Kısa Makale Yazıları

babalar eve kanal makale oyna zaman Kısa Makale Yazıları Güncel Makale Örnekleri kısa makaleler kısa makale yazıları güncel makale ..

Kısa Makale Örnekleri – Televizyon Zararı

Kısa Makale Örnekleri – Televizyon Zararı
Kısa Makale Örnekleri – Televizyon Zararı – Makale Yazıları – Televizyonun Zararı Makale Yazısı

ÖZELLİKLE yaşlı insanlardan şu sözleri çok sık duyarsınız: “Televizyon çıkalı eski muhabbetler kalmadı.” Biz bu haklı sözleri değiştirerek şöyle diyoruz: “Televizyon çıkalı anne babalar çocuklarına eskisi kadar zaman ayıramaz oldu.” Anne gündüz televizyon izlerken eteğine yapışan çocuğu başından savmak için “git oyuncaklarınla oyna, görmüyor musun televizyon izliyorum” der. Baba işten dönüp akşam yemeğini yedikten sonra koltuğuna oturur, eline kumandayı alır, saatlerce şu kanal senin bu kanal benim dolaşır durur. Baba özlemi çeken çocuğuna yarım saatini ayırmaz.

Geliri yerinde, okumuş ailelerin çoğu çocuk odasına da televizyon almaktadır. Alırken çocukla bir anlaşma yapar ve söz vermesini isterler: “Ancak ödevini yapıp dersini çalıştıktan sonra televizyon izleyeceksin.” Çocuk hiç düşünmeden söz verir. Aslında bu anlaşmada iki taraf da birbirini aldatmaktadır. Anne babanın amacı çocuktan kurtulmak, çocuğun da amacı televizyon sahibi olmaktır. Araştırmalar, odasına televizyon alınan çocukların, beklenenin aksine okul başarısında düşme olduğunu göstermektedir. Çocuk, televizyon izleyebilmek için ödevlerini çala kalem yapmakta, derslerine yeterince çalışmamakta ve sınavlara iyi hazırlanamamaktadır.

Çocuklarda televizyon seyretme alışkanlığı sadece okul başarısını etkilemekle kalmıyor; fiziksel, sosyal, zihinsel ve duygusal gelişimlerini de yavaşlatıyor. Çocuk, televizyon başında yeterince hareket etmediği ve biriken enerjisini harcayamadığı için devamlı kilo almaktadır. Sokakta arkadaşlarıyla oyun oynayan ve koşan bir çocuk birikmiş vücut enerjisini boşalttığı için rahatlamakta; eve sakinleşmiş olarak dönmektedir. Halbuki televizyonun karşısında saatlerce oturan bir çocuk enerjisini boşaltmak şöyle dursun, aksine bu cihazlardan yayılan elektronlara maruz kalmakta ve vücudundaki statik elektrik yükü artmaktadır. Bu sebeple, televizyon bağımlısı çocuklar daha sinirli ve daha saldırgandır. Yaşlarına uygun olmayan programları izlemeleri halinde kafaları karışır, ruh sağlıkları bozulur.

Televizyona düşkün çocuklarda sosyal beceriler zayıflamaya ve içe dönük bir kişilik gelişmeye başlar. Ailesiyle, arkadaşlarıyla ve diğer insanlarla sosyal ilişki kurmada isteksiz davranırlar. Televizyon izleyen bir çocuk, kendisi birşey üretmemekte, sadece başkaları tarafından üretilen şeyleri izlemekte veya oynamaktadır. Hazırı kullanmaya alışmış bu çocuklarda el becerileri ve motor hareketler gelişmez, büyüklerin yardımı olmadan kendi başlarına bir iş beceremezler. Zihinsel ve duygusal gelişimleri de normal değildir. Olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kuramaz, bilgiyi yorumlayamazlar. Kitap okumak ve ders çalışmak gibi zihinsel çaba gerektiren işlerden hoşlanmazlar. Televizyon karşısında daima alıcı durumunda oldukları için konuşmaya ihtiyaç duymamakta, dolayısıyla dil becerileri gelişmemektedir. Dil becerileri zayıf olduğu için başkalarıyla diyalog kuramaz, duygularını ve düşüncelerini doğru ifade edemezler.

Küçük yaştan itibaren televizyon izlemeye alışan çocuklarda gelişim bozuklukları daha belirgin ve daha ciddidir. Bu çocuklar akranlarına nazaran daha geç yürür ve daha geç konuşurlar. Konuşulanları ve kendilerine verilen direktifleri anlamakta güçlük çekerler. Dil becerileri gelişmediği için isteklerini büyüklerin elinden tutarak veya işaret ederek anlatmaya çalışırlar. Anneye aşırı bağımlıdırlar. Yabancılarla duygusal ilişkiye giremezler. Öpülmekten ve kucaklanmaktan hoşlanmazlar. İsimleriyle çağırıldıkları zaman tepki vermezler. Yaşıtlarıyla oyun oynamayı ve oyun kurmayı beceremezler. Ellerini ve parmaklarını iyi kullanamazlar. Çarşı, pazar, toplu taşıma araçları gibi kalabalık yerlerde bulunmaktan hoşlanmaz, huysuzluk gösterirler. Doğuştan zihin geriliği olan ve fazla televizyon izleyen çocuklarda otizm belirtileri artmakta, bu çocukları eğitmek daha da zorlaşmaktadır.

Çocuklarınıza Zaman Ayırın

Çocukları televizyon bağımlılığından kurtarmanın tek çaresi onlara zaman ayırmaktır. Anne baba olarak öncelikli görevimiz çocuklarımıza iyi bir eğitim kazandırmaktır. Hiçbir işimiz çocuk eğitiminden daha önemli değildir. Eğer çocukların yapmaktan zevk alacakları müzik, resim, spor, kitap okumak gibi faydalı bir becerileri yoksa; anne babaların televizyonu yasaklamaları problemi çözmeyecek, daha da ağırlaştıracaktır.

Çocuğunun inatçılığından, söz dinlememesinden, aşırı televizyon izlemesinden ve okuldaki başarısızlığından yakınan bir babaya “çocuğunuza zaman ayırın” tavsiyesinde bulunduğumuzda, “her akşam en az bir saat beraber ders çalışıyoruz, ödevlerine yardım ediyorum, ama değişen bir şey yok” demişti. Gülerek: “Hayır, dedim, bizim kastettiğimiz beraberlik bu değil. Çocuk bu beraberlikten zevk almaz, aksine bir an önce bitmesini ister. Siz çocuğunuza zaman ayırmıyorsunuz, ona ders çalıştırıyorsunuz.”

Çocuğunuza ayırdığınız zamanın süresi değil, kalitesi önemlidir. Eğer bu beraberlikten iki taraf da zevk alıyorsa, kaliteli bir beraberlik var demektir. Birlikte yürüyüşe çıkmak, çocuk parkına gitmek, piknik yapmak, akşam yemeğinden sonra ailece çaylı-pastalı sohbet etmek, birlikte televizyonda kaliteli bir film veya program izlemek, uyku saatinde çocuğunuza masal veya kısa bir hikaye okumak ilk anda aklımıza gelebilen kaliteli beraberliklerdir.

Çocuğunuzla birlikte iken iyi bir dinleyici olmalısınız. Çocuk duygularını, hayallerini, düşüncelerini, endişelerini, korkularını çekinmeden dile getirmeli ve sizinle paylaşmalıdır.
Çocuklarını dinlemeyen anne babalar onları tanımakta güçlük çekerler. Çocuğunuzu ne kadar çok tanırsanız, yetenekleri konusunda beklentileriniz o kadar gerçekçi olur.

Kısa Makale Örnekleri

Kısa Makale Örnekleri
Okuma Zorlukları

Bazı insanlar okumakta zorluk çeker. Bu durum yaşa bağlı değildir. Nedenleri arasında sağlık sorunları, işitme, özellikle de görme bozuklukları sayılabilir. Bazen de çocuklar okulda iyi öğretilmediği için okuma öğrenemez. Küçüklüklerinde durmadan evden eve taşınan ailelerin çocukları değişik okullara uyum sağlamakta güçlük çekebilir, bu yüzden iyi okuyamayabilirler. Ayrıca bazı çocuklar okumaktan hoşlanmayabilir, başka şeylerle uğraşmak onları daha mutlu edebilir.
Okuma öğrenmekte güçlük çeken çocuklara yardımcı olmak için eğitilmiş özel öğretmenler vardır. Bunlar çocuğun neden yaşıtları gibi öğrenemediğini testler uygulayarak araştırır. Sorunun ne olduğu bir kez saptanınca, çocuğun özel eğitimle okuma öğrenmesi kolaylaşır.

Basit bir bedensel bozukluktan kaynaklandığı sanılan disleksi okumayı öğrenme güçlüğü olarak tanımlanabilir. Normal yaşta okula başlamış, zeka geriliği ya da davranış bozukluğu olmayan bazı çocuklar akıcı bir biçimde okumayı başaramaz ya da söylenişi ve yazılışı yakın harfleri birbirine karıştırır. Örneğin, disleksililer “ya” yı “ay” ya da “d” yi “b” olarak okur. Disleksinin çeşitli dereceleri vardır.çabuk farkına varılması durumunda bazen özel eğitimle okuma öğretilse de, disleksinin nedenlerine ilişkin kesin bir bulgu yoktur. Disleksililer okuma eksikliklerini görsel ve işitsel gereçlerle bir ölçüde giderebilmektedir.

Annelerin, babaların, öğretmenlerin ilk amacı, çocuğu sadece okul sıralarında değil, ömrü boyunca okumaktan zevk alacak bir kişi olarak yetiştirmek olmalıdır. Yalnızca güzel okumanın yeterli olmayacağı, okumanın yaşamın vazgeçilmez, verimli bir uğraşı olduğu bilinci çocuklara aşılanmalıdır. Böylesi bir özendirmeyle çocuklara koskoca bir kitap ve bilgi dünyasının kapıları açılmış olur.

Sınav Stresi

Sınav stresiyle boğuşan birçok insandan biri misiniz? O gizemli sorularla dolu masanın önünde oturma düşüncesi kalbinizi çok kötü çarptırıyor ve vücudunuzu terletmeye mi başlıyor? Gevşeyin! O korkuları ve sınav stresini basit stres azaltma stratejileri kullanarak alt edebilirsiniz.

Nefes almanın basit sanatını hatırlayın. Birkaç ağır nefes alın ve zihninizin verdiğiniz nefesle birlikte gevşemesine izin verin. Basit bir meseledir fakat sınav paniği ortaya çıktığında kolaylıkla unutulabilir.

Olumlu şeyler düşünün. Sınavdan iyi sonuç almanızı engelleyecek en iyi şey, olumsuz konuşarak kendinizi panik etmenizdir. Olumlu şeylere odaklanın. Bunu yapabileceğinize kendinizi ikna edin. Ayrıca sınavdan 100 üzerinden 100 alamazsanız bunun dünyanın sonu olmayacağını kendinize hatırlatın.

Egzersiz için zaman ayırın. Beyin fonksiyonlarının geliştirmenin çok iyi bir yolu, vücudunuzun o kısmındaki kan akışını geliştirmenizdir. Egzersiz bunun için harika bir yoldur. Egzersiz ayrıca vücudunuzdaki endorfin seviyesini de arttırarak duygusal stresi azaltmanıza da yardımcı olur.

Aşırı çalışmayın. Sınav stresi yaşarken bir de bulduğunuz her boş dakikada derse gömülmeyin. Bütün temelleri aldığınıza ve konuyu candan öğrendiğinize emin olmak istiyorsunuzdur. Bunla ilgili sorun şu ki, eğer beyninize bir mola verdirmezseniz, o zaman bilgiyi kısa zamanlı hafızadan uzun zamanlı hafızaya taşıma süreci etkilenecektir. Eğer beyniniz yorulursa, fonksiyonları zayıflayacaktır. Çalışma süresini daha kısa seanslara programlayarak kendinize beyin gücü bahşedebilirsiniz. Zamanınız varken plan yapın ki çalışmanız için gerekli süreniz olsun.

Sınav stresiyle baş edebilmeniz akademik kariyerinizde daha başarılı olmanıza yardımcı olur. Zihin sağlığınızı olumlu bir yerde tutmak için kendinize ihtiyacınız olan molaları vermeyi ihmal etmeyin. Patlarcasına çalışmak size sınavda istediğiniz başarıyı sunmayacaktır.

Kısa Makale Örnekleri – Şimdilik

Ünlü romancı DH Lawrence, “hiçbir şey için ‘bu benimdir’ deme!” diye uyarmıştı yıllar öncesinden. Sadece, “bu benim yanımdadır” dememize izin vermişti. Gerçekten de, varlığımızı zenginleştiren, yaşayışımızı derinleştiren ne varsa, hepsi hepsi zamanın akıcılığı içinde çürümeye, eskimeye, yitmeye mahkûmdur.

Şu andaki hâli ne olursa olsun, üzerinde her zaman bir fanilik, geçicilik damgası taşır eşya ve insan. Buna göre, aslında hiçkimsenin “ben gencim” deme hakkı da yok gibidir; doğrusu, bulunduğu gün içinde “ihtiyar” diye tarif ettiklerinden biraz geç doğmuş olmasına borçludur gençliğini.

Ne kadar genç olursa olsun, bir başka zamanın ihtiyarıdır her genç. Öyleyse ne gençliğinizle övünün, ne de yaşlıyım diye üzülün.. Sadece zamanın size ayrılan köşesinde şimdiki ünvanınız bu! Şimdilik! Sadece şimdilik! Gençlikse zaten geçecek, yaşlılık ise o da geçecek!

Makale Örnekleri – Küresel Çevre Kirlenmesi

Makale Örnekleri – Küresel Çevre Kirlenmesi
makale örnekleri – makale örneği – makale örnekleri kısa – kısa makale örnekleri – kısa makaleler – makale örneği kısa – örnek makale – makale örnegi – örnek makaleler

Makale Örnekleri
Küresel Çevre Kirlenmesi

Günümüzün dünyasında çevre kirliliği, tüm gezegeni kaplayan boyutlara ulaşmış durumda. Dünyanın birçok bölgesinde insanlar, çevre felaketine karşı korumasız, nükleer tehdit ve radyasyondan habersiz bir yaşam sürmektedir. Bilim adamları ise bu olumsuzlukların devamı halinde dünyadaki tüm canlıların ciddi biçimde tehdit altında olduğunu vurguluyorlar.

Halbuki insanoğlunun gelişimi başlarda yaşam ve doğal çevre ile uyum içinde sürmüştür. Ancak dünyadaki toplumsal ve teknolojik gelişmelerin hızla artışı karşısında ekolojik sistemin bu hassas dengesi giderek bozulmuştur. Bu tehlikeli gelişmenin seyircisi durumunda olan insanlık ise dünyada dengeli bir çevrenin korunamaması halinde tüm canlıların varlığının sürmesinin olanaksızlığını acaba ne zaman anlayacak?

Bu yılın yaz başlarında başlayan yağmur dönemi dünyayı etkisi altına aldı. Barajları, setleri ve köprüleri yıkan seller ölümcül sonuçlara yol açtı. Bir süre önce Trabzon’da yaklaşık üç saat süren yağmur, Sürmene ilçesi ve haritadan silinen Beşköy beldesinde büyük mal ve can kaybına neden oldu, ocakları söndürdü…

Yağışların etkili olduğu bir başka ülke olan Çin’in birçok bölgesinde barajlar yıkıldı. Harekete geçirilen askeri birlikler setleri yıkarak sel sularının kırsal kesime yayılmasını sağlamaya çalıştılar. Sel, eylülün ortasında da Meksika’nın Chiapas eyaletinin Valdivia köyünü yok etti.

Dünyadaki benzer sel baskınlarının verdiği zararlar ürkütücü boyutlara ulaştı. 240 milyon kişiyi etkilediği söylenen bu yazın selleri, resmi açıklamalara göre şimdiye kadar 2 binin üzerinde insanın ve sayısı bilinmeyen diğer canlıların yaşamlarına mal oldu. Yaklaşık 14 milyon kişi evini terk etmek zornuda kaldı. Bu durum, insana, Çinlilerin “Su ile şaka olmaz” özdeyişini hatırlatıyor.

Gün geçmiyor ki çevre felaketi haberlerde yer almasın. Büyük Okyanus’ta 30 metreye kadar yükselen dalgalar sahilleri yerle bir etti. Deniz dibindeki deprem ya da yanardağların patlamasından meydana geldiği söylenen bu dev dalgalara karşı uyarı ağları da para etmiyor. Hatırlanacağı gibu bu dev dalgalar, 1993′te Endonezya’da bir adanın tamamını kapladı ve 2 bin kişinin yaşamını yitirmesine yol açtı. Yine Gine’de yaşamını yitirenlerin sayısı ise 3 bini aştı.

Dev dalgalara yol açan depremin merkezi Büyük Okyonus’ta idi. Ama yer kabuğu, dünyanın başka bölgelerinde harekete geçecek şekilde etki alanını genişletti. Örneğin haziran başında başlayan depremlerin, dünyanın dört bir yanını salladığı ortaya çıktı. Ülkemiz de bundan nasibini aldı. Bu ve buna benzer felaketler bize, geleceğimizi bu günden tahmin etmenin olanaksızlığını gösteriyor. Ozondaki delinme ve hava kirliliğinin yaşamda olumsuzluklara neden olabileceği ve doğal yaşamın temellerini dinamitleyeceğini küresel gözlükle niçin göremiyoruz?

Küresel çevre sorunlarının çözümü konusunda her ülkenin, çağdaş yöntemlerle halkını bilgilendirmesi bir görev olmalıdır. Sanayinin kent içinden uzaklaştırılmasına ve milli parkların gereği gibi korunup doğal hali ile tutularak toplumun yararlandırılmasına öncelik verilmelidir.

Üçbinlinli yılların insanları için, doğayla çok daha büyük uyum içinde yaşanacak rüzgârgüneş enerjisinden yararlanacak doğal konut yapımına geçilemez mi? Bu sahada yeni arayışlar içinde olmalıyız. Doğanın intikamının daha büyük olmaması ve acının yoksul ülkelere çektirilmemesi için insanların bir an önce kendilerine çeki düzen vermeleri gerekiyor.

Ölümcül etkileri yıllardır sürmekte olan ‘Çernobil’ olayından kim sorumlu? Bugün ‘Çernobil’den on misli daha tehlikeli olacak, radyoaktif artıkların bulunduğu söylenen Sibirya’nın batısındaki Karaçay Gölü, bir saatli bombadan farksızdır. Gölün altında, yaklaşık yüz metre derinlikte beş milyon metreküp radyoaktif tozlardan oluşan kütlenin varlığı bilinmektedir.

İnsanların yazgıları ile ilgili dehşet dolu olası tehlikelere karşı evrensel yurttaş girişimlerinin etkinliği attırılmalıdır.

Hepimizin paylaştığı bu dünyayı, bu gezegeni gelecek kuşaklara kirli ve çirkin bırakmaya hakkımız var mı? Geleceğe bir borcumuz yok mu? Hatalarımızın bedelini henüz doğmamışlara ödetmemeliyiz.

Doğa ananın yasalarına yeterince duyarlılık göstermeli ve doğal afetlerini ciddiye almalıyız. Doğal zenginliklerle dolu olması gereken bir dünyadan daha fazla yoksun olmamalıyız.

(Şaban Ali Yaşaroğlu, Cumhuriyet, 3 Ekim 1998)

Makale Örnekleri – Kisa Makale Örnekleri

Makale örnekleri – Kisa Makale Örnekleri
Makale Örnekleri Hakkinda – Kisa Makale Örnekleri – Örnek Makaleler

Gerçeklerden uzak yaşam zamanları, fikir adamı olacak genç beyinler için başlamak üzere olduğunu biliyor muyuz? Çocuk filmleri

Eğlenceleri her evde boy göstermiş. Beslenme alışkanlığı benzemiş hızlı hayat biçimi günlerine. Hamilelik sonrası ayrı bir sorun, uzak kaderine terk edilmiş gibisine. İlk göz ağrısı kıymetliyken, sonradan gelen bir kişi kim olmuş gözbebeği. Çocuk eşitlik ilkesine ne olmuş bilinmez, adalet dedikleri geride kalmış aile birliği, kimileri eşit bazılarıysa vurdumduymaz olmak üzere. Çocuklarımız birliği eşit diye söyler dururuz, ayırım lafla yapılmazsa kalplerdeki değişimi fark etmek kime ne?

Çocuk Kitapları yaşamları arasında duygu yüklü öyküleri gerçekten aradığım günleri hatırladım her nedense. Şiirlerin kitapları satırlarında buldum yarınların karamsar düşlerini, geçmişte güzel günlerin hayallerin birliğiyle yaşadığım güzel günleri hatırlamaya çalışıyorum. İmkânsız diye düşündüğüm iyi kötü anıların yarattığı gölgelerin ayak izlerinde haber olmak ta niye? Yarınlarda olmayan filmlerin içinde genç beyinlerin geçmiş bayramlarının mutluluğunu hatırlamak gerekmez mi? Bir zamanlar göz göze mutluyduk türküsüyle, hayatın acı gerçeklerine alışmaya başladığımı bilmek olabilir mi eğitim birliği iç güdüsüyle?
Şairler gibi şiir yazmak mecburiyetten oluşmuş bir günü, hayat mektebi merdiveninde jimnastik yapmak yerine bile olsa; gerçekleri unutmak neden isterim ki? Bir zamanlar hobi niyetine kalem sallardı göz ağrısı çeken fikir adamına ait kişilikli ellerim. Duygu şerbeti niyetine acılı turşu içince yaşaran gözlerim, şiir şarkı derken ağlayan oldu yine yaşayan genç yüreğim. Bir gün genç olsam edasıyla uzaklardan anımsayınca geçmişleri, yine söylerim o acıklı yanık yeni mazilerin ilk izlerini. Yazmak için olmasa bile, hayat mektebinden bayram haberiyle mutlu olmak isterdim kara bahtlı kaderimdeki kitapların satırlarında. Bir an öğretmenler günü geldi diye, kutsal olan duygulu günleri yazmak istedim her nedense.

Bayram geldi neyime anam, anneler her şey gidiyor garibime. Kalemin türküsünde şarkı sözleri için şiir yazmaya çalışırdım, çocuk bayramlarını hatırlayıp hüznümü unutmaktı maksadım. Duygularla paylaşılan kutsal günler diye sayıklarken içimde, gerçek sevgiyle birbirimize bağladığı zamanları nasıl özlemem? Dünya kadınlar günü için yeni şiir yazmak, hayat kitapları okumak istedim. İyi kötü anıların izlerindeki anaların kutsallığını dile getireyim dedim gözlerimde. Et tırnaktan ayrılmaz misali, eğitim birliği seferberliğindeki ebeveynlerin, hatırlanması gereken günleri nasıl unutabilirim ki? Benimki gerçek dışı yaşamların yolcusu zamanlarında olsa bile, çocuk filmlerinde hatırlanan bilim adamı gibi görünen iyilerin hasretini çeken bir ben miyim sanki? Babalar günü geldi anıları unutulmamalı dediler, iyi kötü anıları gerçeklerden uzak ilk defa dile getirdiler. Anneler günü de önemli bir bayram, genç düşünceliler unutmamalı elbette. Her gün yaşamların anımsanması yerine, senede bir anımsanmasının gözlerdeki yaşların sebebi niye? Aile bağları coşkuyla yaşandığı kutlamaları haber yapmak gerekir elbette. Özel günler, yaşanmamış duyguların anılarını coşturan duyguları hatırlatan günler olsun elbette.

Bir şiir yazmalı mıyım duyguları yaşatan çocuk kitaplarının haber satırlarında? Oluşmamış kötü bağlarıma yeni modeller uydurmak istiyordum kalp ağrısı düşlerimde. Yaşanmamış duyguların kitaplarında yaşayanların gözleriyle. Otomobil içinden doğayı seyretmek yeterli gelmesi gerek, yağmurda yürürken hayallerde bir şiir yazmak; var olanların hatırına mutlu olmaya çaba sarf etmek gerek. Ağaçlar yapraklarını dökerken manevi duyguların eşliğinde, teknik bilgiler uzak duracağım karmaşıklar günü maddesel düşler, benim ilgilendiğimse; içimdeki genç görünümlü çocuksu buruk hisler. Bir bayram zamanı daha geldi geliyor, bak sokakta bekleyenler el öpmek istiyor. Öpemediğin ellerin hatırına, öpülen ellerin gökyüzüne doğru uzanışını geciktirmeden kimler şükür ediyor? Bayram gelmiş neyime ki çocukların sevincinde, ilk defa şiir yazmak da olsa niyetim; deme sakın bu kötü sözleri gerçek dışı anıları olduğunu bilesin. Yaşanmamış duygulardaki zamanları, yaşatmalısın gerçekleri.

Dünya Kadınlar Günü – Yeni Modeller – Çocuklarımız – Aile Bağları – Haber – Hızlı Hayat

Gerçeklerden uzak yaşam başlamak üzere, geldi geliyor derken; maddesel dünyanın çarkı feleği yedi bitirdi bizleri. Çocuk filmleri eğlenceleri her evde, getirmiş yalnızlığın izlerini. Beslenme alışkanlığı benzemiş, hadi ye de bitsin diye. Hızlı hayat biçimi etkilemiş her şeyi. Hamilelik sonrası bile ayrı bir sorun, çocuk kaderine terk edilmiş yarınların içinde. İlk göz ağrısı dediğimiz kıymetliyken başlangıçta, sonradan gelen kişi olmuş mu gözbebeği. Eşitlik ilkesine ne olmuş bilinmez bir yanlış anlama, adalet dedikleri geride kalmış aile ocağında. Kimileri eşit davranırken, bazıları da vurdumduymaz oluyorum olacağım olu bitti demek üzere.
Harika beyinlere sahip olan fikir adamı nitelikli çocuklarımız eşit diye söyler dururuz ya hani, hızlıca ayırım lafla yapıldığını hissetmek; kim fark edecek ki o kadınlar gününün kalplerdeki değişimini? Dünyadaki çocuklarımızın Kitapları arasında olacak duygu yüklü yeni öyküleri aradığım günleri hatırladım birden bire her nedense. Şiirlerin satırlarında buldum yarınların uzak karamsar düşlerini, çocuk kitaplarının satırlarında gördüm hayatın gerçek karelerini. Her geçen zaman dilimi o yozlaşan gözyaşları ağsını hissettiren sevgileri. Geçmişte güzel günlerin hayallerinde yaşadığım o güzel günleri. Zor da olsa hatırlamaya çalışıyorum imkânsız gölgelerin ayak izlerinde. Yarınlarda olmayan modellerde geçmiş mutluluğu, tabi varsa hatırlamak gerekmez mi? Bir zamanlar dünyada mutluyduk dedikleri yanık kalplerin hızlı türküsüyle, hayatın acı kitaplarındaki gerçeklerinde kalplerin türküsüyle alışmaya başladığımı bilmek içgüdüsüyle.
Şairler gibi şiir yazmak mecburiyetten oluşmuş gözyaşlarıyla, çocuklarımız gibi hayat mektebi merdiveninde jimnastik yapmak yerinde bir tabirse, yeni gerçekleri unutmak neden isterim ki bilinmez mi? Hızlı hayat yaşayanların yalnızlığında, kaderin fikir değişimini gördüm zamanın yol ayrımında.

Duygu şerbeti günü niyetine acılı turşu içince kızaran gözlerim, şiir şarkı derken ağlayan oldu yine o bahtsız yüreğim. Bir gün genç olsaydım edasıyla anımsayınca geçmişleri, yine söylerim o acıklı yanık türkülerin mazilerde kalan izlerini.

Hayat mektebinin duvarına yazmak için olmasa bile, haber olmak isterdim kara bahtlı kaderimden bahtım ne zaman açılacak diye. Bir an öğretmenler günü için kutsal olan duygulu günleri yazmak istedim her nedense. Bayram gelmiş neyime dedim analar, anneler artık her şey gidiyor garibime diyeceğim bu anlar. Kalemin türküsünde şarkı sözleri yazmaya çalışırdım sessizce, bayramları hatırlayıp hüznümü unutmaktı maksadım gizlice. Çocuklarımızın yeni duygularında paylaşılan kutsal günler bayramı diye sayıklarken içimde, gerçek sevgiyle birbirimize bağladığımız yaşamların zamanlarını nasıl özlemem her gece? Dünya kadınlar günü geldi diye bayram şiiri yazmak istedim de, anaların kutsallığını dile getireyim hayat modellerinde. Dedim hani ezikliğim gitsin diye. Et tırnaktan ayrılmaz misali gibi, ebeveynlerin hatırlanması gereken o uzaktaki hayat günlerini nasıl unutabilirim ki? Benimki gerçek dışı fikirlerde yaşanan yaşamların yolcusu olsa bile, iyilerin hasretini çeken sadece ben miyim sanki?

Babalar günü unutulmamalı dediler demesine, iyi kötü anıları dile getirdiler fikirlerinde bile olsa gizlice. Anneler günü de önemli bir gün elbette bilirim ben o eksikliği. Her gün anımsanması yerine, senede bir defa hatırlanmasının sebebi niye? Aile bağları coşkuyla yaşandığı doğruysa, sevginin kutlamalarını yeni haber yapmak gerekir elbette. Dünyada özel günler dedikleri, yaşanmamış duyguların anılarını coşturan hatıraları hatırlatan günler olsun elbette. Bir şiir yazmalı mıyım çocuklarımızın duygularını yaşatan haber satırları köşelerinde. Oluşmamış bağlarıma yeni modeller uydurmak istediğim belli düşlerimde.

Güzelliklerin izlerini takip etmek, aile birliği ümidiyle beklentilerim oldu. Yaşanmamış duyguları yaşayanların gözleriyle, hayata evet demek; kimlerin hakkı olacak gerçek sevgide. Otomobil içinden doğayı seyretmek bana yeterli gelmesi gerek, yağmurda yürürken hayallerde bir şiir yazmak ise; var olan yeni bayramların hatırına mutlu olmaya çaba sarf etmekle kim yetinecek? Ağaçlar yapraklarını dökerken manevi duygularımın birliği eşliğinde, teknik bilgiler uzak duracağım karmaşık maddesel düşlerin fikirleri gibi nedir bunlar, benim ilgilendiğimse; içimdeki yaşanmamış buruk hisler. Bir bayram daha geliyor dediler, bak sokakta bekleyenler el öpmek istiyor. Çocuklarımız gibi öpemediğim ellerin günü hatırına, öpülen ellerim; gökyüzüne doğru uzanışı geciktirmeden kimler şükür ediyor? Bayram gelmiş neyime dediler gerçek sevgi olmayınca, deme sakın bu sözleri yanlış izlenimler. Yaşanmamış duygularda, yaşatmalısın doğru olan gerçekleri. Eller açılmış bekler yeni bayramlarda komşunun hediyesini, bayram mübarek günü; vereceğin bir lokma olsun. Yeter ki, paylaştığın rızkın içtenlikle kabul buyursun. Gökyüzüne doğru açılan eller hak ettiği mertebeyi bulsun, gerçek sevgiye laik görünenlerin bahtı açık olsun diye.

Ahmet Nuray

Etiketler:kısa makaleler kısa makale yazıları güncel makale örnekleri kisa makaleler televizyonun zararları makale güncel makale örneği televizyonun zararları hakkında makale en kısa makaleler kısa makale yazısı örneği kısa makale yazıları örnekleri çocuklarınıza zaman ayırın makalesi televizyonun zararı makalesi televizyonun zararlarıyla ilgili makaleler türkiyedeki makale örnekleri kısa makale yazısı makale örnekleri güncel konularda televizyon hakkında sohbet yazısı örnekleri televizyonun zararları ile ilgili makale çok kısa makaleler televizyon zararları ile ilgili makale
Kısa film: Kısa Film yaklaşık 20 dakika veya daha kısa süren filmlere verilen terim.
Kısa çizgi: Tire (Fransızca tiret), ya da kısa çizgi bir noktalama işaretidir. (-) şeklinde sembolize edilir.
Hikâye: Öykü ya da hikâye, gerçek ya da gerçeğe yakın bir olayı aktaran kısa, düz yazı şeklindeki anlatıdır.
Kısa mesafe koşuları: Kısa mesafe koşuları veya sprintler, atletizm karşılaşmalarında 60, 100, 200 ve 400 metre mesafelerinde yapılan koşuların genel adı.
Kısa forvet: Kısa forvet veya Üç Numara, pota altı ve üç sayı çizgisi etrafında, uzun ve kısa oyunculara yardım eden, gerektiğinde şutör gard ve uzun forvetliğe de soyunabilen (örn:Hido, Bootsy Thornton, Lamar Odom, Ron Artest) şut ve ribaunt kabiliyeti olan, iyi savunma yapan çok yönlü basketbol oyuncularına verilen addır.
Makale pazarlama: Makale pazarlama, kişi veya kurumların uzman oldukları konularda bilgilendirici makaleler yazarak hedefledikleri kitlelerin dikkatini çekebildikleri etkili ve ücretsiz bir pazarlama yöntemidir. Bu yöntem kullanılarak hazırlanan makaleler içeriği zengin ve değerli bulunduğu oranda yazarın ve ait olduğu kurumun pazardaki prestijini ve saygınlığını güçlendirerek yeni müşteriler kazanılmasına katkıda bulunur. Reklamcılık ve halkla ilişkiler açısından bakıldığında markalaşma sürecini destekler. Bu tip makalelerin dağıtımına ve çeşitli mecralarda yayınlanmasına müsaade edilir. Çünkü her bir makale referans ve iletişim bilgisi içerdiğinden, yazarın sektördeki tanıtım ve pazarlama gücü de o oranda artmış olur.
Vikipedi:Vikipediler: *Güncel liste:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir