Klonlama Nedir

Sponsorlu Bağlantılar
bilgi bilim bize dna dolly durum elde gibi hayvan ilk klonlama malzeme olsa parmak tek yana yani yumurta Klonlama Nedir Klonlama Nasıl Yapılır Vikipedi klonlama nasıl yapılır klonlama nedir klonlama nas..

Klonlama Nedir – Klonlama Nasıl Yapılır – İnsan Klonlanabilir Mi

klonlama nedir – klonlama nasıl yapılır – insan klonlanabilir mi

Klonlama

“Hücre hücre söyle bana, aynı senden var mı bende daha?” Vücudumuzdaki hücrelere bu soruyu sorsak, hepsi birlikte “Var benden sende milyarlarca.” diye yanıt verirlerdi. Hücrelerimiz her ne kadar görünüşte birbirinden farklı olsa da içlerinde taşıdıkları bilgi yani DNA hepsinde aynıdır. Çünkü hücrelerimizdeki DNA’lar parmak izimiz gibi yalnızca bize aittir. Hücrelerimiz içindeki DNA’lar bizi biz yapan özelliklerimizin bilgisini taşır. Bu durum tüm canlı varlıklar için geçerlidir.Son on yolda canlılar, hücreleri ve DNA üzerine bir çok araştırma yapılıyor. Bu araştırmalardan şaşırtıcı sonuçlar elde ediliyor. Klonlama da işte şaşırtıcı gelişmelerden biri.
» Peki Klonlama Nedir?

Eğer bilgiyi taşıyan bir DNA’yı vücut hücresinin içinden çıkarıp içi boşaltılmış bir yumurta hücresinin içine koyarsak ve yumurta hücresinin büyüyüp gelişmesini sağlarsak kopya bir canlı elde etmiş oluruz. Bu kopya canlıya klon denir. Kısaca klonlar, canlı hücresinden alınan genetik malzemenin, içinden genetik malzeme çıkarılan bir yumurta hücresine yerleştirilmesiyle yaratılır. Doğan bebek yıllar sonra doğan tek yumurta ikizi gibidir. Klonlama 1996′dan bu yana, bir çok memeli hayvan üzerinde yapıldı. İlk klonlanan hayvan Dolly adında bir koyundu. Koyun ve domuzların yanında bilim adamları zaman içinde inek ve fare de klonladılar. Biz acaba insanlar da klonlanabilir mi diye düşünürken bilim adamlarına göre bu yalnızca bir zaman meselesi. Ancak insan klonlamanın, insanlar üzerinde ne tür psikolojik sonuçlar yaratacağını kimse bilmiyor. Kimileri klonlamanın yararlı bir şey olduğunu düşünürken, kimileri de bunu zararlı buluyor.

» Artık İnsanlar da mı Klonlanacak?

Teknolojik ve bilimsel gelişimler sonucu insanlar şimdiye kadar bir çok yarar sağladı. İnsanlık için dev adımlar atıldı. Ama her tür gelişmenin insanlık için yararlı olacağını söyleyemeyiz. Teknolojinin ve bilimin hangi insanlar tarafından ve ne amaçlarla kullanıldığı, teknolojik ve bilimsel gelişmelerin yararlı olup olmadığını belirler. İnsanların klonlanması heyecan verici bilimsel bir gelişme. Ancak insan klonlamanın ne tür sonuçlar yaratacağını şimdiden kestirmek güç.

Klonlama

Klonlama

Genetik olarak aynı olan bir grup bireyin eşeysiz üreme yoluyla aynı ana-babadan ayrılması. Birçok bitki ana bitkinin etrafındaki alanda filiz, tuber ya da bulb yoluyla çoğalarak kolonize olurlar. Aseksüel olarak üreyen bakteriler her zaman için kendilerinin sayısız kopyalarını yapabilmektedirler. Bunlar birbirlerinin tamamen aynısı olan (mutasyon geçiren suşlar hariç) klonlardır.
Klon ve Klonlama Nedir?
Biyolojik klonlama sözlük anlamlarına göre şu şekillerde tanımlanabilir:
● Genetik olarak aynı olan bir grup hücre, orijinal bir hücreden mitoz bölünme yoluyla meydana gelir. Hücre yeniden kromozom setini meydana getirir ve iki yavru hücreye bölünür. Böylece, vücudumuzda ölen hücreler yerine yenileri meydana gelir. Dolayısıyla mitoz bölünme ile oluşan hücreler birer klon olarak tanımlanabilirler.
● Orijinal DNA sekansından oluşturulan DNA molekülünün bir parçası, bir bakteri ya da virüs kullanılarak çoğaltılabilir. Bu genellikle moleküler klonlama ya da DNA klonlama olarak adlandırılır.
● ‘Embriyo Bölünmesi’ yoluyla genetik olarak aynı olan hayvanların meydana getirilmesi. Bu durum doğal olarak, ikizlerde meydana gelmektedir. Sığırlarda, 4 ve 8 hücreli olan embriyodan, her bir hücre alınıp farklı annelere implante edildiğinde, hücreler normal olarak buzağı haline gelişirler. Bu teknik 10 yıldan uzun süredir sığır ıslahı projelerinde rutin olarak kullanılmaktadır.
● Bir vücut hücresi nükleusunun, nükleusu uzaklaştırılmış olan bir yumurta hücresi içine transfer edilmesi yoluyla genetik olarak aynı olan bir ya da daha fazla hayvanın meydana gelmesi. Bu, Nükleus Transferi (NT) ya da hücre nüklesu yerine koyma (Cell Nuclear Replacement=CNR) olarak bilinmektedir ve Dolly bu şekilde meydana getirilmiştir.
Canlıların cansızlardan en önemli farkı üreme özelliği, yani kendi benzerlerini meydana getirmeleridir. Üreme olayının temelinde yatan esas amaç, erkek ve dişide ayrı ayrı bulunan türe ait özelliklerin, yavruya geçmesidir. Böylece hem türün neslinin bozulmadan devamı sağlanmakta, hem de her nesilde aynı türe ait yeni çeşitler yaratılmaktadır. Bu mekanizmanın temeli, her ferdin türüne ait özelliklerin, moleküler şifre şeklinde kodlandığı iki iplikten yapılmış DNA zincirinin taşıdığı bilginin kopyalanmasına dayanır. Eşeyli olarak üreyen her canlının bütün vücuduna ait genetik bilgi onun hücrelerinde, biri annesinden biri de babasından gelmiş olan iki takım olarak mevcuttur. Yumurta ve sperm hücrelerine nakledilmesinden sonra bunlar birleşince döllenme sonucu meydana gelen tek hücre (zigot) yeni bir canlının başlangıcı olarak programına yazılmış rolünü oynamaya başlar. Bu tam teşekküllü hücre, yani döllenmiş yumurta, devamlı olarak bölünüp çoğalarak, her defasında kendisinin yeni kopyalarını yaparak milyarlarca ve trilyonlarca hücreden ibaret bir canlıyı meydana getirir. Bir hücreden trilyonlarca hücreye doğru ilerleyen gelişmenin belli dönemlerinde bazı hücreler kopyalanırken belli yol ayrımlarında farklılaşmalar görülür. Henüz embriyo döneminde, birkaç hücreden oluşan kitleyi teşkil eden hücreler, çok potansiyellidir. Böyle her şey olmaya kabiliyetli bir hücre bölünüp aynen kendi kopyasını meydana getirecek yerde, kopyalanırken daha farklı özelliklere sahip yeni bir hücre, örneğin, bir kas hücresi veya kemik hücresi yahutta kan hücresi meydana getirebilir. Böylece bir insan embriyosunda, gelişme sırasında yaklaşık 200 civarında farklı hücre meydana gelerek yeni dokuları meydana getirir. Meselâ; gözümüzdeki bir grup hücre ışığa hassasiyet kazanarak farklılaşırken, iç kulağımızdaki bir grup hücre seslere hassasiyet kazanır, karaciğerimizdeki bazı hücreler safra salgısı üretmek üzere çok farklı bir yapı kazanırken, pankreasımızdaki bazı hücreler insülin, bazıları da özel sindirim enzimleri üretmek üzere farklılaşırlar.Böylece bir kimya laboratuarı gibi olan vücudumuzda ihtisas sahibi özel bölümler halinde, her birinin vazifesi ve yapısı farklı doku ve organlar meydana gelir. Bu şekilde farklılaşmasını tamamlayıp, özelleşen hücreler artık farklılaşmaz, ancak bölünerek belli ölçülerde kendi kopyasını yapmaya devam ederler, çünkü zaman içinde yaşlanan, yıpranıp eskiyen veya herhangi bir şekilde yaralanan hücrelerin yerine yenilerinin yapılarak tamir edilmesi ve eksıkliğin giderilmesi gerekir. Bundan sonraki kopyalanmalar artık hep aynı doku içindeki hücrelerin tam benzerlerini yapması şeklindedir. Karaciğer hücresi karaciğer, barsak hücresi barsak, deri hücresi deri olarak aynen kopyalanır.
Trilyonlarca sayıda hücreden oluşmuş vücudumuzda bu hücrelerin milyonlarcası her saniye bölünmeyi sürdürerek beden gelişimini devam ettiriyor. Bunun yanında yıpranmış hücreleri de yeniliyor. Somatik hücre adını verdiğimiz yapısal hücrelerde meydana gelen fizyolojik ve morfolojik değişimler, genetik intikal ile bir sonraki nesile aktarılamamaktadır. Dolayısıyla, biyolojik bedenimizde meydana gelebilecek mutasyonların etkileri populasyonun gen havuzunda bir değişime neden olmaz. Ancak bu durum üreme hücrelerinde farklı bir seyirde ilerler. Gerçekleşebilecek mutasyonlar, daha sonraki frekanslarda etkisini gösterecektir.
Koyun ve insan hücrelerinin de dahil olduğu gelişmiş hücreler (çekirdeği olan hücreler=ökaryotik hücreler), farklı gelişim evreleri ihtiva eden döngüyü takip etmektedirler. Bu döngüyü, interfaz evresi (bölünmenin olmadığı hazırlık evresi) ve belirgin biçimde bölünmenin gerçekleştiği mitoz evrelerine ayırmak mümkündür. Hücre, yaşam döngüsünün %90 kadarını interfaz evresinde geçirmektedir. Aslında, bu duraklama evresi göründüğü kadar sakin değildir. Bu devrede hücre, tüm bileşenlerini bölünmeye hazırlamaktadır. Hücrenin yaşam döngüsü G1, S ve G2 şeklinde üç ana evreye ayrılmaktadır.

İnsan Klonlama Endişeler Ve Etik Sorunlar

insan klonlama Endişeler ve Etik Sorunlar

Klonlanmış (kopyalanmış) kuzu Dolly’nin “baba”sı Ian Wilmut Amerikan firması Geron ile birlikte, insan klon hücrelerini doku kültürlerinde tıbbi amaçlarla çoğaltmaya başladılar. Diğer yandan Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü de insan klonlamayı özel sektör tekelinde bırakmamak için, bu araştırmalara başlamış bulunmaktadır.
Klonlamada amaç hastalıkları tedavi etmek iken o amaçtan geri düştüklerini belirten araştırmacılar, Dolly koyununun normalden çok daha kilolu ve yaşına göre yaşlı göründüğünü söylüyorlar. Hala önüne geçilemeyen sorunların olduğunu belirten uzmanlar, özellikle standart klonlama işlemini deneyerek yetişkin birinden aldıkları doku örneklerinin nükleussuz insan yumurtasına enjekte edilmesi sonucunda bir tane embriyo üretemediklerini, birden fazla hücrenin oluştuğunu ve boyutlarının da normal bir hücre büyüklüğünden yaklaşık iki kat daha büyük olduğunu açıkladılar. Araştırıcılar, başka bir klonlama yaklaşımı deneyerek hücrelerin genlerini alıp yine nükleussuz yumurtaya enjekte ettiklerinde sonucun çok da farklı olmadığını, 3 embriyo elde edebildiklerini ve bunların 6 hücre büyüklüğünde olduğuna dikkati çekmişlerdir.
Bilim adamları, klonlanan hayvanlarda yavaş gelişmenin yanı sıra, kalp sorunu ve zayıf bağışıklık sistemi görüldüğünü kaydettiler. Bazı bilim adamları, eldeki tekniklerle insan klonlamanın ortaya büyük sorunlar çıkaracağını dile getirdi. Klonlanan kişinin bağışıklık sisteminden yoksun olma ve eksik organlara sahip olma olasılığının bulunduğu bildirilmektedir.
Klonlamanın özellikle de insan klonlama konusunun etik boyutu kamuoyunca, günlük yaşamda kültürün, temel bilimsel birikimin, tarih, siyaset ve toplumbilimin en yaygın ve temel kavramlarıyla tartışılabilir nitelik kazanmıştır. Nükleer enerji kullanımı, hormon destekli tarım, ozon tabakasına zarar veren gazların üretimi gibi, farklı toplum kesimlerince kolayca anlaşılabilir ve tartışılabilir. Kabul edilen klonlama, şimdiden kamuoyunun gündeminde yerini almış durumdadır. Kamuoyunun, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin uygulanıp uygulanmaması konusunda birtakım ahlaki gerekçelerle ne şekilde ve ne ölçüde yaptırım uygulayabileceği tartışmalı olsa da, şu anda kamuoyunun isteksizliği klonlama çalışmalarının daha ileri aşamalara taşınmasına en güçlü engel olarak gösterilmektedir. Oysa, “tüp bebek” diye bilinen in vitro fertilizasyonun, başlangıçtaki şiddetli tepkilerden sonra kolayca kabullenilmesi, işin içine “çocuk sahibi olma isteği ve hakkı” karıştığı durumlarda toplumun ne kadar kolay ikna olabileceğinin bir göstergesi niteliğindedir.
Bilimkurgu romanları ve filmlerinde kaba hatlarıyla çokça tartışılmış olan klonlama konusunda halihazırda belli belirsiz bir kamuoyu “oluşturulmuş” durumdadır. Şu anda sürmekte olan tartışmaların bilinen yanlışlara yeniden düşmemesi için birkaç temel olguya açıklık getirmekte yarar vardır: Olası yanılgıların en sık rastlananı, klonlanmış bir canlının, (tartışmalara sıkça insan da dahil ediliyor) genin alındığı canlının fizyolojik özellikleri bir yana, kişilik özellikleri bakımından özdeşi olacağı kanısıdır.
Kazanılmış özelliklerin kalıtsal yolla taşınabileceği yanılgısı, Philosophie Zooloique (Zoolojinin Felsefesi) adlı ünlü yapıtı 1809 yılında yayınlanmış olan, Fransız zoolog Jean Baptiste Lamarck’a dayanıyor. Lamarck’ın görüşlerinin takipçileri, insanların gözlemlenebilir kişilik özelliklerinin önemli ölçüde kalıtsal nitelik taşıdığını savlayarak, çevresel koşulların gelişim üzerindeki etkilerini neredeyse tamamen yadsıyorlardı. Oysa, genetik, evrim, psikoloji gibi alanların ortaya koyduğu çağdaş ölçütler, kazanılmış karakterlerin kalıtsal nitelik gösteremeyeceğini ortaya koyarak, kişilik oluşumunda çevresel etmenlerin güçlü bir paya sahip olduğunu kanıtlamıştır.
Bu bağlamda, basında da yankı bulan “koyunlar zaten birbirlerine benzerler” esprisinin aslında ciddi bilimsel doğrulara işaret ettiğinin altını çizmek gerekiyor. Klonlanmış bir koyunun, genetik annesinin genetik ikizi olduğu ölçülerek gösterilebilir bir gerçektir. Oysa, gözlemlenebilir kişilik özellikleri oldukça kısıtlı olan koyunların birbirlerine benzemeleri kaçınılmazdır. Çok daha karmaşık bir organizma olan insanoğlu, sayısız gözlemlenebilir kişilik özelliği sayesinde, genetik ikizinden kolayca ayırt edilebilir.
Tüm bunların ötesinde, klonlanmış bir insanın sadece kişilik bakımından değil, fizyolojik ve bedensel özellikleri bakımından da, genetik ikizinden farklı olacağını peşinen kabullenmek gerekiyor. Bir bebeğin biçimsel özelliklerinin ana rahminde geçirdiği gelişim süreci içerisinde tümüyle DNA’sı tarafından belirlendiği görüşü yaygın bir yanılgıdır. DNA molekülü, insan geometrisine dair tüm bilgileri en sadeleşmiş biçimiyle bile bütünüyle kapsayamayacak kadar küçük. Çoğu biçimsel özellik, akışkan dinamiği, organik kimya gibi alanlardaki temel evrensel yasaların kontrolünde meydana geliyor. Bu süreçte de, her zaman için rastlantı ve farklılaşmalara yeterince yer vardır. Bir genetik ikiz, kuramsal açıdan, eşine en fazla eş yumurta ikizlerinin birbirlerine benzedikleri kadar benzeyebilir. Uygulamada ise, benzerlik derecesi çok daha düşük olacaktır; aynı rahimde aynı anda gelişmediği, aynı fiziksel ve kültürel ortamda doğup büyüyemediği için… Tüm bunlara rağmen, kopya insanın genetik annesinden çoğu yönden farklı olması kaçınılmaz görünüyor. Diğer tüm koşullar denk olsa bile, kopya birey, aynı zamanda ikizi olan bir anneye sahip olmasından psikolojik bakımdan etkilenecektir. Sağduyumuz bize Hitler’i genlerinin değil, Weimar Cumhuriyeti sonrası sosyo-ekonomik koşulların ve genç Adolf’un kıstırıldığı maddi ve manevi bunalımların yarattığını öğretiyor.
Tüm bunların ışığında, klonlama konusundaki popüler tartışmaları, tıkanıp kaldıkları, “beklenmedik bir ikize sahip olma” fobisinden kurtarılıp, daha gerçekçi zeminlere çekilmesi gerekiyor. Gen havuzunun (belli bir topluluktaki genetik çeşitlilik) daralması, hayvancılığın geleneksel yapısından koparılıp biyoteknoloji şirketlerinin güdümüne girmesi, yol açılabilecek genetik bozuklukların kontrolden çıkması, bu alanda çalışan bazı şirketlerin (sözgelimi PPL’in) tüm tekel karşıtı yasal önlemleri delerek ciddi ekonomik dengesizliklere yol açması gibi akla gelebilecek sayısız somut etik sorununun tartışılması gerekiyor.
Klonlama tekniğinin potansiyel uygulamaları üzerine bir çok etik ve moral endişe oluşmuştur. Bu teknik hala çok genç ve toplum, bu tekniğin hangi uygulamalarına izin verilmesi ve hangilerinin de önünün kapatılması gerektiği üzerinde karar vermek için zamana sahiptir. Yetişkin bir canlıdan yeni bir canlı klonlanması ani bir haber olunca tüm yorumculara sürpriz oldu ve bir çoğu başlamadan önce bu konu üzerinde tartışılması gerektiğini söyledi. Toplum bilimi ‘buluşlar’ dizisi olarak görebilir ama aslında gelişim çok daha devamlıdır. Dolly’ye götüren yolda nerede ve kime danışmamız gerekir? Ayrıca, yeni bir teknolojinin tüm potansiyel uygulamalarını tahmin etmek imkansız. Çoğu faydalı olacak ama bazı yanlış yollar da kullanılabilir. Çözüm teknolojinin kendisini değil onun uygulamalarını kontrol etmektir.
Bilim adamlarının “Tanrı rollerini” oynamaya çalıştıklarını söyleyenlerin fikri, sonradan değişen tüm olayları inceledikten sonra reddedildi. İlk kez hayvanlar 5 000 sene önce ehlileştirilmiş ve o zamanlardan beri yapılan seçilimli çiftlendirme kendi atalarından çok farklı olan modern çiftlik hayvanları, bitki ve ev hayvanları oluşturuldu. Tıpta 70 seneyi aşkın hayat süresi beklentilerimiz; doğum öncesi bakımdan, aşıların kullanılmasından ve antibiyotiklerin kullanımından kaynaklanıyor. İnsanın durumu şu an için mükemmelden hala çok uzaktadır.
Kimi uzmanlar Dolly’den haberdar olunmasıyla başlayan bir “felaketler dizisi”nden söz etmektedirler. Öyle ki akla pek de kolay gelmeyecek hemen tüm ilginç olasılıkların ve gizli tehlikelerle dolu öykülerin, bu süreçte dile getirildiği belirtilmektedir.
Bu tür sorulardan birkaçı şöyle dile getirilebilir:

· “Yedek parça depoları” yaratmaya hakkımız var mıdır?
· Onayları alınmaksızın, kuşakları araştırma deneği yapabilir miyiz? Ayrıca onların doğal genetik miraslarını değiştirme hakkımız var mıdır?
· Gelişmiş ülkelerde kopyalamaya yasaklamalar getirirken, geri kalmış ülkelerde uygulanmasına göz yummak bilimi emperyalizmin hizmetinde yapmaz mı, ya da varolanı daha da pekiştirmeyecek midir?
· Cinselliğin rastlantısallığını ortadan kaldırmak ve üremeye hükmetme şansı/fırsatı nereye kadar zorlanacaktır?
· Genetik çeşitliliğin kopyalama yoluyla önlenmesi, evrim olgusunun bir önkoşulundan da vazgeçildiği anlamına gelmeyecek midir?
· Kopyalama çalışmalarını kimler paraca desteklemektedir? Bir başka deyişle bu araştırmalar kimin denetimindedir? Başlıca destekleyicinin ilaç ve hayvancılık sektörü olması nasıl yorumlanabilir?
· Kopyalama sonuçlarının, dünyada farklı birkaç merkezden hızlı bir şekilde birbiri arkasından müjdelenmesi ve hem de bunun “deli dana” krizinden anlamlı bir süre sonra ortaya çıkması bir rastlantı mıdır?
· Bilim-ticaret ilişkisi ya da bağlantısı nasıl kurulabilir? Özelde de genetik bilgiye dayalı buluşların, “patent hakkı” konusuna nasıl açıklık getirilebilir?
Belki tüm bu soruları bir anda yanıtlamak olası değil, ancak sırf medyanın bilime bakışına dikkatleri çekmek açısından bile, Dolly’nin iyi bir örnek olduğu açıktır.
Ayrıca klonlanan ilk hayvan olan koyun Doly’de gelişme evresinde sık sık ”ciddi sorunlarla” karşılaşılmıştır. Hawaii Üniversitesi laboratuvarlarında 1988 yılında fare klonlayan Dr. Ryuzo Yanagimachi da, klonlanan embriyoların gelişme çağında ve genetik yapılarında sorunların ortaya çıktığını söyledi. Yanagimachi, klonlanan bazı farelerin bir yaşına kadar geliştiklerini, ancak bu sürenin sonunda aniden yağ oranında artış ve şişmanlık gibi sorunların başladığını belirtti. Gelişme çağında sorunlarla karşılaşılması durumunda hayvanların berteraf edilebilmesine rağmen insanlarda anormal klon olması durumunda bunu yok etmenin etik olarak mümkün olamayacağı bir gerçektir

Etiketler:klonlama nasıl yapılır klonlama nedir klonlama nasıl yapılır vikipedi klonlama nedir vikipedi insan klonlama nasıl yapılır klonlanma nasıl yapılır genetik kopyalama nedir nasıl oluşur klonlanma insan nasıl klonlanır insan klonlama yapıldı mı klon insan yapıldı mı klonlama insanlar üzerinde yapılabilir mi klonlama nedir nasıl yapılır vikipedi hangi canlılar ne zaman klonlanmıştır klonlama nedir nasıl oluşur canlı klonlanması nasıl yapılır klonloma nedir ve ge insan nasil klonlanir klonlama insanlarda nasıl yapılır klonlama nedi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir