Kaç Melek Var İsimleri

Sponsorlu Bağlantılar
ahiret allah bir anda biri bu farz gibi hakim hangi hatta iman kitap latif melekler nisa nitekim peygamber rabbin raf tesbih Kaç Melek Var İsimleri Kuranda Allahin Melekleri allahın meleklerinin isimleri kaç melek var isimle..

Melekler

Melek nedir?
İslâmî ilimler terminolojisinde melek, nurdan yaratılmış, yemeyen, içmeyen, erkeklik ve dişiliği olmayan, uyumayan, günah işlemeyen, Allah’ın emriyle çeşitli görevleri yerine getiren ve gözle görülmeyen latif, ruhanî ve nuranî varlıklardır.
Meleklere iman ne demektir?
Meleklere îmân, imanın temel şartlarından biridir. Kur’an’da meleklere imanın farz olduğunu bildiren birçok ayet vardır: “Peygamber, rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler.” (Bakara 2/285), “… asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin … iyiliğidir.” (Bakara 2/177).
Buna göre meleklere inanmayan kişi, dinden çıkmış olur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de, “Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, derin bir sapıklığa düşmüş olur.” (Nisa 4/136) buyurulmakta, meleklere düşman olanların, Allah’ın düşmanı olduğu bildirilmektedir (Bakara 2/98).
Meleklerin mahiyet ve özellikleri nelerdir?
Melekler, nurdan yaratılmış, nuranî ve ruhanî varlıklardır. Onlarda; yemek, içmek, erkeklik, dişilik, evlenmek, uyumak, gençlik ve ihtiyarlık gibi insanlara ait özelliklerden hiç biri yoktur.
Melekler Allah’a isyân etmezler. Hangi iş için yaratılmış iseler o işi yaparlar. Daimâ Allah’a ibadet ve itaat ederler. Kur’ân’da bu hususa şöyle işaret edilmiştir. “Üzerlerinde hakim ve üstün olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.” (Nahl, 16/50), “Şüphesiz Rabbin katındaki (Melek)ler O’na ibadet etmekten büyüklenmezler. O’nu tesbih ederler, yalnız O’na secde ederler” (A’raf, 7/206),
Melekler bir anda Allah’ın emrettiği bir mekândan diğer bir mekâna intikal edecek, hatta yerleri ve gökleri dolaşacak bir kabiliyette yaratılmışlardır. Kur’ân-ı Kerim’de meleklerin kanatlarının olduğu belirtilmektedir: “Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O, yaratmada dilediğini arttırır..”(Fâtır,35/1) Melekler son derece kuvvetli ve süratli varlıklardır. İnsanların yapamadıklarını kolayca yaparlar, ulaşamadıkları yerlere çabucak ulaşırlar.
Melekler, Allah’ın emirleriyle farklı şekillere girebilirler. Örneğin Cebrâil Peygamber’e gelirken bazen Dıhye adındaki sahabi gibi görünmüş, bazen da kimsenin tanıyamadığı bir yabancı gibi gelmiştir (Müslim; Îmân; 1). Hz. İbrahim ve Hz.Meryem’e gönderilen meleklerin de birer insan şeklinde göründükleri yine Kur’ân’da haber verilmektedir (Meryem 19/16-17; Hûd 11/69-70).
Melekler gözle görülmezler. Gözle görülmeyişleri onların yok olduklarından değil, gözlerimizin o kabiliyette yaratılmamış olmasındandır. Melekleri gözlerimizle müşahade edemeyişimiz onları inkâr etmemizi gerektirmez. Zira gözümüzle görmediğimiz halde varlığını kabul ettiğimiz çok şey vardır. Akıl, ruh, zekâ, sevinç ve üzüntü gibi halleri bunlardan sayabiliriz. O halde meleklerin varlığına da ruhumuz ve aklımız gibi inanmak zorundayız.
Melekler gaybı bilebilirler mi?
Gayb bilgisi yalnız Allah’a mahsus olduğundan, melekler gaybı bilemezler. Ancak Allah tarafından kendilerine bildirildiği kadarıyla gaybı bilebilirler. Kur’an’da Allah’ın Hz. Adem’e varlıkların isimlerini öğrettiği, sonra da bunları meleklere göstererek isimlerini söylemelerini istediği, meleklerin de, “Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiklerinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur…” dedikleri bildirilmektedir (Bakara, 2/31-32).
Meleklerin görevleri ve çeşitleri nelerdir?
Meleklerin temel görevleri, Allah’a kulluk etmek; O neyi emrediyorsa, onu yerine getirmektir. Melekler görevleri açısından bir kaç gruba ayrılır. Melekler yerde, arşta veya semada bulunurlar. Yerde bulunanlara arzî, gökte bulunanlara semavî, arşta bulunanlara ise arşî denir.
Melekler yüklendikleri görevler itibariyle farklı isimlerle anılmışlardır. Bunlardan dördü, büyük melek olarak bilinmektedir: Cebrâîl, Mikâîl, İsrâfîl ve Azrail. Bilinen diğer melekler de şunlardır: Münker-Nekir (Öldümden sonra, kabirde sorguyla görevli melekler), Kirâmen Kâtibin (Hafaza/İnsanların amellerini yazmakla görevli melekler), Hamele-i Arş (Arşı taşıyan melekler), Hazin (Cennet ve cehennemde bekçilikle görevli melekler), Zebânî, Mâlik (Cehennemde görevli melekler), Rıdvân (Cennette görevli melekler), Mukarrabûn ve İlliyyûn (Allah’a çok yakın ve onun katında üstün mevkie sahip melekler).
Dört büyük melek ve görevleri
Cebrâîl
Dört büyük melekten birinin ismi olup, peygamberlere vahiy getirmekle görevlidir. Kur’an’da bu meleğin ismi Cibrîl, Rûhu’l-Kudüs, Ruhu’l-Emîn, Ruh ve Resul şeklinde geçmektedir. Bütün peygamberlere vahyi getiren Cebrâil’dir. Kur’an’a göre o, karşı konulmayacak bir güce, üstün ve kesin bilgilere sahip, Allah nezdinde çok itibarı olan ve diğer meleklerin kendisine itaat ettiği şerefli bir elçidir. Yenilmez bir kuvvet ve Allah nezdinde büyük bir makam sahibi olduğu ifâde edilmiştir: “O (Kur’an), şüphesiz değerli, güçlü ve arşın sahibi (Allah’ın) katında itibarlı bir elçinin (Cebrâil’in) getirdiği sözdür.” (Tekvir, 81/19-20)
Mikail’in
Dört büyük melekten biri olup, tabiat olaylarını düzenlemekle görevlendirmiştir. Kelime olarak, “Allah’ın küçük ve sevgili kulu” anlamına gelen Mikail Kur’an’ın bir yerinde Cebrail ile birlikte geçmektedir: “Her kim, Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikâîl’e düşman olursa bilsin ki Allah da inkar edenlerin düşmanıdır.” (Bakara, 2/98)
İsrafil
Allah’ın emri ile kıyamet kopacağı zaman sûra üflemekle görevlendirilen İsrafil, dört büyük melekten biridir. Bir hadiste İsrâfil, sahib-i karn (sûr’un sahibi, borunun sahibi) olarak isimlendirilmiştir (Tirmizî, Kıyamet, 8). İsrafil sûr’u iki defa üfleyecektir. Birinci defa üfürdüğünde göklerde ve yerde bulunan her şey yok olacaktır: “Sûr’a üfürüleceği ve Allah’ın dilediği kimselerden başka, göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını bükerek O’na gelirler.” (Neml 27/87); “Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur” (Hakka, 69/13-15). İkinci defa üfürdüğünde, bütün insanlar tekrar dirilecek ve mahşer yerinde toplanmak üzere sevk edileceklerdir: “Sûr’a üfürülür. Bir de bakarsın kabirlerden çıkmış Rablerine doğru akın akın gitmektedirler.” (Yasin, 36/51).
Azrail
Dört büyük melekten birinin ismi olup, insanların canını olmakla görevlidir. Bu melek Kur’an ve sahih hadislerde, Azrâîl ismiyle değil, melekü’l-mevt (ölüm meleği) şeklinde geçmektedir. “De ki: Sizin için görevlendirilen ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” (Secde 32/11) Her insanın canını almakla görevli bir ölüm meleği vardır. Azrâîl bu meleklerin başıdır: “Nihayet birinize ölüm geldiği vakit (görevli) elçilerimiz onun canını alır ve onlar görevlerinde kusur etmezler.” (En’am, 6/61, A’raf, 7/37).
DİĞER MELEKLER
Kirâmen Kâtibin
Her insanın sağında ve solunda bulunan iki meleğin adıdır. Sağdaki melek sevapları soldaki melek ise günahları tesbit etmekle görevlidir. Bunlara ayrıca Hafaza Melekleri de denir. Kıyamet gününde insanların lehinde veya aleyhinde şahitlikte yapacaklardır.
Münker ve Nekir Melekleri
Ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli meleklerdir. Bunlar kabirde Rabbin kim? Peygamberin kim? Kitabın ne? Dinin ne? Kıblen neresi? Gibi sorular soracaklardır.
Hamale-i arş Melekleri : Arşı taşıyan meleklerdir.
Mukarrabun ve İlliyyun Melekleri: Allah’ı devamlı tesbih eden meleklerdir.

HADİSLERDE İSMİ GEÇEN DİĞER MELEKLER
• İnsanın kalbine doğru ve gerçekleri ilham eden melekler
• Namaz kılan insanla birlikte “amin” deyen melekler
• Her gün namazlarda mü’minlerle beraber olan melekler
• Yeryüzünde Allah’ı zikreden, Kur’an okuyan müslümanları ziyaret eden melekler
• Özellikle alimleri ve ilim meclislerini ziyaret eden melekler
İNSANLARLA MELEKLER ARASINDAKİ ÜSTÜNLÜK DERECESİ
• Peygamberler büyük meleklerden üstündür.
• Büyük melekler peygamberlerin dışında diğer insanlardan üstündür.
• Takva sahibi mü’minler, şehitler, salih amel eden mü’minler diğer meleklerden üstündür.
Diğer melekler de kafir, münafık, müşrik, inancı bozuk, amelsiz insanlardan üstündür.

Melekler Neden Görünmezler?

Melekler, nurdan yaratılan, ruhanî ve lâtif varlıklar oldukları için, kendilerine mahsus olan bu mahiyet ve hakikatları onların insan gözüne görünmesine engel teşkil eder. Çünkü, maddî olan insan gözü, melekler gibi nuranî, lâtif ve soyut varlıkları görebilecek şekil ve vasıfda yaratılmamıştır.

Ancak Cenabı Hak, hidayet rehberi olarak gönderdiği üstün vasıflı insanlar olan peygamberlerine bu kuvveti verdiğinden, yalnız onlar melekleri hakikî hüviyetleri veya Allah’ın dilediği surette görebilirler.

Kur’an-ı Kerim’de insanların topraktan; cinlerin ve şeytanın yalın ateşten
yaratıldıkları, “Cin’i de, yalın ateşten yarattık” (er-Rahman, 55/15) âyetiyle beyan olunmakta ise de; (iblis) Ben ondan (Âdem’den) daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın’ dedi” (es-Sâd 38/76) ayetinde görüleceği gibi; meleklerin hangi maddeden yaratıldığı
bildirilmemiştir. Ancak Sahih-i Müslim’de Hz. Aişe (R.anha) dan nakledilen sahih bir hadiste
Peygamber Efendimiz (s.a.s), “Melekler nurdan, cinler yalın bir ateşten yaratıldı” (Sahih-i Müslim 7/226 (1333 H.)) buyurmuştur. Bu hadis, meleklerin maddî olmayan nuranî, lâtif varlıklar olduğuna, meleklerle cinlerin iki aynı asıldan gelen iki ayrı varlıklar olduğuna delâlet
etmektedir.

Meleklere İman, Her Müslümana Farzdır:

Meleklerin mana ve hakikatı, cinsleri, sıfat ve özellikleri hakkında Ehli Sünnet alimlerinin Kur’ân-ı Kerim ve Peygamberimiz (s.a.s)’in sahih hadislerine dayanan (ve yukarda açıklanan) ortak görüşleri, her müslümanın inanması gereken melek anlayışını ortaya koymaktadır. Vasıfları ve görevleri Kur’ân-ı Kerim’in pek çok âyetlerinde tafsilî olarak anlatılan meleklere iman etmek, İslâm’da iman esaslarından biridir. Bu inanç, İslâm dininin inanç sistemi arasında çok önemli bir yer işgal eder. Çünkü melekler; Rab Teâla’nın insanlara bir lütfu ve keremi sayılan “peygamberlik müessesesi”nin temeli olan Allah’ın “ilâhî vahyini”, görülmeyen gayb âleminden, insanlara, onlar arasından seçilen peygamberlere indiren “Allah’ın ilâhî elçileri”dir. Melekler, yaratılan bu âlemin, göklerde ve yeryüzünde nizam ve intizamını sağlayan Allah’ın ruhanî yaratıkları, insanları koruyan, onlara hayrı ve iyiliği ilham eden, yaptıkları işleri yazan şerefli kâtipler, nuranî yüce varlıklardır.

Bu esasa göre, vahye ve peygamberliğe, hatta ahirete ve gaybiyyât denilen “ahiret ahvali”ne, Cennet ve Cehenneme inanmak ancak meleklere iman etmekle mümkün olur. O halde peygamberlere ve onlara indirilen semavî kitaplara inanmadan önce, onlara peygamberliği getiren, vahyi ve kitapları indiren “meleklerin varlığına” kesin olarak inanmak lâzımdır. Bu bakımdan, “meleklere iman”, “peygamberlere iman” demektir. Melekleri inkâr ise, peygamberliği de inkâr sayılır. İşte bu sebepledir ki, meleklere iman; “iman esasları”
arasında “Allah (c.c)’a iman”dan sonra yer almıştır. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de; Allah’a imandan sonra meleklerine, daha sonra kitaplarına ve peygamberlerine iman etmek emredilmiştir: Bakara sûresinde, Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene (Kur’an’a) inandı, mü’minler de inandılar. Her biri Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandı…” (2/285) buyurulur. Esasen diğer iman esaslarına (ahirete, kaza ve kadere) iman etmek de, herşeyden önce Allah Teâlâ’ya, sonra O’nun meleklerine inanmakla mümkün olur. Bu bakımdan meleklere iman, Kur’an da, Allah’a imandan hemen sonra zikrolunmuştur. Bu konuda Resulullah (s.a.s)’den Hz, Ömer (r.a)’ın rivayet ettiği meşhur hadiste, peygamberimiz (s.a.s), vahiy meleği Cibril (a.s) ile konuşmuş, kendisine “iman nedir” diye sorduğunda Resulullah (s.a.s), şöyle cevap vermiştir: “İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayriyle şerriyle kadere inanmaktır” (Müslim, İman 1; ayrıca Buharî, Ebu Davud, Tirmizî ve Nesaî de benzerlerini rivayet etmişlerdir). Bu ve benzeri kesin nasslarla sabit olan meleklerin varlığını inkâr eden; Kur’an, Sünnet ve İcma-ı Ümmet ile, kâfir olur. Çünkü Hak Teâlâ, Kim Allahı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr ederse; o uzak bir sapıklığa düşmüştür” (en-Nahl 16/2) buyurmuştur. Dolayısıyla, melekleri inkâr etmek, hem Kur’an’ı, hem de peygamberliği inkâr sayılır.

O halde gerçek şudur ki; meleklerin varlığı naklen sabit, aklen caizdir. Çünkü, bütün peygamberler meleklerin var olduklarını bildirmişler. Hz. Peygamber (s.a.s)’de onları bizzat görmüş ve var olduklarını haber vermiştir. Kur’ân-ı Kerim de meleklerden, onların vasıflarından yaptıkları çeşitli vazifelerden, Allah katındaki yüksek derecelerinden söz eden pekçok âyet vardır. Allah kelâmı olan Kur’an’ın her verdiği haber haktır ve gerçeğin kesin ifadesidir. Peygamberler ise, masumdurlar. İsmet, sıdk, tebliğ ve emanet sıfatları ile muttasıf olduklarından, asla yalan söylemezler. O halde müslümanlar, Kur’ân ayetleri ve sahih hadislerle kesin olarak sâbit olan, bütün geçmiş peygamberlerin ve semavî dinlerin varlıklarında ittifak ettikleri meleklere iman etmekle mükelleftirler. Bu sebeble, şer’an
(Kitap ve Sünnet ile) sabit olan melekleri inkâr etmek, küfrü gerektirir. İnkâr edeni iman ve İslâm dairesinden çıkarır. Bu konuda varid olan muhkem ayetleri ve şer’î delilleri te’vile kalkışmak asla caiz değildir. , Melekler, “gaybiyyât” denilen görülmeyen âlemde mevcut nuranî lâtif varlıklar olduklarından; biz onları göremezsek de, var oldukları, dinî naklî delillerle sabit olduğundan, insan aklı da onların varlığını inkâr edemez. Gerçi akıl, melâikenin ne varlığını, ne de yokluğunu kesin delillerle isbat edemez. Fakat, aklı selîm, gözle görülmeyen bu gibi lâtif varlıkların varlığının imkansız olmadığına, aksine onların da, “vücudu caiz” olan şeylerden olduğuna delâlet eder. Çünkü; meleklerin varlığını inkâr edebilmek için, aklî, felsefî veya ilmî verilere dayanan hiç bir delil ortaya konulamaz. Aksi halde; gözümüzle göremediğimiz ve bu gün ilmin ve felsefenin mahiyet ve hakikatini tesbit edemediği “hayat cevheri”nin, “insan ruhu”nun ve aklımızın da varlığını inkâr etmemiz gerekir. Fakat göremiyoruz veya mahiyetini bilemiyoruz diye; ne ruhu, ne aklı, ne hayat gerçeğini ve ne de görünmeyen, fakat varlığı ilmen bilinen kuvvet ve enerji gibi gerçekleri inkâr edemeyiz. O halde, ruh ve akıl gibi maddî olmayan ve “mücerredât” denilen maddeden soyutlanmış manevî, gaybî varlıklara da inanmaya mecburuz. Bu gibi soyut varlıklar, müşahede (gözlem) ve tecrübeye dayanan müsbet ilmin sınırları dışında kalan fizik ötesi, gaybî, manevî yaratıklardır. Nitekim, özellikle Sokrat ve Eflatun gibi İlâhîyat Felsefesiyle uğraşan ve bir çok eski filozoflar, fizik ötesi ruhanî varlıkların var olduğuna inanmak zorunda kalmışlar ve onlara “misaller âlemi”, “ervâhı ulviyye” ve “nüfûz-ı mücerrede” gibi felsefî isimler vermişlerdir. Bu günkü müsbet ilimlerle uğraşan meşhur bilginlerin büyük çoğunluğu, fizik ötesi bir takım kuvvet ve varlıkların bu maddî-kevnî âlemde görülen bazı olayların meydana gelmesine sebeb olduğunu kabul ve itiraf etmektedirler. Bütün bu gerçekler ve ilmî veriler, meleklerin varlığının aklen caiz ve mümkün görüldüğüne kesin olarak delâlet etmektedir. Özet olarak diyebiliriz ki, melekler de, aklımız ve ruhumuz gibi vardır.

Gerçi biz onları göremiyoruz ama, peygamberler görmüşler ve büyük bir melek olan Cebrail (a.s) elçiliği ile Allahu Teâlâ’nın vahyine mazhar olmuşlardır. Onlar, vahiy meleği aracılığı ile Allah’ın emir ve yasaklarını alıp, öğrenmişler ve insanlığı hidayete ve saadete yöneltmişlerdir. Nitekim Kur’ân-ı Kerimde, Peygamberimiz (s.a.s)’e aynı şekilde indirilmiş ve bize meleklerin varlığını haber vermiştir. Onun içindir ki bütün müslümanlar, Kur’ân-ı Kerim’in ve Peygamber (s.a.s) Efendimizin haber verdiği ve aklın da varlığını inkâr etmediği meleklere
inanırlar. Çünkü melekleri inkâr, mukaddes kitapları ve peygamberleri de inkâr etmeyi
gerektirir.

Kur’ân-ı Kerim’de geçen pek çok ayetlerde meleklerin çeşitli görevleri belirtilmiş, yaptıkları işlerin önemine ve özelliğine göre aldıkları özel isimler beyan olunmuştur. Yerlerde ve göklerde, Kürsî’de ve Arş etrafında, Beytu’l Ma’mur ve Sidre-i Münteha’da, Cennet ve Cehennem’de sayısız melekler vardır. Bütün meleklerin çok çeşitli olan görevlerine
ve yaptıkları işlerin mahiyetine göre tanzim edip bunları yöneten dört büyük melek, meleklerin başları ve amirleridir. Bu görevlerin en başta geleni ve en önemlisi; peygamberlere Allah (c.c.)’ın ilâhî vahyini ulaştırmak, yani Allah’ın emirlerini tebliğ etmektir. Bu bakımdan, melek denilince akla her şeyden önce, “Cebrail” adıyla tanınan vahiy meleği gelir. Sonra diğer görev gruplarının başları olan Azrâil, Mikâil ve İsrâfil gelir. Bu dört melek meleklerin “Resulleri”dir.

Cennetde Görevli Olan Meleklerin İsimleri Nedir?

cennetde görevli olan meleklerin isimleri.

4 Büyük Melek

BÜYÜK MELEKLER

Cenâb-ı Allah’ın bütün melekler içinde üstün kıldığı dört büyük melek.

Melek kelimesi Arapça’da “haberci” anlamına gelmektedir. Çoğulu “melâike” olarak gelmekte ise de, gerek Türkçe’de ve gerekse Arapça’da çoğul manasına “melek”‘ olarak da kullanılmaktadır.

Melekler, ruh gibi lâtîf, nûrânî, mahiyetleri Allah katında malum, varlıkları bizim dünyamıza ait olmayan fakat insanlarla ilgili bir takım görevleri bulunan varlıklardır. Akıl ve nutukları olup; şehvet ve gadap gibi beşerî ihtirasları, yemeleri, içmeleri yoktur. Evlenmek, doğmak ve doğurmaktan uzaktırlar. Çeşitli şekillere girebilirler. Allah’ın emrine asla isyan etmezler, yerde ve gökte bir takım vazifeler ile meşgul olurlar. Daima Yüce Allah’ı tesbih ve zikrederler. Meleklerin bu özellikleri için bakınız: (el-En’âm, 6/9,100; el-Hicr 15/8; el-Fâtır 35/1; el-Meâric 70/4)

Meleklerin sayısı ve her birinin hangi işlerle vazifeli oldukları bizce malûm değildir. Ancak bunlardan bir kısmı ve vazifeleri Kur’an-ı Kerîm’de ve Hz. Peygamber’in hadislerinde bildirilmiştir. Bu bilgilere göre”büyük melekler” olarak tanınan dört melek vardır ki, bunlar: Cebrâil, Azrail, İsrafil ve Mikâil’dir.

Cebrâil: Kur’an’da üç yerde “Cibrîl” olarak geçmekte (el-Bakara 2/97, 98; et-Tahrim 66/4) diğer bazı ayetlerde de kendisinden Rûhu’l-Kudüs ve Rûh olarak bahsedilmektedir. (el-Bakara 2/87, 253; el-Mâide 5/110).

Vazifesi, Allah’ın emir ve nehiylerini peygamberlerine bildirmektir. Bütün vahiy onun vasıtasıyla nazil olmuştur.

Cebrâil, bu görevi yerine getirirken peygamberimize çeşitli şekil ve suretlerde gelirdi. Birçok defa insan şeklinde bu görevini ifa ederdi. İnsan şekline girdiğinde daha ziyade Dıhye isimli sahabenin kılığında, bazan da normal bir bedevî olarak gelirdi ki, “Cibrîl hadisi” diye bilinen hadisin vukûunda Hz. Peygamber’e bu kılıkta gelmiştir.

Cebrâil bu gelişlerinin sadece iki defasında aslî suretinde görünmüştür. Bunlardan birisi (en-Necm, 53/6-7) ayetlerinin nuzûlünde, diğeri ise yine Necm suresinin 13. ve 14. ayetlerinin nuzûlü esnasındadır (Tecrid-i Sarih Tercümesi, IX, 95).

Azrâil: Kur’an-ı Kerîm’de

“Melekü’l-mevt” ( = ölüm meleği) olarak geçmektedir. ” Ey Muhammed de ki; size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” (es-Secde, 32/11)

Allah’ın emri ve izni ile canlıların, ölecekleri zaman canlarını almakla vazifelidir.

İsrafil: Kur’an’da “İsrâfil” olarak ismi geçmemektedir. Ancak, kıyametin vukûu ile ilgili ayette “(İsrâfil tarafından birinci sefer) Sûr’a üflenince Allah’ın dilediği (melekler) müstesna göklerde olanlar ve yerde olanlar bayılırlar (ölürler). Sonra Sûr’a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar.” (ez-Zümer 39/68) buyurulmakta, dolayısıyla isim olarak olmasa da bu meleğin vazifesi bu ayetle belirtilmektedir. Buradan kıyametin ve ahiret gününün yani yeniden dirilmenin başlangıcında bir Sûr’a üfürme olacağı anlaşılmaktadır ki, bu işle vazifeli melek İsrâfil (a.s.) dır. Bu görevinden dolayı İsrafil’e “Sûr meleği” ismi de verilmektedir.

Ayrıca İsrâfil’in, “Levh-i Mahfuz”* da yazılanları okumak ve ilgili meleğe haber vermekle de görevli olduğu bilinmektedir.

Mikâil: Kur’an-ı Kerîm’de bir yerde “Mikâil” olarak zikredilmektedir. (el-Bakara 2/98)

Mikâil’in görevi: yağmurun yağdırılması, rüzgârın estirilmesi ve mevsimlerin tanzimi gibi tabiat olaylarını Allah’ın emri ve izni ile vukua getirmektir.

Bu dört meleğin dışında, her insanın yanında bulunan ve daima onun küçük, büyük, gizli ve aşikâr yaptığı bütün işleri yazan melekler vardır ki, bunlara “Kirâmen kâtibîn”* denir. Ayrıca öldükten sonra kabirde sual sormakla vazifeli “Münker* ve Nekir”* melekleri de vardır.

Meleklere inanmak, müslümanlığın iman ve itikat esaslarındandır. İnanmayan, müslüman olamaz; inkâr eden de dinden çıkar. Zira, Kur’an-ı Kerîm’de meleklerin varlığından bahsedilmekte, bir kısmının ise bizzat isimleri geçmektedir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Her kim Allah’a ve meleklerine ve peygamberlerine ve Cibrîl’e ve Mikâil’e düşman olursa Allah da kâfirlere düşmandır” (el-Bakara 2/98). Ayrıca Kur’an’da Fâtır suresinin bir diğer adı da “Melâike suresi”dir.

Melekler, bilfiil vardır. Onları görememiş olmamız onların yokluğu yolunda bir delil teşkil etmez. Onların bizim tarafımızdan görülmemesi, farklı bir şekilde yaratılmış bulunmalarından, vücudlarının rûhânî ve nûrâni olmalarındandır. Bizim gözümüz ise onları görebilecek şekilde yaratılmamıştır. Nitekim kendi aklımızı ve ruhumuzu da göremiyoruz, fakat onların varlığına inanıyoruz.

Etiketler:allahın meleklerinin isimleri kaç melek var isimleri kuranda allahin melekleri arşı taşıyan meleklerin isimleri mukarrabun melekleri kuranda adı geçen melekler ve görevleri melekler kimlerdir insanlari koruyan melekler kac KURANI HANGİ MELEK İNDİRDİ kaçtane melek vardır allahın meleklerinin isimler allahın gönderdiği melek dini islamla kac tane meleklerimiz var cennetteki meleklerin isimleri allahın melekleri isimleri allahımızı 4 meleklerinin isimleri cehennem melekleri kaç tane insan vücudunda görevli kaç melek vardır hangi melek daha üstündür en bilinen 4 melek
Melekler Korusun: Melekler Korusun, 2009 yılında Show TV'de yayınlanan dram gençlik dizisi. Özge Özpirinçci, Selin Şekerci, Rojda Demirer, Alper Saldıran, Ömer Köse, Hümeyra Akbay, Cansın Özyosun, Yıldız Kültür ve Taner Barlas'ın oynadığı dizi izleyiciler tarafından beğeniyle izlenmektedir.
Melekler Adası: Melekler Adası, 2004 yılında Türkiye'de yayınlanmaya başlanan dizi. Başrollerini Hande Ataizi ve Nurgül Yeşilçay'ın paylaştığı dizi 76 bölüm sürmüş ve atv'de yayınlanmıştır.
Melekler ve Şeytanlar (film): Angels & Demons, Dan Brown'ın aynı adlı kitabından uyarlanan ve 15 Mayıs 2009 tarihinde gösterime giren macera filmidir. 2006 yapımı The Da Vinci Code filminin prequeli niteliğindedir. Çekimler Roma ve Los Angeles'taki Sony Stüdyolarında gerçekleşti. Tom Hanks Robert Langdon rolüyle, Ron Howard yönetmen olarak, Brian Grazer yapımcı olarak ve Akiva Goldsman senarist olarak geri döndü.
Melek Baykal: Melek Baykal, (1954) tiyatro ve dizi sanatçısı Aslen İstanbulludur. Ferhunde Hanımlar dizisindeki Nermin, Hayat Bağlarındaki Nurhayat ve Cennet Mahallesindeki rollariyle tanınır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir