Kocaelinin Turistik Yerleri

Sponsorlu Bağlantılar
asfalt bey büyüktepe gebze gelen hizmet kesme kilometre nin podyum roma sunan Kocaelinin Turistik Yerleri Kocaelinin Kültür Ve Turizm Değerleri kocaelinin tarihi yerleri kocaelinin turistik yerl..

Kocaeli-tarihi Ve Turistik Yerleri


Kandıra- Kefken yolu yakınında, Babadağ’dadır. 1234-1328 yılları arasında yaşadığı sanılan Kocaeli fatihi Akçakoca Bey’e ait anıt mezarın yapım tarihi 1974′dür. Dışa açık piramidal gövdeli anıtın merkezinde basamaklarla çıkılan podyum üzerinde Akçakoca Bey’in mezarı yer almaktadır.


Akmeşe Güvercinlik Köyü Aslanpınar-Büyüktepe mevkiindedir. 1993 yılında kaçak kazı sonucunda tahrip edildiği öğrenilen tümülüse İzmit Müze Müdürlüğü müdahale etmiş ve bir kurtarma kazısı yapmıştır. Roma dönemine ait kesme taşlardan meydana gelen dromoslu bir mezar odası ortaya çıkarılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda tümülüsün daha önceki dönemlerde tahribe uğradığı tespit edilmiş, birkaç parça kemik dışında buluntuya rastlanılmamıştır.


Gebze’ye bağlı Tavşanlı Köyündeki “Tabiat Parkı ve Doğal Sit Alanı” ilan edilen Ballıkayalar vadisi 1,5 km uzunluğunda 40-80 metre genişliğindedir. Dağcıların iniş ve tırmanış yaptıkları Ballıkayalar Vadisi kireç taşlarının erimesi sonucu gelişen jeomorfolojik şekilleri ile karstik boğazdır.


Karamürsel’e bağlı Karapınar Köyünün güneyinde; Suludere’nin süzülerek yarıp geçtiği toplam 180 dekarlık bir vadiyi oluşturan Başdeğirmen, ilçenin en gözde ve aranılan piknik ve mesire alanlarından biridir.

Samanlı Dağları’ndan beslenen Suludere’nin temiz, berrak ve buz gibi sularının değerlendirildiği Başdeğirmen’de işletilen tesislerde yılda 24 ton alabalık yetiştirilmektedir. Müşterilere burada yetiştirilen alabalıkların pişirilerek sunulduğu 250 kişilik kapalı 250 kişilikte açık olmak üzere toplam 500 kişilik nezih bir balık lokantası da yaz kış hizmet vermektedir. Yeşilliklere bezenmiş ormanlara iç içe, kuş ve su seslerinin armonisini sunan bu harika ortam ilçe merkezine asfalt karayoluyla 9 kilometre mesafededir.

225 yıllık tarihi bir çınar ağacının simgelediği Başdeğirmen vadisine giderken yol boyunca zeytin bahçeleri ve müstakil evlerin bulunduğu kıvrımlı yokuşlardan tepeye doğru çıktıkça, aşağılarda kalan mükemmel körfez manzarasını daha net görüyorsunuz.

Birkaç günlük şirket programları, grup gezileri ve hafta sonlarını geçirmek isteyen aileler için ideal bir yer olan Başdeğirmen’den dönüşte buradan köy ekmeği, köy peyniri, yumurta, tereyağı ve bal gibi doğal yiyecekler satın alınabilir.


Sultan Abdülhamit döneminden çeşitli onarımlar geçirerek günümüze kadar ulaşmıştır. İç süslemeleri o günkü canlılığını korumaktadır


Kocaeli İli, Gölcük İşletme Müdürlüğü Yuvacık ve Naldöken Orman İşletme Şeflikleri sınırları içinde kalan Beşkayalar mevkii Bakanlık makamının 27 02 1998 tarih ve M.P.G. M.P.A.I.B.K. 01 / 190 sayılı olurları ile Tabiat Parkı ilan edilmiştir. I Derece Doğal Sit Alanıdır Beşkayalar Tabiat Parkı 1154 Ha dır. Bu alanın 386 Ha Yuvacık Orman İşletme Şefliği sınırları içersinde, geri kalan 768 Ha Naldöken Orman İşletme Şefliği sınırları içinde kalmaktadır. Beşkayalar Tabiat Parkı Servetiye Karşı ve Servetiye cami düzü köylerinin hudutları içinde kalmakta olup,İzmit’e mesafesi 24 km dir. Beşkayalar Tabiat Parkı Yuvacık Orman İşletme Şefliğinin sınırları içinde olan 78-79-80-100-101-102 nolu bölmelerin tamamı ile 103-104 ve 105 nolu bölmelerin bir kısmı ile Naldöken Orman İşletme Şefliğine ait 69-70-71-72-76-77-94-95-96-97-98-99- ve 124 nolu bölmeleri kapsamaktadır. Beşkayalar Tabiat Parkı 1 / 25 000 ölçekli BURSA G 23 – c3 ve BURSA G 23 -c 4 gizli paftalarında yer almaktadır. Beşkayalar olarak ilan edilen 1154 Ha sahanın 1057 Ha Ormanlık alan, geri kalan 97 Ha ormansız alandan oluşmaktadır.

1992 – 1993 yıllarında Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi uzmanları ile temasa geçilerek mezar odası yerinin tespiti amacıyla arazi araştırmalarına başlanılmış, Üçtepeler Köyü girişinde bulunan tümülüsün manyetik anomali haritaları çıkarılmıştır. Jeofizik uzmanları Oğuz GÜNDOĞDU, Ali ERDOĞAN ve ekibi ve arkeologlarında bilimsel katkıları ile mezar odasının yeri ve tümülüse güneyden giriş yönü tespit edilmiştir. 1994 yılında, 12 metre yüksekliğinde ve 75 cm çapında olan Tümülüs kamulaştırılmış, İzmit Müze Müdürlüğü’nce de arkeolojik kazısı yapılmıştır. Kazı sonucu Erken Roma Dönemi’ne tarihlenen dromoslu bir mezar odası bulunmuştur. Mezarın mimarisi Aytepe Tümülüsü’nden farklıdır. Dromos uzunluğu daha kısa olmasına karşın mezar odasında üç kişiye ait olduğu anlaşılan kırık parçalar halindeki kliniklere rastlanmıştır. Kesme taş ve beşik tonozlu mimari özellik gösteren büyük tümülüsün de daha önce soygun geçirdiği tespit edilmiştir. Tümülüsün korunabilmesi amacıyla 1994 yılında, özel bir firmanın bir miktar hibesi ve Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla dromosun devamı şeklinde beşik tonozlu bir giriş ilave edilerek kapı takılmıştır. Ancak geçen altı yıl içerisinde heyelan nedeniyle yapılan giriş kapısı da toprakla örtülmüştür.


İzmit’in Orhan Câmii yanında bulunan çeşmenin kitabesinden ve çeşitli kaynaklardan öğrendiğimize göre, Canfedâ Hâtun tarafından yaptırılmış, zamanla harâb olmaya yüz tutmuş olduğundan Sultan II. Mahmud sarayının hazinedar ustası Su‘âda Usta tarafından 1242(1826) yılında suyun kaynağından itibaren tamamen tamir ettirilmiştir. Yine bir arşiv kaynağında 1847’de yeniden tamire muhtaç duruma geldiği anlaşılmaktadır. Cephede aynalık kısmı üzerindeki kitabede sülüs yazı ile H.1243 (M.1827) tarihi bulunan çeşmenin hazne kısmı beton sıvalı olup yakın zamanda onarım görmüştür.


Halk arasında Çarşı Hamam, Çifte Hamamlar olarak da adlandırılan hamam, Çoban Mustafa Paşa Camisi’ne vakıf amacıyla yaptırılan bu hamamın iki kubbesi, yanında ise geniş bir sarnıcı bulunmaktadır. Yapıda muntazam kalker taşları kullanılmıştır. Pencerelerinin kemer ayaklarına kadar üçer sıra, tuğla ve bir hatıl geçirilmiş olup, bütün pencerelerinin kemerleri tuğladan örülmüştür. Gebze’nin bu en büyük hamamı halen kullanılmakta olup, zaman zaman onarım görmüştür.


Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman’ın vezirlerinden Mustafa Paşa tarafından Gebze’de yaptırılmıştır. 16. yy.’da Mimar Sinan ve Mimar Acem Ali tarafından bir menzil külliyesi olarak inşa edilmiştir. Cami, han, tabhane, paşa odaları, imaret, medrese, kütüphane, hamam ve türbeden meydana gelen bir yapı topluluğudur.


Burası adı gibi adeta bir cennet. 1991 yılında kurulmaya başlayıp 1993 yılında ziyarete açılan Türkiye’de eşi olmayan , 500′e yakın kuş türünün yanı sıra, 300′den fazla çeşit bitki, yüzlerce çeşit hayvan burada doğal ortama eş şartlarda barınıyor. 140.000 metrekarelik hayvanat bahçesinde, çocuk parkı, cafe ve dinlenme üniteleri içinde çocukların heyecanını paylaşabilir mutlu yüzler görebilirsiniz.

Hayvanat bahçesinde kuşların yanı sıra, muzip maymunlar, koi balıkları, tropikal bölge hayvanları, bahçe malzemeleri satış galerisi, birbirinden cazip eşyaların sergilendiği market en çok ilgi çeken yerler arasında yer alıyor. Muhabbet kuşları toy, turna kuşu türlerinin kafeslerini gezmeyi bitirdiğiniz an karşınıza cazip hayvan aksesuarlarının sergilendiği bir galeri çıkıyor. Hiç aklınızda yokken bile gördükleriniz karşısında acaba “ne beslesem” sorusunu düşünmeye başlıyorsunuz. Karar verdiyseniz, besleyeceğiniz tür hayvanın araç, gereç, giyim-kuşam, yem, ilaç, tüm ihtiyaçlarını bulabiliyor, birbirinden ilginç şirin hayvan resimlerinin bulunduğu t-shirt, anorak, maskot türü şeyleri de alabiliyorsunuz.

Parkın bir başka bölümündeki havuz içinde palyaçolar kadar renkli Japon Koi balıkları görülüyor. Dünyanın en pahalı balıkları olan Koiler, Japonlarca talih, saadet ve uzun ömür ifade ediyor. 120 değişik rengi tespit edilen balıklar, 50 ila 120 sene yaşayabiliyor ve insan dostu olarak tanınıyor. Korkmasını hiç öğrenememiş bu balıklar havuza yaklaşınca önünüzde toplanıyorlar.

Gezinizin devam ettiği bölümlerde güzel sürme gözlü ceylanlar, karacalar, heybetli boynuzlarıyla ağırbaşlı geyikler ve antiloplarla tanışıyorsunuz. Bu tanışmanın ardından seyredenleri kahkahalara boğan maymunların bahçesine geliyor, karşılıklı bakışmalarla maymunların yaptığı muzipliklere şahit oluyorsunuz.

Maymunlardan şişman, tembel pelikan kuşlarına oradan kuğuların yüzdüğü havuzlara, deve kuşu, lama, midilli atları, zebra ve tavşanların bulunduğu bölümden dönüp tavuk türleri, baykuş, akbaba, deve ve kendini sevdiren atların bulunduğu bölüme gelince saati unutuyorsunuz. Ara sıra bağıran hayvanların sesleri onları taklit etmeye çalışan çocukların bağırışlarına karışırken bu defa yorulanlar için dinlenme üniteleri, cafeler, çocuk bahçeleri gibi seçenekler devreye giriyor.

Hayvanat bahçesinde fotoğraf çekenler için kısa sürede karta basan laboratuarlar dahil ziyaretçiler için her şey düşünülmüş. Parkın tropik merkez ve akvaryum bölümlerinde nadide canlı türlerini görebilir, bahçe içinde yer alan ilginç bitki türlerini inceleyebilir, parkta beğendiğiniz bir hayvanı sahiplenerek sponsorluğunu üstlenebilir veya gönüllü üye olabilirsiniz.


Gebze Demirciler Köyünde bulunan konak 19. yy. Osmanlı mimarisinin en başarılı örneğidir. İçindeki kalemişi bezemeler ve mimari üslup açısından Kocaeli ilindeki tek örnek olma özelliğine sahiptir.


Kale eski çağlarda İzmit Körfezinin güneyindeki geçişi kontrol altında tutan Eskihisar Köyünün kuzey doğusundadır. Kalenin Bizans döneminde, limanı korumak amacıyla yapıldığı sanılmaktadır. Osmanlılar tarafından da kullanılan kale 1998 yılında restore edilmiştir. Kalenin antresi konser etkinlikleri için kullanıma açılmıştır


1843 yılında Hereke Fabrika-i Hümâyûnu adıyla Hereke’de kurulan fabrika, Osmanlı İmparatorluğu’nun o tarihe kadar halı ve ipekli dokuma alanında kurduğu en kapsamlı fabrikasıdır.

1800’lü yıllarda başlatılan Türk sanayiinin geliştirilmesi çalışmaları kapsamında açılan bu fabrika, kuruluşundan başlayarak sürekli yenilik ve değişiklikler yaşamıştır. Fabrika, o yılların öncü teknolojisini kullanmakta ve Osmanlı devleti adına milli dokumacılık ürünlerinin geliştirmesi ve çağdaşlaştırılmasına öncülük etmekteydi. Öyle ki, Hereke Fabrikası’nın en üst kalitedeki ürünleri; Osmanlı sanayisi’nin bir vitrini niteliğindeki başta Dolmabahçe olmak üzere padişaha ait saray, köşk ve kasırlarda yer alıyordu. Öte yandan bu konuda kolaylık sağlaması için Dolmabahçe Sarayı yapılırken, “Hereke Dokumahanesi” adıyla sarayın bünyesinde bir de atölye kurulmuştu.

Cumhuriyet Dönemi’nde de çalışmasını sürdüren Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası; günümüzde bir Müze-Fabrika olarak üretimini sürdürmekte ve konumuyla benzerleri arasında özel bir yer tutmaktadır.
dağ turizmi açısından çok elverişli bir konumda olan Kartepe. İzmit’in güneydoğusundadır. Yüksekliği 1606 m’dir. Çam, kayın, ıhlamur ağaçlan ve rengarenk çiçeklerle çevrilmiş yoldan Kuzu Yaylası’na gelindiğinde temiz havanın, panoramik manzaranın ve vahşi doğanın birbiriyle kaynaştığı görülür.

Kış sporlarının yapıldığı diğer turistlik bölgelerimizden deniz manzaralarına sahip birkaç dağdan biri olması nedeniyle ayrı bir gü­zellik taşıyan Kartepe, yaz ve kış faydalanılabilecek bîr özelliğe sahiptir.

Kartepe ormanları ve Kuzu Yaylası, günübirlik turizme hizmet vermekte, düzenleme çalışmaları halen sürdürülmektedir. Ayrıca Türki­ye’nin en nefis alabalık cinsi Kartepe üzerindeki küçük göllerde mevcuttur. Günümüzde bahar ve yaz aylarında gezilmeye daha elverişli olan Kartepe’nin bu özellikleri dikkate alınarak kış sporlarının yapılabileceği bir turizm merkezi haline getirilebilmesi İçin çalışmalar devam etmektedir.








İzmit`in Tarihi

İZMİT`İN TARİHİ

TARİHİ ADI NEREDEN GELİYOR?
Tarih kaynaklarına göre ilimiz bilinen en eski yerleşme merkezi Astakos’tur. Milattan önce sekizinci yüzyıl sonralarında Megarlılar tarafından kurulmuş bir kolonidir. Bazı tarihçilere göre bu şehri Astlar kurmuş, sonradan bölgeye gelen Megarlılar şehre “Astların köyü anlamına gelen Astakos” adını vermişlerdir.
Başka bir söylenceye göre yörede bol istakoz bulunduğu için şehre Astakoz adı verilmiştir. Ayrıca Astakos, bu şehri kura kişinin adı olduğu da söylenir. Mısır Firavunlarından milattan önce 2800 yıllarında yaşamış olan Seostros, “Sit” ordularına bu yörede yenildiği yazar.
Milattan önce 1927 tarihinde Üçüncü Ramses’e ait yazıda bütün Anadolu’yu. Sit ülkesini aldığı kaydedilir. Bu sit ülkesi, İzmit ve çevresidir. Sitler bir süre sonra Dördüncü Ramses’in İzmit çevresinde bozguna uğratarak vatanlarını düşmanda kurtarmışlardır. Bu olaylar bize İzmit çevresinde Megarlılardan iki bin yıl önce uygar kavimlerin yaşadığını gösterir.
Söylencelere göre İzmit yöresinde yaşamış en eski kavimler Sit’ler Amazon’lar ve Ast’lardır. Milattan önce üçüncü yüzyılda Biritanya kralı Birinci Nikomedes bu yöreye yerleşmeye karar verince İskender’in komutanlarından Lizimakhoz’un harabeye çevirdiği Astakos şehrinin karşısına yeni bir şehir kurmuş ve ona Nikomedye (Nicomedia) adını vererek krallığına başkent yapmıştır.
Nikomedya adı Araplar ve Selçuklular döneminde Nikumidiya’ya dönüşmüş, Osmanlıların Kuruluş Döneminde İznikomid, bir süre sonra İznikmid olmuştur. Türkçe eserlerde İznikmid şeklinde yazılan şehrin adı halk tarafından kısaltılarak İzmid’e çevrilmiş, sonunda bu günkü yazılışı ile “İzmit” şeklini almıştır.
11 Şubat 1922′de İzmit sancağının adı “Kocaeli” Sancağı”na çevrilmiştir. Kocaeli adı, on dördüncü yüzyıl başlarında Osman ve Orhan Gazi döneminde ilimiz topraklarının büyük bölümünü savaşla Osmanlı Devletine kazandıran ünlü kumandan Akçakoca Bey’ adından kaynaklanmaktadır.

MİLATTAN ÖNCE İLİMİZ:
İznik Gölünün kuzeyinde yapılan araştırma ve kazılarda elde edilen buluntulara göre ilimiz sınırları içinde ilk yerleşmelerin Bakır çağında başladığı tahmin edilmektedir.
Coğrafyacı Strabon’un yazdığına göre Sakarya Irmağı ile İstanbul Boğazı arasındaki bölgeye milattan önce 1200-800 yılları arasında Ege göç kavimleri Bebrikler, Misler ve Bitinler yerleşmişlerdir. Bu bölgeye Bitinya adını almadan önce Bebrikya deniyordu. Bebrikler, friglerin bir koludur.
Megarlılar milattan önce 712′de Ege Denizinden gelerek İzmit’in bulunduğu yerde Astakos şehrini kurdular. Daha sonra Lidyalılar Kral Kroissos zamanında önemli bir ticaret şehri olan Astakos’u aldılar. Lidya Devleti milattan önce 546′da Preslerin saldırısına uğradı. Astakos şehri Pres İmparatoru Birinci Dareios’un Kuzey Trakya Seferi sırasında Pers ordusunun üslerinden biri oldu.
İskender’in Bitinya üzerine gönderdiği Kalas adlı komutan, Bitinyalı önder Bas tarafından yenilgiye uğratıldı. İskender ayrıca Bitinya üzerine gitmedi. Bas’ın ölümünden sonra milattan önce 326 yılında Bitinyalılar, Bas’ın yerine geçen oğlu Zipotes zamanında bağımsızlıklarını ilan ederek Bitinya Krallığını kurdular. İskender’in eski komutanlarından Lizimakhos üç defa Bitinya’ya saldırdıysa da başarılı olamadı. Bu arada Astakos’u yakıp yıktı harabeye çevirdi.
Zipotes’in ölümünden sonra yerine büyük oğlu Nikomedes geçti. _self Avrupa’dan gelen Galatlara Trakya’dan Anadolu’ya geçme çağrısında bulundu. Milattan önce 278 yılında Galatlar Anadolu’ya geçince her yanı yağmaladılar. Bitinya halkı ile toprakları bu yağma ve yıkımdan büyük zarar gördü.
Astakos şehri iyice harabeye döndü. Nikomedes, koloni şehri Astakos’un karşısında yeni bir şehir kurdu ve Nikomedia adını vererek Bitinya krallığının başkenti yaptı.

SELÇUKLULAR DÖNEMİ:
1087 yılında İzmit Anadolu Selçuklularının eline geçti Kutalmışoğlu Süleymanşah’ın kurduğu Anadolu Selçuklu Devleti topraklarına katıldı. 1097 yılında önce İzmit, sonra iznik Haçlıların eline geçti. 1204-1207 yılları arasında İzmit Latin işgali dönemini yaşadı.
1261 yılına kadar İzmit Türkler, Latinler ve Bizanslılar arasında birkaç kere el değiştirdi.

ROMALILAR DÖNEMİ:
Romalılar Bitinya şehirlerine önce ekonomik sebeblerle yerleştiler. Bunu askeri istilalar izledi. Bu arada Bergama Krallığı ordularının saldırısına uğrayan şehir, Kral Prusias devrinde Annibal’e sığınma hakkını tanıdı ve kabul etti. (M.Ö 148) O sırada Bitinya Roma egemenliği altına girmiş bulunuyordu.
Midridat Seferinde Roma’ya sadık bir müttefik olan Üçüncü Nikomed, milattan önce 74 yılında ülkesini bu devlete bağışladı. Nikomedia, Roma’nın bir eyalet merkezi oldu. Romalılar Nikomedia’yı imar ettiler, geliştirdiler.
Şehir 258 yılında Gotlar’ın 284 yılında İran ordularının saldırısına uğradı, yakılıp yıkıldı. Diocletianus Nikomedia’yı kendisine başkent yapmak istedi, burada bir çok büyük inşaata başladı. 358 ve 362 yıllarındaki depremler şehri harabeye çevirdi.

BİZANSLILAR DÖNEMİ:
Milattan sonra 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Anadolu gibi Kocaeli de Bizans İmparatorluğu payına düştü.
Diocletianus’tan sonra altıncı yüzyılda Justianus’tan sonra şehir Orhan Gazi’nin eline düşünceye kadar bakımsız kaldı, acılı günler yaşadı.

OSMANLILAR DÖNEMİ:
Osman Gazi’nin oğlu Orhan Bey, 1321′de Mudanya’yı 1323′te Akyazı’yı aldı. Bu sırada Osmanlı orduları Bursa’yı kuşatmış, şehri almaya çalışıyorlardı. Orhan Bey, Babasının silah arkadaşları Akçakoca, Gazi Abdurrahman, Karamürsel, Konur Alp gibi beyleri yeni yerler almakla görevlendirdi.
Orhan Gazi 1326′da Bursa’yı aldı. Akçakoca Bey Sapanca Gölü tarafındaki Palanga’yı alarak burasını kendisine merkez yaptı. Daha sonra Kandıra’yı ve diğer bazı kaleleri ele geçirdi. Bu çevreye sonradan Akçakoca’nın adından ötürü Kocaeli denildi. Aydos Kalesiyle Samandıra Gazi Abdurrahman ile Konur Alp tarafından alındı.
Kara Mürsel de iskale’yi zapt ederek bu kasabaya kendi adını vermiş, Türklerin İzmit Körfezinin güney kıyılarına yerleşmesini sağlamıştır. Karamürsel 1324 yılında, Kandıra 1326′da, İzmit 1337 yılında kesin olarak Osmanlıların eline geçmişti. Kara Mürsel Bey ele geçen kıyıların korunması için bir donanma kurmuştur. Türk ordularının Kocaeli yarımadasındaki kaleleri alarak İstanbul’a yaklaşmaları üzerine Bizanslılar 1329′da Orhan Gazi’nin üzerine yürüdü.
Darıca ile Eskihisar arasında yapılan savaşta Bizanslılar yenildi. Yardım umudu kalmayan İznik Türklere teslim oldu. 1331 yılında İzmit kuşatıldı. Bizans İmparatorluğu şehrin yardımına koşunca Orhan Gazi kuşatmayı kaldırdı. Bu arada yakınındaki kalelerin büyük bir bölümü Orhan Gazi’ye kendiliklerinden teslim oldular. İzmit yeniden kuşatıldı ve 1337 yılında ele geçirildi.
Ankara Savaşından sonra 1402 yılında Timur’un askerleri 10 000 kişilik bir ordu ile İzmit’i kuşatmış, daha sonra Gelibolu’da yapılan bir anlaşma ile Kocaeli yöresi Bizanslılara bırakılmıştır. İzmit önce Musa Çelebi tarafından Bizanslılardan geri alındı. Musa Çelebi’nin Mehmet Çelebi’ye yenilmesi üzerine 1423′te İzmit Osmanlı egemenliğine geçmiş oldu.
Mehmet Çelebi, kardeşini destekleyen Bizanslılarla iyi geçiniyordu. Bu yüzden İzmit ve çevresi bir süre daha Bizans etkisi devam etti. Ancak 1419′da Gazi Timurtaşoğlu Umur Bey, Hereke, Gebze, Pendik, Kartal gibi kasabalarla beraber İzmit’i Bizanslılardan kesin olarak geri aldı.
1420 yılında Çelebi Mehmet (Birinci Mehmet), Bayezit Paşa’yı İzmit sancakbeyliğine atadı. İzmit’in ilk sancak beyi Orhan Gazi’nin büyük oğlu Gazi Süleyman Paşa’dır. İzmit önceleri Anadolu Eyaletine bağlı bir sancaktı. Yavuz Sultan Selim zamanında Hersekzade Ahmet Paşa Karamürsel’deki, Deftardar Abdüsselam Efendi de izmitteki tersaneleri onartarak çalışır duruma getirdiler.
Daha sonra İzmit Tersane birkaç kere onarım gördü. İkinci Abdülhamid döneminde bağımsız sancak olan İzmit’in ilk mutasarrıfı Selim Sırrı Paşa’dır. İzmit Bağımsız kazaları (İlçeleri) Yalova, Karamürsel, Adapazarı, Kandıra ve Geyve idi. Daha sonra İznik de İzmit Mutasarrıflığına bağlandı.

KURTULUŞ SAVAŞI YILLARI:
Birinci Dünya Savaşından sonra Mondros Mütarekesi gereğince Yavuz Savaş gemimizin İzmit Körfezinde alı koyulması bahane ederek İngilizler 6 Temmuz 1920′de İzmit’e asker çıkardılar. Hükümet Konağı İşgal kuvvetlerinin karargahı oldu.
Konağın bahçesine, Saat Kulesi çevresine ve başka yerlere toplar yerleştirdiler, şehrin çevresini tel örgülerle çevirdiler. Sivas Kongresinden sonra İzmit’te işgale karşı direniş teşkilatı olarak Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin İzmit Şubesi Kuruldu.
Diğer bir teşkilat da 13 Kasım 1919′da İstanbul’a kurulan Gizli Karakol Cemiyeti Kocaeli Grubu idi. Bu grubun asıl amacı Rum Mavrimira Cemiyeti’nin Kocaeli yöresindeki ayrılıkçı etkiliklerini önlemekte. 23 Ekim 1920′de İngilizlerin koruması altında Yunanlılar Karamürsel’i işgal ettiler.
Kasabada yakın köylerde dükkanları, evleri yağmaladılar. Ancak Mevlüt Efendinin yönettiği Kuvayi Milliye yoğun direnişi karşısında saldırılarını yaygınlaştırılamadan kasabaya dönmek zorunda kaldılar. 26 Ekim 1920′de İngilizler İzmit’i Yunanlılara teslim ederek ayrıldılar.
27 Ekim 1921′de 11 ay 22 gün işgalden sonra İzmit Ankara Hükümeti tarafından geri alındı. İzmit’in geri alınmasından sonra Türk birlikleri köyleri yakıp yıkarak kıyı boyunca kaçan Yunanlıların peşine düştüler ve Karamürsel yönünde ilerlediler.
4 Temmuz 1921′de Karamürsel Türk birliklerinin eline geçti. Yunanlılar gemilere binip çekilmeden önce halkın büyük bölümünü kılıçtan geçirmiş. Kasabanın hemen her yerini ateşe vermişlerdi. Temmuz 1921 sonraları doğru İzmit ve Karamürsel’le birlikte Değirmendere ve Kandıra da Türk askerleri tarafından kurtarılmıştır.
Gebze’nin kurtuluşu ise 17 Ekim 1922′de Nurettin Paşa’nın yönettiği Birinci Ordu tarafından gerçekleştirilmiştir. İzmit’te her yıl 28 Haziran Kurtuluş Günü törenlerle kutlanır. Atatürk 19 Haziran 1922′de İzmit’te Türk dostu Fransız yazarı Claude Farrere’le görüşmüşdür.

CUMHURİYET DÖNEMİ:
Cumhuriyet Döneminde Kocaeli, özellikle sanayileşme alanında en çok gelişen illerimizden biridir. Bunun başlıca nedeni İstanbul’a komşu oluşudur. 1924 yılında Gölcük’te ilk kağıt üretim tesisi olan İzmit Kağıt Fabrikası açıldı. 1944′te İzmit’e ikinci selüloz ve Kağıt Fabrikası açıldı.
SEKA tesisleri 1954, 1957 ve 1959′da genişletildi. Böylece günümüze kadar deva eden hızlı bir sanayileşme ile Kocaeli Türkiye’nin ileri düzeyde sanayi bölgesi durumuna geldi. Buna paralel olarak şehirler büyüdü, köyler, kırsal alanlar, sayfiyeler şehir görünümünü kazandı

DÜĞÜN DOĞUM VE ÖLÜM GELENEKLERİ :
Yörenin geleneklerine göre, söz kesimi için kız evine giden damat anası, ‘gelinimi getirin’ diye seslendikten sonra yere kumaş serer ve kız bu kumaşın üstünden yürüyerek kaynanasının önünde oturur.
Kıza takılar takılır ve armağanlar verilir. 2-3 hafta sonra erkeğe takılar takılır, kız evi 2 tepsi baklava gönderir. Düğünden önce kız ve erkek büyükleri “çeyiz düzmeye”çıkarlar. Düğün, çeyiz asma’yla başlar. Bazı çevrelerde ilk gün gelin gelin ve güvey çörekleri yapılır, kız evinde kadınlar erkek evinde erkekler toplanır.
Gece yarısından sonra mumlarla “heyamola” çekilerek oğlan evine gelinir. Eğlenceler sabaha dek sürer. Yöredeki kına gecesine “dürü gecesi” denir. Gelin çoğunlukta perşembe günü alınır. Gelin almaya. damadın sağdıcının önderliğinde gidilir. Damat, gelin alayını kapıda karşılar ve gelin arabadan indikten sonra bıçağını çekerek kapıya saplar, birlikte içeri girerler.
Topluca yatsı namazı kılındıktan sonra dini nikah kıyılır. Yörede kısırlık ve sürekli kız çocuğu doğurma uğursuzluğa yorulur. Gebenin midesinin yanması bebeğin saçlarının çıkmasına, gebenin çillenmesi doğacak çocuğun erkek olacağına yorulur.
Çocukları yaşamayanlar, yeni doğmuş bebeklerini hiç çocuğu ölmemiş bir kadının koynundan geçirirler. Yörede al basmasından korkulduğu için loğusa ve bebek 40 dolduk tan sonra komşulara götürülür.
Her gidilen evden yeni doğan bebeğin dölünün bereketli olması için yumurta verilir. Bir dumanın bacadan çıkışı gibi, ruhun da bedenden çıktığına, göğe yükseldiğine ve başka bir varlığa dönüşeceğine inanan Kocaeli’liler ölünün hemen gömülmesine özen gösterirler. Ölü yakınları mezarlıkta yoksullara para dağıtır.

TARİHİ VE TURİSTİK YERLER :
İzmit Surları: İzmit surları iki bölümdür. Moloz, taş ve tuğladan dış surlar Romalılardan, dışarıdan getirme malzeme ile yapılan iç surlar Bizanslılardan kalmadır.
İzmit Surları geniş bir alana çevirmektedir. Dış surlar Baç Mahallesi Camiinin bulunduğu yerden başlar, doğu sırtlarının egemen noktalarını izleyerek Terzibayırı mevkinin kuzeyinden devam eder, bu sırtların zirvesinde bir kule ile birinci bölüm sona erer. Buradan batıya dönen surlar, ile birinci bölüm sona erer. Buradan batıya dönen surlar, ara ara kulelerle Bağ Çeşme mevkiinden Turgut Mahallesi Mescidinin arkasından geçer.
Askeri hastanenin batısında Seka Bahçesine kavuşarak denize ulaşır. Bizans Çağına ait olan iç surlar İzmit’in kuzeyindeki tepede Orhan Mahallesindedir. Burası eski Nikomedya şehrinin akropolü durumundadır. Buraya İzmit Kalesi denilmektedir. İçinde Orhan Cami Vardır. İzmit surları Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar Döneminde onarım görmüştür.

İzmit Tershanesi : Eskiçağda çevresi ormanlarla kaplı olan İzmit’te gemi inşa ediliyordu. İmparator Diokletianus’un İzmit’te bir tersane kurduğu bilinmektedir. İzmit’te ilk Türk Tersanesi Kanuni Sultan Süleyman’a deftadarlık etmiş olan Abdüsselam Efendi tarafından kurulmuştur.
İzmit Tersanesinde, buharlı gemilerin çoğalarak ahşap gemilerin yerini aldığı yıllara kadar gemi yapımı devam etmiştir. Tersane köprülüler zamanında genişletildi. Venediklilerle savaşan Osmanlı donanması İzmit’te yapıldı. On dokuzuncu yüzyıl başlarında tersanenin çalışmaları gerilemeye başladı. Yirminci yüzyılın başında çalışmalarını tamamı durdurmuştu. Cumhuriyet Döneminde yeni tersanenin körfezin karşısında Gölcük’te kurulması üzerine _selfdan kayboldu.

Eskihisar Kalesi : Gebze’nin Eskihisar köyünün doğusundaki bir tepe üzerindedir. Kale,dış sur ve iç kaleden oluşmaktadır. Kale, Bir dizi tuğla, bir dizi taş örülerek yapılmıştır. Duvarlarında tuğladan yapılmış süslemeler vardır. Dikdörtgen planlı kale, yarım daire ve dörtgen kulelerle desteklenmiştir. Kalenin Bizanslılar Döneminde yapıldığı tahmin edilmektedir.

Fatih Sebili : Gebze dolaylarında Tekfur Çayırındadır. Fatih Sultan Mehmet Mısır Seferine çıktığında Gebze Tekfur Çayırında ordu karargahında vefat etmiş, onun hatırasına burada çeşme şeklinde sebil yapılmıştır. Deniz Hamamı Kalıntıları: Gölcük ilçesi Değirmendere Bucağı, Tekeli koyunda İmparator Herakliyus tatafından yaptırılmış deniz hamamı kalıntıları vardır.

Arızlı Yer altı Mezarları : İzmit’te Zeytinlik mevkiindedir. Üst mezarı binası ile altında ve yanlarında 10 bölümden (hypojeden) oluşmaktadır. Mezarların dördüncü yüzyılın _selfları ile beşinci yüzyılın başlarına ait olduğu tahmin edilmektedir.

Gonca Mezar Anıtı:Halıdere il Gonca arasındadır. Bir kaide üzerine oturtulmuş lahit ve ayrıntılardan oluşmaktadır. Mezar üçüncü yüzyılda yapılmış. Üzerinde yazıtlar ve tasvirler vardır.

Eski tapınak ve Okul : İzmit’in Akmeşe Bucağında Gregoryanlara ait büyük bir Hristiyan tapınağı ve el sanatları öğretim sitesinden günümüzde bu sitenin ipekböcekçiliği yapılan binası ayakta kalmıştır.

Su Kemerleri : Antik Nikomedi’ya su getiren kemerler, kentin doğusundadır. Sarıca köyü’nün batısında ki vadide iki, doğusunda ise bir büyük su kemeri vardır. Bu kemerlerden köye yakın olan ikisi iki katlı ve beş gözlüdür.

Nymphaion Çeşmesi : İstanbul Caddesi, Yeni Turan İlkokulu yanıdadır. 2.yüzyılda Romalılar tarafından yapılmıştır. Anadolu’nun en büyük çeşmelrindendir.Korint düzeninde süslü olan cephesi kemrinin üzeride yazıtıvardır. (Su perileri) Nymph’lar adına yapılan kutsal çeşmelere Nymphion adı verilmiştir.

Agora : Bugün,sümer okulu yanında Devlet Malzeme Ofisi bahçesinde kalmıştır. Agora’ya ait mermer bloklar ofisi çevreleyen kuzey duvarında kullanılmıştır.

Agustus Tapınağı : Yeni Doğan Mahlle’sindedir. Romalılar tarafıdan yapılan tapınak bugün bir yıkntı halindedir.
Hagios Pantelemon Manastrı : Kentin batısında , Manastır tepesinin yamacındadır.Manastra ait5 m yüksekliğindeki istinat duvarları yamaçta görülebilir.

Sarnıç : İzmit’in doğusunda Cedid mahallesi’nde, Hastane bayırı’ndadır. Kısmen toprağa gömülüdür. Bizans döneminde 250 m lik bir alanı kaplayan ve 1.500 m3 su aldığı hesaplanan sarnıcın bazı sütun ve kemrleri bugün ayaktadır.

Av Köşkü(İzmit Müzesi) : Demiryolunun kuzeyinde saat kulesi’nin yanında Sultan Abdüllaziz tarafında av köşkü olarak yaptırılmıştır. Uzun süre hükümet konağı olarak kullanılmış, 1967′de müzeye çevrilmiştir. Barok üslüpta olan bina iki katlıdır, dış yüzü mermer sütunlarla çevrilidir, Denize bakan yüzünde ikinci kat pencerelerin üstü tuğlalarla süslüdür.
Altkattaki salonlarda, toprak çanak, çömlekler, figürlü kendirler, heykeller, mezar taşları, büstler, madeni ve camesreler , üat katta ise Abdullaziz’in özel eşyaları Osmanlı ve Anadolu beyliklerine ait paralar ve çeşitli etnografig parçalar sergilen mektedir. Atatürk, Kurtuluş Savaşı sırsında bu binada kalmıştır.

Pertev Paşa Külliyesi : İzmit’teki en eski ve en önemli tarihi yapıladandır. 16. yüzyılda Pertev Mehmed Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırlmıştır. Külliye caamii, hamam,medrese, kervensaray ve imaretten oluşaur.
Pertev Paşa Camii : İzmt’in güneydoğusunda demir yolu ankara yolu arasında, Yenicuma Mahallesi’ndedir. Kentin en büyük ve en güzel camii sayılan yapıyı 1579′da Rumeli Beyler Beyi Mehmed Pertev Paşa Mimar Sinan’a yaptırmıştır. Yenicuma Camii adıyla tanınır.
Kesme taştan, kare planlı olarak yapılmıştır. Altı kubbeli son cemat yeri sonradan kapatılmıştır. Kubbesinin sekizgen kasnağında 24 pencere bulunan camiin içi süslemelidir.Memerden mihrabı ve minberi geometrik motiflerle bezenmiştir. yanında bir çeşmeyele bir hamam verdır.

Orhan Camii : İç kalenin _selfsında, Orhan Mahallesi:’nde, bir set üzerindedir. 1355′te Kocaeli sancakbeyi süleyman tarafından ,kiliseden çevirtilerek babasını adı verilmiştir. İzmit’in en eski cammiidir. Kareplanlı olan bina, ahşap bir çatıyla örtülüdür. Camiin yanındaki,Canfeda Kethüda Kadın’ın yaptıdığı çeşme, 1827′de onarılmıştır.

Akça Koca Camii : Yukarı Pazar’dadır. İzmit’i fetheden akçakoca tarafından yapılan camii çeşitli tarihlerde onarım görmüştür.

İmaret Cami : İzmit’te Tepecik Mahallesinde Kanuni Sultan Süleyman zamanında Deftardar Abdüsselam Efendi tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. 1776 depreminde yıkılan cami 1872′de Altıcıoğlu Hatice Hanım tarafından yenilenmiştir. Cami çatı örtülü, tek minarelidir.

Baç Camii (Urgancı Ahmet Çelebi Camii) : İzmit’in Baç Mahallesindedir. Cami Urgancı Ahmet Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Çatı örtülü, tek minarelidir. Bunlardan başka izmit’te hayırsever ve ünlü kişiler tarafından yaptırılmış mescidler vardır. Saat Kulesi : Atatürk Anıtı’nın arkasındaki parktadır.
Abdulhamid II’nin tahta çıkışını 25′inci yıldöneminde (1901) İzmit Valisi Musa Kazım tarafından yaptırılmıştır,1970′te halkın ve kağıt fabrikasının yardımı ile onarılmıştır.Mimarı Vedat Bey’dir. Kullenin duvarları renkli mermer kaplıdır. Beş katlı olan kule, teraslı geniş bir taban üzerine yükselmektedir. Kulenin üst katında saatler, alt katında bir kapı ve çeşmeler bulunmaktadır. Çatısı kurşun kaplı sivri külah biçimindedir.

Fevziye Camii : Demiryolunun güneyinde eski otagar yakınındadır. İzmit’li Mehmed Bey tarafından yaptırıldığından Mehmed Bey Camii diye tanınır. Mimar Sinan’ın eseri olan cami, harap olduğundan, Mahmut II zamanında kaptan-ı Derya Hain (Firari) Ahmet paşa tarafından yeniden yaptırılmıştır. Bu yüzden “Fevziye Camii” adını almıştır. 1894′teki yer sarsıntısında yıkılan camiin yerine bugünkü cami yapılmıştır.

Mustafa Paşa Camii : Gebze Çarşısı’nda, Bağdat Caddesi üzeindedir. 1523′te Rumeli beylerbeyi Çoban Mustafa Tarafından yaptırılmıştır. Mimar Acem Ali’nin eseridir. Sonradan Mimar Sinan tarafından onarılmıştır. Kesme taştan, kare plan olarak yapılmıştır. Son cemaat yeri altı sütun uzerinde beş kubbeyle örtülmüştür. Tek şerefli minaresi sağdadır.
Ana mekan dört duvara binen büyük bir kubbeyle örtülüdür. Mihrap ve minberi renki taş levhalar ve küfi yazılarla süslüdür.Mermer mihrabı mozaiklerle , mermer minberi geometrik motiflerle süslenmiştir. Cami’nin güney tarafındaki iki kat pencereli, sekiz köşeli ve kubbeli türbe,kesme taştan yapılmıştır. Türbede Cami yaptıran Çoban Mustafa Paşa’nın sundukası vardır.

Hannibal’ın Anıt mezarı : Ünlü Kartacalı komutanını anıt mezarı Gebze yakınlarındadır. Selvilerler alanın _selfsında Hannibal’ın büyüklüğünü simgeleyen 24 ton ağırlığında bir taş lahit yer alır. Taş lahidin üzerinde hannibal’ın bir portresi vardır.

Osman Hamdi Bey Müzesi : Türk müzeciliğin kurucusu ressam Osman Hamdi Bey’in Eskihisar’daki yalısı restore edilerek müze haline getirilmiştir. Müzede Osman Hamdi Bey’in taploları sergilenmektedir.

Fatih Sebili : Gebze yakınındaki Hünkar Çayırı Semtindedir. Fatih Sultan Mehmed, Mısır seferine çıkarkan burada ölmüştür. Bu çeşme onun anısına yapılmıştır.

Keiser Köşkü : Sümerbank Hereke Halı Fabrikası’nın bahçesindeki köşk, 1942′de Alman İmparatoru Wilhem Keiser’in Türkiye gezisi nedeniyle yapılmıştır.

Akçakoca Anıt Merkezi: Kandıra ilçesinde Babadağı’nın Kocaeli’nin Fatihi Akçakoca’nın anıt mezarı vardır.

Karadeniz Kıyıları : Kocaeli’nin Karadeniz kıyılarında çeşitli doğal güzellikler görülebilir. Kefken,Kerpe ve kovanağızı’nda ince kumlu plajlar vardır. Özellikle Kefken,Kerpe kıyılarında çeşitli dinlenme tesisleri ve lokantalar bulunur.

Hereke : Hereke, halılarıyla ünlüdür. En değerli Türk halıları burada dokunur.

Kartepe : Kocaeli’nin kış sporları merkezidir. İzmit’in güneydoğusunda, denizden 1.606 metre yüksekliktedir. Kartepe çevresinde küçük göllerde lezzetli balıklar bulunur.

Saatçi Ali Efendi Konağı : 1774′te İzmit’in denize hakim, dik yamaçlı bir tepesine yapılmıştır. Çeşitli yıllarda onarım gören konak, en son 1987′de restore edilmiş ve Etnografya Müzesi olarak açılmıştır. Müzede Kocaeli ve çevresinden derlenmiş çeşitli esreler sergilenmektedir.

Mehmet Bey Hamamı : İzmit’te çarşı içindedir. İznikli Mehmet Bey tarafından 1560 yılında yaptırılmıştır. Planına ve yapı tekniğine göre Mimar Sinan’ın yapmış olduğu düşünülmektedir.

Süleyman Paşa Hamamı: On dördüncü yüzyılda yapılmıştır. Sekiz kubbeli hamamın günümüzde kalıntıları görülebilmektedir.

Yeni Hamam : İzmit’te, Kolordu binasının karşısında İstanbul Caddesindedir. On sekizinci yüzyıl _selflarında
yapılmış olan bu hamamın planı İstanbul’daki Cağaloğlu Hamamının planına benzemektedir.

Yalı Hamamı: Eski Balık pazarınında on dokuzuncu yüzyılda yapılmış, son onarımda eklerle genişletilmiştir.

Küçük Hamam: İzmit’in doğusunda, Hüseyin Paşa Camii yakınındadır. On dokuzuncu yüzyılda yapılmıştır.

Mısırlıoğlu Çeşmesi : Hoca Hasan Mahallesi Alaca Mescit Sokağındadır. 1713′te Mısırlıoğlu adlı bir hayırsever tarafından yaptırılmıştır iki yüzlü bir meydan çeşmesidir.

Kanuni Süleyman Köprüsü : Gebze’nin doğusunda Dilovası Deresi üzerindedir. 65 metre uzunluğundaki köprünün _selfsında üç büyük gözü vardır. Ayaklarının _selfsında boşalma gözleri bulunmaktadır. On altıncı yüz yılda yapılmıştır.

Kocaeli Tarihi

Marmara Bölgesi’nin Kuzey doğu
kesiminde yer alan Kocaeli, tarihi
gelişimiM.Ö.ki yıllara dayanan ve
izleri halen günümüze kadar
gelençeşitli medeniyetlerin
yaşandığı bir bölgedir.
İlk çağlarda, Bithynia adı verilen
bölgede kurulan kentler, sırasıyla,
Olibya, Astakoz, Nicomedia,
İznikmid, İzmid ve Kocaeli
adlarını almıştır.
Asya ve Avrupa doğal geçiş yolları
üzerinde önemli bir kültür, ticaret
ve jeopolitik köprüişlevi gören
kent, M. Ö. bugünkü İzmit’in
güney doğusuna, Başiskele
çevresine yerleşen Megaralı
göçmenler tarafından M.Ö. 712
yılında kurulmuş ve Astakoz adını
almıştır. Kent, M.Ö. 300 yılına
kadar yöreye egemen olmuş, M.Ö.
500-435 yılları arasında bağımsız
bir kent olarak yaşamış ve kendi
adına sikke bastırmıştır. M.Ö. 262
yılında Astakoz halkı, bugünkü
İzmit’in bulunduğu alanda
kurulan bölgeye yerleşmiş ve
kent Bithynia kralı olan
Nikomedes dolayısıyla
Nikomedya adını almıştır.
Nikomedya 1331 yılında Osmanlı
egemenliğine geçtikten sonra,
önce İznikmid, daha sonra İzmid
(İzmit) adını almıştır.
İzmit ilk olarak 11. yy ‘ın
sonlarında Selçuklular zamanında
Türk egemenliğine alındı. (1078)
Daha sonra Haçlı Seferleri
sonunda kısa bir süre Haçlı
Ordusu komutanı Aleksios
Komnenos tarafından işgal edildi.
Türk egemenliğine kesin olarak
geçişi, Orhan Bey döneminde
oldu. 1331 yılında Uçbeyi
akçakoca tarafından Osmanlı
topraklarına katıldı. İl, Kocaeli
adını ise, bu yöreyi Osmanlı
Devleti’ne katan, Osman Bey ve
oğlu Orhan Bey’in uç beylerinden
olan Akça Koca’dan almıştır.
Bu tarihten sonra kente, önce
İznikmid, daha sonra İzmid
(İzmit) adı verildi. Kent en parlak
dönemine Kanuni Süleyman
zamanında ulaştı. 19.yy İstanbul-
İzmit arasında işleyen ve 1873
yılında Haydarpaşa-Ankara
demiryolunun kente
ulaşmasındansonra İzmit’in
ticari ve sosyal yaşamı
canlanmaya başladı.
I. Dünya Savaşı’nın getirdiği
yıkımlar sonucu önemini bir süre
yitiren ve İngilizler ile Yunanlılar
tarafından işgal edilen İzmit, 27
Haziran 1920 de Türk Orduları
tarafından işgalden kurtarıldı.
Cumhuriyet Döneminin
başlarında İzmirtKocaeli ilinin
merkezi oldu ve 1950’ li yıllardan
sonra hızla gelişerek büyük bir
sanayi ve ticaret merkezi haline
geldi.
Kocaeli, Marmara Bölgesi’nde il.
Adını, 1320 senesinde İzmit ve
havalisini fetheden Akça
Koca’danalır.
Coğrafi Konumu
Kocaeli, Marmara Bölgesi’nin
Çatalca-Kocaeli Bölümü’nde,
29°22′-30°21′doğu boylamı,
40°31′-41°13′ kuzey enlemi
arasındayer alır. Doğu ve
güneydoğuda Sakarya, güneyde
Bursa illeri, batıda Yalova ili, İzmit
Körfezi, Marmara Denizi ve
İstanbulili, kuzeyde de
Karadeniz’le çevrilidir. İl merkezi
İzmit’in doğusundan geçen 30°
doğu boylamı Türkiye saati için
esas kabul edilir. Kocaeli ilinin
yüzölçümü 3.505 km²’dir. Asya ile
Avrupa’yı birleştiren önemli bir
yol kavşağında bulunmakta¬dır.
Doğal bir liman olan İzmit Körfezi
işlek bir denizyoludur. İlin
kuzeybatı yüzündeki İstanbul il
sınırı, Gebze ile İstanbul arasında
akan Kemiklidere’nin
doğusundangeçer. Güneybatıda
İstanbul-Kocaeli sınırı İzmit
Körfezi’nin karşı kıyısında Yalova
topraklarıyla son bulur. Bursa
sınırını Sa¬manlı Dağları’nın
tepelerinden geçen hat oluşturur.
Güney¬doğuda bu sınır
Maşukiye’nin hemen yanındaki
Sapanca Gölü kıyısında Sakarya
iline dayanır.
Dağlar
Sakarya Nehri’nın batı
yakasından başlayarak Pamukova
ve İznik Gölü’nün kuzeyinde
Bozburun’a kadar uza¬nan
Samanlı Dağları İzmit, Sapanca ve
Adapazarı çöküntü alanına hâkim
bir konumdadır. Samanlı
Dağları’nın en yüksek noktası
1.606 m’ye erişen Kartepe
(Keltepe)’dir. İldeki diğer önemli
dağlar Dikmen Dağı (1.387 m),
Naldöken Dağı (1.125 m), Naz
Dağı (917 m) ve Çene Dağı’dır
(646 m).

Etiketler:kocaelinin tarihi yerleri kocaelinin turistik yerleri kocaelinin kültür ve turizm değerleri kocaelinin önemli yerleri AKÇAKOCA kocaeli tarihi eserleri kandıranın tarihi kısaca kocaelinin kültür ve turizm değerleri nelerdir kocaeli nin tarihi yerleri kocaeli ve tarihi ve turistik yerler gebze eski foto kocaeli ünlü yerleri kocaeli doğal mekanların turizme katkıları kocaelinın turistik yerleri kocaeli nin kültürel ve turizm değerleri ile ilgili kompozisyon kocaelinin doğal güzellikleri camidüzü kocaelin turistik yerleri yurdumuzun turistik yerleri harita üzerinde yuvacık doğal sit alanları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir