Matematikte Kullanılan Sembollerin Ortaya Çıkışı

beyaz bu eden eleman eski fark geometri ortak pek pi renk resim ..

Matematikte Kullanılan Sembollerin Tarihçesi?

Lütfen matematikte kullanılan sembollerin tarihçecini yazın…

Matematikte Kullanılan Sembollerin Tarihi

Sayılar ve matematikte kullanılan işaretler matematik sembolleridir. Örneğin ;

{ … } küme { } , Ø boş küme

Ç kesişim U birleşim

Ì alt küme Ë alt küme değil

É kapsar Î elemanı

Ï elemanı değil – fark işlemi

s(A.) A kümesinin eleman sayısı

A’ A kümesinin tümleyeni

E Evrensel küme = Eşittir

% yüzde sembolü ~ benzerdir

// paraleldir ^ diklik

doğru parçası büyüktür £ küçük eşittir

³ büyük eşittir |x| mutlak değer

º denktir ¹ eşit değildir

@ eştir » yaklaşık olarak eşittir

Matematik Sembollerinin tarihsel Ortaya çıkışı

Pİ SAYISI
Birçoğumuz, resim yaparken dağların ardından parıldayan güneşi, altın sarısı bir daire; gece nuruyla arzı aydınlatan dolunayı da beyaz bir daire olarak çizmişizdir. İrili ufaklı çemberlerin, renk renk dairelerin resimlerimize kattığı güzelliğin farkına varmış, geometri derslerinde çoğumuz farklı boyutlardaki bu dairelerin ortak sırrı olan, çevresinin çapına oranını ifade eden “pi” sayısını öğrenmişizdir.
Eski çağlarda yaklaşık değeri 3 olarak düşünülen pi sayısı bir dairenin çevresinin çapına olan oranını ifade eder.Arşimet pi sayısının değerini bulmak için çok istekli idi.Bu değerin 3 1/7 ile 3 10/71 arasında olduğunu gösterdi.
Daha sonra pek çok matematikçi pi sayısı için daha yakın değerde bulmaya çalıştılar. Wallis (1616 -1703 ) pi sayısını gösteren

p 2n .2n
——– = —————————————–
2 (2n-1).(2n-1)

yaklaşımını buldu.
Gregory(1638 -1676) pi sayısı için sonsuz terimli bir seri ortaya koydu.
p/4 = 1-1/3 +1/5-1/7+1/9-1/11+………..
Babilliler : 3 1/8
Mısırlılar : (16/9)^2 =3.1605
Çinliler : 3
Batlamyos :377/120
Fibonacci :3.141818

BOŞ KÜME
Hiç bir elemanı olmayan kümeye boş küme denir.
Boş küme { } ya da Ø sembolleri ile gösterilir.
Eşit olan kümeler ayın zamanda denktir. Fakat denk kümeler eşit olmayabilir.
{.} ve {0} kümeleri boş küme olmayıp birer elemana sahip iki denk kümedir.

Eşittir işareti günümüzdekine benzer şekli ile ilk kez 1557 yılında Galli matematikçi Robert Recorde (1510–1558) tarafından kullanılmış olan işarettir.

Tarihçe:

16. yüzyıla kadar bütün matematikçiler kendilerine has eşittir işaretleri kullanırlardı ve ortak bir gösterim biçimi olmaması birbirlerini anlamalarını zorlaştırmaktaydı. Emre Robert Recorde 1557 tarihli The Whetstone of Witte adlı yapıtında : “Eşittir sözcüğünü bıktırıcı bir biçimde tekrar tekrar kullanmaktansa genelde çalışırken yaptığım gibi paralel iki çizgi koyacağım , çünkü paralel iki çizgiden daha eşit bir şey olamaz” diyerek ilk kez kullanmıştır.

Matematiğin Tarihçesi

Ortaçağ

İslâm Dünyası’nda başta aritmetik olmak üzere, matematiğin geometri, cebir ve trigonometri gibi dallarına önemli katkılarda bulunan matematikçiler yetişmiştir. Ancak bu dönemde gerçekleşen gelişmelerden en önemlisi, geleneksel Ebced Rakamları’nın yerine Hintlilerden öğrenilen Hint Rakamları’nın kullanılmaya başlanmasıdır.

Konumsal Hint rakamları, 8. yüzyılda İslâm Dünyası’na girmiş ve hesaplama işlemini kolaylaştırdığı için matematik alanında büyük bir atılımın gerçekleştirilmesine neden olmuştur.

Daha önce Arap alfabesinin harflerinden oluşan harf rakam sistemi kullanılıyordu ve bu sistemde sayılar, sabit değerler alan harflerle gösteriliyordu. Örneğin için a harfi, 10 için y harfi ve 100 içinse k harfi kullanılıyordu ve dolayısıyla sistem konumsal değildi. Böyle bir rakam sistemi ile işlem yapmak son derece güçtü.

Erken tarihlerden itibaren ticaretle uğraşanların ve aritmetikçilerin kullanmaya başladıkları Hint Rakamları’nın üstünlüğü derhal farkedilmiş ve yaygın biçimde kabul görmüştü. Bu rakamlar daha sonra Batı’ya geçerek Roma Rakamları’nın yerini alacaktır.

Cebir bilimi İslâm Dünyası matematikçilerinin elinde bağımsız bir disiplin kimliği kazanmış ve özellikle Hârizmî, Ebu Kâmil, Kerecî ve Ömer el-Hayyâm gibi matematikçilerin yazmış oldukları yapıtlar, Batı’yı büyük ölçüde etkilemiştir.

İslâm Dünyası’nda büyük ilgi gören ve geliştirilen bilimlerden birisi olan astronomi alanındaki araştırmalara yardımcı olmak üzere trigonometri alanında da seçkin çalışmalar yapılmıştır. Bu konudaki en önemli katkı, açı hesaplarında kirişler yerine sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjant gibi trigonometrik fonksiyonların kullanılmış olmasıdır.

Yeniçağ

Bu dönem diğer alanlarda olduğu gibi matematik alanında da yeniden bir uyanışın gerçekleştiği ve özellikle trigonometri ve cebir alanlarında önemli çalışmaların yapıldığı bir dönemdir.

Trigonometri, Regiomontanus, daha sonra da Rhaeticus ve Bartholomaeus Pitiscus`un çabalarıyla ve cebir ise Scipione del Ferro, Nicola Tartaglia, Geronimo Cardano ve Lodovice Ferrari tarafından yeniden hayata döndürülmüştür.

Yapılan çalışmalar sonucunda geliştirilen işlem simgeleri, şu anda bizim kullandıklarımıza benzer denklemlerin ortaya çıkmasına olanak vermiş ve böylelikle, denklem kuramı biçimlenmeye başlamıştır.

Rönesans matematiği özellikle Raffaello Bombelli, François Viète ve Simon Stevin ile doruk noktasına ulaşmıştır. 1585 yılında, Stevin, aşağı yukarı Takîyüddîn ile aynı anda ondalık kesirleri kullanmıştır.

Bu dönemde çağdaş matematiğin temelleri atılmış ve Pierre de Fermat sayılar kuramını, Pascal olasılık kuramını, Leibniz ve Newton ise diferansiyel ve integral hesabı kurmuşlardır.

Yakınçağ

Bu dönemde Euler ve Lagrange, integral ve diferansiyel hesabına ilişkin 17. yüzyılda başlayan çalışmaları sürdürmüş ve bu çalışmaların gök mekaniğine uygulanması sonucunda fizik ve astronomi alanlarında büyük bir atılım gerçekleştirilmiştir. Mesela Lagrange, Üç Cisim Problemi’nin ilk özel çözümlerini vermiştir.

Bu dönemde matematiğe daha sağlam bir temel oluşturmaya yönelik felsefi ağırlıklı çalışmalar genişleyerek devam etmiştir. Russell, Poincaré, Hilbert ve Brouwer gibi matematikçiler, bu konudaki görüşleriyle katkıda bulunmuşlardır.

Russell, matematik ile mantığın özdeş olduğunu kanıtlamaya çalışmıştır. Matematiğin, sayı gibi kavramlarını, toplama ve çıkarma gibi işlemlerini, küme, değilleme, veya, ise gibi mantık terimleriyle ve matematiği ise “p ise q” biçimindeki önermeler kümesiyle tanımlamıştır.

Hilbert’e göre ise, matematik soyut nesneleri konu alan simgesel bir sistemdir; mantığa indirgenerek değil, simgesel aksiyomatik bir yapıya dönüştürülerek temellendirilmelidir.

Sezgici olan Brouwer de matematiğin temeline, kavramlara somut içerik sağlayan sezgiyi koyar; çünkü matematik bir teori olmaktan çok zihinsel bir faaliyettir. Poincaré’ye göre de matematiğin temelinde sezgi vardır ve matematik kavramlarının tanımlanmaya elverişli olması gerekir.

Yine bu dönemin en orijinal matematikçileri olarak Dedekind ve Cantor sayılabilir. Dedekind, erken tarihlerden itibaren irrasyonel sayılarla ilgilenmeye başlamış, rasyonel sayılar alanının sürekli reel sayılar biçimine genişletilebileceğini görmüştür. Cantor ise, bugünkü kümeler kuramının kurucusudur.

Matematik Semboller

Matematik Semboller

Sayılar ve matematikte kullanılan işaretler matematik sembolleridir. Örneğin ;

{ … } küme

{ } , Ø boş küme

Ç kesişim

U birleşim

Ì alt küme

Ë alt küme değil

É kapsar

Î elemanı

Ï elemanı değil

- fark işlemi

s(A) A kümesinin eleman sayısı

A’ A kümesinin tümleyeni

E Evrensel küme

= Eşittir

% yüzde sembolü

~ benzerdir

// paraleldir

^ diklik

doğru parçası

büyüktür

£ küçük eşittir

³ büyük eşittir

|x| mutlak değer

º denktir ¹ eşit değildir

@ eştir » yaklaşık olarak eşittir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir