öğrenilir.Damadın akrabaları,samimi dostları, köylerde tüm köylü, nişan için ilan edilen günde kız evine giderler.Köylerde genellikle köy muhtarının da bulunduğu nişan töreninde, damat evi tarafından gelin adayına takılacak takıların muhtar tarafından tespiti yapılır. Damadın akrabaları ve yakın arkadaşları takılarını takarlar.Köylerde damat tarafından getirilen çay ve kahve; tüm köy erkeklerine ikram edilir. Erkeklerin görevi sona ermiştir.Kız evinden çıkılırken ev çıkışına gelinince, damadın babasının, yakın akrabalarının ve samimi olduğu arkadaşlarından bazılarının ayakkabıları saklanmıştır. Saklanan ayakkabıların bulunması için ayakkabıları saklayan kız evinin çocukları bahşişlerini alır ve ayakkabılar bulunur.
Köy kadınları, kendi aralarında eğlenerek geline hediyelerini takarlar. İlçe merkezinde ve bazı köylerde ise nişan töreni erkek ve kadınların müştereken katıldığı merasimle yapılır. Nişanlı gençlerin yüzük kurdeleleri ağzı laf yapan ve makamca iyi mevkide olan kişilerce kesilir. Eskiden olduğu gibi, şimdi de bazı gençler nişan kurdelelerinden kestikleri parçaları saklayarak nişanlanma sırasının kendilerine gelmesi dileğinde bulunurlar. Gelin ve damadın takıları davetliler huzurunda anons edilerek takılır.

Görümlük :
Köy dilindeki adı adettir. Nişandan sonra, sadece kadınlar tarafından gündüz yapılan, akrabaların ve aile dostlarının takılarını taktıkları eğlencedir. Görümlük bittikten sonra damat ve gelin taraflarının kadınları özel olarak süslenmiş içleri yiyecek ve hediye dolu sinileri başlarında taşıyarak birbirlerine götürürler. Görümlük günü, yabandan alınacak gelinlerde, kız tarafı gençleri ile ayak bastı pazarlığı yapılır. Ayak bastı köy gençliğinin temsilcisi olan Delikanlı Başı tarafından gençlik yararına kullanılmak üzere istenen toprak bastı parasıdır.

Çeyiz Asma :
Düğünden birkaç gün önce damat ve akrabaları, gelin kızın çeyiz eşyalarını almak üzere kız evine giderler. Çeyiz eşyaları arabalara taşınır, ancak çeyiz sandığının üzerine gelinin yengesi oturur; damadın bahşiş vermesini bekler. Gelinin yengesi bahşişi aldıktan sonra sandığı verir. Düğün evine taşınan çeyiz eşyaları, gelinin arkadaşları tarafından, özel bir model ile yerleştirilir. Çeyiz asan kızlara (çeyizcilere) damat çerez gibi çeşitli yiyecekler alır. Damadın hem el becerisini ölçmek, hem de çeyizin düzenlenebilmesi için duvarlara çakılması gereken çiviler damada çaktırılır. Çeyiz düzme işleri bittikten sonra, damada çeyiz gezdirilir. Bu esnada bir punduna getirilip, bahşiş almak için gelinin arkadaşları tarafından damat çeyizin asıldığı odaya kilitlenir.

Tel Kesme:
Kına gecesinden bir gece evvel çeyizin asıldığı gecede damadın kadın akrabalarının toplanarak yaptıkları eğlencedir. Bu gece damadın kadın akrabaları; kına gecesi düğün işleri ile meşgul olacağı, dolaysıyla ellerine kına yakamayacağı ve eğlenemeyeceği için ellerine kınaların yakıldığı ve eğlencelerin yapıldığı gecedir. Bu gece eskiden yakın akrabalara davetiye yerine gönderilen, gelinlere süs olarak takılan gelin telleri kesilerek hazırlanır ve tüm yakın akrabalara dağıtılır.

Amasya Gelenek Ve Görenekleri

Amasya Gelenek Ve Görenekleri
Amasya örf adet ve gelenekleri – Amasya ilinin gelenek ve görenekleri – Amasya ilindedüğün gelenegi – Amasya ilinin yemekleri

ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ
DÜĞÜN
Yörede evlenme yaşı yirmili yaş civarıdır. Genellikle tek eşliliğin tercih edildiği yörede akrabalarla evlendirme isteği ön plandadır. Mirasın bölünmemesi amaçlandığından alınacak gelinin veya damadın aynı kültürden tanıdık bir yerden olması da etkendir. Bir genç evlenme isteğini ailesine hissettirebilmek için babasının ayakkabısının birisini ters çevirir bazen de ayakkabıyı kapı eşiğine çivi ile çakar veya baba yanında iken ayakkabısını ters giyer (sağ ayakkabı sola sol da ayakkabı sağa). Bu; ‘beni evlendirin’ anlamına gelir. Genç kızlar evlenme isteklerini bazen davranışlarındaki canlılıkla bazen de aile fertleriyle geçimsizlik olarak dışa vururlar. Evlenemeyen kızların kısmetlerinin bağlı olduğuna inanılır ve açılması için evliyalara gidilip dua edilir Cuma günleri selâ vakti kilit açılır. (bahtım böyle açılsın diye).
Evlenecek çağa gelmiş erkek için düşünülen kızın evine gidilir. Öncelikle kızdan su istenir bardağın ve halıların temizliğine evin düzenine bakılır. İzlenim olumlu ve gençler de birbirini beğenmişse birkaç gün sonra dünür gidilir ve buna ‘dünür düşme’ denir. Erkek tarafının aile büyükleri oğullarına almayı düşündükleri kız evine giderler. Yapılan sohbet içerisinde en yaşlı kişi konuya girer ve ‘Allah’ın emri Peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz’ kız evi de ‘kısmetse olur’ derler. Ancak kız hemen verilmez birkaç kez gidilir. Kız evi kızı vermeye niyetliyse erkek tarafını araştırıp soruşturduktan sonra uygun görülmüşse gelmeleri için haber gönderir.

Söz Kesme:
Kız evinin davetinden sonra erkek tarafı aile büyükleri bir araya gelerek kız evine giderler. Bu toplantıda gelin ve damada ‘söz yüzükleri’ takılır. Nişan düğün tarihleri kız evinin istekleri konuşulur ve karara bağlanır. Söz kesildikten sonra gelin ve damat adayı tarafından orada bulunanların elleri öpülür dualar okunur. Bütün işlerin tatlılıkla gitmesi için şerbet içilir veya lokum yenir.

Eksik Görme:
Gelin adayı annesiyle birlikte erkek evince alış-verişe götürülür. Takı ve eşyalar yanında nişan kıyafeti ve düğün için gelinlik ayrıca kız tarafının yakınlarına da hediyelik gömlek elbiselik çorap vs. alınır. Buna ‘eksik görme’ denir.

Nişan:
Genellikle hafta sonları kız evinde yapılır. Nişana davet için erkek evinden birisi çıkar ve davet ettiği her eve bir şeker veya davetiye verir. Daveti yapan kişiye ‘okuyucu’ denir. Kız evinde gelenlere yemekler verilir getirilen hediyeler sesi gür biri tarafından bağırılarak çevreye duyurulup orta bir yerde oturan gelinin başında çevrilir (töre çevrilmesi) takılar takılır. Nişanlılık süresinde dini bayram olursa kız evine kurbanlık ve hediyeler gönderilir.

Düğün:
Erkek evinde davul-zurna ekibi cuma gününden itibaren çalmaya başlar düğün evinin belli olması için bayrak dikilir düğün kahyası yiğitbaşı tespit edilir. Gelin ve damat adayları tarafından sağdıç (gelin ve damadın düğün boyunca her işini takip eden tecrübeli bir kişi) seçilir. Gelen misafirlere yemek ikram edilir. Buna danışık yedirme denir. Cumartesi günü köyde ise geniş bir mekan şehirde ise düğün salonunda kız ve erkek tarafları bir araya gelir. Müzik eşliğinde eğlenilir davetlilere ikramlar yapılır. Düğün gelin ve damada takı takılması ile son bulur. Bütün masrafları erkek evi karşılar.

Kına Gecesi:
Cumartesi akşamı kız evinde kına gecesi yapılır. Kızın annesi tarafından karılan kına bir tepsi ortasına konulup etrafına mumlar dikilir. Bulunulan mekanın orta kısmına oturan geline kına seti giydirildikten sonra kına türküleri ve ilahilerle gelin ağlatılır. Avucuna altın konularak geline kına yakılır. Davul zurna eşliğinde damatla birlikte kız evine kına almaya gelinir. Karılmış olarak hazır duran kına etrafında mumlar çerez havlu mendil konulan tepsi içerisinde damadın sağdıcına satılır. Kına alındıktan sonra (köy ise kız evinden bir de tavuk alınarak) oynaya oynaya erkek evine dönülür.

Damat Kınası:
Damada kına yakılırken; sağdıç parmağını kınaya banarak elini yukarı kaldırır bir iki üç diye saydıktan sonra bekar gençler kınalı parmağa ulaşmaya çalışırlar. Kim önce kınayı almışsa ilk onun evleneceğine inanılır. Kalan kına damadın arkadaşlarına dağıtılır (darısı bekarların başına olsun diye). Kına gecesinde gelinin ve damadın yanında arkadaşları kalır bu gecede gelinin ayakkabısının altına bekar kızların isimleri yazılır kimin ismi silinirse onun evleneceğine inanılır.

Gelin Alma:
Pazar günü gelin getirmek üzere gelin arabası süslenir. Akraba arkadaş komşu ve ahbaplara ait araçlardan oluşan konvoyla gelin evine hareket edilir. Kız evince gelen araçlara yemeni şifon havlu gibi hediyelik takılır. Gelin alıcılardan genç kızlar bahşiş almak için kapıyı açmazlar ve gelin sandığının üstüne de otururlar. Düğün kahyasınca bahşişler verilir kapılar açılıp gelinin çeyizi taşınır. Gelin çeyizi yüklenirken alınan “müjde yastığı” damat evine getirilip (gelin geliyor anlamındadır) evde bekleyen kaynanaya bahşiş karşılığı verilir. Gelinin beline erkek kardeşi kırmızı ‘kardeş kuşağı’ nı bağlar. Gelin yakınları ile vedalaştıktan sonra babası tarafından gelin alıcılara teslim edilip dualar okunur. Gelin gezdirilerek damadın evine getirilir. Kaynata bahşiş vermeden gelin arabadan inmez. Gelin eve girmeden damat yüksek bir yerden gelinin üzerine çerez ve bozuk para serper veya kaynana içinde bozuk para bulunan bir çömleği kırar (kötü huylardan kurtulsun bolluk olsun diye). Gelin; kuzu postuna bastırılır (kuzu gibi olması için). Eline verilen yağı kapı eşiğine sürer (yağ gibi eriyip evine ısınsın diye). Üzerine basıp geçmesi için ayağının altına demir leğen konulur (demir gibi sağlam olsun diye). Gelin içeriye girdikten sonra kendi çeyiz sandığının üstüne kıbleye doğru oturtulur kucağına erkek çocuk verilir. Gelin kaynanaya görümcelere ve orada bulunanlara şeker verir (tatlı dilli olalım diye). Çevreden gelin görmeye gelinir.
SÜNNET
Sünnet düğünleri genellikle hafta sonları yapılır. Sünnet olacak çocuk hamama götürülür. Sünnet elbisesi giydirilir. Gelen davetlilerle birlikte araç konvoyu oluşturulur sünnet olacak çocuğa ve arkadaşlarına çevre gezisi yaptırıldıktan sonra eve getirilerek sünneti yapılır. Gelen davetliler çocuğu ziyaret ederek hediyelerini verirler. Yemekler ikram edilir sazlı sözlü eğlenceler yapılır. Ayrıca mevlit okutarak sünnet yapanlar da vardır.
ASKER UĞURLAMA

Askere gidecek gençleri; haftalar öncesi akraba komşu ve ahbaplar sırayla yemeğe davet eder harçlık giyecek gibi hediyeler verirler. Gençler askere gidecekleri gün bütün yakınları tarafından davul – zurna eşliğinde halaylarla dualarla uğurlanır.

YÖRESEL YEMEKLER:

Amasya tarihsel yaşamı nedeniyle köklü bir kültür birikimine ekolojik yapısı itibari ile zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Bu zenginlikler mutfak kültürüne de yansımıştır. Her yörenin kendine özgü yemekleri vardır. Bazı yemekler ise diğer yörelerde de bilinmesine rağmen yöremizde değişiklik arz eder. İlimiz yöresel yemeklerinin başlıcaları:
Çorbalar:
Çatal Çorba Sakala Çarpan Toyga Çorbası Cilbir Helle Çorbası Kesme İbik Çorbası Yarma Çorbası.
Etli Yemekler:
Bakla Dolması Etli Bamya Keşkek Ciğer Sarması Göbek Dolması Madımak Mıhlama Mumbar-İşkembe Pastırmalı Pancar Patlıcan Pehli Pastırma Gağallemesi Pirpirim Sirkeli Ciğer ve Sulu Köfte.
Tatlılar:
Dene Hasudası Kuymak Yuka tatlısı Ayva Gallesi Elma Tatlısı Fırın Sütlüç Gelin Parmağı Gömlek Kadayıfı Kalbur Tatlısı Höşmerim Peluza (Hasuda) Şeker Böreği Unutma Beni Vişneli Ekmek ve Zerdali Gallasi.
Hamur İşleri:
Amasya Çöreği Yağlı-Katmer Kabak Kabuklu Pilav Bişi Cırıkta-Cızlak_Akıtma Döndürme Ekmek Aşı (Papara) Eli Böğründe Haşaşlı Çörek Haşaşlı-Cevizli Puaça Hengel (Kıymasız Mantı Kaypak Mayalı Patlıcanlı Pilav Sini Su Böreği Tepsi Böreği Yakasal Böreği ve Yanuç.
YÖRESEL GİYİM:
HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:
Genellikle düğünlerde kına gecelerinde özel gecelerde ve askere giden geçler uğurlanırken oynanmaktadır.

Yelleme:
Bu oyun daha çok askere giden gençler tarafından oynanır. Özünde yiğitlik duygusu taşımaktadır.

Mahir Çavuş:
Mahir Çavuş Amasya’nın Göynücek İlçesi’nde yaşamış olan bir yiğittir. İlçenin bir köyünde yaşayan bir kıza sevdalıdır. Onların sevgisine ithaf edilen bu oyun yöre halkı tarafından halen oynanmakta benimsenip sevilmektedir.

Sim Sim:
Ateş etrafında dönülerek bir el arkada diğeri havaya kaldırılarak davul-zurna eşliğinde oynanır. Diğer oyuncu kendini göstermeden ortada oynayan kişiye vurarak kovmak amacıyla nara atarak hızlı bir şekilde oyuna girer ve gösterisini yapar. Burada önemli olan oyuncunun hareketlerinin çabukluğu ve oyunundaki estetiktir. Ayrıca anlaşan iki oyuncu karşılıklı gösteri yaparlar.

Diğer halk oyunları şunlardır:
Narilli (Narey) Topal Kız (Sırıklı)Noktalı Karlıdağlar Kasap OyunuTemürağa Küstahlı Sarhoş Halayı Manili Dallihe Esen Yel Semah Mektepli Yanlama Yelleme (Sallama) Burçak Tarlası Köroğlu Halayı Tanakul Çerkez HalayıOduncular Amasya Ağırlaması Düz Ağırlama Hoşbilezik Sarıkız Tamzara Candarma.
NELERİ İLE ÜNLÜ:
Amasya Elması Borabay Gölü Amasya Kalesi Kral Kaya Mezarları Ahşap Amasya Evleri Darüşşifa ( Akıl hastalarının müzik ve su sesiyle tedavi edildiği ilk yer ) Şehzadeler Şehri
İL İSMİ NEREDEN GELİYOR?
Amasya şehrini tarihçi Strabon’a göre Amazon kralı Amasis kurdu ve ona Amasis kenti anlamına gelen “amesesia” ismini verdi.

Etiketler:istanbulun gelenek ve görenekleri istanbul gelenek ve görenekleri gelenek ve göreneklerimiz istanbulun gelenekleri gelenek ve göreneklerimiz nelerdir istanbulun gelenek görenekleri istanbul un gelenek ve görenekleri istanbulun örf ve adetleri istanbul gelenek görenekleri sultanahmet köprüsü gelenek ve göreneklerimiz vikipedi istanbulun gelenekleri ve görenekleri evlenirken gelenek ve göreneklerimiz nelerdir gelenek ve görenekler istanbulun gelenek ve görenekleri vikipedi istanbulun gelenek ve görenekleri nelerdir istanbulun görenekleri istanbulun gelenek ve göreneklerimiz bogaz köprüsü wikipedia istanbul un gelenek görenek
İstanbul (il): İstanbul ili, Türkiye'nin kuzeybatısında, Marmara Bölgesi sınırları içinde yer alan, ülkenin en kalabalık ilidir.
İstanbul Üniversitesi: İstanbul Üniversitesi (kısaca İÜ), İstanbul'da bulunan devlet üniversitesidir.
İstanbul Teknik Üniversitesi: İstanbul Teknik Üniversitesi (Teknik Üniversite) ya da kısaca İTÜ, İstanbul, Türkiye'de yer alan 1773 yılında Mühendishane-i Bahrî-i Hümâyûn adıyla kurulmuş devlet üniversitesidir.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, tüm idari ve akademik birimleriyle İstanbul Üniversitesi'nin Beyazıt merkez kampusünde faaliyet gösteren hukuk fakültesidir.
Geleneksel Çin yazısı: ¹¹Geleneksel Çin yazısı (Çince: 繁体字; pinyin: fántǐ zì), Çin yazısının eski çağlardan beri Çin'de kullanılan bir sürümüdür.
Geleneksel Çin tıbbı: Geleneksel Çin tıbbı (GÇT) (İngilizce'de "Traditional Chinese medicine" olduğundan TCM veya T.C.M., basitleştirilmiş Çince: 中医学; Geleneksel Çince: 中醫學; Pinyin: Zhōngyī xué), binlerce yıldır Çin'de geliştirilen ve uygulanan geleneksel tıbbi uygulamaların bütününü tanımlamaktadır.
Geleneksel Türk sanatları: Geleneksel Türk sanatları, Türk kültürünün bir kısmını meydana getiren sanat ve sanat uslupları. Geleneksel Türk sanatlarının bir kısmı İslam öncesi dönemden kaynaklanır.
Gelenek (dergi): Gelenek Dergisi, 1986 yılından itibaren çıkan Marksist siyasi dergi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir