Mesnevi Örnekleri Mevlana

Sponsorlu Bağlantılar
allah bir bu dile diye giden ilk iran islam mesnevi mevlana ona tek ulu yol zindan Mesnevi Örnekleri Mevlana Mevlananın Mesnevisinden Örnekler dini mesneviler mesnevi örnekleri mevlana mevlanan..

Mevlana Ve Mesnevi’ Si

MEVLANA VE MESNEVİ’ Sİ

Mesnevi, İran edebiyatının klasik Türk edebiyatına kattığı bir nazım biçimidir. Bu türün başlıca örneklerini verenler arasında İslam kültürünün en büyük filozof ve şairlerinden birisi olan Mevlana Celaleddin’ in yeri çok ayrıdır. Hemen hemen bütün yapıtlarını Farsça yazmış olan Mevlana bu Mesnevisinde de olduğu gibi eserlerinde en çok dini , tasavvufu ve Allah aşkını işleyen konulara yer vermiştir. Mevlana bu mesnevisine diğer Mevleviler gibi Besmeleyle başlamıştır. Çünkü onlar mesnevi nazım şeklinin ilk on sekiz beytine çok önem verirken bunları mesnevinin Fatihası olarak olarak adlandırmışlardır.
Mesnevide gerçeğe, aşk yoluyla kendinden geçip, kendini derin bir aşka bırakma yoluyla ulaşılabileceğini anlatmaya çalışmıştır. Onun yansıtmaya çalıştığı aşk, her zaman kullarına merhametli, kainatın tek yaratıcısı olan O ulu yaratıcıya olan aşktır, Allah aşkıdır.
Dünya nimetlerinin ve insanların dış güzelliklerinin geçici olup, asıl olan aşkın Allah aşkı olduğunu, mesnevisindeki güzel bir halayığa aşık olan bir padişahın hikayesiyle örneklendiren Mevlana, Allah’a olan aşkını, ‘Allah aşkıyla yanıp tutuşan yürekler mukaddestir’ sözüyle de dile getirerek yüceltmiştir. Bu dünyayı bir zindan olarak gören Mevlana, mesnevisinde kendine göre dünyanın tanımını, ‘Tanrı’ dan gafil olmaktır’ diye vurgulamıştır. Ancak Allah aşkına ulaşıldığında dünya azabından kurtulunup huzura erişilelebileceği kanaatindedir.
Allah’a karşı olan örneksiz aşkını, O’nun peygamberlerine, peygamberlerinin mucizelerine, meleklerine, kitaplarına olan sonsuz inancından ve sevgisinden bahsederek onları sayfalarca, beyitlerce överek bahsetmiştir. Zaten ona göre Allah aşkına giden yol, O’nun yarattığı her varlığı sevmekten geçermiş. Mesneviyi süsleyen hikayelerde de bahsedilen insanlar ve topluluklar arasında kesinlikle din, ırk, mezhep ve hiçbir statü ayrımı gözetilmediği göze çarpıyor. En ünlü sözü ‘Ne olursan ol, gel’ in de buna işaret ettiğini görüyoruz. Buradan da Mevlana’nın ne kadar insan sevgisiyle bütünleşmiş dini bütün mizaca sahip bir insan olduğunu anlayabiliyoruz.
İslam’ın şartlarında ve Kur’an’ın ayetlerinde de yer aldığı gibi hayır ve şerrin Allah’tan geleceğini içindeki tüm Allah korkusuyla ve aşkıyla mesnevisine yansıtan Mevlana, kader ve kısmetin de her şeyin sahibi olan Allah’ın bileceği bir iş olduğunu mesnevisinde sıkça vurgulamıştır. Mevlana’nın Allah’ın ne kadar ulu olduğu, O’na iman edenlerin O’nun tarafından hep korunduğu, inananlara kötülük yapanlarınsa hep cezalandırıldığı görüşlerini -çölden geçerken kumların üzerinde namaz kılan bir zahidle karşılaşan hacıların düştüğü şaşkınlığı anlatan hikayeden ve bir yahudi padişahın ateşe attığı halde Allah’a iman eden bir çocuğun o ateşte yanmaması ile çevresindekilerin yaşadıklarını anlatan hikayeden- çok açık bir şekilde görebiliyoruz.
Peygamberlerin hayatlarından, mucizelerinden, kıssalarından bölümler derleyerek bunları, o güzel mesnevisinin hikayelerle bütünleşen beyitlerine serpiştirmekle mesnevisine dinsel ve tasavvufi bir hava katan Mevlana, insanların bu mucizelerle zenginleşmiş hikayeleri okurken kendi yaşamlarında da bunları göz ardı etmeden olayları örnek alarak yaşamlarını sürdürmelerini arzu etmiştir. Mesnevideki hikayelerde, insanlar arasındaki diyaloglarla birlikte yeri geldiğince hayvanlar arasındaki veya dudu kuşu hikayesindeki gibi bir insanla bir hayvanın arasındaki geçen olayların karşılaştırılmasına da yer verilmiş. Onların duygu ve düşüncelerinin tahlillerini, inanç ve davranışlarındaki doğrularını, yanlışlarını barındıran ana fikirleri, mecazlarla, hikayelerle, peygamberlerimizin mucizeleriyle ve Kur’an’dan ayetlerle, hadislerle aktarmıştır. Erdemli ve edepli insan olmanın faydalarını, önemini, dürüstlüğün şahıslara neler kazandıracağını, yapılan her davranışın Allah huzurunda ne şekilde değerlendirileceğini, hangi davranışlarla Allah’ın sevgili kulu olunabileceğini, hangi olaylarda günaha, sevaba, yalana, doğruya dikkat etmeleri gerektiği hakkında öğütler vererek iyiliğe, hoşgörüye davet ederken, bu hikayelerden onların kıssadan hisse çıkarmalarını istemiştir ve mesnevisinin içine bu önemli, ders verici nitelik taşıyan unsurları da katmıştır.
Mesnevisini süslü ve mecazlı cümleler kullanarak yazan Mevlana, bu yolla mesnevisine sürükleyici ve akıcı bir dil ve hava katmıştır. Bu şekilde anlatmak ve vurgulamak istediği Allah sevgisini ve aşkını eserini okuyanları sıkmadan aktararak okuyanlar tarafından sevilmesini sağlamıştır. Bunda da başarılı olduğunu, eserin birçok dile çevrilmiş-açımlanmış olmasından, bir çok insan tarafından yüzyıllarca okunmuş örnek alınmış olmasından, fikir ve düşüncelerinin günümüze kadar yaşayarak gelmesinden anlıyorum. Bunların bende uyandırdığı düşünce ise eserin, yazılmış olan yüzlerce hatta binlerce eserden biri olmayıp sıradanlıktan sıyrıldığı gibi din ve tasavvuf konusunda insanlara bilgi verici ve aydınlatıcı evrensel bir eser olduğudur.

Etiketler:dini mesneviler mesnevi örnekleri mevlana mevlananın mesnevisinden örnekler mesnevinin önemi mevlananın mesnevisinden şiir örnekler mevlana mesnevi örnekleri mesnevi deki olaylar mesnevi şiirler misaller mevlananın liseler için mesnevisi mevlananın mesnevisinden şiir örnekleri mevlana mesnevi örneği mevlana mesnevi din mevlanadan allaha iman mesnevideki hikayelerin ana fikri din ve tasavvuvu mesneviler mevlananın mesnevisindenşiirler mevlana mesnevisine örnek şiirler mevlana mesnevi örnekleri mevlananın mesnevi hikayeleri mevlananın mesnevisindeki ana fikir
Mesnevi (edebiyat): Mesnevi özellikle Arap, Fars ve Osmanlı edebiyatında kendi aralarında uyaklı beyitlerden oluşan ve aruz ölçüsüyle yazılan divan edebiyatı şiir biçimidir.
Mesnevi (Mevlânâ): Mesnevî ya da Mesnevî-i Manevî (Farsça: مثنوی معنوی), Mevlânâ Celâleddin Rumî'nin altı ciltlik Farsça eseri.
Mesnevî-i Nuriye: Mesnevî-i Nuriye, Said Nursi'nin oniki risaleciğinin kendisi tarafından birleştirilerek tek kitap haline getirilmiş eseridir.
Muhammed Celaleddin-i Rumi: Mevlânâ Celaleddin-i Belhi Rumi (Farsça:مولانا جلال الدین محمد رومی Mevlānā Celāleddīn Muhammed Rūmī (30 Eylül 1207, Belh-17 Aralık 1273, Konya), İslam ve tasavvuf dünyasında tanınmış bir Fars(Tacik) veya Türk şair ve düşünce adamı. Mevlevi yolunun öncüsüdür. Prenses Gürcü Hatun ile yakın dosttur. Hatta Mevlana portresini ve Mevlana Türbesini ilk Gürcü Hatun yaptırmıştır. Bu sayede Bilinen tek bir Mevlana portresi ve yaygınlaşan Mevlana türbeleri bu şekilde ortaya çıkmıştır.
Mevlanakapı, Fatih: Mevlanakapı, İstanbul'un Avrupa Yakası'nda bulunan Fatih ilçesine bağlı 57 mahalleden biridir. İdari sınırlarına bakıldığında kuzeyinde Topkapı; güneyinde Silivrikapı; doğusunda Şehremini ve Seyyid Ömer; batısında ise Zeytinburnu ilçesine bağlı Maltepe mahalleleri bulanmaktadır.
Mehmet Ebussuud Efendi: Mehmet Ebussuud Efendi, "Ebū s-Su'ūd" veya "Hoca Çelebi" (d. 30 Eylul 1490 – ǒ. 23 Ağustos 1574), Şeyhülislamı'dır.
Mevlana Müzesi: Mevlana Müzesi, Konya'da bulunan, eskiden Mevlâna'nın dergâhı olan yapı kompleksinde, 1926 yılından beri faaliyet gösteren müzedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir