Kadınlar Erkeklere Nasıl Davranmalı

almaz ama bana beni bu diye geldi gibi ikaz mavi ona siz verin Kadınlar Erkeklere Nasıl Davranmalı Bir İlişkide Erkek Nasıl Davranmalı bir ilişkide kadın nasıl davranmalı kadınlar erkek..

Bir İlişkide Kadın Nasıl Davranmalı


1, AŞAMA
Bir kız hoşlandığı bir erkekle nasıl flört etmeli?
Öneri: Beğendiğiniz erkeği kapsama alanınız içine almanız lazım. Sizin diğer kızlardan farklı olduğunuzu bir şekilde hissettirmelisiniz. Örneğin çok güzel bir gülüşünüz olabilir. Onu kullanarak erkeği kendi ekseniniz etrafında döndürebilirsiniz. Onun beyninde şimşekler çaktırmak için öylesine sinyaller gönderin ki, gözünü kapattığı zaman gülüşünüzü düşünsün. O flört aşamasında durmadan çocuğun beynini ikaz etmeniz gerekir.
Nasıl: Bu nasıl olabilir diye yüksek sesle düşünürken bir öneri geldi. Ben sarışın ve mavi gözlü olmamın avantajlarından faydalanıp bir erkeği etkileyebilirmişim. Çünkü hoşlandığım kişiye Türk olduğumu söylersem şok geçirme olasılığı yüksekmiş! Bana gerçekçi bir yaklaşım gibi geldi ama tabii sadece dış görünüşle değil, bazı hareketlerle de hoşlandığımız kişiyi etkileyebilmeliyiz diye düşünüyorum.
2. AŞAMA
Basit görünmeden nasıl telefon numarası alınır?
Öneri: Bir erkekten telefon numarasını istemeyin. Telefonu kız almaz, erkek alır. Ama kendi telefon numaranızı bir şekilde çocuğa verin. Bu nasıl olabilir? Öyle bir şey yapmalısınız ki erkek sizin numaranızı istesin. Onun sizi aramasını sağlayacak bir neden bulabilirsiniz. Birbirinizle iletişim kurmanızı sağlayacak bir konu bulmanız lazım. Eğer aynı okulda okuyorsanız beraber ödev yapmayı veya size bir konuda yardımcı olmasını isteyebilirsiniz, örneğin insanlar benim halledebileceğim şeyleri bilir ve o konularda beni ararlar. Siz de yardımcı olabileceğiniz şeyler konusunda ona tüyolar verebilirsiniz. Basit gözükmeden ancak bu şekilde telefon numaranızı istetebilirsiniz. Eğer kendinize çok güveniyorsanız erkeksi bir tavırla “Bu benim numaram, istediğin zaman ara” diyebilirsiniz. Erkek bu tavır karsısında “Vay be kıza bak!” diyebilir.
Nasıl: Anlıyorum ki flörtleşmenin değiştirilemeyecek kuralları var. Yani bir erkekten telefon numarasını isteyemiyoruz çünkü basit gözükme olasılığımız hâlâ devam ediyor. Eğer “Rol yapma kabiliyetim hiç yok” diyorsanız, telefonunuzu bazı oyunlarla istetme yerine cesaretinizi kullanıp kendi telefon numaranızı vermeyi tercih edebilirsiniz. Çünkü bir sürü şaklabanlık yaptıktan sonra bir de telefon numaranızı istemezse kendinizi çok kötü ve oyuna gelmiş hissedebilirsiniz!

3. AŞAMA
Telefon sorunu çözüldükten sonra mesaj mı atmalı, aramalı mı?
Öneri: Numaranızı vermenin bir yolunu bulduysanız çocuğun aramasını beklemekten başka çareniz yok. Şöyle bir yol çizebilirsiniz: Çoğu erkek futbolla yakından ilgilenir. Tanışma esnasında çocuğun tuttuğu takımı öğrendiğinizi varsayıyorum. Futboldan haz etmiyor olabilirsiniz ama hoşlandığınız erkek için ilgileniyormuş gibi yapın. Hafta sonu önemli bir maç var ve izleyemeyeceksiniz. ‘Maçın skorunu mutlaka haber ver’ diyebilirsiniz. Çocuğu bir şekilde görevlendirin ki size karsı sorumluluk hissetsin.
Nasıl: Bu gerçekten süper bir öneri çünkü aramızda futbolla ilgilenen kızlar var. Yani ilgileniyormuş gibi kendinizi kasmanız gerekmeyebilir. Maç izlemeye, gazetelerdeki yorumları okumaya bayılıyor olabilirsiniz. Hele bir de hoşlandığınız erkekle aynı takımı tutuyorsanız sizden mutlusu olamaz. Farklı takımı tutuyor olsanız bile bu iletişim şekli ideal olabilir. Futbolla ilgilenmeyen bir kız için ilgileniyor numarası yapmak hayli zor ama yine de mesaj atmak için güzel bahane gibi gözüküyor. Tabii önce erkeğimizin futboldan gerçekten hoşlandığından ve bir takım tuttuğundan emin olmamız lazım.
4. AŞAMA
Buluşma için yer seçimi nasıl olmalı? Nereye gidilmeli?
Öneri: İlk buluşma, birbirinize odaklanabileceğiniz bir yerde olmalı. Ama aynı zamanda sizden başka kimsenin olmadığı bir yer de olmamalı. Eğer ‘Gel bende oturalım’ derseniz erkeğin gözündeki imajınız direkt değişir. Sessiz ve sakin olması acısından Starbucks olabilir ama kuytu köşe tercih edilmeli. Onu da tesadüfen ayarlamış gibi olmalısınız, ‘Gürültüden bir şey konuşamadık ki’ gibi muhabbeti bölecek durumlardan uzak ama sosyal bir yapının içinde olmalısınız. Sinema olmamalı çünkü sinemada filmi seyreder, birbirinizle konuşamazsınız. Onun için birbirinizin gözlerinin içine bakarak sohbet edebileceğiniz, şakalaşabileceğiniz, birbirinizi tavlayabileceğiniz bir ortam hazırlayın. Bunun da çok hazırlanmış görünmemesine özen gösterin. Erkeğin, ‘Benimle yakınlaşmak İçin düzen kurdu’ diye düşünmesini engellemek açısından…
Nasıl: Hoşlandığınız erkekle kendinizi rahat hissetmek için tanıdık bir mekana gidip hiç de rahat olmadığınız buluşmalar yaşamışsınızdır. Arkadaşlarınız yanınızdakiyle tanışmak için masanıza uğrar veya meraklı bakışlar aranıza girer. Birbirimize konsantre olabileceğimiz bir yer konusunda hemfikirim. Hem keyifli hem de kalabalık olmayacak bir yer bulmak çok da zor olmamalı.

Ailede Mutlu Olmak İçin Kadın Ve Erkek Nasıl Davranmalı?

“Eşler birbiri hakkında önyargılı olmamalı. Olayların hep iyi tarafını görmeli. Eşinin hoşuna giden huylarını takdir etmeli, tasdik etmeli, böylece mutlu etmelidir. Hoşuna gitmeyen huyları için de, ‘Şu şu huyların hoşuma gitmiyor,’ demelidir. ‘Şayet senin de bende beğenmediğin huylarım varsa, söyle bileyim’ diyerek kapıyı açık tutmalıdır.”
B ir radyo programında bu konuyu tartışmaya açtım:
İçimizdeki, küçük dünyamızdaki barışı nasıl temin edeceğiz?
Ailede, karı-koca arasındaki şikâyete konu olan meseleleri barış yoluyla nasıl halledeceğiz?
Barışçı bir yolu mu seçeceğiz, yoksa savaşçı bir yapıyı mı sürdü­receğiz?
Konu hakkında dinleyicilerimizin düşüncesini sordum, katılımla­rını istedim. Birbirinden ilginç cevaplar geldi.
İlk katılan otuz beş yaşlarında görme özürlü bir beydi. Konuyu şöyle dile getirdi:

“Yirmi üç yaşında evlendim. Otuz beş yaşıma kadar aile reisi ben­dim, ben çalışıyor, ben kazanıyor, ben çocuklara bakıyordum. Otuz beş yaşında iken gözlerimi kaybettim. Bundan sonra hanım iş buldu, bu sefer o bize bakmaya başladı.”
Daha sonra şu tespitlerde bulundu:

“Eşler birbiri hakkında önyargılı olmamalı. Her işe kötü tarafın­dan bakmamak, olayların hep iyi tarafını görmeli. Reddedici olmama­lı. Eşinin hoşuna giden huylarını takdir etmeli, tasdik etmeli, böylece mutlu etmelidir.
“Hoşuna gitmeyen huylan için de, ‘Şu şu huyların hoşuma gitmi­yor’ demelidir. ‘Şayet senin de bende beğenmediğin huylarım varsa, söyle bileyim’ diyerek kapıyı açık tutmalıdır.
“Böylece karşılıklı anlayışla biz devam edip gidiyoruz. Ben görme özürlü olmama rağmen evin içinde üç ay tatbikat yaptım. Bazen kafa­mı duvara çarptığım da oldu. Kendi işimi kendim görmeye alıştım.
“Eşler birbirlerine fazla yük olmamalı. Bir bardak suyu bile ço­cuklarımdan istemem, kalkar kendim alırım. Gözlerim sağlamken de öyle yapardım, şimdi de öyle.
“Şimdilerde hanım işten geliyor. Bir hanımın beyi işten geldiğinde nasıl karşılıyorsa, ben de hanımı öyle karşılıyorum. Yerine göre sofra­yı bile hazırlıyorum.
“Eşler birbirlerine karşı çok açık olması lâzım, aile içi meseleleri birlikte müzakere etmeliler. Anlaşamadığınız konular varsa ertelemeli, sonraya bırakmalı. Baktınız ki, kafa patlatıyor, ‘Hanım kafa pat­latacağına bir mısır patlat da yiyelim’ diyebilmeli.”

• • •
Başka bir dinleyici konuya daha farklı bir yönden yaklaştı: “Bir Allah dostu, “Ben kullukta hata ettiğimi, merkebimin huy­suzluğundan anlarım’ dermiş. Bunun gibi öncelikle kusuru kendi­mizde aramalıyız.
“Bugünkü ortamda ailelerin huzursuzluğu ekonomik kaynaklı­dır, bitip tükenmek bilmeyen isteklerden kaynaklanmaktadır.
“Bunun için bir hadiste, ‘İktisat eden muhtaç olmaz, istişare eden de mahcup olmaz’ buyurulduğu gibi aile ekonomisinde iktisat­lı yaşamaya çalışmalı.
“İş hayatında, iş yerinde olan sorunları eve taşımamalı. Bir uz­man şöyle diyor:
“Ben akşam eve gittiğim zaman kapıda durur dikilirim, derim ki, bugün dışarıda olup biten olumsuzluklardan çoluk çocuğum sorumlu değildir. Bu düşünceyle evime girerim.
“İnsanlar zaman zaman kendilerini tabii ortamlara atmalılar. Bu
ortam bir ormanlık alan veya bir su kıyısı da olabilir. Böyle yerlerde tefekküre zaman ayırmalıdır.”
Bir diğer dinleyicimiz de daha kalıcı çözümler sundu:
“Kadere razı olanın kederden emin olacağına inanmamız lâzım. Yunus Sûresi 99. âyette, ‘Eğer Rabbin isteseydi yeryüzünde kim varsa hepsi iman ederdi’ buyuruluyor.
“Böyle olsaydı, insanlar tek fıtratta, tek yaratılışta, tek karakterde, tek kişilikte olurlardı. Demek ki insanların farklı kişilik ve karakterde olmaları hak ve gerçektir.
“Biz başkasını değiştirmeye değil, kendimizi değiştirmeye çalış­malıyız. Bize gelen kötülükleri iyilikle savarsak, iyiliğe ulaşacağı­mızın müjdesini alırız.
“Hayırlı işler geciktirilirse belki bizi şerre götürebilir. Ama kalp kırma, kötü bir davranış, bir kusuru yüze vurma gibi serler geciktiri­lirse, bu da bizi hayra ulaştırır.
“Bu ilkeleri benimseyebilirsek Rabbimiz bile imhal eder, geciktirir; fakat ihmal etmez, yeri geldiği zaman onu devreye sokar.
“Hazırda olara veya sahip olduğumuz şeyleri amacına uygun kul­lanmasını bilmeliyiz. Cesaretimizin bittiği yerde esaret başlar. Allah ve Resulüne teslim olmadığımız zaman cesaret biter. Bu da bilgiyle olur.
“İnsanlar bildiğinin efendisi, bilmediğinin kölesidir. Bunun için günlük hayatımızda hep köle hayatı yaşıyoruz.
“Çünkü hep efelik taslıyoruz, efendiliğe geçişi beceremiyoruz. Gerçek anlamda efelikten efendiliğe geçiş yapabilirsek, başkalarını değil, kendimizi değiştirmeye çalışırsak, sanıyorum gerçek huzuru yakalarız.”

Aldatılan Kadın Nasıl Davranmalı

Aldatmak

Tanım olarak, iki kişi arasındaki birlikte, taraflardan birinin 3.kişi ile yaşanan; duygusal ,fiziksel eylemler ve söylemlerdir. Aldatılma için somut göstergeler; yazılar, temaslar,ifadeler ve davranışlardır. Eğer somut göstergeler yok ve sadece hissediş var ise bu sadakatsizlik olup aldatmanın doğasını gösterir.

Aldatmanın psikososyal dinamikleri arasında, aşırı yüceltilmiş karşı cins ve buna ulaşamamanın verdiği acizlik duygusu olabilmektedir. Genelde bayanlar tarafından tercih edilmeyen biri evlendikten sonra tercih edildiğinde bilinç altındaki duygular depreşir ve elde etme düşüncesi harekete geçer.

Aynı zamanda kadına değer vermeyen, çok sık sevgili değiştiren birinin de aldatması bir oyun ve heyecandan başka anlam taşımaz.

Aldatmanın nedenleri üzerine kafa yormuş olsak da belirtmeden önce şunu belirtmeliyim: hiçbir ayrılık nedenin kabul görür yanı yoktur. Yani kişinin neden yaptığının kabul edilebilirliği tartışılmaz olmaktadır.

Eşin cazibesini yitirmesi.
Hamilelik veya hastalıklı bir dönem
Sık görüşememek ve mesafe
30 yaş sendromu ve 40”lı yaşlara girerken (bu dönemler varlığını,duygularını ve bedenini gözden geçirme sürecinin yoğun olduğu dönemdir.
cinsel sorunlar
ilişkide iletişim sorunları
Çocuğun doğumu ile ilginin çocuğa yönelmesi ile değersizlik duygusu yaşamak.
Şiddet görmek
intikam
Yeni bir başlangıç yapmak ve kendilik değerini test etmek için aldatmak(halen ilgi çekici miyim, arzu ediliyor muyum ?)
Son madde olarak tekrar belirtmek gerekir ki neden olabilir ama kabul görülmez.
Aldatmak, evliliklerin bitiminde en çok ilk üç madde arasında bulunmaktadır. Aldatma olayını doğru göremeyen ve süreci doğru sürdüremeyen tarafların % 75 ,i ayrılmış veya boşanmıştır. (Z.Sungur) Aldatma sonrası, ilk öğrenilmek istenen “neden yaptı” sorusudur. Aslında herkes yaşadığı ve yaşattığı travmanın gerçek nedenini bulmak-bilmek ister. Kişi de bazen nedenini bilmeden aldatır. Ta ki derin sorgulamalar veya danışman desteği ile bunu bulana kadar. İşte sorun,nedeni bulurken aldatılanın nedeni, kendine mal etmemesidir. Neden ne olursa olsun aldatılan kişi, suçluluk içinde değildir.

Aldatılan Kişinin Durumu ve Yaşadıkları

ü Aldatılacak kadar basit miyim?

ü Demek ki hak ettim

ü Kocamı kazanmak için artık her dediğini yapmalıyım

ü Aptalım

ü Bana bunu yapanı affetmem.

ü Ben de onu aldatacağım

ü Depresyona girmek

ü Güvensizliğin yarattığı düşünceler ile , her şeyden şüphe etmek. Eşinin her şeyini bilmek istemek- incelemek.

ü Bütün erkekler/kadınlar ayın önyargısı ile tavrını genelleştirmek

ü Yaşadığı acıyı azaltmak adına rast gele yada normalde istemeyeceği biriyle cinsellik/duygusallık yaşamak

ü Boşluk,yalnızlık ve çaresizlik duygularını yaşamak

ü Ailesine yakınlaşmak

Aldatılan kişi, kendisine yapılan olayı ,içselleştirerek kendisinden kaynaklandığını düşünür. Ama yapılan araştırmaların sonucunda da % 100 aldatmanın nedeni bulunamamıştır. Yukarıdaki nedenler ise ihtimallerdir. Aldatılan kişi, kayıp ve ölüm travmasına benzeyen travma yaşar. Bu nedenle ağır ve destek isteyen bir süreçtir.Nasıl davranmalı kısmı ise az sonra

Aldatan Kişinin Durumu ve Yaşadıkları

v Suçludur.

v Kendine inanamaz.

v Kendini savunamaz. Bu nedenle bu konuların açılmasından korkar-gerilir.

v Eşine suçluluk duygusundan dolayı devamlı taviz verir

v Utangaçtır. Başka insanların bilmesinden kaygılanır.kaygı ve depresyon görülebilir.

v Umutsuzdur. Bu evlilik artık toparlanamaz. Mahvettim gibi..

v Bir an önce sürecin normalleşmesini ister.

v Hep açıklama yapmaktan bıkmıştır.

Genel düşünce aldatan kişinin bu durumdan büyük zevk aldığı düşüncesi olsa aslında ,olay yaşanırken bir çatışma ve mutsuzluk hakimdir. Çünkü başına gelmesini istemediği bir şeyi yapmaktadır. Bu nedenle aldatma ortaya çıkarken aldatan kişinin de ruh halinin sağlıklı olmadığını unutmamalıyız.

ÖNERİLER VE YOL HARİTASI

Aldatan eşin yalansız bir şekilde olayı anlatması ve tüm sorumluluğu üzerine alması.
Aldatma anlatırken varsa yaşanan cinselliğin detaylarına girilmemesi ve aldatılan tarafın bunda ısrar etmemesi gerekir. Çünkü anlatılması halinde zihinde senaryolaştırma ve filmleştirme ile sorunun çözümü zorlaşır.
Olayın başında;
-ayrılmak,kararsızlık veya ilişkiye devam kararlarından birini vermeden önce, önce olayı öğrenmeye çalışın. İstediğiniz kararı yine verebilirsiniz.

Sorunun çözümüne, anlaşılmasına ve olağan sürece geçene kadar aldatılan tarafın onayı ve rızası olmadan cinselliğin yaşanmaması
Soruları sorarken, ne zaman başladı,neden bitirmedin, cinsellik var mı, duygusallık var mı,tehdit edici bir durum var mı, önlem alınması gereken bir durum var mı? Soruları ağırlıklı kullanılmalıdır.
Aldatan kişi 3.kişinin iletişim ve adres bilgilerini vermemelidir.
Eğer aldatıldıysanız,

eşinizle duygusal,cinsel ve paylaşım bağlarını konuşun. Bunları olay netlik kazanana kadar devam etmeyeceğini ortaklaşa kararlaştırın.
Devamlı sorgulamak yerine zaman dilimi belirleyin.
Bütün detayları öğrenmeye çalışmayın.
Sizin bunu fark edememeniz beceriksizliğiniz değil, güvenmenizin göstergesi olduğunu unutmayın.
Evliliğinizi ve kendinizi suçlamak yerine, bunun bir evlilik sorunu ve eşinizin tutumu olduğunu unutmayın.
Kendinizi başkasıyla kıyaslamayın.
Benden güzel olsaydı gam yemem demeyin. Sizden güzel olsaydı daha üzülürdünüz.
Eşinizi devamlı kontrol etmeyin. Maillerini telini cüzdanın karıştırmayın. Bu ilişkinize yapıcı bir katkıda bulunmaz.
Eğer iletişimle sorunu çözemiyorsanız karşılıklı anlaşarak birbirinize mektup yazın.
Eşinizin aldatmasına onu aldatarak cevap vermeyin. Size sadece suçluluk hissettir. Sonraki zaman diliminde bu davranışınız sizi hep rahatsız eder.
Olayın hemen ertesinde hiç bir şey olmamış gibi davranmak yerine, baş başa uzun zaman dilimi içinde olayın detaylı konuşulması,
Aldatılan eşin olayı tam öğrenmeden herkese açmaması ve bu olaydan dolayı eşine karşı alınacak tavır ve tepkileri hesaplaması.
Çocuklara anlatırken, aldatan tarafı suçlamak ve cezalandırmak olarak değil, durum hakkında bilgilendirmek olarak açıklanması.. Aslında çocuklara anlatırken uzman desteği önemlidir.
Yine çocuklara anlatırsa şayet; eşlerin aynı şeyleri söylemeleri veya beraber söylemeleri önerilir.
Çok acı bir süreçti fakat geride kaldı diyebilmek. (M.Sungur ). Kabullenmeyi gurursuzluk ve çaresizlik olarak değil, güçlü olabilmek olarak da düşünmeliyiz.

Aldattıysanız;

Aldatma olayını olduğu gibi anlatın ve tüm sorumluluğu üzerinize alın.
Aldatmanızı,eşinize mal edecek nedenlere dayandırmayın.
Sessiz kalmak yerine, sorulara açık ve samimi cevaplar verin.
Evliliğiniz/ilişkiniz hakkında net konuşun.
Sürecin iyileşmesi adına her şey yapmaya hazır olduğunuzu ona bildirin.
Eşinizin size güvenmemesine saygı gösterin. Hemen güvenmesini beklemeyin.
Aniden sevgi göstergelerinde bulunmayın. İnandırıcı değildir.
Mümkün olduğunca, aynı evde yaşamaya devam etmek, çocukların sorumlulukları, ev işleri, cinsellik gibi konularda baskı yapmayın ve eşinizle uzlaşın.
Benden ayrılamaz ne de olsa demeyin. Size muhtaç olduğunu düşünerek olayı ört bas etmeyin. Aksi taktirde intikam duygusunu perçinlersiniz.
o Eğer eşi gerçekten pişman olmuşsa, kadın da ‘aramızdaki sevgi bağını artırmak için ne yapmalıyım?’ diye düşünmeli. İnsan değerli bir şey kaybettiği zaman onu hemen unutmaz, tekrar bulmaya çalışır. evlilik de böyle. Aldatan eş, yere düşen mücevher gibidir. Mücevheri yere düştü diye çöpe atmak yerine, yerden alıp temizlemekte fayda var. Ancak kadın, aldatan eşini affederken, ona mutlaka ‘bir daha yaparsan sonuçları evliliğimiz için kötü olacak’ mesajını vermeli. Çünkü aldatan erkeğin hemen affedilmesi, hiçbir şey olmamış gibi davranılması; onun bu olayı ‘bir şey olmadı’ şeklinde yorumlamasına ve aynı hatayı tekrarlamasına neden olur. (N.Tarhan)

Aldatmalar travma etkisi yaratır. Ama ilginç olan şudur ki, bazen aldatma olayından sonra evliliklerin daha sağlıklı yürümeye başladığı, bağlılık duygusunun arttığı, sorunların bu tip travmadan sonra netleşip çözüm için ortak hareket edildiği tespit edilmiştir.

Aldatma, sadece kötü evliliklerde olmaz. Dediğim gibi aldatılma ,sizin dışınızdaki nedenlerden de olabilir size dayandırılmış da olabilir. Ama aldatılan kişi ilişkisini veya evliliğini bitireceği gibi, devam da ettirebilir. Her aldatma boşanmayla bitmiyor.

Aldatılmanın sosyal boyutuna kısaca bakarsak, erkekler arasında pekiştirilen, övünülen,bir güç ve beceri göstergesi olarak kabul edilen bir davranış olması, aldatmayı nicel olarak destekler.sanal aldatmayı aldatmadan saymalıyız bu çerçevede. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü öğrencilerinin gerçekleştirdiği, ‘evlilik ve Sadakat’ konulu araştırma, sanal flört ve sanal seksin, en yaygın aldatma biçimi haline geldiğini doğruluyor. Hatta kimi zaman hayatlarına sadece renk katmak için cinsel tatmini internette arayanlar, fiziksel bir temas söz konusu olmadığından, bu yaşananların aldatma ya da sadakatsizlik olmadığını düşünüyor.

Ayrıca, bayanlar içinde ise aldatma, yeni heyecan ve kendini kanıtlama olarak algılanmaktadır. Genç sevgili yapmak, duygusal boşluğunu doldurmak, halen beğenildiğini test etmek de sosyal anlamda desteklenen göstergelerdir.

alıntıdır

Anrapoz Olan Erkeklere Nasıl Davranmalı

beim eşim sanınıyorum kı antrapozlu oldu agresif bır insandı şimdi daha fazla oldu ne yapmam gerekiyor

Miyoplar Nasıl Davranmalı?(tavsiyelerinizi Bekliyorum)

Ben 18 yaşındayım 4 senedir miyopum gerçi ileride lazer tedaviye gireceğim ama gözlük numaralarımın büyümemesi için ne yapmam gerek bana yardımcı olabilirmisiniz? Tavsiyelerinizi bekliyorum şimdiden teşekkürler.

Etiketler:bir ilişkide kadın nasıl davranmalı kadınlar erkeklere nasıl davranmalı bir ilişkide erkek nasıl davranmalı erkeklere nasıl davranmalı erkeğe nasıl davranmalı bir erkeğe nasıl davranılmalı erkek arkadaşıma nasıl davranmalıyım bir kadın bir erkeğe nasıl davranmalı bir kadın erkeğe nasıl davranmalı terkedilen kadın nasıl davranmalı bir erkeğe nasıl davranmalı kadinlar erkeklere nasil davranmali kadınlara nasıl davranılmalı kadınlar nasıl davranmalı kadın erkeğe nasıl davranmalı kadın nasıl davranmalı erkek arkadaşına nasıl davranmalısın erkeğe nasıl davranılmalı hoşlandığın erkeğe nasıl davranılmalı bir ilişkide erkeğe nasıl davranmalı
Kadınlar CEV Kupası: Avrupa Bayanlar CEV Kupası (CEV Cup), CEV'e üye ülkelerin takımlarının katıldığı bir turnuvadır. İlk kez 1981 yılında düzenlenmiştir.
Kadınlar 1. Ligi: Kadınlar 1. Ligi, Türkiye Futbol Federasyonu tarafından her yıl kadın futbol takımları arasında düzenlenen lig organizasyonu.
Kadınlar Voleybol Dünya Kupası: Bayanlar Voleybol Dünya Kupası, FIVB'nin düzenlediği her dört yılda bir yapılan bir turnuvadır. İlk turnuva 1973 yılında Uruguay'da düzenlenmiştir.
Kadınlar World Grand Champions Cup: Bayanlar World Grand Champions Cup, FIVB tarafından dört yılda bir düzenlenen uluslararası voleybol organizasyonudur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir