Karındaki Şişlik

Sponsorlu Bağlantılar
arpa baykal besin bilgi bir boyu eden genetik gibi insanlar masum memorial hastanesi prof dr quot tek veya yavuz yol yumurta zemin Karındaki Şişlik Karında Şişkinlik karında şişlik karındaki şişlik karında şişkinlik ..

Karın Ağrısı Ve Şişkinlik "çölyak" Belirtisi Olabilir

Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, masum sanılan karın ağrısı ve şişkinlik gibi şikayetlerin “yaşam boyu devam eden tek gıda alerjisi” olan “çölyak” hastalığının belirtisi olabileceğini söyledi.

Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, “yaşam boyu devam eden tek gıda alerjisi” olan, genellikle kalıtsal olarak ortaya çıkan ve tedavi edilmediği, özenli davranılmadığı takdirde de hayatı çekilmez hale getirebilen çölyak hastalığı hakkında bilgi verdi. Çölyak hastalığının bağırsaklarda besin maddelerinin sindiriminin ve emiliminin bozulmasına yol açan bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Yavuz Baykal, “Çölyak hastalığı olan insanlar, buğday, arpa, çavdar ve bir dereceye kadar da yulafta da bulunan bir protein olan ‘gluten’e karşı hassasiyet gösterir. Bu kişiler gluten içeren gıdalarla beslendiklerinde ince bağırsaklarında oluşan immunolojik reaksiyonlar sonucu hücrelerde iltihap ve hasar oluşturur. Oluşan bu hasar sonrasında besin maddelerinin sindirimi ve emilimi bozulacağından, ishal ve zamanla vücutta bazı maddelerin eksikliği ortaya çıkar” dedi.

Prof. Dr. Baykal, çölyak hastalığının genetik bir hastalık olduğunu ve hastaların yüzde 10 kadarında ailede çölyak hastalığı olan başka bireylerin de bulunduğunu söyledi. Çift yumurta ikizlerinde yüzde 30 oranında görülen bu hastalığın tek yumurta ikizlerinde görülme oranının yüzde 70 olduğunu ifade eden Baykal, stresin de çölyaka zemin hazırladığına dikkat çekti. Hastalığın her yaşta ortaya çıksa da 8-12 aylık çocuklarda ve 30-40 yaş aralığında daha sık görüldüğünü kaydeden Baykal, “Hastalık ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. ‘Latent’ veya ‘sessiz çölyak’ hastalığı ise, bu hastalığa ait tipik bulguların olmadığı fakat kalıtsal yatkınlığı olan hastalar için kullanılan bir terimdir. Bu hastalarda zamanla çölyak hastalığı yerleşir. Çölyak hastalığının gerçek sıklığı bilinmemektedir. Kan bankasındaki kanlar üzerinde yapılan serolojik çalışmalar her 300 kişiden birinde bu hastalığın bulunabileceğini düşündürmektedir” diye konuştu.

“ÇÖLYAK; İSHAL, ŞİŞKİNLİK VE KARIN AĞRISI İLE KENDİNİ BELLİ EDİYOR”

Çölyak hastalığının ishal, şişkinlik ve karın ağrısıyla kendini gösterdiğini söyleyen Baykal, hastalığın belirtilerini ise şöyle sıraladı:

“Emilim ve sindirim bozukluğunun derecesine bağlı olarak Çölyak hastalığı çocuklarda ve erişkinlerde farklı belirtilerle kendini gösterir. Çocuklarda gelişme ve büyüme geriliği çölyak hastalığının erken bulgusu olabilir. Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, huysuzluk, uyuklama, davranış bozuklukları ve okulda başarısızlık görülebilecek diğer belirtilerdir. Bulguların ortaya çıkması ve şiddetlenmesi yıllar sürebilir. Çölyak hastalığı erişkinlerde genellikle 30-40 yaş civarında ortaya çıkarsa da daha ileri
yaşlarda da görülebilir. Hastalıklı kişilerde belirtiler iki şekilde kendini gösterir; emilim bozukluğuna bağlı olanlar ve besin, mineral ve vitamin eksikliğine bağlı olanlar. Hastalarda temel besin kaynakları olan; protein, karbonhidrat ve yağ emilimi bozulmuştur ve en ciddi emilimi bozulan ise yağlardır. Yağ emiliminin bozulması sonucu hastalarda ishal ve şişkinlik şikayetleri ortaya çıkabilir. Karbonhidrat emilim bozukluğu sonucu ise hastalarda laktoz intoleransı ortaya çıkar, bu durum sütlü yiyecekler
sonrası hastalarda karın ağrısı ve şişkinlik gibi şikayetlere neden olabilir.”

Hastalarda beslenme bozukluğu, vitamin ve mineral yetersizliğine bağlı olarak, zayıflama ve ödem, kansızlık (demir ve B12 vitamin eksikliği), kemik erimesi (osteoporoz), kolay çürüme (K vitamin eksikliği), sinir hasarı, periferik nöropati (B12 ve B1 vitamin eksikliği), kısırlık (adet bozukluğu, düşükler), kas güçsüzlüğü (potasyum, magnezyum yetersizliği), saç dökülmesi ve iştahsızlık meydana geldiğini belirten Prof. Dr. Yavuz Baykal, hastalığın nasıl teşhis edildiğini ise şöyle anlattı:
“Çölyak hastalığından şüphelenildiğinde, ayrıntılı bir muayeneden sonra bazı kan ve dışkı testleri istenir. Kalsiyum, magnezyum, potasyum, protein, kolesterol, B12 vitamini, A vitamini, folik asit ve demir gibi bu hastalıkta vücutta eksilebilecek bazı maddelerin kandaki seviyelerinin ölçülmesi, tam kan sayımının yapılması ve iltihap belirteçlerinin kontrol edilmesi yanında; çölyak hastalığının teşhisinde kullanılan bazı testlerin de yapılması gerekir. Çölyak hastalığının tanısında mutlaka yapılması
gereken bir diğer inceleme, ince bağırsak mukoza biyopsisidir. Özellikle belirgin kilo kaybı, karın ağrısı, kansızlık, gece terlemeleri ve kanama gibi bulguları olan hastalarda bu incelemelerin yapılması ve gerektiğinde bilgisayarlı batın tomografisi gibi başka görüntüleme yöntemlerine başvurulması gerekebilir.”

“ÇÖLYAK HASTALIĞININ İLAÇ TEDAVİSİ YOK”

Hastalığın tedavisi konusunda da bilgi veren Prof. Dr. Yavuz Baykal, hastalığın erken teşhis edilmemesi halinde ciddi problemlerin ortaya çıkabileceğini söyledi. Hastalığı işaret eden bulgulara benzer şikayetleri veya ailesinde çölyak hastalığı öyküsü olanların bir iç hastalıkları uzmanı veya gastroenteroloji uzmanına başvurmaları gerektiğine dikkat çekerek, “Çölyak hastalığı olanların yüzde 10 kadarında; anne, baba, kardeş veya çocuklarında da aynı hastalık görülebilir. Gebelik döneminde kansızlığı belirgin ölçüde şiddetlenen kadınların çölyak hastalığı yönünden araştırılması gerekir. Çölyak hastalığında tedavinin temelini sıkı bir glutensiz diyet uygulanması oluşturur. Bu amaçla gluten içeren tahıl ürünleri (buğday, arpa ve çavdar) kullanılarak yapılan gıda maddelerinin kesinlikle yenmemesi gerekir. Pirinç, mısır, patates ve soya unundan yapılmış ürünler yenilebilir. Meyve, sebze, yumurta ve et ürünlerinin yenmesinde sakınca yoktur.

Gluten içermeyen bir diyetin uygulanması normal beslenmeye göre daha pahalı, güç ve sıkıcı olabilir. Bu nedenle kesin tanı konulmadan bu tür bir diyetin uygulanması tavsiye edilmez. Bu hastalarda laktoz eksikliği (laktoz intoleransı) de olabildiğinden başlangıçta süt ve sütlü gıdaların alınmaması önerilir” diye konuştu.
Memorial Hastanesi İç Hastalıkları Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Yavuz Baykal, çölyak hastalığında ilaç tedavisi olmadığını hatırlatarak, sıkı bir glutensiz diyet uygulayan hastalarda hastalığın genelde iyi bir gidiş gösterdiğini, hastalığın sıkı diyet ile kansere dönüşüm engellenebileceğini dile getirdi.

Karın Şişkinliği Ve Gaz Sıkıntı

Karın şişkinliği ve gaz sıkıntı

Her insanda normalde geğirti veya anüs yoluyla çıkartılan gaz oluşur. Buna karşılık pek çok insan normal miktarda gazları olmasına rağmen karınlarında gaz veya şişkinlik hissederler. Çoğu insan günde ortalama 14 kez gaz çıkarır. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Koç, mynet okurları için yazdı.

Karındaki gazı genelde kokusuz olan,karbondioksit, oksijen, nitrojen, hidrojen ve bazen de metan gazları oluşturur. Gazın hoş olmayan kokusunu ise kalın barsaktaki bakterilerin oluşturduğu sülfür içeren az miktardaki gazlar oluşturur. Barsaklardaki gazın %1′den azı kokuyu oluşturan gazlardır, bunlar uçucu kısa zincir yağ asitleri, amonyak, hidrojen sülfür ve değişik uçucu amino asitlerdir.

Yemek borusu, mide, ince ve kalın barsaklardan oluşan sindirim sistemimizdeki gazın iki kaynağı vardır.

Bunlar:

Kalın barsakta normalde bulunan zararsız bakterilerin bazı sindirilmemiş gıdalarda bozulma yapması ile oluşan gazdır.

Hava yutma (aerofaji) mide gazının en sık sebebidir. Her insan yerken veya içerken bir miktar hava yutar.Hızlı yiyip içen, sakız çiğneyen, sigara içen ve uygun olmayan ( gevşek ) takma diş kullananlarda ise normalden fazla hava yutulur. Midedeki gazın önemli bir kısmı geğirme ile çıkartılır, geride kalan kısım ince barsaklara geçer ve burada kısmen emilir, az bir miktarı ise kalın barsaklara geçer ve makat yolu ile atılır. Mide kendisi de mide asidinin bikarbonatla karışması sonucu karbondioksit gazı oluşturur ancak bu gazın önemli bir kısmı ince barsaklarda emilir ve kalın barsağa kadar ulaşmaz.

2- Sindirilmemiş Gıdanın Bozulması

İnsan vücudu bazı karbonhidratları ( şeker, nişasta ) ve pek çok gıdada bulunan lifleri ince barsaklardaki enzimlerin yetersizliği ya da yokluğu nedeni ile sindiremez. Bu sindirilmemiş gıda ince barsaklardan kalın barsağa geçtiğinde, kalın barsaktaki normal flora dediğimiz zararsız bakterilerce bozulmaya uğrar ve hidrojen, karbondioksit, insanların üçte birinde de metan gazı oluşur. Sonuçta bu gazlar anüs yoluyla dışarı atılırlar. Metan gazı oluşan insanların gaitaları su içinde yüzer. Araştırmalar neden bazı insanlarda metan gazı oluşup bazılarında oluşmadığını açıklayamamıştır.

Bir kişide gaz oluşturan gıdalar başka bir kişide gaz oluşturmayabilir. Kalın barsaktaki bazı bakteriler diğer bakterilerin oluşturduğu hidrojeni yıkabilirler. Bu iki tip bakteri oranı da bazı kişilerde daha çok gaz oluşunu açıklayabilir.

Hangi Gıdalar Gaz Yapar?

Karbonhidrat içeren gıdaların pek çoğu gaz yapar, buna karşılık yağlar ve proteinler daha az gaz yapan gıdalardır.

Şekerler: Gaz oluşturan şekerler raffinoz, laktoz, fruktoz ve sarbitoldur.
Raffinoz: Fasülye bu kompleks şekeri çok miktarda içeren bir besindir. Daha az oranda lahana, bruksel lahanası, karnıbahar, kuşkonmaz, diğer sebzeler ve tüm hububatlarda bulunur.
Laktoz: Laktoz sütteki tabi şekerdir. Peynir, dondurma gibi ürünlerde de bulunur. Ekmek, tahıl, mayonezde de bulunur. Özellikle Afrika ve Asya kökenli ırklarda laktozu sindirmeyi sağlayan laktuloz enzimi düzeyi düşüktür, kişi yaşlandıkça da enzim düzeyi düşer. Bunun sonucu olarak kişiler yaşlandıkça laktoz içeren gıdalar yeme sonucu oluşan gaz şikayeti giderek artacaktır.
Fruktoz: Fruktoz normalde soğan, enginar, armut ve buğdayda bulunur. Ayrıca bazı içeçek ve meyva sularında tadlandırıcı olarak kullanılır.
Sorbital: Sorbital meyvalarda doğal olarak bulunan bir şekerdir. Elma, armut, şeftali ve erikte çok vardır. Ayrıca birçok diyet gıdalarında, tadlandırıcılarda ve sakızlarda bulunur.
Nişasta: Patates, mısır, bazı tatlılar, pastalar ve buğdayda bulunan nişastanın bir kısmı kalın barsağı geçip orada bakterilerce yıkılarak gaz oluşturur. Pirinç gaz oluşturmayan tek nişasta çeşididir.
Lif: Pek çok gıda eriyebilen ve erimeyen lifler içerir. Eriyebilen lifler suda kolayca çözünür ve barsaklarda jel kıvamında bir yapı oluşturur. Bunlar, yulaf, fasulye, bezelye ve pek çok meyvada bulunurlar. Eriyebilen lifler kalın barsağa kadar sindirilmeden gelip, burada gaz oluşumuna yol açarlar. Erimeyen lifler ise barsaklardan hiç değişmeden geçer ve çok az gaz oluştururlar. Buğday, kepek ve bazı sebzeler bu tür lifleri içerirler.

Gaza Bağlı Semptomlar ve Problemler Nelerdir?

En sık görülen semptomlar geğirme, çok gaz çıkartma, karında şişkinlik ve karın ağrısıdır. Bu bulgular herkeste oluşmayabilir. Burada en belirleyici faktörler vücudun ne kadar gaz ürettiği, barsakların ne kadar yağ asidi absorbe ettiği ve kişideki kalın barsağın gaz gerginliğine olan hassasiyetidir.

Geğirti: Yemek sonrası mide dolu iken ara sıra oluşan geğirme normaldir. Sık geğirtisi olan bazı kişiler ise yemek yerken aşırı hava yutarlar ve bu hava mideye inmeden geri gelip geğirti oluşabilir.

Sık geğirtisi olan kişilerde ise reflü hastalığı, mide fıtığı, gastrit, ülser gibi üst sindirim sistemi rahatsızlıkları olabilir.

Geğirti yapan iki nadir görülen kronik gaz sendromu vardır. Bunlar meganblase sendromu ve gaz-bloat sendromudur. Meganblase sendromu özellikle ağır yemek yeme sonrası, yemek esnasında aşırı hava yutmaya ve bunun midede aşırı şişkinlik yapmasına bağlıdır. Bunun sonucu aşırı şişkinlik, tıkanma hissi ve nefes darlığı oluşabilir ve bu durum kalp krizini taklit edebilir.

Gaz-bloat sendromu ise reflü hastalığı ameliyatları sonrası oluşabilir. Bu ameliyatta yemek borusu ile mide arasında oluşturulan yeni yapı gıda ve havanın mideye geçmesine izin verir ancak normal geğirme ve kusma eylemini engelleyebilir. Özellikle çok hava yutanlarda bu durum ciddi bir sorun haline gelebilir.

Soğan, domates ve biberli gıdalar geğirmeyi arttırır. Sürekli geğirme ise bazı hastalıkların belirtisi olabilir. Bunlar safra kesesi taşları, ülser hastalığı ve reflü hastalığıdır. Ankisiyete yani aşırı endişe hallerinde de çok hava yutup devamlı geğirme alışkanlık haline gelebilir.

Çok Gaz Çıkartma

Fazla sayıda gaz çıkartma çok sık dile getirilen bir yakınmadır. Ancak kişiler günde 10-25 kez, ortalama 14 kez gaz çıkartırlar ve bu da normaldir. Bazen çok fazla gaz çıkartmanın sebebi ağır karbonhidrat sindirim bozukluğu veya kalın barsaklarda aşırı bakteri üremesi olabilir.

Karında Distansiyon (aşırı şişkinlik)

Çoğu insan karında şişkinlik hissinin çok fazla gaz oluşmasına bağlı olduğunu düşünür. Aslında çoğunlukla gaz miktarı normaldir ancak bazı rahatsızlıklara bağlı kişi çok gaz varmış gibi algılar çünkü gaza karşı hassasiyeti artmıştır.

Aşırı karın şişkinliği genellikle barsak çalışma bozukluklarına bağlıdır. En sık olarak irritabl barsak sendromu veya spastik kolon denilen durumlarda oluşur. Bu kişilerde barsak çalışması bozulmuş ve barsak adelelerinde kasılmalar oluşmuştur. Kalın barsağın splenik fleksura denilen dalak bölgesindeki kısmında gaz sıkışması olabilir. Bu duruma splenik fleksura sendromu denir ve karın üst kısımlarında, özellikle sol üst kısımda rahatsızlık, adele spazmı, şişkinlik, ağrı ile kendini gösterir.

Barsaklarda iltahaba, bunun sonucu da daralma ve tıkanıklıklara yol açan divertikülit, kron hastalığı gibi durumlarda ve barsak kanserlerinde de karında şişkinlik oluşur. Daha önce karın ameliyatı geçirmiş kişilerde oluşabilecek barsak yapışıklıkları da karında şişkinlik yapabilir.

Ayrıca çok yağlı gıda yendiğinde de mide boşalması gecikir ve kişiler fazla gaz oluşması olmadan da şişkinlik ve rahatsızlık hissi duyabilirler.

Karın Ağrısı ve Huzursuzluğu

Bazı kişiler barsaklarda gaz olduğunda karın ağrısı duyabilirler. Gaz kalın barsağın sol tarafında toplandığında kalp sıkışması hissi ile kalp rahatsızlığı ile karışabilir. Kalın barsağın sağ tarafında aşırı gaz olduğunda ise safra kesesi ve apandisitte duyulan ağrılara benzer ağrılar oluşabilir.

Tanı Metodları

Gaz yakınması bazı ciddi hastalıklarda da oluşabileceği için kişiye tanı konup bu hastalıklar ekarte edilmelidir. Kişinin yeme alışkanlıkları ve yakınmalarının birbiri ile ilgisini belirlemek önemlidir. Hangi gıdaların daha çok gaz yaptığı araştırılır.

Eğer laktoz yetersizliğinden şüphelenilirse bir müddet için süt ve sütlü gıdalar yasaklanarak durum takip edilebilir. Laktoz intoleransını belirlemek için kan ve nefes testleri yapılabilir. Karında aşırı şişkinlik olanlarda karında su toplanıp toplanmadığı, barsaklarda iltahabi hastalık olup olmadığı incelenmelidir.

Karında şişkinlik ve gaz yakınmaları olan 50 yaşın üzerindeki kişilerde kalın barsak kanseri olasılığı dikkate alınmalıdır.
Özellikle ailesinde barsak kanseri olan kişilerde bu durum daha önemlidir. Bu durumda barsakların ışıklı kamera ile incelenmesi anlamına gelen kolonoskopi yapılmalıdır. Özellikle açıklanamayan kilo kaybı, ishal veya gaitasında kan olan kişilerde bu olasılık çok dikkatle araştırılmalıdır.

Gaz Rahatsızlığı Nasıl Tedavi Edilir?

Belirli bir hastalık sonucu oluşmadığı gösterilen gaza bağlı rahatsızlıkları geçirmek için diyet değişikliği, gerektiğinde ilaç kullanılır ve hava yutmayı azaltmak gereklidir. Doktorların azaltmalarını veya kesmelerini önereceği gıdalar maalesef genellikle meyve, sebze, hububat ve süt ürünleri gibi sağlıklı gıdalardır.

Ayrıca şişkinlik ve hazımsızlık hissini azaltmak için yağsız gıdalar yenmelidir. Böylelikle mide daha hızlı boşalır ve gaz barsaklara daha hızlı geçip ileriye doğru gider.

Her bir gıdanın gaz yapıp yapmayacağı ve eğer gaz yaparsa ne kadar gaz yapacağı kişiden kişiye değişiklik gösterdiği için her bir bireyle ayrı ayrı konuşup ona göre diyet düzenlemesi yapılmalıdır.

Gaz yakınmaları diyet düzenlemesi ile geçmiyor ise antiasitler, sindirim enzimleri, karbon preperatları, barsak çalıştırıcı ilaçlar kullanılabilir.

Yutulan havayı azaltmak için sakız çiğnememek, sert şekerleme yememek, yemekleri küçük lokmalar halinde ve yavaş yavaş yemek gereklidir. Eğer takma diş kullanılıyorsa bu mutlaka çeneye oturan bir protez olmalıdır.

Sonuç olarak, görüldüğü gibi gaz ve şişkinlik yakınmaları basit hazımsızlık şeklinde olabileceği gibi, bazı enzim eksiklikleri, iltahaplanmalar, yapışıklık, kanser gibi değişik birçok rahatsızlıkdan da meydana gelebilir. Bu nedenle bu tip yakınması olanlar, eğer yakınmaları süreklilik kazanıyorsa mutlaka bir doktora başvurmalı, tanı ve tedavilerinin doğru bir şekilde yapılması sağlanmalıdır.

Karın şişkinliği ve gaz sıkıntı

Karında Şişkinlik Ve Yağlanmayı Azaltın

Karında şişkinlik ve yağlanmayı azaltın

Karnımızda oluşan şişkinliği ve yağlanmaları azaltmak için nelere dikkat etmemiz gerektiğini biliyor muydunuz?

Pantolonlarınızın içinde sıkışmaktan, ancak birkaç düğmeyi açınca rahat bir nefes alabilmekten sıkıldınız mı? O zaman kolayca şişen, yağ tutabilen, yumuşamaya oldukça müsait olan ‘hassas’ karın bölgemizi nasıl daha ince ve sıkı hale getirebileceğimize bakalım…

ŞİŞMEYİ ENGELLEYİN
Sindirim sistemin barınağı olan karından sindirimle ilgili herhangi bir problemin işaretini alabilmemiz mümkün. Mayalanma, gazlı içecekler, yemek yerken yutulan havalar, kabızlık, stres gibi birçok etken hem ağrılara hem de karnın şişkinliğine neden olur. Alacağımız birkaç önlemle bu şişkinlikleri önlememiz mümkün…

Yemek yerken acele etmeyin
Alelacele yenmiş ağır bir yemek veya toplantı öncesi hızla yutulmuş bir sandviç, karnınızı şişirmekten ve karnınızın bolca havayla dolmasından başka bir işe yaramayacaktır. Dolayısıyla öncelikle yemek yerken sakim olmanız gerektiğini unutmayın. Bir öğünü bitirmeniz yaklaşık yarım saati bulsun, her lokmanızı iyice çiğneyin.

Liflerin dozunu ayarlayın
Tam tahıllı besinlerden, meyve ve sebzelerden alabileceğiniz liflerin günde 25 – 30 gram arasında değişmesine özen gösterin. Çünkü bu dozda lif bağırsakların çalışmasını sağladığından, iyi bir sindirim için şarttır. Böylece karında şişlikler de oluşmamış olur.

Et ve sebze tüketin
Sebzeler iyi sindirildiğinden ve hazmı kolaylaştırdığından karın şişkinliğini önlemek için ideal besinlerdendir. Kuru sebzelerin yanı sıra, et, balık ve yumurta gibi gıdalar da enerjiye dönüştükleri için midedeki hacmi artırırlar.

Tuzu ölçülü kullanın
Tuzun şişirici etkisini çoğumuz biliriz; çünkü vücuttaki su miktarını tuz fazlasıyla belirler. Dolayısıyla tuz yerine taze otlar ve limonları yemeklerimizde tercih etmek karnımızdaki şişkinlik seviyesini azaltmaya yardımcı olacaktır.

Doğru nefes alıp verin
Doğru bir şekilde nefes alıp vermek vücudumuzdan toksinlerin atılmasına yardımcı olacaktır. Dolayısıyla gün içerisinde mutlaka birkaç kez nefes egzersizi yapın. Yavaş yavaş aldığınız nefesi tüm vücudunuzda hissedin.

YAĞLANMAYI ÖNLEYİN
Çok fazla ve ağır yemek yendiğinde yağ vücudumuzda birikir ve o da şişkinliğe neden olur. Bu durumu önlemek için de dikkat edeceğimiz birkaç nokta var.

Hareket edin
Özellikle karın çevremizde biriken yağları önlemek için en etkili yöntem spor yapmak, hareket etmektir. Haftada 3 gün düzenli olarak egzersiz yapmaya ve 30 dakikadan fazla oturmuş pozisyonda olmamaya özen gösterirseniz yağları yakabilirsiniz.

Şekeri azaltın
Özellikle tatlılarda, şekerlerde ve sodalı içeceklerde bulunan şekerler, aynı rafine şekerler gibi kandaki insülin seviyesini artıracak ve vücutta yağ seviyesinin yükselmesine neden olacaktır. Dolayısıyla şekeri mümkün olduğunca hayatınızdan çıkarmanız gerekli.

Size göre olanı bulun
Kimi insanda yenilen yiyecekler nedeniyle yağlanma kalça kısmında, kimi insanda ise göbek kısmında oluşur. Siz de kendi anatominizi keşfedip ona göre bir egzersiz ve beslenme programı oluşturursanız uyguladıklarınız daha etkili olacaktır.

Kreminizi sürün
Bazı bölgesel zayıflama kremleri de etkili olmaktadır. İçeriğine ve doktor tavsiyesine göre kullanacağınız bakım kremleri bazen, uyguladığınız tüm beslenme ve spor programının daha etkili sonuç vermesine yardımcı olabilir.

Vücudunuz Şişman Mı Şiş Mi?

Sadece vücudumuza giren tuz ve sıvı miktarı ödemi artırmıyor. Ödem bahaneye bakıyor. İlaçlar, hastalıklar, adet dönemleri bir yana, stresten dağ sporlarına, aniden çıkan lodosa kadar pek çok şey ödeme neden oluyor.

Bir gece de beden ölçünüz değişebilir
Şişkinlik birçok kadının hayatını kabusa çevirir. Bir gecede kilonuza kilo ekleyebilir, giyim alternatiflerinizi anında kısıtlayabilir ve sizi istemediğiniz giysilere zorlayabilir. Oysa karnınız düz ve sıkıysa, dünya olduğundan daha iyi ve daha güzel görünür. Kotlarınıza rahatlıkla girersiniz, zarif siyah elbiseleriniz size gerçekten yakışır ve bikiniler korkutucu olmaktan çıkar.

Evet, bir zayıf bir şişman görünmenize neden olan ödemin pek çok nedeni var. En bilineni, kadınlar için her ay bir ritüel haline gelen adet dönemi şişkinliği. Regl döneminde değişen hormonlar nedeniyle vücudun su tutması şişliğe neden oluyor. Reglin ikinci gününe kadar yapılan tartılarda ibre 1.5 kilo fazlasını gösterebiliyor.

İkinci günden sonra vücut tuttuğu suyu bıraktığında şişlik de sona eriyor. Bu nedenle uzmanlar, nedeni ne olursa olsun vücudumuza giren sıvı ile atılan sıvı arasındaki dengenin bozulmasının ciddi şekilde ödeme neden olduğunu söylüyor.

Gıda tahammülsüzlüğü

Sindirim sisteminde sıkışıp kalmış gazların, karın bölgesinin görünümünü fazlasıyla bozduğu ise ortada. Kimi kişilerde görülen gıda tahammülsüzlükleri de ödemin başlıca nedenlerinden. Kabızlık, aşırı alkol, aşırı tuz, çok hızlı yemek yemek ya da haşlanmış fasulye gibi gaz yapıcı besinlere fazla ağırlık vermek istenmeyen şişliklere zemin hazırlıyor.

Hareketsizlik, iklim ve ısı değişikliği, lodos, kalp, böbrek, tiroit gibi kimi hastalıklar, ilaçlar, hatta dağ sporları, stres gibi pek çok şey de ödem yapıyor. Ödemin altında ciddi sağlık sorunlarının yatabileceğini de akıldan çıkarmamak gerekiyor.

Ne yiyip ne içeceksiniz?

Şişkinlikle ilgili ciddi sorunlar bir yana aşağıda yaptığımız önerilerle beslenmeden kaynaklanan şişkinliklerin önünü almak mümkün… İşte şişkin karınları indirmek için bazı ipuçları:

• En çok şişkinlik yapan buğday gibi besinlerden uzak durun. Pirinç ve yulaf gibi daha iyi tolere edilen besinlere yönelin. Mısırlı kahvaltı gevrekleri yerine kepekli olanları tercih edin ya da kahvaltıda meyveli yoğurt yiyin.

• Bol bol meyve – sebze yiyerek ve bol bol sıvı içerek kabızlığı önleyin. Ayrıca ihtiyaç hissettiğinizde tuvalete gidin. Direnmek sindirim sisteminizi daha da tıkayabilir.

• Probiyotik besinleri (asidofilus) deneyin. Bunlar, sindirim sisteminizdeki iyi ve kötü bakteri dengesini düzeltmenize yardım edebilir. Bu denge bozukluğunda sisteminiz yavaşlar ve bu da bağırsaklarınızda gaz birikmesine yol açabilir. Probiyotikleri, besin tamamlayıcısı olarak eczanelerden alabileceğiniz gibi, her gün doğal yoğurt yiyerek ya da yoğurtlu bir içecek içerek de vücudunuza alabilirsiniz.

• Meyve çanağınızı doldurun. Elma, armut ve kayısı iyi potasyum kaynaklarıdır ve potasyum, bedeninizin sıvı dengesini düzeltmeye yardım eder. Bu meyvelerde bağırsak hareketlerinizi düzenleyen, pektin adlı çözünebilir liften de bol bol bulunur.

Kiraz ve turunçgiller de şişkinlik yapmayan meyvelerdendir. Ananas şişkinliği alt etmekte çok işe yarar. Ananasta bulunan mucize enzim bromelin, sindirimi kolaylaştırır, gazı azaltır ve midenizi rahatlatır. Taze ananas, konservesinden iyidir, konserve ananasta çok daha az bromelin bulunur. Papayayı da deneyebilirsiniz. İçerdiği papainadlı enzim, özellikle ağır, etli yemeklerden sonra sindirime iyi gelir.

3 soru 3 cevap

Soru: Tuzu bırakmak şişkinliği önleyebilir, ama o zaman yemeklerimi nasıl tatlandıracağım?

Cevap: Öncelikle masanızdaki tuzluğu kaldırmakla işe başlayın. Sonra yemek tuzlarının yerine taze otları, limon ya da misket limonu suyunu deneyin. Tat algınızgiderek değişir ve buna birkaç haftada uyum sağlar. Böylece tuzu aramazsınız.

Soru: Gıda tahammülsüzlüğü diye bir şey var mı?

Cevap: Evet, çoğu kimse farkında olmasa da gıda tahammülsüzlüğü sıkça rastlanan bir durum. O nedenle kimi gıdaları tükettikten sonra kendinizi izlemeye alın. Şişkinliğin başlıca sorumlularından olan, buğday ve süt ürünleri gibi besinleri yedikten sonra kendinizi kötü hissediyorsanız, bir hafta kadar tahıl ve süt ürünlerini kesin ve karnınızın durumunu izlemeye alın.

Dengeli bir diyetle beslenmeye devam edin ve sonuçları gün gün bir yere yazın. Lif ihtiyacınızı buğday yerine esmer pirinç, meyve ve sebzelerden karşılayabilirsiniz. Konserve balık, yağlı balıklar ve meyve kuruları kalsiyum ihtiyacınızı karşılar. Soya sütü, soya yoğurdu ve soyalı tatlılar da laktoz tahammülsüzlüğü olan insanlar için süt ürünlerinin yerini tutabilir. Belirli bir besine karşı tahammülsüzlüğünüz olduğunu düşünüyorsanız, doktorunuza görünün.

Soru: Beslenme düzenimi iyileştirdim, ama hala göbeğim var. Ne önerirsiniz?

Cevap: Karın bölgesindeki kasları çalıştıran uygun bir egzersizle bu bölgedeki yağlardan ve şişkin görüntüden kurtulabilirsiniz.

Görüntünüz için bedeni iyi saran, kaliteli iç çamaşırları giyinmeyi deneyin. Bu sizi hem
rahatlatır hem de ince gösterir.

Şişkinliği önlemek için kalsiyum

• Adet Öncesi Gerginlik (PMS) semptomlarına kulak verin. Eğer her ay şişkinlik yaşıyorsanız, tamamlayıcı destek almayı deneyin. Bulgular, günde 1000 mg. kalsiyum almanın, su tutulmasıyla ilgili sorunları giderebileceğini gösteriyor (ortalama günlük gereksinim 700 mg’dır). Can sıkıcı PMS semptomlarını hafifletmek için, B6 vitaminini deneyin.

• Günde en az 8 bardak su için. Düzenli aralıklarla, azar azar içmek en iyisi.

• Öğünlerde yavaşlayın. Acele yemekten vazgeçin, yemeğinizin tadını çıkarmaya bakın ve lokmalarınızı iyice çiğneyin. Yemeklerinizi hızla mideye indirirseniz, hava yutabilirsiniz ve bu da şişkinlik yapabilir.

• Karın egzersizlerini deneyin. Pilates üst karın kaslarınızı çalıştırmanın harika bir yoludur. Pilates karnınızı gerçekten sıkılaştırabilir. Ayrıca doğumdan sonra belinizi forma sokmanın da harika bir yoludur.

Hürriyet

Gaz Ve Şişkinlik Kanser Olabilir!


Karın bölgesindeki gaz ve şişkinlik yakınmalarının, basit bir hazımsızlık yanında çok ciddi bir rahatsızlığında habercisi olabileceği belirtildi.

İç hastalıkları uzmanı Kenan Tekin, geçmeyen ya da sürekli tekrarlayan karındaki şişkinlik şikâyetlerinin önemsenmesi gerektiğini söyledi.

Bu şişkinliklerin basit bir gaz ya da hazımsızlıktan meydana gelebileceği gibi, kanser gibi değişik birçok hastalığın habercisi de olabileceğini ifade eden Tekin, yakınmaların süreklilik arz ettiği takdirde mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini kaydetti.

Tekin, bağırsak düğümlenmesi, iltihaplanma, yapışkanlık ve kalın bağırsaktaki bazı kanser türlerinin şişkinlik belirtisi verdiğini dile getirerek, “Şişkinlik zaten gözle görülebilir. Karın bölgesi iyice sertleşir. Önceden giyildiğinde rahatsız etmeyen pantolonlar dar gibi gelir ve rahatsız etmeye başlar. Kişi bazen ‘karnımın içinde sanki bir balon şişirmişler’ ifadesini kullanır. Bu durumda özellikle şişkinlik sık aralıklarla tekrarlıyor, ya da uzun süre devam ediyorsa mutlaka uzman bir hekime muayene olmada büyük fayda var.” dedi.

50 YAŞ VE ÜSTÜ DAHA DİKKATLİ OLMALI

50 yaşın üzerindeki kişilere bu konuda daha dikkatli olmalarını öneren Tekin, şu uyarılarda bulundu: “Karın bölgesindeki şişkinlik 50 yaşın üzerindeki kişilerde ise, kalın bağırsak kanseri olasılığı değerlendirilmelidir. Özellikle ailesinde bağırsak kanseri olan kişiler bu şikâyetleri ciddiyetle değerlendirmelidir. Açıklanamayan kilo kaybı, ishal ve genitasında kan olan kişiler zaman geçirmeden uzman bir hekime başvurup kanser olasılığı araştırılmalıdır.”

Etiketler:karında şişlik karındaki şişlik karında şişkinlik karındaki şişkinlik karın şişliği neye işarettir karındakı şişlık karindaki sislik karında yağlanma nas karındaki yağlanmaları hamilelikteki karındaki şişlik Karındaki yağlanmayı karındaki yağanma karın şişkinliğini önlemek Karındaki yaglanmayı önlemek için webhatti.com karında sıslık karındakı sıskınlık spordan sonra şişkinlik midede siskinligi nasil onleriz karın şişliğini gidermek egzesiz videolu mide şişkinliğini gidermek için ne yapmalı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir