Küçük Atatürk Resimleri

ali ankara bilecik istanbul mustafa kemal nda okuma palas sakarya taki tbmm vs..

Ulu Önder Atatürk Resimleri











TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal ve Ali Fethi (Okyar), Çankaya Köşkü bahçesinde, eşleriyle birlikte


TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal, Lâtife Hanım ile(1923)


TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal, eşi Lâtife Hanım
(sağ baştaki) ve ailesi (Uşaklıgil) ile


Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım, İzmir’de


Mustafa Kemal, annesi Zübeyde Hanım ve kız kardeşi Makbule (Atadan) ile


Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım


Cumhurbaşkanı Atatürk, kız kardeşi Makbule (Atadan) Hanım ile


Mustafa Kemal Paşa, Diyarbakır’da himayesine aldığı Abdurrahim (Tuncak) ile birlikte
(1916)


TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal, Büyük Taarruz öncesi, yetim çocuklar yararına düzenlenen yarışlarda (1922)


TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal, Çiçek Bayramı’nda Gültekin ile
(Mayıs 1922)


TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal, Bilecik Osmaneli İstasyonu’nda bir öğrencinin okuduğu şiiri dinlerken (16 Ocak 1923)


TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal, Bilecik Osmaneli İstasyonu’nda bir öğrencinin okuduğu şiiri dinlerken (20 Ocak 1923)


TBMM Başkanı Gazi Mustafa Kemal, Edremit yolunda, Ergama köyü çocukları ile birlikte (9 Şubat 1923)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Ankara Palas’taki çocuk balosunda, Ömer İnönü ile
(23 Nisan 1929)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Yalova’da, okumak isteyen sığırtmaç Mustafa ile (16 Eylül 1929)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, öğrenci olan Mustafa ile İstanbul’da konuşurken
(19 Eylül 1930)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Dörtyol gezisinde bir çocuğu severken
(15 Şubat 1931)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Sakarya Motoru’nda küçük Ülkü ile Boğaz gezisinde (1934)


Cumhurbaşkanı Atatürk, Ege Vapuru’nda küçük Ülkü ile
(Şubat 1935)


Cumhurbaşkanı Atatürk, küçük Ülkü’ye okumayı öğretirken (3 Mayıs 1935)


Cumhurbaşkanı Atatürk, Feneryolu İstasyonu’nda küçük Ülkü ile merdivenden inerken (17 Mayıs 1936)


Cumhurbaşkanı Atatürk, Florya’da Kılıç Ali’nin evinde küçük Ülkü ile (1936)


Cumhurbaşkanı Atatürk, küçük Ülkü ile bir geziden dönerken (1936)

Cumhurbaşkanı Atatürk, Florya’da küçük Ülkü ile
(21 Haziran 1936)

Cumhurbaşkanı Atatürk, Florya’da küçük Ülkü ile
(21 Haziran 1936)

Cumhurbaşkanı Atatürk, küçük Ülkü ile Ege Vapuru’nda, Trabzon’a giderken
(1937)

Cumhurbaşkanı Atatürk, İstanbul’da küçük Ülkü ile resim ve heykel sergisinde
(20 Eylül 1937)


Cumhurbaşkanı Atatürk, Mersin’de izcilerle (20 Mayıs 1938)


TBMM Başkanı Mustafa Kemal, cephe gerisinde halkla konuşurken
(1921)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, çok sevdiği Foks adlı köpeği ile, Çankaya Köşkü’nün bahçesinde (14 Temmuz 1926)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Birinci Gazi Koşusu’nu izlerken
(10 Haziran 1927)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Ertuğrul Yatı’nın güvertesinde, İstanbul halkını selâmlarken (1 Temmuz 1927)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Boğaz’da tekne gezisinde
(1927)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Çankaya civarında bir at gezintisinde (11 Kasım 1927)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Ankara Tahtakale yangınında
(18 Temmuz 1929)

Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, İstanbul’da ilgililerce karşılanırken
(6 Ağustos 1929)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, manevî kızı Nebile ile Viyana Türk Büyükelçiliği kâtibi Raşit’in düğününde gelin ile dans ederken (1929)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’ın kızının nişan töreninde (20 Aralık 1929)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Hariciye Köşkü’nde yılbaşı balosunda
(31 Aralık 1929)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Orman Çiftliği’nde kahve içerken
(2 Haziran 1930)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, İstanbul’da halk arasında
(11 Haziran 1930)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, armağan edilen baston tüfekle Dolmabahçe Sarayı bahçesinde (1930)


Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Ege Vapuru ile Trabzon’a giderken
(28 Kasım 1930)

10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü Ve Atatürk Haftası


Atatürk sevgisi bilgi ve birikime dayalı bir sevgi olmalıdır. Derinliği olmayan sevginin de, gerekçesi olmayan saygınında kimseye yararı yoktur. Türk milletini önce irade, sonra halkından aldığı destek ve kararlılıkla yeniden dirilişini ve modern Türkiye’nin doğuşunu, içte ve dışta sağladığı barış ortamını yarattığı güç ile ayakta tutup, hazırladıkları Türkiye Cumhuriyeti’ni bizlere emenet edenleri ve bu kahramanların Yüce Önderi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla,rahmetle, minnetle anıyorum.
Bu vatan, bu ulke adına göstermis oldugu engin özveri icin O’na şükranlarımı sunuyorum.
Asaletin Simgesi, İdealist Yapının Temsilcisi, Cumhuriyet’in Kurucusu Mavi
Gözlü Dev, Mekanın Cennet, Ruhun Sad Olsun!

ON KASIM’LARDA YÜRÜMEK

Atatürk’üm işte 10 Kasım yine
Dalgalanır ağaçlarla oğullar
Dalgalanır oğullarla nineler
Dalgalanır ninelerle genç kızlar
Özlemin ta yüreğime işlemiş
Seni bulmak, seni görmek için ben
Bütün toprakaltıyla barışacağım

Ereceğim sana usta, barışta, başarıda
Öyle
Güçlüsün ki
Güçleneceğim
Öyle yücesin ki, yüceleceğim
Düşüne düşüne seni kocaman kocaman
Dağlara, dağlara karışacağım

Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz
Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün
Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt
Sanki ellerim gece
Sanki ellerim gündüz
Yazacağım seni daha, bir daha
Ben senin ölümünle yarışacağım

Fazıl Hüsnü Dağlarca

Mustafa Kemal Atatürk 1881 – Sonsuza Dek

Çanakkale Savaşı Ve Atatürk Resimleri

Kaynak: Türkiyenin Paylaşım Platformu http://www.hossohbet.net/forum/ataturk-resimleri/13768-ataturk-ve-canakkale-savasi-resimli-anlatim.html

> Atatürk’ün Renklendirilmiş Resimleri







….atatürk’ün Üstün Kişiliği…..

….atatÜrk’Ün ÜstÜn kİŞİlİĞİ…..
Aşağıdaki resim küçültülmüştür. Buraya tıkla***** büyütebilirsiniz. Resmin orijinal boyutları 795×596.

Atatürk, milletin tarihî seyrini değiştirebilecek üstün meziyetleri sayesinde, memleketi askerî ve siyasî zaferlerle uçurumun kenarından kurtarmıştır. Dünya tarihirıde, her türlü imkânsızlığa rağmen inandığı fikri tatbik sahasına dökmüş. “Ya istiklâl, ya ölüm!” parolası ile bir Millî Mücadele kazanınış, arkasından yepyeni hüviyette bir çağdaş millet ve devlet yaratmış adam azdır. İçinde bulunduğu şartları değerlendirmede, engelleri ortadan kaldırmada gösterdiği büyük başarı Atatürk’ün ayrı bir özelliğini teşki1 etmektedir. Diyebiliriz ki Atatürk, Türk toplumunda sadece çağdaşlaşma gereğini gördüğü için değil, bu çağdaşlaşmayı en kısa zamanda gerçekleştirecek yolu gösterdiği için ve nihayet çağdaşlaşmaya engel olan etkenleri cesaretle bertaraf ettiği için büyüktür. Esasen “Modern Türkiye’nin Kurucusu” sıfatını da işte bu büyüklüğünden almaktadır.

Büyük Nutkun sonlarında, Türk gençliğine hitaben çizdiği tablo, aslında, kendisi mücadeleye atıldığı zaman, memleketin içinde bulunduğu tablodur. Atatürk, en güç şartlar altında bile, herşeyin bitti zannedildiği bir zamanda bile, Türk milletine güven hissinin kaybolmaması gerektiği gerçeğirri, eseriyle ispatlamış bir millî kahramandır; onun için sembol olmuştur, onun için bayrak olmuştur.
Atatürk gerçeğin adamıdır; sağduyunun ve ince görüşün adamıdır. Nerde ne yaptı, neye karar verdi ise daima en iyisini yapmış, en hayırlısına karar vermiştir. Halkın eğilimlerini çok iyi sezen ve ruhlara sızmasını bilen usta inkılâpçılığı sayesindedir ki müşterek arzu ve eğilimler kolayca millî ülkü haline gelebilmiştir. Giriştiği mücadelenin başından sonuna kadar Türk milletinin yüksek vasıflarına güvenmiş, kazanılan her türlü zaferin milletin eseri olduğunu söylemiştir. Bütün teşebbüslerinde millet sevgisine dayanmış, kudretli kişiliği ve gerçeği sezişe dayanan ikna kuvvetiyle kütleleri sürükleyebilecek bir lider olduğunu göstermiştir. Millî kurtuluşa bayrak olan fikirleri, görüşleri ve ölmez eseriyle, tesirleri memleket sınırlarını aşmış, mazlum milletlerin bağımsızlık ve hürriyet mücadelesinde manevî kuvvet olmuştur.

Atatürk yaratıcısı, yapıcısı olduğu “Türk İnkılâbı”nı ifade ederken: “Bu inkılâp, yüksek bir insanî ülkü i1e birleşmiş vatanperverlik eseridir. Çocuklarına bütün güzellikleri ve bütün büyüklükleri görmek ve aynı zamanda bütün sefaletlere acımak sanatını öğretmektedir” diyordu. Kendisi de yarattığı inkılâbın imanlı bir yapıcısı sıfatıyla bütün dünyaya açık yürekle, samimiyetle ve dostlukla bakıyordu. Gerçekten, “Ne Mutlu Türküm diyene!” vecizesiyle kalplere millî iman perçinleyen Atatürk, aynı zamanda insanlık idealinin ve insan sevgisinin de sembolü idi. Yabancıların, “Düşmanlarınız kimlerdir?” sorusuna, “Biz kimsenin düşmanı değiliz; yalnız insanılığın düşmanı olanların düşmanıyız!” cevabını veriyordu. İşte bu insancıl yönü iledir ki tamamen millî nitelik taşıyan “Atatürk İnkılâbı” aynı zamanda bütün insanlığın hayranlığını da üzerinde toplamaktadır.
Atatürk’ün insanlık değerlerine içten ve büyük saygısı vardı. O, bütün insanlığın asırlar boyu övdüğü ııe övündüğü meziyetleri üstün kişiliğinde toplamıştı. Hayatı boyunca gösterdiği davranışlar bu meziyetleri sergiliyordu. Şöyle ki:

-Muzaffer Başkomutan olarak İzmir’e girdiği gün, önüne serilen düşman bayrağını, “Bayrak bir milletin bağımsızlık alâmetidir; düşmanın da olsa saygı göstermek gerekir!” diyerek, onu yerden kaldırtan,
-Bir milleti hürYiyet ve bağımsızlığa kavuşturan büyük eserinin haşmeti karşısında, memleketin büyük sanatkârları, şairleri, tiyatro sanatçıları elini öpmek istedikleri zaman “Sanatkâr el öpmez; sanatkârın eli öpülür!” cevabını veren ,

-Çanakkale’de kendisine karşı savaşırken bir kolunu kaybeden ünlü Fransız Generali Gouraud’ya, yıllar sonra Ankara’da karşılaştıkları zaman -Generalin boş kolunu. işaret ederek- : “Türk topraklarında yatan şerefli kolunuz, memleketlerimiz arasında son derece kıymetli bir bağdır!”diyen ,
- Çanakkale şehitleri törenine konuşma yapmak üzere giden bir Bakanına, harpte ölen diğer millet askerleri için de: “Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz!” diye not yazdıran,

- Mısır elçisine, bir sabah, Çankaya sırtlarından doğmakta olan güneşi göstererek: “Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız! Şu anda günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün doğu milletlerinin de uyanışını öyle görüyorum. Bağımsızlık ve hürriyetine kavuşacak daha çok kardeş millet vardır. Bu milletler, bütün güçlüklere, bütün engellere rağmen mânileri yenecekler ve kendilerini bekleyen geleceğe ulaşacaklardır. Müstemlekecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak ve yerlerini milletler arasında hiç bir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir âhenk ve işbirliği çağı alacaktır!”

Diyen Büyük Atatürk, gerçekten insan sevgisinin ve insanlık idealinin kolay erişilemeyecek bir örneği idi. Bu davranışlar, belki de insanlık tarihinde eşi olmayan şeylerdi ve O’nun büyüklüğünü, O’nun genişliğini, O’nun engin hoşgörüsünü simgeliyordu.

“Yurtta barış, cihanda barış” için çalışmak, Atatürk için dünyamızda yaşayan bütün insanları birbirine daha çok yaklaştırmak, daha çok sevdirmek yolundaki çabaların bir parçası idi. O, “İnsan herşeyden önce mensup olduğu milletin varlığı ve mutluluğu için çalışmalı; fakat başka milletlerin de huzur ve refahıni düşünmelidir” derken, işte bu çabasını dile getiriyordu. Atatürk’e göre “Dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu temine çalışmak, demekti”. Çünkü, “dünyada ve dünya milletleri arasında sükûn ve iyi geçim olmazsa, bir millet kendi kendisi için ne yaparsa yapsın huzurdan mahrumdu”. İşte Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesinin kökleri böyle insancıl bir .düşünceden, böyle insancıl bir idealden kaynaklanıyordu.
Atatürk’e göre “Milletleri idare edenlerin vazifesi, hayatı mutlu kılmak hususunda milletlerine yol göstermekti. Bütün insanlığın varlığını kendi şahıslarında gören adamlar mutsuzdiı. Hayatta mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı ve huzuru için çalışmakla mümkündü. Natta bir devlet adamı böyle hareket ederken “Benden sonra gelecekler, acaba böyle bir ruhla çalıştığımı fark edecekter mi diye bile düşünmemeliydi.”

O, karşılık beklemeksizin, insanlığın mutluluğuna hizmet edebilecek adam yetiştirmenin, en büyük zevk olduğunu söylüyor ve şöyle diyordu: “Bahçesinde çiçek yetiştiren insan, bu çiçekten birşey bekler mi? Adam yetiştiren insan da, çiçek yetiştirendeki hislerle hareket etmelidir. Ancak bu tarzda düşünen ve çalışan adamlardır ki memleketlerine, milletlerine ve bunların geleceğine faydalı olâbilirler”.
Atatürk’e göre, milletler arasında düşmanlıkların yerini akrabalık bilinci almalı idi. Kıta’alar ve milletler arasında ırkçı ve şoven yaklaşımlar, yerini bütün insanlığın paylaştığı bazı ortak değerlere terk etmeli idi. “İnsanları mesut edecek yegâne vasıta, onları birbirine yaklaştırarak, onları birbirlerine sevdirecek karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını temine yarıyan hareket ve enerji idi. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ideal yolcularının çoğalması ve muvaffak olmasıyla mümkün olacaktı. Dünya vatandaş(arı kıskançlık, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmeli, insanlığın bütününün refahı, açlık ve baskının yerini almalıydı.” Bütün milletlerin çağdaş uygarlık düzeyinde birleşmesi, bu ortak uygarlığa dahil olması Atatürk’ün en samimî arzusu idi. Çünkü O, insanlığın hepsini bir vücut ve her milleti bunun bir organı sayıyordu.
Atatürk’e göre, insanlar arasında artık hiçbir renk, din ve ırk ayırımı tanımayan bir ahenk ve işbirliği çağı açılmalı, milletler bağımsızlıklarını, millî niteliklerini, millî kültürlerini kaybetmeksizin, her türlü emperyalist görüşün dışında, insanlığın ortak değerlerinde birleşmeli idi. Bu ortaklaşa değerlerin kıtaları birbirine bağlaması, insanları renk, ırk ve din farkı gözetmeksizin birbirine yaklaştırması lâzımdı. Çünkü insanlığın yükselmesi, insanlık idealinin gerçekleşmesi bu şuurun ayakta tutulmasına bağlı idi. İşte Atatürk, görüş ve düşünceleriyle, bu yönüyle de insanlık tarihi önünde aşılamayacak bir büyüklüğü temsil etmektedir.

Son söz olarak diyebiliriz ki, Atatürk’ün hayatı, şahsiyeti ve eseri incelendiği zaman, insanoğlu, hayranlığını gizleyememekte; bu millî kahramanı kutlamakta, bu kutsal mücadelenin önünde saygı ile eğilmektir.

Sponsorlu Bağlantılar
Aramalar: kuçuk ataturk resımlerı ataturk resımlerı kuçuk boy atatürkün renkli fotoğrafları atatürk resimli hayatı atatürk resimleri küçük
Etiketler:atatürk görselleri küçük atatürk resimleri atatürk resimle atatürkün fotoğrafları atatürk ertuğrul yat 1 temmuz tbmm atatürk ve müzik mustafa kemal atatürk fotoğrafları büyük önder atatürk resimleri ulu önder atatürk atatürk florya köşkü atatürk görseller ulu önder atatürk resimleri atatürk çocukluğu büyük taarruz atatürk küçük atatürk resmi osmaneli atatürk resimleri atatürk mersinde atatürk ve ülkü resimleri çankaya köşkündeki atatürk resimleri
Anadolu: Anadolu (Küçük Asya veya Diyar-ı Rum olarak da bilinir), Asya kıtası'nın en batısında yer alan bir yarımadadır.
Küçükçekmece: Küçükçekmece, İstanbul'un batısında aynı adlı gölün çevresinde kurulmuş bir ilçedir. 1987 yılında, ikisi köy (Kayabaşı ve Şamlar), 25'si mahalle olmak üzere toplam 27 yerleşim yeri Bakırköy ilçesinden ayrılarak kurulmuştur.
Küçük Macellan Bulutu: Küçük Macellan Bulutu (KMB), yüz milyonlarca yıldız içeren bir cüce gökada.
Küçük kediler: Küçük kediler (Felinae), kedigiller (Felidae) familyasının bir alt familyası.
Küçük sınıf otomobil: Küçük sınıf otomobiller, Avrupa'da B-segmenti ya da Supermini , genellikle 3700 ile 4099 mm arası uzunluğa sahip, donanım bakımından zayıf, kaliteleri nispeten daha düşük, performansları pek başarılı olmayan giriş modelleridir.
Mustafa Kemal Atatürk: Mustafa Kemal Atatürk (Nüfus kâğıdında Kamâl Atatürk) (d. 1881, Selânik – ö. 10 Kasım 1938, İstanbul), Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı olan Türk siyasetçi ve devlet adamı.
Atatürk Olimpiyat Stadyumu: İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı, olimpiyatlara hazırlık projesi kapsamında Türk atletizmine ve futboluna hizmet etmesi amacıyla yaptırılmıştır.
Atatürk Havalimanı: Atatürk Havalimanı (IATA: IST, ICAO: LTBA) veya eski adıyla Yeşilköy Havaalanı, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda bulunan uluslararası havalimanı.
Atatürk Üniversitesi: Atatürk Üniversitesi, 1957 yılında Erzurum'da kurulmuş, Türkiye'nin en eski 7. üniversitesidir.Resmi gazete ile bildirilmede 6.dır.
Atatürkçülük: Atatürkçülük veya Kemalizm, kelime anlamı olarak Mustafa Kemal Atatürk'ün düşüncelerinin ve görüşlerinin takipçisi olma anlamını içeren, ideolojik olarak emperyalist devletlerin fakir ve geri kalmış bir millete karşı giriştiği paylaşma hareketine tepki olarak doğan; Türk milliyetçisi, anti-komünist ve popülist yapılı, belirli bir sınıf desteğine dayanmayan; geri kalmış safsata ve batıl itikatlardan güç alan kurumlar yerine akla ve bilime dayanan kurumları getirmeyi amaç edinen, anti-emperyalist Mustafa Kemal Atatürk'ün ideolojisi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir